Son Dakika
|
Yasa dışı bahis operasyonunda yakalanan 81 şüpheli adliyeye sevk edildi
Sahte vekâletle 770 milyon liralık vurguna suçüstü
Almanya: "BM'nin yenilenmesi gerekmektedir"
Arnavutköy sahilinde erkek cesedi bulundu
Ayasofya’da dev restorasyonda kritik aşama: Kubbe kapatılıyor
Kene kabusu geri döndü, 21 yaşındaki genç hayatını kaybetti
Çocukluk arkadaşına IBAN’ını verdi, hakkında 70 dava açıldı
Ertan Torunoğulları: "Yönetim olarak bazı kararlar alacağız"
Samandıra’da Fenerbahçeli taraftarlar takım otobüsünü taşladı
Domenico Tedesco: "Bu akşam gol atamamamız çılgınca geliyor"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Malatya’da 4,4 büyüklüğünde deprem
Almanya: "BM'nin yenilenmesi gerekmektedir"
Arnavutköy sahilinde erkek cesedi bulundu
Almanya'da vicdani retçilerin sayısında dikkat çeken artış
Rusya, Odessa’yı vurdu: 10 yaralı
Küçükçekmece Gölü kırmızıya döndü
Beykoz’daki yangının bilançosu gün ağarınca ortaya çıktı
SAĞLIK
Mardin’de nadir görülen hastalıkla doğan bebek sağlığına kavuştu
27 Nisan 2026 Pazartesi - 17:12:15
Mardin’de doğum sırasında ciddi solunum sıkıntısı yaşayan ve nadir görülen "Sağ Konjenital Diyafragma Hernisi (Bochdalek Hernisi)" tanısı konulan bebek, başarılı operasyon ve yaklaşık 2 aylık tedavi sürecinin ardından sağlıklı şekilde taburcu edildi. Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ilk kez gerçekleştirilen operasyonla hayata tutunan bebek, multidisipliner yaklaşım sayesinde sağlığına kavuşurken, tamamen anne sütüyle beslenir hale geldi ve oksijen ihtiyacı olmadan 57 gün sonra taburcu edildi. Çocuk uzmanı Adnan Azizoğlu yaptığı açıklamada, vakanın 37 haftalık ve 2 kilo 750 gram doğan, doğum sırasında ciddi solunum sıkıntısı gelişmesi üzerine entübe edilerek yenidoğan ünitesine alınan bir bebek olduğunu söyledi. Hastayı entübe şekilde devraldıklarında çekilen akciğer filminde karın içi organlarının sağ toraks içinde yerleştiğini tespit ettiklerini belirten Azizoğlu, "Bunun üzerine hastamızı acilen çocuk cerrahisi bölümüne danıştık. Aynı zamanda akciğer gelişiminde sorun olması nedeniyle akciğere giden ana damarda ciddi tansiyon yüksekliği mevcuttu" dedi. Hastanın stabilize edilmesinin ardından ameliyata alındığını ifade eden Azizoğlu, "Sağ tarafta olması ve karaciğer, apendiks ile ince ve kalın bağırsakların göğüs boşluğunda yer alması vakayı oldukça riskli hale getiriyordu. Bu operasyon Mardin’de ilk kez gerçekleştirildi" diye konuştu. Tedavi sürecinin multidisipliner şekilde yürütüldüğünü aktaran Azizoğlu, hastanın 57 günlük ve 4 kilogram ağırlığında olduğunu belirterek, "Oksijen ihtiyacı bulunmuyor ve tamamen anne sütüyle besleniyor. Yapılan tetkiklerde beyin dahil herhangi ciddi bir hasar tespit edilmedi. Bu bizim için sevindirici ve gurur verici bir durum" ifadelerini kullandı. Yenidoğan uzmanı Muhammet Hocaoğlu da vakanın en önemli özelliğinin diyafragma hernisinin sağ tarafta görülmesi olduğunu dile getirdi. Bu durumun hastalığı daha da nadir hale getirdiğini belirten Hocaoğlu, "Göğüs boşluğuna yerleşen organ miktarı arttıkça ölüm riski de artmaktadır. Bizim hastamızda ince ve kalın bağırsakların yanı sıra karaciğer de sağ toraks içinde yer alıyordu. Bu nedenle süreçte ciddi problemler yaşadık’’ dedi. Ameliyat öncesi ve sonrasında pulmoner hipertansiyonla mücadele ettiklerini ve uzun süre nitrik oksit tedavisi uyguladıklarını anlatan Hocaoğlu, bağırsak iskemisi ile de karşılaştıklarını kaydetti. Beslenme sürecinin kademeli ilerlediğini ifade eden Hocaoğlu, "Yaklaşık 50 gün boyunca oksijen desteği aldı. Bugün ise oksijen ihtiyacı olmadan, kilosunu neredeyse iki katına çıkarmış şekilde sağlıklı olarak taburcu ediliyor. Bu durum Mardin için önemli bir gelişme" şeklinde konuştu.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 15:09
Van’da optisyenlerden sahte güneş gözlüğü uyarısı
Van’da havaların ısınmasıyla birlikte güneş gözlüğü kullanımı artarken, optisyenler ise vatandaşları uyararak bijuteri ve sokak tezgâhlarında satılan sahte ürünlerin göz sağlığında kalıcı hasarlara yol açabileceğini söyledi. Kentte havaların ısınmasıyla birlikte artış gösteren güneş gözlüğü kullanımı, merdiven altı ürün tehlikesini de beraberinde getirdi. Sektör temsilcileri, bijuteri ve sokak tezgahlarında satılan kalitesiz gözlüklerin göz sağlığını korumak yerine kalıcı hasarlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Yeni sezon hazırlıklarının tamamlandığı kentte, optik mağazalarında yoğunluk yaşanırken uzmanlar, vatandaşların bilinçsiz seçimlerden kaçınması gerektiğini vurguladı. Özellikle Sağlık Bakanlığı onayı olmayan ve camları işlevsiz ürünlerin uzun vadede ciddi göz kusurlarına zemin hazırladığına dikkat çekildi. "Güneş gözlüğü, gözü zararlı ışınlardan korur" İHA muhabirine konuşan Optisyen Uğur Özbek, güneş gözlüğünün sadece bir aksesuar olmadığını, bir sağlık gereci olduğunu belirtti. Yeni sezonla ilgili tüm hazırlıklarını tamamladıklarını ifade eden Optisyen Özbek, "Şu an yeni sezonla ilgili süreç başladı ve ürünlerimizin tamamı dizildi. Stoklarımızı hazırladık; gelen misafirlerimize ve hastalarımıza yardımcı olmaya çalışıyoruz. Yeni sezonda öncelikle kaliteli, markalı ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerin kullanılmasını öneriyoruz. Bu sezon özellikle bu hususlara dikkat edilmesi gerekiyor. Güneş gözlüğü, gözü zararlı UV ışınlarından korur. Bu nedenle başta uzun yol şoförlerimiz olmak üzere; çocuklardan yetişkinlere, tüm gençlerimize ve her yaş grubuna güneş gözlüğü kullanmasını tavsiye ediyoruz. Güneş gözlüğü alırken ürünün orijinalliğine ve camların UV koruma özelliğine mutlaka dikkat edilmelidir" dedi. "Tercih edilecek yer kesinlikle bir optik mağazası olmalıdır" İşportada veya kozmetik mağazalarında satılan gözlüklerin göz sağlığı için büyük risk taşıdığını dile getiren Özbek, "Gözlük alırken tercih edilecek yer kesinlikle bir optik mağazası olmalıdır. Kozmetik mağazası gibi yerlerde satılan ürünler orijinal değildir; bunların hiçbir koruyucu özelliği bulunmadığı gibi garantileri de yoktur. Camları işlevsiz olan bu basit gözlükleri kesinlikle önermiyoruz. Göz sağlığı için gözlüğün mutlaka bir optisyenden, profesyonel bir optik mağazasından alınması gerekmektedir" diye konuştu.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 15:08
Kendini ve sevdiklerini korumak için aşılan
Dünya Aşı Haftasında aşının önemine dikkat çeken Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, aşılamanın her yıl milyonlarca insanın hayatını kurtaran en başarılı, etkili ve düşük maliyetli sağlık müdahalelerinden birisi olduğunu belirtti. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından bu yıl "Her Nesilde Aşılar İşe Yarıyor" temasıyla kutlanan Dünya Aşı Haftası’nın, bağışıklamanın bireyler ve toplumlar üzerindeki hayati rolünü bir kez daha hatırlattığını belirten İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, aşının sadece bireysel değil toplumsal bir koruma sağladığını vurguladı. Aşılama hizmetlerinin toplum sağlığı açısından hayati öneme sahip olduğunu belirten Öztürk; "Her yıl Nisan ayının son haftasında kutlanan Aşı Haftası’nın amacı, aşılamanın önemi hakkında toplumsal farkındalığı artırmak ve daha fazla çocuğun ve yetişkinin aşıyla önlenebilir hastalıklardan korunmasını, bu hastalıklardan kaynaklanan sekellerin ve ölümlerin önlenmesini sağlamaktır. Bu yılki Aşı Haftası’nın DSÖ tarafından belirlenen ‘Her nesilde aşılar işe yarıyor’ teması ile aşıların; nesiller boyunca bireylerin, ailelerin, toplumların sağlığını koruduğu ve geleceğimizi güvence altına aldığı belirtilmektedir. Aşılar sayesinde geçmişte büyük salgınlara ve ölümlere yol açan pek çok hastalık günümüzde ya tamamen ortadan kaldırılmış ya da kontrol altına alınmıştır. Aşılama çalışmaları, yalnızca bireyleri değil, toplumun tamamını koruyan güçlü bir kalkan görevi görmektedir. Bu nedenle her yaştan bireyin aşı takvimine uygun şekilde aşılarını yaptırması büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. "Aşı hayatı korur; kendini ve sevdiklerini korumak için aşılan" İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Türkiye’de uzun yıllardır başarıyla sürdürülen Genişletilmiş Bağışıklama Programı kapsamında çocukluk döneminde birçok hastalığa karşı ücretsiz aşı uygulandığını vurguladı. Dünya genelinde bazı hastalıkların tamamen yok edilme aşamasına geldiğini hatırlatan Öztürk, ancak bazı hastalıkların hâlâ risk oluşturmaya devam ettiğini söyledi ve şöyle konuştu: "Ülkemizde 1981 yılından buyana Genişletilmiş Bağışıklama Programı ve çocukluk çağı aşı takviminde 13 hastalığa karşı (Difteri, Boğmaca, Tetanos, Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak, Tüberküloz, Çocuk Felci, Hepatit-B, Hepatit-A, Suçiçeği, Haemophilus İnfluenzae, Tip B ve Pnömokoka Bağlı Hastalıklar) aşı uygulanmaktadır. İlimizde 2025 yılında Genişletilmiş Bağışıklama Programı kapsamında yaklaşık 340 bin doz aşı uygulanmıştır. İnsanlık tarihinde büyük salgınlara ve ölümlere yol açan pek çok hastalık günümüzde aşılama sayesinde görülmemektedir. Aşı sadece bebek ve çocukların değil, yetişkinler, risk grubu hastalıklara sahip kişiler (Diabet, KOAH, Astım, İmmün Yetmezlik, kanser, vb), bazı meslek grupları, tetanos riskli yaralanmalar, kuduz riskli ısırıklar ve gebeler için de büyük bir önem taşımaktadır. Aşılama her birey için hayattır, her bireyin sağlıklı yaşama hakkı vardır. Çocuklarını aşılatmak ebeveynlerin en önemli sorumluluklarından biridir" dedi.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 14:08
NEÜ Diş Hekimliği Fakültesinden uluslararası başarı
Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Diş Hekimliği Fakültesi, bilimsel etkinin önemli göstergelerinden biri olan Category Normalized Citation Impact (CNCI) değerini 1.51’e yükselterek dünya ortalamasının üzerine çıktı. Uluslararası alanda elde edilen bu önemli gelişmeden ötürü büyük bir memnuniyet ve gurur duyduklarını belirten NEÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Rıza Tunçdemir, "Diş hekimliği alanında bilimsel etkinin en güvenilir göstergelerinden biri olarak kabul edilen Category Normalized Citation Impact (CNCI) değerimizin 1.51 düzeyine ulaşması, fakültemizin dünya ortalamasının belirgin ve anlamlı biçimde üzerinde bir akademik etki ürettiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu sonuç, yalnızca yayın sayısındaki artışı değil; üretilen bilginin uluslararası literatürde karşılık bulduğunu, atıf aldığını ve bilimsel tartışmalara yön verdiğini göstermektedir. Ortaya konan bu başarı; güçlü akademik kadromuzun sistematik ve nitelik odaklı çalışmaları, disiplinlerarası araştırma yaklaşımımız ve uluslararası düzeyde görünürlüğü yüksek yayın politikamızın somut bir çıktısıdır. Fakültemiz, diş hekimliği alanında yalnızca bilgi üreten değil, ürettiği bilginin etkisiyle öne çıkan ve referans alınan bir araştırma ortamı olma yolunda istikrarlı biçimde ilerlemektedir" dedi. Türkiye’nin diş hekimliği alanında, uluslararası mecrada önemli bir yer tuttuğunu kaydeden Dekan Tunçdemir sözlerini şöyle sürdürdü: "Elde edilen bu düzey, Türkiye’nin diş hekimliği alanındaki bilimsel üretim ve etki kapasitesinin uluslararası ortalamaların üzerinde konumlandığını güçlü bir şekilde teyit etmektedir. Bu başarıyı sürdürülebilir kılmak ve daha ileri taşımak amacıyla, bilimsel mükemmeliyet, yenilikçilik ve uluslararası iş birlikleri ekseninde çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Nisan 2026 Cuma- 10:38
Erzurum’da 261 işletmeye denetim
2
26 Nisan 2026 Pazar- 12:32
Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polip çıkartıldı
3
27 Nisan 2026 Pazartesi- 11:10
Uzmanlar uyarıyor: "PCOS hastası çocuk sahibi olamaz’ gibi bir durum söz konusu değil"
4
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:21
20 yıllık tümör Van’da yapılan ameliyatla alındı
5
26 Nisan 2026 Pazar- 10:17
"Doğru tedavi ve alışkanlıkların düzenlenmesiyle astım hastaları, günlük hayatlarına güvenle devam edebilir"
20 Eylül 2025 Cumartesi - 13:31
Her 5 ölümden 1’inin sebebi, sepsis
KAYSERİ (İHA) – Dünyada her 5 ölümden 1’ine yol açan "sepsis" (kan zehirlenmesi) enfeksiyonu hakkında bilgi veren Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy "Sepsisi önlemek için aşılama ve hijyen önemli bir yer tutuyor" dedi. Sepsisin, insan vücudunda enfeksiyona karşı savunma mekanizmasının kontrolsüz şekilde devreye girmesiyle ortaya çıkan, vücuda zarar veren klinik tablo olduğunu belirten Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, sepsis hastalığına yakalanmamak için yapılması gerekenleri anlattı. Ölümle ya da organlara zararla ilerleyebilen, çok ciddi problemlere neden olabilen sepsisin tıptaki çok acil ve ağır tablolardan birini oluşturduğuna işaret ederek tüm dünyada sepsis yönünden farkındalığı artırmak için çalışmalar yapıldığını söyledi. Sepsisin özellikle 1 yaş altı çocuklarda, ileri yaş hastalarda, bağışıklığı baskılanmış hastalarda, bazen kanser hastalarında, kronik böbrek yetmezliği olanlarda, kronik hastalığı olanlarda çok daha riskli olduğunu ve daha ağır seyretme ihtimali taşıdığını belirten Prof. Dr. Ersoy "Enfeksiyonların ağır seyretmesiyle sepsis ihtimali hasta gruplarında artmaktadır. Özellikle enfeksiyonu olan hastalarda bu üriner sistem, solunum sisteminde veya başka bir dokudaki enfeksiyonları olan hastalarımızda özellikle solunum sıkıntısının olması, şiddetli üşüme, titreme ve ateş yüksekliği ya da ateş düşüklüğünün olması, bilinç değişikliği ya da zihin bulanıklığı gibi olağan durumun dışına çıkan zihinsel değişikliklerin olması, tansiyon düşüklüğü ya da idrar çıkışının belirgin azalması gibi keşiflerde sepsis akla gelmeli" dedi. "Hijyen ve aşılama, enfeksiyonlardan korunmada çok önemli" Enfeksiyondan korunmada hijyeninin önemine işaret eden Prof. Dr. Ersoy; "Sepsisi önlemek için aşılama da önemli bir yer tutuyor. Birçok hastalığa karşı aşılamanın yapılmasını, özellikle risk gruplarında oldukça öneriyoruz ve faydalı sonuçlar da elde edildiğini görüyoruz. El hijyeni, enfeksiyonlardan korunmada çok önemli. Sepsisi önlemenin en önemli yollarından birisi enfeksiyonlardan korunmak. Çünkü sepsis, enfeksiyonlara bağlı bir durumdur" dedi. "Direnci arttırmamak için gereksiz antibiyotik kullanmayın" Erken ve hızlı tedavi ile aslında yaşam kurtarılabileceğini; erken müdahale ile ölüm riskinin azalabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Ersoy dünya genelinde sepsisin ciddi bir sağlık sorunu olduğunu; her 5 ölümden 1’inin sebebinin sepsis olduğunu hatırlattı. Dünyada her yıl 11 milyona yakın insanın sepsis ilişkili durumlardan dolayı hayatını kaybettiği bilgisini veren Ersoy, ""Bunun için enfeksiyonlardan korunmak, gerekli önlemleri almak, bu konuda bilince sahip olmak önemli. Korunmakla ilgili önemli bir konu da antibiyotik kullanımıdır. Antibiyotik kullanımının gelişigüzel olması, toplumda direnci artırıyor. Bu durumda hekim kontrolünde antibiyotiklerin doğru kullanılması gerektiğini öneriyoruz, tavsiye ediyoruz" şeklinde konuştu.
20 Eylül 2025 Cumartesi - 12:54
Polisler kan bağışına dikkat çekti
Aydın’ın Efeler ilçesinde görev yapan emniyet ekipleri, gerçekleştirilen farkındalık etkinliği ile kan bağışında bulunarak kanın her zaman ihtiyaç olduğuna dikkat çekti. Aydın’da kan stokları kritik seviyelere düşerken, kanın her zaman ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Aydın İl Emniyet Müdürlüğü’nde görev yapan polisler, duyarlılık örneği gösterdi. Kan bağışının önemine dikkat çeken emniyet ekipleri, düzenlenen etkinlikte kan bağışında bulundular. Çeşitli sebeplerle uzun süredir Aydın’daki kan stokları kritik seviyelere ulaşırken, özellikle yaz aylarında azalan kan stoklarını artırmak amacıyla gerçekleştirilen kan bağışı etkinliğine yoğun katılım gösteren polis ekipleri, herkesi kan bağışı yapmaya davet etti. İl Emniyet Müdürlüğü hizmet binasında gerçekleştirilen etkinlikte kan bağışı yapan ekipler ayrıca kanın bir gün değil her gün ihtiyaç olduğunu hatırlattı.
20 Eylül 2025 Cumartesi - 12:45
Prof. Dr. Uğur Coşkun: "Şekerli içecek tüketimi, kolon kanserinde metastaz oluşturma riski taşımaktadır"
Prof. Dr. Uğur Coşkun, "Şekerli içecek tüketimi, sadece obezite veya diyabet gibi kronik hastalıkların oluşmasına değil, kolon kanserinde metastaz oluşturma riskine dair önemli bir uyarı niteliği taşımaktadır" dedi. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Coşkun, şekerli içecek tüketiminin birçok hastalığı beraberinde getirdiğini belirtti. Coşkun, yaptığı açıklamada yapılan bir araştırma sonucunda şekerli içeceklerde bulunan glukoz-fruktoz şurubunun, kolorektal kanserde tümörün karaciğere sıçrama yani metastaz riskini artırabileceğini vurguladı. "Glukoz-fruktoz şurubu metastaz riskini artırıyor" Şekerli içecek tüketiminin kolon kanserini tetiklemesi hakkında detaylar paylaşan Coşkun, "Kolon kanseri hem kadın hemde erkeklerde en sık görülen kanserlerden birisidir. Erken teşhis ile birçok hastada iyi sonuçlar alınmaktadır. Bu hastaların nüks ve metastaz açısından uzun süreli takipleri gerekmektedir. Nature Metabolism dergisinde Jun ve arakadaşları tarafından birkaç gün önce yayınlanan bir deneysel araştırmada, şekerli içeceklerde bulunan glukoz-fruktoz şurubunun, kolorektal kanserde tümörün karaciğere sıçrama yani metastaz riskini artırabileceğini gösterdi" açıklamasında bulundu. "Glukoz-fruktoz şurubu, kanser hücrelerinin hareketliliğini ve invazyon yeteneğini artırdı" Amerika Teksas Üniversitesi MD Anderson Kanser Merkezi tarafından hazırlanan çalışma raporunun detaylarını paylaşan Coşkun, şu ifadelere yer verdi: "Glukoz ya da fruktoz tek başına kullanıldığında önemli bir etki görülmezken, 2 şekeri birleştiren karışımlar (glukoz-fruktoz şurubu), kanser hücrelerinin hareketliliğini ve invazyon yeteneğini artırdı. Glukoz-fruktoz şurubu, Sorbitol Dehidrogenaz adlı enzimi aktive ederek glukoz metabolizmasını hızlandırarak ve kolesterol üretim yolunu tetikleyerek metastaz oluşumunu desteklemektedir. Laboratuvar ortamında yani hayvan ve kültür ortamında araştırılan bu çalışmada, Sorbitol Dehidrogenaz enzimi inhibe edildiğinde ise glukoz-fruktoz karışımının metastaz etkisinin yavaşladığı gözlemlendi. Sonuç olarak bu çalışma, şekerli içecek tüketiminin sadece obezite veya diyabet gibi kronik hastalıkların oluşmasına değil, kolon kanserinde metastaz oluşturma riskine dair önemli bir uyarı niteliği taşımaktadır. Ancak, tabii ki bu etkilerin kesin olarak kanıtlanması için insanlarda klinik çalışmalarda da bu etkilerin doğrulanması gerekiyor." "İdeal kiloyu korumak önemli" Hastalıklara yakalanmamanın en önemli kurallarından birisinin ideal kiloyu korumak olduğunu ve zararlı yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini aktaran Coşkun, "Özellikle kanser obezite, diyabet, kanser gibi hastalıkların önüne geçebilmek için ideal kiloyu korumak oldukça önemli. Bu doğrultuda özellikle paketli ürünlerde bulunan glukoz-fruktoz şurubu içeriğine dikkat edilmeli, bu maddeleri içeren yiyecek ve içeceklerden mümkün mertebe uzak durulmalıdır. Sağlığı korumak adına yeme alışkanlıkları düzeltilmeli; daha çok meyve, sebze ve lif içeren besinler, kolon kanserinden korunmak adına sık tüketilmelidir" dedi.
20 Eylül 2025 Cumartesi - 12:21
Prof. Dr.Sönmez: "Bugün konuştuğumuz bütün kronik hastalıkların çözümü, obezitenin çözümüyle ilgili'
Ankara Güven Hastanesi, kuruluşunun 50’nci yıl dönümünde Güven Eğitim ve Sağlık Vakfı tarafından düzenlenen 50. Yıla Özel Tıp Gününde tıp dünyasından uzman akademisyenler, hekimler ve sağlık profesyonelleri ile araya geldi.
20 Eylül 2025 Cumartesi - 12:20
Bursa’da devlet hastanelerinin yükünü azaltan işbirliği
Bursa’da hastalar artık devlet hastanelerinde çile yaşamayacak. Devlet Hastaneleri ile sağlıklı hayat merkezleri arasında işbirliğinin güçlendirilmesiyle devlet hastanelerinin yükü hafifletiliyor. Böylece randevu alma sürelerinin kısaltılması ve hastalara daha iyi hizmet hedefleniyor. Bursa’da, Sağlık Bakanlığı’nın koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, birinci basamak ile ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin entegrasyonunun klinik ve dijital sistemler kullanılarak sağlanması amacıyla yürüttüğü politika çerçevesinde hastane yöneticileri, Sağlıklı Hayat Merkezleri’ne ziyaretlere başladı. Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin’in önderliğinde gerçekleşen ziyaretlerde ilk olarak, Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi yönetim ekibi ile Bursa Ağız ve Diş Hastanesi yönetim ekibi, Yıldırım Sağlıklı Hayat Merkezi’ne ziyarette bulundu. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Çetin’in, Sağlıklı Hayat Merkezi’nin ve kurumlar arası işbirliğinin önemini vurguladığı konuşmasından sonra sağlıklı hayat merkezi sorumlu hekimi tüm ziyaretçilere merkezi gezdirerek faaliyetleri ve işleyişi hakkında ayrıntılı bilgi verdi. Sağlıklı Hayat Merkezleri’nin birincil amacının muhtemel sağlık sorunlarına karşı bireyleri ve toplumu korumak olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Çetin, "Sağlıklı hayat merkezleri, obezitenin tanı ve takibinde, diyabetin takibinde, çocuk gelişiminde, anne sütü, sağlıklı gebelik konularında ve kronik hastalıkların takibinde önemli bir boşluğu dolduruyor. Ayrıca kanser tanı ve tedavisini yürütebilme adına vatandaşların bazı taramalarını yaptırabileceği KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi) birimlerimiz de mevcut" ifadelerini kullandı. Hastalar hastaneden sağlıklı hayat merkezlerine yönlendiriliyor Ziyaretteki hedeflerinin birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarındaki hekimlerin, buradaki danışmanlık hizmetlerinden faydalanmaları amacıyla hastalarının Sağlıklı Hayat Merkezlerine yönlendirilmesini sağlamak olduğunu söyledi. Hekimlerin uygun gördükleri hastalarına MHRS üzerinden bu merkezlere randevu oluşturabileceklerini söyleyen Uzm. Dr. Çetin, "Hekimlerimiz kullandıkları sistem üzerinden hasta ile ilgili bilgi notunu düzenleyerek yine ilgili Sağlıklı Hayat Merkezi personeline yönlendirebilmektedirler. Merkezde görevli sorumlu hekim, diyetisyen, psikolog, sosyal çalışmacı, fizyoterapist veya çocuk gelişimci, gelen bilgi notuna göre hastaya koruyucu sağlık hizmeti başlayabilmektedir. Bu sebeple hastane yönetimlerimiz ile birlikte sağlıklı hayat merkezlerine ziyaretler gerçekleştirerek aralarındaki işbirliğinin artmasını hedefliyoruz " diye konuştu.
20 Eylül 2025 Cumartesi - 12:15
Uzm. Dr. Bilgiç: "Sarı serumun hastane dışında yaptırmasını kesinlikle önermiyorum"
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Zeynep Bilgiç, "Ben hastalarıma tedavimde böyle bir yöntem uygulamıyorum. Vatandaşların bu serumu temin edip hastane acilleri dışında yaptırmasını kesinlikle önermiyorum. Bu ilaca karşı bir alerji geliştiğinde özellikle anaflaksik şok dediğimiz tablo oluştuğunda ve hemen müdahale edilmediğinde ölümle sonuçlanabilir" dedi. Geçtiğimiz kış aylarında gündeme gelen ve halk arasında "sarı serum" olarak bilinen vitamin içerikli serumlar, bilinçsiz kullanıldığında sağlık açısından ciddi tehlikelere yol açıyor. Hastane ortamı dışında uygulandığında ani alerjik reaksiyonlara ve ölümlere yol açabilen bu serumun bilinçsizce kullanımı konusunda uyarılarda bulunan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Zeynep Bilgiç, vatandaşların bu tür yöntemlerden uzak durması gerektiğini vurguladı. Bilgiç, ayrıca sonbahar ve kış aylarıyla birlikte artması beklenen grip vakalarına da dikkat çekerek, hem bağışıklık sistemini güçlü tutmanın hem de aşı ile korunmanın önemine değindi. "Hastane acilleri dışında yaptırılmasını kesinlikle önermiyorum" Tunceli Devlet Hastanesi’nde görev yapan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Zeynep Bilgiç, kendi hastalarının tedavisinde de sarı serumu kullanmadığını belirtti. Sarı serumun içeriğinde bulunan vitaminlerin hastalanmadan önce, bağışıklık kazanmak amacıyla alınması gerektiğini ifade eden Dr. Bilgiç, "B vitamini ve diğer vitaminlerin alerjen etkisi yüksek. Ben hastalarıma tedavimde böyle bir yöntem uygulamıyorum. Vatandaşların bu serumu temin edip hastane acilleri dışında yaptırmasını kesinlikle önermiyorum. Bu ilaca karşı bir alerji geliştiğinde özellikle anaflaksik şok dediğimiz tablo oluştuğunda ve hemen müdahale edilmediğinde ölümle sonuçlanabilir. Ayrıca bu vitamin takviyelerini hastalık oluştuktan sonra değil de hastalık oluşmada önce alınması ve bağışıklığın güçlendirilmesi, hastalıktan korunmada çok daha etkilidir" diye konuştu. "Hastalıktan korunmanın en önemli yöntemlerinden biri aşıdır" Dr. Zeynep Bilgiç, önümüzdeki günlerde gribal enfeksiyon vakalarında artış beklendiğini, grip aşısının bu noktada oldukça önemli olduğunu ifade etti. Dr. Bilgiç, "Kuzey Yarım Küre’deki tüm ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de ekim ayıyla birlikte grip vakalarında bir artış bekliyoruz. Hastalığın doğal seyri sürecinde sonbahar ve kış aylarında hastalıkta mevsim normallerinde bir artış bekleniyor. Bu hastalıktan korunmak için yapabileceğimiz en önemli şey kişisel hijyeni sağlamak. Covidle birlikte özellikle daha çok önemini fark ettiğimiz el yıkama, kalabalık ortamlarda maske kullanılması, hasta kişilerden uzak durulması, kalabalık ortamlarda mümkün olduğunca uzun vakit geçirilmemesi gerekiyor. Ayrıca dengeli ve yeterli beslenme, özellikle C vitamini bakımından zengin turunçgillerin ve yeşil yapraklı bitkilerin tüketilmesi önemli. Probiyotikler olarak değerlendirdiğimiz ev yapımı yoğurt tüketimi, soğan ve sarımsak tüketimi, yeterli protein alımı ve iyi bir bağışıklık sistemi için iyi bir uyku bu hastalıkların önlenmesinde basit gibi görünen ama oldukça önemli önlemlerdir. Ayrıca hastalığa yakalanmayı yüzde yüz engellemese de hastanede yatış ve ölüm oranlarını yüzde 70 oranında azaltan oldukça etkili bir aşı mevcut. Bu aşı da belirli endikasyonlarda belirli gruplara Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz olarak sunulmaktadır. Kişiler, sezon açıldıktan sonra e nabız sistemlerini kontrol ettiklerinde aşılarının tanımlı olduğunu görebilirler. Aile hekimlerine ya da enfeksiyon hastalıkları polikliniğine başvurarak aşının reçete edilmesini sağlayabilirler. Hastalıktan korunmanın en önemli yöntemlerinden biri de aşıdır" şeklinde konuştu.
20 Eylül 2025 Cumartesi - 11:38
Muğla Büyükşehir 2026 yılında 4 Milyon ata tohumu dağıtımı hedefliyor
‘Yerel Tohum Ulusal Güç’ sloganıyla kurulan ve bugüne kadar Türkiye’nin 81 iline 23 Milyon ata tohumu dağıtan Muğla Büyükşehir Belediyesi Tıbbi-Aromatik Bitkiler ve Yerel Tohum Merkezi, 2026 yılında dağıtımını yapacağı ata tohumlarının hazırlıklarına başladı. 2026 yılında ata tohum dağıtımının 1 Şubat 2026 tarihinde yapılması planlanıyor. Muğla’nın ata tohumları Türkiye’nin 81 iline dağıtılıyor Verimli toprakları ile Türkiye’nin önemli tarım kentlerinden biri olan Muğla’da üreticilere ve tarımsal üretime büyük destek veren Muğla Büyükşehir Belediyesi yerel tohum konusunda da farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Türkiye’nin en kapsamlı Tıbbi-Aromatik Bitkiler ve Yerel Tohum Merkezleri’nden birine sahip olan Büyükşehir Belediyesi 2025 yılında 120 çeşit ata tohumundan elde edilen 3 Milyon yerel tohumu Türkiye’nin 54 iline ulaştırdı. Envanterinde 980 çeşit ata tohumu bulunan Muğla Büyükşehir Belediyesi, Tıbbi-Aromatik Bitkiler ve Yerel Tohum Merkezi’nde tüm kontrolleri yapılan tohumlar dikimi, üretimi yapıldıktan sonra Türkiye’nin dört bir yanına dağıtılıyor. Yerel tohum merkezinde sebze tohumlarının dışında; orman, kaba yem ve tıbbi aromatik tohumları da yer alıyor. Türkiye’nin en kapsamlı yerel tohum merkezlerinden biri Muğla’da Muğla Büyükşehir Belediyesi Tıbbi-Aromatik Bitkiler ve Yerel Tohum Merkezi Nisan ayında dikmiş olduğu fidelerden tohum alma, yıkama ve kurutma çalışmalarını titizlikle sürdürüyor. Türkiye’nin en kapsamlı Yerel tohum merkezlerinden biri olan tesis, Yerel Tohum ve Tıbbi- Aromatik Bitkiler konularında daha iyi ve bilimsel hizmet verebilmek için 4 bin 700 metrekarelik alanda Yerel Tohum Deneme Parselleri, Tıbbi- Aromatik Bitki Parselleri, Eğitim alanları, Distilasyon Tesisi ve bünyesindeki 3 adet laboratuvardan oluşuyor. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Ahmet Aras, verimli topraklara sahip Muğla’nın önemli bir tarım kenti olduğunu, tarım kenti Muğla’da yerel tohuma ve üreten köylüye destek olmaya devam edeceklerini söyledi. Başkan Aras; atalarımızdan bizlere kalan en önemli miraslardan birinin yerel tohumlar olduğunu, Türkiye’nin en kapsamlı yerel tohum merkezlerinden birine sahip olduklarını ve bugüne kadar 980 ata tohumumu envantere ekleyerek korumaya aldıklarını açıkladı.
20 Eylül 2025 Cumartesi - 11:29
Terapi için yapay zeka başvuranların sayısı artıyor
Son dönemde birçok kişi, ruhsal sıkıntılarını hafifletmek için yapay zekaya yöneliyor. Yapay zeka, ruhsal sorun yaşayan bireylerin de ilgisini çekerken, uzmanlar bu durum karşı çıkıyor. Yapay zekanın, terapi sürecinin yerini alabilecek bir araç olmadığı uyarısında bulunuyor. Psikolog Dr. Fatma Kayım, "Yapay zekanın kendisine yöneltilen soruya verdiği cevap ’Sana tam anlamıyla bir terapist olamam. Çünkü terapi, uzun süreli ve profesyonel bir süreçtir; yüz yüze ya da kontrollü bir şekilde ilerlemesi gerekir’ oluyor" dedi. Kayım, "Terapistler; geçmiş yaşantılar, kişisel öyküler, ihtiyaçlar ve sözel olmayan ipuçlarını (mimik, ses tonu, beden dili) dikkate alır. Her danışana özgü yaklaşım geliştirilir, bu da yapay zekânın veremeyeceği bir derinliktir. Ayrıca unutulmamalıdır ki yapay zekâ araçlarının empati kurma becerisi yoktur ve bu tür yazılımlar tarafından tam olarak anlaşılmak mümkün değildir. Yapay zekâ araçları belirtilere göre muhtemel tanılar önerebilir. Ancak psikiyatrik tanılama, semptomların ötesinde çok daha derin bir analiz gerektirir. Özellikle eş tanı gibi karmaşık durumlarda yapay zekâ yetersiz kalıyor. Üstelik yüzeysel öneriler, uzman kontrolü olmadan uygulandığında ciddi olumsuz sonuçlara yol açabiliyor. Sonuç olarak; yapay zekâ anlık rahatlama yapabilir ancak terapinin yerini alması mümkün değildir. Ruhsal sorunlarla baş eden kişilerin mutlaka profesyonel destek almaları gerekir" dedi.
20 Eylül 2025 Cumartesi - 11:12
Çocuk acil servisinde çalışmalarda sona gelindi
Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi bünyesinde yer alan Çocuk Acil Servisi’nde; çocuk hastalara daha güvenli ve kaliteli sağlık hizmeti sunabilmek amacıyla başlatılan bakım, onarım ve deprem güçlendirme çalışmalarının sonuna gelindi. Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Cengiz Tuncer, Hastane Başmüdürü ve Başhekim Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Fuat Çetin, Başhekim Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Şükriye Özde, Çocuk Sağlığı ve Hastaları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Çocuk Acil Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ramazan Cahit Temizkan ile birlikte Çocuk Acil Servisi’ndeki çalışmaları yerinde inceledi. Başhekim Prof. Dr. Tuncer, yüklenici firma yetkililerinden projedeki son durum hakkında bilgiler aldı. Çocuk Acil Serviste muayene, gözlem, çekim ve izolasyon odalarının son düzenlemeleri yapılarak minik hastaların daha konforlu bir ortamda tedavi hizmeti alması hedefleniyor. Çocuk Acil Servis’te artırılan poliklinik sayısı ile hasta ve hasta yakınlarının bekleme sürelerinin azaltılarak hızla muayene edilmesi planlanıyor. 7/24 sağlık hizmeti veren Çocuk Acil Servisi’nin ekim ayı içerisinde yenilenen yerinde hizmet vermesi amaçlanıyor. Hastane Başhekimi Cengiz Tuncer, "Hizmet kalitesini artırmak ve daha güvenli bir ortam oluşturmak için başlattığımız güçlendirme ve tadilat çalışmalarını hızlı bir şekilde tamamlama gayretindeyiz. Bu süreçte göstermiş olduğunuz sabır için minnettarız ve sağlıklı günler diliyoruz" ifadelerinde bulundu.
20 Eylül 2025 Cumartesi - 10:51
Sağlık çalışanlarının beklentileri masaya yatırıldı
Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabgatullah Anmal, Şehit Aydoğan Aydın Devlet Hastanesi idarecileriyle görüştü. Anmal ve beraberindeki şube yönetimi, hastane iş yeri temsilcileri ile Şırnak Şehit Aydoğan Aydın Devlet Hastanesinde idarecilerle bir araya gelerek sağlık hizmetinin sunumu ve çalışanların beklentileriyle ilgili değerlendirmelerde bulunuldu. Sağlık çalışanlarının fedakarlık ve özveriyle gece gündüz demeden görev yaptığını belirten Anmal, onların toplum sağlığı için gösterdiği çabanın takdire şayan olduğunu söyledi. Anmal, "Sağlık çalışanlarımız, insan hayatını önceleyen, büyük sorumluluk ve özveri gerektiren kutsal bir görevi yerine getirmektedir. Onların haklarını savunmak, çalışma şartlarını iyileştirmek ve her zaman yanlarında olmak bizim en büyük önceliğimizdir" dedi. Hastane Müdürü Mahfuz Güngör ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, çalışanlarla birlikte hastanede en iyi hizmeti sunmanın gayreti içinde olduklarını ifade etti.
20 Eylül 2025 Cumartesi - 10:00
Şeker, damarları tahrip ediyor, kalp krizine sebep oluyor
Aşırı şeker tüketimi damarları tahrip ederek kalp krizine sebep olabiliyor. Dünya Şeker Tüketimine Dikkat Haftası’nda, aşırı şeker tüketimi ve buna bağlı hastalıklara dikkat çekildi. Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, "Üzülerek belirtmek isterim ki maalesef, şeker tüketimi artık her yaş için bağımlılık seviyesinde. Bu ürkütücü tablo günümüzde yaşam süresinin uzaması ve buna paralel ileri yaş nüfusumuzun artması ile baş edilmesi güç hastalıkları da beraberinde getiriyor. Sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları her geçen gün daha da önemli oluyor. Erken yaşlarda edinilen sağlıklı alışkanlıklar, bireylerin orta ve ileri yaş dönemlerini daha dinç ve ayakta geçirmeleri adına en büyük yatırım oluyor" dedi. İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Gülistan Bahat - Öztürk de, gençlikte obeziteden, iler yaş döneminde ise yetersiz beslenmeden uzak durulması gerektiğinin altını çizerek, "Genç erişkinlik döneminde sağlıklı kiloyu korumak ve obeziteyi önlemek, uzun vadeli sağlık için çok önemli. Yetersiz beslenme riski ya da kilo kaybına yol açan bir kronik hastalık yoksa ideal beden kütle indeksi 18.5-25 kg/metrekare aralığındadır. Bu dönemde kan basıncını, kan şekerini ve kan yağlarını kontrol altında tutmak, yalnızca kalp-damar hastalıkları riskini değil, aynı zamanda Alzheimer hastalığı riskini de azaltmaktadır. Yaşlılık döneminde ise tablo farklıdır: Obezite yerine yetersiz beslenme (malnütrisyon) daha büyük bir tehlikedir. Araştırmalar, yaşlılarda en düşük ölüm oranlarının ve en iyi fonksiyonelliğin ‘hafif fazla kilolu’ sayılan beden kütle indeksi aralığında (kabaca 24-29 kg/metrekare) görüldüğünü gösteriyor. Bu nedenle yaşlı bireylerde kilo kaybı ve diyet kısıtlamaları zararlı olabilir. İleri yaş da kas miktarı son derece önemli, bu nedenle kas miktarını korumak için şişman olmak, zayıf olmaya göre çok daha iyi. Bunun önüne geçmek için özellikle diyabet ve yüksek tansiyon hastalarında, aşırı kısıtlamalı beslenme şekli gözden geçirilmeli ve egzersiz muhakkak hayatımızda olmalı. En az ölüm riski ve en az bağımlılık-sakatlanma riski fazla kilolu aralıkta. 65 yaş üstü böyle ama 70 yaş üstü özellikle böyle. Çok zayıf kimseler düşme ve benzeri sakatlanmalar ile zatürree, grip gibi bir hastalığı çok daha derin yaşarken, bunun aksine kilolu kimselerde bu süreç daha rahat işliyor. Yağ ve kas herhangi bir hastalık döneminde bizi koruyor" dedi. "Şeker damar sertliği, kılcal damarlarda tıkanma ve böbrekte protein kaçağına neden olabiliyor" Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay da "Dünya genelinde 20-79 yaş arasındaki yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 11.1 kadarı diyabetli. (International Diabetes Federation). Bu da yaklaşık 589 milyon yetişkin (20-79 yaş) demektir. Ülkemizdeki durum da TURDEP I ve II çalışmalarında yüzde 13-15 oranında diyabet hastası olduğunu gösteriyor. Fazla şeker tüketiminin vücutta hem insülin direnci hem organ yağlanmaları hem de böbreklere zararı oldukça fazla. Bunun yanında az şeker tüketimi de önemli. Beslenme piramidi denilen yapıda vücudun tüm besinleri uygun oranda alması gerekiyor. Şeker hastalarında mikrovasküler ve makrovasküler dediğimiz komplikasyonları çok iyi takip etmemiz gerekir. Şeker hastalarında özellikle böbrekle ilgili kısma değinecek olursak şekerin kendisi; damar sertliğine, böbrekte küçük kılcal damarlarda tıkanmaya ve aynı zamanda böbrekte protein kaçağına neden olabiliyor. Bu sebeple şeker hastalarının kalorilerine, ilaç kullanımına ve diyetine çok dikkat etmesi gerekiyor" dedi. Böbrek hastalığının bir belirtisi de kaşıntı Alpay, böbrek hastalıkları ile ilgili "Yüksek tansiyon, el, ayak, yüz ve gözlerde şişme ve ödem, iştahsızlık, bulantı ve kusma, kansızlık, çabuk yorulma, göğüs ağrısı, kas - eklem ağrısı ve sonrasında da idrarın kalitesinin değişmesi, miktarının azalması bizlere böbrek hastalığı düşündüren durumlar olabiliyor. Bir de son dönemde kaşıntının eklediğini söyleyebiliriz" dedi. Diyetisyen Gökçen Efe Aydın, "Sağlıklı yaşamda önemli olan besin çeşitliliğine özen göstermek. 4 besin grubumuz var; süt ve süt ürünleri, etler ve kuru baklagiller, sebzeler ve meyveler ile ekmek ve tahıl grubu. Bunları tabağımızda ve masamızda görebilirsek besin çeşitliliğini sağlamış oluruz. Özellikle ileri yaş da az öğünle beslenmemeye özen göstermeliyiz çünkü az öğün, metabolizmanın yavaşlamasına neden olur bu da daha hızlı yaşlanmaya yol açar" dedi.
20 Eylül 2025 Cumartesi - 09:34
Genel Cerrahi Uzmanı Sarıyıldız: "Hemoroid, erken dönemde tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini etkileyebilir"
Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız, "Hemoroid, erken dönemde fark edilip tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir" dedi. Hemoroidin, toplumda sık görülen fakat çoğu kişi tarafından toplumsal mahremiyet algısı sebebiyle çekinilen bir sorun olarak algılanan bir hastalık olduğunu belirten Sarıyıldız, bu sebeple birçok hastanın geç tanı olarak tedavi sürecini ertelediğini ve bu durumun yaşanmaması gerektiğini belirtti. Sarıyıldız ayrıca, sağlığın ve doktorun kadını erkeği olmadığını, sağlığın herkes için var olması gerektiğini vurguladı. "Sağlığın da doktorun da kadını erkeği olmaz" Hemoroidin, toplumda sık görüldüğünü ancak çoğu kişi tarafından toplumsal mahremiyet algısı nedeniyle çekinilen bir sorun olarak algılandığını belirten Medicana International Ankara Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız, "Tıp evrensel bir bilimdir; sağlığın da doktorun da kadını erkeği olmaz. Ancak toplumsal gerçekler ve mahremiyet kaygıları, hasta hekim ilişkisinde önemli rol oynar. Hemoroid ameliyatında kadın cerrah olmanın özellikle kadın hastalar açısından önemli bir nokta olduğunu gözlemliyorum. Hastaların belirtileri gözlemleyip çekinmeden sorularını sorup, kendilerini daha rahat ifade edebiliyorlar" ifadelerini kullandı. "Erken dönemde fark edilmediğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir" Erken teşhisin hemoroid tedavisinde önemli olduğunu vurgulayan Sarıyıldız, hastalık belirtilerine ilişkin, "Hemoroid, erken dönemde fark edilip tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir. Ağrılı dışkılama, makattan kanama, makatta şişlikler oluşması, kaşıntı ve bazen akıntı gibi belirtilerin bulunması halinde mutlaka bir genel cerrahi uzmanı tarafından muayene edilmesi gerekmektedir" dedi. "Her hastaya cerrahi müdahale önermiyoruz" Hemoroid ameliyatı geçiren hastaların genellikle 1 günlük istirahatin ardından günlük hayatlarına geri döndüğünü aktaran Sarıyıldız, "Her hastaya cerrahi müdahale önermiyoruz. Fakat konservatif yöntemlerle çözülemeyen ileri evre hemoroidlerde cerrahi müdahale etkili bir tedavi yöntemidir. Açık ve kapalı cerrahi yöntemlerle yapılmaktadır. Genel anestezi altında gerçekleştirilir" açıklamasında bulundu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder