SAĞLIK
29 Mart 2026 Pazar - 14:22 Atakum’da vatandaşlara genel sağlık taraması gerçekleştirildi Samsun’un Atakum ilçesinde, 18 yaş üstü kadınlar ve 50 yaş üstü erkeklere yönelik genel sağlık taraması yapıldı. Sağlıklı hayat konusunda vatandaşları bilgilendirmek için düzenlenen program yoğun ilgi gördü. Atakum Belediyesi, Samsun İl Sağlık Müdürlüğü ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) işbirliğinde düzenlenen ‘Kadın Sağlığını Geliştirme Programı’ kapsamında Özgecan Kadın Danışma Merkezi’nde vatandaşlara yönelik genel sağlık taraması gerçekleştirildi. Program, toplum sağlığını koruma, güçlendirme çalışmaları kapsamında 18 yaş üstü kadınlar ve 50 yaş üstü erkeklere yönelik düzenlendi. Uzman sağlık personeli eşliğinde kanser taramasına katılan vatandaşlar tansiyon, şeker ölçümü gibi hizmetlerden faydalanmanın yanı sıra kalp, böbrek, üreme sağlığı ve aile planlaması hakkında önemli bilgiler aldı. Kadınlar, programda rahim ağzı taramasına katılarak mobil kanser tarama aracında HPV ve DNA testi verdi. Kanserde erken tanı ve tedavi sürecine dikkat çekilen organizasyon, vatandaşlar tarafından büyük ilgi gördü. Programda konuşan OMÜ Halk Sağlığı Hemşireliği Ana Bilim Dalında görevli Dr. Öğretim Üyesi Figen Çavuşoğlu, "Bu program öncelikle, 35-70 yaş aralığındaki tüm kadınların ve 50-70 yaş aralığındaki tüm erkeklerin, ulusal kanser tarama programı çerçevesinde erken tanı ve tarama programına katılımlarını desteklemek için düzenlendi. Aynı zamanda cinsel sağlık ve üreme sağlığı kapsamında aile planlaması, menopoz ve menopoza uyum, kalp sağlığını koruma, diyabetle yaşam gibi başlıklar altında hakkında kadınlarımızı bilinçlendirmek ve kadın sağlığını güçlendirmek için buradayız. Stantlar açtık ve sağlık uygulamaları yapıyoruz. Sağlık İl Müdürlüğünün mobil kanser tarama aracı var. Bu aracın içerisinde rahim ağzı kanserine yönelik HPV ve DNA testi için tarama yapılıyor. Bugünkü programımızın yanı sıra 10 Nisan’da Ömer Halisdemir Parkı’nda ve 24 Nisan’da da Çakırlar Korusunda olacağız, tüm Atakumluları etkinliklere bekliyoruz" dedi. Sağlık taramaları devam edecek Atakum Belediye Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Şafak Ari Emir, programa yoğun katılım olmasından duydukları memnuniyeti ifade ederek "Burada kadın sağlığını güçlendirme başlığı altında OMÜ Halk Sağlığı ve Hemşirelik Bölümü öğrencileri ve İl Sağlık Müdürlüğü ile bir tarama programı gerçekleştirdik. Sağlık tarama programına, kadınların yoğun ilgisi oldu. Nisan ayı içerisinde 10 Nisan ve 24 Nisan tarihlerinde iki sağlık tarama faaliyeti gerçekleştireceğiz" diye konuştu. Sunulan sağlık tarama hizmetinden yararlanan vatandaşlar ise bu etkinliklerin kadın sağlığı ve kadının gelişimi açısından olumlu bulduklarını belirtti. Etkinliklerin devamını beklediklerini söyleyen vatandaşlar, "Her bilgiye her zaman, her yerde ulaşamıyoruz. Ayağımıza gelen böyle bir hizmet için üniversitemize, Atakum Belediyesi’ne ve İl Sağlık Müdürlüğü’ne çok teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verdiler.
29 Mart 2026 Pazar - 11:32 Ani baş dönmesi Vertigo habercisi olabilir Baş hareketiyle aniden ortaya çıkan baş dönmesi; vertigonun ilk belirtisi olabileceğini belirten Eskişehir Özel Ümit Hastanesi KBB Uzmanı Nargız Salahova, özellikle şiddetli baş dönmesi, denge kaybı ve çift görme gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini söyledi. Vertigo, kişinin kendisinin ya da çevresinin dönüyor, sallanıyor veya hareket ediyormuş gibi hissettiği bir baş dönmesi türü olarak tanımlanıyor. Bu durum çoğu zaman denge kaybı, mide bulantısı ve günlük aktiviteleri sürdürmede zorluk gibi şikâyetlerle birlikte görülüyor. Vertigo şikâyeti ile başvuran hastalarda ilk adımın ayrıntılı değerlendirme olduğunu belirten Salahova, "Baş dönmesi şikâyeti ile gelen hastalarımızın öncelikle detaylı hikâyesini alıyoruz. Baş dönmesinin nasıl başladığını, ne kadar sürdüğünü ve beraberinde başka şikâyetlerin olup olmadığını sorguluyoruz. Ardından muayene ile vertigonun kaynağını ayırt etmeye çalışıyoruz" dedi. Santral ve kulak kaynaklı vertigo ayrımı Vertigo farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabildiğini aktaran Dr. Salahova, bazı durumlarda sorunun beyinden kaynaklanabildiğini, bu durumlarda; şiddetli baş dönmesi, yürüme güçlüğü ve belirgin dengesizlik ve çift görme gibi nörolojik belirtiler görülebildiğini söyledi. Bu tür durumlarda hastaların nöroloji uzmanına yönlendirildiğini ifade eden Salahova, "KBB alanında ise vertigonun en sık görülen nedeni kulak içindeki denge organıyla ilgili sorunlar. Bu hastalıkların başında halk arasında ‘kulak kristallerinin oynaması’ olarak bilinen Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo geliyor. Kısaca BPPV olarak tanımlanan bu rahatsızlık, adından da anlaşılacağı gibi iyi huylu, kısa süreli ataklar halinde ortaya çıkan ve başın belirli pozisyonlarıyla tetiklenen bir vertigo türüdür." İfadelerini kullandı. Hastalığın; özellikle 50 yaş sonrası bireylerde ve kadınlarda daha sık görüldüğünü belirten Salahova, BPPV’nin genellikle şu hareketlerle ortaya çıktığını söyledi: Yatağa uzanma veya yatakta dönme, başın yukarı ya da aşağı hareket ettirilmesi, ani baş hareketleri gibidir." Tanı ve tedavide manevralar kullanılıyor Salahova, "BPPV’nin tanı ve tedavisinde özel manevralar uygulanıyor. Bu manevralarla kulak içindeki denge kristallerinin doğru konuma yönlendirilmesi ve baş dönmesinin ortadan kaldırılması hedefleniyor"dedi. Bazı hastalarda vertigo rehabilitasyonuna da ihtiyaç duyulduğunu belirten Salahova, "Sık tekrarlayan vertigo ataklarında dengeyi güçlendiren egzersizler uyguluyoruz. Stabiliteyi artıran egzersizler, proprioseptif çalışmalar ve gövde stabilizasyonu bu tedavinin bir parçası" diye konuştu. Hareketsizlik vertigoyu artırabilir Vertigo yaşayan birçok kişinin baş dönmesinin tekrar etmesinden korktuğu için hareket etmekten kaçındığını belirten Dr. Salahova, bunun yanlış bir yaklaşım olduğuna dikkat çekti ve tedavinin önemli bir parçasının hastayı yeniden hareket etmeye teşvik etmek ve hareketsizliğin önüne geçmek olduğunu vurguladı. Ne zaman doktora başvurulmalı Baş dönmesi kısa süreli ve hafif olsa bile bazı durumlarda mutlaka uzman değerlendirmesi gerektiğine dikkat çeken KBB Uzmanı Nargız Salahova, özellikle şu belirtiler varsa gecikmeden doktora başvurulmasını önerdi: Şiddetli ve uzun süren baş dönmesi, yürüme güçlüğü, çift görme veya konuşma bozukluğu ve şiddetli dengesizlik."
Hasta kadının karnından 15 kilo tümör çıkarıldı
25 Kasım 2025 Salı - 14:25 Hasta kadının karnından 15 kilo tümör çıkarıldı Mardin’den, Şanlıurfa’ya gelerek karın ağrısı şikayeti üzerine hastaneye giden kadının karnından 15 kilo 800 gram ağırlığında tümör çıkarıldı. Tekerlekli sandalyeyle hastaneye giriş yapan kadın, yürüyerek taburcu oldu. Mardin’de yaşayan 45 yaşındaki Gülsüme Önal, karın bölgesinde giderek büyüyen kitlenin yaşamını olumsuz etkilemeye başlaması üzerine Harran Üniversitesi Hastanesi’ne başvurdu. Tekerlekli sandalyeyle hastaneye getirilen Önal’ın yapılan detaylı incelemelerinde, karın boşluğunu büyük ölçüde dolduran, hayati organlara ve ana damarlara ileri derecede yapışık 30x40 santimetre boyutlarında bir retroperitoneal tümör tespit edildi. Tümör, Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Organ Nakli Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Faik Tatlı ve ekibi tarafından gerçekleştirilen başarılı bir operasyonla çıkarıldı. Başarılı operasyon sonrası açıklamada bulunan Tatlı, tümörün kalın bağırsağın bir bölümünü ve büyük damarların çevresini sardığını belirterek, "Hayati yapılara zarar vermeden tüm kitleyi bütün halinde çıkardık. Tümörün ağırlığı 15 kilo 800 gram olarak ölçüldü. Hastamız, ameliyat öncesinde yürüyemez durumdaydı. Operasyon sonrası kendi başına yürüyebilir hale geldi ve sağlıklı şekilde taburcu edildi" dedi. Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Fırat Erkmen ise hastanın hayatına dokunabilmenin kendileri için büyük bir gurur olduğunu ifade etti. Sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşayan Gülsüme Önal da kendisini yeniden doğmuş gibi hissettiğini belirterek, "Yıllardır büyüyen kitle beni hayattan koparmıştı. Artık nefesim rahat, yürüyebiliyorum ve eski kıyafetlerim bile büyük geliyor. Bu ekip benim hayatımı geri verdi" diye konuştu.
Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde erken tanıda kemik sintigrafisi
25 Kasım 2025 Salı - 14:13 Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde erken tanıda kemik sintigrafisi Medical Point Gaziantep Hastanesi Nükleer Tıp Uzmanı Doç. Dr. Füsun Kökçü Aksoy, kemik sintigrafisinin özellikle kanser hastalarında erken tanı ve doğru tedavi planlamasında kritik bir öneme sahip olduğunu belirtti. Medical Point Gaziantep Hastanesi, nükleer tıp alanındaki teknolojik altyapısını güçlendirerek bölgedeki ileri tanı imkanlarını genişletiyor. Medical Point Gaziantep Hastanesi’nin nükleer tıp biriminde kullanılan yeni nesil görüntüleme cihazları sayesinde kemik sintigrafisi, hem yüksek çözünürlükte hem de daha kısa sürede gerçekleştirilebiliyor. Bu da hastaların hem konforunu artırıyor hem de hastalıkların erken dönemde tespit edilmesine imkan sağlıyor. Kemik sintigrafisi uygulamalarında hastaların sonuçlara aynı gün içinde ulaşabilmesi, Medical Point Gaziantep Hastanesi’nin bölgeye sunduğu önemli avantajlardan biri. Bu sayede hekimler tedavi planlarını hızla oluşturabiliyor ve hastalar için zaman kaybının önüne geçiliyor. Bölgeye değer katan sağlık hizmeti Medical Point Gaziantep Hastanesi yönetimi, nükleer tıp biriminin güçlendirilmesinin yalnızca Gaziantep için değil, çevre iller için de önemli bir sağlık yatırımı olduğunu ifade etti. Hastane, ileri görüntüleme teknikleriyle özellikle onkoloji, ortopedi, romatoloji ve enfeksiyon hastalıkları alanlarında tanı süreçlerini daha etkin hale getirmeyi hedefliyor. Hizmet kapsamı genişliyor Doç. Dr. Füsun Kökçü Aksoy, kemik sintigrafisinin kullanım alanlarını anlatarak, "Kemik sintigrafisinin yanı sıra hastanenin nükleer tıp birimi şu alanlarda da hizmet veriyor. PET/BT görüntüleme, tiroid, böbrek ve kalp sintigrafileri, radyonüklid tedaviler, onkolojik süreçlerin takibi, organ fonksiyon değerlendirmeleri, kemik sintigrafisi, iskelet sistemindeki metabolik değişiklikleri ortaya çıkarmada son derece etkili bir yöntemdir. Kırık şüphelerinden kemik enfeksiyonlarına, romatolojik hastalıklardan kanser metastaz taramalarına kadar birçok durumda başvuruyoruz. Özellikle onkoloji hastalarında, tümör yayılımının erken dönemde tespit edilmesi tedavinin başarısı açısından büyük önem taşıyor. Hastanemizde bu incelemeleri modern cihazlarımızla hızlı, güvenilir ve hasta dostu bir süreçle gerçekleştiriyoruz" dedi.
"Kadınlar, şiddetin sessiz travmasını yıllarca atlatamıyor"
25 Kasım 2025 Salı - 13:54 "Kadınlar, şiddetin sessiz travmasını yıllarca atlatamıyor" Kadına uygulanan şiddetin ‘sessiz ilerleyen bir travma hastalığı’ oluşturduğunu vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Dr. Mehmet Çevik, "Şiddete maruz kalan kadınların çoğu yalnızca o anı atlatmaya odaklanıyor. Ancak beyin travmayı bir tehdit olarak kaydediyor ve bu kayıt yıllarca kapanmıyor. Bu durum depresyon, panik bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu, uyku problemleri ve özgüven kaybı gibi birçok ruhsal tabloya yol açıyor" dedi. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’de, Liv Hospital Samsun Psikiyatri Uzmanı Dr. Mehmet Çevik, şiddetin oluşturduğu ruhsal etkilerin toplum tarafından hâlâ yeterince bilinmediğine dikkat çekti. Kadına yönelik şiddetin yalnızca fiziksel yaralanmalarla sınırlı kalmadığına değinen Uzm. Dr. Çevik, "Kadınların beyninde, sinir sisteminde ve psikolojik yapısında uzun vadeli izler bırakıyor" diye konuştu. "Depresyona yol açabilir" Kadına uygulanan şiddetin ‘sessiz ilerleyen bir travma hastalığı’ oluşturduğunu belirten Uzm. Dr. Çevik, şu bilgileri paylaştı: "Şiddete maruz kalan kadınların çoğu yalnızca o anı atlatmaya odaklanıyor. Ancak beyin travmayı bir tehdit olarak kaydediyor ve bu kayıt yıllarca kapanmıyor. Bu durum; depresyon, panik bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu, uyku problemleri ve özgüven kaybı gibi birçok ruhsal tabloya yol açıyor." "Duygusal şiddet etkili olabiliyor" Uzm. Dr. Çevik, "Yapılan son araştırmalar, sürekli psikolojik veya fiziksel şiddet gören kadınlarda beynin stres merkezinin aşırı aktif hale geldiğini, buna bağlı olarak da kişinin gündelik işlevselliğinin belirgin şekilde bozulduğunu gösteriyor. Özellikle duygusal şiddet çoğu zaman fark edilmeyerek, fiziksel şiddet kadar yıkıcı olabiliyor" dedi. "Destek almak bir zayıflık değil" Toplumun şiddet döngüsünü normalleştirmeyi bırakması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Çevik, "Şiddet yaşayan kadınların en büyük ihtiyacı güvenli bir alan ve yargılanmadan dinlenmek. Destek almak bir zayıflık değil, tam aksine iyileşme sürecinin ilk adımıdır" ifadelerini kullandı.
Gençlerde ani ölümler artıyor: "Nedeni ise virüsün damarlarda bıraktığı hasar"
25 Kasım 2025 Salı - 13:06 Gençlerde ani ölümler artıyor: "Nedeni ise virüsün damarlarda bıraktığı hasar" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, pandemi sonrası genç yaşta ani ölüm vakalarında artış gözlendiğini belirterek bunun nedeninin Kovid-19 virüsünün damarlarda oluşturduğu kalıcı hasar olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Özkaya, son dönemde spor sırasında veya sonrasında yaşanan beklenmedik kalp krizlerinin, virüsün damar yapısı üzerindeki etkilerinden kaynaklandığını söyledi. "5 yıllık yaşlanmaya eşdeğer" Prof. Dr. Özkaya, Kovid-19’un özellikle kılcal damar düzeyinde ciddi hasar bıraktığını belirterek, "Pandemi boyunca takip ettiğimiz binlerce hastada ‘endotelit’ dediğimiz damar iç yüzeyi hasarının ani ölümleri tetiklediğini saptadık ve uluslararası dergilerde yayınladık. Avrupa Kalp Dergisi’nin son verilerinde de bu durum ‘Kovid-19 sonrası damar yaşlanmasının hızlanması’ olarak tanımlanmıştır. Virüsü geçirenlerde damar yaşı, takvim yaşından daha yaşlı hale geliyor. Bu etki bazı kişilerde 5 yıllık yaşlanmaya eşdeğer" dedi. "Ani ölümlerin sebebi virüsün damar yapısına verdiği hasar" Gençlerdeki ani ölümlerin nedeni aşılar olmadığını ifade eden Prof. Dr. Özkaya, "Ani ölümlerin sebebi Kovid-19 aşıları değil, virüsün damar yapısına verdiği hasardır. Aşılar hastalık şiddetini ve damar içi hasarı azaltarak koruyucu rol oynamaktadır" diye konuştu. "Ağır spor sonrası kalp ve akciğer sorunu riski" Özkaya, Kovid-19 sonrasında yoğun egzersiz yapan gençlerde ani kalp krizlerinin görülebildiğini belirterek şunları söyledi: "Pandemi öncesi yaptığı ağır sporları aynı şekilde sürdüren bazı kişilerde ciddi kalp ve akciğer sorunları ortaya çıkabiliyor. Kovid-19 sonrası kalp ve akciğer kılcal damarlarındaki hasar nedeniyle ağır egzersiz sırasında vücut yeterli oksijenlenmeyi sağlayamıyor; bu durum ani ölüme kadar gidebiliyor." "Damar yaşlanması ölçülebilir ve büyük oranda geri döndürülebilir" Prof. Dr. Özkaya, Kovid-19 geçirenlerin yalnızca kısa vadeli komplikasyonlara değil, uzun vadeli damar yaşlanmasına da dikkat etmesi gerektiğini belirtti. Ancak bu hasarın tamamen kalıcı olmadığını vurguladı. Özkaya, "Bazı vasküler bozukluklar zaman içinde kısmen geri dönebiliyor. Yaşam tarzı düzenlemeleri, kan basıncının kontrolü, kalbi aşırı zorlayan egzersizlerden kaçınma ve uygun ilaç tedavileriyle bu süreç yavaşlatılabilir" ifadelerini kullandı.
Uzmanından uyarı: "Günde 6 saatin altında uyku, amiloid-beta birikimini ve beyin iltihabını artırır"
25 Kasım 2025 Salı - 11:54 Uzmanından uyarı: "Günde 6 saatin altında uyku, amiloid-beta birikimini ve beyin iltihabını artırır" Medical Park Ankara Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. İsmail Bozkurt, "Günde 6 saatin altında uyku, amiloid-beta birikimini ve beyin iltihabını artırır. Alzaymır riski 2-3 kat yükselir" dedi. Medical Park Ankara Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. İsmail Bozkurt, uykunun sadece bir dinlenme değil, aynı zamanda vücudun yenilenmesine katkı sağlayan bir süreç olduğunu belirtti. Dr. Bozkurt, sağlıklı uykunun insan vücuduna birçok yararı olduğunu vurguladı. Dr. Bozkurt ayrıca derin uykunun eksik olduğu durumlarda beynin ödeminin arttığını, nöroplastisitenin azaldığını ve enfeksiyon riskinin yükseldiğini ifade etti. "Kaliteli uyku, alzaymır ve parkinson riskini azaltıyor" Uykunun sadece dinlenme değil, beynin kendini temizlediği ve yenilediği aktif bir süreç olduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. İsmail Bozkurt, "Kaliteli uyku, alzaymır, parkinson ve inme riskini önemli ölçüde azaltabilir. Beyin uykuda durmaz. Bazı bölgeler uyanık zamana göre daha aktiftir. Uyku, beynin bakım, temizlik ve yenilenme sürecidir. Derin uykuda glinfatik sistem devreye girer ve beyin atıkları temizlenir. Amiloid-beta ve tau gibi toksik proteinler uzaklaştırılır. Gereksiz sinir bağlantıları budanır, hafıza sağlamlaşır. Ayrıca melatonin ve büyüme hormonu gibi birçok hormonun dengesi sağlanır. Derin uykuda beyin hücreleri küçülür, aralarındaki boşluk artar ve beyin omurilik sıvısı bu boşluklarda dolaşarak toksik maddeleri uzaklaştırır. Bu sistem bozulursa alzaymır riski belirgin şekilde artar" ifadelerini kullandı. "Günde 6 saatin altında uyku beyin iltihabı riskini artırır" Kronik uykusuzluğun nörodejeneratif hastalıklarla doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Bozkurt, "Günde 6 saatin altında uyku, amiloid-beta birikimini ve beyin iltihabını artırır. Alzaymır riski 2-3 kat yükselir. Parkinsonda da dopamin hücrelerinin kaybı hızlanır. Uyku eksildiğinde temizlik mekanizması durur ve toksik proteinler birikmeye başlar. Bu da uzun vadede zihinsel gerilemeye yol açabilir. Derin uyku eksik olduğunda beyin ödemi artar, nöroplastisite azalır, enfeksiyon riski yükselir. Hastanede dahi uyku hijyenini ve melatonin düzenini takip ediyoruz. Kaliteli uyku öğrenme, hafıza ve iyileşme süreçlerini doğrudan etkiler. REM ve derin uyku yeni sinir bağlantıları için gereklidir. Uyku olmadığında öğrenme de iyileşme de durur. Her apne atağında oksijen azalır ve kafa içi basınç yükselir. İnme riski 3-6 kat artar. CPAP tedavisi bu riski yüzde 70-80 azaltır. Uykusuzluk prefrontal korteksin ve hipokampusun işlevlerini bozar, inflamasyonu artırır ve beynin temizliğini engeller. Bu durum çoğu zaman tedavi edilebilir bir uyku bozukluğu belirtisidir" cümlelerine yer verdi.
Ağız sağlığı diyabet ve kalp hastalıklarının seyrini değiştiriyor
25 Kasım 2025 Salı - 11:23 Ağız sağlığı diyabet ve kalp hastalıklarının seyrini değiştiriyor Kış aylarında diş ve diş eti rahatsızlıkları yaygınlaşırken, yapılan araştırmalar ağız sağlığının diyabet ve kalp hastalıkları gibi kronik durumlarla da doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor. Dt. Can Gökkurt, ağız hijyeninin bu hastalıkların önlenmesinde kritik bir rol oynadığını vurguladı. Özellikle kış aylarında soğuk hava ve mevsimsel beslenme alışkanlıkları, diş çürükleri ve diş eti hastalıklarını artırabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, dünya genelinde 3 buçuk milyar insan çeşitli ağız hastalıklarıyla mücadele ediyor. Diş çürükleri ve diş eti iltihapları, erişkinlerde diyabet komplikasyonlarını yüzde 30’a kadar artırabiliyor. Medicana Kadıköy Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dt. Can Gökkurt, ağız bakımının tüm yaş gruplarında kronik hastalıkların önlenmesinde kritik bir yer tuttuğunu şu şekilde belirtti: "Düzenli ağız muayeneleri ve doğru hijyen uygulamaları sadece diş sağlığını değil, kalp-damar sağlığı, metabolik dengeler ve bağışıklık sistemi üzerinde de doğrudan etkili. Ağızda başlayan iltihaplanmalar, sistemik hastalıkların tetikleyicisi olabilir." Ağızda başlayan sorun tüm vücudu etkiliyor Ağız sağlığının sistemik hastalıklarla ilişkisi, özellikle son yıllarda yapılan araştırmalarla daha net ortaya konuyor. Bir çalışmada, ileri düzey diş eti hastalığı olan bireylerde kalp krizi riskinin yüzde 20, inme riskinin ise yüzde 44 oranında arttığı tespit edildi. Benzer şekilde, diyabetli hastalarda düzenli ağız bakımı uygulanmadığında kan şekeri kontrolünde ciddi dalgalanmalar gözlendi. Dt. Can Gökkurt, araştırmayla ilgili bilgiler aktararak, "Ağız sağlığı ihmal edildiğinde, vücutta kronik iltihaplanmalar oluşabilir. Bu durum sadece diş kaybına değil, uzun vadede kalp hastalıkları, böbrek sorunları ve metabolik düzensizliklere de yol açar. Bu nedenle ağız hijyeni, genel sağlık stratejisinin ayrılmaz bir parçasıdır" ifadelerini kullandı. Ağız hijyeninde bu yanlışlara dikkat Ağız bakımında yapılan hatalar; özellikle hızlı ve eksik fırçalama, diş ipi kullanımının ihmal edilmesi ve ağız bakım ürünlerinin yanlış seçimi olarak öne çıkıyor. Dt. Can Gökkurt, alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı: Dişler günde en az iki kez, her seferinde en az iki dakika olacak şekilde florürlü diş macunu ile fırçalanmalı. Diş ipi veya ara yüz fırçaları ile diş araları temizlenmeli. Şekerli ve asitli gıdaların tüketimi sınırlandırılmalı, özellikle gece yatmadan önce ağız temizliği ihmal edilmemeli. Düzenli diş hekimi kontrolleri, yılda en az iki kez uygulanmalı. Bu basit önlemler, diş ve diş eti hastalıklarının yanı sıra diyabet, kalp-damar sorunları ve enfeksiyon risklerini de azaltıyor. Çocuklarda ağız sağlığı bilinci ebeveyn desteğiyle güçlenir Çocuklarda ağız hijyeni alışkanlıklarının erken yaşta kazandırılması, ilerleyen yıllarda ciddi diş ve diş eti sorunlarının önlenmesinde kritik öneme sahip. Dünya genelinde çocukların yüzde 60’ı 12 yaşına gelene kadar en az bir diş çürüğü problemiyle karşılaşıyor. Dt. Can Gökkurt, çocuklarda ağız sağlığı farkındalığını artırmanın yollarını şöyle açıkladı: "Okul öncesi dönemde doğru diş fırçalama tekniklerini öğrenen çocuklar, yetişkinlikte ciddi diş ve diş eti sorunları ile daha az karşılaşıyor. Oyun ve etkinliklerle desteklenen eğitim programları, çocukların ağız sağlığını bilinçli şekilde korumasını sağlıyor. Ayrıca ebeveynlerin rolü, alışkanlık kazandırmada oldukça etkili." Düzenli kontroller diş kayıplarını önleyebilir Diş kaybının önlenmesi ve ağız sağlığının korunması için düzenli kontrollerin büyük önem taşıdığını belirten Dt. Can Gökkurt, yılda iki kez yapılan diş hekimi muayeneleri ve profesyonel temizliklerin, diş kaybı riskini yüzde 50’ye kadar azalttığını söyledi. Dt. Can Gökkurt, koruyucu uygulamaları ise şöyle özetledi: "Bireyler kendi günlük bakım rutinlerini düzenli olarak sürdürmeli ve profesyonel kontrolleri ihmal etmemeli. Bu, hem ağız sağlığını korur hem de sistemik hastalıkların riskini azaltır."
Eğil’de sağlıkta yeni bir seviye: 25 yataklı yeni devlet hastanesi yükseliyor
25 Kasım 2025 Salı - 11:14 Eğil’de sağlıkta yeni bir seviye: 25 yataklı yeni devlet hastanesi yükseliyor Diyarbakır’ın Eğil ilçesinde sağlık hizmetlerini çok daha güçlü ve modern bir yapıya kavuşturacak olan yeni 25 yataklı devlet hastanesi, Sağlık Bakanlığının yatırım programı kapsamında hızla yükseliyor. İlçede uzun yıllardır temel sağlık hizmetleri mevcut hastane binası üzerinden yürütülürken, yeni proje ile bu hizmetlerin kapasitesi ve niteliği önemli ölçüde artırılacak. Eğil’de mevcut hastane, yıllarca vatandaşların temel sağlık ihtiyaçlarını karşılayan önemli bir birim oldu. Ancak artan nüfus, gelişen sağlık teknolojileri ve vatandaşların daha kapsamlı ve hızlı hizmet beklentileri doğrultusunda artık çok daha donanımlı bir yapıya ihtiyaç duyuluyordu. Yeni hastane bu anlamda Eğil’e büyük bir sıçrama imkanı sunuyor. "Eğil, sağlık hizmetlerinde yeni bir standarda kavuşuyor" Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, yeni hastanenin ilçeye sağlayacağı katkıyı şu sözlerle ifade etti: "Eğil, bugüne kadar temel sağlık hizmetlerini karşılayan bir yapıya sahipti. Şimdi bu kapasiteyi çok daha ileri bir seviyeye taşıyoruz. Sağlık Bakanlığımızın güçlü yatırımıyla modern, erişilebilir ve kapsamlı bir hastane inşa ediyoruz. Bu tesis, Eğil ve kırsal mahallelerimiz için çok önemli bir kazanım olacak." İnşaatı hızla devam eden Eğil Devlet Hastanesi yeni hizmet binası, modern mimarisi ve gelişmiş teknik altyapısıyla dikkat çekiyor. Projenin 2026 yılı sonunda tamamlanarak hizmete açılması planlanıyor. Hastanenin yeni hizmet binası tamamlandığında otel konforunda 25 yataklı nitelikli yatan hasta odaları, 4 üniteli modern diyaliz merkezi, ilk kez ilçeye kazandırılacak ameliyathane, 1 doğum salonu, 4 ana branşta poliklinik, 2 diş üniti, tam donanımlı acil servis ve resüsitasyon birimi, görüntüleme ve laboratuvar birimleri sayesinde hızlı tanı ve tetkik imkanı sağlanacak. Hastane yeni hizmet ile birlikte Eğil’de sağlık hizmetlerinin erişilebilirliği ve kalitesi önemli ölçüde artacak. Özellikle tetkik, doğum, diyaliz ve acil müdahale gibi hizmetlerin artık ilçe içinde karşılanacak olması, vatandaşların zamandan tasarruf etmesini ve çok daha konforlu hizmet almasını sağlayacak.
İl Sağlık Müdürlüğü, afetlere hazırlık kapasitesini güçlendirdi
25 Kasım 2025 Salı - 10:59 İl Sağlık Müdürlüğü, afetlere hazırlık kapasitesini güçlendirdi Karabük İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), afetlere hazırlık çalışmaları kapsamında yeni ekipman ve çadırların envantere eklenmesiyle sahra hastanesi kapasitesini artırdı. 2025 yılı Kasım ayında envantere kazandırılan 54 metrekarelik ve 36 metrekarelik çadırlarla birlikte toplam 8 ünite ve 350 metrekare kapalı alandan oluşan tam donanımlı bir sahra hastanesi oluşturuldu. İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara, UMKE personelinin Van, Elazığ, İzmir ve Kahramanmaraş depremleri başta olmak üzere birçok afette gösterdiği özverili çalışmalardan dolayı teşekkür etti. Kara, ihtimal afetlere karşı 140 personel, sahra hastanesi çadırları, 3 UMKE aracı, 1 lojistik aracı, 1 acil müdahale ünitesi aracı ve güçlü ekipmanlarla 7/24 göreve hazır olunduğu vurgulayarak Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere Karabük Valisi Mustafa Yavuz, Karabük milletvekilleri Cem Şahin ve Dr. Ali Keskinkılıç ile tüm personele desteklerinden dolayı teşekkür etti. Kara, çalışmalarla ilgili yaptığı değerlendirmede de, "Karabük ilimiz her türlü kötü senaryoya hazırlıklıdır ve bu hazırlıklarımızı güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz. UMKE ekiplerimizin başarılı çalışmalarıyla afetlere karşı her zaman hazır bir şekilde müdahale edecek gücümüz bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.