SAĞLIK
27 Nisan 2026 Pazartesi - 17:12 Mardin’de nadir görülen hastalıkla doğan bebek sağlığına kavuştu Mardin’de doğum sırasında ciddi solunum sıkıntısı yaşayan ve nadir görülen "Sağ Konjenital Diyafragma Hernisi (Bochdalek Hernisi)" tanısı konulan bebek, başarılı operasyon ve yaklaşık 2 aylık tedavi sürecinin ardından sağlıklı şekilde taburcu edildi. Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ilk kez gerçekleştirilen operasyonla hayata tutunan bebek, multidisipliner yaklaşım sayesinde sağlığına kavuşurken, tamamen anne sütüyle beslenir hale geldi ve oksijen ihtiyacı olmadan 57 gün sonra taburcu edildi. Çocuk uzmanı Adnan Azizoğlu yaptığı açıklamada, vakanın 37 haftalık ve 2 kilo 750 gram doğan, doğum sırasında ciddi solunum sıkıntısı gelişmesi üzerine entübe edilerek yenidoğan ünitesine alınan bir bebek olduğunu söyledi. Hastayı entübe şekilde devraldıklarında çekilen akciğer filminde karın içi organlarının sağ toraks içinde yerleştiğini tespit ettiklerini belirten Azizoğlu, "Bunun üzerine hastamızı acilen çocuk cerrahisi bölümüne danıştık. Aynı zamanda akciğer gelişiminde sorun olması nedeniyle akciğere giden ana damarda ciddi tansiyon yüksekliği mevcuttu" dedi. Hastanın stabilize edilmesinin ardından ameliyata alındığını ifade eden Azizoğlu, "Sağ tarafta olması ve karaciğer, apendiks ile ince ve kalın bağırsakların göğüs boşluğunda yer alması vakayı oldukça riskli hale getiriyordu. Bu operasyon Mardin’de ilk kez gerçekleştirildi" diye konuştu. Tedavi sürecinin multidisipliner şekilde yürütüldüğünü aktaran Azizoğlu, hastanın 57 günlük ve 4 kilogram ağırlığında olduğunu belirterek, "Oksijen ihtiyacı bulunmuyor ve tamamen anne sütüyle besleniyor. Yapılan tetkiklerde beyin dahil herhangi ciddi bir hasar tespit edilmedi. Bu bizim için sevindirici ve gurur verici bir durum" ifadelerini kullandı. Yenidoğan uzmanı Muhammet Hocaoğlu da vakanın en önemli özelliğinin diyafragma hernisinin sağ tarafta görülmesi olduğunu dile getirdi. Bu durumun hastalığı daha da nadir hale getirdiğini belirten Hocaoğlu, "Göğüs boşluğuna yerleşen organ miktarı arttıkça ölüm riski de artmaktadır. Bizim hastamızda ince ve kalın bağırsakların yanı sıra karaciğer de sağ toraks içinde yer alıyordu. Bu nedenle süreçte ciddi problemler yaşadık’’ dedi. Ameliyat öncesi ve sonrasında pulmoner hipertansiyonla mücadele ettiklerini ve uzun süre nitrik oksit tedavisi uyguladıklarını anlatan Hocaoğlu, bağırsak iskemisi ile de karşılaştıklarını kaydetti. Beslenme sürecinin kademeli ilerlediğini ifade eden Hocaoğlu, "Yaklaşık 50 gün boyunca oksijen desteği aldı. Bugün ise oksijen ihtiyacı olmadan, kilosunu neredeyse iki katına çıkarmış şekilde sağlıklı olarak taburcu ediliyor. Bu durum Mardin için önemli bir gelişme" şeklinde konuştu.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 15:09 Van’da optisyenlerden sahte güneş gözlüğü uyarısı Van’da havaların ısınmasıyla birlikte güneş gözlüğü kullanımı artarken, optisyenler ise vatandaşları uyararak bijuteri ve sokak tezgâhlarında satılan sahte ürünlerin göz sağlığında kalıcı hasarlara yol açabileceğini söyledi. Kentte havaların ısınmasıyla birlikte artış gösteren güneş gözlüğü kullanımı, merdiven altı ürün tehlikesini de beraberinde getirdi. Sektör temsilcileri, bijuteri ve sokak tezgahlarında satılan kalitesiz gözlüklerin göz sağlığını korumak yerine kalıcı hasarlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Yeni sezon hazırlıklarının tamamlandığı kentte, optik mağazalarında yoğunluk yaşanırken uzmanlar, vatandaşların bilinçsiz seçimlerden kaçınması gerektiğini vurguladı. Özellikle Sağlık Bakanlığı onayı olmayan ve camları işlevsiz ürünlerin uzun vadede ciddi göz kusurlarına zemin hazırladığına dikkat çekildi. "Güneş gözlüğü, gözü zararlı ışınlardan korur" İHA muhabirine konuşan Optisyen Uğur Özbek, güneş gözlüğünün sadece bir aksesuar olmadığını, bir sağlık gereci olduğunu belirtti. Yeni sezonla ilgili tüm hazırlıklarını tamamladıklarını ifade eden Optisyen Özbek, "Şu an yeni sezonla ilgili süreç başladı ve ürünlerimizin tamamı dizildi. Stoklarımızı hazırladık; gelen misafirlerimize ve hastalarımıza yardımcı olmaya çalışıyoruz. Yeni sezonda öncelikle kaliteli, markalı ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerin kullanılmasını öneriyoruz. Bu sezon özellikle bu hususlara dikkat edilmesi gerekiyor. Güneş gözlüğü, gözü zararlı UV ışınlarından korur. Bu nedenle başta uzun yol şoförlerimiz olmak üzere; çocuklardan yetişkinlere, tüm gençlerimize ve her yaş grubuna güneş gözlüğü kullanmasını tavsiye ediyoruz. Güneş gözlüğü alırken ürünün orijinalliğine ve camların UV koruma özelliğine mutlaka dikkat edilmelidir" dedi. "Tercih edilecek yer kesinlikle bir optik mağazası olmalıdır" İşportada veya kozmetik mağazalarında satılan gözlüklerin göz sağlığı için büyük risk taşıdığını dile getiren Özbek, "Gözlük alırken tercih edilecek yer kesinlikle bir optik mağazası olmalıdır. Kozmetik mağazası gibi yerlerde satılan ürünler orijinal değildir; bunların hiçbir koruyucu özelliği bulunmadığı gibi garantileri de yoktur. Camları işlevsiz olan bu basit gözlükleri kesinlikle önermiyoruz. Göz sağlığı için gözlüğün mutlaka bir optisyenden, profesyonel bir optik mağazasından alınması gerekmektedir" diye konuştu.
Şeker, damarları tahrip ediyor, kalp krizine sebep oluyor
20 Eylül 2025 Cumartesi - 10:00 Şeker, damarları tahrip ediyor, kalp krizine sebep oluyor Aşırı şeker tüketimi damarları tahrip ederek kalp krizine sebep olabiliyor. Dünya Şeker Tüketimine Dikkat Haftası’nda, aşırı şeker tüketimi ve buna bağlı hastalıklara dikkat çekildi. Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, "Üzülerek belirtmek isterim ki maalesef, şeker tüketimi artık her yaş için bağımlılık seviyesinde. Bu ürkütücü tablo günümüzde yaşam süresinin uzaması ve buna paralel ileri yaş nüfusumuzun artması ile baş edilmesi güç hastalıkları da beraberinde getiriyor. Sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları her geçen gün daha da önemli oluyor. Erken yaşlarda edinilen sağlıklı alışkanlıklar, bireylerin orta ve ileri yaş dönemlerini daha dinç ve ayakta geçirmeleri adına en büyük yatırım oluyor" dedi. İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Gülistan Bahat - Öztürk de, gençlikte obeziteden, iler yaş döneminde ise yetersiz beslenmeden uzak durulması gerektiğinin altını çizerek, "Genç erişkinlik döneminde sağlıklı kiloyu korumak ve obeziteyi önlemek, uzun vadeli sağlık için çok önemli. Yetersiz beslenme riski ya da kilo kaybına yol açan bir kronik hastalık yoksa ideal beden kütle indeksi 18.5-25 kg/metrekare aralığındadır. Bu dönemde kan basıncını, kan şekerini ve kan yağlarını kontrol altında tutmak, yalnızca kalp-damar hastalıkları riskini değil, aynı zamanda Alzheimer hastalığı riskini de azaltmaktadır. Yaşlılık döneminde ise tablo farklıdır: Obezite yerine yetersiz beslenme (malnütrisyon) daha büyük bir tehlikedir. Araştırmalar, yaşlılarda en düşük ölüm oranlarının ve en iyi fonksiyonelliğin ‘hafif fazla kilolu’ sayılan beden kütle indeksi aralığında (kabaca 24-29 kg/metrekare) görüldüğünü gösteriyor. Bu nedenle yaşlı bireylerde kilo kaybı ve diyet kısıtlamaları zararlı olabilir. İleri yaş da kas miktarı son derece önemli, bu nedenle kas miktarını korumak için şişman olmak, zayıf olmaya göre çok daha iyi. Bunun önüne geçmek için özellikle diyabet ve yüksek tansiyon hastalarında, aşırı kısıtlamalı beslenme şekli gözden geçirilmeli ve egzersiz muhakkak hayatımızda olmalı. En az ölüm riski ve en az bağımlılık-sakatlanma riski fazla kilolu aralıkta. 65 yaş üstü böyle ama 70 yaş üstü özellikle böyle. Çok zayıf kimseler düşme ve benzeri sakatlanmalar ile zatürree, grip gibi bir hastalığı çok daha derin yaşarken, bunun aksine kilolu kimselerde bu süreç daha rahat işliyor. Yağ ve kas herhangi bir hastalık döneminde bizi koruyor" dedi. "Şeker damar sertliği, kılcal damarlarda tıkanma ve böbrekte protein kaçağına neden olabiliyor" Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay da "Dünya genelinde 20-79 yaş arasındaki yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 11.1 kadarı diyabetli. (International Diabetes Federation). Bu da yaklaşık 589 milyon yetişkin (20-79 yaş) demektir. Ülkemizdeki durum da TURDEP I ve II çalışmalarında yüzde 13-15 oranında diyabet hastası olduğunu gösteriyor. Fazla şeker tüketiminin vücutta hem insülin direnci hem organ yağlanmaları hem de böbreklere zararı oldukça fazla. Bunun yanında az şeker tüketimi de önemli. Beslenme piramidi denilen yapıda vücudun tüm besinleri uygun oranda alması gerekiyor. Şeker hastalarında mikrovasküler ve makrovasküler dediğimiz komplikasyonları çok iyi takip etmemiz gerekir. Şeker hastalarında özellikle böbrekle ilgili kısma değinecek olursak şekerin kendisi; damar sertliğine, böbrekte küçük kılcal damarlarda tıkanmaya ve aynı zamanda böbrekte protein kaçağına neden olabiliyor. Bu sebeple şeker hastalarının kalorilerine, ilaç kullanımına ve diyetine çok dikkat etmesi gerekiyor" dedi. Böbrek hastalığının bir belirtisi de kaşıntı Alpay, böbrek hastalıkları ile ilgili "Yüksek tansiyon, el, ayak, yüz ve gözlerde şişme ve ödem, iştahsızlık, bulantı ve kusma, kansızlık, çabuk yorulma, göğüs ağrısı, kas - eklem ağrısı ve sonrasında da idrarın kalitesinin değişmesi, miktarının azalması bizlere böbrek hastalığı düşündüren durumlar olabiliyor. Bir de son dönemde kaşıntının eklediğini söyleyebiliriz" dedi. Diyetisyen Gökçen Efe Aydın, "Sağlıklı yaşamda önemli olan besin çeşitliliğine özen göstermek. 4 besin grubumuz var; süt ve süt ürünleri, etler ve kuru baklagiller, sebzeler ve meyveler ile ekmek ve tahıl grubu. Bunları tabağımızda ve masamızda görebilirsek besin çeşitliliğini sağlamış oluruz. Özellikle ileri yaş da az öğünle beslenmemeye özen göstermeliyiz çünkü az öğün, metabolizmanın yavaşlamasına neden olur bu da daha hızlı yaşlanmaya yol açar" dedi.
Genel Cerrahi Uzmanı Sarıyıldız: "Hemoroid, erken dönemde tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini etkileyebilir"
20 Eylül 2025 Cumartesi - 09:34 Genel Cerrahi Uzmanı Sarıyıldız: "Hemoroid, erken dönemde tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini etkileyebilir" Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız, "Hemoroid, erken dönemde fark edilip tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir" dedi. Hemoroidin, toplumda sık görülen fakat çoğu kişi tarafından toplumsal mahremiyet algısı sebebiyle çekinilen bir sorun olarak algılanan bir hastalık olduğunu belirten Sarıyıldız, bu sebeple birçok hastanın geç tanı olarak tedavi sürecini ertelediğini ve bu durumun yaşanmaması gerektiğini belirtti. Sarıyıldız ayrıca, sağlığın ve doktorun kadını erkeği olmadığını, sağlığın herkes için var olması gerektiğini vurguladı. "Sağlığın da doktorun da kadını erkeği olmaz" Hemoroidin, toplumda sık görüldüğünü ancak çoğu kişi tarafından toplumsal mahremiyet algısı nedeniyle çekinilen bir sorun olarak algılandığını belirten Medicana International Ankara Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız, "Tıp evrensel bir bilimdir; sağlığın da doktorun da kadını erkeği olmaz. Ancak toplumsal gerçekler ve mahremiyet kaygıları, hasta hekim ilişkisinde önemli rol oynar. Hemoroid ameliyatında kadın cerrah olmanın özellikle kadın hastalar açısından önemli bir nokta olduğunu gözlemliyorum. Hastaların belirtileri gözlemleyip çekinmeden sorularını sorup, kendilerini daha rahat ifade edebiliyorlar" ifadelerini kullandı. "Erken dönemde fark edilmediğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir" Erken teşhisin hemoroid tedavisinde önemli olduğunu vurgulayan Sarıyıldız, hastalık belirtilerine ilişkin, "Hemoroid, erken dönemde fark edilip tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir. Ağrılı dışkılama, makattan kanama, makatta şişlikler oluşması, kaşıntı ve bazen akıntı gibi belirtilerin bulunması halinde mutlaka bir genel cerrahi uzmanı tarafından muayene edilmesi gerekmektedir" dedi. "Her hastaya cerrahi müdahale önermiyoruz" Hemoroid ameliyatı geçiren hastaların genellikle 1 günlük istirahatin ardından günlük hayatlarına geri döndüğünü aktaran Sarıyıldız, "Her hastaya cerrahi müdahale önermiyoruz. Fakat konservatif yöntemlerle çözülemeyen ileri evre hemoroidlerde cerrahi müdahale etkili bir tedavi yöntemidir. Açık ve kapalı cerrahi yöntemlerle yapılmaktadır. Genel anestezi altında gerçekleştirilir" açıklamasında bulundu.
Cilt lekeleri en sık güneş hasarına bağlı nedenlerle görülür
20 Eylül 2025 Cumartesi - 09:25 Cilt lekeleri en sık güneş hasarına bağlı nedenlerle görülür SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı’ndan Uzm. Dr. Özgül Balık, açık havada geçirilen zamanın uzamasının, ciltte lekelerin artmasına neden olduğunu belirterek, "Yaz mevsiminin sona ermesiyle cilt lekeleri için çözüm arayışları da başladı" dedi. Cilt lekelerinin en sık güneş hasarına bağlı nedenlerle görüldüğünü ifade eden Uzm. Dr. Balık, "Güneş maruziyeti melanin sentezini etkiler, çillere ya da daha koyu lekelere neden olur. İleri yaştaki insanlarda daha düzensiz ve giderek büyüyen kahverengi alanlar oluşturabilir" şeklinde konuştu. Hormonların da leke oluşumuna katkı sağladığını kaydeden Uzm. Dr. Balık, "Öncelikle gebelik, menopoz dönemi ve ağızdan alınan hormon ilaçları yüzde maske gibi lekelere neden olabilmektedir. Genetik dediğimiz yatkınlığa, yaşlandıkça cildin kendini yenileme hızının düşmesine vb. bağlı durumlar da ciltte benekli lekelenmelere yol açabilmektedir. Akne, egzama, cilt enfeksiyonları, böcek sokmaları vb. durumlar sonrasında da lekeler gelişebilmektedir. Özellikle sonradan çıkan, tek, hızlı büyüyen, renk değiştiren ve kanama eğiliminde olan lekelerin kötü huylu olmaları ihtimali nedeniyle detaylı bir dermatoloji muayenesi gerekmektedir" ifadelerini kullandı. Lekenin türüne (Yüzeysel mi, derin mi?), yerine, hastanın ten rengine, süresine, daha önceki tedavilerine bağlı olarak tedavi seçeneklerinin belirlendiğini ifade eden Uzm. Dr. Balık, "Bazı lekeler aylar içinde geçerken, bazıları için yıllarca tedavi gerekebilir. Kronik hastalıklar, ilaçlar, hormonal vb. nedenlere bağlı olan lekeler tekrarlama eğilimi gösterebilir. Tedavide kremler, serumlar, gece soyucu ve gündüz güneş koruyucu kremler hastaya göre seçilir ve evde kullanılır. Ayrıca dermatolog tarafından peeling yöntemi (Kimyasal, mekanik veya lazer) ile cildin üst tabakası soyularak, lekeler giderilir. Bazen bunlara ek olarak mezoterapi eklenebilir. Mezoterapi (Problemli bölgenin derisinin orta katında mikro iğnelerle birtakım ilaçların verilmesi) ürünleri içinde çeşitli aminoasitler, mineraller, vitaminler ve hiyalüronik asit (İnsan vücudunda bulunur, nem seviyesini koruyup, artırmaya yardımcı olur) bulunur" ifadelerine yer verdi. Leke baskılayıcı ürünlerin geceleri kullanılmasını, gündüzleri ise güneş koruyucuların iki saatte bir sürülmesini öneren Uzm. Dr. Balık, "Yaz mevsiminde leke soyucu ve lazer işlemleri çok tavsiye edilmemektedir. Bunun yerine doğal ve sağlıklı beslenmeye dikkat etmek gerekir. Bunların yanı sıra cilt tipine uygun nemlendiriciler kullanmaya özen gösterilmelidir" diye konuştu.
Obezite ve bağlı hastalıklar dahiliye sempozyumunun gündeminde
19 Eylül 2025 Cuma - 17:47 Obezite ve bağlı hastalıklar dahiliye sempozyumunun gündeminde Dahiliye Uzmanları Derneği tarafından Giresun Üniversitesi, İl Sağlık Müdürlüğü ve Eğitim Araştırma Hastanesi iş birliğiyle düzenlenen Dahiliye Uzmanları Bölge Toplantısı başladı. Doğu Karadeniz’deki yaklaşık 200 dahiliye uzmanının katıldığı toplantıda, çağımızın en önemli sağlık sorunu olarak kabul edilen obezite ve beraberinde gelişen hastalıklar ele alınıyor. Dahiliye Uzmanları Derneği Doğu Karadeniz Bölge Temsilcisi Doç. Dr. Kubilay İşsever, obezitenin yalnızca bir kilo sorunu değil, ölümcül sonuçlar doğuran çok sayıda kronik hastalığın temel nedeni olduğuna dikkat çekti. İşsever, "Obezite; hiperlipidemi, non-alkolik yağlı karaciğer hastalığı, diyabetes mellitus ve hipertansiyon gibi ölümcül hastalıklarla birlikte seyretmektedir. Bu nedenle günümüzde en sık karşılaşılan ve en çok endişe verici hastalık grubunu oluşturmaktadır" dedi. İşsever, bölgesel toplantıların önemine değinerek, "Ulusal toplantılara katılımın azaldığı bir dönemde bu tür bölgesel organizasyonlar hem bilimsel paylaşım hem de mesleki güncelliğin korunması açısından çok kıymetli. Kardiyoloji, göğüs hastalıkları, enfeksiyon, anesteziyoloji ve dahiliyenin yan dallarındaki uzmanlarımızla disiplinler arası etkileşim sağlıyoruz"dedi. "Obezite tüm hastalıkların zeminini hazırlıyor" Çağın hastalığı obezitenin tüm kronik hastalıkların temelinde yer aldığını vurgulayan Doç. Dr. İşsever, "Hiperlipidemi, yağlı karaciğer, diyabet ve hipertansiyon obezitenin en sık tetiklediği ölümcül dört hastalıktır. Burda obezite hepsinin sebebi olarak ortaya çıkıyor. Dolayısıyla obeziteye yönelik farkındalık, koruyucu hekimlik ve tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesi kritik önem taşımaktadır. O yüzden güncel olarakta bu hastalıklara yönelik sorun ve tedavisine yönelik çok yönlü sunumumuz olacak"dedi" diye konuştu.
Ücretsiz HPV aşısı başvuruları devam ediyor
19 Eylül 2025 Cuma - 15:02 Ücretsiz HPV aşısı başvuruları devam ediyor Muğla Büyükşehir Belediyesi, toplum sağlığının korunması ve gelecek nesillerin daha sağlıklı şartlarda yetişmesi amacıyla koruyucu sağlık hizmetlerine yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkan Rahim ağzı kanseri, son yıllarda HPV (İnsan Papilloma Virüsü) kaynaklı vakaların artış göstermesiyle birlikte daha fazla gündeme gelirken, Büyükşehir Belediyesi 9-45 yaş aralığındaki bireylere yönelik ücretsiz aşı uygulamasını hayata geçirdi. Büyükşehir’den Toplum Sağlığı İçin Kararlı Adımlar Rahim ağzı kanserine karşı koruma sağlayan HPV aşısından yararlanmak isteyen ve başvuru şartlarını taşıyan vatandaşların gerekli belgelerle birlikte Muğla Büyükşehir Belediyesi Sağlık Hizmetleri Şube Müdürlüğünün ilçe hizmet birimlerine başvuruda bulunmaları gerekiyor. Detaylı bilgi almak isteyenler, 444 48 01 numaralı Muğla Büyükşehir Belediyesi Çağrı Merkezinden destek alabilir. HPV Nedir? HPV (İnsan Papilloma Virüsü), cilt ve mukozalarda enfeksiyona neden olabilen bir virüs türüdür. Bazı türleri, rahim ağzı başta olmak üzere çeşitli kanser türleriyle ilişkilendirilmektedir. HPV aşısı, bu virüsün neden olduğu ciddi hastalıklara karşı koruma sağlamaktadır. Başkan Aras: "Önceliğimiz vatandaşlarımızın sağlıklı ve güvenli bir geleceğe sahip olabilmesidir" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, "Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak en temel önceliğimiz, vatandaşlarımızın sağlıklı ve güvenli bir geleceğe sahip olabilmesidir. Halk sağlığını tehdit eden hastalıklara karşı koruyucu hizmetler sunmak, yerel yönetim anlayışımızın en önemli unsurlarından biridir. Bu doğrultuda, rahim ağzı kanserine karşı koruma sağlayan HPV aşısı uygulamasını başlatarak özellikle genç kuşakların sağlığını güvence altına almayı hedefliyoruz. Son yıllarda HPV kaynaklı kanser vakalarındaki artış, bu alanda farkındalık çalışmalarını ve koruyucu sağlık hizmetlerini daha da önemli hale getirmiştir. Biz de hem bu konuda toplumsal bilinç oluşturmak hem de vatandaşlarımızın sağlığını korumak amacıyla ücretsiz HPV aşısı uygulamamızı hayata geçirdik. Uygulamamızda başvurular devam ediyor. Tüm vatandaşlarımızı, sağlıklı bir gelecek için bu fırsattan yararlanmaya davet ediyorum" dedi.
Mersin’de sağlık personeli kök hücre bağışı için sıraya girdi
19 Eylül 2025 Cuma - 13:43 Mersin’de sağlık personeli kök hücre bağışı için sıraya girdi Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, ’20 Eylül Dünya Kemik İliği Bağış Günü’ kapsamında düzenlenen etkinlikte, sağlık personeli kök hücre bağışının önemine dikkat çekti, ardından onlarca çalışan kan ve kök hücre bağışında bulundu. Mersin İl Sağlık Müdürlüğü’nün destekleri ile Mersin Şehir Hastanesi, Türk Kızılay’ı, Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi (TÜRKÖK) iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte, uzmanlar tarafından sağlık personeline kök hücre bağışının önemi anlatıldı. Toplantının ardından hastane çalışanları kan ve kök hücre bağışı için sıraya girdi. Hastane Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Ballı, kök hücre bağışının sadece tıbbi değil, insani bir sorumluluk olduğunu ifade ederek, "Aslında hepimiz sadece bir bağıştan ziyade bir kök hücreye bağış yaparak bir çocuğun gelişmesi, bir ebeveynin, annenin ya da babanın evladına sarılabilmesi ya da bir gencimizin hayata biraz daha tutunabilmesi, hayallerine bir adım yaklaşmasıyla ilgili bir konu. Sadece bir bağış, bir kan, bir kök hücre olarak düşünmemek lazım. Ve geleceğimizi de inşa edecek gençlerimize bir şans vermek adına bu konuyu değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum. Aslında hepimiz bu umutların bir parçasıyız. Bizleri de topluma veya genel toplumun diğer parçalarına örnek olmak adına herkesi hem kan hem de kök hücre bağışıyla ilgili destek olmaya davet ediyorum" dedi. "Her bağışçı bir kahramandır" Etkinlikte konuşan Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Aydan Akdeniz, her yıl binlerce hastanın uygun kök hücre bağışçısı bulunamadığı için hayatını kaybettiğine dikkat çekerek, "Bir çocuğun oyun oynaması, bir annenin evladına kavuşması ya da bir gencin hayallerine ulaşması için bir şans verebilirsiniz. Aslında her bağışçı bir kahramandır" ifadelerini kullandı. "Umuyorum ki yine bir hayata dokunurum" Hastane Destek Hizmetleri Operasyon Müdürü Kutsiye Kalan ise 2015 yılında verdiği numunenin 2018’de bir hastayla eşleştiğini, gönüllü olarak bağışçı olduğunu ve aşılanma süreci sonrası damar yoluyla kök hücre verdiğini belirterek, "Herhangi bir sağlık problemi yaşamadım. Bakanlık tarafından takip sürecim tamamlandı. Şu an ikinci kez bağışçı olabilmek için bekliyorum. Umuyorum ki yine bir hayata dokunurum" şeklinde konuştu. Uzmanlar, kök hücre bağışının sadece birkaç saat süren bir işlemle bir hayat kurtarabileceğini vurgularken, toplumun her kesimini bu dayanışmaya katılmaya davet etti.
Mersin’de sağlık personeli kök hücre bağışı için sıraya girdi
19 Eylül 2025 Cuma - 13:38 Mersin’de sağlık personeli kök hücre bağışı için sıraya girdi Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, ‘20 Eylül Dünya Kemik İliği Bağış Günü’ kapsamında düzenlenen etkinlikte, sağlık personeli kök hücre bağışının önemine dikkat çekti, ardından onlarca çalışan kan ve kök hücre bağışında bulundu. Mersin İl Sağlık Müdürlüğü’nün destekleri ile Mersin Şehir Hastanesi, Türk Kızılay’ı, Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi (TÜRKÖK) iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte, uzmanlar tarafından sağlık personeline kök hücre bağışının önemi anlatıldı. Toplantının ardından hastane çalışanları kan ve kök hücre bağışı için sıraya girdi. Hastane Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Ballı, kök hücre bağışının sadece tıbbi değil, insani bir sorumluluk olduğunu ifade ederek, "Aslında hepimiz sadece bir bağıştan ziyade bir kök hücreye bağış yaparak bir çocuğun gelişmesi, bir ebeveynin, annenin ya da babanın evladına sarılabilmesi ya da bir gencimizin hayata biraz daha tutunabilmesi, hayallerine bir adım yaklaşmasıyla ilgili bir konu. Sadece bir bağış, bir kan, bir kök hücre olarak düşünmemek lazım. Ve geleceğimizi de inşa edecek gençlerimize bir şans vermek adına bu konuyu değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum. Aslında hepimiz bu umutların bir parçasıyız. Bizleri de topluma veya genel toplumun diğer parçalarına örnek olmak adına herkesi hem kan hem de kök hücre bağışıyla ilgili destek olmaya davet ediyorum" dedi. "Her bağışçı bir kahramandır" Etkinlikte konuşan Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Aydan Akdeniz, her yıl binlerce hastanın uygun kök hücre bağışçısı bulunamadığı için hayatını kaybettiğine dikkat çekerek, "Bir çocuğun oyun oynaması, bir annenin evladına kavuşması ya da bir gencin hayallerine ulaşması için bir şans verebilirsiniz. Aslında her bağışçı bir kahramandır" ifadelerini kullandı. "Umuyorum ki yine bir hayata dokunurum" Hastane Destek Hizmetleri Operasyon Müdürü Kutsiye Kalan ise 2015 yılında verdiği numunenin 2018’de bir hasta ile eşleştiğini, gönüllü olarak bağışçı olduğunu ve aşılanma süreci sonrası damar yoluyla kök hücre verdiğini belirterek, "Herhangi bir sağlık problemi yaşamadım. Bakanlık tarafından takip sürecim tamamlandı. Şu an ikinci kez bağışçı olabilmek için bekliyorum. Umuyorum ki yine bir hayata dokunurum" şeklinde konuştu. Uzmanlar, kök hücre bağışının sadece birkaç saat süren bir işlemle bir hayat kurtarabileceğini vurgularken, toplumun her kesimini bu dayanışmaya katılmaya davet etti.
Sağlık turizminde iş birliği görüşmesi
19 Eylül 2025 Cuma - 12:39 Sağlık turizminde iş birliği görüşmesi Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) heyeti, Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Nurullah Okumuş’u makamında ziyaret etti. Görüşmede, Türkiye’nin sağlık turizmi vizyonu, uluslararası hasta akışının artırılması, sağlıkta kalite ve akreditasyon süreçleri ile sağlık diplomasisi konularında iş birliği imkanları ele alındı. Ziyaret kapsamında, 21-22 Kasım 2025 tarihlerinde İzmir’de düzenlenecek olan "The 1st International Conference: Health Tourism Bridges - Health Diplomacy and Innovation in Türkiye" kongresi için resmi davet takdim edildi. SATKOF heyeti, kongre ile Türkiye’nin sağlık turizmi alanında uluslararası iş birliklerini geliştirmeyi hedeflediklerini belirtti. Görüşmede konuşan SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, sağlık turizminin sadece ekonomik değil, aynı zamanda diplomatik bir değer taşıdığını vurgulayarak, Sağlık Bakanlığı’nın desteğinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Nurullah Okumuş ise Türkiye’nin güçlü sağlık altyapısı ve nitelikli insan kaynağı ile sağlık turizminde küresel bir marka olma yolunda ilerlediğini belirterek, SATKOF heyetine çalışmalarından dolayı teşekkür etti. Kongre 50’den fazla ülkeden katılımcıyı ağırlayacak SATKOF öncülüğünde düzenlenecek uluslararası kongrede, 50’den fazla ülkeden sağlık bakanları, büyükelçiler, akademisyenler ve sektör temsilcileri bir araya gelecek. Etkinlikte, sağlık turizmi, inovasyon ve diplomasi başlıkları altında oturumlar gerçekleştirilecek. Program kapsamında ayrıca ikili görüşmeler, saha ziyaretleri ve kültürel etkinlikler de yer alacak.