Son Dakika
|
Yenidoğan Çetesi davasında yeni gelişme!
Türkiye - Romanya maçını François Letexier yönetecek
MSB duyurdu: Ağrı’daki kazada 1 asker şehit oldu
Eyüpsultan’da camdan düşen yaşlı kadın hayatını kaybetti
Antalya’da inşaat malzemeleri deposunda yangın
Oyun alanı savaş alanına döndü: O anlar kamerada
Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangını davası başladı
İran, Tel Aviv’i vurdu: 6 yaralı
Irak’ta Haşdi Şabi karargahına saldırı: 7 ölü, 13 yaralı
Altın fiyatı düştü, Kuyumcukent’te gram altın tükendi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Türkiye - Romanya maçını François Letexier yönetecek
MSB duyurdu: Ağrı’daki kazada 1 asker şehit oldu
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a baba ocağında led imza sürprizi yapılmış
Eyüpsultan’da camdan düşen yaşlı kadın hayatını kaybetti
Antalya’da inşaat malzemeleri deposunda yangın
Alperen Şengün’den Chicago Bulls karşısında triple-double
Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangını davası başladı
SAĞLIK
Muğla genelindeki içme suyu depolarında tadilat çalışması
24 Mart 2026 Salı - 15:24:41
MUSKİ Genel Müdürlüğü, il genelinde içme suyu altyapısını güçlendirme çalışmaları kapsamında Yatağan, Kavaklıdere, Ula ve Menteşe ilçelerindeki 13 adet içme suyu deposunda tadilat, bakım ve güçlendirme çalışmalarını sürdürüyor. 2025 yılında 138 depoda yapılan çalışmalarla birlikte toplam 151 deponun bakım onarımı gerçekleştirilmiş olacak. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, vatandaşlara kesintisiz içme suyu ulaştırılarak mağduriyet yaşanmaması talimatı doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, içme suyu depolarındaki tadilat çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda 2025 yılında 138 depoda yapılan çalışmanın ardından 13 depoda daha iç ve dış yüzeylerin yenilenmesi, izolasyon uygulamaları ile mekanik ekipmanların bakım ve onarımları gerçekleştiriliyor. İçme suyu depoları güçlendiriliyor Mevcut kullanımda olan içme suyu depolarının periyodik tadilat ve bakım çalışmaları kapsamında, çeşitli ilçelerde depoların fiziki ve teknik altyapısı güçlendiriliyor. Çalışma kapsamında Yatağan ilçesine bağlı Yaylaköy, Deştin, Bencik, Gökpınar ve Akgedik mahalleleri; Kavaklıdere ilçesinde Nebiler, Kurucaova ve Çamlıbel mahalleleri; Ula ilçesinde Çiçekli Mahallesi ile Menteşe ilçesinde Doğanköy ve Gülağzı mahallelerinde bulunan içme suyu depolarında tadilat çalışmaları devam ediyor. Mekanik ekipmanların bakım ve onarımı yapılırken, hijyen standartlarının artırılmasına yönelik düzenlemeler de periyodik olarak gerçekleştiriliyor. Yapılan çalışmalarla içme suyu depolarının kullanım ömrü uzatılırken, mevcut hijyen standartlarının korunması ve sürdürülebilirliğinin devamı sağlanıyor. Toplam 13 içme suyu deposunu kapsayan çalışmalar kapsamında depoların iç ve dış yüzeyleri yenilenirken, su yalıtımı ve izolasyon uygulamaları da gerçekleştiriliyor. Yürütülen çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte 2025 yılında 138 depoda yapılan çalışmalarla birlikte toplam 151 deponun bakım onarımı gerçekleştirilmiş olacak. MUSKİ İşletmeler 2. Bölge Daire Başkanı Serdar Aldemir, "En önemli kriterimiz halk sağlığıdır" Depoların hem teknik hem hijyenik açıdan kontrol altında tutulduğunu ve rutin bakım çalışmalarının 7 gün 24 saat esasına göre yürütüldüğünü vurgulayan MUSKİ İşletmeler 2. Bölge Daire Başkanı Serdar Aldemir, "Önceliğimizi belirlerken tüm sahanın envanterini çıkarıyoruz. Bu envanter üzerinden teknik personellerimizle sahaya çıkarak yerinde tespitler yapıyoruz ve gerekli işlemleri bu tespitler doğrultusunda gerçekleştiriyoruz. Öncelik sıralamasında en önemli kriterimiz halk sağlığıdır. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından tarafımıza iletilen eksiklikler doğrultusunda depolarımızı değerlendiriyor, bu eksiklikleri gidermek amacıyla bakım ve onarım çalışmalarını planlayıp uyguluyoruz. Depolarda önceliğimiz, suyun temas ettiği yüzeylerin temiz, sağlıklı ve bakımlı olmasıdır. Bu kapsamda depo içindeki su haznelerinin izolasyonunu yapıyor, suyla temas eden yüzeyleri yeniliyor ve metal aksanların bakım ve onarımını gerçekleştiriyoruz. Dış görünüş ikinci planda olsa da boya, badana ve sıva gibi eksiklikleri de gidermeye yönelik çalışmalarımız devam ediyor." dedi. "Vatandaşlarımız çeşmeden su içebilir" Şebekenin farklı noktalarındaki klor ölçümleri ile suyun kalitesinin sürekli takip altında tutulduğunu ve içme suyu standartlarına uygunluğunun garanti edildiğini belirten Aldemir, " Tüm depolarımız rutin olarak kontrol edilmekte ve bakım-onarımları düzenli şekilde yapılmaktadır. Bu konuda görevli ekiplerimiz 7 gün 24 saat esasına göre çalışmaktadır. Sürekli dezenfeksiyon işlemleri yapılmakta, şebekenin farklı noktalarında klor ölçümleri ve kontroller gerçekleştirilmektedir. Böylece suyun kalitesi sürekli takip altında tutulmaktadır. Bu sayede elbette vatandaşlarımız çeşmeden su içebilir. Biz içme ve kullanma suyu temin eden bir kurumuz. Şebekeye verdiğimiz su, halk sağlığı kriterlerine uygun, içilebilir niteliktedir. Tüm sularımız kontrol edilmekte ve dezenfeksiyon işlemleri düzenli olarak yapılmaktadır. Bu nedenle vatandaşlarımız gönül rahatlığıyla musluk suyunu kullanabilir." dedi. Yatağan Akgedik Mahalle Muhtarı Aysel Avcı, "Dilekçelerimiz anında karşılık buldu" Mahalledeki içme suyu deposunun tadilat ve bakım çalışmalarının hızla tamamlanmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Yatağan Akgedik Mahalle Muhtarı Avcı, " Mahallemizdeki içme suyu depolarımızın biraz eski olması; yağmur sularının depolara karışması nedeniyle bakım ve onarım çalışmalarının yapılması gerekiyordu. Yoksa bu durum ciddi sağlık riskleri oluşturabilirdi. Ben MUSKİ Genel Müdürlüğü’ne dilekçemizi ilettim. Onlar da hemen işleme aldılar ve kısa sürede dönüş sağlandı. Depolarımızda tadilat yapıldı; düzenlemesi, boyası, badanası, kapısı ve penceresi tamamen yenilendi. Çok teşekkür ediyoruz. MUSKİ Genel Müdürlüğü iletişim taleplerimize yanıt verme konusunda her zaman bizi mutlu ediyor. Olumlu veya olumsuz bir hafta içinde yanıt alıyoruz. Ani bir su baskını ya da acil durumda hemen müdahale ediliyor. Yerinde inceleme yapılıyor ve bir plan sunuluyor. Verdiğimiz dilekçelerin karşılığını mutlaka alıyoruz. Bu konuda Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras başta olmak üzere, MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül’e çok teşekkür ediyoruz" diye vurguladı.
24 Mart 2026 Salı - 15:06
ERÜ Hastaneleri’nde, minimal invaziv cerrahi yöntemiyle Kayseri’de ilk mitral kapak ameliyatı gerçekleştirildi
Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rifat Özmen tarafından Kayseri’de İlk defa minimal invaziv cerrahi yöntemle mitral kapak ameliyatı gerçekleştirildi. ERÜ Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rifat Özmen, yaptığı açıklamada "Bu cerrahi, ana bilim dalımızda ve Kayseri’de ilk defa uygulanması şehrimiz, üniversitemiz ve kliniğimiz adına son derece mutluluk verici olmuştur" dedi. Minimal invaziv (küçük kesi) mitral kapak ameliyatı hakkında bilgiler veren Doç. Dr. Rifat Özmen, "Göğüs kemiği (sternum) kesilmeden, kaburgalar arasından veya koltuk altından yapılan modern bir kalp cerrahisi yöntemidir. Bu teknik sayesinde daha az doku travması oluşmakta, ameliyat sonrası ağrı azalmakta ve hastaların iyileşme süreci daha hızlı gerçekleşmektedir. Hastalar genellikle 2-3 hafta içinde günlük yaşamlarına dönebilmektedir." dedi. Doç. Dr. Özmen; "Çabuk yorulma ve nefes darlığı şikâyetleri ile kliniğimize başvuran 60 yaşındaki erkek hastanın yapılan tetkik ve değerlendirmelerinde mitral ve triküspit kapaklarında ileri derecede yetmezlik olduğu tespit edildi. Hasta, Kalp Konseyi’nde değerlendirilerek cerrahi müdahale kararı alındı. Ameliyat öncesi hazırlıkları tamamlanan hastanın minimal invaziv kapak cerrahisi için uygun olduğu belirlendi" diye konuştu. Doç. Dr. Rifat Özmen; "Gerçekleştirilen operasyon sırasında onarım için uygun olmayan mitral kapak, mekanik protez kapak ile değiştirildi. Triküspit kapak ise ring anüloplasti yöntemi kullanılarak minimal invaziv cerrahi teknik ile başarıyla tamir edildi. Ameliyat sonrası takip ve tedavi süreci sorunsuz seyreden hasta, şifa ile taburcu edildi" ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Rifat Özmen, minimal invaziv kalp cerrahisi hakkında şunları kaydetti: "Özel ekipmanlar kullanılarak gerçekleştirilen ve anestezi, perfüzyonist ve cerrahi ekiplerin uyumlu çalışmasını gerektiren multidisipliner bir süreçtir. Küçük kesi ile uygulanması yalnızca kozmetik avantaj sağlamakla kalmaz; aynı zamanda kan ve kan ürünü kullanımında azalma, daha az doku hasarı, hastanede kalış sürecinde kısalma ve hastaların günlük yaşamlarına daha erken dönmesi gibi önemli avantajlar sunar. Minimal invaziv cerrahi yöntemleri günümüzde yalnızca mitral ve triküspit kapak hastalıklarında değil; kalp odacıkları arasında bulunan ve ASD olarak adlandırılan deliklerin kapatılmasında, kalbin iyi huylu tümörlerinin cerrahisinde ve aort kapak ameliyatlarında da uygulanabilmektedir." Doç. Dr. Rifat Özmen son olarak "Cerrahi işlemde desteklerinden dolayı üniversite ve hastane yönetimimize, ana bilim dalı öğretim üyeleri ve çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Hastamıza da şifalar diliyorum" ifadelerini kullandı.
24 Mart 2026 Salı - 15:05
Aydın Devlet Hastanesi’nde kapalı bel fıtığı ameliyatı ilk kez uygulandı
Aydın Devlet Hastanesi’ nde bel fıtığı ve bel kanal darlığı tedavisinde kullanılan kapalı (endoskopik) ameliyat yöntemi ilk kez başarıyla uygulandı. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Arda Topçam tarafından gerçekleştirilen operasyon sonrası, hastanın şikayetlerinde belirgin iyileşme sağlandı. Ameliyat sonrası herhangi bir komplikasyon gelişmeyen hasta, sağlıklı bir şekilde taburcu edildi. Operasyonu gerçekleştiren Op. Dr. Arda Topçam, yönteme ilişkin yaptığı açıklamada; kapalı (endoskopik) bel ameliyatının bel bölgesine büyük bir kesi yapılmadan, iki küçük giriş noktasından gelişmiş kamera sistemleri ve özel cerrahi cihazlar yardımıyla uygulanan modern bir cerrahi teknik olduğunu belirtti. Ameliyat sırasında büyütülmüş görüntü eşliğinde sorunlu bölgeye net bir şekilde müdahale edilebildiğini ifade eden Topçam, bu sayede kas ve çevre dokulara daha az zarar verildiğini, ameliyat sonrası ağrının en aza indirildiğini vurguladı. Ayrıca hastanede daha kısa kalış süresi ve günlük yaşama daha hızlı dönüşün yöntemin önemli avantajları arasında yer aldığını belirtti. Hastane Başhekimi Prof. Dr. Gülnur Taşçı Bozbaş, gerçekleştirilen bu önemli başarı dolayısıyla operasyonu başarıyla tamamlayan hekimi tebrik ederek hastaya geçmiş olsun dileklerini iletti.
24 Mart 2026 Salı - 15:03
Çanakkale’de nadir görülen sindirim sistemi hastalığına yakalanan hasta sağlığına kavuştu
Çanakkale’de nadir görülen ’Wilkie Sendromu’ hastalığına yakalanan kadın gerçekleştirilen ameliyatla sindirim sistemindeki tıkanıklığın ortadan kaldırılması sonucu sağlığına kavuştu. Çanakkale’de yaklaşık 1 yıldır devam eden bulantı ve kusma şikâyetleri olan 37 yaşındaki hasta Songül Asiltürk, Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesinde yapılan tetkikler sonucunda nadir görülen Wilkie Sendromu (Superior Mezenterik Arter Sendromu) tanısı kondu. Songül Asiltürk, başka merkezlerde kendisine ameliyatın Çanakkale’de gerçekleştirilemeyeceği söylenmesine rağmen öneri üzerine Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Uğur Kahan Öztürk’e danıştı. Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Uğur Kahan Öztürk tetkikler ardından hasta için uygun tedavi planı oluşturuldu. Op. Dr. Uğur Kahan Öztürk ve ekibi tarafından gerçekleştirilen laparoskopik duodenojejunostomi ameliyatı başarıyla tamamlandı. Minimal invaziv yöntemle gerçekleştirilen operasyon sayesinde hasta, ameliyat sonrası hızlı bir iyileşme süreci geçirerek 4 gün sonrasında sağlıklı bir şekilde taburcu edildi. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Op.Dr. Uğur Kahan Öztürk, Wilkie Sendromu’nun nadir görülen ancak yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen bir hastalık olduğunu belirterek, "Hastamız uzun süredir ciddi şikâyetler yaşıyordu. Uyguladığımız cerrahi yöntemle sindirim sistemindeki tıkanıklığı ortadan kaldırdık. Laparoskopik teknik sayesinde hastamız daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış süresi ve hızlı iyileşme avantajı elde etti. Bu tür özellikli ameliyatların hastanemizde başarıyla yapılabiliyor olması hem hastalarımız hem de ilimiz adına önemli bir kazanımdır" dedi. Başhekim Op. Dr. Hasan Keser ise yaptığı açıklamada, "Hastanemizde ileri cerrahi yöntemlerin başarıyla uygulanabiliyor olması, sağlık hizmetlerimizin geldiği noktayı göstermesi açısından son derece kıymetlidir. Alanında uzman hekimlerimiz ve güçlü sağlık altyapımız sayesinde daha önce il dışına sevk edilen birçok hastalığın tedavisini artık kendi ilimizde gerçekleştirebiliyoruz. Hastamızın sağlığına kavuşmuş olması bizler için en büyük mutluluktur. Emeği geçen tüm ekibimize teşekkür ediyor, hastamıza sağlıklı bir yaşam diliyorum" ifadelerini kullandı. Hasta Songül Asiltürk ise ameliyat için başka bir merkeze gitmek zorunda kalmadan kendi ilinde tedavi olabilmenin memnuniyetini dile getirerek, başta Dr. Uğur Kahan Öztürk olmak üzere ameliyat sürecinde emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
23 Mart 2026 Pazartesi- 13:51
Milas Kemikler Mahallesi içme suyu hattı kamusal alana taşınıyor
2
23 Mart 2026 Pazartesi- 11:07
Yapay zeka doktorunuz değil
3
23 Mart 2026 Pazartesi- 16:48
DEHB çocukların okul ve sosyal hayatını etkileyebiliyor
4
24 Mart 2026 Salı- 09:29
Emet Devlet Hastanesinde Endoskopi ve Kolonoskopi Ünitesi hizmet vermeye başladı
5
23 Mart 2026 Pazartesi- 12:39
Aile hekiminin ısrarı hayat kurtardı: "İhmal ettiğim test sayesinde kanserden kurtuldum"
16 Aralık 2025 Salı - 12:20
Karabük’te acil sağlık hizmetleri değerlendirildi
Karabük’te acil sağlık hizmetlerinin mevcut durumu ve gelecek hedefleri masaya yatırıldı. Karabük İl Sağlık Müdürlüğü Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen değerlendirme toplantısı, İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara başkanlığında yapıldı. Toplantıya Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Nermin Seçilmiş, İl Ambulans Servisi Başhekimliği yöneticileri, Acil Sağlık Hizmetleri Birimi yetkilileri ile 112 Komuta Kontrol Merkezi çalışanları katıldı. Toplantıda 2025 yılına ait acil sağlık hizmetleri verileri detaylı şekilde ele alınırken, 2026 yılına yönelik planlama ve hedefler de değerlendirildi. Bu kapsamda yıl içerisindeki toplam vaka sayıları ve vaka türleri, acil çağrılara verilen reaksiyon süreleri ile ambulansların vakaya ulaşım süreleri incelendi. Ayrıca il genelinde hizmet veren Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonlarının fiziki şartları, donanım ihtiyaçları ve operasyonel hazırlık durumları da toplantının gündem maddeleri arasında yer aldı. Toplantıda konuşan İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara, acil sağlık hizmetlerinin hayati öneme sahip olduğunu vurgulayarak, amaçlarının her zaman en kısa sürede ve en doğru müdahaleyi yapmak olduğunu ifade etti. Kara, yapılan değerlendirmeler doğrultusunda hizmet kalitesini artırmaya yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti.
16 Aralık 2025 Salı - 12:09
45 yıldır içtiği sigarayı bıraktı, nefes almaya başladı
Siirt’te proje kapsamında sigarayı bırakıp 4 ölçümün en az 2’sine katılan 4 talihli, çeyrek altınla ödüllendiriliyor. Katılımcılardan biri 45 yıl içtiği sigarayı bıraktı. Siirt Valiliği bünyesinde, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından "Bağımlılıkla Mücadele Seferberliği" kapsamında toplumda tütün kullanımını azaltmak ve vatandaşları dumansız bir yaşam konusunda bilinçlendirmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla 1 Aralık 2025 tarihinde "Sigarayı Bırak Kazan" kampanyası düzenlendi. Ay sonuna kadar devam edecek kampanyaya katılan katılımcıların 4 ölçümden en az 2’sine katılması gerekiyor. Kampanyada şartları yerine getiren 4 talihliye çeyrek altın veriliyor. Katılımcılardan biri 45 yıl sonra sigarayı bırakıp sağlıklı yaşamın farkına vardı. Sağlıklı Hayat Merkezinde görevli doktor Büşra Eskifuruncu, valilikle birlikte "Sigarayı Bırak Kazan Projesini" başlattıklarını, 1 Aralıkta başlayıp ay sonunda sona ereceğini söyledi. 8 yıldır sigara bırakma polikliniğinde çalıştığını belirten Eskifuruncu, "Ama ilk defa bu kadar kapsamlı bir kampanya düzenledik. Şu anda il merkezinde 105 danışanımız var. İlçelerimizle birlikte 200 civarı başvurumuz oldu. Bunların haftalık ölçümlerini gerçekleştiriyoruz. Ölçümler sonucunda şanslı 4 talihlinin hediyelerini takdim edeceğiz. Dört ölçümden en az 2’sine katılım talep ediyoruz. Ödüllerimiz 4 adet çeyrek altın olacak" dedi. Projeye başvuranlardan Vehip Danış, 45 yıldır sigara kullandığını ifade ederek, "Büşra hocayla tanıştıktan sonra bir kaç sefer standa gittik. Herkese tavsiye ediyorum. Şu an bile yürürken nefesimin açıldığını hissetmeye başladım. Şu an kokusundan da tiksiniyorum. 45 senedir içiyordum. Benim kadar kimse içmezdi. 6 gündür çok şükür hiç aklıma gelmiyor bu proje sayesinde. Sağlık her şeyden öncedir" diye konuştu.
16 Aralık 2025 Salı - 11:53
İnfertilite tedavisinde erken başvuru uyarısı
Çocuk sahibi olmak isteyen ancak doğal yollarla gebelik elde edemeyen çiftlerde infertilite oranı her geçen yıl artıyor. Medical Point Gaziantep Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sedat Baylar, infertilitenin bir hastalık değil, tedavi edilebilir bir durum olduğunu belirterek çiftleri "gecikmeden başvuru" konusunda uyardı. Toplumda her 6-7 çiftten birinde infertilite görüldüğünü söyleyen Op. Dr. Sedat Baylar, hem kadın hem de erkek kaynaklı birçok faktörün gebeliği zorlaştırabileceğini ifade etti. Hormonal bozukluklar, yumurtlama problemleri, tüplerin tıkalı olması, endometriozis, ileri yaş ve erkeklerde sperm sayısının ya da hareketliliğinin düşük olmasının en yaygın nedenler arasında bulunduğunu açıkladı. "İnfertilite tedavisinde kişiye özel yaklaşım şart" Tedavinin başarısının, doğru tanı ve kişiye özel planlama ile arttığını belirten Op. Dr. Baylar, "İnfertilite, çoğu çift için duygusal olarak yorucu bir süreçtir. Bu nedenle hem tıbbi hem psikolojik olarak çiftlerin yanında olmak çok önemlidir. Önce detaylı bir değerlendirme yapıyor, ardından çiftin durumuna göre en etkili tedavi yöntemini belirliyoruz" dedi. Baylar, yumurtlama tedavileri, aşılama (IUI) ve tüp bebek (IVF) uygulamalarının çiftlerin durumuna göre başarıyla uygulanabildiğini söyledi. "Bir yıl denemeye rağmen gebelik yoksa uzman değerlendirmesi gerekli" Op. Dr. Sedat Baylar, 35 yaş altında bir yıl, 35 yaş üzerinde ise altı ay düzenli ilişkiye rağmen gebelik oluşmazsa mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini vurguladı. Ayrıca sigara kullanımı, fazla kilo, düzensiz beslenme ve stresin kadın ve erkek fertilitesini olumsuz etkilediğini belirterek yaşam tarzı değişikliklerinin de tedavide önemli bir yer tuttuğunu ifade etti.
16 Aralık 2025 Salı - 11:49
Şanlıurfa’da 14 yaşındaki hasta erken tanıyla hayata tutundu
Şanlıurfa’da her iki dizinde ağrı şikayetiyle hastaneye başvuran 14 yaşındaki çocukta, nadir görülen bir kemik tümörü erken tanı sayesinde başarılı şekilde tedavi edildi. Şanlıurfa’da yaşayan 14 yaşındaki M.E.T., iki dizinde yaşanan ağrılar üzerine Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ahmet Müdüroğlu, hastaya yapılan tetkiklerde tibia kemiğinin üst bölümünde kemik dokuyu tahrip eden tümöral lezyonlar tespit edildiğini belirtti. Tanının kesinleştirilmesi amacıyla yapılan biyopsi sonucunda hastaya "Dev Hücreli Tümör" tanısı konulduğunu ifade etti. Çocukluk çağında nadir görülen bu tümörün her iki dizde birden tespit edilmesi üzerine hastanın cerrahi müdahaleye alındığını aktaran Müdüroğlu, ameliyatta tümör dokusunun tamamen çıkarıldığını ve oluşan kemik defektinin onarıldığını kaydetti. Erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Müdüroğlu, zamanında yapılan müdahale sayesinde hastanın uzuv kaybı yaşamadan sağlığına kavuştuğunu bildirdi. Sağlığına kavuşan çocuk, emeği geçenlere teşekkür etti.
16 Aralık 2025 Salı - 10:32
Hani Devlet Hastanesi, evde sağlık hizmetlerinde yeni bir döneme geçti
Diyarbakır’ın Hani İlçe Devlet Hastanesi, Sağlık Bakanlığının yayımladığı "Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi" Genelgesi kapsamında önemli bir dijital dönüşüm adımı attı. Evde Sağlık Hizmetleri Birimi artık hastaların sağlık durumunu dijital ortamda anlık olarak izleyebilen modern sisteme geçti. Bu uygulama sayesinde evde sağlık hizmeti alan hastaların takibi çok daha hızlı, güvenli ve etkin yapılabiliyor. Vital bulguların uzaktan değerlendirilmesi ve muhtemel risklerin erken fark edilmesi, müdahale süreçlerinin daha doğru planlanmasına imkan sağlıyor. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, uygulamaya ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: ’’Diyarbakır’da dijital sağlık uygulamalarını yalnızca merkez hastanelerimizde değil, ilçe hastanelerimizde de hayata geçiriyoruz. Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde başarıyla uyguladığımız bu sistemin Hani’de devreye alınması, teknolojinin imkânlarını tüm vatandaşlarımıza ulaştırma kararlılığımızın bir göstergesidir. İlçelerimizi güçlendirerek uzun vadede merkez hastanelerimizin üzerindeki iş yükünü azaltmayı, vatandaşlarımızın ise yaşadıkları ilçede nitelikli sağlık hizmetine daha kolay ulaşmasını hedefliyoruz."
16 Aralık 2025 Salı - 10:27
Genç motokurye bağırsak kanserinden ameliyat olmadan kurtuldu
Motokurye olarak çalışan İstanbul Üniversitesi Uzaktan Eğitim Coğrafya Bölümü 3. sınıf öğrencisi 28 yaşındaki Mertcan Kuru, Acıbadem Kent Hastanesi’nde bağırsağındaki kanserojen poliplerden endoskopik yöntemle kurtuldu. Pankreas ve on iki parmak bağırsağı ve midesinin bir kısmının alınmasını gerektiren büyük bir ameliyattan kurtulduğunu belirten Kuru, "kısa sürede normal yaşantıma döndüm." dedi. Karın ağrısı ve pankreas iltihabı şikâyetiyle yapılan endoskopik incelemede Kuru’nun on iki parmak bağırsağında geniş tabanlı polipler saptandı. Durum onkoloji konseyinde değerlendirilerek poliplerin çıkarılmasına karar verildi. Acıbadem Kent Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Serdar Sakin, poliplerin cerrahi yerine endoskopik yöntemle alınabileceğini belirtti. Ardından gastroentroloji uzmanları; Prof. Dr. Sakin ve Prof. Dr. Ferdane Pirinççi Sapmaz tarafından gerçekleştirilen ve 4,5 saat süren müdahalede polipler tamamen çıkarıldı. Böylece genç hasta, pankreasın ve on iki parmak bağırsağının ve midesinin bir kısmının alınmasını gerektiren büyük bir ameliyattan kurtuldu. Kuru, işlemden bir gün sonra ağızdan beslenmeye başladı ve kısa sürede normal yaşantısına döndü. "Üçüncü boşluk endoskopisi" ameliyatsız tedaviyi mümkün kılıyor İşlem hakkında bilgi veren Prof. Dr. Sakin, endoskopik cihazlardaki gelişmeler sayesinde erken evre mide ve bağırsak lezyonlarının ameliyatsız tedavi edilebildiğini belirtti. Sakin, "Üçüncü boşluk endoskopisi olarak kabul edilen bu yöntemle kanserleşme potansiyeli taşıyan birçok tümörü cerrahiye gerek kalmadan çıkarabiliyoruz. Hastamızda da aynı yöntemi uyguladık. Patolojide kanser öncülü hücreler gözlenmiş olup, çıkardığımız için takibini kontrol sürdürüyoruz" dedi. 45 yaşından itibaren kolonoskopi uyarısı Erken tanının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Sakin, mide-bağırsak şikâyetlerinde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğini vurguladı. Kanser tarama programlarında yer alan 45 yaşından itibaren kolonoskopi taramasının şikâyet olmasa bile herkes tarafından yaptırılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Sakin, "Kalın bağırsak kanseri dünyada en sık görülen ve en çok ölüme neden olan kanserlerden biri. Dünyadada en sık gözlenen 3. ve en sık ölüme neden olan 2. kanser tipidir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre; Dünyada her yıl yaklaşık 2 milyona yakın kişi bağırsak kanseri tanısı alırken, 903 bin kişi her yıl bağırsak kanseri nedeniyle ölmektedir. Ülkemizde her yıl 20 binden fazla yeni kolon kanseri tanısı konmaktadır. Ancak diğer pek çok kanserden farklı olarak kalın bağırsak kanseri gelişmeden önce önlenebilir." diye konuştu. Endoskopi ve kolonoskopi işlemlerinin artık anestezi altında gerçekleştirildiğini de ekledi. "Yeniden doğmuş gibiyim" Tedavinin ardından sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşayan Mertcan Kuru, şiddetli ağrıların ardından ameliyatsız bir tedavi yöntemi bulmanın kendisini çok rahatlattığını ifade etti. Kuru, "Çektiğim onca ağrıdan sonra kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum. Kısa sürede işime ve normal hayatıma döndüm. Doktorlarıma çok teşekkür ediyorum" dedi.
16 Aralık 2025 Salı - 10:27
Modern hayatın sessiz salgını: Dijital yorgunluk
Sürekli yorgunluğun bir teşhis değil, sonuç olduğuna dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Modern dünyanın temposu, insan biyolojisinin kaldıramadığı kadar hızlı ilerliyor. Bu nedenle yorgunluk, bugün artık bir toplum meselesi haline geldi" dedi. Yaşar, sosyal medyayı sıkça kullananlarda görülen ‘dijital tükenmişlik’ durumunu vurgulayarak, "Sosyal medya bağımlılığı arttıkça anksiyete, depresyon, yorgunluk, tükenmişlik hissi ve dikkat eksikliği de artıyor" ifadelerini kullandı. Modern çağ insanından sıklıkla duyulan ‘çok yorgunum’ serzenişine ilişkin Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar değerlendirmelerde bulundu. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Sürekli yorgunluk bir teşhis değil, bir sonuçtur. Arkasında depresyondan kaygıya, uyku bozukluklarından iş yaşamının baskılarına kadar uzanan geniş bir neden yelpazesi vardır. Bunda modern yaşamın koşturmacası, dijital yük ve pandemi sonrası dönemin etkisi var. Ancak bu durum, çoğunlukla var olan depresyon, anksiyete, tükenmişlik, uyku bozuklukları gibi tanıların yeni yaşam koşulları altında daha yoğun yaşanması şeklinde ortaya çıkıyor. Yorgunluk aslında yeni bir tanımlama değil ama çağın yeni dili haline geldi" dedi. Ayrıca tükenmişlik sendromuna da (burn-out) değinen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Dünya Sağlık Örgütü bunu bir hastalık değil, iş yaşamına özgü bir stres yanıtı olarak sınıflar. Enerji tükenmesi, işle duygusal uzaklaşma, mesleki verimlilikte azalma... Görülüyor ki modern dünyanın temposu, insan biyolojisinin kaldıramadığı kadar hızlı ilerliyor. Bu nedenle ‘yorgunluk’ bugün artık bir toplum meselesi haline geldi" diye konuştu. En çok dijital dünya yoruyor Gelişen teknolojiyle beraber bireylerin sürekli olarak uyaranlara maruz kaldığını dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Bildirimler, mesajlar, aramalar, sosyal medyada kusursuz görünen hayatlar, ‘geride kalıyorum’ hissi, her an ulaşılabilir olma beklentisi gibi durumlar ruh sağlığında dijital tükenmişlik veya sosyal medya yorgunluğu olarak adlandırılan yeni bir tabloya neden oluyor. Yoğun iş temposu, şehir yaşamı ve dijital uyarana maruz kalmak, insan beynini yüksek alarm durumunda tutabilir. Bu da kronik strese neden olarak vücudun sempatik sinir sistemini sürekli aktive eder. Kortizol ve adrenalin seviyelerinin yükselmesiyle bedeni sürekli savaş ya da kaç halinde tutar. Bu durum biyolojik olarak ‘allostatik yük’ yani vücudun kronik stres karşısında uyum sağlamaya çalışırken yıpranma bedeli kavramıyla açıklanabilir. Kronik stres; otonom sinir sistemi ve inflamatuvar yanıtları aktive ederek hem fiziksel hastalıklara hem zihinsel yorgunluğa zemin hazırlamaktadır" açıklamasını yaptı. Sosyal medyayı yoğun kullanan kişilerde kaygı ve depresyonun yanı sıra yorgunluk belirtilerinin de gözlemlendiğinin yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıktığını aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Diğer bir açıdan bakacak olursak literatürde ‘sosyal medya yorgunluğu’, ‘teknostres’, ‘Fear of Missing Out (FoMO)’ bir şeyleri kaçırma, geri kalma korkusu’ gibi kavramlar artık ciddi şekilde çalışılıyor. FoMO ve sosyal medya bağımlılığı arttıkça anksiyete, depresyon belirtileri, yorgunluk ve tükenmişlik hissi, dikkat eksikliği artıyor" değerlendirmesinde bulundu. Yavaşlamak, hatta bazen durmak gerekiyor Sürekli yorgunluğun, bedenin ve zihnin alarm sistemi olduğunu aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, bu noktada çözümün, yaşam ritmini yeniden ayarlamakta ve gerekirse bir ruh sağlığı uzmanından destek almakta olduğunu vurguladı. Özellikle biraz yavaşlamanın, gerekirse durmanın ve dinlenmek gerektiğinin altını çizen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sözlerine şöyle devam etti: "Pandemi döneminden sonra artan ekran süresi, özellikle gençlerde ve çalışanlarda uyku bozukluğu, daha az hareket ettiğimiz daha çok oturduğumuz bir yaşam, anksiyete ve özgüven sorunları ile ilişkilendiriliyor. Bu nedenle artık dijital hijyen / dijital detoks önerilerini daha aktif şekilde gündeme gelmeye başladı. Dijital detoks, zaman yönetimi ve sınır koymak, yorgunluk ya da tükenmişlik hissine iyi gelebilir. Bu davranışlar, zihinsel yorgunluğu azaltmada bilimsel olarak kanıtlanmış ve son derece etkilidir. Sınır koyma becerisi tükenmişlikten korunmanın en önemli aracıdır. Başkalarının taleplerine veya iş yüküne ‘hayır’ diyebilme becerisi, kişisel zamanı ve enerjiyi korur. Sınır koymak, sadece başkalarına karşı değil, kişinin kendi mükemmeliyetçi iç sesine de sınır koymayı kapsamalıdır. Dijital detoksta ise özellikle yatmadan bir saat önce tüm ekranların kapatılması, beynin uyku hormonu olan melatonin salgılamasına yardımcı olabilir. Belirlenen saatlerde bildirimleri kapatmak, sürekli tetikte olma hâlini azaltabilir. Zaman yönetimini ise sadece görevlerin listelenmesi olarak değerlendirmeyin. Gün içinde enerjinin yüksek olduğu saatleri belirleyip en zorlu bilişsel görevleri bu saatlere yaparak, bilişsel tükenmeyi önleyebilirsiniz." Anı yaşamaya odaklanın Yorgunluk ve tükenmişlik halinden korunmanın yollarına değinen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, şöyle konuştu: "Herkesin uygulayabileceği stratejilerden biri farkındalık (mindfulness) ve nefes egzersizleridir. Anı yaşamaya odaklanmak, zihnin sürekli geçmiş kaygıları veya gelecek endişeleri arasında dolaşmasını azaltabilir. Düzenli diyafram nefesi, otonom sinir sistemini dengeleyerek dinlenme ve sindirimden sorumlu parasempatik sistemi aktive eder. Enerjiyi tüketen değil, anlam ve amaç katan aktivitelere zaman ayırmak. Aile, arkadaş, meslektaşlarla biraraya gelme, yalnızlığı ve tükenmişlik riskini azaltan en güçlü faktörlerden biridir. Kendine karşı nazik olmak ve hatalı olduğunda veya zorlandığında kendini yargılamak yerine destek olmak mükemmeliyetçilikle mücadelede en etkili araçtır."
16 Aralık 2025 Salı - 10:01
Kütahya Şehir Hastanesi’nde ’Acil Bakım Hemşireliği Eğitimi’ tamamlandı
Kütahya Şehir Hastanesinde ikincisi düzenlenen "Acil Bakım Hemşireliği Sertifikalı Eğitim Programı" sona erdi. Programı başarıyla tamamlayan 16 acil sağlık personeli, düzenlenen törenle sertifikalarını aldı. 3 Kasım 2025 tarihinde başlayan ve Kütahya Şehir Hastanesinin ilk sertifikalı eğitim programı olma özelliğini taşıyan eğitim, çeşitli il ve ilçelerdeki hastanelerden gelen 16 kursiyerin katılımıyla gerçekleştirildi. Eğitim programı, 12 Aralık 2025 tarihinde tamamlandı. Program sonunda, toplantı salonunda sertifika töreni düzenlendi. Törene hastane yönetim ekibi, klinik sorumlu hemşireleri ve kursiyerler katıldı. Eğitim sürecini başarıyla tamamlayan kursiyerlere sertifikaları takdim edilirken, eğitimcilere teşekkür belgeleri, kursiyerlere ise katılım belgeleri verildi. Kütahya Şehir Hastanesi yetkilileri, "Acil Bakım Hemşireliği Sertifikalı Eğitim Programı"nın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederek, belge almaya hak kazanan kursiyerlere meslek hayatlarında başarılar diledi.
16 Aralık 2025 Salı - 09:46
‘Zehirli guatr belirtileri ihmal edilmemeli’
Zehirli guatr hakkında uyarılarda bulunan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Tutal, "Tiroit hormonları dokuların büyümesi, beyin gelişimi, kalori harcanması ve oksijen tüketimi gibi hayati görevlerinin yanı sıra kalp, karaciğer, böbrek, iskelet kası ve cilt dokusu üzerinde de etki gösterir. Zehirli guatr, vücudun aşırı miktarda tiroit hormonuna maruz kalmasıdır" dedi. Liv Hospital Samsun Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Esra Tutal, ‘zehirli guatr’ hakkında açıklamalarda bulundu. Tiroit bezinin, T3 ve T4 hormonlarını üreten, boynun ön kısmında yer alan, vücudun en büyük endokrin organı olduğunu belirten Uzm. Dr. Esra Tutal, "Tiroit hormonları dokuların büyümesi, beyin gelişimi, kalori harcanması ve oksijen tüketimi gibi hayati görevlerinin yanı sıra kalp, karaciğer, böbrek, iskelet kası ve cilt dokusu üzerinde de etki gösterir. Zehirli guatr vücudun aşırı miktarda tiroit hormonuna maruz kalmasıdır. Bu bazen tiroit bezinden aşırı miktarda tiroit hormonu sentezlenmesinden bazen da tiroit iltihaplarından kaynaklanır" şeklinde konuştu. "Bu belirtilere dikkat" Zehirli guatrın belirtilerine dikkat çeken Uzm. Dr. Esra Tutal, şu bilgileri paylaştı: "Zehirli guatrın nedenine göre değişmekle beraber çarpıntı, sinirlilik, kolay yorulma, ishal, aşırı terleme, sıcağa tahammülsüzlük, normal yemeye rağmen kilo kaybı gibi şikâyetler görülebilir. Bazı hastalarda gözde irileşme ve dışarı çıkma gibi göz kaslarının etkilenmesine bağlı bazı belirtiler, bacak derisinde kızarıklık ve deride kalınlaşma gibi belirtiler de olur." "İlaç tedavisi uygulanabilir" Hastalığın tanısının muayene sonrası kan tetkikleri ile başlayacağını vurgulayan Uzm. Dr. Esra Tutal, "Kanda T3, T4, TSH gibi tiroit hormonları, bazı tiroit antikor değerlerine bakılır. Ayrıca ultrason ve sintigrafi de tanıda kullanılan görüntüleme yöntemlerindendir. Günümüzde zehirli guatrın tedavisinde kullanılan 3 yöntem vardır. Birincisi ilaç tedavisi, ikincisi ameliyat, üçüncüsü ise halk arasında atom tedavisi olarak bilinen radyoaktif iyot tedavisidir. Hangi hastaya hangi tedavinin uygulanacağına hastalığın nedeni, şiddeti ve eşlik eden diğer problemleri göz önünde bulundurularak karar verilir" dedi..
16 Aralık 2025 Salı - 09:25
Robotik cerrahi genel cerrahide oyunun kurallarını değiştiriyor
Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cemalettin Camcı, robotik cerrahinin özellikle kalın bağırsak ve rektum kanseri ameliyatlarında cerraha hassasiyet, hastaya ise daha az hasar sunduğunu belirterek maliyetlerin düşmesiyle bu yöntemin gelecekte standart hale gelebileceğini söyledi. Son yıllarda hızla gelişen robotik cerrahi teknolojileri, genel cerrahi alanında önemli avantajlar sunarak ameliyat yöntemlerini dönüştürüyor. Yaygın inanışın aksine ameliyatların robot tarafından değil, cerrahın özel bir konsoldan robotik sistemi yönetmesiyle gerçekleştirildiğini belirten BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesinden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cemalettin Camcı, bu yöntemin minimal invaziv yapısıyla hem cerrah hem de hasta açısından öne çıktığını vurguladı. "Gelecekte çok uzak mesafelerden ameliyat yapılması mümkün" Robotik cerrahinin kökeninin uzay çalışmalarına dayandığını belirten Prof. Dr. Camcı, astronotların uzayda karşılaşabileceği muhtemel cerrahi ihtiyaçlara çözüm üretme fikrinin zamanla günümüz ameliyatlarına taşındığını söyledi. Günümüzde konsol ile ameliyat masasının aynı odada bulunduğunu ifade eden Camcı, teknolojinin ilerlemesiyle gelecekte çok uzak mesafelerden ameliyat yapılmasının mümkün olabileceğine dikkat çekti. Robotik cerrahinin ilk olarak ürolojide, özellikle prostat kanseri gibi açık cerrahinin zor olduğu durumlarda kullanıldığını aktaran Camcı, dar anatomik alanlarda cerrahi aletlerin daha rahat hareket edebilmesinin bu yöntemi cazip kıldığını belirtti. Robotik cerrahinin morbiditeyi azaltarak hastaya daha az zarar verdiğini dile getirdi. "Daha hassas doku ayrımı ve sinir koruma imkânı sayesinde başarılı sonuçlar" Genel cerrahi alanında robotun özellikle kalın bağırsak ve rektum kanseri ameliyatlarında üstünlük sağladığını vurgulayan Prof. Dr. Camcı, daha hassas doku ayrımı ve sinir koruma imkânı sayesinde başarılı sonuçlar elde edildiğini söyledi. Yemek borusu kanseri cerrahisinde de robotik yöntemin belirgin bir üstünlüğe sahip olduğunu ifade etti. "Rekabet ortamının oluşmasıyla bu maliyetlerin düşeceğini öngörüyoruz" Prof. Dr. Cemalettin Camcı, robotik cerrahinin teknik avantajlarına ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Robotik cerrahi, cerraha üç boyutlu görüntü sunarak operasyon sahasını çok daha net görme imkânı sağlıyor. Robot kollarının insan bileğini taklit eden yedi serbestlik derecesi, dar alanlarda son derece hassas diseksiyon ve dikiş atmayı mümkün kılıyor." Cerrah konforunun da önemli bir kazanım olduğuna dikkat çeken Camcı, "Uzun süren ameliyatlarda cerrahın oturarak çalışabilmesi yorgunluğu azaltıyor, performansı artırıyor ve duruş bozukluklarının önüne geçiyor" dedi. Robotik cerrahinin maliyetine de değinen Prof. Dr. Camcı, "Yüksek maliyetler bugün için hastalar ve sosyal güvenlik kurumları açısından ciddi bir yük oluşturuyor. Ancak laparoskopik cerrahinin geçmişte yaşadığı süreci hatırlarsak rekabet ortamının oluşmasıyla bu maliyetlerin düşeceğini öngörüyoruz" ifadelerini kullandı. "Karın içi ameliyatların büyük bölümünün robotla yapılması sürpriz olmayacak" Geleceğe ilişkin değerlendirmede bulunan Camcı, "Maliyetlerin azalmasıyla robotik cerrahinin yaygınlaşması kaçınılmaz. Önümüzdeki yıllarda karın içi ameliyatların büyük bölümünün robotla yapılması sürpriz olmayacak. Hem cerrah hem de hasta konforu açısından robotik cerrahi zamanla vazgeçilmez hale gelecek" diye konuştu.
16 Aralık 2025 Salı - 09:09
Hakkari’de MR cihazı hizmete alındı
Hakkâri Devlet Hastanesi bünyesinde son teknolojiye sahip yeni bir manyetik rezonans (MR) cihazı hizmete alındı. Hakkari Valisi Ali Çelik, beraberindekilerle hastaneyi ziyaret ederek, mevcut altyapısı ile sunulan sağlık hizmetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Vali Çelik, İl Sağlık Müdürü Dr. Hamdullah Kara’dan yeni alınan cihazlar hakkında bilgi aldı. Vali Çelik, "Hakkâri Devlet Hastanesi’nde hâlihazırda 2 adet bilgisayarlı tomografi (BT) cihazı, 9 adet ultrasonografi cihazı ve 1 adet taşınabilir ultrason aktif olarak hizmet verirken, bu altyapıya son teknolojiye sahip yeni bir MR cihazı da eklendi. Yeni MR cihazının hizmete alınmasıyla birlikte hastanenin radyolojik görüntüleme kapasitesinin artırılması, tanı süreçlerinde hız ve verimliliğin sağlanması, il dışı hasta sevklerinin azaltılması ve tanı ile tedavi altyapısının güçlendirilmesi hedefleniyor. Yüksek çözünürlüklü görüntüleme özelliği sayesinde erken tanıya katkı sunan cihaz, sessiz çalışma sistemiyle hastalara daha konforlu bir çekim imkânı sağlıyor. Ayrıca geniş ve aydınlık tünel yapısı sayesinde kapalı alan kaygısı yaşayan hastalar için daha rahat bir ortam oluşturuyor. Sağlık alanında yapılan yatırımların vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırdı. Bu yatırımların hayata geçirilmesinde emeği geçen başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Sağlık Bakanlığı olmak üzere tüm kişi ve kurumlara teşekkür ederim" dedi.
15 Aralık 2025 Pazartesi - 16:22
Beyşehir Devlet Hastanesi’nin yeni başhekimi görevine başladı
Konya’nın Beyşehir ilçesinde, Beyşehir Devlet Hastanesi’nde Başhekim Yardımcısı olarak görev yapan Dr. Kutay Güven, başhekimlik görevine atandı. Başhekimlik görevine atanan Dr. Kutay Güven, 2021 yılında Beyşehir Devlet Hastanesi’nde Başhekim Yardımcılığı görevine başladığını belirterek, aradan geçen beş yılın ardından doğup büyüdüğü, yaşamını ve mesleki yolculuğunun temellerini attığı Beyşehir’de, Beyşehir Devlet Hastanesi Başhekimi olarak aynı inanç ve sorumluluk bilinciyle görevine başladığını ifade etti. Dr. Güven, "Yeni dönemde, sağlıkta kalite standartları doğrultusunda, hem çalışanlarımızın hem de hastalarımızın memnuniyetini daha üst seviyeye taşımayı temel hedefimiz olarak görmekteyiz. Beyşehir’imizin gönlü güzel insanlarının sağlıklı yaşamına katkı sunmak, hastalıklarına şifa olmak için var gücümle çalışmaya devam edeceğimizi belirtmek isterim" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder