SAĞLIK
04 Nisan 2026 Cumartesi - 19:24 MSKÜ Tıp Fakültesi öğrencilerinden sokak hayvanları için sosyal sorumluluk projesi Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Dönem 1 öğrencileri, sosyal sorumluluk projesi kapsamında toplum sağlığına ve hayvan refahına dikkat çeken bir etkinlik gerçekleştirdi. Dr. Öğretim Üyesi Fulden Cantaş Türkiş yürütücülüğünde düzenlenen etkinlik, Dünya Sokak Hayvanlarını Koruma Günü öncesinde Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında hastaneye başvuran vatandaşlara sokak hayvanlarının doğru beslenmesi, bakım süreçleri ve bu hayvanlardan bulaşabilecek hastalıklarla ilgili toplumda yaygın olan yanlış inanışlar hakkında bilgilendirme yapıldı. Öğrenciler tarafından hazırlanan broşürler eşliğinde gerçekleştirilen bilgilendirme faaliyetleri, katılımcılar tarafından ilgiyle karşılandı. Ayrıca etkinlikte, vatandaşların sokak hayvanlarını destekleyebilmeleri amacıyla kuru mama dağıtımı da yapıldı. Etkinlik alanında kurulan standı, Başhekim Yardımcıları Doç. Dr. Ercan Saruhanlı ve Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Demir ziyaret ederek öğrencilerden bilgi aldı ve yürütülen çalışmaları yerinde inceledi. Dr. Öğretim Üyesi Fulden Cantaş Türkiş, etkinliğin amacının yalnızca hayvan beslemeyi teşvik etmek değil, aynı zamanda bilinçli ve sağlıklı bir yaklaşım kazandırmak olduğunu vurgulayarak, toplumda doğru bilginin yaygınlaşmasının hem insan hem hayvan sağlığı açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 16:31 Yalova’da "Emzirme Danışmanlığı ve Ulusal Değerlendirici Sağlık Personeli Eğitimi" Yalova’da Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından "Emzirme Danışmanlığı ve Ulusal Değerlendirici Sağlık Personeli Eğitimi" düzenleniyor. Yalova’nın Termal ilçesindeki Termal Otel’de bir hafta sürecek eğitime 12 ilden 32 sağlık personeli katılıyor. Çocuk ve Ergen Sağlığı Daire Başkanlığı’nda Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları Programı Sorumlusu Hamide Uyar, eğitimle ilgili, "Şu anda ulusal değerlendirici eğitimimizi tamamlamaya çalışıyoruz. Amacımız bebeklerimizin annesi ile doğar doğmaz buluşmasını sağlamak. 32 katılımımız mevcut Türkiye’nin farklı illerinden. Buraya gelen sağlık personeli, Sağlık Bakanlığı’ndan bu eğitimi aldıktan sonra illerine vardıkları zaman bu 20 saatlik eğitimle kendi bulundukları illerde sağlık personelinin eğitimlerini yapacaklar. Daha sonra da kendi illerinde bulunan bebek dostu hastaneler, aile hekimlikleri, bebek dostu kurum ve kuruluşların değerlendirmelerinde rol oynayacaklar" dedi. Eğitime katılan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Esin Aydın Aksoy, anne sütünün önemine değinerek, "Anne sütü bir bebeğin hayata en güçlü başlangıç şeklidir. Anne sütü sayesinde bebekleri enfeksiyondan koruyoruz, bağışıklıklarını güçlendiriyoruz, büyüme ve gelişmelerini sağlıyoruz. Anne ile bebek arasındaki bağımlı kuvveti bildiriyoruz. O yüzden aslında sadece bir beslenme şekli değil, aslında bir yaşam tarzı anne sütü. Anne sütü canlı yaşayan bir varlık aslında. Çünkü bebeğin ihtiyacına göre şekilleniyor. Erken doğmuş bir bebekten zamanında doğmuş bir bebeğe kadar her bebeğin ihtiyacını karşılayabiliyor. Bebeğin ihtiyaçlarına göre içeriği değişiyor" diye konuştu. Bebek Dostu Otel çalışması çerçevesinde ayrıca otel personeline de eğitim verildi.
Gebelerde grip aşısı ‘güvenli’
04 Kasım 2025 Salı - 11:52 Gebelerde grip aşısı ‘güvenli’ Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Seda Şahin, grip aşısının inaktif yani canlı olmayan bir aşı olduğunu ve gebelerde güvenli bir şekilde uygulanabileceğini söyledi. Grip aşısı ile annenin karşılaşacağı birçok sorunun önüne geçilebileceğini söyleyen Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Seda Şahin, "Havalar soğudu, okullar açıldı ve grip mevsimi yaklaşıyor. Özellikle bir de gebeyse kişi ne yapacak? Son zamanlarda hastaların çok sık sorduğu bir soru. Gebelerde grip aşısının yapılması güvenli ve gebeliğin herhangi bir döneminde yapılabilir. Bizim için gebelikte grip aşısının yapılmasında herhangi bir handikap bulunmamaktadır. Gebelikte grip aşısını yaptık, biz ne fayda sağlayacağız dersek de annenin herhangi bir influenza sonrasında maternal bir pnömoni geçirmesini önlemiş olacağız. Hastanede yatışı önlemiş olacağız ve herhangi bir fetal komplikasyonun da önüne geçmiş olacağız. Sonuçta anneyi koruduğumuzda bebeği de otomatikman koruyoruz. Anneye yaptığımız aşı özellikle gebeliğin bitiminden sonraki ilk 3 ile 6 ayda annenin kanında bulunan antikorlar sayesinde bebeğe de enzim yoluyla geçmekte. Bu da bebeği grip enfeksiyonlarına karşı korumaktadır" dedi. Şahin, grip aşısının inaktif bir aşı olduğunu söyleyerek, "Dolayısıyla hem kendimizi korumak için hem de bebeğimizi korumak için özellikle Eylül ve Kasım aylarında grip aşısını yaptırmamız faydamıza olacaktır. Grip aşısı canlı bir aşı değildir. Dolayısıyla inaktif bir aşı olduğu için rahatlıkla yapılabilir. Yan etki bizim çok korktuğumuz bir konu. Yan etki olarak gördüğümüz şey ise genelde kolda hafif bir kızarıklık ve ağrı. Genelde bunun dışında bir yan etkiye rastlamamaktayız. Dolayısıyla gebeysek rahatlıkla grip aşımızı uygulatabiliriz" ifadelerini kullandı.
Gebelerde grip aşısı ‘güvenli’
04 Kasım 2025 Salı - 11:51 Gebelerde grip aşısı ‘güvenli’ Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Seda Şahin, grip aşısının inaktif yani canlı olmayan bir aşı olduğunu ve gebelerde güvenli bir şekilde uygulanabileceğini söyledi. Grip aşısı ile annenin karşılaşacağı birçok sorunun önüne geçilebileceğini söyleyen Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Seda Şahin, "Havalar soğudu, okullar açıldı ve grip mevsimi yaklaşıyor. Özellikle bir de gebeyse kişi ne yapacak? Son zamanlarda hastaların çok sık sorduğu bir soru. Gebelerde grip aşısının yapılması güvenli ve gebeliğin herhangi bir döneminde yapılabilir. Bizim için gebelikte grip aşısının yapılmasında herhangi bir handikap bulunmamaktadır. Gebelikte grip aşısını yaptık, biz ne fayda sağlayacağız dersek de annenin herhangi bir influenza sonrasında maternal bir pnömoni geçirmesini önlemiş olacağız. Hastanede yatışı önlemiş olacağız ve herhangi bir fetal komplikasyonun da önüne geçmiş olacağız. Sonuçta anneyi koruduğumuzda bebeği de otomatikman koruyoruz. Anneye yaptığımız aşı özellikle gebeliğin bitiminden sonraki ilk 3 ile 6 ayda annenin kanında bulunan antikorlar sayesinde bebeğe de enzim yoluyla geçmekte. Bu da bebeği grip enfeksiyonlarına karşı korumaktadır" dedi. Şahin, grip aşısının inaktif bir aşı olduğunu söyleyerek, "Dolayısıyla hem kendimizi korumak için hem de bebeğimizi korumak için özellikle Eylül ve Kasım aylarında grip aşısını yaptırmamız faydamıza olacaktır. Grip aşısı canlı bir aşı değildir. Dolayısıyla inaktif bir aşı olduğu için rahatlıkla yapılabilir. Yan etki bizim çok korktuğumuz bir konu. Yan etki olarak gördüğümüz şey ise genelde kolda hafif bir kızarıklık ve ağrı. Genelde bunun dışında bir yan etkiye rastlamamaktayız. Dolayısıyla gebeysek rahatlıkla grip aşımızı uygulatabiliriz" ifadelerini kullandı.
Şap hastalığıyla mücadelede Türkiye kontrollü şekilde ilerliyor
04 Kasım 2025 Salı - 11:44 Şap hastalığıyla mücadelede Türkiye kontrollü şekilde ilerliyor Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, ülke genelinde görülen şap hastalığı ile mücadele çalışmalarının kapsamlı bir şekilde sürdürüldüğü ifade edilerek, "Aşılama oranı yüzde 92’ye ulaşmıştır. Türkiye’deki tüm büyükbaş hayvan varlığı ilk tur aşılamadan geçirilmiş olup, ikinci tur aşılama kampanyası başlatılmıştır" denildi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın resmi sosyal medya hesabından, şap hastalığı serotipi SAT-1 ile ilgili paylaşım yapıldı. Bakanlık, ülke genelinde görülen şap hastalığı ile mücadele çalışmalarını planlı, kontrollü ve bilimsel temelde yapıldığını açıkladı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Salgın kontrol altına alınmıştır. Ülke genelinde yürütülen yoğun aşılama, karantina ve saha denetimleri sayesinde hastalığın yayılımı büyük oranda sınırlandırılmıştır. Aşılama oranı yüzde 92’ye ulaşmıştır. Türkiye’deki tüm büyükbaş hayvan varlığı ilk tur aşılamadan geçirilmiş olup, ikinci tur aşılama kampanyası başlatılmıştır. Sahadan düzenli olarak numune akışı sağlanmakta, virüsün genetik yapısı takip edilmektedir. Bilim dışı iddialara karşı adli süreç başlatılmıştır. Sosyal medyada aşıların hayvanları hasta ettiğine yönelik gerçeğe aykırı paylaşımlar yapan kişiler hakkında adli işlemler başlatılmıştır. Acil Eylem Planı kapsamında tüm süreçler titizlikle yürütülmektedir. İl ve ilçe müdürlükleri, laboratuvarlar ve saha ekipleri, Bakanlığımızın Acil Eylem Planı doğrultusunda koordineli şekilde görev yapmaktadır. Veteriner sağlık personeli 7/24 sahadadır. Hastalığın yayılımını önlemek amacıyla denetim, aşılama ve numune alma faaliyetleri aralıksız devam etmektedir. Konuyla ilgili Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (WOAH) ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile sürekli temas halinde olunarak teknik bilgi paylaşımı yapılmakta, ülkemizdeki gelişmeler düzenli olarak raporlanmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı olarak hayvan sağlığının korunması, hayvancılığın sürdürülebilirliği için tüm tedbirler alınmaya devam etmektedir."
Prof. Dr. Ersanlı: "Bağımlılıkla mücadele, yalnızca tedaviye indirgenemeyecek kadar çok boyutlu"
04 Kasım 2025 Salı - 11:24 Prof. Dr. Ersanlı: "Bağımlılıkla mücadele, yalnızca tedaviye indirgenemeyecek kadar çok boyutlu" Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde (OMÜ) düzenlenen "Çocuk ve Gençlerin Dünyasında Bağımlılık: Riskler ve Koruyucu Yaklaşımlar" sempozyumunda konuşan Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ercüment Ersanlı, "Bağımlılıkla mücadele, yalnızca tedaviye indirgenemeyecek kadar çok boyutludur; eğitimden sağlığa, sosyal hizmetten hukuk sistemine, yerel yönetimlerden sivil topluma kadar uzanan geniş bir iş birliğini gerektiren bir süreçtir" dedi. OMÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü tarafından geleneksel hâle getirilmesi hedeflenen Çocuk Sempozyumu’nun ikincisi, bu yıl "Çocuk ve Gençlerin Dünyasında Bağımlılık: Riskler ve Koruyucu Yaklaşımlar" temasıyla gerçekleştirildi. Çocuk haklarını bilimsel bir bakış açısıyla ele alan sempozyumda; çocuk ve gençlerde bağımlılık olgusuna ilişkin risk faktörleri, koruyucu ve önleyici yaklaşımlar ile iyi uygulama örnekleri disiplinler arası bir çerçevede tartışıldı. Açılış konuşmasını yapan OMÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ercüment Ersanlı, çocukluk ve gençlik dönemlerinin önemine değinerek bağımlılığın sadece bireysel değil, toplumsal bir sorun olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Ersanlı, "Çocukluk ve gençlik dönemi, hayatın en kırılgan ama en umut veren evreleridir. Bu dönemde bağımlılık riski yalnızca bireysel bir sorun değil; aileleri, okulları, kurumları ve tüm toplumu etkileyen sosyal bir yaradır. Artık bağımlılık dediğimizde sadece madde kullanımını değil, teknoloji, dijital oyun, sosyal medya gibi davranışsal bağımlılıkları da konuşuyoruz. Çocuklar bazen bir ekrana sığınarak yalnızlığını unutmaya, bazen bir maddeyle acısını bastırmaya çalışıyor. Bu noktada biz yetişkinlere, profesyonellere ve akademisyenlere büyük sorumluluk düşüyor" ifadelerini kullandı. Ersanlı, bağımlılıkla mücadelenin yalnızca klinik bir tedavi süreci değil, aynı zamanda hak temelli bir çocuk koruma sorunu olduğunu vurgulayarak, "Bir çocuğun bağımlılık riskiyle karşı karşıya kalması; onun güvenli bir aile ortamına, destekleyici bir okula, kapsayıcı bir sosyal çevreye ve erişilebilir hizmetlere ulaşabilmesiyle yakından ilişkilidir. Bu nedenle bağımlılıkla mücadele, sadece tedaviye indirgenemeyecek kadar çok boyutludur" diye konuştu. Programda, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Mahmut Yaran ile Samsun Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Vekili Sosyal Hizmet Uzmanı Hazal Cenik Delen de birer konuşma yaptı. Sempozyum, alanında uzman akademisyenlerin sunumları ve müzik dinletisiyle devam etti. Sempozyum, alanında uzman akademisyenler, profesyoneller ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleşti.
Ruh Sağlığı Merkezi 211 hastanın tedavi süreçleriyle yakından ilgileniyor
04 Kasım 2025 Salı - 10:43 Ruh Sağlığı Merkezi 211 hastanın tedavi süreçleriyle yakından ilgileniyor Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesine bağlı olarak 1 yıldır açılan Diclekent Toplum Ruh Sağlığı Merkezi, 211 hastanın tedavi süreçleriyle yakından ilgilenerek hastaların toplum içerisinde sosyal olarak rehabilitasyonlarını sağlıyor. Diclekent Toplum Ruh Sağlığı Merkezi, 1 yıl önce Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesine bağlı olarak merkez Kayapınar ilçesinde açılarak hizmet vermeye başladı. Merkez, başvuran 211 hastanın yakın takibini yaparak toplum içerisinde sosyal olarak rehabilitasyonlarını sağlıyor. Merkezin psikiyatri uzmanı Dr. Handan Uysal Koç, toplum ruh sağlığı merkezlerinde şizofren, bipolar gibi kronik ruhsal hastaların takiplerini yaptıklarını söyledi. Burada psikiyatri uzmanı, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, ergoterapisti ve usta öğreticilerle hastalara hizmet vermekte olduklarını belirten Koç, hastaların burada randevu almadan düzenli olarak doktor kontrolüne gelmekte olduğunu, ilaç takiplerini burada yaptıklarını ifade etti. Koç, onun dışında her hastanın bir vaka yöneticisi olduğunu kaydederek, "Hastalarla düzenli olarak görüşmeler yapılmakta. Halk eğitim merkezi tarafından görevlendirilen usta öğreticilerimiz hastalarımıza resim, sanat, spor alanlarından günlük etkinlikler yapmakta. Bu şekilde hastaların toplum içerisinde sosyal olarak rehabilitasyonlarını sağlamaktayız" dedi. Hastalara ev ziyaretleri yaptıklarını aktaran Koç, "Hastalarımızı ev ortamında görerek ona göre değerlendiriyoruz. Belli aralıklarla hastalara psiko eğitimler düzenliyoruz. Sadece hastaya değil, hasta yakını da bu hastalı süreciyle ilgili bilgilendirmeler yapıyoruz. Diclekent Toplum Ruh Sağlığı Merkezi yaklaşık 1 yıldır hizmet vermekte, 211 hastaya hizmet vermekteyiz. Önce bir hekim tarafından görüşme yapılır, eğer uygun tanılı ise hastaya bir dosya açıyoruz. Hastaları, aile hekimleri yönlendirebilir, psikiyatri kliniklerinde taburcu olduklarında ya da psikiyatri uzmanlarında muayeneleri sırasında da uzmanlarımız buraya da yönlendirebiliyor. Kendileri rahatlıkla gelip başvurabilirler" diye konuştu. "Hasta, kayıtlı olduktan sonra istediği sürece takiplerini yapabiliriz" Hastaları burada mutlaka gördüklerini, ilaç takiplerini doktorların yaptığını kaydeden Koç, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Bu şekilde düzenli bir takip yapıldığı için hastanın yatışları, hastaların atak dönemleri de bu şekilde azaltılmış oluyor. Hasta, kayıtlı olduktan sonra istediği sürece ömrünün sonuna kadar takiplerini yapabiliriz. Şizofreni tanılı bir hastamız vardı. Geçen yıl burada kaydı yapıldı. Hiç evden çıkmayan bir hastayken, şu an buraya düzenli olarak her gün gelip resim derslerine, müzik etkinliklerine katılmakta."
Op. Dr. Akgün Sayar’dan akıllı ve torik lens implantasyonu başarıları
04 Kasım 2025 Salı - 10:36 Op. Dr. Akgün Sayar’dan akıllı ve torik lens implantasyonu başarıları Medical Point Gaziantep Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Akgün Sayar, özellikle katarakt ve görme kusurları bulunan hastalarda uyguladığı Akıllı Lens ve Torik Lens İmplantasyonu operasyonlarıyla dikkat çekti. Op. Dr. Sayar, "Akıllı lensler, katarakt ameliyatı sırasında hastanın kendi merceği yerine yerleştirilen, uzak, orta ve yakın mesafede net görüş sağlayabilen gelişmiş göz içi lenslerdir. Bu sayede hastalar, ameliyat sonrası gözlük veya kontakt lense ihtiyaç duymadan günlük yaşamlarına konforla devam edebiliyorlar" dedi. Op. Dr. Sayar, "Akıllı lensler, yalnızca katarakt hastalarında değil, gözlük veya kontakt lens bağımlılığından kurtulmak isteyen kişilerde de etkili bir çözüm olarak öne çıkıyor. Trifokal özellikleri sayesinde birden fazla odakta net görüş sağlayan bu lensler, özellikle yakın, orta ve uzak görme sorunlarını aynı anda ortadan kaldırabiliyor" şeklinde konuştu. "Lens seçimini kişiye özel çok hassas bir planlamayla yapıyoruz" Lens seçimini kişiye özel çok hassas bir planlamayla yaptıklarını söyleyen Op. Dr. Akgün Sayar, "Astigmat problemi yaşayan kişiler için geliştirilen Torik Lensler, göz merceğindeki eğrilikleri düzelterek görüntülerin daha net algılanmasını sağlıyor. Bu sayede hastalar hem katarakt tedavisinden faydalanıyor hem de astigmat kaynaklı bulanıklıklardan kurtuluyor. Her hastanın göz yapısı farklıdır. Bu nedenle lens seçimini kişiye özel çok hassas bir planlamayla yapıyoruz. Uygun adaylarda sonuçlar son derece başarılı oluyor ve hastalar kısa sürede net bir görüşe kavuşuyor" ifadelerini kullandı. "Kısa sürede net görüş, uzun süreli konfor" Op. Dr. Akgün Sayar, "Göz içi lens implantasyonu, modern cerrahi tekniklerle dakikalar içinde tamamlanabilen bir işlem. Ameliyat sonrası iyileşme süreci oldukça hızlıdır ve hastalar genellikle birkaç gün içinde günlük aktivitelerine dönebilmektedir" diye konuştu.
Niğde’de vatandaşlara organ bağışının önemi anlatıldı
04 Kasım 2025 Salı - 10:27 Niğde’de vatandaşlara organ bağışının önemi anlatıldı 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen etkinliklerle organ bağışının önemi anlatılıyor. Niğde’de kurulan organ bağışı standında; vatandaşlara organ bağışı süreci ve önemi hakkında bilgilendirmeler yapıldı. Niğde İl Sağlık Müdürlüğü personelleri tarafından gerçekleştirilen bilgilendirme çalışmalarıyla, vatandaşların organ bağışı konusunda farkındalık kazanması ve gönüllü bağışçı sayısının artırılması hedefleniyor. Organ bağışında bulunmak isteyen ya da konu hakkında bilgi almak isteyen tüm vatandaşlar, hafta boyunca kurulan stantlara davet edildi. Niğde İl Sağlık Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Doğan Bahadır İnan; organ bağışının insana verilmiş en büyük hediyelerden biri olduğunu belirterek yaptığı açıklamada, "Bağışlanan her organ, bekleyen bir hastaya umut, bir aileye yeniden yaşam sevinci demektir. Ülkemizde binlerce vatandaşımız organ nakli beklemekte. Oysa hepimizin elinde bu umudu gerçeğe dönüştürebilecek bir güç var o da organ bağışı" dedi. Dr. İnan; organ bağışının sadece bir sağlık hizmeti değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın, insan sevgisinin ve merhametin en güzel örneği olduğunu belirterek, "Bir kişinin alacağı karar, birçok hayata dokunabilir. Bir kalp bir canı, bir karaciğer başka bir canı, iki böbrek iki farklı insanı yeniden hayata bağlayabilir" ifadelerini kullandı. İnan; "Unutmayalım ki, bağışlanan her organ filizlenen yeni bir yaşamdır. Niğde halkına bu konuda gösterdiği duyarlılıktan dolayı teşekkür ederim. Yaşarken de, vefat ettikten sonra da insanlara umut olabilmek, bırakabileceğimiz en anlamlı mirastır" diye konuştu. Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası boyunca kent genelinde düzenlenecek çeşitli etkinliklerle vatandaşları bilgilendirmeye ve organ bağışının önemini anlatmaya devam edeceği belirtildi.
KBB Uzmanı Özbay: "Mevsim geçişlerinde üst solunum yolu enfeksiyonları diğer mevsimlere göre biraz daha sık görülmektedir"
04 Kasım 2025 Salı - 10:26 KBB Uzmanı Özbay: "Mevsim geçişlerinde üst solunum yolu enfeksiyonları diğer mevsimlere göre biraz daha sık görülmektedir" Mevsim geçişlerinde üst solunum yolu enfeksiyonlarının diğer mevsimlere göre daha sık görüldüğünü belirten Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Op. Dr. Ahmet Sacit Özbay, hastalıkların bulaşmaması için hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Elazığ Medilines Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Uzmanı Op. Dr. Ahmet Sacit Özbay, mevsim geçişlerin sık görülen üst solunum yolu enfeksiyonları hakkında açıklamalarda bulundu. Üst solunum yolunun bulaşıcı bir hastalık olduğunun altını çizen Op. Dr. Ahmet Sacit Özbay, "Mevsim geçişlerinde üst solunum yolu enfeksiyonları diğer mevsimlere göre biraz daha sık görülmektedir. Bu özellikle üst solunum yolundaki organların bir şekilde hastalanması tepkisi sonucunda belirtiler görülmektedir. Burun akıntısı, kaşıntı, gözlerde sulanma, boğaz ağrısı ve ateş yükselmesi gibi belirtilerle seyretmektedir. Bunların tedavisi genellikle septomatik dediğimiz belirtilere yönelik tedaviler uygulanmaktadır. Çünkü bunların ekseriyâ sebebi virüslere bağlı hastalıklar olmaktadır. Bu nedenle antibiyotikler hastaların tedavisinde önemli ölçüde kullanılmamaktadır ama çok ilerlemiş vakalarda viral enfeksiyona bir bakteri eklenmişse antibiyotik kullanımı olmaktadır. Hastalıkların bulaşmaması için hijyen kurallarına ciddiyetle dikkat etmemiz gerekiyor. Özellikle ortak kullanılan malzemelerin kullanılmasında dikkatli olmak, yine ortak kullanılan kapı kolu, merdiven ve asansör düğmeleri gibi yerlere elle çok dokunmamak dokununca da hemen dezenfektan kullanmalıyız. Yakın temas yapmamak gibi şeyler hastalıkları önemli ölçüde engellemektedir. Ayrıca maskenin de ciddi derecede koruyucu olduğunu da biliyoruz. Ağrı kesiciler, vitaminler, taze sebze ve meyve tüketimi, ılık su ve sıvı gıdaların bol alımıyla bu tedaviler yapılabilmektedir. Bunlara rağmen ateş, öksürük ve balgam şikayetleri ileri derecede artmışsa hastane tedavisi için uzman doktora müracaat etmeleri gerekmektedir" ifadelerini kullandı.