Son Dakika
|
Uşak Belediyesi’ne operasyon: Belediye başkanı ile birlikte 11 kişi gözaltına alındı
Galatasaray - Fenerbahçe derbisinin tarihi belli oldu
İstanbul'da 4 cezaevi aracı kaza yaptı
İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Minab'daki okul saldırısı savaş suçudur"
Üç kişinin öldüğü bar saldırısının dehşet anları
İran Devrim Muhafızları: "Hürmüz Boğazı kapalıdır, her türlü gemi geçişi sert karşılık bulacaktır"
Uşak Belediyesi’ne rüşvet operasyonu: Başkan da dahil 11 gözaltı
Trump: "İran, benimle anlaşma yapmak için yalvarıyor"
İran, ABD'nin 15 maddelik teklifine resmen yanıt verdi
Yenidoğan çetesi davasında ara karar!
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Devrim Muhafızları Ordusu: "El-Harc Hava Üssü’ndeki çok sayıda yakıt ikmal uçağını imha ettik"
Ceza infaz kurumuna ait servis aracı devrildi: 16 yaralı
ABD Dışişleri Bakanı Rubio: "Kara birlikleri olmadan bunu başarabiliriz"
Kaybolan otizmli Fırat her yerde didik didik aranıyor
Diyarbakır’da bir günde 3 kuyumcu hedef alındı
Formula 1’de sıradaki durak Japonya
Uyuşturucu soruşturmasında Hande Erçel ifade verdi
SAĞLIK
Sağlıklı nesiller için bilim insanları Konya’da buluştu
27 Mart 2026 Cuma - 16:19:47
Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi, NEÜ Hemşirelik Fakültesi ve NEÜ Seydişehir Kamil Akkanat Sağlık Bilimleri Fakültesi tarafından, iç ve dış paydaşların katkılarıyla çocuk sağlığının üç farklı alanını tek çatı altında toplayan IMPEDCON 2026 etkinliğinin açılış programı düzenlendi. 27-29 Mart tarihleri arasında devam edecek olan 1. Uluslararası Meram Pediatri Hemşireliği, 3. Uluslararası Meram Pediatri ve 4. Uluslararası J Project İmmün Yetmezlikler Kongrelerinin açılış programında konuşan NEÜ Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, NEÜ’nün öncülüğünde çok sayıda kongre ve sempozyumların gerçekleştirildiğini aktardı. Prof. Dr. Zorlu, üniversite olarak bu alanda marka haline geldiklerini belirterek, "Markalaşmış çok sayıda kongre ve sempozyumumuz var. Bir taraftan Konya da bu programların merkezi olmaya başladı. Aynı anda 3 farklı kongreyi tek çatı altında gerçekleştirebilmek de ayrı bir maharet. Türkiye’nin ve dünyanın farklı bölgelerinden kıymetli bilim insanlarını bir araya getirmek, gerçekten ciddi bir organizasyon ve çalışma gerektirir" dedi. Son zamanlarda bölgede yaşanan gelişmelere de değinen Prof. Dr. Cem Zorlu, "Bölgemiz adeta bir ateş çemberi içerisinde. Kongremize İran’dan katılan bilim insanlarının da bulunması bu açıdan ayrı bir anlam taşıyor. Artık Orta Doğu’da kanın akmadığı, barışın hakim olduğu ve insanların korku içinde yaşamadığı bir dönemin başlamasını ümit ediyoruz" diye konuştu. Kongrenin öneminden bahsederek konuşmasına başlayan Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz da, böyle bir organizasyonun Konya’da gerçekleştiriliyor olmasının onur ve gurur verici olduğunu belirterek emeği geçenlere teşekkür etti. "Hepimiz sağlıklı nesiller yetiştirmek için çalışıyoruz" IMPEDCON 2026’nın üç ana bakış açısıyla tasarlandığını ifade eden Kongre Başkanı Prof. Dr. İsmail Reisli ise, "Çocuk sağlığının sadece hastalıkların tedavisiyle sınırlı olmadığına inanıyoruz. Koruyucu tıptan yenidoğan bakımına, kronik hastalık yönetiminden bağışıklık sistemi hastalıklarına kadar uzan geniş bir yelpazeyi kapsar. Bu nedenle, çocuk sağlığı, disiplinler arası iş birliğinin en güçlü örneklerinden biridir. Ayrıca, güçlü bir hemşirelik altyapısı olmadan kaliteli çocuk sağlığı hizmetlerinin mümkün olmadığını da biliyoruz. Öte yandan bağışıklık sistemi ve hastalıkları, özellikle çocukluk döneminde günümüzde daha da önem kazanmıştır. Bu kapsamda İmmünoloji Kongresi, bağışıklık sisteminin temel mekanizmalarından klinik immünolojiye kadar geniş bir bakış açısı sunacaktır. Bu üç kongrenin eş zamanlı olarak düzenlenmesi, modern tıbbın ruhunu yansıtıyor: İş birliği, bilgi paylaşımı ve bütüncül bir yaklaşım. Çocuk doktorları, hemşireler, immünologlar ve diğer sağlık profesyonelleri olarak hepimiz aynı hedef için çalışıyoruz. Sağlıklı nesiller yetiştirmek. Bu kongre; yalnızca bilgi paylaşımını değil, aynı zamanda yeni iş birliklerinin temellerini atmayı, genç meslektaşlarımız için ilham verici bir bilimsel ortam oluşturmayı ve güçlü disiplinler arası etkileşimi amaçlamaktadır" şeklinde konuştu. Çocuk sağlığının geliştirilmesinin ortak bir çaba gerektirdiğine yürekten inandıklarını söyleyen NEÜ Hemşirelik Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emine Geçkil de "Doktorlar, hemşireler ve tüm sağlık profesyonelleri, tek bir ekibin ayrılmaz parçalarıdır. Çocukların bakımına kattığımız her dokunuş, her karar ve her bilgi parçası, hayatları değiştirme ve geleceği şekillendirme gücüne sahiptir" ifadelerini kullandı. Açılış programına, NEÜ Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz, NEÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şükrü Nail Güner, NEÜ Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emel Ege, NEÜ Seydişehir Kamil Akkanat Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Kongre Başkanı Prof. Dr. İsmail Reisli, NEÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Rıza Tunçdemir, NEÜ Nezahat Keleşoğlu Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayhan Uludağ ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.
27 Mart 2026 Cuma - 15:51
Genç Onkologlar Kemer’de Buluştu: Bilim ve hukuk aynı platformda
Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenen ‘2’nci Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi’nde genç onkologlar bir araya geldi. Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenen ‘2. Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi’, genç onkoloji uzmanları ile bilim insanlarını bir araya getirdi. Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği tarafından organize edilen kongre, bu yıl ikinci kez gerçekleştirilirken, genç hekimlerin mesleki gelişimine odaklanan yapısıyla dikkat çekti. Kongrede, onkoloji alanında uzmanlık eğitimi alan ya da yeni uzman olmuş genç hekimlerin erken dönemde birlikte çalışması, sunum becerilerini geliştirmesi ve güncel bilimsel bilgilere erişiminin artırılması hedeflendi. Aynı zamanda mesleğe olan ilgi ve bağlılığın güçlendirilmesi, Türkiye’deki onkoloji alanındaki sorunların paylaşılması ve çözüm yollarının tartışılması da toplantının öncelikli başlıkları arasında yer aldı. Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği Genel Sekreteri Uğur Coşkun, kongrenin gençlere yönelik olması açısından önemli bir boşluğu doldurduğunu belirterek Avrupa’dan ve farklı ülkelerden katılan uzmanların da katkısıyla uluslararası bir vizyonun tartışıldığını ifade etti. Coşkun, özellikle Batı ülkelerindeki eğitim modellerine benzer şekilde, yoğun ihtisas sürecinde edinilen bilgi ve tecrübelerin genç hekimlere erken dönemde kazandırılmasının temel hedef olduğunu vurguladı. Kongrede bilimsel oturumların yanı sıra hukuki konular da geniş yer buldu. Danıştay ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nden hakimlerin katılımıyla, hekimlerin sıklıkla karşılaştığı malpraktis davaları, bilirkişi raporları ve ilaçların geri ödeme süreçlerine ilişkin önemli değerlendirmeler yapıldı. Bu sayede katılımcılar, mesleki uygulamalarını doğrudan etkileyen hukuki süreçler hakkında birinci elden bilgi edinme fırsatı yakaladı. Aytuğ Üner ise kongrede bağırsak, akciğer ve baş-boyun kanserleri başta olmak üzere birçok kanser türünün ele alındığını belirterek, yapay zeka destekli tanı yöntemleri, hasta ile iletişim ve yeni tedavi yaklaşımlarının da detaylı şekilde incelendiğini aktardı. Üner, bilimsel içeriğin yanı sıra hukukçularla yapılan etkileşimin farklı bakış açıları kazandırdığını dile getirdi. Genç hekimleri temsilen İmdat Erolu, daha önce benzer etkinliklerde genellikle dinleyici konumunda olduklarını belirterek bu kez sahnede yer alıp güncel bilimsel gelişmeleri tartışma fırsatı bulduklarını söyledi. Erolu, bu yaklaşımın genç onkologlar için yol gösterici olduğunu ifade etti. Yurt dışından katılan konuşmacıların da yer aldığı kongrede, vizyoner yaklaşımlar ve uluslararası deneyimler paylaşılırken, genç hekimlerin mesleki donanımının artırılması adına önemli bir platform oluşturuldu. 29 Mart’ta sona erecek kongre, hem bilimsel hem de mesleki dayanışma açısından verimli oturumlara sahne oldu.
27 Mart 2026 Cuma - 15:39
Bozkır Devlet Hastanesi Diyaliz Ünitesi’nin kapasitesi artırıldı
Konya’nın Bozkır İlçe Devlet Hastanesi’nde hizmet veren Diyaliz Ünitesi’nin cihaz ve yatak kapasitesi yükseltilerek tescilli cihaz ve yatak kapasitesi 9+1’e, toplam hizmet verecek diyaliz cihazı sayısı 14’e çıkartıldı. Bozkır’da özellikle yaz tatili döneminde artan diyaliz hasta taleplerini karşılamak, hastaların tedavi bekleme sürelerini azaltmak ve hizmet kalitesini yükseltmek amacıyla cihaz sayısı, yatak kapasitesi ve fiziksel alanın genişletilmesi için yapılan çalışmalar tamamlandı. Hastaneye yeni kazandırılan 5 adet hemodiyaliz cihazının temini ve kurulumu ile birlikte diyaliz ünitesinin kapasitesi 9+1’e çıkartıldı. Cihaz ve yatak tescil izin işlemleri tamamlanırken, diyaliz ünitesi yaz tatili diyalizinde kullanılması planlanan cihazlarla birlikte toplamda 14 adet diyaliz cihazı ile hizmet vermeye başladı. Yapılan çalışmalar sonucu diyaliz ünitesi 79 hastaya kadar hizmet verme kapasitesine ulaşmış oldu. Bozkır Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Gökhan Bilgehan, diyaliz ünitesinin Bozkır ve mahallelerinin yanı sıra diyaliz ünitesi bulunmayan Ahırlı, Yalıhüyük ilçeleri ile Hadim ve Akören ilçelerinin bazı mahallelerinde yaşayan hastalara da hizmet verdiğini belirterek, "Diyaliz ünitemizde mevcut durumda tedavi gören hasta sayımız bugün itibari ile 33’dür. Her ay ünitemizde tedavi gören hasta sayımıza göre yapılan tedavi seans sayımız farklılık göstermektedir. Diyaliz ünitemizde 2025 yılı içinde aylık ortalama 36,5 hastamıza, aylık ortalama 370 seans diyaliz yapılmıştır. Yaz tatili döneminde yapılan yaz tatil diyalizi ile birlikte 2025 yılı Haziran ve Temmuz ayı içinde 43, Ağustos ayında 49, Eylül ayında 44 hastamıza diyaliz hizmeti sunulmuştur. 2025 yılı yaz tatili döneminde diyaliz tedavisi verdiğimiz hasta sayımız bazı aylarda 49’a kadar yükselmiştir. Özellikle yaz tatili döneminde ve bayram tatillerinde diyaliz ünitemize tedavi için başvuru yapan hasta talebimiz fazla olmaktadır. Yaz tatil diyalizi yaptığımız ve maksimum kapasite de hasta aldığımız halde bu talepleri karşılamakta zorlanmaktaydık. Kurumumuza yeni kazandırılan diyaliz cihazlarımıza ek olarak yine envanterimizde bulunan ve tatil diyalizinde kullanılmak üzere ayrılan 4 adet diyaliz cihazı ile birlikte toplamda 14 cihaz ve yatak kapasitesi ile halkımızın diyaliz tedavi talepleri kurumumuzca karşılanmış olacaktır" dedi.
27 Mart 2026 Cuma - 14:26
Tavşanlı’da geleceğin odyometristlerine kariyer rehberliği
Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) Tavşanlı Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu tarafından düzenlenen "Kariyer Buluşması ve İşitme Günleri" etkinliği ile Odyometri bölümü öğrencileri sektörün önde gelen isimleriyle bir araya geldi. Tavşanlı Kültür Sarayı’nda gerçekleştirilen programa akademik kadro, sektör temsilcileri ve çok sayıda öğrenci katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan etkinlikte, işitme sağlığının dünü, bugünü ve geleceği masaya yatırıldı. Etkinliğin açılışında konuşan yetkililer, odyometrinin işitme sağlığının korunmasından rehabilitasyonuna kadar uzanan, teknolojiyle iç içe bir alan olduğunu vurguladı. Öğrencilerin sadece teorik bilgiyle yetinmemesi gerektiğini belirten konuşmacılar, bu tür buluşmaların mesleki bakış açısını geliştirmek ve güncel uygulamalarla tanışmak adına büyük fırsat sunduğunu ifade etti. "İşitme Günleri 2026" kapsamında, alanında uzman isimler öğrencilere deneyimlerini aktardı. Sektörde 20 yılı geride bıraktığını belirten Odyometrist Cenk Caba, işitme cihazı sektörünün sadece verilerden ibaret olmadığını, doğrudan bireyin yaşam kalitesine dokunan kritik bir süreç olduğunu söyledi. Caba, "Bu alana ulaştığınız andan itibaren kopamıyorsunuz. Sizlerin de mezun olduğunuzda bu alanda evrimleşeceğinize ve bizlerden daha iyi katkılar sağlayacağınıza inanıyorum" dedi. Eğitim seminerinde Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Fatih Sanver, Öğretim Görevlisi Büşra Türkoğlu ve Öğretim Görevlisi Ömer Faruk Demir akademik perspektif sunarken; Uzman Odyometrist Fatih Kırmızıgül ve Okan Hüdayet ise saha tecrübelerini paylaştı. İşitme cihazı teknolojilerindeki son gelişmelerin ve Türkiye distribütörlüğü yürütülen bazı markaların uygulama tekniklerinin anlatıldığı seminer, öğrencilerin sorularının yanıtlanmasıyla sona erdi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
26 Mart 2026 Perşembe- 17:04
Defne Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Ünitesi 300 bin seans gerçekleştirdi
2
27 Mart 2026 Cuma- 12:50
Gıda etiketlemesinde yeni dönem: Menüde içerik ve kalori zorunlu olacak
3
26 Mart 2026 Perşembe- 10:27
Boynunda kemoterapi, kalbinde meslek aşkı: İki farklı kanser ile mücadele eden hekimin sarsılmaz azmi
4
26 Mart 2026 Perşembe- 14:43
Nefes darlığı her zaman akciğer kaynaklı olmak zorunda değil
5
27 Mart 2026 Cuma- 11:39
Doktor uyardı: "İş yerinde saatlerce hareketsiz kalmayın"
04 Aralık 2025 Perşembe - 10:16
Menopoz kış aylarında sağlık risklerini arttırıyor
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Soner Pul, menopoz döneminde kış aylarının hem fiziksel hem de psikolojik sağlık üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu belirterek, bu sürecin yalnızca hormonal değişimlerden ibaret olmadığını söyledi. Op. Dr. Soner Pul, östrojen seviyelerinin düşmesiyle birlikte metabolizma, damar yapısı ve kemik yoğunluğu değişikliklerinin daha belirgin hale geldiğini; soğuk havanın da ek bir stres faktörü oluşturarak menopoz belirtilerini yoğunlaştırabildiğini ifade etti. Kış aylarında gün ışığının azalması nedeniyle duygu durum dalgalanmalarının arttığını, soğuk hava nedeniyle fiziksel aktivitenin azaldığını ve tüm bu etkenlerin menopozdaki kadınları çok yönlü şekilde etkilediğini dile getiren Op. Dr. Soner Pul, bu dönemde bilinçli hayat tarzı değişikliklerinin önemli olduğunu vurguladı. "Soğuk havanın eklem sıvısını yoğunlaştırarak ağrı reseptörlerini daha hassas hale getirdiğini ve bu nedenle menopoz döneminde eklem şikâyetlerinin belirgin şekilde arttığını gözlemliyoruz" diyen Medicana International İstanbul Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Soner Pul sözlerine şöyle devam etti: "Özellikle osteoartrit eğilimi olan kadınlarda kış ayları eklem sağlığını olumsuz etkileyebilmektedir. Menopozla birlikte bağ dokusunun esnekliğinin azalması ve östrojenin koruyucu etkisinin zayıflaması nedeniyle soğuk hava eklem yüzeyinde daha fazla hassasiyet oluşturur. Sabah saatlerinde veya hareketsizlik sonrası ağrılar artış gösterebilir. Kat kat giyinme, sıcak uygulamalar, düzenli yürüyüş ve hafif germe egzersizleri bu dönemde önemli destek sağlamaktadır. Ağrı, yaşlanmanın doğal bir sonucu gibi görüldüğünde doktora başvurular gecikmekte ve altta yatan sorunlar ilerleyebilmektedir." Kalp damar sağlığı kış aylarında daha fazla etkileniyor "Menopozla birlikte östrojen seviyesinin düşmesi tansiyon ve kolesterol dengesini etkilerken, soğuk hava damarların daralmasına yol açarak kalp damar risklerini artırıyor" ifadelerini kullanan Op. Dr. Soner Pul, "Özellikle kış mevsiminde ani ısı değişimlerinden kaçınmak ve dış ortamda vücut ısısını sabit tutmak kadınların kalp sağlığını korumasında kritik rol oynamaktadır. Kış aylarında hareketsizliğin artması dolaşımı olumsuz etkilemekte, buna bağlı olarak çarpıntı, göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikâyetleri daha fazla görülebilmektedir. Tuz tüketiminin azaltılması, düzenli tansiyon takibi, dengeli beslenme ve haftalık egzersiz rutinleri bu dönemde mutlaka uygulanmalıdır. Kış aylarında, özellikle sabah saatleri dolaşım üzerinde daha fazla stres oluşturmaktadır" şeklinde konuştu. Düşme ve kırık riskleri artıyor Osteoporoz riskinin menopoz döneminde yükseldiğini ve kış aylarında kaygan zeminlerin bu riski tehlikeli boyutlara taşıyabildiğini belirten Op. Dr. Soner Pul, "Kalça ve bilek kırıkları menopoz sonrası dönemde daha sık görülmektedir. Kış aylarında güneş ışığının azalmasına bağlı olarak D vitamini seviyeleri düşmekte, bu hem kemik yoğunluğunu azaltmakta hem de ruh halinde dalgalanmaya neden olmaktadır. D vitamini takviyesi doktor kontrolünde düzenli olarak takip edilmeli. Denge egzersizleri ve uygun tabanlı ayakkabılar kırık riskini azaltmada etkilidir. Ayrıca soğuk havanın genel motivasyonu düşürmesiyle kadınların daha az hareket etmesine sebep olmakta, bu da kemik ve kas sağlığı üzerinde ek risk oluşturmaktadır" açıklamalarında bulundu. Kış aylarında kilo artışı menopozla birleştiğinde daha hızlı oluyor Kışın hareketin azalmasının ve yüksek kalorili yiyeceklere yönelimin artmasının, menopozdaki metabolizma yavaşlamasıyla birleştiğinde kilo artışını hızlandırdığını belirten Op. Dr. Soner Pul, "Beslenme düzeni bu süreçte kritik öneme sahip. Kış aylarında karbonhidrat ağırlıklı beslenme eğiliminin yükselmektedir. Bu özellikle menopoz dönemindeki kadınlarda bölgesel yağlanmayı artırarak metabolik riskleri artırmaktadır. Lif tüketiminin artırılması, gün içine kısa hareket molaları eklenmesi, akşam saatlerinde hafif egzersizlerin tercih edilmesi ve sıvı tüketiminin artırılması kilo kontrolüne önemli katkılar sağlamaktadır. Küçük ve sürdürülebilir yaşam tarzı değişiklikleri uzun vadede sağlık faydaları sunmaktadır" dedi. Menopoz doğru yönetildiğinde kontrol edilebilir bir süreçtir Op. Dr. Soner Pul, "Menopoz yaşam kalitesini olumsuz etkilemek zorunda değil. Eklem ağrısı, çarpıntı, ani kilo artışı veya kemik ağrısı gibi belirtiler görüldüğünde gecikmeden uzman değerlendirmesi yapılması gerekir. Kış aylarında artan riskler, düzenli takip ve doğru yaşam tarzı düzenlemeleriyle kontrol altına alınabilir. Kişiye özel sağlık planlaması yapıldığında menopoz süreci çok daha rahat ve güvenli yönetilebilir" diyerek açıklamalarını tamamladı.
04 Aralık 2025 Perşembe - 09:56
Viral enfeksiyonlar kapıda, çocuklara dikkat
Kış mevsimiyle birlikte çocuklarda viral solunum yolu enfeksiyonlarında belirgin bir artış görülüyor. Medicana Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, kış enfeksiyonlarından korunmanın en etkili yöntemlerinden birinin el yıkamak olduğunu ifade ederek, çocukları virüslere karşı korumada temel hijyen alışkanlıklarının büyük rol oynadığını söyledi. Sağlık verileri sonbahardan itibaren ateş, öksürük ve burun akıntısıyla seyreden hastalıklarda ciddi bir yükseliş olduğunu gösteriyor. Hem aileleri hem de eğitim kurumlarını yakından ilgilendiren önemli uyarılarda bulunan Medicana Konya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hikmet Akbulut, kışın kapalı ve kalabalık ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesi, yetersiz havalandırma ve güneş ışığının azalması nedeniyle virüslerin çok daha kolay bulaştığını vurguladı. Benzer belirtiler tanıyı zorlaştırıyor Okullarda temasın çoğalması, ailelerin ve çocukların daha çok kapalı alanlarda bulunması enfeksiyon riskini artırırken, bağışıklığın bu dönemde daha kolay zayıflamasıyla hastalıklar sıklaşıyor. En sık görülen enfeksiyonlar arasında grip (influenza), RSV, adenovirüs, rinovirüs, Covid-19 ve parainfluenza bulunduğunu söyleyen Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, bu hastalıkların çoğunun ateş, öksürük, halsizlik ve burun akıntısı gibi benzer belirtilerle başladığını belirtti. Belirtilerin benzerliği nedeniyle ailelerde ‘’Bu hastalık grip mi, bronşit mi, yoksa başka bir enfeksiyon mu?’’ şeklinde karışıklık yaşandığını söyleyen Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, "Kesin tanı koymak her zaman mümkün olmayabiliyor. Ancak her virüsün kendine özgü bir dönemi ve bulgusu vardır. Gerekli durumlarda testler ve PCR yöntemleriyle tanı netleşebilir. Gripte ateş ön olanda iken adenovirüste ishal, koksakivirüste el-ayak döküntüleri, RSV’de ise öksürük baskındır. Bu virüslerin çoğunda önlem alınmazsa özellikle yenidoğan bebeklerde ve kronik hastalığı olan çocuklarda hastaneye yatışa kadar gidebilecek ağır tablolar görülebilir’’ dedi. Basit önlemler hastalık yükünü azalıyor Kış enfeksiyonlarından korunmanın en etkili yöntemlerinden birinin el yıkamak olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, çocukları virüslere karşı korumada temel hijyen alışkanlıklarının büyük rol oynadığını vurgulayarak, "Düzenli el yıkama, kapalı alanların sık sık havalandırılması, hasta bireylerin maske kullanması, dengeli beslenme ve yeterli uyku gibi basit önlemler hastalıkların yükünü ciddi oranda azaltabilir. Ayrıca okullarda sık temas edilen yüzeylerin düzenli temizliği de hastalık bulaş oranlarını azaltabilir’’ ifadelerini kullandı. Antibiyotik kullanımının viral hastalıklara etkisi konusunda ise önemli uyarılarda bulunan Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, muayene edilmeden kullanılan antibiyotiklerin iyileşmeyi geciktirebildiğini hatırlatarak antibiyotiklerin yalnızca hekim önerisiyle kullanılması gerektiğini vurguladı.
04 Aralık 2025 Perşembe - 09:52
’Yaşama Yol Ver’ etkinliği ile farkındalık oluşturuldu
Eskişehir’de 1-7 Aralık Acil Sağlık Hizmetleri Haftası kapsamında, farkındalık oluşturulması amacıyla ’Yaşama Yol Ver’ etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlik çerçevesinde; Eskişehir Tren İstasyonu, Ankara ve Kütahya girişi polis kontrol noktalarında eş zamanlı olarak sürücülere bilgilendirmede bulunuldu. Vatandaşlara ’Yaşama Yol Ver’ ve ’112 Aranırken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar ile İlkyardım’ konulu broşürler dağıtıldı. İl Sağlık Müdürlüğü Acil Sağlık Hizmetleri Birimi, İl Ambulans Servisi Başhekimliği ve UMKE personellerinin katılım sağladığı etkinlik ile farkındalık oluşturulması amaçlandı.
04 Aralık 2025 Perşembe - 09:45
Nadir hastalıkların tanısında yapay zekâ dönemi
MLP Care, Alexion AstraZeneca Nadir Hastalıklar ve Evideep, nadir hastalıklar konusunda yapay zeka kullanımını hedefleyen ortak bir dijital dönüşüm projesine imza attı. Üç kurumun iş birliğiyle hayata geçirilecek PNH Tanısı için Dijital Dönüşüm Projesi, Türkiye’de nadir hastalıkların erken tanısındaki öncü dijital girişimlerden biri olacak. Sağlık sektöründe yapay zeka kullanımı ve dijital dönüşüm konusunda Türkiye’nin en önemli anlaşmalarından biri imzalandı. MLP Care, Alexion AstraZeneca Nadir Hastalıklar ve Evideep’in ortak imzasıyla Türkiye’de nadir hastalıkların tanı süreçlerinde yeni bir dönem başlıyor. PNH (Nadir Hastalıklar) Tanısı için Dijital Dönüşüm Projesi, Türkiye’de nadir hastalıkların dijital yönetimi alanındaki öncü bir girişim olarak dikkat çekiyor. Yerli teknoloji ile sağlık sistemine katkı Projenin imza töreni, MLP Care, Alexion AstraZeneca Nadir Hastalıklar ve Evideep’in yöneticilerinin katılımıyla gerçekleşti. Türkiye’de nadir hastalıkların yönetimi, Sağlık Bakanlığı’nın 2023-2027 Nadir Hastalıklar Sağlık Strateji Belgesi ve Eylem Planı çerçevesinde hızla gelişiyor. Üç kurumun imzaladığı PNH Tanısı için Dijital Dönüşüm Projesi’nin, bu alanda yapılan ilk iş birliği olduğu belirtildi. Proje ile alanlarında 3 öncü kurum; sağlık çalışanlarının doğru ve hızlı yönlendirme yetkinliğinin artırılması, dijital tanı programlarının yaygınlaştırılması, yerli teknoloji ile sağlık sistemine katkı sunulması ve ülkemizde nadir hastalıkların veriye dayalı yönetimi gibi alanlarda somut katkı sağlayacak. Nadir hastalıklarda 5 yılı bulan tanı süresi kısalacak Araştırmalara göre, Paroksismal Noktürnal Hemoglobinüri (PNH) gibi nadir hastalığı olan bir hastanın kesin tanı alması ortalama 5 yılı bulabiliyor. Bu zaman zarfında hastalar 8 farklı uzmana başvuruyor ve vakaların yaklaşık yüzde 35-40’ında yanlış tanı sonucu hastaların doğru tedaviye erişimi gecikiyor. Üç kurumun liderliğinde yürütülen projenin hayata geçmesiyle, yapay zekâ temelli algoritmalar kullanılarak PNH hastalığında olduğu gibi risk taşıyan nadir hastalıklara sahip olan kişiler sağlık profesyonelleri tarafından daha erken fark edilecek ve zamanında, doğru merkezlere ve uzmanlara yönlendirilebilecek. Projede MLP Care’in güçlü ve yaygın hastane ağı ile tecrübeli uzman hekim kadrosu, Alexion AstraZeneca Nadir Hastalıklar grubunun 30 yıllık global nadir hastalık deneyimi ve Evideep’in teknolojik yetkinlikleri bir araya geldi. Bu kapsamda, bünyesinde Medical Park ve Liv Hospital hastanelerini bulunduran MLP Care’de gerçekleştirilecek pilot çalışma ile sağlık çalışanları için etkin dijital bir platform kurulması; uyarılar ve öneriler ile tanı sürecinin desteklenmesi için ortam hazırlanması hedefleniyor. Hem yaşam kalitesi iyileştirilecek hem de sağlık maliyetleri azaltılacak Yapılan iş birliğinin, sağlık sektörünün modern teknolojilerle kamu politikalarını destekleyici yaklaşımının en iyi örneklerinden biri olduğunu ifade eden MLP Care Dijital Tanı Direktörü Dr. Sinan Şahin, "MLP Care Grubu olarak, sektördeki 30 yılı aşkın köklü deneyimimiz, imza attığımız bilimsel çalışmalar ile ülkemizde ve dünyada önde gelen sağlık grupları arasında yer almanın sorumluluğuyla yeniliklerin içinde olmayı sürdürüyoruz. Proje, nadir hastalıkları olan binlerce hastanın yıllar sürebilen teşhis sürecini belirgin ölçüde kısaltarak doğru tanıya ve tedaviye erişimini hızlandıracak. Ülke sağlığı açısından ise bu iş birliğinin önemi, hem hastaların yaşam kalitesinin doğrudan iyileştirilmesi hem de yanlış veya gecikmiş tanılardan kaynaklanan uzun vadeli sağlık sistemi maliyetlerinin önemli ölçüde azaltılması olacaktır. Ayrıca, tıbbın her alanında oluşturulacak veri havuzları ile bu değerli çalışmalar; gelecekteki yeni tanı ve tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi ve sağlık politikalarının daha doğru planlanması gibi topluma katkı sağlayan kritik bir bilimsel zemin de oluşturmuş olacak" dedi. Alexion olarak, 30 yılı aşkın süredir nadir hastalıklarla mücadelede yenilikçi çözümler geliştirme vizyonuyla hareket ettiklerini belirten Alexion, AstraZeneca Nadir Hastalıklar Türkiye Genel Müdürü Derya Köker, "Bilimin öncülüğünde tasarladığımız dönüştürücü tedavilerimiz bugün 70’ten fazla ülkede hastalara ulaşırken, sürdürülebilir ilerleme için paydaşlarımızla güçlü iş birlikleri kurmanın önemine inanıyoruz. 2010’dan bu yana Türkiye’de aktif olarak faaliyet gösteriyor; ülkemizin dijital dönüşüm kapasitesi ve dinamik sağlık stratejileriyle bu alanda dünya çapında örnek lider ülke olma potansiyeline inanıyoruz. MLP Care ve Evideep ile başlattığımız dijital dönüşüm projesinin, nadir hastalığa sahip bireylerin doğru tanıya daha hızlı ve etkin ulaşmalarını sağlayarak sağlıkta fırsat eşitliğine katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Yerli teknolojiyi ve veri odaklı yönetimi merkeze alarak hastaların yaşam kalitesinde dönüşüm oluşturmayı hem sorumluluğumuz hem de en büyük motivasyon kaynağımız olarak görüyoruz. Türkiye’de nadir hastalıklara sahip her bireyin hızlı tanı imkanına erişimini mümkün kılmak amacıyla paydaşlarımızla iş birliği yapmaktan büyük bir gurur duyuyor, bu projenin hem ülkemize hem de Alexion AstraZeneca Nadir Hastalıklar’a değer katacağına yürekten inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Evideep AG CEO’su Barış Erdoğan ise şunları söyledi: "Teknolojinin getirdiği imkanlar ile yapay zeka, nadir hastalıkların teşhis süresini kısaltma, hasta takibini iyileştirme ve kişiselleştirilmiş tedavi yöntemleri geliştirme konularında çığır açan fırsatlar sunuyor. Özellikle büyük veri analizi ve makine öğrenimi sayesinde, yıllar sürebilen tanı süreçleri çok daha hızlı ve güvenilir hâle geliyor. Alexion AstraZeneca Nadir Hastalıklar, MLP CARE ve Evideep arasındaki bu iş birliği, hem hekimlerin karar süreçlerini destekliyor hem de hastaların yaşam kalitesini artırmayı hedefliyor. Bu kapsamda geliştirilen yenilikçi projeler, nadir hastalıkların daha erken tespit edilmesine, etkin tedavi planlarının oluşturulmasına ve toplumda farkındalığın artmasına katkı sağlıyor. Bu dönüşüm, yalnızca tıbbi bir ilerleme değil; aynı zamanda sosyal bir sorumluluk alanı olarak da büyük önem taşıyor. Teknolojinin insan hayatını kolaylaştırma gücünü sağlık ekosistemine dahil eden bu yaklaşımın, geleceğin sağlık hizmetlerinin en kritik yapıtaşlarından biri olarak değerlendirileceğine inanıyorum."
04 Aralık 2025 Perşembe - 09:19
Van Yanık Merkezinden 2025 raporu: 9 bin 500 hasta başvurdu
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yanık Merkezine 2025 yılında 9 bin 500 hasta başvurdu. Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaklaşık 3 milyon hastaya hizmet veren Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi, donanımlı Yanık Merkezi ile de ön plana çıkıyor. Bu yıl 9 bin 500 hastanın başvurduğu merkezde yıl boyunca 702 hasta yatarak tedavi edilirken, bu hastaların 191’i çevre illerden sevkle kabul edildi. Ayrıca Kuzey Irak’tan gelen 2 hasta da merkezde yatırılarak tedavi edildikten sonra ülkelerine taburcu edildi. 2008 yılında yanık ünitesi olarak kurulan ve 2022’de yanık merkezi olarak tescillenen birim, hem Van hem de bölge halkına hizmet veriyor. Yoğun hasta popülasyonuna sahip merkez, 2024 yılında da 9 bin 870 poliklinik başvurusu almıştı. "Yanıklar hem fiziksel hem de psikolojik açıdan ağır bir travmadır" İHA muhabirine konuşan Yanık Merkezi Sorumlusu Op. Dr. Ali Rıza Karayıl, yanık merkezinin oldukça yoğun bir hasta popülasyonuna sahip olduğunu belirtti. Yanığın hem fiziksel hem de psikolojik açıdan ağır bir travma olduğunu ifade eden Karayıl, "Yeni yıl, yeni bir umut demek. Hastalarımız için de şifayla geçecek bir yıl diliyoruz. 2024 yılı boyunca polikliniğimize 9 bin 870 hasta başvururken, 2025 yılının bugüne kadarki döneminde ise 9 bin 500 ayaktan hasta başvurusu gerçekleşmiştir. Bu hastalardan 702’si yatarak tedavi edilmiş, yatış yapılan hastaların 191’i çevre illerden sevkle kabul edilmiştir. Ayrıca Kuzey Irak’tan gelen 2 hastayı da merkezimizde yatırarak takip ve tedavi ettik, iyileşmelerinin ardından ülkelerine taburcu ettik. Deri bütünlüğünün bozulduğu yanıklarda hastalar enfeksiyona açık hale gelir. Isı kaybı, sıvı kaybı ve çeşitli enfeksiyonlara yatkınlık nedeniyle maalesef kaybettiğimiz hastalarımız olabiliyor. Bu nedenle enfeksiyonlarla mücadele bizim için hayati öneme sahip" dedi. "Başvuruların önemli bir kısmını önlenebilir kazalar oluşturuyor" Yanık tedavisinin yalnızca yaranın iyileştirilmesinden ibaret olmadığını dile getiren Karayıl, "Aynı zamanda hastayı korumayı da amaçlıyoruz. Bu noktada tecrübeleriyle büyük emek veren ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Maalesef özellikle ev kazaları nedeniyle çok sayıda yanık vakasıyla karşılaşıyoruz. Müreffeh ülkelere kıyasla sıcak su, alev veya elektrik yanıklarına bağlı ev kazaları bizde daha yüksek oranlarda görülüyor. Gelen başvuruların önemli bir kısmını bu önlenebilir kazalar oluşturuyor. Ancak kalabalık aile yapısı ve küçük yaşam alanları gibi sebeplerle bu tür kazalar kaçınılmaz hale gelebiliyor. Her ne kadar yanık alanına yapılan müdahaleler izleri en aza indirmeyi amaçlasa da, hocalarımızın da bize öğrettiği gibi ‘Yanığın en iyi tedavisi, yanığı önlemektir.’ Bu nedenle koruyucu tedbirler almak son derece önemlidir" diye konuştu.
04 Aralık 2025 Perşembe - 09:11
Van Yanık Merkezinden 2025 raporu: 9 bin 500 hasta başvurdu
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yanık Merkezine 2025 yılı içerisinde 9 bin 500 hasta başvurdu. Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaklaşık 3 milyon hastaya hizmet veren SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi, donanımlı Yanık Merkezi ile de ön plana çıkıyor. Bu yıl 9 bin 500 hastanın başvurduğu merkezde yıl boyunca 702 hasta yatarak tedavi edilirken, bu hastaların 191’i çevre illerden sevkle kabul edildi. Ayrıca Kuzey Irak’tan gelen 2 hasta da merkezde yatırılarak tedavi edildikten sonra ülkelerine taburcu edildi. 2008 yılında yanık ünitesi olarak kurulan ve 2022’de yanık merkezi olarak tescillenen birim, hem Van hem de bölge halkına hizmet veriyor. Yoğun hasta popülasyonuna sahip merkez, 2024 yılında da 9 bin 870 poliklinik başvurusu almıştı. "Yanıklar hem fiziksel hem de psikolojik açıdan ağır bir travmadır" İHA muhabirine konuşan Yanık Merkezi Sorumlusu Op. Dr. Ali Rıza Karayıl, yanık merkezinin oldukça yoğun bir hasta popülasyonuna sahip olduğunu belirtti. Yanığın hem fiziksel hem de psikolojik açıdan ağır bir travma olduğunu ifade eden Karayıl, "Yeni yıl, yeni bir umut demek. Hastalarımız için de şifayla geçecek bir yıl diliyoruz. 2024 yılı boyunca polikliniğimize 9 bin 870 hasta başvururken, 2025 yılının bugüne kadarki döneminde ise 9 bin 500 ayaktan hasta başvurusu gerçekleşmiştir. Bu hastalardan 702’si yatarak tedavi edilmiş, yatış yapılan hastaların 191’i çevre illerden sevkle kabul edilmiştir. Ayrıca Kuzey Irak’tan gelen 2 hastayı da merkezimizde yatırarak takip ve tedavi ettik, iyileşmelerinin ardından ülkelerine taburcu ettik. Deri bütünlüğünün bozulduğu yanıklarda hastalar enfeksiyona açık hale gelir. Isı kaybı, sıvı kaybı ve çeşitli enfeksiyonlara yatkınlık nedeniyle maalesef kaybettiğimiz hastalarımız olabiliyor. Bu nedenle enfeksiyonlarla mücadele bizim için hayati öneme sahip" dedi. "Başvuruların önemli bir kısmını önlenebilir kazalar oluşturuyor" Yanık tedavisinin yalnızca yaranın iyileştirilmesinden ibaret olmadığını dile getiren Karayıl, "Aynı zamanda hastayı korumayı da amaçlıyoruz. Bu noktada tecrübeleriyle büyük emek veren ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Maalesef özellikle ev kazaları nedeniyle çok sayıda yanık vakasıyla karşılaşıyoruz. Müreffeh ülkelere kıyasla sıcak su, alev veya elektrik yanıklarına bağlı ev kazaları bizde daha yüksek oranlarda görülüyor. Gelen başvuruların önemli bir kısmını bu önlenebilir kazalar oluşturuyor. Ancak kalabalık aile yapısı ve küçük yaşam alanları gibi sebeplerle bu tür kazalar kaçınılmaz hale gelebiliyor. Her ne kadar yanık alanına yapılan müdahaleler izleri en aza indirmeyi amaçlasa da, hocalarımızın da bize öğrettiği gibi ‘Yanığın en iyi tedavisi, yanığı önlemektir.’ Bu nedenle koruyucu tedbirler almak son derece önemlidir" diye konuştu.
03 Aralık 2025 Çarşamba - 20:34
Vatandaşlara OED cihazı ve ilk müdahale eğitimi verildi
Erzincan’da Acil Sağlık Hizmetleri Haftası kapsamında bilgilendirme etkinliği düzenlendi. Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü, 1-7 Aralık Acil Sağlık Hizmetleri Haftası kapsamında AVM’de bilgilendirme ve tanıtım standı kurdu. Standı ziyaret eden vatandaşlara, 112 Acil Sağlık Hizmetleri personeli tarafından Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazının tanıtımı yapıldı ve ani kalp durması durumunda uygulanabilecek ilk müdahaleler hakkında bilgiler verildi. Etkinlikte açıklamalarda bulunan İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin, Bakanlık tarafından yürütülen acil müdahale kapasitesinin artırılmasına yönelik çalışmaların önemine dikkat çekerek, yerli üretim OED cihazlarının toplu alanlarda erişilebilir hâle gelmesinin acil sağlık zincirini güçlendireceğini vurguladı.
03 Aralık 2025 Çarşamba - 17:47
Sivas Belediyesi, engelleri kaldıran hizmetlerin açılışını yaptı
Sivas Belediyesi, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü kapsamında engelli vatandaşların yaşamını kolaylaştıracak önemli hizmetlerin açılışını gerçekleştirdi. Sivas Belediyesi ve paydaş kurum iş birliğiyle hayata geçirilen Akülü Sandalye Şarj İstasyonlarından ilki vatandaşların kullanımına sunuldu. Proje ile temin edilen 8 akülü sandalye şarj istasyonun; Aksu Parkı, Paşabahçe Piknik ve Mesire Alanı, Sıcak Çermik Kaplıcası, Soğuk Çermik Kaplıcası, Sivas Millet Bahçesi, 27 Haziran Millet Bahçesi ve Sivas Numune Hastanesi bahçesi gibi kentin günlük yaşamında önemli yer tutan lokasyonlara yerleştirilmesi hedefleniyor. Belediye hizmet binasının otoparkında kullanıma sunulan şarj istasyonunun açılışında konuşan Belediye Başkanı Adem Uzun, "Bugün ilk defa engelli araç şarj istasyonunun kurulumunu gerçekleştirdik. Bu çalışmayı şehrimizin farklı bölgelerinde de yaygınlaştıracağız. 8 adet istasyonu yoğunluğa göre yerleştireceğiz. İlk kurulumu da Valilik ve Belediye binamızın ortasında yer alan bölgeye yaptık. Bu hizmet ile birlikte yeni bir uygulamayı da hayata geçireceğiz. Akülü araç kullanan engelli bireylerimize kartlar vereceğiz. Bu kartlar ile şarj istasyonlarından faydalanabilecekler. Kartları da engelli vatandaşlarımıza zimmetleyeceğiz. Çalışmalarımız artarak devam edecek. Kızılırmak projemiz içerisine Kapsayıcı Yaşam Merkezi kuracağız. Engelli bireylerimizin kurslar gördükleri, sosyalleştikleri, aileleri ile birlikte hoş vakit geçirecekleri modern bir tesis kazandıracağı. Bu vesile ile tüm engelli bireylerimizin 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü kutluyorum" ifadelerini kullandı. Engelsiz Park Alanı yenilendi Sivas Belediyesi ve TÜRASAŞ Bölge Müdürlüğü ile yapılan ortak çalışma sonucunda, Engelliler Kültür Merkezi yanında bulunan park tamamen erişilebilir hale getirildi. Engelli bireyler için yer alan spor aletleri yenilenirken ayrıca özel olarak tasarlanan salıncağın da ilk denemesi Başkan Uzun tarafından gerçekleştirildi. Salıncağa binmeyi çocukluğundan bu yana hayal ettiğini ifade eden Merve Akıllı, "Özel bireylerin ve çocukların özür bir çocukluk geçirmesi için, neşe içinde gülüp oynaması için önemli bir adım. Birçok şeyin başlangıcı olacağına inanıyorum. Burada mutlu olacaklar. Katkı ve emekleriniz için çok teşekkür ediyorum. Devamının gelmesi dileği ile şehrimiz için hayırlı olsun" şeklinde konuştu. Daha sonra konuşan Başkan Uzun, "Bu çalışmamızı TÜRASAŞ ile birlikte gerçekleştirdik. Sivas’ta bir ilk olarak 3 adet salıncak ustalarımız tarafından yapıldı. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Engelsiz bir şehir hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Engelliler Günü’nde farkındalık oluşturan çalışmalara imza attık. Ayrıca engellilerimiz için yeni bir araç aldık. Projeleri çiziliyor, engelliler için asansör sistemi kuracağız. Onları hastane, okul gibi gidecekleri yere bu araçla götüreceğiz. Geçenlerde işitme engelli kardeşlerimize özel olarak hazırlanan 50 tane işitme cihazı hediye ettik. Çalışmalarımız artarak devam edecek" dedi. Engellilere "Afet Farkındalık Eğitimi" verildi Afetlere karşı hazırlıklı olunmasını sağlamak amacıyla Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü ile Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü koordinasyonunda afet farkındalık eğitimi ve afet ve acil durum çantası dağıtım töreni gerçekleştirildi. Sivas Belediyesi Engelliler Eğitim ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda, engelli bireylere afet anında yapılması gerekenler, doğru davranış şekilleri ve hazırlık süreçlerine yönelik kapsamlı bir eğitim verildi. Programda konuşan Başkan Dr. Adem Uzun, engelli bireylerin afetlere karşı hazırlıklı olmalarının büyük önem taşıdığına vurgu yaparak afet ve acil durum çantası hediye etti.
03 Aralık 2025 Çarşamba - 17:28
Başkan Köksal Aras’tan Türkiye’de bir ilk: Doğum izni 6 aya çıkıyor
Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras, kadın çalışanların doğum sonrası sürecini desteklemek ve anne-bebek sağlığını korumak amacıyla Türkiye’de örnek olacak çok önemli bir sosyal politika düzenlemesine imza atıyor. Başkan Köksal Aras’ın talimatıyla, belediyede görev yapan kadın personelin doğum sonrası ücretli izin süresi 8 haftadan 24 haftaya, yani 6 aya çıkarılıyor. Başkan Köksal Aras, mevcut mevzuatta verilen 8 haftalık sürenin yetersiz kaldığını vurgulayarak, bu kararın hem bilimsel hem insani gerekçelerine dikkat çekti. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve UNICEF’in bebeklerin ilk 6 ay yalnızca anne sütüyle beslenmesi yönündeki önerilerini hatırlatan Köksal Aras, "Bir annenin ilk aylardaki desteği, bir bebeğin tüm yaşamını şekillendiriyor. Biz de bu bilimsel gerçeğe uygun bir adım atıyoruz." dedi. Bilimsel araştırmalar, bebeğin ilk 6 ayında anne ile sürekli temasın: Beden ve zihin gelişimini, bağışıklık sistemini, duygusal bağlanmayı ve anne sütü üretimini doğrudan güçlendirdiğini ortaya koyuyor. Aynı zamanda doğumdan sonraki iyileşme süreci de bu dönemde tamamlandığı için, izin süresinin uzatılması annenin fiziksel ve psikolojik sağlığı açısından kritik bir önem taşıyor. Başkan Köksal Aras, "Bir kadın belediye başkanı olarak, annelerin yükünü hafifleten, çocuklarımızın geleceğini koruyan her düzenlemenin arkasında kararlılıkla duruyoruz. Bu karar aynı zamanda bir eşitlik, sağlık ve toplumsal sorumluluk adımıdır. Kadın çalışanlarımızın bu süreçte iş baskısı ve kaygısı yaşamadan bebekleriyle bağ kurmalarını önemsiyoruz." ifadelerini kullandı. Menteşe Belediyesi, Türkiye genelindeki yerel yönetimler için örnek teşkil edecek nitelikteki uygulama ile kadın dostu, çalışan odaklı, bilime dayalı, aileyi merkeze alan bir yönetim anlayışını bir kez daha ortaya koymuş oldu. Başkan Köksal Aras, "Biz Menteşe’de kadınların güçlendiği, çocukların güvende olduğu, bir sosyal belediyecilik modeli inşa ediyoruz" diyerek uygulamanın önemini vurguladı. Menteşe Belediyesi, bu kararla hem çalışan annelerin iş yaşamında daha güçlü yer almasını sağlıyor hem de bebeğin yaşamının en kritik dönemini güvence altına alıyor.
03 Aralık 2025 Çarşamba - 17:00
Gereksiz anjiyo dönemi bitiyor: Edirne’de "Stres Kardiyak MRI" görüntüleme yöntemi uygulanmaya başlandı
Edirne’de kalp damar hastalıklarının tanısında önemli bir adım atılarak, "Stres Kardiyak MRI" yöntemi klinik uygulamaya kazandırıldı. Kalp atardamarlarındaki kan akımını dinamik olarak inceleyen bu gelişmiş teknik, damar darlıklarının işlevsel etkisini ortaya koyarak hastaların tedavi planlarının daha doğru yapılmasına katkı sağlıyor. Kalp damar hastalıklarının erken tanısı ve tedavi planlamasında kritik öneme sahip olan Stres Kardiyak MR, özellikle koroner arter hastalığı şüphesi bulunan hastalarda büyük avantaj sağlıyor. Stres Kardiyak MRI sayesinde hastaların tedavi süreçlerinde daha isabetli kararlar alınarak, gereksiz stent uygulamalarının önüne geçilmesi hedefleniyor. Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’nde bu teknolojinin kullanıma girmesiyle birlikte Edirne başta olmak üzere Kırklareli, Tekirdağ, Çanakkale ve çevre illerdeki binlerce hastanın ileri görüntüleme için büyük şehirlere gitme ihtiyacı azalacak. Uygulamayı gerçekleştiren ekipte yer alan Doç. Dr. Fethi Emre Ustabaşıoğlu, kalbin radyolojik olarak ayrıntılı bir şekilde görüntülenmesinin son yıllarda hem tanı hem de tedavi süreçlerinde büyük önem kazandığını söyleyerek, uygulama ile ilgili detayları anlattı. "Gereksiz işlemler artık önlenebilecek" TÜ Radyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fethi Emre Ustabaşıoğlu, Stres Kardiyak MR’ın kalp kasının kanlanmasını ve kalp duvar hareketlerini stres altında inceleyerek damar tıkanıklığına dair en doğru keşifleri sunan teknolojilerden biri olduğuna dikkat çekti. Ustabaşıoğlu, "Bu işlemle görüntülemeyi yaptıktan sonra kalbe, damarlara işlem yapılıp yapılmayacağını görebiliyoruz ve gereksiz işlemlerin önüne geçebiliyoruz. Bu açıdan da mutlaka kardiyolog doktor arkadaşlarımızla beraber oturup bunu konuşup değerlendirip ona göre karar veriyoruz" dedi. Doç. Dr. Ustabaşıoğlu, Stres Kardiyak MR’ın özellikle anjiyografi kararı alınmadan önce önemli bir yol gösterici olduğunu, böylece hastaların gereksiz girişimsel işlemlerden korunabildiğini vurguladı. 2025 yılının henüz tamamlanmamış olmasına rağmen bu yıl gerçekleştirdikleri sanal anjiyo sayısının 5 bine yaklaştığını belirten Doç. Dr. Ustabaşıoğlu, bu sayıyla yalnızca Türkiye’de değil Avrupa’da da en ön sıralarda yer almanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Doç. Dr. Ustabaşıoğlu, Kalp MRI tetkikinde de bu yıl 400 sayısına ulaştıklarını sözlerine ekledi. "Önemli bir yeniliğe imza attık" Kasım ayında ilk kez Edirne’de ve bölgede Stres Kalp MR tetkikini başarıyla uygulayarak önemli bir yeniliğe daha imza attıklarını belirten Doç. Dr. Ustabaşıoğlu, bu gelişmenin hem hastalar hem de üniversite için büyük öneme sahip olduğunu ifade etti. Bu tekniğin kalp damarlarında orta dereceli darlık bulunan hastalarda kan akışının bozulup bozulmadığını gösterdiğini vurgulayan Doç. Dr. Ustabaşıoğlu, böylece stentin gerçekten gerekli olup olmadığının netleştiğini ve gereksiz müdahalelerin önüne geçildiğini dile getirdi. Kalple ilgili tüm sonuçların kardiyoloji uzmanlarıyla değerlendirildiğini belirten Ustabaşıoğlu, "Kalp rahatsızlığıyla ilgili gelen bir hastaya durumuna göre damar yapıları bilgisayarlı tomografiyle görüntülenip sanal anjiyo yapılıyor. Örneğin yüzde 90 darlık varsa, ciddi bir darlık görüldüğü için stent takılması denenecektir. Ancak yüzde 60 gibi darlık ve göğüs ağrısı bulunan hastada bu darlığın gerçekten kalp kasında kanlanma bozukluğu oluşturup oluşturmadığını anlamak için bu yöntemi uyguluyoruz. Görüntüleme esnasında hastaya kalp ritimlerinin tanısı ve tedavisi için kullanılan adenozin ilacını vererek kalbe egzersiz yaptırıp yorulmasını sağlıyoruz. Kalbi yorduğumuzda o damarın beslediği alanda kan akışının kesintiye uğramasına neden olan bir durum tespit edilirse ve ilacın etkisi geçince bu durum kaybolursa buraya bir stent konulması gerektiği ortaya çıkar. Tam tersi durumda strese sokulan kalpte damarın beslediği alanda bir sorun yoksa stente gerek yoktur. Bu durumda gereksiz stentlerin önüne geçilmiş oluyor" şeklinde açıklamada bulundu. Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ ise, dekanlıkta düzenlenen toplantıda hastalara en güncel imkanları sunmak için çalıştıklarını söyledi. Fakültede düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuşan Prof. Dr. Sedat Üstündağ, diğer ilgili bölümlerden hocalarla yapılan toplantı sonucu verilen karara göre hastanın ameliyata alındığını ve sürecin buna göre işlediğini belirtti. Stres Kardiyak MRI’nın ileri düzey uzmanlık gerektirdiğini vurgulayan Radyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nermin Tunçbilek de, bu çekimlerin Trakya Bölgesi’nde ilk kez yapıldığını ve görüntülerin değerlendirilmesinin özel bir bilgi birikimi istediğini ifade etti.
03 Aralık 2025 Çarşamba - 16:40
İki kez hayatını kurtaran sağlık çalışanlarını her fırsatta ziyaret ediyor
Denizli’de yaşayan 68 yaşındaki adam, iki yıl üst üste geçirdiği kalp krizlerinde kendisini yaşama geri döndüren sağlık çalışanlarını her fırsatta ziyaret etmeye başladı. Hayatını iki kez kurtaran sağlık çalışanlarını ziyaret eden yaşlı adam, "Onların sayesinde hayattayım, ne kadar teşekkür etsem az" dedi. Denizli’nin Güney ilçesinin Haylamaz Mahallesi’nde yaşayan 68 yaşındaki Ramazan Tanboğa, sağlıkta ahde vefa örneği göstererek, hayatını iki kez kurtaran Güney 112 Acil Sağlık İstasyonu çalışanlarını sık sık ziyaret ediyor. 2022 yılında evinde aniden fenalaşan, ailesinin 112’yi aramasıyla birlikte ilk müdahalesi Güney’de yapıldıktan sonra Denizli Devlet Hastanesi’ne sevk edilen ve yolda kalbi duran yaşlı adamı ambulansta görevli sağlık çalışanları kalp masajı yaparak hastaneye yetiştirdi. Hastanede tıkalı olan 4 damarı açılan ve iki günü yoğun bakım olmak üzere bir hafta hastanede kalan Tanboğa, sağlığına kavuşarak taburcu edildi. Bu olayın ardından bir yıl geçtikten sonra 2023 yılında göğüs ağrısı şikâyetiyle evinde tekrar fenalaşan ve kalbi duran Ramazan Tanboğa’ya yine Güney 112 ekipleri ilk müdahalesini yaparak yaşlı adamı bir kez daha hayata bağladı. Yaşadığı olaylardan sonra Güney 112 Acil Sağlık İstasyonu çalışanlarını unutmayan Tanboğa sıklıkla ziyaretlerine gitti. Bu hafta 112 Acil Sağlık Hizmetleri Haftası olması dolayısıyla da minnet duygularını bir kez daha iletmek için çiçek ve tatlı alan Ramazan Tanboğa sağlık çalışanlarını ziyaret ederek, teşekkürlerini iletti, sağlık çalışanlarına elleriyle tatlı yedirdi. Sağlık çalışanlarının hakkının ödenmeyeceğini, hayattaysa onlar sayesinde olduğunu belirten Ramazan Tanboğa, "2022 ve 2023 yıllarında iki kez kalp krizi geçirdim, ikisinde de kalbim durdu. Güney’de bulunan 112 Acil Sağlık İstasyonu’ndaki sağlık çalışanları iki olayda da çok hızlı müdahale ederek benim tekrar yaşamamı sağladı. Tüm sağlık çalışanlarından Allah razı olsun, konu komşu benim cenazemi beklerken, onlar sayesinde tekrar evime sapasağlam dönebildim. 112 Acil Sağlık Hizmetli Haftası’nda da bir kez daha yanlarına giderek teşekkürlerimi ilettim. Allah hepsine uzun ömürler versin" dedi.
03 Aralık 2025 Çarşamba - 16:39
Gereksiz anjiyo dönemi bitiyor: Edirne’de "Stres Kardiyak MRI" görüntüleme yöntemi uygulanmaya başlandı
Edirne’de kalp damar hastalıklarının tanısında önemli bir adım atarak "Stres Kardiyak MRI" yöntemini klinik uygulamaya kazandırdı. Kalp atardamarlarındaki kan akımını dinamik olarak inceleyen bu gelişmiş teknik, damar darlıklarının işlevsel etkisini ortaya koyarak hastaların tedavi planlarının daha doğru yapılmasına katkı sağlıyor. Kalp damar hastalıklarının erken tanısı ve tedavi planlamasında kritik öneme sahip olan Stres Kardiyak MR’, özellikle koroner arter hastalığı şüphesi bulunan hastalarda büyük avantaj sağlıyor. Stres Kardiyak MRI sayesinde hastaların tedavi süreçlerinde daha isabetli kararlar alınabiliyor ve gereksiz stent uygulamalarının önüne geçilmesi hedefleniyor. Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’nde bu teknolojinin kullanıma girmesiyle birlikte, Edirne başta olmak üzere Kırklareli, Tekirdağ, Çanakkale ve çevre illerdeki binlerce hastanın ileri görüntüleme için büyük şehirlere gitme ihtiyacı azalacak. Uygulamayı gerçekleştiren ekipte yer alan Doç. Dr. Fethi Emre Ustabaşıoğlu, kalbin radyolojik olarak ayrıntılı bir şekilde görüntülenmesinin son yıllarda hem tanı hem de tedavi süreçlerinde büyük önem kazandığını söyleyerek uygulama ile ilgili detayları anlattı. "Gereksiz işlemler artık önlenebilecek" TÜ Radyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fethi Emre Ustabaşıoğlu, yöntemin önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Stres Kardiyak MR’ın, kalp kasının kanlanmasını ve kalp duvar hareketlerini stres altında inceleyerek damar tıkanıklığına dair en doğru keşifleri sunan teknolojilerden biri olduğuna dikkat çeken Ustabaşıoğlu, "Bu işlemle görüntülemeyi yaptıktan sonra kalbe, damarlara işlem yapılıp yapılmayacağını görebiliyoruz ve gereksiz işlemlerin önüne geçebiliyoruz. Bu açıdan da mutlaka kardiyolog doktor arkadaşlarımızla beraber oturup bunu konuşup değerlendirip ona göre karar veriyoruz" dedi. Doç. Dr. Ustabaşıoğlu, Stres Kardiyak MR’ın özellikle anjiyografi kararı alınmadan önce önemli bir yol gösterici olduğunu, böylece hastaların gereksiz girişimsel işlemlerden korunabildiğini vurguladı. 2025 yılının henüz tamamlanmamış olmasına rağmen bu yıl gerçekleştirdikleri sanal anjiyo sayısının 5 bine yaklaştığını belirten Doç. Dr. Ustabaşıoğlu, bu sayıyla yalnızca ülkemizde değil Avrupa’da da en ön sıralarda yer almanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Doç. Dr. Ustabaşıoğlu, ayrıca Kalp MRI tetkikinde bu yıl 400 sayısına ulaştıklarını da sözlerine ekledi. "Önemli bir yeniliğe imza attık" Kasım ayında ilk kez Edirne’de ve bölgede stres kalp MR tetkikini başarıyla uygulayarak önemli bir yeniliğe daha imza attıklarını belirten Doç. Dr. Ustabaşıoğlu, bu gelişmenin hem hastalar hem de üniversite için büyük öneme sahip olduğunu ifade etti. Bu tekniğin, kalp damarlarında orta dereceli darlık bulunan hastalarda kan akışının bozulup bozulmadığını gösterdiğini vurgulayan Doç. Dr. Ustabaşıoğlu, Böylece stentin gerçekten gerekli olup olmadığın netleştiğini ve gereksiz müdahalelerin önüne geçildiğini dile getirdi. Kalple ilgili tüm sonuçların kardiyoloji uzmanlarıyla değerlendirildiğini belirten Ustabaşıoğlu, "Kalp rahatsızlığıyla ilgili gelen bir hastaya, durumuna göre damar yapıları bilgisayarlı tomografiyle görüntülenip sanal anjiyo yapılıyor. Örneğin yüzde 90 darlık varsa, ciddi bir darlık görüldüğü için stent takılması denenecektir. Ancak yüzde 60 gibi darlık ve göğüs ağrısı bulunan hastada bu darlığın gerçekten kalp kasında kanlanma bozukluğu oluşturup oluşturmadığını anlamak için bu yöntemi uyguluyoruz. Görüntüleme esnasında hastaya kalp ritimlerinin tanısı ve tedavisi için kullanılan adenozin ilacını vererek kalbe egzersiz yaptırıp yorulmasını sağlıyoruz. Kalbi yorduğumuzda, o damarın beslediği alanda kan akışının kesintiye uğramasına neden olan bir durum tespit edilirse ve ilacın etkisi geçince bu durum kaybolursa, buraya bir stent konulması gerektiği ortaya çıkar. Tam tersi durumda strese sokulan kalpte damarın beslediği alanda bir sorun yoksa stente gerek yoktur. Bu durumda gereksiz stentlerin önüne geçilmiş oluyor" şeklinde açıklamada bulundu. Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, dekanlıkta düzenlenen toplantıda, hastalara en güncel imkanları sunmak için çalıştıklarını söyledi. Fakültede düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuşan Prof. Dr. Sedat Üstündağ, diğer ilgili bölümlerden hocalarla yapılan toplantı sonucu verilen karara göre hastanın ameliyata alındığını ve sürecin buna göre işlediğini belirtti. Stres Kardiyak MRI’nın ileri düzey uzmanlık gerektirdiğini vurgulayan Radyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nermin Tunçbilek, bu çekimlerin Trakya bölgesinde ilk kez yapıldığını ve görüntülerin değerlendirilmesinin özel bir bilgi birikimi istediğini ifade etti. (ÖC-MEF-
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder