SAĞLIK
10 Nisan 2026 Cuma - 14:17 Eskişehir’de yeni sağlık yatırımları yerinde incelendi Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, Yunus Emre Devlet Hastanesi kampüsünde planlanan ek hizmet binası ve yeni sosyal donatı alanlarında incelemelerde bulundu. Müdür Bildirici, beraberindeki Destek Hizmetleri Başkanı Erol Yılmaz ve teknik heyetle birlikte Yunus Emre Devlet Hastanesi ek hizmet binası inşaat alanını ziyaret etti. İnceleme heyeti; bünyesinde 9 hekimlik Aile Sağlığı Merkezi (ASM), Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM), Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM) ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu (ASHİ) bulunması planlanan projenin detaylarını yerinde değerlendirdi. Ziyaret kapsamında sağlık birimlerinin birbirleriyle entegre çalışması, hasta ve personel sirkülasyonunun verimli planlanması, erişilebilirlik kriterleri ve teknik altyapı detayları masaya yatırıldı. Birimlerin fonksiyonel kullanımını artıracak düzenlemeler ve inşaat sürecine dair teknik planlamalar hakkında istişareler gerçekleştirildi. Heyet ayrıca Yunus Emre bölgesinde yapılması planlanan yeni otopark alanındaki peyzaj ve çevre düzenleme çalışmalarını da inceledi. Yeşil alan düzeni, araç giriş-çıkış akışı ve hastane trafiğinin düzenlenmesi gibi başlıkların ele alındığı incelemede, bölgeye estetik ve işlevsel bir görünüm kazandırılması hedefleniyor. Yatırımların tamamlanmasıyla sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaşması ve vatandaşlara daha konforlu bir hizmet sunulması bekleniyor.
10 Nisan 2026 Cuma - 13:35 Prof. Dr. Koca’dan bel ve boyun fıtığı hastalarına uyarı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, son dönemde sıkça gündeme gelen nükleoplasti uygulamalarına ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Koca, her boyun ve bel ağrısının disk kaynaklı olmadığını belirterek, "Toplumda görülen bu ağrıların yalnızca yaklaşık yüzde 10-20’si disk patolojisine bağlıdır. Buna rağmen birçok hastada doğrudan diske yönelik girişimsel işlemlerin gündeme gelmesi doğru değildir" dedi. "Her hasta nükleoplasti adayı değildir" Disk kaynaklı olduğu belirlenen hastalarda bile nükleoplastinin ilk seçenek olmadığını vurgulayan Koca, "Boyun veya bel ağrısı olan her 100 hastadan ancak çok az bir kısmı bu işlem için uygun adaydır. Her disk problemi nükleoplasti gerektirmez" ifadelerini kullandı. Tedavi basamaklı olmalıdır Tedavide aceleci davranılmaması gerektiğini belirten Koca, "Öncelikle hastanın şikayetinin gerçekten diskten kaynaklanıp kaynaklanmadığı netleştirilmelidir. Ardından ilk basamakta cerrahi dışı, daha düşük riskli tedavi yöntemleri uygulanmalıdır. Bu yöntemlerle fayda görmeyen ancak ameliyat gerektirecek düzeyde olmayan sınırlı hasta grubunda nükleoplasti değerlendirilebilir" dedi. Riskler göz ardı edilmemeli Nükleoplastinin girişimsel bir işlem olduğunu hatırlatan Koca, "Sinir dokusuna zarar verme, enfeksiyon, işlem sonrası yapışıklık gelişimi ve şikayetlerin devam etmesi gibi riskler söz konusudur. Bu nedenle basit ve zararsız bir işlem gibi görülmemelidir" şeklinde konuştu. "Sadece diske müdahale yeterli değildir" Tedavinin yalnızca diske odaklanmasının eksik bir yaklaşım olduğunu belirten Koca, "Disk problemini ortaya çıkaran kas dengesizlikleri, postür bozuklukları ve biyomekanik sorunlar düzeltilmeden yapılan işlemler kalıcı çözüm sağlamaz" ifadelerini kullandı. "Sihirli çözüm algısına kapılmayın" Son olarak hastalara uyarılarda bulunan Koca, "Nükleoplasti bazı hastalarda faydalı olabilir ancak kesin çözüm değildir. Gereksiz uygulamalar hem risk oluşturur hem de zaman kaybına yol açar. Tedavi mutlaka kişiye özel planlanmalıdır" diye konuştu.
Meme kanserine karşı bir sonraki durak: Mamografi
25 Ekim 2025 Cumartesi - 10:20 Meme kanserine karşı bir sonraki durak: Mamografi Medicana Bursa Hastanesi ve ONKODAY (Onkoloji Dayanışma Derneği) iş birliğiyle, meme kanserinde erken teşhisin önemini vurgulamak amacıyla "Meme Kanserine Karşı Bir Sonraki Durak: Mamografi" başlıklı farkındalık söyleşisi düzenlendi. MBA Okulları Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğe öğrenciler, öğretmenler ve sağlık çalışanları yoğun ilgi gösterdi. Program, Gazeteci Ahmet Emin Yılmaz’ın moderatörlüğünde gerçekleşti. Söyleşide; ONKODAY Derneği Yönetim Kurulu Uyesi ve Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Türkkan Evrensel, Medicana Bursa Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. İbrahim Yıldırım ve Medicana Bursa Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ersoy Taşpınar konuşmacı olarak yer aldı. Uzmanlar, meme kanserinin erken teşhis edildiğinde tamamen tedavi edilebilen bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Katılımcılara; düzenli doktor kontrollerinin, kendi kendine meme muayenesinin ve mamografi taramalarının erken teşhis açısından hayati önem taşıdığı vurgulandı. Ayrıca sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, ideal kiloda kalma ve sigaradan uzak durmanın, hastalığın görülme riskini önemli ölçüde azalttığı belirtildi. Programda, meme kanserinin kimlerde daha sık görüldüğü, hangi yaş grubundan itibaren taramaların yapılması gerektiği ve risk faktörlerinin kişisel düzeyde nasıl hesaplanabileceği gibi konular da ele alındı. Uzmanlar, meme kanseri ihtimalinin genetik, hormonal ve yaşam tarzı etkenleriyle bağlantılı olduğunu belirterek, düzenli kontrollerin aksatılmaması gerektiğini vurguladı. Etkinlik boyunca öğrenciler, meme kanseri farkındalığına destek olmak amacıyla hazırladıkları anlamlı pankartlarla erken teşhisin önemine dikkat çekti. Söyleşi, öğrencilerden gelen soruların uzmanlar tarafından yanıtlanmasıyla sona erdi.
3 yıl sonra duş alıp, tıraş olan Barış’ın anksiyete ve depresyon sorunu olduğu ortaya çıktı
25 Ekim 2025 Cumartesi - 10:00 3 yıl sonra duş alıp, tıraş olan Barış’ın anksiyete ve depresyon sorunu olduğu ortaya çıktı Hatay’da 3 yıla yakın süredir evden çıkmayarak sadece telefonla ve bilgisayarla oynayan ve 3 yılın ardından ilk defa tıraş olup dışarıya çıkan Barış Özbay’ın yapılan muayene sonucunda anksiyete ve depresyon tanısı konuldu. Barış’ın yapılan kan tahlillerinde vitamin eksikliği tespit edildiğini ifade eden Antakya İlçe Sağlık Müdürü Doktor Ferdi Coşgun, Barış’ın sağlık sorunlarıyla ilgili tedaviye başlandığını ifade ederek sosyal medya ve dijital bağımlığın genç adamda psikolojik sorunları tetiklediğini düşündüklerini söyledi. Kahramanmaraş merkezli depremlerde evini kaybeden 50 yaşındaki anne Semra Özbay ve 23 yaşındaki oğlu Barış Özbay, yaşadıkları depremin ardından Defne ilçesinde hayata birlikte tutunuyorlar. Depremde hem evlerini hem yakınlarını kaybeden aile, üç yıldır zorlu bir süreçle mücadele ediyor. Depremin ardından yaşama hevesini kaybeden ve okuduğu üniversiteyi yarıda bırakarak sürekli bilgisayar ve cep telefonuyla oynamaya başlayan Barış Özbay, sanal dünyaya bağımlı hale gelerek hayat hikayesiyle Türkiye’nin dikkatini çekmişti. Yaşamak için gerekli ihtiyaçlarını gideren genç adam; ne duş alıyor ne de tırnaklarını kesmek gibi özel gereksinimlerini yerini getiriyordu. Devlet kurumlarının girişimleriyle Barış’ın yeni hayatına başlamasına yönelik ilk adımı atmıştı. Yaklaşık 3 yıl sonra duş alan, tıraş olan ve evinden çıkıp farklı bir noktaya giden Barış’ın annesi Semra Özbay’ın yüzü evladı için gülmeye başladı. Antakya Belediyesi ekipleri, 3 yılın ardından yeni hayat yolundaki ilk adımı atan Barış ve annesinin yaşadığı evi, köşe bucak temizledi. Temizliğin ardından Antakya İlçe Sağlık Müdürlüğüne bağlı Evde Sağlık Hizmetlerinden gelen sağlık ekipleri, evde çıkmayan telefon bağımlısı gençten kanlar alarak muayene etti. Barış’ın yapılan kan tahlillerinde vitamin eksikliği tespit edildiğini ifade eden Antakya İlçe Sağlık Müdürü Doktor Ferdi Coşgun, Barış’la ilgili klinik tanı olarak anksiyete ve depresyon tanısı konularak tedaviye başlandığını ve bunların temelinde sosyal medya ve dijital bağımlılık durumunun tetiklediğini düşündüklerini söyledi. "Bu kan tahlilleri değerlendirildi ve çok şükür herhangi bir sağlık problemi olmadığını gördük sadece birkaç vitamin eksikliği söz konusuydu" Barış’ın yapılan kan tahlilleri sonucunda beslenmeden kaynaklı vitamin eksiliği olduğunu söyleyen Coşgun, "Barış Özbay kardeşimizle ilgili bize sosyal medya kanalları üzerinden bilgileri geldikten sonra gerekli çalışmaları yaptık. Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ve Antakya İlçe Sağlık Müdürlüğü sağlık ekipleri evde sağlık birimleri konuya hemen vakıf olarak Barış kardeşimizin ailesine ulaştık. Barış’ın önce bakımları yaptırdık, temizliğini sağladık ve evde sağlık ekibimiz tarafından sağlık muayeneleri gerçekleştirildi. Kan tahlilleri alındı. Bu kan tahlilleri değerlendirildi ve çok şükür herhangi bir sağlık problemi olmadığını gördük. Birkaç vitamin eksikliği söz konusuydu, bunlar da beslenme düzensizliğinden kaynaklı olduğunu düşünüyoruz. Onlarla ilgili gerekli çalışmalar vitamin destekleri reçetelerle birlikte sağlandı" dedi. "Klinik tanı olarak anksiyete ve depresyon tanısı konuldu ve bunlarla ilgili tedaviye başlandı" Barış’ın yapılan psikolojik muayenesinde klinik olarak anksiyete ve depresyon tanısı konulduğunu ifade eden Antakya İlçe Sağlık Müdürü Coşgun, "Barış kardeşimizin şu andan sonraki hayatında daha sağlıklı olabilmesi için psikososyal desteği sağlamak üzere çalışmalarımız devam ediyoruz. Bu süreçte uzman psikiyatri doktorumuz tarafından değerlendirmeleri yapıldı, gerekli tedavileri sağlandı. Barış’ın daha sonraki hayatında da adapte olabilmesi ve hayatını düzenlenebilmesi için psikologlarımız tarafından da psikoterapiler yapılacak. Şu anda aldığı klinik tanı olarak anksiyete ve depresyon tanısı konuldu. Bunlarla ilgili tedavi başlandı ama bunun temelinde gördüğümüz kadarıyla bir sosyal medya ve dijital bağımlılık durumunun tetiklediği düşünüyoruz. Sosyal hayattan kopmamaları, gerçek insanlarla diyalog kurmaları, kitaplarla haşır neşir olmaları ve arkadaşlarıyla birlikte olmaları bu şekilde gerçek hayatın içerisinde kalmalarını tavsiye ediyoruz. Bu durumun çok meşakkatli bir süreç olacağını düşünmüyorum fakat bazı kritik noktalarımız var. Bunları uzman doktorlarla ve psikologlarımızla irtibat halinde kalarak inşallah kritik noktalara çok yaklaşmadan aşarak sosyal hayata ailesine kazandırmaya çalışacağız" ifadelerini kullandı.
Menopoz son değil yeni bir başlangıç
25 Ekim 2025 Cumartesi - 09:50 Menopoz son değil yeni bir başlangıç Menopoz, kadın yaşamında doğal bir biyolojik süreç olarak kabul edilir ve yalnızca üreme fonksiyonunun sonlandığı bir dönem değildir. Bu süreç fiziksel, psikolojik ve sosyal yönleriyle tüm kadın sağlığını etkileyebilir. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Karadağ, menopozun kadın cinsel sağlığı için bir son değil, yeni bir başlangıç olduğuna dikkat çekiyor. Menopoz, Dünya Sağlık Örgütü’ne göre yumurtalık faaliyetlerinin sona ermesi ve aylık menstrüasyon döngüsünün kalıcı olarak durması ile tanımlanır. Doç. Dr. Cihan Karadağ, "Menopoz, üreme yeteneğini kaybetmek olarak değerlendirilmemeli; aksine, kadın bedeninin üreme sistemini yeniden şekillendirdiği bir dönem olarak ele alınmalıdır" diyerek sürecin kapsamını açıklıyor. Menopoz öncesi dönem değişimin başlangıcıdır Kadın sağlığında menopozun üç aşamada incelendiğini belirten Doç. Dr. Cihan Karadağ, "Premenopoz, menopoz ve postmenopoz. Premenopoz dönemi, genellikle 45-47 yaşlarında başlar ve adet düzensizlikleri, sıcak basmaları, gece terlemeleri gibi belirtilerle kendini gösterir. Premenopozda görülen belirtiler genel olarak; adet düzensizlikleri, sıcak basması ve gece terlemesi, cilt yapısında izlenen değişiklikler ve hormonal dalgalanmalardır. Bu dönemde kadınların tüm detaylarıyla doğru bilgilendirilmesi ve gerekli durumlarda profesyonel destek alması önemlidir." -Belirtiler, yaşam kalitesini etkileyebilir Menopoz döneminde premenopozda başlayan belirtiler devam edebileceğini belirten Doç. Dr. Cihan Karadağ, "Yaklaşık yüzde 75 oranında sıcak basmaları ve gece terlemeleri gözlenir. Bu durum menopoz dönemindeki kadınların yüzde 53’ünde uykusuzluk sorununa yol açabilir. Ayrıca ürogenital sistemde değişiklikler yaşanır; sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, stres inkontinansı, vajinal kuruluk ve ilişki sırasında ağrı gibi problemler görülebilir. Bu sorunlar hem fiziksel sağlığı hem de özgüveni etkileyebilir, bu nedenle bütüncül bir yaklaşım gereklidir" ifadelerini kullandı. Menopozla birlikte vücutta hormon ve mineral kayıpları meydana gelir. "Sağlıklı bir menopoz süreci için replasman tedavileri ile eksik hormon ve minerallerin yerine konması önemlidir" diyen Doç. Dr. Cihan Karadağ açıklamalarını şu sözlerle tamamladı: "Replasman tedavileri sayesinde kemik dokusu güçlendirilir, sıcak basmaları ve gece terlemeleri kontrol altına alınır ve kalp-damar hastalıkları gibi riskler azaltılır. Menopozun fiziksel ve zihinsel bir süreç olarak ele alınması, tedavi seçeneklerini doğru belirlemede kritik rol oynamaktadır. Alanında uzman hekimlerce yapılan bütüncül bir tedavi planıyla menopozun yol açtığı olumsuz etkiler hafifletilir, osteoporoz ve yüksek kolesterol gibi ek riskler kontrol altına alınır. Böylece menopoz dönemi ‘gençliğin bir başka dönemi’ olarak yaşanabilir.
Erzurum’da iş yerlerine dumansız hava ziyareti
25 Ekim 2025 Cumartesi - 09:48 Erzurum’da iş yerlerine dumansız hava ziyareti Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Doç. Dr. Emine Füsun Karaşahin, tütün ve tütün ürünleriyle mücadele kapsamında iş yerlerini ziyaret ederek esnafı bilgilendirdi, ardından açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Karaşahin, kapalı alanlarda sigara kullanımının önlenmesi ve vatandaşların dumansız hava hakkının korunması için yürütülen çalışmaların önemine dikkat çekti. Doç Dr Karaşahin "Sigara bağımlılığı olan vatandaşlarımıza hastanelerimiz ve aile sağlığı merkezlerimizde bulunan polikliniklerde hizmet veriyoruz. Kamu kurumlarında yerinde sigara bırakma polikliniği, sahada ise mobil sigara bırakma polikliniği uygulamalarıyla mücadeleyi her alana taşıyoruz." dedi. Dumansız hava hakkına sahip çıkmak İşletmelerle iş birliğinin önemine değinen Karaşahin, "Kapalı alanlarda tütün ve tütün ürünlerinin tüketilmemesi konusunda esnafımızın duyarlılığı çok önemli. Denetim kadar farkındalık da bu mücadelenin en güçlü ayağını oluşturuyor." ifadelerini kullandı. Vatandaşlara da "dumansız hava hakkına sahip çıkma" çağrısında bulunan Karaşahin, kapalı alanlarda ihlal tespit edenlerin ALO 184 SABİM hattı veya Yeşil Dedektör uygulaması üzerinden ihbarda bulunabileceklerini hatırlattı. İşte başvuru yapılabilinecek o poliklinikler Erzurum’da hizmet veren sigara bırakma poliklinikleri ise şöyle sıralandı: Atatürk Üniversitesi Hastanesi - Atatürk Üniversitesi Kampüsü Yakutiye/Erzurum Tel: 0 442 344 66 66, Erzurum Şehir Hastanesi - Çat Yolu Üzeri Yakutiye/Erzurum Tel: 0 442 432 10 00, Horasan Devlet Hastanesi - Adnan Menderes Mah. Prof. Recep Akdağ Cad. No:20 Horasan/Erzurum Tel: 0 442 711 30 08, Oltu Devlet Hastanesi - Yasin Haşimoğlu Mah. Turan Sok. No:1 Oltu/Erzurum Tel: 0 442 816 19 05, Aziziye Sağlıklı Hayat Merkezi - Saltuklu Mah. Hacı Hüseyin Efendi Cad. No:33 Aziziye/Erzurum Tel: 0 442 327 28 25, Ceylanoğlu Sağlıklı Hayat Merkezi - Rabia Ana Mah. 2. Halitpaşa Cad. No:14 Yakutiye/Erzurum Tel: 0 442 234 43 04, Kayakyolu Aile Sağlığı Merkezi - Yunus Emre Mah. Hürmet Sok. No:1 Palandöken/Erzurum Tel: 0 442 316 23 05, Karayazı Aile Sağlığı Merkezi - Yeni Mah. Çakmak Sok. Karayazı/Erzurum Tel: 0 442 541 20 51, Tortum Bağbaşı Aile Sağlığı Merkezi - Bağbaşı Mah. Vatan Sok. No:2A Tortum/Erzurum Tel: 0 507 319 77 81 Doç. Dr. Emine Füsun Karaşahin, "Toplum sağlığı için hep birlikte dumansız bir Erzurum hedefine yürüyoruz." sözleriyle açıklamasını tamamladı.
Sivas’ta böbrek hastalarının yaşam kalitesini artıran uygulama
25 Ekim 2025 Cumartesi - 09:40 Sivas’ta böbrek hastalarının yaşam kalitesini artıran uygulama Sivas Numune Hastanesi’nde Nefroloji Uzmanı Dr. Meryem Timuçin’in koordinasyonunda, Genel Cerrahi Uzmanları Op. Dr. Gündüz Akgöl ve Op. Dr. Mutlu Doğan laparoskopik yöntemle periton diyaliz kateteri takılması işlemi başarıyla gerçekleştirildi. Nefroloji Uzmanı Dr. Meryem Timuçin, bu yöntemin periton zarı aracılığıyla uygulandığını ifade ederek "Kronik böbrek yetmezliği tedavisinde etkili bir yöntem olan periton diyalizi, hastaların hastaneye bağlı kalmadan kendi evlerinde uygulayabildikleri, yaşam kalitesini artıran bir tedavi seçeneğidir. Periton diyalizi, hastaların sosyal hayatından kopmadan, bağımsız bir şekilde tedavilerini sürdürebilmesini sağlar. Nefroloji uzmanı olarak uygun gördüğümüz tüm hastalarda bu yöntemi güvenle uygulayabiliyoruz" dedi. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gündüz Akgöl ise açık yöntemle yapılan bu ameliyatı artık kapalı sistemle gerçekleştirdiklerini belirterek, "Laparoskopik yöntemle karın içi organları tam olarak görüntüleyebiliyor, kateteri en uygun bölgeye yerleştirebiliyoruz. Oluşturduğumuz özel tünel sayesinde, sonrasında oluşabilecek sızdırma ve diğer komplikasyonları büyük ölçüde engelledik. Bu yöntem hasta için hem konforlu hem de güvenli; biz cerrahlar içinse teknik olarak oldukça kolay ve başarılı bir uygulama" diye konuştu. Uygulamanın hasta üzerindeki olumlu etkilerini değerlendiren Op. Dr. Mutlu Doğan da laparoskopik yöntemin sunduğu avantajlara çekti. Doğan, "Bu yöntem sayesinde hastanın hastanede kalış süresi kısalıyor ve daha hızlı taburcu edilebiliyor. Daha önce lokal anestezi altında, doğrudan gözlem olmadan yapılan kateter yerleştirmeleri artık doğrudan görerek, en uygun yere konumlandırılarak yapılıyor. Bu da uzun vadede komplikasyonları neredeyse sıfıra indiriyor. Yapışıklık, sıvının geri alınamaması gibi istenmeyen durumlarla karşılaşmıyoruz" ifadelerine yer verdi.
Kekemelik her 100 kişiden birinde görülüyor
25 Ekim 2025 Cumartesi - 09:29 Kekemelik her 100 kişiden birinde görülüyor Kekemelikte geçmesini beklemek kalıcılık riskini artırıyor. Toplum genelinde her yüz kişiden birinde görülen kekemelik, genellikle 2-5 yaş aralığında başlıyor. Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Burçin Mutlu, "Kekemelik, konuşma akıcılığını bozan, ses, hece ya da kelimelerin tekrarı, uzatması ve konuşmaya başlarken yaşanan duraksamalarla kendini gösteren bir konuşma bozukluğudur. Bilinenin aksine kekemeliğin ortaya çıkışında psikolojik etkenler belirleyici değildir; asıl neden, bireylerin beyin yapısı ve işleyişindeki nörolojik farklılıklar veya genetik temellidir. Yani kekemelik bir korkunun, heyecanın ya da utanmanın sonucu değildir ve taklit ederek oluşmaz. Genetik faktörlerin etkili olduğu bu durum, genellikle 2 ila 5 yaş arasında başlar. Toplumda görülme oranı ise yüzde 1 civarındadır, yani her yüz kişiden biri konuşurken kelimelerle mücadele eder" dedi. Kekemelikte erken müdahalenin önemine dikkat çeken Mutlu, kekemeliğin kendiliğinden iyileşmesinin yüzde 75-80 oranında olduğunun altını çizerek, "Erken müdahale, kekemeliğin kalıcı hale gelmesini önlemede kritik bir rol oynar. Erken dönemde başlanan kekemeliklerde herhangi bir müdahaleye gerek kalmadan kendiliğinden iyileşme ihtimali ise yüzde 75-80’dir. Ancak en büyük hata, geçer diyerek beklemektir çünkü her geçen ay, kalıcılık riskini artırır. Bu nedenle kalıcı olma riski göz ardı edilmemeli ve mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilip yol haritası çizilmelidir" dedi. Dil ve konuşma terapistlerinin kekemeliği yalnızca konuşma akıcılığı üzerinden değil; duygusal, sosyal ve davranışsal etkileriyle birlikte değerlendirdiğini belirten Mutlu, kekeme bireylerin hayatının toplumun bakışları, önyargı ve akran zorbalığı gibi sebeplerle zorlaştığına dikkat çekerek, "Okullarda alay edilmek, sınıfta söz hakkı verildiğinde gülüşmeler duymak, bir yetişkin olarak iş görüşmesinde cümlelerin yarıda kesilmesi gibi durumlar kekemelikten değil, önyargıdan doğar. Kekemelikle yaşayan bireyler, ‘takıldıkları’ kelimeler yüzünden değil, sabırsız dinleyiciler yüzünden sessizleşir. Oysa kekemeliğin en tehlikeli sonucu ‘konuşamamak’ değil, ‘konuşmamayı tercih etmektir.’ Öğretmenlerin farkındalığı, akran zorbalığını engellemenin ilk adımıdır. Kekemeliği alay konusu değil, öğrenme fırsatı haline getiren sınıflar, hem çocuklara hem topluma insanlık dersi verir" dedi. Mutlu, "Kekemelikte terapi süreci, bireyin konuşma deneyimini yeniden yapılandırmayı hedefler. Terapilerde kullanılan duyarsızlaştırma teknikleri, bireyin konuşma sırasında yaşadığı kaygı ve kaçınma davranışlarını azaltmayı; konuşmayı yeniden şekillendirme veya kekemelikte modifikasyon gibi yaklaşımlar ise konuşma ile ilgili yeni bir yol göstererek bireyin daha akıcı konuşmasını sağlamayı hedefler. Bu bilimsel yöntemlerle birey, iletişimle kurduğu ilişkiyi de yeniden öğrenir. Erken yaşta başlanan terapi, kekemeliğin kalıcı hale gelme riskini azaltır. En önemlisi de terapist bu dönemde aileye doğru yaklaşım ve iletişim biçimleri konusunda danışmanlık verir, bu sayede yanlış tutumların önüne geçilmiş olur. Dolayısı ile düzenli terapi desteği, bireyin hem konuşma akıcılığını hem de konuşma anına duyduğu güveni güçlendirir. Bu nedenle kekemelikte en etkili yaklaşım, sabırla sürdürülen, bireye özel planlanmış ve duygusal-davranışsal bileşenleri birlikte ele alan terapötik süreçtir" dedi.
Uludağ Elektrik’ten meme kanserine karşı "Pembe Farkındalık"
24 Ekim 2025 Cuma - 16:01 Uludağ Elektrik’ten meme kanserine karşı "Pembe Farkındalık" Uludağ Elektrik, toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket ederek her yıl olduğu gibi bu yıl da Ekim ayı boyunca Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında yürüttüğü "Pembe Fatura Projesi" ile dikkat çekti. Şirket, erken tanının önemine vurgu yapmak ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla bu özel dönemde pembe elektrik faturalarının yanı sıra kanaat önderlerine takdim ettiği pembe kutularlada farkındalık mesajlarını yaymayı sürdürüyor. Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Yalova’da 5 milyondan fazla nüfusa hizmet veren Uludağ Elektrik, kadınlar arasında en sık görülen kanser türü olan meme kanserine yönelik farkındalık çalışmalarını bu yıl da sürdürüyor.Pembe faturalarla, "40-69 yaş aralığındaki kadınların, meme kanseri taraması için aile hekimine, KETEM’e (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi) veya SHM’ye (Sosyal Hizmet Merkezleri) başvurabilecekleri" mesajını veren şirket, erken teşhisin hayat kurtardığını vurguluyor. Meme kanserine dikkat Her 8 kadından birinde görülen meme kanseri riski, dünya genelinde giderek artıyor. Özellikle ileri yaşlarda görülme ihtimali daha yüksek olan bu hastalıkta, 20’li yaşlardan itibaren düzenli kontrollerle erken teşhis büyük önem arz ediyor.Uludağ Elektrik farkındalık oluşturmak amacıyla işlem merkezlerinde pembe kurdelelerle müşterilerini karşılayarak her Ekim ayında logosunu ve faturalarını pembe renge dönüştürüyor. Fatura altı mesajlarıyla farkındalık bilincini her haneye ulaştıran Uludağ Elektrik, sosyal medya ve dijital platformlarda yürüttüğü iletişim çalışmalarıyla kampanyayı daha geniş kitlelere taşıyor. Pembe fatura kutuları ile farkındalık büyüyor Faturalarınız iyiliğiniz için vurgusuyla hayata geçirilen pembe fatura kutuları aracılığıyla kamu kurumları ve kuruluşlarıyla iş birliği gerçekleştiriliyor. Hazırlanan bu kutuların, vali, kaymakam ve muhtarlargibi kadın yöneticilere ulaştırılmasıyla farkındalık zincirinin daha da genişletilmesi hedefleniyor.Kutuların üzerinde, kadınların kendi sağlıklarını koruyabilmeleri için düzenli muayene ve erken tanının önemi anlatılıyor.Kutuların içinde pembe kurdele, farkındalık kartları ve sembolik objeler bulunuyor. Şirketin toplumsal sorumluluk bilinciyle yürüttüğü projelere dikkat çeken Uludağ Elektrik Genel Müdürü Remezan Arslan, "Enerji sektöründe hizmet vermek kadar, toplumun sağlığına ve geleceğine katkı sağlamak da bizim için öncelikli bir sorumluluk.Uludağ Elektrik olarak, kadın çalışan oranı yüksek enerji şirketlerinden biri olmanın verdiği hassasiyetle, Ekim ayı boyunca hem kadın çalışanlarımızı bilinçlendirmeyi hem de müşterilerimizde farkındalık oluşturmayı görev edindik.Bugün yüzde 54 kadın çalışan oranımızla sektörde örnek bir konumdayız; kadın istihdamına verdiğimiz önem, toplumsal sorumluluk anlayışımızın da en güçlü yansımalarından biri. Meme kanseri farkındalığını artırmaya yönelik ‘Pembe Fatura’ projemiz bu anlayışın bir yansıması.Ekim ayı boyunca logolarımızı ve faturalarımızı pembeye dönüştürerek, işlem merkezlerimizde pembe kurdelelerle müşterilerimizi karşılıyor ve kurumlarla yaptığımız iş birlikleriyle farkındalık zincirini büyütüyoruz.Fatura altı mesajlarımız ve dijital iletişim çalışmalarımız sayesinde bu bilinci milyonlarca insana ulaştırıyoruz. Gelecek yıllarda da bu farkındalık hareketini daha geniş kitlelere taşımaya devam edeceğiz" açıklamasında bulundu. Yerel yönetimlerden destek Bu yıl proje kapsamında, kadın sağlığına yönelik farkındalık çalışmalarındaöncülük eden yerel yöneticiler ve kanaat önderleri ziyaret edilerek toplumsal bilincin yaygınlaştırılması amaçlandı.Bu doğrultuda Yalova Valisi Sayın Dr. Hülya Kaya ve Yalova Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Duygu Bayar Öksüz gibi önemli isimlerle bir araya gelinerek "Pembe Fatura Projesi"nin amacı ve önemi paylaşıldı. Gerçekleştirilen bu ziyaretlerle, yerel yönetimlerin desteğiyle farkındalık zincirinin güçlendirilmesi ve projenin daha geniş kitlelere ulaşması hedeflendi.