SAĞLIK - 21 Eylül 2025 Pazar 09:58

"Her 10 çocuktan 6’sının dişi çürük. Uzmanlar eğitim hayatına etkisine dikkat çekiyor"

A
A
A
"Her 10 çocuktan 6’sının dişi çürük. Uzmanlar eğitim hayatına etkisine dikkat çekiyor"

Uzman Diş Hekimi ve Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, Türkiye’deki çocukların ağız sağlığı konusundaki alarm verici duruma dikkat çekerek, "Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun 2023 yılı verilerine göre, ülkemizde 5-6 yaş grubundaki çocukların yüzde 60’ında diş çürüğü görülüyor. Bu durum, sadece bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda çocuklarımızın eğitim hayatlarını karartan bir engeldir" diyerek, aileleri ve eğitimcileri harekete geçmeye çağırdı.


Özkan, yaptığı açıklamada, son dönemde yapılan bilimsel araştırmaların, çocuklarda ağız sağlığı problemlerinin okul başarısı üzerindeki olumsuz etkilerini net bir şekilde ortaya koyduğnu belirterek, "2023 yılında yayınlanan bir araştırmaya göre, diş çürüğü olan okul öncesi çocukların, olmayanlara göre okuma ve yazma becerilerinde daha geride olduğu tespit edilmiştir. İlkokul çağındaki çocuklarda ise diş ağrısı nedeniyle devamsızlık oranının arttığı, derse konsantre olmakta zorlandıkları ve öğrenme güçlükleri yaşadıkları belirlenmiştir. Ayrıca, maloklüzyon(dişlerdeki kapanış bozuklukları) olan çocukların, konuşma ve iletişim becerilerinde akranlarına göre daha geride olduğu gözlemlenmiştir" diye konuştu.


"Ebeveynler ve eğitimciler dikkat etmeli"


Özkan, ebeveyn ve eğitimcileri uyararak şöyle devam etti:


"Okul öncesi dönemde diş çürükleri, çocukların beslenme alışkanlıklarını olumsuz etkileyerek gelişimlerini yavaşlatabilir. Ayrıca, diş ağrısı nedeniyle uyku düzenleri bozularak öğrenmeye karşı motivasyonları azalabilir. İlkokul çağıda 2024’de Türkiye’de yapılan bir çalışmada, çürük sayısı, dişeti ve plak sorunları arttıkça okul devamsızlığının da arttığı ve akademik başarının olumsuz etkilendiği bulundu. Ayrıca, maloklüzyonlar nedeniyle konuşma bozuklukları gelişerek sosyal ilişkileri olumsuz etkilenebilir. Çocukların ağız sağlığını korumak için ebeveyn ve eğitimciler erken yaşta diş fırçalama alışkanlığı kazandırmalı, bebeklik döneminden itibaren, günde en az iki kez florürlü diş macunu ile dişleri fırçalamayı alışkanlık yapın. Okul öncesi çocuklar için diş fırçalama tekniklerini oyunlarla eğlenceli yaparak dişlerini fırçalarken onlara eşlik edin."


"Yarık örtücü tedavi yaptırın"


Özkan, diş çürümesinin önüne geçmek için yarık örtücü tedavisi yapılması gerektiğini ifade ederek, "Azı dişlerin çürümeye meyilli girintilerinin daha henüz çürümeden bir tür dolgu malzemesiyle doldurulmasıdır. Yarık örtücü tedavisi, dişler çarka verilmeden yapılarak korunur. Bu etkili tedavi sayesinde çürük başlamadan önce koruma sağlanır, başlangıç seviyesindeki çürükler de ilerlemeden durdurulur ve diş kurtarılabilir. Bu yönüyle yarık örtücüler, hem çürük önleyici hem de koruyucu-önleyici hekimlik kapsamında çocukların diş sağlığını güvence altına alan etkili bir uygulamadır. Şekerli ve asitli yiyecek ve içeceklerden uzak durun. Ara öğünlerde meyve, sebze ve süt ürünleri gibi sağlıklı alternatifler sunun. İlkokul çağındaki çocuklara sağlıklı beslenmenin önemini anlatın ve okulda sağlıklı atıştırmalıklar tüketmelerini teşvik edin. Çocuklarınızı ilk dişlerinin çıkmasından itibaren düzenli olarak (6 ayda bir) diş hekimine götürün. Erken teşhis ve tedavi, ileride oluşabilecek ciddi ağız sağlığı sorunlarının önüne geçilmesini sağlar. Diş hekiminin önerisi doğrultusunda, florür takviyesi kullanın. florür, diş minesini güçlendirerek diş çürüklerine karşı koruma sağlar. Eğitimciler olarak, okullarda ağız sağlığı eğitimleri düzenleyerek öğrencileri bilinçlendirin. Diş fırçalama alışkanlığını teşvik edin ve sağlıklı beslenme konusunda farkındalık oluşturun" dedi.


Özkan, "Unutmayalım ki, çocuklarımızın sağlıklı gülüşleri, onların eğitim hayatlarındaki başarılarının ve mutlu bir geleceğin temelini oluşturur. Ağız ve diş sağlığına gereken özeni göstererek, onların potansiyellerini tam olarak gerçekleştirmelerine yardımcı olabiliriz. Bu konuda hepimize büyük sorumluluk düşüyor" diye konuştu.



"Her 10 çocuktan 6’sının dişi çürük. Uzmanlar eğitim hayatına etkisine dikkat çekiyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Hidrodiseksiyon ile ağrıya değil nedene müdahale ediyoruz" Kas-iskelet sistemi ağrıları, sinir sıkışmaları, boyun ve bel kaynaklı şikayetlerin toplumda oldukça yaygın görüldüğünü belirten Prof. Dr. İrfan Koca, son yıllarda ameliyatsız tedavi seçenekleri arasında öne çıkan hidrodiseksiyon yönteminin, ağrıyı baskılamaktan çok sorunun kaynağına yönelik bir yaklaşım sunduğunu söyledi. Hidrodiseksiyon tedavisinin ultrasonografi eşliğinde uygulandığını ifade eden Prof. Dr. Koca, "Bu yöntemde amaç; sinir, fasya ve yumuşak dokular arasında gelişen yapışıklıkları açmak, sıkışan dokuları serbestleştirmek ve bölgedeki hareket kabiliyetini yeniden kazandırmaktır" dedi. "Ağrıyı değil, nedeni tedavi etmeyi hedefliyoruz" Birçok hastada yalnızca geçici rahatlama sağlayan yöntemler yerine, problemin kaynağına yönelmenin önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. İrfan Koca, hidrodiseksiyon yönteminin özellikle kronik ağrılarda neden odaklı modern tedavi seçeneklerinden biri haline geldiğini kaydetti. Hangi hastalıklarda kullanılıyor Hidrodiseksiyon tedavisinin uzman değerlendirmesi sonrası uygun hastalarda uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Koca, "Karpal tünel sendromu ve diğer sinir sıkışmaları, boyun ve bel fıtığına bağlı yayılan ağrılar, siyatik sinir irritasyonu, omuz ağrıları ve hareket kısıtlılıkları, tenisçi dirseği, topuk ağrısı ve tendon sorunları, kas spazmları, miyofasiyal ağrı sendromu, ameliyat sonrası gelişen yumuşak doku yapışıklıkları, ilaç, egzersiz ve fizik tedaviye rağmen devam eden kas-iskelet sistemi ağrıları" dedi. "Kortizonsuz uygulanabilmesi önemli avantaj" Birçok vakada işlemin kortizon kullanılmadan yapılabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. İrfan Koca, "Özellikle diyabet hastaları, kortizon kullanmak istemeyen bireyler ve tekrarlayan enjeksiyonlardan kaçınmak isteyen hastalar açısından bu önemli bir avantajdır" ifadelerini kullandı. "Aynı gün günlük yaşama dönüş mümkün" İşlemin poliklinik şartlarında ve kısa sürede uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Koca, genel anestezi gerektirmeyen yöntemde hastaların çoğu zaman aynı gün günlük yaşamlarına dönebildiğini söyledi. "Kişiye özel planlama ile etkili sonuçlar alınabiliyor" Tedavi öncesinde detaylı muayene ve değerlendirme yapıldığını belirten Prof. Dr. İrfan Koca, "Her hastanın ağrı nedeni farklıdır. Bu nedenle uygun hastalarda kişiye özel planlama ile oldukça başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir" dedi.