Son Dakika
|
Trump: "İran, benimle anlaşma yapmak için yalvarıyor"
İran, ABD'nin 15 maddelik teklifine resmen yanıt verdi
Yenidoğan çetesi davasında ara karar!
MÜSİAD eski Başkanı Bayram Ali Bayramoğlu tutuklandı
Ordu’da sahile insansız araç olduğu değerlendirilen cisim vurdu
Mehmet Topal, yeniden Petrolul Ploieşti’de
Trump: "NATO ülkeleri, İran konusunda hiçbir şey yapmadı, bunu asla unutmayın"
Depreme alışverişte yakalandılar, yarıda bırakıp kaçtılar
İran, İsrail'e misilleme saldırılarını sürdürüyor
İBB soruşturmasında Muhittin Böcek’in 2 şoförü gözaltına alındı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Diyarbakır'da patlama: Valilikten açıklama geldi
Montella: "İnşallah ülkemiz adına Dünya Kupası’na katılabiliriz ve herkesi mutlu edebiliriz''
Rubio: "İran, küresel deniz ticaretini tehdit etmeyi bırakırsa, boğaz yarın açılabilir"
Trump: "İran hükümetinin talebi üzerine enerji tesislerine yönelik saldırıları 10 gün daha erteledim"
Fikret Orman: "İtibar suikastı yapıldığını düşünüyorum’’
Sakarya’da sahile dron parçası vurdu
Kastamonu’da 9 öğrenci zehirlendi, işletme mühürlendi
SAĞLIK
Manisa’da diyabet hastalarının şeker ölçüm sensörleri Büyükşehir’den
26 Mart 2026 Perşembe - 18:31:21
Manisa Büyükşehir Belediyesi, diyabetle mücadele eden vatandaşların yaşam kalitesini artırmak için anlamlı bir projeyi hayata geçirdi. Sosyal belediyecilik anlayışıyla başlatılan çalışma kapsamında, Manisa’da ikamet eden ihtiyaç sahibi Tip-1 diyabet hastalarına şeker ölçüm sensörü desteği verilecek. Özellikle 18 yaşını dolduran bireylerde devlet desteğinin sona ermesiyle oluşan mağduriyeti gidermeyi hedefleyen Manisa Büyükşehir Belediyesi, yüksek maliyeti nedeniyle temin edilmekte zorlanılan bu cihazları hak sahibi vatandaşlara ücretsiz ulaştıracak. Destekten yararlanmak için Manisa il sınırlarında ikamet etmek, diyabet tanısı almış olmak ve sosyal yardım kriterlerine uygunluk şartı aranacak. Başvurular dijital ortamda alınacak 18 yaş altı hastaların başvuruları devlet desteği kapsamında oldukları için kabul edilmeyecek. Proje yalnızca 18 yaş üzeri ihtiyaç sahiplerini kapsayacak. Adaylar, Manisa Büyükşehir Belediyesinin resmi internet sitesindeki başvuru linki üzerinden form doldurarak taleplerini iletebilecek. Başvuru sırasında sağlık raporunun sisteme yüklenmesi zorunlu tutulurken, raporu eksik olan başvurular geçersiz sayılacak. "Bu cihazlar lüks değil, hayati bir ihtiyaçtır" Hizmetin önemine dikkat çeken Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, vatandaşların sağlığa erişimini kolaylaştırmaya devam edeceklerini belirterek şunları söyledi: "Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak en öncelikli görevimiz, hemşehrilerimizin yaşam kalitesini artırmak ve halk sağlığını korumak adına her türlü imkanı seferber etmektir. Şeker ölçüm sensörleri, diyabet hastalarımız için bir tercih değil, hayati bir zorunluluktur. 18 yaşından sonra bu desteğin kesilmesi hemşerilerimizi hem sağlık hem de ekonomik açıdan zor bir durumda bırakıyordu. Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak bu yükü devralıyor ve sensörleri ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza biz sağlıyoruz. Kimsenin imkansızlık nedeniyle sağlığından ödün vermesine izin vermeyeceğiz. Her zaman yanınızdayız"
26 Mart 2026 Perşembe - 17:04
Defne Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Ünitesi 300 bin seans gerçekleştirdi
Hatay’da Defne Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Ünitesi, faaliyete başlamasından bu yana yaklaşık 20 bin hastaya hizmet vererek 300 bin fizik tedavi seansı gerçekleştirdi. Asrın felaketinin ardından Defne ilçesine kısa sürede inşa edilen Defne Devlet Hastanesi, bölgedeki afetzede vatandaşlara şifa dağıtmaya devam ediyor. Defne Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Ünitesi; 2 fizik tedavi uzman hekimi, 11 fizyoterapist, 2 fizik tedavi teknikeri ve 1 ergoterapi teknikeriyle vatandaşlara hizmet sunuyor. Fizik Tedavi Ünitesi; yaklaşık 20 bin hastaya hizmet sunarken, hasta başına ortalama 15 seans olmak üzere toplamda 300 bin fizik tedavi seansı gerçekleştirdi. 15 yatak kapasitesi, 4 yataklı egzersiz odası ve 1 ESWT odası ile donatılan fizik tedavi ünitesi; halen aylık ortalama 500 hastaya fizik tedavi hizmeti veriyor. Açıldığı günden bu yana mesai saatleri dışında da hizmet sunan fizik tedavi ünitesi, akşam saatlerinde de tedavi imkanı sağlayarak özellikle gündüz saatlerinde hastaneye gelemeyen vatandaşlar için büyük kolaylık oluşturuyor. Bu yönüyle fizik tedavi ünitesi, sunduğu akşam hizmeti ile bölgede örnek ve öncü bir birim olma özelliğini taşıyor.
26 Mart 2026 Perşembe - 16:58
Tıpta nadir vaka: Eğri göğüs kafesi ve skolyoza rağmen kalbi saatlerce durdurularak hayata döndürüldü
Doğuştan göğüs deformitesi ve ileri düzey skolyozun kalp ve damar yerleşimini değiştirdiği 69 yaşındaki hasta, Samsun Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen yüksek riskli ve nadir ameliyatla hayata tutundu. Samsun’un Ayvacık ilçesinde yaşayan Ali Akan, ileri derecede nefes darlığı ve halsizlik şikayetleriyle hastaneye başvurdu. Hastada yapılan tetkiklerde, kalpten çıkan ana damar olan aortta hayati risk taşıyan ciddi genişleme ve ileri kapak yetmezliği tespit edildi. Ayrıca "dolikoaorta" olarak adlandırılan, aortun normalden uzun ve kıvrımlı olduğu nadir bir damar yapısına sahip olduğu belirlendi. Göğüs deformitesi ve omurga eğriliği nedeniyle kalp ve büyük damarların yerleşiminin tamamen değiştiği hastada, aortun göğüs kemiği altında derin ve ulaşılması güç bir konumda bulunması ameliyatı zorlaştırdı. Yüksek risk taşıyan vaka için Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Samsun Şehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı’ndan Doktor Öğretim Üyeleri Dr. Emrah Ereren ve Dr. İlker Hasan Karal, Göğüs Cerrahisi Dr. Öğretim Üyesi Gül Temel, Anestezi Uzmanı Doç. Dr. Şenay Canikli Adıgüzel ve Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Hüseyin Ağırbaş’tan oluşan ekip standart yöntemlerin dışına çıkarak özel bir operasyon planı hazırladı. Ameliyatta klasik tam göğüs açılması yerine "inferior parsiyel sternotomi" yöntemi tercih edilirken, operasyonun başlangıcında kasık damarları üzerinden kalp-akciğer makinesine bağlanarak güvenli dolaşım sağlandı. 3 saat boyunca kalbini durdurdular Yaklaşık 3 saat boyunca kalbin durdurulduğu ameliyatta, genişlemiş ve uzamış aort tamamen çıkarılarak yerine biyolojik kapak içeren yapay damar yerleştirildi. Kalbi besleyen damarlardan birinin uygun pozisyonda olmaması nedeniyle ileri cerrahi tekniklerden "cabrol yöntemi" kullanılarak damar ile yeni aort arasında bağlantı kuruldu. Aortun üst bölümündeki yapısal farklılıklar da özel greftlerle yeniden oluşturularak ana damarla birleştirildi. Kalp-akciğer makinesi desteğiyle gerçekleştirilen operasyon sırasında hastanın beyin ve organ dolaşımı stabil şekilde korundu. Ameliyat sonrası kalp ritminin kendiliğinden normale döndüğü, hastanın herhangi bir destek tedavisine ihtiyaç duyulmadan cihazdan ayrıldığı ve genel sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Yapılan işlem hakkında bilgi veren Kalp ve Damar Cerrahisi Doktor Öğretim Üyesi Dr. Emrah Ereren, "Normal ameliyatlarda biz kalp, akciğer pompasına girdiğimiz için kalp ameliyatlarında bir miktar kalp duruyor. Vücut ısısı 30 dereceye kadar düşürülüyor. Yine ameliyat esnasında ameliyatın yerleşiminden ve kemikle olan ilişkisinden dolayı hastayı kasık damarlarında kalp ve akciğer pompasına bağladık. Bu standart yaklaşımlarından dolayı bu hastaya özel uygulamalar yapmak zorunda kaldık. Özellikle göğüs kafesinin kalbe bası yaptığı nokta vardı. Şah damarları da göğüs kemiği ile ilişki içindeydi. Bu ilişkinin olmadığı kısımları açarak ameliyatı yaptık. Yandan yapmak mümkün değildi. Kaburga aralıkları çok daralmıştı. Buradaki en büyük problem aorta ulaşmaktı. Göğüs ön arka çapı çok arttığı için aort çok derinde ve serbest diyebileceğimiz bir pozisyonda değildi. Koroner damarlarını yeni koyduğumuz grefte bağlayarak çözdük" dedi. "Bir sıkıntı yaşamadık" Anestezi Uzmanı Doç. Dr. Şenay Canikli Adıgüzel, "Bu tür hastalar özellik içerirler. Bu özellik nedeniyle bizim farklı hazırlıklarımızın olması gerekiyor. Hastayı öncenden bildiğimiz için özellikle hava yolu sağlama gereçlerimizi temin ederek hazırlamıştık. Sıkıntı yaşamadan cerrahi için anestezi şartlarını sağlayabildik. Solunum makinesinden ayrılma aşamasında da bir sıkıntı yaşamadık" diye konuştu. Göğüs Cerrahisi Uzm. Dr. Öğretim Üyesi Necmiye Gül Temel, "Kalp damar cerrahisi açısında sıkıntılı bir cerrahiydi. Bizim tecrübeli olduğumuz bir bölüm. Çok şükür bir sıkıntı yaşamadan hastamız toparladı" şeklinde konuştu. Hasta Ali Akan ise çok iyi durumda olduğunu yeniden hayata döndüğünü söyledi.
26 Mart 2026 Perşembe - 15:56
Medline Adana Hastanesi’nde radyasyon onkolojisi bölümü hizmete girdi
Modern tıbbın önemli tedavi alanlarından biri olan radyasyon onkolojisi bölümü Medline Adana Hastanesi’nde düzenlenen açılış ile bölge halkının hizmetine girdi. Medline Adana Hastanesi’nde hizmete giren radyasyon onkolojisi bölümü, ileri teknoloji cihaz altyapısının yanı sıra alanında deneyimli ve uzman hekim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Hastane yönetimi, bölümün açılması ile beraber kanser tedavisinde önemli bir yere sahip olan radyoterapi uygulamalarını yüksek hassasiyet ve hasta odaklı bir yaklaşımla sunmayı hedefliyor. Hizmete alınan radyasyon onkolojisi bölümü için hastanede düzenlenen açılış etkinliği oldukça geniş bir katılımla gerçekleşti. Etkinliğe hastanenin yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu üyeleri, Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Fatma Akdoğan, farklı branşlardan çok sayıda hekim, sağlık çalışanları, personeller ve misafirler katıldı. Dr. Attila: "Hastalarımıza güncel tedavi yöntemlerini sunuyoruz" Etkinlikte kısa bir konuşma yapan Medline Adana Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Kemal Attila, büyük emekler ve uzun bir sürecin sonunda gerçekleştirdikleri yatırımın, sundukları sağlık hizmetlerinin kalitesini daha da artırmaya yönelik önemli bir adım olduğunu söyledi. Radyasyon onkolojisinin, kanser tedavisinde cerrahi ve kemoterapi ile birlikte en temel üç yaklaşımdan biri olarak kabul edildiğini ifade eden Dr. Attila, "Günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte radyoterapi uygulamaları çok daha hassas, güvenli ve etkili hale gelmiş, hastalara daha konforlu bir tedavi süreci sunulmaya başlanmıştır. Radyasyon onkolojisinin önemi, yalnızca tedavi edici rolüyle sınırlı değildir; aynı zamanda kanser hastalarının yaşam kalitesini artırmada da kritik bir yere sahiptir. Bu yönüyle radyasyon onkolojisi, modern onkolojik tedavi yaklaşımlarının vazgeçilmez bir parçasıdır. Buradaki amacımız, hastalarımıza güncel tedavi imkanlarını sunarak onların bu süreçlerini en etkin ve başarılı şekilde yönetmektir" dedi. Radyasyon onkolojisi bölümünün sadece Adana’ya değil, bölgenin sağlık altyapısına da ciddi katkılar sağlaması bekleniyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
26 Mart 2026 Perşembe- 10:27
Boynunda kemoterapi, kalbinde meslek aşkı: İki farklı kanser ile mücadele eden hekimin sarsılmaz azmi
2
25 Mart 2026 Çarşamba- 21:00
Hekimsen duyurdu: Sağlık camiasında ortak iktisadi yapı
3
25 Mart 2026 Çarşamba- 12:16
Annesini kanserden kaybeden lise öğrencisi, kanseri teşhis eden yapay zeka destekli proje geliştirdi
4
25 Mart 2026 Çarşamba- 15:59
Patnos Devlet Hastahanesi’nde modern cerrahi operasyonu
5
25 Mart 2026 Çarşamba- 16:10
Ankara’da ‘Dünya Tüberküloz Günü’ sempozyumu düzenlendi
07 Aralık 2025 Pazar - 17:06
Kırklareli’nde tarım fuarında sağlık bilgilendirmesi ve eğitim
Kırklareli İl Sağlık Müdürlüğü uzman ekipleri, tarım fuarı alanında kurdukları sağlık standında gün boyunca çeşitli konularda bilgilendirme yaparak, ücretsiz eğitimler verdi. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından fuar alanında açılan stantta, ziyaretçilere Acil Sağlık Hizmetleri’nin önemini vurgulamak, ilk yardım, göğüs basısı ve şok cihazı kullanımı konularında farkındalık oluşturmak, Fermuar Sistemi ile Yaşama Yol Ver projeleri çerçevesinde bilgilendirme, eğitim ve uygulama faaliyetleri gerçekleştirildi. Fuar ziyaretçileri, aldıkları eğitimlerle acil durumlarda nasıl hareket etmeleri gerektiği konusunda bilinçlenirken, aynı zamanda sağlık hizmetlerine ve sağlık personeline daha yakından tanıklık etme fırsatı buldu.
07 Aralık 2025 Pazar - 14:53
İnhisar’da sağlık seferberliği
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Tıbbi Hizmetler ve Teknik Bölümü işbirliğiyle İnhisar’da sağlık seferberliği başladı. Bilecik’in İnhisar ilçesinde ’7’den 70’e Sürdürülebilir Sağlık’ temalı Bilim Kafe etkinliği düzenlenirken, Rektör Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü personelleri ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu yöneticileri, akademisyenleri ve öğrencileri katıldı. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’nun farklı programlarından öğretim elemanları ve öğrenciler, Bilim Kafe formatında kurdukları stantlarda katılımcılarla bire bir etkileşime geçti ve detaylı bilgilendirmeler yaptı. "Heimlich manevrası ve kalp masajı gibi hayat kurtaran ilk yardım uygulamalarını maket üzerinde gösterdi ve kalp krizi konusunda hayati bilgiler paylaştı" Rektör Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, Tıbbi Laboratuar Teknikleri Programı öğretim elemanları, tansiyon, diyabet, kolesterol ve kanser gibi hastalıkların yanı sıra akılcı ilaç kullanımı ve kan değerlerinin anlamları konularında detaylı açıklamalar yaparak, etkinlik alanını ziyaret eden vatandaşların tansiyonlarını ölçüp birebir bilgilendirme yapıldığı söyledi. Rektör Kaplancıklı, "Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik Programı öğretim elemanları ise, vatandaşların hastane hizmetlerine hızlı ve kolay ulaşımı için MHRS ve e-Nabız uygulamaları hakkında pratik bilgiler sundu ve akıllı telefon kullanan ziyaretçilere uygulama kullanımı konusunda yardımcı oldu. Optisyenlik Programı tarafından görme bozuklukları ve doğru gözlük seçimi konusunda bilinçlendirme yapılarak, gözlüklerin sadece optik mağazalardan temin edilmesi gerektiği vurgulandı. İlk ve Acil Yardım Programı ekipleri, heimlich manevrası ve kalp masajı gibi hayat kurtaran ilk yardım uygulamalarını maket üzerinde gösterdi ve kalp krizi konusunda hayati bilgiler paylaştı. Ameliyathane Hizmetleri Programı öğretim elemanları, ameliyat öncesi ve sonrası dikkat edilmesi gereken bakım, beslenme ve anestezi süreçleri hakkında aydınlatıcı bilgiler verdi. Son olarak, Diyaliz Programı öğretim elemanları ve öğrencileri, hazırladıkları görsellerle bilinçli su tüketiminin ve böbrek sağlığının önemine dikkat çekerek, soru-cevap etkinlikleriyle ziyaretçilerin bu konudaki bilinç düzeyini ölçtü ve su ikram ederek farkındalık oluşturdu" dedi.
07 Aralık 2025 Pazar - 14:27
Yıldırım’da kadim şifa programına yoğun ilgi
Yıldırım Belediyesi, ‘Kadim Hemşire’ olarak tanınan geleneksel bakım ve doğal tedavi uygulayıcısı Ayten Dide Uzunlar’ı Yıldırımlılarla buluşturdu. Barış Manço Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen program vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Programda, insanlığın yüzyıllar boyunca geliştirdiği geleneksel iyileştirme yöntemleri üstüne söyleşi gerçekleştirildi. Ayrıca Uzunlar; bitkisel tedavilerden nefes uygulamalarından, bütünsel sağlık yaklaşımının modern yaşamla ilişkisine, ses ve titreşimle şifa tekniklerinden doğu tıbbının prensiplerine kadar önemli konularda katılımcıları bilgilendirdi. Etkinliğin ardından yaptığı değerlendirmede, Kadim Şifa programına gösterilen yoğun ilgiden dolayı memnuniyetin ifade eden Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Yıldırım’da kültürel ve toplumsal farkındalığı artıran programlara önem veriyoruz. Kadim şifa gibi köklü bir geleneği bilimsel bilgiler ışığında Yıldırımlı hemşehrimizle buluşturmuş olmaktan dolayı mutluyuz. Bu tür etkinliklerle hem kültürel mirasımızı tanıtıyor hem de hemşehrilerimizin bilinçlenmesine katkı sunuyoruz" diye konuştu.
07 Aralık 2025 Pazar - 10:47
Kışın terin soğuması ve ani hareketsizlik kas yaralanmalarına davetiye çıkarıyor
Soğuk havalarda dışarı çıkarken kalın giyinilmesi ve su tüketiminin önemini vurgulayan Fizyoterapist Reşat Hamurcu, egzersiz sonrası vücudu aniden soğutmanın ve terin üzerinde kurumasına izin vermenin ciddi kas yaralanmalarına neden olabileceğini belirtti. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Merkezi Müdür Yardımcısı Fizyoterapist Reşat Hamurcu, kış aylarında soğuyan havalarla birlikte vatandaşların eve kapandığını, buna bağlı olarak fiziksel aktivitelerin azaldığını söyledi. Hareketsizliğin kas ve eklem rahatsızlıklarını beraberinde getirdiğine dikkati çeken Hamurcu, şunları kaydetti: "Sürekli evde bulunanlar ufak aktiviteler yapabilirler. Dışarıya çıkacak vatandaşlarımız ise sokağa çıkmadan önce 10-15 dakika evde ısınma hareketleri yapmalı. Dışarı çıkarken kalın ve pamuklu giysiler tercih edilmeli. Terlendiği zaman o terin soğuması ile büyük kas yaralanmaları ortaya çıkabiliyor. Su tüketimini artırmamız gerekiyor. Kışın su tüketimi daha az gibi görünüyor ama kasların elastik sitemini korumak için su ihtiyacımız var" dedi. Hamurcu, egzersiz veya yürüyüş sonrası vücudu aniden soğutmanın riskli olduğunu vurguladı. Teknolojik aletlerin kullanımına bağlı duruş bozukluklarına da değinen Reşat Hamurcu, "Evde internet, televizyon ve telefonla geçirilen vakit artıyor. Bu durum postürümüze (duruş) zarar veriyor. Sabit pozisyonda uzun süre kalmamak ve hareket halinde olmak sağlığımız için önemlidir" ifadelerini kullandı.
07 Aralık 2025 Pazar - 10:46
Kışın terin soğuması ve ani hareketsizlik kas yaralanmalarına davetiye çıkarıyor
Soğuk havalarda dışarı çıkarken kalın giyinilmesi ve su tüketiminin önemini vurgulayan Fizyoterapist Reşat Hamurcu, egzersiz sonrası vücudu aniden soğutmanın ve terin üzerinde kurumasına izin vermenin ciddi kas yaralanmalarına neden olabileceğini belirtti. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Merkezi Müdür Yardımcısı Fizyoterapist Reşat Hamurcu, kış aylarında soğuyan havalarla birlikte vatandaşların eve kapandığını, buna bağlı olarak fiziksel aktivitelerin azaldığını söyledi. Hareketsizliğin kas ve eklem rahatsızlıklarını beraberinde getirdiğine dikkati çeken Hamurcu, şunları kaydetti: "Sürekli evde bulunanlar ufak aktiviteler yapabilirler. Dışarıya çıkacak vatandaşlarımız ise sokağa çıkmadan önce 10-15 dakika evde ısınma hareketleri yapmalı. Dışarı çıkarken kalın ve pamuklu giysiler tercih edilmeli. Terlendiği zaman o terin soğuması ile büyük kas yaralanmaları ortaya çıkabiliyor. Su tüketimini artırmamız gerekiyor. Kışın su tüketimi daha az gibi görünüyor ama kasların elastik sitemini korumak için su ihtiyacımız var" dedi. Hamurcu, egzersiz veya yürüyüş sonrası vücudu aniden soğutmanın riskli olduğunu vurguladı. Teknolojik aletlerin kullanımına bağlı duruş bozukluklarına da değinen Reşat Hamurcu, "Evde internet, televizyon ve telefonla geçirilen vakit artıyor. Bu durum postürümüze (duruş) zarar veriyor. Sabit pozisyonda uzun süre kalmamak ve hareket halinde olmak sağlığımız için önemlidir" ifadelerini kullandı.
07 Aralık 2025 Pazar - 10:08
Hem kadın hem erkek infertilitesi tedavilerinde kapsamlı tedaviler uygulanıyor
Acıbadem Sağlık Grubu, üremeye yardımcı tedavilerdeki köklü bilgi birikimini Ege Bölgesi’ne taşıyor. Mevcut fiziki altyapısı yenilenen Acıbadem Kent Hastanesi Tüp Bebek (IVF) Merkezi, infertilite tedavilerinde hem kadın hem erkek kaynaklı infertilite için çiftlere; kapsamlı ve kişiselleştirilmiş hHem kadın hem erkek infertilitesi tedavilerinde kapsamlı tedaviler uygulanıyor izmetler sunmaya başladı. İzmir’de sağlık hizmetlerinde güçlü bir konuma sahip olan Acıbadem Kent Hastanesi bünyesinde fiziki yapısıyla birlikte yeniden yapılandırılan Tüp Bebek (IVF) merkezi; modern laboratuvar teknolojileri, uluslararası standartlara uygun altyapısı ve uzman kadrosuyla çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere özel hizmetler sunmaya başladı. Acıbadem Sağlık Grubu’nun üremeye yardımcı tedavilerindeki köklü birikimi Ege’ye taşıyan merkez, anne-baba olmak isteyen çiftlerin tıbbi, psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını odağına alan bir yapıyla hizmetlerini sürdürüyor. Tıbbi, sosyal ve duygusal süreçleri de kapsayan bir hizmet anlayışı Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Eser Çolak, infertilitenin (kısırlık) yalnızca bir sağlık sorunu değil, çiftler için duygusal ve sosyal bir süreç olduğunu vurgulayarak: "Her 100 çiftten 15’i, bir yıl boyunca korunmasız cinsel ilişkiye rağmen gebelik elde edemiyor ve üreme tedavilerine ihtiyaç duyuyor. İnfertilitenin nedeni yalnızca kadına ya da erkeğe bağlı olabileceği gibi, her ikisinden de kaynaklanabilir. Hatta bazı durumlarda, kapsamlı tetkiklere rağmen altta yatan neden saptanamayabiliyor" dedi. Tıbbi gelişmelerin infertilite alanında çiftlere güvenli ve etkili seçenekler sunduğuna dikkat çeken Çolak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Merkezimizde, ‘her çiftin hikâyesi farklı’ anlayışıyla kişiye özel tedavi modelleri uyguluyoruz. Acıbadem Kent Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nin yenilen fiziki yapısı, teknolojisi ve uzman kadrosuyla, güncel tedavi yaklaşımların uygulandığı modern bir merkez niteliğinde hizmet verdiğini söyleyen Dr. Çolak, tıbbın imkanlarını kullanarak anne baba olmak isteyen çiftlerin ihtiyaçlarını bütüncül bir yaklaşımla ele aldıklarını ifade etti. Güncel teknoloji destekli yöntemler, tüp bebek tedavisinde önemli rol oynuyor Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Dr. Ömür Albayrak ise merkezde kullanılan laboratuvar donanım ve yeni nesil tedavi yöntemlerine ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Embriyoloji laboratuvarımız; üst düzey hava filtrasyon sistemleri, yüksek çözünürlüklü mikroskoplar, yeni nesil mikroenjeksiyon ve embriyo kültürleme cihazlarıyla yenilendi. Oosit kalitesi ve embriyonun başarılı gelişimi için alt yapının çok önemli olduğunu vurgulayan Dr. Albayrak, bu sayede hamile kalma oranın artırdığına dikkat çekerek şunları söyledi; "Günümüzde, teknoloji tüp bebek alanında da hızla gelişiyor ve önemli rol oynuyor. Dolayısıyla sonuçlara da yansıyor. Merkezimizde embriyolarda genetik inceleme (PGT) uygulamaları. İleri sperm seçim teknikleri, piezoelektrik mikroenjeksiyon yöntemleri gibi güncel bilimsel ve teknolojik yaklaşımlar kullanılmaktadır. Tüp bebek tedavilerinin her aşamasında güncel bilimsel IVF protokollerinin uygulanmasına da çok önem veriyoruz. Amacımız; Acıbadem’in kalite, bilim ve etik standartlarını İzmir’e taşırken, çiftlerimizin ebeveynlik yolculuğunu etik, güvenli ve bilimsel yöntemlerle desteklemektir."
07 Aralık 2025 Pazar - 10:07
"Mide koruyucu" adı yanlış yönlendiriyor
Antalya’da düzenlenen 42. Ulusal Gastroenteroloji Haftası’nda halk arasında "mide koruyucu" olarak bilinen mide asidi baskılayıcı ilaçların yaygın ve gereksiz kullanımına dikkat çekildi. Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, "Bu ilaçlar mide asidini çok güçlü baskılayan ve ülser hastalığında eskiden yapılan ameliyatları tarihe gömen ilaçlardır. Doktor kontrolünde kullanıldığında çok etkili ve güvenilirdir fakat ‘mide koruyucu’ adı nedeniyle halk arasında yanlış ve gereksiz kullanım çok fazla. Bu ilaçları diğer ilaçları aldığınız için kullanmanıza gerek yok; hekiminize danışın" dedi. Türk Gastroenteroloji Derneği’nin (TGD) Antalya’da düzenlediği 42. Ulusal Gastroenteroloji Haftası programı, sindirim sistemi hastalıklarına ilişkin güncel bilimsel gelişmelerin ele alındığı oturumlarla gerçekleştirildi. Karaciğer yağlanması, obezite, reflü, bağırsak sağlığı, safra taşları ve mide ilaçlarının kullanımına dair bilimsel veriler, alanında uzman hekimler tarafından münazara edildi. Kongre sonrası değerlendirmede bulunan Türk Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, "Türk Gastroenteroloji Derneği 1959 yılında kurulan bir derneğimiz. 1974 yılından itibaren kongreler yapıyoruz. Kongrelerin amacı gastroenteroloji camiasının bir araya gelerek bir yıl içinde biriktirdiği, eriştiği, ulaştığı bilgileri paylaşmaktır. Burada bir bilimsel şölen yaşanır. Gerçekten yabancı katılımcılarla birlikte çok ciddi güzel oturumların olduğu iyi bir kongre geçiriyoruz. Burada önemli konular konuşuldu" dedi. "Kronik kullanımda mide ilaçları öneriyoruz" Toplumda "mide koruyucu" olarak bilinen ilaçlara yönelik yaygın algıya da değinen Prof. Dr. Çekin, vatandaşların sıkça sorduğu sorulara değinerek şunları söyledi: "Mide koruyucu deyince ne gelir aklınıza? Tansiyon ilacı alıyorum, mide koruyucu almazsam tansiyon ilacı bana zarar verebilir ya da şeker ilacı kullanıyorum, acaba mide koruyucu da mı almam gerekir? Bazı ilaçlarla birlikte mide koruyucu almak gerekiyor. Bunlar mideye ve sindirim sistemine zarar verebilecek, ülser, kanama yapabilecek ilaçlar. Kronik kullanımlarında mutlaka mide ilaçlarını öneriyoruz." "Ülser hastalığında eskiden yapılan ameliyatları tarihe gömen ilaçlar" Mide asidini baskılayıcı ilaçların farmakolojik etkisine ve ülser tedavisindeki yerine dikkat çeken Prof. Dr. Çekin, şu ifadeleri kullandı: "Aslında bu ilaçlar mide asidini çok güçlü baskılayan ilaçlar ve artık kanama ve delinme gibi riskleri içeren ülser hastalığında eskiden yapılan ameliyatları tarihe gömen ilaçlar. Çok etkili, çok güçlü ilaçlar. Doktor kontrolünde iyi kullanıldıkları zaman elimizdeki çok güçlü silahlar ama bu yanlış bilgi nedeniyle mide koruyucu ismini kim taktıysa bu isim nedeniyle halk arasında yanlış kullanım çok fazla." Son dönemde özellikle internet ortamında dolaşan söylemlerin bu ilaçlarla ilgili haksız bir korku oluşturduğunu vurgulayan Çekin, şöyle devam etti: "Son zamanlarda da internetteki yanlış bilgiler nedeniyle bu ilaçların fazlaca aslında suçlandığını da görüyoruz. Bazı yan etkilerinin abartılarak ortamda konuşulması nedeniyle ilaçların korkulacak ilaçlar olduğu gibi bir imaj da oluşturulmaya başlandı. Öyle bir şey de söz konusu değil." "Mide kanserine, kemik erimesine, diğer hastalıklara yol açmazlar" Doğru endikasyon ve hekim kontrolü gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Çekin, mide ilaçlarının güvenilirliğine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu ilaçlar doğru endikasyonlarda, uygun zamanlarda kullanıldığı zaman, hekimler tarafından özellikle önerildiği zaman çok iyi ilaçlar, çok güvenilir ilaçlar. Mide kanserine, kemik erimesine, diğer hastalıklara yol açmazlar. Güvenilir ilaçlar ama mide koruyucu adını da hak etmeyen ilaçlar. Bu ilaçları diğer ilaçları aldığınız için kullanmanıza gerek yok. Hekimlerinize danışmanızı öneririz, biz gastroenteroglar hazırız."
07 Aralık 2025 Pazar - 09:58
Sonbahar alerjilerine dikkat
Sonbahar ayları ile birlikte alerjik hastalıklarda artış görüldüğünü belirten uzmanlar, ilkbahar ve yaz aylarının bitmesine rağmen, özellikle geçmeyen öksürük, geniz akıntısı ve burun tıkanıklığı gibi şikayetlerin devam ettiği hatta şiddetlendiğini söyledi. Sonbaharda alerji sebebi olarak, artış gösteren küfler, ev tozları veya yabani ot polenlerinin artması gösterilebileceğini ifade eden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kaplan, sonbahar mevsiminin güzellikleri yanında bazı kişiler için sorun olabilecek sürprizleri de beraberinde getirdiğini söyledi. İlkbahar ve yaz mevsimlerinden sonra büyük bir umutla beklenilen sonbahar aylarında da alerjik hastalığı olanları ilgilendiren bazı değişiklikler meydana geldiğini ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kaplan, "Havaların serinlemesiyle beraber rüzgâr ve rutubet bu dönemde yaşanan iklim değişikliğinin önemli özelliklerindendir. Polenler, rüzgârlar ile çok uzak bölgelerden taşınabilir. Yaz sonu ve sonbaharda bazı yabani ot polenleri atmosferde yoğundur. Yağmurlarla toprağa düşen polenler kuru yapraklar altında uzun süre kalabilirler. Yürüyüşler ve rüzgârlar ile bu polenler havaya karışıp solunum yolu ile alındığında bazı hastalıklara sebep olabilir" dedi. Rutubetin küf mantarlarının üremesi için de uygun ortam sağlamakta olduğuna dikkat çeken Kaplan, "Yine doğada toprakta, çürümüş bitki artıkları üzerinde büyüyen mantar sporlarına bahçe işleri ile uğraşırken, bu alanlarda yürüyüş yaparken maruz kalabilirsiniz. Bu mantar sporları yine rüzgâr ile uzak bölgelere taşınabilir. Rutubetin artması sadece doğada değil, aynı zamanda iç ortamlarda, yaşam alanlarımızda da akar (mite) ve küf oluşumu için de uygun şartlar oluşturmaktadır. Evimizde, okullarda ya da işyerlerimizde akar ve küf oluşumuna bağlı olarak yaz aylarından sonra bu alerjenlere bağlı olarak sorunlarımız ortaya çıkmaya başlayacaktır. Bunların sonucunda duyarlı kişiler alerjik rinit ve astım hastalıklarında alevlenme yaşayabilirler" şeklinde konuştu. Polen ya da küf mantarlarına karşı alerjisi olan hastaların dış ortamda yapacakları aktiviteler konusunda iyi planlama yapması gerektiğini belirten Kaplan, "Özellikle sabah saatlerinde, rüzgarlı havalarda zorunlu değilse dışarı çıkmaması, sportif faaliyetler için kapalı alanları tercih etmeleri alerjenlerden korunma için önemlidir. Yaşanılan ortamlarda polen ya da mantar sporlarının içeri girmesini önlemek için pencerelerin kapalı olması ve eve gelindiğinde giysilerin değiştirilerek duş alınması üzerimize yapışan alerjenlerden temizlenmek amacıyla yapılması iyi olabilir. Özellikle ormanlık alanlarda bitkisel artıklarda mantar sporları bulunduğundan buralardaki aktivitelerden kaçınılması gerekir. İç ortam alerjenlerinden olan akarlar (mite) ve mantar sporları (küf), sonbahar aylarında rutubetin artması ile tekrar sorun olmaya başlayacaktır" dedi. Gözlerde kaşınma, kızarma ve batma Ev ortamının akarların yaşayamayacağı şekilde düzenlenerek, banyo ve mutfak gibi alanlarda daha sık görülen küf mantarları özenle yok edilmesi gerektiğini belirten Kaplan, "Bu önlemlerin etkili olması için rutubetin azaltılması da son derece önemlidir. Havalandırma sistemlerinin de bu açıdan büyük risk oluşturduğu unutulmamalı ve bu cihazların bakımları düzenli olarak yapılmalıdır. Bahar alerjisine bağlı yakınmalar kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir. Birçok kişide burun akıntısı, tıkanıklığı, burun içinde kaşıntı, arka arkaya hapşırıklar, geniz akıntısı, gözlerde kaşınma, kızarma, batma, gözaltlarında torbalanma ve morarma, boğazda ağrı, kaşıntı ve ses kısıklığı, kulaklarda doluluk ve kaşıntı olabilir" dedi.
07 Aralık 2025 Pazar - 09:52
Uzm. Dr. Çoban, "Anne sütü çocuklarda aşı görevi görmektedir"
Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Hakan Çoban, "Bebekler, özellikle anne sütüyle beslenme döneminde sütle beslenirse hastalığa daha az yakalanıyor. Anne sütü bir yerde çocuklarda aşı görevi görmektedir" dedi. Elazığ Medilines Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Hakan Çoban, havaların soğumasıyla birlikte artan grip ve nezle hakkında bilgiler verdi. Kış mevsiminden dolayı havaların soğumaya başladığını aktaran Çocuk Uzmanı Hakan Çoban, "Özellikle bebeklerde ve okul çağı çocuklarda daha fazla gördüğümüz grip olarak geçen influanza dediğimiz bir hastalık var. Özellikle viral hastalıklardan bulaşan bir enfeksiyon sebebidir. Genellikle aynı ortamda olmaktan ve havayı solumaktan dolayı çocuklarda veya bebeklerde çok sık hastalığa yakalanmaktadır. Grip dediğimiz olayda, çocuklarımız hastalığı aldıktan sonra burun akıntısı, boğaz ağrısı, öksürük, kırgınlık ve hafif ateş gibi şikayetler olur. Küçük bebeklerde ise daha çok beslenme bozukluğu, huzursuzluk, iştahsızlık, solunum sıkıntısı ve kalp yetmezliğine kadar giden ağır hastalıklara sebep olabilir. Gribal enfeksiyonlarda tedavi olarak eğer bakteriyel bir enfeksiyon ilave olmamışsa, herhangi bir antibiyotik başlamıyoruz. Çocuklara daha çok ateş düşürücü ve ağrı kesici ilaçlar veriyoruz. Bunun yanında, bol miktarda mevsim meyvesi ve sebzesinden C vitamini tüketmelerini istiyoruz. Bol sıvı tüketmelerini istiyoruz. Temiz bir ortamda bulunmalarını ve istirahat etmelerini öneriyoruz. Herhangi bir antibiyotik tedavi önermiyoruz" diye konuştu. Bunun yanında çocukluk çağında en sık gördüğümüz hastalıklardan birisinin de halk arasında nezle olarak bilindiğini dile getiren Dr. Çoban, "Nezle 100’ün üzerinde virüsten meydana gelen bir hastalık çeşididir. Genellikle çocuk çağında olanlarda kış mevsiminde 7 veya 8 defa soğuk algınlığı kapabilmektedir. Bu hastalıkta gribe göre şikayetler daha az olmaktadır. Bu hastalıkta da burun akıntısı, öksürük, yutkunma güçlüğü, halsizlik ve iştahsızlık gibi şikayetler olmaktadır. Bebeklerde ise daha fazla iştahsızlık, beslenememe, burun tıkanıklığı gibi şikayetler olur. Burada da virüslerle olduğu için bakteriyel bir enfeksiyon kaynağı yoksa antibiyotik tedavisi önermiyoruz. Septomatik tedavi veriyoruz. O da ağrı kesici ve ateş düşürücüdür. Bazen destek tedavisi olarak C vitamini, sıvı tedavisi ve antiviral dediğimiz ilaçları önerebiliriz. Özellikle grip ve soğuk algınlığı dediğimiz hastalıklardan çocuklarımızın korunması için, çocukların kapalı ortamlarda çok fazla bulunmaması, ortamın sık bir şekilde havalanması gerekiyor. Sigara veya sigara içilen ortamlarda bulunulmaması gerekiyor. Bu tür hastalıklar daha çok anaokulu ve kreşler gibi insanların çok sık yaşadığı yerlerde olur. Ondan dolayı, özellikle el yıkama alışkanlığının olması lazım. Çocukların ellerini ağızlarına ve burunlarına götürmemelerini, bir yere dokunduktan sonra ellerini yıkamaları gerekiyor. Bebekler, özellikle anne sütüyle beslenme döneminde sütle beslenirse hastalığa daha az yakalanıyor. Anne sütü bir yerde çocuklarda aşı görevi görmektedir. Biz çocuklarda bağışıklık durumu bozuk olmayan veya kronik rahatsızlığı olmayan hastalara grip aşısı önermiyoruz. Kronik hastalığı olan çocuklara grip aşısı öneriyoruz" şeklinde konuştu.
07 Aralık 2025 Pazar - 09:47
’Mide koruyucu’ adı yanlış yönlendiriyor
Antalya’da düzenlenen 42. Ulusal Gastroenteroloji Haftası’nda, halk arasında "mide koruyucu" olarak bilinen mide asidi baskılayıcı ilaçların yaygın ve gereksiz kullanımına dikkat çekildi. Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, "Bu ilaçlar mide asidini çok güçlü baskılayan ve ülser hastalığında eskiden yapılan ameliyatları tarihe gömen ilaçlardır. Doktor kontrolünde kullanıldığında çok etkili ve güvenilirdir fakat ‘mide koruyucu’ adı nedeniyle halk arasında yanlış ve gereksiz kullanım çok fazla. Bu ilaçları diğer ilaçları aldığınız için kullanmanıza gerek yok; hekiminize danışın" dedi. Türk Gastroenteroloji Derneği’nin (TGD) Antalya’da düzenlediği 42. Ulusal Gastroenteroloji Haftası, sindirim sistemi hastalıklarına ilişkin güncel bilimsel gelişmelerin ele alındığı oturumlarla gerçekleştirildi. Karaciğer yağlanması, obezite, reflü, bağırsak sağlığı, safra taşları ve mide ilaçlarının kullanımına dair bilimsel veriler, alanında uzman hekimler tarafından münazara edildi. Kongre sonrası değerlendirmede bulunan Türk Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, derneğin geçmişini ve kongrelerin amacını şöyle anlattı: "Türk Gastroenteroloji Derneği 1959 yılında kurulan bir derneğimiz, 1974 yılından itibaren kongreler yapıyoruz. Kongrelerin amacı gastroenteroloji camiasının bir araya gelerek bir yıl içinde biriktirdiği, eriştiği, ulaştığı bilgileri paylaşmaktır. Burada bir bilimsel şölen yaşanır. Gerçekten yabancı katılımcılarla birlikte çok ciddi güzel oturumların olduğu iyi bir kongre geçiriyoruz. Burada önemli konular konuşuldu." "Kronik kullanımda mide ilaçları öneriyoruz" Toplumda "mide koruyucu" olarak bilinen ilaçlara yönelik yaygın algıya da değinen Prof. Dr. Çekin, vatandaşların sıkça sorduğu soruları örneklendirerek şunları söyledi: "Mide koruyucu deyince ne gelir aklınıza? Tansiyon ilacı alıyorum, mide koruyucu almazsam tansiyon ilacı bana zarar verebilir ya da şeker ilacı kullanıyorum. Acaba mide koruyucu da mı almam gerekir? Bazı ilaçlarla birlikte mide koruyucu almak gerekiyor. Bunlar mideye ve sindirim sistemine zarar verebilecek, ülser kanama yapabilecek ilaçlar, kronik kullanımlarında mutlaka mide ilaçlarını öneriyoruz." "Ülser hastalığında eskiden yapılan ameliyatları tarihe gömen ilaçlar" Mide asidini baskılayıcı ilaçların farmakolojik etkisine ve ülser tedavisindeki yerine dikkat çeken Prof. Dr. Çekin, şu ifadeleri kullandı: "Aslında bu ilaçlar mide asidini çok güçlü baskılayan ilaçlar ve artık kanama ve delinme gibi riskleri içeren ülser hastalığında eskiden yapılan ameliyatları tarihe gömen ilaçlar. Çok etkili, çok güçlü ilaçlar. Doktor kontrolünde iyi kullanıldıkları zaman elimizdeki çok güçlü silahlar ama bu yanlış bilgi nedeniyle mide koruyucu ismini kim taktıysa bu isim nedeniyle halk arasında yanlış kullanım çok fazla." Son dönemde özellikle internet ortamında dolaşan söylemlerin bu ilaçlarla ilgili haksız bir korku oluşturduğunu vurgulayan Çekin, şöyle devam etti: "Son zamanlarda da internetteki yanlış bilgiler nedeniyle bu ilaçların fazlaca aslında suçlandığını da görüyoruz. Bazı yan etkilerinin abartılarak ortamda konuşulması nedeniyle ilaçların korkulacak ilaçlar olduğu gibi bir imaj da oluşturulmaya başlandı. Öyle bir şey de söz konusu değil." "Mide kanserine, kemik erimesine, diğer hastalıklara yol açmazlar" Doğru endikasyon ve hekim kontrolünün altını çizen Prof. Dr. Çekin, mide ilaçlarının güvenilirliğine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu ilaçlar doğru endikasyonlarda, uygun zamanlarda kullanıldığı zaman, hekimler tarafından özellikle önerildiği zaman çok iyi ilaçlar, çok güvenilir ilaçlar, mide kanserine, kemik erimesine, diğer hastalıklara yol açmazlar. Güvenilir ilaçlar ama mide koruyucu adını da hak etmeyen ilaçlar. Bu ilaçları diğer ilaçları aldığınız için kullanmanıza gerek yok. Hekimlerinize danışmanızı öneririz, biz gastroenteroglar hazırız."
06 Aralık 2025 Cumartesi - 21:59
Şırnaklı vatandaş, 3 ağır hastalıkla yaşam mücadelesi veriyor
Şırnak merkez Balveren beldesinde yaşayan 70 yaşındaki Süleyman Sergen, 3 yıldır amansız hastalıklarla mücadele ediyor. 3 farklı hastalığa karşı direnen Sergen, hayata tutunmaya çalışıyor. Yıllardır yatağa bağlı bir şekilde yaşayan Süleyman Sergen, 3 yılın yaklaşık 2 yılını hastanelerde geçirdi. Böbrek yetmezliği, lenf kanseri ve omurga kırıklarıyla mücadele eden Sergen’in, hastalıkları nedeniyle de bir gözünde mokur hastalığı çıktı. Tedavisinin büyük bölümünün özel hastanelerde yapılmak zorunda olduğunu belirten Sergen, "Diyarbakır Dicle Üniversitesi’nde gördüğüm uzun tedavinin sonuç vermemesi üzerine Antalya’daki özel bir hastaneye yönlendirildim. Antalya’da özel bir hastanede böbrek nakli geçirdim. Böbreklerimin kurumaması için her kontrol hayati önem taşıyor" dedi. Lenf kanseri nedeniyle kemoterapi alan Sergen’in omurgasında ise 3 kırık bulunuyor ve omurga içinde platin taşıyor. Ayrıca gözündeki mokur hastalığı sebebiyle 6 kez ameliyat geçirdiğini söyleyen Sergen, sürekli Diyarbakır ve Antalya arasında mekik dokuduğunu kaydetti. Maddi imkansızlıklar nedeniyle tedavi sürecinin her adımında zorlanan Sergen, "Her gidişim masraf. Diyarbakır’a her ay, Antalya’ya ise iki ayda bir gitmek zorundayım. Hayırseverlerden yardım bekliyorum" diye konuştu. Çocukları eğitimde, aile geçim derdinde Sergen’in iki kız çocuğundan biri sağlık lisesinde okuyor, diğeri ise bu yıl mezun oldu. Büyük kızı, babasının ağır hastalığı nedeniyle üniversite sınavına hazırlanamadı. Sergen, "Kirayı ödeyemez hale geldik. Çaresizim yıllardır hastalıklarla mücadele ediyorum" dierek destek beklediğini dile getirdi.
06 Aralık 2025 Cumartesi - 15:37
Gaziantep’te kanseri yenen Melih Tuğra için gökyüzüne balonlar bırakıldı
Kemik kanseri tedavisini başarıyla tamamlayan 7 yaşındaki Melih Tuğra Yaprak için Liv Hospital Gaziantep’te anlamlı bir kutlama etkinliği düzenlendi. Geçtiğimiz yıl aralık ayında kemik kanseri teşhisi konulan Melih Tuğra, yaklaşık bir yıllık yoğun tedavi sürecinin ardından ameliyat ve fizik tedaviyi de başarıyla tamamlayarak sağlığına kavuştu. Zorlu süreç boyunca oğullarının yanında olan Havva Merve ve Abdullah Yaprak çifti, çocuklarının yeniden hayata tutunmasının mutluluğunu yaşadı. Özel bir etkinlik düzenlendi, balonlar gökyüzüne bırakıldı Melih Tuğra’nın bu önemli başarısını kutlamak üzere Liv Hospital Gaziantep yönetimi tarafından özel bir etkinlik düzenlendi. Etkinlik kapsamında minik Melih’e madalya takdim edildi, pasta kesildi ve tedavi sürecinin tamamlanmasının sembolü olarak balonlar gökyüzüne bırakıldı. "Balonlarımızı göğe, umutlarımızı da yüreklerimize gönderiyoruz" Düzenlenen etkinlikte balonları gökyüzüne bırakarak zor günlerin, korkuların ve acıların gökyüzüne uğurlandığını belirten Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Şefika Nur Arı, "Bugün burada bir araya gelmemizin çok önemli bir sebebi var. Bugün Melih Buğra Tuğra Yaprak’ın iyileşme yolculuğunu, umudunu ve gücünü kutluyoruz. Küçücük bir yüreğin büyük bir mücadeleyi nasıl kocaman bir cesaretle geride bıraktığına hep birlikte tanıklık ediyoruz. Azminden dolayı Melih’imizi kutlayacağız. Bu yolculukta yanında olan ailesine, doktorlarına, fizik tedavi ekibine ve tüm sağlık çalışanlarına canı gönülden teşekkür ediyoruz. Şimdi gökyüzüne bırakacağımız balonlar geride kalan zor günlerin, korkuların ve acıların gökyüzüne uğurlanışıdır. Aynı zamanda önümüzdeki güzel günlerin, hayallerin ve neşenin de simgesi olacaktır. Balonlarımızı göğe, umutlarımızı da yüreklerimize gönderiyoruz" dedi. "Kemik tümörü olan hastalara, çocuklara umut olarak karşımıza çıktı" Melih Tuğra’nın diğer hasta çocuklara umut olacağını aktaran Liv Hospital Gaziantep Genel Müdürü Cemal Çaparuşağı , "Bugün sevgili Melih, kemik tümörü tespit ettiğimiz hastamız, öncelikle ameliyat sürecini sonra da fizik tedavi sürecini başarıyla tamamladı. Tüm kemik tümörü olan hastalara, çocuklara bir öncü ve umut olarak karşımıza çıktı. Biz onun büyük kutlamasını hem çalışanlarımız adına hem bu hastalığı geçirenler adına burada coşkuyla yapıp umudumuzu göğe yükseltmeyi diliyoruz" şeklinde konuştu. "Oğlum kanseri yendi, çok mutluyuz" Düzenlenen etkinlikten dolayı çok mutlu olduklarını söyleyen Melih Tuğra’nın babası Abdullah Yaprak, "2024 Aralık ayında başladığımız zorlu bir mücadeleden sonra çok şükür oğlum Melih Tuğra bu yıl tedavide kanseri yendi. Şu anda gerçekten çok duygulu ve çok güzel şeyler hissediyoruz. Bu etkinliğe eşlik eden başta başhekimimiz, yönetim ekibi ve tüm arkadaşlara çok teşekkür ediyorum. Her şey için sağ olun" diye konuştu. Duygu dolu anlara sahne olan programa Liv Hospital Gaziantep Genel Müdürü Cemal Çaparuşağı, Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Şefika Nur Arı, hastane çalışanları ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder