Son Dakika
|
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atamalar Resmi Gazete’de
ABD basınından Hamaney iddiası!
Özgür Özel kendisine verilen mutlak butlan tebligatını yırttı
MİT’ten sınır ötesinde DEAŞ operasyonu: 10 DEAŞ'lı yakalandı!
Türkiye’yi sarsan cinayetlerin faillerinin akıbeti aynı oldu: Mezar yerleri bilinmiyor
Gülistan Doku soruşturmasında firari şüpheli Umut Altaş ABD’de teslim oldu
Grand Kartal Otel yangını davasında istinaf kararı onadı
Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu'nun görüşmesinin detayları netleşti
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Türkiye enerjide paradigmayı değiştirdi''
CHP Kurultayı davasında ‘mutlak butlan’ kararına yapılan itiraz reddedildi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
The Quiet Elegance of Taipei Confucius Temple
Küçükçekmece’de palet yüklü tır refüjde yan yattı
ABD basını: "Trump, bazı Arap ve Müslüman ülkelerin İbrahim Anlaşmaları'na katılmasını istedi"
Malatya’da 4 büyüklüğünde deprem
GKRY'deki seçimlerin resmi olmayan ilk sonuçlarına göre DİSİ yarışta birinci sırada
Çorum’da binlerce vatandaştan Süper Lig sevinci
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Süper Lig’e yükselen Çorum FK’yı tebrik etti
8 ülkeden İsrailli Bakan Ben-Gvir’e sert tepki
SAĞLIK
Uzmanlardan "Kurban etini kendi yağı ile pişirin" önerisi
25 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:18:55
Uzmanlar kurban etinin kendi yağı ile pişirilmesi ve farklı bir yağ ilave edilmemesi tavsiyesinde bulundu. Kurban Bayramı’nın sevdiklerimizle bir araya gelmenin en güzel zamanları olduğunu ifade eden Özel İmperial Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayca Yılmaz Kaya, byram sofralarının tadını çıkarırken sağlıklı ve dengeli beslenmeye dikkat etmek gerektiğine vurgu yaptı. Kaya "Bayramda yaşam kalitemizin korunması ve sindirim sisteminin desteklenmesi büyük önem taşır. Güne hafif bir kahvaltıyla başlanmalıdır. Kurban eti hemen tüketilmemeli, yaklaşık 12-24 saat dinlendirildikten sonra tercih edilmelidir. Pişirme yöntemi olarak kızartma yerine fırında pişirme, ızgara, haşlama gibi daha sağlıklı yöntemler kullanılmalıdır. Etler hazırlanırken görünür yağlarından ayrılmalıdır. Yüksek yağ miktarını azalttığımız bu ete yağ ilave etmeden kendi yağında pişirmek doğru bir tercih olacaktır. Kırmızı ette bulunan demirin vücutta daha iyi kullanılabilmesi için, C vitamini yönünden zengin besinlerle birlikte tüketilmesi önerilir. Özellikle domates, limonlu yeşil salata ve taze sebzeler demir emilimini artırmaya yardımcı olur" dedi. Bayram sürecinde günlük 2-2,5 litre su tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini de kaydeden Kaya "Sindirimi desteklemek ve kilo kontrolünü sağlamak adına gün içerisinde kısa yürüyüşler yapılması faydalı olacaktır. Aşırı et tüketimi ve yağlı beslenme; hazımsızlık, şişkinlik ve mide problemlerine neden olabilir. Önemli olan dengeli beslenmeyi sürdürebilmektir" ifadelerini kullandı.
25 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:04
Muğla’da bayram öncesi gıda kontrolleri artırıldı
Kurban Bayramı öncesinde vatandaşların güvenilir gıdaya ulaşabilmesi amacıyla Muğla genelinde denetimler aralıksız sürdürülüyor. Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile ilçe müdürlüklerinde görev yapan gıda denetim personelleri tarafından, kent genelindeki gıda işletmelerinde kapsamlı denetimler gerçekleştiriliyor. Özellikle bayram döneminde tüketimi artan ürünlere yönelik yapılan kontrollerde hijyen şartları, ürünlerin son tüketim tarihleri, muhafaza şartları ve işletmelerin mevzuata uygunluğu titizlikle inceleniyor. Muğla tarım İl Müdürlüğü yetkilileri, halk sağlığının korunması ve güvenilir gıda arzının sağlanması amacıyla yürütülen çalışmaların bayram öncesinde de yoğun şekilde devam edeceğini belirtti. Vatandaşların herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmaları durumunda ilgili kurumlara bildirimde bulunabilecekleri ifade edildi.
24 Mayıs 2026 Pazar - 16:05
Ula Kızılağaç ile Menteşe Yenice Mahalleleri arasındaki içme suyu altyapısı yenileniyor
MUSKİ Genel Müdürlüğü, Ula Kızılağaç Mahallesi Çamköy mevkii ile Menteşe Yenice Mahalleleri arasında yer alan 2 bin 600 metre uzunluğundaki içme suyu hattında yenileme çalışması başlattı. Çalışma kapsamında mevcut içme suyu hattı tamamen yenilenirken, hat çapları da büyütülerek özellikle yaz aylarında üst kotlarda yaşanan su basıncı sorunlarının giderilmesi hedefleniyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın içme suyu hatlarının yenilenerek çaplarının büyütülmesi ve basınç sorunlarının giderilmesine yönelik talimatları doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Ula ve Menteşe ilçelerinde yatırımlarına devam ediyor. Bu kapsamda Kızılağaç Mahallesi Çamköy mevkii ile Menteşe Yenice Mahalleleri arasında yer alan 2 bin 600 metre uzunluğundaki içme suyu hattında yenileme çalışması başlatıldı. Yürütülen çalışma ile mevcut hatların çapı büyütülerek bölgede özellikle yaz aylarında yaşanan su basıncı sorunlarının ortadan kaldırılması hedefleniyor. Ayrıca çalışma kapsamında 35 hanenin içme suyu abone hatları da yenilenecek. Kesintisiz içme suyu sağlanacak MUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri, Ula Kızılağaç Mahallesi Çamköy mevkii ile Menteşe Yenice Mahalleleri arasında içme suyu hattı yenileme çalışmalarına başladı. Bölgede artan nüfus ve özellikle yaz aylarında yükselen su kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan yetersizliklerin giderilmesi amacıyla yürütülen çalışma ile içme suyu altyapısının güçlendirilmesi hedefleniyor. Toplam 2 bin 600 metre uzunluğundaki hat boyunca mevcut hatlar yenilenirken, sistemin kapasitesi artırılarak daha yüksek çaplı iletim hattına geçiş yapılıyor. Böylece bölgeye iletilen su miktarının artırılması ve özellikle yüksek kotlarda yaşanan basınç sorunlarının önüne geçilmesi planlanıyor. Çalışma kapsamında ayrıca 35 abonenin bağlantıları da yenilenerek daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir içme suyu altyapısı oluşturulacak. İçme suyu hatlarında yürütülen kapsamlı yenileme çalışmalarından duyduğu memnuniyeti dile getiren Kızılağaç Mahallesi Muhtarı Güler Keleş, "Burada sürekli su kesintileri, patlaklar, depolarımızda su olmuyordu. Böyle çok büyük sıkıntılarımız vardı bizim. Şimdi başvurularımızın sonucunda depolarımız yenilendi, isale hatlarımız yenilendi, içme suyu şebeke hatlarımız yenileniyor. Yani MUSKİ’den o kadar çok memnunuz ki köyümün tüm sorunları gitti desem bir yerdir" dedi. MUSKİ İşletmeler 2. Daire Başkanlığı Ula İşletme Şefi Osman Nuri Özçelik, "Ula Kızılağaç Mahallesi, Çamköy mevkii ile Menteşe Yenice Mahallesi arasında yaklaşık 2 bin 600 metre içme suyu hatlarını yenilemeye başladık. İş kapsamında yaz aylarında, üst kotlarda su basıncı problemi yaşayan mülkiyetlerde boru çapını büyülterek yeterli basınçta su iletebilir hale geleceğiz. Daha kaliteli, kesintisiz bir suya kavuşacak Kızılağaç Mahallesi" dedi.
24 Mayıs 2026 Pazar - 14:46
Kurban Bayramın’nda sağlıklı ve doğru beslenme önerileri
İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Özkan Pulat, Kurban Bayramı öncesi sağlıklı ve doğru beslenme önerilerinde bulundu. Kurban Bayramının yaklaşmasıyla birlikte Bartın Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Özkan Pulat, vatandaşların hem zoonotik hastalıklara karşı hem de bayram süresince değişen beslenme alışkanlıklarının etkilerine karşı daha bilinçli ve tedbirli davranmaları gerektiğini vurguladı. Bayramların, aile bireylerini bir araya getiren, paylaşma ve dayanışma kültürünü pekiştiren özel günler olduğunu belirten İl Sağlık Müdürü "Kurban Bayramında geleneksel sofralar daha zengin hale gelirken, kırmızı et tüketiminde artış yaşanmaktadır. Bu nedenle dengeli ve kontrollü beslenmenin önemi daha da artmaktadır. Özellikle kalp-damar hastalığı, diyabet ve hipertansiyon gibi kronik sağlık sorunları olan vatandaşlarımız yağ oranı düşük etleri tercih etmeli, et tüketiminde aşırıya kaçmamalıdır. Bu hem kalp sağlığı hem de sindirim sistemi açısından önemlidir" dedi. Sağlık Müdürü Pulat "yeni kesilen kurban etlerinin hemen tüketilmemesi gerektiğini ifade ederken, "Etlerin bir süre buzdolabında dinlendirildikten sonra, haşlama veya ızgara yöntemleriyle pişirilerek tüketilmesi sağlıklı bir tercih olacaktır. Kızartma yönteminden ise kaçınılmalıdır. Ayrıca etin sebzelerle birlikte hazırlanması, beslenme çeşitliliğine katkı sağlar" açıklamasında bulundu. Etin demir, B12 ve çinko gibi mineraller bakımından zengin olduğunu belirten Pulat, C vitamini yüksek sebze, salata ve meyvelerle birlikte tüketilmesinin demir emiliminin artmasına yardımcı olduğunu hatırlattı. Aynı zamanda "Bayram sabahı dengeli bir kahvaltı yapmak, gün içerisindeki besin tüketimini olumlu etkiler" ifadelerini kullandı. Vatandaşlara yürüyüş yapmaları yönünde de tavsiyede bulunan İl Sağlık Müdürü, "Bayram boyunca sindirim sisteminin düzenli çalışmasına destek olmak ve alınan kaloriyi dengelemek adına günde en az 30 dakika yürüyüş yapılması ve fiziksel aktivitenin sürdürülmesi sağlık açısından büyük önem taşımaktadır. Son olarak vatandaşlarımızın bu mübarek bayramı hem sağlıklı hem de huzur içinde geçirmeleri için beslenme alışkanlıklarında ölçülü olmaları, hijyen kurallarına uymaları ve fiziksel hareketliliği ihmal etmemeleri önemlidir. Tüm vatandaşlarımızın sevdikleriyle bir arada sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir bayram geçirmelerini temenni ederim." dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Mayıs 2026 Pazar- 11:53
İstanbul’da 77 yaşındaki hastaya hayati müdahale: "Belirti vermiyor, içimizdeki saatli bomba"
2
21 Mayıs 2026 Perşembe- 15:45
İstanbul’dan Muş’a robotik operasyon
3
23 Mayıs 2026 Cumartesi- 19:28
Dalaman Şerefler Mahallesi’nde basınç sorunu giderildi
4
23 Mayıs 2026 Cumartesi- 13:17
Kilometrelerce uzaklıktan Denizli’ye gelen 2 hasta başarılı bypass ameliyatlarıyla sağlığına kavuştu
5
23 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:24
Her yıl milyonlarca kişiyi etkiliyor: "Giderek sigara kullanımlarımız artıyor, başlama yaşı düşüyor"
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 11:33
Bayburt’ta ‘Menopoz Okulu’ eğitimleri devam ediyor
Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan ’Menopoz Okulu’ programı kapsamında Bayburt’ta kadınlara eğitimler veriliyor. Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde kent genelindeki çeşitli merkezlerde düzenlenen eğitimlerde, kadınlara menopoz sürecinde yaşanan fiziksel ve psikolojik değişimler hakkında bilgilendirme yapılıyor. Eğitimlerde, sağlıklı beslenme, kilo kontrolü, kemik sağlığının korunması, egzersizin önemi ve ruh sağlığının desteklenmesi gibi konular ele alınıyor. Eğitimler ile kadınların menopoz dönemini sağlıklı, bilinçli ve güçlü bir şekilde geçirmeleri; doğru bilgi, profesyonel destek ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla bu süreci en iyi şekilde yönetebilmeleri amaçlanıyor. Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü tarafından toplum sağlığını güçlendirmeye yönelik eğitim ve farkındalık çalışmalarının aralıksız devam edeceği bildirildi.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:57
Göz kuruluğu ve göz hastalıklarında lazer tedavi yöntemleri önemli
Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yavuz Özpınar, son yıllarda lazer teknolojisinin kronik göz kuruluğu tedavisinde de kullanılmaya başlandığını, bu amaçla kullanılan yöntemlerden birinin de IPL (Intense Pulsed Light) tedavisi olduğunu söyledi. Medicana Konya Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yavuz Özpınar, IPL tedavisinin özellikle Meibomian bez disfonksiyonuna bağlı göz kuruluğunda uygulanmakta olduğunu söyledi. İşlem sırasında göz çevresindeki cilde kontrollü ışık atımları uygulandığını ifade eden Op. Dr. Özpınar, bu ışık enerjisi ile göz kapaklarındaki yağ bezlerinin fonksiyonunun düzenlenebileceğini, iltihabi süreçlerin azaltılabileceğini ve gözyaşı film tabakasının daha stabil hale getirilebileceğini belirtti. Özpınar, ayrıca tedavinin genellikle birkaç seans şeklinde uygulandığının ve her seansın kısa sürede tamamlandığının altını çizdi. Lazer ile gözlük numarasının tedavisi Miyop, hipermetrop ve astigmat gibi kırma kusurlarının düzeltilmesi amacıyla yapılan lazer işlemleri halk arasında "göz çizdirme" olarak biliniyor. Bu işlemlerde hedeflenen yapının kornea yani gözün ön saydam tabakası olduğunu, kornea şeklinin değiştirilmesiyle ışığın retina üzerine doğru şekilde odaklanmasın sağlandığını belirten Op. Dr. Yavuz Özpınar, "Tedavide bu amaçla kullanılan başlıca lazer yöntemleri mevcuttur. Seçenekler arasında yer alan LASIK (Laser Assisted in Situ Keratomileusis) en yaygın uygulanan yöntemlerden biridir. İşlem sırasında korneanın yüzeyinde ince bir kapak (flap) oluşturulur. Bu kapak kaldırıldıktan sonra excimer lazer kullanılarak, korneanın alt tabakasına mikron düzeyinde şekil verilir. Ardından kapak tekrar yerine yerleştirilir. Görme genellikle hızlı şekilde düzelir ve iyileşme süresi kısadır. Bir diğer tedavi seçeneği iLASIK (Intralase LASIK), LASIK yönteminin daha gelişmiş bir versiyonudur. Bu teknikte kornea kapağı mekanik bıçak yerine femtosaniye lazer ile oluşturulur. Bu durum kapağın daha hassas ve kontrollü şekilde hazırlanmasını sağlar. Daha yüksek teknolojili bir yöntem olduğu için bazı hastalarda daha güvenli ve öngörülebilir sonuçlar sağlayabilir" dedi. Tercih edilen diğer lazer işlemlerinden olan PRK (Photorefractive Keratectomy) yönteminden de bahseden Op. Dr. Özpınar, "Bu yöntemde korneanın yüzey epitel tabakası kaldırılır ve excimer lazer doğrudan kornea yüzeyine uygulanır. Kapak oluşturulmaz. Bu nedenle kornea yapısı ince olan hastalarda tercih edilebilir. İyileşme süresi LASIK’e göre biraz daha uzun olabilir. TransPRK (Transepitelyal PRK), PRK yönteminin daha modern bir versiyonudur. Bu teknikte korneanın yüzey epitel tabakası mekanik olarak kaldırılmaz. Lazer hem epitel tabakayı hem de alttaki kornea dokusunu tek aşamada şekillendirir. Bu sayede işlem daha kısa sürede tamamlanabilir ve cerrahi temas azalır. SMILE (Small Incision Lenticule Extraction) daha yeni geliştirilen bir yöntemdir. Bu teknikte femtosaniye lazer kullanılarak kornea içinde ince bir doku parçası oluşturulur ve çok küçük bir kesiden çıkarılır. Böylece korneanın şekli değiştirilir. Kapak oluşturulmadığı için korneanın biyomekanik yapısı daha iyi korunabilir. Ayrıca bu lazer işlemleri genellikle damla ile yapılan anestezi altında uygulanır ve ağrısızdır. İşlem sonrası hastalar kısa sürede günlük hayatlarına dönebilirler ancak her hasta bu tedaviler için uygun olmayabilir. Kornea kalınlığı, göz numarası ve genel göz sağlığı mutlaka ayrıntılı bir muayene ile değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı. Lazer tedavisinde beklenen teknolojik gelişmeler Göz hastalıklarında lazer teknolojisinin sürekli geliştiğini ve gelecekte daha hassas, daha güvenli ve kişiye özel tedavilerin yaygınlaşmasının beklendiğini vurgulayan Op. Dr. Yavuz Özpınar, "Bu alandaki önemli hedeflerden biri daha yüksek hassasiyete sahip lazer sistemleri geliştirmektir. Yeni nesil cihazlar sayesinde kornea veya retina üzerinde mikron düzeyinde daha kontrollü işlemler yapılması mümkün hale gelmektedir. Bir diğer önemli gelişme alanı yapay zeka destekli lazer planlama sistemleridir. Bu sistemler hastanın kornea haritası, göz yapısı ve görme ihtiyaçlarını analiz ederek kişiye özel tedavi planlarının oluşturulmasına yardımcı olabilir. Böylece tedavi sonuçlarının daha öngörülebilir hale gelmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca retina hastalıklarında daha hedefe yönelik mikro lazer uygulamaları üzerinde çalışmalar da devam etmektedir. Bu yöntemlerin amacı retina dokusuna minimum zarar vererek hastalıklı alanları tedavi edebilmek ve görme fonksiyonunu daha iyi koruyabilmektir. Gelecekte lazer teknolojisinin yalnızca kırma kusurlarının düzeltilmesinde değil, aynı zamanda presbiyopi (yaşa bağlı yakın görme sorunu) gibi durumların tedavisinde de daha etkin yöntemler sunması beklenmektedir. Bunun yanında lazerin ilaç taşıyıcı sistemlerle veya biyoteknolojik tedavilerle birlikte kullanıldığı yeni yaklaşımlar üzerinde de araştırmalar yapılmaktadır. Sonuç olarak lazer teknolojisi göz hastalıklarının tedavisinde önemli bir yere sahiptir ve gelişen teknoloji ile kullanım alanı giderek genişlemektedir. Daha hassas cihazlar, kişiye özel tedavi planları ve yeni cerrahi teknikler sayesinde gelecekte lazer tedavilerinin göz sağlığının korunmasında çok daha önemli bir rol oynaması beklenmektedir" diye konuştu.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:38
Aydın Şehir Hastanesi’nde ilk anjiyo başarıyla yapıldı
Aydın’ın Efeler ilçesinde yapımı tamamlanan ve ayda ortalama 450 bin hastaya hizmet verecek Aydın Şehir Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen anjiyo işlemi başarıyla gerçekleştirildi. Türkiye’nin 21. Şehir Hastanesi Aydın’da hizmet vermeye başlarken, hastanede ilk anjiyo işlemi başarıyla gerçekleştirildi. Kardiyoloji Polikliniği’ne kontrol amacıyla başvuran bir hasta, hastane bünyesinde yapılan ilk anjiyo işleminin hastası oldu. Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Abdullah Güven ve ekibi tarafından gerçekleştirilen işlem sorunsuz şekilde tamamlandı. Hastanenin sağlık alanındaki hizmet kapasitesine önemli katkı sağlayan işlem sonrası İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul da hastaneyi ziyaret etti. İlk anjiyo işlemini gerçekleştiren Uzm. Dr. Abdullah Güven ve sağlık ekibiyle bir araya gelen Şenkul, hastanın sağlık durumu hakkında bilgi aldı. Başarıyla tamamlanan işlem dolayısıyla hekim ve sağlık çalışanlarını tebrik eden Şenkul, emeği geçen personele teşekkür ederek çalışmalarında başarılar diledi. Anjiyo işlemi uygulanan hastayı da ziyaret eden İl Sağlık Müdürü Şenkul, geçmiş olsun dileklerini iletip acil şifalar temennisinde bulundu.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:29
Uzmanından uyarı: "Varis sadece estetik değil, yaşam kalitesini de etkileyen bir sorun"
Medical Park Ankara Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Murat İlkar Gelişen, bacaklarda cilt altında belirginleşen mavi, mor ve yeşil renkli damar görüntüleriyle ortaya çıkan varisin, yalnızca estetik bir problem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Medical Park Ankara Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Murat İlkar Gelişen, varisin bacaklardaki yüzeyel toplardamarların genişleyip belirgin hale gelmesiyle oluştuğunu belirterek, "Varis, toplardamar kapakçıklarının bozulmasına bağlı gelişen venöz yetmezlik sonucunda ortaya çıkar. Cilt altında yeşil, mavi veya mor renkli damarlar şeklinde görülebilir" diye konuştu. "Her hastada farklı belirtiler gösterebiliyor" Varis hastalarının büyük bölümünde ağrı ve şişlik şikayetlerinin görüldüğünü dile getiren Uzm. Dr. Gelişen, "Hastalarda bacak ağrısı, ödem, geceleri huzursuzluk hissi ve kramp gibi yakınmalar olabilir. Ancak varis her hastada aynı şekilde seyretmez. Çok az görünür varisi olup şiddetli ağrı yaşayan hastalar olduğu gibi ileri düzey varisleri olmasına rağmen hiç ağrı hissetmeyen hastalar da vardır" ifadelerini kullandı. "İleri düzey varislerde cerrahi yöntem uygulanabiliyor" Tedavi yönteminin hastanın damar yapısına ve hastalığın derecesine göre belirlendiğini ifade eden Uzm. Dr. Gelişen, "Cerrahi stripping ameliyatını genellikle çok ileri düzey varisi olan ve toplardamar çapı yaklaşık 8.5-9 milimetrenin üzerinde bulunan hastalarda tercih ediyoruz" dedi. Gelişen, radyofrekans ablasyon ve damar yapıştırma yöntemlerinde belirli damar çaplarının üzerinde başarı oranının düşebildiğini belirterek, "Bu nedenle ileri genişlemiş damar yapılarında klasik cerrahi yöntemler daha uygun olabilmektedir" açıklamasında bulundu. "Lazer yöntemi daha az tercih ediliyor" Lazerle yapılan varis tedavilerinin günümüzde daha sınırlı kullanıldığını belirten Uzm. Dr. Gelişen, "Lazer yöntemlerinde uzun dönemde tekrarlama ihtimali daha yüksek olabildiği için artık daha az tercih edilmektedir" dedi. Cerrahi işlem nasıl uygulanıyor? Stripping ameliyatına ilişkin bilgi veren Gelişen, "Kasık bölgesinden ve ayak bileği hizasından yapılan küçük kesilerle yetmezlik bulunan toplardamar bağlanır ve özel bir tel yardımıyla damar çıkarılır" diye konuştu. Cerrahi yöntemin daha travmatik bir işlem olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Gelişen, iyileşme sürecinin diğer yöntemlere göre daha uzun sürebildiğini ifade etti. "Köpük tedavisi küçük damarlar için uygulanıyor" Skleroterapi olarak bilinen köpük tedavisinin daha küçük çaplı damarlar için kullanıldığını belirten Uzm. Dr. Gelişen, "Bu yöntemde damar içine özel bir ilaç verilerek damar kapatılır. Özellikle estetik açıdan kesi ve dikiş izi oluşmaması nedeniyle tercih edilebilmektedir" dedi. Skleroterapi sonrasında hastaların günlük yaşamlarına kısa sürede dönebildiğini vurgulayan Uzm. Dr. Gelişen, "İşlem sonrasında hastalar normal hayatlarına hemen dönebilir. Ancak damar çapına göre birkaç gün bandaj kullanılması gerektiği için bu süreçte banyo önerilmez" ifadelerini kullandı. Yürüyüş ve yüzme önerisi Varis oluşumunun ilerlememesi için yaşam tarzının önem taşıdığını vurgulayan Gelişen, "Varis hastalarına düzenli yürüyüş ve yüzme öneriyoruz. Hareketli yaşam toplardamar dolaşımını desteklediği için şikayetlerin ilerlemesini azaltabilir" dedi.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:14
SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Dağlı, Anneler Günü’nü kutladı
SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, "Anneler Günü" dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Annelerin toplumun en güçlü yapı taşlarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Dağlı, "Annelerimiz yalnızca aile hayatında değil, aynı zamanda toplumsal yaşamın şekillenmesinde de büyük rol üstlenmektedir" dedi. Bilinçli ve güçlü toplumların yetişmesinde annelerin emeğinin belirleyici olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Dağlı, "Aile Türk toplumunun temelidir. Annelerimiz ise bu temelin en güçlü dayanağıdır. Sevgi ve şefkatleriyle hayatımıza yön veren annelerimiz, yaşamın her anında varlıklarıyla bizlere güç vermektedir. Karşılaştıkları tüm zorluklara rağmen sevgilerini ve desteklerini esirgemeden bizlere yol göstermektedirler. Annelerimiz yalnızca hayatı öğretmekle kalmaz; aynı zamanda ahlaki değerleri, vicdanı ve insan olmanın sorumluluğunu da öğretirler. Aile bağlarının güçlenmesinde ve toplumsal değerlerin korunmasında büyük sorumluluk üstlenen annelerimiz, üstlendikleri bu kutsal görevle her türlü takdiri hak etmektedir. Onların emeği, fedakârlığı ve rehberliği, daha aydınlık ve daha sağlam bir geleceğin inşasında en değerli güçtür" ifadelerine yer verdi. Prof. Dr. Dağlı, "Aile Yılı’nı kutlarken, en büyük gücümüz olan tüm annelerimizin Anneler Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor; ebediyete irtihal eden annelerimizi rahmetle anıyor, hayatta olan annelerimize sağlık, mutluluk ve huzur dolu bir yaşam diliyorum" diyerek mesajını sonlandırdı.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:04
Acil Tıp Teknisyenleri bu eğitimler sonrası hastaya hızlı bir şekilde ulaşıyor
Eskişehir’de Eskişehir Ambulans Servisi Başhekimliği’nde görevli 15 Acil Tıp Teknisyenine (ATT) Sürüş Güvenliği Eğitimi (ASGE) verildi. Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü, Eskişehir Ambulans Servisi Başhekimliği’nde görevli Acil Tıp Teknisyenleri’ne Sürüş Güvenliği Eğitimi verildi. Hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde personelin güvenli, hızlı ve kontrollü sürüş teknikleri kazanmasını sağlamak amacıyla teorik ve uygulamalı eğitimlerin ardından Sürücü Paramedik adaylarından sınavda başarılı olanları göreve başlıyorlar. Sürücü ATT’lerin trafikte karşılaşabileceği muhtemel durum ve zorlukların simüle edildiği parkurlarda 9 eğitmenden, 15 Acil Tıp Teknisyeni eğitim aldı. "Toplamda 17 tane parkurumuz var" 13 yıldır görevli Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri (AABT) ve 5 yıldır Ambulans Sürüş Güvenliği Eğitmen’liği yapan Meltem Tunç, "Arkamızda yapılan parkur paralel park parkuru. Bu iki araç arasında ambulansın güvenli bir şekilde sürücülerin park etmesine yardımcı olan bir parkur. Bunun haricinde toplamda 17 tane parkurumuz var; kaçamak parkurumuz var, kontrollü fren parkurumuz var, slalom parkurlarımız var, bunlar hızlı parkurlarımız. Yine aynı şekilde yavaş olan parkurlarımız arkada gördüğümüz paralel park, T sokak ya da dokuma gibi parkurlarımız var. Bunda da ambulans sürücülerinin ayna derinlik algısını artırmaya çalışıyoruz. Yine T sokakta da normalde zaten araç kullanırken iki sokak arasında geri dönmemiz gerektiği zamanlar oluyor; bu parkurumuz da aslında buna yardımcı oluyor. Slalom, hızlı şerit değiştirmedeki amaca yardımcı oluyor, kontrollü bir şekilde şerit değiştirmeye yardımcı oluyor. Kaçamak parkurumuz yine uzun yol yaptığımız zamanlarda, hastaneler arasındaki yaptığımız zamanlarda önümüze herhangi bir yabani hayvan çıkabilir ya da yabancı bir cisim varsa çevre yolunda, buna karşı alabileceğimiz önlemleri anlatıyor bize. Bu şekilde ilerliyoruz" diyerek verilen eğitimler hakkında bilgi verdi. "Trafikte mümkün olduğunca yol vermelerini talep ediyoruz" Fermuar sisteminin daha oturmadığını belirten Tunç, trafikteki yaşadıkları sorunlar hakkında ise şöyle konuştu; "Eskişehir’de yaklaşık 4 dakika içerisinde ambulans hastaya ulaşmış oluyor. Trafikteki sürücüler siren sesi duyuyorlar ya da bir tepe lambası görüyorlarsa sürücülerin sakin kalmasını istiyoruz ve bize mümkün olduğunca yol vermelerini talep ediyoruz. Sol şerittekiler sola, sağ şerittekiler sağa yaklaşırlarsa bize geçiş üstünlüğümüzü sağlayacak bir adım oluştururlar çünkü ortadaki alan boş kalacak ve fermuar sistemini oluşturmuş olacaklar. Eğer ki iki şeritli yollardaysalar araçlarını mümkün olduğu kadar sağa çekebilirler ya da durabilirler, biz kontrollü bir şekilde soldan yanlarından geçmiş olabiliriz." "Zor bir eğitim, normal bizim verdiğimiz salon eğitimleri gibi bir eğitim değil" Eğitimlerde adayların hangi hareketlerine dikkat ettiklerine değinen Meltem Tunç, "Ambulans sürücülerinin direksiyondaki el hareketlerine, debriyaja ne kadar uzun süre basıyor, sadece debriyajda mı araç kullanıyor, onun haricinde aynaları ne kadar kontrollü bir şekilde takip ediyor; bunlara ince ince dokuya dokuya puanlama sistemi yapıyoruz. Zor bir eğitim, normal bizim verdiğimiz salon eğitimleri gibi bir eğitim değil. Birazcık pratiğin artmış olması gerekiyor, araç kullanımının normal hayatta da araç kullanıyor olması gerekiyor" dedi. "Kadınlar her zaman bir adım önde" 15 yıldır sürücü Acil Tıp Teknisyeni (ATT) ve 5 yıldır da Ambulans Sürüş Güvenliği Eğitmen’liği yapan Ezgi Boztay, kadın sürücü ATT’lerin daha dikkatli olduklarına değinirken şu ifadelre yer verdi; "Kadınlar her zaman bir adım önde; sürüş olarak da önde aslında, daha dikkatliyiz, daha güçlüyüz bu konuda. Tabii ki erkek arkadaşlarımız da çok küçük yaştan itibaren direksiyon başında oldukları için oldukça başarılılar ancak kadın olarak bizim de içimizden gelen bir güç var. Eğitim sistemimiz şu şekilde; biz burada kontrollü hız yapmayı öğreniyoruz. Trafik kurallarına uyarak, trafik kuralları çerçevesinde en uygun hızda hastaya en uygun ulaşımını öğreniyoruz, arkadaşlarımıza da öğrettiğimiz aslında bu."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:02
Annelere en değerli hediye yüklerini paylaşmak
Günlük yaşamda annelerin üstlendiği sorumlulukların çoğu fiziksel gibi görünse de zihinsel ağırlığı daha baskın bir yük oluşturuyor. Anneler günü yaklaşırken, uzmanlar bu özel günün, sadece çiçek ya da ev eşyası almakla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtiyor. Klinik Psikoloğu Aleyna Damla Özcan, annelerin çoğu zaman fark edilmeyen zihinsel yüküne dikkat çekerek, gerçek hediyenin bu yükü hafifletmek olduğunu vurguladı. Özcan, "Annelik, yalnızca yapılan işlerden değil; planlama, hatırlama ve sürekli düşünme halinden oluşan görünmez bir sorumluluklar bütünüdür. Anneler sadece ev işi yapan veya sadece çalışan kişiler değil; aynı zamanda herkesin ihtiyaçlarını düşünen, planlayan ve organize eden görünmez bir sistemin merkezinde yer alıyor. Bu zihinsel yük çoğu zaman fark edilmiyor. Evin ve çocukların sorumluluğunu belirli bir süre tamamen devralmak, günlük planlamayı üstlenmek, annenin gerçekten boşluk yaşayabileceği zaman oluşturmak gerçek anlamda sevgiyi göstermenin en önemli adımları. Yoran çoğu zaman yapılan iş değil, o işi sürekli akılda tutma zorunluluğudur. Hediyenin maddi değerinden çok, taşıdığı anlam önemli. Bir çocuğun yaptığı resim, yazdığı bir not ya da emek verilmiş küçük bir sürpriz; görülme ve değerli hissetme duygusunu güçlendirir. Anneler gününü anlamlı kılan şey, sadece kutlama olmamalıdır, asıl meselenin emeği ve görünmeyen yükü fark etmek olduğunu unutmayalım. Çünkü çoğu zaman en değerli hediye; anlaşılmak, görülmek ve yükü tek başına taşımadığını hissetmektir" dedi.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 09:24
Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi tüm birimleriyle, Şehir Hastanesine taşındı
SAMSUN (İHA) – Samsun’da sağlık hizmetlerinde önemli bir değişiklik yaşandı. Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin tüm birimlerinin artık Samsun Şehir Hastanesi ana binasında verilmeye başlanacağı duyuruldu. Yapılan açıklamada, Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin tüm birimleriyle birlikte yeni hizmet binasına taşındığı belirtilerek vatandaşların sağlık hizmetlerini bundan böyle Samsun Şehir Hastanesi’nde alacağı ifade edildi. Yetkililer tarafından yapılan bilgilendirmede, "9 Mayıs 2026 Cumartesi günü itibarıyla Eğitim Araştırma Hastanesi yerleşkesinde hizmet vermekte olan acil servis ve polikliniklerimiz, Samsun Şehir Hastanesi ana binası bünyesinde hizmet vermeye başlayacaktır" denildi.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 09:15
Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk suda doğum: Kuzey bebek sağlıkla dünyaya geldi
Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk hidroterapi eşliğinde travay (suda doğum) başarıyla gerçekleştirildi. Anneler Günü öncesi bebeğini kucağına alan Bella Yüksel, "Suda doğum, çok rahat. İlk olmuşuz herkese tavsiye ediyorum, normal doğumu çok daha kolaylaştıran bir süreç. Bebeğimizin adı Kuzey oldu, kucağıma aldığım ilk an çok güzel bir andı" dedi. Uzm. Dr. Şadiye Hande Soyer Somunsu, "İlk defa suda doğumumuzu gerçekleştirdik. Doğum sancıları daha az hissediliyor. Çoğu zaman ekstra bir müdahaleye gerek kalmadan doğum gerçekleşiyor. Müzik, aroma terapi, masaj teknikleri sürekli gebemizin yanındayız" dedi. Sağlık Bakanlığı’nın gerekli şartları sağlayan hastanelerde uyguladığı hidroterapi eşliğinde travay (suda doğum) gebeler tarafında tercih ediliyor. Türkiye’de yüksek sezaryen oranlarına karşı çalışmalar sürerken uzmanlar, suyun gebelerin rahatlaması ve kasların gevşemesi ile kadınların daha az ağrı hissederek doğumlarını gerçekleştirmesine imkan sağladığını ifade ediyor. Doğumlar uygun ısıdaki suda yapılırken bu çerçevede Anne Dostu Hastanelerden olan Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk suda doğum da gerçekleştirildi. Anneler Günü öncesi 25 yaşındaki Bella Yüksel ve İsmail Yüksel çifti ilk bebekleri Kuzey’i suda doğum sonrası kucaklarına aldı. 3 kilo 750 gram olarak dünyaya gelen Kuzey bebek, sağlıkla taburcu edilirken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Şadiye Hande Soyer Somunsu sürece ilişkin bilgi verdi. Doğumun gerçekleştirildiği küvetin ısıdan hijyene kadar birçok kontrolden geçtiği ifade edilirken Uzm. Dr. Şadiye Hande Soyer Somunsu, uygun gebelerde suda doğum planlamalarının yapıldığını belirterek önemli uyarılarda bulundu. "Normal doğumu çok daha kolaylaştıran bir süreç" Bebeğini kucağına alan 25 yaşındaki Bella Yüksel, "2 yıllık evliyiz, bebeğimiz oldu, şehir hastanesinde doğdu. Güzel bir deneyimdi. Aklımda olan bir fikirdi, çok da istediğim bir doğum şekliydi. Farklı hastaneleri de araştırmışlığım vardı. Suda doğum, çok rahat ve sancılarımın çok azaldığı bir süreç oldu, doğumum çok kolaylaştı. Çok rahat gözüküyordu, deneyimlemek istedim hem sancılar az olsun hem daha kolay bir doğum geçireyim diye. İlk olmuşuz, biz de şaşırdık, iyi ki yapmışız. Suya geçtiğim zaman çok rahatladım, psikolojik olarak rahatladım, ebelerimizin doktorlarımızın yardımıyla hep yanımdalardı. Herkese de tavsiye ediyorum, normal doğumu çok daha kolaylaştıran bir süreç, daha çok teşvik eden bir süreç olduğunu düşünüyorum. Bebeğimizin adı Kuzey oldu, 3 kilo 750 gram doğdu. Kucağıma ilk aldığım an çok güzel bir andı. Herkese nasip olur inşallah" şeklinde konuştu. "Çok güzel bir sürpriz ve unutulmaz bir anı oldu" 33 yaşındaki baba İsmail Yüksel, "Süreç biraz zorluydu ama eşim çok güçlüydü, hekimlerimiz ve ebelerimizin her zaman yanında olmasının desteğiyle de suda doğum eşimi çok rahatlattı. Eşime sarıldıktan ve Kuzey’i kucağıma aldıktan sonra tüm dertlerimiz unutuldu. Suda doğumda ilk olduk, evladımızın hikayeli doğması bizim için çok güzel bir sürpriz ve unutulmaz bir anı oldu" dedi. "Çoğu zaman ekstra bir müdahaleye gerek kalmadan doğum gerçekleşiyor" ‘Suda doğum uygun gebelerde tam donanımlı ünitelerde deneyimli bir ekip tarafından yapılmalıdır’ diyerek sözlerine başlayan Uzm. Dr. Şadiye Hande Soyer Somunsu, "Hastanemizde uluslararası standartlarda sterilizasyon ve takip süreçlerine uygun doğum ünitemizi açtığımız için mutluyuz ve faaliyete geçirmekten dolayı da büyük gurur duyuyoruz. İlk defa Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde suda doğumumuzu gerçekleştirdik. Anne ve bebek sağlığına çok dikkat ederek detaylı inceliyoruz. Pozisyonu veya öncesindeki enfeksiyon riski, farklı bir durumu var mı şeklinde değerlendiriyoruz, uygunsa planlıyoruz. Anne adayına rahatlama bebeğe de anne karnındaki sıcaklığı sunuyor, doğum eyleminin aktif fazı özel hazırlanmış doğum havuzlarında gerçekleşiyor. Doğum sancıları daha az hissediliyor. Çoğu zaman ekstra bir müdahaleye gerek kalmadan doğum gerçekleşiyor. Kuzey bebeğimiz ilk gebeliğiydi, 3 bin 750 gram olarak dünyaya geldi" diye konuştu. "Uygun gebeliklerde güvenle uygulayabildiğimiz bir yöntem" ‘Gebelerimizin düzenli olarak kontrole gelmesi önemli’ diyen Uzm. Dr. Soyer Somunsu, sözlerine şöyle devam etti: "Doktorlara kendilerini bırakmalarını ve takiplerini aksatmamalarını öneriyoruz. Gebe okulumuzda eşli olarak da eğitimlerimiz verilmektedir. Bu şekilde doğuma daha hazırlıklı yaklaşmalarını bekliyoruz. Anne Dostu bir hastane olduğumuz için de hem fiziksel şartlar hem refakatçiyle beraber daha ev konforunda, bir yandan da tıbbın güvenilirliğinde bir hizmet sunuyoruz. Suda doğum için karar verdiğimiz gebelerde uygun sterilite sağlandıktan sonra suyun sıcaklığı 35-37 derece arasında ayarlanıyor. Düzenli aralıklarla da kontrol ediyoruz. Suyun içinde sürekli olarak ebe eşliğinde de takip ediyoruz. Hem bebeğin hem annenin takibi devam etmekte. Uygun gebeliklerde güvenle uygulayabildiğimiz bir yöntem. Müzik, aroma terapi, masaj teknikleri sürekli gebemizin yanındayız" Gebe okulu ile sürece bilinçli hazırlık Öte yandan, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Gebe Okulu’nda anne ve anne adaylarının gebelik, doğum ve doğum sonrası sürece fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan hazırlanması sağlanıyor. Alanda teorik ve uygulamalı, eşli eğitimlerin yanı sıra emzirme eğitimi ve danışmanlığı, yenidoğan bakımı gibi birçok konuda bilgilendirmeler yapılıyor. Böylelikle ailelerin süreci daha bilinçli ve sorunsuz geçirmesi hedefleniyor.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 09:12
Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk suda doğum
Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk hidroterapi eşliğinde travay (suda doğum) başarıyla gerçekleştirildi.
08 Mayıs 2026 Cuma - 22:12
Doç. Dr. Evigen’den hantavirüse karşı kritik uyarı
Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen, son günlerde Dünya Sağlık Örgütünce (DSÖ) farklı ülkelerde vakaları bildirilen hantavirüse karşı vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Arjantin’den hareket eden "MV Hondius" isimli gemide doğrulanan ve 3 kişinin ölümüne neden olan hantavirüs vakalarının ardından konu gündeme geldi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen ise hantavirüs hakkında bilgi vererek, virüsün farelerin dışkı, idrar ve tükürüğü yoluyla insanlara bulaştığını söyledi. "İnsandan insana bulaşmıyor" Hastalığın ciddi sağlık sorunlarına ve ölüme yol açabileceğini belirten Evirgen, virüsün şu an için insandan insana bulaşmadığını ifade etti. Özellikle fare ve kemirgen temasının yoğun olduğu alanlarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Evirgen, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. "Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor" Hantavirüsün yeni ortaya çıkan bir virüs olmadığını ve Türkiye’de geçmiş yıllarda da özellikle Karadeniz Bölgesi’nde nadiren görüldüğünü belirten Doç. Dr. Ömer Evirgen, "Bu aralar hantavirüs enfeksiyonu sosyal medyada sıkça gündeme geliyor. Hantavirüs enfeksiyonu ülkemizde de geçmişte nadiren görülen bir hastalık. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor. Virüs, farelerin idrarı, dışkısı ve tükürüğünün toprağa veya gıdalara bulaşmasıyla yayılabiliyor. Bu atıkların bulunduğu ortamda oluşan tozun solunması ya da kirli yüzeylere temas ettikten sonra elin ağız, burun veya göze götürülmesiyle insanlara bulaşabiliyor" dedi. "Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor" Hastalığın ilk belirtilerinin grip benzeri şikayetlerle başladığını ifade eden Evirgen, "Bu hastalık genellikle ateş, kas ve eklem ağrıları, halsizlik ve ishal gibi belirtilerle başlıyor. İlerleyen süreçte ise iki farklı ağır tablo ortaya çıkabiliyor. Bunlardan biri solunum yetmezliği, diğeri ise böbrek yetmezliği ve kanamayla seyreden formdur. Ciddi ve hayati risk taşıyan bir hastalıktır. Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor. Hastalara yoğun bakım şartlarında destek tedavisi uygulanıyor" ifadelerini kullandı. "COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" Korunma yöntemlerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Evirgen, COVİD gibi bir kapanma süreci beklemediklerini de söyleyerek, "Bu virüsten korunmak için özellikle kırsal alanlarda ve farelerin yaşam alanlarının bulunduğu ortamlarda dikkatli olunması gerekiyor. Tozlu ortamlarda maske kullanılmalı, eller yıkanmadan gıdalara temas edilmemeli ve yüz bölgesine dokunulmamalıdır. Bu virüs COVID-19 gibi değil. Yakın temas ve enfekte tozların solunmasıyla bulaşıyor. Şu an için insandan insana bulaştığına dair net bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" diye konuştu.
08 Mayıs 2026 Cuma - 21:25
Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor"
Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde gündeme gelen hantavirüsle ilgili, "İnsandan insana bulaşmıyordu. Bir tane varyantı var, o da Andes varyantı. Bunu çok duyacağınızı öğrenin. Bu And-v virüsü insandan insana bulaşıyor. Ama nasıl bulaşıyor, yakın temasla" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder