SAĞLIK
Van’da optisyenlerden sahte güneş gözlüğü uyarısı 27 Nisan 2026 Pazartesi - 15:09:54 Van’da havaların ısınmasıyla birlikte güneş gözlüğü kullanımı artarken, optisyenler ise vatandaşları uyararak bijuteri ve sokak tezgâhlarında satılan sahte ürünlerin göz sağlığında kalıcı hasarlara yol açabileceğini söyledi. Kentte havaların ısınmasıyla birlikte artış gösteren güneş gözlüğü kullanımı, merdiven altı ürün tehlikesini de beraberinde getirdi. Sektör temsilcileri, bijuteri ve sokak tezgahlarında satılan kalitesiz gözlüklerin göz sağlığını korumak yerine kalıcı hasarlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Yeni sezon hazırlıklarının tamamlandığı kentte, optik mağazalarında yoğunluk yaşanırken uzmanlar, vatandaşların bilinçsiz seçimlerden kaçınması gerektiğini vurguladı. Özellikle Sağlık Bakanlığı onayı olmayan ve camları işlevsiz ürünlerin uzun vadede ciddi göz kusurlarına zemin hazırladığına dikkat çekildi. "Güneş gözlüğü, gözü zararlı ışınlardan korur" İHA muhabirine konuşan Optisyen Uğur Özbek, güneş gözlüğünün sadece bir aksesuar olmadığını, bir sağlık gereci olduğunu belirtti. Yeni sezonla ilgili tüm hazırlıklarını tamamladıklarını ifade eden Optisyen Özbek, "Şu an yeni sezonla ilgili süreç başladı ve ürünlerimizin tamamı dizildi. Stoklarımızı hazırladık; gelen misafirlerimize ve hastalarımıza yardımcı olmaya çalışıyoruz. Yeni sezonda öncelikle kaliteli, markalı ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerin kullanılmasını öneriyoruz. Bu sezon özellikle bu hususlara dikkat edilmesi gerekiyor. Güneş gözlüğü, gözü zararlı UV ışınlarından korur. Bu nedenle başta uzun yol şoförlerimiz olmak üzere; çocuklardan yetişkinlere, tüm gençlerimize ve her yaş grubuna güneş gözlüğü kullanmasını tavsiye ediyoruz. Güneş gözlüğü alırken ürünün orijinalliğine ve camların UV koruma özelliğine mutlaka dikkat edilmelidir" dedi. "Tercih edilecek yer kesinlikle bir optik mağazası olmalıdır" İşportada veya kozmetik mağazalarında satılan gözlüklerin göz sağlığı için büyük risk taşıdığını dile getiren Özbek, "Gözlük alırken tercih edilecek yer kesinlikle bir optik mağazası olmalıdır. Kozmetik mağazası gibi yerlerde satılan ürünler orijinal değildir; bunların hiçbir koruyucu özelliği bulunmadığı gibi garantileri de yoktur. Camları işlevsiz olan bu basit gözlükleri kesinlikle önermiyoruz. Göz sağlığı için gözlüğün mutlaka bir optisyenden, profesyonel bir optik mağazasından alınması gerekmektedir" diye konuştu.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 15:08 Kendini ve sevdiklerini korumak için aşılan Dünya Aşı Haftasında aşının önemine dikkat çeken Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, aşılamanın her yıl milyonlarca insanın hayatını kurtaran en başarılı, etkili ve düşük maliyetli sağlık müdahalelerinden birisi olduğunu belirtti. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından bu yıl "Her Nesilde Aşılar İşe Yarıyor" temasıyla kutlanan Dünya Aşı Haftası’nın, bağışıklamanın bireyler ve toplumlar üzerindeki hayati rolünü bir kez daha hatırlattığını belirten İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, aşının sadece bireysel değil toplumsal bir koruma sağladığını vurguladı. Aşılama hizmetlerinin toplum sağlığı açısından hayati öneme sahip olduğunu belirten Öztürk; "Her yıl Nisan ayının son haftasında kutlanan Aşı Haftası’nın amacı, aşılamanın önemi hakkında toplumsal farkındalığı artırmak ve daha fazla çocuğun ve yetişkinin aşıyla önlenebilir hastalıklardan korunmasını, bu hastalıklardan kaynaklanan sekellerin ve ölümlerin önlenmesini sağlamaktır. Bu yılki Aşı Haftası’nın DSÖ tarafından belirlenen ‘Her nesilde aşılar işe yarıyor’ teması ile aşıların; nesiller boyunca bireylerin, ailelerin, toplumların sağlığını koruduğu ve geleceğimizi güvence altına aldığı belirtilmektedir. Aşılar sayesinde geçmişte büyük salgınlara ve ölümlere yol açan pek çok hastalık günümüzde ya tamamen ortadan kaldırılmış ya da kontrol altına alınmıştır. Aşılama çalışmaları, yalnızca bireyleri değil, toplumun tamamını koruyan güçlü bir kalkan görevi görmektedir. Bu nedenle her yaştan bireyin aşı takvimine uygun şekilde aşılarını yaptırması büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. "Aşı hayatı korur; kendini ve sevdiklerini korumak için aşılan" İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Türkiye’de uzun yıllardır başarıyla sürdürülen Genişletilmiş Bağışıklama Programı kapsamında çocukluk döneminde birçok hastalığa karşı ücretsiz aşı uygulandığını vurguladı. Dünya genelinde bazı hastalıkların tamamen yok edilme aşamasına geldiğini hatırlatan Öztürk, ancak bazı hastalıkların hâlâ risk oluşturmaya devam ettiğini söyledi ve şöyle konuştu: "Ülkemizde 1981 yılından buyana Genişletilmiş Bağışıklama Programı ve çocukluk çağı aşı takviminde 13 hastalığa karşı (Difteri, Boğmaca, Tetanos, Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak, Tüberküloz, Çocuk Felci, Hepatit-B, Hepatit-A, Suçiçeği, Haemophilus İnfluenzae, Tip B ve Pnömokoka Bağlı Hastalıklar) aşı uygulanmaktadır. İlimizde 2025 yılında Genişletilmiş Bağışıklama Programı kapsamında yaklaşık 340 bin doz aşı uygulanmıştır. İnsanlık tarihinde büyük salgınlara ve ölümlere yol açan pek çok hastalık günümüzde aşılama sayesinde görülmemektedir. Aşı sadece bebek ve çocukların değil, yetişkinler, risk grubu hastalıklara sahip kişiler (Diabet, KOAH, Astım, İmmün Yetmezlik, kanser, vb), bazı meslek grupları, tetanos riskli yaralanmalar, kuduz riskli ısırıklar ve gebeler için de büyük bir önem taşımaktadır. Aşılama her birey için hayattır, her bireyin sağlıklı yaşama hakkı vardır. Çocuklarını aşılatmak ebeveynlerin en önemli sorumluluklarından biridir" dedi.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 14:08 NEÜ Diş Hekimliği Fakültesinden uluslararası başarı Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Diş Hekimliği Fakültesi, bilimsel etkinin önemli göstergelerinden biri olan Category Normalized Citation Impact (CNCI) değerini 1.51’e yükselterek dünya ortalamasının üzerine çıktı. Uluslararası alanda elde edilen bu önemli gelişmeden ötürü büyük bir memnuniyet ve gurur duyduklarını belirten NEÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Rıza Tunçdemir, "Diş hekimliği alanında bilimsel etkinin en güvenilir göstergelerinden biri olarak kabul edilen Category Normalized Citation Impact (CNCI) değerimizin 1.51 düzeyine ulaşması, fakültemizin dünya ortalamasının belirgin ve anlamlı biçimde üzerinde bir akademik etki ürettiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu sonuç, yalnızca yayın sayısındaki artışı değil; üretilen bilginin uluslararası literatürde karşılık bulduğunu, atıf aldığını ve bilimsel tartışmalara yön verdiğini göstermektedir. Ortaya konan bu başarı; güçlü akademik kadromuzun sistematik ve nitelik odaklı çalışmaları, disiplinlerarası araştırma yaklaşımımız ve uluslararası düzeyde görünürlüğü yüksek yayın politikamızın somut bir çıktısıdır. Fakültemiz, diş hekimliği alanında yalnızca bilgi üreten değil, ürettiği bilginin etkisiyle öne çıkan ve referans alınan bir araştırma ortamı olma yolunda istikrarlı biçimde ilerlemektedir" dedi. Türkiye’nin diş hekimliği alanında, uluslararası mecrada önemli bir yer tuttuğunu kaydeden Dekan Tunçdemir sözlerini şöyle sürdürdü: "Elde edilen bu düzey, Türkiye’nin diş hekimliği alanındaki bilimsel üretim ve etki kapasitesinin uluslararası ortalamaların üzerinde konumlandığını güçlü bir şekilde teyit etmektedir. Bu başarıyı sürdürülebilir kılmak ve daha ileri taşımak amacıyla, bilimsel mükemmeliyet, yenilikçilik ve uluslararası iş birlikleri ekseninde çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz."
27 Nisan 2026 Pazartesi - 13:48 Diz protezi her zaman kalıcı mı? Nev Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Murat Altıntaş, revizyon diz protezinin hangi durumlarda uygulandığını ve ameliyat sürecinin nasıl ilerlediğini anlattı. Balıkesir, 27.04.2026 - "Diz protezinde zaman içinde oluşabilecek enfeksiyon, gevşeme veya dengesizlik gibi durumlar ikinci bir ameliyatı gerekli kılabilir" diyen Nev Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Murat Altıntaş, revizyon diz protezi hakkında açıklamalarda bulundu. Revizyon diz protezi nedir? Revizyon diz protezinin, daha önce diz protezi ameliyatı olan hastalarda yapılan protez değiştirme ameliyatı olduğunu belirten Op. Dr. Murat Altıntaş, bazı durumlarda eklemdeki protezin yalnızca bir parçasının değiştirilmesinin yeterli olabildiğini ifade etti. Ancak bazı hastalarda tüm protez parçalarının tamamen değiştirilmesi gerekebildiğini belirten Altıntaş, bu ameliyatın ayrıntılı bir ameliyat öncesi planlama gerektirdiğini söyledi. Revizyon ameliyatlarında özel protez setleri ve malzemeleri kullanıldığını vurgulayan Altıntaş, bu operasyonların aynı zamanda tecrübe gerektirdiğini ve iyileşme süresinin diğer diz protezi ameliyatlarına göre daha uzun olabildiğini ifade etti. Diz protezlerinin uzun yıllar sorunsuz kullanılabildiğini de belirten Altıntaş, diz protezi yapılan hastaların yaklaşık yüzde 90’ının protezlerini ortalama 20 yıl boyunca problem yaşamadan kullanabildiğini söyledi. Revizyon ameliyatı neden yapılır? Revizyon diz protezi ameliyatının en sık nedenlerinden birinin enfeksiyon olduğunu belirten Op. Dr. Murat Altıntaş, diz protezi ameliyatlarından sonra enfeksiyon riskinin yüzde 1’den az olduğunu ancak gelişmesi durumunda hastalarda dizde ağrı, şişlik, kızarıklık, ısı artışı ve bazen akıntı gibi şikayetlerin görülebildiğini dile getirdi. Dizde boşluk ve dengesizlik oluşmasının da revizyon ameliyatı gerektirebilen durumlar arasında yer aldığını belirten Altıntaş, ayakta dururken, dizi hareket ettirirken veya yürürken gerekli bağ dengesi bozulduğunda dizin işlevselliğinin de bozulabileceğini ifade etti. Bunun yanında, dizde sertlik oluşmasının da revizyon ameliyatını gerektirebileceğini belirten Altıntaş, geniş kas dokusu veya dizdeki protez bileşenlerinin konumunun hareket açıklığını engelleyebildiğini söyledi. Ayrıca zaman içinde protez parçalarında aşınma ve gevşeme görülebileceğini ifade eden Altıntaş, protez çevresinde oluşan kırıkların da revizyon ameliyatı gerektirebilen nedenler arasında yer aldığını belirtti. Ameliyat nasıl yapılır? Revizyon diz protezi ameliyatının önceki diz ameliyatındaki yara izinin bulunduğu bölgeden ekleme ulaşılarak yapıldığını belirten Op. Dr. Murat Altıntaş, ameliyat sırasında enfeksiyon olup olmadığının tekrar değerlendirildiğini ifade etti. Protezin hangi parçalarının yıprandığı, gevşediği veya yerinden çıktığını belirlemek için protezin metal ve plastik parçalarının detaylı şekilde incelendiğini söyledi. Kemiği korumak amacıyla protez parçalarının dikkatli bir şekilde çıkarıldığını ifade eden Altıntaş, daha önce çimento kullanılmışsa çimento artıklarının temizlendiğini belirtti. Revizyon protezi için kemik yüzeylerinin hazırlandığını kaydeden Altıntaş, önemli kemik kaybı bulunan durumlarda protezin ana bileşenlerine metal takviyeli bloklar eklenebildiğini dile getirdi. Diz protezi implantının çimentolu olarak kemiğe yerleştirildiğini ve tutunmasının sağlandığını belirten Altıntaş, ameliyatın sonunda eklem içinde birikebilecek kan ve sıvının boşaltılması için dren yerleştirildiğini, ardından eklem kapsülünün onarıldığını sözlerine ekledi.
Beslenme trendleri tek başına yeterli değil
21 Eylül 2025 Pazar - 10:18 Beslenme trendleri tek başına yeterli değil Son yıllarda ketojenik diyet, vejetaryen beslenme ve aralıklı oruç gibi diyetler sağlıklı yaşam trendlerinin merkezinde bulunuyor. Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Seda Uşarer, popüler beslenme yaklaşımlarının meme sağlığı açısından tek başına olağanüstü faydalar sunmadığını vurguladı. Dyt. Seda Uşarer, "Tüketilen yağın türü, öğün saatleri, besin çeşitliliği ve vitamin-mineral dengesi gibi faktörler, bu diyetlerin yararını artırabileceği gibi bağışıklık sistemini zayıflatıp kanser riskini de etkileyebiliyor" diye konuştu. Günümüzde sağlıklı yaşam arayışında olan birçok insan, popüler diyetlere yöneliyor. Ketojenik diyet, vejetaryen beslenme ya da aralıklı oruç gibi yaklaşımlar, kilo verme ve kronik hastalıkların risklerini azaltma gibi iddialarla öne çıkabiliyor. Peki, bu diyetlerin meme sağlığı üzerinde gerçekten etkisi var mı? Medicana International İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Seda Uşarer, uzun bir süredir kilo vermek isteyenlerin uyguladığı ketojenik diyetin içeriğinin, düşük karbonhidrat, yüksek yağ alımı üzerine kurulu olduğunu belirtti. Dyt. Seda Uşarer, "Ketojenik diyetin amacı, vücudu ’ketozis’ adı verilen metabolik duruma sokarak yağ yakımını arttırmaktır. Yüksek doymuş yağ tüketimi bazı çalışmalarda meme kanserini arttırıcı faktör olarak göstermektedir. Bazı araştırmalar, ketojenik beslenmenin ileri evre meme kanseri hastalarında metabolik belirteçleri iyileştirdiğini, kan şekeri ve insülin direncini azalttığını ortaya koyuyor. Özellikle doymuş yağ ağırlıklı bir beslenme, bazı çalışmalarda meme kanseri riskini artırıcı bir faktör olarak öne çıkabiliyor. Bu sebeple ketojenik diyette tüketilen yağ türleri oldukça önem taşıyor" dedi. "Sebze ve meyveler kür halinde tüketilmemeli" Vejetaryen beslenmenin lif, antioksidan ve fitokimyasal açısından zengin bir diyet sunduğunu kaydeden Dyt. Seda Uşarer, sözlerini şöyle sürdürdü: "Birçok araştırma, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmenin genel olarak kanser riskini azaltabileceğini ortaya koymaktadır. Özellikle yüksek posa alımı, östrojen seviyelerini düzenleyerek meme kanseri riskini azaltabilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, hiçbir sebze ya da meyveyi her gün düzenli bir şekilde suyunu sıkıp içmek ya da yemek suretiyle kür şeklinde tüketmemektir. Öte yandan, iyi planlanmamış bir vejetaryen diyet, B12, demir ve omega-3 eksikliklerine yol açabilir. Bu da bağışıklık sistemini zayıflatarak, hastalıklara karşı direnci olumsuz yönde etkileyebilir." "Hücre sağlığının korunmasına yardımcı olabilir" "Aralıklı oruç, yemek yeme süresini sınırlayarak vücutta ’otofaji’ adı verilen hücrelerin hasarlı ya da işlevini yitirmiş bileşenlerini sindirerek yeniden kullanmasını sağlayabilir" diyen Dyt. Seda Uşarer, "Bu mekanizma vücuttaki toksinlerin temizlenmesine ve hücresel sağlığın korunmasına yardımcı olmaktadır. Baz çalışmalar, insülin duyarlılığını artırarak hormonla ilişkili kanser risklerini azaltabileceğini söylemektedir. Ancak düzensiz beslenme davranışlarına yol açabileceği için uzman diyetisyenler eşliğinde dikkatli uygulanmalıdır. Öğün saatlerine dikkat edilmelidir" ifadelerini kullandı. "Tek başına koruma sağlamaz" Her beslenme modelinin meme sağlığı açısından farklı etkileri olabildiğini kaydeden Dyt. Seda Uşarer, şöyle konuştu: "Ketojenik diyette yağ türü seçimine dikkat edilmediğinde risk artabilirken, vejetaryen beslenmede posa ve antioksidan zenginliği koruyucu rol oynayabilmektedir. Ancak doğru bir beslenme programı çıkarılmazsa bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olabilmektedir. Aralıklı oruç ise insülin direncini azaltarak hücresel sağlığa katkı sağlayabilmekle birlikte uzman tarafından takip edilmediğinde beslenme alışkanlığını da bozabilmektedir. Unutulmamalı ki, hiçbir diyet tek başına mucizevi bir koruma sağlamaz. Yanlış uygulandığında ise riskleri artırabilir. Önemli olan; dengeli, çeşitliliği gözeten, kişiye özel ve diyetisyen kontrolünde sürdürülebilir bir beslenme planını uygulamaktır."
"Her 10 çocuktan 6’sının dişi çürük. Uzmanlar eğitim hayatına etkisine dikkat çekiyor"
21 Eylül 2025 Pazar - 09:58 "Her 10 çocuktan 6’sının dişi çürük. Uzmanlar eğitim hayatına etkisine dikkat çekiyor" Uzman Diş Hekimi ve Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, Türkiye’deki çocukların ağız sağlığı konusundaki alarm verici duruma dikkat çekerek, "Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun 2023 yılı verilerine göre, ülkemizde 5-6 yaş grubundaki çocukların yüzde 60’ında diş çürüğü görülüyor. Bu durum, sadece bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda çocuklarımızın eğitim hayatlarını karartan bir engeldir" diyerek, aileleri ve eğitimcileri harekete geçmeye çağırdı. Özkan, yaptığı açıklamada, son dönemde yapılan bilimsel araştırmaların, çocuklarda ağız sağlığı problemlerinin okul başarısı üzerindeki olumsuz etkilerini net bir şekilde ortaya koyduğnu belirterek, "2023 yılında yayınlanan bir araştırmaya göre, diş çürüğü olan okul öncesi çocukların, olmayanlara göre okuma ve yazma becerilerinde daha geride olduğu tespit edilmiştir. İlkokul çağındaki çocuklarda ise diş ağrısı nedeniyle devamsızlık oranının arttığı, derse konsantre olmakta zorlandıkları ve öğrenme güçlükleri yaşadıkları belirlenmiştir. Ayrıca, maloklüzyon(dişlerdeki kapanış bozuklukları) olan çocukların, konuşma ve iletişim becerilerinde akranlarına göre daha geride olduğu gözlemlenmiştir" diye konuştu. "Ebeveynler ve eğitimciler dikkat etmeli" Özkan, ebeveyn ve eğitimcileri uyararak şöyle devam etti: "Okul öncesi dönemde diş çürükleri, çocukların beslenme alışkanlıklarını olumsuz etkileyerek gelişimlerini yavaşlatabilir. Ayrıca, diş ağrısı nedeniyle uyku düzenleri bozularak öğrenmeye karşı motivasyonları azalabilir. İlkokul çağıda 2024’de Türkiye’de yapılan bir çalışmada, çürük sayısı, dişeti ve plak sorunları arttıkça okul devamsızlığının da arttığı ve akademik başarının olumsuz etkilendiği bulundu. Ayrıca, maloklüzyonlar nedeniyle konuşma bozuklukları gelişerek sosyal ilişkileri olumsuz etkilenebilir. Çocukların ağız sağlığını korumak için ebeveyn ve eğitimciler erken yaşta diş fırçalama alışkanlığı kazandırmalı, bebeklik döneminden itibaren, günde en az iki kez florürlü diş macunu ile dişleri fırçalamayı alışkanlık yapın. Okul öncesi çocuklar için diş fırçalama tekniklerini oyunlarla eğlenceli yaparak dişlerini fırçalarken onlara eşlik edin." "Yarık örtücü tedavi yaptırın" Özkan, diş çürümesinin önüne geçmek için yarık örtücü tedavisi yapılması gerektiğini ifade ederek, "Azı dişlerin çürümeye meyilli girintilerinin daha henüz çürümeden bir tür dolgu malzemesiyle doldurulmasıdır. Yarık örtücü tedavisi, dişler çarka verilmeden yapılarak korunur. Bu etkili tedavi sayesinde çürük başlamadan önce koruma sağlanır, başlangıç seviyesindeki çürükler de ilerlemeden durdurulur ve diş kurtarılabilir. Bu yönüyle yarık örtücüler, hem çürük önleyici hem de koruyucu-önleyici hekimlik kapsamında çocukların diş sağlığını güvence altına alan etkili bir uygulamadır. Şekerli ve asitli yiyecek ve içeceklerden uzak durun. Ara öğünlerde meyve, sebze ve süt ürünleri gibi sağlıklı alternatifler sunun. İlkokul çağındaki çocuklara sağlıklı beslenmenin önemini anlatın ve okulda sağlıklı atıştırmalıklar tüketmelerini teşvik edin. Çocuklarınızı ilk dişlerinin çıkmasından itibaren düzenli olarak (6 ayda bir) diş hekimine götürün. Erken teşhis ve tedavi, ileride oluşabilecek ciddi ağız sağlığı sorunlarının önüne geçilmesini sağlar. Diş hekiminin önerisi doğrultusunda, florür takviyesi kullanın. florür, diş minesini güçlendirerek diş çürüklerine karşı koruma sağlar. Eğitimciler olarak, okullarda ağız sağlığı eğitimleri düzenleyerek öğrencileri bilinçlendirin. Diş fırçalama alışkanlığını teşvik edin ve sağlıklı beslenme konusunda farkındalık oluşturun" dedi. Özkan, "Unutmayalım ki, çocuklarımızın sağlıklı gülüşleri, onların eğitim hayatlarındaki başarılarının ve mutlu bir geleceğin temelini oluşturur. Ağız ve diş sağlığına gereken özeni göstererek, onların potansiyellerini tam olarak gerçekleştirmelerine yardımcı olabiliriz. Bu konuda hepimize büyük sorumluluk düşüyor" diye konuştu.
Prof. Dr. Yasemin Biçer Gömceli: "Kök hücre tedavisi Alzheimer’ın ilerleyişini yavaşlatabilir"
21 Eylül 2025 Pazar - 09:16 Prof. Dr. Yasemin Biçer Gömceli: "Kök hücre tedavisi Alzheimer’ın ilerleyişini yavaşlatabilir" Nöroloji uzmanı Prof. Dr. Yasemin Biçer Gömceli, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü nedeniyle, kök hücre tedavisinin Alzheimer’da hasarlı sinir hücrelerini onararak algılama fonksiyonları iyileştirme ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatma potansiyeli taşıdığını açıkladı. Gömceli, "Kök hücre tedavisi Alzheimer’ın ilerleyişini yavaşlatabilir" dedi. Türkiye’de 700 bin Alzheimer hastası Türkiye’de yaklaşık 700 bin kişiyi etkileyen Alzheimer hastalığı, hafıza kaybı, konuşma güçlüğü ve davranış değişiklikleriyle ilerleyen, kesin tedavisi bulunmayan bir beyin hastalığı olarak biliniyor. 65 yaş üstünde görülme sıklığı hızla artarken, bilim dünyası çare arayışını sürdürüyor. Kök hücrelerin hasarlı sinir hücrelerini yenileme potansiyeli, bilim insanlarının Alzheimer’a karşı umutlarını artırıyor. Araştırmalar, bu tedavinin yalnızca semptomları hafifletmekle kalmayıp hastalığın ilerleyişini durdurabileceğini ortaya koyuyor. "Kritik bir boşluğu doldurabilir" Memorial Antalya Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Yasemin Biçer Gömceli, "Kök hücre tedavisi, yalnızca semptomları hafifletmekle kalmayıp hastalığın ilerlemesini durdurma potansiyeline de sahip. Özellikle mezenkimal kök hücrelerin bağışıklık sistemini desteklediği, iltihabı azalttığı ve beyin dokusunun onarımını kolaylaştırdığı çalışmalarla gösterildi" dedi. Hasarlı sinir hücreleri onarılıyor Prof. Dr. Gömceli, "Hastanın kendisinden alınan kök hücreler, hasarlı sinir hücrelerinin yerine yerleştirilerek kaybolan bağlantıları yeniden kurabilir. Deneysel çalışmalar, bu tedavinin hafıza ve öğrenme fonksiyonlarını iyileştirdiğini ortaya koyuyor" diye konuştu. Gelecekte önemli bir tedavi seçeneği Uzmanlara göre kök hücre tedavisi, hafif ve şiddetli Alzheimer vakalarında şişliği azaltıp nöronların rejenerasyonunu uyararak algılama yetenekleri geliştirme potansiyeli taşıyor. Araştırmalar, bu yöntemin gelecekte Alzheimer’a karşı önemli bir tedavi seçeneği olabileceğini gösteriyor.
Elazığ’da Ekstrakorporeal Organ Destek Tedavilerinde Güncel Yaklaşımlar toplantısı
20 Eylül 2025 Cumartesi - 16:40 Elazığ’da Ekstrakorporeal Organ Destek Tedavilerinde Güncel Yaklaşımlar toplantısı Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesinde, Ekstrakorporeal Organ Destek Tedavilerinde Güncel Yaklaşımlar bölge toplantısı gerçekleştirildi. Türk Yoğun Bakım Derneği tarafından Fırat Üniversitesinde Ekstrakorporeal Organ Destek Tedavilerinde Güncel Yaklaşımlar toplantısı gerçekleştirildi. Tıp Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda, Yoğun bakım pratiğinde kritik öneme sahip ve hayat kurtarıcı olan ekstrakorporeal tedaviler üzerine bilgi ve deneyimler paylaşıldı. Toplantıya, Fırat Üniversitesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Demirel Fırat Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kaygusuz, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Metin Kaya Gürgöze ve Başhekim Prof. Dr. Gökhan Artaş katıldı. Açılış konuşmasını yapan Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Doç. Dr. Fethi Gül, "Yoğun bakım pratiğinde kritik öneme sahip ve hayat kurtarıcı olan ekstrakorporeal tedaviler üzerine bilgi ve deneyimlerimizi paylaşmak, güncel gelişmeleri tartışmak ve geleceğe dair ortak hedefler belirlemek için bir aradayız. Bilimsel gelişmelerin hızla ilerlediği bu dönemde, yoğun bakım alanındaki her yenilik, hastalarımızın yaşamlarına umut katmakta, bizlere de daha güçlü sorumluluklar yüklemektedir. Bu toplantının Elazığ’da düzenlenmesi bizler için ayrıca büyük bir gurur kaynağıdır. Programın hem şehrimizin sağlık camiasına hem de ülkemizin yoğun bakım pratiğine katkı sağlayacağına inanıyorum" dedi.
Malatya Eczacılar Odası’nda seçim heyecanı
20 Eylül 2025 Cumartesi - 15:58 Malatya Eczacılar Odası’nda seçim heyecanı 22. Bölge Malatya Eczacılar Odası, 2025-2027 dönemi Olağan Mali Genel Kurulu’nu bugün gerçekleştirdi. İki başkan adayının yarıştığı genel kurulda seçim ve oy verme işlemi yarın yapılacak. Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen genel kurul öncesi açıklamalarda bulunan mevcut başkan Ebru Sönmez, 2019 yılından bu yana görevde olduğunu belirterek, zorlu bir süreçten geçtiklerini ifade etti. Görev süresi boyunca Elazığ depremi, pandemi ve 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremleri yaşadıklarını dile getiren Sönmez, "Malatya olarak tarih yazdık. Biz sağlık çalışanları olarak en ön safta yer aldık. Eczacılar olarak sahada olmaya devam ediyoruz. Devletimizin bu emeği görmesini, bizleri görmezden gelmemesini istiyoruz" dedi. "49 eczane konteynerde hizmet veriyor" Depremin ardından kentte ciddi sorunların devam ettiğine dikkat çeken Sönmez, "Malatya’da halen 49 eczane konteynerlerde hizmet veriyor. Bu konteyner eczanelerin hizmet süresi 6 Şubat 2026’da sona erecek. Ancak hâlâ ticaret merkezleri ve dükkânlar tamamlanmadığı için eczacılar kalıcı yer bulmakta zorlanıyor. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı’na başvurarak sürenin uzatılmasını talep edeceğiz" dedi. Malatya Eczacılar Odası için yeni bir hizmet binası yapmayı planladıklarını da ifade eden Sönmez, "Yeni bir arsa aldık, inşallah Malatya’ya ve meslektaşlarımıza yakışır bir bina inşa edeceğiz" diye konuştu. Aykol: "Yeni bir nefes gerekli" Seçimlerde diğer başkan adayı olan eczacı Oktay Aykol ise, yaptığı açıklamada seçimin hayırlı olmasını dileyerek, "Artık yeni bir nefes, yeni bir kan gerekli. Değişimin zamanı geldi" şeklinde konuştu. Genel kurulun ardından oy verme işlemleri yarın yapılacak.
Sağlık Bakanlığı Aydın Şehir Hastanesi’ni yerinde inceledi
20 Eylül 2025 Cumartesi - 14:46 Sağlık Bakanlığı Aydın Şehir Hastanesi’ni yerinde inceledi Sağlık Bakanlığı Sağlık Yatırımları Genel Müdür Yardımcısı Burkay Şimşek, açılış sürecine ilişkin çalışmaları yerinde incelemek üzere bin 300 yatak kapasiteli Aydın Şehir Hastanesi’nde değerlendirmelerde bulundu. Sağlık alanında Aydın’ın en büyük yatırımı olma özelliğini taşıyan Aydın Şehir Hastanesi’nin açılış süreci, Sağlık Bakanlığı Sağlık Yatırımları Genel Müdür Yardımcısı Burkay Şimşek tarafından yerinde değerlendirildi. Toplam bin 300 yatak kapasitesi ile inşa edilen Aydın Şehir Hastanesi, yataklı servisler, yoğun bakım üniteleri, acil servis, ameliyathaneler, poliklinik alanları ve görüntüleme merkezleri ile birlikte birçok özellikli tıbbi ve teknik birimi bünyesinde barındırıyor. Genel Müdür Yardımcısı Burkay Şimşek, hastane sahasında yaptığı incelemelerde yürütülen çalışmalar hakkında Aydın İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul ve yüklenici firma yetkililerinden bilgi aldı. Açılış sürecine ilişkin görüş alışverişinde bulunulan ziyarette, hastanenin kısa sürede vatandaşların hizmetine sunulması için yapılan hazırlıklar değerlendirildi. Ziyarette Şimşek’e, İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul, yüklenici firma temsilcileri, Aydın Şehir Hastanesi Başhekim Vekili ve Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Engin Tetik, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Dr. Mete Erki, Destek Hizmetleri Başkanı Ömer Faruk Sağlam, ilgili başkan yardımcıları ve hastane yöneticileri eşlik etti. Aydın İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada ise Aydın Şehir Hastanesi’nin en kısa sürede hizmete açılması için tüm birimlerin koordineli şekilde özverili bir çalışma yürüttüğü vurgulandı.
Dr. Aydın: "Alzheimer hastalığı kadınlarda daha sık görülüyor"
20 Eylül 2025 Cumartesi - 14:27 Dr. Aydın: "Alzheimer hastalığı kadınlarda daha sık görülüyor" Aydın’da sağlık alanında yaptığı sosyal çalışmalarla da bilinen Dr. Ezgi Aydın, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada hastalık ve bakımı ile ilgili bilgiler verdi. Bu hastalığın erkeklere oranla kadınlarda daha sık görüldüğünü belirten Aydın, kötü alışkanlıklardan uzak durma, beyin-vücut sporu ve sağlıklı beslenmenin Alzheimer hastalığına karşı alınabilecek en iyi tedbir olduğunu belirtti. İlerleyen yaşlarda en önemli sağlık sorunlarından biri olan Alzheimer hastalığının ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirten Dr. Ezgi Aydın; "Kayıtlara göre, Türkiye’de yaklaşık 600 bin Alzheimer hastası birey var. Hastalığın görülme sıklığının 65 yaş üzerinde artıyor ve kadınlarda erkeklere göre daha fazla olduğu görülüyor" dedi. Alzheimer hastalığının, bilişsel işlevlerin bozulmasına, davranışsal problemlere yol açan genellikle ileri yaşlarda görülen kronik dejeneratif bir nörolojik hastalık olduğunu söyleyen Dr. Aydın; "Hastalık, öncelikle unutkanlıkla kendini gösterir. İsim bulmada güçlük, yer bulmada ve zaman algısında değişiklikler, konuşma bozukluğu, görev veya iş yaparken zorlanma gibi yüksek bilişsel işlevlerde bozukluk gözlenir. Bu hastalığın görülme sıklığının dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de artış eğiliminde olduğu kaydedilmektedir. Verilere göre ülkemizde yaklaşık 600 bin kadar Alzheimer hastası olduğu belirtiliyor. Kadınlarda erkeklere göre daha sık ve 65 yaş üzerinde görülme sıklığı artmaktadır. Genelde 85 yaş üzerinde her iki yaşlıdan birine Alzheimer hastalığı tanısı konuyor" şeklinde konuştu. "Yaşamına dikkat edilmelidir" Alzheimer hastalığında en önemli risk faktörünün yaş olduğunu söyleyen Dr. Ezgi Aydın; "Diyabet, hipertansiyon, obezite gibi metabolik hastalıklar, kafa travması, eğitim seviyesi, depresyon, psikiyatrik hastalıklar, uyku apne sendromu, alkol, sigara kullanımı ve genetik faktörler sayılabilir. Hastalık ilerledikçe hastalık yönetimde aile yakınlarına veya bakımı üstlenicilerine ek sorumluluklar düşmektedir. Hastanın stabil, sakin, bildiği eşyaların olduğu kendi yaşadığı ortamında yaşamına dikkat edilmelidir. Hastayla münakaşaya girmekten veya inatlaşmaya girilmeden kaçınılmalıdır. Ayrıca bakım yükünü üstlenen bireylerin de desteklenmesi ve yüklerinin paylaşılması önemlidir" diyerek Alzheimer hastası bakımını üstlenen kişilere de destek verilmesi gerektiğini belirtti.
Her 5 ölümden 1’inin sebebi, sepsis
20 Eylül 2025 Cumartesi - 13:31 Her 5 ölümden 1’inin sebebi, sepsis KAYSERİ (İHA) – Dünyada her 5 ölümden 1’ine yol açan "sepsis" (kan zehirlenmesi) enfeksiyonu hakkında bilgi veren Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy "Sepsisi önlemek için aşılama ve hijyen önemli bir yer tutuyor" dedi. Sepsisin, insan vücudunda enfeksiyona karşı savunma mekanizmasının kontrolsüz şekilde devreye girmesiyle ortaya çıkan, vücuda zarar veren klinik tablo olduğunu belirten Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, sepsis hastalığına yakalanmamak için yapılması gerekenleri anlattı. Ölümle ya da organlara zararla ilerleyebilen, çok ciddi problemlere neden olabilen sepsisin tıptaki çok acil ve ağır tablolardan birini oluşturduğuna işaret ederek tüm dünyada sepsis yönünden farkındalığı artırmak için çalışmalar yapıldığını söyledi. Sepsisin özellikle 1 yaş altı çocuklarda, ileri yaş hastalarda, bağışıklığı baskılanmış hastalarda, bazen kanser hastalarında, kronik böbrek yetmezliği olanlarda, kronik hastalığı olanlarda çok daha riskli olduğunu ve daha ağır seyretme ihtimali taşıdığını belirten Prof. Dr. Ersoy "Enfeksiyonların ağır seyretmesiyle sepsis ihtimali hasta gruplarında artmaktadır. Özellikle enfeksiyonu olan hastalarda bu üriner sistem, solunum sisteminde veya başka bir dokudaki enfeksiyonları olan hastalarımızda özellikle solunum sıkıntısının olması, şiddetli üşüme, titreme ve ateş yüksekliği ya da ateş düşüklüğünün olması, bilinç değişikliği ya da zihin bulanıklığı gibi olağan durumun dışına çıkan zihinsel değişikliklerin olması, tansiyon düşüklüğü ya da idrar çıkışının belirgin azalması gibi keşiflerde sepsis akla gelmeli" dedi. "Hijyen ve aşılama, enfeksiyonlardan korunmada çok önemli" Enfeksiyondan korunmada hijyeninin önemine işaret eden Prof. Dr. Ersoy; "Sepsisi önlemek için aşılama da önemli bir yer tutuyor. Birçok hastalığa karşı aşılamanın yapılmasını, özellikle risk gruplarında oldukça öneriyoruz ve faydalı sonuçlar da elde edildiğini görüyoruz. El hijyeni, enfeksiyonlardan korunmada çok önemli. Sepsisi önlemenin en önemli yollarından birisi enfeksiyonlardan korunmak. Çünkü sepsis, enfeksiyonlara bağlı bir durumdur" dedi. "Direnci arttırmamak için gereksiz antibiyotik kullanmayın" Erken ve hızlı tedavi ile aslında yaşam kurtarılabileceğini; erken müdahale ile ölüm riskinin azalabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Ersoy dünya genelinde sepsisin ciddi bir sağlık sorunu olduğunu; her 5 ölümden 1’inin sebebinin sepsis olduğunu hatırlattı. Dünyada her yıl 11 milyona yakın insanın sepsis ilişkili durumlardan dolayı hayatını kaybettiği bilgisini veren Ersoy, ""Bunun için enfeksiyonlardan korunmak, gerekli önlemleri almak, bu konuda bilince sahip olmak önemli. Korunmakla ilgili önemli bir konu da antibiyotik kullanımıdır. Antibiyotik kullanımının gelişigüzel olması, toplumda direnci artırıyor. Bu durumda hekim kontrolünde antibiyotiklerin doğru kullanılması gerektiğini öneriyoruz, tavsiye ediyoruz" şeklinde konuştu.