Son Dakika
|
MİT’ten sınır ötesinde DEAŞ operasyonu: 10 DEAŞ'lı yakalandı!
Türkiye’yi sarsan cinayetlerin faillerinin akıbeti aynı oldu: Mezar yerleri bilinmiyor
Gülistan Doku soruşturmasında firari şüpheli Umut Altaş ABD’de teslim oldu
Grand Kartal Otel yangını davasında istinaf kararı onadı
Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu'nun görüşmesinin detayları netleşti
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Türkiye enerjide paradigmayı değiştirdi''
CHP Kurultayı davasında ‘mutlak butlan’ kararına yapılan itiraz reddedildi
ABD Dışişleri Bakanı Rubio: "İran ile görüşmelerde bir miktar ilerleme sağlandı"
Manchester United, 2 yıl daha Michael Carrick’e emanet
Hatay’daki sel ve heyelanda 3 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi kayıp
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
The Quiet Elegance of Taipei Confucius Temple
İzmir’deki kedi vahşetinde veteriner hekim serbest kaldı, başsavcılık itiraz etti
ABD'de gözaltına alınan Altaş'ın New York'ta hakim karşısına çıkması bekleniyor
Kanye West’in İstanbul’daki 100 bin kişilik konserine "Travis Scott" sürprizi
İzmit’teki toprak kaymasıyla ilgili proje sorumlularına 279 bin 340 lira para cezası
Ağbaba’nın gözaltına alınan şoförü tutuklandı
Aziz Yıldırım: "Taraftarımızla aramızdaki o sarsılmaz bağı yeniden inşa etmemiz lazım"
Trump, danışmanlarıyla İran’ı görüşecek: "İyi bir anlaşma ihtimali yüzde 50-50"
SAĞLIK
İstanbul’da 77 yaşındaki hastaya hayati müdahale: "Belirti vermiyor, içimizdeki saatli bomba"
24 Mayıs 2026 Pazar - 11:53:31
İstanbul’da yaşayan 77 yaşındaki Ülkü Karataş, check up’ında fark edilen, belirtisiz ilerleyen aort genişlemesini düzenli takip ederek adeta içindeki saatli bombadan kurtuldu. Başarılı operasyonla hayata tutunan hastasına ilişkin konuşan Prof. Dr. Ali Baran Budak, "2 sene önce rutin check up’larında aort damarında genişleme fark ediliyor, takibe alınıyor. Hızlı bir genişleme üzerine başvuruyor. Müdahale edilmezse damar patlıyor ve iç kanamadan yüzde 50’nin üzerinde oranla hasta kaybedilebiliyor. Temel mesaj; bazı hastalıkların hiç semptom vermemesi, çok ölümcül sonuçlara sebep olabilmesi, o yüzden içimizdeki saatli bomba deriz, kontroller aksatılmamalı" dedi. İstanbul’un Kadıköy ilçesinde yaşayan 77 yaşındaki 3 çocuk annesi Ülkü Karataş’ın bir süre önce yaptırdığı check up’ta karın bölgesindeki ana damarın (aort) genişlediği fark edildi. Müdahale gerektirmeyen ancak takip gerekliliği ifade edilen duruma karşı Karataş da uyarıları dinledi. Herhangi bir belirti hissetmediğini söylediği hastalığında Karataş, her yıl düzenli olarak kontrollerini yaptırdı. Jukstarenal Abdominal Aort Anevrizması tanılı hastada artık duruma müdahale edilmesi gerekliliği aktarılırken Karataş eşi ile birlikte Liv Hospital Ulus Hastanesine başvurdu. Yapılan detaylı incelemelerde karın bölgesindeki ana damarın adeta bir balon gibi genişlediğini aktaran Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Budak ve ekibi kapalı yöntemle kişiye özel stent uygulamasıyla hastayı ameliyat etti. Hasta, kasıktaki neredeyse 1 santimlik küçük deliklerden girilerek tedavi edilirken kısa sürede de taburcu edildi. Prof. Dr. Ali Baran Budak, hastalığın belirtisiz ilerlediğini ifade ederek vatandaşlara önemli uyarılarda bulunurken hastasının durumuna ilişkin de bilgi verdi. 77 yaşındaki Karataş ise hastalık ve tedavi sürecini ilişkin konuştu. "Rahatsızlık hissetmedim, insanlar check up’larını ihmal etmesin" Doktorlarının tavsiyelerine uyduğunu söyleyen 77 yaşındaki Ülkü Karataş, herkesin kontrollerine dikkat etmesi gerektiğini belirtti. Yaşadıklarını paylaşan Karataş, "Rahatsızlık hissetmedim ama check up’larda her sene çoğalarak devam etti, iyi ki de gelmişiz. Ameliyatı olsam da olmasam da risk, olmayı tercih ettim. İyi ki de oldum. Ameliyata kadar tedirgindim, şimdi iyiyim, çok şükür. Bence insanlar check up’larını ihmal etmesin. Ağrım sızım olmadı, ameliyatım kapalı olduğu için daha çabuk iyileştim. Yaşantımı da etkilemedi" ifadelerini kullandı. "Hiçbir semptom vermiyor o yüzden içimizdeki saatli bomba deriz" Hastasına ilişkin konuşan Prof. Dr. Ali Baran Budak, "Ülkü hanımın 2 sene önce rutin check up’larında aort damarında bir genişleme fark ediliyor, çok bilinçli şekilde takibe alınıyor. Fark edilmesi önemli çünkü aort damarındaki genişlemeler hiçbir semptom vermiyor, o yüzden ’içimizdeki saatli bomba’ deriz. Her sene takip ediliyor. Son senesinde hızlı bir genişleme, büyüme fark edilmesi üzerine Ülkü hanım bize başvuruyor. Anatomik incelemelerde stente uygun olduğunu gördük, bir takım anatomik zorlukları vardı, stenti kendimiz dizayn etmeye karar verdik. Hayati damarları da koruyarak, anjiyo esnasında yerleştirdik. Cerrahi bir kesik oluşturmadan, küçük deliklerden girerek stentleri yerleştirebildik. Şansımız da yaver gitti, sadece 3 günlük bir yatış süreciyle hemen de hareket ederek, güle oynaya çıkışını yaptı. Temel almamız gereken mesaj; bazı hastalıkların hiç semptom vermemesi, buradaki anevrizmanın patlamasının çok ölümcül sonuçlara sebep olabilmesi" dedi. "Müdahale edilmezse damar patlıyor, yüzde 50’nin üzerinde oranla hasta kaybedilebiliyor" ’Belli bir çapa geldiği zaman artık müdahale etme gereği oluyor’ diyerek sözlerini sürdüren Prof. Dr. Budak, "Müdahale edilmezse damar patlıyor ve iç kanamadan yüzde 50’nin üzerinde bir oranla hasta kaybedilebiliyor ya da felç, kalp krizi gibi durumlarla karşılaşılabiliyor, 1-2 saat içinde müdahale edilmezse hastayı kaybediyoruz. Risk faktörleri var; erkek olması, akciğer hastalığı, yüksek tansiyon, sigara kullanımı, yüksek kolesterol düzeyleri, aile genetiğinde böyle bir şeyin olması önemli. Örneğin; Ülkü hanımın yakınını kaybettiği bir hikayesi var. Bir ultrasonla aorta bakıyoruz, bunu yakalamak önemli. Yakaladıktan sonra takipte çok başarılıyız. Hastada çap 50-51 milimetre civarına gelmişti, bu zaten bir endikasyon ama asıl korktuğumuz şey; 43’ten 51 milimetreye bir sene içinde gelmesi. Bir sene içerisinde yaklaşık 8 milimetrelik bir ilerleme oluyor, bu hız da bizim için önemli" şeklinde konuştu. "Genellikle bu tip şeyler tesadüfen yakalanıyor" Düzenli kontrol ve takibin önemine dikkat çeken, vatandaşlara önemli tavsiyelerde bulunan Budak sözlerini şöyle sürdürdü: "Hastalarımızı bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Genellikle bu tip şeyler, başka bir sebepten gidiyorsunuz, tesadüfen yakalanıyor. Genellikle kadın doğum, bağırsak, midedeki bir problem neticesinde tetkik yapılıyor ve yakalanıyor. Hastamız, 3’üncü gününde yürüyerek çıktı. Söyleyeceğimiz şey; check up’ların ihmal edilmemesi, risk faktörlerimiz varsa mutlaka bir karın damarımıza baktırmamız gerekiyor. Risk oluşturan şeyleri bilmemiz ve minimize etmemiz gerekiyor, yani sigarayı bırakmak, tansiyon hastalığımız varsa kontrol altına almak, obeziteyi engellemek, hareketli bir yaşam sürmek ve kontrollerimizi aksatmamak."
24 Mayıs 2026 Pazar - 11:19
Kırklareli’nde et ve ürünleri mercek altında
Kırklareli’nde Kurban Bayramı öncesi gıda işletmelerine yönelik 5996 sayılı kanun çerçevesinde yapılan denetimlerde, özellikle et ve ürünleri sıkı kontrollerden geçirildi. Kırklareli Tarım ve Orman Müdürlüğü Gıda Kontrol Şubesi teknik ekipleri, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde halk sağlığının korunması ve güvenilir gıdaya erişim için denetimlerini sıklaştırdı. Kurban bayramı öncesi gıda işletmelerinde tüketime sunulan ürünlerle ilgili resmi kontrollerini aralıksız devam ettiren ekipler, özellikle et ve mamullerini sıkı kontrolden geçirerek, mevzuat ile belirlenen kriterlere uymaması halinde idari yaptırımlar uygulandığını vurgulayarak, işletme sahiplerini uyardı.
24 Mayıs 2026 Pazar - 09:56
"Kurban etini 1 gün bekletin" uyarısı
Beslenme ve Diyet Bölümü Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, Kurban Bayramı’nda kesilen etlerin sıcağı sıcağına tüketilmesinin ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirebileceğini, etin en az bir gün dondurucuda bekletildikten sonra tüketilmesi gerektiği uyarısında bulundu. Bayramlarda ziyaretler sebebiyle öğün saatlerinde değişiklikler olabildiğini söyleyen Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, "Beslenme düzenimizdeki değişikliklere rağmen tedbir alınmazsa, bazı sağlık problemleri yaşanabilir. Bu problemlerin başlıcaları sindirim güçlüğü, kabızlık, mide rahatsızlıkları, tansiyon yükselmesi, kalp çarpıntısı gibi sağlık sorunlarıdır. Kurban Bayramı’nın en önemli özellikleri arasında kavurma, tatlı ve çikolata ikram edilmesi vardır. Et, vücudumuzun yapı taşı olan proteinlerin en önemli kaynağıdır. İçerdiği iyi kalitedeki proteinlerin yanı sıra yağ, minerallerden demir, magnezyum, çinko ve vitaminlerden B12, B6, B1 ve A vitaminlerini içerir. Fakat kırmızı et, C ve E vitaminini içermez. Bu sebeple etin sebzelerle pişirilmesi veya yanında sebzelerin de tüketilmesi, sağlıklı beslenme için gereklidir ve önemlidir" diye konuştu. Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, ızgara veya haşlamanın sağlıklı pişirme yöntemleri olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Bu iki teknikle yapılan et yemeklerinin yanında bol yeşillikli ve limon soslu, az yağlı salatalar veya etli sebze yemekleriyle birlikte tercih edilmesi gerekir. Kavurma ve kızartma yöntemiyle pişirilen et yemeklerini mümkün olduğunca az tüketmek sağlık açısından daha doğrudur. Çünkü bu iki yöntemle hazırlanan yemekler hem sindirim açısından zorluklara yol açar hem de vücudumuzda vitamin ve mineral kaybına yol açarlar. Kesilen etler de, derin dondurucuda 1 gün bekletilmelidir. Etler, küçük parçalara ayrılarak buzdolabı poşetine veya yağlı kağıda sarılarak buzdolabının buzluk bölümünde eksi 2 derecede 5 gün veya derin dondurucuda eksi 18 derecede 3 ay saklanabilir. Et potansiyel riskli besin olduğu için çözdürüldükten sonra hemen pişirilmeli ve tekrar dondurulmamalıdır. Çözdürülecek etin kolaylıkla bozularak zararlı hale gelmesini önlemek için oda ısısında açıkta değil, derin dondurucudan çıkartıldıktan sonra buzdolabında alt raflarda çözdürülmesi sağlanmalıdır."
24 Mayıs 2026 Pazar - 09:50
Bayburt’ta sağlık çalışanlarına anne sağlığı ve aile planlaması eğitimi verildi
Bayburt’ta aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarına yönelik düzenlenen 5 modüllü hizmet içi eğitim tamamlandı. Eğitimde, anne sağlığı, aile planlaması, güvenli annelik ve gençlere yönelik sağlık hizmetleri ele alındı. Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü Çocuk, Ergen, Kadın ve Üreme Sağlığı Birimi tarafından düzenlenen eğitimde, sağlık personelinin hizmet sunumunda güncel bilgilerle desteklenmesi hedeflendi. 5 modülden oluşan eğitimde, üreme sağlığına giriş, aile planlaması, güvenli annelik, gençlere yönelik üreme sağlığı hizmetleri ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar konularında il genelinde görev yapan aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına bilgilendirme yapıldı. Programda, anne ve bebek sağlığının korunması, aile planlaması hizmetlerinin etkin şekilde sunulması, gençlere yönelik sağlık hizmetleri ve toplum sağlığının güçlendirilmesi konuları üzerinde duruldu. Eğitimin sonunda katılımcılara sertifikaları, İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Harun Sıvlim, Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı Emre Turan ve Uzman Ömer Namık Hoso tarafından verildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
21 Mayıs 2026 Perşembe- 15:45
İstanbul’dan Muş’a robotik operasyon
2
23 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:24
Her yıl milyonlarca kişiyi etkiliyor: "Giderek sigara kullanımlarımız artıyor, başlama yaşı düşüyor"
3
23 Mayıs 2026 Cumartesi- 13:17
Kilometrelerce uzaklıktan Denizli’ye gelen 2 hasta başarılı bypass ameliyatlarıyla sağlığına kavuştu
4
23 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:53
Elazığ’da salgın alarmı: Valilik açıkladı, uzman doktor uyardı
5
22 Mayıs 2026 Cuma- 11:23
37 yaşında hayatını kaybeden beyin cerrahına gözyaşlarıyla veda
12 Mayıs 2026 Salı - 18:06
Sivas’ta hastanın göğüs duvarındaki 8 kiloluk tümör başarıyla çıkarıldı
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki hastanın göğüs duvarındaki yaklaşık 8 kiloluk dev tümör alındı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki Saniye Elmalı uzun yıllardır yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ciddi sağlık probleminden kurtarıldı. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü operasyon, multidisipliner yaklaşımın başarılı örneklerinden biri oldu. Hastanın uzun yıllardır göğüs duvarında bulunan büyük bir kitle ile yaşamını sürdürdüğünü belirten Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Özbey, süreçle ilgili yaptığı açıklamada, "Bu tür göğüs duvarı tümörleri nadir görülen olgulardır. Hastamız uzun yıllardır bu kitle ile yaşamış ve daha sonra kliniğimize başvurmuştur. Yapılan değerlendirmelerin ardından cerrahi müdahale kararı aldık. Ancak bu tür büyük ve kompleks ameliyatlar ekip çalışmasını gerektirir. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte multidisipliner bir yaklaşım sergiledik. Ameliyatımız başarıyla tamamlandı ve hastamızın genel durumu oldukça iyi" ifadelerini kullandı. Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Sinan Soylu ise hastanın ameliyat sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Hastamızda sağ göğüs bölgesinde, kaburga travmasına bağlı geliştiği düşünülen ve göğüs duvarını etkileyen büyük bir kitle mevcuttu. Göğüs Cerrahisi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte planlı bir operasyon gerçekleştirdik. Oldukça kapsamlı bir cerrahiydi ancak ekip uyumu sayesinde operasyon başarıyla tamamlandı. Hastamızın genel durumu şu an stabil ve iyidir" dedi. Operasyonda Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Handan Derebaşınlıoğlu da yer aldı. Ameliyat sırasında hastadan çıkarılan kitlenin yaklaşık 7 kilo 750 gram ağırlığında olduğu açıklandı. Sağlığına kavuşan Saniye Elmalı ise duygularını, "Uzun yıllardır bu rahatsızlıkla yaşıyordum. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Hocam ve tüm ekibe minnettarım. Derdimden kurtardılar, hepsinden Allah razı olsun" sözleriyle ifade etti. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi yetkilileri, bu tür zorlu vakalarda farklı branşların ortak çalışmasının hem başarı oranını artırdığını hem de hastalara daha güvenli tedavi imkânı sunduğunu vurguladı. Modern tıbbi altyapısı, alanında uzman akademik kadrosu ve hasta odaklı sağlık hizmet anlayışıyla dikkat çeken Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi, gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla bölgenin önemli sağlık merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Üniversite, bilimsel birikimi ve güçlü sağlık kadrosuyla yalnızca Sivas’a değil, çevre illere de nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor.
12 Mayıs 2026 Salı - 17:02
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Yıldız Akdaş Reis: "Menopoz sürecini daha konforlu geçirmek mümkün"
Medical Park Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Yıldız Akdaş, menopoz döneminin kadın yaşamında doğal ve fizyolojik bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Ortalama menopoz yaşı 50 civarındadır. Bu dönemde yaşanan hormonal değişimler hem fiziksel hem de psikolojik etkiler oluşturabilir. Düzenli hekim takibi, sağlıklı beslenme ve aktif yaşam tarzı menopoz sürecinin daha konforlu geçirilmesine katkı sağlayabilir" dedi. Medical Park Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Yıldız Akdaş Reis, menopoz dönemi ile ilgili açıklamalarda bulundu. Menopozun, yumurtalık fonksiyonlarının azalmasına bağlı olarak adet kanamalarının kalıcı şekilde sona erdiği doğal bir süreç olduğunu belirten Reis: "Başka bir neden olmaksızın 12 ay boyunca adet görülmemesi menopoz olarak tanımlanır. Bu süreçte yumurtalık rezervi azalır, östrojen hormon düzeyi düşer ve buna bağlı hormonal değişiklikler ortaya çıkar. Ortalama menopoz yaşı 50 civarındadır. Ancak 40-45 yaş arasında görülmesi erken menopoz olarak değerlendirilir. Menopoz bir hastalık değil, kadın yaşamının doğal ve fizyolojik bir dönemidir" diye konuştu. "Adet düzensizliği ilk belirtiler arasında yer alıyor" Menopoza geçiş sürecinin çoğunlukla adet düzenindeki değişimlerle fark edildiğini dile getiren Doç. Dr. Reis, "Öncelikle adet aralıkları uzar, düzensizlikler başlar ve zamanla adet kanamaları tamamen kesilir. Özellikle erken yaşta şüphe varsa hormon testlerinden yararlanılır. FSH hormonunun yüksek, östrojen düzeyinin ise düşük olması menopozu destekleyen bulgulardır" ifadelerini kullandı. "Sıcak basmaları yaşam kalitesini etkileyebiliyor" Menopoz belirtilerinin kişiden kişiye farklılık gösterebildiğini söyleyen Doç. Dr. Reis, "En sık görülen belirtilerin başında sıcak basmaları ve gece terlemeleri gelir. Bunun yanı sıra vajinal kuruluk, cinsel ilişkide ağrı, sık idrar yolu enfeksiyonu ve yanma gibi şikayetler de görülebilir" dedi. "Psikolojik etkiler de görülebiliyor" Hormonal değişimlerin psikolojik etkiler oluşturabileceğine değinen Doç. Dr. Reis, "Östrojen düzeyindeki azalma beyindeki bazı nörotransmitterleri etkileyerek duygu durum değişikliklerine neden olabilir. Bu dönemde sinirlilik, anksiyete, depresif duygu durum, motivasyon azalması ve konsantrasyon güçlüğü görülebilir" diye konuştu. Uyku problemlerinin de psikolojik etkileri artırabileceğini kaydeden Doç. Dr. Reis, "Doğru bilgilendirme, sosyal destek ve gerektiğinde profesyonel yardım ile menopoz süreci daha sağlıklı yönetilebilir" dedi. "Kemik erimesi riski artabiliyor" Menopoz sonrası osteoporoz riskinin arttığına dikkat çeken Doç. Dr. Reis, "Östrojen hormonu kemik yapımını destekleyen koruyucu bir etkiye sahiptir. Menopozla birlikte bu etkinin azalması kemik mineral yoğunluğunun düşmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Reis, özellikle omurga, kalça ve el bileği kırıklarının daha sık görüldüğünü belirterek, riskli hastalarda kemik yoğunluğu ölçümü yapılmasının önemli olduğunu söyledi. "Yaşam tarzı düzenlemeleri büyük önem taşıyor" Osteoporozdan korunmada yaşam tarzı değişikliklerinin önemine değinen Doç. Dr. Reis, şu bilgileri paylaştı: "Yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı, düzenli egzersiz ve güneş ışığından yeterince faydalanmak temel yaklaşımlar arasında yer alır. Sigara ve aşırı alkol kullanımından kaçınılması da kemik sağlığı açısından önemlidir." "Hormon tedavisi kişiye özel planlanmalı" Menopoz döneminde uygulanan biyoeşdeğer hormon replasman tedavisine ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Reis, "Bu tedavi özellikle sıcak basmaları, gece terlemeleri ve uyku problemleri gibi şikayetleri belirgin olan kadınlarda kullanılabilmektedir" dedi. Tedavinin her hasta için uygun olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Reis, "Meme kanseri öyküsü, tromboembolik hastalıklar, açıklanamayan vajinal kanama ve ileri karaciğer hastalıkları önemli engeller arasında yer almaktadır" açıklamasında bulundu. "Beslenme ve egzersiz önerisi" Menopoz döneminde beslenmenin önemli olduğunu anlatan Doç. Dr. Reis, "Kalsiyum ve D vitamini açısından zengin besinlerin tüketilmesi, işlenmiş gıdalardan kaçınılması ve yeterli protein alınması önemlidir" dedi. Doç. Dr. Reis, düzenli fiziksel aktivitenin hem sıcak basmalarını azaltabileceğini hem de kemik ve kalp sağlığını destekleyebileceğini belirterek, "Yürüyüş, direnç egzersizleri ve düzenli hareketli yaşam menopoz sürecinin daha konforlu geçirilmesine katkı sağlayabilir" diye konuştu. "Düzenli hekim takibi ihmal edilmemeli" Menopozun yalnızca biyolojik değil aynı zamanda sosyal ve psikolojik yönleri olan bir süreç olduğunu ifade eden Doç. Dr. Reis, "Düzenli hekim takibi, bireysel ihtiyaçlara göre planlanan yaklaşım ve sosyal destek menopoz döneminin daha sağlıklı geçirilmesine yardımcı olabilir" dedi.
12 Mayıs 2026 Salı - 16:42
Bakan Memişoğlu: "Hemşire ve ebe sayımızı 330 binin üzerine çıkardık"
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ebe ve Hemşireler günü münasebetiyle düzenlenen programda konuştu. Sağlık ordularının her geçen gün daha da büyüdüğünü ve güçlendiğini ifade eden Memişoğlu, "Hemşire ve ebe sayımızı 330 binin üzerine çıkardık" dedi. 12 Mayıs Ebe ve Hemşireler Günü sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen programla kutlandı. "İlk Nefeste Siz, Her Umutta Siz" temasıyla düzenlenen programda Hizmet, Vefa ve Özel Ödül kategorilerinde Türkiye’nin farklı illerinden seçilen ebe ve hemşirelere ödülleri takdim edildi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, ödüle layık görülen Ebe ve Hemşireleri tebrik ederek hatıra fotoğrafı çektirdi. Programın açılış konuşmasını da Bakan Memişoğlu gerçekleştirdi. Ebe ve Hemşirelerin insan sağlığının korunması konusunda çok önemli bir görev üstlendiklerini ifade eden Memişoğlu, Ebe ve hemşirelerin, sağlığın korunmasından tedavi ve bakım süreçlerinin yönetilmesine kadar fedakârca çalışan kahramanlar olduğunu ifade etti. "Bizim medeniyetimizde hastaya bakmak, sadece tedavi etmek değil, onun ruhuna da dokunmaktır" "Batı toplumlarında hemşireliğin miladı olarak 1800’lerin gösterildiğini belirten Bakan Memişoğlu, "Oysa bizim medeniyet köklerimizde bundan asırlar öncesine dayanır. Kayseri’de Gevher Nesibe Hatun adına kurulan darüşşifadan Edirne Şifahanesi’ne, ilimle tıbbı buluşturan aziz ecdadımızdan miras kalan güçlü bir gelenek vardır. Bizim medeniyetimizde hastaya bakmak; sadece tedavi etmek değil, onun ruhuna dokunmak, yüreğini ısıtmak, ona moral olmaktır. Modern hemşirelik tarihimizin temelinde de büyük bir fedakârlık yatar. Balkanlarda, Çanakkale’de, İstiklâl Harbi’nde yaralı askerlerimizin başucunda bekleyen hemşirelerimizi, Safiye Hüseyin Elbi’leri nasıl unutabiliriz?" ifadelerini kullandı. "Gebe okullarımızda 1 milyon anne adayımıza destek olduk" Ebe ve hemşirelerin, sağlık sistemi açısından daima büyük öneme sahip olduklarını ifade eden Memişoğlu sözlerine şu şekilde devam etti: "Anadolu irfanında ebe; tecrübenin, bilgeliğin, güvenin ve rehberliğin sembolü olarak görülmüştür. Hemşirelik de özünde kardeşliği, yakınlığı ve samimiyeti taşımaktadır. Hastayı bir yakını, kardeşi gibi gören bu anlayış asırları aşan şifa kültürümüzün ayrılmaz bir parçasıdır. Tarih boyunca hemşireliğin ve ebeliğin köklerinde bu içtenlik ve samimiyet var olmuştur. Ebe ve hemşireler, sağlığın korunmasından tedavi ve bakım süreçlerinin yönetilmesine kadar fedakârca çalışan kahramanlarımızdır. Gece gündüz demeden, hiç tanımadıkları insanlara şifa olmak için büyük özveriyle görev yapmaktadırlar. Ebelerin mesleki mevzuatlarını güncelleyerek proaktif bir yaklaşımla sahanın merkezine konumlandırdık. Doğumhanelerde daha etkin hâle getirdik. Bugün yaklaşık 62 bin ebeyle çok güçlü bir hizmet ağına sahibiz. Gebe okullarımızda düzenlediğimiz eğitimlerle son bir yılda yaklaşık 1 milyon anne adayımıza destek olduk." "Hemşirelerimiz geliştirdiği 76 inovatif ürün için patent başvurusu yapılmıştır" Hemşirelerin bakım hizmetleriyle birlikte yenilikçi fikir geliştiren, proje üreten, teknolojiyi sağlık hizmetine dönüştüren ve Üreten Sağlık vizyonuna yön veren önemli aktörler hâline geldiklerini söyleyen Memişoğlu, "Sahadaki tecrübe ve birikimleriyle sağlık hizmetlerinde birçok pratik çözüm geliştiriyorlar. Geçtiğimiz yıl hemşirelerimiz tarafından geliştirilen 76 inovatif ürün için patent başvurusu yapılmıştır. TÜSEB aracılığıyla düzenlenen Sağlıkta İnovatif Fikir Yarışması’na sağlık profesyonellerimizin Bin 500’ü aşkın projeyle katılması, "Üreten Sağlık" vizyonumuzun sahada ne kadar güçlü karşılık bulduğunu göstermektedir. Bu yarışmada en fazla proje üreten sağlık profesyoneli ödülünü 77 projeyle bir hemşiremizin alması da bizleri ayrıca gururlandırmıştır" diye konuştu. ‘Yeni bir fikrim var, bir projem var’ diyen tüm hemşireleri, ebeleri ve sağlık çalışanlarını Üreten Sağlık Portalı’na kayıt olmaya davet eden Bakan Memişoğlu, yenilikçi fikirleri birlikte geliştirme çağrısında bulundu. "Sabahlara kadar nöbet tutan bütün mesai arkadaşlarımı bu ülkenin gurur kaynağı olarak görüyorum" Türkiye’nin, tedavi hemşireliğinden acil bakım hemşireliğine, koruyucu hemşirelikten ameliyathane ve yoğun bakım hemşireliğine kadar hemşirelik alanında dünyada yeni ufuklar açabilecek altyapıya, insan gücüne sahip bir ülke olduğunu ifade eden Memişoğlu, "Son bir yılda hemşirelik alanında 700’ü aşkın sertifikasyon eğitimi düzenledik. Sertifikasına uygun alanda çalışan ve iş yükü fazla olan hemşirelerimizi daha güçlü şekilde teşvik edecek, destekleyecek bir sisteme geçmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türk hemşiresinin adanmışlık ruhuna millet olarak bizzat şahit olduk. Pandemide, kendi evladına, ailesine sarılamama pahasına, günlerce evine gitmeden hastalarının nefesi olanlar sizlerdiniz. 6 Şubat depremlerinde gecesini gündüzüne katan; enkaz altında hiç tanımadığı yaralılara koşan, deprem anında kendi canını düşünmeden kuvözlere ve hastalarımıza siper olan kahramanlarımızı aziz milletimiz asla unutmayacaktır. Sabahlara kadar nöbet tutan bütün mesai arkadaşlarımı bu ülkenin gurur kaynağı olarak görüyorum" dedi. "Hemşire ve ebe sayımızı 330 binin üzerine çıkardık" Sağlık ordularının her geçen gün daha da büyüdüğünü ve güçlendiğini ifade eden Memişoğlu, "Hemşire ve ebe sayımızı 330 binin üzerine çıkardık. Sahada hep birlikte hizmet veriyoruz. Ebe ve hemşirelerimizin çalışma şartlarını iyileştirmek, mesleki değerlerini daha da yükseltmek için adımlar atmaya devam edeceğiz. Bu anlamlı günde, kutsal göreviniz uğruna büyük fedakârlıklar gösteren ailelerinize de ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Sizler hastanelerde, sahada başkalarına şifa olurken; evde yolunuzu bekleyen evlatlarınıza, eşlerinize, anne ve babalarınıza şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu.
12 Mayıs 2026 Salı - 16:08
Baharda alerji alarmı... Çocuklarda şikayetler artıyor
Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğada polen yoğunluğunun arttığını belirten Nev Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Cemalettin Güneş, bu durumun çocuklarda alerjik hastalıkların daha sık görülmesine neden olduğunu söyledi. Son haftalarda polen alerjisine bağlı başvurularda belirgin artış yaşandığını ifade eden Güneş, ailelerin belirtileri doğru tanımasının ve gerekli önlemleri almasının büyük önem taşıdığını vurguladı. "Baharda en sık görülen alerjik hastalıklar" Bahar aylarında en sık karşılaşılan alerjik hastalıklarla ilgili bilgi veren Uzm. Dr. Cemalettin Güneş, "Alerjik rinit (saman nezlesi) burun akıntısı, tıkanıklık, sık hapşırma ve burun kaşıntısı ile kendini gösterir. Çocuklar genellikle burunlarını yukarı doğru silme hareketi yapar. Alerjik konjonktivit gözlerde kızarıklık, kaşıntı, yanma ve sulanma ile ortaya çıkar. Çocuklar gözlerini sürekli ovalama eğilimindedir. Alerjik astım ise özellikle gece artan öksürük, eforla ortaya çıkan nefes darlığı ve hırıltı ile kendini gösterir. Bahar aylarında ataklar belirgin şekilde artabilir. Bu hastalıklar çoğu zaman birlikte de görülebilir ve çocuğun uyku kalitesini, okul başarısını ve günlük yaşamını olumsuz etkileyebilir" diye konuştu. "Ailelerin en sık yaptığı hata" Alerjik belirtilerin çoğu zaman soğuk algınlığı ile karıştırıldığına dikkat çeken Uzm. Dr. Cemalettin Güneş,"En sık karşılaştığım durumlardan biri, alerjik belirtilerin uzun süre ‘soğuk algınlığı’ zannedilmesidir. Soğuk algınlığı genellikle 5-7 gün içinde düzelir. Alerjik şikayetler ise haftalarca hatta aylarca sürebilir. Eğer çocukta 1 haftadan uzun süren burun akıntısı, tekrarlayan hapşırık krizleri, göz kaşıntısı ve gece artan öksürük varsa mutlaka alerji açısından değerlendirilmesini öneriyorum. Sabah erken saatlerde ve rüzgârlı havalarda dışarı çıkışı sınırlandırın" diye konuştu. "Tedavi süreci nasıl ilerliyor" Alerjik hastalıkların doğru tanı ve uygun tedavi ile kontrol altına alınabileceğini ifade eden Uzm. Dr. Cemalettin Güneş, süreci şöyle anlattı: "Gerekli durumlarda alerji testleri yapılarak tetikleyici faktörler belirleniyor. Her çocuğun ihtiyacına göre kişiselleştirilmiş tedavi planı oluşturuluyor. Uygun ilaç tedavileri (şurup, burun spreyi, inhaler tedaviler) ile şikayetler etkin şekilde kontrol altına alınıyor. Erken dönemde başlanan tedavi sayesinde hem şikayetleri azaltmak hem de hastalığın ilerlemesini önlemek mümkün oluyor" "Hangi çocuklar risk altında" Bazı çocuklarda alerjik hastalıkların daha sık görüldüğünü belirten Uzm. Dr. Cemalettin Güneş, şu bilgileri paylaştı: "Ailesinde alerji veya astım öyküsü olanlar, Daha önce egzama (atopik dermatit) geçirmiş olanlar, Sigara dumanına maruz kalanlar bu açıdan daha risk altındadır. Bu çocukların bahar aylarında daha dikkatli takip edilmesini öneriyoruz" "Erken tanı yaşam kalitesini artırıyor" Bahar aylarında uzayan burun akıntısı, geçmeyen öksürük ve göz şikayetlerinin çoğu zaman enfeksiyon değil alerjiye bağlı olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Cemalettin Güneş, "Erken fark etmek, doğru yönetmek ve uygun tedaviye başlamak çocuğun yaşam kalitesini belirgin şekilde artırır. Şikayetler uzuyorsa mutlaka bir çocuk hekimi tarafından değerlendirilmesini öneriyorum" diye konuştu.
12 Mayıs 2026 Salı - 15:42
Hastanede 2 üniteli yeni endoskopi ünitesi açıldı
Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ileri teknoloji ile donatılmış 2 üniteli yeni endoskopi ünitesi hizmete açıldı. Hastaneden yapılan açıklamada sağlık hizmetlerinin kapasitesini ve kalitesini artırmaya yönelik çalışmalar kapsamında oluşturulan yeni ünite sayesinde günlük işlem kapasitesinin artırılarak randevu sürelerindeki uzamaların ve hasta yoğunluğuna bağlı yığılmaların önüne geçilmesinin hedeflendiği bildirildi. İleri aşamada ERCP gibi özellikli ve üst düzey girişimsel işlemlerin de hastanede gerçekleştirilebilmesinin de planlandığının aktarıldığı açıklamada vatandaşların daha hızlı, etkin ve nitelikli sağlık hizmeti sunma hedefiyle çalışmaların kararlılıkla devam ettiği belirtildi. Amasya Valisi Önder Bakan ve AK Parti Amasya Milletvekili Haluk İpek, hastanede incelemede bulunarak Başhekim Doç. Dr. Hicabi Sezgin’den bilgiler aldı.
12 Mayıs 2026 Salı - 15:20
Dr. Yılmaz; "Yaygın vücut ağrısı hissedenlerde, kişiye özel tedavi planlanmalı"
Denizli Özel Tekden Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Nazan Nur Yılmaz, yaygın kas ağrıları, halsizlik, yorgunluk ve uyku bozukluğu ile kendini gösteren fibromiyaljide yalnızca ilaç tedavisinin yeterli olmadığını belirterek, kişiye özel tedavi planlamasının önemine dikkat çekti. Denizli Özel Tekden Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Nazan Nur Yılmaz, toplumda sık görülen ancak çoğu zaman farklı rahatsızlıklarla karıştırılabilen fibromiyalji hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Fibromiyaljinin; yaygın ve gezici kas ağrıları, uyku bozukluğu, halsizlik ve yorgunlukla seyreden kronik bir hastalık olduğunu belirten Dr. Nazan Nur Yılmaz, özellikle boyun ve baş ağrılarının da tabloya sıkça eşlik ettiğini söyledi. Hastalarda çoğu zaman ağrı kesici ilaçlardan yeterli yanıt alınamadığını ifade eden Dr. Nazan Nur Yılmaz, fibromiyalji tedavisinde yalnızca medikal yaklaşımın yeterli olmadığını vurguladı. Tedavi sürecinde glutenden fakir beslenme düzeni, kişiye özel planlanmış egzersiz programları, uygun formda magnezyum takviyesine ek olarak ozon terapi ve nöral terapi gibi destekleyici uygulamaların tedaviye eklenebileceğini belirten Dr. Yılmaz, her hastada aynı yöntemin uygulanamayacağını kaydetti. Fibromiyaljide tek bir tedavi modelinin bulunmadığını dile getiren Dr. Yılmaz, hastalığın seyrine ve kişinin şikayetlerine göre farklı tedavi seçeneklerinin planlandığını ifade ederek, doğru tanı ve etkili tedavi için fizik tedavi uzmanına başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.
12 Mayıs 2026 Salı - 14:32
Büyükşehir’den şifa yolunda bin 110 hastaya ücretsiz ulaşım desteği
Tekirdağ Büyükşehir Belediyesinin Ekim 2025’te başlattığı ücretsiz hasta ulaşım hizmeti kapsamında bugüne kadar bin 110 onkoloji hastası hastanelere ücretsiz ve güvenli şekilde ulaştırıldı. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından sosyal belediyecilik anlayışıyla hayata geçirilen "Ücretsiz Hasta Ulaşım Hizmeti", kanser tedavisi gören vatandaşların hastane ulaşımında önemli bir destek oldu. "Şifa Yolunda Birlikte" sloganıyla yürütülen hizmet kapsamında, hastalar evlerinden alınarak il sınırlarındaki onkoloji merkezlerine götürülüyor, tedavi sonrası yeniden evlerine bırakılıyor. Tekirdağ’ın 11 ilçesini kapsayan uygulamada, 2025 yılının son üç ayında 471 hastaya ulaşım desteği sağlanırken, 2026 yılının mayıs ayına kadar olan süreçte ise 639 hasta daha hizmetten yararlandı. Böylece ücretsiz hasta ulaşım hizmetinden faydalanan toplam onkoloji hastası sayısı bin 110’a ulaştı. Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda sürdürülen hizmetle, hastaların tedavi sürecindeki ulaşım stresi ve maddi yükünün azaltılması hedefleniyor. Hastalar ve bir refakatçileri, özel tahsis edilen araçlarla güvenli şekilde hastanelere ulaştırılıyor. Özellikle bağışıklık sistemi hassas olan hastalar için toplu taşıma kaynaklı enfeksiyon riskinin azaltılması açısından uygulamanın önemli bir kolaylık sunduğu belirtildi. Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer, vatandaşların en zor dönemlerinde yanlarında olmayı görev bildiklerini belirterek, "Tedavi sürecindeki yorgunluklara bir de yol stresi eklenmesin istedik. Amacımız sadece ulaşım sağlamak değil, hastalarımıza bu zorlu süreçte moral vermek ve yalnız olmadıklarını hissettirmektir. Sağlıklı bir gelecek için her vatandaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz" dedi. Ücretsiz hasta ulaşım hizmetinden yararlanmak isteyen vatandaşların, hafta içi mesai saatlerinde 0850 459 33 59 numaralı hattı veya ALO 153 Candan Çözüm Merkezi’ni arayarak randevu oluşturabildiği öğrenildi. Ağır hastalar için ise Büyükşehir Belediyesinin ambulans hizmetlerinin sürdüğü belirtildi.
12 Mayıs 2026 Salı - 14:27
Mide kanserinde erken teşhis uyarısı
Medical Point Gaziantep Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökmen Aktaş, mide kanserinin dünyada ve Türkiye’de en sık görülen kanser türlerinden biri olduğuna dikkat çekerek erken teşhisin hayati önem taşıdığını söyledi. Özellikle uzun süren mide şikayetlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Aktaş, erken tanının tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını ifade etti. Mide kanserinin erken evrede çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiğini belirten Doç. Dr. Gökmen Aktaş, hastalığın ilerleyen dönemlerde mide ağrısı, iştahsızlık, kilo kaybı, hazımsızlık, şişkinlik, bulantı ve yutma güçlüğü gibi belirtilerle kendini gösterebildiğini söyledi. Özellikle aile öyküsü bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Aktaş, düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti. Mide kanserinin oluşumunda çevresel ve genetik faktörlerin etkili olduğuna dikkat çeken Aktaş, "Sigara kullanımı, aşırı tuzlu ve işlenmiş gıdalarla beslenme, düzensiz yaşam alışkanlıkları ve Helicobacter pylori enfeksiyonu mide kanseri riskini artıran önemli etkenler arasında yer alıyor. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve rutin kontroller ise hastalığa karşı koruyucu rol oynuyor" dedi. Toplumda kanser farkındalığının artırılmasının büyük önem taşıdığını ifade eden Doç. Dr. Gökmen Aktaş, özellikle mide şikayetlerini uzun süre yaşayan bireylerin vakit kaybetmeden uzman hekime başvurması gerektiğini belirtti. Erken teşhis sayesinde tedavi sürecinin daha başarılı ilerlediğini vurgulayan Aktaş, "Kanserde erken tanı hayat kurtarır. Düzenli kontroller sayesinde hastalık erken evrede tespit edilerek tedavi şansı önemli ölçüde artırılabiliyor" diye konuştu. Medical Point Gaziantep Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökmen Aktaş toplum sağlığını korumaya yönelik bilinçlendirme çalışmalarının devam edeceğini belirterek vatandaşlara düzenli sağlık kontrollerini aksatmama çağrısında bulundu.
12 Mayıs 2026 Salı - 14:22
Mide kanaması geçiren hasta hava ambulansıyla Malatya’ya sevk edildi
Malatya’nın Darende ilçesinde mide kanaması geçiren 78 yaşındaki hasta, hava ambulansı ile kent merkezine sevk edilerek tedavi altına alındı. Edinilen bilgilere göre, F.Y. (78) isimli yaşlı vatandaş rahatsızlanması üzerine Darende Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Burada yapılan ilk müdahalede hastanın mide kanaması geçirdiği belirlendi. Durumunun ciddiyeti nedeniyle ileri tetkik ve tedavi için hava ambulansı talep edildi. Kısa sürede ilçeye ulaşan hava ambulansı, hastayı alarak Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi’ne sevk etti. Hastanın tedavisinin hastanede sürdüğü öğrenildi.
12 Mayıs 2026 Salı - 14:14
İç Hastalıkları Uzmanı Yeler: "Günlük tuz tüketimini 5 gramla sınırlandırın"
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayvaz Yeler, aşırı tuz tüketiminin mide kanseri, inme ve kalp krizi gibi hayati riskleri beraberinde getirdiğini belirterek, günlük tüketimin mutlaka 5 gramla sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Vücut için gerekli bir mineral olan sodyumun, fazla tüketilmesi halinde kalp-damar hastalıkları, inme ve kanser gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı ifade ediliyor. Türkiye’deki günlük tuz kullanım miktarının sağlıklı sınırların yaklaşık 4 katına ulaştığı belirten uzmanlar, özellikle Van ve çevresindeki bölgesel yeme alışkanlıklarına dikkat çekiliyor. Bölgede yaygın olarak tüketilen otlu peynir, tuzlu balık ve salamura gibi gıdaların yüksek sodyum içeriği nedeniyle mide kanseri riskini artırdığı, bu nedenle yemeklere ekstradan tuz katma alışkanlığından vazgeçilmesi gerektiği kaydediliyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzman Doktor Ayvaz Yeler, tuzun normal insan vücudu için gerekli olan bir mineral olduğunu belirtti. Ancak yetişkin bir insanın alması gereken günlük tuz miktarı yalnızca 5 gram olduğunu ifade eden Dr. Yeler, "Bu oran çocuklar için 3 gramla; tansiyon ve böbrek hastaları için ise yine 3 gramla sınırlandırılmıştır. Türkiye’de bu oran günlük 17 ile 20 gram arasında seyretmekte, yani ortalama almamız gereken sodyum miktarının yaklaşık 3 ya da 4 katı fazla tüketilmesine neden olmaktadır. Bu durum, fazla tuzun vücutta yaptığı büyük hasarlara ve çeşitli hastalıklara sebebiyet vermektedir" dedi. "Tuz günlük 5 gramla sınırlandırmalı" Fazla tuzun ciddi hastalıklara yol açabildiğini dile getiren Yeler, "Vücuda alınan fazla miktarda tuz; özellikle hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar, inme, kronik baş ağrısı ve dahi kansere bile neden olmaktadır. Ağızdan alınan yüksek miktardaki tuz, midede ‘atrofik gastrit’ dediğimiz midenin küçülmesine ve bunun temelinde kanserlere sebebiyet verebilmektedir. Bu nedenle tuzu günlük 5 gramla sınırlandırmalı, sağlığımıza dikkat etmeliyiz. Vücudun ihtiyacı olan 5 gramdan fazla tuzun en önemli kaynakları özellikle bölgesel yeme alışkanlıklarıdır. Mesela Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaygın olan tuzlu balık ve tuzlu peynir gibi gıdalar; özellikle Van bölgesi için konuşursak, içerdikleri yüksek sodyum oranıyla mide kanseri, tansiyon, inme, felç, kalp krizi ve kronik baş ağrısına neden olabilmektedir. Bu konuda mutlaka yemeğe ekstradan tuz katmamak; salamura, turşu ve tuzlu balık gibi yiyeceklerden kaçınmak gerekiyor. Özellikle edinmemiz gereken en önemli alışkanlık, yemek masaya geldikten sonra ekstradan tuz eklememektir" diye konuştu.
12 Mayıs 2026 Salı - 13:03
"Türkiye’deki hantavirüs insandan insana bulaşmıyor"
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Bülent Şahin, küresel halk sağlığına yönelik endişelere neden olan hantavirüsün pandemi yapma ihtimalini "sıfır" olarak değerlendirdi. Türkiye’deki hantavirüs türünün Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığını taklit ettiğine dikkat çeken Şahin, özellikle kene tehlikesine karşı uyardı.
12 Mayıs 2026 Salı - 12:50
KETEM aracı yeni nesil cihazlarla hizmet verecek
Aksaray’da KETEM mobil tarama aracı, yeni nesil mamografi cihazıyla yenilenerek hizmet vermeye başladı. Aksaray’da İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) mobil tarama aracı baştan sona yenilendi. Araçta uzun süredir kullanılan mamografi cihazı, yüksek çözünürlüklü görüntüleme sağlayan yeni nesil sistemle değiştirilirken, iç donanım da modern tıbbi standartlara uygun şekilde revize edildi. Yürütülen çalışma kapsamında yenilenen mobil tarama aracı, belirlenen program dahilinde Aksaray’ın tüm ilçeleri ve köylerinde hizmet vermeyi sürdürecek. Böylelikle herkes modern cihazlarla ücretsiz olarak tarama hizmetinden faydalanabilecek. Yeni nesil sistem sayesinde elde edilen yüksek kaliteli görüntüler uzman hekimler tarafından değerlendirilerek muhtemel risklerin erken dönemde tespit edilmesi sağlanacak.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder