Son Dakika
|
Özgür Özel kendisine verilen mutlak butlan tebligatını yırttı
MİT’ten sınır ötesinde DEAŞ operasyonu: 10 DEAŞ'lı yakalandı!
Türkiye’yi sarsan cinayetlerin faillerinin akıbeti aynı oldu: Mezar yerleri bilinmiyor
Gülistan Doku soruşturmasında firari şüpheli Umut Altaş ABD’de teslim oldu
Grand Kartal Otel yangını davasında istinaf kararı onadı
Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu'nun görüşmesinin detayları netleşti
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Türkiye enerjide paradigmayı değiştirdi''
CHP Kurultayı davasında ‘mutlak butlan’ kararına yapılan itiraz reddedildi
ABD Dışişleri Bakanı Rubio: "İran ile görüşmelerde bir miktar ilerleme sağlandı"
Manchester United, 2 yıl daha Michael Carrick’e emanet
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
The Quiet Elegance of Taipei Confucius Temple
ABD basını: "Trump, bazı Arap ve Müslüman ülkelerin İbrahim Anlaşmaları'na katılmasını istedi"
Malatya’da 4 büyüklüğünde deprem
GKRY'deki seçimlerin resmi olmayan ilk sonuçlarına göre DİSİ yarışta birinci sırada
Çorum’da binlerce vatandaştan Süper Lig sevinci
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Süper Lig’e yükselen Çorum FK’yı tebrik etti
8 ülkeden İsrailli Bakan Ben-Gvir’e sert tepki
DMM'den sahte kurban ilanlarına ilişkin uyarı
SAĞLIK
Ula Kızılağaç ile Menteşe Yenice Mahalleleri arasındaki içme suyu altyapısı yenileniyor
24 Mayıs 2026 Pazar - 16:05:05
MUSKİ Genel Müdürlüğü, Ula Kızılağaç Mahallesi Çamköy mevkii ile Menteşe Yenice Mahalleleri arasında yer alan 2 bin 600 metre uzunluğundaki içme suyu hattında yenileme çalışması başlattı. Çalışma kapsamında mevcut içme suyu hattı tamamen yenilenirken, hat çapları da büyütülerek özellikle yaz aylarında üst kotlarda yaşanan su basıncı sorunlarının giderilmesi hedefleniyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın içme suyu hatlarının yenilenerek çaplarının büyütülmesi ve basınç sorunlarının giderilmesine yönelik talimatları doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Ula ve Menteşe ilçelerinde yatırımlarına devam ediyor. Bu kapsamda Kızılağaç Mahallesi Çamköy mevkii ile Menteşe Yenice Mahalleleri arasında yer alan 2 bin 600 metre uzunluğundaki içme suyu hattında yenileme çalışması başlatıldı. Yürütülen çalışma ile mevcut hatların çapı büyütülerek bölgede özellikle yaz aylarında yaşanan su basıncı sorunlarının ortadan kaldırılması hedefleniyor. Ayrıca çalışma kapsamında 35 hanenin içme suyu abone hatları da yenilenecek. Kesintisiz içme suyu sağlanacak MUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri, Ula Kızılağaç Mahallesi Çamköy mevkii ile Menteşe Yenice Mahalleleri arasında içme suyu hattı yenileme çalışmalarına başladı. Bölgede artan nüfus ve özellikle yaz aylarında yükselen su kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan yetersizliklerin giderilmesi amacıyla yürütülen çalışma ile içme suyu altyapısının güçlendirilmesi hedefleniyor. Toplam 2 bin 600 metre uzunluğundaki hat boyunca mevcut hatlar yenilenirken, sistemin kapasitesi artırılarak daha yüksek çaplı iletim hattına geçiş yapılıyor. Böylece bölgeye iletilen su miktarının artırılması ve özellikle yüksek kotlarda yaşanan basınç sorunlarının önüne geçilmesi planlanıyor. Çalışma kapsamında ayrıca 35 abonenin bağlantıları da yenilenerek daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir içme suyu altyapısı oluşturulacak. İçme suyu hatlarında yürütülen kapsamlı yenileme çalışmalarından duyduğu memnuniyeti dile getiren Kızılağaç Mahallesi Muhtarı Güler Keleş, "Burada sürekli su kesintileri, patlaklar, depolarımızda su olmuyordu. Böyle çok büyük sıkıntılarımız vardı bizim. Şimdi başvurularımızın sonucunda depolarımız yenilendi, isale hatlarımız yenilendi, içme suyu şebeke hatlarımız yenileniyor. Yani MUSKİ’den o kadar çok memnunuz ki köyümün tüm sorunları gitti desem bir yerdir" dedi. MUSKİ İşletmeler 2. Daire Başkanlığı Ula İşletme Şefi Osman Nuri Özçelik, "Ula Kızılağaç Mahallesi, Çamköy mevkii ile Menteşe Yenice Mahallesi arasında yaklaşık 2 bin 600 metre içme suyu hatlarını yenilemeye başladık. İş kapsamında yaz aylarında, üst kotlarda su basıncı problemi yaşayan mülkiyetlerde boru çapını büyülterek yeterli basınçta su iletebilir hale geleceğiz. Daha kaliteli, kesintisiz bir suya kavuşacak Kızılağaç Mahallesi" dedi.
24 Mayıs 2026 Pazar - 14:46
Kurban Bayramın’nda sağlıklı ve doğru beslenme önerileri
İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Özkan Pulat, Kurban Bayramı öncesi sağlıklı ve doğru beslenme önerilerinde bulundu. Kurban Bayramının yaklaşmasıyla birlikte Bartın Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Özkan Pulat, vatandaşların hem zoonotik hastalıklara karşı hem de bayram süresince değişen beslenme alışkanlıklarının etkilerine karşı daha bilinçli ve tedbirli davranmaları gerektiğini vurguladı. Bayramların, aile bireylerini bir araya getiren, paylaşma ve dayanışma kültürünü pekiştiren özel günler olduğunu belirten İl Sağlık Müdürü "Kurban Bayramında geleneksel sofralar daha zengin hale gelirken, kırmızı et tüketiminde artış yaşanmaktadır. Bu nedenle dengeli ve kontrollü beslenmenin önemi daha da artmaktadır. Özellikle kalp-damar hastalığı, diyabet ve hipertansiyon gibi kronik sağlık sorunları olan vatandaşlarımız yağ oranı düşük etleri tercih etmeli, et tüketiminde aşırıya kaçmamalıdır. Bu hem kalp sağlığı hem de sindirim sistemi açısından önemlidir" dedi. Sağlık Müdürü Pulat "yeni kesilen kurban etlerinin hemen tüketilmemesi gerektiğini ifade ederken, "Etlerin bir süre buzdolabında dinlendirildikten sonra, haşlama veya ızgara yöntemleriyle pişirilerek tüketilmesi sağlıklı bir tercih olacaktır. Kızartma yönteminden ise kaçınılmalıdır. Ayrıca etin sebzelerle birlikte hazırlanması, beslenme çeşitliliğine katkı sağlar" açıklamasında bulundu. Etin demir, B12 ve çinko gibi mineraller bakımından zengin olduğunu belirten Pulat, C vitamini yüksek sebze, salata ve meyvelerle birlikte tüketilmesinin demir emiliminin artmasına yardımcı olduğunu hatırlattı. Aynı zamanda "Bayram sabahı dengeli bir kahvaltı yapmak, gün içerisindeki besin tüketimini olumlu etkiler" ifadelerini kullandı. Vatandaşlara yürüyüş yapmaları yönünde de tavsiyede bulunan İl Sağlık Müdürü, "Bayram boyunca sindirim sisteminin düzenli çalışmasına destek olmak ve alınan kaloriyi dengelemek adına günde en az 30 dakika yürüyüş yapılması ve fiziksel aktivitenin sürdürülmesi sağlık açısından büyük önem taşımaktadır. Son olarak vatandaşlarımızın bu mübarek bayramı hem sağlıklı hem de huzur içinde geçirmeleri için beslenme alışkanlıklarında ölçülü olmaları, hijyen kurallarına uymaları ve fiziksel hareketliliği ihmal etmemeleri önemlidir. Tüm vatandaşlarımızın sevdikleriyle bir arada sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir bayram geçirmelerini temenni ederim." dedi.
24 Mayıs 2026 Pazar - 13:55
Bayram beslemesinde gözden kaçan tehlikeyi uzmanı anlattı
Zonguldak’ta diyetisyen Gizem Güneş, Kurban Bayramı’nda porsiyon kontrolünün ötesine geçerek etin pişirilme yöntemlerindeki gizli tehlikelere dikkat çekti ve yanlış pişirme tekniklerinin sindirim sisteminde oluşturabileceği tahribata karşı vatandaşları uyardı. Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme alışkanlıkları büyük önem taşırken, uzmanlar sıklıkla göz ardı edilen kritik noktalara karşı vatandaşları uyarmaya devam ediyor. Toplumda tatlı ve et tüketimi konusunda genel bir bilinç oluştuğunu ancak bazı temel kuralların ihmal edildiğini belirten Diyetisyen Gizem Güneş, bayram döneminde sindirim sistemini korumanın yollarını anlattı. Porsiyon kontrolü ve denge kurma konularında toplumun belirli bir seviyeye ulaştığını ifade eden Güneş, "Artık çoğu kişi eti nasıl yemesi gerektiğini, tatlıyı nasıl tüketmesi gerektiğini ve bayramda nasıl denge kuracağını biliyor. Ancak genel olarak değinmediğimiz bir nokta var. Bu da etin nasıl pişirildiği ve ne kadar dinlendirilmesi gerektiği" dedi. Sindirim sistemini yoran yüksek ateş tehlikesi Özellikle yüksek ateşte işlem gören etlerin mide ve bağırsak fonksiyonlarını olumsuz etkileyerek rahatsızlıklara yol açtığına değinen Güneş, hazırlık aşamasındaki yöntemlerin önemini vurguladı. Güneş, "Yüksek ateşle pişmiş etlerin sindirim sistemini çok fazla yorduğu, sindirim sistemini bozarak şişkinliğe neden olduğu gözlemlenmiş. Dolayısıyla yalnızca porsiyon kontrolü değil, etin nasıl pişirildiği de oldukça önemli" şeklinde konuştu. Etin yanında mutlaka sebze ağırlıklı menülerin bulundurulması ve yemek sonrasında hareketsiz kalınmaması gerektiğini hatırlatan Güneş şöyle devam etti: "Mutlaka lifli gıdalarla eti tüketmeliyiz. Sindirimimizi kolaylaştırmak için yoğun bir öğünden sonra yapacağımız 10-15 dakikalık hafif fiziksel aktiviteler faydalı olacaktır." Tatlı tercihlerine ve akşam öğünlerine dikkat Ağır şerbetli tatlıların gün içindeki kalori dengesini bozabileceğine işaret eden Diyetisyen Güneş, kapanış öğünlerinin de hafif tutulması yönünde uyarılarda bulundu. Güneş, "Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmeli. Gün içerisindeki kalori kısıtlamasını akşam saatlerine bırakmadan, akşam öğünlerini daha hafif geçirmek daha sağlıklı olacaktır" dedi.
24 Mayıs 2026 Pazar - 13:34
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca:
Modern tıp uygulamaları sayesinde birçok diz probleminde cerrahiye gerek kalmadan başarılı sonuçlar alınabiliyor. Diz problemleri, günümüzde yalnızca ileri yaş grubunun değil; gençler, sporcular, masa başı çalışanlar ve aktif yaşam süren bireyler dahil toplumun geniş bir kesimini etkileyen önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Diz kireçlenmesi, menisküs yaralanmaları, bağ problemleri ve eklem yıpranmaları yaşam kalitesini ciddi ölçüde azaltabiliyor. Son yıllarda ise ameliyatsız tedavi yöntemlerine olan ilgi dikkat çekici şekilde artıyor. Modern tıp uygulamaları, girişimsel tedaviler ve kişiye özel rehabilitasyon programları sayesinde birçok hastada ağrının azaltılması ve hareket kapasitesinin artırılması mümkün olabiliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, diz problemlerinde artık multidisipliner ve kişiye özel tedavi yaklaşımının ön plana çıktığını belirterek, "Her diz probleminin tedavisinde cerrahi müdahale şart değildir. Günümüzde doğru hasta seçimiyle uygulanan ameliyatsız tedavi yöntemleri sayesinde birçok hastada başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Önemli olan hastanın şikayetini, eklem yapısını, kas dengesini ve günlük yaşam ihtiyaçlarını birlikte değerlendirerek uygun tedavi planlaması yapmaktır" dedi. Uzmanlara göre son dönemde özellikle PRP, Sanakin ve kök hücre uygulamaları; proloterapi, nöral terapi, hyaluronat enjeksiyonları, kitosan içerikli eklem uygulamaları, osteopati ve manuel terapi yöntemleri ile kişiye özel egzersiz programları ön plana çıkıyor. Ayrıca fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları, kinezyobant teknikleri ve geçirilmiş operasyonlara bağlı skar dokularına yönelik fasyal gevşetme tedavileri de destekleyici yöntemler arasında yer alıyor. Bunun yanında glikozamin, kolajen destekleri, D vitamini düzeyinin düzenlenmesi ve uygun beslenme programlarının da eklem sağlığının korunmasında destekleyici rol oynayabileceği belirtiliyor. Prof. Dr. İrfan KOCA, özellikle hareketsiz yaşam tarzının ve kilo problemlerinin diz sağlığını olumsuz etkilediğine dikkat çekerek, "Diz sağlığında en önemli unsurlardan biri kontrollü hareket ve kas gücünün korunmasıdır. Uzun süre hareketsiz kalmak eklem üzerindeki yükü artırırken kas yapısını zayıflatabilmektedir. Erken dönemde uzman değerlendirmesi yapılması, ileride gelişebilecek daha ciddi eklem problemlerinin önüne geçilmesi açısından önem taşımaktadır" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Mayıs 2026 Pazar- 11:53
İstanbul’da 77 yaşındaki hastaya hayati müdahale: "Belirti vermiyor, içimizdeki saatli bomba"
2
21 Mayıs 2026 Perşembe- 15:45
İstanbul’dan Muş’a robotik operasyon
3
23 Mayıs 2026 Cumartesi- 13:17
Kilometrelerce uzaklıktan Denizli’ye gelen 2 hasta başarılı bypass ameliyatlarıyla sağlığına kavuştu
4
23 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:24
Her yıl milyonlarca kişiyi etkiliyor: "Giderek sigara kullanımlarımız artıyor, başlama yaşı düşüyor"
5
24 Mayıs 2026 Pazar- 09:56
"Kurban etini 1 gün bekletin" uyarısı
10 Mayıs 2026 Pazar - 10:20
Bel ağrısını fıtığa bağlamayın, teşhiste geç kalmayın
Belde oluşan ağrı genellikle fıtık olarak değerlendirilebilir. Ancak her bel ağrısını sadece ‘fıtık’ veya ‘yorgunluk’ sanmak, bazı önemli hastalıkların teşhisinde geç kalınmasına neden olabiliyor. Bel ağrılarını ciddiye almak gerektiğinin altını çizen Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, özellikle istirahat halindeyken artan ve gece uykudan uyandıran ağrıların; iltihaplı romatizmadan kanser metastazına kadar pek çok ciddi hastalığın habercisi olabileceğini açıkladı. Günlük yaşamda çoğu kişiden duyduğumuz bel ağrısı şikayeti, genellikle ‘ağır kaldırdım’ ya da ‘fıtığım azdı’ denilerek geçiştiriliyor. Ancak tıp dünyası, bel ağrısının bir hastalık değil, vücudun verdiği bir semptom olduğunun altını çiziyor. Yaklaşık 50 farklı nedene dayanan bu ağrılar, basit bir kas tutulmasından ibaret olabileceği gibi; prostat, meme veya kolon kanserinin ilk belirtisi olarak da karşımıza çıkabiliyor. Bel ağrılarına ciddiyetle yaklaşılması gerektiğinin altını çizen Medicana International İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, "Bel ağrılarının spektrumu oldukça geniştir. Yaklaşık 40-50 farklı tanıdan söz edilebilir. Bu tanılar arasında çok hafif seyreden durumlar olduğu gibi, oldukça ciddi hastalıklar da bel ağrısına neden olabilir. Bel ağrısı bir hastalık değil, bir semptomdur. Basit bir kas incinmesi bel ağrısına yol açabileceği gibi, prostat kanserinin bele yansıması da ağrı şeklinde kendini gösterebilir. Bu nedenle bel ağrısı şikâyetiyle başvuran hastalarda dikkatli ve özenli bir muayene yapılması, gerekirse radyolojik görüntülemeye başvurulması son derece önemlidir. Çünkü basit gibi görünen bir bel ağrısı, bazı durumlarda meme veya kolon kanseri gibi ciddi hastalıkların belirtisi olabilir. Öte yandan, kötü bir yatakta yatmak gibi basit nedenler de bel ağrısına yol açabilir" ifadelerini kullandı. Erken tanı alınmazsa sakatlığa neden olabilir Bel ağrısı semptomuyla kendini gösteren iltihaplı romatizmal hastalıklara dikkat çeken Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, sözlerini şöyle sürdürdü: "Özellikle genç erkeklerde görülen bu hastalıklar fark edilmez, tanı konulmaz ve tedavi edilmezse ömür boyu sakatlığa yol açabilecek kadar ciddi sonuçlar doğurabilir. Ankilozan spondilit, iltihaplı romatizma türlerinden biridir ve erken tanı konulmadığında ciddi sakatlıklara neden olabilir. Bu nedenle bel ağrıları mutlaka dikkatle değerlendirilmelidir. Öte yandan bel fıtığı, omurgalar arasında yer alan disklerle ilişkilidir. Bu diskler, omurganın sağlıklı hareket etmesini sağlayan, bir aracın amortisörleri gibi görev yapan yapılardır. Disklerin zamanla aşınması ve fıtıklaşması sonucu, omurilikten çıkan sinirler sıkışabilir ve bu da fıtığa yol açar. Ancak bu durum kas ağrısıyla karıştırılabilir. Kas kaynaklı bel ağrısı genellikle kalça veya bacağa yayılmaz. Oysa fıtıkta, sinire baskı olduğu için ağrı belden başlayarak topuğa kadar inebilir. Bu iki durum dikkatli bir muayene ile kolaylıkla ayırt edilebilir." Devam eden ağrılarda ileri tetkik şart Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, Belden bacağa kadar yayılan ve sinir boyunca hissedilen ağrılarda mutlaka görüntüleme yapılması gerektiğini söyledi, "Böylece hangi sinirin, hangi tarafta ve ne ölçüde baskı altında olduğu belirlenerek doğru tedavi planlanabilir" dedi. Bel ağrılarının önem derecesinin belirlenmesinde hastayla yapılan anamnezin çok kıymetli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, "Örneğin, hastanın ağrısı yürürken veya otururken ortaya çıkıyor ancak yatarken geçiyorsa, bu durum genellikle dejeneratif nedenlere işaret eder. Buna karşılık, gece ortaya çıkan ya da istirahat sırasında devam eden ağrılar; iltihaplı romatizma veya kanser gibi daha ciddi durumları düşündürmelidir. Bu nedenle hastalara yöneltilen en kritik sorulardan biri, ağrının gece veya istirahat halinde olup olmadığıdır. Bu tür durumlarda mutlaka ileri tetkik yapılmalıdır. Cerrahi gerekliliği ise belirli kriterlere göre değerlendirilir. Tüm konservatif yöntemler (ilaç tedavisi, fizik tedavi, enjeksiyonlar, istirahat vb.) uygulanmasına rağmen ağrı devam ediyorsa, bu önemli bir cerrahi nedenidir. Ayrıca nörolojik bozuklukların ortaya çıkması, örneğin ayakta kuvvet kaybı gelişmesi ya da duyu kaybının devam etmesi ve ilerlemesi durumunda hasta cerrahiye yönlendirilir" diye konuştu. Tedavi yaklaşımı hastalığa göre değişir Omurgayı nasıl korumak gerektiğini ve bel ağrılarının nasıl tedavi edildiğine ilişkin konuşan Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, şöyle konuştu: "Omurga, vücudun yükünü taşıyan bir binanın ana kolonu gibidir. Ayakta dururken vücut ağırlığı bacaklar aracılığıyla aşağıya iletilir. Ancak otururken bu yük doğrudan omurga ve kuyruk sokumuna biner. Bu nedenle bel fıtığı olan hastalara uzun süre oturmamaları önerilir. Tedavi yaklaşımı hastalığa göre değişir. Örneğin, bel fıtığında ilk birkaç gün egzersiz önerilmez; öncelikle ağrının azaltılması ve kasların gevşetilmesi hedeflenir. Ağrı azaldıktan ve ödem geriledikten sonra, omurganın stabilitesini sağlamak için özel egzersizler uygulanır. Bu egzersizlerle karın, kalça ve bel kaslarının güçlendirilmesi amaçlanır. Ancak iltihaplı romatizmal hastalıklarda veya kanser metastazı bulunan durumlarda egzersiz ağrıyı artırabilir. Bu nedenle hasta egzersiz sırasında ağrısının arttığını ifade ediyorsa, durum dikkatle değerlendirilmelidir." Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, hastaların uzun süre oturması ya da uzun süre ayakta kalması gibi durumların bel ağrısına neden olabileceğini hatırlatarak, dengeli egzersiz ve dengeli aktivitenin önemine dikkat çekti.
10 Mayıs 2026 Pazar - 09:54
Işıltılı bir cilt için bol su tüketin
Dermatoloji Bölümü Uzm. Dr. Gülbiye Güler, bahar aylarıylabirlikte daha sağlıklı ve parlak cilt için günde 10-12 bardak kadar su içilmesinin önemli olduğunu söyledi. Sağlıklı bir cilt için ona iyi bakmak ve onu zararlı etkenlerden korumak gerekiyor. Kişiye uygun cilt bakım ürünleri kullanmanın yanı sıra sağlıklı beslenmek, yeterince su tüketmek ve güneş ışınlarından korunmak da önem taşıyor. MedicanaBursa Hastanesi Dermatoloji Bölümü Uzm. Dr. Gülbiye Güler, bahar aylarıylabirlikte daha sağlıklı bir cilt için önerilerde bulundu. Bahar mevsiminde cilt sağlığı için alınacak önlemleri sıralayan Güler, "Bahara girerken ışıltılı bir cilt için, cilt temizliği çok önemlidir.Bunun için çeşitli peelingler ve cilt bakımlarıyla cilt ölü dokulardan, yabancı maddelerden arındırılmalıdır. Bu işlemler cildin yapısına göre yapılmalıdır. Bu şekilde temizlenen cilt, siyah noktalardan arındırılır ve böylece daha ışıltılı olur. Kış boyunca kuruyan cildin nemlendirilmesi gerekmektedir. Nemlendiriciler, cildin tipine uygun olarak seçilmeli; paraben, alkol gibi ürünleri içermemeli, komedojenik olmamalıdır. Nemlendiriciler ise kuru ciltlerde özellikle yenileyici, onarıcı, su tutucu olmalı; kollajen, aminoasitler, keratin ve hyalüronik asit içermelidir’’ şeklinde konuştu. Alınan gıdaların da cilt üzerinde etkisi olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Gülbiye Güler, "Cilt sağlığında beslenmenin de önemi büyüktür. Bol antioksidan, A, B, C ve E vitaminlerini içeren sebze ve meyvelerle beslenerek cildin onarılması ve tazelenmesi sağlanabilmektedir. Ayrıca, Omega-3 içeren balık ve ceviz tüketmek cildin daha parlak görünmesine destek olur" dedi. Cildi matlaştıran ve kırışıklıklar ile lekelenmeler yapan sigara, alkol ve kafeinden uzak durulmasıve günde 2 fincan yeşil çay tüketilmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Gülbiye Güler, şunları söyledi; "Cildin daha parlak görünmesi için günde 10-12 bardak kadar su içilmelidir. Kan dolaşımını artırmak ve böylece cilde ışıltı kazandırmak için günde 40-45 dakikaaçık havada yürüyüş yapılmalıdır. Yorgunluk, uykusuzluk ve stres ciltte mat, soluk ve şiş bir görünüme sebep olduğundan uyku düzenine dikkat edilmemeli, yüzde yatak kaynaklı çizgilerin oluşmaması için sırt üstü yatılmalıdır. Stresten uzak durulmalıdır. Evden çıkmadan en az 20 dakika önce güneş gören bölgelere cilt tipinee uygun güneş koruyucu faktörlü kremlerden sürülmelidir. Kişisel bakım ürünleri dışında bahar aylarında dermatolog desteği alınabilir. Vitamin karışımlarından oluşan mezoterapi, kişinin kendi kanıyla hazırlanan PRP, cilde nem veren ve kırışıklıkları azaltan hyalüronik asit enjeksiyonları ile ışıltılı bir cilde sahip olunabilir."
10 Mayıs 2026 Pazar - 09:48
Karnındaki devasa şişlik 22 kiloluk tümör çıktı: "Kabızlık diye düşündüm" dedi
İstanbul’da yaşayan 62 yaşındaki Şükran Samanlı, karnındaki şişlik ve ağrının kabızlıktan olduğunu düşünerek doktora gitmeyi ihmal etti. Adeta hamile bir kadın görüntüsüne ulaşan Samanlı’nın karnındaki şişliği 22 kiloluk tümörden kaynaklandığı tespit edildi. Ameliyatla tümörü alınan Samanlı, "Nefes alamıyordum, taş gibi bir şeydi. Neredeyse boğazıma kadar çıkacaktı, o korkuyla kendimi acile attım. Kabızlık diye düşündüm çünkü sık sık oluyordum. Hatam oldu, doğumlardan sonra kadın doğum muayenesine hiç gitmedim" dedi. Operasyonu gerçekleştiren Op. Dr. Emin Erhan Dönmez, ise "Devasa bir kitle saptadık, ameliyat 6 saat kadar sürdü. 50 cm civarında, yaklaşık 20-22 kilogram olduğunu düşünüyoruz. Yumurtalık tümörleri biraz sinsi, üçüz gebelik boyutunda vardı hatta daha büyüktü diyebiliriz" şeklinde konuştu.
10 Mayıs 2026 Pazar - 09:17
Kökten Hayata Şenliği’ne yoğun ilgi
Manisa’nın Alaşehir ilçesinde, lösemi nedeniyle hayatını kaybeden emekli öğretmen ve eski belediye meclis üyesi Bilge Altan’ın anısını yaşatmak amacıyla düzenlenen "Kökten Hayata Şenliği", yoğun katılımla gerçekleştirildi. Alaşehir Belediyesi, Türk Kızılay Alaşehir Şubesi ve Altan ailesi iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte vatandaşlar kök hücre ve kan bağışı konusunda bilgilendirilirken, çok sayıda kişi bağışçı oldu. Cumhuriyet ve Demokrasi Meydanı’nda 9-10 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen "Bilge Öğretmen Anısına Kökten Hayata Şenliği’nde kök hücre ve kan bağışının önemine dikkat çekildi. Eğlence, farkındalık ve sosyal dayanışmanın bir araya geldiği etkinlikte oyun alanları, workshoplar, ikram stantları, çekilişler ve çeşitli gösteriler yer aldı. Alan genelinde kök hücre bağışını teşvik eden afişler asılırken halk oyunları gösterileri de vatandaşlardan ilgi gördü. Etkinliğin açılışına Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, Türk Kızılay Alaşehir Şube Başkanı Nedim Yamak, geçtiğimiz yıl lösemi nedeniyle hayatını kaybeden Bilge Altan’ın kızı Avukat İpek Altan Paker, Altan ailesi ve çok sayıda vatandaş katıldı. "Anneler Gününde en anlamlı hediye" Annesinin yaşadığı süreçte insanlara yardım etmeyi hiç bırakmadığını anlatan Avukat İpek Altan Paker, duygusal anlar yaşadı. Hastalığının en ağır dönemlerinde bile annesinin öğrencilerinin sorunlarıyla ilgilenmeye devam ettiğini anlatan Paker, "Geçen sene lösemi hastalığından dolayı hayatını kaybettiğimiz annemizin anısını yaşatmak ve bu süreçte yaşadığımız zorlukları başkalarının yaşamamasına katkı sağlamak istedik. İnsanların kök hücre bağışının ne kadar kolay olduğunu öğrenmesini amaçlıyoruz. Sadece üç tüp kanla bir insana umut olabilirsiniz. Anneler Günü’nde anneme verilebilecek en anlamlı hediyenin bu olduğuna inanıyorum" dedi. Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu ise Bilge Altan ile yıllara dayanan dostluklarına değinerek, "Bilge hocamız Cumhuriyet kadını, Atatürkçü ve binlerce öğrenci yetiştirmiş çok değerli bir öğretmendi. Kızı İpek’in annesinin anısını yaşatmak için düzenlediği bu etkinlik çok kıymetli. Üç tüp kan deyip geçmeyeceğiz. Belki bir gün vereceğimiz bağış bir insanın yeniden hayata tutunmasına vesile olacak" diye konuştu. Türk Kızılay Alaşehir Şube Başkanı Nedim Yamak da kan ve kök hücre bağışının hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, "Kan bağışı bir cana nefes, kök hücre bağışı ise bir hastaya yeniden yaşam umudu olabilir. Unutmayalım ki kanın tek kaynağı insandır" ifadelerini kullandı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ise Kızılay’ın toplum için büyük önem taşıyan bir kurum olduğunu belirterek, "Kızılay siyaset üstü bir kurumdur. Kan ve kök hücre bağışı konusunda herkesin destek olması gerekiyor. Üç tüp kan vererek birçok insanın hayatına dokunabiliriz" dedi. Gün boyu süren etkinliklerde vatandaşlar hem çeşitli aktivitelerle keyifli vakit geçirdi hem de kök hücre ve kan bağışı hakkında bilgi aldı. Çok sayıda vatandaş bağışçı olarak farkındalık çağrısına destek verdi. Öte yandan etkinlik kapsamında vatandaşlara kimlerin kan ve kök hücre bağışında bulunabileceği konusunda da bilgilendirme yapıldı. Yetkililer, 18-65 yaş arasında sağlıklı bireylerin kan bağışı yapabileceğini, kök hücre bağışı için ise 18-50 yaş arasında sağlıklı bireylerin üç tüp kan örneği vermesinin yeterli olduğunu belirtti. Kök hücre bağışının ameliyat olmadığı, genelde koldan kan alınarak gerçekleştirilen güvenli bir işlem olduğu vurgulandı.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 23:59
Sağlık Bakanlığı: "Uluslararası bir seyahat gemisinde bulunan 3 vatandaşımız yarın ülkemize getirilecektir"
Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada "Uluslararası bir seyahat gemisinde bulunan ve sağlık durumları yakından takip edilen 3 vatandaşımız yarın ülkemize getirilecektir" denildi. Sağlık Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Uluslararası bir seyahat gemisinde bulunan ve sağlık durumları yakından takip edilen 3 vatandaşımız yarın ülkemize getirilecektir. İlgili uluslararası otoritelerle koordinasyon içinde yürütülen takip sürecinde, vatandaşlarımızda herhangi bir semptom ve hastalık bulgusu olmadığı bildirilmiştir. Ülkemize ulaştıkları andan itibaren, karantinaya alınacak ve sağlık süreçleri Bakanlığımızca titizlikle yürütülecektir" açıklamasında bulunuldu.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:43
Alanya’da tüketim tarihi geçmiş ürün satan zincir market mühürlendi
Alanya Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerinin denetimlerinde son kullanma tarihi geçmiş tavuk ürünleri sattığı tespit edilen zincir market şubesi mühürlendi. Alanya Belediyesi, halk sağlığını korumaya yönelik denetimlerini sürdürüyor. Kurban Bayramı öncesinde hijyen ve gıda denetimlerini artıran Zabıta Müdürlüğü ekipleri, Avsallar Mahallesi’nde faaliyet gösteren bir zincir market şubesinde, son tüketim tarihi geçmiş ve paket üzerindeki kullanım tarihi okunamayacak şekilde tahrip olmuş tavuk ürünlerinin satışa sunulduğunu tespit etti. İşletme hakkında tutanak tutulurken, söz konusu durum belediye encümenine sevk edildi. Ayrıca encümen kararıyla işletmeye idari para cezası uygulanırken, market şubesi mühürlenerek 3 gün süreyle ticari faaliyeti durduruldu. Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik, halk sağlığının her şeyden önce geldiğini belirterek, gıda konusunda tavizsiz bir anlayışla çalıştıklarını ifade etti. Başkan Özçelik, vatandaşların sağlıklı ve güvenli alışveriş yapabilmesi için denetimlerin devam ettiğini kaydetti.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:26
Uzmandan hantavirüs uyarısı: "Küresel salgın riski düşük ancak korunma önlemleri önemli"
Hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğuna dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" dedi. Son günlerde bir gemide görülen vakalarla yeniden gündeme gelen hantavirüs enfeksiyonlarına ilişkin uzmanlar uyarılarda bulundu. Kemirgenler aracılığıyla bulaşan hastalığın özellikle riskli meslek gruplarında daha sık görülebildiği söyleyerek, korunma önlemlerinin önemine dikkat çekildi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğunu belirterek, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Bu nedenle tarım çalışanları, doğada aktif görev yapan kişiler ve veterinerler gibi risk gruplarında hastalık daha sık görülebilmektedir" diye konuştu. "İki farklı klinik tabloya yol açabiliyor" Hantavirüs enfeksiyonlarının iki ana klinik formunun bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Akciğer tutulumu ile seyreden tipi daha çok Amerika kıtasında görülürken, böbrek yetmezliği bulgularıyla seyreden formu ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesi’nde karşımıza çıkmaktadır" şeklinde konuştu. "İnsandan insana bulaş genellikle görülmüyor" Hastalığın ateş, halsizlik, yorgunluk ve bazı vakalarda kanama gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Türkiye’de ilk vakalar 2000’li yıllarda Zonguldak ve Giresun’da bildirilmiştir. Aynı dönemde Samsun’da da takip ettiğimiz vakalar bulunmaktaydı. Son dönemde gündeme gelen salgında rol oynayan Andes alt tipinin nadir de olsa insandan insana bulaşabileceği bilinmektedir. Tedavi süreci genellikle destekleyici yaklaşımlarla yürütülmektedir" ifadelerini kullandı. "Korunma önlemleri önem taşıyor" Hantavirüsten korunmak için kemirgenlerle temastan kaçınılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" açıklamasında bulundu. "COVID-19 benzeri pandemi beklenmiyor" Hastalığın bulaşma yolları nedeniyle COVID-19 benzeri küresel bir salgın riskinin beklenmediğini dile getiren Prof. Dr. Leblebicioğlu şunları söyledi: "Mevcut bilgiler ışığında hantavirüsün dünya çapında bir pandemiye yol açması beklenmemektedir."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:25
Profesörden ’Hantavirüs’ uyarısı: "Kapalı alanlar risk taşıyor"
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, son günlerde gündeme gelen hantavirüs vakalarına ilişkin uyarılarda bulundu. Virüsün genellikle kemirgenlerden bulaştığını belirten Geyik, özellikle uzun süre kapalı kalan depo, gemi ve ambar gibi alanlarda dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Büyük Anadolu Kocaeli Darıca Hastanesi’nde Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, gündemde olan hantavirüs ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bir turistik seyahat gemisinde görülen hantavirüs enfeksiyonu toplumda endişe oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hantavirüsler; başta fareler ve kemirgenler olmak üzere bazı yabani kemiriciler tarafından taşınan, insanlarda ciddi solunum ve böbrek yetmezliği tablolarına yol açabilen viral enfeksiyon etkenleridir. Önceki yıllarda ülkemizde de tespit edilmiş hastalıklardandır. Özellikle uzun süre kapalı kalan yaşam alanları, gemiler, depolar, ambarlar, konteynerler, liman sahaları, yiyecek stok alanları ve uzun süre kullanılmamış ortamlar bulaşma riski açısından önemlidir" dedi. Hantavirüs bulaş yolları Hantavirüsün insandan insana kolay bulaşan bir hastalık olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "En sık bulaş yolu: Enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyası ile kirlenmiş ortamların solunması, fare dışkısı bulunan alanların süpürülmesi sırasında virüsün havaya karışması, kirli yüzeylere temas sonrası ağız, burun veya göze dokunulması ve nadiren kemirgen ısırıklarıdır" şeklinde konuştu. "1–8 hafta içinde ortaya çıkabilir" Belirtiler genellikle kemirgen teması sonrası 1–8 hafta içinde ortaya çıkabildiğini söyleyen Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hastalık başlangıçta grip benzeri belirtilerle ortaya çıkar. Yüksek ateş, halsizlik, aşırı yorgunluk, baş/kas/karın/sırt ağrıları, bulantı ve kusma sık görülen bulgulardır. Ağır vakalarda ise: öksürük, nefes darlığı, akciğer tutulumu, böbrek fonksiyon bozukluğu, tansiyon düşüklüğü ve yoğun bakım gereksinimi olabilir. Bize yakın coğrafyada klinik olarak genellikle böbrek hasarı ve hemorajik ateşle seyreden "böbrek sendromuna" rastlanırken Amerika coğrafyasında ise nefes darlığı, hipotansiyon, akciğer ödemi ve solunum yetmezliği ile karakterize hastalık tablosu daha çok görülür" ifadelerini kullandı. Korunma için hayati önlemler Fare ve kemirgen kontrolü şart olduğunu söyleyen Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Gıda depoları kapalı tutulmalı, açıkta yiyecek bırakılmamalı, çöp alanları düzenli temizlenmeli, gemilerde ve limanlarda profesyonel kemirgen kontrolü yapılmalıdır. Kemirgen dışkısı görülen alanlarda kuru süpürme veya elektrikli süpürge kullanımı virüsü havaya yayabilir. Temizlik sırasında eldiven ve maske takılmalı, çamaşır suyu içeren dezenfektanlar kullanılmalıdır. Uzun süre kapalı kalan depo, ambar, gemi kamarası veya konteynerler uzun süre havalandırılmalıdır. Riskli alanlarda:N95/FFP2 maske, eldiven, koruyucu gözlük takılmalıdır" açıklamasında bulundu. Risk altında olanlar ve risk durumu Dr. Mehmet Faruk Geyik şunları söyledi: Gemi personelleri, liman çalışanları, depo ve ambar çalışanları, temizlik personelleri, kampçılar ve kırsal alan çalışanları, uzun süre kapalı alan temizliği yapan kişiler risk altındadır. Hantavirüs nadir görülen ancak ciddi seyredebilen bir enfeksiyondur. Şu an için toplumda yaygın bir salgın olduğuna bir veri bulunmamaktadır. Ateş, yoğun halsizlik, nefes darlığı veya kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması önerilir. Toplum sağlığının korunması için doğru bilgiye dayalı hareket etmek, hijyen kurallarına uymak ve resmi sağlık otoritelerinin açıklamalarını takip etmek hayati önem taşımaktadır."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:18
Erzurum’da "tam buğday ekmeği yaygınlaştırma kampanyası" tanıtım toplantısı düzenlendi
"Tam Buğday Ekmeği Yaygınlaştırma Kampanyası" tanıtım toplantısı, Erzurum Şehir Hastanesi Konferans Salonu’nda geniş katılımla gerçekleştirildi. Program, tam buğday ekmeğiyle ilgili hazırlanan tanıtım filminin izletilmesiyle başladı. Ardından protokol üyeleri açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Toplantıda, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Murat Ağırtaş, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Kılıç ve Erzurum Valisi Aydın Baruş katılımcılara hitap etti. Programda, Sağlık Bakanlığı adına sunum yapan Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirer, sağlıklı beslenmenin toplum sağlığı açısından önemine dikkat çekti. Demirer, yaptığı konuşmada, "Sağlık kaybının çok önemli bir kısmı, yaklaşık dörtte biri beslenme alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Yanlış beslenme bugün birçok hastalığın temel sebeplerinden biri haline gelmiş durumda. Her yıl milyonlarca insan, sağlıksız beslenmeye bağlı hastalıklarla karşı karşıya kalıyor. Özellikle kanser vakalarının önemli bir bölümü ve tip 2 diyabet hastalıkları, yanlış diyet alışkanlıklarıyla ilişkilendiriliyor. Dolayısıyla burada yapılması gereken şey çok açık. Öncelikle risk faktörlerini doğru belirleyeceğiz. Beslenmede nerede hata yaptığımızı tespit edeceğiz ve bunların iyileştirilmesi için planlı politikalar geliştireceğiz. Bugün burada özellikle üzerinde durduğumuz konu ise tam tahıl tüketiminin artırılmasıdır. Çünkü bu, sağlık açısından en önemli koruyucu faktörlerden biri olarak görülüyor. Bunu ortaya koyan yalnızca tek bir çalışma da yok. Yapılan başka araştırmalarda da tam tahıl tüketiminin yetersiz olmasının, ölüm oranları ve hastalık yüküyle doğrudan ilişkili olduğu ortaya konuldu. 28 ülkede, 6 milyondan fazla insanın verileri üzerinde gerçekleştirilen çalışmalarda, yeterli tam tahıl tüketiminin sağlık açısından en önemli koruyucu unsurlardan biri olduğu değerlendirildi" dedi. Sunumun ardından protokol üyeleri tarafından imza töreni gerçekleştirildi. Daha sonra protokol üyeleri tam buğday ürünlerinin sergilendiği stantları gezdi. Programa konuşmacıların yanı sıra Erzurum Tarım ve Orman Müdürü Alpaslan Kenger, Erzurum İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir, Erzurum Kültür ve Turizm İl Müdürü Ahmet Yer, Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mesud Fakirullahoğlu, kurum müdürleri, STK temsilcileri, davetliler ve vatandaşlar katıldı.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:00
Bayburt’ta öğrenciler hijyen ve sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirildi
Dünya El Hijyeni Günü kapsamında öğrencilere el yıkama, el hijyeni, diyabet ve obeziteyle mücadelede sağlıklı beslenmenin önemi anlatıldı. Bayburt Devlet Hastanesi personelleri tarafından Şehit Recep Eşiyok İlköğretim Okulunda düzenlenen eğitimde, ’Temiz El Hayat Kurtarır’ sloganıyla el hijyenine dikkat çekildi. Enfeksiyon Kontrol Hemşiresi Elif Tuba Yazıcı, öğrencilere el yıkama alışkanlığının hastalıklardan korunmadaki önemini slayt eşliğinde anlattı. Eğitimde, günlük yaşamda doğru el yıkama yöntemleri ve hijyen kurallarına ilişkin bilgiler paylaşıldı. Diyabet Hemşiresi Zübeyde Kahveci ise diyabet ve obeziteyle mücadelede dengeli ve düzenli beslenmenin önemine değindi. Öğrencilere sağlıklı beslenme, hareketli yaşam ve diyabetten korunma konularında bilgilendirme yapıldı. Etkinlikte düzenlenen eğlenceli aktivitelerle öğrencilerde el hijyeni ve sağlıklı yaşam konusunda farkındalık oluşturuldu.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 11:33
Bayburt’ta ‘Menopoz Okulu’ eğitimleri devam ediyor
Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan ’Menopoz Okulu’ programı kapsamında Bayburt’ta kadınlara eğitimler veriliyor. Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde kent genelindeki çeşitli merkezlerde düzenlenen eğitimlerde, kadınlara menopoz sürecinde yaşanan fiziksel ve psikolojik değişimler hakkında bilgilendirme yapılıyor. Eğitimlerde, sağlıklı beslenme, kilo kontrolü, kemik sağlığının korunması, egzersizin önemi ve ruh sağlığının desteklenmesi gibi konular ele alınıyor. Eğitimler ile kadınların menopoz dönemini sağlıklı, bilinçli ve güçlü bir şekilde geçirmeleri; doğru bilgi, profesyonel destek ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla bu süreci en iyi şekilde yönetebilmeleri amaçlanıyor. Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü tarafından toplum sağlığını güçlendirmeye yönelik eğitim ve farkındalık çalışmalarının aralıksız devam edeceği bildirildi.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:57
Göz kuruluğu ve göz hastalıklarında lazer tedavi yöntemleri önemli
Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yavuz Özpınar, son yıllarda lazer teknolojisinin kronik göz kuruluğu tedavisinde de kullanılmaya başlandığını, bu amaçla kullanılan yöntemlerden birinin de IPL (Intense Pulsed Light) tedavisi olduğunu söyledi. Medicana Konya Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yavuz Özpınar, IPL tedavisinin özellikle Meibomian bez disfonksiyonuna bağlı göz kuruluğunda uygulanmakta olduğunu söyledi. İşlem sırasında göz çevresindeki cilde kontrollü ışık atımları uygulandığını ifade eden Op. Dr. Özpınar, bu ışık enerjisi ile göz kapaklarındaki yağ bezlerinin fonksiyonunun düzenlenebileceğini, iltihabi süreçlerin azaltılabileceğini ve gözyaşı film tabakasının daha stabil hale getirilebileceğini belirtti. Özpınar, ayrıca tedavinin genellikle birkaç seans şeklinde uygulandığının ve her seansın kısa sürede tamamlandığının altını çizdi. Lazer ile gözlük numarasının tedavisi Miyop, hipermetrop ve astigmat gibi kırma kusurlarının düzeltilmesi amacıyla yapılan lazer işlemleri halk arasında "göz çizdirme" olarak biliniyor. Bu işlemlerde hedeflenen yapının kornea yani gözün ön saydam tabakası olduğunu, kornea şeklinin değiştirilmesiyle ışığın retina üzerine doğru şekilde odaklanmasın sağlandığını belirten Op. Dr. Yavuz Özpınar, "Tedavide bu amaçla kullanılan başlıca lazer yöntemleri mevcuttur. Seçenekler arasında yer alan LASIK (Laser Assisted in Situ Keratomileusis) en yaygın uygulanan yöntemlerden biridir. İşlem sırasında korneanın yüzeyinde ince bir kapak (flap) oluşturulur. Bu kapak kaldırıldıktan sonra excimer lazer kullanılarak, korneanın alt tabakasına mikron düzeyinde şekil verilir. Ardından kapak tekrar yerine yerleştirilir. Görme genellikle hızlı şekilde düzelir ve iyileşme süresi kısadır. Bir diğer tedavi seçeneği iLASIK (Intralase LASIK), LASIK yönteminin daha gelişmiş bir versiyonudur. Bu teknikte kornea kapağı mekanik bıçak yerine femtosaniye lazer ile oluşturulur. Bu durum kapağın daha hassas ve kontrollü şekilde hazırlanmasını sağlar. Daha yüksek teknolojili bir yöntem olduğu için bazı hastalarda daha güvenli ve öngörülebilir sonuçlar sağlayabilir" dedi. Tercih edilen diğer lazer işlemlerinden olan PRK (Photorefractive Keratectomy) yönteminden de bahseden Op. Dr. Özpınar, "Bu yöntemde korneanın yüzey epitel tabakası kaldırılır ve excimer lazer doğrudan kornea yüzeyine uygulanır. Kapak oluşturulmaz. Bu nedenle kornea yapısı ince olan hastalarda tercih edilebilir. İyileşme süresi LASIK’e göre biraz daha uzun olabilir. TransPRK (Transepitelyal PRK), PRK yönteminin daha modern bir versiyonudur. Bu teknikte korneanın yüzey epitel tabakası mekanik olarak kaldırılmaz. Lazer hem epitel tabakayı hem de alttaki kornea dokusunu tek aşamada şekillendirir. Bu sayede işlem daha kısa sürede tamamlanabilir ve cerrahi temas azalır. SMILE (Small Incision Lenticule Extraction) daha yeni geliştirilen bir yöntemdir. Bu teknikte femtosaniye lazer kullanılarak kornea içinde ince bir doku parçası oluşturulur ve çok küçük bir kesiden çıkarılır. Böylece korneanın şekli değiştirilir. Kapak oluşturulmadığı için korneanın biyomekanik yapısı daha iyi korunabilir. Ayrıca bu lazer işlemleri genellikle damla ile yapılan anestezi altında uygulanır ve ağrısızdır. İşlem sonrası hastalar kısa sürede günlük hayatlarına dönebilirler ancak her hasta bu tedaviler için uygun olmayabilir. Kornea kalınlığı, göz numarası ve genel göz sağlığı mutlaka ayrıntılı bir muayene ile değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı. Lazer tedavisinde beklenen teknolojik gelişmeler Göz hastalıklarında lazer teknolojisinin sürekli geliştiğini ve gelecekte daha hassas, daha güvenli ve kişiye özel tedavilerin yaygınlaşmasının beklendiğini vurgulayan Op. Dr. Yavuz Özpınar, "Bu alandaki önemli hedeflerden biri daha yüksek hassasiyete sahip lazer sistemleri geliştirmektir. Yeni nesil cihazlar sayesinde kornea veya retina üzerinde mikron düzeyinde daha kontrollü işlemler yapılması mümkün hale gelmektedir. Bir diğer önemli gelişme alanı yapay zeka destekli lazer planlama sistemleridir. Bu sistemler hastanın kornea haritası, göz yapısı ve görme ihtiyaçlarını analiz ederek kişiye özel tedavi planlarının oluşturulmasına yardımcı olabilir. Böylece tedavi sonuçlarının daha öngörülebilir hale gelmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca retina hastalıklarında daha hedefe yönelik mikro lazer uygulamaları üzerinde çalışmalar da devam etmektedir. Bu yöntemlerin amacı retina dokusuna minimum zarar vererek hastalıklı alanları tedavi edebilmek ve görme fonksiyonunu daha iyi koruyabilmektir. Gelecekte lazer teknolojisinin yalnızca kırma kusurlarının düzeltilmesinde değil, aynı zamanda presbiyopi (yaşa bağlı yakın görme sorunu) gibi durumların tedavisinde de daha etkin yöntemler sunması beklenmektedir. Bunun yanında lazerin ilaç taşıyıcı sistemlerle veya biyoteknolojik tedavilerle birlikte kullanıldığı yeni yaklaşımlar üzerinde de araştırmalar yapılmaktadır. Sonuç olarak lazer teknolojisi göz hastalıklarının tedavisinde önemli bir yere sahiptir ve gelişen teknoloji ile kullanım alanı giderek genişlemektedir. Daha hassas cihazlar, kişiye özel tedavi planları ve yeni cerrahi teknikler sayesinde gelecekte lazer tedavilerinin göz sağlığının korunmasında çok daha önemli bir rol oynaması beklenmektedir" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder