Son Dakika
|
Trump: "İran, benimle anlaşma yapmak için yalvarıyor"
İran, ABD'nin 15 maddelik teklifine resmen yanıt verdi
Yenidoğan çetesi davasında ara karar!
MÜSİAD eski Başkanı Bayram Ali Bayramoğlu tutuklandı
Ordu’da sahile insansız araç olduğu değerlendirilen cisim vurdu
Mehmet Topal, yeniden Petrolul Ploieşti’de
Trump: "NATO ülkeleri, İran konusunda hiçbir şey yapmadı, bunu asla unutmayın"
Depreme alışverişte yakalandılar, yarıda bırakıp kaçtılar
İran, İsrail'e misilleme saldırılarını sürdürüyor
İBB soruşturmasında Muhittin Böcek’in 2 şoförü gözaltına alındı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Fikret Orman: "İtibar suikastı yapıldığını düşünüyorum’’
Sakarya’da sahile dron parçası vurdu
Kastamonu’da 9 öğrenci zehirlendi, işletme mühürlendi
Rutte: "NATO çok güçlü bir ittifak, bunu Türkiye'ye yönelen üç füze konusunda gördünüz"
Mehmet Topal, yeniden Petrolul Ploieşti’de
Depreme alışverişte yakalandılar, yarıda bırakıp kaçtılar
ABD Başkanı Trump: "İran müzakere halinde ve bir anlaşmaya varmayı çok istiyor"
SAĞLIK
Manisa’da diyabet hastalarının şeker ölçüm sensörleri Büyükşehir’den
26 Mart 2026 Perşembe - 18:31:21
Manisa Büyükşehir Belediyesi, diyabetle mücadele eden vatandaşların yaşam kalitesini artırmak için anlamlı bir projeyi hayata geçirdi. Sosyal belediyecilik anlayışıyla başlatılan çalışma kapsamında, Manisa’da ikamet eden ihtiyaç sahibi Tip-1 diyabet hastalarına şeker ölçüm sensörü desteği verilecek. Özellikle 18 yaşını dolduran bireylerde devlet desteğinin sona ermesiyle oluşan mağduriyeti gidermeyi hedefleyen Manisa Büyükşehir Belediyesi, yüksek maliyeti nedeniyle temin edilmekte zorlanılan bu cihazları hak sahibi vatandaşlara ücretsiz ulaştıracak. Destekten yararlanmak için Manisa il sınırlarında ikamet etmek, diyabet tanısı almış olmak ve sosyal yardım kriterlerine uygunluk şartı aranacak. Başvurular dijital ortamda alınacak 18 yaş altı hastaların başvuruları devlet desteği kapsamında oldukları için kabul edilmeyecek. Proje yalnızca 18 yaş üzeri ihtiyaç sahiplerini kapsayacak. Adaylar, Manisa Büyükşehir Belediyesinin resmi internet sitesindeki başvuru linki üzerinden form doldurarak taleplerini iletebilecek. Başvuru sırasında sağlık raporunun sisteme yüklenmesi zorunlu tutulurken, raporu eksik olan başvurular geçersiz sayılacak. "Bu cihazlar lüks değil, hayati bir ihtiyaçtır" Hizmetin önemine dikkat çeken Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, vatandaşların sağlığa erişimini kolaylaştırmaya devam edeceklerini belirterek şunları söyledi: "Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak en öncelikli görevimiz, hemşehrilerimizin yaşam kalitesini artırmak ve halk sağlığını korumak adına her türlü imkanı seferber etmektir. Şeker ölçüm sensörleri, diyabet hastalarımız için bir tercih değil, hayati bir zorunluluktur. 18 yaşından sonra bu desteğin kesilmesi hemşerilerimizi hem sağlık hem de ekonomik açıdan zor bir durumda bırakıyordu. Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak bu yükü devralıyor ve sensörleri ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza biz sağlıyoruz. Kimsenin imkansızlık nedeniyle sağlığından ödün vermesine izin vermeyeceğiz. Her zaman yanınızdayız"
26 Mart 2026 Perşembe - 17:04
Defne Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Ünitesi 300 bin seans gerçekleştirdi
Hatay’da Defne Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Ünitesi, faaliyete başlamasından bu yana yaklaşık 20 bin hastaya hizmet vererek 300 bin fizik tedavi seansı gerçekleştirdi. Asrın felaketinin ardından Defne ilçesine kısa sürede inşa edilen Defne Devlet Hastanesi, bölgedeki afetzede vatandaşlara şifa dağıtmaya devam ediyor. Defne Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Ünitesi; 2 fizik tedavi uzman hekimi, 11 fizyoterapist, 2 fizik tedavi teknikeri ve 1 ergoterapi teknikeriyle vatandaşlara hizmet sunuyor. Fizik Tedavi Ünitesi; yaklaşık 20 bin hastaya hizmet sunarken, hasta başına ortalama 15 seans olmak üzere toplamda 300 bin fizik tedavi seansı gerçekleştirdi. 15 yatak kapasitesi, 4 yataklı egzersiz odası ve 1 ESWT odası ile donatılan fizik tedavi ünitesi; halen aylık ortalama 500 hastaya fizik tedavi hizmeti veriyor. Açıldığı günden bu yana mesai saatleri dışında da hizmet sunan fizik tedavi ünitesi, akşam saatlerinde de tedavi imkanı sağlayarak özellikle gündüz saatlerinde hastaneye gelemeyen vatandaşlar için büyük kolaylık oluşturuyor. Bu yönüyle fizik tedavi ünitesi, sunduğu akşam hizmeti ile bölgede örnek ve öncü bir birim olma özelliğini taşıyor.
26 Mart 2026 Perşembe - 16:58
Tıpta nadir vaka: Eğri göğüs kafesi ve skolyoza rağmen kalbi saatlerce durdurularak hayata döndürüldü
Doğuştan göğüs deformitesi ve ileri düzey skolyozun kalp ve damar yerleşimini değiştirdiği 69 yaşındaki hasta, Samsun Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen yüksek riskli ve nadir ameliyatla hayata tutundu. Samsun’un Ayvacık ilçesinde yaşayan Ali Akan, ileri derecede nefes darlığı ve halsizlik şikayetleriyle hastaneye başvurdu. Hastada yapılan tetkiklerde, kalpten çıkan ana damar olan aortta hayati risk taşıyan ciddi genişleme ve ileri kapak yetmezliği tespit edildi. Ayrıca "dolikoaorta" olarak adlandırılan, aortun normalden uzun ve kıvrımlı olduğu nadir bir damar yapısına sahip olduğu belirlendi. Göğüs deformitesi ve omurga eğriliği nedeniyle kalp ve büyük damarların yerleşiminin tamamen değiştiği hastada, aortun göğüs kemiği altında derin ve ulaşılması güç bir konumda bulunması ameliyatı zorlaştırdı. Yüksek risk taşıyan vaka için Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Samsun Şehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı’ndan Doktor Öğretim Üyeleri Dr. Emrah Ereren ve Dr. İlker Hasan Karal, Göğüs Cerrahisi Dr. Öğretim Üyesi Gül Temel, Anestezi Uzmanı Doç. Dr. Şenay Canikli Adıgüzel ve Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Hüseyin Ağırbaş’tan oluşan ekip standart yöntemlerin dışına çıkarak özel bir operasyon planı hazırladı. Ameliyatta klasik tam göğüs açılması yerine "inferior parsiyel sternotomi" yöntemi tercih edilirken, operasyonun başlangıcında kasık damarları üzerinden kalp-akciğer makinesine bağlanarak güvenli dolaşım sağlandı. 3 saat boyunca kalbini durdurdular Yaklaşık 3 saat boyunca kalbin durdurulduğu ameliyatta, genişlemiş ve uzamış aort tamamen çıkarılarak yerine biyolojik kapak içeren yapay damar yerleştirildi. Kalbi besleyen damarlardan birinin uygun pozisyonda olmaması nedeniyle ileri cerrahi tekniklerden "cabrol yöntemi" kullanılarak damar ile yeni aort arasında bağlantı kuruldu. Aortun üst bölümündeki yapısal farklılıklar da özel greftlerle yeniden oluşturularak ana damarla birleştirildi. Kalp-akciğer makinesi desteğiyle gerçekleştirilen operasyon sırasında hastanın beyin ve organ dolaşımı stabil şekilde korundu. Ameliyat sonrası kalp ritminin kendiliğinden normale döndüğü, hastanın herhangi bir destek tedavisine ihtiyaç duyulmadan cihazdan ayrıldığı ve genel sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Yapılan işlem hakkında bilgi veren Kalp ve Damar Cerrahisi Doktor Öğretim Üyesi Dr. Emrah Ereren, "Normal ameliyatlarda biz kalp, akciğer pompasına girdiğimiz için kalp ameliyatlarında bir miktar kalp duruyor. Vücut ısısı 30 dereceye kadar düşürülüyor. Yine ameliyat esnasında ameliyatın yerleşiminden ve kemikle olan ilişkisinden dolayı hastayı kasık damarlarında kalp ve akciğer pompasına bağladık. Bu standart yaklaşımlarından dolayı bu hastaya özel uygulamalar yapmak zorunda kaldık. Özellikle göğüs kafesinin kalbe bası yaptığı nokta vardı. Şah damarları da göğüs kemiği ile ilişki içindeydi. Bu ilişkinin olmadığı kısımları açarak ameliyatı yaptık. Yandan yapmak mümkün değildi. Kaburga aralıkları çok daralmıştı. Buradaki en büyük problem aorta ulaşmaktı. Göğüs ön arka çapı çok arttığı için aort çok derinde ve serbest diyebileceğimiz bir pozisyonda değildi. Koroner damarlarını yeni koyduğumuz grefte bağlayarak çözdük" dedi. "Bir sıkıntı yaşamadık" Anestezi Uzmanı Doç. Dr. Şenay Canikli Adıgüzel, "Bu tür hastalar özellik içerirler. Bu özellik nedeniyle bizim farklı hazırlıklarımızın olması gerekiyor. Hastayı öncenden bildiğimiz için özellikle hava yolu sağlama gereçlerimizi temin ederek hazırlamıştık. Sıkıntı yaşamadan cerrahi için anestezi şartlarını sağlayabildik. Solunum makinesinden ayrılma aşamasında da bir sıkıntı yaşamadık" diye konuştu. Göğüs Cerrahisi Uzm. Dr. Öğretim Üyesi Necmiye Gül Temel, "Kalp damar cerrahisi açısında sıkıntılı bir cerrahiydi. Bizim tecrübeli olduğumuz bir bölüm. Çok şükür bir sıkıntı yaşamadan hastamız toparladı" şeklinde konuştu. Hasta Ali Akan ise çok iyi durumda olduğunu yeniden hayata döndüğünü söyledi.
26 Mart 2026 Perşembe - 15:56
Medline Adana Hastanesi’nde radyasyon onkolojisi bölümü hizmete girdi
Modern tıbbın önemli tedavi alanlarından biri olan radyasyon onkolojisi bölümü Medline Adana Hastanesi’nde düzenlenen açılış ile bölge halkının hizmetine girdi. Medline Adana Hastanesi’nde hizmete giren radyasyon onkolojisi bölümü, ileri teknoloji cihaz altyapısının yanı sıra alanında deneyimli ve uzman hekim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Hastane yönetimi, bölümün açılması ile beraber kanser tedavisinde önemli bir yere sahip olan radyoterapi uygulamalarını yüksek hassasiyet ve hasta odaklı bir yaklaşımla sunmayı hedefliyor. Hizmete alınan radyasyon onkolojisi bölümü için hastanede düzenlenen açılış etkinliği oldukça geniş bir katılımla gerçekleşti. Etkinliğe hastanenin yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu üyeleri, Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Fatma Akdoğan, farklı branşlardan çok sayıda hekim, sağlık çalışanları, personeller ve misafirler katıldı. Dr. Attila: "Hastalarımıza güncel tedavi yöntemlerini sunuyoruz" Etkinlikte kısa bir konuşma yapan Medline Adana Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Kemal Attila, büyük emekler ve uzun bir sürecin sonunda gerçekleştirdikleri yatırımın, sundukları sağlık hizmetlerinin kalitesini daha da artırmaya yönelik önemli bir adım olduğunu söyledi. Radyasyon onkolojisinin, kanser tedavisinde cerrahi ve kemoterapi ile birlikte en temel üç yaklaşımdan biri olarak kabul edildiğini ifade eden Dr. Attila, "Günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte radyoterapi uygulamaları çok daha hassas, güvenli ve etkili hale gelmiş, hastalara daha konforlu bir tedavi süreci sunulmaya başlanmıştır. Radyasyon onkolojisinin önemi, yalnızca tedavi edici rolüyle sınırlı değildir; aynı zamanda kanser hastalarının yaşam kalitesini artırmada da kritik bir yere sahiptir. Bu yönüyle radyasyon onkolojisi, modern onkolojik tedavi yaklaşımlarının vazgeçilmez bir parçasıdır. Buradaki amacımız, hastalarımıza güncel tedavi imkanlarını sunarak onların bu süreçlerini en etkin ve başarılı şekilde yönetmektir" dedi. Radyasyon onkolojisi bölümünün sadece Adana’ya değil, bölgenin sağlık altyapısına da ciddi katkılar sağlaması bekleniyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
26 Mart 2026 Perşembe- 10:27
Boynunda kemoterapi, kalbinde meslek aşkı: İki farklı kanser ile mücadele eden hekimin sarsılmaz azmi
2
25 Mart 2026 Çarşamba- 15:59
Patnos Devlet Hastahanesi’nde modern cerrahi operasyonu
3
25 Mart 2026 Çarşamba- 12:16
Annesini kanserden kaybeden lise öğrencisi, kanseri teşhis eden yapay zeka destekli proje geliştirdi
4
25 Mart 2026 Çarşamba- 08:59
"Her az yiyen çocuk iştahsız değil"
5
25 Mart 2026 Çarşamba- 16:10
Ankara’da ‘Dünya Tüberküloz Günü’ sempozyumu düzenlendi
08 Aralık 2025 Pazartesi - 11:20
‘Bahis’ soruşturması nedeniyle gözaltına alınan Ahmet Çakar hakkındaki gözaltı kararı kaldırıldı
Futbol dünyasında 'bahis oynama' iddiasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, Ahmet Çakar hakkındaki gözaltı kararı sağlık durumu gerekçesiyle kaldırıldı. Çakar'ın, tedavisinin ardından sağlık durumuna göre adliyede mevcutlu olarak hazır edilmesi için talimat verildiği öğrenildi.
08 Aralık 2025 Pazartesi - 11:19
Uzm. Dr. Gülşan’dan çocuklarda kabızlık uyarısı
Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Meltem Gülşan, çocuklarda görülen kabızlık şikayetlerine yönelik önemli açıklamalarda bulundu. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Meltem Gülşan, son dönemlerde çocuklarda kabızlık şikayetlerinin belirgin şekilde arttığını söyleyerek ailelere önemli bilgiler verdi. Çocukların beslenme düzenine dikkat çeken Uzm. Dr. Gülşan, ekran başında geçirilen uzun saatler ve azalan fiziksel hareketliliğin kabızlığın görülme oranını yükselttiğini söyledi. "3 günden uzun süren durumlar ciddiye alınmalı" Uzm. Dr. Meltem Gülşan, kabızlığın sadece tuvalete çıkamama sorunu olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, "Normalden daha sert dışkılama, karın ağrısı, iştahsızlık, dışkılama sırasında ağlama veya korkma gibi belirtiler kabızlığın işaretçisi olabilir. Özellikle 3 günden uzun süren kabızlık durumlarında mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır" dedi. "Beslenmenin rolü büyük" Dr. Gülşan, yanlış beslenme alışkanlıklarının kabızlığın en önemli nedenlerinden biri olduğunu belirterek lif açısından fakir beslenme (fast food, paketli gıdalar, beyaz ekmek ağırlıklı menüler), yetersiz su tüketimi, süt ve süt ürünlerinin aşırı tüketimi, düzensiz öğünlerin kabızlığı tetiklediğini söyledi. Gülşan, "Ailelerin özellikle su, sebze, meyve, kuru kayısı, armut, yulaf gibi lif açısından zengin besinleri günlük beslenmeye eklemesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Tuvalet eğitimi ve psikolojik etkenler de önemli" Uzm. Dr. Meltem Gülşan, bazı çocukların tuvalet eğitimine başlarken zorlandığını veya tuvaletini tutma alışkanlığı geliştirdiğini dile getiriyor. Bu durumun bağırsak hareketlerini yavaşlatarak kabızlığı artırabileceğini ifade eden Gülşan, "Çocuğa baskı yapılmamalı, tuvalet eğitimi yumuşak bir geçiş süreci olmalı. Tuvalet korkusu varsa bu mutlaka gözlemlenmeli ve gerekirse bir uzman desteği alınmalı. Tuvalet zamanı oyunlaştırılarak çocuk için daha rahat bir ortam oluşturulmalı" şeklinde konuştu. "Tedavisiz bırakılmamalı" Dr. Gülşan, kabızlığın tedavi edilmediğinde daha ciddi problemlere yol açabileceğini de söyleyerek, "Dışkı birikmesine bağlı olarak makat çatlakları, iştahsızlık, huzursuzluk, kilo kaybı ve çocuklarda tuvalet kaçırma gibi problemler ortaya çıkabilir. Bu nedenle kabızlık uzun sürdüğünde ailelerin vakit kaybetmeden doktora başvurması gerekir" diye konuştu.
08 Aralık 2025 Pazartesi - 11:19
"Şok dalga tedavisi lipödem hastalarında ağrıyı hafifletiyor"
Lipödem hastalarında bacaklarda simetrik yağ birikimi, ağrı ve hassasiyet günlük hareketliliği önemli ölçüde azaltabilir. Uzm. Dr. Göksel Çelebi, lipödem tedavisinde şok dalga (ESWT) uygulamasının dolaşım ve doku elastikiyeti üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Lipödem, çoğunlukla bacaklarda ve bazen kollarda simetrik yağ dokusu artışıyla seyreden dokunmaya karşı hassasiyet, ağrı ve kolay morarma ile karakterize kronik bir tablodur. Hastalık zaman içerisinde ilerleyerek şişlik hissi, gerginlik ve hareket kısıtlılığına yol açabilir. "Bu değişiklikler, kişinin günlük aktivitelerini sürdürmesini güçleştirirken ilerleyen dönemlerde psikososyal etkiler de ortaya çıkabilir" diyen Medicana Kadıköy Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Göksel Çelebi, lipödemin çoğu zaman obezite veya selülit ile karıştırıldığını belirterek doğru tanının önemine dikkat çekti. Uzm. Dr. Göksel Çelebi, genetik yatkınlık ve hormonal değişimlerin hastalığın gelişiminde temel rol oynadığını ifade ederek tedavi yaklaşımının kişiye özel planlanması gerektiğini vurguladı. Uzm. Dr. Göksel Çelebi açıklamasında şu değerlendirmelere yer verdi: "Lipödemde yağ hücrelerinin yapısında ve dağılımında farklılıklar görülür. Bu nedenle yalnızca diyet ve egzersizle kalıcı azalma sağlanamayabilir. Tedavide amaç; dokulardaki sertliği azaltmak, dolaşımı desteklemek ve ağrı şikâyetini hafifletmektir. Fizik tedavi uygulamaları, kompresyon ürünleri, manuel lenf drenajı ve gerektiğinde şok dalga tedavisi bu süreçte birlikte değerlendirilebilecek seçeneklerdir." ESWT, lipödemde kişiye özel destekleyici bir yaklaşım sunuyor Lipödemde destekleyici tedaviler arasında yer alan ESWT, cilt altı dokulara uygulanan düşük frekanslı akustik dalgalar aracılığıyla mikrosirkülasyonun artırılmasını hedefler. Uygulama ile bölgedeki dolaşımın desteklenmesi, doku sertliğinin yumuşaması ve ağrı hissinin azalması amaçlanır. Seanslar hastalığın evresi, kişinin doku yanıtı ve eşlik eden şikâyetlere göre planlanır. Tedavi sürecine ilişkin görüşlerini aktaran Uzm. Dr. Göksel Çelebi, ESWT’nin tek başına bir tedavi olmadığına dikkat çekerek şu bilgileri paylaştı: "ESWT, uygun hastalarda doku esnekliğini artırmaya yardımcı olabilen bir yöntemdir. Ancak en iyi sonuç genellikle manuel lenf drenajı, kompresyon ürünlerinin düzenli kullanımı ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle birlikte uygulandığında elde edilir. Tedavi planının mutlaka kişiye özel yapılması gerekir." Lipödemde yaşam alışkanlıkları tedaviyi güçlendiriyor Lipödem sürecinde düzenli yürüyüşün, su içi egzersizlerinin ve kas yapısını koruyan kontrollü hareketlerin dolaşımı destekleyebileceğini belirten Uzm. Dr. Göksel Çelebi, "Uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçınmak, tuz tüketimini azaltmak ve kompresyon giysilerinin düzenli kullanımı, tedavinin devamlılığı açısından önem taşır. Lipödem, erken dönemde tanı konulduğunda ve bireye özel tedavi planı hazırlandığında yaşam kalitesinin belirgin şekilde iyileştirilebildiği bir sağlık problemidir. ESWT gibi destekleyici tedaviler, uygun hastalarda değerlendirilerek sürece katkı sağlayabilir. Tedavi kararı ve uygulama sıklığı her zaman hekim değerlendirmesi doğrultusunda planlanmalıdır" ifadelerini kullandı.
08 Aralık 2025 Pazartesi - 11:13
Kilo aldığını sandı, 7 buçuk kilogramlık dev böbrek kitlesi taşıdığı ortaya çıktı
İlk zamanlarda kilo aldığını zanneden ve yaşadığı komplikasyonların geçmemesi sonucu hastaneye başvuran adam, yapılan tetkikler sonucu böbreğinde 7 buçuk kilogramlık kitle olduğunu öğrendi. Ankara’da yaşayan 46 yaşındaki Ahmet Demir, midesindeki şişkinlik ve sertlik sebebiyle Ankara Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvurdu. İlk zamanlarda kilo aldığını zannettiğinden dolayı problemlerini önemsemeyen Demir, yapılan tetkikler sonucunda nadir rastlanan 7 buçuk kiloluk dev böbrek kitlesi taşıdığını öğrendi. Demir, tedavisinin ardından 11 kilo verdi. Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği Eğitim ve Klinik Sorumlusu Doç. Dr. Serdar Toksöz, hastanın Hatay’dan Ankara’ya yönlendirildiğini aktararak, "Orada karnında büyük bir kitle tespit edilmiş. İleri tetkik ve tedavi için bize yönlendirildi. Biz de yaptığımız değerlendirmede bunun büyük bir böbrek kitlesi olduğunu tespit ettik. Bu nadir olarak tespit edilmiş durumlardan birisidir. Tedavisi de oldukça ileri merkezlerde, deneyimli merkezlerde yapılmaktadır" diye konuştu. "10 bin vakada bir bu kadar büyük böbrek kitleleri görülebilmektedir" Büyük kitlelerde açık cerrahi yönteminin tercih edildiğini dile getiren Toksöz, "Yaklaşık 40 cm’ye yakın bir kesiye ihtiyaç duyuyordu. Biz kendi planladığımız yöntemle bu kesiti kademeli olarak küçülttükten sonra, kitleyi küçülttükten sonra laparoskopik olarak 3 tane delikten ameliyatını gerçekleştirdik. Yaklaşık olarak 10 bin vakada bir bu kadar büyük böbrek kitleleri görülebilmektedir. Hastanın böbreğin içinde taşı da vardı" ifadelerini kullandı. Büyük böbrek kitlesinin enfeksiyon gibi hastalıklara yol açabildiğini anlatan Toksöz, "Ahmet Bey’in bu büyük böbrek kitlesi tansiyon hastalığına sebep olabilir. Boşalttığımız suda da ciddi enfeksiyon vardı. Ciddi enfeksiyona da sebep olabiliyor. Diğer böbreği de etkileyen enfeksiyonlara sebep olabiliyor. Taşlar da iritasyon sonucu böbrek kitlelerine sebep olabilmektedir" şeklinde konuştu. "Kademeli olarak büyüdüğü için bunun farkına varmamıştı, kilo aldığını düşünüyordu" Hastanın kitleden şüphelenmediğini kilo almış gibi hissettiğini belirten Toksöz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ameliyat cerrahi süresi yaklaşık olarak 6 saat sürdü. Çok büyük bir böbrek kitlesi karaciğere, bağırsaklara, büyük damarlara yapışık haldeydi. Biz yavaş yavaş, adım adım, kontrollü bir şekilde ilerleyerek hastanın herhangi bir organına zarar vermeden bu işlemi gerçekleştirdik. Hastamız daha çok karında kilo almış gibi hissediyordu. Kademeli olarak büyüdüğü için bunun farkına varmamıştı. Kilo aldığını düşünüyordu. Genelde bazen bu böbrek kitleleri büyürken ağrı yapmaz. Alıştıra alıştıra bir büyüme süreci oluşabilmektedir. Bunun en iyi yöntemi, aralıklı olarak doktor kontrolüne gitmektir." Hastanın ameliyatının başarılı şekilde geçtiğini ifade eden Toksöz, "Ameliyat sonrasında da diğer organlarda herhangi bir hasar bulunmamaktadır. Bağırsakları da, karaciğeri de gayet güzel uygun şekilde çalışmaktadır" dedi. Kademeli olarak büyüyen kitle, hayatını olumsuz etkiledi Hasta Ahmet Demir, ilk şikayetlerinin midesinde şişkinlik ve sertlik olduğunu söyleyerek, "Son zamanlarda hızlı ve bariz bir şekilde görülmeye başladı ve benim hareketlerimi de kısıtlamaya başladığı için başvurdum. Bunun daha önceden, 5 yılı daha aşkın süre içerisinde başlayıp devam eden bir rahatsızlık olduğunu söyledi ve acilen işlemlere başladılar" diye konuştu. Ameliyattan önce hareket kısıtlılıkları olduğunu dile getiren Demir, "İş hayatımda hareket kısıtlılıklarım çok fazlaydı. Eğilme, kalkma, dönme mesela uykularımda sadece sol yanıma yatabiliyordum. Sırt üstü yatamıyordum" ifadelerine yer verdi. "Benden yaklaşık 11-12 kilo eksildi" Ameliyattan sonra hafiflemiş hissettiğini söyleyen Demir, "Midemde boşluklar oldu. Bu hastane döneminde onun şeylerini anlamadım ama ayağa kalktıktan sonra benden yaklaşık 11-12 kilo eksildi. Bunun rahatlığı, hafifliği, hareketlerim de daha çevik, atak oldu. Uykularım da olsun, vücut olarak daha rahat bir seviyeye geldim" şeklinde konuştu.
08 Aralık 2025 Pazartesi - 10:42
Mudanya Üniversitesi öğrencileri sağlık için seferber oldu
Her dört kişiden biri, yaşamının bir döneminde ruh sağlığıyla ilgili bir sorun yaşadığına dikkat çeken Mudanya Üniversitesi öğrencileri, toplumun ruh sağlığını desteklemek hedefiyle Mudanya sahilinde konuyla ilgili stant çalışmaları başlattı. Toplum ruh sağlığı konusunda etki oluşturmak amacıyla, Mudanya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğretim üyelerinden Doç. Dr. Şenay Sarmasoğlu Kılıkçıer ve Öğretim Görevlisi Şeyma Erkuş öncülüğünde yürütülen "Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği" dersi kapsamında anlamlı bir iş birliği hayata geçirildi. Mudanya Şaziye Rüştü Sağlıklı Hayat Merkezi iş birliğiyle hayata geçen uygulama kapsamında, toplumun ruh sağlığını desteklemeye yönelik konuyla ilgili stant çalışmaları sahil hattında uygulamaya başlandı. İlk stant, "Gerginlikten Özgürlüğe: Stresle Baş Etme Yolları" Mudanya sahilinde kuruldu. Standı ziyaret eden vatandaşlara stresle baş etme yolları, nefes egzersizleri ve temel sağlık ölçümleri sunuldu. Katılımcılarla birebir etkileşimli yapılan bu çalışmaların bireylerin iyilik hâline katkı sunduğu gözlemlendi. Etkinlik, sadece bireysel fayda sağlamakla kalmayıp, koruyucu ruh sağlığı yaklaşımını ve meslekler arası iş birliğinin önemini vurgulayan örnek bir model olarak dikkat çekti. Halkın yoğun ilgisi ve olumlu geri bildirimleri, bu çalışmanın toplumsal karşılığını da gözler önüne serdi. Projenin temel amacı, toplumun ihtiyaçlarına yanıt vermek ve karşılaştıkları tüm sorunlarda yanlarında olabilmek. Bu doğrultuda, sağlık hizmetlerini sahile taşıyarak herkes için erişilebilir ve bütüncül bir iyilik hali oluşturmayı hedefliyor. Proje kapsamında kurulan stantlar, 5 Aralık - 8 Ocak tarihleri arasında, haftanın belirli günlerinde 13.00-15.00 saatleri arasında Mudanya sahilinde ziyaret edilebilecek. Yetkililer, Mudanya halkını ve bölgeye yolu düşen herkesi bu sağlıklı buluşmalara davet ediyor.
08 Aralık 2025 Pazartesi - 10:37
Hisarcık’ta 10 kez kan bağışladı bronz madalya aldı
Kütahya’nın Hisarcık ilçesinde Kızılay’a düzenli olarak kan bağışında bulunan Mehmet İşler, 10. bağışını tamamlaması dolayısıyla bronz madalya ve beratla ödüllendirildi. İlçede elektrikçilik yapan Mehmet İşler’e bronz madalya ve beratı, Kızılay Hisarcık İlçe Temsilcisi Mustafa Şen tarafından takdim edildi. Kütahya Kızılay Kan Merkezi’ne düzenli şekilde kan bağışında bulunduğu belirtilen İşler’in örnek bir gönüllü olduğu ifade edildi. Türk Kızılay’ın, gönüllü ve düzenli kan bağışçılarını hatıra niteliğindeki madalya ve beratlardan oluşan ödül sistemiyle teşvik ettiğini belirten İlçe Temsilcisi Mustafa Şen, sağlıklı vatandaşlara kan bağışında bulunma çağrısında bulundu. Şen, kanın acil değil sürekli bir ihtiyaç olduğunu vurgulayarak bağışların önemine dikkat çekti.
08 Aralık 2025 Pazartesi - 10:21
Çermik Devlet Hastanesi otoparkı genişletiliyor
Yaklaşık olarak iki yıl önce hizmete giren Diyarbakır’ın Çermik İlçe Devlet Hastanesi otoparkında genişletme çalışmaları başladı. Mevcut Çermik Devlet Hastanesi otoparkı, yoğun kullanım nedeni ile yetersiz kaldı. Yetkililer vatandaşların sorununu giderme adına çalışma başlattı. Hastane otoparkını yenileme ve iyileştirme kararı alan yönetim çalışmalara başladı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Çermik Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Umut Karagöz, ’’Hastalarımıza daha konforlu, güvenli ve kaliteli hizmet sunabilmek için yenileme çalışması başlattık. Bu süreçte oluşabilecek aksaklıklardan dolayı vatandaşlarımızdan anlayış bekliyoruz’’ dedi.
08 Aralık 2025 Pazartesi - 10:18
Kronik uyku yoksunluğu alzheimera yol açabilir
Eskişehir Özel Ümit Vişnelik Hastanesi Uzm. Dr. Rabia Sedef Üre, 3 aydan uzun süren uykuya dalma ve sürdürme problemlerinin kronik uyku yoksunluğuna dönüştüğünü ve sürecin alzheimera kadar gidebildiğini belirterek önemli uyarılarda bulundu. Uykuya dalmakta zorlanma, gece boyunca sık sık uyanma ya da sabahları erkenden kalkma gibi şikayetlerle kendini gösteren ’Uyku Yoksunluğu’, modern yaşamın en yaygın sağlık sorunlarından biri haline geldi. Eğer uykuya dair sorunlar en az üç ay boyunca aralıksız devam ederse, bu artık basit bir yorgunluk olmaktan çıkıp kronik uyku yoksunluğu adını alıyor ve kişinin fiziksel ve zihinsel sağlığını derinden etkileyebilecek kalıcı bir duruma işaret ediyor. Eskişehir Özel Ümit Vişnelik Hastanesi Uzm. Dr. Rabia Sedef Üre, konuyla alakalı uyarılarda bulundu. "İleri yaşlarda daha fazla görülmektedir" Uyku yoksunluğunun her yaş grubunda görülebildiğini ama yetişkinler ve özellikle de kadınlarda daha fazla karşılarına çıktığını ifade eden Uzm. Dr. Rabia Sedef Üre, "İleri yaşta özellikle Uyku Sirkadiyen Ritmi dediğimiz uyku-uyanıklık döngüsünde bozulmalar olmasıyla birlikte bazı hormonsal değişiklikleri, ileri yaşta daha fazla görüyoruz" dedi. "Tansiyon hastalıkları, kronik uyku yoksunluğuna neden olabiliyor" Kronik uyku yoksunluğunun fizyolojik ve psikolojik mekanizmalar üzerinde etkili olabildiğini belirten Rabia Sedef Üre, "Metabolik hastalıklar; şeker, kalp, tansiyon hastalıkları gibi diğer tıbbi durumlar, kronik uyku yoksunluğu sendromuna neden olabiliyor. Ama en sık görülen tiplerinden biri, biraz da psikolojik kökeninden kaynaklı olarak, uyku yoksunluğudur" şeklinde konuştu. "Aile, sosyal ve iş yaşamını olumsuz etkileyebiliyor" Hastalarına tıbbi olarak 7 saatin altında uyumalarını önermeyen Uzm. Dr. Rabia Sedef Üre, "Öncelikle gün içinde dikkat, konsantrasyon, kaybı, yorgunluk, uyku isteği gibi kişinin aile, sosyal ve iş yaşamını olumsuz etkileyebilen durumlar oluşabiliyor. Uzun vadede de sıkıntılarından daha çok korkuyoruz çünkü kardiyovasküler sistem üzerinde ciddi yan etkileri bulunmaktadır. Kronik uyku yoksunluğunun obezite, insülin direnci ve diyabetle ilişkisi kanıtlanmış durumdadır. İnme, kalp ve damar hastalıkları gibi hastalıklarla kesinlikle ilişkisi kanıtlanmış durumda. Kronik uyku yoksunluğunun daha uzun vadede alzheimer tipi demansla direkt ilişkili olduğunu biliyoruz. Bu yüzden mutlaka hastanın eğitilmesi gerekiyor. Tedavilerden yanıt alamazsak, ek olarak ilaç tedavilerinden de faydalanabiliyoruz. Ama esas olayın kökenine inip sebebini bulup onu tedavi etmek, ilk amacımızdır" dedi.
08 Aralık 2025 Pazartesi - 10:10
İstanbul’da aynı doktorun yönettiği çoklu doğumlarda 8 bebek dünyaya geldi
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde aynı doktorun 4 hastası aynı gün doğum yaptı. Saatler içerisinde gerçekleşen 2 ikiz, 1 üçüz ve 1 tekil doğum, hastane ekibinde büyük heyecana neden oldu. Toplam 8 bebeğin dünyaya geldiği doğumlar, başarıyla tamamlandı. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hazel Çağın Kuzey, yaşanan süreç ve çoğul gebeliklerde alınması gereken önlemlerle ilgili açıklamalarda bulundu. Aynı gün yaşanan çoklu doğumların oldukça nadir olduğunu vurgulayan Dr. Kuzey, "Üç çoğul gebeliğin aynı gün doğurması benim için de ilk defa olan bir deneyim oldu. Üçü de acil ve plansız şekilde gerçekleşti. Üst üste gelmesi oldukça ilginçti. Sanki bebekler birbirleriyle sözleşmiş ve o gün doğmak istemiş gibiydi" dedi. "Herkes özveriyle çalıştı" Doğumların zamanlamasının ekip için yoğun bir tempo oluşturduğunu belirten Kuzey, "İlk doğumla ikinci ikiz doğum arasında bir süre vardı ancak ikinci ikiz doğumla üçüz doğum neredeyse arka arkaya gerçekleşti. İkinci ikiz doğum sürerken üçüz gebemiz ameliyathaneye alındı. Kadın doğum servisi ve ameliyathane ekiplerimiz bu tür acil durumlara oldukça alışık. Ameliyathanemiz geniş, ekibimiz sayıca yeterliydi ve herkes özveriyle çalıştı. Sadece yeni doğan yoğun bakım ekibimizi biraz fazla yormuş olduk" diye konuştu. "Doğumlar spontane gelişti" Doğumların hiçbirinin tüp bebek yöntemiyle gerçekleşmediğine dikkat çeken Dr. Kuzey, "Bu üç gebelik de spontane gebeliklerdi. Zaten çoğul gebelik oranları oldukça düşükken, üç çoğul gebeliğin aynı anda doğurması çok nadir bir durum" ifadelerini kullandı. "Çoğul gebeliklerde takip hayati öneme sahip" Çoğul gebeliklerin yüksek risk taşıdığına vurgu yapan Dr. Kuzey, "Bu gebelikleri tekil gebeliklere göre çok daha sık takip ediyoruz. Düşük ve erken doğum riski yüksek olduğu için koruyucu tedaviler uyguluyoruz. Takip sürecini perinatoloji bölümümüzle iş birliği içinde yürütüyoruz" dedi. "Hekimlerinin önerilerini mutlaka dikkate almalılar" Çoğul gebelik bekleyen anne adaylarına da seslenen Dr. Kuzey, "Perinatoloji ve kadın doğum hekimlerinin önerilerini mutlaka dikkate almalılar. Daha sakin ve kontrollü bir gebelik süreci geçirmelerini öneriyorum" diye konuştu. Aynı gün toplam 4 sezaryen doğum gerçekleştiğini aktaran Dr. Kuzey, toplamda 4 erkek ve 4 kız bebeğin dünyaya geldiğini söyledi.
08 Aralık 2025 Pazartesi - 10:02
İstanbul Tıp Fakültesi hekimlerinin projesine TÜBİTAK’tan destek
İstanbul Üniversitesi-İstanbul Tıp Fakültesi hekimlerinin hem hastaya hem doktora muayene sürecinde kazanımlar sağlaması amacıyla çalıştıkları ‘Visit-e: Hastaları Doktor Randevusuna Hazırlayan Yapay Zeka Tabanlı Asistan’ projesi TÜBİTAK’tan destek almaya hak kazandı. Projeyle ilgili konuşan Doç. Dr. Naci Şenkal, "Pilot uygulamaya Ocak 2026’da hastanemizde başlayacağız. Yapay zeka, hastaya şikayetleri yönünde sorular soracak, sonucunda hastayı hekime hazır hale getirmiş olacak. MHRS’yi buna entegre edip ardından tüm dünyaya bu projeyi çıktı haline getirip bir satış, pazarlama haline getirme hedefimiz de var. Kesinlikle bir tavsiye yok, tamamen hastayı hekime hazırlama programı" dedi. İstanbul Üniversitesi- İstanbul Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Naci Şenkal ile Dr. Timur Cebeci üzerinde çalıştıkları ‘Visit-e: Hastaları Doktor Randevusuna Hazırlayan Yapay Zeka Tabanlı Asistan’ projesiyle TÜBİTAK (Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu)’a başvuru yaptı. Çok sayıda proje arasından yapılan değerlendirmeler sonucunda proje ‘TÜBİTAK Mükemmelliyet Mührü’ kazandı. Doç. Dr. Naci Şenkal 900 bin lira destek alabileceklerini ifade etti. Proje ile hastayı doktor randevusuna hazırlamayı hedefledikleri ifade eden doktorlar, çalışmanın detaylarını paylaştı. Randevu alınması sonrası kişilerin telefonuna gelen kısa mesajda yer alan linke tıklanmasıyla yapay zeka tabanlı asistanın hastalarla iletişime geçerek şikayetlerini, kullandıkları ilaçlar, gördüğü tedaviler gibi süreçlere ilişkin hastanın hikayesini alıp randevu öncesi doktora sunmasını hedefleyen proje ile hem hastaların hem de hekimlerin muayene sürecine katkı sağlanması amaçlanıyor. "Pilot uygulamasına Ocak 2026 itibariyle hastanemizde başlayacağız" ‘Projemizin adı E-visit yani muayene öncesi hastaları hekime hazırlama projesi’ diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Naci Şenkal, "TÜBİTAK’ın 2’nci dönem başvuruları oldu, başvurduk. 2 bin 500 projenin arasından ilk 100’e girerek de hak kazandık. Pilot uygulamasına da Ocak 2026 itibariyle hastanemizde başlayacağız. Günümüz artık yapay zeka, zaman çağı. Zaman hem hastalar hem hekimler için en değerli argüman haline geldi. Hekimlerin yoğun poliklinik ortamı, yoğun hastayla karşılaşmaları, hastaların İstanbul trafiğinde doktora ulaşmada gecikmeleri, doktorun kendilerine az bir süre ayırdıklarını iddia etmeleri koşullarında bir zaman problemimiz var. Yapay zeka, hastaya şikayetleri yönünde sorular soracak, ona yönelik algoritmalarla onun ilerlemesini sağlayacak ve sonucunda hastayı hekime hazır hale getirmiş olacak. Örneğin; hasta, hekime sormak istediğini şeyleri, şikayetini unutuyor, kullandığı ilaçları unutuyor. Biz bunların hepsinin; unutulmayı, eksik söylemenin önüne geçmeyi hedefliyoruz. Özellikle iç hastalıkları polikliniği çok yoğun sadece muayene ile hastadan anamnez almayla ilerleyen bir poliklinik yükümüz var" dedi. "Uygulamamızda kesinlikle bir tavsiye yok, tamamen hastayı hekime hazırlama" Sözlerini sürdüren Doç. Dr. Şenkal, "MHRS’yi buna entegre edip ardından tüm dünyaya bu projeyi çıktı haline getirip bir satış, pazarlama haline getirme hedefimiz de var. Projemiz hem hekim hem hastalar için olumlu çıktıları olacak bir proje. Yapay zekanın tıbbi konularda tavsiye vermesini engelleyen bazı uygulamalar da var. Uygulamamızda kesinlikle bir tavsiye yok, tamamen hastayı hekime hazırlama programı. Hastaya ilaç ve tedavi yaklaşımı yok. Şikayetine yönelik yapay zeka tarafından hastaya ‘Şu ilacı al, şunu yap, uyu, dinlen’ gibi şeyler değil. Tamamen 1-2 gün öncesinden hastayı hekime hazır hale getirmek o yüzden yapay zeka üzerinden yanlış tedavi, tanı sürecine gitme gibi bir durum kesinlikle olmayacaktır" dedi. "Randevusu oluşturulduğunda telefona giden SMS’e bir link ekliyoruz" ‘Proje hastaları doktor randevusuna hazırlayan, yapay zeka tabanlı bir asistan’ diyen Dr. Timur Cebeci, "Hasta randevusunu oluşturduğu anda telefonuna giden konfirmasyon SMS’ine bir link ekliyoruz. ‘Doktor muayenenize hazırlanmak için asistanınıza bağlanın’ diye, hasta linke tıklayıp asistana bağlanıyor. Asistan hastanın demografik bilgilerini topladıktan sonra güncel şikayetini detaylı bir şekilde sorgulayıp hastanın zaman baskısı olmadan, uzun uzun hem güncel derdini hem geçmiş tıbbi öyküsünü anlatmasını sağlıyor. Topladığı bilgileri, standart tıbbi bir özet halinde doktora sunuyor. Hastalar hem şikayetlerini hem tıbbi öykülerini olabildiğince detaylı anlatmak istiyor çünkü bir hasta neyin önemli olduğunu seçemeyebilir ancak çok fazla hasta var, muayene süreleri kısa. Randevuya hazırlık asistanı hem hastadan gerekli bilgileri topluyor hem de doktor muayenesi için nasıl hazırlanması gerektiğini anlatıyor. Doktorlar da hastalarının tıbbi profilini bir bakışta tanıyıp randevu, muayene süreçlerini çok daha verimli hale getiriyor. TÜBİTAK’ın 2025 yılı 2’nci çağrısı bu süreçlere çözüm üretecek ürünümüzü sunmamız için bir fırsat oldu. 2025 yılı temmuz ayında 2’nci çağrısına başvurumuzu yaptık. Eylül ayının sonunda final sunumumuzu yaptık, kasım ayının 2’nci haftasında da projemizin kazandığı açıklandı. Kazanmayı bekliyorduk çünkü yetkin ve dinamik bir ekibiz" şeklinde konuştu. "Projemizin hem hastaların hem doktorların kritik bir problemini çözdüğünü biliyoruz" Sözlerini sürdüren Dr. Cebeci, "Projemizin hem hastaların hem doktorların kritik bir problemini çözdüğünü biliyoruz. Bu prototipi ürettik, şu an çalışan bir prototip var. TÜBİTAK jürisi de inancımızı boşa çıkarmadı. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde pilot uygulamayı dekan hocamız Prof. Dr. Tufan Tükek’in onayı ve izni sayesinde yeni yıldan itibaren hastaların hizmetine sunmayı hedefliyoruz. İlk pilot uygulamamızdaki sonuçları veriye dayalı analitik bir şekilde toplayıp umuyorum ki önce bütün ülkemizde sonra bütün dünyada hastaların ve doktorların sorununu çözecek bir ürün olarak piyasaya sürmeyi düşünüyoruz. Bir yapay zeka asistanı hem doktorlara hem hastalara yardımcı olmak için hazır, umuyorum herkese hizmet edip herkesin hayatını kolaylaştıracaktır. TÜBİTAK’tan 900 bin liralık proje desteği almamız mümkün, Mükemmelliyet Mührü kazandık, proje desteğine dönüşmesi için şirketleşme sürecimiz olacak. Alacağımız destekle de yerli veri merkezinde yurt dışında hiçbir veri yollamadan ürünümüzü çalıştırabileceğiz" ifadelerini kullandı.
08 Aralık 2025 Pazartesi - 09:56
İstanbul Tıp Fakültesi hekimlerinin projesine TÜBİTAK’tan destek
İstanbul Üniversitesi-İstanbul Tıp Fakültesi hekimlerinin hem hastaya hem doktora muayene sürecinde kazanımlar sağlaması amacıyla çalıştıkları ‘Visit-e: Hastaları Doktor Randevusuna Hazırlayan Yapay Zeka Tabanlı Asistan’ Projesi TÜBİTAK’tan destek almaya hak kazandı. Projeyle ilgili konuşan Doç. Dr. Naci Şenkal, "Pilot uygulamaya Ocak 2026’da hastanemizde başlayacağız. Yapay zeka, hastaya şikayetleri yönünde sorular soracak, sonucunda hastayı hekime hazır hale getirmiş olacak. MHRS’yi buna entegre edip ardından tüm dünyaya bu projeyi çıktı haline getirip bir satış, pazarlama haline getirme hedefimiz de var. Kesinlikle bir tavsiye yok, tamamen hastayı hekime hazırlama programı" dedi.
08 Aralık 2025 Pazartesi - 09:37
Denizli’ye modern bir aile sağlığı merkezi kazandırıldı
Denizli Valiliği, Denizli İl Sağlık Müdürlüğü ve hayırsever Mustafa Dede işbirliğiyle yapımı tamamlanan Yaşariye-Mustafa Dede Aile Sağlığı Merkezi düzenlenen törenle hizmete açıldı. Aile Sağlığı Merkezi, modern yapısı ve geniş hizmet yelpazesiyle bölgede önemli bir ihtiyacı karşılayacak. Açılış programına; AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekci, Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun, Ak Parti Denizli Milletvekili Şahin Tin, Merkezefendi Kaymakamı Abdullah Demir, Pamukkale Kaymakamı Uğur Bulut, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Mevlüt Dirim, İl Emniyet Müdürü Yavuz Sağdıç, AK Parti Denizli İl Başkanı Muhammet Subaşıoğlu, Milliyetçi Hareket Partisi Denizli İl Başkanı Mehmet Ali Yılmaz, İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, İl Müftüsü Abdullah Pamuklu, Hayırsever Yaşariye – Mustafa Dede ve ailesi ile çok sayıda mahalleli katıldı. Yaşariye Mustafa Dede Aile Sağlığı Merkezinin açılmasıyla birlikte Denizli’de Aile Sağlığı Merkezi sayısı 135’e çıktı. Merkez’de göreve başlayan 2 Aile Hekimiyle birlikte de Denizli’deki Aile Hekimi sayısı da 373’e yükseldi. Aile Sağlığı Merkezimizin yanına projesi ve ihalesi tamamlanan 3800 m2 kapalı alana sahip Sağlıklı Hayat Merkezi yapılacak. Ancak Sağlıklı Hayat Merkezi yapılana kadar Kayalar mahallemizde yaşayan vatandaşlarımız bu hizmete ulaşabilsin diye Aile Sağlığı Merkezi içinde Sağlıklı Hayat Merkezi hizmetlerine başladık. Bugün açılışı yapılan Yaşariye- Mustafa Dede Aile Sağlığı Merkezimizde 2 aile hekimimiz ile birlikte beslenme danışmanlığı, kronik hastalıklar ve fiziksel aktivite danışmanlığı, kadın ve üreme sağlığı, KETEM danışmanlığı, psiko-sosyal destek hizmetleri, tütün ve madde bağımlılığı danışmanlığı, koruyucu ağız ve diş sağlığı danışmanlığı gibi hizmetlerle vatandaşlarımıza sağlıklı bir yaşam tarzı benimsenmesinin yolları öğretilecek. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekci, Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun, Ak Parti Denizli Milletvekili Şahin Tin başta olmak üzere tüm protokol üyeleri Yaşariye – Mustafa Dede Aile Sağlığı Merkezi’nin Denizli’ye hayırlı –uğurlu olmasını dileyerek, hayırsever ailemize teşekkürlerini iletti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder