SAĞLIK
Ula Kızılağaç ile Menteşe Yenice Mahalleleri arasındaki içme suyu altyapısı yenileniyor 24 Mayıs 2026 Pazar - 16:05:05 MUSKİ Genel Müdürlüğü, Ula Kızılağaç Mahallesi Çamköy mevkii ile Menteşe Yenice Mahalleleri arasında yer alan 2 bin 600 metre uzunluğundaki içme suyu hattında yenileme çalışması başlattı. Çalışma kapsamında mevcut içme suyu hattı tamamen yenilenirken, hat çapları da büyütülerek özellikle yaz aylarında üst kotlarda yaşanan su basıncı sorunlarının giderilmesi hedefleniyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın içme suyu hatlarının yenilenerek çaplarının büyütülmesi ve basınç sorunlarının giderilmesine yönelik talimatları doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Ula ve Menteşe ilçelerinde yatırımlarına devam ediyor. Bu kapsamda Kızılağaç Mahallesi Çamköy mevkii ile Menteşe Yenice Mahalleleri arasında yer alan 2 bin 600 metre uzunluğundaki içme suyu hattında yenileme çalışması başlatıldı. Yürütülen çalışma ile mevcut hatların çapı büyütülerek bölgede özellikle yaz aylarında yaşanan su basıncı sorunlarının ortadan kaldırılması hedefleniyor. Ayrıca çalışma kapsamında 35 hanenin içme suyu abone hatları da yenilenecek. Kesintisiz içme suyu sağlanacak MUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri, Ula Kızılağaç Mahallesi Çamköy mevkii ile Menteşe Yenice Mahalleleri arasında içme suyu hattı yenileme çalışmalarına başladı. Bölgede artan nüfus ve özellikle yaz aylarında yükselen su kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan yetersizliklerin giderilmesi amacıyla yürütülen çalışma ile içme suyu altyapısının güçlendirilmesi hedefleniyor. Toplam 2 bin 600 metre uzunluğundaki hat boyunca mevcut hatlar yenilenirken, sistemin kapasitesi artırılarak daha yüksek çaplı iletim hattına geçiş yapılıyor. Böylece bölgeye iletilen su miktarının artırılması ve özellikle yüksek kotlarda yaşanan basınç sorunlarının önüne geçilmesi planlanıyor. Çalışma kapsamında ayrıca 35 abonenin bağlantıları da yenilenerek daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir içme suyu altyapısı oluşturulacak. İçme suyu hatlarında yürütülen kapsamlı yenileme çalışmalarından duyduğu memnuniyeti dile getiren Kızılağaç Mahallesi Muhtarı Güler Keleş, "Burada sürekli su kesintileri, patlaklar, depolarımızda su olmuyordu. Böyle çok büyük sıkıntılarımız vardı bizim. Şimdi başvurularımızın sonucunda depolarımız yenilendi, isale hatlarımız yenilendi, içme suyu şebeke hatlarımız yenileniyor. Yani MUSKİ’den o kadar çok memnunuz ki köyümün tüm sorunları gitti desem bir yerdir" dedi. MUSKİ İşletmeler 2. Daire Başkanlığı Ula İşletme Şefi Osman Nuri Özçelik, "Ula Kızılağaç Mahallesi, Çamköy mevkii ile Menteşe Yenice Mahallesi arasında yaklaşık 2 bin 600 metre içme suyu hatlarını yenilemeye başladık. İş kapsamında yaz aylarında, üst kotlarda su basıncı problemi yaşayan mülkiyetlerde boru çapını büyülterek yeterli basınçta su iletebilir hale geleceğiz. Daha kaliteli, kesintisiz bir suya kavuşacak Kızılağaç Mahallesi" dedi.
24 Mayıs 2026 Pazar - 14:46 Kurban Bayramın’nda sağlıklı ve doğru beslenme önerileri İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Özkan Pulat, Kurban Bayramı öncesi sağlıklı ve doğru beslenme önerilerinde bulundu. Kurban Bayramının yaklaşmasıyla birlikte Bartın Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Özkan Pulat, vatandaşların hem zoonotik hastalıklara karşı hem de bayram süresince değişen beslenme alışkanlıklarının etkilerine karşı daha bilinçli ve tedbirli davranmaları gerektiğini vurguladı. Bayramların, aile bireylerini bir araya getiren, paylaşma ve dayanışma kültürünü pekiştiren özel günler olduğunu belirten İl Sağlık Müdürü "Kurban Bayramında geleneksel sofralar daha zengin hale gelirken, kırmızı et tüketiminde artış yaşanmaktadır. Bu nedenle dengeli ve kontrollü beslenmenin önemi daha da artmaktadır. Özellikle kalp-damar hastalığı, diyabet ve hipertansiyon gibi kronik sağlık sorunları olan vatandaşlarımız yağ oranı düşük etleri tercih etmeli, et tüketiminde aşırıya kaçmamalıdır. Bu hem kalp sağlığı hem de sindirim sistemi açısından önemlidir" dedi. Sağlık Müdürü Pulat "yeni kesilen kurban etlerinin hemen tüketilmemesi gerektiğini ifade ederken, "Etlerin bir süre buzdolabında dinlendirildikten sonra, haşlama veya ızgara yöntemleriyle pişirilerek tüketilmesi sağlıklı bir tercih olacaktır. Kızartma yönteminden ise kaçınılmalıdır. Ayrıca etin sebzelerle birlikte hazırlanması, beslenme çeşitliliğine katkı sağlar" açıklamasında bulundu. Etin demir, B12 ve çinko gibi mineraller bakımından zengin olduğunu belirten Pulat, C vitamini yüksek sebze, salata ve meyvelerle birlikte tüketilmesinin demir emiliminin artmasına yardımcı olduğunu hatırlattı. Aynı zamanda "Bayram sabahı dengeli bir kahvaltı yapmak, gün içerisindeki besin tüketimini olumlu etkiler" ifadelerini kullandı. Vatandaşlara yürüyüş yapmaları yönünde de tavsiyede bulunan İl Sağlık Müdürü, "Bayram boyunca sindirim sisteminin düzenli çalışmasına destek olmak ve alınan kaloriyi dengelemek adına günde en az 30 dakika yürüyüş yapılması ve fiziksel aktivitenin sürdürülmesi sağlık açısından büyük önem taşımaktadır. Son olarak vatandaşlarımızın bu mübarek bayramı hem sağlıklı hem de huzur içinde geçirmeleri için beslenme alışkanlıklarında ölçülü olmaları, hijyen kurallarına uymaları ve fiziksel hareketliliği ihmal etmemeleri önemlidir. Tüm vatandaşlarımızın sevdikleriyle bir arada sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir bayram geçirmelerini temenni ederim." dedi.
24 Mayıs 2026 Pazar - 13:55 Bayram beslemesinde gözden kaçan tehlikeyi uzmanı anlattı Zonguldak’ta diyetisyen Gizem Güneş, Kurban Bayramı’nda porsiyon kontrolünün ötesine geçerek etin pişirilme yöntemlerindeki gizli tehlikelere dikkat çekti ve yanlış pişirme tekniklerinin sindirim sisteminde oluşturabileceği tahribata karşı vatandaşları uyardı. Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme alışkanlıkları büyük önem taşırken, uzmanlar sıklıkla göz ardı edilen kritik noktalara karşı vatandaşları uyarmaya devam ediyor. Toplumda tatlı ve et tüketimi konusunda genel bir bilinç oluştuğunu ancak bazı temel kuralların ihmal edildiğini belirten Diyetisyen Gizem Güneş, bayram döneminde sindirim sistemini korumanın yollarını anlattı. Porsiyon kontrolü ve denge kurma konularında toplumun belirli bir seviyeye ulaştığını ifade eden Güneş, "Artık çoğu kişi eti nasıl yemesi gerektiğini, tatlıyı nasıl tüketmesi gerektiğini ve bayramda nasıl denge kuracağını biliyor. Ancak genel olarak değinmediğimiz bir nokta var. Bu da etin nasıl pişirildiği ve ne kadar dinlendirilmesi gerektiği" dedi. Sindirim sistemini yoran yüksek ateş tehlikesi Özellikle yüksek ateşte işlem gören etlerin mide ve bağırsak fonksiyonlarını olumsuz etkileyerek rahatsızlıklara yol açtığına değinen Güneş, hazırlık aşamasındaki yöntemlerin önemini vurguladı. Güneş, "Yüksek ateşle pişmiş etlerin sindirim sistemini çok fazla yorduğu, sindirim sistemini bozarak şişkinliğe neden olduğu gözlemlenmiş. Dolayısıyla yalnızca porsiyon kontrolü değil, etin nasıl pişirildiği de oldukça önemli" şeklinde konuştu. Etin yanında mutlaka sebze ağırlıklı menülerin bulundurulması ve yemek sonrasında hareketsiz kalınmaması gerektiğini hatırlatan Güneş şöyle devam etti: "Mutlaka lifli gıdalarla eti tüketmeliyiz. Sindirimimizi kolaylaştırmak için yoğun bir öğünden sonra yapacağımız 10-15 dakikalık hafif fiziksel aktiviteler faydalı olacaktır." Tatlı tercihlerine ve akşam öğünlerine dikkat Ağır şerbetli tatlıların gün içindeki kalori dengesini bozabileceğine işaret eden Diyetisyen Güneş, kapanış öğünlerinin de hafif tutulması yönünde uyarılarda bulundu. Güneş, "Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmeli. Gün içerisindeki kalori kısıtlamasını akşam saatlerine bırakmadan, akşam öğünlerini daha hafif geçirmek daha sağlıklı olacaktır" dedi.
24 Mayıs 2026 Pazar - 13:34 Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca: Modern tıp uygulamaları sayesinde birçok diz probleminde cerrahiye gerek kalmadan başarılı sonuçlar alınabiliyor. Diz problemleri, günümüzde yalnızca ileri yaş grubunun değil; gençler, sporcular, masa başı çalışanlar ve aktif yaşam süren bireyler dahil toplumun geniş bir kesimini etkileyen önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Diz kireçlenmesi, menisküs yaralanmaları, bağ problemleri ve eklem yıpranmaları yaşam kalitesini ciddi ölçüde azaltabiliyor. Son yıllarda ise ameliyatsız tedavi yöntemlerine olan ilgi dikkat çekici şekilde artıyor. Modern tıp uygulamaları, girişimsel tedaviler ve kişiye özel rehabilitasyon programları sayesinde birçok hastada ağrının azaltılması ve hareket kapasitesinin artırılması mümkün olabiliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, diz problemlerinde artık multidisipliner ve kişiye özel tedavi yaklaşımının ön plana çıktığını belirterek, "Her diz probleminin tedavisinde cerrahi müdahale şart değildir. Günümüzde doğru hasta seçimiyle uygulanan ameliyatsız tedavi yöntemleri sayesinde birçok hastada başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Önemli olan hastanın şikayetini, eklem yapısını, kas dengesini ve günlük yaşam ihtiyaçlarını birlikte değerlendirerek uygun tedavi planlaması yapmaktır" dedi. Uzmanlara göre son dönemde özellikle PRP, Sanakin ve kök hücre uygulamaları; proloterapi, nöral terapi, hyaluronat enjeksiyonları, kitosan içerikli eklem uygulamaları, osteopati ve manuel terapi yöntemleri ile kişiye özel egzersiz programları ön plana çıkıyor. Ayrıca fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları, kinezyobant teknikleri ve geçirilmiş operasyonlara bağlı skar dokularına yönelik fasyal gevşetme tedavileri de destekleyici yöntemler arasında yer alıyor. Bunun yanında glikozamin, kolajen destekleri, D vitamini düzeyinin düzenlenmesi ve uygun beslenme programlarının da eklem sağlığının korunmasında destekleyici rol oynayabileceği belirtiliyor. Prof. Dr. İrfan KOCA, özellikle hareketsiz yaşam tarzının ve kilo problemlerinin diz sağlığını olumsuz etkilediğine dikkat çekerek, "Diz sağlığında en önemli unsurlardan biri kontrollü hareket ve kas gücünün korunmasıdır. Uzun süre hareketsiz kalmak eklem üzerindeki yükü artırırken kas yapısını zayıflatabilmektedir. Erken dönemde uzman değerlendirmesi yapılması, ileride gelişebilecek daha ciddi eklem problemlerinin önüne geçilmesi açısından önem taşımaktadır" diye konuştu.
Astım belirtilerine dikkat çektiler
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 15:10 Astım belirtilerine dikkat çektiler Aydın’ın Nazilli ilçesinde Dünya Astım Günü kapsamında düzenlenen etkinliklerde vatandaşlar astım hastalığı konusunda bilgilendirildi. Nazilli Devlet Hastanesi tarafından Dünya Astım Günü dolayısıyla gerçekleştirilen etkinliklerde, astım hastalığında erken tanı ve doğru tedavinin önemine dikkat çekildi. Hastane içerisinde kurulan bilgilendirme standında vatandaşlara astım belirtileri, tetikleyici faktörler ve korunma yöntemleri hakkında detaylı bilgiler verildi. Sağlık personelleri tarafından vatandaşların soruları da yanıtlanırken, farkındalık oluşturmak amacıyla broşür ve afiş dağıtımı gerçekleştirildi. Etkinlikler kapsamında Dünya Astım Günü Eczacı ve Hemşire Eğitim Toplantısı için hastane personeline yönelik duyurular yapılarak yoğun katılım sağlandı. Eğitim programında sağlık çalışanlarına astım hastalığında güncel yaklaşım ve tedavi yöntemleri hakkında bilgiler aktarıldı. Öte yandan Nazilli Devlet Hastanesi Eğitim Salonu’nda stajyer öğrencilere yönelik gerçekleştirilen eğitimlerde "Astım" konusu ele alındı. Eğitimlerde genç sağlık çalışanı adaylarının mesleki bilgi ve farkındalıklarının artırılmasının hedeflendiği belirtildi. Astım hastalığına yönelik hazırlanan tanıtım ve bilgilendirme videoları ise hastanenin bekleme alanlarında bulunan televizyon ekranlarında yayınlandı. Gerçekleştirilen etkinlikler ayrıca hastanenin sosyal medya hesapları ve kurumsal internet sitesi üzerinden de paylaşıldı. Nazilli Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Şafak Çalışkan, toplum sağlığını korumaya yönelik bilinçlendirme çalışmalarının yıl boyunca devam edeceğini belirterek, astım belirtileri yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmasının önemine dikkat çekti.
Mersin Üniversitesi Hastanesi Kazakistan’daki Sağlık Turizmi Fuarında tanıtıldı
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 15:03 Mersin Üniversitesi Hastanesi Kazakistan’daki Sağlık Turizmi Fuarında tanıtıldı Kazakistan’da düzenlenen Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarına katılan Mersin Üniversitesi Hastanesi, gerçekleştirdiği temaslarla sağlık turizmi alanındaki vizyonunu uluslararası platformda tanıttı. Dünyanın farklı ülkelerinden sağlık kuruluşları ile sektör profesyonellerini bir araya getiren fuarda, Mersin Üniversitesi Hastanesini Sağlık Turizmi Birim Sorumlusu Prof. Dr. Hakan Aytan, Hastane Başmüdürü Yunus Fidan ve Müdür Yardımcısı Yücel Kaya temsil etti. Fuarda gerçekleştirilen görüşmelerde hastanenin güçlü akademik yapısı, ileri teknolojiye sahip tıbbi altyapısı ve hasta odaklı hizmet anlayışı ön plana çıkarıldı. Heyet tarafından, Mersin Üniversitesi Hastanesinin yalnızca bölgesel değil uluslararası düzeyde de tercih edilen bir sağlık merkezi olma hedefi vurgulandı. Ziyaretçilere; onkolojik tedavilerden obezite cerrahisine, estetik uygulamalardan ileri cerrahi girişimlere kadar birçok alanda sunulan sağlık hizmetleri hakkında bilgi verildi. Yabancı sağlık profesyonelleri ve sektör temsilcilerinin, hastanenin modern sağlık hizmetleri ile uzman kadrosuna yoğun ilgi gösterdiği belirtildi. Fuarda yapılan ikili görüşmeler kapsamında farklı ülkelerden sağlık kuruluşlarıyla yeni iş birliği fırsatlarının değerlendirildiği ifade edildi. Kurulan temasların, uluslararası hasta potansiyelinin artırılması ve sağlık turizmine yönelik ortak projelerin geliştirilmesine katkı sağlamasının hedeflendiği kaydedildi. Fuar süresince Mersin Üniversitesi Hastanesi standına gösterilen yoğun ilginin, hastanenin uluslararası sağlık turizmi alanındaki bilinirliği ve güvenilirliğini bir kez daha ortaya koyduğu bildirildi. Mersin Üniversitesi Hastanesinin sağlık turizmi alanındaki çalışmalarını sürdürerek Türkiye’yi uluslararası platformlarda temsil etmeye devam edeceği ifade edildi.
Yaygın vücut ağrısı hissedenlere uzman uyarısı
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 14:56 Yaygın vücut ağrısı hissedenlere uzman uyarısı Denizli Özel Tekden Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon uzmanı Dr. Nazar Nur Yılmaz, yaygın kas ağrıları, halsizlik, yorgunluk ve uyku bozukluğu ile kendini gösteren fibromiyaljide yalnızca ilaç tedavisinin yeterli olmadığını belirterek, kişiye özel tedavi planlamasının önemine dikkat çekti. Denizli Özel Tekden Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Nazar Nur Yılmaz, toplumda sık görülen ancak çoğu zaman farklı rahatsızlıklarla karıştırılabilen fibromiyalji hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Fibromiyaljinin; yaygın ve gezici kas ağrıları, uyku bozukluğu, halsizlik ve yorgunlukla seyreden kronik bir hastalık olduğunu belirten Dr. Nazar Nur Yılmaz, özellikle boyun ve baş ağrılarının da tabloya sıkça eşlik ettiğini söyledi. Hastalarda çoğu zaman ağrı kesici ilaçlardan yeterli yanıt alınamadığını ifade eden Dr. Nazar Nur Yılmaz, fibromiyalji tedavisinde yalnızca medikal yaklaşımın yeterli olmadığını vurguladı. Tedavi sürecinde glutenden fakir beslenme düzeni, kişiye özel planlanmış egzersiz programları, uygun formda magnezyum takviyesine ek olarak ozon terapi ve nöral terapi gibi destekleyici uygulamaların tedaviye eklenebileceğini belirten Dr. Yılmaz, her hastada aynı yöntemin uygulanamayacağını kaydetti. Fibromiyaljide tek bir tedavi modelinin bulunmadığını dile getiren Dr. Yılmaz, hastalığın seyrine ve kişinin şikayetlerine göre farklı tedavi seçeneklerinin planlandığını ifade ederek, doğru tanı ve etkili tedavi için fizik tedavi uzmanına başvurulması gerektiğini söyledi.
Uzmalar tuz kullanımı dikkat edilmesi konusunda uyarılarda bulundu
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 14:41 Uzmalar tuz kullanımı dikkat edilmesi konusunda uyarılarda bulundu Acıpayam Sağlıklı Hayat Merkezi’nde görevli Diyetisyen Efsun Özdemir Arık 11-17 Mayıs Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında açıklama yaptı. 11-17 Mayıs Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında; insanlara aşırı tuz tüketiminin zararlarını anlatarak daha bilinçli beslenme alışkanlıkları kazandırmayı amaçladıklarını söyleyen Efsun Özdemir Arık; "Tuz yeterli tüketildiğinde yararlı, fazla tüketildiğinde ise zararlı bir besindir. Dünya sağlık örgütüne göre tuz tüketiminin 5 gramın altında tutulması önerilmektedir. Bu da yaklaşık 1 çay kaşığı tuza denk gelmektedir. Tuzun içindeki sodyum, sinirlerimizin birbiriyle haberleşmesini sağlar. Kaslarımızın kasılıp gevşemesi, kalbin atması konusunda tuzun görevleri vardır. Tuz tüketimi elektrolit dengesini sağlar, enerji verir. Yeterince tuz tüketilmediğinde ise vücutta halsizlik, kas krampları gibi belirtiler görülebilir. Ayrıca midedeki asit dengesini korur, yediğimizi hazmettirir" şeklinde konuştu. Fazla tuz tüketildiğinde vücutta oluşabilecek zararlarından da ifade eden Arık; "Fazla tuz demek, vücudun su toplaması ve ödem dediğimiz o şişkinliklerin oluşması demektir. En büyük zararı ise damarlaradır. Fazla tuz damarları gerer, bu da yüksek tansiyona davetiye çıkarır. Kalp hastalıkları, böbrek yetmezliği ve kemik erimesi gibi dertlerin arkasında hep o fazla kaçırılan tuzluk yatmaktadır. Hipertansiyon yani yüksek tansiyon hastalığı ise kalp krizi, felç ve böbrek hastalıkları gibi ciddi sorunlara yol açabilir" dedi. Tuz tüketimine dikkat etmek için yapılması gereken beslenme önerilerinden de bahseden Diyetisyen Efsun Özdemir Arık; "Yemeklerin tadına bakmadan tuz ekleme alışkanlığından vazgeçilmelidir. Sofrada sürekli tuzluk bulundurmak da gereksiz tuz kullanımına yol açabilir. Yemeklere lezzet katmak için yalnızca tuz kullanmak yerine nane, kekik, pul biber, sarımsak, limon ve çeşitli baharatlardan da yararlanılabilir. Evde hazırlanan yemekler tercih edilmeli, hazır ve paketli gıdalardan uzak durulmalıdır. Sebze, meyve, yoğurt, baklagiller ve doğal besinlerin tüketimine ağırlık verilmelidir. Ayrıca bol su içmek, düzenli uyumak ve spor yapmak da sağlıklı yaşamın önemli parçalarıdır. Hipertansiyon hastaları ise tüm bunların dışında salamura yiyecek, turşu, tuzlu salça, soda, tuzlu peynir, tuzlu zeytin ve tuzlu ekmek tüketmemeye de özen göstermelidir" ifadelerini kullandı. Çocukların küçük yaşlardan itibaren aşırı tuzlu yiyeceklere alıştırılmasının ileride sağlıksız beslenme alışkanlıklarının oluşmasına neden olabileceğini aktaran Efsun Özdemir Arık, bu yüzden ailelerin çocukların beslenmesine dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Küçük gibi görünen alışkanlıklardaki değişikliklerin uzun vadede insan sağlığı üzerinde olumlu etkiler oluşturacağını belirten Arık; " Unutmayın sağlık en büyük sermayemizdir, sağlığımız için tuz tüketimine dikkat edelim" şeklinde konuştu.
Şah damarı darlığına kapalı yöntemle müdahale
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 14:38 Şah damarı darlığına kapalı yöntemle müdahale Özel Ümit Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hakan Göçer, şah damarı darlığı bulunan iki hastaya aynı gün karotis stent işlemi uyguladı. Kasıktan girilerek yapılan endovasküler müdahalenin ardından hastaların ertesi gün taburcu edildiğini aktaran Doç Dr. Göçer, operasyon sırasında pıhtı ya da plak parçalarının beyne gitme riskini azaltmak amacıyla "beyin koruyucu filtre" sistemleri kullanıldığını aktardı. iki hasta, açık cerrahiye gerek kalmadan kasıktan girilerek yapılan endovasküler yöntemle sağlığına kavuştu. İşlemler, girişimsel kardiyoloji uzmanı Hakan Göçer tarafından gerçekleştirildi. Yaklaşık 2 saat süren işlemlerde, hastaların boyun bölgesindeki ileri derecede daralmış şah damarlarına özel kateter sistemleriyle ulaşıldı ve damar içine stent yerleştirildi. Beyin koruyucu filtre kullanıldı. Operasyon sırasında pıhtı ya da plak parçalarının beyne gitme riskini azaltmak amacıyla "beyin koruyucu filtre" sistemleri kullanıldığını aktaran Doç. Dr. Göçer, işlem sonrasında her iki hastanın nörolojik açıdan yakından takip edildiğini ve bu kontrollerde hastalarda felç bulgusu, konuşma bozukluğu ya da ciddi bir komplikasyon gelişmediğini söyledi. Göçer, hastaların müdahalenin ertesi günü hastaneden taburcu edildiğini belirtti. "Şah damarı darlıkları inme riskini artırabilir" Özel Ümit Hastanesi doktoru Doç. Dr. Hakan Göçer, şah damarı darlığının ihmal edilmemesi gereken önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Şah damarı darlıkları, tedavi edilmediğinde inme riskini ciddi şekilde artırabiliyor. Günümüzde uygun merkezlerde birçok hasta açık ameliyata ihtiyaç duymadan kasıktan girilerek tedavi edilebiliyor." Erken tanı önemli geçici konuşma bozukluğu, kol veya bacakta güçsüzlük, yüzde kayma, ani görme kaybı ve dengesizlik gibi şikâyetlerin şah damarı darlığının habercisi olabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Göçer, bu tür belirtilerin görülmesi halinde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini, erken tanı ve uygun tedavinin inme riskinin azaltılmasında önemli bir rol oynadığını vurguladı.
Merdiven altı güzellik merkezleri tehlike saçıyor
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 14:04 Merdiven altı güzellik merkezleri tehlike saçıyor Merdiven altı güzellik merkezlerinin denetlenmesi gerektiğini ifade eden Tüketiciler Birliği Genel Bakanı Mahmut Şahin, "Denetimden uzak şekilde ve adına da resmi bir karşılığı olmayan ’estetisyen’ ünvanını verdikleri insanlarla, ’seni güzelleştireceğiz, gençleştireceğiz’ vaatleri ile kesip doğruyorlar" dedi. Denetimden uzak olan güzellik merkezlerinde sağlık işlemleri yapıldığını söyleyen Başkan Şahin, "Merdiven altı sistem diye tabir ettiğimiz güzellik merkezleri gözümüzün önünde yüzlerce adeta. Denetimden uzak şekilde ve adına da resmi bir karşılığı olmayan estetisyen ünvanını verdikleri insanlarla, seni güzelleştireceğiz, gençleştireceğiz vaatleri ile kesip doğruyorlar. Hiçbir yasal denetimi yok, hiçbir takip sistemi yok, başıboş bırakılmış bir alan. Bu durumun en acı tarafı, bu sisteme çantacılık yapan doktorların da bulunması. Bazı malzemeleri yalnızca doktorlar kendi kodları ile alabiliyorlar. Bu kodla malzemeleri alıp, çantacılık yaparak bu güzellik merkezlerine satıyorlar. Daha da kötüsü, hiçbir denetime tabi tutulmadan, merdiven altı üretimle her tarafta satılabiliyor. Bu durum insan sağlığını ilgilendiriyor. İnsanımızın sağlığı bu kadar ucuz olmamalı. Biz Uganda değiliz, bu tür vaatler rahat rahat yapılamamalı. Eğer devletten çekinmeleri olmazsa, bu insanların bizim sağlığımıza da bir kıymeti olmaz. Burada sağlık işlemi yapılıyor. İnsanların kör olmasını, burunlarının üzerini kaybetmesini, kulağını duyacağını engelleyici işler yapılıyor, bunlar sağlıkla alakalı" şeklinde konuştu. "Nasıl bu kadar rahat insanların sağlığıyla oynayabiliyorlar?" Laboratuvarda yapılması gerek işlemlerin, güzellik merkezleri kendileri yapıyormuş gibi lanse ettiklerini belirten Şahin, "Mezoterapi dediğimiz işlem bir laboratuvarda yapılması gereken bir işlem. İnsanların gerek selülitleri gerekse saçlarıyla alakalı vaatlerde bulunarak, ’Biz laboratuvarda kanlarınızı ayrıştırıyoruz, bunu da enjekte edip sağlıklı olmanızı sağlıyoruz’ diyorlar. Bir kere bunun laboratuvarda yapılması lazım. Burada laboratuvar olmadığı gibi olsa bile işleyecek bir yetkili yok. Bunun eğitimini almış birisi yok. Nasıl bu kadar rahat insanların sağlığıyla oynayabiliyorlar? Dalga geçer gibi insanların kanlarını alıyorlar, ayrıştırma yapar gibi yapıp insanların vücuduna su enjekte ediyorlar. Bunu da parayla satıyorlar. Bu kadar başıboş bir sistemin denetlenmemesi bu ülkenin yasal olarak bir ayıbı. Tüketicilere çağrımız da her halükarda kim yaparsa yapsın, sağlığınızı etkileyen bu işlem sizi güzelleştirmez. Yüz güzelliğine değil, gönül ve ahlak güzelliğine odaklanın" ifadelerini kullandı.
Aydın Şehir Hastanesi tam kapasite hizmet vermeye başladı
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:52 Aydın Şehir Hastanesi tam kapasite hizmet vermeye başladı Aydın’ın Efeler ilçesinde yapımı tamamlanan ve ayda ortalama 450 bin hastaya hizmet verecek Aydın Şehir Hastanesi, polikliniklerin de taşınmasıyla birlikte tam kapasite hizmet vermeye başlarken, vatandaşlar da hastaneden ‘memnun’ olduklarını vurguladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından resmi açılışı yapılan Türkiye’nin 21. Şehir Hastanesi Aydın’da hizmet vermeye devam ederken, polikliniklerin de taşınmasıyla birlikte tam kapasite hizmet vermeye başladı. Bin 300 yatak kapasiteli hastanenin Aydın halkına birinci sınıf sağlık hizmeti sunması hedeflenirken, sabahın erken saatlerinde polikliniğe gelen vatandaşlar da hastane personelleri tarafından kapıda karşılanarak gidecekleri bölümlere yönlendirildi. 189 poliklinik sayısı ile vatandaşlara hizmet verilirken, poliklinik bekleme alanlarının ferah olduğunu söyleyen vatandaşlar da duydukları memnuniyeti dile getirdi. Aydın Devlet Hastanesi polikliniklerinin Şehir Hastanesi’nde hizmete vermeye başlaması ile birlikte Aydın İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul da hastaneye gelerek incelemelerde bulundu. Yetkililerden bilgi alan Müdür Şenkul, vatandaşlara da’ geçmiş olsun’ dileklerini iletti. "Beğendim hastanemizi" Yeni poliklinik alanlarını çok beğendiğini ifade eden vatandaşlardan Yüksel Erçetin; "Ben çok memnun kaldım. Çok beğendim. Hep böyle devam etsin inşallah" dedi. Müjgan Dağdelen ise "Çok sevindik. İyi bir hastane oldu. Hoşumuza gitti" şeklinde konuştu. Hastanenin büyük bekleme alanları ile rahat nefes alabildiklerini ifade eden Cem Bartu Kaçar; "Ulaşım kolay. Geniş bir hastane. Ferah da bir hastane. Tek problemimiz. Her kamu alanında olduğu gibi otopark problemi devam etmekte. Ama bunun da yakın zamanda düzeleceğini. Ek otopark yapacaklarını düşünüyorum. Poliklinik sayıları sanki artmış gibi geldi bana. Diğer hastanelere nazaran ve oturma kapasiteleri de artmış. Daha fazla koltuk var. Koridor genişlikleri güzel. Havalandırmalar güzel. Diğer hastanenin polikliniklerin de bunaltıcı bir havası vardı. Buranın havalandırması güzel ve ferah. Beğendim yani hastanemizi" dedi. "Her taraf güzel ve geniş" Hastanede her şeyin olduğunu ifade eden Yılmaz Celep; "Çok iyi bir yer olmuş. Uzak biraz ama olsun önemli değil. Allah razı olsun yapanlara, sebep olanlara. Çok güzel olmuş hastanemiz. Büyük. Her şey var" ifadelerini kullandı. Eşi ile birlikte hastaneye kontrole geldiklerini ifade eden Meliha Celep de; "Buraya ben kontrole geldim. Çok güzel, çok sevdim. Doktorumuz da çok iyi. İyi olmuş. Geniş. Her taraf güzel. Allah sağlık versin" dedi. "Yatış yerleri otel konforunda" Çok rahat bir şekilde hastaneye geldiklerini ve memnun olduklarını ifade eden Mehmet Arslan; "Yapılan hizmetler çok güzel. Ellerine sağlık. Hayırlı uğurlu olsun. Mükemmel yani. Allah kolaylık versin herkese" dedi. Gencay Karaçay; "Aydın’ın sağlık alt yapısını güçlendiren cumhurbaşkanımıza çok teşekkür ederim. Poliklinikler bugün hizmete girdi. Çok temiz ve muhteşem olmuş. Çalışanlar da çok dikkatli. Bizlere çok yardımcı oluyorlar. Polikliniklerde bekleme alanlarında oturma yerleri de çok güzel, koridorlar ferah. Yatış yerleri çok güzel. Muhteşem bir yer. Yani otel konforunda yatış yerleri. Aydınımıza hayırlı uğurlu olsun" şeklinde konuştu.
Bahar mevsiminde astım ve alerjik hastalıklara dikkat
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:51 Bahar mevsiminde astım ve alerjik hastalıklara dikkat SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda görev yapan Uzm. Dr. Haşim Karakuş, polen yoğunluğunun arttığı bahar mevsiminde astım ve alerjik hastalıklara bağlı şikâyetlerin de artış gösterdiğini söyledi. Özellikle polenlerin havada yoğun olarak bulunduğu bu günlerde dikkatli olmanın, hastalık kontrolü açısından büyük önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Karakuş, bahar mevsiminde şikayetlerin artma nedenlerini şöyle sıraladı: "Ağaç, çimen ve yabani ot polenleri bahar aylarında hızla artmaktadır. Bu polenler solunum yollarına girerek bağışıklık sistemini uyarır ve hassas bireylerde öksürük, nefes darlığı, hırıltı, burun akıntısı ve gözlerde kaşıntı gibi şikâyetlere yol açar." Uzm. Dr. Karakuş, risk gruplarıyla ilgili açıklamalarda bulunarak," Astım hastaları, alerjik rinit (Saman nezlesi) olan bireyler, ailesinde alerji öyküsü bulunan çocuklar, daha önce polen alerjisi tanısı almış kişiler" şeklinde konuştu. Nelere dikkat edilmeli Uzm. Dr. Karakuş, dikkat edilmesi gerekenler konusunda açıklamalarda bulunarak, "Polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah saatlerinde dışarı çıkmamaya özen gösterin. Dışarıdan geldikten sonra kıyafetlerinizi değiştirin ve mümkünse duş alın. Ev ve araba pencerelerini kapalı tutun. Maske kullanımı polen temasını azaltabilir. Ev temizliğinde HEPA filtreli süpürgeler tercih edilebilir" ifadelerini kullandı. Tedavi ve takip önemli "Astım ve alerjik hastalığı olan bireyler ilaçlarını düzenli kullanmalı, doktor kontrolü olmadan tedavilerini kesmemelidir" diyen Uzm. Dr. Karakuş, gerekli durumlarda koruyucu tedavilerin bahar başlamadan önce planlanması gerektiğine dikkat çekti. "Çocuklarda daha dikkatli olunmalı" Çocukların alerjenlere karşı daha hassas olabileceğini kaydeden Uzm. Dr. Karakuş, "Özellikle gece öksürüğü, eforla nefes darlığı ve sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren çocuklar açısından değerlendirme önemlidir" dedi. Ne zaman doktora başvurmalı Uzm. Dr. Karakuş, "Nefes darlığında artış, gece uykudan uyandıran öksürük, inhaler ilaçlara rağmen rahatlamama, sık acil başvuru ihtiyacı" şeklinde konuştu. Astım ve alerjik hastalıkların doğru tedavi ve önlemlerle kontrol altına alınabildiği söyleyen Uzm. Dr. Karakuş, "Baharın keyfini sağlıklı bir şekilde çıkarabilmek için belirtilerinizi ciddiye alın ve gerekli önlemleri ihmal etmeyin" diye konuştu.
MEAH’ta bir günde 3 kalp deliği başarıyla kapatıldı
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:36 MEAH’ta bir günde 3 kalp deliği başarıyla kapatıldı Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde (MEAH) aynı gün içerisinde gerçekleştirilen 3 başarılı kalp deliği kapatma işlemiyle sağlığına kavuşan hastalar ertesi gün taburcu edildi. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı ve Malatya Turgut Özal Üniversitesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Aktaş, atrial septal defekt (ASD) olarak bilinen kalp deliği hastalığına ilişkin açıklamalarda bulundu. Kalbin sağ ve sol kulakçıkları arasında bulunan yapının doğumsal olarak tam kapanmaması sonucu oluşan ASD’nin her bin 500-2 bin canlı doğumda bir görüldüğünü belirten Aktaş, bu rahatsızlığın erişkin yaşlara taşınabilen konjenital kalp hastalıklarından biri olduğunu ifade etti. ASD’nin çoğu zaman çocukluk döneminde belirti vermediğini kaydeden Dr. Aktaş, rutin muayenelerde duyulan üfürüm sonrası yapılan ekokardiyografi incelemeleriyle hastalığın tespit edilebildiğini söyledi. Dr. Aktaş, "Erişkin yaşlarda ise nefes darlığı, çarpıntı ve ilerleyen süreçte kalp yetmezliği gibi şikayetlerle karşımıza çıkabiliyor" dedi. Hastanede uygulanan yönteme ilişkin bilgi veren Aktaş, uygun hastalarda ameliyata gerek kalmadan kasıktan girilerek kalp deliğinin kapatıldığını belirtti. "Geçtiğimiz haftalarda aynı gün içerisinde 3 erişkin hastamızın kalp deliğini şemsiye yöntemiyle başarıyla kapattık" diyen Aktaş, hastaların işlem sonrası aynı gün ayağa kalkıp yürüyebildiğini, ertesi gün ise taburcu edildiğini söyledi. Yöntemin hasta açısından oldukça konforlu olduğunu vurgulayan Aktaş, işlemin genellikle genel anestezi gerektirmediğini ifade etti. Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Aktaş, "Kasık bölgesinden toplardamar sistemine girilerek kalbin sağ kulakçığından sol kulakçığına ulaşılıyor. Ardından şemsiye benzeri kapatma cihazı yerleştirilerek delik kapatılıyor" diye konuştu. Hastanede uzun yıllardır bu yöntemin başarıyla uygulandığını belirten Aktaş, zorlu vakalarda da başarılı sonuçlar elde ettiklerini kaydetti. Kasıktan girilerek kapatılmaya uygun olmayan hastalarda ise cerrahi tedavinin uygulandığını ifade eden Aktaş, işlem sonrası hastaların 3 ila 6 ay süreyle kan sulandırıcı tedavi kullandığını söyledi.
Onkoloji Uzmanı Dr. Akgül: "Cildinizdeki değişiklikleri ihmal etmeyin"
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:15 Onkoloji Uzmanı Dr. Akgül: "Cildinizdeki değişiklikleri ihmal etmeyin" Lokman Hekim Van Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü Uzman Dr. Ömer Faruk Akgül, cilt kanserinde erken tanının önemine dikkat çekerek, "Cildinizde oluşan değişiklikleri ihmal etmeyin. Mutlaka doktora başvurun. Erken tanı hayat kurtarır" dedi. Güneşin yüzünü daha fazla gösterdiği ve açık hava aktivitelerinin arttığı bahar aylarında, cilt sağlığını korumak her zamankinden daha kritik bir önem taşıyor. Bu kapsamda, toplum bilincini artırmak amacıyla dünya genelinde Mayıs ayı, "Cilt Kanseri Farkındalık Ayı" olarak kabul ediliyor. Bu önemli dönem vesilesiyle, hastalığın risk faktörlerinden korunma yollarına kadar pek çok hayati konuda uzmanlar uyarıda bulunuyor. "Erken tanıda başarı şansı oldukça yüksek" İHA muhabirine konuşan Lokman Hekim Van Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü Uzman Dr. Ömer Faruk Akgül, cilt kanserlerinin dünyada ve Türkiye’de en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu hatırlattı. Bu hastalığın en büyük risk faktörünün, güneşin zararlı ultraviyole (UV) ışınlarına uzun süre korunmasız maruz kalmak olduğunu ifade eden Dr. Akgül, "Özellikle açık tenli bireylerde, çocukluk çağında sık güneş yanığı geçirenlerde ve solaryum kullananlarda risk daha da artmaktadır. Ciltte yeni çıkan lezyonlar, iyileşmeyen yaralar, kanayan kabuklu alanlar varsa veya önceden var olan benlerde renk, şekil ve boyut değişikliği gözleniyorsa, bu durum cilt kanserinin önemli bir ilk belirtisi olabilir. Böyle bir durumda, erken tanıda başarı şansı oldukça yüksek olduğu için mutlaka bir doktora başvurmak gerekir" diye konuştu. "Cildinizde oluşan değişiklikleri ihmal etmeyin" Hastalıktan korunmak için güneşin yoğun olduğu 10.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşten kaçınmanın büyük önem taşıdığını dile getiren Akgül, "Güneş koruyucu kremler kullanmak, şapka takmak ve koruyucu kıyafetler tercih etmek koruma sağlar; ayrıca solaryumdan kaçınmak da risk faktörünü azaltır. Tanı süreci cilt muayenesi ve biyopsi ile gerçekleştirilir. Tanı sonrasında ise cerrahi, radyoterapi, immünoterapi ve akıllı ilaçlar olarak adlandırılan hedefe yönelik ajanlar gibi etkili tedavi seçenekleri bulunmaktadır. Hastalarımıza bu farkındalık ayındaki en önemli mesajımız; cildinizde oluşan değişiklikleri ihmal etmemenizdir. Mutlaka bir doktora başvurun; unutmayın ki erken tanı hayat kurtarır" şeklinde konuştu.
Basınç ülseri tedavisinde Kastamonu ormanlarında yetişen mantarlar şifa olacak
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:14 Basınç ülseri tedavisinde Kastamonu ormanlarında yetişen mantarlar şifa olacak Türkiye’de ve dünya genelinde önemli bir sağlık sorunu olan basınç ülserlerin tedavisi, tıbbi mantarlar kullanılarak geliştirilecek yakıyla hızlandırılacak. Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi öncülüğünde İstanbul Üniversitesi, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi’nin ortaklığında 19 akademisyenin görev aldığı proje kapsamında hazırlanan proje kapsamında, basınç ülseri tedavisi için mantar bazlı patch (yakı) geliştiriliyor. Proje ile Türkiye’de ve dünya genelinde önemli bir sağlık sorunu olan basınç ülserlerinin (yatak yarası) tedavisine yönelik yenilikçi bir tedavi yöntemi olacak. Kastamonu’da toplanan Ganoderma Lucidum (Reişi Mantarı), Laetiporus Sulphureus (Kükürt Mantarı) ve Amanita Caesarea (imparator mantarı) gibi tıbbi mantarların fitokimyasal içeriklerinin kullanan bilim insanları, yaklaşık 1 yıldır sürdürdükleri çalışmayla etkili bir patch (yakı) teknolojisi geliştiriyor. Mantarların antioksidan, antiinflamatuvar ve yara iyileştirici özellikleri sayesinde basınç ülserlerinin tedavisinde önemli bir sorunun çözülmesi hedefleniyor. Kısa süre içerisinde prototipi hazırlanacak proje sayesinde, geleneksel tedavi yöntemlerine kıyasla daha etkili, doğal ve yan etkileri azaltılmış bir tedavi seçeneği sunulması amaçlanıyor. Proje sonunda oluşturulacak patch, sadece sağlık alanında değil, aynı zamanda ekonomik olarak önemli katkılar sağlaması hedefleniyor. İki yılda tamamlanması planlanan projede, prototipin ortaya çıkmasıyla patent süreci başlatılacak. "Yaşlılarımızın basınç ülserleriyle karşı karşıya kaldıklarını gördük" Projenin mentörlüğünü yürüten ve King’s College London’da misafir araştırmacı olarak İngiltere’de görev yapan Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Çiğdem Sevim, "Hocalarımızla oturduğumuzda ’şehrimiz için ne yapabiliriz’ diye düşündüğümüzde Kastamonu bölgesinde yaşlı popülasyonunun çok fazla olduğunu keşfettik. Kastamonu, Türkiye’nin en yaşlı ikinci şehirlerinden bir tanesi. Genel itibarıyla da palyatif servislerde özellikle yaşlılarımızın çok ciddi olan basınç ülserleriyle (yatak yarası) karşı karşıya kaldıklarını gördük. Hem konforları hem mali tablolar, yaralar sebebiyle iyiye gitmiyor ve sağlıklı bir süreç geçiremiyorlar. Acaba onlar için ne yapabiliriz gibi bir yerden hipotezimizin temeli kurulmuş oldu. Kastamonu’da mantar türlerinin çok fazla olduğu için böyle bir fikirle yola çıktık" dedi. "İlk prototipimiz üç ay sonra çıkacak" Projenin iki yıl süreyle fonlandığını söyleyen Doç. Dr. Sevim, "Projenin üzerinde bir yılı aşkın süredir çalışıyoruz. Bu süreçte üç tane yerel olan farklı mantar türünü aldık. Bunların optimizasyonları yapıldı. Bu mantar türlerinden taşıyıcı bir sistem yaparak kişilerin bütün yaralarını geçirmeyi değil de kişilerin bağışıklık sistemlerini güçlendirmeyi ya da sağlıklı olan dokularını ve hücrelerini daha prolifere olmasına, sağlıklı olan kesimin çoğalmasını aktifleştirmek üzere bu mantarları bir araya getirdik. Bu taşıyıcı sistemin içerisine farklı dozajlarda, farklı oranlarda entegre ettik. İlk prototipimiz de üç ay sonra çıkacak ve patent süreciyle bu süreç devam etmiş olacak" diye konuştu. "Üç ayrı mantar türünden üç ayrı taşıyıcı sistem yapacağız" Kaliteli ve güvenilir bir ürünün ortaya çıkmasını amaçladıklarını belirten Doç. Dr. Sevim, "Projeyle hedefimiz hücreden dokuya komple her yönlü analizlerini yapabilmek. Yani kaliteli ve güvenilir bir ürünün ortaya çıkması amacımız. Çünkü toksikoloji (zehir bilimi) kısmını yapmadan ya da hücresel deneylerini yapmadan ya da doku bütünlüğü üzerinde neler ortaya çıkartıyor, bunları bilmeden tahmin edersiniz ki bu ürünlerin güvenilir olduğunu söyleyemeyiz. İki yıllık süreç içerisinde biz 4 farklı üniversiteden aslında 19 akademisyenin,, benim mentörlüğümde bir araya geldiği bir projeden bahsediyoruz. Bunun içerisind e Orman Fakültemiz çok aktif rol oynuyor. Mantarların temini, mantarların kurutulması, etken maddelerin izolasyonu ve bunların optimizasyon noktasında bizlere büyük katkı sağlıyor. İkinci aşama olarak İstanbul Üniversitesi’nde biyoteknoloji ve farmasötik toksikoloji kapsamında hem toksikolojik analizlerinin yapılması hem de taşıyıcı sistemlerin içerisine bu optimize edilmiş mantar örneklerimizin yüklenmesi aşaması yapılıyor. Biz, projemizde şu anda bu aşamadayız. Çalışmalarımız devam etmektedir. Çünkü üç ayrı mantar türünden üç ayrı taşıyıcı sistem yapacağımız için biz, ilk mantarın hem deneyleri hem analizlerini bitirip taşıyıcı sisteminin oluşturulması noktasında aslında ilkini tamamladık. 2-3 ay sonra çıkacak prototipimiz buna örnek olacak. Akabinde ikinci aşamaya geçeceğiz. Diğer iki mantarı da aynı şekilde yapıp inşallah zamanında projeyi bitirmeyi hedefliyoruz" şeklinde konuştu. Projenin 2 milyon liradan fazla bütçeye sahip olduğunu söyleyen Doç. Dr. Sevim, "Projemiz Kastamonu Üniversitesi’nin Bilimsel Araştırma Projeler Kurumu tarafından ihtisas projesi adı altında desteklendi. Çünkü Kastamonu, ormancılık bakımından Türkiye’nin önde olan şehirlerinden bir tanesi. Bu projeler de Cumhurbaşkanlığının desteğiyle birlikte bizlere ulaşmış oldu. Projemiz 2 milyon liradan daha fazla bir bütçeye sahip ve 2 yıllık bir süreç içerisinde inşallah biz de ülkemize bu ürünleri patentli bir şekilde kazandırmış olacağız" ifadelerini kullandı.