SAĞLIK
Uzm. Dr. Baver Demir: "Ateş, öksürük, döküntü çocuklarda her belirti neden ciddiye alınmalı" 30 Mart 2026 Pazartesi - 12:31:11 Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Baver Demir, çocukluk döneminde sık görülen belirtiler hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Çocukluk döneminin, bağışıklık sisteminin henüz gelişim aşamasında olduğu hassas bir süreç olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Baver Demir, bu dönemde ortaya çıkan ateş, öksürük ve döküntü gibi belirtilerin her zaman dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. "Ateş tek başına bir hastalık değil, vücudun bir tepkisidir" diyen Demir, özellikle uzun süren, düşmeyen ya da sık tekrarlayan ateşin mutlaka uzman kontrolünde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Demir, bu durumun basit enfeksiyonlardan daha ciddi sağlık sorunlarına kadar farklı nedenlere bağlı olabileceğini ifade etti. Öksürüğün çoğu zaman üst solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı geliştiğini belirten Uzm. Dr. Baver Demir, "Ancak uzun süre geçmeyen, gece artan ya da nefes darlığı ile birlikte görülen öksürükler, alerjik hastalıkların veya alt solunum yolu enfeksiyonlarının habercisi olabilir. Bu nedenle ailelerin bu belirtileri yakından takip etmesi gerekir" dedi. Deri döküntülerinin de ebeveynlerde sık endişe oluşturan belirtiler arasında yer aldığını söyleyen Demir, bazı döküntülerin basit viral enfeksiyonlarla ilişkili olabileceğini, ancak ateş, halsizlik, iştahsızlık ya da hızlı yayılım gibi görülen döküntülerin daha ciddi hastalıkların işareti olabileceğini kaydetti. Erken teşhisin çocuk sağlığında hayati önem taşıdığına dikkat çeken Uzm. Dr. Baver Demir, "Çocuklarda görülen hiçbir belirti ‘nasıl olsa geçer’ düşüncesiyle göz ardı edilmemelidir. Özellikle küçük yaş grubunda hastalıklar hızlı ilerleyebilir. Şüpheli durumlarda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" diye konuştu. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Baver Demir ebeveynlerin bilinçli ve dikkatli yaklaşımının, çocuklarda ihtimal ciddi hastalıkların erken teşhis ve tedavisinde kritik rol oynadığını vurguladı.
30 Mart 2026 Pazartesi - 11:32 Geçmeyen öksürüğe dikkat: Soğuk havalarla virüsler artışta Son dönemde artan, geçmeyen öksürük şikâyetlerine dikkat çeken Prof. Dr. Ahmet İlvan, hava sıcaklıklarının düşmesiyle viral enfeksiyonların yaygınlaştığını belirtti. İlvan, özellikle uzun süren öksürüklerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Soğuk hava şartlarının, solunum yolu enfeksiyonları için uygun bir zemin oluşturduğunu ifade eden Arel Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet İlvan, "Bu dönemde virüsler daha kolay yayılıyor. Bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla birlikte üst solunum yolu enfeksiyonları ve buna bağlı öksürük şikâyetleri artıyor" dedi. "3 haftayı aşan öksürükte mutlaka uzman görüşü alınmalı" Öksürüğün genellikle basit bir enfeksiyon belirtisi olarak görülse de bazı durumlarda daha ciddi hastalıkların habercisi olabileceğini belirten İlvan, "Eğer öksürük 3 haftadan uzun sürüyorsa, altta yatan neden mutlaka araştırılmalıdır. Astım, kronik bronşit, reflü ya da daha ciddi akciğer hastalıkları bu şikâyetin nedeni olabilir" uyarısında bulundu. Korunmak için basit önlemler etkili Prof. Dr. İlvan, hastalıklardan korunmak için alınabilecek önlemleri ise şöyle sıraladı: Kapalı ve kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca kaçınılmalı. Ellerin sık sık yıkanması ihmal edilmemeli. Bağışıklık sistemini güçlendiren dengeli beslenmeye dikkat edilmeli. Gerektiğinde maske kullanımı tercih edilmeli." Uzmanlar, özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireylerin bu dönemde daha dikkatli olması gerektiğini belirtiyor. Geçmeyen öksürük şikâyeti olan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması öneriliyor.
30 Mart 2026 Pazartesi - 10:54 Samsun’da obezite ile mücadele: 173 bin kişiye ulaşıldı, 5,1 ton kilo verildi Samsun’da yürütülen "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyası kapsamında 173 bin kişiye ulaşıldı, fazla kilolu olduğu belirlenen 6 bin kişi toplamda 5,1 ton kilo vererek sağlıklı yaşama adım attı. Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan kampanyanın Samsun’daki sonuçlarını değerlendiren İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras, obezitenin günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biri olduğuna dikkat çekti. Uras, obezitenin kalp-damar hastalıklarından diyabete, kanserden birçok kronik rahatsızlığa kadar geniş bir yelpazede risk oluşturduğunu vurguladı. Kampanyanın yalnızca kilo kaybını değil, kalıcı bir sağlıklı yaşam alışkanlığı kazandırmayı hedeflediğini belirten Uras, "İlimiz genelinde yürüttüğümüz çalışmalarla vatandaşlarımızın boy ve kilo ölçümlerini yaparak vücut kitle indekslerini belirledik. Risk grubunda olanları ise Sağlıklı Hayat Merkezlerimize yönlendirdik" dedi. Samsun’un 17 ilçesinde gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında 173 bin kişiye ulaşıldığını ifade eden Uras, Sağlıklı Hayat Merkezlerine yaklaşık 6 bin kişinin başvurduğunu kaydetti. Bu kişilerin yüzde 27,9’unun hafif kilolu, yüzde 59,4’ünün ise obez grubunda yer aldığının tespit edildiğini dile getirdi. Başvuran vatandaşlara diyetisyenler tarafından kişiye özel beslenme programları hazırlandığını ve düzenli takip randevuları verildiğini belirten Uras, "Bu gruptan merkezlerimize düzenli devam eden yaklaşık bin 200 kişi toplamda 5,1 ton kilo vererek önemli bir başarı elde etti" ifadelerini kullandı. Kampanyada görev alan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür eden Uras, özellikle Atakum, Bafra, Canik, Havza ve Terme Sağlıklı Hayat Merkezlerinde görev yapan ekiplerin sürece büyük katkı sunduğunu sözlerine ekledi.
30 Mart 2026 Pazartesi - 10:53 Görme sağlığının geleceği İzmir’de konuşuldu İzmir’de düzenlenen Optic World Fuarı’nda uzmanlar, özellikle çocuklarda hızla artan miyopi vakalarına dikkat çekerek erken teşhis, düzenli muayene ve yeni nesil optik çözümlerin önemini vurguladı. Ayrıca miyopinin küresel ölçekte büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğunun altı çizildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde 27-29 Mart tarihlerinde İZFAŞ tarafından gerçekleştirilen Optic World İzmir-3. Optik, Gözlük, Oftalmoloji ve Teknolojileri Fuarı, ticari kimliğinin yanı sına sektör profesyonellerini ve akademisyenleri bir araya getiren söyleşilerle de ilgi gördü. Alanında uzman isimlerin katılımıyla düzenlenen oturumlarda, özellikle çocuklarda ve gençlerde giderek artan miyopi vakalarına dikkat çekildi. Miyopinin yalnızca bireysel bir görme kusuru değil, küresel ölçekte büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğu vurgulanırken, günümüzde dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 30’unu etkileyen ve 2050 yılına kadar yüzde 50’sini etkilemesi öngörülen bu sorunda erken teşhisin ve düzenli göz muayenesinin önemi vurgulandı. "İçinde bulunduğumuz çağı kökten değiştiriyor" Programın açılış konuşmasını yapan İzmir Ekonomi Üniversitesi Optisyenlik Programı Öğretim Üyesi ve İzmir Optisyen ve Gözlükçüler Odası (İZOGO) Eğitim Komisyonu Başkanı Dr. Hasan Durmuş, "Optic Fuarı ilk düzenlendiğinde temel hedefimiz sektör paydaşlarını bir araya getirmekti. Bugün ise bu yapıyı daha da genişleterek eğitimcileri, üreticileri ve üniversiteleri aynı çatı altında buluşturuyoruz" dedi. İzmir Gözlükçüler Odası Eğitim Komisyonu ile birlikte dünyadaki gelişmelere ve yeniliklere uyum sağlayabilecek başlıkları programa dahil ettiklerini belirten Durmuş, yapay zekanın çağın dönüşümünde belirleyici bir rol oynadığını vurguladı. Durmuş, "Tıpkı matbaanın icadı gibi, yapay zeka da içinde bulunduğumuz çağı kökten değiştiren bir kırılma noktası. Optik sektörü de bu dönüşümden etkileniyor. Bu nedenle dijital ölçümleme teknolojilerinden miyopinin küresel ölçekteki durumuna ve ekonomik etkilerine, optisyenlik sektöründe ön muhasebe süreçlerinden ülkemizde görme sağlığı alanında yapılan iyileştirmelere kadar pek çok başlığı akademik programımız kapsamına aldık" diye konuştu. Erken teşhisin önemi anlatıldı Miyopi ve bir çocuğun henüz miyop olmadığı ancak göz yapısının miyopiye dönüşme riskinin yüksek olduğu erken dönem olan premiyopi konusunun ele alındığı ilk oturum, İzmir Tınaztepe Üniversitesi Özel Galen Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Oya Dönmez tarafından gerçekleştirildi. Dönmez, "Miyopi, günümüzde yalnızca bireysel bir görme kusuru değil, küresel ölçekte hızla artan ve toplum sağlığını doğrudan etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu. Özellikle çocukluk çağında başlayan miyopinin görülme sıklığı, her geçen yıl artıyor. Uzun süreli yakın mesafe çalışmaları, dijital ekran kullanımının artışı ve açık havada geçirilen sürenin azalması, miyopinin en önemli nedenleri arasında yer alıyor" ifadelerini kullandı. Erken teşhisin kritik önem taşıdığını vurgulayan Dönmez, "Miyopi ne kadar erken yaşta başlarsa ilerleme riski o kadar artar. Bu nedenle düzenli göz muayeneleri ile hastalığın erken dönemde tespit edilmesi büyük önem taşıyor. Özel tasarımlı gözlük camları, miyopi kontrolüne yönelik kontakt lensler ve yaşam tarzı değişiklikleri ile miyopinin ilerlemesini yavaşlatmak mümkün. Özellikle çocukların açık havada daha fazla zaman geçirmesi koruyucu bir etki sağlıyor" diye konuştu. Miyopinin tedavi edilmemesi durumunda ortaya çıkabilecek sonuçlara da dikkat çeken Dönmez, "İlerleyen miyopi, retina hastalıkları ve ciddi görme kayıpları gibi komplikasyonlara yol açabilir. Bu durum sağlık sistemleri üzerinde de ciddi bir ekonomik yük oluşturur" sözleriyle konunun küresel boyutuna dikkat çekti. Miyopi yönetiminde optik çözümler her geçen gün daha da gelişiyor Miyopi yönetiminde optik çözümlerin hızla geliştiğini belirten Hoya Vision Care Satış Geliştirme Müdürü Begüm Çankırlı, özellikle çocuklarda miyopi ilerlemesini yavaşlatmak için geliştirilen DIMS teknolojisinin bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış yenilikçi bir yaklaşım sunduğunu ifade etti. Çankırlı, merkezi net görüşü korurken çevresel defokus oluşturarak göz uzamasını kontrol etmeyi hedefleyen bu tasarımın, miyosmart camlarla yapılan klinik çalışmalarda miyopi ilerlemesini anlamlı ölçüde yavaşlattığını vurguladı. Çankırlı, günümüzde yalnızca görme kusurunu düzeltmenin değil, miyopiyi yönetmenin de optik sektörünün temel sorumluluklarından biri olduğunu belirtti. "2050 yılında dünya nüfusunun yarısından fazlasının miyop olacağı öngörülüyor" "Miyopi Yönetiminde Kullanılan Kontak Lensler" konulu oturumda konuşan Johnson & Johnson Vision Care Acuvue’den Fatih İbiş, "Miyopi yönetiminde kontakt lens teknolojileri son yıllarda önemli bir gelişim gösterdi. Özellikle miyopi kontrolüne yönelik tasarlanan özel lensler, yalnızca görme düzeltmesi sağlamakla kalmayıp miyopinin ilerlemesini yavaşlatmaya da katkı sunuyor" dedi. Miyopinin küresel ölçekte artışına dikkat çeken İbiş, "Bugün geldiğimiz noktada, 2050 yılında dünya nüfusunun yarısından fazlasının miyop olacağı öngörülüyor. Bu tablo, miyopi yönetimini bireysel bir ihtiyaç olmaktan çıkarıp küresel bir sağlık önceliği haline getiriyor. Bu nedenle erken müdahale, doğru ürün seçimi ve düzenli takip süreçleri her zamankinden daha kritik bir rol oynuyor" ifadelerini kullandı. Program kapsamında ayrıca, optisyenler ile göz hekimleri arasındaki iş birliğinin önemi vurgulandı. Görme sağlığında sürdürülebilir başarı için multidisipliner yaklaşımın gerekliliği dile getirilirken, yeni nesil ölçüm teknolojileri ve kişiselleştirilmiş çözümler de sektörün geleceğine ışık tutan başlıklar arasında yer aldı.
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Türkiye, sağlıkta bölgesinin güven veren ülkesi hâline geldi"
24 Kasım 2025 Pazartesi - 18:04 Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Türkiye, sağlıkta bölgesinin güven veren ülkesi hâline geldi" Erzincan’da 500 yataklı hastanenin açılışına katılan Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Türkiye’nin son 23 yılda sağlık alanında büyük bir dönüşüm yaşadığını belirterek, "Bugün ülkemizin her noktasına, her insana hakkaniyetli, erişilebilir ve güçlü bir sağlık hizmeti sunuyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde şekillenen Türkiye Yüzyılı vizyonunun sağlık alanında da yeni hedefler ortaya koyduğunu vurgulayan Bakan Memişoğlu, bu anlayışla "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" vizyonunun hayata geçirildiğini söyledi. "Aile hekimliği yeni sistemle güçlendi" Memişoğlu, aile hekimliği sisteminin yeniden yapılandırıldığını belirterek, artık aile hekimlerinin 11 kronik hastalığı takip edebildiğini, hastanelerle entegre sistem üzerinden işlem yapabildiğini ve MHRS üzerinden vatandaşlara doğrudan randevu oluşturabildiğini ifade etti. Aile hekimlerinin 1.859 ilacı yazabildiğini ve bazı ilaç raporlarını düzenleyebildiğini kaydeden Memişoğlu, 2025’in ilk 10 ayında 374 milyon başvurunun Aile Sağlığı Merkezlerine yapıldığını açıkladı. Kanser taramalarında 19 bin kişiye erken tanı konulduğunu da belirtti. "Türkiye sağlıkta küresel bir güç hâline geldi" Millî Teknoloji Hamlesi’nin sağlıkta en somut yansımalarından birinin yerli üretim olduğunu dile getiren Memişoğlu, modern tıp cihazları, geniş yoğun bakım kapasitesi ve bilimsel altyapıyla Türkiye’nin bölgesinde örnek gösterilen bir ülke hâline geldiğini söyledi. Gökbey hava ambulansları 2026’da hizmette Bakan Memişoğlu, 2026 yılının ikinci yarısından itibaren yerli ve millî Gökbey helikopterlerinin hava ambulansı olarak hizmete başlayacağını müjdeleyerek, "Bu, Türkiye’nin kendi mühendisliğiyle ürettiği ve hayat taşıyan bir gurur kaynağı olacak" dedi. "794 yeni hastane yaptık, mevcut hastanelerin yüzde 80’ini yeniledik" Son 23 yılda sağlıkta büyük bir devrim gerçekleştirildiğini belirten Memişoğlu, mevcut hastanelerin %80’inin yenilendiğini veya yeniden inşa edildiğini, 794 yeni hastanenin hizmete kazandırıldığını ve kamu hastanelerindeki yatak kapasitesinin 173 bine ulaştığını vurguladı. Erzincan’a 500 yataklı yeni hastane Bakan Memişoğlu, açılışı yapılan 500 yataklı Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim Araştırma Hastanesi’nin, 80 poliklinik, 89 yoğun bakım yatağı, 59 acil müşahede yatağı ve 13 ameliyathanesiyle kentin sağlık kapasitesini ileri seviyeye taşıdığını ifade etti. Hastanenin 369 sismik izolatörle donatıldığını hatırlatan Memişoğlu, "Erzincan gibi deprem riski bulunan bir şehirde bu teknoloji çok büyük önem taşıyor" dedi. Deprem bölgesinde yatak kapasitesi yüzde 16 arttı 6 Şubat depremleri öncesi 23.733 olan kamu hastaneleri yatak kapasitesinin bugün 27.503’e yükseltildiğini belirten Memişoğlu, "Bölgede eski kapasiteyi çoktan aştık, yatırımlar devam ediyor" diye konuştu. "Merkezinde insan olan bir sağlık sistemi inşa ediyoruz" Her yatırımın merkezinde insan olduğunu söyleyen Memişoğlu, "Bugün Türkiye, sadece kendine yeten değil; bölgesinde ve dünyada sağlık alanında güven veren, örnek alınan bir ülkedir" dedi. Konuşmasını Erzincan’a ve Türkiye’ye duyduğu güveni belirterek tamamlayan Bakan Memişoğlu, "Milletimizden aldığımız güçle üretmeye, eser siyasetiyle yol yürümeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun konuşmasının ardından Türkiye’nin son Başbakanı ve Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallılar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım’da katılımcılara hitap ederek hastanenin Erzincan’a hayırlı olması temennisinde bulundu. Daha sonra açılış gerçekleştirilerek hastane gezildi.
Bölgenin ilk Glutensiz Kafesi Malatya’da açıldı
24 Kasım 2025 Pazartesi - 15:24 Bölgenin ilk Glutensiz Kafesi Malatya’da açıldı Malatya Büyükşehir Belediyesi, özel beslenme ihtiyacı duyan Çölyak hastaları için bölgenin ilk Glutensiz Kafesi’ni açtı. Sümerpark içerisinde 300 metrekarelik alan üzerine inşa edilen Glutensiz Kafe, gluten hassasiyeti bulunan Çölyak hastaları ve vatandaşlara hizmet verecek. Glutensiz Kafenin açılışında konuşan Çölyak Derneği Başkanı Serpil Karslıoğlu, "Çölyak hastalaları için bu kafenin açılması çok önemli. Çok büyük bir ihtiyaç karşılandı. Malatya Büyükşehir Belediyesine teşekkür ediyoruz. Bizler için çok büyük bir farkındalık oldu. Dışarıda yemek yiyemiyorduk bu kafe sorununuzu giderecek" dedi. Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, "Bugün burada yalnızca bir işletmenin kapısını aralamıyoruz. Aynı zamanda sosyal sorumluluğu önceleyen, erişilebilirliği güçlendiren ve insan odaklı belediyecilik anlayışımızın önemli bir nişanesini daha şehrimize kazandırıyoruz. Yaşamımızda temel ihtiyaçlarımızı karşılamak kadar, yaşam kalitemizi artıracak hizmetlere ulaşabilmek de büyük önem taşıyor. Özellikle Çölyak hastalığı gibi özel beslenme ihtiyacı olan vatandaşlarımız için dışarıda güvenle yemek yiyebilmek, sosyalleşebilmek bir lüks değil, temel bir haktır. Biz de bu hakkı güçlendirmek, hassasiyeti olan hemşerilerimize güvenli bir sosyal alan sunmak için bu adımı atıyoruz. Dezavantajlı grupların şehir hayatında karşılaştığı engelleri azaltmak birinci önceliğimizdir" dedi. Malatya Valisi Seddar Yavuz ise, "Malatya’da her gün güzel şeyler oluyor. Malatya her geçen gün değişiyor, güzel hizmetlerle buluşmaya devam ediyoruz. Dezavantajlı gruplara olan hizmetlerimizi de artırıyoruz. Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er ve ekibinin çalışmasıyla böyle güzellikler ortaya çıktı" diye konuştu. Konuşmaların ardından bölgede ilk olan Glutensiz Kafenin açılışı yapıldı.
Muş’ta 112 ekipleri zorlu kış şartlarına hazır
24 Kasım 2025 Pazartesi - 15:06 Muş’ta 112 ekipleri zorlu kış şartlarına hazır Muş’ta çetin kış şartlarında hastaların mağduriyet yaşamaması için İl Ambulans Komuta Kontrol Merkezi Başhekimliği tüm hazırlıklarını tamamladı. Kent genelindeki 20 istasyonda hizmet veren İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı İl Ambulans Servisi 112 Başhekimliği, 366 köydeki vatandaşlara ulaşabilmek için kış mesaisine başladı. Bölgede görevlendirilen 262 personel, 28 ambulans ve 10 paletli ambulans ile vakalara anında müdahale etmek için hazır bekliyor. Çetin kış mevsimi öncesinde araçların bakım ve onarımlarının tamamlandığını belirten il İl Sağlık Müdürü Dr. Erol Ömür, ağır kış şartlarında hastaların en kısa sürede sağlık kuruluşlarına ulaştırılması için koordineli şekilde çalışacaklarını ifade etti. Özellikle kar yağışının yoğun olduğu yüksek rakımlı bölgelerde 7/24 görev başında olacağı Söyleyen Dr. Ömür, "Malumunuz, Muş ilimiz Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan bir il. 392 bin nüfusa sahibiz ve yaklaşık 8 bin 178 kilometrekarelik alanda sağlık hizmeti veriyoruz. Hem Doğu Anadolu Bölgesi’nde bulunmamız hem de Bulanık, Malazgirt ve Varto olmak üzere rakımın yüksek olduğu üç ilçemizin bulunması nedeniyle, bin 500 metreyi aşan yüksekliklere sahip alanlarımız var. Kış şartları çetin geçtiği için gerekli tüm tedbirlerimizi aldık" dedi. Kış öncesi tüm tedbirlerin alındığı, ambulansların donanım ve bakımlarının tamamlandığını söyleyen Müdür Ömür, personelin ise gerekli eğitimlerden geçirildiği belirterek, "Araçlarımızın donanımları ve bakımları ile personelimizin eğitimleri konusunda hiçbir eksiğimiz kalmadı. Bu açıdan vatandaşlarımız rahat olsun; kendilerini güvende hissedebilirler. Bizler acil sağlık hizmetlerini 262 personel, 20 acil sağlık hizmetleri istasyonu ve 28 ambulansla vermekteyiz. Bu ambulansların yanında bir adet obez ambulans, bir adet "snow track" olarak adlandırılan kış tipi ambulans ve yaklaşık 10 adet palet takılabilir, kış şartlarına uygun 4x4 arazi aracımız mevcut. Ulaşımda herhangi bir sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyorum" ifadelerini kullandı. 112’nin yoğun çalışan bir hat olduğuna dikkat çeken Ömür, gereksiz çağrıların başka bir vatandaşın hayatını riske atabileceği uyarısında bulunarak, "Ulaşamayacağımız hiçbir köy ya da mezra yok. 366 köyümüz, 180’e yakın mezramız bulunuyor ve hepsine kırsalda yarım saat içinde, merkezde ise 10 dakikada ulaşabiliyoruz. Vatandaşlarımız bu konuda rahat olsunlar. Vatandaşlarımızdan istirhamımız; 112 malum çok yoğun çalışıyor. Gereksiz çağrılardan uzak duralım. Sizin gereksiz yaptığınız bir çağrı, başka bir vatandaşımızın hayatını ciddi ölçüde etkileyebilir. Lütfen gereksiz çağrılardan uzak duralım" dedi.
Psöriatik artritte erken tanı önem taşıyor
24 Kasım 2025 Pazartesi - 13:42 Psöriatik artritte erken tanı önem taşıyor Medical Point Gaziantep Hastanesi Romatoloji Kliniği’nden Doç. Dr. Nuh Ataş, toplumda sık görülen ve ilerleyici özellik gösterebilen Psöriatik Artrit (Sedef Romatizması) konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Erken tanı konulmayan hastalarda kalıcı eklem hasarına kadar varabilen ciddi sonuçlar ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Ataş, hastalığın yalnızca cildi değil, eklemleri ve hatta iç organları etkileyebileceğini belirtti. Psöriatik artritin çoğu zaman sedef hastalığı olan bireylerde görüldüğünü söyleyen Doç. Dr. Nuh Ataş, "Hastalar çoğu zaman eklem ağrısını yorgunluk, iş stresi ya da geçici bir zorlanmaya bağlı sanabiliyor. Oysa özellikle sabah tutukluğu, el ve ayaklarda şişlik, topuk ve tendon bölgelerinde ağrı, sedefle bağlantılı olabilecek romatizmanın ilk işaretleri olabilir. Günümüzde biyolojik ajanlarla çok başarılı sonuçlar alıyoruz. Uygun hasta seçimi ve düzenli takip, hastalığın ilerlemesini durdurabiliyor" dedi. Doç. Dr. Ataş, psöriatik artritin kronik bir hastalık olduğunu ancak doğru tedaviyle hastaların yaşam kalitesinin belirgin şekilde artırılabildiğini belirtti. Tedavide, iltihap baskılayıcı ilaçlar, biyolojik tedaviler, yaşam tarzı değişiklikleri ve düzenli takiplerin önemli olduğunu söyledi. Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde psöriatik artritli hastalara dermatoloji, romatoloji ve fizyoterapi bölümlerinin ortak çalıştığı multidisipliner bir tedavi modeli uyguladıklarını ifade eden Ataş, "Sedef ve eklem birlikte değerlendiriyoruz. Bu sayede hem tanı süreci hızlanıyor hem de daha etkili tedavi planları oluşturabiliyoruz" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır’da mobil sigara bırakma polikliniği hizmete başladı
24 Kasım 2025 Pazartesi - 13:06 Diyarbakır’da mobil sigara bırakma polikliniği hizmete başladı Diyarbakır’da toplum sağlığını güçlendirmek ve sigara kullanımını azaltmak amacıyla hayata geçirilen mobil sigara bırakma polikliniği, vatandaşlara daha kolay erişim sağlamak için hizmete başladı. Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü, tütünle mücadele kapsamında mobil sigara bırakma polikliniğini vatandaşlarla buluşturdu. Ücretsiz danışmanlık, değerlendirme, bağımlılık düzeyi tespiti ve tedavi yönlendirmesi sağlayan mobil poliklinik, Diyarbakır’ın farklı ilçe ve bölgelerine ulaşarak sağlıklı yaşamı teşvik etmeyi hedefliyor. Tam donanımlı araçta sigara bırakma konusunda uzman hekimler, psikologlar ve sağlık profesyonellerinden oluşan ekip görev alıyor. Bu sayede sağlık merkezine gidemeyen veya vakit bulamayan bireylere yerinde hizmet sunuluyor. Mobil poliklinikte yapılan değerlendirmeler sonucunda kişiye özel sigara bırakma planları oluşturuluyor, gerekli görülen durumlarda ücretsiz olarak ilaç tedavisi sunuluyor ve bırakma süreci profesyonel ekip tarafından düzenli olarak takip ediliyor. Bu kapsamlı yaklaşım, sigara bırakma sürecindeki başarı oranını artırmayı hedefliyor. Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk yaptığı açıklamada, ’’Mobil sigara bırakma polikliniği sigara ile mücadelemizde önemli bir adım olacaktır. Tütün ve tütün ürünleri le mücadelemizde vatandaşlarımızda farkındalık oluşturmak ve tütün ve tütün ürünlerini kullanan kişilerin sigara bırakma hizmetlerine erişimini artırmak amacıyla mobil polikliniğimizi hizmete aldık. Alanında uzman hekimlerimizle sigara bırakma yolculuğunda vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Mobil sigara bırakma polikliniği, ilimizin farklı noktalarında vatandaşlarımızla buluşmaya devam edecek’’ dedi.
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. İrfan Koca: "Geçmeyen ağrılardan "nöral terapi" ile kurtulun"
24 Kasım 2025 Pazartesi - 11:50 Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. İrfan Koca: "Geçmeyen ağrılardan "nöral terapi" ile kurtulun" Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. İrfan Koca, nöral terapinin, tedaviye dirençli tüm ağrılı durumlarda, hastalıklara karşı koruyucu amaçla ve daha sağlıklı bir yaşam için başta olmak üzere birçok durum için uygulanan ve vücudun kendi kendini tamir mekanizmalarını harekete geçiren bütüncül bir tanı ve tedavi yaklaşımı olduğunu söyledi. Doç. Dr. Koca, "İlk olarak 1920’de Almanya’da kullanılmaya başlanan, Türkiye’de son 20 yıldır kullanımı yaygınlaşmaya başlayan nöral terapi, bütüncül ve tamamlayıcı tıbbın popüler bir yöntemi olarak biliniyor. Vücudun kendi kendini tamir etme mekanizmalarını harekete geçiren nöral terapi, insan vücutta birçok nedenle oluşan ve vücut işleyişini bozan hasarların vücut üzerindeki olumsuz etkilerini ortadan kaldırır" dedi. Nöral Terapi nasıl bir uygulamadır Nöral Terapi’nin içeriği ve uygulanışına ilişkin merak edilen sorulara da cevap veren Doç. Dr. Koca, "Nöral terapi solüsyonu, serum fizyolojik ve lokal anestezikten oluşur. Tek kullanımlık çok ince uçlu enjektörler ile hastanın kliniğine göre ilgili bölgelerde deri içine ve ihtiyaç durumuna göre vücudun kilit noktalarına enjeksiyonlar yapılır. Böylece vücutta hali hazırda bulunan vücudun kendi kendini iyileştirme mekanizmalarının önündeki engellerin ortadan kaldırılması hedeflenir. Bu tedavide amaç sadece geçici olarak ağrıyı kesmek veya ilgili bölgeyi uyuşturmak değildir" dedi. Nöral Terapi hangi hastalıkların tedavisinde kullanılır Doç. Dr. Koca, nöral terapi ile tedavi edilebilen hastalıklarla ilgili "Boyun ve bel ağrıları, baş ağrısı, sinir sıkışmaları, kas ve bağ problemleri, omuz, diz ağrıları, romatizmal hastalıklar başta olmak üzere bir çok hastalıkta Nöral terapi uzun yıllardır başarılı bir şekilde uygulanmaktadır" şeklinde konuştu. Nöral Terapi’nin kaç seans uygulanır Nöral Terapi seans sayısı ve seans aralığının hastanın yaşına ve kliniğine göre farklılık gösterebileceğini ifade eden Doç. Dr. Koca, "Genel olarak nöral terapi 3-10 gün arası seanslar halinde uygulanır, ortalama 4-8 seans arası uygulanır. 1-2 seansta iyileşen hastalar olduğu gibi 8 seans üzerinde uygulanması gereken hastalar da olabilir" dedi. Nöral Terapinin yan etkileri var mıdır Doç. Dr. Koca, nöral terapinin yan etkileri ile ilgili olarak da, "Nöral terapi uygulamasından sonra, nadiren ve geçici olarak, baş dönmesi, uygulama bölgesinde hassasiyet, hafif ağrı ve renk değişikliği görülebilir" diye konuştu.