Son Dakika
|
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Şemdinli’de dereye düşen çocuğun cansız bedeni bulundu
Devler Ligi’nde 9 gollü maçın kazananı PSG
Edirne-İstanbul arası 1,5 saate düşüyor, ilk test sürüşü başarılı geçti
Tefecilere şafak operasyonu: Evden servet çıktı
Bursa’da tekmeli sopalı kavga
Endonezya'da tren kazası: 14 ölü, 84 yaralı
Yasa dışı bahis operasyonunda yakalanan 81 şüpheli adliyeye sevk edildi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Rusya OPEC+'ta kalmaya devam edecek
Ederson, PFDK’ya sevk edildi
Trump’tan Merz’e: "Ne hakkında konuştuğunu bilmiyor"
Bulgaristan İçişleri Bakanı Emil Dachev Selimiye Camii’ne hayran kaldı
ABD’den İran’ın "gölge bankacılık" sistemine yaptırım
Dışişleri Bakanı Fidan, Hırvat mevkidaşı Grlic-Radman ile bir araya geldi
Bakan Çiftçi: "Madenci eyleminin sağduyu ve ve nezaket içinde sona ermesi anlamlı bir tablo ortaya koymuştur"
SAĞLIK
Şırnak’ta sağlık alanındaki öncelikler Sağlık Bakanı Memişoğlu’na aktarıldı
29 Nisan 2026 Çarşamba - 15:13:01
AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile gerçekleştirdiği görüşmede kentteki sağlık yatırımları ve öncelikli ihtiyaçları değerlendirdiklerini açıkladı. Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nu ziyaret ederek kentin sağlık alanındaki ihtiyaçları ile devam eden yatırımları görüştü. Tatar, görüşmede 500 yataklı Şırnak Devlet Hastanesinin Eğitim ve Araştırma Hastanesine dönüştürülmesine yönelik çalışmaların ele alındığını belirtti. Tatar ayrıca Silopi Kadın Doğum Hastanesinin mayıs ayı sonunda hasta kabulüne başlayacağını ifade etti. Tatar ayrıca yoğun bakım kapasitesinin artırılması, tıbbi cihaz eksiklerinin giderilmesi ve İdil Devlet Hastanesinin statüsünün yükseltilmesine ilişkin taleplerini de Sağlık Bakanı Memişoğlu’na ilettiklerini söyledi. Milletvekili Tatar, amaçlarının vatandaşların sağlık hizmetlerine il dışına gitmeden hızlı ve etkin şekilde ulaşabilmesi olduğunu ifade etti. Tatar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na desteklerinden dolayı teşekkür etti. Beytüşşebap Devlet Hastanesinin bu yıl hizmete açılacağı, Cizre’de Kadın Doğum Hastanesi ile Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinin yıl içerisinde hizmet vereceği kaydedildi. İdil Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nin de yıl içinde vatandaşların hizmetine sunulacağı belirtildi.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 14:33
Muğla’nın organ doku nakil hizmet süreçleri değerlendirildi
Muğla İl Sağlık Müdürlüğü ev sahipliğinde; İzmir Organ Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi sorumlusu ve İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Doku, Organ Nakli ve Diyaliz Hizmetleri Birimi sorumlusu Uzm. Dr. Burcu Ulugölge ve beraberindeki ekip ile kurum yöneticilerinin katılımıyla Doku ve Organ Nakli Hizmetleri İl Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda açılış konuşmasını yapan Muğla İl Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, "Organ bağışı, bir hayatın başka hayatlarda yaşamaya devam etmesidir" diyerek organ bağışının hayati önemine dikkat çekti. Gerçekleştirilen toplantıda; Muğla’da yürütülen organ ve doku nakli hizmetleri kapsamlı şekilde değerlendirilerek mevcut süreçler ele alındı, hizmetlerin daha etkin ve verimli yürütülmesine yönelik görüş alışverişinde bulunuldu. Ayrıca kurumlar arası iş birliği ve koordinasyonun güçlendirilmesine yönelik önemli başlıklar istişare edildi.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 13:07
Şanlıurfa’da rahatsızlanan İspanyol turist acilen alındığı ameliyatla sağlığına kavuştu
Şanlıurfa’da karın ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran İspanyol turist acilen alındığı ameliyatla sağlığına kavuşurken, tedavi sürecinde kullanılan yapay zeka destekli çeviri, iletişimi kolaylaştırdı. Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi, ziyaret amacıyla kente gelen yabancı bir hastaya yönelik başarılı müdahalesiyle dikkat çekti. İspanya vatandaşı Jose Miguel Marzal Gas, 2 gündür devam eden şiddetli karın ağrısı şikayeti üzerine hastanenin acil servisine başvurdu. Yapılan muayene ve tetkiklerin ardından hastaya "akut perfore apandisit" tanısı konuldu. Hayati risk taşıyan durum nedeniyle hasta acil ameliyata alındı. Başarıyla gerçekleştirilen operasyonun ardından İspanyol turist sağlığına kavuştu. Genel durumu iyi olan turist, başarılı ameliyatı gerçekleştiren genel cerrahi uzmanı Op. Dr. İskender Kutlu’ya yapay zeka çevirisi yardımıyla teşekkür etti. Tedavi sürecinden memnuniyet duyduğunu belirten Jose Miguel Marzal Gas, "Cumartesi günü öleceğimi düşündüm. Çok şiddetli bir ağrım vardı. Ancak kısa sürede kendimi toparladım. Doktoruma ve burada görev yapan tüm sağlık çalışanlarına minnettarım" ifadelerini kullandı. Sağlığına kavuşan turistin taburcu edilmesinin ardından kentteki gezisine kaldığı yeden devam edeceği öğrenildi.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 12:41
Ani sıcaklık değişimleri çocukları vuruyor: Uzmandan ailelere "kat kat giydirin" uyarısı
Ani hava değişimlerinin çocuk sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülsenem Aracı, gün içindeki sıcaklık farklarının özellikle okul çağındaki çocuklarda hastalık riskini artırdığını belirterek ailelere "kat kat giydirin" uyarısında bulundu. Son yıllarda sıkça yaşanan ani hava değişimleri, özellikle çocukların sağlığını tehdit ediyor. Liv Hospital Samsun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Gülsenem Aracı, gün içinde yaşanan hızlı ısı farklarının çocukların bağışıklık sistemi üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu belirtti. Çocukların vücut ısılarını yetişkinlere göre daha zor dengelediğini vurgulayan Uzm. Dr. Aracı, "Gün içindeki ani sıcaklık değişimleri; soğuk algınlığı, grip ve üst solunum yolu enfeksiyonlarının artmasına neden oluyor. Özellikle okul çağındaki çocuklar, kalabalık ortamlarda bulunmaları nedeniyle hastalıklara daha açık hale geliyor" şeklinde konuştu. "Sadece fiziksel değil, zihinsel etkiler de görülüyor" Değişken hava şartlarının yalnızca hastalıklarla sınırlı kalmadığını ifade eden Aracı, bu durumun çocukların günlük hayatını da etkilediğini belirtti. "Ani hava değişimleri çocuklarda halsizlik, iştahsızlık ve odaklanma sorunlarına yol açabiliyor. Aynı zamanda kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirilmesi, hem hareketsizliği artırıyor hem de bulaşıcı hastalık riskini yükseltiyor. Bu durum çocukların fiziksel olduğu kadar zihinsel gelişimini de olumsuz etkileyebiliyor" diye konuştu. Ailelere önemli öneriler Ebeveynlerin bu süreçte dikkatli olması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Aracı, şu önerilerde bulundu: "Çocuklar hava koşullarına uygun şekilde giydirilmeli ve kat kat giyim tercih edilmelidir. Dengeli beslenme, yeterli uyku ve bol su tüketimi bağışıklık sistemini destekler. Ayrıca çocukların düzenli olarak açık havada zaman geçirmesi ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi de hastalıklardan korunmada önemli rol oynar. Ani hava değişimlerinde belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir sağlık uzmanına başvurulmalıdır." "Kat kat giyinme yöntemi öne çıkıyor" Değişken hava şartlarında en etkili yöntemlerden birinin kat kat giyinme olduğunu belirten Uzm. Dr. Aracı, "Tek kalın kıyafet yerine ince ama birden fazla katman tercih edilmelidir. Bu sayede gün içinde değişen hava koşullarına göre kıyafetler kolayca çıkarılıp giyilebilir ve vücut ısısı dengede tutulur. Pamuklu ve nefes alabilen kumaşlar tercih edilmeli, sentetik ürünlerden kaçınılmalıdır. İç katmanda pamuklu tişörtler, dış katmanda ise rüzgârı kesen ama hava alan giysiler daha sağlıklıdır" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
28 Nisan 2026 Salı- 10:46
Bağırsağı kangrene gidiyordu, kapalı ameliyatla kurtarıldı: "Bir gün geç kalsam bugün burada olmayacaktım"
2
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:31
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ebeler unutulmadı
3
28 Nisan 2026 Salı- 16:12
Tokat’ta 3 yaşındaki çocuğa kene tutundu, tedavi altına alındı
4
28 Nisan 2026 Salı- 11:03
Yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ Mersin’de kullanılmaya başlandı
5
24 Nisan 2026 Cuma- 10:38
Erzurum’da 261 işletmeye denetim
11 Eylül 2025 Perşembe - 11:47
Niğde’de bir ilk: Omuz bölgesi tümör rezeksiyon protezi ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi
Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, önemli bir cerrahi başarıya imza attı. Ortopedi ve Travmatoloji Polikliniği’nden Dr. Öğr. Üyesi Emin Kürşat Bulut ve Uzm. Dr. Talha Tepeoğlu tarafından, Niğde’de ilk kez "reverse (ters) humerus proksimal tümör rezeksiyon protezi" ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Meme kanseri tedavisi gören ve sonrasında omuz ağrıları nedeniyle hastaneye başvuran 52 yaşındaki Zeliha Uğur’un yapılan tetkiklerinde, omuz bölgesinde metastaz sonucu yaklaşık 10 santimetrelik kemik tümörü tespit edildi. Uzman ekip tarafından gerçekleştirilen başarılı operasyonla tümörlü kemik çıkarıldı. Hastanın omuz ekleminde kireçlenme ve kas yırtıkları da bulunması nedeniyle, çıkarılan kemik dokusunun yerine ileri cerrahi tekniklerden biri olan "reverse (ters) humerus proksimal tümör rezeksiyon protezi" uygulandı. Başarılı operasyonun ardından hastayı serviste ziyaret eden Hastane Başhekimi Doç. Dr. Kürşad Ramazan Zor, ameliyatın hem Niğde’de bir ilk olması hem de ileri düzey cerrahi tekniklerin başarıyla uygulanması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Zor, "Ameliyatı gerçekleştiren hocalarımızı tebrik ediyor, hastamıza acil şifalar diliyorum" dedi.
11 Eylül 2025 Perşembe - 11:47
Susuz Yeni Devlet Hastanesi’nin yapımı sürüyor
Susuz’da Yeni Devlet Hastanesi’nin yapımı sürüyor. Geçtiğimiz aylarda yapımına başlanan hastanenin faaliyete geçmesiyle birlikte vatandaşlar daha sağlık ortamda hizmet alacak. Kars’ın Susuz ilçesinde yapına başlanan ve 170,2 milyon TL’ya mal olacak olan hastane inşaatında Kaymakam Muhammed Emin Tutal, bir takım incelemelerde bulundu. Kaymakam Tutal, yürütülen çalışmalar hakkında ilgili firma yetkilisinden bilgi aldı. İnşaat alanını dolaşan Tutal, daha sonra bölgeden ayrıldı. Yapımına başlanan Susuz Modern Devlet Hastanesi 170,2 milyon TL’ya mal olacak. 2025 yılında yapımına başlanan 14 yataklı hastanede; acil servis, 7 poliklinik, 1 doğumhane, laboratuvar, röntgen ve ameliyathane gibi birimler yer alacak. Hasta ve hasta yakınları için konforlu alanlar da düşünüldüğü hastane 3 bin 150 metrekarelik alana inşa ediliyor.
11 Eylül 2025 Perşembe - 11:43
Çölyak vücuttaki birçok organı etkileyebilir
Çölyak hastalığında disiplinli takip, doğru tanı ve bilinçli tedavinin hayati önem taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Birol Özer, "Çölyak hastalığı denildiğinde toplumda hala büyük bir bilgi eksikliği var. Bu hastalık, sadece sindirim sistemini değil, vücuttaki pek çok organı da etkileyebilen ciddi bir tabloya dönüşebiliyor" dedi. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Merkez Müdürü ve İç Hastalıkları Anabilim Dalı ile Gastroenteroloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Birol Özer, toplumda sık karşılaşılan ancak çoğu zaman göz ardı edilen ’çölyak hastalığı’ hakkında önemli uyarılarda bulundu. Birol Özer, çölyak hastalığının toplumda yüzde 1 sıklıkta sanılandan daha fazla görüldüğüne dikkati çekerken bu kişilerin bir kısmında ise hiçbir belirti görülmediğini vurguladı. "Herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir" Çölyak hastalığının yalnızca bağırsakları etkilemediğini belirten Prof.Dr. Özer, "İnce bağırsakta emilim bozukluklarına yol açan çölyak, uzun vadede karaciğerden kemik yapısına kadar pek çok sistemi etkileyebilir. Bu nedenle tanı almak ve tedaviye başlamak son derece kritik. Çocukluk çağından ileri yaşlara kadar herhangi bir zamanda çölyak hastalığı ortaya çıkabilir. Buğday tüketiminin yaygın olduğu bölgelerde çölyak daha sık görülüyor. Örneğin Kuzey Avrupa, Kuzey Amerika ve Batı Asya’da yaygınken, Çin, Japonya ve bazı Afrika bölgelerinde neredeyse hiç yok. Çünkü bu toplumlar buğday temelli beslenmiyor" diye konuştu. Çocuklarda tanı zorlaşıyor Çocuklarda tanının daha da zorlaştığını vurgulayan Özer, "Özellikle anne sütüyle uzun süre beslenen çocuklarda buğdayla temas geç yaşta olduğu için belirtiler daha geç ortaya çıkıyor. Ancak çocuk 2 yaşına geldiğinde ve buğday ürünleriyle karşılaştığında ishal, gelişme geriliği gibi sorunlar baş gösterebilir. İnce bağırsağın iç yapısı hasar gördüğünde gıdaların emilimi azalıyor ve çocuklarda boy uzamaması, ergenliğe girmede gecikme gibi durumlar ortaya çıkabiliyor. Bazı çocuklar kronik ishal ile geliyor, bunlar kolaylıkla tanı alabiliyor. Ama bazıları ise hiçbir zaman teşhis edilmiyor" ifadelerini kullandı. Yetişkinlerde siroz gelişebiliyor Yetişkinlerde hastalığın farklı belirtiler gösterdiğini dile getiren Özer, "Örneğin açıklanamayan karaciğer test bozuklukları söz konusuysa akla mutlaka çölyak gelmelidir. Hatta bazı hastalarda çölyak nedeniyle siroz gelişebiliyor. Ancak bu tür örnekler sizi korkutmasın. Her bağırsak şikayetinde hemen çölyak testi yaptırmak doğru değil. Sadece risk grubundaki bireylerin tarama yaptırması yeterli. Ailede çölyak varsa, şeker hastalığı ya da tiroid gibi otoimmün hastalıklar varsa, bu bireyler mutlaka test yaptırmalıdır. Çölyak hastalığı denildiğinde toplumda hala büyük bir bilgi eksikliği var. Oysa bu hastalık, sadece sindirim sistemini değil, vücuttaki pek çok organı da etkileyebilen ciddi bir tabloya dönüşebiliyor" dedi. Gizli çölyak hastalığına dikkat Çocuklukta teşhis konulup diyetle düzelen hastalar olduğuna dikkat çeken Birol Özer, şöyle devam etti: "Bu hastalarda glutene tekrar başlandığında hastalık bazen hiç nüksetmeyebiliyor. Bu gruba ‘gizli çölyak’ deniliyor. Ancak bu hastalarda da düzenli takip şart. Yüzde 20’sinde hastalık yeniden ortaya çıkabilir. Bu yüzden tamamen unutulmamalı. Toplumda şöyle bir yanılgı var; ‘Bana bir ilaç verilsin, her gün içeyim, iyileşeyim’ Ama çölyakta böyle bir tedavi şekli yok. Bu hastalığın tek etkili tedavisi diyet. Üstelik sıkı uyulması gereken bir diyet. Glutenli ürünlerden kaçınmak şart. Aksi takdirde hastalık iyileşmiyor. Bazı hastaların en büyük endişesi kanser riski. Eğer kişi diyete uymazsa, bağırsaklarda uzun vadede ülserleşme meydana gelebilir ve bu da ince bağırsak tipi lenf kanseri veya yemek borusu kanserine yol açabilir. Ama bu çok küçük bir hasta grubunda görülür. Diyete uyan bireyler için bu risk son derece düşüktür. Çölyak hastalığında disiplinli takip, doğru tanı ve bilinçli tedavi hayati önem taşır."
11 Eylül 2025 Perşembe - 11:43
Mevsim geçişlerinde bağışıklığa ozon terapisi desteği
Mevsim geçişleri, vücudun bağışıklık sisteminin en çok zorlandığı dönemler olarak biliniyor. Sıcaklık değişimleri, yorgunluk, bağışıklığın zayıflaması ve enfeksiyonlara yatkınlık bu süreçte daha sık görülürken, alternatif tedavi yöntemleri sağlığı korumada önemli rol oynuyor. Bu yöntemlerin başında ise ozon terapisi geliyor. Hayat Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Muharrem Mert, mevsimsel geçişlerin olumsuz etkilerine karşı ozon terapisinin güçlü bir destek sunduğuna dikkat çekti. "Ozon terapisi vücuda zırh gibi koruma sağlıyor" Dr. Muharrem Mert, ozon terapisinin mevsim geçişlerinde özellikle bağışıklık sistemini desteklemesi açısından etkili olduğunu belirtirken, "Ozon terapisi, vücudu adeta bir zırh gibi sararak, bağışıklık sistemini güçlendirir. Hücrelere daha fazla oksijen taşıyarak enerji artışı sağlar, toksinlerin çıkışını hızlandırır ve vücut direncini artırır. Özellikle grip, soğuk algınlığı ve halsizlik gibi mevsimsel rahatsızlıklara karşı koruyucu bir kalkan görevi görür" dedi. Ozon terapisinin mevsimsel avantajları Uzm. Dr. Muharrem Mert’e göre ozon terapisi, sadece fiziksel sağlık üzerinde değil, genel yaşam kalitesi üzerinde de pozitif etkiler oluşturuyor. Uzm. Dr. Mert ozon terapisinin öne çıkan faydalarını sıralarken de, "Ozon terapi, bağışıklığı güçlendirir, vücudu enfeksiyonlara karşı daha dirençli hale getirir. Enerji artışı sağlar, yorgunluk ve halsizlik hissini azaltır. Hücre yenilenmesini destekler, doku ve organların daha sağlıklı çalışmasına katkıda bulunur. Detoks etkisi oluşturur, toksinlerin çıkışını hızlandırır, vücudu temizler" şeklinde konuştu. Dr. Mert, "Hastalarımız ozon terapisi sonrası kendilerini daha enerjik, zihinsel olarak daha berrak ve genel anlamda daha zinde hissettiklerini ifade ediyor. Bu da tedavinin hem fizyolojik hem de psikolojik açıdan olumlu sonuçlar verdiğini gösteriyor" ifadelerine yer verdi. Ozon terapisi sosyal bir deneyime dönüşüyor Hayat Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ahmet Özkul da, yakın dostu Nail Dural ile birlikte gerçekleştirdiği ozon terapisi seansıyla ilgili, bu uygulamanın sadece sağlığa değil, aynı zamanda sosyal bağların güçlenmesine ve zihinsel canlılığa katkı sunduğunu belirtti. Bu, ozon terapisinin bireysel bir tedavi olmanın ötesinde, birlikte yapılan bir yaşam alışkanlığı haline gelebileceğini de ortaya koyuyor.
11 Eylül 2025 Perşembe - 11:18
Çocuklarda testis tümörlerine dikkat
Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, testis tümörlerinin belirtileri, tanı süreci ve tedavi yaklaşımları hakkında bilgi verdi. Yumurtalık (testis) tümörleri, çocukluk çağında nadir görülse de erken teşhis ve doğru tedaviyle tamamen iyileştirilebilen hastalıklar arasında yer alıyor. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, testis tümörlerinin belirtileri, tanı süreci ve tedavi yaklaşımları hakkında aileleri bilgilendirdi. "Ağrısız şişlik en yaygın belirti" Testis tümörlerinin genellikle ağrısız testis şişliğiyle ortaya çıktığını vurgulayan Doç. Dr. Hikmet Zeytun, "Ailelerin çocuklarında testislerde fark ettikleri herhangi bir sertlik, şişlik ya da büyüme, mutlaka ciddiye alınmalı ve bir uzmana başvurulmalıdır. Özellikle tek taraflı, ağrısız testis büyümesi, bu tümörlerin en sık görülen belirtisidir" dedi. "Tümörlerin çoğu iyi huylu, ancak takip şart" Çocuklarda görülen testis tümörlerinin büyük çoğunluğunun iyi huylu olduğuna dikkat çeken Dr. Zeytun, buna rağmen her kitlenin detaylı şekilde incelenmesi gerektiğini belirtti. Zeytun, "Her kitle, kötü huylu olasılığına karşı dikkatle değerlendirilmelidir. Ultrasonografi ve kan tahlilleri, tanı koymada büyük rol oynar. Gerekli görüldüğü takdirde cerrahi müdahale ile kitlenin çıkarılması gerekebilir" ifadelerini kullandı. "Multidisipliner yaklaşım başarıyı artırıyor" Medical Point Gaziantep Hastanesi olarak testis tümörlerinin tanı ve tedavisinde multidisipliner bir yaklaşım benimsediklerini ifade eden Dr. Zeytun, "Çocuk cerrahisi, onkoloji, radyoloji ve üroloji birimleriyle koordineli çalışarak, hastalarımıza en güncel ve en uygun tedavi seçeneklerini sunuyoruz. Özellikle tümörün erken evrede tespit edilmesi, tedavi başarısını büyük ölçüde artırmaktadır" şeklinde konuştu. "Genital muayeneyi ihmal etmeyin" Doç. Dr. Hikmet Zeytun, ailelerin çocuklarının genital bölge kontrollerini düzenli olarak yapmalarının önemli olduğunu da vurgulayarak, "Banyo sırasında veya alt değiştirme esnasında testislerde herhangi bir farklılık fark eden ebeveynler, vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Erken tanı sayesinde çocuklarımızın sağlığı korunabilir ve tedavi süreci daha kolay atlatılabilir" diye konuştu.
11 Eylül 2025 Perşembe - 10:31
Yurt dışından gelen bebekler Türkiye’de hayata tutundu
Karaciğerlerinde hastalık bulunan Libyalı ve Gürcü iki bebek, Türk hekimlerin ellerinde şifa buldu. Safra yolları yokluğu tanısı konulan 2 yaşındaki Libyalı Hatan bebeğe babasından, karaciğer sirozu tanısı konulan 4 aylık Gürcü Saba bebeğe ise annesinden alınan karaciğer dokusu başarıyla nakledildi. Libya’nın başkenti Trablus’tan gelen 3 kardeşin en küçüğü Hatan Barghout isimli bebek, doğduktan sadece 3 hafta sonra safra kanalları yokluğu teşhisiyle yaşam mücadelesine başladı. Mısır’da geçirdiği zor bir ameliyata rağmen karaciğer nakli zorunluluğu devam etti. Yapılan testler sonucu babası Alsadig Amhımmıd Barghout’un (41) organı ile uyumlu olduğu belirlenen Hatan bebek, Libya Sağlık Bakanlığı’nın desteğiyle Türkiye’ye getirildi. Acıbadem Kent Hastanesi Karaciğer Nakli ve Hepatobiliyer Cerrahi Bölümü’nün kurucu başkanı Prof. Dr. Murat Kılıç liderliğinde Doç. Dr. Cahit Yılmaz, Prof. Dr. Sema Aydoğdu, Opr. Dr. Kamil Kılıç, Opr. Opr. Dr. Rasim Farajov, Doç. Dr. Mert Akan, Uzm. Dr Alihan Pirim ve Uzm. Dr. Özgür Bolat’tan oluşan uzman ekip, kritik nakil operasyonunu başarıyla gerçekleştirdi. Nakil öncesi yürüyemeyen, ağır durumda olan küçük Hatan, ameliyat sonrası hızla toparlandı ve yeniden sağlığına kavuşarak adım atmaya başladı. Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te yaşayan Ana Ormotsadze (26) ve Giorgi İntskirveli (40) çiftinin üç çocuğundan en küçüğü Saba ise doğuştan karaciğer sirozu ve yetmezliği ile dünyaya geldi. Sadece dört aylıkken, acil karaciğer nakline ihtiyaç duyan minik bebek, ailesi tarafından Türkiye’ye getirilerek Acıbadem Kent Hastanesi’ne sevk edildi. Yapılan testler sonucunda minik Saba’nın, annesi Ana’dan organ nakli alabileceği belirlendi. Acıbadem Kent Hastanesi Karaciğer Nakli ve Hepatobiliyer Cerrahi Bölümü Kurucu Başkanı Prof. Dr. Murat Kılıç liderliğindeki Doç. Dr. Cahit Yılmaz, Prof. Dr. Sema Aydoğdu, Opr. Dr. Kamil Kılıç, Opr. Opr. Dr. Rasim Farajov, Doç. Dr. Mert Akan, Uzm. Dr Alihan Pirim ve Uzm. Dr. Özgür Bolat’tan oluşan uzman ekip, kritik nakil operasyonunu başarıyla gerçekleştirdi. Doğuştan gelen karaciğer yetmezliğiyle mücadele eden Saba bebek, sağlık ekibinin başarılı tedavisiyle yeni hayatına umutla başladı. Babasından alınan doku Hatan bebeğe umut oldu Çocuklarda karaciğer naklinin en yaygın nedenlerinden birinin safra yollarının doğuştan olmayışı diye belirten Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Gastroenterolojisi uzmanı Prof. Dr. Sema Aydoğdu, Hatan Bebeğin bu problemden dolayı nakil gereksinimi doğan bir hasta olduğunu söyledi. Hatan bebeğin Sağlık Bakınlığı programı kapsamında Türkiye’ye geldiğinin aktaran Aydoğdu, "1 yaş 8 aylıkken karaciğer yetmezliğinin son aşamasındaydı. Çok ağır bir beslenme yetersizliği, karında sıvı toplanması, organ büyüklüğü nedeniyle geniş bir karın ve solunum sıkıntısı gibi yetmezlikle ilgili bütün bulgular yerleşmişti. Nakil zamanlaması ve endikasyonu tam da olması gereken noktadayken hastanemize ulaştı. Genellikle, çocukların ağırlıklarının yüzde 1’i kadar bir karaciğer grefti ideal olarak kabul ediliyor. Bu çocuğumuz da nakile girerken yaklaşık 8 kilo civarındaydı ve 80 ile 100 gram arasında bir karaciğer dokusuna ihtiyaç duyuyordu. İzmir Acıbadem Kent Hastanesi’nde babasından nakil yapılan bu kız bebek şu anda son derece iyi bir sağlık durumundadır. Şu anda karaciğer fonksiyonları tamamen normale döndü. Ancak, vücut halen tamir aşamasındadır. Bu testler yavaş yavaş normal seviyelere gelecektir. Hatta, bir iki gün içerisinde hastaneden taburcu etmeyi de planlıyoruz" dedi. Annesinden alınan doku Saba bebeğe hayat verdi Saba bebeğin Gürcistan’dan Türkiye’ye geldiğini kaydeden Acıbadem Kent Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Murat Kılıç, Doğumdan kısa süre sonra 4 aylık bebekte hem karaciğer yetmezliği hem de karaciğer sirozu geliştiğini ifade etti. Minik Saba’nın oldukça acil bir durumda hastaneye geldiğini söyleyen Kılıç, "Karaciğerin kanama ve pıhtılaşma fonksiyonları yerine gelmiyordu. Bu durumdaki bebeklerde acil karaciğer nakli yapılmazsa kaybedilme riski vardır. Bu bebeği de bir hafta 10 gün içinde karaciğer nakli yapılmazsa kaybedecektik. Bu sebeple annesinden acil olarak nakil yaptık. Bebek girişte küçük bir bebekti. 4 aylık 6 kiloydu ama nakil başarılı geçti. Türkiye’deki tüm ekiplerin ve bizim bu konudaki tecrübemiz oldukça fazladır. Özellikle canlıdan yapılan nakillerde yurt dışından da çok hasta alıyoruz. Sabah bebek de bu şekilde nakil oldu. Şimdi bir haftadır durumu iyi gidiyor ve karaciğer fonksiyonları normale döndü. 3-5 gün içinde taburcu etmeyi planlıyoruz" diye ekledi. En küçük kızı olan Hatan’nın Türkiye’de sağlığına kavuşmasının sevincini yaşadığını kaydeden babası Alsadig Amhımmıd Barghout, "Bebeğimi 45 günlükken Mısır’a götürdük. Orada bir ameliyat geçirdi. Daha sonra tekrar Libya’ya döndük. Libya’da yapılan tetkiklerde karaciğer nakli olması gerektiği söylendi ve gerekli tahliller yapıldı. Süreç de bu şekilde başladı. Ardından Türkiye’ye geldik. Şu anda çok mutluyuz, çünkü bebeğimizin sağlığı çok daha iyi. Öncelikle Libya hükümetine ve Türkiye Cumhuriyeti devletine teşekkür ediyoruz. Ayrıca Acıbadem Hastanesi’nin tüm ekibine minnettarız" sözlerini kullandı. En küçük çocukları Saba’nın sağlığına kavuşmasından dolayı mutlu olduklarını söyleyen anne Ana Ormotsadze ve Baba Giorgi İntskirveli ise "Bebeğimiz doğduktan yaklaşık 10 gün sonra bazı semptomlar göstermeye başladı. Ancak kendi ülkemizde bu tedavi mümkün olmadığı için Türkiye’ye gelmeye karar verdik. Başta çok korkuyorduk; çünkü durum her geçen gün daha da kötüleşiyordu. Ama Türkiye’ye geldikten sonra her şey değişmeye başladı. Tedavi süreciyle birlikte bebeğimizin durumu hızla iyileşmeye başladı. Şu anda çok daha rahatız. Ameliyat sonrasında da gelişmeler olumlu yönde ilerliyor. Bu yüzden çok mutluyuz ve umutluyuz. Umarız her şey daha da iyi olacak" ifadelerini kullandı.
11 Eylül 2025 Perşembe - 10:29
Yurt dışından gelen bebekler Türkiye’de hayata tutundu
Karaciğerlerinde hastalık bulunan Libyalı ve Gürcü iki bebek, Türk hekimlerin ellerinde şifa buldu. Safra yolları yokluğu tanısı konulan 2 yaşındaki Libyalı Hatan bebeğe babasından, karaciğer sirozu tanısı konulan 4 aylık Gürcü Saba bebeğe ise annesinden alınan karaciğer dokusu başarıyla nakledildi. Libya’nın başkenti Trablus’tan gelen 3 kardeşin en küçüğü Hatan Barghout isimli bebek, doğduktan sadece 3 hafta sonra safra kanalları yokluğu teşhisiyle yaşam mücadelesine başladı. Mısır’da geçirdiği zor bir ameliyata rağmen karaciğer nakli zorunluluğu devam etti. Yapılan testler sonucu babası Alsadig Amhımmıd Barghout’un (41) organı ile uyumlu olduğu belirlenen Hatan bebek, Libya Sağlık Bakanlığı’nın desteğiyle Türkiye’ye getirildi. Acıbadem Kent Hastanesi Karaciğer Nakli ve Hepatobiliyer Cerrahi Bölümü’nün kurucu başkanı Prof. Dr. Murat Kılıç liderliğinde Doç. Dr. Cahit Yılmaz, Prof. Dr. Sema Aydoğdu, Opr. Dr. Kamil Kılıç, Opr. Opr. Dr. Rasim Farajov, Doç. Dr. Mert Akan, Uzm. Dr Alihan Pirim ve Uzm. Dr. Özgür Bolat’tan oluşan uzman ekip, kritik nakil operasyonunu başarıyla gerçekleştirdi. Nakil öncesi yürüyemeyen, ağır durumda olan küçük Hatan, ameliyat sonrası hızla toparlandı ve yeniden sağlığına kavuşarak adım atmaya başladı. Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te yaşayan Ana Ormotsadze (26) ve Giorgi İntskirveli (40) çiftinin üç çocuğundan en küçüğü Saba ise doğuştan karaciğer sirozu ve yetmezliği ile dünyaya geldi. Sadece dört aylıkken, acil karaciğer nakline ihtiyaç duyan minik bebek, ailesi tarafından Türkiye’ye getirilerek Acıbadem Kent Hastanesi’ne sevk edildi. Yapılan testler sonucunda minik Saba’nın, annesi Ana’dan organ nakli alabileceği belirlendi. Acıbadem Kent Hastanesi Karaciğer Nakli ve Hepatobiliyer Cerrahi Bölümü Kurucu Başkanı Prof. Dr. Murat Kılıç liderliğindeki Doç. Dr. Cahit Yılmaz, Prof. Dr. Sema Aydoğdu, Opr. Dr. Kamil Kılıç, Opr. Opr. Dr. Rasim Farajov, Doç. Dr. Mert Akan, Uzm. Dr Alihan Pirim ve Uzm. Dr. Özgür Bolat’tan oluşan uzman ekip, kritik nakil operasyonunu başarıyla gerçekleştirdi. Doğuştan gelen karaciğer yetmezliğiyle mücadele eden Saba bebek, sağlık ekibinin başarılı tedavisiyle yeni hayatına umutla başladı. Babasından alınan doku Hatan bebeğe umut oldu Çocuklarda karaciğer naklinin en yaygın nedenlerinden birinin safra yollarının doğuştan olmayışı diye belirten Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Gastroenterolojisi uzmanı Prof. Dr. Sema Aydoğdu, Hatan Bebeğin bu problemden dolayı nakil gereksinimi doğan bir hasta olduğunu söyledi. Hatan bebeğin Sağlık Bakınlığı programı kapsamında Türkiye’ye geldiğinin aktaran Aydoğdu, "1 yaş 8 aylıkken karaciğer yetmezliğinin son aşamasındaydı. Çok ağır bir beslenme yetersizliği, karında sıvı toplanması, organ büyüklüğü nedeniyle geniş bir karın ve solunum sıkıntısı gibi yetmezlikle ilgili bütün bulgular yerleşmişti. Nakil zamanlaması ve endikasyonu tam da olması gereken noktadayken hastanemize ulaştı. Genellikle, çocukların ağırlıklarının yüzde 1’i kadar bir karaciğer grefti ideal olarak kabul ediliyor. Bu çocuğumuz da nakile girerken yaklaşık 8 kilo civarındaydı ve 80 ile 100 gram arasında bir karaciğer dokusuna ihtiyaç duyuyordu. İzmir Acıbadem Kent Hastanesi’nde babasından nakil yapılan bu kız bebek şu anda son derece iyi bir sağlık durumundadır. Şu anda karaciğer fonksiyonları tamamen normale döndü. Ancak, vücut halen tamir aşamasındadır. Bu testler yavaş yavaş normal seviyelere gelecektir. Hatta, bir iki gün içerisinde hastaneden taburcu etmeyi de planlıyoruz" dedi. Annesinden alınan doku Saba bebeğe hayat verdi Saba bebeğin Gürcistan’dan Türkiye’ye geldiğini kaydeden Acıbadem Kent Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Murat Kılıç, Doğumdan kısa süre sonra 4 aylık bebekte hem karaciğer yetmezliği hem de karaciğer sirozu geliştiğini ifade etti. Minik Saba’nın oldukça acil bir durumda hastaneye geldiğini söyleyen Kılıç, "Karaciğerin kanama ve pıhtılaşma fonksiyonları yerine gelmiyordu. Bu durumdaki bebeklerde acil karaciğer nakli yapılmazsa kaybedilme riski vardır. Bu bebeği de bir hafta 10 gün içinde karaciğer nakli yapılmazsa kaybedecektik. Bu sebeple annesinden acil olarak nakil yaptık. Bebek girişte küçük bir bebekti. 4 aylık 6 kiloydu ama nakil başarılı geçti. Türkiye’deki tüm ekiplerin ve bizim bu konudaki tecrübemiz oldukça fazladır. Özellikle canlıdan yapılan nakillerde yurt dışından da çok hasta alıyoruz. Sabah bebek de bu şekilde nakil oldu. Şimdi bir haftadır durumu iyi gidiyor ve karaciğer fonksiyonları normale döndü. 3-5 gün içinde taburcu etmeyi planlıyoruz" diye ekledi. En küçük kızı olan Hatan’nın Türkiye’de sağlığına kavuşmasının sevincini yaşadığını kaydeden babası Alsadig Amhımmıd Barghout, "Bebeğimi 45 günlükken Mısır’a götürdük. Orada bir ameliyat geçirdi. Daha sonra tekrar Libya’ya döndük. Libya’da yapılan tetkiklerde karaciğer nakli olması gerektiği söylendi ve gerekli tahliller yapıldı. Süreç de bu şekilde başladı. Ardından Türkiye’ye geldik. Şu anda çok mutluyuz, çünkü bebeğimizin sağlığı çok daha iyi. Öncelikle Libya hükümetine ve Türkiye Cumhuriyeti devletine teşekkür ediyoruz. Ayrıca Acıbadem Hastanesi’nin tüm ekibine minnettarız" sözlerini kullandı. En küçük çocukları Saba’nın sağlığına kavuşmasından dolayı mutlu olduklarını söyleyen anne Ana Ormotsadze ve Baba Giorgi İntskirveli ise "Bebeğimiz doğduktan yaklaşık 10 gün sonra bazı semptomlar göstermeye başladı. Ancak kendi ülkemizde bu tedavi mümkün olmadığı için Türkiye’ye gelmeye karar verdik. Başta çok korkuyorduk; çünkü durum her geçen gün daha da kötüleşiyordu. Ama Türkiye’ye geldikten sonra her şey değişmeye başladı. Tedavi süreciyle birlikte bebeğimizin durumu hızla iyileşmeye başladı. Şu anda çok daha rahatız. Ameliyat sonrasında da gelişmeler olumlu yönde ilerliyor. Bu yüzden çok mutluyuz ve umutluyuz. Umarız her şey daha da iyi olacak" ifadelerini kullandı.
11 Eylül 2025 Perşembe - 10:20
Eskişehir’de diş sağlığında yeni tomografi dönemi
Eskişehir Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’ne kazandırılan modern diş tomografi cihazı, tanı ve tedavi süreçlerinde hız, güvenilirlik ve hasta memnuniyetini artıracak. Eskişehir Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi, hizmet kalitesini artırmaya yönelik yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Hastaneye kazandırılan yenilenmiş diş tomografi cihazı sayesinde tanı ve tedavi süreçlerinde artık çok daha hızlı, çok daha net ve çok daha güvenilir sonuçlar elde ediliyor. Tanıda hız, tedavide güven Diş hekimliği alanında büyük önem taşıyan tomografi cihazı, özellikle üç boyutlu görüntüleme teknolojisiyle hekimlerin işini kolaylaştırıyor. Çene cerrahisi, implant tedavileri, ortodontik planlamalar ve kanal tedavileri gibi birçok alanda kullanılan cihaz, yüksek çözünürlükte görüntü sağlayarak en ince ayrıntıların dahi gözlemlenmesine imkân veriyor. Böylece tedavi planlamaları kişiye özel ve en doğru şekilde yapılabiliyor. Hasta memnuniyetinde yeni bir adım Yeni cihaz sayesinde vatandaşların sağlık hizmetlerinden yararlanma süreci kısalıyor. Önceki yöntemlere göre daha hızlı sonuç alınması, bekleme sürelerinin azalması ve doğru teşhis oranının yükselmesiyle birlikte hasta memnuniyeti de önemli ölçüde artıyor. Teknolojiyle güçlenen sağlık hizmetleri Hastaneye kazandırılan modern tomografi cihazı, sadece görüntüleme kalitesini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda düşük radyasyon oranıyla da hasta sağlığını koruma noktasında önemli bir avantaj sunuyor. Böylece hem güvenilirlik hem de hasta güvenliği açısından çok daha yüksek standartlar sağlanmış oluyor. İl Sağlık Müdüründen açıklama İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, yeni tomografi cihazının Eskişehir’de ağız ve diş sağlığı hizmetlerine büyük katkı sağlayacağını belirterek şunları söyledi: "Eskişehir’de sağlık hizmetlerimizin her alanında olduğu gibi, ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde de teknolojimizi sürekli yeniliyoruz. Halkımızın yaşam kalitesini yükseltmek, ihtiyaçlarına en hızlı ve en güvenilir şekilde yanıt vermek bizim için büyük önem taşıyor. Ağız ve Diş Sağlığı Hastanemize kazandırılan yeni diş tomografi cihazı, hekimlerimizin teşhis ve tedavi süreçlerinde işlerini kolaylaştırırken, vatandaşlarımızın da çok daha kaliteli hizmet almasına imkân sağlayacak. Bizler, Eskişehir olarak sadece mevcut hizmetleri sürdürmekle kalmıyor; aynı zamanda geleceğe yönelik yatırımlar yaparak her geçen gün daha güçlü ve modern bir sağlık altyapısı oluşturuyoruz." Yatırımlar kararlılıkla sürüyor Doç. Dr. Bildirici ayrıca şunları söyledi: "İl Sağlık Müdürlüğü olarak tüm sağlık tesislerimizde vatandaşlarımızın en iyi sağlık hizmetine erişebilmesi için kararlılıkla çalışıyoruz. Hem cihaz altyapısında hem de fiziki şartların iyileştirilmesinde önemli adımlar atıyoruz. Bu kapsamda yapılan yatırımlar, sadece bugünün ihtiyaçlarını karşılamıyor; aynı zamanda geleceğe dönük güçlü bir sağlık sistemi oluşturuyor. Çalışmalarımızı hız kesmeden sürdüreceğiz." Diş sağlığında yeni bir dönem başlıyor Eskişehir Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde hizmete giren yenilenmiş diş tomografi cihazı, hem hasta hem de hekim açısından önemli bir dönüm noktası oldu. Hekimler, gelişmiş teknolojiyle donatılmış cihaz sayesinde çok daha güvenilir tanılar koyarken; vatandaşlar daha kısa sürede, daha konforlu ve daha güvenilir sağlık hizmetine ulaşabiliyor.
11 Eylül 2025 Perşembe - 10:20
Bayburt Devlet Hastanesinde hastalara kalp pili takılmaya başlandı
Bayburt Devlet Hastanesinde kalp yetersizliği ve ritim bozukluğu tedavisinde önemli bir adım atıldı. Bayburt Milletvekili Prof. Dr. Orhan Ateş, hastanede artık kalp pili ve şoklama özellikli kalp pillerinin (ICD) hastalara takılmaya başlandığını duyurdu. Anjiyografi Ünitesi ekibi tarafından bugüne kadar toplam 5 hastaya kalıcı kalp pili ve şoklama özelliği olan kalp pilleri (ICD) başarıyla takıldı. Takılan pillerle, özellikle kalp yetersizliği olan hastalarda hayati tehdit oluşturan ritim bozukluklarının önlenmesi amaçlanıyor. Ateş, konuyla alakalı yaptığı açıklamada, "Bayburt Devlet Hastanemizin Kardiyoloji Polikliniğinde, kalp yetersizliği ve ritim bozukluğu tedavisi alanında önemli bir adıma daha imza atıldı ve hastalara kalp pili takılmaya başlandı. Anjiyografi Ünitesi ekibimiz tarafından primer koruma amaçlı şoklama özelliği olan kalp pili başarıyla implante ediliyor. Şoklama özellikli kalp pilleri, özellikle kalp yetersizliği olan hastalarda hayati tehdit edici ritim bozukluklarını önlemek amacıyla takılıyor. Bu pillerin temel görevi, kalpte oluşan tehlikeli ritim bozukluklarını algılayarak elektrik şoku vermek ve kalbin ritmini normale döndürerek hastanın hastaneye güvenle ulaşmasını sağlamak. Bu sayede hastaların ölüm oranları düşürülüyor ve takip süreçleri kolaylaşıyor. Ayrıca nabız düşüklüğü, bayılmalar ile seyreden AV blok (kalbin elektriksel uyarı üreten bölgesinin sağlıklı çalışmaması) hastalarında acil durumlarda geçici kalp pili uygulaması ve devamında gerekirse kalıcı kalp pili uygulaması yapılıyor. Şu an hastanemizde 5 hastaya kalıcı kalp pili ve ICD başarıyla uygulanmıştır" ifadelerine yer verdi. Bayburt Devlet Hastanesinde başlayan bu yeni uygulama ile hastalar, sevk derdi olmadan kendi şehirlerinde tedavi olabilecekler.
11 Eylül 2025 Perşembe - 10:19
Covid-19, sessiz kanser hücrelerini uyandırabilir
Enfeksiyon hastalıklarının kanserle ilişkisine değinen Dr. Öğretim Üyesi Cengiz Uzun, ABD’de yapılan son araştırmayı değerlendirerek, Covid enfeksiyonunun sessiz kanser hücrelerini aktif hale getirebildiğini ifade etti.
11 Eylül 2025 Perşembe - 09:54
Psikolog Giriş: "Yeni annelerin yüzde 80’i lohusalık hüznü yaşar"
Klinik Psikolog Dilara Boyraz Giriş, yeni annelerin yüzde 80’inin lohusalık hüznü yaşadığını belirterek, "Lohusalık hüznü en fazla 2-3 hafta sürer ve kendiliğinden geçer" dedi. Yaklaşan bir bebeğin doğumunun genellikle heyecan ve coşkuyla beklenen bir dönem olduğunu belirten Acıbadem Adana Hastanesi Psikolog Dilara Boyraz Giriş, ebeveynliğin uyku eksikliği, bebek bakımı görevlerinde pratikleşme ve gündelik rutinlerin değişimi ve bu süreçteki duygusal sorunlar hakkında bilgi verdi. Yeni anne olan bir kadının aşırı mutlu hissedip sonra ağlayabileceğine değinen Psikolog Giriş, "Hamilelik ve doğum sonrası dönemde bir kadın fiziksel, hormonsal ve duygusal değişimler yaşar. Buna bağlı olarak anneliğin ilk birkaç günü veya haftasında, beden ve duygular yeni şartlara uyum sağlarken üzüntü hissetmek olağan bir durumdur. Bu duruma lohusalık hüznü de denilmektedir. Lohusalık hüznü en fazla 2 ila 3 hafta sürer ve kendiliğinden geçer. Aslında, yeni annelerin yüzde 80’i lohusalık hüznü yaşar, ancak bu birkaç ay sürmez ve anneyi üzgün, değersiz, çaresiz, umutsuz ve neşe hissedemez hale getirmez. Lohusalık hüznü doğum sonrası depresyonu değildir" diye konuştu. "Doğum sonrası depresyonun görülme oranı yüzde 20’dir" Anneliğin zaman zaman bunaltıcı ve korkutucu olabileceğinden bahseden Psikolog Giriş, yorgun, uykusuz, sinirli, yeni ve hiç bitmeyen sorumluluklardan bunalmış hissetmenin normal ve beklenen bir durum olduğunu söyledi. Giriş, doğum sonrası depresyonun ise farklı bir deneyim olduğuna dikkat çeken Giriş, "Doğum sonrası depresyon yeni annelerin yüzde 15-20’sini etkilemektedir. Özellikle yaygın risk faktörleri arasında anksiyete veya depresyon öyküsü, hormonsal dalgalanmalar, sosyal destek eksikliği, travmatik doğum deneyimleri, stresli yaşam olayları, maddi sıkıntı veya ilişki zorlukları, toplumsal beklentiler önemli risk faktörleridir" şeklinde konuştu. "Bu anneler duş alamaz, yemek yiyemez, uyuyamazlar" Psikolog Giriş, doğum sonrası depresyonun genellikle bebeğe karşı ilgisizlik, bağ kuramama, çocukla ilgili kaygı, kötü bir anne olma hissi, kendine veya bebeğe zarar verme korkusu, bebeklerinin onlarsız daha iyi olacağını düşünme, ağlama ve umutsuzluk ve değersizlik hisleriyle kendini gösterdiğini de anlattı. Bu durumun, annenin günlük yaşamını etkilediğini vurgulayan Giriş, "Bu anneler duş alamazlar, bitkin olsa bile uyuyamaz, yemek yiyemez, sohbet edemez, emzirmekte zorluk çekebilir, içine kapanabilir veya kendini izole edebilir. Bu, her yeni anne için zaman zaman söylenebilir, ancak özellikle doğum sonrası iki ila üç haftadan sonra her zaman geçerli değildir. Bununla beraber anksiyete bozuklukları da genellikle birlikte görülebilir" diyerek sözlerini sürdürdü. Giriş, bir annenin durumu kötüleşiyorsa ve belirtiler daha şiddetli, sık hale geliyorsa ve geçmiyorsa, yardım isteme zamanı geldiğinin altını çizdi. "Önyargılar ve beklentiler destek almayı zorlaştırmaktadır" Yeni annenin kendisi de dahil olmak üzere toplumda genellikle bir annenin ne hissetmesi ve yapması gerektiği konusunda gerçekçi olmayan beklentiler olduğunu hatırlatan Psikolog Giriş şunları dile getirdi: "Doğum sonrası depresyon ve anksiyete yaşayan kadınlar, ruh sağlığıyla ilgili damgalanma, yaşadıkları zorluklardan dolayı suçluluk veya utanç duyguları ve başkalarının yargılamasından ve yetersiz veya yeterince iyi görülmemekten korktukları için destek veya tedavi arama konusunda sıklıkla zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Suçluluk ve utanç duyguları nedeniyle depresyon belirtilerini bildirme ve doğum sonrası takip randevularında destek arama ihtimalleri daha düşüktür." Hamilelik ve doğum sonrası dönemin, bir kadının hayatında özellikle hassas bir dönem olabileceğini belirten Psikolog Giriş, "Bu nedenle nasıl ki yenidoğan bir bebeğin belirli rutinlerde kontrolleri oluyorsa doğum yapmış anneler için de eşlerinin, kadın doğum ve çocuk doktorlarının özellikle annelere dikkat etmeleri ve gözlemlemeleri gerekiyor" diyerek sözlerini tamamladı.
11 Eylül 2025 Perşembe - 09:37
FÜ Hastanesi’nde "Enfeksiyon kontrolü ve kişisel koruyucu ekipman" eğitimi
Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde sağlık çalışanlarına yönelik, "Enfeksiyon Kontrolü ve Kişisel Koruyucu Ekipman" eğitimi düzenlendi. Fırat Üniversitesi (FÜ) Hastanesi çalışanlarına yönelik olarak "İnvaziv uygulamalarda enfeksiyon kontrolü, izolasyonlar ve kişisel koruyucu ekipman kullanımı" konulu eğitim düzenlendi. FÜ Hastanesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen eğitim programı, çok sayıda sağlık çalışanı tarafından ilgiyle takip edildi. Eğitimde sunum yapan Enfeksiyon Kontrol Komite Hemşiresi Hülya Başaklıoğlu, sağlık hizmeti ilişkili enfeksiyonların, hastaneye yatan bir hastada başvuru sırasında kuluçka döneminde bulunmayan ve yatıştan 48-72 saat sonra gelişen enfeksiyonlar olduğunu belirtti. Başaklıoğlu, ayrıca cerrahi girişimlerden sonraki 30 gün, implant uygulamalarından sonraki 90 gün içinde gelişen enfeksiyonların da bu kapsamda değerlendirildiğini ifade etti. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre sağlık hizmeti ilişkili enfeksiyonların, aksi ispatlanmadıkça önlenebilir tıbbi hatalar olarak kabul edildiğini vurgulayan Başaklıoğlu, el hijyeninin önemine de dikkat çekti. El hijyeninin su, sabun veya antiseptik solüsyonlarla mikroorganizmaların uzaklaştırılması anlamına geldiğini belirten Başaklıoğlu, her yıl 5 Mayıs’ın Dünya El Hijyeni Günü olarak kutlandığını, DSÖ’nün bu yılki temasının ise "Eldivenler Gerektiği Zaman, El Hijyeni Her Zaman" olduğunu hatırlattı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder