Son Dakika
|
Eyüpsultan’da camdan düşen yaşlı kadın hayatını kaybetti
Antalya’da inşaat malzemeleri deposunda yangın
Oyun alanı savaş alanına döndü: O anlar kamerada
Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangını davası başladı
İran, Tel Aviv’i vurdu: 6 yaralı
Irak’ta Haşdi Şabi karargahına saldırı: 7 ölü, 13 yaralı
Altın fiyatı düştü, Kuyumcukent’te gram altın tükendi
Ünlü yapımcı Erol Köse hayatını kaybetti
İran Dışişleri Bakanlığı'ndan müzakare açıklaması!
Trump’tan İran kararı!
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a baba ocağında led imza sürprizi yapılmış
Eyüpsultan’da camdan düşen yaşlı kadın hayatını kaybetti
Antalya’da inşaat malzemeleri deposunda yangın
Alperen Şengün’den Chicago Bulls karşısında triple-double
Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangını davası başladı
İran sınırında erkek cesedi bulundu
Hakkari’de düşen çığ görüntülendi
SAĞLIK
TVHB Başkanı Eroğlu: "Tüberküloz, dünyanın en eski bulaşıcı kronik hastalıklarından bir tanesi"
24 Mart 2026 Salı - 14:05:10
Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, "Tüberküloz, dünyanın en eski bulaşıcı kronik hastalıklarından bir tanesi. Hayvandan hayvana ya da hayvandan insana şeklinde görülüyor" dedi. TVHB Başkanı Ali Eroğlu, ‘24 Mart Dünya Tüberküloz Günü’ sebebiyle İhlas Haber Ajansı’na (İHA) özel açıklamalarda bulundu. Tüberküloz hastalığının hem hayvanlar hem de insanlar açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirten Eroğlu, hastalıkla mücadelede denetim ve kontrol mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Özellikle sığır tüberkülozunun hem hayvancılık sektöründe ekonomik kayıplara yol açtığını, hem de insanlara bulaşma riski taşıdığını vurgulayan Eroğlu, düzenli tarama ve erken teşhisin hayati önem taşıdığını ifade etti. Türkiye’de tüberküloz hastalığı alanında yapılan çalışmalara da değinen Eroğlu, bazı bölgelerde ilerleme kaydedildiğini ancak genel anlamda istenilen seviyeye henüz ulaşılamadığını ifade ederek, kaçak hayvan hareketlerinin ve yetersiz denetimlerin hastalığın yayılımını artırdığını sözlerine ekledi. "Tüberküloz, dünyanın en eski bulaşıcı kronik hastalıklarının bir tanesi" Tüberküloz’un ilk olarak 24 Mart 1882 yılında ortaya çıktığını ve o dönemlerde ciddi sıkıntılar doğurduğunu belirten Eroğlu, "Tüberküloz dünyanın en eski bulaşıcı kronik hastalıklarından bir tanesi. Hayvandan hayvana ya da hayvandan insana şeklinde görülüyor ama daha çok sığırların hastalığı. 1882 yılında Robert Koch tarafından tanımlanıyor. 1996’dan itibaren de kurum ve kuruluşlar tarafından ve veteriner hekimler tarafından Dünya Tüberküloz Günü olarak anılıyor. Bugün dolayısıyla hem hastalıkla ilgili bir farkındalık ortaya konması, hem de hastalığa karşı yapılacak çalışmalar, mücadeleler, alınacak önlemler ve kontrol stratejileriyle ilgili konuları gündeme getirme açısından önemli bir gün. Biz de TVHB olarak ülkemizde hala bir sağlık problemi olarak devam eden, hem hayvanlarda hem de insanlarda görülen bu hastalığa karşı alınması gereken önlemleri, yapılacak mücadeleleri, veteriner hekimlerin istihdamından, sahadaki çalışmalarına kadar, hastalığın ülkemizde daha az minimalize edilmesi, görülmesinin azaltılması noktasında halkın bilinçlendirilmesini istiyoruz" diye konuştu. "Hastalık öncelikle akciğere nüfus ediyor" Tüberkülozun öncelikle akciğere yerleştiğini, sonrasında ise tüm vücuda kapasiteli bir şekilde yayıldığını ifade eden Eroğlu, "Hastalık öncelikle akciğere nüfus ediyor. Çeşitli organlarda karaciğer, böbrek, beyin, hatta kemik dokusuna kadar yayılabiliyor. Özellikle hayvanlarda bazen sinsi seyrediyor. Hastalık daha çok tüberkülozlu hayvanların ürünlerini kullanmak suretiyle geçiyor. Yani sütü ve eti yoluyla. Bütün bunları, hem kamuoyunun bilgisine sunmak, hem de veteriner hekimler olarak hangi mücadelelere, nasıl devam edeceğimizle ilgili stratejiler oluşturmak açısından önemli görüyoruz. Hastalıkların yüzde 60’ından fazlası hayvanlardan insanlara ulaşıyor. Tüberküloz da bu hastalıkların önemli olanlarından bir tanesi. İnsanlarda görülen, daha doğrusu insandan insana ulaşan ve etken ile hayvanlarda görülen etken farklı. Veteriner hekim istihdamı, kamuda istihdam edilen veteriner hekim sayısının, Türkiye’nin ihtiyaçlarına göre yeniden bir tespit edilmesi gerekiyor" şeklinde konuştu. "Halkın bilgi seviyesinin yükseltilmesi lazım" Eroğlu, hastalığa karşı alınabilecek önlemlerle ilgili şunları kaydetti: "Tüberkülozun yaklaşık yüzde 5 ile 10 civarında hayvandan insana ulaşıyor. Bu da önemli bir miktar. Bunun için halkın bilgi seviyesinin yükseltilmesi lazım. Bazen hasta olmayan hayvanların da muayene edilmesi lazım. Çünkü değişik tablolar gözüküyor. Tüberkülozlu hayvanların eti yenir mi, yenmez mi? Burada veteriner hekimlerin önemli bir rolü var. Mutlaka çiğ süt kullanmamak lazım. Pastörize süt kullanmak ya da çiğ sütü iyice kaynatmak gerekiyor. Etleri iyi pişirmek gerekiyor. Dünya Tüberküloz Günü vesilesiyle bir kez daha veteriner hekimlerin hizmetlerinin tekrar gözden geçirilmesini temenni ediyorum."
24 Mart 2026 Salı - 13:57
Uzmanından tüberkülozda erken tanı uyarısı
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Gizem Çil, tüberkülozun bulaşıcı ancak önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirterek, erken tanı ve düzenli tedavinin hayat kurtardığını vurguladı. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Gizem Çil, 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada veremin günümüzde hala önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini belirtti. Hastalığın bulaşıcı olmasına rağmen önlenebilir ve tedavi edilebilir olduğuna dikkat çeken Çil, erken tanının hayati önem taşıdığın söyledi. Tüberkülozun akciğerleri etkilediğini ifade eden Çil, uzun süren öksürük, balgam, ateş, gece terlemesi ve kilo kaybı gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Hastalığın özellikle kapalı ve kalabalık ortamlarda solunum yoluyla kişiden kişiye bulaştığını belirten Çil, vatandaşların belirtiler konusunda bilinçli olması gerektiğini kaydetti. Düzenli ve eksiksiz tedavinin hastalığın tamamen iyileşmesinde kritik rol oynadığını dile getiren Çil, koruyucu önlemler sayesinde bulaş riskinin azaltılabileceğini ifade etti. Uzm. Dr. Çil, "Tüberküloz günümüzde hala önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam eden, bulaşıcı ancak önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Her yıl milyonlarca insanı etkileyen bu hastalık, erken tanı ve uygun tedavi ile tamamen kontrol altına alınabilir. Uzun süren öksürük, balgam, ateş, gece terlemesi ve kilo kaybı gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulmalıdır" dedi. Toplum farkındalığının artırılmasının tüberkülozla mücadelede büyük önem taşıdığını belirten Çil, "Erken tanı hayat kurtarır. Düzenli ve eksiksiz tedavi hastalığı tamamen iyileştirir. Koruyucu önlemlerle bulaş riski azaltılabilir. Toplum olarak belirtileri erken dönemde tanımak ve sağlık kontrollerini ihmal etmemek en güçlü mücadele yöntemidir" ifadelerini kullandı. Çil, Dünya Tüberküloz Günü dolayısıyla vatandaşları bilinçli olmaya ve sağlık kontrollerini aksatmamaya davet etti.
24 Mart 2026 Salı - 12:34
Yaşlılar haftasında palyatif servis hastalarına moral ziyareti
Yaşlılar Haftası kapsamında İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi palyatif servisinde tedavi gören hastalar için etkinlik düzenlendi. Programda hastalar ziyaret edilerek moral verildi. Başhekim Prof. Dr. Bülent Çalık, hastane yönetimi ve palyatif bakım çalışanlarının katılımıyla gerçekleştirilen programda hastalarla yakından ilgilenildi. Çalışanların hazırladığı ikramlar hastalara sunuldu. Çiçek takdimiyle hastaların motivasyonu artırıldı. Türküler eşliğinde pasta kesildi Program kapsamında hastalar için pasta kesildi. Bağlama eşliğinde söylenen türkülerle duygu dolu anlar yaşandı. Etkinlik sıcak ve samimi bir atmosferde sona erdi. Psikososyal desteğin önemi Yaşlı bireylerin toplumdaki önemine dikkat çeken Başhekim Prof. Dr. Bülent Çalık, palyatif bakım hizmetlerinin yalnızca tıbbi olmadığını, aynı zamanda insani ve psikososyal destek yönüyle de büyük değer taşıdığını ifade etti.
24 Mart 2026 Salı - 12:01
Kolon kanseri riskini artıran bu faktörlere dikkat!
Memorial Kayseri Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Halit Karaca, kolon kanseri ile ilgili önemli bilgiler verdi. Doç. Dr. Karaca; "Aşırı alkol tüketimi, sigara tiryakiliği, obezite, işlenmiş raf ömrü uzun gıdalar, insülin direnci, aşırı radyasyon maruziyeti ve bağışıklık sisteminin baskılanması riski artırmaktadır" dedi. Kolon kanseri (kolorektal kanserler); özellikle beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıkları nedeniyle son yıllarda sık görülüyor. Dünya genelinde en sık tanı alan üçüncü kanser türü ve kansere bağlı ölümlerin en sık ikinci nedeni olan kolon kanserinin, ülkemizde ve dünyada 45 yaş altında görülme sıklığı giderek artıyor. Ancak teşhis ve tedavi yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde yaşam kalitesi ve süresi artırılabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Halit Karaca, kolon kanseri ile ilgili önemli bilgiler verdi. Karaca; "Toplumdaki kolon kanseri vakalarının yüzde 70’i farklı zamanlarda ve öngörülemez şekilde ortaya çıkmaktadır. Kalıtsal genetik mutasyonlara sahip durumlar, vakaların yüzde 3-5’ini oluşturmaktadır. Hastaların yaklaşık yüzde 20- 25’inde güçlü bir aile öyküsü bulunmaktadır. Yani kalıtsal bir mutasyon nedeniyle kolon kanseri ortaya çıkmaktadır. Kalıtsal genetik nedenli vakaların dışındaki kolon kanserinde tanı konulan ortalama yaş 65’in üzerindedir. Ailede kolon kanseri vakasının olması, kişinin de bu hastalığa yakalanma riskini artırır. Kalıtsal kolon kanseri ile ilgili mutasyonlar yani HNPCC, FAP ve Peutz-Jegher polipozisi gibi, kolon kanseri riskini artıran genetik durumlardır. Kolonoskopi taramasında belirlenen adenomlar: Kanser riski en yüksek seviyede polipler de (villöz adenomlar, tübülo-villöz adenomlar) görülmektedir. Ülseratif kolitin, iltihabi bağırsak hastalığı tanısından sonraki ilk 10 ila 20 yıl içinde tahmini yıllık kanser görülme sıklığı yüzde 0,5’dir. Bundan sonra yılda ise yüzde 1’e yükselmektedir. Crohn hastalığı, ileokolik bölgede mevcutsa kanser riskini artabilir. Aşırı alkol tüketimi, sigara tiryakiliği, obezite, işlenmiş raf ömrü uzun gıdalar, insülin direnci, aşırı radyasyon maruziyeti ve bağışıklık sisteminin baskılanması riski artırmaktadır. Kolon kanserinde klinik muayeneler ve tarama yoluyla erken teşhis, görüntülemedeki gelişmelerle daha doğru evre belirleme, cerrahi tekniklerdeki iyileşmenin yanı sıra kemoterapi ve radyasyondaki ilerlemeler sayesinde yaşam süresi uzamaktadır. Özellikle doğru planlanan kemoterapi, yeni nesil akıllı ilaçlar ve immunoterapiler sayesinde vücudun diğer bölgelerine yayılan kanserli hücrelerle mücadelenin başarısı artmaktadır. Kolon kanseri için uygulanan kemoterapi, vücuttaki hızlı büyüyen kanser hücrelerini yok etmeyi amaçlamaktadır. Bu ilaçlar genellikle damar yoluyla ya da tablet şeklinde ağızdan alınmaktadır. Kolon kanseri tedavisinde kemoterapi genellikle cerrahi, radyoterapi, hedefli tedavi (akıllı ilaçlar) veya immünoterapi gibi diğer tedavilere ek olarak kullanılır. Kemoterapi, iyileşme şansını artırmak ya da kanserin tekrarlama riskini azaltmak, belirtileri hafifletmek veya kanser hastalarının daha uzun ve daha kaliteli bir yaşam sürmelerine yardımcı olmak için kullanılır. Kemoterapi, cerrahi öncesi ya da sonrasında hastalarında sağ kalım oranını yükseltmektedir. Hastaların 4’te 3’ünün ameliyat sayesinde ek tedavi ile nüks oranları azalırken genel sağ kalımı iyileştirme çabası, kolon kanseri tedavisinin evriminde önemli bir adım olmuştur" ifadelerini kullandı. Tekrarlama riskine karşı kemoterapinin önemine değinen Doç. Dr. Halit Karaca; "Kolon kanseri ameliyatından sonra, varsa kalan kanserli hücreleri yok etmek ve tekrarlama riskini azaltmak için genellikle adjuvan kemoterapi olarak adlandırılan tedavi önerilir. Adjuvan kemoterapiye çoğunlukla kolon kanseri ameliyatından sonraki 8 hafta içinde başlanmaktadır. Ameliyattan sonra kansere dair hiçbir kanıt kalmasa bile, kanserin tekrarlama veya vücudun diğer bölgelerine yayılma (metastaz) riski yüksekse, adjuvan kemoterapi yine de önerilebilir. Kolon kanserinin bulunduğu bölgenin yakınındaki lenf düğümlerinde kanser hücreleri varsa, kalın bağırsakta kanser bölgesinde perforasyon adı verilen bir yırtık oluşmuşsa, kanser hücreleri, hızlı büyüyen ve yayılan, az farklılaşmış veya yüksek dereceli kanser hücreleri olarak adlandırılan türdense, kanser bağırsakta tıkanıklığa yani obstrüksiyona neden oluyorsa risk artabilmektedir. Bu durumda kişiye özel tedavi yöntemleri uygulanarak başarı şansı artırılmaktadır" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
23 Mart 2026 Pazartesi- 13:51
Milas Kemikler Mahallesi içme suyu hattı kamusal alana taşınıyor
2
23 Mart 2026 Pazartesi- 11:07
Yapay zeka doktorunuz değil
3
23 Mart 2026 Pazartesi- 16:48
DEHB çocukların okul ve sosyal hayatını etkileyebiliyor
4
23 Mart 2026 Pazartesi- 12:39
Aile hekiminin ısrarı hayat kurtardı: "İhmal ettiğim test sayesinde kanserden kurtuldum"
5
23 Mart 2026 Pazartesi- 14:03
Uzmanı uyardı: "Miyop dediğimiz tablo sadece bir göz numarası değildir, kontrol altına alınması gerekir"
16 Aralık 2025 Salı - 13:55
Bayburt’ta aile hekimlerinden ücret kesintilerine ve iş yüküne tepki
Aile hekimliği sisteminde uygulanan kontrol dışı ücret kesintileri ile artan iş yüküne tepki göstermek amacıyla Bayburt’ta aile hekimleri basın açıklaması yaptı. 2 No’lu Aile Sağlığı Merkezi önünde toplanan hekimler, mevcut uygulamaların hem sağlık çalışanlarını hem de vatandaşların aldığı sağlık hizmetini olumsuz yönde etkilediğini bildirdi. Aile hekimlerinin yaşadığı sıkıntıların dile getirildiği açıklamada, son bir yılda Aile Sağlığı Merkezlerine gelmeyen kayıtlı nüfus gerekçe gösterilerek ücret katsayılarında ciddi düşüşler yapıldığı, aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının kontrolü dışındaki nedenlerle gelir kaybına uğratıldığı ifade edildi. Açıklamada, günlük 70’i aşan poliklinik yoğunluğuna rağmen hekimlerden binlerce farklı veri girişinin beklendiği belirtilerek, bu durumun hekimi hastadan uzaklaştırdığı vurgulandı. Ücretlerin büyük bir kısmının öngörülemez performans parametrelerine bağlandığı, izin ve hastalık gibi en temel insani durumlarda dahi gelirlerin ciddi şekilde düştüğü kaydedildi. Aile hekimliğinde taban ödeme oranının yüzde 35 seviyesinde kaldığına dikkat çekilirken, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinde bu oranın yüzde 72 olduğu ifade edilerek, sistemdeki dengesizliğe işaret edildi. Ayrıca, kamuda çalışan hekimlerin birçok ilde en fazla vergi ödeyen meslek grupları arasında yer aldığına dikkat çekilerek, vergi yükünün hekimlerin omuzlarında olduğu belirtildi. Hekimler üzerinden alınan yüksek vergilerin adil bir şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiği de vurgulandı. "Bizlerden hem dedektiflik hem hekimlik yapmamız bekleniyor" Sahada uygulanan bazı düzenlemelerin hekimlik dışı sorumluluklar yüklediği belirtilen açıklamada, hakkında adli işlem bulunan ve devlet tarafından aranan kişilerin takibinin aile hekimleri üzerinden yürütülmesinin kabul edilemez olduğu ifade edildi. Aile Sağlığı Merkezine gelmeyen kayıtlı nüfus nedeniyle ücret kesintisi yapılmasının adil olmadığını savunan aile hekimlerinden, "Bizlerden hem dedektiflik hem hekimlik yapmamız bekleniyor. Açıkça söylüyoruz, biz hekimiz" sesi yükseldi. "Hekimi bilgisayar başına mahkum eden uygulamalar vatandaşın sağlık hizmetini de zayıflatır" Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları, kontrol dışı nedenlerle cezalandırma anlayışından vazgeçilmesini, hekimi hastadan uzaklaştıran yönetmelik ve uygulamaların kaldırılmasını talep etti. Hekimler, sahada çalışan sağlık emekçilerinin katkısıyla hazırlanacak, adil, öngörülebilir ve gerçekçi bir düzenlemenin hayata geçirilmesi çağrısında bulundular. Açıklamanın devamında, sıklıkla değişen ve sahayla uyumsuz kriterler ile hekimlik yapmanın giderek zorlaştığı ifade edildi. Hekimlerin hastalarına ayırması gereken zamanın büyük bölümünü bilgisayar başında veri girişi yaparak geçirmek zorunda kaldığı belirtilirken, bir yıl boyunca Aile Sağlığı Merkezine gelmeyen hastaların hesabının da hekimler üzerinden kesintiye dönüştürüldüğü vurgulandı. Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarından telefon başında adeta telesekreterlik yapmalarının beklendiği kaydedildi. Açıklamada, mevcut uygulamaların hekimi hastadan uzaklaştırdığına dikkat çekilerek, "Bu ülkenin en zeki, en çalışkan ve en özverili evlatları olan sağlık çalışanlarına yönelik bu uygulamaların, başta vatandaşa karşı hafiyelik görevi olmak üzere tamamen kaldırılmasını mantığı ve vicdanı olan herkesten talep ediyoruz" denildi. "Bırakın hekimlik yapalım, tıp diplomamızın hakkını vererek çalışalım" Aile hekimleri, amaçlarının daha kaliteli muayene hizmeti sunmak ve hekimlik yapmak olduğunu vurgulayarak, hekimliği sekreterlik görevine indirmeye zorlayan yönetmeliğin kaldırılmasını istedi. Sahada çalışan aile hekimlerinin katkısıyla hazırlanacak gerçekçi bir yönetmeliğin hayata geçirilmesi çağrısında bulunulan açıklamada, hastanın en iyi şartlarda sağlık hizmeti aldığı, aile hekiminin ise insani şartlarda görev yaptığı sağlıklı bir çalışma ortamı talep edildi. Basın açıklaması, "Bırakın hekimlik yapalım, tıp diplomamızın hakkını vererek çalışalım" ifadeleriyle sona erdi.
16 Aralık 2025 Salı - 13:10
Nükleer tıp teknikerlerinin görev alması hakkında ilk defa yeni hükümler getirildi
Nükleer Tıp Hizmetleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ve Radyasyon Onkolojisi Hizmetleri Yönetmeliği Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Sağlık alanında Nükleer Tıp Hizmetleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ve Radyasyon Onkolojisi Hizmetleri Yönetmeliği Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu kapsamda, Nükleer Tıp Hizmetleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikte yapılan düzenlemeyle şu değişiklikler yapıldı: "1219 sayılı Kanun ile sağlık meslek tanımına giren nükleer tıp teknikerlerinin görev alması hakkında ilk defa yeni hükümler getirildi. Nükleer tıp merkezlerinde çalışan mesul müdür ve merkez sorumlusunun görevleri genişletildi, kimlik kartlarına karekod zorunluluğu eklendi. Merkez sorumlusu ve uzman hekimlerin çalışma sınırları netleştirildi, 60 yaş üstü ve yüzde 60 engelli hekimler için istisna tanındı. Denetim hükümleri Özel Sağlık Tesislerinin Denetimi Hakkında Yönetmelik ile uyumlu hale getirildi. Nükleer tıp merkezlerinin planlanmasına ilişkin hükümler detaylandırıldı. Merkezlerin taşınma, birleşme, devir ve adres ve isim değişiklikleri için ayrıntılı izin ve yenileme süreçleri tanımlandı. Yaptırımlar caydırıcı biçimde yeniden düzenlendi, usulsüz faaliyete devam eden merkezler için doğrudan müeyyide öngörüldü. Radyasyon Onkolojisi Hizmetleri Yönetmeliğinin yürürlüğe girmesiyle; Mesleğini serbest olarak icra eden radyasyon onkolojisi uzmanları tarafından açılan merkezler mevzuata dahil edildi. Ruhsat ve faaliyet izin belgesi kavramı güçlendirildi. Taşınma, birleşme ve devir süreçleri ayrıntılı olarak düzenlendi. Uluslararası sağlık turizmi yetkilendirmesi eklendi. Merkez sorumlusu ve uzman hekimlerin çalışma sınırları netleştirildi, yaşlı ve engelli hekimler için kolaylık sağlandı. Mesul müdür ve merkez sorumlularının görevleri genişletildi, kimlik kartlarına karekod zorunluluğu getirildi. Denetim hükümleri Özel Sağlık Tesislerinin Denetimi Hakkında Yönetmelik ile uyumlu hale getirildi. Yasaklar ve yaptırımlar caydırıcı şekilde yeniden düzenlendi. Bir diğer değişiklik de Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle geldi. Bu kapsamda yapılan değişiklikler ise şu şekilde: Radyoloji merkezlerinin yalnızca il içi taşınmasına izin verildi. Merkez sorumlusu hekimlerin görev sınırları tek merkezle sınırlandırıldı, 60 yaş üstü ve yüzde 60 engelli hekimler için istisna getirildi. Personel kimlik kartlarına karekod zorunluluğu getirildi. Usulsüz faaliyette bulunan merkezler için yaptırımlar caydırıcı hale getirildi".
16 Aralık 2025 Salı - 12:59
Mutasyona uğrayan grip virüsleri, risk gruplarında ciddi komplikasyonlara yol açabilir
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Vardar, H3N2’ye ilişkin değerlendirmesinde, "Mevsimsel grip etkenlerinden H3N2, zaman içinde geçirdiği genetik değişimler nedeniyle bazı sezonlarda daha uzun süren ve daha ağır klinik tablolarla karşımıza çıkabiliyor. Ancak hastalığın seyri kişinin bağışıklık durumu ve eşlik eden hastalıkları gibi birçok faktöre bağlıdır" dedi. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Vardar, H3N2 enfeksiyonunun genellikle ani başlayan yüksek ateş, şiddetli halsizlik, kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, boğaz ağrısı ve öksürük ile kendini gösterdiğini belirterek, "Çocuklarda mide bulantısı ve kusma gibi sindirim sistemi belirtileri de görülebiliyor. Bazı olgularda şikâyetler daha uzun sürebilir" ifadelerini kullandı. Ciddi komplikasyonlar gelişebilir" Virüsün özellikle 65 yaş üstü bireyler, kronik hastalığı olanlar, hamileler, bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler ve küçük çocuklar için daha büyük risk oluşturduğunu vurgulayan Dr. Ali Vardar, "Bu gruplarda zatürre başta olmak üzere ciddi komplikasyonlar gelişebilir ve hastaneye yatış ihtiyacı artabilir" dedi. "Gripte antibiyotikler rutin olarak kullanılmaz" Tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Dr. Ali Vardar, H3N2’nin viral bir enfeksiyon olduğunun altını çizerek, "Gripte antibiyotikler rutin olarak kullanılmaz; çünkü antibiyotikler virüslere etki etmez. Ancak hekim değerlendirmesinde bakteriyel bir komplikasyon düşünülürse tedavi planı buna göre düzenlenir. İlk 48 saat içinde başlanan antiviral tedaviler, hastalığın süresini ve şiddetini azaltabilir. İstirahat, bol sıvı tüketimi ve semptomlara yönelik destek tedavileri de önemlidir" diye konuştu. "Bu kış birden fazla virüs dolaşımda" Sahadan gelen gözlemlerin yalnızca H3N2’ye işaret etmediğini belirten Dr. Ali Vardar, "Bu kış grip virüslerinin yanı sıra farklı solunum yolu virüslerinin de eş zamanlı dolaşımda olduğunu görüyoruz. Bu durum tanı ve tedavi süreçlerini zorlaştırabiliyor" değerlendirmesinde bulundu. Mevsimsel grip aşısının önemine dikkat çeken Dr. Ali Vardar, "Her yıl güncellenen grip aşıları, dolaşımdaki H3N2 varyantlarına karşı koruma sağlamayı hedefler. El hijyeni, kalabalık ortamlardan kaçınma ve hastalık belirtileri olan kişilerle teması azaltmak bulaş riskini düşürür" dedi. Dr. Ali Vardar, grip belirtileri yaşayan özellikle risk grubundaki kişilerin vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurması gerektiğini sözlerine ekledi.
16 Aralık 2025 Salı - 12:57
Sorgun’da erken teşhis için tarama seferberliği düzenlendi
Sorgun İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri, ilçe genelindeki kursiyerlere yönelik sağlık taramalarına devam ediyor. Son haftalarda Sorgun Aile Destek Merkezi (ADEM), Bahadın Japon Evleri ve Sorgun Halk Eğitim Merkezi’ne bağlı tüm kursiyerler tek tek ziyaret edilerek kapsamlı sağlık değerlendirmeleri gerçekleştirildi. Sorgun İlçe Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Onur Türkön, kurum doktoru Uzm. Dr. Rukiye Koçak ve Ebe Gül Ünalan eşliğinde sürdürülen taramalarda vatandaşların kan şekeri ölçümleri, tansiyon kontrolleri ve kanser tarama durumları değerlendirildi. Diyabet açısından risk taşıyan kursiyerler ilgili dahiliye polikliniklerine yönlendirilirken, hipertansiyon açısından riskli bulunan vatandaşlara gerekli öneriler ve takip planlamaları yapıldı. Kanser taramaları kapsamında tüm kursiyerlerin meme, rahim ağzı ve kolorektal kanser tarama uygunlukları sistem üzerinden kontrol edildi. Mamografi zamanı gelen kursiyerlere Sorgun Devlet Hastanesi üzerinden randevu oluşturuldu. Rahim ağzı (HPV) ve kolorektal kanser taramaları için ise İlçe Sağlık Müdürlüğü ve bağlı aile hekimlikleri koordinasyonunda tarama süreçleri planlandı. İlçe Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Onur Türkön, yürütülen çalışmaların önemine vurgu yaparak şöyle konuştu: "İlçe genelinde vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine erişimini artırmak için sahadayız. Bu taramalar sayesinde erken tanı fırsatlarını güçlendiriyor, farkındalığı artırıyoruz. Amacımız, Sorgun’da herkese ulaşmak ve taramalardan kimsenin geri kalmamasını sağlamak." Kurum doktoru Uzm. Dr. Rukiye Koçak ise "Hem kronik hastalıklar hem de kanser taramalarında erken teşhisin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha görüyoruz. Kursiyerlerle birebir görüşerek sağlık durumlarını değerlendirmek ve onları doğru yönlendirmek çok değerli" dedi. Ekipte yer alan Ebe Gül Ünalan "Kadınlarımızın sorularını birebir yanıtlamak, tarama süreçleri hakkında bilgilendirmek bizim için çok önemli. Bilinçli toplum, sağlıklı toplum demektir" ifadelerini kullandı. Sorgun İlçe Sağlık Müdürlüğü, önümüzdeki günlerde de farklı kurs merkezlerine ve toplu yaşam alanlarına ziyaretlerin aralıksız süreceğini belirtti.
16 Aralık 2025 Salı - 12:49
Prof. Dr. Erol: "Beyin tümörleri her yaşta görülebiliyor"
Beyin ve Sinir Cerrahisi Hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Fatih Serhat Erol, "Beyin tümörleri her yaşta görülebiliyor. Bazı tümör tiplerinin kadınlarda, bazılarının ise erkeklerde daha sık görülüyor" dedi. Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatih Serhat Erol, beyin tümörleri hakkında açıklamalarda bulunarak bilimsel verilerin 120’ye yakın beyin tümörü tipi olduğunu belirtti. Beyin tümörleri hakkında değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Fatih Serhat Erol, "Beyin tümörlerinin, beyin hücrelerinin kontrolsüz şekilde çoğalarak kitle oluşturması ve beyin dokusuna baskı yapmasıyla ortaya çıkıyor. Beyin tümörleri her yaşta görülebiliyor. Bazı tümör tiplerinin kadınlarda, bazılarının ise erkeklerde daha sık görülüyor. Bilimsel verilere göre 120’ye yakın beyin tümörü tipi bulunuyor. Beyin tümörlerinin, beyin hücrelerinden kaynaklanan birincil tümörler ve diğer organlardaki kanserlerin beyne yayılmasıyla oluşan metastatik tümörler olarak iki ana grupta incelenir. Tümörlerin oluşumunda genetik yapı, kafa travmaları, kimyasal maddelere veya radyasyona maruz kalma gibi etkenlerin rol oynayabilir. Ayrıca vücudunuzun bazı bölgelerindeki hücrelerin çok hızlı çoğalmasına neden olan nadir bir genetik hastalık gibi ve bazı sendromik hastalıkların da tümör oluşumuna zemin hazırlayabiliyor. Belirtiler arasında inatçı ve sürekli baş ağrılarının öne çıkıyor. Özellikle geceleri ve sabaha karşı artan baş ağrıları ve nöbet geçirmek önemli bir uyarıdır. Baş dönmesi, bulantı, kusma, denge kaybı, kol ve bacaklarda güçsüzlük, işitmede, koku almada ve görmede şikayetlerin de görülebiliyor. Hipofiz bezi tümörlerinde ise ellerde ve ayaklarda büyüme, tüylenmede artış ve adet düzensizlikleri gibi hormon kaynaklı belirtilerin ortaya çıkabilir. Tanı sürecinde detaylı bir öykü, fizik muayene ve görüntüleme yöntemlerinin büyük önem taşıyor. Özellikle ilaçlı beyin MR’ının tanıda altın standart oluyor. Beyin tümörlerinin büyük bölümünün cerrahi yöntemlerle tedavi ediliyor. Gerekli durumlarda biyopsi ile başlayıp, kemoterapi, radyoterapi veya radyo cerrahi gibi ek tedavilerin uygulanabilir. Bazı hastalarda ise yalnızca düzenli takiplerin yeterli olabilir" dedi.
16 Aralık 2025 Salı - 12:26
‘Kanser tedavisinde kişiselleştirilmiş yaklaşımlar öne çıkıyor’
Kanser tedavisinde modern yaklaşımların giderek güçlendiğini belirten Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Serkan Enki, "Günümüzde klasik kemoterapi anlayışı yerini daha seçici, daha etkin ve daha kişiselleştirilmiş tedavilere bırakıyor. Artık kanseri tek bir hastalık olarak değil, genetik ve biyolojik açıdan farklı alt gruplardan oluşan kompleks bir yapı olarak değerlendiriyoruz" dedi. Medical Park Ordu Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Serkan Enki, kanser tedavisinde son yıllarda yaşanan bilimsel ilerlemelerin hastalık odaklı yaklaşımdan kişiye özel tedavi protokollerine geçişi hızlandırdığını söyledi. Uzm. Dr. Enki, genetik analizler, immünoterapi ve hedefe yönelik tedavilerin başarı oranlarını belirgin şekilde artırdığını vurguladı. Uzm. Dr. Serkan Enki, kanser tedavisinde modern yaklaşımların giderek güçlendiğini belirterek, klasik kemoterapi anlayışının yerini daha seçici, daha etkin ve daha kişiselleştirilmiş tedavilere bıraktığını ifade etti. Uzm. Dr. Enki, "Artık kanseri tek bir hastalık olarak değil, genetik ve biyolojik açıdan farklı alt gruplardan oluşan kompleks bir yapı olarak değerlendiriyoruz" diye konuştu. "Genetik analiz tedavi sürecini değiştiriyor" Güncel onkolojik tedavilerin merkezinde NGS (Next-Generation Sequencing), moleküler profilleme ve biyobelirteç analizlerinin bulunduğunu aktaran Uzm. Dr. Enki, şu değerlendirmede bulundu: "Bir hastanın tümöründe bulunan mutasyonları, bağışıklık sistemi yanıtını ve tümör mikrosistemini detaylı biçimde analiz ediyoruz. Bu sayede tedaviyi hastaya özel planlıyor, hem başarı oranını yükseltiyor hem de gereksiz yan etkilerin önüne geçiyoruz." Özellikle EGFR, ALK, ROS1, BRCA, PDL-1 gibi biyobelirteçlerin tedavi seçiminde kritik önem taşıdığını vurgulayan Uzm. Dr. Enki, bu verilerin hastanın tedaviye vereceği yanıtı öngörmede anahtar rol oynadığını kaydetti. "İmmünoterapi kanserle mücadelede çığır açtı" İmmünoterapinin çağdaş onkolojinin en büyük inovasyon alanlarından biri olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Enki, "İmmünoterapi, bağışıklık sistemini kanserle savaşabilecek güçlü bir yapıya dönüştürüyor. Özellikle akciğer kanseri, melanom ve böbrek kanserlerinde sağkalımı anlamlı derecede artıran sonuçlar elde ediyoruz. Bu tedaviler ileri evre hastalarda yaşam süresi ve yaşam kalitesini önemli ölçüde yükseltir" diye konuştu. "Tedavide multidisipliner yaklaşım şart" Kanserin yalnızca tıbbi bir durum değil, aynı zamanda koordinasyon gerektiren bir süreç olduğunu belirten Uzm. Dr. Enki, tedaviye tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi, cerrahi branşlar, patoloji, radyoloji ve genetik danışmanlığın birlikte yön verdiğini ifade etti. Uzm. Dr. Enki, "Her hastayı ilgili tüm disiplinlerle birlikte değerlendirerek en doğru tedavi algoritmasını oluşturuyoruz. Bu yaklaşım erken evrede kür şansını artırırken, ileri evrede yaşam süresini uzatıyor" ifadelerine yer verdi. "Düzenli tarama programları hayat kurtarır" Kanserde erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Uzm. Dr. Enki, "Özellikle meme, kolon, akciğer ve prostat kanserlerinde tarama programlarına katılım hastalığın seyrini belirleyen en kritik adımlardan biridir. Erken evrede yakalanan kanserlerin önemli bir kısmı tamamen tedavi edilebilir. Hastaların düzenli taramalarını aksatmaması yaşam şansını doğrudan etkiler" dedi.
16 Aralık 2025 Salı - 12:24
Gripte erken dönem uyarısı
Gaziantep Özel Hatem Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Ülker, grip hastalığının nedenleri, bulaşma yolları, risk grupları ve korunma yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi. Dr. Ülker, "Grip enfeksiyonu, önceki yıllara kıyasla bu sezon Türkiye’de daha erken görülmeye başladı. Kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması ve mevsimsel hava şartları, viral enfeksiyonların hızla yayılmasına neden oluyor. Kış aylarında artan hastalık riskine karşı toplumun dikkatli ve bilinçli davranmasının hem bireysel sağlık hem de sağlık sisteminin korunması açısından büyük önem taşıyor. Grip, ani başlayan ateş, öksürük, titreme, kas ve eklem ağrıları, halsizlik ve burun akıntısı gibi belirtilerle ortaya çıkan, influenza A ve B virüslerinin neden olduğu bulaşıcı bir solunum yolu enfeksiyonudur" dedi. "Bulaş riski kapalı alanlarda artıyor" Kapalı alanlarda gribin daha fazla bulaştığını söyleyen Dr. Ülker, "Grip virüsü; öksürme, hapşırma, yakın temas, öpüşme ve tokalaşma yoluyla kolaylıkla bulaşmaktadır. Özellikle ellerin gün içerisinde yeterince yıkanmaması, virüsün yayılmasını hızlandırmaktadır. Kapalı ve kalabalık ortamlarda bulaş riski çok daha fazladır. Hasta kişilerin öksürmesi veya hapşırması sırasında havaya yayılan virüsler, solunum yoluyla sağlıklı bireylere geçebilmektedir. Bağışıklığı düşük olan kişiler genellikle 1-4 gün içinde gribe yakalanmaktadır" ifadelerini kullandı. Risk grupları daha dikkatli olmalı Risk gruplarının dikkat etmesi gereken konulara değinen Dr. Ülker, "Grip çoğu zaman kendiliğinden iyileşme eğilimi gösterse de; bebekler, yaşlılar, bağışıklık sistemi zayıf bireyler ve kronik hastalığı bulunan kişilerde daha ağır seyredebilmektedir. Grip; bronşit, zatürre, sinüzit, kulak enfeksiyonları ve astım gibi kronik hastalıkların alevlenmesine yol açabilmektedir. Belirtilerin şiddetlenmesi durumunda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekmektedir" ifadelerine yer verdi. Gripten korunmanın yolları Gripten korunmada hijyenin büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Esra Ülker, "Ellerin sabunla sık sık yıkanması, hasta kişilerin maske kullanması ve öksürürken ağızlarını kapatmasını istiyoruz. Ayrıca bol sıvı tüketimi, dengeli beslenme, C vitamini açısından zengin sebze ve meyvelerin tüketilmesi ve ev ile iş yerlerinin düzenli olarak havalandırılması gerekiyor" şeklinde konuştu. Grip tedavisinde dinlenme ve destekleyici uygulamalar önemli Grip tedavisinde temel amacın belirtileri hafifletmek ve vücudun iyileşme sürecini desteklemek olduğunu belirten Dr. Esra Ülker, dinlenmenin, bol sıvı tüketiminin ve sağlıklı beslenmenin tedavinin temelini oluşturduğunu ifade etti. Gerekli durumlarda ise tedavinin mutlaka doktor kontrolünde planlanması gerektiğini vurguladı.
16 Aralık 2025 Salı - 12:20
Karabük’te acil sağlık hizmetleri değerlendirildi
Karabük’te acil sağlık hizmetlerinin mevcut durumu ve gelecek hedefleri masaya yatırıldı. Karabük İl Sağlık Müdürlüğü Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen değerlendirme toplantısı, İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara başkanlığında yapıldı. Toplantıya Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Nermin Seçilmiş, İl Ambulans Servisi Başhekimliği yöneticileri, Acil Sağlık Hizmetleri Birimi yetkilileri ile 112 Komuta Kontrol Merkezi çalışanları katıldı. Toplantıda 2025 yılına ait acil sağlık hizmetleri verileri detaylı şekilde ele alınırken, 2026 yılına yönelik planlama ve hedefler de değerlendirildi. Bu kapsamda yıl içerisindeki toplam vaka sayıları ve vaka türleri, acil çağrılara verilen reaksiyon süreleri ile ambulansların vakaya ulaşım süreleri incelendi. Ayrıca il genelinde hizmet veren Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonlarının fiziki şartları, donanım ihtiyaçları ve operasyonel hazırlık durumları da toplantının gündem maddeleri arasında yer aldı. Toplantıda konuşan İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara, acil sağlık hizmetlerinin hayati öneme sahip olduğunu vurgulayarak, amaçlarının her zaman en kısa sürede ve en doğru müdahaleyi yapmak olduğunu ifade etti. Kara, yapılan değerlendirmeler doğrultusunda hizmet kalitesini artırmaya yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti.
16 Aralık 2025 Salı - 12:09
45 yıldır içtiği sigarayı bıraktı, nefes almaya başladı
Siirt’te proje kapsamında sigarayı bırakıp 4 ölçümün en az 2’sine katılan 4 talihli, çeyrek altınla ödüllendiriliyor. Katılımcılardan biri 45 yıl içtiği sigarayı bıraktı. Siirt Valiliği bünyesinde, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından "Bağımlılıkla Mücadele Seferberliği" kapsamında toplumda tütün kullanımını azaltmak ve vatandaşları dumansız bir yaşam konusunda bilinçlendirmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla 1 Aralık 2025 tarihinde "Sigarayı Bırak Kazan" kampanyası düzenlendi. Ay sonuna kadar devam edecek kampanyaya katılan katılımcıların 4 ölçümden en az 2’sine katılması gerekiyor. Kampanyada şartları yerine getiren 4 talihliye çeyrek altın veriliyor. Katılımcılardan biri 45 yıl sonra sigarayı bırakıp sağlıklı yaşamın farkına vardı. Sağlıklı Hayat Merkezinde görevli doktor Büşra Eskifuruncu, valilikle birlikte "Sigarayı Bırak Kazan Projesini" başlattıklarını, 1 Aralıkta başlayıp ay sonunda sona ereceğini söyledi. 8 yıldır sigara bırakma polikliniğinde çalıştığını belirten Eskifuruncu, "Ama ilk defa bu kadar kapsamlı bir kampanya düzenledik. Şu anda il merkezinde 105 danışanımız var. İlçelerimizle birlikte 200 civarı başvurumuz oldu. Bunların haftalık ölçümlerini gerçekleştiriyoruz. Ölçümler sonucunda şanslı 4 talihlinin hediyelerini takdim edeceğiz. Dört ölçümden en az 2’sine katılım talep ediyoruz. Ödüllerimiz 4 adet çeyrek altın olacak" dedi. Projeye başvuranlardan Vehip Danış, 45 yıldır sigara kullandığını ifade ederek, "Büşra hocayla tanıştıktan sonra bir kaç sefer standa gittik. Herkese tavsiye ediyorum. Şu an bile yürürken nefesimin açıldığını hissetmeye başladım. Şu an kokusundan da tiksiniyorum. 45 senedir içiyordum. Benim kadar kimse içmezdi. 6 gündür çok şükür hiç aklıma gelmiyor bu proje sayesinde. Sağlık her şeyden öncedir" diye konuştu.
16 Aralık 2025 Salı - 11:53
İnfertilite tedavisinde erken başvuru uyarısı
Çocuk sahibi olmak isteyen ancak doğal yollarla gebelik elde edemeyen çiftlerde infertilite oranı her geçen yıl artıyor. Medical Point Gaziantep Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sedat Baylar, infertilitenin bir hastalık değil, tedavi edilebilir bir durum olduğunu belirterek çiftleri "gecikmeden başvuru" konusunda uyardı. Toplumda her 6-7 çiftten birinde infertilite görüldüğünü söyleyen Op. Dr. Sedat Baylar, hem kadın hem de erkek kaynaklı birçok faktörün gebeliği zorlaştırabileceğini ifade etti. Hormonal bozukluklar, yumurtlama problemleri, tüplerin tıkalı olması, endometriozis, ileri yaş ve erkeklerde sperm sayısının ya da hareketliliğinin düşük olmasının en yaygın nedenler arasında bulunduğunu açıkladı. "İnfertilite tedavisinde kişiye özel yaklaşım şart" Tedavinin başarısının, doğru tanı ve kişiye özel planlama ile arttığını belirten Op. Dr. Baylar, "İnfertilite, çoğu çift için duygusal olarak yorucu bir süreçtir. Bu nedenle hem tıbbi hem psikolojik olarak çiftlerin yanında olmak çok önemlidir. Önce detaylı bir değerlendirme yapıyor, ardından çiftin durumuna göre en etkili tedavi yöntemini belirliyoruz" dedi. Baylar, yumurtlama tedavileri, aşılama (IUI) ve tüp bebek (IVF) uygulamalarının çiftlerin durumuna göre başarıyla uygulanabildiğini söyledi. "Bir yıl denemeye rağmen gebelik yoksa uzman değerlendirmesi gerekli" Op. Dr. Sedat Baylar, 35 yaş altında bir yıl, 35 yaş üzerinde ise altı ay düzenli ilişkiye rağmen gebelik oluşmazsa mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini vurguladı. Ayrıca sigara kullanımı, fazla kilo, düzensiz beslenme ve stresin kadın ve erkek fertilitesini olumsuz etkilediğini belirterek yaşam tarzı değişikliklerinin de tedavide önemli bir yer tuttuğunu ifade etti.
16 Aralık 2025 Salı - 11:49
Şanlıurfa’da 14 yaşındaki hasta erken tanıyla hayata tutundu
Şanlıurfa’da her iki dizinde ağrı şikayetiyle hastaneye başvuran 14 yaşındaki çocukta, nadir görülen bir kemik tümörü erken tanı sayesinde başarılı şekilde tedavi edildi. Şanlıurfa’da yaşayan 14 yaşındaki M.E.T., iki dizinde yaşanan ağrılar üzerine Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ahmet Müdüroğlu, hastaya yapılan tetkiklerde tibia kemiğinin üst bölümünde kemik dokuyu tahrip eden tümöral lezyonlar tespit edildiğini belirtti. Tanının kesinleştirilmesi amacıyla yapılan biyopsi sonucunda hastaya "Dev Hücreli Tümör" tanısı konulduğunu ifade etti. Çocukluk çağında nadir görülen bu tümörün her iki dizde birden tespit edilmesi üzerine hastanın cerrahi müdahaleye alındığını aktaran Müdüroğlu, ameliyatta tümör dokusunun tamamen çıkarıldığını ve oluşan kemik defektinin onarıldığını kaydetti. Erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Müdüroğlu, zamanında yapılan müdahale sayesinde hastanın uzuv kaybı yaşamadan sağlığına kavuştuğunu bildirdi. Sağlığına kavuşan çocuk, emeği geçenlere teşekkür etti.
16 Aralık 2025 Salı - 10:32
Hani Devlet Hastanesi, evde sağlık hizmetlerinde yeni bir döneme geçti
Diyarbakır’ın Hani İlçe Devlet Hastanesi, Sağlık Bakanlığının yayımladığı "Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi" Genelgesi kapsamında önemli bir dijital dönüşüm adımı attı. Evde Sağlık Hizmetleri Birimi artık hastaların sağlık durumunu dijital ortamda anlık olarak izleyebilen modern sisteme geçti. Bu uygulama sayesinde evde sağlık hizmeti alan hastaların takibi çok daha hızlı, güvenli ve etkin yapılabiliyor. Vital bulguların uzaktan değerlendirilmesi ve muhtemel risklerin erken fark edilmesi, müdahale süreçlerinin daha doğru planlanmasına imkan sağlıyor. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, uygulamaya ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: ’’Diyarbakır’da dijital sağlık uygulamalarını yalnızca merkez hastanelerimizde değil, ilçe hastanelerimizde de hayata geçiriyoruz. Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde başarıyla uyguladığımız bu sistemin Hani’de devreye alınması, teknolojinin imkânlarını tüm vatandaşlarımıza ulaştırma kararlılığımızın bir göstergesidir. İlçelerimizi güçlendirerek uzun vadede merkez hastanelerimizin üzerindeki iş yükünü azaltmayı, vatandaşlarımızın ise yaşadıkları ilçede nitelikli sağlık hizmetine daha kolay ulaşmasını hedefliyoruz."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder