SAĞLIK
21 Mayıs 2026 Perşembe - 18:05 Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Demirkol, Türkiye’nin yerli ultrason üretimine başlayacağını duyurdu Bolu’da öğrencilerle buluşan Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, Türkiye’nin sağlık teknolojilerinde geldiği son noktayı anlattı. Yerli ultrason üretimine başlanacağını ve gelecek yıl 700 cihazın Sağlık Bakanlığı’na teslim edileceğini açıklayan Demirkol, ayrıca 5G teknolojisi kullanılarak İstanbul’daki cerrahların Muş’taki bir hastaya uzaktan robotik böbrek ameliyatı gerçekleştirdiğini duyurdu. Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, Bolu’da düzenlenen "İhtisas Akademi 26" programında öğrencilerle buluştu. Türkiye’nin ultrason cihazı üretiminde, kanser ve lenfomalarda nokta atışı tedavi yapan CAR-T sisteminde hem de yenilikçi tedavilerde gelinen son noktayı aktaran Demirkol, dün 5G teknolojisiyle sağlık alanında yapılan başarılı bir tedaviden bahsetti. Programda İhtisas Akademi’nin sinevizyon gösterisi de izletildi. "Türkiye kendi ultrasonunu üretmeye başlıyor" Türkiye’nin kendi ultrason cihazını üretmeye başlayacağını ve önümüzdeki yılda 700 adet ultrason cihazının Sağlık Bakanlığı bünyesine kazandırılacağını açıklayan Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, "Artık sağlık alanında kendi kalp akciğer pompamızı yapıyoruz. 2 hafta önce Sayın Bakanımızın hem Kore hem de Çin firmasıyla imzalamış olduğu anlaşma gereği, artık Türkiye kendi ultrasonunu üretmeye başlıyor. Böylelikle önümüzdeki yılda 700 tane ultrasonu Sağlık Bakanlığına bu protokol yapılan firmalar teslim edecekler. Şu anda CAR-T (Kimerik Antijen Reseptörü T-hücre) sistemi dediğimiz, özellikle lösemi ve lenfomalarda nokta atışı tedavi yapan CAR-T çalışması Ankara Etnik Şehir Hastanesi’mizde başladı. Bu sistem Türkiye’de ve dünyada gelecek 10 yılın en önemli kanser tedavilerinden biri olacak. Hem ultrasonda hem CAR-T’de hem de yenilikçi tedavilerde Türkiye, üreten sağlık olarak özellikle savunma sanayiinde aldığımız yolun çok daha ötesine gitmeyi hedefliyor" dedi. 5G teknolojisiyle uzaktan böbrek ameliyatı yapıldı Türkiye’nin yeni geçtiği 5G teknolojisi sayesinde uzaktan başarılı bir böbrek ameliyatı yapıldığını aktaran Demirkol, "Dün Muş Devlet Hastanesi’nde İstanbul Üniversitesi’ndeki hocalarımızın 5G teknolojisiyle İstanbul’dan Muş’a bağlanarak robotla başarılı bir böbrek ameliyatı yapması sağlandı. Türkiye’nin dört bir yanında, özellikle Türkiye’nin gelişen teknolojisinde, 5G teknolojisiyle bu uzaktan telecerrahi işlemlerini artırarak devam ettiriyoruz" şeklinde konuştu. Programa Yatırım Hizmetleri Genel Müdürü Mehmet Fidan, BAİBÜ Rektör yardımcıları, siyasi parti temsilcileri, öğrenciler ile vatandaşlar katıldı.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 16:11 "Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur" temalı seminer Samsun’da Büyük Anadolu Hastaneleri tarafından düzenlenen "Geleceğimizin Teminatı Çocuklar İçin Sağlık Semineri"nde çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimine ilişkin velilere yönelik bilgilendirme yapıldı. Büyük Anadolu Hastaneleri ile özel bir kolej iş birliğinde gerçekleştirilen seminerde, çocuk sağlığı, beslenme, hijyen alışkanlıkları ve psikolojik gelişim konuları ele alındı. "Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur" temasıyla düzenlenen etkinlikte, anne ve babalara çocuk gelişimine ilişkin çeşitli başlıklarda bilgi verildi. İnteraktif sunum eşliğinde gerçekleştirilen programda; Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Serenay Sağıroğlu Kaya, Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Akif Taşdemir ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Alev Cansu Certel tarafından sunum yapıldı. Seminerde çocukların uyku düzeni, sağlıklı beslenme, kişisel hijyen, ruhsal gelişim ve aile içi iletişim konularına değinildi. Ayrıca çocuk gelişiminde güvenlik, bağlanma, özgüven, özerklik, kendini ifade edebilme ve gerçekçi sınırlar gibi başlıklarda velilere çeşitli bilgiler aktarıldı. Soru-cevap şeklinde devam eden program, katılımcıların toplu hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi. Büyük Anadolu Hastaneleri yetkilileri, çocukların sağlıklı gelişimine katkı sağlamak amacıyla eğitim kurumlarıyla ortak çalışmaların sürdürüleceğini belirtti.
MEAH’ta yüksek tansiyona dikkat çekildi
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:15 MEAH’ta yüksek tansiyona dikkat çekildi Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, toplum sağlığını tehdit eden en önemli unsurlardan biri olan yüksek tansiyona karşı anlamlı bir farkındalık etkinliğine imza attı. "Dünya Hipertansiyon Günü" ve "Dünya Tuza Dikkat Haftası" kapsamında hastane bünyesinde özel bir bilgilendirme standı kuruldu. Hasta ve hasta yakınlarının yoğun ilgi gösterdiği stantta vatandaşların tansiyon ölçümleri gerçekleştirilirken, gizli tehlike hipertansiyon ve aşırı tuz tüketimine karşı hayati uyarılarda bulunuldu. Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Huddam ile Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özcan Başaran’ın iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlikte, vatandaşlara yüksek tansiyonun yol açabileceği ciddi sağlık sorunları anlatıldı. Uzmanlar; hipertansiyonun çoğu zaman hiçbir belirti vermeden sinsice ilerlediğine dikkat çekerek, aşırı tuz tüketiminin yüksek tansiyonun başlıca nedenleri arasında yer aldığını vurguladı. Hastane yönetimi tarafından da ziyaret edilen stantta; tuz tüketiminin azaltılması, düzenli egzersiz yapılması ve dengeli beslenme gibi sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kalp ve damar sağlığını korumanın en etkili yolları olduğu ifade edildi. Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden yapılan açıklamada, etkinliğin amacının toplum bilincini artırmak olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:"Dünya Hipertansiyon Günü ve Dünya Tuza Dikkat Haftası; sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemini hatırlatmak açısından son derece önemli bir fırsat sunmaktadır. Bu kapsamda hastanemize başvuran hasta ve hasta yakınlarımızın tansiyon ölçümlerini yaparak kendilerini bilgilendirdik. Unutulmamalıdır ki küçük yaşam değişiklikleri, büyük sağlık kazanımlarının anahtarıdır" Hastalıkların kapıyı çalmadan önce önlenmesi gerektiğine vurgu yapan etkinlik, broşür dağıtımı ve vatandaşların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.
Uzmanından uyarı: "Göz yorgunluğu, çift görme, bulanık görme gibi şikayetlerin altında yatan neden beyincik sarkması olabilir"
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:10 Uzmanından uyarı: "Göz yorgunluğu, çift görme, bulanık görme gibi şikayetlerin altında yatan neden beyincik sarkması olabilir" Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Göksal Günerhan, beyincik sarkması hakkında, "Hastalarda göz yorgunluğu, çift görme, bulanık görme gibi şikayetlerin altında yatan neden beyincik sarkması olabilir. Bu durum beyin sapı ve omurilik üzerinde baskı oluşturarak beyin omurilik sıvısının dolaşımını bozabiliyor" dedi. Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Göksal Günerhan, beyincik sarkması hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. Basit bir göz yorgunluğu ya da sıradan bir baş ağrısı sanılarak göz ardı edilen belirtilerin ciddi bir hastalığın işareti olabileceğine dikkat çeken Günerhan, erken teşhis edilmeyen beyincik sarkmasının yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebileceğini söyledi. Halk arasında beyincik sarkması olarak bilinen "chiari malformasyonu"nun beyinciğin alt kısmının kafatası tabanındaki açıklıktan omurilik kanalına doğru sarkmasıyla ortaya çıktığını belirten Günerhan, belirtilerinin çoğu zaman göz yorgunluğu, çift görme, bulanık görme gibi rahatsızlıklarla karıştırılabileceğini söyledi. "Göz yorgunluğu, çift görme, bulanık görme gibi şikayetlerin altında yatan neden beyincik sarkması olabilir" Beyincik sarkmasının ciddi bir hastalık olduğunu dile getiren Günerhan, "Hastalarda göz yorgunluğu, çift görme, bulanık görme gibi şikayetlerin altında yatan neden beyincik sarkması olabilir. Bu durum beyin sapı ve omurilik üzerinde baskı oluşturarak, beyin omurilik sıvısının dolaşımını bozabiliyor. Tedavi edilmediğinde optik sinirlerde kalıcı hasar, nadiren de görme kaybı gelişebilir. Chiari malformasyonunda görülen baş ağrısı genellikle migren veya gerilim tipi baş ağrısıyla karıştırılıyor. Ancak burada önemli fark, ağrının öksürme, hapşırma, ıkınma ya da ağır kaldırma gibi kafa içi basıncını artıran durumlarda şiddetlenmesidir. Bazı hastalar uzun süre psikolojik kaynaklı olduğu düşünülerek farklı tedavilere yönlendirilebiliyor. Bu durum hem zaman kaybına hem de hastalığın ilerleyerek omurilikte kalıcı hasarlara neden olmasına yol açabiliyor" ifadelerini kullandı. "Kişi güldüğünde ya da ıkındığında bıçak saplanır gibi bir ağrı hissediyorsa mutlaka tetkik yapılmalıdır" Hastalığın ilerlemesiyle birlikte denge kaybı, ellerde uyuşma, hissizlik ve yutma güçlüğü gibi belirtilerin de görülebileceğini ifade eden Günerhan, "Eğer ağrı enseden yukarı doğru yayılıyorsa, kişi güldüğünde ya da ıkındığında bıçak saplanır gibi bir ağrı hissediyorsa, buna dengesizlik veya ellerde uyuşma eşlik ediyorsa mutlaka ileri tetkik yapılmalıdır. Beyincik sarkmasının tanısında altın standart yöntem Beyin ve Servikal MR görüntülemesidir. MR sayesinde beyincik dokusunun omurilik kanalına ne kadar sarktığını net olarak görebiliyoruz. Günümüzde uygun hastalarda uygulanan kapalı cerrahi yöntemlerle başarılı sonuçlar alabiliyoruz. Kısa sürede iyileşme sağlanırken, hastalar günlük yaşamlarına daha hızlı dönebiliyor" dedi.
"Böbrek taşını tedavi etmek her zaman yeterli olmayabilir"
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:02 "Böbrek taşını tedavi etmek her zaman yeterli olmayabilir" Böbrek taşı hastalığının, yalnızca şiddetli ağrıya neden olan geçici bir sağlık sorunu olarak görülmemesi gereken, tekrar etme riski yüksek metabolik hastalıklar arasında yer aldığına dikkat çeken Üroloji Uzmanı Op. Dr. Ersin Atabey, "Taş çıkarılmış olsa bile altta yatan metabolik nedenler devam ettiği sürece yeni taş oluşabilir. Bu nedenle sadece taşı tedavi etmek yeterli değildir. Yetersiz sıvı tüketimi, yüksek tuz alımı, fazla hayvansal protein tüketimi ve bazı metabolik hastalıklar taş oluşumunu tekrarlayabilir" dedi. Medical Park Ankara Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Ersin Atabey, böbrek taşının idrarda bulunan bazı minerallerin yoğunlaşarak kristalleşmesi sonucu oluştuğunu belirterek, "Kalsiyum, oksalat, fosfat ve ürik asit gibi maddeler zamanla sert taş yapısına dönüşebilir. Temel sorun çoğu zaman idrarda taş oluşturan maddelerin fazla, idrar hacminin ise az olmasıdır" dedi. "En önemli risk faktörü yetersiz su tüketimi" Böbrek taşı oluşumunda birçok risk faktörünün etkili olduğunu dile getiren Op. Dr. Atabey, "Yetersiz su tüketimi, fazla tuz kullanımı, aşırı hayvansal protein tüketimi, obezite, diyabet, metabolik sendrom, ailede taş öyküsü ve daha önce taş düşürmüş olmak riski artırabilir" diye konuştu. Op. Dr. Atabey ayrıca sık terleme, koyu renkli idrar, oksalattan zengin beslenme, gut hastalığı, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları ve bazı bağırsak hastalıklarının da taş oluşumuna zemin hazırlayabileceğini ifade etti. "En tipik belirti ani başlayan şiddetli ağrı" Böbrek taşlarının bazen uzun süre belirti vermeden böbrek içinde kalabildiğini belirten Op. Dr. Atabey, "En tipik belirti, taşın böbrekten idrar kanalına hareket etmesiyle başlayan ani ve şiddetli yan ağrısıdır. Bu ağrıya bulantı, kusma, idrarda kanama, sık idrara çıkma hissi ve idrar yaparken yanma eşlik edebilir" dedi. Ağrının genellikle belin yan tarafında başladığını söyleyen Op. Dr. Atabey, "Taş aşağı indikçe ağrı alt karın, kasık, testis veya vajinal bölgeye yayılabilir. Hastalar çoğu zaman yerinde duramayacak kadar şiddetli ağrı hisseder" ifadelerini kullandı. "Küçük taşlar kendiliğinden düşebilir" Her böbrek taşında ameliyat gerekmediğini söyleyen Op. Dr. Atabey, "Özellikle küçük ve tıkanıklık oluşturmayan taşlar bol sıvı tüketimi, ağrı kontrolü ve bazı ilaç tedavileri ile kendiliğinden düşebilir" diye konuştu. Op. Dr. Atabey, ancak ateş, enfeksiyon, şiddetli ağrı, böbrekte tıkanıklık, böbrek fonksiyonlarında bozulma veya taşın büyük olması gibi durumlarda müdahalenin gerekli olabileceğini söyledi. "Tedavi taşın yerine ve boyutuna göre değişiyor" Böbrek taşı tedavisinde uygulanacak yöntemin taşın boyutu, bulunduğu yer, sertliği ve hastanın genel durumuna göre belirlendiğini anlatan Op. Dr. Atabey, "Küçük taşlarda takip ve medikal tedavi uygulanabilirken, bazı taşlarda dışarıdan ses dalgaları ile taş kırma yöntemi kullanılabiliyor. Endoskopik lazer tedavileri ve büyük böbrek taşlarında perkütan cerrahi yöntemleri de uygulanabiliyor" dedi. Op. Dr. Atabey, özellikle 2 santimetreden büyük böbrek taşlarında perkütan nefrolitotomi (PCNL) yönteminin etkili tedavi seçeneklerinden biri olduğunu belirtti. "Taşın yeri tedavi seçimini etkiliyor" "Taş tedavisinde tek doğru yöntem yoktur" diyen Op. Dr. Atabey, "Taşın boyutu, yeri ve böbreğin anatomik yapısı tedavi seçimini belirler. Küçük taşlar takip edilebilirken, daha büyük taşlarda endoskopik veya cerrahi yöntemler gerekebilir" dedi. "Tekrar etme riski yüksek" Böbrek taşının tekrar etme eğiliminin yüksek bir hastalık olduğunu vurgulayan Op. Dr. Atabey, "Taş çıkarılmış olsa bile altta yatan metabolik nedenler devam ettiği sürece yeni taş oluşabilir. Bu nedenle sadece taşı tedavi etmek yeterli değildir. Yetersiz sıvı tüketimi, yüksek tuz alımı, fazla hayvansal protein tüketimi ve bazı metabolik hastalıklar taş oluşumunu tekrarlayabilir" dedi. "Kalsiyumu tamamen kesmek doğru değil" Hastaların en sık yaptığı yanlışlardan birinin kalsiyumu tamamen kesmek olduğunu söyleyen Op. Dr. Atabey, "Birçok hasta kalsiyum taşı varsa süt ve yoğurdu bırakması gerektiğini düşünüyor. Oysa gereksiz kalsiyum kısıtlaması bazı hastalarda taş riskini artırabilir. Asıl önemli olan tuz tüketiminin azaltılması ve yeterli sıvı alınmasıdır" diye konuştu. "İdrar renginin açık olması gerekiyor" Günlük yaşamda alınabilecek önlemlere değinen Op. Dr. Atabey, "En önemli korunma yöntemi yeterli su tüketimidir. Gün boyunca idrar renginin açık kalacak düzeyde sıvı alınmalıdır. Fazla tuz tüketiminden kaçınılması, aşırı hayvansal protein tüketilmemesi, dengeli beslenilmesi ve taş düşüren hastalarda taş analizinin yapılması önemlidir" dedi. Böbrek taşının yalnızca ağrı yapan bir hastalık olmadığını vurgulayan Op. Dr. Atabey, "Asıl başarı taşı kırmak ya da çıkarmak değil, yeni taş oluşumunu önlemektir" ifadelerini kullandı.
Çayırova Devlet Hastanesinin inşaatı hızla yükseliyor
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:44 Çayırova Devlet Hastanesinin inşaatı hızla yükseliyor Çayırova’da yapımı süren 200 yataklı devlet hastanesinin inşaat çalışmaları aralıksız devam ediyor. Çayırova Belediye Başkanı Bünyamin Çiftçi, hastane şantiyesinde incelemelerde bulunarak yetkililerden çalışmalardaki son duruma ilişkin bilgi aldı. İlçenin en büyük hayallerinden biri olan hastane projesinin her aşamasını titizlikle takip ettiklerini belirten Çiftçi, vatandaşları modern, güvenli ve kaliteli sağlık hizmetiyle buluşturacak eserin en kısa sürede tamamlanması için çaba gösterdiklerini kaydetti. Başkan Çiftçi, "Çayırova Devlet Hastanemizin inşaatı tüm hızıyla devam ediyor. Temelde önemli bir imalat gerçekleştirdik. Deprem izolatörlerimizi yerleştirdik. Temel imalatımızı tamamladık. Şu anda artık inşaatın esas vakit alan, zaman alan kısmını tamamlatmış olduk ve bundan sonra da hızlı bir şekilde kaba inşaatın devamı yükselecek. Şu anda kirişlerimizin imalatı gerçekleştiriliyor. Tabliyelerimizin demir imalatları yapılıyor. Çayırova’mıza devlet hastanesi kazandırıyor olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Ben başta Sayın Cumhurbaşkanımıza, bakanımıza, bütün yetkililerimize, milletvekillerimize, il başkanımıza ve büyükşehir belediye başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Hep birlikte Çayırova’mıza çok güzel bir eser kazandırmış olacağız" ifadelerini kullandı. 200 yataklı ve son teknolojiyle donatılacak Taban alanı 8 bin 700, toplam yapı inşaat alanı ise 45 bin 518 metrekare olan Çayırova Devlet Hastanesi, 200 yatak kapasitesiyle hizmet verecek. Modern sağlık kompleksinin bünyesinde; 75 poliklinik, 51 yoğun bakım yatağı, 6 ameliyathane, 26 acil müşahede yatağı ve donanımlı doğumhaneler yer alacak.
Akdeniz Üniversitesi’nde gençlerden dijital detoks hareketi: "Telefonunu bırak, hayata bağlan"
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:03 Akdeniz Üniversitesi’nde gençlerden dijital detoks hareketi: "Telefonunu bırak, hayata bağlan" Akdeniz Üniversitesi Gülsün-Süleyman Süral Meslek Yüksekokulu Halkla İlişkiler Bölümü öğrencileri, dijital bağımlılığa dikkat çekmek amacıyla kampüste dikkat çeken bir sosyal sorumluluk projesine imza attı. Gençlik ve Spor Bakanlığı iş birliğiyle gerçekleştirilen "Dijital Detoks" etkinliğinde öğrenciler, kampüs alanında oluşturulan özel oyun ve sosyal etkinlik alanına giriş yapabilmek için cep telefonlarını belirli süreliğine teslim etti. Yaklaşık 5 saat boyunca telefonlarından uzak kalan öğrenciler, dijital ekranların yerine gerçek sosyal etkileşimi deneyimledi. Etkinlik alanında öğrenciler için çeşitli oyunlar, takım aktiviteleri, sohbet alanları ve eğlenceli etkinlikler hazırlandı. Gün boyunca telefonlarına erişemeyen öğrenciler başlangıçta zorlandıklarını ifade ederken, ilerleyen saatlerde yüz yüze iletişimin ve birlikte vakit geçirmenin kendilerini daha iyi hissettirdiğini söylediler. Sosyal medya bildirimlerinden uzak kalan gençler, dijital dünyanın günlük yaşam üzerindeki etkisini daha net fark ettiklerini dile getirdiler. Projeye katılan öğrencilerden bazıları, sürekli telefona yönelme isteğinin aslında farkında olmadıkları bir bağımlılığı ortaya çıkardığını belirtirken, bazı öğrenciler ise uzun zaman sonra ilk kez bu kadar rahat sohbet ettiklerini ve çevreleriyle daha güçlü iletişim kurduklarını ifade ettiler. Etkinlik boyunca kampüste samimi ve hareketli görüntüler oluşurken, öğrenciler telefon olmadan da eğlenebildiklerini gördüklerini belirttiler. "Öğrencilerimizin telefonsuz da mutlu olabildiğini görmek bizim için çok değerli" Projenin akademik danışmanı Öğr. Gör. Dr. Ayşen Yalman, dijital bağımlılığın özellikle gençler arasında giderek büyüyen bir sorun olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: "Bugün gençlerin büyük bir kısmı gününün önemli bölümünü ekran karşısında geçiriyor. Bu durum zamanla sosyal ilişkileri zayıflatabiliyor ve bireyleri yalnızlaştırabiliyor. Biz bu projeyle öğrencilerimizin kısa süreliğine de olsa dijital dünyadan uzaklaşıp, gerçek iletişimin gücünü yeniden hissetmelerini amaçladık. Burada oluşan samimiyet, iletişim ve paylaşım ortamı aslında teknolojinin değil, kontrolsüz kullanımın problem olduğunu gösteriyor. Öğrencilerimizin telefonsuz da mutlu olabildiğini görmek bizim için çok değerli." "Bu çalışmaların çok kıymetli olduğunu düşünüyoruz" Gülsün-Süleyman Süral Meslek Yüksekokulu Müdürü Ramazan Erdem ise, gençlerin teknolojiyle dengeli bir ilişki kurmasının önemine vurgu yaparak, "Bu tür projeler öğrencilerin hem sosyal farkındalığını artırıyor hem de gerçek iletişimin değerini yeniden hatırlatıyor. Gençlerimizin dijital dünyayı bilinçli kullanabilmesi adına bu çalışmaların çok kıymetli olduğunu düşünüyoruz" dedi. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlik, kampüste hem eğlenceli hem de düşündürücü anlara sahne oldu. Gün sonunda telefonlarını teslim alan birçok öğrenci, birkaç saatlik dijital uzaklaşmanın bile kendilerini psikolojik olarak daha rahat hissettirdiğini ifade etti. "Telefonunu bırak, hayata bağlan" sloganıyla gerçekleştirilen proje, dijital bağımlılık konusunda farkındalık oluştururken, gençlerin teknolojiyle daha sağlıklı bir ilişki kurmasına yönelik önemli bir örnek olarak değerlendirildi.
Kıbrıs’tan avuç dolusu ilaçla geldi, İzmir’de sağlığına kavuştu
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:01 Kıbrıs’tan avuç dolusu ilaçla geldi, İzmir’de sağlığına kavuştu Lefkoşa’da yaşayan 57 yaşındaki Şefika Kıral’ın, halk arasında ‘delirten hastalık’ olarak da bilinen trigeminal nevralji tanısıyla 4 yıldır çektiği sıkıntıları İzmir’de son buldu. Öncesinde avuç avuç ilaç içmek zorunda kalan Şefika Kıral, Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun’un yaptığı başarılı ameliyat sonrası sağlığına kavuştu. Hastalıkla geçen sürecini paylaşan Şefika Kıral, "Ben 4 yıldır bu hastalıkla mücadele ediyorum. En son internette yaptığım araştırmalarda Özhan Bey’e denk geldim ve kızlarıma gösterdim. Kızlarım, ameliyatın beyinle ilgili olması sebebiyle endişelendiler ama ben kararımı vermiştim. Çünkü her gün ağrı çekmekten bir an önce kurtulmayı istiyordum. Zaten ağrılar dayanılmaz bir boyuta ulaştığı için ameliyat korkusu olmadı" diye konuştu. Ağrısız yaşama merhaba dedi Ağrılarının şimşek çakması gibi olduğunu ve dişlerinde ile iç yanakta yanma hissi yaşadığını belirten Şefika Kıral, başlangıçta bu şikâyetlerin dişlerine yaptırdığı işlemden kaynaklandığını düşündüğünü ifade etti. Sonrasında diş hekiminin yönlendirmesiyle bir nöroloğa başvuran ve trigeminal nevralji tanısı alan Şefika Kıral, "İlaçlarla bir süre ağrı sakinlerdi ancak sonra yeniden başlardı. Yani bu haplar da çare olmuyordu. Boşu boşuna ilaç içiyordum. Hepsi reçeteli bir avuç ilaç. Sabah-öğle-akşam bir avuç hap içiyordum" ifadelerini kullandı. En sevdiği şeyin tatlı yemek olduğunu ancak ağrılardan dolayı suyu dahi pipetle içtiğini anlatan Şefika Kıral, ameliyat sonrası yediği yemeği ve tatlıyı anlatarak mutluğunu "Ağrı yok sızı yok rahat rahat yuttum" sözleriyle paylaştı. Dışarıya dahi çıkarken iki kere düşünen Şefika Kıral, ameliyat sonrası yurt dışı seyahati planını devreye alacağını da belirtti. İlaçları kademeli olarak bırakacak Şefika Kıral’ın durumu ve tedavi süreci hakkında bilgi veren Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun, şu ifadeleri kullandı: "Hastanın yüzünün sağ tarafında, beyincik damarlarının sinire baskı yapması sonucu oluşan ve halk arasında ‘delirten hastalık’ olarak da bilinen trigeminal nevralji mevcuttu. Hasta uzun süredir yüksek dozda ve birden fazla ilaç kullanıyordu. Artık tedavide ikinci aşamaya geçilmesi gerekiyordu. Bu aşamada seçenekler siniri yakma tedavisi veya cerrahi müdahaleydi. Cerrahi tedavinin ardından hasta ilaçlarını yaklaşık bir ay içinde kademeli olarak kesebilir. Hasta bugün ilk kez elma yiyebildi; daha önce şeker tüketemiyordu, artık şekerli gıdaları da rahatlıkla tüketebiliyor."
Bacağını kaybeden 15 yaşındaki çocuk, hayırseverler sayesinde özgürlüğüne kavuştu
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:14 Bacağını kaybeden 15 yaşındaki çocuk, hayırseverler sayesinde özgürlüğüne kavuştu Eskişehir’de kemik tümörü sebebiyle sağ bacağı diz altından ampute edilen 15 yaşındaki Cüneyt Cuma, hayırseverlerin desteğiyle alınan protez sayesinde yeniden yürümeye başladı. Odunpazarı ilçesi 71 Evler Mahallesi’nde ikamet eden Cüneyt Cuma, bu sene Ankara’daki bir hastanede ampute edildi. Kemik tümörü sebebiyle sağ bacağını kaybettikten sonra yaşamı olumsuz yönde etkilenen Cuma, yürüyemez hale gelmesi sebebiyle psikolojik sıkıntılar yaşadı. Çocuğunun durumuna üzülen baba, protez bacak yaptıracak maddi durumlarının olmaması sebebiyle hayırseverlerden yardım istedi. İlmek İlmek Bin Minik Yürek Yardımlaşma Grubu gönüllüleri, Cüneyt Cuma’ya protez yaptırmak için harekete geçti. Birçok kişinin katkısıyla alınan ithal bir protez, geçtiğimiz günlerde Cuma’nın sağ bacağına takıldı. Protez sayesinde tekrardan yürüyebilmeye başlayan çocuk, kendisine bu mutluluğu yaşatan hayırseverlere teşekkür etti. "Aktif vakum sistemli bir diz altı protez uyguladık" Protez Ortez Teknikeri Tolgahan Say, yaptıkları işlemle ilgili olarak, "Cüneyt kemik tümöründen dolayı sağ diz altından bacağını kaybetmiş, ampute etmişler. Ayşegül ve Ebru hanımların ekibi Cüneyt için bir bir kampanya başlattılar. Cüneyt’e aktif vakum sistemli bir diz altı protez uyguladık. Ayaktan alçı ölçü alıp ona özel bir soket tasarladık. Daha sonra parçaları bir araya getirerek protezi oluşturduk" dedi. "Cüneyt kardeşimizi özgürlüğüne kavuşturmak istedik ve başardık" İlmek İlmek Bin Minik Yürek Yardımlaşma Grubu Gönüllüsü Ayşegül Bozbaş, "Ben kendisini tanıdığımda bayağı küçüktü. Hastalandığını yeni öğrendim. Kemik tümöründen dolayı bacağı ampute edilmiş. Babası, çocuğumuzun daha rahat yürüyebilmesi adına bize ulaştı, hastalığından dolayı psikolojisinin ve moralinin bozulduğunu söyledi, daha rahat yürüyebilmesi adına bir protez yaptırıp yaptıramayacağımızı sordu. Biz de Selma Ebru Kaya kardeşimle beraber sosyal medyada kurmuş olduğumuz bir yardım platformunda duyurularımızı yaptık. Gerek Ebru kardeşimin dostları gerek bizim sayfa dostlarımız el birliği toplanarak Cüneyt kardeşimizi özgürlüğüne kavuşturmaya karar verdik ve başardık" şeklinde konuştu. Hayırsever Selma Ebru Kaya ise şunları söyledi: "Öncelikle Cüneyt’in haberini aldıktan sonra bize destek olan, yanımızda olan, güvenen herkese teşekkür ederiz. Hem Ayşegül ablanın ekibi hem de bizim ekibimizle beraber bir öncekinde de Gülcan hanıma protez taktırmıştık. Yine Tolga bey bize destek olmuştu. Şimdi de Cüneyt’e protez bacak taktırdık. Bize emek veren, gönül veren herkese tekrar teşekkür ederim."
Prof. Dr. Koruk, "Mide ağrısı, şişkinlik ve hazımsızlığı hafife almayın"
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 09:57 Prof. Dr. Koruk, "Mide ağrısı, şişkinlik ve hazımsızlığı hafife almayın" Medical Point Gaziantep Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Koruk, toplumda oldukça yaygın görülen mide ağrısı, şişkinlik ve hazımsızlık şikayetlerinin bazı durumlarda ciddi sindirim sistemi hastalıklarının habercisi olabileceğine dikkat çekti. Günlük yaşam temposu, düzensiz beslenme, stres ve yanlış alışkanlıkların sindirim sistemi sorunlarını artırdığını belirten Prof. Dr. Mehmet Koruk, özellikle uzun süren mide şikayetlerinin mutlaka uzman değerlendirmesinden geçirilmesi gerektiğini ifade etti. "Mide ağrısı ve hazımsızlık geçici sanılabiliyor" Mide ağrısı, şişkinlik, yanma, gaz ve hazımsızlık gibi şikâyetlerin birçok kişi tarafından geçici sorunlar olarak değerlendirildiğini söyleyen Prof. Dr. Mehmet Koruk, "Bu belirtiler basit beslenme hatalarından kaynaklanabileceği gibi gastrit, reflü ve ülsere bağlı olabilir. Bunun yanı sıra safra yolları, pankreas hastalıkları ve irritabl (huzursuz) bağırsak sendromu belirtisi olabilir. Özellikle mide bölgesi ağrılarına iştahsızlık, bulantı ve zayıflama eşlik ediyorsa mutlaka en kısa gaztroenterolojiye başvurmada büyük fayda olur" dedi. Beslenme alışkanlıkları büyük önem taşıyor Sindirim sistemi sağlığında doğru beslenmenin önemine değinen Prof. Dr. Koruk, aşırı yağlı ve baharatlı yiyecekler, fast food tüketimi, düzensiz öğünler ve yetersiz su tüketiminin mide ve bağırsak sorunlarını tetikleyebileceğini belirtti. Sağlıklı bir sindirim sistemi için düzenli beslenme, yeterli lif tüketimi ve fiziksel aktivitenin önemli olduğunu vurguladı. Ne zaman doktora başvurulmalı? Prof. Dr. Mehmet Koruk, aşağıdaki durumlarda mutlaka gastroenteroloji uzmanına başvurulması gerektiğini söyleyerek, "Uzun süren mide ağrısı. Sürekli şişkinlik ve hazımsızlık. Yutma güçlüğü. Sebepsiz kilo kaybı. Dışkıda kan görülmesi. Sürekli mide yanması ve reflü şikayeti. Bulantı ve kusmanın sık tekrar etmesi ve nedeni izah edilmeyen kansızlık" ifadelerini kullandı. Medical Point Gaziantep Hastanesi olarak sindirim sistemi hastalıklarının tanı ve tedavisinde modern teknolojik altyapı ve uzman kadro ile hizmet verdiklerini belirten Prof. Dr. Mehmet Koruk, erken teşhisin birçok hastalıkta tedavi başarısını artırdığını sözlerine ekledi.
"Jinekolojik ameliyatlar izsiz cerrahi ile yapılabiliyor"
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 09:43 "Jinekolojik ameliyatlar izsiz cerrahi ile yapılabiliyor" Halk arasında izsiz cerrahi olarak da bilinen vNOTES yönteminin endoskopik aletlerle gerçekleştirilen bir cerrahi teknik olduğunu söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Telal Doğruel, "Açık ameliyatlarda karın bölgesinde kesi yapılırken, klasik laparoskopide küçük kesiler kullanılır. vNOTES yönteminde ise cerrahi işlem vajinal yoldan gerçekleştirildiği için karın bölgesinde kesi bulunmaz. Rahim ameliyatları, bazı yumurtalık kistleri, tüplere yönelik işlemler, dış gebelik ve seçilmiş bazı jinekolojik hastalıklarda vNOTES yöntemi tercih edilebilir" dedi. Kadın hastalıkları cerrahisinde son yıllarda gündeme gelen yöntemlerden biri olan vNOTES (vajinal yoldan endoskopik cerrahi), uygun hastalarda farklı bir cerrahi yaklaşım seçeneği olarak değerlendiriliyor. VM Medical Park Maltepe Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Telal Doğruel, yöntemle ilgili bilgilendirmede bulundu. "Karın bölgesinde kesi olmadan uygulanabiliyor" vNOTES yönteminin, vajinal yoldan özel bir port aracılığıyla girilerek endoskopik aletlerle gerçekleştirilen bir cerrahi teknik olduğunu belirten Op. Dr. Doğruel, "Açık ameliyatlarda karın bölgesinde kesi yapılırken, klasik laparoskopide küçük kesiler kullanılır. vNOTES yönteminde ise cerrahi işlem vajinal yoldan gerçekleştirildiği için karın bölgesinde kesi bulunmaz" diye konuştu. "Farklı jinekolojik işlemlerde tercih edilebiliyor" Yöntemin kullanım alanlarına değinen Op. Dr. Doğruel, "Rahim ameliyatları, bazı yumurtalık kistleri, tüplere yönelik işlemler, dış gebelik ve seçilmiş bazı jinekolojik hastalıklarda vNOTES yöntemi uygun görülen hastalarda tercih edilebilir" ifadelerini kullandı. "İyileşme süreciyle ilgili değerlendirme" Ameliyat sonrası sürecin hastadan hastaya değişebileceğini belirten Op. Dr. Doğruel, "Cerrahi yöntem ve hastanın genel durumuna bağlı olarak iyileşme süreci farklılık gösterebilir. Ancak uygun vakalarda hastanede kalış süresi genellikle kısa olabilmektedir" dedi. "Hasta seçimi önemli" Her cerrahi yöntemde olduğu gibi vNOTES için de hasta seçiminin önemli olduğunu vurgulayan Op. Dr. Doğruel, "Bu yöntemin uygulanabilirliği hastanın anatomik yapısı, mevcut hastalığı ve hekimin değerlendirmesine göre belirlenir. Bu yüzden karar süreci bireysel ele alınmalıdır" diye konuştu. "Türkiye’de kullanım alanı genişliyor" vNOTES yönteminin Türkiye’de belirli merkezlerde uygulandığını ifade eden Op. Dr. Doğruel, "Cerrahi tekniklerdeki gelişmelerle birlikte bu tür yöntemlerin kullanımının zamanla artması beklenmektedir" dedi. "Deneyim ve eğitim gerektiriyor" Yöntemin özel bir eğitim ve deneyim gerektirdiğine dikkat çeken Op. Dr. Doğruel, "Bu cerrahi yaklaşımın güvenli bir şekilde uygulanabilmesi için cerrahın ilgili alanda eğitimli ve deneyimli olması önemlidir" ifadelerini kullandı. Op. Dr. Doğruel, "Cerrahi yöntemlerle ilgili bilgilendirme süreçlerinin doğru yürütülmesi, hastaların tedaviye yaklaşımını olumlu yönde etkileyebilir" diyerek sözlerini tamamladı.
20 yıllık tütün bağımlılığını 3 ayda yendi: Hemşire Sevda dumansız hayata ’merhaba’ dedi
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 08:52 20 yıllık tütün bağımlılığını 3 ayda yendi: Hemşire Sevda dumansız hayata ’merhaba’ dedi Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde 20 yıldır sigara kullanan hemşire Sevda Derinsu, Sağlıklı Hayat Merkezi’nde uzman desteği sayesinde 3 ayda sigarayı bırakarak, sağlıklı bir yaşama adım attı. Yüksekova Toplum Sağlığı Merkezi’nde görev yapan ve uzun yıllar tütün bağımlılığıyla mücadele eden hemşire Sevda Derinsu, tütün ürünlerinin sağlığa zararları konusunda toplumsal farkındalık oluşturulması amacıyla İlçe Sağlık Müdürlüğünce yürütülen çalışmalardan etkilendi. Başlangıçta önyargılı yaklaşmasına ve "Bu saatten sonra bıraksam ne değişir?" düşüncesine sahip olmasına rağmen 3 ay önce Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesindeki Sigara Bırakma Polikliniği’ne başvuran Derinsu, tütün bağımlılığından tamamen kurtularak çevresine örnek oldu. "Nefes almakta güçlük çekiyordum, şimdi merdivenleri rahatça çıkıyorum" 20 yıl sonra sigarasız bir hayata "merhaba" demenin mutluluğunu yaşadığını ifade eden Derinsu, sigarayı bıraktıktan sonra yaşam kalitesinde çok kısa sürede gözle görülür bir artış olduğunu söyledi. Daha önce de sigarayı bırakması yönünde tavsiyeler aldığını ancak ikna olmadığını belirten Derinsu, "Bu sefer meslektaşlarımın ve hocalarımızın da desteğiyle gerçekten ikna oldum. 20 yıl boyunca sigara içtim ve bu alışkanlığı kurumumun sunduğu ücretsiz tedavi ve danışmanlık hizmeti sayesinde 3 ay içinde çöpe attım. Sigara kullanırken yürümekte, merdiven çıkarken zorlanıyor ve nefes almakta güçlük çekiyordum. Zararlarını zamanla daha çok hissetmeye başlamıştım. Sigarayı bıraktıktan sonra adeta yeniden doğmuş gibi oldum. Vücudumdaki olumlu değişiklikleri hemen fark ettim. Şu an çok rahat yürüyorum ve en önemlisi artık sigara içilen ortamlarda bulunmak dahi istemiyorum. Ailem başta inanmadı ama tütünü tamamen hayatımdan çıkardığımı görünce büyük bir mutluluk yaşadılar. Benim gibi bağımlı olan herkesin bu merkezlere başvurmasını tavsiye ediyorum" dedi. Derinsu, artık poliklinikte sigarayı bırakmak isteyen diğer vatandaşlarla da birebir ilgilenerek, kendi başarı hikayesiyle onlara rehberlik ettiğini sözlerine ekledi. Yüksekova İlçe Sağlık Müdürlüğünde görevli Uzm. Dr. Vehbi Küçükkavradım ise, Sağlıklı Hayat Merkezlerinde vatandaşları sigara, tütün ürünleri ve kanser arasındaki ilişki konusunda bilinçlendirmek için yoğun bir mesai harcadıklarını belirtti. Hemşire Sevda Derinsu’nun tütünle mücadele polikliniğine başvurduğunda ilk etapta çekinceleri olduğunu dile getiren Küçükkavradım, şöyle konuştu: "Sevda hemşiremiz, yaklaşık 20 yıllık sigara geçmişine sahip bir sağlık çalışanımızdı. Bize başvurduğunda ona sigaranın vücudunda gösterdiği tahribatı, yıllar içinde oluşabilecek kronik rahatsızlıkları ve tütünü bıraktığı andan itibaren vücudun ne kadar hızlı toparlanacağını bilimsel verilerle anlattık. İlk etapta ’Bu yaştan sonra ne değişecek’ direnci vardı ancak kararlılığı ve merkezimizde uyguladığımız ücretsiz destek tedavileriyle bu bağımlılığı aşmayı başardı." Sigarayı bırakan bireylerde klinik olarak iyileşmenin çok hızlı başladığını vurgulayan Küçükkavradım, "Sevda Hanım’ın şu anda nefes alışı çok daha rahat. Tat ve koku alma duyuları tamamen geri geldi, günlük fiziksel aktivitelerini artık zorlanmadan yapabiliyor. En önemlisi uzun vadede kalp krizi, akciğer kanseri ve diğer kanser türlerine yakalanma riski, zamanla hiç sigara içmemiş bir bireyle eşitlenecek. Kaç yıl içtiğiniz veya günde kaç paket tükettiğiniz önemli değil. İnsan vücudu her zaman temizlenmeye ve kendini yenilemeye hazırdır. Yeter ki kişi bırakmaya niyetlensin ve uzman desteği almaktan çekinmesin. Şimdi Sevda hemşiremizin merkezimizde sigarayı bırakmak isteyen diğer vatandaşlara kendi süreciyle rol model olması, bizleri ayrıca gururlandırıyor" şeklinde konuştu.
Sağlık raporlarında yeni dönem
19 Mayıs 2026 Salı - 10:51 Sağlık raporlarında yeni dönem ‘Sağlık Raporları Yönetmeliği’ Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. ‘Sağlık Raporları Yönetmeliği’ Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme ile sağlık raporlarının düzenlenme süreçlerine ilişkin kurallar belirlenirken sahada uygulama birliği hayata geçirildi. Yönetmelik kapsamında tüm raporların başvuru sürecinde yazılı dilekçe ve benzer uygulamaların sona erdirildiği yönetmeliğe göre başvuru süreçleri bundan sonra e-Nabız üzerinden kişisel beyan formunun doldurulmasıyla başlatılacak. Ayrıca düzenleme ile; ‘tek hekim raporları’ öncesinde bir karar destek sistemi oluşturuldu. Tanı, ilaç ve malzeme kullanımı ile ilgili kişisel beyan sorularına verilen yanıtlara göre sistem bir değerlendirmede bulunacak. Bu kapsamda; Kişinin sağlık raporu başvurusunda engel bir tanı, ilaç kullanımı ya da sağlık sorunu beyanı yoksa E-Nabız üzerinden ‘Sağlık Durum Belgesi’ düzenlenebilecek. Kişinin beyanıyla e-Nabız bilgilerinin eşleşmediği durumlarda sağlık raporu için hekime yönlendirme yapılacak. Lisansa tabi olmayan sporlar ve sosyal aktiviteler için de rapor düzenlenmesine gerek kalmadan e-Nabız üzerinden ‘Sağlık Durum Belgesi’ alması mümkün olabilecek. Düzenlemede 2 temel sağlık kurulu tanımlandı Yönetmelikte ‘durum bildirir sağlık kurulu raporu’ süreçleri de yeniden tanımlandı; tam teşekküllü sağlık kurulu ve 3 hekimli sağlık kurulu olmak üzere 2 temel sağlık kurulu oluşturuldu. Bu kapsamda; vatandaşların sağlık kurulu raporu alma süreçleri kolaylaştırıldı; Bakanlık tarafından belirlenen istisnalar dışında raporların 3 hekim tarafından düzenlenebilmesine de imkan tanındı. Hastanelerde ‘rapor başvuru merkezi’ kurulacak Ayrıca, 2’nci ve 3’üncü basamak sağlık hizmetlerinde sağlık raporu işlemlerinin tek bir noktadan başlatılması, takip edilmesi ve sonuçlandırılması sağlandı ve kişilerin hastanede devam eden rapor süreçlerine ilişkin bilgiye kolay erişimi mümkün hale getirildi. Bu amaçla; sağlık kurumlarında ‘Rapor Başvuru Merkezleri’ oluşturulacak ve süreç bu merkezler üzerinden takip edilebilecek. Sağlık kurulu rapor süreçleri kolaylaştırıldı Bakanlık tarafından belirlenen sağlık raporu formatları dışında başka bir formatta rapor düzenlenmesinin de önüne geçildi. Raporların ilgili kişiler tarafından daha kolay değerlendirilmesi sağlanmış ve ülke standardı oluşturuldu. Raporlara İngilizce dil desteği eklenerek uluslararası kullanım imkanı da sağlandı. Düzenlemeyle ayrıca; 50’den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli iş yerlerinde çalışacak olan kişilerin işe giriş raporlarının, Çalışan Sağlığı Merkezi (ÇAŞMER), aile hekimleri ve diğer kamu sağlık hizmeti sunucularında görevli tüm hekimler tarafından düzenlenebilmesinin de önü açıldı.
Nazilli’de sağlık çalışanlarına "Kronik Hastalıklar" eğitimi verildi
19 Mayıs 2026 Salı - 10:43 Nazilli’de sağlık çalışanlarına "Kronik Hastalıklar" eğitimi verildi Aydın’ın Nazilli ilçesinde düzenlenen eğitimde, farklı ilçelerde görev yapan aile sağlığı çalışanlarına kronik hastalıkların tanı ve tedavisine yönelik güncel bilgiler aktarıldı. Aydın’ın Nazilli ilçesinde birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi amacıyla aile sağlığı çalışanlarına yönelik "Kronik Hastalıklar Eğitim Programı (HYP)" düzenlendi. Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından, Cumhuriyet Sağlıklı Hayat Merkezi eğitim salonunda gerçekleştirilen eğitimler, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Aile Hekimliği Eğitim ve İzleme Daire Başkanlığı koordinesinde yapıldı. 11-18 Mayıs 2026 tarihleri arasında düzenlenen program kapsamında, Nazilli, Bozdoğan, Yenipazar, Kuyucak, Karacasu ve Buharkent ilçelerinde görev yapan aile sağlığı çalışanlarına eğitim verildi. Eğitimler, Aile Hekimi Uzmanı Dr. Maide Akay Çiftçi tarafından "Tanıdan Tedaviye Güncel Yaklaşımlar" başlığı altında gerçekleştirilirken, kronik hastalıkların tanı, takip ve tedavi süreçlerine ilişkin güncel bilgiler paylaşıldı. Programla, ebe ve hemşirelerin bilgi düzeylerinin artırılması ve uygulamaya yönelik becerilerinin geliştirilmesi hedeflendi. Öte yandan, İlçe Sağlık Müdürü Dr. Şule Akbaş da eğitimlere katılarak Sağlıklı Hayat Merkezleri hakkında sahadan gelen soruları yanıtladı. Sağlıklı Hayat Merkezi’nde görev yapan fizyoterapist, sosyal çalışmacı ve çocuk gelişimcisi personeller de katılımcılara çeşitli konularda bilgilendirme yaptı.