Son Dakika
|
Özgür Özel kendisine verilen mutlak butlan tebligatını yırttı
MİT’ten sınır ötesinde DEAŞ operasyonu: 10 DEAŞ'lı yakalandı!
Türkiye’yi sarsan cinayetlerin faillerinin akıbeti aynı oldu: Mezar yerleri bilinmiyor
Gülistan Doku soruşturmasında firari şüpheli Umut Altaş ABD’de teslim oldu
Grand Kartal Otel yangını davasında istinaf kararı onadı
Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu'nun görüşmesinin detayları netleşti
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Türkiye enerjide paradigmayı değiştirdi''
CHP Kurultayı davasında ‘mutlak butlan’ kararına yapılan itiraz reddedildi
ABD Dışişleri Bakanı Rubio: "İran ile görüşmelerde bir miktar ilerleme sağlandı"
Manchester United, 2 yıl daha Michael Carrick’e emanet
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
The Quiet Elegance of Taipei Confucius Temple
ABD basını: "Trump, bazı Arap ve Müslüman ülkelerin İbrahim Anlaşmaları'na katılmasını istedi"
Malatya’da 4 büyüklüğünde deprem
GKRY'deki seçimlerin resmi olmayan ilk sonuçlarına göre DİSİ yarışta birinci sırada
Çorum’da binlerce vatandaştan Süper Lig sevinci
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Süper Lig’e yükselen Çorum FK’yı tebrik etti
8 ülkeden İsrailli Bakan Ben-Gvir’e sert tepki
DMM'den sahte kurban ilanlarına ilişkin uyarı
SAĞLIK
Ula Kızılağaç ile Menteşe Yenice Mahalleleri arasındaki içme suyu altyapısı yenileniyor
24 Mayıs 2026 Pazar - 16:05:05
MUSKİ Genel Müdürlüğü, Ula Kızılağaç Mahallesi Çamköy mevkii ile Menteşe Yenice Mahalleleri arasında yer alan 2 bin 600 metre uzunluğundaki içme suyu hattında yenileme çalışması başlattı. Çalışma kapsamında mevcut içme suyu hattı tamamen yenilenirken, hat çapları da büyütülerek özellikle yaz aylarında üst kotlarda yaşanan su basıncı sorunlarının giderilmesi hedefleniyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın içme suyu hatlarının yenilenerek çaplarının büyütülmesi ve basınç sorunlarının giderilmesine yönelik talimatları doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Ula ve Menteşe ilçelerinde yatırımlarına devam ediyor. Bu kapsamda Kızılağaç Mahallesi Çamköy mevkii ile Menteşe Yenice Mahalleleri arasında yer alan 2 bin 600 metre uzunluğundaki içme suyu hattında yenileme çalışması başlatıldı. Yürütülen çalışma ile mevcut hatların çapı büyütülerek bölgede özellikle yaz aylarında yaşanan su basıncı sorunlarının ortadan kaldırılması hedefleniyor. Ayrıca çalışma kapsamında 35 hanenin içme suyu abone hatları da yenilenecek. Kesintisiz içme suyu sağlanacak MUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri, Ula Kızılağaç Mahallesi Çamköy mevkii ile Menteşe Yenice Mahalleleri arasında içme suyu hattı yenileme çalışmalarına başladı. Bölgede artan nüfus ve özellikle yaz aylarında yükselen su kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan yetersizliklerin giderilmesi amacıyla yürütülen çalışma ile içme suyu altyapısının güçlendirilmesi hedefleniyor. Toplam 2 bin 600 metre uzunluğundaki hat boyunca mevcut hatlar yenilenirken, sistemin kapasitesi artırılarak daha yüksek çaplı iletim hattına geçiş yapılıyor. Böylece bölgeye iletilen su miktarının artırılması ve özellikle yüksek kotlarda yaşanan basınç sorunlarının önüne geçilmesi planlanıyor. Çalışma kapsamında ayrıca 35 abonenin bağlantıları da yenilenerek daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir içme suyu altyapısı oluşturulacak. İçme suyu hatlarında yürütülen kapsamlı yenileme çalışmalarından duyduğu memnuniyeti dile getiren Kızılağaç Mahallesi Muhtarı Güler Keleş, "Burada sürekli su kesintileri, patlaklar, depolarımızda su olmuyordu. Böyle çok büyük sıkıntılarımız vardı bizim. Şimdi başvurularımızın sonucunda depolarımız yenilendi, isale hatlarımız yenilendi, içme suyu şebeke hatlarımız yenileniyor. Yani MUSKİ’den o kadar çok memnunuz ki köyümün tüm sorunları gitti desem bir yerdir" dedi. MUSKİ İşletmeler 2. Daire Başkanlığı Ula İşletme Şefi Osman Nuri Özçelik, "Ula Kızılağaç Mahallesi, Çamköy mevkii ile Menteşe Yenice Mahallesi arasında yaklaşık 2 bin 600 metre içme suyu hatlarını yenilemeye başladık. İş kapsamında yaz aylarında, üst kotlarda su basıncı problemi yaşayan mülkiyetlerde boru çapını büyülterek yeterli basınçta su iletebilir hale geleceğiz. Daha kaliteli, kesintisiz bir suya kavuşacak Kızılağaç Mahallesi" dedi.
24 Mayıs 2026 Pazar - 14:46
Kurban Bayramın’nda sağlıklı ve doğru beslenme önerileri
İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Özkan Pulat, Kurban Bayramı öncesi sağlıklı ve doğru beslenme önerilerinde bulundu. Kurban Bayramının yaklaşmasıyla birlikte Bartın Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Özkan Pulat, vatandaşların hem zoonotik hastalıklara karşı hem de bayram süresince değişen beslenme alışkanlıklarının etkilerine karşı daha bilinçli ve tedbirli davranmaları gerektiğini vurguladı. Bayramların, aile bireylerini bir araya getiren, paylaşma ve dayanışma kültürünü pekiştiren özel günler olduğunu belirten İl Sağlık Müdürü "Kurban Bayramında geleneksel sofralar daha zengin hale gelirken, kırmızı et tüketiminde artış yaşanmaktadır. Bu nedenle dengeli ve kontrollü beslenmenin önemi daha da artmaktadır. Özellikle kalp-damar hastalığı, diyabet ve hipertansiyon gibi kronik sağlık sorunları olan vatandaşlarımız yağ oranı düşük etleri tercih etmeli, et tüketiminde aşırıya kaçmamalıdır. Bu hem kalp sağlığı hem de sindirim sistemi açısından önemlidir" dedi. Sağlık Müdürü Pulat "yeni kesilen kurban etlerinin hemen tüketilmemesi gerektiğini ifade ederken, "Etlerin bir süre buzdolabında dinlendirildikten sonra, haşlama veya ızgara yöntemleriyle pişirilerek tüketilmesi sağlıklı bir tercih olacaktır. Kızartma yönteminden ise kaçınılmalıdır. Ayrıca etin sebzelerle birlikte hazırlanması, beslenme çeşitliliğine katkı sağlar" açıklamasında bulundu. Etin demir, B12 ve çinko gibi mineraller bakımından zengin olduğunu belirten Pulat, C vitamini yüksek sebze, salata ve meyvelerle birlikte tüketilmesinin demir emiliminin artmasına yardımcı olduğunu hatırlattı. Aynı zamanda "Bayram sabahı dengeli bir kahvaltı yapmak, gün içerisindeki besin tüketimini olumlu etkiler" ifadelerini kullandı. Vatandaşlara yürüyüş yapmaları yönünde de tavsiyede bulunan İl Sağlık Müdürü, "Bayram boyunca sindirim sisteminin düzenli çalışmasına destek olmak ve alınan kaloriyi dengelemek adına günde en az 30 dakika yürüyüş yapılması ve fiziksel aktivitenin sürdürülmesi sağlık açısından büyük önem taşımaktadır. Son olarak vatandaşlarımızın bu mübarek bayramı hem sağlıklı hem de huzur içinde geçirmeleri için beslenme alışkanlıklarında ölçülü olmaları, hijyen kurallarına uymaları ve fiziksel hareketliliği ihmal etmemeleri önemlidir. Tüm vatandaşlarımızın sevdikleriyle bir arada sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir bayram geçirmelerini temenni ederim." dedi.
24 Mayıs 2026 Pazar - 13:55
Bayram beslemesinde gözden kaçan tehlikeyi uzmanı anlattı
Zonguldak’ta diyetisyen Gizem Güneş, Kurban Bayramı’nda porsiyon kontrolünün ötesine geçerek etin pişirilme yöntemlerindeki gizli tehlikelere dikkat çekti ve yanlış pişirme tekniklerinin sindirim sisteminde oluşturabileceği tahribata karşı vatandaşları uyardı. Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme alışkanlıkları büyük önem taşırken, uzmanlar sıklıkla göz ardı edilen kritik noktalara karşı vatandaşları uyarmaya devam ediyor. Toplumda tatlı ve et tüketimi konusunda genel bir bilinç oluştuğunu ancak bazı temel kuralların ihmal edildiğini belirten Diyetisyen Gizem Güneş, bayram döneminde sindirim sistemini korumanın yollarını anlattı. Porsiyon kontrolü ve denge kurma konularında toplumun belirli bir seviyeye ulaştığını ifade eden Güneş, "Artık çoğu kişi eti nasıl yemesi gerektiğini, tatlıyı nasıl tüketmesi gerektiğini ve bayramda nasıl denge kuracağını biliyor. Ancak genel olarak değinmediğimiz bir nokta var. Bu da etin nasıl pişirildiği ve ne kadar dinlendirilmesi gerektiği" dedi. Sindirim sistemini yoran yüksek ateş tehlikesi Özellikle yüksek ateşte işlem gören etlerin mide ve bağırsak fonksiyonlarını olumsuz etkileyerek rahatsızlıklara yol açtığına değinen Güneş, hazırlık aşamasındaki yöntemlerin önemini vurguladı. Güneş, "Yüksek ateşle pişmiş etlerin sindirim sistemini çok fazla yorduğu, sindirim sistemini bozarak şişkinliğe neden olduğu gözlemlenmiş. Dolayısıyla yalnızca porsiyon kontrolü değil, etin nasıl pişirildiği de oldukça önemli" şeklinde konuştu. Etin yanında mutlaka sebze ağırlıklı menülerin bulundurulması ve yemek sonrasında hareketsiz kalınmaması gerektiğini hatırlatan Güneş şöyle devam etti: "Mutlaka lifli gıdalarla eti tüketmeliyiz. Sindirimimizi kolaylaştırmak için yoğun bir öğünden sonra yapacağımız 10-15 dakikalık hafif fiziksel aktiviteler faydalı olacaktır." Tatlı tercihlerine ve akşam öğünlerine dikkat Ağır şerbetli tatlıların gün içindeki kalori dengesini bozabileceğine işaret eden Diyetisyen Güneş, kapanış öğünlerinin de hafif tutulması yönünde uyarılarda bulundu. Güneş, "Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmeli. Gün içerisindeki kalori kısıtlamasını akşam saatlerine bırakmadan, akşam öğünlerini daha hafif geçirmek daha sağlıklı olacaktır" dedi.
24 Mayıs 2026 Pazar - 13:34
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca:
Modern tıp uygulamaları sayesinde birçok diz probleminde cerrahiye gerek kalmadan başarılı sonuçlar alınabiliyor. Diz problemleri, günümüzde yalnızca ileri yaş grubunun değil; gençler, sporcular, masa başı çalışanlar ve aktif yaşam süren bireyler dahil toplumun geniş bir kesimini etkileyen önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Diz kireçlenmesi, menisküs yaralanmaları, bağ problemleri ve eklem yıpranmaları yaşam kalitesini ciddi ölçüde azaltabiliyor. Son yıllarda ise ameliyatsız tedavi yöntemlerine olan ilgi dikkat çekici şekilde artıyor. Modern tıp uygulamaları, girişimsel tedaviler ve kişiye özel rehabilitasyon programları sayesinde birçok hastada ağrının azaltılması ve hareket kapasitesinin artırılması mümkün olabiliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, diz problemlerinde artık multidisipliner ve kişiye özel tedavi yaklaşımının ön plana çıktığını belirterek, "Her diz probleminin tedavisinde cerrahi müdahale şart değildir. Günümüzde doğru hasta seçimiyle uygulanan ameliyatsız tedavi yöntemleri sayesinde birçok hastada başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Önemli olan hastanın şikayetini, eklem yapısını, kas dengesini ve günlük yaşam ihtiyaçlarını birlikte değerlendirerek uygun tedavi planlaması yapmaktır" dedi. Uzmanlara göre son dönemde özellikle PRP, Sanakin ve kök hücre uygulamaları; proloterapi, nöral terapi, hyaluronat enjeksiyonları, kitosan içerikli eklem uygulamaları, osteopati ve manuel terapi yöntemleri ile kişiye özel egzersiz programları ön plana çıkıyor. Ayrıca fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları, kinezyobant teknikleri ve geçirilmiş operasyonlara bağlı skar dokularına yönelik fasyal gevşetme tedavileri de destekleyici yöntemler arasında yer alıyor. Bunun yanında glikozamin, kolajen destekleri, D vitamini düzeyinin düzenlenmesi ve uygun beslenme programlarının da eklem sağlığının korunmasında destekleyici rol oynayabileceği belirtiliyor. Prof. Dr. İrfan KOCA, özellikle hareketsiz yaşam tarzının ve kilo problemlerinin diz sağlığını olumsuz etkilediğine dikkat çekerek, "Diz sağlığında en önemli unsurlardan biri kontrollü hareket ve kas gücünün korunmasıdır. Uzun süre hareketsiz kalmak eklem üzerindeki yükü artırırken kas yapısını zayıflatabilmektedir. Erken dönemde uzman değerlendirmesi yapılması, ileride gelişebilecek daha ciddi eklem problemlerinin önüne geçilmesi açısından önem taşımaktadır" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Mayıs 2026 Pazar- 11:53
İstanbul’da 77 yaşındaki hastaya hayati müdahale: "Belirti vermiyor, içimizdeki saatli bomba"
2
21 Mayıs 2026 Perşembe- 15:45
İstanbul’dan Muş’a robotik operasyon
3
23 Mayıs 2026 Cumartesi- 13:17
Kilometrelerce uzaklıktan Denizli’ye gelen 2 hasta başarılı bypass ameliyatlarıyla sağlığına kavuştu
4
23 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:24
Her yıl milyonlarca kişiyi etkiliyor: "Giderek sigara kullanımlarımız artıyor, başlama yaşı düşüyor"
5
24 Mayıs 2026 Pazar- 09:56
"Kurban etini 1 gün bekletin" uyarısı
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:36
Prof. Dr. Tok: "(Hantavirüs) Yeniden bir pandemi ihtimalı yok ama tedbir şart"
Liv Hospital Ankara Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Duran Tok, "Hantavirüs şimdilik ciddi bir pandemi tehdidi değildir. Bunun için panik olmak yerine, tedbir alınmalıdır" dedi. Hantavirüsün son günlerde Güney Amerika açıklarındaki bir yolcu gemisinde görülen vakalar ve Andes virüsü varyantının insandan insana bulaşma riski nedeniyle hem küresel ve hem de yerel halk sağlığı gündeminde yeniden yer aldığını ifade eden Liv Hospital Ankara Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Duran Tok, bu durumun aynı zamanda virüsü sadece bir çevre sağlığı sorunu olmaktan çıkarıp, hastane enfeksiyon kontrolü de gerektiren bir boyuta taşıdığına dikkati çekti. "Fare hastalığı hakkında gerçekler" Hantavirüsün doğada özellikle tarla fareleri ve bazı kemirgen türlerinin salgılarında (idrar, dışkı, tükürük) bulunan bir virüs olduğunun altını çizen Tok, "İnsanlara genellikle bu atıklara temas ya da atıkların kuruyup havaya karışması sonucu tozların solunmasıyla bulaşır. Virüsün kuluçka süresi 1-8 hafta gibi geniş bir bant aralığı olduğundan, bu durum kaynağın tespitini güçleştirebilmektedir şeklinde konuştu. "Gemideki hantavirüs türü daha ölümcül" Hantavirüslerin geleneksel olarak ’Eski Dünya’ (Avrupa/Asya - böbrek tutulumlu) ve ’Yeni Dünya’ (Amerika - akciğer tutulumlu) olarak ikiye ayrıldıklarını belirten Tok, "Asya-Avrupa kökenlilerde ölüm oranı daha düşüktür. Ancak; Güney Amerika açıklarındaki bir yolcu gemisinde (MV Hondius) görülen vakalar daha ciddi seyredebilen gruptandır" ifadelerini kullandı. "Kanamalı Ateşli Böbrek Sendromu ülkemizde baskın form" Prof. Dr. Tok, hastalığın iki ayrı sendromu olduğunu aktararak "Daha ciddi seyreden Hantavirüs KardiyoPulmoner Sendromu‘nda (Hantavirüs kalp akciğer tutulumlu sendromu); spesifik olmayan ateş, kas ağrısı, halsizlik ve ciddi sindirim sistemi semptomlar (bulantı/kusma). Sonraki dönemde ise hızla ilerleyen akciğer ödemi ve şok görülür. Bu form Amerika’da baskın olan formdur. Kanamalı Ateşli Böbrek Sendromu ise; ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, bulantı, karın-bel ağrısı ve akut böbrek hasarı ile seyreder. Bu form ülkemizde, Avrupa ve Asya’da baskın olan formdur" açıklamasında bulundu. "Toplumun alması gereken önlemler Toplumun hantavirüse karşı 3 yolla önlem alabileceğinin altını çizen Tok, bunları şöyle anlattı: Temizlikte Islak Yöntem, kömürlük, depo veya eski evleri temizlerken asla kuru süpürge veya elektrikli süpürge kullanmayın. Tozu havalandırmak virüsü solumanıza neden olur. Önce çamaşır sulu suyla (yüzde 10’u çamaşır suyu) alanı ıslatın, 5-10 dakika bekleyin ve sonra silin. Kemirgen Kontrolü, evlerin girişlerini kapatın, gıdaları kapalı cam/metal kaplarda saklayın. Kişisel Korunma, kırsal alan temizliklerinde maske ve eldiven takın. Ayrıca dış ortama dayanıklı virüsler olmadığı için yıkama, temizlik ve hijyen ile yayılımın önüne geçilebilir. "Yalancı griple karışabilir" Hantavirüsün halk sağlığı açısından bazı temel tehlikeler barındırdığını söyleyen Tok, "Hastalık sık görülmez ancak bulaştığında akciğer ve böbrek yetmezliği gibi hayati riskler oluşturabilir. Ayrıca yalancı grip riski de dikkate alınmalıdır. Çünkü ilk belirtiler grip ile çok karıştırılır. Ancak kemirgen teması öyküsü varsa veya nefes darlığı eklenirse durum acildir" dedi. "Yeniden bir pandemi ihtimalı yok ama tedbir şart" Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yetkililerinin hantavirüsün insanlar arasında ancak uzun süreli ve çok yakın temas sonucunda yayılabildiğini bildirdiğini işaret eden Tok, "İnsandan insana bulaşma Andes suşuna özgü ve son derece nadirdir. Ayrıca toz ve enfekte kemirgen hayvan çıkartıları yoluyla bulaşması nedeni ile küresel bir pandemi riski düşük kabul edilmektedir. Hantavirüs şimdilik ciddi bir pandemi tehdidi değildir ancak bireysel düzeyde öldürücülüğü yüksek olduğu için farkındalık hayat kurtarabilir. Bunun için panik olmak yerine, tedbir alınmalıdır" ifadelerini kullandı. "Erken başvuruda testler negatif çıkabilir" Tok, tanıda hastada alınan öykü ve klinik şüphenin oldukça önemli olduğunu anlatarak "Örneğin; kırsal alan, tarla, orman, depo, gemide kapalı alanlar veya kemirgenlerle temas öyküsü olan ve aynı zamanda ateşi olan hastalarda klinik şüphe mutlaka akla gelmelidir. Laboratuvar tanısı genellikle ELISA ile hantavirüs IgM/IgG antikorlarının gösterilmesi veya erken dönemde viral RNA’nın saptanması ile konur. Erken başvurularda testler negatif çıkabileceğinden, eğer klinik şüphe devam ediyorsa tekrar test edilmelidir" şeklinde konuştu. "Tedavide sadece destekleyici bakım uygulanıyor" Hastalığın spesifik bir tedavisi olmadığının altını çizen Tok, "Tedavi tamamen destekleyici bakımdır. Sıvı-elektrolit dengesinin dikkatli yönetimi, oksijen desteği ve gerektiğinde yoğun bakım desteği sağlanır" dedi. Hantavirüs Türkiye’de yeni değil Türkiye’de Hantavirüs ile ilgili 1997’den bu yana başta Karadeniz Bölgesi olmak üzere zaman zaman vakalar bildirildiğini vurgulayan Tok, hastalığın yeni olmamasına rağmen neden önemli olduğu sorusuna ise şu şekilde yanıt verdi: "Söz konusu gemideki Andes suşu bizim coğrafyamızdaki türlerden farklıdır. Andes türü akciğerleri etkilemekte ve çok daha ağır seyretmektedir. Ülkemizde risk düşük olmakla birlikte yine de başta kırsal alanlar olmak üzere tarım ve hasat sezonunda kemirgen temasından kaçınmak, hijyen kuralarına riayet oldukça önemlidir."
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:26
Mardin’de Her Gebeye Bir Ebe uygulaması
MARDİN (İHA) – Mardin’de, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Normal Doğum Eylem Planı kapsamında hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması doğrultusunda, koordinatör ebeler tarafından gebe ve lohusalara yönelik ev ziyaretleri aralıksız devam ediyor. Programa, Mardin İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Saffet Yavuz, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Cihat Adın, Çocuk, Ergen, Kadın ve Üreme Sağlığı Birim Sorumlusu Uzm. Dr. Ahmet Gülşe, Artuklu İlçe Sağlık Müdürü Dr. Nurullah Kurtay ile koordinatör ebeler katıldı. Ziyaretlerde anne adayları ve lohusalarla birebir görüşmeler yapılarak gebelik süreci, normal doğum, doğum sonrası bakım, anne sütü ve bebek sağlığı konularında bilgilendirme ve danışmanlık hizmeti verildi. Anne ve bebek sağlığının korunması, normal doğuma yönelik toplumsal farkındalığın artırılması ve vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin güçlendirilmesi amacıyla yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğü belirtildi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:09
Emet’te küçükbaş hayvanlara yönelik aşılama ve kimliklendirme çalışmaları
Kütahya’nın Emet ilçesinde küçükbaş hayvanlara yönelik aşılama ve kimliklendirme çalışmaları aralıksız sürüyor. Emet İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü veteriner hekimleri tarafından Emet Merkez ile Yağcık Köyü’nde küçükbaş hayvanlara koyun-keçi çiçek, PPR ve brusella aşıları uygulandı. Çalışmalar kapsamında ayrıca kuzu ve oğlakların kimliklendirme işlemleri de gerçekleştirildi. Yetkililer, yürütülen uygulamalarla hayvan hastalıklarının önlenmesi, hayvan varlığının kayıt altına alınması ve halk sağlığının korunmasının amaçlandığını belirtti. İlçede hayvan sağlığı ve koruyucu hekimlik çalışmalarının aralıksız devam ettiği ifade edildi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:08
Çavdarhisar’da ithal damızlık sığırların sağlık kontrolleri yapıldı
Kütahya’nın Çavdarhisar ilçesinde ithal damızlık etçi sığırlara yönelik sağlık kontrolleri gerçekleştirildi. Çavdarhisar İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü veteriner hekimleri tarafından Ağarı Köyü’nde yürütülen çalışmalar kapsamında, karantina sürecindeki ithal damızlık etçi sığırlardan kan numuneleri alındı ve şap aşılama uygulamaları yapıldı. Hayvan hastalıklarının önlenmesi ve hayvan sağlığının korunmasına yönelik çalışmaların ilçe genelinde aralıksız sürdürüldüğü bildirildi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:36
Ukraynalı hasta şifayı Mersin Şehir Hastanesinde buldu
Ukrayna uyruklu 70 yaşındaki Iryna Partnova, iki taraflı kalça artrozu nedeniyle yaşadığı yürüme güçlüğü ve şiddetli ağrıdan, Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gerçekleştirilen başarılı operasyon sayesinde kurtuldu. Sağlık turizmi kapsamında Mersin’e gelen Partnova’ya sağ total kalça protezi ameliyatı uygulandı. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Bülent Sakarya tarafından gerçekleştirilen operasyon sonrası hastanın kısa sürede ayağa kaldırıldığı belirtildi. Dr. Sakarya, hastanın uzun süredir her iki kalçada ağrı, hareket kısıtlılığı, yürümekte zorlanma ve oturup kalkarken ciddi problemler yaşadığını ifade ederek, yapılan muayene ve tetkiklerde iki taraflı koksartroz (kalça artrozu) tespit edildiğini söyledi. Sakarya, "Sağlık turizmi kapsamında Ukrayna’dan hastanemize başvuran hastamızın yaşam kalitesi ciddi şekilde etkilenmişti. Koksartroz nedeniyle sağ tarafına total kalça protezi ameliyatı gerçekleştirdik. Ameliyat sonrası üçüncü günümüzde hastamızı yürüttük, mobilizasyonunu sağladık ve bugün taburcu ediyoruz. Yakın zamanda yeniden hastanemize başvuracak ve sol kalçası için de protez ameliyatı planlayacağız" dedi. "Yabancı hastalara da hizmet veriyoruz" Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Ballı ise hastanenin sağlık turizmi alanında bölgenin önemli merkezlerinden biri haline geldiğini belirtti. Hastanenin güçlü akademik kadrosu, ileri teknolojik altyapısı ve multidisipliner sağlık hizmet anlayışıyla yalnızca Türkiye’den değil, farklı ülkelerden gelen hastalara da hizmet sunduğunu kaydeden Ballı, "Sağlık turizmi kapsamında hastanemizi tercih eden uluslararası hastalarımızın başarılı tedavi süreçleri, kurumumuzun sağlık alanındaki güçlü konumunu ortaya koymaktadır. Hastamızın sağlığına kavuşmasından büyük mutluluk duyuyoruz" diye konuştu.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:02
Zayıflama iğnesi ile ilgili bilgi kirliliğine dikkat
Günümüzde her üç kişiden birinin fazla kilolu veya obez olduğunu belirten Burtom Konur Cerrahi Tıp Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Mahmut Öztürk, obeziteye karşı geliştirilen ve gittikçe yaygınlaşan GLP-1 hormon tedavisinin ancak uzman hekim kontrolünde uygulandığında güvenli ve etkili olabileceğini kaydetti. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, çağımızın en yaygın hastalıklarından biri haline gelen obezite ile mücadele edenlerin sayısının 2030 yılına kadar ikiye katlanması bekleniyor. Uzm. Dr. Mahmut Öztürk obezitenin kalp hastalıklarından diyabete, eklem rahatsızlıklarından pek çok kanser türüne kadar birçok kronik hastalığın temel nedeni haline gelen bir sağlık sorunu olduğunu, dolayısıyla vücudun tüm sistemini etkileyen bu durumla başa çıkmanın kolay olmadığını söyledi. "Obezite, vücutta aşırı yağ birikimi ile seyreden kronik bir hastalıktır. Tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" diyen Uzm. D. Öztürk, halk arasında genellikle "zayıflama iğnesi" olarak bilinen tedavinin yaygın olarak kullanıldığını belirtti. Bu tedavide GLP-1 hormonunu taklit eden ilaçların obez kişiye enjekte edildiğini söyleyen Uzm. Dr. Öztürk, şöyle konuştu : "GLP-1 bağırsaklardan salgılanan ve iştahı kontrol eden doğal bir hormon. Bu hormonun etkisini taklit eden ilaçlar, tokluk hissini artırır, iştahı azaltır ve kalori alımını düşürerek sağlıklı kilo kaybına yardımcı olur. Bu tedavi, özellikle vücut kitle indeksi yüksek olan veya obeziteye eşlik eden ek hastalıkları bulunan bireylere hekim kontrolünde uygulanabilir. Genellikle enjeksiyon şeklinde uygulanır ve kişiye özel planlanır. En sık görülen yan etkiler bulantı ve hafif mide şikayetleridir; genellikle geçicidir. Tedavi sürecinde doktor takibi önemlidir." Açıklamasında, son dönemde sosyal medyada GLP-1 tedavisi ile ilgili bilimsel dayanağı olmayan olumsuz paylaşımlar yapıldığını dile getiren Burtom Konur Cerrahi Tıp Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Mahmut Öztürk, bu tür paylaşımların çoğu zaman bireysel deneyimlere dayandığını, oysa uygun hasta grubunda ve hekim kontrolünde uygulandığında GLP-1 analoglarının güvenli ve etkili olduğunu belirtti. Uzm. Dr. Öztürk, "Obezite tedavi edilebilir bir hastalıktır ve modern tıbbi yaklaşımlar ile başarılı sonuçlar elde edilebilir" dedi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 10:50
’’Gizli tehlike çölyak: Belirtiler hafif, sonuçlar ağır olabilir’’
9-15 Mayıs Dünya Çölyak Haftası kapsamında uzmanlar uyarıyor: Toplumda her 100 kişiden 1’ini etkileyen çölyak hastalığı çoğu zaman sessiz ilerliyor, tanı gecikebiliyor. Liv Hospital Ulus Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koruk, Çölyak hastalığı hakkında önemli bilgiler paylaştı. Genetik yatkınlığı olan bireylerde ortaya çıkan bu kronik hastalığın, ince bağırsakta hasara yol açarak besin emilimini bozduğunu belirten Koruk, erken tanı, doğru diyet ve düzenli takibin hayati önem taşıdığını vurguladı. "Gluten hassasiyeti ince bağırsakta kalıcı hasara yol açabiliyor" Çölyak hastalığının temelinde gluten proteinine karşı gelişen anormal bağışıklık yanıtının bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. İrfan Koruk, şu bilgileri verdi: "Gluten; buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan gliadin ve glutenin proteinlerinden oluşur. Bu proteine karşı gelişen hassasiyet sonucunda ince bağırsakta besin emilimini sağlayan villus adı verilen yapılar düzleşir ve hasar görür. Bu durum vitamin, mineral ve diğer besin öğelerinin emilememesine neden olarak çok sayıda sistemik soruna yol açabilir." ’’Toplumda görülme sıklığı yüzde 1’e yakın’’ Dünya genelinde çölyak hastalığının görülme sıklığının yaklaşık yüzde 1 olduğunu belirten Koruk, tanı almamış hasta sayısının oldukça yüksek olduğuna dikkat çekti: "Birçok hasta hafif veya atipik belirtiler nedeniyle uzun süre tanı alamayabiliyor. Bu da hastalığın ilerlemesine ve farklı organ sistemlerini etkilemesine neden oluyor." ’’Belirtiler sadece bağırsakla sınırlı değil’’ Çölyak hastalığının çok geniş bir klinik tabloya sahip olduğunu belirten Koruk, belirtilerin kişiden kişiye değişebildiğini söyledi: "Şişkinlik, kronik ishal veya kabızlık, karın ağrısı, yağlı ve kötü kokulu dışkı gibi sindirim sistemi bulgularının yanı sıra; açıklanamayan kilo kaybı, halsizlik ve yorgunluk sık görülür. Bunun dışında demir eksikliği anemisi, kemik erimesi (osteoporoz), boy kısalığı, diş minesi bozuklukları ve kaşıntılı deri döküntüleri gibi bağırsak dışı bulgular da çölyak hastalığının önemli ipuçlarıdır." Tanı sürecinde doğru zamanlama kritik Tanı yöntemlerine değinen Prof. Dr. Koruk, şu uyarıda bulundu: "Kan testleri ile gluten ve bileşenlerine karşı oluşan antikorların ölçülmesi tanıda yol göstericidir. Ancak test öncesinde glutensiz diyete başlanması yanlış sonuçlara neden olabilir. Antikor testi pozitif olan bireylerde kesin tanı için endoskopi ile ince bağırsaktan biyopsi alınması gereklidir." "Tek tedavi ömür boyu glutensiz diyet" Çölyak hastalığında ilaç tedavisinin bulunmadığını belirten Koruk, tedavinin temelini beslenme düzeninin oluşturduğunu söyledi: "Buğday, arpa ve çavdar içeren tüm ürünler kesinlikle tüketilmemelidir. Ekmek, makarna, hamur işleri başta olmak üzere bu tahılları içeren tüm gıdalardan kaçınılmalıdır. Ayrıca işlenmiş gıdalarda gizli gluten bulunabileceği için etiket okuma alışkanlığı büyük önem taşır." Gizli gluten kaynaklarına dikkat Glutenin sadece temel gıdalarda değil, birçok işlenmiş üründe de bulunabileceğini vurgulayan Koruk, şu bilgileri paylaştı: "Hazır çorbalar, bulyonlar, salata sosları, soya sosu, paketli baharat karışımları ve işlenmiş et ürünleri riskli olabilir. Ürün içeriklerinde ‘hidrolize bitkisel protein’, kaynağı belirtilmemiş ‘nişasta’ veya ‘aroma verici’ ifadeleri varsa dikkatli olunmalı, gerekirse üretici firmadan bilgi alınmalıdır." İçecekler ve yulaf tüketimi konusunda uyarı "Bira, boza ve malt içeren içecekler kesinlikle tüketilmemelidir. Yulaf doğal olarak gluten içermese de üretim sırasında buğdayla temas edebileceği için çapraz bulaşma riski taşır. Bu nedenle yalnızca ‘glutensiz’ sertifikalı yulaf ürünleri tercih edilmelidir." Güvenli gıdalarla sağlıklı beslenmek mümkün Glutensiz beslenmenin doğru planlandığında sağlıklı bir şekilde sürdürülebileceğini belirten Koruk, şu önerilerde bulundu: "Pirinç, mısır, patates, kinoa, karabuğday gibi tahıllar; et, balık, yumurta ve baklagiller; katkısız süt ve süt ürünleri; taze sebze ve meyveler güvenle tüketilebilir. Çiğ ve katkısız kuruyemişler de beslenmede yer alabilir." Çapraz bulaşma ciddi risk oluşturuyor Ev ortamında bile gluten bulaşmasının bağırsak hasarını tetikleyebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Koruk, şu uyarılarda bulundu: "Aynı kesme tahtası, tost makinesi, kaşık veya süzgeçlerin kullanılması bulaşmaya neden olabilir. Kavanoz ürünlere glutenli ekmekle temas eden bıçakların sokulması dahi risklidir. Bu nedenle çölyak hastaları için ayrı mutfak ekipmanları kullanılmalı ve maksimum hassasiyet gösterilmelidir." Dışarıda yemek yerken bilinçli olunmalı Restoranlarda yemek yerken çölyak hastalığının mutlaka belirtilmesi gerektiğini söyleyen Koruk, "Personelden özel hazırlık talep edilmeli, çapraz bulaşma riski göz önünde bulundurulmalıdır" dedi. Diyetin dengeli olması önemli Glutensiz diyetin bazı besin öğeleri açısından yetersiz kalabileceğine dikkat çeken Koruk, şu değerlendirmede bulundu: "Glutensiz diyet bazen lif, demir ve B vitaminleri açısından fakir olabilir. Bu nedenle sadece paketli glutensiz ürünlere yönelmek yerine, besin değeri yüksek doğal gıdalar tercih edilmelidir." "Uzman takibi ihmal edilmemeli" Hastalığın düzenli takip gerektirdiğini vurgulayan Prof. Dr. İrfan Koruk, sözlerini şöyle tamamladı: "Çölyak hastaları mutlaka bir gastroenteroloji uzmanı tarafından izlenmeli, gerekli durumlarda tetkikler ve endoskopik değerlendirmeler yapılmalıdır. Diyete uyumsuzluk durumunda hastalık ilerleyerek farklı organ ve sistemlerde ciddi sorunlara yol açabilir."
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 10:43
Mersin’de çölyaklı bireyler farkındalık etkinliğinde buluştu
Mersin Büyükşehir Belediyesi, Dünya Çölyak Farkındalık Günü kapsamında düzenlediği etkinlikle çölyaklı bireyler ve ailelerini bir araya getirirken, belediyenin yıllardır sürdürdüğü glutensiz gıda destekleri ve farkındalık çalışmaları da vatandaşlarla paylaşıldı. Mersin Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından Dünya Çölyak Farkındalık Günü kapsamında Darıseki Örnek Köyünde çölyaklı bireyler ve ailelerini bir araya getiren anlamlı bir etkinlik düzenledi. Glutensiz ikramların sunulduğu, çocuklar için oyun alanlarının kurulduğu etkinlikte katılımcılar hem keyifli vakit geçirdi hem de çölyak hastalığı konusunda farkındalık oluşturuldu. Büyükşehir Belediyesinin sosyal belediyecilik anlayışıyla çölyaklı bireylere yönelik sürdürdüğü destek çalışmaları, Dünya Çölyak Farkındalık Günü etkinliğinde buluşan vatandaşlarla paylaşıldı. Mersin Büyükşehir Belediyesi, 2021 yılından bu yana çölyak hastalığı raporu bulunan ve başvuruda bulunan vatandaşlara her ay düzenli olarak 16 adet 250 gramlık glutensiz ekmek ile 3 kilogram glutensiz un desteği sağlayarak Ramazan ayında da çölyaklı bireylere yönelik glutensiz dayanışma gıda kolisi desteği sundu. "Çölyaklı bireylerin yaşamını kolaylaştırmaya yönelik çalışmalarımız sürüyor" Sosyal Hizmetler Dairesine bağlı Sosyal Yardımlar Şube Müdürlüğünde sosyal çalışmacı olarak görev yapan Yasemin Özbek Cilasın, Mersin Büyükşehir Belediyesinin çölyaklı bireylerin yaşamını kolaylaştırmak amacıyla yıl boyunca desteklerini sürdürdüğünü belirtti. Büyükşehir Belediyesinin yalnızca özel günlerde değil, her dönemde çölyaklı vatandaşların yanında olduğunu ifade eden Cilasın, "Bugün Dünya Çölyak Farkındalık Gününde Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak çölyak hastalığıyla mücadele eden vatandaşlarımız ve ailelerinin yanında olduğumuzu bir kez daha güçlü şekilde ifade etmek istiyoruz" dedi. 2021 yılından bu yana devam eden destekler kapsamında çölyak hastalığı raporu bulunan ve başvuruda bulunan vatandaşlara her ay düzenli olarak 16 adet 250 gramlık glutensiz ekmek ile 3 kilogram glutensiz un desteği sağlandığını söyleyen Cilasın, "Bugün itibariyle Mersin genelinde her ay 976 vatandaşımız bu hizmetten ücretsiz olarak yararlanmakta. Aylık toplam 15 bin 616 adet glutensiz ekmek ve 2 bin 928 kilogram glutensiz un dağıtımı gerçekleştirilmektedir. Ayrıca Ramazan ayı dolayısıyla özenle hazırladığımız çölyaklı bireylerin günlük yaşamını kolaylaştıran ve içerisinde temel gıdaların bulunduğu glutensiz dayanışma gıda kolisi desteğimiz kapsamında bugüne kadar toplam 4 bin 060 adet gıda kolisi vatandaşlarımıza ulaştırılmıştır. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak sosyal belediyecilik anlayışıyla toplumun her kesimine dokunan çalışmalar üretmeye, dayanışmayı, büyütmeye ve vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artırmaya kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 10:35
Safra kesesi ameliyatlarında dikkat çeken artış: Hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenme riski artırıyor
Kırıkkale’de geçen yılın ilk 3 ayında 3 bin 300 olan safra kesesi ameliyatı sayısı, bu yılın aynı döneminde 4 bin 700’e çıktı. Uzman doktor, bu tür rahatsızlıklara karşı düzenli spor, sağlıklı beslenme, sigara ve alkolden uzak durma uyarısında bulundu. Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi’nde safra kesesi ameliyatı sayısında dikkat çeken artış yaşandı. Hastane Başhekimi Uzman Dr. Hakan Varol, geçen yılın ilk 3 ayında 3 bin 300 olan toplam ameliyat sayısının, bu yılın aynı döneminde 4 bin 700’e yükseldiğini ifade etti. A, B ve C grubu safra kesesi ameliyatların tamamında önemli artış olduğunu belirten Varol, oransal olarak yüzde 33’lük artış kaydedildiğini aktardı. Safra kesesi ameliyatlarının genel cerrahların en fazla yaptığı operasyonlar arasında bulunduğunu belirten Varol, tanı sürecinin ultrasonla kolaylaştığını söyledi. Hastaların tanı konulduktan sonra kısa sürede cerrahlara başvurduğunu anlatan Varol, safra kesesi ameliyatlarının kapalı yöntemle gerçekleştirildiğini kaydetti. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine de değinen Varol, "Öncelikle rahatsızlanmamayı, hastalanmamayı ve sağlığımızı korumayı hedeflememiz gerekiyor. Bunun için düzenli spor ve sağlıklı beslenme çok önemlidir. Sigara ve alkolden uzak durmak, beslenme düzenini sağlıklı şekilde devam ettirmek gerekir" dedi. Son dönemde safra kesesi rahatsızlıklarında artış görüldüğünü dile getiren Varol, bu artışın nedenleri arasında hareketsiz yaşam, beslenme düzeninin bozulması, öğünlerin gece saatlerine kayması ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarının yer aldığını ifade etti. Başhekim Varol, Yüksek İhtisas Hastanesi’nin teknolojik altyapısı ve modern ameliyathane imkanlarıyla vatandaşlara nitelikli sağlık hizmeti sunduğunu belirtti. Varol, gelişmiş tanı ve tedavi cihazları, güçlü teknik donanım ve uzman sağlık kadrosu sayesinde hastaların birçok işlemi güvenli şekilde yaptırabildiğini sözlerine ekledi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 10:05
"Kökten Hayata" etkinliğinde 116 kişi umut oldu
Manisa’nın Alaşehir ilçesinde lösemi nedeniyle hayatını kaybeden emekli öğretmen Bilge Altan’ın anısına düzenlenen ’Kökten Hayata Şenliği’nde iki günde 116 kök hücre ve 116 kan bağışı toplandı. Etkinlikte hem farkındalık oluşturuldu hem de vatandaşlara bağışın hayati önemi anlatıldı. Manisa’nın Alaşehir ilçesinde, lösemi nedeniyle hayatını kaybeden emekli öğretmen ve eski belediye meclis üyesi Bilge Altan’ın anısına kök hücre ve kan bağışı farkındalığı oluşturmak amacıyla "Kökten Hayata Şenliği" düzenlendi. İki gün süren etkinlikte vatandaşlar hem sosyal etkinliklere katıldı hem de kan ve kök hücre bağışında bulundu. Alaşehir Belediyesi, Türk Kızılay Alaşehir Şubesi ve Altan ailesi iş birliğiyle Cumhuriyet ve Demokrasi Meydanı’nda gerçekleştirilen etkinliğe vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Meydanda kurulan stantlarda bağış hakkında bilgilendirme yapılırken, çocuk oyun alanları, atölyeler, ikram stantları, çekilişler ve halk oyunları gösterileri düzenlendi. 9-10 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen şenlikte kök hücre ve kan bağışının önemine dikkat çekildi. Etkinliğe Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, Türk Kızılay Alaşehir Şube Başkanı Nedim Yamak, lösemi nedeniyle geçen yıl hayatını kaybeden Bilge Altan’ın kızı Avukat İpek Altan Paker, Altan ailesi ve çok sayıda vatandaş katıldı. "Başka aileler aynı süreci yaşamasın" Etkinlikte konuşan Avukat İpek Altan Paker, annesinin hastalığı sürecinde kök hücre bağışının önemini yakından yaşadıklarını belirterek, "Geçen sene lösemiden kaybetmiş olduğumuz annemizin anısına Kökten Hayata Şenliği’ni düzenledik. Projemiz ‘Kökten Hayata’ adını annemden bana hatıra kalan yaşam ağacı kolyesinden alıyor. Annemin hastalığı sürecinde kök hücre bağışının önemini ve donör bulmanın ne kadar zor olduğunu bizzat yaşadık. Bu yüzden kök hücre ile alakalı doğru bilinen yanlışları düzeltmek ve kök hücre bağışı sayısını artırmak için bu etkinliği düzenledik. İki gün içinde gerçekleştirmiş olduğumuz etkinliklerin tamamında kök hücre bağışının koldan yapılan bir işlem olduğunu, cerrahi bir müdahale gerektirmediğini ve verilen kök hücrelerin 3-4 hafta içerisinde yenilenebildiğini herkese anlatmaya çalıştık. Lösemili hastalar için çoğunlukla tek seçenek olan kök hücre naklinde bağışçı sayısını artırmak çok önemlidir. Bu nedenle 18-35 yaş aralığındaki herkesi kök hücre bağışçısı olarak davet ediyoruz. Bu etkinlikle şehrimizde güzel bir farkındalık oluşturarak kök hücre bağışçı sayısını artırdık. Annesiz geçirdiğim ilk Anneler Günü’nde anneme çok güzel ve anlamlı bir hediye verdiğimi düşünüyorum" dedi. Annesiz geçirdiği ilk Anneler Günü’nde anlamlı bir farkındalık çalışmasına imza attıklarını ifade eden Paker, 18-35 yaş arasındaki sağlıklı bireyleri kök hücre bağışçısı olmaya davet etti. Öküzcüoğlu’ndan bağış çağrısı Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu ise yaptığı konuşmada vatandaşlara bağış çağrısında bulunarak, "Üç tüp kan deyip geçmeyeceğiz. Vereceğimiz üç tüp kan bir gün bir insanın hayatını kurtarabilir. Birisinin nefesine nefes olmak için herkesi bağış yapmaya davet ediyoruz" ifadelerini kullandı. İki günde 116 kök hücre bağışı Türk Kızılay Alaşehir Şube Başkanı Nedim Yamak da etkinliğe yoğun katılım olduğunu belirterek, "Türk Kızılay Alaşehir Şubesi olarak 9-10 Mayıs tarihlerinde düzenlemiş olduğumuz Kökten Hayata Şenliğimize vatandaşlarımız çok büyük bir ilgi gösterdi. Yapmış olduğumuz bu etkinlikte kök hücre bağışının ve kan bağışının ne kadar önemli olduğunu vatandaşlarımıza anlattık. Etkinlikte farkındalık oluşturarak iki gün boyunca vatandaşlarımızdan 116 kök hücre bağışı ve 116 kan bağışı almış bulunuyoruz. Vatandaşlarımıza göstermiş oldukları ilgiden dolayı çok teşekkür ediyoruz. Bu tür etkinliklerimizi yıl boyunca yapmaya devam edeceğiz. Alaşehir halkımızı bağışta bulunmaya davet ediyoruz. Bilge öğretmenimizin adına düzenlemiş olduğumuz bu etkinlikte kan bağışının yanında 18-35 yaş arasındaki tüm vatandaşlarımızı kök hücre bağışına da davet ediyoruz" diye konuştu. Alaşehir’de iki gün boyu süren etkinliklerde vatandaşlar hem eğlenceli aktivitelerle vakit geçirdi hem de bağış hakkında detaylı bilgi aldı. Çok sayıda kişi kan ve kök hücre bağışında bulunarak farkındalık çalışmalarına destek verdi. Yetkililer, kök hücre bağışının ameliyat olmadığını, genelde koldan alınan kan yoluyla gerçekleştirilen güvenli bir işlem olduğunu belirterek uygun yaş aralığındaki vatandaşları bağışçı olmaya davet etti.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 10:04
Geniz eti büyümesi çocukların gelişimini olumsuz etkiliyor
Çocuklarda sık görülen geniz eti büyümesine dikkat çeken Uzm. Dr. Cüneyt Altunay, "Geniz eti büyümesi, sık enfeksiyon, büyüme ve gelişme geriliği, tekrarlayan kulak iltihabı ve işitme kaybı, uykuda nefes durması ve uyku bozukluğu, sabah zor uyanma gündüz yorgunluğu performans düşüklüğü gibi ciddi sorunlara yol açabiliyor. Ebeveynlerin belirtiler konusunda dikkatli olması gerekir" dedi. Anne babalara seslenen Acıbadem Kent Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Cüneyt Altunay, çocukların uyku sırasında ağızdan nefes alıp horlamasının geniz eti büyümesinin önemli bir işareti olabileceğini söyledi. Kreş çağındaki her 3 çocuktan 1’inde geniz eti büyümesi görüldüğünü ifade eden Uzm. Dr. Altunay, erken teşhisin önemine vurgu yaptı. Geniz etinin, burun arkasında yer alan lenfoid bir doku olduğunu belirten Uzm. Dr. Altunay, hacmen büyümesi ve burun ve kulak kanalını tıkaması durumunda solunum problemleri, horlama, uyku apnesi ve tekrarlayan kulak ve üst solunum yolu enfeksiyonlarına neden olabildiğini kaydetti. Altunay, bu tür durumlarda Adenoidektomi olarak bilinen geniz eti ameliyatının gerekebileceğini dile getirdi. Geniz eti büyümesinde zaman kaybetmeden hekime başvurmanın büyük önem taşıdığına dikkat çeken Uzm. Dr. Altunay bu çocuklarda sık boğaz enfeksiyonu, sinüzit, alt hava yolu enfeksiyonları, alerji öncesi hassas hava yolu belirtileri ve geçmeyen öksürük görülebildiğini söyleyerek şöyle konuştu: "Ayrıca uykuda horlama ve apne denilen nefes durması, diş sıkma ve gıcırdatma, baş-boyun terlemesi ve gece idrar kaçırma gibi uyku problemleri de sık görülür. Hava yolunun tıkalı olması nedeniyle yeterli oksijen alamayan ve uyku evrelerini sağlıklı bir şekilde yaşayamayan bu nedenle bürmonu salınımında düzensizlik olan çocuklarda büyüme ve gelişme yaşıtlarına göre geri kalabilir. Orta kulak havalanmasının bozulması ise kulakta sıvı birikimine, orta kulak enfeksiyonlarına ve işitme kaybına yol açabilir." Çocuğun yüz yapısında değişiklikler olabilir Öte yandan, geniz eti büyümesine bağlı olarak çocukların yüz yapısında da değişiklikler oluşabileceğini belirten Uzm. Dr. Altunay, kubbe damak, geride duran çene, belirgin ön dişler, diş çürükleri ve dişlerde çarpık gelişimin görülebileceğini söyledi. Tedavide temel hedefin çocuğun sağlıklı şekilde burundan nefes alabilmesi ve kulak boşluğunu havalandıran östaki borusunun ağzındaki tıkanıklığı temizlemek olduğunu vurgulayan Altunay, "Geniz eti büyümesinin boyutu ve neden olduğu klinik sonuçlar dikkate alınarak alerji ve reflü gibi etmenlerin varlığında bile mekanik tıkanıklığı ortadan kaldırmak, tedavi edici ajanların başarısı arttırmak için cerrahi planlanmalıdır." dedi. Uzm. Dr. Altunay, geniz eti ameliyatının genellikle genel anestezi altında, ağız yoluyla gerçekleştirildiğini, işlemin kısa sürdüğünü ve çocukların çoğunlukla aynı gün taburcu edildiğini söyledi. Ameliyat sonrası birkaç gün hafif ağrı ve burun tıkanıklığı görülebileceğini belirten Altunay, tedavi edilmediği takdirde geniz eti büyümesinin sebep olduğu ciddi sorunlar nedeniyle ailelerin uygun ve önerilen durumlarda ameliyattan kaçınmamaları ve ertelememeleri gerektiğinin önemini vurguladı.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:55
Psikiyatri Uzmanı İnci ve Klinik Psikolog Koçakgöl’den yapay zeka bağımlılığı uyarısı
Özellikle yalnızlık, sosyal izolasyon ve duygusal destek ihtiyacı yaşayan bireylerin, yapay zeka sistemlerine karşı yoğun bir bağlılık geliştirebildiğine dikkat çeken Medical Point Gaziantep Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Rıfat İnci ve Klinik Psikolog Selin Seda Koçakgöl, bu durumun uzun vadede ciddi ruhsal sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Uzmanlar, yapay zeka sistemlerinin insanlarla sürekli iletişim kurabilen, yargılamayan ve her an ulaşılabilir yapıları nedeniyle özellikle duygusal boşluk yaşayan bireylerde güçlü bir aidiyet hissi oluşturabildiğini söyleyerek, "İnsan beyni, düzenli ilgi ve iletişim gördüğü her şeye bağ kurma eğilimindedir. Ancak burada unutulmaması gereken en önemli nokta, yapay zekâ sistemlerinin bir bilinç ya da duygu taşımadığıdır. Kişi zamanla kendisini gerçekten anlaşılıyor ve görülüyor hissedebilir; fakat karşısındaki yapı insani bir duygusal bağ kurmaz. Bu durum, özellikle kırılgan psikolojik dönemlerden geçen bireylerde bağımlılık benzeri bir ilişkiye dönüşebilir. Bazı bireyler zamanla gerçek insan ilişkilerinden uzaklaşıp tüm duygusal paylaşımını dijital sistemlere yöneltebiliyor. Bu bağın kesilmesi, hesabın kapanması ya da erişimin kaybedilmesi gibi durumlar ise yoğun kaygı, panik, terk edilme hissi ve depresif belirtilere neden olabiliyor" ifadelerde bulundu. Özellikle gençler ve yalnız yaşayan bireylerde bu tür dijital bağların giderek arttığını belirten uzmanlar, gerçek sosyal ilişkilerden uzaklaşmanın psikolojik riskleri artırabileceğini vurguladı. Medical Point Gaziantep Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Rıfat İnci ve Klinik Psikolog Selin Seda Koçakgöl, dijital teknolojilerin bilinçli kullanımının önemine dikkat çekerek, "Yapay zeka araçları faydalı teknolojik sistemlerdir; ancak insan ilişkilerinin yerini alabilecek duygusal yapılar değildir. Özellikle ruhsal olarak hassas dönemlerden geçen bireylerin gerçek sosyal destek mekanizmalarından uzaklaşmaması büyük önem taşıyor. Dijital dünyada geçirilen sürenin dengeli olması ve psikolojik ihtiyaçların gerçek insan ilişkileriyle desteklenmesi gerekiyor" ifadelerine yer verdi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Rıfat İnci ve Klinik Psikolog Selin Seda Koçakgöl, yoğun yalnızlık hissi, sosyal geri çekilme, dijital platformlara aşırı bağlanma ve gerçek hayattan kopma belirtileri yaşayan bireylerin profesyonel psikolojik destek almasının önemine dikkat çekti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder