SAĞLIK
29 Nisan 2026 Çarşamba - 13:07 Şanlıurfa’da rahatsızlanan İspanyol turist acilen alındığı ameliyatla sağlığına kavuştu Şanlıurfa’da karın ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran İspanyol turist acilen alındığı ameliyatla sağlığına kavuşurken, tedavi sürecinde kullanılan yapay zeka destekli çeviri, iletişimi kolaylaştırdı. Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi, ziyaret amacıyla kente gelen yabancı bir hastaya yönelik başarılı müdahalesiyle dikkat çekti. İspanya vatandaşı Jose Miguel Marzal Gas, 2 gündür devam eden şiddetli karın ağrısı şikayeti üzerine hastanenin acil servisine başvurdu. Yapılan muayene ve tetkiklerin ardından hastaya "akut perfore apandisit" tanısı konuldu. Hayati risk taşıyan durum nedeniyle hasta acil ameliyata alındı. Başarıyla gerçekleştirilen operasyonun ardından İspanyol turist sağlığına kavuştu. Genel durumu iyi olan turist, başarılı ameliyatı gerçekleştiren genel cerrahi uzmanı Op. Dr. İskender Kutlu’ya yapay zeka çevirisi yardımıyla teşekkür etti. Tedavi sürecinden memnuniyet duyduğunu belirten Jose Miguel Marzal Gas, "Cumartesi günü öleceğimi düşündüm. Çok şiddetli bir ağrım vardı. Ancak kısa sürede kendimi toparladım. Doktoruma ve burada görev yapan tüm sağlık çalışanlarına minnettarım" ifadelerini kullandı. Sağlığına kavuşan turistin taburcu edilmesinin ardından kentteki gezisine kaldığı yeden devam edeceği öğrenildi.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 12:41 Ani sıcaklık değişimleri çocukları vuruyor: Uzmandan ailelere "kat kat giydirin" uyarısı Ani hava değişimlerinin çocuk sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülsenem Aracı, gün içindeki sıcaklık farklarının özellikle okul çağındaki çocuklarda hastalık riskini artırdığını belirterek ailelere "kat kat giydirin" uyarısında bulundu. Son yıllarda sıkça yaşanan ani hava değişimleri, özellikle çocukların sağlığını tehdit ediyor. Liv Hospital Samsun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Gülsenem Aracı, gün içinde yaşanan hızlı ısı farklarının çocukların bağışıklık sistemi üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu belirtti. Çocukların vücut ısılarını yetişkinlere göre daha zor dengelediğini vurgulayan Uzm. Dr. Aracı, "Gün içindeki ani sıcaklık değişimleri; soğuk algınlığı, grip ve üst solunum yolu enfeksiyonlarının artmasına neden oluyor. Özellikle okul çağındaki çocuklar, kalabalık ortamlarda bulunmaları nedeniyle hastalıklara daha açık hale geliyor" şeklinde konuştu. "Sadece fiziksel değil, zihinsel etkiler de görülüyor" Değişken hava şartlarının yalnızca hastalıklarla sınırlı kalmadığını ifade eden Aracı, bu durumun çocukların günlük hayatını da etkilediğini belirtti. "Ani hava değişimleri çocuklarda halsizlik, iştahsızlık ve odaklanma sorunlarına yol açabiliyor. Aynı zamanda kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirilmesi, hem hareketsizliği artırıyor hem de bulaşıcı hastalık riskini yükseltiyor. Bu durum çocukların fiziksel olduğu kadar zihinsel gelişimini de olumsuz etkileyebiliyor" diye konuştu. Ailelere önemli öneriler Ebeveynlerin bu süreçte dikkatli olması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Aracı, şu önerilerde bulundu: "Çocuklar hava koşullarına uygun şekilde giydirilmeli ve kat kat giyim tercih edilmelidir. Dengeli beslenme, yeterli uyku ve bol su tüketimi bağışıklık sistemini destekler. Ayrıca çocukların düzenli olarak açık havada zaman geçirmesi ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi de hastalıklardan korunmada önemli rol oynar. Ani hava değişimlerinde belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir sağlık uzmanına başvurulmalıdır." "Kat kat giyinme yöntemi öne çıkıyor" Değişken hava şartlarında en etkili yöntemlerden birinin kat kat giyinme olduğunu belirten Uzm. Dr. Aracı, "Tek kalın kıyafet yerine ince ama birden fazla katman tercih edilmelidir. Bu sayede gün içinde değişen hava koşullarına göre kıyafetler kolayca çıkarılıp giyilebilir ve vücut ısısı dengede tutulur. Pamuklu ve nefes alabilen kumaşlar tercih edilmeli, sentetik ürünlerden kaçınılmalıdır. İç katmanda pamuklu tişörtler, dış katmanda ise rüzgârı kesen ama hava alan giysiler daha sağlıklıdır" ifadelerini kullandı.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 12:27 Uzmanlardan ’Kene’ uyarısı: "Vaka sayısı artacak, ölümcül olabiliyor, ciddiye alalım" Havaların sıcaklıklarının yükselmesiyle kene kaynaklı vakaların da kendini gösterebildiğini söyleyen İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İlker İnanç Balkan, "Ülkemizde 3 hastalık kenelerle ilgili çok önemli, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), lyme, Akdeniz benekli ateşi. Çıplak elle değil tutunmuşsa cımbızla hiç koparmadan almak lazım. KKKA için konuşursak kenenin tutunmasından sonra 10 gün içerisinde belirtiler başlar. Halsizlik, ateş, kas ve baş ağrısı gibi belirtiler çok özgül değil, o yüzden gecikmelere yol açabiliyor. İlk 2-3 gün hiç belirti olmayabilir, keneler ölümcül bir virüsü bulaştırabilir ve 10 gün içerisinde de ölüme yol açabilir. Vaka sayısı artacak, ciddiye alalım, daha dikkatli olmamız gerekiyor" dedi. Sivas’ta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) nedeniyle 21 yaşındaki bir gencin vefat ettiği iddia edilirken havaların ısınmasıyla birlikte uzmanlar keneye karşı uyardı. Sıcak yaz günlerinde park, bahçe, mesire alanı gibi yeşil alanlarda vatandaşların yoğunluk oluşturduğuna dikkat çekilirken İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa- Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. İlker İnanç Balkan da önemli tavsiyelerde bulundu. Kenenin kesinlikle çıplak elle çıkarılmaması gerektiğini aktaran Prof. Dr. Balkan, kişilerin açık renkli, uzun giysiler tercih etmesi ve vücutlarını kontrol etmesi gerektiğini belirtti. "Çıplak elle çıkarılmamalı" "Keneler nisan ayı ortasıyla eylül ayı ortası arasında toprak sıcaklığı 16-18 dereceye çıktığında hayatımızda bir yer teşkil etmeye, hastalık bulaştırmaya başlıyor" diyen Prof. Dr. İlker İnanç Balkan, " Ülkemizde 3 hastalık kenelerle ilgili çok önemli, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), lyme, Akdeniz Benekli Ateşi. Lyme hastalığı, Akdeniz Benekli Ateşinin kene popülasyonu daha farklı bölgelerde. Akdeniz benekli ateşi özellikle Trakya bölgesinde daha çok görülüyor. Lyme daha kırsal, dağlık ve ya tarımla ilgili faaliyetlerin olduğu bölgelerde. KKKA’nın taşıyıcısı keneler ülkemizde belirli bir bölgede daha çok görülüyor. Kelkit Vadisi denilen veya Doğu Karadeniz, Orta Anadolu Hattı’nda özellikle Sivas, Çorum, Tokat gibi illerimizin bulunduğu bölgede yoğun olarak görülüyor. Kırsal alanda çalışanlar, pikniğe gidenler, tarım ve hayvancılıkla meşgul olanlar özellikle dikkat etmeli. Kenenin tutunduğunu fark etmek bazen güç oluyor. Pikniğe gidenler, açık alanda çimenlerin üzerine oturmak yerine bir örtünün üzerine oturmalı, mümkünse pantolonlarını bir çorabın içerisine alarak bulunmalı. Eve geldiklerinde kontrol etmeleri çok önemli. Vücutta diz arkası, kulak arkası, saçlı deri gibi kıyıda köşede kalmış vücut bölgelerine keneler tutunabilir. Çıplak elle değil eğer kene tutulmamışsa bir peçete yardımıyla alınmalı. Eğer tutunmuşsa cımbızla hiç koparmadan almak lazım. Kenenin çıkartılması esnasında baş kısmı eğer cildin içerisinde kalırsa hastalığın bulaşması kolaylaşır" dedi. "İlk 2-3 gün hiç belirti olmayabilir" Sözlerini sürdüren Prof. Dr. Balkan, "KKKA için konuşursak kenenin tutunmasından sonra 10 gün içerisinde belirtiler başlar. Halsizlik, ateş, kas ve baş ağrısı, mide bulantısı, karın ağrısı gibi çok özgül olmayan belirtiler, gribi de düşündürebilecek belirtiler. O yüzden kişinin dikkatini çekmeyebiliyor, bu da gecikmelere yol açabiliyor. İlk 2-3 gün hiç belirti olmayabilir, sonrasında başlayabilir. Kene tutunmasını izleyen 10 gün içinde belirtilerden herhangi birisi ortaya çıkarsa derhal sağlık kuruluşuna başvurmak, gecikmemek gerekir. KKKA’ya yol açan virüs, vücuda yayıldığında tüm organları etkileyen organ yetmezliklerine, vücut içerisinde kanamalara yol açan, çok ağır bir klinik tabloya ve çoklu organ yetmezliğine sebep olabiliyor, bu çok hızlı ilerleyebiliyor. Burada biraz zamanla yarıştığımızı söylemeliyim. Destek tedavisi yapılıyor, kanamayı önleyici tedaviler. Antiviral bir ilacımız var ama hafif vakalarda çok ihtiyaç olmuyor. Yılda 500 ila bin vaka arası kayıtlara geçiyor. Bunlardan da yüzde 3 ila 5’i arasında vaka maalesef ölümle sonuçlanıyor. Yüzde 10-15 gibi ağır vaka olduğunu söyleyebiliriz. Eşlik eden başka hastalıkların bulunması da bir faktör. İyi takip edilmezse, geç kalınırsa ölümcül olabiliyor. Virüse özgü bir antiviralimiz yok, aşı çalışmaları devam ediyor. Spesifik, virüse özgü bir tedavi henüz elimizde yok" şeklinde konuştu. "Vaka sayısı artacak, ciddiye alalım, ölüme yol açabilir" Henüz sıcaklıkların yeni geldiğini ve kişilerin bulundukları noktalarda mutlaka dikkatli olması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Balkan sözlerine şöyle devam etti: "Vaka sayısı artacak, bunu ciddiye alalım, böyle bir risk var. Keneler ölümcül bir virüsü bulaştırabilir ve bu virüs 10 gün içerisinde de ölüme yol açabilir. Çocuklarımızı, sevdiklerimizi korumak amacıyla daha dikkatli olmamız gerekiyor. Sağlık Bakanlığı’mızın yayınladığı broşürler var, bilgilendirme videoları var. Bağda, bahçede, tarlada, piknikte vakit geçiren vatandaşlarımız eve döndüklerinde vücuda tutunan bir kene var mı, kontrol etsinler. Aile fertleri birbirini kontrol ederek kene tutunması açısından birbirini gözden geçirerek bu önlemi alabilirler. Açık renk kıyafetler giymek kenenin fark edilmesini kolaylaştıracaktır. Kişinin kene teması bütün yaklaşımı değiştiriyor, hastayı gözlem altına almayı gerektiriyor. Tanı konuncaya kadar mutlaka hastalarımızı gözlem altında tutuyoruz. Durumu hekime bildirmemiz, özellikle bu aylarda nisan-eylül aylarında keneyle ilişkili hastalıkların görüldüğü coğrafyada yaşayan vatandaşlarımız bu konuda daha duyarlı, hassas olabilirlerse daha erken tanı konulması ve tedavinin başlanması açısından hayat kurtarıcı olacaktır. Bütünlüğünü koruyarak çıkarmak lazım, sonra orayı sabunlu suyla yıkamak lazım. Kene tutunmuş vaziyetteyken üzerine herhangi bir kimyasal uygulamak kenenin kusmasına yol açacağından kene de virüsü zaten sindirim sisteminde taşıdığı için hastalığı daha da fazla bulaştırmasına yol açacağından kesinlikle önerilmez. Kenenin bütünlüğünü bozmadan çıkarma imkanımız yok ise hiç dokunmadan sağlık kuruluşuna başvuralım bu önemli"
Meme estetik cerrahisinde ideal dönem sonbahar ve kış ayları
11 Eylül 2025 Perşembe - 15:47 Meme estetik cerrahisinde ideal dönem sonbahar ve kış ayları Meme estetik cerrahisinde sonbahar ve kış aylarının en ideal dönem olduğuna dikkat çeken Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Dr. Güllü Korkmaz Solmaz, "Bu dönemde yapılan operasyonlar, kadınlara bir sonraki yaz sezonuna kadar tam iyileşme süresi tanıyor" dedi. Meme estetiğinin, günümüzde kadınların en çok tercih ettiği estetik cerrahi işlemler arasında yer aldığı ifade edildi. Göğüslerin şekil, boyut ve simetrisinde yaşanan sorunların düzeltilmesine yönelik yapılan bu operasyonların, yalnızca estetik kaygıları gidermediği, aynı zamanda psikolojik ve fiziksel rahatlığı da beraberinde getirdiğine dikkat çekildi. Ayrıca göğüslerde görülen şekil farklılıklarının, büyüklük sorunları, sarkmalar veya asimetriler kadınların yalnızca sağlığını değil, özgüvenini de olumsuz etkileyebildiği kaydedildi. Medline Adana Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Dr. Güllü Korkmaz Solmaz’da, meme estetik operasyonlarının kişinin kendine olan güvenini artırdığını belirterek, yazın bitmesi ile birlikte bu işlemler için uygun zamanların da yaklaştığını söyledi. "Amaç doğal bir görünüm elde etmek" Meme estetiğine olan ilginin son yıllarda oldukça arttığına değinen Dr. Güllü Korkmaz Solmaz, "Kadınların bu ameliyatları tercih etme nedenleri farklılık gösteriyor. Kimi doğuştan gelen küçük göğüslerinden rahatsız olurken, kimi doğum ya da kilo değişiklikleri sonrası sarkma ve hacim kaybı nedeniyle başvuruyor. Bazı hastalar ise iki göğüs arasındaki belirgin boyut farkını gidermek istiyor. Buradaki ortak amaç ise doğal görünümlü ve kişinin bedenine uyumlu bir sonuç elde etmek oluyor. Meme cerrahisi dendiğinde toplumda akıllara genellikle küçültme ameliyatları geliyor. Oysa ki göğüs büyütme, toparlama ve asimetri düzeltme işlemleri sık uygulanan yöntemler olarak öne çıkıyor. Büyütme ameliyatlarında genellikle silikon implantlar veya kişinin kendi yağ dokusu kullanılıyor. Küçültme operasyonları ise özellikle boyun ve sırt ağrısından şikâyet eden kadınlar için sağlık açısından büyük fayda sağlıyor. Sarkma şikâyetiyle gelen hastalarda ise toparlama ameliyatlarıyla daha dik ve estetik bir görünüm elde ediliyor" diye konuştu. "Doktor ile hasta iletişimi önem kazanıyor" "Başarılı bir sonuç için ameliyat öncesinde doğru planlama, gerçekçi beklentiler ve hasta ile cerrah arasındaki iletişim önem kazanıyor" diyen Dr. Solmaz, "Her hastanın beklentisi farklı olduğundan doktorun belki de en önemli görevi, kişinin vücut yapısına ve ihtiyaçlarına en uygun sonucu planlamak ve bunu hastaya doğru ifade etmek oluyor. Bir diğer önemli konu ise ameliyat için doğru zamanı seçmektir. Özellikle çocuk sahibi olmayı planlayan kadınların, doğum ve emzirme süreçlerinden sonra operasyon yaptırmaları en doğru tercih olarak öne çıkıyor. Bu sayede hem elde edilen sonuçlar daha kalıcı oluyor hem de operasyon sonrası yaşanabilecek şekil değişikliklerinin önüne geçiliyor" şeklinde konuştu. "Sonbahar ve kış iyileşme için süre tanıyor" Dr. Solmaz açıklamasının devamında, "Meme estetik cerrahisi her mevsim yapılabilir ancak özellikle sonbahar ve kış ayları en ideal dönem oluyor. Bu dönemde yapılan operasyonlar, kadınlara bir sonraki yaz sezonuna kadar tam iyileşme süresi tanıyor. Serin hava, iyileşme sürecini daha konforlu kılarken; kalın kıyafetler bandaj ve özel giysilerin gizlenmesini kolaylaştırıyor. Ayrıca bu dönemde güneşe maruziyetin azalması, izlerin daha sağlıklı iyileşmesine katkı sunuyor. Meme estetiği sonrası iyileşme süreci de kişiden kişiye değişiyor. Hastalar genellikle 1-2 hafta içinde günlük yaşama dönebilir ancak tam iyileşme süresi yapılan işleme göre değişiklik gösterir. Her ameliyatta olduğu gibi enfeksiyon, yara izi, implant ile ilgili sorunlar veya his değişiklikleri gibi riskleri bulunmaktadır. Bu süreçte doktor önerilerine uymak, düzenli kontrole gitmek ve sabırlı olmak önem kazanıyor" ifadelerini kullandı.
Kireçlenmeye ameliyatsız çözüm: Kök hücre
11 Eylül 2025 Perşembe - 15:33 Kireçlenmeye ameliyatsız çözüm: Kök hücre İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Medical Point Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Kemal Kayaokay, kireçlenme ve eklem kıkırdağı hasarlarında kök hücre tedavisinin, cerrahiye alternatif etkili bir yöntem olduğunu söyledi. Kayaokay, "Vücuttan alınan kök hücreleri özel işlemlerle hazırlayıp problemli ekleme enjekte ediyoruz. Böylece doğal bir iyileşme sürecini başlatıyor ve daha etkili olmasını sağlıyoruz" dedi. Yaşam süresinin artması ve insanların hayata daha aktif katılması ile Toplumda diz ve eklem rahatsızlıklarının giderek arttığını vurgulayan Doç. Dr. Kayaokay, özellikle Kondromalazi (kıkırdakta aşınma), kireçlenme (osteoartrit), menisküs yırtıkları ve kıkırdak hasarlarında kök hücre tedavisinin başarılı sonuçlar verdiğini belirtti. Kayaokay, "Kök hücre, vücudun kendi kendini onarma potansiyelinden faydalanarak hasarlı dokunun yeniden yapılandırılmasına yardımcı oluyor. Bu yöntem, cerrahi dışı çözüm arayan hastalar için önemli bir seçenek sunuyor" dedi. Ağrıyı azaltıyor, hareket kabiliyetini artırıyor Son yıllarda yapılan Yurtiçi ve yurtdışı klinik çalışmaların, kök hücre tedavisinin ağrı kontrolünde ve hareket kabiliyetini artırmada etkili olduğunu gösterdiğini ifade eden Kayaokay, "Özellikle başlangıç ve orta düzeydeki vakalarda kıkırdak yenilenmesini destekliyor, eklemdeki iltihabı azaltıyor ve hastaların yaşam kalitesini yükseltiyor" diye konuştu. Her hastaya uygun değil Her tedavinin her hasta için uygun olmadığını vurgulayan Kayaokay, "İleri düzey kireçlenmelerde veya ciddi yapısal bozukluklarda kök hücre yeterli olmayabilir. Genç yaşta spor yapan bir hastadaki kıkırdak lezyonu ile ileri yaşlardaki hastalardaki kıkırdak lezyonlarının hastaya göre değerlendilmesi gerekir.Bu nedenle hastayı detaylı şekilde değerlendirip en doğru tedavi planını kişiye özel hazırlıyoruz" dedi. Erken tanı hayati Geçmeyen diz, kalça veya ayak bileği ağrısı olanları uyaran Kayaokay, sözlerini şöyle tamamladı: "Yürürken zorlanıyor , günlük hareketleriniz kısıtlanıyorsa ya da spor yaparken ağrılarınız artıyor ise vakit kaybetmeden bir ortopedi uzmanına başvurun. Kıkırdak hasarları menisküs lezyonları gibi birçok eklem hastalığını ilerlemeden Kök hücre tedavisiyle kontrol altına almak mümkün. Erken tanı, kalıcı hasarı önlemenin anahtarıdır."
Güven Sağlık Grubu 50. yılında ‘Güvende Doğanlar Çocuk Kulübü’nü çocuk şenliği ile tanıttı
11 Eylül 2025 Perşembe - 14:21 Güven Sağlık Grubu 50. yılında ‘Güvende Doğanlar Çocuk Kulübü’nü çocuk şenliği ile tanıttı Güven Sağlık Grubu, 50. Kuruluş yılında Güven Hastanesinde doğan çocuklar için özel olarak kurgulanan ‘Güvende Doğanlar Çocuk Kulübü’nü çocuk şenliği ile tanıttı. Güven Hastanesi Genel Müdürü Uzm. Dr. Hakkı Akman, "Çocuklar bizim ayrılmaz parçamız" dedi. Güven Sağlık Grubu, 50. kuruluş yılını yalnızca sağlık hizmetlerinde değil, toplumsal katkı projelerinde de özel adımlarla taçlandırıyor. Bu kapsamda hayata geçirilen, dünyaya Güven Hastanesi’nde "merhaba" diyen çocuklara özel olarak kurgulanan "Güvende Doğanlar Çocuk Kulübü", düzenlenen Çocuk Şenliği ile tanıtıldı. Çocuk Şenliği’nde minikler, yaş gruplarına özel atölyelerde fikir üretme yeteneklerini ortaya koyarken, güvenli oyun alanlarında doyasıya eğlendi. Zeka geliştirici oyunlar, sanat çalışmaları, spor aktiviteleri ve eğitici atölyelerle dolu program, çocuklara keyifli anlar yaşattı. Etkinlik boyunca aileler ve çocuklar birlikte vakit geçirmenin mutluluğunu yaşadı. "Çocuklar bizim ayrılmaz parçamız" Etkinliğin açılışında konuşan Güven Hastanesi Genel Müdürü Uzm. Dr. Hakkı Akman, çocukların sağlık grubunun vizyonundaki önemine dikkati çekerek, "Çocuklar Güven Sağlık Grubu’nun ayrılmaz bir parçasıdır. 50. yılımızda sadece hastalıkların tedavisine odaklanmak değil, sağlıklı büyümeyi destekleyen bütüncül bir yaklaşımı kurumsal bir yapıya dönüştürmek istedik. Güvende Doğanlar Çocuk Kulübü ile gebelikten başlayarak 18 yaşına kadar çocukların fiziksel, ruhsal ve sosyal gelişimlerini bilimsel temelde desteklemeyi hedefliyoruz" dedi. Uzm. Dr. Akman ayrıca, kulübün yalnızca çocuklara değil ebeveynlere de rehberlik eden bir yapıya sahip olduğunun altını çizerek, "Anne ve babaların bilinçlenmesi, çocukların sağlıklı büyümesi için en önemli adımdır. Bu nedenle kulübümüzde hem çocuklara özel atölyeler hem de ebeveynlere yönelik bilgilendirme programları yer alıyor" ifadelerini kullandı. Güvende Doğanlar Çocuk Kulübü Güvende Doğanlar Çocuk Kulübü, yalnızca Güven Hastanesi’nde doğan çocuklara özel olarak hayata geçirildi. Kulüp, gebelikten başlayarak 18 yaşına kadar uzanan dönemde çocukların sağlıklı gelişimlerini desteklemek üzere kurgulandı. 0-3, 4-5, 6-7 ve 8-10 yaş gruplarına göre yapılandırılan kulüp; her yaş grubu için ayrı atölyeler, oyun etkinlikleri, eğitim içerikleri ve aile katılımını teşvik eden programlar sunuyor. Böylece çocukların yalnızca fiziksel değil, zihinsel ve sosyal gelişimlerine de katkı sağlanması amaçlanıyor. Kulüp aynı zamanda "ilk 1000 gün" yaklaşımına da özel bir vurgu yapıyor. Gebelik dönemi ve doğum sonrası ilk iki yılın, çocuğun gelişiminde kritik bir dönem olduğuna dikkat çekilerek, bu sürece yönelik özel bilgilendirme ve destekleyici içerikler sunuluyor. Ebeveynler için hazırlanan eğitimler, seminerler ve dijital takip kolaylıkları sayesinde aileler de çocuklarının gelişim sürecine aktif olarak dahil ediliyor.
Akdeniz Belediyesinin onkobüsü hayatlara dokunuyor
11 Eylül 2025 Perşembe - 14:00 Akdeniz Belediyesinin onkobüsü hayatlara dokunuyor Mersin’in merkez ilçe Akdeniz Belediyesi tarafından hayata geçirilen ’onkobüs servisi’, kanser tedavisi gören vatandaşlara sağladığı ücretsiz ulaşım desteğiyle büyük takdir topluyor. 2025 yılı itibariyle toplam bin 566 hasta, belediyenin sunduğu bu hizmetten faydalandı. Belediyenin Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren onkobüs, tedavi günlerinde hastaları evlerinden alarak ilgili sağlık kuruluşlarına götürüyor. Tedavi sonrası ise hastalar aynı araçla evlerine bırakılıyor. Özellikle kemoterapi ve radyoterapi gibi yoğun tedaviler sonrası oluşan yorgunluk, bu hizmet sayesinde hafifliyor. "Hastalarımızın yalnız olmadığını hissettirmek istiyoruz" Akdeniz Kaymakamı ve Belediye Başkanı Vekili Zeyit Şener, onkobüs hizmetinin hasta ve yakınlarının yaşamına doğrudan dokunduğunu belirterek, "Kanser tedavisi gören vatandaşlarımızın sadece hastalıkla değil, ulaşım gibi zorlu koşullarla da mücadele ettiklerini biliyoruz. Onkobüs servisi ile bu yükü bir nebze olsun hafifletmek istedik. Hastalarımızın kendilerini yalnız hissetmemesini, yanlarında olduğumuzu bilmelerini istiyoruz" dedi. Vatandaşlardan memnuniyet mesajları Bir buçuk yıldır kanser tedavisi gören Mithat Köse, "Daha önceleri hastaneye minibüsle gidip geliyordum. Evden minibüs durağına yürüyerek gitmek zorunda kalıyordum ve bu vücudumdaki enfeksiyonu artırdı. Onkobüs hizmetinden faydalanmaya başladıktan sonra çok rahatladım. Hem Akdeniz Kaymakamına hem de belediye çalışanlarına teşekkür ediyorum" diye konuştu. Eşi Sultan Köse ise "Biz çok zor durumdaydık, hızır gibi yetiştiler. Çok teşekkür ediyorum" diyerek duygularını ifade etti. Hizmetten nasıl yararlanılır? Onkobüs servisinden ücretsiz olarak yararlanmak isteyen vatandaşlar, ’0324 336 65 83’ numaralı telefonu arayarak veya 0552 768 88 88 numaralı WhatsApp hattı üzerinden randevu oluşturabiliyor.
TVHB Merkez Konseyi Üyesi Yıldız: "Tek Sağlık Yasası çıkmalıdır"
11 Eylül 2025 Perşembe - 13:11 TVHB Merkez Konseyi Üyesi Yıldız: "Tek Sağlık Yasası çıkmalıdır" Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Üyesi Önder Yıldız, hayvanlardan insanlara geçen hastalıklara karşı önlemler alınması gerektiğini vurgulayarak, "Hayvanlardan insanlara bulaşan zoonotik hastalıklarla mücadelede en etkili yol Tek Sağlık uygulamasıdır. Bu amaçla, Tek Sağlık Yasası çıkmalıdır" dedi. İnsan, hayvan ve çevre sağlığına dikkat çekmek amacıyla düzenlenen 3’üncü Uluslararası 8’inci Ulusal Veteriner Farmakoloji ve Toksikoloji Kongresi, Ankara Ticaret Odası (ATO) Meclis Salonu’nda başladı. Türk Veteriner Hekimleri Birliği’ni (TVHB) temsilen Merkez Konseyi Üyesi Önder Yıldız, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Necmettin Ünal, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar ile çok sayıda veteriner hekim ve kurum temsilcisinin katıldığı kongre, 11-13 Eylül tarihlerinde ATO Congresium Kongre ve Sergi Merkezi’nde devam edecek. "Veteriner hekimler hayvan ve insan sağlığını korumaktan sorumludur" Veteriner hekimlerin insan ve hayvan sağlığından sorumlu olduğuna değinen TVHB Merkez Konseyi Üyesi Yıldız, "Hayvanlar için antimikrobiyallerin varlığı ve kullanımı, hayvan sağlığı ve refahını sağlamak için esastır. Ancak uygunsuz antimikrobiyal kullanımları, insan ve hayvan sağlığını olumsuz yönde etkileyebilecek antimikrobiyal direncin gelişimine sebep olmaktadır. Veteriner hekimler hayvan ve insan sağlığını korumaktan sorumludur. Düne göre antimikrobiyal direnç ve gıda güvenliği daha önemli hale gelmiştir. Bilim insanları, önlem alınmadığı takdirde, gelecekte en basit mikrobiyal hastalıkların dahi tedavilerinin çok güçleşeceği konusundan endişe duymaktadır. Antimikrobiyal direnç tüm dünya ülkelerinin ortak sorunu olup, bu konuda vakit kaybetmeden, tüm ülkeler hazırlanacak projeler çerçevesinde daha ileri seviyelerde ortak çalışma yürütmek durumundadırlar. Yarın çok geç olabilir. Bu konuda Dünya Sağlık Örgütü, Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü, Birleşmiş Milletler Gıda Örgütü ve Dünya Veteriner Hekimleri Birliği gibi uluslararası kuruluşları önemli görevler beklemektedir" diye konuştu. "Tek Sağlık Yasası çıkmalıdır" Hayvanlardan insanlara geçen hastalıklara karşı önlemler alınması gerektiğini vurgulayan Yıldız "Bir an önce, İnsan sağlığı, hayvan sağlığı ve çevre sağlığı her üçü birlikte tek sağlık konsepti olarak değerlendirilerek, disiplinler arası bir uygulama ile arzu edilen seviyede veteriner halk sağlığı pratiğine geçilmelidir. Tek sağlık konsepti hayvanlardan insanlara bulaşabilen ve küresel halk sağlığını tehdit eden bulaşıcı hastalıkların kontrolünde, antibiyotik direnci ile mücadelede ve gıda güvenliğinin sağlanmasında beşeri hekimler, veteriner hekimler ve diğer sağlık personelinin bir arada çalışmasını gerektiren kavramdır. Korunma tedaviden daha etkili ve daha ekonomik olup, hayvanlardan insanlara bulaşan zoonotik hastalıklarla mücadelede en etkili yol Tek Sağlık uygulamasıdır. Bu amaçla, Tek Sağlık Yasası çıkmalı, ülkemizde Tek Sağlık’ın icra edileceği işlevsel yapılar, dünyadaki Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri benzeri Hastalık Kontrol ve İzleme Merkezi kurulmalıdır" şeklinde konuştu.
Kuzey Kıbrıs’ta sezon öncesinde futbolcular sağlık kontrolünde
11 Eylül 2025 Perşembe - 12:22 Kuzey Kıbrıs’ta sezon öncesinde futbolcular sağlık kontrolünde Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu (KTFF) ile Yakın Doğu Üniversitesi arasında imzalanan sponsorluk protokolü kapsamında futbolcuların sağlık kontrolleri yapılmaya başlandı. KTFF ile Yakın Doğu Üniversitesi arasında imzalanan sponsorluk protokolü kapsamında futbolcuların sağlık kontrolleri Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi, Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Hastanesi ve Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Yeniboğaziçi’nin altyapısı ile yapılmaya başlandı. Futbolcuların bireysel performanslarını geliştirmelerine de destek olacak AKSA Süper Lig’de mücadele eden Çetinkaya TSK ve Küçük Kaymaklı futbolcuları, Lefkoşa’da Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde sağlık kontrollerini tamamlarken Dumlupınar SK ve Gençler Birliği, Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Yeniboğaziçi’nde sağlık kontrolünden geçti. Lapta, Alsancak Yeşilova ve Esentepe futbolcuları ise Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Hastanesi’nde sağlık kontrollerini tamamladı. Modern sağlık altyapısı ve uzman hekim kadrosu ile gerçekleştirilen sağlık taramaları, futbolcuların bireysel performanslarını geliştirmelerine de destek olacak. AKSA Süperlig ve AKSA 1. Lig’de müsabakaların başlaması ile 2025-2026 futbol sezonunu boyunca futbolcu ve hakemlerin sağlık kontrolleri, meydana gelebilecek sakatlıkların tedavisi, fizyoterapi ve rehabilitasyon hizmetleri de sağlanmaya devam edecek. KTFF Başkanı Hasan Sertoğlu: "İki güçlü kurumun iş birliği ile kusursuz bir sağlık süreci geçirileceğine olan inancım tamdır" KTFF Başkanı Hasan Sertoğlu başlayan sağlık kontrolleri ile ilgili açıklamalarda bulunarak, futbolcuların ciddi bir taramadan geçirildiğini ve kapsamlı bir teste tabi tutulduğunu ifade etti. Sertoğlu, uzun yıllardır peşinde oldukları bir sağlık anlaşmasına Yakın Doğu Üniversitesi ile vardıklarını ve iki güçlü kurumun işbirliği ile kusursuz bir sağlık süreci geçirileceğine olan inancının tam olduğunu ifade etti. Kulüplerin de varılan anlaşmadan memnuniyet duyduğunun altını çizen Sertoğlu, "Kulüplerimizin sağlık kontrolleri önceki gün itibariyle başladı. Bu bağlamda onlardan da iyi geri dönüşler alıyoruz. Günde 3 kulübümüz Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi, Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Hastanesi ve Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Yeniboğaziçi’nde ciddi bir sağlık taramasından geçiyor" diye konuştu. Prof. Dr. İrfan Suat Günsel: "Sporun her alanında ülkemize değer katmaya devam edeceğiz" Yakın Doğu Oluşumu Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu ile imzaladıkları sponsorluk anlaşması kapsamında futbolcuların Yakın Doğu Oluşumu’nun Lefkoşa, Girne ve Yeniboğaziçi’nde sağlık kontrollerinden geçmeye başlaması ile ilgili açıklama yaptı. Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, "Hayata geçirdiğimiz sponsorluk protokolünü, sporun geleceğine yapılan stratejik bir yatırım olarak görüyoruz. Sağlık, eğitim ve sporun kesişim noktasında konumlanan bu iş birliği; futbolcularımızın sağlıklı bir şekilde sahada yer almalarına, kulüplerimizin sürdürülebilirliğine ve gençlerimizin akademik gelişimlerine güçlü bir katkı sunacaktır" ifadelerini kullandı. Salih Işık: "Atılan bu adım; futbolun tüm paydaşlarına büyük faydalar sağlayacaktır" Çetinkaya Türk Spor Kulübü Koordinatörü Salih Işık ise imzalanan sponsorluk protokolünün ülke futbolu için çok önemli bir adım olduğunu belirtti. Işık, "Futbolun en temel ihtiyaçlarından biri olan sağlık alanında atılan bu adım; futbolun tüm paydaşlarına büyük faydalar sağlayacaktır" dedi. Anlaşmanın kulüpler için maddi açıdan da önemli bir destek niteliği taşıdığının altını çizen Salih Işık, "Günümüz şartlarında finansal sürdürülebilirlik, sporun gelişimi için en az sağlık kadar önemlidir. Dolayısıyla bu protokol, sportif ve ekonomik anlamda Türk futboluna değer katacaktır" ifadelerini kullandı.
"Düzenli uyku çocuklarda okul başarısını artırıyor"
11 Eylül 2025 Perşembe - 11:55 "Düzenli uyku çocuklarda okul başarısını artırıyor" Düzenli uyuyan çocukların hem okul başarısının hem de bağışıklıklarının güçlendiğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nezih Akgün, "Uyku yalnızca dinlenme değil; büyüme hormonunun salgılandığı, bağışıklık sisteminin güçlendiği ve beynin öğrendiklerini pekiştirdiği en değerli süreçtir. Erken yaşta kazanılan uyku alışkanlığı, çocuğun hem zihinsel hem de fiziksel gelişimini olumlu etkiler. Düzenli uyuyan bir çocuğun okulda daha kolay odaklandığını, öğrendiğini daha uzun süre hatırladığını bilimsel çalışmalar da destekliyor" dedi. Liv Hospital Samsun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nezih Akgün, gecelerin uzadığı bu dönemde ailelere sağlıklı uyku alışkanlıklarının önemini hatırlattı. Uzm. Dr. Akgün, "Uyku yalnızca dinlenme değil; büyüme hormonunun salgılandığı, bağışıklık sisteminin güçlendiği ve beynin öğrendiklerini pekiştirdiği en değerli süreçtir" diye konuştu. "Düzenli uyuyan çocuk okulda daha kolay odaklanır" Uzm. Dr. Akgün, özellikle okul çağındaki çocuklarda düzenli uykunun eğitim başarısına doğrudan katkı sağladığını vurguladı. Uyku düzeni bozuk olan çocuklarda dikkat dağınıklığı, öğrenme güçlüğü, davranış sorunları ve sık hastalanma gibi şikâyetlerin daha sık görüldüğünü ifade eden Uzm. Dr. Akgün, "Erken yaşta kazanılan uyku alışkanlığı, çocuğun hem zihinsel hem de fiziksel gelişimini olumlu etkiler. Düzenli uyuyan bir çocuğun okulda daha kolay odaklandığını, öğrendiğini daha uzun süre hatırladığını bilimsel çalışmalar da destekliyor" şeklinde konuştu. "Sağlıklı uyku, sağlıklı gelecek" Çocuklarda uyku düzeninin uzun vadeli sağlıkla doğrudan bağlantılı olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Akgün, "Sağlıklı uyku, sağlıklı bir geleceğin anahtarıdır. Unutmayın, iyi uyuyan çocuk; hem daha mutlu hem de daha başarılıdır" ifadelerini kullandı. "Ailelere sağlıklı uyku önerileri" Uzm. Dr. Akgün, uyku kalitesini artırmak için ailelerin dikkat etmesi gereken noktaları şöyle sıraladı: "Çocuğunuzun her gün aynı saatte yatıp kalkmasına özen gösterin. Yatmadan en az 1 saat önce ekran kullanımını (tablet, telefon, televizyon) sınırlandırın. Karanlık, sessiz ve serin bir oda uyku kalitesini artırır. Akşam yemeklerini uykudan 2-3 saat önce bitirmeye çalışın. Yatmadan önce kitap okuma, sakin sohbet ya da ılık duş gibi rahatlatıcı rutinler oluşturun. Hafta sonları da uyku düzenini mümkün olduğunca koruyun."
Horlamak, hastalık habercisi olabilir
11 Eylül 2025 Perşembe - 11:52 Horlamak, hastalık habercisi olabilir Sabahları yorgun kalkmak, gün boyu uyuklamak veya horlamanın aslında göründüğü kadar masum sorunlar olmadığını ifade eden Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, bu problemlerin altında yatan ciddi sağlık sorunlarına işaret etti. Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, uykusuzluğun ardında ciddi solunum ve metabolizma hastalıklarının yatabileceğine dikkat çekti. Horlama, uykuda nefes kesilmesi, güç içinde aşırı uyuklama ve sabahları yorgun uyanma gibi şikayetleri olanlar için Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Merda Erdemir Işık, dikkat çeken uyarılarda bulundu. Söz konusu şikayetlerin sanıldığı kadar masum olmadığını ve bu belirtilerin aslında uyku apnesi başta olmak üzere KOAH ve astım gibi hayati hastalıkların ilk sinyali olabileceğini aktaran Dr. Merda Erdemir Işık, KOAH hastalarının nefes darlığı nedeniyle sık sık uyandığını, astım hastalarının gece artan nefes darlığı yüzünden uyku kalitesinde ciddi düşüş yaşadığını ve de tiroit bozuklukları, kalp ve böbrek yetmezliği gibi kronik hastalıklarında da gece uykusunu bölen önemli etkenler olduğunu söyledi. Uyku testi hayati önem taşıyor Uyku problemi yaşayanların mutlaka bir uzmana görünmesinde fayda olduğunu aktaran Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, şöyle konuştu: "Özellikle tiroit hastalığı olan kişilerde uyku ile ilgili şikâyetler sık görülür. Uyku düzeni ile ilgili şikâyeti olan kişilerin tiroit fonksiyon testlerine bakılması gerekir. Eğer horlama, uykudan boğularak uyanma, gün içi aşırı uykululuk hali, sabah yorgun uyanma gibi sorunlar varsa, yanınızda olan partneriniz uyurken nefesinizin durduğunu söylüyorsa ve obeziteniz varsa uyku apnesi açısından mutlaka uyku testi yapılması gerekir. Bunun dışında uyku problemi olan hastaların gerektiğinde psikiyatri ve endokrinoloji uzmanları tarafından değerlendirilmesi gerekebilir. Gece sık uyanma obstruktif uyku apnesi, KOAH ve astım hastalıklarında sık görülen şikâyetlerdendir. Uyku bozukluğu hipotiroidi, diyabet veya başka bir kronik hastalık belirtisi olabilir. Uyku bozukluğu olan kişilerin bir dahiliye ya da endokrinoloji doktoru muayenesinden geçmesi, rutin hormonal ve biyokimyasal tetkiklerinin görülmesi gerekir." Uykusuzluğunuzu takip edin Uykusuzluğunuzun nedeni hakkında kendinizi iyi gözlemlemeniz gerektiğini ve elde edilen şikayetler sonucunda bir uzmandan destek alınması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, "Kontrol altında olmayan ileri evre kalp ve böbrek yetmezliği olan kişilerin akciğer ödemi nedeniyle gece düz ya da tek yastıkta yattıklarında nefes darlıkları arttığı için uykusuzluk problemi yaşayabilirler. Gece nefes kesilmesi genellikle astım hastalarında sık görülür. Astım hastalarının gece nefes darlığı şikâyetleri daha yoğun olur. Obstruktif uyku apnesi hastalarında gece boğularak uyanma şikayeti sık görülür. Bunun dışında KOAH, ileri evre kalp yetmezliğinde de gece nefes darlığı şikayetleri görülebilir" ifadelerini kullandı. Söz konusu rahatsızlıkların teşhisi sonucunda uzman kişiler tarafından uygulanan tedavi sonucu şikâyetlerin gerilemesinin mümkün olabildiğini aktaran Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, sözlerini şöyle tamamladı: "Ayrıntılı bir değerlendirme sonrası ilaç tedavisi ile düzelebilecek bir durum tespit edilirse kullanılabilir. Uyku hijyeni dışında uyku problemine sebep olabilecek altta yatan hastalık açısından bir doktor muayenesi ve gerekli tetkiklerin yapılması önerilir. Hastanın durumuna göre doktorun önerdiği sıklıkla kontrollerin yapılması önerilir."