Son Dakika
|
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Şemdinli’de dereye düşen çocuğun cansız bedeni bulundu
Devler Ligi’nde 9 gollü maçın kazananı PSG
Edirne-İstanbul arası 1,5 saate düşüyor, ilk test sürüşü başarılı geçti
Tefecilere şafak operasyonu: Evden servet çıktı
Bursa’da tekmeli sopalı kavga
Endonezya'da tren kazası: 14 ölü, 84 yaralı
Yasa dışı bahis operasyonunda yakalanan 81 şüpheli adliyeye sevk edildi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Rusya OPEC+'ta kalmaya devam edecek
Ederson, PFDK’ya sevk edildi
Trump’tan Merz’e: "Ne hakkında konuştuğunu bilmiyor"
Bulgaristan İçişleri Bakanı Emil Dachev Selimiye Camii’ne hayran kaldı
ABD’den İran’ın "gölge bankacılık" sistemine yaptırım
Dışişleri Bakanı Fidan, Hırvat mevkidaşı Grlic-Radman ile bir araya geldi
Bakan Çiftçi: "Madenci eyleminin sağduyu ve ve nezaket içinde sona ermesi anlamlı bir tablo ortaya koymuştur"
SAĞLIK
Kadınlar bilinçlenerek güçlendi
29 Nisan 2026 Çarşamba - 16:07:51
Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından kadınların yaşam kalitesini artırmak ve koruyucu sağlık bilincini yaygınlaştırmak amacıyla hayata geçirilen "Kadın Sağlığı Eğitimi" programı tamamlandı. 10 hafta süren eğitimlerin ardından katılımcılar sertifikalarını aldı. Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen programa katılan 19 katılımcı, eğitimi başarıyla tamamlayarak sertifika almaya hak kazandı. Altınova TEK Atölye’de düzenlenen sertifika programında katılımcılara sertifikaları, Sosyal Yardımlar Şube Müdürü Zeliha Tümer ile Kadın ve Aile Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nde görevli Sosyal Hizmet Uzmanı Simge Nur Öksüz tarafından takdim edildi. Kadınlara kapsamlı eğitimler verildi Program kapsamında katılımcılara; beden farkındalığı, ruhsal ve fiziksel sağlık, ruhsal iyilik hali, üreme sağlığı, iletişim becerileri ve kadın hakları gibi birçok başlıkta eğitimler verildi. Eğitim sürecinde, kadınların deneyimlerini rahatlıkla paylaşabilecekleri güvenli bir ortam oluşturularak bilgiye çekinmeden erişmeleri sağlandı. Bu sayede katılımcıların sağlık bilinci artırılırken onlara sosyalleşme fırsatı da sunuldu. Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın "Sağlıklı kadın, güçlü aile; güçlü aile, güçlü toplum" vizyonuyla hayata geçirilen eğitim programları önümüzdeki dönemde de devam edecek.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 15:47
Denizli’de parkinson hastaları için yeni dönem
Denizli Büyükşehir Belediyesi, parkinson hastalarının yaşam standartlarını yükseltmek ve toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla önemli bir iş birliğine imza attı. Denizli Büyükşehir Belediyesi Engelsiz Spor ve Yaşam Merkezi’nde düzenlenen lansmanla tanıtılan "Parkinson Egzersiz Destek Programı", bilimsel metotlarla hazırlanan özel bir rehabilitasyon sürecini kapsıyor. "ParkinSon değil başlangıç" temasıyla hayata geçirilen proje, DBB Gençlik ve Spor Hizmetleri ile Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlıkları koordinasyonunda, uzman nörologlar, fizyoterapistler ve spor eğitmenleri eşliğinde yürütülecek. "Sporun iyileştirici gücünü hastalarımızla buluşturuyoruz" Programın açılışında konuşan Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı Ayşe Sarıkaya, projenin fiziksel kazanımlarına dikkat çekerek, "Sporun iyileştirici gücünü parkinson hastalarımızla buluşturuyoruz. Amacımız, hastalarımızın fiziksel hareketliliğini artırırken denge ve koordinasyon becerilerini en üst seviyeye çıkarmaktır" dedi. "Sosyal bir dayanışma ağı oluşturuyoruz" Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Şenay Polatır ise projenin sosyal belediyecilik boyutuna vurgu yaparak, "Dezavantajlı grupların hayatını kolaylaştırmak bizim önceliğimizdir. Bu programla sadece bir egzersiz protokolü değil, aynı zamanda hastalarımızın sosyal hayata tutunabilecekleri bir dayanışma ağı oluşturuyoruz" ifadelerine yer verdi. "Klinik denetim ve bilimsel yaklaşım şart" Tıbbi perspektiften programın önemini anlatan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Göksemin Demir, multidisipliner yaklaşımın altını çizdi. Prof. Dr. Demir, "Parkinson ile mücadelede ilaç tedavisi kadar uzman denetimindeki egzersizler de hayatidir. Nörolojik mekanizmayı destekleyen bu özel hareketler, hastalığın etkilerini minimize ederek yaşam standardını bilimsel olarak yükseltecektir" dedi. Kamu-özel sektör iş birliğine dikkat çeken Prof. Dr. Demir, Denizli Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu’na bu önemli iş birliği için teşekkürlerini iletti. Lansmanda egzersiz demonstrasyonu gerçekleştirildi Konuşmaların ardından program kapsamında uygulanacak olan yoga ve pilates branşlarından kesitlerin sunulduğu bir egzersiz demonstrasyonu gerçekleştirildi. Uzman eğitmenler eşliğinde yapılan egzersizler, katılımcılara hareket kabiliyetlerini yeniden kazanma, denge kontrolünü sağlama ve kas güçlerini artırma noktasında somut bir motivasyon sağladı. Lansman ile start verilen program, parkinson hastalarının düzenli olarak katılacağı eğitim seansları ve takip süreçleriyle Denizli’de toplum sağlığına katkı sunmaya devam edecek.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 15:13
Şırnak’ta sağlık alanındaki öncelikler Sağlık Bakanı Memişoğlu’na aktarıldı
AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile gerçekleştirdiği görüşmede kentteki sağlık yatırımları ve öncelikli ihtiyaçları değerlendirdiklerini açıkladı. Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nu ziyaret ederek kentin sağlık alanındaki ihtiyaçları ile devam eden yatırımları görüştü. Tatar, görüşmede 500 yataklı Şırnak Devlet Hastanesinin Eğitim ve Araştırma Hastanesine dönüştürülmesine yönelik çalışmaların ele alındığını belirtti. Tatar ayrıca Silopi Kadın Doğum Hastanesinin mayıs ayı sonunda hasta kabulüne başlayacağını ifade etti. Tatar ayrıca yoğun bakım kapasitesinin artırılması, tıbbi cihaz eksiklerinin giderilmesi ve İdil Devlet Hastanesinin statüsünün yükseltilmesine ilişkin taleplerini de Sağlık Bakanı Memişoğlu’na ilettiklerini söyledi. Milletvekili Tatar, amaçlarının vatandaşların sağlık hizmetlerine il dışına gitmeden hızlı ve etkin şekilde ulaşabilmesi olduğunu ifade etti. Tatar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na desteklerinden dolayı teşekkür etti. Beytüşşebap Devlet Hastanesinin bu yıl hizmete açılacağı, Cizre’de Kadın Doğum Hastanesi ile Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinin yıl içerisinde hizmet vereceği kaydedildi. İdil Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nin de yıl içinde vatandaşların hizmetine sunulacağı belirtildi.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 14:33
Muğla’nın organ doku nakil hizmet süreçleri değerlendirildi
Muğla İl Sağlık Müdürlüğü ev sahipliğinde; İzmir Organ Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi sorumlusu ve İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Doku, Organ Nakli ve Diyaliz Hizmetleri Birimi sorumlusu Uzm. Dr. Burcu Ulugölge ve beraberindeki ekip ile kurum yöneticilerinin katılımıyla Doku ve Organ Nakli Hizmetleri İl Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda açılış konuşmasını yapan Muğla İl Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, "Organ bağışı, bir hayatın başka hayatlarda yaşamaya devam etmesidir" diyerek organ bağışının hayati önemine dikkat çekti. Gerçekleştirilen toplantıda; Muğla’da yürütülen organ ve doku nakli hizmetleri kapsamlı şekilde değerlendirilerek mevcut süreçler ele alındı, hizmetlerin daha etkin ve verimli yürütülmesine yönelik görüş alışverişinde bulunuldu. Ayrıca kurumlar arası iş birliği ve koordinasyonun güçlendirilmesine yönelik önemli başlıklar istişare edildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:31
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ebeler unutulmadı
2
28 Nisan 2026 Salı- 10:46
Bağırsağı kangrene gidiyordu, kapalı ameliyatla kurtarıldı: "Bir gün geç kalsam bugün burada olmayacaktım"
3
28 Nisan 2026 Salı- 16:12
Tokat’ta 3 yaşındaki çocuğa kene tutundu, tedavi altına alındı
4
28 Nisan 2026 Salı- 11:03
Yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ Mersin’de kullanılmaya başlandı
5
24 Nisan 2026 Cuma- 10:38
Erzurum’da 261 işletmeye denetim
11 Eylül 2025 Perşembe - 09:54
Psikolog Giriş: "Yeni annelerin yüzde 80’i lohusalık hüznü yaşar"
Klinik Psikolog Dilara Boyraz Giriş, yeni annelerin yüzde 80’inin lohusalık hüznü yaşadığını belirterek, "Lohusalık hüznü en fazla 2-3 hafta sürer ve kendiliğinden geçer" dedi. Yaklaşan bir bebeğin doğumunun genellikle heyecan ve coşkuyla beklenen bir dönem olduğunu belirten Acıbadem Adana Hastanesi Psikolog Dilara Boyraz Giriş, ebeveynliğin uyku eksikliği, bebek bakımı görevlerinde pratikleşme ve gündelik rutinlerin değişimi ve bu süreçteki duygusal sorunlar hakkında bilgi verdi. Yeni anne olan bir kadının aşırı mutlu hissedip sonra ağlayabileceğine değinen Psikolog Giriş, "Hamilelik ve doğum sonrası dönemde bir kadın fiziksel, hormonsal ve duygusal değişimler yaşar. Buna bağlı olarak anneliğin ilk birkaç günü veya haftasında, beden ve duygular yeni şartlara uyum sağlarken üzüntü hissetmek olağan bir durumdur. Bu duruma lohusalık hüznü de denilmektedir. Lohusalık hüznü en fazla 2 ila 3 hafta sürer ve kendiliğinden geçer. Aslında, yeni annelerin yüzde 80’i lohusalık hüznü yaşar, ancak bu birkaç ay sürmez ve anneyi üzgün, değersiz, çaresiz, umutsuz ve neşe hissedemez hale getirmez. Lohusalık hüznü doğum sonrası depresyonu değildir" diye konuştu. "Doğum sonrası depresyonun görülme oranı yüzde 20’dir" Anneliğin zaman zaman bunaltıcı ve korkutucu olabileceğinden bahseden Psikolog Giriş, yorgun, uykusuz, sinirli, yeni ve hiç bitmeyen sorumluluklardan bunalmış hissetmenin normal ve beklenen bir durum olduğunu söyledi. Giriş, doğum sonrası depresyonun ise farklı bir deneyim olduğuna dikkat çeken Giriş, "Doğum sonrası depresyon yeni annelerin yüzde 15-20’sini etkilemektedir. Özellikle yaygın risk faktörleri arasında anksiyete veya depresyon öyküsü, hormonsal dalgalanmalar, sosyal destek eksikliği, travmatik doğum deneyimleri, stresli yaşam olayları, maddi sıkıntı veya ilişki zorlukları, toplumsal beklentiler önemli risk faktörleridir" şeklinde konuştu. "Bu anneler duş alamaz, yemek yiyemez, uyuyamazlar" Psikolog Giriş, doğum sonrası depresyonun genellikle bebeğe karşı ilgisizlik, bağ kuramama, çocukla ilgili kaygı, kötü bir anne olma hissi, kendine veya bebeğe zarar verme korkusu, bebeklerinin onlarsız daha iyi olacağını düşünme, ağlama ve umutsuzluk ve değersizlik hisleriyle kendini gösterdiğini de anlattı. Bu durumun, annenin günlük yaşamını etkilediğini vurgulayan Giriş, "Bu anneler duş alamazlar, bitkin olsa bile uyuyamaz, yemek yiyemez, sohbet edemez, emzirmekte zorluk çekebilir, içine kapanabilir veya kendini izole edebilir. Bu, her yeni anne için zaman zaman söylenebilir, ancak özellikle doğum sonrası iki ila üç haftadan sonra her zaman geçerli değildir. Bununla beraber anksiyete bozuklukları da genellikle birlikte görülebilir" diyerek sözlerini sürdürdü. Giriş, bir annenin durumu kötüleşiyorsa ve belirtiler daha şiddetli, sık hale geliyorsa ve geçmiyorsa, yardım isteme zamanı geldiğinin altını çizdi. "Önyargılar ve beklentiler destek almayı zorlaştırmaktadır" Yeni annenin kendisi de dahil olmak üzere toplumda genellikle bir annenin ne hissetmesi ve yapması gerektiği konusunda gerçekçi olmayan beklentiler olduğunu hatırlatan Psikolog Giriş şunları dile getirdi: "Doğum sonrası depresyon ve anksiyete yaşayan kadınlar, ruh sağlığıyla ilgili damgalanma, yaşadıkları zorluklardan dolayı suçluluk veya utanç duyguları ve başkalarının yargılamasından ve yetersiz veya yeterince iyi görülmemekten korktukları için destek veya tedavi arama konusunda sıklıkla zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Suçluluk ve utanç duyguları nedeniyle depresyon belirtilerini bildirme ve doğum sonrası takip randevularında destek arama ihtimalleri daha düşüktür." Hamilelik ve doğum sonrası dönemin, bir kadının hayatında özellikle hassas bir dönem olabileceğini belirten Psikolog Giriş, "Bu nedenle nasıl ki yenidoğan bir bebeğin belirli rutinlerde kontrolleri oluyorsa doğum yapmış anneler için de eşlerinin, kadın doğum ve çocuk doktorlarının özellikle annelere dikkat etmeleri ve gözlemlemeleri gerekiyor" diyerek sözlerini tamamladı.
11 Eylül 2025 Perşembe - 09:37
FÜ Hastanesi’nde "Enfeksiyon kontrolü ve kişisel koruyucu ekipman" eğitimi
Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde sağlık çalışanlarına yönelik, "Enfeksiyon Kontrolü ve Kişisel Koruyucu Ekipman" eğitimi düzenlendi. Fırat Üniversitesi (FÜ) Hastanesi çalışanlarına yönelik olarak "İnvaziv uygulamalarda enfeksiyon kontrolü, izolasyonlar ve kişisel koruyucu ekipman kullanımı" konulu eğitim düzenlendi. FÜ Hastanesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen eğitim programı, çok sayıda sağlık çalışanı tarafından ilgiyle takip edildi. Eğitimde sunum yapan Enfeksiyon Kontrol Komite Hemşiresi Hülya Başaklıoğlu, sağlık hizmeti ilişkili enfeksiyonların, hastaneye yatan bir hastada başvuru sırasında kuluçka döneminde bulunmayan ve yatıştan 48-72 saat sonra gelişen enfeksiyonlar olduğunu belirtti. Başaklıoğlu, ayrıca cerrahi girişimlerden sonraki 30 gün, implant uygulamalarından sonraki 90 gün içinde gelişen enfeksiyonların da bu kapsamda değerlendirildiğini ifade etti. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre sağlık hizmeti ilişkili enfeksiyonların, aksi ispatlanmadıkça önlenebilir tıbbi hatalar olarak kabul edildiğini vurgulayan Başaklıoğlu, el hijyeninin önemine de dikkat çekti. El hijyeninin su, sabun veya antiseptik solüsyonlarla mikroorganizmaların uzaklaştırılması anlamına geldiğini belirten Başaklıoğlu, her yıl 5 Mayıs’ın Dünya El Hijyeni Günü olarak kutlandığını, DSÖ’nün bu yılki temasının ise "Eldivenler Gerektiği Zaman, El Hijyeni Her Zaman" olduğunu hatırlattı.
11 Eylül 2025 Perşembe - 09:29
Gebelikte sol tarafa yatmak varis riskini azaltıyor
Uzmanlar, toplumda oldukça sık görülen varis hastalığının, özellikle kadınlarda ve gebelik döneminde daha fazla ortaya çıktığını söylüyor. Medicana Sağlık Grubu Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, gebelikte varis oluşumunun sık görülen bir sorun olduğuna dikkat çekti. Dünya genelinde her 3 kadından 1’inde, her 5 erkekten 1’inde varis şikayetlerinin görüldüğü biliniyor. Medicana Konya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülen varislerin gebelik döneminde arttığına dikkat çekerek anne adaylarını uyardı. Gebelikte damarlar baskı altında Gebelikte artan hormonların etkisiyle toplardamarların gevşediğini belirten Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, büyüyen rahmin de bacaklardaki damarlara baskı yaparak varis oluşumunu kolaylaştırdığını söyledi ve şu açıklamaları yaptı: "Varis sadece estetik bir kaygı değildir. Ağrı, şişlik, gece krampları ve dolaşım bozukluklarına yol açabilir. İleri durumlarda pıhtı oluşumu riski de vardır. Bu nedenle gebelik döneminde alınacak küçük önlemler hem annenin hem de bebeğin sağlığı açısından büyük fayda sağlar." Sol tarafa yatmak hem anne hem bebeği koruyor Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, gebelik sürecinde sık karşılaşılan varis problemine dikkat çekerek anne adaylarına önemli önerilerde bulundu. Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, özellikle yatış pozisyonunun hem annenin hem de bebeğin sağlığı için kritik olduğunu vurguladı ve şunları söyledi: "Karın içinde sağ taraftan geçen büyük toplardamar (vena kava), büyüyen rahim tarafından sıkıştırılır. Bu da kanın kalbe dönüşünü zorlaştırır, dolaşımı yavaşlatır. Sol tarafa yatıldığında ise bu baskı ortadan kalkar. Böylece hem annenin bacaklarındaki dolaşım rahatlar hem de bebeğe giden kan akımı artar. Sol yan pozisyon, varis riskini azaltırken, anne ve bebek sağlığını da korur" Baysal, anne adaylarının uyku ve dinlenme pozisyonuna özen göstermesi gerektiğini belirterek, "Sağlıklı bir anne, mutlu bir aile demektir. Üstelik varis sadece kadınların değil, erkeklerin de karşılaşabileceği bir sorundur. Uzun süre ayakta kalmak ve hareketsizlik erkeklerde de risk oluşturur. Uzun süre ayakta kalmak, hareketsizlik ve genetik faktörler erkeklerde de varis riskini artırır. Damar sağlığına dikkat etmek, her iki cins için de hayati önem taşır" Anne adayları için koruyucu öneriler Op. Dr. Baysal, gebelik sürecinde varis riskini azaltmak için şu önerilerde bulundu: Uzun süre ayakta kalmaktan kaçının, gün içinde kısa yürüyüşler yaparak dolaşımı destekleyin, ayakları dinlenme sırasında hafif yukarı kaldırın, rahat ve daraltmayan giysiler tercih edin, doktor önerisiyle varis çorapları kullanılabilir, varis sadece kadınların sorunu değil.
11 Eylül 2025 Perşembe - 09:22
Gebe okulunda bilinçlenen anne doğumda çok daha güçlü ve sakin oluyor
Denizli Özel Egekent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Habibe Radiye Akgün, doğum sırasında karşılaşılabilecek durumları önceden bilmenin anne adaylarının korkularını azalttığını belirterek; "Doğum ister normal, ister sezaryen olsun bilinçli ve hazırlıklı bir anne adayı her zaman daha kolay ve güvenli bir süreç yaşıyor" dedi. Denizli Egekent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Habibe Radiye Akgün, Gebe Okulu’nun anne adaylarına sağladığı katkılar hakkında önemli uyarılarda bulundu. Egekent Hastanesi bünyesinde gebe sağlığı ve doğuma hazırlık kapsamında kurulan Gebe Okulunun anne adaylarının doğum sürecine hem bedenen hem de ruhen hazırlanmasına destek olduğunu belirten Op. Dr. Habibe Radiye Akgün, "Doğum ister normal, ister sezaryen olsun bilinçli ve hazırlıklı bir anne adayı her zaman daha kolay ve güvenli bir süreç yaşıyor. Egekent Hastanesi olarak eğitimin her aşamasında anne ve bebeğin güvenliğini ön planda tutuyoruz. Doğum sırasında karşılaşılabilecek durumları önceden bilmek, anne adaylarının korkularını azaltıyor. Normal doğum sürecini ayrıntılarıyla anlatırken, sezaryen doğumda da ameliyat öncesi ve sonrası iyileşme sürecine yönelik bilgileri aktarıyoruz. Böylece anne adaylarımız, hangi doğum şekli gerçekleşirse gerçekleşsin kendilerini güvende hissediyor" dedi. Gebe Okulunda katılımcıların merak ettikleri soruları uzmanlara yöneltebildiğini kaydeden Op. Dr. Habibe Radiye Akgün, "Gebe Okulu’nda normal doğumun avantajlarını, doğum sırasında uygulanabilecek nefes ve gevşeme tekniklerini öğretiyoruz. Sezaryen doğum söz konusu olduğunda ise ameliyat süreci, anestezi sonrası bakım ve hızlı toparlanma yöntemlerini paylaşıyoruz. Böylece anne adaylarımız hem bedenen hem de zihnen güçlü bir şekilde doğuma hazırlanıyor. Kişiye özel gebelik planlaması ve deneyim paylaşımı da eğitimlerin önemli bir parçasını oluşturuyor. Amacımız, bilgi kirliliğini ortadan kaldırarak, annelere güvenli günlük uygulamaları öğretmek. Doğum öncesi bilinçlenen her anne, doğum anında çok daha güçlü ve sakin oluyor" diye konuştu. Denizli Özel Egekent Hastanesi Gebe Okulunun anne ve baba adaylarının doğum sürecine güvenle adım atmasını sağlayan bilimsel ve kapsamlı bir program sunduğunun altını çizen Op. Dr.Akgün, "Gebe Okulu’muz tüm ailelere açık. Doğru bilgi, güvenli adımlar ve bilinçli hazırlıkla doğuma girmek isteyen herkesi bekliyoruz" diyerek anne adaylarını gebe okuluna davet etti. Gebeliğin her aşamasında bilgi ve destek sağlayan Denizli Özel Egekent Hastanesi Gebe Okulunda haftalık modüller halinde yürütülen eğitimlerde gebelik takibi ve sağlıklı beslenme, doğuma hazırlık egzersizleri ve nefes çalışmaları, baba eğitimi ve aile desteği, doğum sonrası lohusalık dönemi ile emzirme ve yeni doğan bakımı uygulamalı olarak işleniyor.
11 Eylül 2025 Perşembe - 09:21
"Ekran bağımlılığı ruh sağlığını tehdit ediyor"
Dijital bağımlılığın yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorun olduğunu belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Oğuzhan Tüzün, "Özellikle ergenler, henüz kimlik gelişimlerinin en hassas döneminde oldukları için beğeni ve takipçi sayılarının baskısını en yoğun hisseden gruptur. Gerçekten sevilip sevilmediğimizin ölçüsü, algoritmaların sunduğu sanal göstergelere indirgeniyor. Bu durum kaygı, depresyon ve yalnızlık riskini artırıyor" dedi. Teknolojinin hayatımıza entegrasyonu baş döndürücü bir hızla ilerliyor. Akıllı telefonlar, sosyal medya platformları ve çevrim içi oyunlar artık sadece birer araç değil, günlük hayatın temel dokusuna işlemiş durumda. Ancak bu yoğun kullanımın gölgesinde büyüyen ciddi tehlike dijital bağımlılık, bireylerin yaşamlarını tehdit ediyor. VM Medical Park Bursa Hastanesi Psikiyatri Kliniği’nden Uzm. Dr. Oğuzhan Tüzün, dijital bağımlılığın yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorun olduğuna dikkat çekti. Uzm. Dr. Tüzün, "Beynimiz milyonlarca yıllık evrimsel süreçte ödül mekanizmaları üzerine şekillendi. Sosyal medya bildirimleri, beğeniler veya oyunda kazanılan başarılar dopamin salınımını tetikliyor. Bu yapay ve sürekli uyarılar, beynin giderek daha fazla uyaran istemesine neden oluyor. Tıpkı nikotin ya da şeker bağımlılığında olduğu gibi bir kısır döngü oluşuyor" diye konuştu. "Sosyal medyada geçirilen uzun saatler kaygı ve depresyon riskini artırıyor" Sosyal medyanın cazibesinin insanın en temel ihtiyacı olan ait olma duygusuna hitap ettiğini söyleyen Uzm. Dr. Tüzün, bu durumun aynı zamanda sürekli bir karşılaştırma döngüsü oluşturduğunu vurguladı. Uzm. Dr. Tüzün, "Özellikle ergenler, henüz kimlik gelişimlerinin en hassas döneminde oldukları için beğeni ve takipçi sayılarının baskısını en yoğun hisseden gruptur. Gerçekten sevilip sevilmediğimizin ölçüsü, algoritmaların sunduğu sanal göstergelere indirgeniyor. Bu durum kaygı, depresyon ve yalnızlık riskini artırıyor" dedi. "Oyun Oynama Bozukluğu artık resmi bir tanı" Çevrim içi oyunların sadece bir eğlence değil, aynı zamanda sosyal bir deneyim sunduğunu belirten Uzm. Dr. Tüzün, riskin bu deneyimin gerçek hayat sorumluluklarının önüne geçmesiyle başladığını ifade etti. Uzm. Dr. Tüzün, şu bilgileri paylaştı: "Dünya Sağlık Örgütü’nün 2019’da "Oyun Oynama Bozukluğu"nu resmi bir tanı olarak kabul etmesi tesadüf değil. Bazı gençler oyun uğruna derslerini ihmal ediyor, uyku düzenleri bozuluyor, aile ilişkileri yıpranıyor. Bu noktada oyun, bir eğlence aracından çıkıp kişinin yaşamını kontrol eden bir mekanizma hâline geliyor." "Çözüm dijital hijyen ve toplumsal farkındalık" Dijital bağımlılıkla mücadelede en önemli adımın bilinçli kullanım olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Tüzün, günlük ekran süresinin sınırlandırılmasının, yatak odası gibi "ekransız bölgeler" ve aile yemekleri gibi "ekransız zamanlar" oluşturulmasının etkili bir başlangıç olduğunu söyledi. Ebeveynlerin kendi ekran sürelerini yönetmesinin çocuklara örnek olması açısından kritik olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Tüzün, spor, sanat, kitap okuma ve yüz yüze sohbet gibi çevrim dışı alternatiflerin bu dengeyi sağlamaya yardımcı olabileceğini belirtti. Buna rağmen kişinin günlük hayatında belirgin işlev kaybı ya da ilişkilerinde bozulma varsa psikoterapi, aile danışmanlığı ve gerekirse medikal tedavinin devreye girmesi gerektiğini ifade etti. Uzm. Dr. Tüzün, dijital bağımlılığın yalnızca kişisel bir zaaf olarak görülemeyeceğinin altını çizerek, "Bu sorun teknoloji şirketlerinin tasarım tercihleriyle, politikaların yönlendirmesiyle ve toplumun eğitim düzeyiyle şekilleniyor. Dolayısıyla, çözüm de çok katmanlıdır. Aileler, öğretmenler, sağlık çalışanları, yasa koyucular ve teknoloji sektörü ortak sorumluluk taşımalıdır. Daha etik dijital tasarımlar, bilinçlendirme kampanyaları ve erişilebilir tedavi modelleri geliştirilmeden bu sorunun büyümesi kaçınılmazdır" dedi.
11 Eylül 2025 Perşembe - 09:12
Türkiye’de yapılan çalışmada HIV ile yaşayan her 3 kişiden 1’inde frengi görüldü
Dr. Yağmur Ekenoğlu Merdan, HIV ile yaşayan kişilerde frengi oranlarının kaygı verici düzeyde yüksek olduğunu belirterek, özellikle genç erkeklerin risk altında olduğunu söyledi
10 Eylül 2025 Çarşamba - 20:52
Muratlı’da ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ etkinliği
Tekirdağ’ın Muratlı ilçesinde Sağlık Müdürlüğü, Halk Sağlığı Haftası kapsamında ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ temalı bir etkinlik düzenledi. Bülent Ecevit Parkı’ndaki etkinlikte çocuklara; doğru el yıkama teknikleri, el hijyeninin önemi, ağız ve diş sağlığı, diş fırçalama alışkanlıkları ile ‘Aşılı Çocuk, Sağlıklı Çocuk’ başlıklarında bilgilendirici eğitimler verildi. Çocukların eğlenerek öğrenmesi için programda balon ve oyuncak dağıtımı yapıldı. Ayrıca yeteneklerini geliştirmeye yönelik boyama atölyesi de kuruldu. Renkli görüntülere sahne olan etkinlik, çocuklar ve aileleri tarafından yoğun ilgiyle karşılandı. Muratlı İlçe Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, sağlıklı bireylerin yetişmesinde erken yaşta sağlık bilincinin kazandırılmasının önemine dikkat çekerek bu tür farkındalık çalışmalarının süreceğini ifade etti.
10 Eylül 2025 Çarşamba - 17:03
"Bir konuşma bir hayat kurtarabilir"
Çarşamba İlçe Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Muhammet Faruk Akyüz, "10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü" kapsamında yaptığı açıklamada, intihar eğilimindeki kişilerin yardım almasının kolaylaştırılmasının ve toplumun bu konuda duyarlılığının artırılmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) iş birliğiyle Uluslararası İntiharı Önleme Derneği tarafından 2003 yılından bu yana her yıl 10 Eylül’ün "Dünya İntiharı Önleme Günü" olarak anıldığını hatırlatan Akyüz, bu özel günün farkındalık açısından kritik bir rol üstlendiğini vurguladı. "45 saniyede bir intihar olayı meydana geliyor" İntihar davranışının birçok ülkede önemli bir ruh sağlığı problemi olarak görüldüğünü belirten Akyüz, şunları söyledi: "Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her 3 saniyede bir intihar girişimi, her 45 saniyede bir intihar olayı meydana gelmekte; yılda yaklaşık 700 bin insan intihar nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Her intihar girişimi yaklaşık 135 kişiyi derinden etkilemekte, bu da yılda 108 milyon insanın doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenmesine sebep olmaktadır. Kültürler arası farklılıklar olsa da intihar, pek çok ülkede başlıca halk sağlığı sorunları arasında yer almakta ve önemli bir ruh sağlığı problemi olarak gündeme gelmektedir." "Anlatıyı değiştir, konuşmayı başlat" Bu yılki Dünya İntiharı Önleme Günü temasının "İntiharla ilgili Anlatıyı Değiştirmek; Konuşmayı Başlat" olduğunu hatırlatan Akyüz, "Bu tema ile damgalamayı azaltmak ve intiharları önlemek için açık konuşmaların teşvik edilmesi amaçlanmaktadır. Harekete geçme çağrısı, herkesi intihar ve intiharın önlenmesi hakkında konuşmaya başlamaya teşvik etmektedir." dedi. İntiharın işaretlerinin doğru okunabilmesi halinde riskin erken dönemde önlenebileceğini kaydeden Akyüz, şu uyarılarda bulundu: "Eğer bir kişide intihar düşüncesi olduğuna inanıyorsanız onunla konuşmaktan korkmayın. Yargılamadan, sevecen ve basit bir şekilde kendine zarar verme düşüncesi olup olmadığını sorun. İntihar düşünceleri hakkında soru sormak, kişinin yardım istemesine ve duygularını paylaşarak rahatlamasına yardımcı olur. Eğer kendine zarar verme düşüncesi varsa hekime başvurması konusunda cesaretlendirin." Akyüz, açıklamasını, "Unutulmamalıdır ki intiharı önlemenin ilk adımı, bu konuyu konuşmaktan korkmamaktır. Sessizliği kırmak, hayat kurtarabilir" sözleriyle tamamladı.
10 Eylül 2025 Çarşamba - 15:06
Samsun’da 34 "Tütünle Mücadele Timi" kuruldu
Sağlık Bakanlığı’nın tütünle mücadele kapsamında başlattığı çalışma çerçevesinde Samsun’da 34 adet "Tütünle Mücadele Timi" kuruldu. Timler, şehir meydanlarından pazar yerlerine kadar halkın bulunduğu her alanda vatandaşlarla buluşacak. Samsun İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Hatice Öz, timlerde hemşire, psikolog ve hekimlerin görev alacağını belirterek, "Her ilçede en az bir tim olacak şekilde planlama yaptık. Samsun’da yaklaşık 34 tim oluşturduk. Timlerimizle halkın arasında olacak, tütünün zararlarını anlatacağız. Bu süreçte vatandaşlarımızı ‘başarabilirsiniz, gelin beraber yürüyelim’ diyerek sigarayı bırakmaya teşvik edeceğiz" dedi. Samsun’da mevcut 8 sigara bırakma polikliniğine ek olarak bu hafta içinde 4 polikliniğin daha açılacağını açıklayan Dr. Öz, ayrıca kurumlar içinde yerinde sigara bırakma polikliniklerinin de oluşturulacağı bilgisini paylaştı. İlkadım KETEM Sigarayı Bırakma Polikliniği Sorumlusu Dr. Emel Gülümpınar ise nikotin bağımlılığına dikkat çekerek, "Nikotin bağımlılığının sona ermesi için 21 gün boyunca sigara içilmemeli ve dumana maruz kalınmamalı. Bu sürecin ardından alışkanlıkları bırakmak kişiyi daha çok zorluyor. Sigarayı bırakmaya yardımcı ilaçlar da yoksunluk belirtilerini azaltarak kişiye destek sağlıyor" ifadelerini kullandı.
10 Eylül 2025 Çarşamba - 14:44
Van’da ’Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’ hizmete girdi
Sağlık Bakanlığı tarafından tütün kullanımının bırakılması ve azaltılmasını teşvik etmek amacıyla Van’da ’Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’ hizmete alındı. Halk sağlığını korumak ve sigarayla mücadelede erişimi artırmak için hayata geçirilen uygulama kapsamında, uzman hekimler ve sağlık personeli eşliğinde vatandaşlara danışmanlık hizmeti veriliyor. Mobil poliklinikler sayesinde sigarayı bırakmak isteyenlere şehir merkezi ve ilçelerde kolayca ulaşılması hedefleniyor. Bu kapsamda Edremit İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri, Van Gölü sahilinde vatandaşları sigara bırakma konusunda bilgilendirerek el ilanı dağıttı. Konuya ilişkin konuşan Edremit İlçe Sağlık Müdürü Uzman Dr. Abdurrahman Gümüş, sigaranın hem sağlık hem de ekonomik açıdan ciddi zararlarına dikkat çekti. İlçe Sağlık Müdürü Gümüş, "Türkiye genelinde Mobil Sigarayı Bırakma Polikliniği hizmeti başlatıldı. Bu araçlardan biri de Van’da görev yapacak. Öncelikle sigara, birçok hastalığın en önemli sebebidir. İnsanların, hastalandıktan sonra değil, sağlıklıyken sağlığının kıymetini bilmesi gerekir. Sigara içmenin sağlık, ekonomik ve çevresel açıdan hiçbir faydası yoktur; aksine büyük zararları vardır. Bu nedenle vatandaşlarımızın yaşı kaç olursa olsun bu kötü alışkanlıktan vazgeçmesi gerekir. ‘Ben geç kaldım’ veya ‘Bu saatten sonra düzelmez’ gibi düşüncelere kapılmamalıdırlar. Yaş ne olursa olsun sigarayı bırakmak mümkündür ve bu, hayata yeni bir başlangıç anlamına gelir" dedi. "Sigarayı bırakanlar, hayata yeniden gelmiş gibi hissedeceklerdir" Sağlık Bakanlığı’nın sigarayla mücadele konusunda çok önemli çalışmalar yürüttüğünü hatırlatan Gümüş, "Bunlardan biri, sağlıklı hayat merkezlerinde ve hastanelerde açılan sigara bırakma poliklinikleridir. Ayrıca vatandaşlarımıza 7 gün 24 saat esaslı destek sunan Alo 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı mevcuttur. Şimdi ise bakanlığımız, 81 ilimizde Mobil Sigara Bırakma Polikliniği araçlarını hizmete sunarak, hekimler ve yardımcı sağlık personeliyle vatandaşlarımıza daha kolay ulaşmayı hedeflemektedir. Aslında sigarayı bırakmak için tüm şartlar mevcuttur. Burada önemli olan, vatandaşlarımızın irade göstermesidir. Emin olsunlar ki sigarayı bıraktıkları andan itibaren vücutlarında olumlu değişiklikleri hissetmeye başlayacaklardır. Zamanla, sigara içerek ne kadar yanlış bir tercih yaptıklarını fark edecekler" diye konuştu.
10 Eylül 2025 Çarşamba - 14:30
Sağlık Bakanlığı personeli, Halk Sağlığı Haftası’nda sigara bırakma konusunda teşvik edildi
Türkiye’de her yıl 3-9 Eylül tarihleri arasında kutlanan Halk Sağlığı Haftası çerçevesinde Sağlık Bakanlığı personeli, sigara bırakma konusunda teşvik edildi. Türkiye’de her yıl 3-9 Eylül tarihleri arasında kutlanan Halk Sağlığı Haftası çerçevesinde Sağlık Bakanlığı binasında sigara bırakma polikliniklerin tanıtımı etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlikte, Bakanlık personeli bilgilendirildi ve sigara bırakma konusunda teşvik edildi. Ankara İl Sağlık Müdürlüğü Tütün ve Diğer Bağımlılık Yapıcı Maddelerle Mücadele Birimi’nde görev yapan sağlık uzmanı Gülsüm İğde, Halk sağlığı haftası vasıtasıyla vatandaşlara ulaşmak için aktif olarak çalıştıklarını dile getirerek, "Sahadayız, birçok arkadaşlarımız da halkımızın yoğun olduğu yerlerde görev yapıyor. Karbonmonoksit ölçümü yapıyoruz, halkımıza broşür dağıtıyoruz ve bilgilendirme yapıyoruz. Ankara özelinde 54 tane aktif sigara bırakma polikliniğimiz mevcut. Bu bir bağımlılık, zor bir süreç ama imkansız değil. Bir kişi isterse başarabilir, biz de Sağlık Bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğü olarak yanlarındayız, destek sağlıyoruz. Gerekirse ekibimiz ilaç desteği sağlıyor" diye konuştu. "Kalp krizi geçirdim, yaşarsam sigara içmeyeceğim dedim" Bakanlık personeli Uzman Doktor İbrahim Özcan, yaklaşık 40 yıldır sigara kullandığını ifade ederek, "66 yaşındayım. Yaklaşık 40 sene sigara kullandım. Hipertansiyon, diyabet gibi ilave kronik hastalıklarım var. 6 ay öncesinde ani bir kalp krizi geçirdim. Allah kimseye o ağrıyı yaşatmasın. Ben Genel Cerrahi uzmanıyım. Bu ‘kalp krizi’ dedim. Yaşarsam sigara içmeyeceğim dedim. Az içiyordum ama içiyordum. Sigara bana göre psikolojik bir bağımlılık yapıyor. Yanınızda biri içerse ‘yak bir sigara oluyor’. Hava alalım diyorsunuz, sigara içiyorsunuz. Bunların hepsi yanlış ama niyet ettikten sonra illa kalp krizi geçirmeye gerek yok. Bıraktım dediğiniz zaman bırakıyorsunuz" dedi.
10 Eylül 2025 Çarşamba - 14:23
İntihar önlenebilir bir halk sağlığı sorunu
Dr. Onur Yılmaz, intiharın her yıl yüz binlerce can aldığını belirterek erken tanı ve psikiyatrik destekle önlenebileceğini vurguladı. Her yıl 720 bin kişinin intihar nedeniyle hayatını kaybettiğini belirten Dr. Yılmaz, toplumda farkındalık çalışmalarının hayat kurtarıcı olduğunun altını çizdi. Medipol Sağlık Grubu’nda Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Dr. Onur Yılmaz, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2003’ten itibaren ilan edilen "İntihar Önleme Günü" dolayısıyla önemli açıklamalarda bulundu. Dünyada her yıl yaklaşık 720 bin insanın intihar nedeniyle yaşamını yitirdiğini belirten Dr. Yılmaz, intiharın tüm ölümler arasında 10’uncu sırada yer aldığını, özellikle 15-29 yaş arasındaki gençlerde ise trafik kazalarından sonra ikinci ölüm nedeni olduğunu vurguladı. Tamamlanmış intiharların yüzde 90’ında psikiyatrik bir hastalık bulunuyor Tedavi edilmeyen ruhsal sorunların intihar riskini artırdığını dile getiren Dr. Yılmaz, "Her yıl yaklaşık 720 bin insan intihar nedeniyle hayatına son vermektedir. Tüm toplumda, ölümler arasında en sık görülen 10’uncu ölüm nedenidir. Bu kadar yaygın görülmesi ve aslında önlenebilir bir ölüm nedeni olması sebebiyle oldukça önemli bir gündür. Farkındalığı artırmak için ülkeler, organizasyonlar ve sağlık kurumları yoğun çaba sarf etmektedir. Tamamlanmış intiharların yüzde 90’ında psikiyatrik bir hastalık bulunduğu, özellikle tedavi edilmeyen psikiyatrik durumların intihar riskini artırdığı bilinmektedir. Öte yandan ailevi problemler, ekonomik zorluklar, iş kaybı, sosyal destek azlığı gibi yaşamsal krizler de intihara yol açabilmektedir" diye konuştu. "Dile getirilen tüm intihar fikirleri ciddiye alınmalı" Kişinin sıkışmış hissettiği ve yoğun acıdan kurtulmanın tek yolu olarak gördüğü bir durum olduğunu belirten Dr. Yılmaz, "İntihara cesaret ya da zayıflık gibi anlamlar yüklemek, bu kişileri etiketleyerek onlara yardım etme şansını kaybetmemize neden olur. Kişiler bazen bu durumu doğrudan dile getirebilir ya da dolaylı yollardan ima edebilirler. Araştırmalarda, intihar edenlerin yaklaşık yüzde 80’inin daha önce doktorlarına veya yakınlarına intihar düşüncelerinden bahsettiği ortaya çıkmıştır. Bu nedenle dile getirilen tüm intihar fikirlerini ciddiye almak önemlidir. Ruh hali bozuklukları, duygu değişimleri ve uyku/iştah düzensizlikleri de riskin göstergeleridir. Bu işaretlere karşı duyarlı olmak ve yardım etmek önemlidir" şeklinde konuştu. "İntihar, bir sıkışmışlık göstergesidir" İntihara cesaret ya da zayıflık anlamı yüklemenin kişilere yardım etme şansını kaybettirdiğini söyleyen Yılmaz, "Bazen kişi, artık diğerlerine yük olduğunu, ölümün bir seçenek olabileceğini ifade edebilir veya miras bırakmak, borçlarını ödemek, geride kalanlara veda mesajı yazmak gibi davranışlar sergileyebilir. Bunlar da intihar hazırlığı işareti olabilir. Ruhsal olarak uzun zamandır moralsiz ve keyifsiz görünen, giderek içe kapanan, çevresiyle bağlarını koparan, hızlı duygu değişimleri yaşayan, öfke ve çökkünlük atakları sıklaşan, uyku ve iştah düzensizlikleri artan bir kişinin intihar riski taşıdığını göz önünde bulundurmalıyız. İntihar ne bir cesaret göstergesidir ne de bir zayıflık. İntihar, bir sıkışmışlık göstergesidir. Kişi, yoğun acıdan, ıstıraptan ve olumsuz duygulardan kurtulmanın tek yolu olarak intiharı görebilir. Eğer intihara cesaret ya da zayıflık anlamı yüklersek bu kişileri etiketlemiş ve yardım etme şansımızı kaybetmiş oluruz" dedi. Destek almaktan çekinmeyin Dr. Yılmaz’a göre intihar, kişinin kendini çaresiz, yetersiz ve çözümsüz hissettiği zorlu bir süreçtir. Bu durumda olan kişileri yargılamadan, destek olmak ve bir ruh sağlığı uzmanına yönlendirmek hayati önem taşıyor. Yardım almanın bir zayıflık belirtisi olmadığını belirten Dr. Yılmaz, "İntiharın önlenebilir bir durumdur ve zorlukların aşılabileceğini anlamak önemlidir. Eğer çevrenizde risk altında olduğunu düşündüğünüz biri varsa, empatiyle yaklaşın ve profesyonel yardım alması için destek olun" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder