Son Dakika
|
Sadettin Saran trafik kazası geçirdi
Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın mal varlığına el konuldu
Muhittin Böcek’in danışmanı ve çalışanı adliyeye sevk edildi
Afganistan ve Pakistan'ı sel vurdu: 47 ölü
MİT ve Suriye istihbaratından ortak operasyon: Firari casus yakalandı
Vedat Muriç: "Hepsi benim arkadaşım ama yarınki maç bambaşka"
Kosova Teknik Direktörü Foda: "Şansımız yüzde 50"
İsrail’de Bazan petrol rafinerisi vuruldu
Ekrem İmamoğlu, hakkında "hakaret ve tehdit" suçlarından soruşturma başlatıldı
Gemlik ve Kumla’yı lodos vurdu, çok sayıda tekne battı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım görevden uzaklaştırıldı
Arakçi:'İran Türkiye’nin ulusal egemenliği ile toprak bütünlüğüne saygı duymaktadır'
ABD'nin Venezuela Büyükelçiliği faaliyetlerine başladı
Trump: "(İran) Orada daha çok uzun bir süre kalmamız gerekmeyecek"
TFF: "Egemen Korkmaz, başını yere vurarak bilinç kaybı yaşamıştır"
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz için anma mesajı
DMM’den ABD’ye ait bombardıman uçaklarının İncirlik Üssü’nü kullandığı iddialarına yalanlama
SAĞLIK
Prof. Dr. Hatice Kumcağız’dan sosyal medya uyarısı: "Sosyal medya bıçak gibidir"
31 Mart 2026 Salı - 20:21:58
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hatice Kumcağız, sosyal medyanın evliliğe etkisi hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Hatice Kumcağız, sosyal medyanın çiftler arasında kıskançlık oluşturduğunu, bu nedenle evliliklerin zedelendiğini vurguladı. Kumcağız, boşanmalarda sosyal medyanın da bir nebze etkisi olduğunu ancak sosyal medyanın çiftler arasında iletişim sağladığını da söyledi. "Evliliklerin yıpranmasına neden oluyor" Sosyal medyadaki pırıltılı yaşamın çiftlerin evliliklerinin yıpranmasına neden olduğunu belirten Prof. Dr. Hatice Kumcağız, "Araştırmalar, Türkiye’de bireylerin 3 ila 5 saatini sosyal medyada geçirdiklerini göstermektedir. Bu durumda çiftler aynı evde, aynı odada, aynı koltukta oturdukları halde uzun süre birlikte olmalarına rağmen fiziksel olarak birlikte, ancak ruhsal olarak birlikte değillerdir. Bu da ilişkilerin zamanla kopmasına vesile olmaktadır. Evlilik birliğinin zedelenmesine, evlilikteki eşlerin birbirlerinden uzaklaşmasına neden oluyor. Sosyal medyadaki o pırıltılı yaşamı zamanla kendi evlilikleriyle kıyaslamaktalar ve gerçekte kendi evliliklerinde böyle bir durum olmadığını gördüklerinde bu, zamanla ilişkilerin yıpranmasına neden olmaktadır" diye konuştu. "Sosyal medya kıskançlık duygusu oluşturuyor" Sosyal medyanın eşlerin birbirini kıyaslamasına neden olduğunu vurgulayan Kumcağız, "Eşler arasında sosyal medyada paylaşılan içerikler zamanla kıskançlık duygularının yaşanmasına neden oluyor. Burada başkalarından gelen beğeniler, hikayelerde bırakılan notlar, başkalarının yorumları vesaire, eşlerin birbirine karşı olumsuz düşünceler içerisinde olmalarına yol açıyor. Çünkü eşlerin birbirleriyle kıyaslama yapmaları, ister istemez zamanla evlilik birliğinin çatırdamasına ve sonlanmasına doğru giden bir sürece çiftleri götürebilir" ifadelerini kullandı. "Sosyal medyanın evlilikleri bitirme noktasında etkileri var" Prof. Dr. Hatice Kumcağız, "TÜİK verilerine göre 2025 yılında boşanma oranı binde 2,26 oranında artış gösterdi. Bu, son 25 yıl değerlendirildiğinde yüksek bir oran olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu boşanmalarda tabii ki sosyal medyanın doğrudan etkisi yoktur ancak dolaylı olarak sosyal medyanın evlilikleri bitirme noktasında etkileri vardır" dedi. "Sosyal medyanın iyi yanları da var" Sosyal medyanın olumlu yanlarına da vurgu yapan Hatice Kumcağız, "Sosyal medya hep kötü ve olumsuz bir şey olarak ifade edilmemelidir, böyle bir algı oluşmasını istemem. Örneğin uzun süre birbirinden ayrı kalan ya da farklı şehirlerde çalışan çiftler, birbirlerine gönderdikleri mesajlar ve videolarla ‘seni düşünüyorum, seni önemsiyorum, seni seviyorum’ mesajını iletmektedirler. Bu da çiftler arasındaki iletişime önemli katkı sunmaktadır." diye ifade etti. "Sosyal medya bir bıçak gibidir" Sosyal medyanın dikkatli kullanılması gerektiğini söyleyen Kumcağız, "Burada en temel kural, dijital dünya ile gerçek dünya arasında bir sınır çizmektir. Bunun için belirli zamanlarda sosyal medya detoksu yapılabilir. Aile üyelerinin bir arada olduğu zamanlarda, özellikle akşam yemeklerinde ve yatak odalarında sosyal medya kullanılmamalıdır. Kısacası şunu söylemek isterim: Sosyal medya bir bıçak gibidir; onunla bir ekmek de kesebilirsiniz, elinizi de kesebilirsiniz." dedi.
31 Mart 2026 Salı - 17:33
Malatya’da havale geçiren bebek hava ambulansıyla sevk edildi
Malatya’nın Darende ilçesinde 1 buçuk yaşındaki bir bebek geçirdiği havale sonrası hava ambulansıyla hastaneye sevk edildi. Edinilen bilgilere göre, Darende ilçesinde rahatsızlanan 1 buçuk yaşındaki Ö.A.Y. havale geçirdi. Durumun bildirilmesi üzerine bölgeye sağlık ekipleri ile birlikte hava ambulansı sevk edildi. İlçe stadyumuna iniş yapan ambulans helikopterde sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapılan bebek, Turgut Özal Tıp Merkezi’ne sevk edildi. Bebeğin hastanedeki tedavisinin sürdüğü öğrenildi.
31 Mart 2026 Salı - 16:58
Yeşilay, Yüreğir’de muhtarlarla buluştu
ADANA (İHA) – Yeşilay, 2026 bağımsızlık seferberliği kapsamında Yüreğir ilçesinde muhtarlarla bir araya gelerek ilçede bağımlılığa karşı kalkan oluşturulacağını duyurdu. Yeşilay ve Yüreğir Kaymakamlığı, bağımlılıkla mücadele ve sağlıklı nesiller yetiştirme hedefiyle başlatılan 2026 yılı bağımsızlık seferberliği kapsamında, Yüreğir ilçesinde muhtarla bir araya geldi. Yüreğir Kaymakamı Mehmet Aksu, gençlerin zararlı alışkanlıklardan korunması adına atılacak somut adımlar ve mahalle bazlı koruma stratejilerini anlattı. Yeşilay’ın ilçedeki destekleyici projelerinin detaylandırıldığı buluşmada, bağımlılıkla mücadelede atılacak somut adımları değerlendirdi. Yeşilay Adana Şube Başkanı Dr. Yunus Emre Yıldırım ise muhtarların vatandaşları doğru bilgilendirme ve rehberlik etme konusundaki gücünün bu projenin temel yapı taşı olduğunu söyleyip saha çalışmalarının hız kesmeden devam edeceğini anlattı.
31 Mart 2026 Salı - 16:24
Akseki’de kan bağışı kampanyası düzenlenecek
Türk Kızılay, Antalya’nın Akseki ilçesinde kan bağışı kampanyası düzenleyecek. Türk Kızılayı Antalya Kan Bağış Merkezi Müdürü Dr. Okan Erdoğan, kan toplama çalışmalarının kurumlarda, ilçelerde ve farklı alanlarda aralıksız sürdüğünü belirterek, 2 Nisan Perşembe günü Akseki’de belediye önünde kurulacak kan bağış noktasında vatandaşlardan bağış kabul edileceğini söyledi. "Bir ünite kan 3 hastaya umut oluyor" Bağışlanan her bir ünite kanın laboratuvar ortamında eritrosit, plazma ve trombosit bileşenlerine ayrıldığını ifade eden Erdoğan, bu sayede üç farklı hastaya umut olunabildiğini vurguladı. Düzenli kan bağışının hayati önem taşıdığına dikkat çekilen Kızılay yetkilileri, kanın yapay olarak üretilemeyen ve tek kaynağı insan olan bir ihtiyaç olduğuna işaret ederek vatandaşları kampanyaya destek vermeye çağırdı. "Birbirimize Candan Bağlıyız" sloganıyla düzenlenen etkinlikte, toplumda kan bağışı bilincinin artırılması hedefleniyor. Hastanelerin kan ihtiyacının yüzde 100’ünü karşılamayı amaçladıklarını belirten Erdoğan, çalışmaların Antalya genelinde sürdüğünü ifade etti. Erdoğan, "Kan herkesin her zaman ihtiyacı. Düzenli kan bağışı yapalım. Zor anlarda ihtiyaç sahiplerinin yanında olalım" dedi. 2 Nisan Perşembe günü 09.30-18.30 saatleri arasında Akseki Belediyesi önünde konuşlandırılacak kan alma otobüsünde bağışların kabul edileceğini belirten Erdoğan, tüm Aksekilileri kan bağışında bulunmaya davet etti.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
28 Mart 2026 Cumartesi- 10:10
Uzmanlardan gençlerde artan kolon kanserine karşı tarama testi çağrısı
2
30 Mart 2026 Pazartesi- 14:53
Algoloji uzmanları İzmir’de buluştu; ağrı pili uygulamasını akıllı gözlükle anlık olarak izledi
3
30 Mart 2026 Pazartesi- 10:16
Sağlık çalışanları koro oluşturdu, Türk halk müzikleri seslendirildi
4
25 Mart 2026 Çarşamba- 12:16
Annesini kanserden kaybeden lise öğrencisi, kanseri teşhis eden yapay zeka destekli proje geliştirdi
5
30 Mart 2026 Pazartesi- 11:32
Geçmeyen öksürüğe dikkat: Soğuk havalarla virüsler artışta
18 Kasım 2025 Salı - 15:37
Fethiye’nin Kayaköy ve Karakeçililer Mahallesinin su sorunu çözülüyor
Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Fethiye ilçesine bağlı Kayaköy ve Karakeçililer Mahallelerinde yaşanan içme suyu yetersizliğini çözmek için yeni isale hattı yapımına başladı. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın il genelinde altyapının güçlendirilmesi, vatandaşlara sağlıklı suyun kesintisiz ulaştırılması yönündeki talimatlarıyla yatırımlarına devam eden MUSKİ ekipleri, çalışmalarına ara vermeden devam ediyor. Çalışmalar kapsamında, Kayaköy ve Karakeçililer Mahallelerinde, kapasitesi yetmeyen eskimiş boruların yerine modern borular döşenerek yapılacak yeni isale hattıyla, bölgedeki vatandaşların su sorunu tamamen ortadan kalkacak. Modern ve uzun ömürlü isale hattı yapımına başlandı MUSKİ ekipleri tarafından bölgedeki su sorununu çözmek amacıyla, uzun yıllardır kullanılan ve yetersiz olan eski boru hattının yerine modern ve uzun ömürlü isale hattı yapımına başlandı. Çalışmalar kapsamında 4 kilometre uzunluğunda, 200 milimetre çapındaki duktil boru döşeniyor. İmalatın tamamlanmasıyla birlikte mevcut sisteme her saniyede bir büyük damacana suya eşdeğer ek su verilecek. Bu sayede, turizm sezonunda artan nüfusun su ihtiyacı rahatlıkla karşılanacak ve bölgede uzun yıllar boyunca su sorunu yaşanmasının önüne geçilecek. Mahalle Muhtarı Şenol Öztürk: "Yukarıdaki evlere su çıkmıyordu" Yeni isale hattının yapımıyla su problemlerinin sona ereceğini belirten Kayaköy Mahalle Muhtarı Şenol Öztürk, "Bölgemizdeki borular 30 yıllık eski borulardı. Boruların kapasitesi artan nüfusun su ihtiyacını karşılamaya yetmiyordu. Su sorunu en büyük derdimizdi. Derdimizi yetkililere anlatarak talepte bulunduk. Taleplerimizi hızla yerine getirip bizleri su derdinden kurtaran Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’a ve MUSKİ Genel Müdürümüz Yılmaz Şengül’e bölge halkı olarak teşekkürlerimizi sunuyorum" dedi. İşletmeci Süleyman Çoban, "Yazın çok sorun oluyordu" Taleplerinin hızla yerine getirildiğini vurgulayan işletmeci Süleyman Çoban, "Biz işletmeciler olarak özellikle yaz aylarında nüfus yoğunluğu oluştuğu için çok sıkıntı çekiyorduk. Artan nüfusa su yetmiyor ve biz işletmeciler olarak turizm sezonunun en yoğun olduğu zamanda susuz kalıyorduk. Bu konudaki taleplerimizi yetkililere iletir iletmez yeni isale hattının imalatına başladılar. Sistemli ve hızlı bir biçimde bu boruların döşenmesiyle birlikte tüm dertlerimiz sona erecek. Kayaköy esnafları olarak ve şahsım adına Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’a ve MUSKİ Genel Müdürümüz Yılmaz Şengül’e teşekkürlerimizi iletiyorum" diye ekledi.
18 Kasım 2025 Salı - 15:32
MSKÜ’lü genç hekim, TUS’ta Türkiye üçüncüsü oldu
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Tıp Fakültesi 2025 mezunu dönem birincisi Dr. Alican Bayar, 2025 Sonbahar Dönemi Tıpta Uzmanlık Sınavı’nda (TUS) gösterdiği üstün başarıyla Türkiye 3’üncülüğünü elde etti. Türkiye genelinde binlerce hekimin katıldığı zorlu sınavda gelen bu derece, hem MSKÜ Tıp Fakültesi hem de genç hekim için önemli bir gurur kaynağı oldu. MSKÜ Tıp Fakültesi son yıllarda TUS başarı sıralamalarında yükselişini sürdürürken, fakülte, mezunlarının Türkiye sıralamasında elde ettiği derecelerle dikkat çekmeye devam ediyor. Tıpta Uzmanlık Sınavı, Temel Tıp Bilimleri ve Klinik Tıp Bilimleri olmak üzere iki oturumdan oluşuyor ve hekimlerin uzmanlık branşlarına yerleşebilmesi için belirleyici rol oynuyor. Dr. Alican Bayar, her iki oturumda da yüksek performans göstererek Türkiye sıralamasında ilk üçe girmeyi başardı. Duygu ve düşüncelerini paylaşan Dr. Alican Bayar, "2025 2.Dönem Tıpta Uzmanlık Sınavında Türkiye’de 3.olarak üniversitemizi gururlandırdım ve İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları branşını seçtim. Üniversitemde aldığım eğitim ve içinde bulunduğum akademik ortam, sınava hazırlıkta güçlü bir temel oluşturdu. Uzmanlık eğitimi dönemimde kendimi bilimsel ve klinik anlamda geliştirmeye odaklanacağım. Hedefim, mesleğimi en iyi şekilde icra edebilmek ve edindiğim bilgileri daha ileriye taşımak. Bu dereceyi, yolun başında biri olarak sorumluluklarımı hatırlatan bir sonuç olarak görüyorum. Üniversitemize bana sunduğu tüm teorik ve pratik imkanlardan dolayı, ayrıca bana rehberlik eden hocalarıma ve destek veren aileme teşekkür ederim" diye konuştu. MSKÜ Tıp Fakültesi tarafından yapılan açıklamada ise, "Mezunumuzu kutluyor, başarılarının devamını diliyoruz. Emeği geçen tüm öğretim üyelerimize teşekkür ediyoruz" denildi.
18 Kasım 2025 Salı - 15:12
Yapay zeka destekli uygulama ile 300 bebeğin yüzde 18’i riskli grupta tespit edildi
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Gelişimsel Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi Akademik Danışmanı Öğr. Gör. Dr. Sema Gül, tarafından geliştirilen yapay zekâ destekli "BabySensAI" uygulaması sayesinde taranan 300 bebeğin yüzde 18’inin nörogelişimsel risk taşıdığı belirlenerek erken rehabilitasyona yönlendirildi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Neonatoloji Bilim Dalı ve OMÜ Gelişimsel Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (OGEM) öncülüğünde, Samsun Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle, bebeklerde nörogelişimsel risklerin erken dönemde fark edilmesi ve bilimsel müdahale yaklaşımlarının güçlendirilmesini amaçlayan "Riskli Bebeklerde Yapay Zekâ ile Erken Tanı ve Müdahale Sempozyumu" düzenlendi. OMÜ Dr. Öğr. Üyesi Beril Tekeli Yiğit ve Öğr. Gör. Ayşegül Keleşler Gümüş tarafından gerçekleştirilecek müzikli açılış başlayan sempozyum Tıp Fakültesi Yenidoğan Yoğun Bakım Sorumlusu Prof. Dr. Canan Seren’in riskli bebek, riskli bebeklerde yapay zekâ ile erken tanı, enteral beslenme sorunları ve çözüm yolları, riskli bebeklerde davranışsal müdahaleler, ev ortamı kalitesi ve gelişimsel riskler, proje takip süreci konuları ile ilgili sunumuyla devam etti. 300 bebeğin yüzde 18’i riskli bulundu Akabinde sunum yapan Öğr. Gör. Dr. Sema Gül projesi hakkında bilgi verdi. Dr. Sema Gül, 2020 yılından bu yana bebeklerin uzaktan hareket takibini gerçekleştirdiklerini belirterek, "Yapay zekâ modellerinin son dönemde popülerleşmesiyle birçok araç ortaya çıksa da biz yaklaşık 6 yıldır bebeklerin erken tanı almasına yönelik bir model üzerinde çalışıyoruz. Geliştirdiğimiz sistem; Serebral palsi, SMA gibi nörogelişimsel bozukluklarla birlikte hareket bozukluğu görülen hastalıkların erken dönemde tespitine yönelik hareket analizi yapıyor" dedi. Gül, aileler tarafından gönderilen 2–3 dakikalık iskelet formatındaki videoların yapay zekâ modeli tarafından incelendiğini ifade ederek, "Videolar üzerinden bebeğin risk grubunda olup olmadığını belirliyoruz. Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle il genelindeki 17 belediyede riskli bebeklerin taranmasına başlandı" diye konuştu. Yapılan taramalara ilişkin bilgi veren Gül, "Şu ana kadar 300 bebeğin taramasını yaptık. Bu 300 bebeğin yüzde 18’i riskli grupta bulundu ve erken tanı sayesinde erken rehabilitasyona yönlendirildi. Böylece hedeflediğimiz yüzde 40’lık sekel kaybını sağlamış olduk. Engel oranını yüzde 40 oranında azaltabildiğimizi gördük" ifadelerini kullandı. Sempozyumda ayrıca Samsun Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Eyüp Çakır bir konuşma yaptı. Sempozyuma Samsun İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Mehmet İrfan Yetik de katıldı.
18 Kasım 2025 Salı - 15:09
Yapay zeka destekli uygulama ile 300 bebeğin yüzde 18’i riskli grupta tespit edildi
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Gelişimsel Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi Akademik Danışmanı Öğr. Gör. Dr. Sema Gül, tarafından geliştirilen yapay zekâ destekli "BabySensAI" uygulaması sayesinde taranan 300 bebeğin yüzde 18’inin nörogelişimsel risk taşıdığı belirlenerek erken rehabilitasyona yönlendirildi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Neonatoloji Bilim Dalı ve OMÜ Gelişimsel Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (OGEM) öncülüğünde, Samsun Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle, bebeklerde nörogelişimsel risklerin erken dönemde fark edilmesi ve bilimsel müdahale yaklaşımlarının güçlendirilmesini amaçlayan "Riskli Bebeklerde Yapay Zekâ ile Erken Tanı ve Müdahale Sempozyumu" düzenlendi. OMÜ Dr. Öğr. Üyesi Beril Tekeli Yiğit ve Öğr. Gör. Ayşegül Keleşler Gümüş tarafından gerçekleştirilecek müzikli açılış başlayan sempozyum Tıp Fakültesi Yenidoğan Yoğun Bakım Sorumlusu Prof. Dr. Canan Seren’in riskli bebek, riskli bebeklerde yapay zekâ ile erken tanı, enteral beslenme sorunları ve çözüm yolları, riskli bebeklerde davranışsal müdahaleler, ev ortamı kalitesi ve gelişimsel riskler, proje takip süreci konuları ile ilgili sunumuyla devam etti. 300 bebeğin yüzde 18’i riskli bulundu Akabinde sunum yapan Öğr. Gör. Dr. Sema Gül projesi hakkında bilgi verdi. Dr. Sema Gül, 2020 yılından bu yana bebeklerin uzaktan hareket takibini gerçekleştirdiklerini belirterek, "Yapay zekâ modellerinin son dönemde popülerleşmesiyle birçok araç ortaya çıksa da biz yaklaşık 6 yıldır bebeklerin erken tanı almasına yönelik bir model üzerinde çalışıyoruz. Geliştirdiğimiz sistem; Serebral palsi, SMA gibi nörogelişimsel bozukluklarla birlikte hareket bozukluğu görülen hastalıkların erken dönemde tespitine yönelik hareket analizi yapıyor" dedi. Gül, aileler tarafından gönderilen 2-3 dakikalık iskelet formatındaki videoların yapay zekâ modeli tarafından incelendiğini ifade ederek, "Videolar üzerinden bebeğin risk grubunda olup olmadığını belirliyoruz. Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle il genelindeki 17 belediyede riskli bebeklerin taranmasına başlandı" diye konuştu. Yapılan taramalara ilişkin bilgi veren Gül, "Şu ana kadar 300 bebeğin taramasını yaptık. Bu 300 bebeğin yüzde 18’i riskli grupta bulundu ve erken tanı sayesinde erken rehabilitasyona yönlendirildi. Böylece hedeflediğimiz yüzde 40’lık sekel kaybını sağlamış olduk. Engel oranını yüzde 40 oranında azaltabildiğimizi gördük" ifadelerini kullandı. Sempozyumda ayrıca Samsun Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Eyüp Çakır bir konuşma yaptı. Sempozyuma Samsun İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Mehmet İrfan Yetik de katıldı.
18 Kasım 2025 Salı - 13:55
Van’da kalp hastası bebek, uçak ambulansla İstanbul’a sevk edildi
Van’da konjenital kalp yetmezliği tanısı konulan 1 aylık bebek, ileri tetkik ve tedavi için uçak ambulansla İstanbul’a sevk edildi. SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi görmekte olan 1 aylık bebek hastaya, konjenital kalp yetmezliği tanısı konuldu. Durum üzerine ileri tetkik ve tedavisi için İstanbul’un Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevkine karar verildi. Sağlık Bakanlığı tarafından tahsis edilen uçak ambulans, öğle saatlerinde Van Ferit Melen Havalimanı’na indi. Buradan alınan bebek, Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde götürülerek tedavi altına alındı.
18 Kasım 2025 Salı - 13:16
THVB Genel Sekreteri Ekici: "Bugünümüzü korumak ve geleceğimizi güvence altına almak hepimizin ortak sorumluluğudur"
Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Genel Sekreteri Hüsamettin Ekici, "Bugünümüzü korumak ve geleceğimizi güvence altına almak hepimizin ortak sorumluluğudur. Toplum sağlığını güvence altına almak ve gelecek nesillere daha sağlıklı bir dünya bırakmak adına tüm paydaşları davet ediyoruz" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği, 18-24 Kasım Dünya Antimikrobiyal Farkındalık Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, küresel tema olan ‘Şimdi Harekete Geç: Bugünümüzü Koru, Geleceğimizi Güvenceye Al’ çağrısıyla direnç sorununa karşı ulusal düzeyde somut adımların güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada hayvan sağlığı, gıda güvenliği, çevre koruması ve insan sağlığını etkileyen direnç sorununda veteriner hekimlerin kilit role sahip olduğu belirtilerek tüm paydaşlara sorumluluk çağrısı yapıldı. Antimikrobiyal direnç hem bugünün hem de yarının problemidir TVHB, antimikrobiyal ilaçlara dirençli enfeksiyonların artarken; farkındalık, finansman, tanı kapasitesi, izleme sistemleri ve sorumlu antibiyotik kullanımı yeterli düzeyde olmadığını ifade etti. Bu durumun hem toplum sağlığını hem de hayvan sağlığı ve sektörünün sürdürülebilirliğini olumsuz etkilediğini vurgulandı. Birlik, antimikrobiyallerin, insan ve hayvan sağlığının vazgeçilmez olduğunu ve bu kritik ilaçların yanlış ve gereksiz kullanımının, bakterilerde direnç gelişimini hızlandırdığını açıkladı. Yapılan açıklamada, gıda üretim zincirindeki hatalı uygulamaların ise dirençli bakterilerin insanlara geçiş riskini artırmakta ve özellikle atık yönetiminin yetersiz olduğu bölgelerde çevresel yayılım, direncin kontrolünü daha da zorlaştırdığı belirtildi. Antibiyotiklerin yalnızca veteriner hekim reçetesi ile kullanılmalı Veteriner hekimler, hayvan hastalıklarını önleyici tedbirleri güçlendirerek aşılama, biyogüvenlik uygulamaları ile iyi bakım ve barınma şartlarını sağlayarak antibiyotik kullanım ihtiyacını en aza indirdiklerini ifade etti. Birlik, hastalık durumlarında tanıya dayalı, sorumlu ve akılcı antibiyotik kullanımını teşvik ettiklerini ve yasal mevzuatın doğru uygulanmasına katkı sağladıklarını ifade etti. Türk Veteriner Hekimler Birliği, hayvansal gıdalarda ilaç kalıntısı riskinin azaltılmasıyla sağlıklı ve güvenilir gıdaların tüketiciye ulaşmasında kritik bir rol üstlenildiğini ifade etti. Birlik, antibiyotiklerin yalnızca veteriner hekim reçetesi ile kullanılması, profilaktik ve gereksiz uygulamalara son verilmesi, hayvan refahını ve iyi yetiştiricilik uygulamalarını güçlendiren önleyici yaklaşımların desteklenmesi büyük önem taşıdığını açıkladı. 2024 Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda alınan kararların ulusal düzeyde somut adımlara dönüşmesinin zorunlu olduğu birlik tarafından ifade edildi. Antimikrobiyal direnç ile mücadele Tek Sağlık (One Health) yaklaşımı ile mümkündür TVHB, antimikrobiyal direnç ile mücadele, insan, hayvan ve çevre sağlığı disiplinlerinin birlikte çalıştığı Tek Sağlık (One Health) yaklaşımı ile mümkün olduğunu ifade etti. Dirençli bakterilerin sınırlar arasında hızla yayılabildiği, bu nedenle veri paylaşımı ve ortak eylem planlarının zorunlu olduğu belirtildi. Ayrıca birlik, Veteriner Hekimler ve Tıp Hekimleri ile Çevre Bilimciler arasında veri paylaşımı ve ortak eylem planlarının hayata geçirilmesinin zorunlu olduğunu vurguladı. "Şimdi harekete geçme zamanı" Antimikrobiyallerin etkinliğini korumanın toplum sağlığı için önemli olduğunu ifade eden Türk Veteriner Hekimleri Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Hüsamettin Ekici, "Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak; antimikrobiyallerin etkinliğini korumak, toplum sağlığını güvence altına almak ve gelecek nesillere daha sağlıklı bir dünya bırakmak adına tüm paydaşları "şimdi harekete geçmeye" davet ediyoruz. Bugünümüzü korumak ve geleceğimizi güvence altına almak hepimizin ortak sorumluluğudur" açıklamalarında bulundu.
18 Kasım 2025 Salı - 13:02
Demirköy’de gıda işletmeleri denetimleri
Kırklareli’nin Demirköy ilçesinde "5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu" muhtevasında gıda işletmelerine yönelik denetimler devam ediyor. Demirköy Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü teknik personeli tarafından, "5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu" çerçevesinde, gıda işletmelerine yönelik düzenli olarak gıda denetimleri gerçekleştiriliyor. Denetimlerle ilgili bilgi veren Kırklareli Tarım ve Orman Müdürü Gökhan Karaca, tüketime sunulan ürünlerle ilgili resmi kontroller yapılarak, mevzuat ile belirlenen kriterlere uymaması halinde ise söz konusu işletme ve ürünlerine yönelik idari yaptırımlar uygulandığını bildirdi.
18 Kasım 2025 Salı - 12:45
Aksu’da "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" programı ilgi gördü
Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" programı kapsamında, Aksu’da çocuklarda sağlık okuryazarlığını artırmak ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını küçük yaşlardan itibaren kazandırmak amacıyla önemli bir etkinlik gerçekleştirildi. Antalya İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen program, bugün Aksu Çalkaya 75. Yıl Cumhuriyet İlkokulu’nda yoğun katılımla yapıldı. "Çocuklara hem teorik hem uygulamalı eğitim" Aksu İlçe Sağlık Müdürü Ayça Küçük, programın amacını şöyle özetledi: "Temel eğitim kademesindeki öğrencilere önce teorik ardından uygulamalı eğitimler verilmesi hedefleniyor. Çocuklara küçük yaşlardan itibaren sağlık bilinci kazandırmak, sağlıklı yaşam alışkanlıkları oluşturmak için okullarda saha faaliyetleri planlandı." Aksu İlçe Sağlık Müdürü Ayça Küçük ayrıca etkinlik kapsamında okul bahçesinde kurulan stantlarda çocuklara sağlıklı yaşamla ilgili uygulamalı eğitimler verildiğini ifade etti. Ayça Küçük, doğru beslenme, hijyen, hareketli yaşam gibi konularda farkındalık çalışmaları yapıldığını ve öğrencilerin edindikleri bilgileri ailelerine de aktaracaklarını belirtti. "Geleceğin sağlıklı toplumu çocuklarla başlar" Aksu İlçe Milli Eğitim Müdürü Cahit Öztürk konuşmasında, 18 Nisan 2025’te imzalanan "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" İş Birliği Protokolü’nün Türkiye genelinde uygulanmaya başladığını hatırlatarak şunları söyledi: "Bu programla ilkokul çağındaki çocuklara küçük yaşlardan itibaren sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmayı, sağlık konularındaki bilgi düzeylerini artırmayı hedefliyoruz. Kendini koruyan, bedenine bakan, beslenmesinden hareketine kadar bilinçli bireyler yetiştirmek istiyoruz." Program da ayrıca öğrencilere sağlıklı elçileri belgeleri takdim edildi. Etkinliğe, Antalya İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı, Aksu İlçe Sağlık Müdürü Ayça Küçük, İlçe Milli Eğitim Müdürü Cahit Öztürk, yöneticiler, öğretmenler, sağlık çalışanları ve çok sayıda öğrenci katıldı.
18 Kasım 2025 Salı - 11:50
Prematüre bebeklerde "altın saat" hayat kurtarıyor
Prematüre doğumun, yeni doğan ölümlerinin en sık nedeni olduğunu söyleyen Neonatoloji Uzmanı Doç. Dr. Bilge Bayraktar, ‘altın saat’ olarak tanımlanan ilk 60 dakikanın kritik önemine dikkat çekti. Bayraktar, "Bu zaman diliminde hızlı, etkili ve uluslararası standartlara uygun bir bakım uygulanırsa, prematüre bebeklerin hayatta kalma şansı artarken uzun vadede nörogelişimsel sonuçları da çok daha iyi olur" dedi. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, "Dünya Prematüre Günü" kapsamında erken doğan bebeklerin hayata tutunma mücadelesine dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla "Erken Doğan Bebeklere Daha Parlak Bir Gelecek İçin Güçlü Bir Başlangıç Sağlayın" temalı anlamlı bir sempozyuma ev sahipliği yaptı. Alanında uzman hekim ve davetlinin katılımıyla gerçekleşen etkinlik, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Esra Kaytan Sağlam ve Rektör Danışmanı Prof. Dr. Dilek Sema Arıcı’nın oturum başkanlığında yürütüldü. Neonatoloji Uzmanı Doç. Dr. Bilge Bayraktar, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Emel Torun, Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Eda Kepenekli, Çocuk Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Elif Acar Arslan ve yenidoğan hemşireleri Işılay Civelek ile Emre Çakır erken doğan bebeklerin yaşam yolculuğuna ışık tutan kapsamlı sunumlar yaptı. Çevre faktörleri ve geç gebelik prematüre oranlarını yükseltiyor Açılış konuşmasını gerçekleştiren Biruni Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Yüksel, erken doğum sürecinde büyük bir özveri gösteren tüm annelere teşekkür ederek sözlerine başladı. Prof. Dr. Yüksel, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu çocuklar ve aileleri, hayatın en zorlu sınavlarından birini veriyor. Kolay bir süreç değil. Büyük bir dayanma gücü, umut ve kaygı içinde ilerleyen bu yolculukta, anneler büyük bir özveriyle çocuklarını bugüne getiriyor. İkinci büyük teşekkürüm ise gece gündüz demeden emek veren, sevgiyle bağ kuran, bakımda ve tedavide üstün çaba gösteren tüm hemşirelerimize ve hekim arkadaşlarıma. Bizler, yaptığımız işi sadece yapmakla kalmamalı; ona değer katmalı, fark oluşturmalı, özgünlüğümüzle öne çıkmalıyız. Yıllarca prematürelerin komplikasyonlarıyla mücadele etmiş bir hekim olarak söylüyorum: Bu süreç gerçekten kolay değil. Dünya genelinde doğumların yüzde 10’u prematüre. Bu bebeklerin önemli bir kısmı, nörogelişimsel güçlükler, zihinsel gerilik, görme problemleri ve motor gelişim gerilikleri gibi zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Özellikle 28 haftadan önce doğan bebeklerde risk çok daha yüksek. Prematüre doğumun birçok nedeni var; ancak stres bu tablonun en güçlü tetikleyicilerinden biri. Sigara kullanımı, şehirleşme, çevre kirliliği, geç yaşta gebelikler riski artırıyor. Eskiden otizm oldukça nadir görülürdü. Bugün ise her 35 çocuktan biri otizm spektrumunda. Bunun kesin nedeni bilinmiyor ama çevresel faktörlerin etkisi büyük. Hava kirliliği, genetiği değiştirilmiş gıdalar, yoğun trafik, stres, radyasyon, X-ray maruziyeti ve viral enfeksiyonlar bu artışta önemli rol oynuyor." "Morbidite oranı yüksek görünse de başarı çok daha büyük" Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Neonatoloji Uzmanı Doç. Dr. Bilge Bayraktar, konuşmasına geçtiğimiz hafta sonu dünyaya gelen yedi prematüre bebeğin müjdesini paylaşarak başladı. Bugünkü konuşmamın başlığını "Umut ve Bilim", alt başlığını ise "Yaşama Açılan Altın Saat" olarak belirlediğini aktaran Doç. Dr. Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti: "Dünyada hala prematüre doğan bebeklerde morbidite (hastalık oranı) çok yüksek. Prematüre doğum, yeni doğan ölümlerinin en sık nedeni. Ancak bir yandan da eskiye kıyasla çok daha küçük bebekleri yaşatabilir hale geldik. Benim öğrenciliğimde 32 haftalık bebek riskli sayılırdı. Şimdi ise 22-24 haftalık bebekleri konuşuyoruz. Bu nedenle morbidite oranı yüksek görünse de, aslında başarılarımız da çok büyük. Özellikle bin gram altı ve 28 haftanın altındaki aşırı düşük doğum ağırlıklı bebeklerde hayatta kalma oranı arttı. Fakat sağ kalan bebeklerde uzun dönemli bazı hastalıklarla uğraşıyoruz. Bunlar, uzun takip gerektiren ciddi durumlar." "Altın Saat" yaklaşımını yenidoğana uyarladıklarını aktaran Bayraktar, "Özellikle prematüre ve çok düşük doğum ağırlıklı bebeklerde, doğumdan sonraki ilk saatler çok kritik. Bu nedenle ‘altın saat’, doğum sonrası ilk 60 dakikayı tanımlamak için kullanılıyor. Bu dönemde hızlı, etkili, standartlara uygun ve kanıta dayalı bakım verilirse hem hayatta kalma şansı artıyor hem de uzun vadede nörogelişimsel sonuçlar daha iyi oluyor" ifadelerini kullandı.
18 Kasım 2025 Salı - 11:46
"İnternet bağımlılığı, gelecekte en ciddi hastalık olabilir"
İnternet bağımlılığı hakkında uyarılarda bulunan Psikiyatri Uzmanı Dr. Mehmet Çevik, "Dünyamızda gelecek 10 yıl içerisinde en ciddi hastalıklardan biri internet bağımlılığı olarak görülüyor" dedi. Liv Hospital Samsun Psikiyatri Kliniği’nden Uzm. Dr. Mehmet Çevik, internet bağımlılığı hakkında bilgi verdi. Uzm. Dr. Çevik, "TÜİK’in 2023’teki araştırmasına göre, Türkiye’deki internet kullanan bireylerin oranı yüzde 87,1’dir. Sanılanın aksine yalnızca ergen ve genç nüfus değil, aynı zamanda orta yaş grubunun da internet bağımlılığı konusunda oldukça yüksek seviyelerde oldukları görülmüştür. İnsanların ’organik’ bağlardan giderek uzaklaştığı ve ’makine’ üzerinden ilişkilerini yönlendirdiği dünyamızda gelecek 10 yıl içerisinde en ciddi hastalıklardan biri olarak internet bağımlılığı görülmektedir" diye konuştu. "Ölümcül sonuçlara ulaşabilir" İnternet bağımlılığı teriminin bile kendi içinde yetersiz kaldığının artık kabul gördüğüne dikkat çeken Uzm. Dr. Çevik, "Oyun bağımlılığı, sosyal ağ bağımlılığı ve hatta ’selfie’ bağımlılığı gibi alt grup bağımlılık tanımları oluşmaya başlamıştır. Bunlar her ne kadar ’yeni yetme’ gibi görülse de, hormonlu büyüme gösterip hızla gelişmekte ve ölümcül sonuçlara ulaşabilmektedirler. Muğla’da yaşanan selfie ölümünden sonra bölgede çekilen selfie sayısı 10 kat daha artmıştır" diye konuştu. "İnternetteki süre 4-5 saati aşıyorsa terapi alınabilir" "Ne zaman terapiye başlamalı?" sorusunu yanıtlayan Uzm. Dr. Mehmet Çevik, "Eğer siz de güne hangi sebeple olursa olsun internetle başlıyorsanız, günde yaklaşık 4-5 saati aşkın internette kalıyorsanız, her gittiğiniz yerde aklınıza ilk gelen şey fotoğraf yükleyip sosyal medyada paylaşmak ise ve bazen internet yüzünden işinizi, eşinizi veya arkadaşlarınızı aksatıyorsanız veya bu konuda serzenişler işitiyorsanız, yavaş yavaş bir terapi sürecine girmeyi düşünebilirsiniz" ifadelerini kullandı.
18 Kasım 2025 Salı - 11:42
Gürle’de yılların altyapı sorunu çözüldü
Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ), Yunusemre ilçesine bağlı Gürle Mahallesi’nde uzun yıllardır devam eden altyapı sorununu çözüme kavuşturdu. Kullanım ömrünü tamamlayan ve sık sık arızalara neden olan eski kanalizasyon hattı, ekipler tarafından deplase edilerek yenilendi. Yapılan çalışma ile mahallede modern ve güçlü bir altyapı sistemi oluşturuldu. Manisa’nın ihtiyaç duyulan her noktasında daha sağlıklı, güvenli ve sürdürülebilir bir altyapı hedefiyle çalışmalarını sürdürdüklerini belirten MASKİ yetkilileri, Gürle Mahallesi’nden gelen talebe kısa sürede yanıt verildiğini aktardı. Çalışmalar hakkında bilgi veren MASKİ Kanalizasyon Saha Sorumlusu Birol Güngör, "Gürle mahallemizde geçmiş yıllarda döşenen ve verimli çalışmayan kanalizasyon hattı nedeniyle yaşanan mağduriyetin önüne geçiyoruz. MASKİ Genel Müdürlüğü olarak sorunların ortadan kaldırılması için 250 metrelik kanalizasyon hattında deplase çalışması gerçekleştirerek altyapıyı güçlendirdik. Bu çalışmayla mahallemize daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir altyapı sunacağız" dedi. "6 yıldır sorun yaşıyorduk" Bölgede işletmecilik yapan Ali Yılmaz, yıllardır yaşadıkları sıkıntının çözüme kavuştuğunu belirterek, "Burada işletme sahipliği yaptığım 6 yılda hat sürekli tıkanıyordu. Çok fazla karasinek oluyordu. Bu sorunumuzu çözdükleri için çok memnun olduk. Talebimize çok hızlı yanıt verildi. MASKİ’den çok memnunum. Aynı sebeple rögarlarımız da sık sık tıkanıyordu, ekipler hemen gelip müdahale ediyordu. Bu çalışma da çok hızlı yapıldı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ve ekibine çok teşekkür ediyorum. Burası Manisa’nın cennet köşesi; çayımızı, kahvemizi içmeye bekleriz" diye konuştu.
18 Kasım 2025 Salı - 11:34
Manisa İl İnsan Hakları Kurulu’ndan lösemili çocuklar için çağrı
Manisa’da geçen ay lösemi tanısı konulan ve Ankara’da tedaviye alınan 5 yaşındaki Efe Leo Çıraklar ve tüm lösemili çocuklar için Manisa İl İnsan Hakları Kurulu üyeleri, ilik nakli bekleyen tüm lösemi hastaları için 18-35 yaş arası herkesi kan vermeye davet etti. Manisa Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu Toplantısı, kurul üyelerinin katılımı ile gerçekleştirildi. Toplantıda, insan haklarına yönelik çalışmalar ele alınırken Lösemili Çocuklar Haftası da unutulmadı. Manisa’da geçtiğimiz ay kanser teşhisi konulan ve ilik nakli bağışı bekleyen 5 yaşındaki Efe Leo Çıraklar ve tüm lösemili çocuklar için kurul üyeleri farkındalık çağrısı yaptı. İl İnsan Hakları Kurulu üyeleri, doğrudan kan merkezlerine giderek ilik nakli için donör olmak istediğini belirten 18-35 yaş arası sağlıklı olan herkesin, sadece 3 tüp kan vererek tanı almış tüm çocuklara umut olabileceğini ifade etti. Kurul üyeleri, yaşam hakkının en kutsal haklardan biri olduğunu belirterek, tüm lösemili çocuklar için Manisalıları kan vermeye davet etti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder