SAĞLIK - 20 Şubat 2026 Cuma 12:50

Medicana’da çocukluk çağı kanserleri günü buluşması

A
A
A
Medicana’da çocukluk çağı kanserleri günü buluşması

Çocukluk Çağı Kanserleri Günü kapsamında düzenlenen söyleşide, çocukluk çağı kanserlerinde son yıllarda ulaşılan yüksek tedavi başarı oranları ve kişiye özel tedavi yaklaşımları dikkat çekti. Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Tezer Kutluk, Medicana International İstanbul Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Fatma Demir Yenigürbüz ve 4 kez lenf kanserini atlatan oyuncu Açelya Elmas’ın katıldığı söyleşide, çocukluk çağı kanserlerinde umut veren gelişmeler paylaşıldı.


Çocukluk çağı kanserlerinde sağ kalım oranlarının son yıllarda önemli ölçüde arttığını vurgulayan Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Tezer Kutluk, 1960’lı yıllarda lösemi tanısı alan çocukların büyük bölümünün kaybedildiğini belirterek, "Günümüzde çocukluk çağı kanserlerinde sağ kalım oranı yüzde 87’lere yükselmiştir. Bu oran yalnızca bir istatistik değil, binlerce çocuğun hayata tutunması anlamına geliyor. Çocukluk çağı kanserleri nadir görülen hastalıklar arasında yer alıyor, dünyada her yıl yaklaşık 400 bin çocuk kanser tanısı almaktadır. Türkiye’de ise bu sayı yılda 3-4 bin civarındadır. Nadir görülmesi nedeniyle bu hastalıkların deneyimli merkezlerde ve güçlü ekipler tarafından yönetilmesi gerekmektedir. Doğru zamanda, doğru yerde ve doğru tedaviyle başarı oranları belirgin şekilde artıyor."



Her çocuk için tedavi planı farklı


Tedavi süreçlerinin her hasta için ayrı planlandığını vurgulayan Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Fatma Demir Yenigürbüz, "Günümüzde moleküler ve genetik belirteçler tedavi planlamasında belirleyici rol oynar. Hastalığın adı aynı olsa bile her çocuk kendi risk grubuna göre değerlendirilir. Moleküler özellikler, hastalığın yaygınlığı ve tedaviye yanıt gibi birçok parametre kişiye özel tedavi planının oluşturulmasında temel kriterlerdir. Gelişen tedaviler sayesinde çocukluk çağı kanserlerinde başarı oranları her geçen yıl artıyor. Akıllı ilaçlar, hedefe yönelik tedaviler ve kök hücre nakli gibi ileri yöntemler tedavi sürecinde önemli rol oynamaktadır. Türkiye’de bu tedavilere erişilebilmesi büyük bir avantaj sağlıyor" şeklinde konuştu.



Kanser baş edilebilir bir hastalık


Söyleşiye katılan ve 4 kez lenf kanserini atlatan oyuncu Açelya Elmas, hastalık sürecinde moral ve motivasyonun önemine dikkat çekti. Kanser tanısı alındığında hayatın durduğu düşüncesinin oluştuğunu ancak bu hastalığın baş edilebilir olduğunu vurgulayan Elmas, "Tedavi sürecinde moral, motivasyon ve güçlü bir ekip belirleyici rol oynuyor. Ben çalışarak tedavi olmayı tercih ettim ve hayatın içinde kalarak süreci daha güçlü yönetebildiğime inanıyorum. Hastalık korkutucu bir dille değil umut veren bir bakış açısıyla ele alınmalı. Bu süreç zor ancak imkânsız değil, tıp her geçen gün ilerliyor ve umudu kaybetmeden hayata tutunmak tedavinin en önemli parçalarından biri" dedi.



Erken tanı ve doğru merkez hayati önem taşıyor


Uzmanlar, çocukluk çağı kanserlerinde erken tanı ve doğru merkezde tedaviye başlanmasının başarı oranlarını doğrudan etkilediğini vurguladı. Multidisipliner yaklaşım, deneyimli ekipler ve gelişen tedavi yöntemleri sayesinde çocukluk çağı kanserlerinde iyileşme oranlarının her geçen yıl arttığına dikkat çekildi. Çocukluk Çağı Kanserleri Günü kapsamında Medicana International İstanbul Hastanesi’nde gerçekleştirilen söyleşi, artan tedavi başarı oranları ve bilimsel gelişmelerle umut verici bir döneme girildiği mesajıyla sona erdi.



Medicana’da çocukluk çağı kanserleri günü buluşması

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara MHP Genel Başkan Yardımcısı Yurdakul: "8 Mart; milleti büyüten, devleti ayakta tutan iradenin adıdır" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Selim Yurdakul, "8 Mart; yalnızca takvim yapraklarında yer alan sembolik bir gün değildir. 8 Mart; hayatı doğuran, milleti büyüten, devleti ayakta tutan iradenin adıdır. Bir idrak, bir şuur, bir vefa günüdür. Türk milleti için kadın; ocağın tüten bacası, milletin mayası, devletin vicdanıdır" dedi. Milliyetçi Hareket Partisi tarafından, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin katılımıyla "Üç Hilalin Aydınlığında Altaylar’dan Tuna’ya Türk Kadını" temalı "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" programı düzenlendi. Programda konuşan MHP Genel Başkan Yardımcısı Yurdakul, "Bugün burada, insanlık tarihinin en ağır yükünü sırtlanmış, en büyük bedelleri ödemiş, fakat buna rağmen vakarından, fedakârlığından ve dirayetinden asla ödün vermemiş Türk Kadınının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü idrak etmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu anlamlı günde, Türk kadınının değerini devlet ve millet hayatının merkezine alan duruşuyla bizlere istikamet çizen; milli ve manevi hassasiyetleriyle Türk ailesini ve Türk kadınının vakarını daima savunan Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’ye şükranlarımızı sunuyoruz. Onun liderliği ve kararlı duruşu, bu kürsüden dile getirilen her sözün fikri ve ahlaki zeminini oluşturmaktadır" dedi. "8 Mart; hayatı doğuran, milleti büyüten, devleti ayakta tutan iradenin adıdır" 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün anlamından bahseden Yurdakul, "8 Mart; yalnızca takvim yapraklarında yer alan sembolik bir gün değildir. 8 Mart; hayatı doğuran, milleti büyüten, devleti ayakta tutan iradenin adıdır. Bir idrak, bir şuur, bir vefa günüdür. Türk milleti için kadın; ocağın tüten bacası, milletin mayası, devletin vicdanıdır. Biz kadın meselesine Batı’nın dar kalıplarıyla değil; binlerce yıllık Türk devlet aklının, töresinin ve inancının penceresinden bakıyoruz. Bizim medeniyetimizde kadın geride bırakılmış değildir; tarihin tam merkezindedir. Orta Asya bozkırlarında Hakan ile birlikte toyda söz alan Hatun da bizimdir, cephede mermi taşıyan Nene Hatun da bizimdir, istiklalin bedelini evladıyla ödeyen analar da bizimdir" diye konuştu. "Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaset anlayışında kadın; vitrin süsü değil, irade sahibidir" MHP Lideri Bahçeli’nin "Kadın, Türk milletinin teminatıdır. Türk kadını fedakarlığın, sabrın ve vefanın adıdır" sözlerini hatırlatan Yurdakul, şunları kaydetti: "Türk kadını yalnızca doğurmamış; yoğurmuş, yetiştirmiş, korumuş ve diriltmiştir. Bilge Kağan’ın Orhun Abideleri’nde milleti anlatırken, anayı temel direk olarak tarif etmesi boşuna değildir. Çünkü biliriz ki, ana güçlü ise millet güçlüdür. Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaset anlayışında kadın; vitrin süsü değil irade sahibidir. Slogan değil sorumluluktur. Günümüzde kadın meselesi, Batı merkezli ideolojik yaklaşımlar çerçevesinde ele alınırken, özgürlük kavramı, çoğu zaman toplumsal bağlardan koparılmaktadır. Bu çevrelerde kadını ailesinden ve toplumsal bütünlükten yalıtan bir anlayış dayatılmaktadır. Kadının çalışma hayatındaki emeği, aileyle rekabet eden bir kimlik üzerinden tanımlanmakta ve annelik değersizleştirilmektedir."