Son Dakika
|
Özgür Özel kendisine verilen mutlak butlan tebligatını yırttı
MİT’ten sınır ötesinde DEAŞ operasyonu: 10 DEAŞ'lı yakalandı!
Türkiye’yi sarsan cinayetlerin faillerinin akıbeti aynı oldu: Mezar yerleri bilinmiyor
Gülistan Doku soruşturmasında firari şüpheli Umut Altaş ABD’de teslim oldu
Grand Kartal Otel yangını davasında istinaf kararı onadı
Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu'nun görüşmesinin detayları netleşti
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Türkiye enerjide paradigmayı değiştirdi''
CHP Kurultayı davasında ‘mutlak butlan’ kararına yapılan itiraz reddedildi
ABD Dışişleri Bakanı Rubio: "İran ile görüşmelerde bir miktar ilerleme sağlandı"
Manchester United, 2 yıl daha Michael Carrick’e emanet
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
The Quiet Elegance of Taipei Confucius Temple
ABD basını: "Trump, bazı Arap ve Müslüman ülkelerin İbrahim Anlaşmaları'na katılmasını istedi"
Malatya’da 4 büyüklüğünde deprem
GKRY'deki seçimlerin resmi olmayan ilk sonuçlarına göre DİSİ yarışta birinci sırada
Çorum’da binlerce vatandaştan Süper Lig sevinci
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Süper Lig’e yükselen Çorum FK’yı tebrik etti
8 ülkeden İsrailli Bakan Ben-Gvir’e sert tepki
DMM'den sahte kurban ilanlarına ilişkin uyarı
SAĞLIK
Ula Kızılağaç ile Menteşe Yenice Mahalleleri arasındaki içme suyu altyapısı yenileniyor
24 Mayıs 2026 Pazar - 16:05:05
MUSKİ Genel Müdürlüğü, Ula Kızılağaç Mahallesi Çamköy mevkii ile Menteşe Yenice Mahalleleri arasında yer alan 2 bin 600 metre uzunluğundaki içme suyu hattında yenileme çalışması başlattı. Çalışma kapsamında mevcut içme suyu hattı tamamen yenilenirken, hat çapları da büyütülerek özellikle yaz aylarında üst kotlarda yaşanan su basıncı sorunlarının giderilmesi hedefleniyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın içme suyu hatlarının yenilenerek çaplarının büyütülmesi ve basınç sorunlarının giderilmesine yönelik talimatları doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Ula ve Menteşe ilçelerinde yatırımlarına devam ediyor. Bu kapsamda Kızılağaç Mahallesi Çamköy mevkii ile Menteşe Yenice Mahalleleri arasında yer alan 2 bin 600 metre uzunluğundaki içme suyu hattında yenileme çalışması başlatıldı. Yürütülen çalışma ile mevcut hatların çapı büyütülerek bölgede özellikle yaz aylarında yaşanan su basıncı sorunlarının ortadan kaldırılması hedefleniyor. Ayrıca çalışma kapsamında 35 hanenin içme suyu abone hatları da yenilenecek. Kesintisiz içme suyu sağlanacak MUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri, Ula Kızılağaç Mahallesi Çamköy mevkii ile Menteşe Yenice Mahalleleri arasında içme suyu hattı yenileme çalışmalarına başladı. Bölgede artan nüfus ve özellikle yaz aylarında yükselen su kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan yetersizliklerin giderilmesi amacıyla yürütülen çalışma ile içme suyu altyapısının güçlendirilmesi hedefleniyor. Toplam 2 bin 600 metre uzunluğundaki hat boyunca mevcut hatlar yenilenirken, sistemin kapasitesi artırılarak daha yüksek çaplı iletim hattına geçiş yapılıyor. Böylece bölgeye iletilen su miktarının artırılması ve özellikle yüksek kotlarda yaşanan basınç sorunlarının önüne geçilmesi planlanıyor. Çalışma kapsamında ayrıca 35 abonenin bağlantıları da yenilenerek daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir içme suyu altyapısı oluşturulacak. İçme suyu hatlarında yürütülen kapsamlı yenileme çalışmalarından duyduğu memnuniyeti dile getiren Kızılağaç Mahallesi Muhtarı Güler Keleş, "Burada sürekli su kesintileri, patlaklar, depolarımızda su olmuyordu. Böyle çok büyük sıkıntılarımız vardı bizim. Şimdi başvurularımızın sonucunda depolarımız yenilendi, isale hatlarımız yenilendi, içme suyu şebeke hatlarımız yenileniyor. Yani MUSKİ’den o kadar çok memnunuz ki köyümün tüm sorunları gitti desem bir yerdir" dedi. MUSKİ İşletmeler 2. Daire Başkanlığı Ula İşletme Şefi Osman Nuri Özçelik, "Ula Kızılağaç Mahallesi, Çamköy mevkii ile Menteşe Yenice Mahallesi arasında yaklaşık 2 bin 600 metre içme suyu hatlarını yenilemeye başladık. İş kapsamında yaz aylarında, üst kotlarda su basıncı problemi yaşayan mülkiyetlerde boru çapını büyülterek yeterli basınçta su iletebilir hale geleceğiz. Daha kaliteli, kesintisiz bir suya kavuşacak Kızılağaç Mahallesi" dedi.
24 Mayıs 2026 Pazar - 14:46
Kurban Bayramın’nda sağlıklı ve doğru beslenme önerileri
İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Özkan Pulat, Kurban Bayramı öncesi sağlıklı ve doğru beslenme önerilerinde bulundu. Kurban Bayramının yaklaşmasıyla birlikte Bartın Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Özkan Pulat, vatandaşların hem zoonotik hastalıklara karşı hem de bayram süresince değişen beslenme alışkanlıklarının etkilerine karşı daha bilinçli ve tedbirli davranmaları gerektiğini vurguladı. Bayramların, aile bireylerini bir araya getiren, paylaşma ve dayanışma kültürünü pekiştiren özel günler olduğunu belirten İl Sağlık Müdürü "Kurban Bayramında geleneksel sofralar daha zengin hale gelirken, kırmızı et tüketiminde artış yaşanmaktadır. Bu nedenle dengeli ve kontrollü beslenmenin önemi daha da artmaktadır. Özellikle kalp-damar hastalığı, diyabet ve hipertansiyon gibi kronik sağlık sorunları olan vatandaşlarımız yağ oranı düşük etleri tercih etmeli, et tüketiminde aşırıya kaçmamalıdır. Bu hem kalp sağlığı hem de sindirim sistemi açısından önemlidir" dedi. Sağlık Müdürü Pulat "yeni kesilen kurban etlerinin hemen tüketilmemesi gerektiğini ifade ederken, "Etlerin bir süre buzdolabında dinlendirildikten sonra, haşlama veya ızgara yöntemleriyle pişirilerek tüketilmesi sağlıklı bir tercih olacaktır. Kızartma yönteminden ise kaçınılmalıdır. Ayrıca etin sebzelerle birlikte hazırlanması, beslenme çeşitliliğine katkı sağlar" açıklamasında bulundu. Etin demir, B12 ve çinko gibi mineraller bakımından zengin olduğunu belirten Pulat, C vitamini yüksek sebze, salata ve meyvelerle birlikte tüketilmesinin demir emiliminin artmasına yardımcı olduğunu hatırlattı. Aynı zamanda "Bayram sabahı dengeli bir kahvaltı yapmak, gün içerisindeki besin tüketimini olumlu etkiler" ifadelerini kullandı. Vatandaşlara yürüyüş yapmaları yönünde de tavsiyede bulunan İl Sağlık Müdürü, "Bayram boyunca sindirim sisteminin düzenli çalışmasına destek olmak ve alınan kaloriyi dengelemek adına günde en az 30 dakika yürüyüş yapılması ve fiziksel aktivitenin sürdürülmesi sağlık açısından büyük önem taşımaktadır. Son olarak vatandaşlarımızın bu mübarek bayramı hem sağlıklı hem de huzur içinde geçirmeleri için beslenme alışkanlıklarında ölçülü olmaları, hijyen kurallarına uymaları ve fiziksel hareketliliği ihmal etmemeleri önemlidir. Tüm vatandaşlarımızın sevdikleriyle bir arada sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir bayram geçirmelerini temenni ederim." dedi.
24 Mayıs 2026 Pazar - 13:55
Bayram beslemesinde gözden kaçan tehlikeyi uzmanı anlattı
Zonguldak’ta diyetisyen Gizem Güneş, Kurban Bayramı’nda porsiyon kontrolünün ötesine geçerek etin pişirilme yöntemlerindeki gizli tehlikelere dikkat çekti ve yanlış pişirme tekniklerinin sindirim sisteminde oluşturabileceği tahribata karşı vatandaşları uyardı. Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme alışkanlıkları büyük önem taşırken, uzmanlar sıklıkla göz ardı edilen kritik noktalara karşı vatandaşları uyarmaya devam ediyor. Toplumda tatlı ve et tüketimi konusunda genel bir bilinç oluştuğunu ancak bazı temel kuralların ihmal edildiğini belirten Diyetisyen Gizem Güneş, bayram döneminde sindirim sistemini korumanın yollarını anlattı. Porsiyon kontrolü ve denge kurma konularında toplumun belirli bir seviyeye ulaştığını ifade eden Güneş, "Artık çoğu kişi eti nasıl yemesi gerektiğini, tatlıyı nasıl tüketmesi gerektiğini ve bayramda nasıl denge kuracağını biliyor. Ancak genel olarak değinmediğimiz bir nokta var. Bu da etin nasıl pişirildiği ve ne kadar dinlendirilmesi gerektiği" dedi. Sindirim sistemini yoran yüksek ateş tehlikesi Özellikle yüksek ateşte işlem gören etlerin mide ve bağırsak fonksiyonlarını olumsuz etkileyerek rahatsızlıklara yol açtığına değinen Güneş, hazırlık aşamasındaki yöntemlerin önemini vurguladı. Güneş, "Yüksek ateşle pişmiş etlerin sindirim sistemini çok fazla yorduğu, sindirim sistemini bozarak şişkinliğe neden olduğu gözlemlenmiş. Dolayısıyla yalnızca porsiyon kontrolü değil, etin nasıl pişirildiği de oldukça önemli" şeklinde konuştu. Etin yanında mutlaka sebze ağırlıklı menülerin bulundurulması ve yemek sonrasında hareketsiz kalınmaması gerektiğini hatırlatan Güneş şöyle devam etti: "Mutlaka lifli gıdalarla eti tüketmeliyiz. Sindirimimizi kolaylaştırmak için yoğun bir öğünden sonra yapacağımız 10-15 dakikalık hafif fiziksel aktiviteler faydalı olacaktır." Tatlı tercihlerine ve akşam öğünlerine dikkat Ağır şerbetli tatlıların gün içindeki kalori dengesini bozabileceğine işaret eden Diyetisyen Güneş, kapanış öğünlerinin de hafif tutulması yönünde uyarılarda bulundu. Güneş, "Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmeli. Gün içerisindeki kalori kısıtlamasını akşam saatlerine bırakmadan, akşam öğünlerini daha hafif geçirmek daha sağlıklı olacaktır" dedi.
24 Mayıs 2026 Pazar - 13:34
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca:
Modern tıp uygulamaları sayesinde birçok diz probleminde cerrahiye gerek kalmadan başarılı sonuçlar alınabiliyor. Diz problemleri, günümüzde yalnızca ileri yaş grubunun değil; gençler, sporcular, masa başı çalışanlar ve aktif yaşam süren bireyler dahil toplumun geniş bir kesimini etkileyen önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Diz kireçlenmesi, menisküs yaralanmaları, bağ problemleri ve eklem yıpranmaları yaşam kalitesini ciddi ölçüde azaltabiliyor. Son yıllarda ise ameliyatsız tedavi yöntemlerine olan ilgi dikkat çekici şekilde artıyor. Modern tıp uygulamaları, girişimsel tedaviler ve kişiye özel rehabilitasyon programları sayesinde birçok hastada ağrının azaltılması ve hareket kapasitesinin artırılması mümkün olabiliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, diz problemlerinde artık multidisipliner ve kişiye özel tedavi yaklaşımının ön plana çıktığını belirterek, "Her diz probleminin tedavisinde cerrahi müdahale şart değildir. Günümüzde doğru hasta seçimiyle uygulanan ameliyatsız tedavi yöntemleri sayesinde birçok hastada başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Önemli olan hastanın şikayetini, eklem yapısını, kas dengesini ve günlük yaşam ihtiyaçlarını birlikte değerlendirerek uygun tedavi planlaması yapmaktır" dedi. Uzmanlara göre son dönemde özellikle PRP, Sanakin ve kök hücre uygulamaları; proloterapi, nöral terapi, hyaluronat enjeksiyonları, kitosan içerikli eklem uygulamaları, osteopati ve manuel terapi yöntemleri ile kişiye özel egzersiz programları ön plana çıkıyor. Ayrıca fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları, kinezyobant teknikleri ve geçirilmiş operasyonlara bağlı skar dokularına yönelik fasyal gevşetme tedavileri de destekleyici yöntemler arasında yer alıyor. Bunun yanında glikozamin, kolajen destekleri, D vitamini düzeyinin düzenlenmesi ve uygun beslenme programlarının da eklem sağlığının korunmasında destekleyici rol oynayabileceği belirtiliyor. Prof. Dr. İrfan KOCA, özellikle hareketsiz yaşam tarzının ve kilo problemlerinin diz sağlığını olumsuz etkilediğine dikkat çekerek, "Diz sağlığında en önemli unsurlardan biri kontrollü hareket ve kas gücünün korunmasıdır. Uzun süre hareketsiz kalmak eklem üzerindeki yükü artırırken kas yapısını zayıflatabilmektedir. Erken dönemde uzman değerlendirmesi yapılması, ileride gelişebilecek daha ciddi eklem problemlerinin önüne geçilmesi açısından önem taşımaktadır" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Mayıs 2026 Pazar- 11:53
İstanbul’da 77 yaşındaki hastaya hayati müdahale: "Belirti vermiyor, içimizdeki saatli bomba"
2
21 Mayıs 2026 Perşembe- 15:45
İstanbul’dan Muş’a robotik operasyon
3
23 Mayıs 2026 Cumartesi- 13:17
Kilometrelerce uzaklıktan Denizli’ye gelen 2 hasta başarılı bypass ameliyatlarıyla sağlığına kavuştu
4
23 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:24
Her yıl milyonlarca kişiyi etkiliyor: "Giderek sigara kullanımlarımız artıyor, başlama yaşı düşüyor"
5
24 Mayıs 2026 Pazar- 09:56
"Kurban etini 1 gün bekletin" uyarısı
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:53
Tavşanlı Kaymakamı Özdemir’den 11’inci kan bağışı
Kütahya’nın Tavşanlı İlçe Kaymakam Ömer Faruk Özdemir, Türk Kızılayı tarafından düzenlenen kan bağışı kampanyasına destek vererek 1 yılda 11’inci kez kan bağışında bulundu. Düzenli bağışlarından dolayı Özdemir’e bronz madalya takdim edildi. Türk Kızılayı yetkilileri, Tavşanlı’da bir dizi ziyaret ve kan bağışı etkinliği gerçekleştirdi. Ankara Kızılay Yönetim Kurulu Üyesi Semra Tozaraydın, Kütahya Kızılay Kan Bağışı Merkezi Müdürü Dr. Mahmut Ulusoy, Tavşanlı Kızılay Temsilcisi Mümtaz Serdaroğlu ile Kan Bağışı Kazanım Uzmanları Dilay Tuzlu ve Uğur Serçebay’dan oluşan heyet, Tavşanlı Kaymakamı Ömer Faruk Özdemir’i makamında ziyaret etti. Gerçekleştirilen ziyarette, Türk Kızılayı’nın yürüttüğü projeler, bölgedeki kan bağışı istatistikleri ve gönüllü bağışçı sayısının artırılmasına yönelik çalışmalar ele alındı. Görüşmede ayrıca kan stoklarının sürdürülebilirliği ile toplumsal farkındalığın önemine dikkat çekildi. Makam ziyaretinin ardından Kaymakam Özdemir ve beraberindeki heyet, Cumhuriyet Meydanı’nda kurulan kan bağışı çadırına geçti. Burada sağlık ekipleriyle sohbet eden Özdemir, gerekli işlemlerin ardından 11’inci kez kan bağışında bulundu. Türk Kızılayı protokolü kapsamında 10 bağış barajını aşan düzenli bağışçılara verilen bronz madalya da Kaymakam Özdemir’e takdim edildi. Özdemir, kan bağışının hem insan sağlığı hem de toplumsal dayanışma açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:36
Kalp kapak hastalıklarında ameliyatsız tedavi mümkün
Kardiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Uzm. Dr. Samet Yılmaz, bazı hasta gruplarında açık cerrahinin ciddi risk oluşturabildiğini söyleyerek, "Kasıktan girerek gerçekleştirdiğimiz minimal invaziv yöntemle kapak tamirini çok daha güvenli şekilde yapabiliyoruz" dedi. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Uzm. Dr. Samet Yılmaz, son yıllarda kalp kapak hastalıklarının tedavisinde önemli bir dönüşüm yaşandığını belirterek, açık kalp ameliyatına alternatif olarak geliştirilen minimal invaziv yöntemlerin uygun hastalarda başarılı sonuçlar verdiğini açıkladı. Uzm. Dr. Samet Yılmaz, özellikle mitral ve triküspit kapak yetmezliklerinde artık her hastanın açık kalp ameliyatına ihtiyaç duymadığını ifade ederek şu bilgileri paylaştı: "Gelişen teknoloji ve girişimsel kardiyoloji uygulamaları sayesinde, uygun hasta grubunda kasık bölgesindeki toplardamarlardan girilerek kalbin içine ulaşabiliyor ve kapaklardaki kaçakları minimal invaziv yöntemlerle onarabiliyoruz. Mitral ve triküspit kapak yetmezliklerinde, halk arasında ‘mandal’ olarak bilinen özel klips sistemleri kullanılarak kapaklardaki kaçak önemli ölçüde azaltılabiliyor." Yüksek riskli hastalar için önemli alternatif Avrupa Kardiyoloji Derneği kılavuzlarında da önerilmeye başlanan bu yöntemin özellikle yüksek ameliyat riski taşıyan hastalar için önemli bir seçenek sunduğunu belirten Yılmaz, şu hasta gruplarının bu tedaviden fayda görebildiğini söyledi: "Daha önce açık kalp ameliyatı geçirmiş hastalar, ileri yaş grubundaki bireyler, kalp fonksiyonları ciddi şekilde azalmış hastalar, kalp yetmezliği bulunan ve ameliyat riski yüksek kabul edilen hastalar." Uzm. Dr. Yılmaz, "Bu hasta gruplarında açık cerrahi ciddi risk oluşturabiliyor. Biz ise kasıktan girerek gerçekleştirdiğimiz minimal invaziv yöntemle kapak tamirini çok daha güvenli şekilde yapabiliyoruz" dedi. Hastalar kısa sürede günlük yaşamına dönebiliyor İşlemin en önemli avantajlarından birinin göğüs kafesi açılmadan uygulanması olduğunu vurgulayan Yılmaz, hastaların iyileşme sürecinin oldukça hızlı olduğuna dikkat çekti. Yaklaşık bir saat süren işlemin genel anestezi altında gerçekleştirildiğini belirten Yılmaz, "Hastalarımızın büyük bölümü ertesi gün servise alınabiliyor ve bir-iki günlük takip sonrası taburcu edilerek normal yaşamlarına dönebiliyor. Operasyon sonrasında nefes darlığı, çabuk yorulma, çarpıntı ve halsizlik gibi şikayetlerde belirgin azalma görüyoruz" ifadelerini kullandı. Son 6 ayda 10 başarılı vaka Bölgede bu işlemin en yoğun uygulandığı merkezlerden biri olan Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezinde son 6 ay içerisinde 10 hastaya başarıyla minimal invaziv kapak onarım işlemi uygulandığını açıklayan Uzm. Dr. Samet Yılmaz, yakın zamanda ileri yaşta, kalp pili bulunan ve ciddi kalp yetmezliği yaşayan iki yüksek riskli hastada daha başarılı sonuçlar elde ettiklerini söyledi. Son olarak dikkat çeken genç bir vakayı paylaşan Uzm. Dr. Samet Yılmaz, yaklaşık 10 yıl önce böbrek nakli yapılan, 3-4 yıl önce ise kalp krizi geçirerek bypass ameliyatı olan 55 yaşındaki bir hastanın bir yıllık takip sürecinde kalp kapaklarındaki kaçakların giderek arttığını ve buna bağlı semptomların ortaya çıktığını söyledi. Hastada nefes darlığı, çabuk yorulma ve efor kapasitesinde belirgin düşüş yaşandığını belirten Yılmaz, multidisipliner bir yaklaşımla yapılan değerlendirme sonucunda açık cerrahinin yüksek risk taşıdığına karar verildiğini aktardı. Yılmaz, işlem sonrası hastanın kalp fonksiyonlarında ve günlük yaşam kapasitesinde belirgin düzelme gözlemlendiğini belirtti. Göğüs kafesi açılmadan gerçekleştirilen bu yöntemin hastalara önemli avantajlar sağladığını vurgulayan Yılmaz, "Hastalarımız çok kısa sürede toparlanabiliyor. Operasyon sonrasında nefes darlığı, halsizlik ve çabuk yorulma gibi şikayetlerde ciddi azalma görüyoruz. Yaşam kalitesi artan hastalar günlük yaşamlarına çok daha hızlı dönebiliyor" dedi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:32
Adana kebabı ve salata ikilisi ’glutatyon’ seviyesini artırıyor
Tescilli Adana kebabı ve yanında servis edilen bol yeşillikli salatalar, vücudun en güçlü antioksidanlarından biri olarak gösterilen "glutatyon" seviyesini destekliyor. Uzmanlar, doğru besin kombinasyonlarıyla tüketilen kebabın sağlıklı hayat açısından önemli katkılar sağlayabileceğini ifade etti.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:12
20’li yaşlarda kolon kanseri alarmı: Belirtiler hemoroidle karışıyor
Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Serdar Durak, mide ve kolon kanserlerinin artık 20’li yaşlarda da görülebildiğini belirterek gençlerin dışkıda kan görülmesini hemoroid sanıp geçiştirmemesi gerektiğini söyledi. Durak, "Ben gencim, kanser olmam düşüncesi tanıyı geciktiriyor" dedi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:12
"Blefaroplastide amaç genç görünüm kadar göz sağlığını korumak"
Göz çevresinin yaşlanmanın ilk belirtilerinin görüldüğü bölgelerin başında geldiğini belirten Op. Dr. Duygu Erdem, blefaroplastide amacın yalnızca genç bir görünüm sağlamak değil, aynı zamanda göz sağlığını korumak olduğunu söyledi. Erdem, göz estetiğinde yeni yaklaşımın ise yağ dokusunu tamamen çıkarmak yerine yeniden şekillendirerek daha doğal bir görünüm elde etmek olduğunu vurguladı. Göz çevresi estetiğinde en sık uygulanan cerrahi yöntemlerden birinin blefaroplasti olduğunu belirten Medicana Ataşehir Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Duygu Erdem, "Özellikle üst göz kapağında deri fazlalığı ve görme alanını etkileyebilen sarkmalar olduğunda cerrahi müdahale estetik olduğu kadar fonksiyonel bir gereklilik de haline gelebilir. Üst kapak blefaroplastisinde amaç, fazla deriyi alırken kapağın doğal kıvrımını koruyarak daha canlı bir ifade oluşturmaktır. Alt göz kapağında ise modern cerrahi yaklaşım, yağ dokusunu tamamen çıkarmak yerine yeniden konumlandırmayı hedefler. Böylece daha doğal bir görünüm sağlanırken çökük ve yapay ifade riski azaltılır" açıklaması yaptı. Op. Dr. Duygu Erdem, göz çevresi cerrahisinin milimetrik planlama gerektirdiğini belirterek aşırı uygulamaların göz sağlığı açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekti. Erdem, estetik görünüm ile göz yüzeyi güvenliği arasındaki dengenin korunmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Cerrahi dışı yöntemler: Doğal görünümü destekleyen uygulamalar Op. Dr. Duygu Erdem, "Daha erken yaş grubundaki kişilerde veya hafif ve orta düzey değişikliklerde cerrahi dışı uygulamalar etkili seçenekler sunabiliyor. Göz altındaki çöküklük ve gölgelenme çoğu zaman pigment artışından değil, ışığın farklı kırılmasından kaynaklanıyor. Hyaluronik asit bazlı dolgu uygulamaları, bu bölgede hacim dengesini sağlayarak daha aydınlık ve dinlenmiş bir görünüm oluşturabiliyor" dedi. "Botulinum toksin uygulamaları ise kazayağı çizgilerini yumuşatarak mimik kaslarının aşırı aktivitesini dengeliyor" diyen Op. Dr. Duygu Erdem, "Buradaki temel amaç ifadeyi tamamen dondurmak değil; mimik hareketlerini kontrollü hale getirerek doğal ve daha dinlenmiş bir görünüm elde etmek oluyor. Mezoterapi uygulamaları da ince cilt yapısına sahip, elastikiyet kaybı başlamış ancak belirgin sarkması bulunmayan kişilerde destekleyici bir yöntem olarak öne çıkıyor" şeklinde konuştu. Op. Dr. Duygu Erdem, cerrahi dışı uygulamalarda doğru hasta seçiminin önemine vurgu yaparak, "Her hasta için aynı yöntem uygun değildir. Cilt yapısı, yaş, yaşam tarzı ve beklentiler birlikte değerlendirilerek kişiye özel bir planlama yapılmalıdır. Doğru teknik ve doğru endikasyon bir araya geldiğinde cerrahi dışı uygulamalar son derece doğal ve tatmin edici sonuçlar verebilir" değerlendirmesinde bulundu. Lazer ve cilt yenileme teknolojileri Göz çevresinde cilt kalitesini artırmaya yönelik uygulamalar arasında lazer teknolojilerinin de önemli bir yer tuttuğunu belirten Op. Dr. Duygu Erdem, "Lazer uygulamaları kontrollü ısı hasarı oluşturarak kolajen üretimini tetikliyor ve cilt yüzeyinin yenilenmesine yardımcı oluyor. Özellikle fraksiyonel lazer sistemleri sayesinde ince kırışıklıkların görünümünde azalma sağlanabilirken, cilt dokusu daha homojen hale gelebiliyor ve pigment düzensizliklerinde iyileşme elde edilebiliyor" dedi. Doğallık ve sağlık birlikte korunmalı Göz çevresi estetiği, cerrahi ve cerrahi dışı yöntemlerin birbirini tamamladığı; anatomi bilgisi ile estetik bakış açısının birlikte değerlendirildiği özel bir alan olarak öne çıkıyor. Başarı yalnızca teknik yeterlilikle değil, yüzün bütününü değerlendirebilme, doğal ifadeyi koruyabilme ve her müdahaleyi hassas bir planlama ile uygulayabilme becerisiyle mümkün oluyor. Op. Dr. Duygu Erdem, göz çevresi estetiğinin temel yaklaşımına ilişkin, "Amaç zamanı geri almak değil, yüzün doğal ışığını yeniden ortaya çıkarmaktır. Gerektiğinde cerrahi ile yapısal fazlalıklar düzeltilir, gerektiğinde minimal invaziv uygulamalarla cilt kalitesi desteklenir; ancak her adımda gözün koruyucu mekanizmaları ve kapak fonksiyonu öncelikli tutulmalıdır. Estetik müdahale, fonksiyonel bütünlükle uyum içinde olduğunda gerçek anlamda başarılıdır" açıklamasında bulundu. "Blefaroplastide amaç yalnızca estetik değil, sağlıklı görüş alanı da var" "Göz çevresi estetiğinde en sık uygulanan cerrahi yöntemlerden biri blefaroplastidir" diyen Dr. Duygu Erdem şunları söyledi: "Özellikle üst göz kapağında deri fazlalığı, yağ dokusu belirginliği ve görme alanını daraltabilecek düzeyde sarkmalar olduğunda cerrahi müdahale yalnızca estetik değil, fonksiyonel bir gereklilik haline de gelebilir. Üst kapak blefaroplastisinde amaç yalnızca fazla deriyi çıkarmak değil; kapağın doğal kıvrımını yeniden tanımlayarak bakışlara daha canlı ve dinç bir ifade kazandırmaktır. Alt göz kapağında ise modern cerrahi yaklaşım, yağ dokusunun tamamen çıkarılması yerine yeniden konumlandırılmasını esas alır. Böylece göz altındaki geçişler daha doğal görünürken, çökük ve yapay bir görünüm oluşma riski de azaltılmış olur." Erdem, aynı zamanda göz çevresinin anatomik bütünlüğünün korunduğunu da ifade etti. Cerrahinin hassasiyetine dikkat çeken Op. Dr. Duygu Erdem, "Göz çevresi cerrahisi milimetrik planlama gerektirir. Aşırıya kaçılan uygulamalar yalnızca estetik açıdan değil, gözün tam kapanmasını engelleyerek kornea sağlığı açısından da risk oluşturabilir. Bu nedenle estetik kazanım ile göz yüzeyi güvenliği arasındaki denge titizlikle korunmalıdır" dedi. Op. Dr. Duygu Erdem, "Göz çevresi estetiğinde en sık uygulanan cerrahi yöntemlerden biri blefaroplastidir. Özellikle üst göz kapağında deri fazlalığı, yağ dokusu belirginliği ve görme alanını daraltabilecek düzeyde sarkmalar olduğunda cerrahi müdahale yalnızca estetik değil, fonksiyonel bir gereklilik haline de gelebilir. Üst kapak blefaroplastisinde amaç yalnızca fazla deriyi çıkarmak değil; kapağın doğal kıvrımını yeniden tanımlayarak bakışlara daha canlı ve dinç bir ifade kazandırmaktır. Alt göz kapağında ise modern cerrahi yaklaşım, yağ dokusunun tamamen çıkarılması yerine yeniden konumlandırılmasını esas alır. Böylece göz altındaki geçişler daha doğal görünürken, çökük ve yapay bir görünüm oluşma riski de azaltılmış olur. Aynı zamanda göz çevresinin anatomik bütünlüğü korunur" dedi. "Kornea sağlığı açısından da risk oluşturabilir" Op. Dr. Duygu Erdem, göz çevresi cerrahisinin milimetrik planlama gerektirdiğine dikkat çekerek, aşırıya kaçılan uygulamaların yalnızca estetik açıdan değil, gözün tam kapanmasını engelleyerek kornea sağlığı açısından da risk oluşturabileceğini belirtti. Erdem, bu nedenle estetik kazanım ile göz yüzeyi güvenliği arasındaki dengenin titizlikle korunması gerektiğinin altını çizdi.
10 Mayıs 2026 Pazar - 15:05
Denizli sağlık için hareket etti
Denizli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, toplumda sağlıklı yaşam alışkanlıklarını yaygınlaştırmak ve fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekmek amacıyla 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü kapsamında yürüyüş etkinliği düzenlendi. Yenişehir Yürüyüş yolunda düzenlenen ve büyük bir katılımın gerçekleştirildiği etkinliğe Denizli Valisi Sayın Yavuz Selim Köşger, Sağlık Hizmetlerinden Sorumlu Vali Yardımcısı Nurettin Ateş, Merkezefendi Kaymakamı Abdullah Demir, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Mevlüt Dirim, Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Denizli İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çalışkan, İl Müftüsü Abdullah Pamuklu, sağlık çalışanları, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Yürüyüş saat 10.30’da Denizli Valisi Sayın Yavuz Selim Köşger’in startıyla başlarken, yürüyüşte katılımcılar sağlıklı yaşamın önemine dikkat çekmek amacıyla hep birlikte yürüdü. Yürüyüşte fiziksel aktivitenin kalp sağlığı, ruhsal iyilik hali ve yaşam kalitesi üzerindeki olumlu etkilerine vurgu yapıldı. Yürüyüş sonrasında Denizli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından kurulan bilgilendirme stantlarında fiziksel aktivite sağlıklı beslenme ve kronik hastalıklarla mücadele konusunda bilgilendirme yapılarak vatandaşlara broşür dağıtıldı. Katılımcılara sağlıklı atıştırmalıklar ve su ikram edildi. Tansiyon, boy-kilo ölçümü gibi sağlık taramaları da yapıldı. Etkinlik boyunca sağlık çalışanları tarafından vatandaşlara sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirmeler yapılırken, fiziksel aktivitenin ruhsal ve bedensel sağlık üzerindeki olumlu etkileri anlatıldı. Denizli Valisi Sayın Yavuz Selim Köşger, sağlıklı bir toplum oluşturmanın ancak sağlıklı bireylerle mümkün olacağını belirterek vatandaşları günlük yaşamlarında daha aktif olmaya davet etti: Köşger, "Düzenli yürüyüş ve egzersiz yapmak kalp-damar hastalıkları, obezite, diyabet ve hipertansiyon gibi sağlık sorunlarının önlenmesinde büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde günlük yaşamda fiziksel aktivite düzeyini artırmak amacıyla Sağlık Bakanlığımız tarafından hedefler belirlenmiş ve toplumu fiziksel aktiviteye özendirmek için çalışmalar yürütülmektedir. Bugün de 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü kapsamında toplumda sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması ve her yaş grubunda hareketli yaşam kültürünün geliştirilmesini hedefleyerek İl Müdürlerimiz, vatandaşlarımız ve öğrencilerimizle birlikte yürüyüşümüzü gerçekleştirdik. Başta Sağlık Müdürlüğümüz olmak üzere emeği geçen tüm kurumlara teşekkür ediyorum. Tüm halkımızı kaliteli ve sağlıklı yaşam için hareketli yaşama davet ediyoruz" dedi.
10 Mayıs 2026 Pazar - 14:25
Çine’de astım hastalığına karşı vatandaşlar bilgilendirildi
Aydın’ın Çine ilçesinde Çine Devlet Hastanesi tarafından astım hastalığına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla bilgilendirme standı açıldı. Çine Devlet Hastanesi’nde kurulan stantta, alanında uzman sağlık personelleri tarafından vatandaşlara astım hastalığının belirtileri, tetikleyici faktörleri ve korunma yolları hakkında bilgi verildi. Etkinlikte ayrıca doğru inhaler (nefes açıcı) cihaz kullanım teknikleri uygulamalı olarak anlatılırken, tedaviye uyumun önemine de dikkat çekildi. Hastalar ve hasta yakınlarının yoğun ilgi gösterdiği etkinlik kapsamında broşür ve çeşitli eğitim materyalleri dağıtıldı. Vatandaşların soruları uzman ekipler tarafından yanıtlandı. Çine Devlet Hastanesi yetkilileri, toplum sağlığını korumaya ve geliştirmeye yönelik eğitim ile bilgilendirme çalışmalarının kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti.
10 Mayıs 2026 Pazar - 13:56
İnme hastasına hayat kurtaran müdahale
Sakarya’da Akyazı Devlet Hastanesinde ilk kez uygulanan tPA (pıhtı eritici) tedavisiyle 73 yaşındaki hasta kalıcı felç riskinden kurtarıldı. Edinilen bilgiye göre, kol ve bacağında güç kaybı ile konuşma bozukluğu şikayetiyle hastaneye getirilen 73 yaşındaki Süleyman Aydın’a, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi (SEAH) Bölgesel Kapsamlı İnme Merkezi koordinatörlüğünde anında müdahale edildi. İhtisasını SEAH Nöroloji Kliniğinde tamamlayan Uzm. Dr. Şule Dalkılıç ve Akyazı Devlet Hastanesi acil ekibi tarafından hastaya ilk kez tPA (trombolitik) tedavisi başarıyla uygulandı. Bölgedeki inme tedavisinde önemli bir kilometre taşı olarak değerlendirilen bu hayat kurtarıcı müdahalenin ardından Aydın’ın şikayetleri tamamen giderilerek kalıcı felç riski ortadan kaldırıldı. "10 Mayıs İnme Farkındalık Haftası"nın son gününde kamuoyuyla paylaşılan vaka, inmede erken teşhis ve doğru koordinasyonla hastalığın tedavi edilebilir olduğunu gösterdi. Öte yandan, Sakarya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir ve SEAH Başhekimi Doç. Dr. Fatih Güneysu, sağlık ekibini tebrik etti.
10 Mayıs 2026 Pazar - 11:34
Prof. Dr. Koca: "Manuel Terapi" ile ameliyatsız tedaviyi anlattı
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, uygun hastalarda uygulanan manuel terapinin ameliyatsız rehabilitasyon yöntemleri arasında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapinin bilimsel değerlendirme sonrası uygulanan özel bir rehabilitasyon yöntemi olduğunu belirtti. Prof. Dr. Koca, "Manuel terapi; kas, eklem, bağ dokusu ve omurga üzerine uygulanan bilimsel temelli özel tekniklerden oluşan bir rehabilitasyon yöntemidir. Amaç ağrıyı azaltmak, hareket kısıtlılığını gidermek ve hastanın yaşam kalitesini artırmaktır" dedi. "Her ağrının nedeni aynı değil" Prof. Dr. İrfan Koca, toplumda en sık yapılan hatalardan birinin her bel ve boyun ağrısını "fıtık" olarak değerlendirmek olduğunu ifade ederek uygulama öncesinde detaylı değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekerek, "Kas spazmları, postür bozuklukları, eklem problemleri, sinir basıları veya romatizmal hastalıklar benzer şikâyetlere yol açabiliyor. Bu nedenle her hastaya aynı yaklaşım uygulanmaz. Öncelikle ağrının gerçek nedeni ortaya konulmalıdır" şeklinde konuştu. "Amaç sadece ağrıyı azaltmak değil" Prof. Dr. İrfan Koca’ya göre manuel terapinin temel hedeflerinden biri yalnızca mevcut ağrıyı baskılamak değil; hareket kabiliyetini artırmak, kas-iskelet sistemi dengesini yeniden sağlamak ve günlük yaşam fonksiyonlarını iyileştirmek olduğunu ifade etti. Özellikle; Bel ve boyun ağrıları, Kas spazmları, Hareket kısıtlılıkları, Duruş bozuklukları, Spor yaralanmaları sonrası rehabilitasyon, Omuz ve sırt bölgesi problemleri gibi durumlarda manuel terapiden fayda görülebileceği belirtiliyor. "Bütüncül yaklaşım tedavi başarısını artırıyor" Prof. Dr. İrfan Koca, son yıllarda fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında kişiye özel ve bütüncül yaklaşımların daha fazla önem kazandığını ifade etti. Manuel terapinin; Nöral terapi, Proloterapi, Kinezyobant uygulamaları, Kuru iğne uygulamaları ve Medikal egzersiz programları ile birlikte planlanmasının tedavi başarısını artırdığını belirten Koca, "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında artık daha bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. Manuel terapinin nöral terapi, proloterapi, kinezyobant uygulamaları ve egzersiz programlarıyla birlikte planlanması; hem ağrı kontrolü hem de hareket kapasitesi açısından daha etkili sonuçlar sağlamaktadır" ifadelerini kullandı. "Bilinçsiz uygulamalar risk oluşturabilir" Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapi uygulamalarının mutlaka eğitimli sağlık profesyonelleri tarafından yapılması gerektiğini vurgulayarak bilinçsiz müdahalelerin bazı hastalarda mevcut problemleri artırabileceğini söyledi. Özellikle travma sonrası gelişen ağrı, kol veya bacakta güç kaybı, ileri derecede uyuşma ya da idrar kaçırma gibi belirtilerin varlığında vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesi yapılması gerektiğini ifade eden Koca, "Doğru hasta seçimi, doğru tanı ve kişiye özel rehabilitasyon planlaması rehabilitasyon sürecinin en önemli basamaklarıdır" diye konuştu.
10 Mayıs 2026 Pazar - 11:06
Van’da "Her Gebeye Bir Ebe" projesinden Anneler Günü etkinliği
Sağlık Bakanlığı tarafından anne ve bebek ölümlerini azaltmak amacıyla hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" projesi kapsamında Van’da görev yapan ebeler ile anne adayları, ‘Anneler Günü’ dolayısıyla bir araya geldi. Haziran 2025’te başlatılan ve kamu, özel, üniversite hastanesi ayrımı gözetmeksizin tüm gebelere rehberlik hizmeti sunan proje, Van’da meyvelerini vermeye devam ediyor. Özellikle ilk gebeliğini yaşayan kadınlara hamileliğin son 3 ayında yoğun destek sağlanan program çerçevesinde, Van Kalesi eteklerindeki Atatürk Kültür Parkı’nda anlamlı bir etkinlik düzenlendi. Van İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde düzenlenen programda, ebeler ve gebeler diyetisyen gözetiminde sağlıklı kahvaltı yaparken, fizyoterapist eşliğinde egzersiz yaparak moral depoladı. Diyetisyenler tarafından gebelik süresince hem anne hem de bebek sağlığı için kritik öneme sahip olan doğru beslenme yöntemleri hakkında bilgilerin verildiği etkinlikte, anne adaylarına Sağlık Bakanlığının "Annelik Yolculuğu" isimli mobil uygulaması da tanıtıldı. Bilgilendirme sonrası sağlıklı kahvaltılarını yapan anne adayları, daha sonra uzman fizyoterapistler eşliğinde doğru nefes alma ve rahat doğum egzersizlerini uygulamalı olarak öğrendi. İHA muhabirine konuşan Koordinatör Ebe Halime Seyitoğulları, doğum kaygısı olan annelerin yanında olduklarını belirtti. Ebe Seyitoğulları, "Koordinatör ebe sisteminde son üç ayı, son üç ayı kalan gebelerimiz sisteme düşüyor. O gebelerimizi arayıp onlara gerekli bilgileri veriyoruz. Onları hastanelere yönlendiriyoruz. Yapmaları gereken taramalardan bahsediyoruz. Gebe okuluna davet ediyoruz onları. İlk gebeliği olanlara ev ziyaretinde bulunuyoruz. Ev ziyaretinde bulunduğumuz gebenin doğumla ilgili kaygıları varsa onları gidermeye çalışıyoruz. Normal doğuma yönelik egzersizler planlıyoruz, fizyoterapistimizle birlikte. Normal doğumu rahat, kolay, daha kolaylaştırmak amacıyla. Onların korkularını gidermeye çalışıyoruz. Onların aklına takılan soruları gidermeye çalışıyoruz. Daha samimi, daha ihtiyaçları olduğu zaman bize daha rahat ulaşabilmeleri için her zaman yanlarında olduğumuzu göstermek amacıyla Anneler Günü’ne özel kahvaltı düzenledik" dedi. Etkinliğe katılan Ebe Hatun Atay ise anne adaylarıyla bir arada olmaktan mutluluk duyduklarını dile getirerek, "Gebelerimizle beraber güzel bir ortamda buluştuk. Hem fizyoterapist eşliğinde sporlarımızı yaptık hem de diyetisyenimiz eşliğinde kahvaltımızı yaptık" diye konuştu. Aldığı hizmetten duyduğu memnuniyeti dile getiren 32 haftalık gebe Şeyma Öztürkçü, tüm annelerin gününü kutlayarak şöyle konuştu: "Şu anda böyle güzel bir ortamda ebelerimizle ve diğer gebe arkadaşlarımızla güzel bir kahvaltı etkinliği yaptık. Sonrasında sporumuzu yapacağız. Şundan bahsetmek istiyorum; annelik yolculuğumda, gebeliğimde ebelerimizi, yani kendi koordinatör ebemi her zaman yanımda hissettim. Onlardan her zaman bilgi alabildim. Bu benim için çok kıymetli. Kaygılarımı çok azalttı. Gebeliğimin başından itibaren her zaman ulaşabiliyorum. Ev ziyaretime geldiler sağ olsunlar. Onlarla bu süreci yönetmek benim için daha kolay ve rahatlatıcı oldu. Bu yüzden teşekkür ediyorum."
10 Mayıs 2026 Pazar - 11:01
Vali Varol, Şehir Hastanesi’nde incelemelerde bulundu
Aydın Valisi Dr. Osman Varol, Pazartesi günü itibariyle tüm poliklinik ve yataklı servisleri tam kapasite ile hasta kabulüne başlayacak olan Aydın Şehir Hastanesi’ni ziyaret etti. Gerçekleştirilen ziyarette Vali Varol, hastanede yürütülen sağlık hizmetleri ile devam eden taşınma ve yerleşim süreçleri hakkında İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul’dan bilgi aldı. Hizmet Başkan ve Başkan Yardımcıları ile Aydın Şehir Hastanesi yönetimi eşliğinde Acil Servis, yataklı servis ve poliklinik alanlarını gezen Vali Varol, yürütülen sağlık hizmetlerini yerinde değerlendirdi. Sağlık personelleri ile sohbet eden Vali Varol, fedakarca görev yapan tüm sağlık personeline çalışmalarında kolaylıklar dileyerek özverili emeklerinden dolayı teşekkür etti. Tedavi gören hastaları da ziyaret eden Vali Varol, vatandaşlarla yakından ilgilenerek geçmiş olsun dileklerini iletti, acil şifalar temennisinde bulundu. Vali Varol, gerekli incelemelerin ardından hastaneden ayrıldı.
10 Mayıs 2026 Pazar - 10:43
Psikolojik destek ertelenmemeli: Dibe vurmayı beklemeyin
Fiziksel hastalıklarda hızla doktora başvurulurken, ruhsal zorlanmalarda "kendi kendine geçer" inancıyla hareket edilmesi mevcut sorunları daha da derinleştiriyor. 10 Mayıs Dünya Psikologlar Günü vesilesiyle ruh sağlığının önemine değinen Medipol Sağlık Grubu’ndan Klinik Psikolog Pelin Ankay Kudu, toplumda psikolojik destek alma konusunda hâlâ ciddi çekinceler bulunduğunu belirterek profesyonel ruhsal desteğin de şart olduğunu ifade etti. Günlük hayatın stresi, yoğun tempo ve taşınan duygusal yükler bireylerin ruh sağlığını giderek daha fazla zorluyor. 10 Mayıs Dünya Psikologlar Günü kapsamında önemli uyarılarda bulunan Medipol Mega Üniversite Hastanesi Klinik Psikoloğu Pelin Ankay Kudu; toplumdaki "etiketlenme" ve yargılanma korkusuna dikkat çekerek, ruh sağlığının en az beden sağlığı kadar önemsenmesi gerektiğini ve psikolojik desteğin kesinlikle ertelenmemesi gerektiğini vurguladı. Ruh ve beden sağlığı bir bütündür Kudu, psikolojik destek alma kültürünün toplumda yeterince yerleşmediğini belirten Kudu "Bizim toplumumuzda güçlü olmak, her şeyi tek başına halletmekle ilişkilendiriliyor. Oysa ruh ve beden sağlığı bir bütündür. Nasıl fiziksel bir rahatsızlıkta doktora başvuruyorsak, ruhsal zorlanmalarda da psikolojik destek almak doğal bir ihtiyaçtır" dedi. Psikolojik destek alma sürecinin önünde etiketlenme ve yargılanma korkusu gibi engeller bulunduğunu ifade eden Kudu, bu nedenle birçok kişinin destek almayı ertelediğini söyledi. Ertelenen sorunlar daha karmaşık hale geliyor Psikolojik sorunların ertelendikçe daha derin ve karmaşık hale gelebildiğine dikkat çeken Kudu, "Psikolojik destek almak için mutlaka büyük bir travma yaşamak gerekmiyor. Kişi kendini iyi hissetmediği her durumda destek alabilir. Ancak uzun süren mutsuzluk, tükenmişlik, ilişkilerde zorlanma ve günlük işlevselliğin bozulması gibi durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır" diye konuştu. Gençler daha bilinçli ama destek erişilebilir olmalı Son yıllarda gençlerin psikolojik desteğe bakış açısının daha bilinçli ve olumlu olduğunu belirten Kudu, "Gençler destek alma konusunda daha istekli. Ancak bu desteğin erişilebilir ve sürdürülebilir olması gerekiyor" dedi. Ebeveynlere de çağrıda bulunan Kudu, "Aileler bazen çocuklarının psikolojik destek almasına çekingen yaklaşabiliyor. Ancak bu durum sorunların daha ağır şekilde geri dönmesine neden olabilir. Psikolojik destek almak bir gereklilik olarak görülmelidir" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder