SAĞLIK - 18 Kasım 2025 Salı 11:50

Prematüre bebeklerde "altın saat" hayat kurtarıyor

A
A
A
Prematüre bebeklerde "altın saat" hayat kurtarıyor

Prematüre doğumun, yeni doğan ölümlerinin en sık nedeni olduğunu söyleyen Neonatoloji Uzmanı Doç. Dr. Bilge Bayraktar, ‘altın saat’ olarak tanımlanan ilk 60 dakikanın kritik önemine dikkat çekti. Bayraktar, "Bu zaman diliminde hızlı, etkili ve uluslararası standartlara uygun bir bakım uygulanırsa, prematüre bebeklerin hayatta kalma şansı artarken uzun vadede nörogelişimsel sonuçları da çok daha iyi olur" dedi.


Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, "Dünya Prematüre Günü" kapsamında erken doğan bebeklerin hayata tutunma mücadelesine dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla "Erken Doğan Bebeklere Daha Parlak Bir Gelecek İçin Güçlü Bir Başlangıç Sağlayın" temalı anlamlı bir sempozyuma ev sahipliği yaptı.


Alanında uzman hekim ve davetlinin katılımıyla gerçekleşen etkinlik, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Esra Kaytan Sağlam ve Rektör Danışmanı Prof. Dr. Dilek Sema Arıcı’nın oturum başkanlığında yürütüldü. Neonatoloji Uzmanı Doç. Dr. Bilge Bayraktar, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Emel Torun, Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Eda Kepenekli, Çocuk Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Elif Acar Arslan ve yenidoğan hemşireleri Işılay Civelek ile Emre Çakır erken doğan bebeklerin yaşam yolculuğuna ışık tutan kapsamlı sunumlar yaptı.


Çevre faktörleri ve geç gebelik prematüre oranlarını yükseltiyor


Açılış konuşmasını gerçekleştiren Biruni Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Yüksel, erken doğum sürecinde büyük bir özveri gösteren tüm annelere teşekkür ederek sözlerine başladı.


Prof. Dr. Yüksel, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Bu çocuklar ve aileleri, hayatın en zorlu sınavlarından birini veriyor. Kolay bir süreç değil. Büyük bir dayanma gücü, umut ve kaygı içinde ilerleyen bu yolculukta, anneler büyük bir özveriyle çocuklarını bugüne getiriyor. İkinci büyük teşekkürüm ise gece gündüz demeden emek veren, sevgiyle bağ kuran, bakımda ve tedavide üstün çaba gösteren tüm hemşirelerimize ve hekim arkadaşlarıma. Bizler, yaptığımız işi sadece yapmakla kalmamalı; ona değer katmalı, fark oluşturmalı, özgünlüğümüzle öne çıkmalıyız.


Yıllarca prematürelerin komplikasyonlarıyla mücadele etmiş bir hekim olarak söylüyorum: Bu süreç gerçekten kolay değil. Dünya genelinde doğumların yüzde 10’u prematüre. Bu bebeklerin önemli bir kısmı, nörogelişimsel güçlükler, zihinsel gerilik, görme problemleri ve motor gelişim gerilikleri gibi zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Özellikle 28 haftadan önce doğan bebeklerde risk çok daha yüksek. Prematüre doğumun birçok nedeni var; ancak stres bu tablonun en güçlü tetikleyicilerinden biri. Sigara kullanımı, şehirleşme, çevre kirliliği, geç yaşta gebelikler riski artırıyor. Eskiden otizm oldukça nadir görülürdü. Bugün ise her 35 çocuktan biri otizm spektrumunda. Bunun kesin nedeni bilinmiyor ama çevresel faktörlerin etkisi büyük. Hava kirliliği, genetiği değiştirilmiş gıdalar, yoğun trafik, stres, radyasyon, X-ray maruziyeti ve viral enfeksiyonlar bu artışta önemli rol oynuyor."


"Morbidite oranı yüksek görünse de başarı çok daha büyük"


Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Neonatoloji Uzmanı Doç. Dr. Bilge Bayraktar, konuşmasına geçtiğimiz hafta sonu dünyaya gelen yedi prematüre bebeğin müjdesini paylaşarak başladı.


Bugünkü konuşmamın başlığını "Umut ve Bilim", alt başlığını ise "Yaşama Açılan Altın Saat" olarak belirlediğini aktaran Doç. Dr. Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti:


"Dünyada hala prematüre doğan bebeklerde morbidite (hastalık oranı) çok yüksek. Prematüre doğum, yeni doğan ölümlerinin en sık nedeni. Ancak bir yandan da eskiye kıyasla çok daha küçük bebekleri yaşatabilir hale geldik. Benim öğrenciliğimde 32 haftalık bebek riskli sayılırdı. Şimdi ise 22-24 haftalık bebekleri konuşuyoruz. Bu nedenle morbidite oranı yüksek görünse de, aslında başarılarımız da çok büyük. Özellikle bin gram altı ve 28 haftanın altındaki aşırı düşük doğum ağırlıklı bebeklerde hayatta kalma oranı arttı. Fakat sağ kalan bebeklerde uzun dönemli bazı hastalıklarla uğraşıyoruz. Bunlar, uzun takip gerektiren ciddi durumlar."


"Altın Saat" yaklaşımını yenidoğana uyarladıklarını aktaran Bayraktar, "Özellikle prematüre ve çok düşük doğum ağırlıklı bebeklerde, doğumdan sonraki ilk saatler çok kritik. Bu nedenle ‘altın saat’, doğum sonrası ilk 60 dakikayı tanımlamak için kullanılıyor. Bu dönemde hızlı, etkili, standartlara uygun ve kanıta dayalı bakım verilirse hem hayatta kalma şansı artıyor hem de uzun vadede nörogelişimsel sonuçlar daha iyi oluyor" ifadelerini kullandı.



Prematüre bebeklerde "altın saat" hayat kurtarıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Milletvekili Ersoy: "Cumhur İttifakı olarak amacımız güçlü ekonomi, güçlü devlet ve güçlü toplum hedefi doğrultusunda düzenlemeleri hayata geçirmeye devam etmek" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmada, "Cumhur İttifakı olarak amacımız güçlü ekonomi, güçlü devlet ve güçlü toplum hedefi doğrultusunda düzenlemeleri hayata geçirmeye devam etmektir" dedi. MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, TBMM’de kanun teklifine yönelik yaptığı konuşmada, görüşülen kanun teklifinin, kamu kaynaklarının daha etkin kullanılması, mali disiplinin güçlendirilmesi ve vatandaşlarımızın hayatını doğrudan etkileyen alanlarda somut iyileştirmeler sağlanması bakımından önemli düzenlemeleri içerdiğini söyledi. Cumhur İttifakı olarak temel yaklaşımlarının, kaynakları israf etmeden değerlendiren, üretimi destekleyen ve sosyal dengeyi gözeten bir kamu yönetimi anlayışını güçlendirmek olduğunu aktaran Ersoy, "Teklif kapsamında kamu idarelerinin mülkiyetinde bulunan atıl ve ihtiyaç fazlası taşınmazların ekonomiye kazandırılması önemli bir adımdır. Bu taşınmazların Özelleştirme İdaresi aracılığıyla değerlendirilmesi ve elde edilecek gelirin yeniden kamu yatırımlarına yönlendirilmesi hem bütçe disiplini hem de hizmet kalitesinin artırılması açısından yerinde bir düzenlemedir. Böylece kamu, elindeki kaynakları daha verimli kullanarak vatandaşlarımıza daha güçlü hizmet sunma imkânına kavuşacaktır. Vergi adaletinin güçlendirilmesi amacıyla kıymetli taşların özel tüketim vergisi kapsamına alınması da dikkat çekici bir düzenlemedir. Lüks tüketim unsurlarının vergilendirilmesi hem kamu gelirlerini artıracak hem de vergi sisteminde daha dengeli bir yapının oluşmasına katkı sağlayacaktır. Bu yaklaşım, dar gelirli vatandaşlarımız üzerindeki yükü artırmadan daha adil bir vergi dağılımı tesis etme hedefimizin bir yansımasıdır. Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda, defterdarların görev, yetki ve sorumluluklarının kanunla açık şekilde düzenlenmesi ise idari belirlilik ve hukuki güvenlik açısından önem taşımaktadır. Söz konusu düzenleme, illerde mali yönetimin daha etkili ve koordineli yürütülmesine katkı sağlayacak, kamu hizmetlerinde aksamanın önüne geçecektir" dedi. Savunma alanında yapılması öngörülen değişikliklerin Türkiye’nin güvenliği ve yerli savunma sanayiinin güçlendirilmesi bakımından önem taşıdığını ifade eden Ersoy, "Bedelli askerlik tutarına ilişkin güncellemeyle hem bütçe gelirleri desteklenmekte hem de Savunma Sanayii Destekleme Fonu’na aktarılacak kaynaklar artırılmaktadır. Bu da Türkiye’nin stratejik bağımsızlığına katkı sunacak önemli bir adımdır. Deprem bölgesine yönelik getirilen ödeme kolaylığı ise teklifin en anlamlı başlıklarından biridir. 6 Şubat depremlerinin yaralarını sarmaya devam ederken hak sahibi vatandaşlarımızın borçlarını daha uygun şartlarda kapatabilmelerine imkân tanıması, devletimizin her şartta ve durumda milletinin yanında olduğunu bir kez daha göstermektedir. Özellikle peşin ödemelerde sağlanan yüksek oranlı indirimler vatandaşlarımız için önemli bir destek niteliğindedir. Sonuç olarak bu teklif, mali disiplini güçlendiren, sosyal adaleti gözeten ve afet sonrası toparlanma sürecine katkı sunan bütüncül bir yaklaşım içermektedir. Cumhur İttifakı olarak amacımız güçlü ekonomi, güçlü devlet ve güçlü toplum hedefi doğrultusunda bu tür düzenlemeleri hayata geçirmeye devam etmektir. Konuşmamın son kısmında serbest bölgelerde faaliyet gösteren sanayicilerimizin tarafımıza iletmiş olduğu ve 25 Haziran 2025 tarihinde Plan ve Bütçe Komisyonunda gündeme getirdiğimiz serbest bölgelerdeki satışlara uygulanan vergi düzenlemesinin yeniden eski hâline getirilmesi yönündeki talebimizin yaklaşık bir yıllık sürecin ardından bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmekte olduğu müjdesini sektördeki tüm sanayicilerimize vermek istiyorum. Söz konusu teklifle hayata geçecek olan serbest bölge içi satışlar ile bölgeler arası satışlara ilişkin düzenleme kümelenme çalışmalarının güçlendirilmesi, bölge içi üretimin ihracata yönlendirilmesi, yabancı sermayenin ülkemize çekilmesi ve yatırım ortamının korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Unutmamalıyız ki serbest bölgeler ihracat odaklı üretimi artıran, yabancı sermayeyi ülkemize kazandıran ve sanayimizin küresel rekabet gücünü destekleyen stratejik alanlardır. Bu alanlarda sağlanan istikrar ve öngörülebilirlik sürdürülebilir bir yatırım iklimi için vazgeçilmezdir. Bu vesileyle, başta Kayseri Serbest Bölgesi’nde faaliyet gösteren sanayicilerimiz olmak üzere tüm yatırımcılarımıza söz konusu düzenlemenin hayırlı olmasını temenni ediyor, üretim hayatlarında başarılar diliyorum" diye konuştu.
Manisa Kula ve Selendili iş insanlarına ödül Manisa’nın Kula ilçesinde, Salihli Ticaret ve Sanayi Odası (STSO) tarafından düzenlenen "Kent Ekonomi Ödülleri Töreni" ile Kula ve Selendi’de faaliyet gösteren iş insanları başarılarından dolayı ödüllendirildi. Salihli Ticaret ve Sanayi Odası bünyesinde yer alan Kula ve Selendi’deki üyelerine yönelik organize edilen tören, Kula’daki Egemen Dinlenme Tesisleri’nde gerçekleştirildi. İki komşu ilçenin iş dünyasını bir araya getiren programa Kula ve Selendi’den çok sayıda iş insanı katılım sağladı. Törenin açılış konuşmasını yapan STSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Yüksel, geleneksel hale getirdikleri Kent Ekonomi Ödülleri ile hem teşekkür etmeyi hem de iş dünyasını teşvik etmeyi amaçladıklarını belirtti. Yüksel, 2024 ve 2025 yıllarında en fazla kurumlar ve gelir vergisi ödeyen, en çok istihdam sağlayan ve en fazla ihracat yapan üyeleri ödüllendirdiklerini ifade etti. Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yüksel, özel sektörün özellikle finansmana erişim konusunda zorluklar yaşadığını vurgulayarak, kalifiye eleman ihtiyacının da her geçen gün arttığına dikkat çekti. Yüksel, "İş dünyamız üretmeye, istihdam sağlamaya ve ihracat yapmaya devam ediyor. Ancak finansmana erişim ve nitelikli iş gücü konusunda yaşanan sıkıntılar, sektörlerimizin önündeki en önemli engeller arasında yer alıyor" dedi. Programda konuşan Kula Kaymakamı Talha Altuntaş ise verginin ülke ekonomisi açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Vergisini düzenli ödeyen, üretim yapan, ihracat gerçekleştiren ve istihdam oluşturan iş insanlarının ekonominin temel taşı olduğunu ifade eden Altuntaş, katkı sunan tüm girişimcilere teşekkür etti. Ödül törenine Kula Kaymakamı Talha Altuntaş’ın yanı sıra Selendi Kaymakamı Mücahit Enes Yıldız, Selendi Belediye Başkanı Murat Daban, Selendi İlçe Jandarma Komutanı Teğmen Yunus Emre Kurt, Kula İlçe Emniyet Müdürü Secattin Aktay, Selendi Emniyet Amiri Emre Gevanci, Salihli TSO Meclis Üyeleri, Kula ve Selendi’deki meslek odalarının başkanları ile çok sayıda iş insanı katıldı.
İstanbul Arnavutköy’de mezarlık sular altında kaldı İstanbul’da aralıksız süren yağışın ardından birçok noktada su baskınları yaşanırken, Arnavutköy’de bulunan Boğazköy Mezarlığı sular altında kaldı. Mezarlığın son durumu havadan görüntülendi. Olay, İstanbul’un Arnavutköy ilçesi Boğazköy Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, günlerdir etkili olan yağış sonrası mezarlık alanında su birikintileri oluştu. Mezarlığın büyük bölümünün su ve çamurla kaplandığı görüldü. Dron ile çekilen görüntülerde mezarların etrafının suyla kaplandığı, yolların çamur haline geldiği ve vatandaşların mezarlığa ulaşmakta güçlük çektiği görüldü. "Çamurdan dolayı giremedik" Mezarlık ziyareti için bölgeye gelen Caner Cudi, "Mezarlık ziyareti için geldik. Üst taraftan girmeye çalıştık ama çok çamurlu olduğu için giremedik. Bu taraftan bir şekilde girdik ama her yer çamur oldu. Yetkililerden buraya çözüm bekliyoruz. Drenaj sistemiyle ilgili bir problem olabilir. Bu şekilde olmaması gerekiyor" dedi. "Uzaktan Fatiha okuyup dönmek zorunda kaldık" Yaşanan duruma tepki gösteren Abdullah Ergün, "Buraya bakım yapılması gerekiyor. Mezarlıklar su basmış durumda. Otların bakıma ihtiyacı var. Çamurdan dolayı giremedik, uzaktan bir Fatiha okuyup dönmek zorunda kaldık. Bir çözüm bulunursa çok iyi olur. İnsanlar buraya ziyaret için gelmek istiyor" ifadelerini kullandı. Meteoroloji verilerine göre İstanbul’da yaklaşık 82 saat boyunca aralıksız devam eden yağış, zemin doygunluğunu artırarak suyun tahliyesini zorlaştırdı.