Son Dakika
|
Uşak Belediyesi’ne operasyon: Belediye başkanı ile birlikte 11 kişi gözaltına alındı
Galatasaray - Fenerbahçe derbisinin tarihi belli oldu
İstanbul'da 4 cezaevi aracı kaza yaptı
İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Minab'daki okul saldırısı savaş suçudur"
Üç kişinin öldüğü bar saldırısının dehşet anları
İran Devrim Muhafızları: "Hürmüz Boğazı kapalıdır, her türlü gemi geçişi sert karşılık bulacaktır"
Uşak Belediyesi’ne rüşvet operasyonu: Başkan da dahil 11 gözaltı
Trump: "İran, benimle anlaşma yapmak için yalvarıyor"
İran, ABD'nin 15 maddelik teklifine resmen yanıt verdi
Yenidoğan çetesi davasında ara karar!
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Devrim Muhafızları Ordusu: "El-Harc Hava Üssü’ndeki çok sayıda yakıt ikmal uçağını imha ettik"
Ceza infaz kurumuna ait servis aracı devrildi: 16 yaralı
ABD Dışişleri Bakanı Rubio: "Kara birlikleri olmadan bunu başarabiliriz"
Kaybolan otizmli Fırat her yerde didik didik aranıyor
Diyarbakır’da bir günde 3 kuyumcu hedef alındı
Formula 1’de sıradaki durak Japonya
Uyuşturucu soruşturmasında Hande Erçel ifade verdi
SAĞLIK
Sağlıklı nesiller için bilim insanları Konya’da buluştu
27 Mart 2026 Cuma - 16:19:47
Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi, NEÜ Hemşirelik Fakültesi ve NEÜ Seydişehir Kamil Akkanat Sağlık Bilimleri Fakültesi tarafından, iç ve dış paydaşların katkılarıyla çocuk sağlığının üç farklı alanını tek çatı altında toplayan IMPEDCON 2026 etkinliğinin açılış programı düzenlendi. 27-29 Mart tarihleri arasında devam edecek olan 1. Uluslararası Meram Pediatri Hemşireliği, 3. Uluslararası Meram Pediatri ve 4. Uluslararası J Project İmmün Yetmezlikler Kongrelerinin açılış programında konuşan NEÜ Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, NEÜ’nün öncülüğünde çok sayıda kongre ve sempozyumların gerçekleştirildiğini aktardı. Prof. Dr. Zorlu, üniversite olarak bu alanda marka haline geldiklerini belirterek, "Markalaşmış çok sayıda kongre ve sempozyumumuz var. Bir taraftan Konya da bu programların merkezi olmaya başladı. Aynı anda 3 farklı kongreyi tek çatı altında gerçekleştirebilmek de ayrı bir maharet. Türkiye’nin ve dünyanın farklı bölgelerinden kıymetli bilim insanlarını bir araya getirmek, gerçekten ciddi bir organizasyon ve çalışma gerektirir" dedi. Son zamanlarda bölgede yaşanan gelişmelere de değinen Prof. Dr. Cem Zorlu, "Bölgemiz adeta bir ateş çemberi içerisinde. Kongremize İran’dan katılan bilim insanlarının da bulunması bu açıdan ayrı bir anlam taşıyor. Artık Orta Doğu’da kanın akmadığı, barışın hakim olduğu ve insanların korku içinde yaşamadığı bir dönemin başlamasını ümit ediyoruz" diye konuştu. Kongrenin öneminden bahsederek konuşmasına başlayan Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz da, böyle bir organizasyonun Konya’da gerçekleştiriliyor olmasının onur ve gurur verici olduğunu belirterek emeği geçenlere teşekkür etti. "Hepimiz sağlıklı nesiller yetiştirmek için çalışıyoruz" IMPEDCON 2026’nın üç ana bakış açısıyla tasarlandığını ifade eden Kongre Başkanı Prof. Dr. İsmail Reisli ise, "Çocuk sağlığının sadece hastalıkların tedavisiyle sınırlı olmadığına inanıyoruz. Koruyucu tıptan yenidoğan bakımına, kronik hastalık yönetiminden bağışıklık sistemi hastalıklarına kadar uzan geniş bir yelpazeyi kapsar. Bu nedenle, çocuk sağlığı, disiplinler arası iş birliğinin en güçlü örneklerinden biridir. Ayrıca, güçlü bir hemşirelik altyapısı olmadan kaliteli çocuk sağlığı hizmetlerinin mümkün olmadığını da biliyoruz. Öte yandan bağışıklık sistemi ve hastalıkları, özellikle çocukluk döneminde günümüzde daha da önem kazanmıştır. Bu kapsamda İmmünoloji Kongresi, bağışıklık sisteminin temel mekanizmalarından klinik immünolojiye kadar geniş bir bakış açısı sunacaktır. Bu üç kongrenin eş zamanlı olarak düzenlenmesi, modern tıbbın ruhunu yansıtıyor: İş birliği, bilgi paylaşımı ve bütüncül bir yaklaşım. Çocuk doktorları, hemşireler, immünologlar ve diğer sağlık profesyonelleri olarak hepimiz aynı hedef için çalışıyoruz. Sağlıklı nesiller yetiştirmek. Bu kongre; yalnızca bilgi paylaşımını değil, aynı zamanda yeni iş birliklerinin temellerini atmayı, genç meslektaşlarımız için ilham verici bir bilimsel ortam oluşturmayı ve güçlü disiplinler arası etkileşimi amaçlamaktadır" şeklinde konuştu. Çocuk sağlığının geliştirilmesinin ortak bir çaba gerektirdiğine yürekten inandıklarını söyleyen NEÜ Hemşirelik Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emine Geçkil de "Doktorlar, hemşireler ve tüm sağlık profesyonelleri, tek bir ekibin ayrılmaz parçalarıdır. Çocukların bakımına kattığımız her dokunuş, her karar ve her bilgi parçası, hayatları değiştirme ve geleceği şekillendirme gücüne sahiptir" ifadelerini kullandı. Açılış programına, NEÜ Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz, NEÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şükrü Nail Güner, NEÜ Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emel Ege, NEÜ Seydişehir Kamil Akkanat Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Kongre Başkanı Prof. Dr. İsmail Reisli, NEÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Rıza Tunçdemir, NEÜ Nezahat Keleşoğlu Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayhan Uludağ ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.
27 Mart 2026 Cuma - 15:51
Genç Onkologlar Kemer’de Buluştu: Bilim ve hukuk aynı platformda
Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenen ‘2’nci Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi’nde genç onkologlar bir araya geldi. Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenen ‘2. Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi’, genç onkoloji uzmanları ile bilim insanlarını bir araya getirdi. Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği tarafından organize edilen kongre, bu yıl ikinci kez gerçekleştirilirken, genç hekimlerin mesleki gelişimine odaklanan yapısıyla dikkat çekti. Kongrede, onkoloji alanında uzmanlık eğitimi alan ya da yeni uzman olmuş genç hekimlerin erken dönemde birlikte çalışması, sunum becerilerini geliştirmesi ve güncel bilimsel bilgilere erişiminin artırılması hedeflendi. Aynı zamanda mesleğe olan ilgi ve bağlılığın güçlendirilmesi, Türkiye’deki onkoloji alanındaki sorunların paylaşılması ve çözüm yollarının tartışılması da toplantının öncelikli başlıkları arasında yer aldı. Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği Genel Sekreteri Uğur Coşkun, kongrenin gençlere yönelik olması açısından önemli bir boşluğu doldurduğunu belirterek Avrupa’dan ve farklı ülkelerden katılan uzmanların da katkısıyla uluslararası bir vizyonun tartışıldığını ifade etti. Coşkun, özellikle Batı ülkelerindeki eğitim modellerine benzer şekilde, yoğun ihtisas sürecinde edinilen bilgi ve tecrübelerin genç hekimlere erken dönemde kazandırılmasının temel hedef olduğunu vurguladı. Kongrede bilimsel oturumların yanı sıra hukuki konular da geniş yer buldu. Danıştay ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nden hakimlerin katılımıyla, hekimlerin sıklıkla karşılaştığı malpraktis davaları, bilirkişi raporları ve ilaçların geri ödeme süreçlerine ilişkin önemli değerlendirmeler yapıldı. Bu sayede katılımcılar, mesleki uygulamalarını doğrudan etkileyen hukuki süreçler hakkında birinci elden bilgi edinme fırsatı yakaladı. Aytuğ Üner ise kongrede bağırsak, akciğer ve baş-boyun kanserleri başta olmak üzere birçok kanser türünün ele alındığını belirterek, yapay zeka destekli tanı yöntemleri, hasta ile iletişim ve yeni tedavi yaklaşımlarının da detaylı şekilde incelendiğini aktardı. Üner, bilimsel içeriğin yanı sıra hukukçularla yapılan etkileşimin farklı bakış açıları kazandırdığını dile getirdi. Genç hekimleri temsilen İmdat Erolu, daha önce benzer etkinliklerde genellikle dinleyici konumunda olduklarını belirterek bu kez sahnede yer alıp güncel bilimsel gelişmeleri tartışma fırsatı bulduklarını söyledi. Erolu, bu yaklaşımın genç onkologlar için yol gösterici olduğunu ifade etti. Yurt dışından katılan konuşmacıların da yer aldığı kongrede, vizyoner yaklaşımlar ve uluslararası deneyimler paylaşılırken, genç hekimlerin mesleki donanımının artırılması adına önemli bir platform oluşturuldu. 29 Mart’ta sona erecek kongre, hem bilimsel hem de mesleki dayanışma açısından verimli oturumlara sahne oldu.
27 Mart 2026 Cuma - 15:39
Bozkır Devlet Hastanesi Diyaliz Ünitesi’nin kapasitesi artırıldı
Konya’nın Bozkır İlçe Devlet Hastanesi’nde hizmet veren Diyaliz Ünitesi’nin cihaz ve yatak kapasitesi yükseltilerek tescilli cihaz ve yatak kapasitesi 9+1’e, toplam hizmet verecek diyaliz cihazı sayısı 14’e çıkartıldı. Bozkır’da özellikle yaz tatili döneminde artan diyaliz hasta taleplerini karşılamak, hastaların tedavi bekleme sürelerini azaltmak ve hizmet kalitesini yükseltmek amacıyla cihaz sayısı, yatak kapasitesi ve fiziksel alanın genişletilmesi için yapılan çalışmalar tamamlandı. Hastaneye yeni kazandırılan 5 adet hemodiyaliz cihazının temini ve kurulumu ile birlikte diyaliz ünitesinin kapasitesi 9+1’e çıkartıldı. Cihaz ve yatak tescil izin işlemleri tamamlanırken, diyaliz ünitesi yaz tatili diyalizinde kullanılması planlanan cihazlarla birlikte toplamda 14 adet diyaliz cihazı ile hizmet vermeye başladı. Yapılan çalışmalar sonucu diyaliz ünitesi 79 hastaya kadar hizmet verme kapasitesine ulaşmış oldu. Bozkır Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Gökhan Bilgehan, diyaliz ünitesinin Bozkır ve mahallelerinin yanı sıra diyaliz ünitesi bulunmayan Ahırlı, Yalıhüyük ilçeleri ile Hadim ve Akören ilçelerinin bazı mahallelerinde yaşayan hastalara da hizmet verdiğini belirterek, "Diyaliz ünitemizde mevcut durumda tedavi gören hasta sayımız bugün itibari ile 33’dür. Her ay ünitemizde tedavi gören hasta sayımıza göre yapılan tedavi seans sayımız farklılık göstermektedir. Diyaliz ünitemizde 2025 yılı içinde aylık ortalama 36,5 hastamıza, aylık ortalama 370 seans diyaliz yapılmıştır. Yaz tatili döneminde yapılan yaz tatil diyalizi ile birlikte 2025 yılı Haziran ve Temmuz ayı içinde 43, Ağustos ayında 49, Eylül ayında 44 hastamıza diyaliz hizmeti sunulmuştur. 2025 yılı yaz tatili döneminde diyaliz tedavisi verdiğimiz hasta sayımız bazı aylarda 49’a kadar yükselmiştir. Özellikle yaz tatili döneminde ve bayram tatillerinde diyaliz ünitemize tedavi için başvuru yapan hasta talebimiz fazla olmaktadır. Yaz tatil diyalizi yaptığımız ve maksimum kapasite de hasta aldığımız halde bu talepleri karşılamakta zorlanmaktaydık. Kurumumuza yeni kazandırılan diyaliz cihazlarımıza ek olarak yine envanterimizde bulunan ve tatil diyalizinde kullanılmak üzere ayrılan 4 adet diyaliz cihazı ile birlikte toplamda 14 cihaz ve yatak kapasitesi ile halkımızın diyaliz tedavi talepleri kurumumuzca karşılanmış olacaktır" dedi.
27 Mart 2026 Cuma - 14:26
Tavşanlı’da geleceğin odyometristlerine kariyer rehberliği
Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) Tavşanlı Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu tarafından düzenlenen "Kariyer Buluşması ve İşitme Günleri" etkinliği ile Odyometri bölümü öğrencileri sektörün önde gelen isimleriyle bir araya geldi. Tavşanlı Kültür Sarayı’nda gerçekleştirilen programa akademik kadro, sektör temsilcileri ve çok sayıda öğrenci katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan etkinlikte, işitme sağlığının dünü, bugünü ve geleceği masaya yatırıldı. Etkinliğin açılışında konuşan yetkililer, odyometrinin işitme sağlığının korunmasından rehabilitasyonuna kadar uzanan, teknolojiyle iç içe bir alan olduğunu vurguladı. Öğrencilerin sadece teorik bilgiyle yetinmemesi gerektiğini belirten konuşmacılar, bu tür buluşmaların mesleki bakış açısını geliştirmek ve güncel uygulamalarla tanışmak adına büyük fırsat sunduğunu ifade etti. "İşitme Günleri 2026" kapsamında, alanında uzman isimler öğrencilere deneyimlerini aktardı. Sektörde 20 yılı geride bıraktığını belirten Odyometrist Cenk Caba, işitme cihazı sektörünün sadece verilerden ibaret olmadığını, doğrudan bireyin yaşam kalitesine dokunan kritik bir süreç olduğunu söyledi. Caba, "Bu alana ulaştığınız andan itibaren kopamıyorsunuz. Sizlerin de mezun olduğunuzda bu alanda evrimleşeceğinize ve bizlerden daha iyi katkılar sağlayacağınıza inanıyorum" dedi. Eğitim seminerinde Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Fatih Sanver, Öğretim Görevlisi Büşra Türkoğlu ve Öğretim Görevlisi Ömer Faruk Demir akademik perspektif sunarken; Uzman Odyometrist Fatih Kırmızıgül ve Okan Hüdayet ise saha tecrübelerini paylaştı. İşitme cihazı teknolojilerindeki son gelişmelerin ve Türkiye distribütörlüğü yürütülen bazı markaların uygulama tekniklerinin anlatıldığı seminer, öğrencilerin sorularının yanıtlanmasıyla sona erdi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
26 Mart 2026 Perşembe- 17:04
Defne Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Ünitesi 300 bin seans gerçekleştirdi
2
27 Mart 2026 Cuma- 12:50
Gıda etiketlemesinde yeni dönem: Menüde içerik ve kalori zorunlu olacak
3
26 Mart 2026 Perşembe- 10:27
Boynunda kemoterapi, kalbinde meslek aşkı: İki farklı kanser ile mücadele eden hekimin sarsılmaz azmi
4
26 Mart 2026 Perşembe- 14:43
Nefes darlığı her zaman akciğer kaynaklı olmak zorunda değil
5
27 Mart 2026 Cuma- 11:39
Doktor uyardı: "İş yerinde saatlerce hareketsiz kalmayın"
03 Aralık 2025 Çarşamba - 10:55
Uzmanı uyardı: "Yüz felci riskine karşı soğuk havalarda yüzünüzü koruyun"
Soğuk havalarda yüzü korumanın çok önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Alper Nabi Erkan, "Özellikle klima karşısında uzun süre oturmamak, yüzü doğrudan soğuk havaya maruz bırakmamak gerekir. Ayrıca grip ve solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak da yüz felci riskini azaltır" dedi. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Alper Nabi Erkan yaptığı açıklamada yüzün bir tarafındaki kasların çalışmaması sonucu ortaya çıkan asimetri durumunun "yüz felci" olarak tanımlandığını belirterek, hastalığın hem santral hem de periferik nedenlerle ortaya çıkabileceğini ifade etti. Erkan, "Santral nedenlerde genellikle yüzün alt kısmında kas fonksiyon bozukluğu görülürken, periferik tipte hastalar yüz kaslarını hareket ettiremedikleri için yüzün bir tarafında belirgin bir eğrilik oluşur. Bunun yanında tat alma bozuklukları, gözyaşı akıntısı, tükürük salgısında değişiklikler ve kulak arkasında ağrı gibi şikayetler de tabloya eşlik edebilir" diye konuştu. "Sistemik hastalıkları olan bireylerin daha dikkatli olmaları gerekir" Hastaların sabah kalktıklarında aynada yüzlerinin bir tarafında asimetri fark ettiğine vurgu yapan Prof. Dr. Erkan, "Yemek yerken suyun dışarı akması, konuşmada zorluk veya yüz kaslarında güçsüzlük gibi belirtilerle başvururlar. Yüz felcin en sık nedeni ’İdiyopatik Bell Paralizisi’ yani nedeni belli olmayan viral enfeksiyonlardır. Olguların yaklaşık üçte ikisinde de sebep bilinmiyor. Bunun dışında kulak veya tükürük bezi tümörleri, otoimmün hastalıklar, nörolojik rahatsızlıklar, travmalar ve cerrahi müdahaleler sırasında sinir zedelenmeleri de yüz felcine yol açabiliyor. Bazı hastalarda ise doğuştan gelen genetik nedenler etkili olabiliyor. Şeker hastalığı, damar tıkanıklıkları ve viral enfeksiyonlar yüz felcine yatkınlığı artırabilir. Özellikle yüz sinirini besleyen damarlarda tıkanıklık gelişmesi, felç riskini yükseltir. Bu nedenle sistemik hastalıkları olan bireylerin daha dikkatli olmaları gerekir" ifadelerini kullandı. "Erken dönemde ilaç tedavileri büyük önem taşır" Tedavideki temel hedefin iyileşmeyi hızlandırmak ve kalıcı sekelleri en aza indirmek olduğunu belirten Erkan, "Hastanın genel durumu göz önünde bulundurularak kişiye özel tedavi planları oluşturuyoruz. Erken dönemde ilaç tedavileri büyük önem taşır. Ancak bazı durumlarda cerrahi müdahaleler de gerekebilir. Uzun süreli yüz felçlerinde, fasiyal plastik cerrahi yöntemlerle hastanın yüz görünümünü normale yakın hale getirmeye çalışıyoruz. Ayrıca fizik tedavi ve rehabilitasyon da tedavi sürecinde önemli bir yer tutuyor. Masaj, egzersiz ve sakız çiğneme gibi uygulamalar iyileşmeyi hızlandırır. Ameliyat olsun ya da olmasın, tüm hastalarımıza fizik tedavi desteğini mutlaka öneriyoruz" şeklinde konuştu. "Yüzü doğrudan soğuğa maruz bırakmamak gerekir" Yüz felcinden korunmak için alınabilecek önlemler hakkında da bilgi veren Erkan, "Soğuk havalarda yüzü korumak çok önemli. Özellikle klima karşısında uzun süre oturmamak, yüzü doğrudan soğuk havaya maruz bırakmamak gerekir. Ayrıca grip ve solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak da yüz felci riskini azaltır. İdiyopatik yüz felci vakalarının yüzde 90’ı kendiliğinden iyileşebilir. Ancak ilaç tedavisiyle bu süreci hızlandırıyor ve tam iyileşme oranını artırıyoruz. Kalıcı durumlarda ise cerrahi ve estetik uygulamalarla hastalarımızın yaşam kalitesini yükseltmeyi hedefliyoruz" diye konuştu. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak her yıl düzenledikleri ’Başkent Kulak Burun Boğaz Günleri’nin bu yıl 21’incisini gerçekleştirdiklerini anlatan Erkan, "Bu yılki toplantının ana teması ’Fasiyal Paralizi ve Rekonstrüksiyon Yöntemleri’ oldu. Yüz felci geçiren ve kalıcı sekel kalan hastalarda uygulanan cerrahi yöntemleri ele alacağız. Ayrıca canlı cerrahi uygulamalarıyla meslektaşlarımızla deneyimlerimizi paylaşacağız. Tüm hekimlerimizi bu bilimsel etkinliğe davet ediyoruz" diyerek sözlerini tamamladı.
03 Aralık 2025 Çarşamba - 10:29
Karbonmonoksit zehirlenmelerine kış uyarısı: "Baş ağrısı bile ihmal edilmemeli"
Manisa Şehir Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Berna Kalender Alyanak, kış aylarında artan karbonmonoksit zehirlenmelerine karşı vatandaşları uyararak, "Basit bir baş dönmesi, baş ağrısı, sersemlik hissi, halsizlik, bilinç kapalılığı, koma, hatta beyin ölümüne kadar geniş bir yelpaze ile karşımıza gelebilir" dedi. Manisa Şehir Hastanesi Acil Tıp Uzman Hekimi Dr. Berna Kalender Alyanak, kış aylarında karbonmonoksit zehirlenmelerinin ciddi şekilde arttığını belirterek vatandaşları uyardı. Kış aylarında karbonmonoksit zehirlenmelerinde artış yaşandığına dikkat çeken Alyanak, "Karbonmonoksit zehirlenmelerindeki en büyük risk faktörü iyi çalışmayan ısınma sistemleridir. Bacası çekmeyen odun kömür sobaları, bacasız çalışan gaz sobaları, şofbenler, kapalı ortamlarda yıkılan mangallar, yangınlar en sık karşınıza çıkan zehirlenme nedenleridir" dedi. Karbonmonoksit zehirlenme şüphelerinde basit bir baş ağrısının dahi ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Alyanak, semptomların geniş bir yelpazeye sahip olduğunu söyledi. Alyanak, "Öncelikle eğer karbonmonoksit gazına maruz kalabileceğimiz bir ortamdaysak ne gibi semptomlar yaşayacağımızı iyi bilmemiz lazım. Çünkü karbonmonoksit zehirlenmesi acil tıbbi yardım gerektiren bir durumdur. Basit semptomlardan ağır semptomlara kadar geniş bir çerçeve içerisinde tablolarla karşılaşabiliyoruz. Çünkü karbonmonoksit gazı en çok oksijene ihtiyacımız olan organlarımızı etkiler. Bunun da başında beynimiz ve kalbimiz gelir. Basit bir baş dönmesi, baş ağrısı, sersemlik hissi, halsizlik, bilinç kapalılığı, koma, hatta beyin ölümüne kadar geniş bir yelpaze ile karşımıza gelebilir. Aynı zamanda kardiyak etkilerinden dolayı göğüs ağrısı, nefes darlığı, kalp ritim bozuklukları, kalp krizleri ve ani kalp ölümlerle karşılaşabiliyoruz. Bunun yanı sıra bulantı, kusma ve nefes darlığı da en sık duyduğumuz semptomlar arasında" ifadelerini kullandı. Karbonmonoksit zehirlenme şüphelerinde yapılması gerekenler hakkında bilgi veren Alyanak, "İlk yapmamız gereken, ortamın kapı ve penceresini açarak hava sirkülasyonu sağlayarak karbonmonoksit gazını tahliye etmemiz gerekmekte. Eğer çıkarabiliyorsak, mutlaka etkilenen kişileri temiz havaya çıkarmalı ve hemen 112 ekiplerini aramalıyız" dedi. Karbonmonoksit zehirlenmelerine karşı önlem alınması gerektiğini ifade eden Alyanak, "Kar kış mevsiminde maalesef bu olaylarla sıkça karşılaşıyoruz. Bunları en aza indirgemek için bizlerde önlemlerimizi almalıyız. Neler yapabiliriz? Öncelikle baca ve ısınma sistemlerinin düzenli kontrolü ve temizliği çok önemli. Aynı zamanda odun ve kömür sobalarının gece yatarken söndürülmesi ve mümkünse eğer lodoslu havalardaysa hiç yakılmaması gerekmektedir" diye konuştu.
03 Aralık 2025 Çarşamba - 10:01
"Laparoskopik tekniklerle hızlı iyileşme mümkün"
Laparoskopik (kapalı) yöntemlerin genel cerrahi pratiğinde sık kullanıldığını belirten Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Aslan, "Safra kesesi ameliyatları (kolesistektomi), karın ön duvarı fıtıkları, kasık fıtıkları ile mide fıtığı ve reflü cerrahisinde laparoskopik yaklaşımlar yaygın olarak uygulanmaktadır. Kapalı yöntemle daha küçük cerrahi kesiler, daha az ameliyat sonrası ağrı, işe ve günlük hayata daha hızlı dönüş ve uygun hasta seçimiyle enfeksiyon ve yara yeri sorunlarının azalması hedeflenir" dedi. VM Medical Park Kocaeli Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Aslan, laparoskopik cerrahi uygulamaları, onkolojik cerrahi süreçleri ve onkoplastik meme genel yaklaşımlar hakkında bilgilendirmede bulundu. Doç. Dr. Aslan, ultranasyonel ve uluslararası kılavuzlara dayanan cerrahi tekniklerin hasta güvenliği ve iyileşme sürecine katkı sağladığını söyledi. "Amaç ağrıyı azaltmak ve hayata daha hızlı dönmek" Laparoskopik yöntemlerin genel cerrahi pratiğinde sık kullanıldığını söyleyen Doç. Dr. Aslan, "Safra kesesi ameliyatları (kolesistektomi), karın ön duvarı fıtıkları, kasık fıtıkları ile mide fıtığı ve reflü cerrahisinde laparoskopik yaklaşımlar yaygın olarak uygulanmaktadır. Laparoskopi operasyonlarında karın duvarına açılan küçük girişlerden kamera ve ince aletlerle işlem yapılır. Bu yöntemle daha küçük cerrahi kesiler, daha az ameliyat sonrası ağrı, işe ve günlük hayata daha hızlı dönüş ve uygun hasta seçimiyle enfeksiyon ve yara yeri sorunlarının azalması hedeflenir. Muayene, görüntüleme ve genel sağlık durumu birlikte değerlendirilerek laparoskopik karar verilir. Her hasta için kapalı yöntem uygun olmayabilir, gerektiğinde açık cerrahi tercih edilebilir" şeklinde konuştu. "Kanser cerrahisinde izlenen yol ve hedefler" Cerrahi onkoloji alanındaki uygulamalara da değinen Aslan, şu bilgileri paylaştı: "Sindirim sistemi ve karın içi organ kanserlerinde hem laparoskopik hem açık cerrahi teknikleri kullanılabilir. Temel hedefimiz tümörü onkolojik prensiplere uygun şekilde çıkarmak ve gerekli lenf nodu diseksiyonunu yapmaktır. Yemek borusu, mide, kolon, rektum, pankreas ve böbrek üstü bezi (adrenal) kitlelerinin cerrahi tedavileri örnek uygulama alanlarıdır. Hangi hastada hangi yöntemin ve zamanlamanın uygun olduğu; hastanın tüm klinik ve radyolojik verileri ile konsey kararları eşliğinde belirlenir. Multidisipliner çalışma da önemlidir. Gerekirse kemoterapi, radyoterapi, endoskopi ve girişimsel radyoloji gibi branşlarla birlikte karar alıyoruz. Onkolojik cerrahide ekip çalışması hayati önem taşır." "Onkoplastik yaklaşımlar" Meme kanseri cerrahisinde sadece kitlenin çıkarılmasının hedef olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Aslan, "Onkoplastik yaklaşımlar ile mümkün olduğunda memenin korunması veya yeniden şekillendirilmesi amaçlanır. Böylece hem onkolojik güvenlik hem de hastanın vücut algısı gözetilmiş olur. Onkoplastik planlama tümörün yeri, boyutu, memenin büyüklüğü ve hastanın genel durumu göz önünde bulundurularak bireysel olarak yapılır. Gerekli durumlarda plastik cerrahi ile iş birliği sağlanır; her hastaya aynı yöntem uygulanmaz, kişiye özel planlama gerekir" dedi. Tedavinin 4 aşaması Doç. Dr. Aslan, uyguladıkları tedavi planlama sürecini şu başlıklarla özetledi: "Ayrıntılı değerlendirme: Hasta öyküsü, fizik muayene, laboratuvar testleri ve görüntüleme sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi. Multidisipliner karar: Kanser vakalarında ilgili uzmanlar ile konsey toplantıları yapılarak en uygun strateji belirlenmesi. Bilgilendirme ve onam: Planlanan cerrahi girişimin amacı, alternatifi ve muhtemel risklerin hem sözlü hem yazılı olarak hasta ile paylaşılması. Ameliyat ve takip: Cerrahi girişim sonrası kısa ve uzun dönem takip programlarının düzenlenmesi." "Onkolojik cerrahi teknikleri kanıta dayalı uygulanır" Doç. Dr. Mehmet Aslan, "Laparoskopik ve onkolojik cerrahi teknikleri kanıta dayalı olarak uygulanmaktadır. Önemli olan uygun hasta seçimi, multidisipliner planlama ve titiz bir bilgilendirme sürecidir. Böylece hem onkolojik başarı hem de hastanın yaşam kalitesi gözetilmiş olur" ifadelerini kullandı.
03 Aralık 2025 Çarşamba - 09:47
Eskişehir’de toplam 26 personel ve 9 araçla gerçekçi kaza tatbikatı
Eskişehir’de toplam 26 personelin 9 araçla senaryo gereği kazada sıkışan ağır yaralılara müdahale ettiği tatbikat gerçeğini aratmadı. Tatbikatta kızı araçta ağır yaralı olan anneyi oldukça gerçekçi canlandırıp, çekim yapan kameralara da saldıran 32 yıldır sağlıkçı olan UMKE eğitmeni Fazilet Çam, "Gittiğimiz vakalarda çok daha acı olaylar ve ölümcül, oradaki yaralı yakınlarımızın acısını burada hayali olarak göstermeye çalıştık. Aslında duygularımı da kattım" dedi. Odunpazarı ilçesi Ihlamurkent Mahallesi’de bulunan açık pazar alanında İl Ambulans Servisi, Eskişehir İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD), İl Emniyet Müdürlüğü, Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) ve itfaiye ekiplerinin katılımıyla geniş çaplı bir tatbikat düzenlendi. Tatbikat senaryosu gereği, kafa kafaya çarpışmış iki araç içindeki yaralılara ekipler müdahale etti. Tatbikatta UMKE ve Eskişehir Osmangazi Üniversite Sağlık Meslek Yüksekokulu öğrencilerinden oluşan oyuncuların canlandırdığı yaralı yakınlarının yaktığı ağıtlar ve senaryo icabı acı çektiği anlardaki gerçeğini aratmadı. Tatbikatta kızı araçta ağır yaralı olan anneyi canlandıran 32 yıldır sağlıkçı olan UMKE eğitmeni Fazilet Çam, burada tatbik edilenden çok daha acı durumları sahada gördüğünü ve onlardan etkilenip rolünü yaptığını aktardı. Ekipler geniş çaplı katılım gösterdi İl Ambulans Servisi’nden 6 personel 2 ekip, 2 araç, AFAD’tan 7 ekip 2 araç, UMKE’den 7 personel 2 araç, itfaiyeden 4 personel 1 araç ve İl Emniyet Müdürlüğü’nden 2 personel 2 araçla tatbikatta yer aldı. Senaryo gereği, polisin güvenlik önlemi aldığı kaza mahallinde, itfaiye çıkan yangını söndürürken, AFAD ve yine itfaiye ekipleri araçta sıkışan yaralılara alan açtı. Daha sonra UMKE ve İl Ambulans Servisi ekipleri tarafından sıkıştıkları yerden çıkarılan ve ilk müdahaleleri yapılan yaralılar, ambulanslarla hastanelere kaldırıldı. "Hakikaten gerçeğini aratmadı" Eskişehir Acil Sağlık Hizmetleri Başkanı Op. Dr. Ersin Işıldı, "Bu tatbikatta Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, AFAD, Trafik Şube Müdürlüğü ve UMKE ekiplerimiz yer aldı. Hakikaten gerçeğini aratmadı. Üniversite öğrencilerimiz ve halkımız da tatbikatı yakından izlediler, takip ettiler. Bu bizim için bir gurur vesilesi oldu. Eskişehir’deki acil sağlık hizmetlerinin ileri gitmesi, sahada daha aktif ve güzel bir şekilde hizmet verilebilmesi için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu da onlardan bir tanesiydi. Buradaki senaryomuz, 2 aracın karıştığı yaralamalı bir trafik kazası. İtfaiye, çıkan yangını söndürdü. Araç içerisinde sıkışan yaralı vatandaşlarımız hem itfaiye hem AFAD hem de UMKE ekipleri tarafından çıkartıldı. Daha sonra yaralıların ilgili hastanelere nakli gerçekleştirilmiş oldu" dedi. "Sağlıkçı olmak soğukkanlılık gerektirir" 32 yıldır sağlıkçı olan UMKE eğitmeni Fazilet Çam, "Tabii ki gittiğimiz vakalarda çok daha acı olaylar ve ölümcül vakalar, bu tarz trafik kazaları görüyoruz. Oradaki yaralı yakınlarımızın acısını burada hayali olarak göstermeye çalıştık. Aslında duygularımı da kattım, çünkü böyle şeyler her an bizim de başımıza gelebilir. Yanlış anlamayın, tabii ki basın olarak sizler de görevinizi yapıyorsunuz lakin insanlar o durumdayken, ’Baksana bizim, halimizi çekiyorlar’ gibi düşünüyorlar. Bu şekilde hasta ve yaralı yakınlarının basına tepkisi oluyor. Ben onun rolünü yapmaya çalıştım, sizler de kusura bakmayın. Sağlıkçı olmak soğukkanlılık gerektirir. Biz de insanız, acıyı yaşıyoruz. Ancak acımızı bir kenarı bırakıp, insanlara yardım edebilmek için soğukkanlılığımızı korumamız lazım" şeklinde konuştu. "Yolcu koltuğundaydım, omurga travmam vardı" Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) İlk ve Acil Yardım Programı 2. Sınıf Öğrencisi Kadir Arıkoğlu, şunları söyledi: "Paramedik ve UMKE ekipleri bize müdahale ettiler. Öğrenciler olarak biz nasıl müdahale etmemiz gerektiğini kendi üzerimizde gördük. Yani profesyonel sağlık ekiplerinin müdahalesini deneyen kişiler bizler oluyoruz. Senaryoya göre, ben yolcu koltuğundaydım. Omurga travmam vardı, bu yüzden beni ket yeleğine aldılar. Bacağımda kırık vardı, oraya atel taktılar. Kafamda yırtık vardı, pet koydular. Daha sonra beni sabitleyip ambulansa bindirdiler. Aslında genel ve rutin uygulamalar ama biraz da semptoma yönelik."
03 Aralık 2025 Çarşamba - 09:45
Yabancı doktorlar tecrübe için Türk doktorlarını seçti
Üçü Suudi Arabistan’dan 1’i ise Mısır’dan Eskişehir’e gelen hekimler, ESOGÜ Tıp Fak Hastanesi Radyoloji Ana Bilim Dalı Girişimsel Radyoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Berat Acu’yu operasyon anında canlı şekilde izleyerek tecrübe edinme fırsatı yakaladı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi’ne gelen 3’ü Suudi Arabistan’dan 1’i ise Mısır’dan gelen Ali Alsaadi, Mubarak Alqahtani, Ali Alsaadi ve Sherıhan Waheed isimli 1’i kadın 4 girişimsel radyolog, buraya Endobiliyer RF Ablasyonu, tiroid ablasyonu ve memede bulunan iyi huylu kitlelerin (fibroadenom) ablasyonu vakalarını gözlemlemek ve eğitim almak için geldiler. Kentte konakladıkları otelden Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne gelen 4 yabancı girişimsel radyolog, operasyon esnasında ESOGÜ Tıp Fak Hastanesi Radyoloji Ana Bilim Dalı Girişimsel Radyoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Berat Acu’yu canlı bir şekilde izleme imkanı edindi. Gelişimleri için oldukça önemli olan etkinlikte 4 Girişimsel Radyolog, Prof. Dr. Acu’yu dikkatle seyrettikleri gözlendi. "İki hastamızda da tiroit ablasyonu yapacağız" ESOGÜ Tıp Fak Hastanesi Radyoloji Ana Bilim Dalı Girişimsel Radyoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Berat Acu, "Bugün toplam yedi hastamız var. Bu hastalardan üçü, meme kitleleriyle ilgili. Bunlarda kapalı ameliyat dediğimiz, ameliyatsız yöntemle, herhangi bir kesi yapmadan tümörü yakarak hastanın problemini çözeceğiz. İki hastamızda da tiroit ablasyonu yapacağız. Bu da yine ameliyatsız bir çözüm yöntemi olup, tiroit bezini çıkarmadan içerisindeki tümöral dokuyu yakarak hastanın sorununu çözmeyi amaçlıyor. Bir hastamızda ise karaciğerdeki büyük ve iyi huylu bir kitleyi tedavi edeceğiz. Normalde bu tür kitleler cerrahi olarak çıkarıldığında hastada komplikasyon riski çok fazla oluyor, ancak biz onu yine damar içi yöntemle, yani kapalı yöntemle tedavi etmeye çalışacağız. En son hastamızın problemi ise pankreas kanserinin ana safra kanalını tıkamasına bağlı olarak gelişen sarılıktır. Bu sarılığı stent yöntemiyle çözüme kavuşturacağız" diye konuştu. "Şu ana kadar gayet etkileyiciydi" Yurtdışından tecrübe kazanmak için kendini izlemeye gelen radyologlar hakkında da konuşan Prof. Dr. Acu, şöyle konuştu; "Bugün bize dört hekim arkadaş katılıyor; üç Suudi Arabistan’dan, biri de Mısır’dan geliyor. Vakaları biz yapacağız, onlar seyredecekler. Nasıl yaptığımızı ve hangi prosedürleri kullandığımızı öğrenecekler. Ana safra kanalı tümör tarafından tıkandığında hastada sarılık ortaya çıkar. Biz bu tümörü yakma yöntemiyle safra kanalı açıklığını sağlayabiliyor ve böylelikle hastadaki sarılığı ortadan kaldırabiliyoruz. Bu işlemin adı Endobiliyer RF (Radyofrekans) işlemidir. Bu işlem de yine kapalı yöntemle yapılıyor ve hasta için oldukça konforlu, yeni bir tekniktir. Bu tekniği Türkiye’de uyguluyoruz. Evet, hastayı herhangi bir şekilde kesmeden, tamamen kapalı yöntemle o tümörü yakarak oraya bir stent yerleştirmek suretiyle safra kanalını açık tutuyor ve hastadaki sarılık problemini ortadan kaldırıyoruz." "Şu ana kadar gayet etkileyiciydi" Mısır’dan Türkiye’ye gelen ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’nde operasyon esnasında Prof. Dr. Berat Acu’yu canlı bir şekilde izleyen Sherıhan Waheed, "Şu ana kadar gayet etkileyiciydi. Tabii yeni şeyler ve yeni prosedürler göreceğimiz için de heyecanlıyız. Daha önce bir Türk hastanesinde bulunmamıştım; şu an ilk defa bulunuyorum. Gördüğüm kadarıyla gayet iyi organize edilmiş. Umarım gelecekte de ülkelerimiz arasında, özellikle bu yöntemlerle alakalı, operasyon gerçekleştirebiliriz" dedi.
03 Aralık 2025 Çarşamba - 09:44
Küçük önlemler, boğaz ağrısını önleyebilir
Kış aylarında sıkça görülen boğaz ağrısı ve tahrişi, günlük yaşamı olumsuz etkileyebildiğini belirten uzmanlar, bazı doğal yöntemlerin de ilaç tedavisinin de kullanılabileceğini söyledi. Mevsim geçişleri, havaların biranda ısınıp soğumasıyla görülme sıklığı artan boğaz ağrısı, viral veya bakteriyel kaynaklı olarak ortaya çıkabiliyor. Enfeksiyonların yol açtığı boğaz ağrısına zaman zaman ateş, öksürük, burun akıntısı, hapşırma, bulantı ve baş ağrısının eşlik ettiğini dile getiren Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, şunları söyledi; "Boğaz ağrısına, virüslerin varlığı, bakteriyel enfeksiyonlar ve diğer dış etkenler sebep olabilir. Viral enfeksiyonların sebep olduğu boğaz ağrısı, tıbbi tedavi uygulanmakla beraber, bazen de kendiliğinden düzelen bir durumdur. Bakteriyel enfeksiyonlardan kaynaklanan boğaz ağrısı ise antibiyotik ilaçlar veya besinler yardımıyla tedavi edilmektedir. Bunun haricinde yeteri kadar dinlenmek, uyumak, yüksek sesle konuşmamak da boğaz ağrısıyla başa çıkmanın yolları arasındadır." En güçlü doğal antibiyotik Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, boğaz ağrısının doğal yollarla da tedavi edilebildiğini belirterek ağrı ve tahrişe iyi gelen çözümleri anlattı; "Sık sık su içmek, boğazın kurumasını ve tahriş olmasını önleyebilir. Sabahları zencefil ve 1 tatlı kaşığı bal karıştırılarak tüketilebilir. Asetik asit içeriğinden dolayı sirke de boğazdaki bakterileri etkisiz hale getirmeye yardımcı olur. 1 çay bardağı ılık suya 2 çorba kaşığı sirke ekleyerek gargara yapmak yeterli olacaktır. İyotsuz tuz ile yapılan gargara da bakteriler ile savaşmada etkilidir. 1 fincan ılık suya 1 çay kaşığı iyotsuz tuz atılarak gargara hazırlanabilir." Ihlamur iltihaplanmayı önlemeye yardımcı olur Antienflamatuvar özelliğiyle ıhlamurun iltihaplanmayı önlemeye destek olduğunu vurgulayan Uzm. Dyt. Ciğerli, "Ihlamur, iltihaplanmayı önler ve doğal antienflamatuvar özellik gösterir. Ihlamur çayı içmek de boğaz enfeksiyonlarıyla başa çıkmada etkili olacaktır. Soğan ve sarımsak da en güçlü doğal antibiyotik kaynaklarındandır. Bu besinlerin tüketimi hem viral hem de bakteriyel enfeksiyonlarla başa çıkmada son derece önemlidir" ifadelerini kullandı.
03 Aralık 2025 Çarşamba - 09:34
"Obezite cerrahisinin başarısı, kurallara harfiyen uyuma bağlı"
Çağın vebası olarak nitelendirilen obezitenin sadece estetik bir kaygı değil, kronik bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mustafa Sıtkı Yüksel, "Cerrahi, hastaya açılan bir kapıdır; o kapıdan sağlıklı geçmek ise kurallara harfiyen uymakla mümkündür" dedi. Vücutta sağlığı bozacak ölçüde aşırı yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve Vücut Kitle İndeksi’nin (BMI) 30’un üzerinde olmasıyla tanımlanan obezite, günümüzde diyabetten kalp hastalıklarına kadar pek çok ölümcül tablonun temel nedeni olarak gösteriliyor. Medical Park TEM Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mustafa Sıtkı Yüksel, obezitenin nedenleri, cerrahi tedavi seçenekleri ve iyileşme sürecindeki altın kurallar hakkında bilgiler paylaştı. "Obezite sadece çok yemek değildir" Obezitenin tek bir sebebe bağlanamayacak kadar karmaşık bir hastalık olduğunu belirten Op. Dr. Mustafa Sıtkı Yüksel, faktörleri şöyle sıraladı: "Aşırı ve yanlış beslenme ile fiziksel aktivite yetersizliği en bilinen nedenlerdir. Ancak genetik faktörler, hormonal ve metabolik etmenler, psikolojik durum, sık aralıklarla uygulanan şok diyetler, sigara-alkol kullanımı, antidepresan gibi bazı ilaçlar, doğum sayısı ve hatta bebeklikte anne sütünün yetersiz alınması bile obeziteye zemin hazırlayan faktörler arasındadır". Obezitenin vücutta oluşturduğu tahribatın ciddiyetine dikkat çeken Op. Dr. Yüksel, "Aşırı kilo, sadece kıyafetlerin içine sığamamak demek değildir. Vücutta biriken aşırı yağ dokusu, hormonal dengeyi bozan, inflamasyonu (yangıyı) tetikleyen aktif bir organ gibi çalışır" dedi. Kimler ameliyat masasına yatabilir? Her kilo sorunu yaşayan kişinin ameliyat için uygun olmadığını belirten Op. Dr. Yüksel, tıbbi kriterleri şu şekilde açıkladı: "Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 40’ın üzerinde olanlar: Bu grup doğrudan ameliyat adayıdır. VKİ 35-40 arası olup yandaş hastalığı olanlar: Tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi, karaciğer yağlanması (NAFLD), kısırlık veya kalp hastalıkları gibi obezite kaynaklı sorunları bulunanlar. Diğer yöntemleri denemiş olanlar: Uzman denetiminde en az 1 yıl diyet ve egzersiz yapmasına rağmen kilo veremeyenler. Bağımlılığı olmayanlar: Aşırı alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı bulunmayanlar. Uyum yeteneği olanlar: Ameliyat sonrası tıbbi ekiple iş birliği yapabilecek anlama ve uyum kabiliyetine sahip kişiler." "Altın standart olarak kabul edilen tek bir ameliyat yok" Obezite cerrahisinde ’altın standart’ olarak kabul edilen tek bir ameliyat olmadığının altını çizen Op. Dr. Mustafa Sıtkı Yüksel, "Obezite cerrahisinde kişiye özel planlama önemlidir. Karar sürecinde hastanın VKİ’si, ek hastalıkları ve beslenme alışkanlıkları belirleyicidir. Örneğin, son yıllarda Tüp Mide en sık uygulanan yöntem olsa da, ciddi gastroözefagial reflüsü olan bir hastada Roux-en-Y Gastrik Bypass ilk tercih olabilir" dedi. "En sık uygulanan cerrahi seçenekler" Op. Dr. Yüksel, en sık uygulanan yöntemleri şöyle detaylandırdı: "Tüp Mide Ameliyatı (Sleeve Gastrektomi): Midenin yaklaşık yüzde 80’inin çıkarılarak tüp haline getirilmesidir. Bu yöntemle hem hacim küçülür hem de açlık hormonu Ghrelin’in kaynağı vücuttan uzaklaştırılır. Vitamin emilim bozukluğu bypass’a göre daha azdır ve midenin anatomik yapısı korunduğu için ileride endoskopi yapılmasına engel teşkil etmez. Roux-En-Y Gastrik Bypass: Hem mide küçültülür hem de ince bağırsağın bir kısmı devre dışı bırakılarak emilim azaltılır. Mide ikiye ayrılır ancak vücuttan parça çıkarılmaz. Özellikle Tip 2 diyabet tedavisinde metabolik etkisi güçlüdür. Ancak vitamin ve mineral desteği ihtiyacı tüp mideye oranla daha fazladır. Minigastrik Bypass: Roux-en-Y’ye benzer ancak bağırsakta bölme işlemi yapılmaz, tek bir ek yeri vardır. Metabolik etkisi güçlüdür ancak nadiren safra reflüsü şikayeti gelişebilir". "İlk 15 gün sadece sulu gıdalar yenilebilir" Ameliyattan sonraki beslenme düzeninin hayati önem taşıdığını belirten Op. Dr. Yüksel, "Ameliyat sonrası dönemde hastalarımızın beslenme alışkanlıklarını yeniden düzenlemesi gerekir. İlk 15 gün sadece sulu gıdalar, sonraki 15 gün püre dönemi uygulanır. Katı gıdalara ancak 1. aydan sonra geçilir" dedi. "Ameliyatın başarısı için hasta uyumu şart" "Ameliyat başarısının yarısında pay cerrahinin ise, diğer yarısı hastanın uyumuna bağlıdır" diyen Op. Dr. Yüksel, dikkat edilmesi gerekenleri şöyle açıkladı: "Ameliyat sonrası ilk haftalarda sıvı, püre ve yumuşak gıda dönemlerinden oluşan kademeli bir geçiş süreci uygularız. Hastalarımıza protein ağırlıklı beslenmeyi, gazlı ve şekerli içeceklerden uzak durmayı, yemeklerle birlikte sıvı tüketmemeyi öğretiriz. Ayrıca, ilk aylarda vitamin ve mineral destekleri kullanılması gerekebilir. Düzenli kontrollerin aksatılmaması, sağlıklı kilo kaybının sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşır." "En sık yapılan 5 kritik hata" Op. Dr. Mustafa Sıtkı Yüksel, hastaların ameliyat sonrası sık yaptıkları hataları şöyle sıraladı: "Vitamin kullanmamak: Kan değerleri bir süre normal gitse de sonrasında ani düşüşler ciddi sağlık sorunları oluşturur. Vitamin kullanımı zorunludur. Yetersiz su tüketimi: Su, iyileşmeyi hızlandırır ve enerji verir. Susuzluk halsizliğe yol açar. Hareketsizlik: Ameliyattan 2 hafta sonra günde en az 30 dakika yürüyüş veya yüzme gibi egzersizlere başlanmalıdır. Alkol tüketimi: Alkol boş kalori kaynağıdır ve kilo vermeyi durdurur. Gazlı içecekler: Karbonatlı içecekler mideyi genişletebilir ve gaz ağrısına neden olarak ameliyat sonrası uyarıcı ağrıların maskelenmesine yol açabilir". "Tekrar kilo almak mümkün" Midenin büyüyebilen bir organ olduğu uyarısında bulunan Op. Dr. Yüksel, katı-sıvı kuralına (yemekle birlikte su içmemek) uymayan, ameliyat sonrasında dondurma, çikolata gibi yüksek kalorili gıdaları tüketen hastalarda geri kilo alımının görülebileceğini belirtti. "Sadece midenin küçültülmesi yetmez, zihniyet de değişmeli" Op. Dr. Mustafa Sıtkı Yüksel, sözlerini şöyle tamamladı: "Obezite cerrahisi sonrası başarı, sadece midenin küçülmesiyle değil, hastanın zihninin de değişmesiyle gelir. Duygusal yeme bozuklukları için psikolojik destek almak ve ilk 1 yıl diyetisyen takibinde kalmak, sürecin sağlıklı yönetilmesi için şarttır."
03 Aralık 2025 Çarşamba - 09:21
Erzurum’da HIV/AIDS farkındalığı
Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesinde Dünya AIDS Günü Farkındalık Toplantısı düzenlendi Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi, Dünya AIDS Günü kapsamında "HIV/AIDS Farkındalık ve Bilgilendirme Toplantısı" gerçekleştirdi. Alanında uzman akademisyenlerin katılımıyla düzenlenen programda HIV epidemiyolojisi, indikatör hastalıklar ve HIV’in metaforik yansımaları ele alındı. Toplantının oturum başkanlığını Prof. Dr. Zülal Özkurt ve Prof. Dr. Ayşe Albayrak yürütürken, sunumlar Doç. Dr. Fatma Kesmez Can, Doç. Dr. Handan Alay ve Prof. Dr. Kemalettin Özden tarafından gerçekleştirildi. Etkinlik, Emine Gözde Hancıgaz ve Ömer Eren Korkmaz’ın açılış konuşmalarıyla başladı. Toplumda HIV/AIDS konusunda farkındalığı artırmayı hedefleyen toplantı, katılımcılardan yoğun ilgi gördü.
03 Aralık 2025 Çarşamba - 09:10
Ağrısız tuzak: Murat Cemcir’in yaşadığı kanama 50 yaş üstünü vuruyor
Ünlü oyuncu Murat Cemcir’in yoğun bakıma alınmasına neden olan divertikül kanaması, özellikle 50 yaş üstü bireylerde sinsi bir tehlike olarak öne çıkıyor. Medipol Mega Üniversite Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Esin Korkut, genellikle ağrısız gelişen ancak hayati risk taşıyan bu kanamalara karşı uyardı. İç kanama şüphesiyle hastaneye kaldırılan oyuncu Murat Cemcir’in yaşadığı süreç, gözleri divertikül hastalığına çevirdi. Konuya ilişkin önemli bilgiler paylaşan Prof. Dr. Esin Korkut, "Divertikül kanaması, kalın bağırsak duvarında oluşan küçük cep şeklindeki çıkıntıların (divertikül) damarlarında meydana gelen yırtılma veya zedelenmedir. Genellikle ani gelişir ve ağrısız bir bağırsak kanaması olarak kendini gösterir" dedi. Çoğu zaman belirti göstermiyor Divertiküllerin özellikle kalın bağırsakta, küçük baloncuklar şeklinde ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Korkut, "Divertiküller yaşla birlikte özellikle 50 yaş üstü, yoğun kabızlık sorunu olan hastalarda görülüyor. Çoğu zaman herhangi bir şikâyet oluşturmadan kolonoskopide tesadüfen tespit ediliyor. Ancak komplikasyonlar ortaya çıktığında ciddi ağrı ve yoğun kanamaya yol açabiliyor" diye konuştu. Çarpıntı ve halsizliğe dikkat Divertiküler kanamaların genellikle parlak taze kan şeklinde ortaya çıktığını ve hemoroid kanamalarından ayırt edilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Korkut, "Hastalar genellikle çarpıntı, halsizlik ve genel durum düşkünlüğü ile acil servislere başvuruyor. Tanı için kolonoskopi ya da kolonoskopiyle tanı koyamadığımız vakalarda tomografi ve BT anjiyografi uygulanıyor ve aynı seansta tedavi edilebiliyor" ifadelerini kullandı. Adım adım tedavi yöntemleri Özellikle ileri yaşta, kabızlık sorunu yaşayan ve ek hastalıkları olan, kan sulandırıcı kullanan hastaların risk altında olduğunu belirten Prof. Korkut, "Divertikülleri tesadüfen veya komplikasyon sonrası tespit edilen hastalarda lif tüketimini artırmak, bol sıvı almak, günlük egzersiz yapmak, sigara ve obeziteye dikkat etmek büyük önem taşıyor. Kan sulandırıcı kullanımı varsa mutlaka hekim kontrolünde alternatif seçenekler değerlendirilmeli" dedi. Divertiküler kanamaların basit kanamalar olmadığını, hayatı tehdit edebileceğini ifade eden Prof. Korkut, "Yüzde 80 oranında kanama kendi kendine durabiliyor. Gerekli durumlarda kolonoskopik girişimler veya nadiren cerrahi müdahaleler uygulanıyor. Tedavi sonrası yakın takip ile hastaların durumu stabilize ediliyor" diyerek sözlerini tamamladı.
02 Aralık 2025 Salı - 17:02
Denizli’de gelen 475 bin çağrıda 104 bin hastaya ambulans hizmeti verildi
Denizli İl Sağlık Müdürü Uz.Dr. Berna Öztürk, 1-7 Aralık Acil Sağlık Hizmetleri Haftası kapsamında Denizli’de yürütülen acil sağlık hizmetleri hakkında bilgi vererek 112 çalışanlarının her şartta fedakarca görev yaptığını vurguladı, hafta kapsamında toplumun duyarlılığının arttırılmasının gerektiğini ifade etti. 112 Acil Sağlık Hizmeti çalışanlarının, vatandaşların en zor anlarında yanlarında olan görünmez kahramanlar olduğunu belirten Denizli İl Sağlık Müdürü Uz.Dr. Berna Öztürk, sahada görev yapan 112 çalışanlarının insan hayatını önceleyen bir sorumluluk bilinciyle hareket ettiğini söyleyerek; "Acil Sağlık Hizmetlerinin sunulmasında büyük emeği olan ve hayatlarını can kurtarmaya adamış sağlık çalışanlarımızın, 112 Acil Sağlık Hizmetleri Haftası kutlu olsun" dedi. Denizli’de acil sağlık hizmetlerindeki rakamları da paylaşan Denizli İl Sağlık Müdürü Uz.Dr. Berna Öztürk; "İl geneli 39 Acil Sağlık İstasyonumuzda 589 sağlık çalışanımızla acil sağlık hizmetlerini yürütüyoruz. Vakaya ulaşma oranımız kent merkezimizde ilk 10 dakikada %95, kırsal alanlarda ise ilk 30 dakikada %96 civarındadır. İlimizde merkezde vakaya ulaşma süresi 5 dakika 20 saniye, kırsal bölgelerde ise 14 dakika 8 saniye olarak gerçekleşmektedir. Acil Çağrı merkezi bünyesinde bulunan Komuta Kontrol Merkezine yapılan ihbarların değerlendirilmesi neticesinde tüm acil vakalara acil sağlık hizmeti sunulmakta, 24 saat online takip edilmekte, dijital sistem ile ilimiz genelinden gelen çağrılar haritalar üzerinden izlenebilmektedir. 2025 yılında Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğü İl Ambulans Servisi Başhekimliğine bağlı sağlık birimine aktarılan 475 bin 645 çağrıyı, sağlık birimimiz değerlendirdi ve 104 bin 340 hastaya 112 Acil Ambulans görevlendirmesi yapılarak müdahale ve nakil hizmeti sunuldu. Yine ilimizde 1 adet kar paletli ambulans, 1 adet 4 yaralı taşıma kapasitesi olan ambulans, 1 adet yoğun bakım ve obez ambulansı, 1 adet yeni doğan ambulansı, 1 adet motosikletli acil müdahale ekibi olmak üzere toplamda 111 adet 112 ambulansı ile hizmet veriyoruz" dedi. Hafta kapsamında Denizli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından okullarda bilgilendirme çalışmaları, farkındalık etkinlikleri ve 112 Çağrı Merkezi’ne yönelik tanıtım faaliyetlerinin gerçekleştirileceğini ifade eden Uz.Dr. Berna Öztürk, 112’yi gereksiz aramaların acil müdahaleleri aksattığını hatırlattı ve sözlerini şöyle devam ettirdi: "112 Acil Sağlık Hizmeti çalışanlarımız canla başla çalışırken, 112 çağrı merkezine yapılan asılsız çağrılar, yanlış adres verilmesi, trafikte sürücülerin ambulansa yol vermemesi gibi nedenlerden dolayı maalesef ekiplerimizin vakalara ulaşması zorlaşıyor. 112 çağrı merkezinin saniyelerin bile kritik önem taşıdığı anlarda insanların yaşamla ölüm arasındaki çizgide uzanan bir hayat köprüsü olduğunu unutmayalım. 112, hayat kurtarmak için var. Lütfen acil olmayan durumlarda bu hattı meşgul etmeyelim" dedi.
02 Aralık 2025 Salı - 16:54
Süzme balda sahtecilik: 3 firma listeye eklendi
Ankara, Bursa ve Gümüşhane’deki firmalara ait süzme bal ürünlerinde taklit-tağşiş tespit edildi. Tarım ve Orman Bakanlığı, ‘Taklit veya Tağşiş Yapılan Gıdalar’ listesine arıcılık ürünleri grubundan 3 firma daha eklendi. Ankara, Bursa ve Gümüşhane’de olmak üzere firmalara ait süzme bal ürünlerinde taklit-tağşiş tespit edildi. Bakanlığın yayımladığı listeye göre; Gümüşhane’nin Kelkit ilçesinde faaliyet gösteren ‘Ravza Bal -Mustafa Keleş’ firmasına ait ‘Ravza Bal Süzme Çiçek Balı’, Ankara’nın Akyurt ilçesindeki ‘Vahit Yıldız Balsu -Vahit Yıldız’ firmasına ait ‘Ecegün Süzme Çiçek Balı’, Bursa Nilüfer’deki Asbal Gıda Turizm İnşaat Tekstil Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. firmasına ait ‘Asbal Süzme Çiçek Balı 500 G’, ürünlerinde taklit veya tağşiş yapıldığı belirlendi. Tarım ve Orman Bakanlığı, vatandaşların sağlıklı ve güvenilir gıdalara ulaşabilmesi adına "guvenilirgida.tarimorman.gov.tr" adresi üzerinden düzenli olarak güncellediği listeleri kamuoyuyla paylaşmayı sürdürüyor.
02 Aralık 2025 Salı - 16:41
Fatma ninenin 50 yıldır görmeyen sağ gözü ameliyat ile görmeye başladı
Mersin’in Tarsus ilçesinde 80 yaşındaki kadının 50 yılı aşkın süredir görmeyen gözü yapılan operasyonla ışığa kavuştu. Kırklarsırtı Mahallesi’nde yaşayan 80 yaşındaki Fatma Çöküş’ün sağ gözü 25-30’lu yaşlarda görmemeye başladı. Doktorların sinirlerin öldüğünü artık göremez diyerek umut vermediği Çöküş’ün 50 yıldır görmeyen gözü Tarsus Devlet Hastanesi’ne atanan göz doktoru Ümit Yapıcı sayesinde görmeye başladı. Geçtiğimi ay ameliyata alınan Çöküş, başarılı operasyonun ardından 50 yılı aşkın süre sonra yeniden gördü. Artık gördüğünü belirten ve 50 yıllık görmeyen gözünün açıldığını belirten Fatma Çöküş, doktor Ümit Yapıcı, hastaneye ve bu imkanı sunan devlete teşekkür etti. Operasyonla ilgili bilgi veren Tarsus Hastanesi Göz Doktoru Operatör Dr. Ümit Yapıcı Dr. Yapıcı, "Fatma teyze yaklaşık 1 ay kadar önce polikliniğimize geldi. Sağ gözünde ileri derece katarakt vardı. Nerdeyse umudunu kesmişti o gözünden. Teyzeye sorduğumda sağ gözünün 50 yıldır görmediğini ve kimsenin ameliyat etmediğini söyledi. Teyzeyle konuştuk sağ olsun bana ve ekibime güvendi. Gerekli tetkiklerin ardından kendisinin ameliyatını planladık ve güzel bir ameliyat geçirdi. Ameliyattan sonra bize ışık gördüğünü söyledi o an çok duygusal bir andı. Umarım hayatı boyunca hep böyle şanslı karşılaşmalar yaşar ve böyle başka bir sağlık sorunu çekmez" dedi. Ameliyatta karşılaştıkları kataraktın çok sertleştiğine dikkat çeken Yapıcı, "Büyümeyen göz bebeğinden bir cihaz yardımıyla onu çıkarttık. Zor geçti. Ama güzel ve doğru bir teknikle ekip olarak güzel bir ameliyat geçirdik. Pencereden sert bir kayayı parçalayıp çıkarmak gibi düşünebilirsiniz" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder