Son Dakika
|
DÜNYA
Pezeşkiyan: "Ülke durma noktasına gelmedi"
İran: "Savaş ateşi tüm dünyaya yayılacaktır"
Gri kategoride aranan FETÖ firarisi Şadan Sakınan yakalandı
ABD, Kuveyt Büyükelçiliği'ni kapattı
Beşiktaş’ta metruk bina park halindeki aracın üzerine çöktü
İsrail-ABD ordusunun vurduğu Gandi Hastanesi’ndeki hasar görüntülendi
Kripto varlık işlemlerinde on binde 3 işlem vergisi alınacak
Peskov: "İran yönetimiyle sürekli temas halindeyiz"
Kapıköy Gümrük Kapısı’nda sessizlik
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Ecuador Prison Crisis and the Rise of Criminal Control
ABD’nin Dubai Konsolosluğu’na İHA saldırısı
Trump: "ABD, gerekirse Hürmüz Boğazı'ndan geçen tankerlere refakat etmeye başlayacaktır"
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Türkiye Yüzyılı, Türk milletinin zirve yüzyılı olacaktır"
Beşiktaş Kulübü’nün 123. kuruluş yıl dönümü kutlandı
İngiltere, Kıbrıs Adası çevresine savaş gemisi konuşlandıracak
İGA İstanbul Havalimanı ve Airbus eğitim ortağı oldu
ABD’den Suudi Arabistan’da muhtemel hava saldırısı uyarısı
SAĞLIK
Kahta Devlet Hastanesi’nde lazer ile varis tedavisi başarıyla uygulandı
03 Mart 2026 Salı - 15:49:04
Adıyaman’ın Kahta Devlet Hastanesi’nde bir ilk daha başarıyla gerçekleştirildi. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Hüseyin Erdinç tarafından, kronik venöz yetmezliği bulunan bir hastaya ultrason eşliğinde radyofrekans kateter ile ablasyon işlemi uygulandı. Kesi gerektirmeyen modern tedavi yöntemi sayesinde işlem başarıyla tamamlanırken, hasta aynı gün sağlıklı ve konforlu bir şekilde taburcu edildi. Minimal invaziv yöntem olarak bilinen radyofrekans ablasyon tekniği, varis tedavisinde hızlı iyileşme süreci ve düşük komplikasyon riski ile dikkat çekiyor. Hastanede yeni ve modern tedavi yöntemlerini uygulamaya devam ettiklerini belirten Kahta Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Mustafa Akel, "Hastanemizde ilk kez gerçekleştirilen lazer (radyofrekans) ile varis tedavisi başarıyla tamamlanmıştır. Bu önemli uygulamayı gerçekleştiren hekimimiz Op. Dr. Hüseyin Erdinç başta olmak üzere anestezi ekibimize ve emeği geçen tüm sağlık personelimize teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımıza yerinde ve nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam edeceğiz" dedi. Başhekim Akel, teknolojik altyapı ve uzman kadroyu güçlendirmeye yönelik çalışmaların sürdüğünü sözlerine ekledi.
03 Mart 2026 Salı - 15:20
Dünya Obezite Günü kapsamında bilgilendirme yapıldı
Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Birimi tarafından "Ramazan’da Sağlıklı Beslenme ve 4 Mart Dünya Obezite Günü" kapsamında bilgilendirme ve farkındalık etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlikte, Ramazan’da yeterli ve dengeli beslenme, öğün planlaması, porsiyon kontrolü, sıvı tüketimi ve fiziksel aktivitenin önemi hakkında bilimsel bilgiler paylaşıldı. 4 Mart Dünya Obezite Günü dolayısıyla obezitenin artan yaygınlığı, risk faktörleri ve korunma yaklaşımları ele alındı. 2026 yılı teması "Obeziteye Karşı Harekete Geçmek İçin 8 Milyar Neden?" çerçevesinde, obezitenin çok boyutlu bir halk sağlığı sorunu olduğu vurgulandı.
03 Mart 2026 Salı - 14:57
İşitme kaybı okul başarısını olumsuz etkiliyor
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Başkanı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mansur Doğan, 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. İşitmenin 5 duyu organından biri olup sesin kulak tarafından alınması ve beyinde bu dalgaların anlamlandırılması süreci olduğunu ifade eden Doğan, "Kulak hem işitmede hem de dengede oldukça etkili bir organdır. İşitme duyusu daha anne karnında iken bebek 6 aylık olduğunda başlar. İnsanların iletişimde kullandığı en önemli araç konuşmadır. Konuşmayı öğrenmek için yapabileceğimiz en önemli şey sesleri duymaktır. Konuşma işitme ile başlar. Önce sesleri duyarız, tanımlarını öğreniriz; sonra bu öğrendiklerimizi kelimelere dökerek konuşmaya başlarız. İşitme kaybınız varsa konuşmanızı geliştirme şansınız olmayacaktır. İşitme kaybı tanısı ne kadar erken konursa ve tedavisi ne kadar erken sağlanırsa bireyin zeka ve sosyal gelişimi o kadar iyi olacaktır" dedi. Doğan, "İşitme kaybının erken tanısı önemlidir. Çünkü çocuğun işitme kaybı zeka gelişimini, okul başarısını ve sosyal iletişimini olumsuz etkiler. İşitme kaybı çocuğun içine kapanık olmasına, anlamadığı ve derdini anlatamadığı için daha hırçın olmasına, konuşma bozukluklarına, okul başarısının düşmesine neden olur" diye konuştu. Türkiye’de yenidoğan işitme tarama testinin 2014 yılında uygulamaya başladığını belirten Doğan, "Bebek doğar doğmaz tüm Türkiye’de olduğu gibi bizim hastanemizde de yenidoğan taraması yapılmakta. Bu sayede işitme kayıplı bebekler erkenden tespit edilerek tedavileri erkenden yapılmaktadır" diye konuştu. İşitme engelliliğinin en sık görülen engellilik durumlarından biri olduğunu vurgulayan Doğan, dünyada 32 milyondan fazla, ülkemizde ise 2 milyonu aşkın kişinin işitme engelli olduğunun altını çizerek "İşitme kaybını sadece çocukların yaşadığı bir problem olarak görmemek gerekir. 65 yaşını geçen bireylerin yaklaşık üçte birinde de yaşa bağlı işitme problemleri ortaya çıkmaktadır. Sadece yaşlılarda değil aynı zamanda yüksek sese uzun süre maruz kalan işçilerde, dış kulak yolunu tamamen kapatan kulaklıklarla uzun süreli yüksek sese maruz kalan genç bireylerde de da işitme kayıpları izlenmektedir. Kısacası işitme kaybı her yaşta karşımıza çıkabilmektedir. Bu nedenle işitme kaybı hisseden bireylerin en kısa süre de bir kulak burun boğaz hekimine başvurmaları erken tanı ve tedavi açısından önemlidir" ifadelerine yer verdi.
03 Mart 2026 Salı - 13:48
Yeşilay’dan Uşak’ta farkındalık yürüyüşü
Yeşilay tarafından Uşak’ta farkındalık yürüyüşü düzenlendi. Uşak Belediyesi Yöresel Ürünler Çarşısı önünden başlayan yürüyüş, 15 Temmuz Şehitler Meydanı’nda sona erdi. Programa Uşak Vali Yardımcısı Barış Demirtaş, İl Milli Eğitim Müdürü ve Yeşilay Uşak Şube Başkanı Halil Yücel, kurum müdürleri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Yürüyüş boyunca katılımcılar, "Sağlıklı nesiller bağımsız gelecek", "Beynini kullan uyuşturma", "Bağımlı olma hayatta kal", "Sağlıklı bir hayat sizin elinizde", "Bağımlı tek renk bağımsız rengarenk", "Temiz zihin güçlü gelecek" ve "Sigarayı söndür hayatını sürdür" yazılı dövizler taşıdı. 15 Temmuz Şehitler Meydanı’nda sona eren programda öğrenciler tarafından halk oyunları gösterisi sunuldu. Programda konuşan İl Milli Eğitim Müdürü ve Yeşilay Uşak Şube Başkanı Halil Yücel; Yeşilay Danışmanlık Merkezi bağımlılık sorunu yaşayan vatandaşlarımıza ve ailelerine ücretsiz, gizlilik esasına dayalı psikolojik ve sosyal destek sunarak yeniden hayata tutunmalarına rehberlik etmektedir. Ancak biliyoruz ki bu mücadelede başarı, yalnızca kurumların değil, devletimizin güçlü desteği, yerel yönetimlerimizin katkısı ve toplumun tüm kesimlerinin ortak iradesiyle mümkündür." dedi. Konuşmanın ardından, vatandaşlar Yeşilay Uşak Şubesi tarafından açılan stanttan bilgi aldı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
03 Mart 2026 Salı- 10:00
Uzmanından açıklama: "Erişkin her 3 kişiden biri hipertansiyon hastası"
2
01 Mart 2026 Pazar- 11:03
Kapalı damarı Almanya’da açılmayınca, Elazığ’a gelip sağlığına kavuştu
3
03 Mart 2026 Salı- 12:06
Uzmanından ailelere uyarı: İşitme testini ihmal etmeyin
4
03 Mart 2026 Salı- 11:17
Depresyon, obezite riskini artırıyor
5
03 Mart 2026 Salı- 11:19
Masada çalışanlarda ‘tenisçi dirseği’ riski
28 Şubat 2026 Cumartesi - 13:17
Babaeski’de şubat ayı gebe okulu eğitimleri tamamlandı
Kırklareli’nin Babaeski ilçesinde Devlet Hastanesi bünyesinde düzenlenen Şubat Ayı Gebe Okulu eğitim programı tamamlandı. Anne adaylarının bilinçli, güvenli ve sağlıklı bir gebelik süreci geçirmelerini amaçlayan eğitim programı yoğun katılımla gerçekleştirildi. Hastane yönetiminden yapılan açıklamada, Gebe Okulunda anne adaylarına gebelik süreci, doğuma hazırlık, nefes ve gevşeme egzersizleri, doğum sonrası bakım ile bebek bakımı konularında teorik ve uygulamalı eğitimler verildiği belirtildi. Uzman sağlık personelleri eşliğinde gerçekleştirilen eğitimlerde katılımcılar, merak ettikleri sorulara yanıt bulma imkânı da elde etti. Eğitim programı çerçevesinde anne adaylarına doğru emzirme teknikleri uygulamalı olarak anlatılırken, doğum sürecine ilişkin bilgilendirmeler ve egzersiz çalışmaları da yapıldı. Program sonunda katılımcılara sertifikaları takdim edildi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 13:05
Bilecik’e 14 yeni doktor ataması gerçekleştirildi
Bilecik’e Sağlık Bakanlığı tarafından 14 yeni doktor ataması gerçekleştirildi. Sağlık Bakanlığı’nca yapılan atamalar kapsamında 6 doktor ve 8 uzman doktor Bilecik’te çeşitli hastanelerde görevlendirildi. Atamalarda, Bilecik’te en çok ihtiyaç duyulan Deri ve Zührevi Hastalıkları Bölümü’ne de uzman hekim görevlendirilmesi dikkat çekti. Doktor atamaları Bilecik’in ilçeleri olan Gölpazarı Devlet Hastanesi, Osmaneli Devlet Hastanesi, Söğüt Devlet Hastanesi ile Söğüt Toplum Sağlığı Merkezi’ne yapılırken, uzman doktor kadroları ise Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne Deri ve Zührevi Hastalıkları 1, Tıbbi Onkoloji 1; Bozüyük Devlet Hastanesi’ne Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları 1, Kadın Hastalıkları ve Doğum 1, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları 1; Söğüt Devlet Hastanesi’ne Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları 1, İç Hastalıkları 1; Yenipazar Devlet Hastanesi’ne Aile Hekimliği 1 şeklinde gerçekleştirildi. Bilecik İl Sağlık Müdürü Ferhat Damkacı, "İlimizde sunulan sağlık hizmetlerinin niteliğini daha da artırmak amacıyla en kısa sürede görevlerine başlayacak olan hekimlerimizle sağlık kadromuz güçlenmeye devam ediyor. Bu süreçte ilimize yapılan hekim atamaları dolayısıyla başta Sağlık Bakanımız Sayın Kemal Memişoğlu, Bilecik Valimiz Sayın Faik Oktay Sözer ve Bilecik Milletvekilimiz Sayın Halil Eldemir olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Bilecik’imiz için hayırlı olsun" dedi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 13:03
"Türkiye’de her 16 kişiden biri, herhangi bir nadir hastalık için taşıyıcı konumunda"
Türkiye’nin nadir ve özellikle kalıtsal metabolik hastalıklar açısından dünyadaki en riskli ülkelerden biri olduğunu söyleyen Prof. Dr. Neslihan Önemli Mungan, "Türkiye’de her 16 kişiden biri, herhangi bir nadir hastalık için taşıyıcı konumunda. Topuk kanı ile yenidoğan taraması, genetik teşhis ve akraba evliliklerinin önüne geçilmesi nadir hastalıkların görülme sıklığını azaltacaktır" dedi. 20 bin farklı hastalığı kapsayan nadir hastalıklar dünyada 350 milyon kişiyi etkiliyor. Bazı nadir hastalıklar Türkiye’de dünyadan beş kat fazla görülüyor. Dünyada büyük bir bölümü 5 yaş altındaki çocuklar olmak üzere 350 milyon kişiyi etkileyen 20 binden fazla nadir hastalık olduğunu söyleyen Çukurova Üniversitesi Çocuk Metabolizma Bilim Dalı ve Çocuk Beslenme ve Metabolizma Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Neslihan Önemli Mungan, "Nadir hastalıkları engellemenin tek yolu farkında olmaktır. Topuk kanı ile yenidoğan taraması, genetik teşhis ve akraba evliliklerinin önüne geçilmesi nadir hastalıkların görülme sıklığını azaltacaktır" dedi. "Türkiye’de her 16 kişiden biri, herhangi bir nadir hastalık için taşıyıcı konumunda" Yaklaşık 20 bin tür nadir hastalığın 1.700’ünün kalıtsal metabolik hastalık olduğunu söyleyen Prof. Dr. Mungan, "Türkiye, nadir ve özellikle kalıtsal metabolik hastalıklar açısından dünyadaki en riskli ülkelerden biri. Bunun en önemli nedenlerinden biri genetik faktörler ve akraba evliliklerinin görece yaygın olması. Türkiye’de her 16 kişiden biri, herhangi bir nadir hastalık için taşıyıcı konumunda. Mesela dünyada 10-25 binde bir gözüken fenilketonüri hastalığı Türkiye’de 4 bin çocukta bir görülüyor. Hâlen dünyadaki fenilketonürinin en sık görüldüğü ülke Türkiye’dir. Bunun en önemli sebebi ise genetik ve akraba evliliği. Taşıyıcılar tamamen sağlıklı göründüğü için risk çoğu zaman fark edilmiyor. İki taşıyıcının evliliğinde ise her gebelikte hastalığın ortaya çıkma ihtimali devam ediyor. Öte yandan Türkiye, kalıtsal metabolik hastalıkların ayrı bir bilim dalı olarak ele alındığı dünyadaki tek ülke. Dünyada hiç benzerimiz yok" açıklamasını yaptı. "Topuk kanı 4 bin 500 hayatı kurtarıyor" Yenidoğan döneminde alınan topuk kanının, nadir hastalıklarla mücadelede en güçlü silah olduğu belirten Prof. Dr. Mungan, "Topuk kanı ile bugün Türkiye’de fenilketonüri, biyotinidaz eksikliği, kistik fibrozis, SMA ve konjenital adrenal hiperplazi gibi hastalıklar taranıyor. Bu taramalar sayesinde her yıl yaklaşık 4 bin 500 çocuk sağlıklı hayata kavuşuyor" dedi. Bebekten topuk kanı almanın hiçbir zararı olmadığını ifade eden Prof. Dr. Mungan, "Belirti çıksın sonra bakalım" anlayışının geri dönüşü olmayan hasarlara yol açtığını vurguladı. Bu hastalıkların genellikle kronik, ilerleyici, dejeneratif özellik taşıdıklarından, zamanında ve doğru teşhis konularak tedavi başlanabilmesi bir kısmında hayat kurtarıcı, bir kısmında ise zihinsel ve bedensel yeti eksikliklerinin ortaya çıkışını önleyici olduğunu belirten Prof. Dr. Mungan, "Özellikle fenilketonüri gibi hastalıklarda erken teşhis olmazsa kalıcı zihinsel ve bedensel engellilik kaçınılmaz hâle geliyor" dedi. "Genişletilmiş yenidoğan tarama programı şart" Uzmanlar, mevcut topuk kanı tarama programının genişletilmesi gerektiğini düşünüyor. Aynı kan örneğiyle bugün 40-60 nadir hastalığın erken teşhisi mümkün. Bu sayede bebekler henüz hiçbir belirti göstermeden tedavi edilebiliyor; organ hasarları, yanlış teşhisler, uzun hastane süreçleri önlenebiliyor. "En ucuz ve en etkili tedavi, korumadır" diyen Prof. Dr. Mungan, genişletilmiş yenidoğan tarama programının bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, "Aynı topuk kanıyla teşhisi konulabilecek 60 kadar hastalık var. Hepsi yenidoğan döneminde bebekleri komaya sokan ama hiçbir bulgusu ortaya çıkmadan tedavi edilebilir hastalıklar. Şu andaki en büyük mücadelemiz genişletilmiş yenidoğan tarama programı. Biz onları tanır ve tedavi edersek tekrarlayan gebeliklerde aynı hastalığı önleriz. Bu çocukların organ, uzuv, işlev kayıplarını önlemiş oluruz. Çocuk Beslenme Metabolizma Derneği olarak projelerimizi hazırladık. Sağlık Bakanlığına sunduk. Beş tane pilot il belirledik. Kalıtsal metabolik hastalıklarla uğraşan 180 kişilik bir grubuz ama bütün yükü kaldırmaya hazırız" dedi. "10 yılda teşhis ediliyor" Prof. Dr. Mungan, sözlerine şöyle devam etti: "Birçok hasta için teşhis süreci 5 ila 10 yılı, bazen daha da uzun bir zamanı kapsıyor. Hastaların yaklaşık yüzde 40’ı doğru teşhisi alana kadar yıllarca farklı branşlarda, yanlış teşhislerle takip ediliyor ve gereksiz tedaviler görüyor. Bu gecikme, özellikle çocuklarda kalıcı zihinsel ve bedensel hasarlara yol açabiliyor. Nadir bir hastalığa sahip çocukların yüzde 30’unun 5 yaşına gelmeden hayatını kaybettiği bilinmektedir. Bunun en temel sebebi hastalıkların teşhislerinin kısa sürede konulamaması ve tedavinin gecikmesidir. Bunun en önemli sebeplerinden biri farkındalık eksikliği. ’Bana denk gelmez’ düşüncesi, nadir hastalıkların teşhiste en sona bırakılmasına yol açıyor." "Nadir hastalığa genetik temizlik" Genetik taramanın nadir hastalıklarla mücadelede önemli bir yeri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Mungan, "Genetik taramayı öncelikle hastanın uygun tedaviye daha iyi cevap vermesini sağlamak için yapıyoruz. Öte yandan aile taraması yapıp bunların çoğu çekinik kalıtıldığı için ailedeki diğer taşıyıcıları bulmayı ve tekrarlayan gebeliklerde hastalığı ortaya çıkma riskini azaltmayı hedefliyoruz. Başarabilirsek akraba evliliklerinin önüne geçerek, yeni nesillerde bu hastalıkların önüne geçmek istiyoruz. Bu konudaki en önemli gelişmelerden biri de preimplantasyon genetiği dediğimiz bir yöntemle yani bir ’genetik temizlik yöntemiyle’ tüp bebekle sağlıklı çocuk sahibi olma şansını tanımak. Preimplantasyon genetik teşhisin amacı, ebeveynlerden bir ya da ikisinde kalıtımsal genetik bozukluk bulunan çiftlerde genetik olarak bu bozukluğu taşımayan sağlıklı embriyoyu belirlemektir. Bu yöntemle taşıyıcı çiftlerin de sağlıklı bebek sahibi olması mümkün kılınıyor" dedi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 13:01
Uzmanından, "Oruç kesinlikle sigara ile açılmamalı" uyarısı
Ramazan ayında iftar ve sahurda beslenmeyle ilgili çeşitli tavsiyelerde bulunan uzmanlar, orucun kesinlikle sigara ile açılmaması gerektiğini vurguluyor. Ramazan ayı dolayısıyla diyetisyenler iftar ve sahur için birçok tavsiyelerde bulunuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Murat Serkan Sinav, beslenmenin ötesinde sigara tüketiminin de önemli olduğunu belirterek, orucun kesinlikle sigara ile açılmaması gerektiğine vurgu yaptı. İftar ve sahurda beslenme konularına da değinen Sinav, "Ramazan ayında bulunduğumuz bu günlerde beslenmemiz ön planda bulunmakta. Özellikle iftar vaktinde muhakkak su tüketmeyi ihmal etmeyelim. Yemekleri ağır, yavaş yememiz çok önemli. Bunun yanında, orucumuzu açıp, çorbamızı içtikten sonra 10 dakikalık ara bizler için olmazsa olmaz. Muhakkak 10 dakika ara vermeliyiz, sağlığımız açısından önemli" dedi. "Sigara içenler oruçlarını kesinlikle sigara ile açmamalı" Diyetisyen Murat Serkan Sinav, zararlı olarak yapılmaması gereken en önemli şeyin ise sigara tiryakilerini ilgilendirdiğini belirterek, "Sigara içenler oruçlarını sigara ile kesinlikle açmamalıdır. Veya çorbanın ardından bir sigara içmek kesinlikle olmaz. İftarı yaptıktan yarım saat sonra sigara tüketilebilir. Tabii ki tüketmemelerinden yanayız, ancak rutin olduğu için söylemek istiyorum. İftarda özellikle asitli gıdalar, aşırı soğuk, aşırı sıcak gıdalar tüketiminde dikkat edilmesi gerekir. Özellikle bağırsak ve sindirim sisteminde problem yaşamak istemiyorsak asitli gıdalardan uzak durmamız bizler açısından en doğrusu olacaktır. Bunların yanında yemekleri aşırı sıcak tüketmemeliyiz. Aşırı soğuk gıdaları tercih etmemeliyiz. Mümkünse oda sıcaklığında veya soğukluğunda yiyecek ve içecekler tercih etmeliyiz. Sahurda ise muhakkak çiğ sebzeden zengin bir sofra olmalı. Kahvaltılık ağırlıklı bir menü tercih etmeliyiz. İftarda ise mümkün olduğunca yavaş yemenin yanında tuzlu veya baharatlı gıdalardan uzak durarak, ağır yemeklerden uzak durarak bir iftar tercih etmeliyiz" diye konuştu.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 12:35
Aydın Devlet Hastanesi’nden Ramazan’da sağlık hamlesi
Aydın Devlet Hastanesi’nde Ramazan ayı boyunca sürecek program kapsamında sağlıklı beslenmeden organ bağışına kadar birçok başlıkta vatandaşlara bilgilendirme yapılıyor. Aydın’da toplumun sağlık okuryazarlığını artırmak, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etmek ve koruyucu sağlık hizmetlerinin kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla "Ramazanda Sağlık Programı" hayata geçirildi. Aydın Devlet Hastanesi bünyesinde başlatılan program, Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü planlaması doğrultusunda uygulanıyor. Program kapsamında hastane poliklinik girişinde "Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat İstasyonu" ile "Organ ve Doku Bağışı Bilgilendirme İstasyonu" stantları kuruldu. Diyetisyenler eşliğinde kurulan sağlıklı yaşam istasyonunda vatandaşların beden kitle indeksi (BKİ) ölçümleri yapılarak kişiye özel beslenme ve yaşam tarzı önerilerinde bulunuldu. Ramazan ayına uygun sahur ve iftar öğün planlaması, yeterli su tüketimi, tuz ve şeker kullanımının sınırlandırılması konularında bilgilendirme yapılırken, broşürler aracılığıyla uygun fiziksel aktivite önerileri de paylaşıldı. Organ ve Doku Bağışı Bilgilendirme İstasyonu’nda ise vatandaşlara organ ve doku bağışının önemi hakkında genel bilgilendirme yapılarak farkındalık oluşturulması hedeflendi. Ramazan ayı boyunca farklı içeriklerle açık kalacak stantlarda, koruyucu sağlık hizmetlerinin kullanımı, sağlık hizmetlerine erişim ve acil ilk yardım müdahaleleri konusunda da bilgi ve destek sunulacağı bildirildi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 12:27
Hayat Hastanesi 48 yaşında
Türkiye sağlık sektörünün köklü kuruluşlarından Hayat Hastanesi, 48. yılını geride bırakmanın gururunu yaşıyor. Kurulduğu günden bu yana ‘insana dokunan sağlık’ vizyonuyla hizmet veren Hayat Hastanesi, bilgi birikimi, tecrübesi ve hasta odaklı yaklaşımıyla sağlıkta kalite çizgisini sürdürüyor. Hayat Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Ahmet Özkul, 48. yıl vesilesiyle yaptığı açıklamada sağlık hizmetine bakış açılarını değerlendirirken, "Hayat Hastanesi olarak 48 yıldır sağlık hizmetini yalnızca bir tedavi süreci değil, güvene dayalı bir yol arkadaşlığı olarak görüyoruz. Hasta odaklı yaklaşımımız, modern teknoloji yatırımlarımız ve uzman kadromuzla sağlıkta sürdürülebilir kaliteyi hedefliyoruz" dedi. Uzm. Dr. Ahmet Özkul, bugüne kadar kendilerine güvenen hastaların desteğinin en büyük motivasyon kaynağı olduğunu vurguladı. Sağlık hizmetinde kalite standartlarını sürekli yukarı taşımayı amaçladıklarını belirten Özkul, "Bugüne kadar bize güvenen tüm hastalarımızdan aldığımız güçle, sağlıkta kalite standartlarını yükseltmeye devam ediyoruz. Hayat Hastanesi olarak hedefimiz; bugün olduğu gibi gelecekte de güvenilir, yenilikçi ve insan odaklı sağlık hizmetinin öncüsü olmaktır" şeklinde konuştu. Hayat Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Ahmet Özkul açıklamasını şöyle sürdürdü: "Modern tıbbi altyapısı, gelişmiş tanı ve tedavi imkânları ile multidisipliner hizmet anlayışını bir araya getiren Hayat Hastanesi, geçen 48 yılda güçlü kurumsal hafızası ve etik değerlere bağlı sağlık hizmeti anlayışıyla sektörde güvenin simgesi haline geldi. Yenilenen teknolojik yatırımları ve uzman hekim kadrosuyla çağdaş tıbbın imkanlarını hastalarıyla buluşturan hastane, sürdürülebilir kaliteyi temel öncelik olarak konumlandırıyor. Güçlü kurumsal yapısı, nitelikli insan kaynağı ve sürekli yenilenen sağlık yatırımlarıyla Hayat Hastanesi; güven, kalite, modern teknoloji ve hasta memnuniyeti ekseninde sektördeki konumunu pekiştirmeyi sürdürüyor." Uzm. Dr. Ahmet Özkul sözlerini, "48 yıldır hayatlara dokunan Hayat Hastanesi, yarının sağlık standartlarını bugünden inşa etme vizyonuyla hizmet yolculuğuna kararlılıkla devam ediyor" diyerek tamamladı.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 11:42
Akçakoca’da saha çalışmaları sürüyor
DÜZCE (İHA) – Akçakoca İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından, Merkez Cami Derneği’nde SAHA eğitimi ile Çocukluk Çağı Kanserleri konusunda bilgilendirme eğitimi düzenlendi. Eğitim programı kapsamında, vatandaşların sağlık okuryazarlığını artırmak ve erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla kapsamlı bilgilendirmelerde bulunuldu. Etkinlik çerçevesinde ayrıca dernek girişinde stant kurularak vatandaşlara yönelik bilgilendirme çalışması gerçekleştirildi. Kurulan stantta, çocukluk çağı kanserlerinin belirtileri, erken tanının önemi, korunma yolları ve başvuru süreçleri hakkında broşürler dağıtılarak sözlü bilgilendirme yapıldı. Sağlık ekipleri, toplum sağlığını korumaya yönelik farkındalık çalışmalarının aralıksız devam edeceğini belirterek, vatandaşları düzenli sağlık kontrolleri konusunda duyarlı olmaya davet etti. Program, katılımcıların sorularının yanıtlanmasıyla sona erdi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 11:16
Kemaliye Kaymakamı hastanede incelemelerde bulundu
Kemaliye Kaymakamı Emirhan Arıkan, ilçenin sağlık altyapısını yerinde incelemek üzere Bekir Tiryakioğlu İlçe Hastanesi’ni ziyaret etti. Ziyarette, hastane idaresinden sunulan hizmetler, personel durumu ve yürütülen projeler hakkında bilgi alan Kaymakam Arıkan, sağlık çalışanlarıyla sohbet ederek çalışmalarında kolaylıklar diledi. Ayrıca servislerde tedavi gören hastalarla da ilgilenerek geçmiş olsun temennilerini iletti. Kaymakamlık yetkilileri, ziyaretin sağlık hizmetlerinin kalitesinin artırılması ve vatandaş memnuniyetinin güçlendirilmesine yönelik karşılıklı istişarelerle tamamlandığını bildirdi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 10:56
Kovancılar’da bir ilk: Evde fizik tedavi uygulaması
Kovancılar ilçesinde Evde Sağlık Hizmetleri kapsamında bir ilk olma niteliği taşıyan "Evde Fizik Tedavi Uygulaması" hayata geçirildi. Kovancılar İlçe Devlet Hastanesi tarafından Evde Sağlık Hizmetleri kapsamında bir ilk olma niteliği taşıyan "Evde Fizik Tedavi Uygulaması" hayata geçirildi. Yeni uygulama ile yatağa bağımlı, ameliyat sonrası hareket kısıtlılığı yaşayan ya da kronik rahatsızlıkları nedeniyle sağlık kuruluşlarına ulaşmakta güçlük çeken hastalara fizik tedavi hizmeti kendi ev ortamlarında sunulacak. Başlatılan hizmet sayesinde hastaların sağlık kuruluşlarına gitmeden, ev konforunda tedavi alabilmeleri sağlanırken, sağlık hizmetlerine erişimde önemli bir kolaylık sunulması ve hizmet sürekliliğinin temin edilmesi hedefleniyor. Uygulama kapsamında görev yapan fizyoterapistler tarafından hastaların kas gücü, eklem hareket açıklığı ve günlük yaşam aktivitelerindeki bağımsızlık düzeyleri bilimsel kriterler doğrultusunda değerlendiriliyor. Yapılan değerlendirmeler sonucunda her hastaya özel egzersiz programı hazırlanıyor ve bu programlar düzenli aralıklarla ev ortamında uygulanıyor. Öte yandan, tedavi sürecinin etkinliğini artırmak amacıyla hasta yakınlarına yönelik bilgilendirme ve eğitim çalışmaları da gerçekleştiriliyor. Böylece tedavi sürecinin sürdürülebilirliği sağlanırken, oluşabilecek komplikasyonların önüne geçilmesi amaçlanıyor.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 10:55
Bingöl’de UMKE’nin kar ve tipide zamanla yarışı
Bingöl’ün bi köyünde solunum sıkıntısı çeken hasta için UMKE ekipleri kar ve tipide paletli ambulans ile seferber oldu. Edinilen bilgiye göre, merkeze bağlı Ortaçanak köyünde solunum sıkıntısı ve şiddetli göğüs ağrısı yaşayan 48 yaşındaki A.B., yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle hastaneye gidemedi. Bunun üzerine aile 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak yardım talep etti. Bunun üzerine Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) ve sağlık ekipleri harekete geçti. Uzun uğraşlar sonucunda paletli ambulans aracıyla hastaya ulaşan ekipler, olay yerinde ilk değerlendirmeyi yaptı. Ardından hasta güvenli şekilde 112 Acil Sağlık ambulans ekiplerine teslim edilerek Bingöl Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Hastanın tedavisine başlandığı öğrenildi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 10:29
Samsun Şehir Hastanesi’nde ilk ameliyat gerçekleştirildi
Samsun Şehir Hastanesi’nde ilk ameliyat başarıyla yapıldı. Canik ilçesinde 28 Kasım 2025 tarihinde kapılarını açan ve bin 458 yatak kapasitesine sahip hastanede, göğüs hastalıkları kliniğinin kasım ayında, göğüs cerrahisi kliniğinin ise 17 Şubat’ta taşınmasıyla ilk aşama tamamlandı. Diğer birimlerde taşınma süreci ise sürüyor. Hastanede gerçekleştirilen ilk ameliyat, Göğüs Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Mete Adıgüzel ve ekibi tarafından yapıldı. Samsun’un Çarşamba ilçesinde yaşayan 51 yaşındaki Bedia A.’ya akciğer ameliyatı uygulandı. İlk ameliyatı gerçekleştiren Opr. Dr. Mete Adıgüzel, "Samsun Şehir Hastanesi’nde ilk ameliyatı gerçekleştirdik. Göğüs cerrahisi alanında uygulandı. Bu ameliyatın ilk ameliyat olması önem arz etmektedir. Hastamızın takibine burada devam edeceğiz. Kendisine çok geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz" dedi. Ameliyat olan hastanın eşi ise hastanedeki ilgi ve alakadan memnun kaldıklarını belirterek, "Eşim sağlığına kavuştu. Tüm ekibe teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 10:22
Profesör açıkladı: "Yaşayan her hücrenin sonu kanser"
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, kanserin biyolojik olarak yaşlanma süreciyle ilişkili olduğunu belirterek, "Bugün şunu biliyoruz ki yaşayan her hücrenin sonu kanser. Sadece hangi organ ve ne zaman ortaya çıkacağını bilmiyoruz" dedi. Prof. Dr. Şevket Özkaya, yaşayan her hücrenin potansiyel olarak kansere dönüşebileceğini vurgulayarak, kansere yakalanma yaşının genetik faktörler, sigara ve çevresel etkenlerle değiştiğini belirtti. Prof. Dr. Özkaya, insan ömrünün 150-170 yaşına kadar uzaması halinde, başka bir hastalıktan hayatını kaybetmeyen bireylerde mutlaka kanser gelişeceğinin öngörüldüğünü ifade etti. Bir kişinin kansere yakalanma yaşının genetik olarak kodlandığını dile getiren Özkaya, sigara ve kanserojen maddelere maruziyetin bu süreci erkene çektiğini söyledi. Özkaya, "Örneğin 150 yaşında akciğer kanseri gelişecek bir kişi, sigara içiyorsa bu yaş 100’e düşebilir. Ailede kanser öyküsü varsa bu yaş daha da erkene çekilebilir ve 45 yaşından sonra her an kanser gelişme riski ile karşı karşıya kalınabilir" diye konuştu. "Yeni vakaların yüzde 37’si önlenebilir" Prof. Dr. Özkaya, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından küresel analize dikkat çekerek, "Bugün elimizde çok net veriler var. 2022 yılında dünyada görülen yeni kanser vakalarının yüzde 37’si, yani yaklaşık 7,1 milyon vaka aslında önlenebilir nedenlerle ortaya çıkmış. Bu son derece çarpıcı bir oran. Demek ki her üç kanserden birinden fazlasını doğru politikalar ve doğru yaşam alışkanlıklarıyla engellememiz mümkün. 185 ülkeden ve 36 kanser türünden elde edilen verilerin incelendi. Çalışmada tütün, alkol, yüksek vücut kitle indeksi, fiziksel hareketsizlik, hava kirliliği, ultraviyole radyasyon ve enfeksiyonlar dahil 30 önlenebilir risk faktörü değerlendirildi. Tütün kullanımı tek başına tüm yeni kanser vakalarının yüzde 15’inden sorumlu. Enfeksiyonlar yüzde 10, alkol ise yüzde 3 oranında etkili. Yani sigara hâlâ açık ara birinci sırada" şeklinde konuştu. "Erkeklerde önlenebilir risk daha yüksek" Kanser türlerine de değinen Özkaya, "Akciğer kanseri büyük oranda sigara ve hava kirliliğiyle ilişkili. Mide kanseri çoğunlukla helicobacter pylori enfeksiyonuna bağlanabiliyor. Rahim ağzı yani serviks kanseri ise neredeyse tamamen insan papilloma virüsünden (HPV) kaynaklanıyor. Bu da bize aşılama ve enfeksiyon kontrolünün ne kadar hayati olduğunu gösteriyor. Verilere baktığımızda erkeklerde yeni kanser vakalarının yüzde 45’i önlenebilir nedenlerle ilişkiliyken, kadınlarda bu oran yüzde 30. Erkeklerde sigara kullanımı tek başına yüzde 23’lük bir paya sahip. Enfeksiyonlar yüzde 9, alkol yüzde 4 oranında etkili. Kadınlarda ise enfeksiyonlar yüzde 11 ile ilk sırada, sigara yüzde 6 ve yüksek vücut kitle indeksi yüzde 3 oranında karşımıza çıkıyor. Bu tablo, yaşam tarzı değişikliklerinin özellikle erkekler açısından çok daha kritik olduğunu gösteriyor. Küresel ölçekte akciğer, mide ve serviks kanserlerinin hem erkeklerde hem kadınlarda önlenebilir kanserlerin neredeyse yarısını oluşturuyor. Bu üç kanser türüne odaklanmak bile milyonlarca insanın hayatını kurtarabilir" ifadelerini kullandı. "Kanserle mücadelede üç aşama var" Türkiye’de kanserle mücadelenin üç temel aşamada yürütüldüğünü ifade eden Özkaya, şöyle devam etti: "Birinci aşama korunma. Sigara ve alkolden uzak durmak, kanserojen maddelere maruziyeti azaltmak, sağlıklı beslenmek ve hareketli bir yaşam sürmekle kansere yakalanma riskimizi ciddi şekilde düşürebiliriz. Risk faktörlerini azalttıkça, kansere yakalanma yaşını ileriye öteleriz. İkinci aşama erken tanıdır. Tarama programları sayesinde kanseri erken evrede yakaladığımızda, çoğu zaman cerrahiyle tamamen tedavi edebiliyoruz. Toplumda ‘kanser bıçak değerse yayılır’ gibi yanlış bir inanış var. Eğer kanser erken evrede yakalanmışsa, ameliyatla tamamen kurtulmak mümkündür. Bu nedenle korkmadan tedavi sürecine girmek gerekir. Sağlık Bakanlığı’na bağlı Sağlıklı Hayat Merkezleri ile KETEM birimleri ücretsiz hizmet veriyor. Vatandaşları tarama programlarına katılmaya davet ediyorum." "İleri evrede hedefimiz yaşam süresini ve kalitesini artırmak" Kanserle mücadelenin üçüncü aşamasının ileri evre hastalar olduğunu belirten Dr. Özkaya, sözlerini şöyle tamamladı: "Maalesef ülkemizde birçok hastaya ileri evrede tanı koyuyoruz. İleri evre kanserlerde olağanüstü bir tedavi yok. Ancak artık genetik analizlerle hastayı kanserle buluşturan moleküler mekanizmaları tespit edebiliyoruz. Hedefe yönelik ve kişiye özel tedavilerle hastalarımızın yaşam süresini uzatabiliyor, yaşam kalitelerini artırabiliyoruz. İleri evrede amacımız hastalığı tamamen yok etmekten çok, onu kontrol altında tutarak hastamıza daha uzun ve konforlu bir yaşam sunmak."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder