Son Dakika
|
Okan Buruk: "Böyle bir mağlubiyet aldığımız için üzgünüm"
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atama kararları Resmi Gazete’de
UEFA Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finalistler belli oldu
Galatasaray'dan Avrupa'ya buruk veda
Cinayete kurban giden taksicinin acılı kardeşi konuştu!
İran’da dünyanın en büyük doğal gaz sahasındaki rafinerilere saldırı
İstanbul Havalimanı’nda Ramazan Bayramı yoğunluğu
İsrail'in Lübnan saldırısında can kaybı 12'ye yükseldi
MSB açıkladı! Adana'ya yeni Patriot sistemi konuşlandırıldı
İsrail, Lübnan’da 15 katlı binayı yerle bir etti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Beykoz’da İETT otobüsü kaldırıma çarptı: 4 yaralı
Trump’tan İran’a Güney Pars doğalgaz sahası uyarısı
İşgal altındaki Batı Şeria’ya füze saldırısı: 3 ölü, 13 yaralı
İsrail’e balistik füze saldırısı: 1 ölü
Okan Buruk: "Böyle bir mağlubiyet aldığımız için üzgünüm"
UEFA Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finalistler belli oldu
Bakan Fidan, Azerbaycanlı ve Pakistanlı mevkidaşlarıyla görüştü
SAĞLIK
İşte uzmanından Ramazan Bayramı’nda beslenme tavsiyeleri
19 Mart 2026 Perşembe - 10:43:29
Erzurum Sağlık İl Müdürlüğü, Ramazan Ayı sonrası beslenme ile ilgili, vatandaşlar beslenme tavsiyelerinde bulundu. "Yemek yemeye uyum sağlarken, Ramazan Bayramı’yla birlikte eski beslenme düzenine dönüş başlar diyen Aziziye Sağlıklı Hayat Merkezi Diyetisyeni Melike Karataş, daha sonra şöyle konuştu, "Günlük beslenme düzenine dönüş sırasında yapılan bazı beslenme hataları, sindirim sisteminde sorun yaşanmasına sebep olabilir ya da kan şekerinin hızlı yükselmesine yol açabilir. Bu sebeple hayatın her anında önemli olan sağlıklı ve dengeli beslenme, Ramazan Bayramı’nda da önemini korur hatta Bayram boyunca ikram edilen börek, şerbetli tatlı gibi karbonhidrat ve yağ içeriği yüksek yiyecekler göz önünde bulundurulunca daha da dikkat edilmesi gereken bir hal alır." Öğün sayısı birden artırılmamalı Karataş, gündüz açlığına alışmış olan sindirim sistemine yüklenmemek gerektiğini ifade ederek, "Sindirim sorunları yaşamamak için öğün sayısı yavaş yavaş artırılmalıdır. Gün içerisinde direkt 3 ana ve 3 ara öğünle yeni beslenme düzenine geçmek yerine, Ramazan öncesi alışkanlığa göre 3 ana öğünle başlayıp günler geçtikçe ara öğünleri teker teker eklemek daha doğru olacaktır. Bayram ziyaretlerinde ise ikram edilecek yiyecekleri de düşünerek öğünler arasında en az 2-2,5 saat ara bırakılmalı; bu ara 4-4,5 saati geçmemelidir" dedi. Öğünlerde denge sağlanmalı Bayram sabahını coşkuyla karşılanırken bayramın ilk öğününde kahvaltı olabildiğince sade ve hafif tutulması gerektiğini anlatan Diyetisyen Melike Karataş, "Hafif ve dengeli bir kahvaltı, sindirim sisteminin daha rahat etmesini sağlamakla birlikte gün içerisinde kan şekeri dengesini korumayı da kolaylaştırır. Kahvaltıda yumurta, peynir, zeytin, mevsim sebzeleri ve tam buğday ekmeği tüketmek protein bakımından yeterli, sağlıklı yağ kaynağı içeren, posadan zengin ve glisemik indeksi düşük bir öğün yapılmasını sağlar. Böylece güne başlarken kan şekerinin hızla yükselmesi önlenir ve gün içerisinde tatlı yeme isteğini kontrol altına almak kolaylaşır. Ayrıca kahvaltıda sucuk, sosis gibi işlenmiş et ürünleri; kızartma gibi yağ içeriği yüksek yiyecekler; bal, reçel, pekmez gibi şeker oranı yüksek tatlılar ve börek, poğaça gibi hamur işleri tüketmek sindirim sisteminde sorunlar yaşanmasına sebep olabilmekle birlikte gün içerisinde bayram ziyaretlerinde yapılacak ikramlarda küçük kaçamakları vücudun tolere etmesini zorlaştırabilir. Hafif ve dengeli bir kahvaltı ile gün içerisinde tüketilme ihtimali olan tatlı ve börek gibi yiyeceklerden gelecek olan yüksek şeker oranının ve yüksek kalorinin dengelenmesi kolaylaşacaktır. Gün içerisinde ikramlıkların etkisiyle ana öğünler atlandıysa, ara öğünlerde karbonhidrattan ve yağlardan zengin bir tüketim gerçekleştiyse günlük dengeyi korumak adına akşam yemeğinde hafif yemekler tercih edilmelidir. Gün içerisinde tüketimi ihmal edilmiş olan sebzeyle birlikte protein kaynağı olan az yağlı bir kırmızı ete ya da tavuk etine yer verilerek öğün planlaması yapmak günlük beslenme dengesini sağlamaya yardımcı olacaktır. Bunun için akşam yemeğinde çorba, salata ve az yağda veya yağsız pişirilmiş bir tavuk ya da etli sebze yemeği, kuru baklagil yemeği, yoğurt ve tam buğday ekmeği ile yapılacak öğünler iyi seçenekler arasındadır" diye konuştu.
19 Mart 2026 Perşembe - 10:30
Söke’de yaşlı çınarları ziyaret edip, moral verdiler
Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi yönetimi, Dünya Yaşlılar Haftası kapsamında yaşlı vatandaşları evlerinde ziyaret ederek hem bayramlarını kutladı hem de moral verdi. Aydın’ın Söke ilçesinde hizmet veren Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi yönetimi, Dünya Yaşlılar Haftası kapsamında anlamlı bir çalışmaya imza attı. Hastane Başhekimi Prof. Dr. Eyüp Murat Yılmaz, Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Funda Arıcı, Evde Sağlık Birimi doktoru Ayşe Memiş ve evde sağlık ekibi, yaşlı vatandaşları evlerinde ziyaret etti. Gerçekleştirilen ziyaretlerde hem Dünya Yaşlılar Haftası dolayısıyla büyüklerin gönülleri alındı hem de yaklaşan Ramazan Bayramı öncesinde bayram tebrikleri iletildi. Sağlık çalışanları, yaşlılarla sohbet ederek onların bayram sevincine ortak oldu. Hastane yönetimi tarafından yapılan paylaşımda, yaşlıların toplumun en değerli bireyleri olduğu vurgulanarak, "Tecrübeleriyle yolumuzu aydınlatan, değerleriyle toplumumuza yön veren büyüklerimizin her zaman yanındayız. Onların duası en büyük gücümüz" ifadelerine yer verildi. Ayrıca evde sağlık hizmetleri kapsamında gerçekleştirilen ziyaretlerin, yaşlı vatandaşların hem moralini yükselttiği hem de sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırdığı belirtildi.
19 Mart 2026 Perşembe - 10:27
Uzmanından bayramda sağlıklı beslenme uyarısı
Malatya İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Diyetisyeni Türkan Karacaoğlan, Ramazan Bayramı öncesi vatandaşlara sağlıklı beslenme konusunda uyarılarda bulundu. Diyetisyen Türkan Karacaoğlan, Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzeninin bayramla birlikte yeniden dengelenmesi gerektiğini belirterek sahur alışkanlığının gece beslenmesine dönüşmemesi için uyku düzeninin yeniden sağlanması gerektiğini ifade etti. Karacaoğlan, oruç sürecinde azalan öğün, su tüketimi ve fiziksel aktivite nedeniyle metabolizmanın yavaşladığını da kaydederek bayramda artan yeme isteğine karşı sindirim sorunları yaşamamak ve kan şekerini korumak için besinlerin az ve sık aralıklarla tüketilmesi, iyi çiğnenmesi ve öğün aralarının 2 ila 4-5 saat arasında olması gerektiğini söyledi. Bayram sabahına hafif bir kahvaltıyla başlanmasını tavsiye eden Karacaoğlan, yumurta, peynir, tam tahıllı ekmek, çiğ sebzeler ile ceviz ve badem gibi besinlerin tercih edilmesi gerektiğini, kızartma ve ağır yiyeceklerden uzak durulmasının önem taşıdığını ifade etti. Bayram ziyaretlerinde ikram edilen tatlılara da değinen Karacaoğlan, şerbetli ve hamurlu tatlıların küçük porsiyonlarda tüketilmesi gerektiğini, mümkünse sütlü ve meyveli tatlıların tercih edilmesini önerdi. Sıvı tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade eden Karacaoğlan, çay, kahve ve gazlı içeceklerin suyun yerini tutmayacağını belirterek günde en az 2-2,5 litre su tüketilmesi gerektiğini kaydetti. Fiziksel aktivitenin önemine de dikkat çeken Karacaoğlan, bayram ziyaretlerinde kısa mesafelerin yürüyerek gidilmesi ve asansör yerine merdiven kullanılmasının metabolizmayı destekleyeceğini söyledi.
19 Mart 2026 Perşembe - 10:14
Bahar aylarındaki göz alerjisi görme kaybına yol açabilir
Bahar ayları, uzun ve soğuk kış sonrası ortaya çıkan polen seviyelerinin yükselmesi sebebiyle alerjiye yatkın insanlar için rahatsız edici olabiliyor. Bu dönemde alerjik bünyede olan pek çok kişi gözlerinde kırmızılık, sulanma, batma ve kaşınma yaşayabiliyor ve bu durumun kısa sürede geçeceğini düşünüyor. Ancak, sıradan gibi görülen bu durum görme bozukluğu ya da görme kaybına sebep olabiliyor. Bahar aylarında en çok görülen hastalıklar arasında başı çeken göz alerjileri, alerjik bünyedeki kişileri olumsuz etkiliyor. Medicana Bursa Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Adnan İpçioğlu, bahar aylarında yoğunlaşan polenlerin ve gözle görülmeyen tozların gözlerde alerjiye yol açtığını belirterek, bunun tedavi edilmediğinde görme kaybına kadar uzanan ciddi sorunlara sebep olabileceğini söyledi. Gözü kaşımak kornea yapısını bozabilir Göz alerjilerinden korunmak için birkaç püf nokta olduğunu belirten Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Öncelikle alerjik bünyesi olan kişilerin tozlu ortamlardan uzak durması gerekir. Bu süreçte, gözlerde yanma, batma ve kaşıntı şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Özellikte gözdeki meydana gelen kaşınma, bazı kimselerde gözün önündeki saydam tabaka olan korneanın yapısında bozulmalara sebep olur. Kesinlikle kaşıntı durumunda göze dokunulmamalıdır. Çünkü basit bir kaşıntının neden olduğu en ciddi sorun, görme kaybına yol açan keratokonustur" diye konuştu. Güneşe karşı korunmak gerekir Güneşin de gözdeki alerjiyi tetiklediğine dikkat çeken Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Güneşteki ultraviyole, yanmayı, batmayı, kızarıklığı artırır. Bunun için güneşin yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkılmaması; çıkmak gerekiyorsa da korunmak gerekir. UV korumalı güneş gözlüğü kullanmak, alerjik konjonktivitlerden ciddi bir şekilde korumaktadır" dedi. Göz alerjisinin tedavisinin başlarda hafif ilaçlarla yapıldığını belirten Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Daha ciddi vakalarda yoğun ilaç kullanımı da gerekebilir. Onun için doktor kontrolü bu noktada çok önemlidir. Kişilerin göz alerjisini anladığı anda göz hekimine başvurması büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
18 Mart 2026 Çarşamba- 10:48
Uzmanından bayram için ’2 dilim’ uyarısı
2
17 Mart 2026 Salı- 10:14
34 yaşındayken bayram arifesinde kanser olduğunu öğrendi, robotik cerrahiyle sağlığına kavuştu
3
17 Mart 2026 Salı- 12:25
Uzmandan bayram öncesi diş sağlığı uyarısı
4
14 Mart 2026 Cumartesi- 13:54
Maçta kaleciyle çarpışan genç futbolcunun böbreği parçalandı, ameliyatla hayatı kurtuldu
5
13 Mart 2026 Cuma- 11:34
MSKÜ Tıp Fakültesi öğrencilerinden sigara dumanına karşı sosyal farkındalık projesi
10 Ocak 2026 Cumartesi - 12:23
Kütahya İl Müftülüğü’nde personele temel ilk yardım eğitimi
Kütahya Müftülüğü bünyesinde oluşturulan ilk yardım ekibinde görevlendirilen personele, İl Sağlık Müdürlüğü Acil Sağlık Hizmetleri Birimi personeli tarafından teorik ve uygulamalı Temel İlk Yardım Eğitimi verildi. Eğitim programında, acil durumlarda doğru ve etkili müdahale yöntemleri uygulamalı olarak anlatıldı. Eğitime katılan personele teşekkür eden İl Müftüsü Vekili Tahsin Ekim, yaptığı konuşmada müftülük olarak önceliklerinin, personelin ve vatandaşların karşılaşabileceği sağlık sorunlarına karşı hazırlıklı olmak olduğunu vurguladı. Ekim, acil durumlarda doğru ve hızlı müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, personele yönelik ilk yardım eğitimlerinin önümüzdeki süreçte de devam edeceğini ifade etti.
10 Ocak 2026 Cumartesi - 12:04
Klinik tıp ile hızla gelişen teknoloji buluşması
Çocuk sağlığında yaşanan dönüşüm, ’Pediatri 2.0: Değişim Başladı’ temasıyla tüm yönleriyle masaya yatırıldı. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, "15 yaş altındaki çocukların sosyal medya uygulamalarından korunmasını destekliyoruz. Sosyal medyanın çocukların ruhsal, sosyal ve zihinsel gelişimi üzerinde ciddi olumsuz etkiler oluşturabildiğini biliyoruz" dedi. Prof. Dr. A. Çiğdem Aktuğlu Zeybek de "Amacımız, klinik tıp ile hızla gelişen teknolojiyi bir araya getirmek" dedi. Yapay zekânın klinik pratikteki yeri, genetik ve moleküler tanıda güncel yöntemleri, biyolojik ve hedefe yönelik tedavileri, adölesan sağlığı, beslenme ve beden algısı, acil pediatri, solunum yetersizliği ve travma yönetimi, ayrıca aşılama ve küresel sağlık dinamikleri alanında uzman konuşmacılarla birlikte güncel bilimsel veriler ışığında değerlendirildi. Bilimsel programda, ileri teknolojik gelişmeler pediatristlerin sahada karşılaştıkları klinik sorunlarla birlikte ele alınacak şekilde kurgulandı. Prof. Dr. Kasapçopur, "Çocuk sağlığı ve hastalıklarını yalnızca bir bilim dalı olarak değil, çocukların yaşam hakkını ve geleceğini koruyan bir sorumluluk alanı olarak görüyoruz. Bugün 5. Cerrahpaşa Pediatri Günleri’nde bu sorumluluğun bilinciyle büyük bir heyecan ve gurur yaşıyoruz. Çocuklar, yaşamın en kırılgan grubudur. Yoksulluk, çevresel etkiler, yanlış beslenme, dijital bağımlılık, zararlı alışkanlıklar ve bilim dışı uygulamalar çocukları yetişkinlere göre çok daha derinden etkiler" dedi. Kasapçopur, "15 yaş altındaki çocukların sosyal medya uygulamalarından korunmasını destekliyoruz. Sosyal medyanın çocukların ruhsal, sosyal ve zihinsel gelişimi üzerinde ciddi olumsuz etkiler oluşturabildiğini biliyoruz. Aynı şekilde 18 yaş altındaki çocukların ultra işlenmiş, paketli ve sağlıksız gıdalardan korunması gerektiğini savunuyoruz. Bunun yanı sıra, toplumda hızla yaygınlaşan elektronik sigara ve benzeri ürünlerin çocuklar ve gençler için ciddi bir tehdit oluşturduğunu özellikle vurgulamak istiyoruz. Bizim temel amacımız, çocukları yaşamın her alanında korumak; onları bilimsel, çağdaş ve etik hekimlik anlayışıyla geleceğe hazırlamaktır. Çağdaş ve bilimsel tıp bu ülkenin tüm çocukları için bir haktır" dedi. Kongre Başkanı Prof. Dr. A. Çiğdem Aktuğlu Zeybek de, "Bu yıl kongremizin ana temasını özellikle farklı bir bakış açısıyla belirledik. Amacımız, klinik tıp ile hızla gelişen teknolojiyi bir araya getirmekti. Tıp ve teknoloji son derece hızlı ilerliyor; biz hekimler de bu dönüşümün bir parçası hâline geliyoruz. Artık hastalarımız acil servislere ya da polikliniklere internetten araştırma yaparak geliyor, hatta zaman zaman ‘ChatGPT böyle söyledi’ diyerek karşımıza çıkıyor. Bizler de bu yeni dijital dünyayı tanımak, doğru kullanmak ve klinik pratiğe bilimsel çerçevede entegre etmek zorundayız. Elbette yapay zekâ hiçbir zaman hekimin yerini alamaz. Ancak önemli olan, bu teknolojileri klinik karar süreçlerine nasıl doğru ve güvenli biçimde dahil edebileceğimizdir. Genç pediatristlere ve uzman meslektaşlarımıza bu dönüşümü nasıl aktaracağımız da bu kongrenin temel başlıklarından biridir. Bu yılki programımızda yalnızca teknolojik gelişmeleri değil, aynı zamanda bu dönüşümün çocuk sağlığı üzerindeki etkileri de masaya yatırıldı. Dijitalleşmeyle birlikte çocukların daha az hareket etmesi, sağlıksız beslenme alışkanlıklarının artması ve yeni sağlık sorunlarının ortaya çıkması önemli bir risk alanı oluşturuyor. Bu nedenle kongremizde, bu sorunlara karşı alınabilecek önlemleri ve doğru yaklaşımları da ele aldık. Hedefimiz; bilimsel, güncel, sahada karşılığı olan ve çocuk sağlığına gerçek katkı sağlayan konuları bir araya getirmekti" dedi. Genetik ve metabolizmada yeni teknolojiler Genetik ve Metabolizma Oturumu kapsamında çocuk sağlığının geleceğinin genetik bilimi ışığında ele alındığını belirten Kongre Sekreteri Doç. Dr. Nilay Güneş, oturumda yeni nesil ve uzun okuma dizileme teknolojileri, genomik yaklaşımlar ve yapay zekâ destekli varyant yorumlama araçlarının değerlendirildiğini ifade etti. Nadir genetik ve metabolik hastalıklarda hedefe yönelik tedavilerin güncel verilerle münazara edildiğini vurgulayan Doç. Dr. Nilay Güneş, genetik tanının klinik pratiğe entegrasyonu ve kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarının pediatrik hasta yönetimine katkılarının değerlendirildiğini belirtti. Doç. Dr. Güneş, metabolik hastalıklarda erken tanının kritik rolüne değinerek, oturumda ileri teknolojilerin yanı sıra genetik danışmanlık ve etik boyutların da ele alındığını ekledi. Çocuklarda uyku bozukluklarının büyüme, öğrenme ve kalp-akciğer sağlığını doğrudan etkileyen bir sorun olduğunu vurgulayan Düzenleme Kurulu Üyesi Doç. Dr. Ayşe Ayzıt Kılınç, geleneksel yöntemlerin çocuklar için zahmetli ve erişimi sınırlı olabildiğine dikkat çekti. Günümüzde uyku tıbbının yeni nesil teknolojilerle bir dönüşüm sürecine girdiğini belirten Doç. Dr. Ayşe Ayzıt Kılınç, "Giyilebilir sensörler, evde uygulanabilen uyku testleri ve yapay zekâ destekli analiz sistemleri, çocukların daha doğal uyku ortamlarında değerlendirilmesine imkan sağlamaktadır" dedi. Bu yöntemlerin özellikle prematüre bebekler ve nörogelişimsel bozukluğu olan çocuklar için alternatif sunduğunu kaydeden Doç. Dr. Kılınç, bu gelişmelerin çocuk sağlığında uyku tıbbının geleceğini yeniden şekillendirdiğini ifade etti. Spor yapan adölesanlarda beslenme yaklaşımları Spor yapan adölesanlarda beslenmenin temel amacının kısa vadeli performans artışı değil, sağlıklı büyüme ve gelişmenin desteklenmesi olduğunu söyleyen Düzenleme Kurulu Üyesi Doç. Dr. Tanyel Zübarioğlu, önceliğin her zaman doğal ve dengeli besinler olması gerektiğini vurguladı. Yanlış takviye kullanımının sağlık riskleri oluşturduğunu, yetersiz beslenmenin ise büyüme geriliğine yol açabileceğini belirten Doç. Dr. Tanyel Zübarioğlu, "Çocuklar küçük birer erişkin değildir; bu nedenle erişkin sporcu beslenme önerilerinin doğrudan çocuklara uygulanması doğru değildir" uyarısında bulundu. Süreçte spor hekimi, diyetisyen ve ruh sağlığı profesyonellerinin iş birliğinin önemine değinen Doç. Dr. Zübarioğlu, doğru bilgi okuryazarlığının güçlendirilmesini hedeflediklerini belirtti. Küresel sağlıkta enfeksiyon dinamikleri ve aşılama Küreselleşme, iklim değişikliği ve göçlerin enfeksiyonları küresel bir tehdit haline getirdiğini ifade eden Düzenleme Kurulu Üyesi Doç. Dr. Deniz Aygün, aşılamanın toplumları korumadaki en etkili yol olduğunu belirtti. Küresel aşılama oranlarındaki düşüşün aşı ile önlenebilir hastalıklarda artışa neden olduğu uyarısını yapan Doç. Dr. Deniz Aygün, antimikrobiyal dirençle mücadelede aşıların stratejik bir rol üstlendiğini vurguladı. Önlemenin tedavi etmekten daha kolay olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Aygün, güçlü bağışıklama programları ve akılcı antibiyotik kullanımının çocukları geleceğin tehditlerine karşı korumanın anahtarı olduğunu ifade etti.
10 Ocak 2026 Cumartesi - 10:22
Uzmanından uyarı: "Her unutkanlık demans değildir"
Demansın ‘40 yaşına düştüğü’ yönündeki söylemlerin klinikte sıkça dile getirildiğini ancak 40-55 yaş aralığında unutkanlık şikayetiyle başvuran hastaların büyük çoğunluğunda demans saptanmadığını belirten Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. M. Zülküf Önal, bu yakınmaların en sık depresyon ve anksiyete ile post-COVID benzeri tablolardan kaynaklandığını vurguladı. Toplumda ‘gençlerde unutkanlık arttı’ algısının büyük ölçüde demans dışı nedenlerle sağlık kuruluşlarına yapılan başvuruların artmasından ve tanı yöntemlerine daha erken ve kolay erişilmesinden kaynaklandığını belirten Medicana International Ankara Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. M. Zülküf Önal, manyetik rezonans görüntüleme olanaklarının yaygınlaşması, bilişsel tarama testlerinin artması ve hekim ile toplum farkındalığının yükselmesiyle birlikte daha fazla vakanın tanı aldığını, bunun da ‘demans genç yaşlara indi’ algısını güçlendirdiğini söyledi. "Unutkanlığın seyri önemli" Genç başlangıçlı demansın 45-64 yaş aralığında görüldüğünü, 45 yaş altının ise ‘çok genç başlangıçlı’ olarak ayrıca değerlendirildiğini belirten Önal yaşlılığın tanımının değişmesi ile demansın artık sadece Alzheimer hastalığı ile birlikte görülen bir belirti olmadığını vurguladı. Önal, "1970’lerde 60 yaş ‘yaşlı’ kabul edilirken, bugün 65 yaş yaşlılığın başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Genç başlangıçlı demans nadirdir. Sistematik derlemeler, 30-64 yaş için prevalansı yaşla birlikte hızla arttığını ancak genç yaşlarda oldukça düşük seyrettiğini göstermektedir. Bu nedenle değerlendirmede işlev kaybı, unutkanlığın seyri ve objektif test bulguları esas alınmalıdır. Depresyon veya anksiyete ile demansı ayırt etmek çoğunlukla ek tetkiklere gerek kalmadan muayene ile mümkündür. Yakınmalar dalgalı seyrediyor, gün gün değişiyor ve stresle artıyorsa; motivasyon, enerji, uyku belirgin şekilde bozulmuşsa ve hasta yakınları ‘isteksiz/dağınık’ olduğunu ifade ediyorsa depresyon ve/veya anksiyete düşünülmelidir. Buna karşın sinsi başlangıçlı, aylar ya da yıllar içinde yavaş ama belirgin ilerleyen bir tablo; yeni bilgileri öğrenmede belirgin güçlük, aynı soruların tekrarı ve günlük yaşam işlevlerinde kayıp nörodejeneratif bir süreci akla getirmelidir. Genç yaşta ‘psödo demans’ sanılan tablo depresyon olabileceği gibi tam tersi şekilde depresyon ya da kişilik değişimi olarak etiketlenen bir demans tablosu da gözden kaçabilir. Bu nedenle hasta yakını gözlemleri, nöropsikolojik testler ve beyin MR ile değerlendirme önemlidir" değerlendirmesinde bulundu. "Deli dana hastalığı da olabilir" Unutkanlık şikayeti olan genç bir hastada iş veya okul performansında belirgin düşüş, günlük yaşam işlevlerinde kayıp; nesne adlandıramama, anlam kaybı ve akıcılık bozukluğu gibi dil sorunları; tanıdık yerleri bulamama gibi yönelim bozuklukları ya da dürtüsellik, sosyal uygunsuzluk ve empati kaybı gibi kişilik ve davranış değişiklikleri varsa demans olasılığının mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini belirten Önal, şu ifadeleri kullandı: "Buna ek olarak yeni başlayan fokal güçsüzlük, denge bozukluğu, epileptik nöbet, hızlı progresyon gibi nörolojik bulguların eşlik ettiği ve haftalar-aylar içinde hızla kötüleşen tablolar deli dana hastalığını akla getirmelidir. Ailede özellikle 60 yaş altında demans öyküsü varsa bu durum ayrıca dikkatle incelenmelidir. Şikayetlerin 4-6 haftayı aşması ve ilerleyici bilişsel bozulma ile işlev kaybının eşlik etmesi halinde acil ve ayrıntılı nörolojik değerlendirme gereklidir."
10 Ocak 2026 Cumartesi - 10:14
Kızılcık tüketimi, yağlı karaciğer hastalığının etkilerini azaltıyor
İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hatice Merve Bayram, Pınar Enstitüsü’nün 2025 Bilimsel Makale Ödülleri kapsamında Birincilik Ödülü’nü kazandı. Makalede, kızılcık tüketiminin karaciğer hastalığına sahip bireyler üzerindeki olumlu etkileri ele alındı. 2021-2024 yılları arasında hakemli dergilerde yayımlanan bilimsel makaleleri; bilime katkı, toplumsal yarar ve uygulanabilirlik kriterlerine göre değerlendiren Pınar Enstitüsü, Doç. Dr. Hatice Merve Bayram’ın çalışmasını bu kriterler doğrultusunda inceleyerek birincilik ödülüne layık gördü. "Yalnızca mesleki değil, insani açıdan da güvende hissettiren bir akademik ortam" Bayram, "Marmara Üniversitesi’nde doktora tez sürecim kapsamında yürüttüğüm bu çalışma, akademik yolculuğumun önemli bir aşamasını temsil etmektedir. Kurumumun sunduğu teşvik edici yaklaşım, güçlü dayanışma kültürü ve nitelikli akademik paylaşım iklimi; çalışmamın sabırla olgunlaşmasında ve bilimsel bir yayına dönüşmesinde önemli bir motivasyon ve güç kaynağı olmuştur. Bu sürece katkı sunan ve her aşamada destek olan kurumuma içten teşekkürlerimi sunarım" dedi Kızılcığın sağlık üzerindeki etkileri bilimsel yöntemlerle ele alındı SCIE kapsamında taranan ve Q1 kategorisinde yer alan Journal of Ethnopharmacology dergisinde yayımlanan, ödüllü "Effects of Cornus mas L. on anthropometric and biochemical parameters among metabolic associated fatty liver disease patients: A randomized clinical trial" başlıklı makale; toplumda yaygın görülen metabolik disfonksiyonla ilişkili yağlı karaciğer hastalığına sahip bireylerde, geleneksel olarak tüketilen kızılcık (Cornus mas L.) meyvesinin antropometrik ve biyokimyasal parametreler üzerindeki etkilerini bilimsel yöntemlerle inceliyor. Sessiz ve yaygın bir hastalığa beslenme temelli çözüm Türkiye’de neredeyse her iki yetişkinden birini etkileyen metabolik disfonksiyonla ilişkili yağlı karaciğer hastalığı için günümüzde kesin bir ilaç tedavisi bulunmuyor. Uzmanlar, temel yaklaşımı beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri üzerine kuruyor. Bu çalışmada, kızılcığın beslenme tedavisiyle birlikte ya da tek başına kullanımının vücut ölçüleri ve biyokimyasal parametreler üzerindeki etkileri ayrıntılı biçimde incelendi. Beş farklı grupla klinik araştırma Araştırma, beş ayrı grup merkezinde geçekleştirildi: Diyet yapan ve kızılcık tüketen bireyler, sadece diyet uygulayan bireyler, sadece kızılcık tüketen bireyler, herhangi bir müdahale almayan grup, sağlıklı kontrol grubu. Araştırma ekibi, kızılcığı liyofilize ederek toz formda ve standart dozda katılımcılara verdi; süreç boyunca olası yan etkileri yakından takip etti. Sekiz haftalık uygulama sonunda elde edilen sonuçlar dikkat çekici bulgular ortaya koydu. Çalışma sonuçları, kızılcık tüketen ve/veya diyet uygulayan gruplarda kilo, bel çevresi ve vücut yağ oranında azalma olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, kan şekeri, insülin direnci ve kolesterol değerlerinde anlamlı iyileşmeler tespit etti. Karaciğer enzimleri düşüş gösterirken, sadece kızılcık tüketen grupta bile kan şekeri kontrolü iyileşti. Hiçbir müdahale almayan grupta ise birçok parametrede olumsuz değişimler ortaya çıktı.
10 Ocak 2026 Cumartesi - 10:11
Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi taşınıyor
Aydın’ın Efeler ilçesinde yapımı tamamlanan ve ayda ortalama 450 bin hastaya hizmet verecek Aydın Şehir Hastanesi’ne ilk taşınan hastane Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi olurken, 12 Ocak Pazartesi günü hizmet vermeye başlayacak. Aydın ve Ege Bölgesi’nin uluslararası kalitede bir sağlık kampüsü haline gelmesi beklenen Şehir Hastanesi’nde taşınma çalışmaları 24 saat esasına göre tüm hızıyla devam ediyor. Geçtiğimiz 22 Aralık 2025 yılında vatandaşlara kapılarını açan hastane, her geçen gün tam kapasite hizmet vermeye yaklaşırken, Efeler ilçesindeki hastanelerde de taşınma süreçleri devam ediyor. Bu kapsamda açıklama yapan Aydın İl Sağlık Müdürlüğü, 12 Ocak Pazartesi günü itibariyle Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nin taşınarak Şehir Hastanesi’nde hizmet vermeye başlayacağını duyurdu. Pazatesi itibariyle hastanede bünyesinde sunulan poliklinik, acil servis ve yataklı servisler, artık Aydın Şehir Hastanesi yerleşkesinde hizmet vermeye başlayacak. Aydın İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada "Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi bünyesinde sunulan poliklinik, acil servis ve yataklı servisler, 12 Ocak Pazartesi günü saat 08.00 itibarıyla Aydın Şehir Hastanesi yerleşkesinde hizmet vermeye başlayacaktır. Taşınma süreciyle birlikte Kadın Hastalıkları ve Doğum, Çocuk Hastalıkları ve yan dal branşlarında sunulan tüm sağlık hizmetleri, Aydın Şehir Hastanesi’nin modern mimarisi, ileri teknolojiye sahip tıbbi cihazları, konforlu hasta alanlarında hizmet verecektir" ifadeleri yer aldı.
10 Ocak 2026 Cumartesi - 09:34
Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi’nde bir yılda 1 milyon 300 binin üzerinde muayene
Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Araştırma Hastanesi’nde yakın zamanda hayata geçirilen kapsamlı yatırımlar ile Uyku Laboratuvarı modern altyapısıyla hizmete açılırken, Çocuk Cerrahisi Kliniği ile Nöroloji Yoğun Bakım Ünitesinin yatak kapasiteleri artırıldığını ifade etti. Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi güncel sağlık standartları doğrultusunda yenilendiğini hatırlatan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, " Gerçekleştirilen bu çalışmalarla hastanenin fiziki ve teknolojik kapa-sitesi güçlendirilerek hasta güvenliği, tedavi kalitesi ve hizmete erişilebilirlik önemli ölçüde artırıldı. Araştırma Hastanemizde ilk kez hizmete alınan ileri teknoloji nöroanjiyografi cihazı, felç ve beyin kanaması başta olmak üzere kompleks beyin damar hastalıklarının tanı ve tedavisinde bölge için çığır açan bir sağlık yatırımı olarak öne çıkıyor. Nöroloji İnme Merkezi ve Beyin Cerrahisi bünyesinde kurulan cihaz; üç boyutlu vasküler görüntüleme, düşük radyasyon dozu ile yüksek görüntü kalitesi ve hızlı işlem süresi gibi üstün teknik özellikleriyle akut inme hastalarında damar içi girişimsel tedavilerin daha hızlı, güvenli ve etkin şekilde uygulanmasına imkân sağlayacak" dedi. 1 milyon 300 binin üzerinde muayene Bölgenin en yüksek hasta sirkülasyonuna sahip sağlık merkezlerinden biri olan Araştırma Hastanemiz, 2025 yılı içerisinde 1 milyon 300 binin üzerinde toplam muayene gerçekleştirildiğini ifade eden Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu,"Bunun yaklaşık 299 bini acil servislerde yapıldı ve acil başvuruların toplam muayeneler içindeki oranı yüzde 23’ü aştı. Poliklinik hizmetlerinde 173 binin üzerinde e-reçete düzenlenerek dijital sağlık uygulamalarının etkinliği artırıldı. Araştırma Hastanemiz bünyesinde 2025 yılında; büyük bütçeli tıbbi cihaz, laboratuvar ekipmanı ve klinik altyapıyı güçlendirmeye yönelik toplam 55 kalem ürün alımı gerçekleştirdik. Söz konusu alımlar; ileri düzey görüntüleme ve tanı sistemlerinden yoğun bakım ve ameliyathane ekipmanlarına, yüksek teknolojili cihazlardan yardımcı donanımlara kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Bu kapsamlı yatırım süreci için toplam 90 Milyon 436 bin 500 TL bütçe ayrılmış olup, gerçekleştirilen harcamalar hastanenin sağlık hizmeti sunum kapasitesini artırmanın yanı sıra akademik ve bilimsel araştırma altyapısını da güçlendirmeyi hedeflemektedir" diye kon uştu.
10 Ocak 2026 Cumartesi - 09:33
Uzmanından virüslere karşı uyarı
Soğuk havalarda çocuklarda görülen hastalıklara karşı uyarılarda bulunan Çocuk Hastalıkları Uzmanı Doktor Şirin Zeynep Haskalp Arıkan, "Eğer 3 günden uzun süren bir ateş varsa, solunum sıkıntısı gelişmişse ve çocuk sıvı alamıyorsa mutlaka doktora başvurulmalı" dedi. Kış mevsimiyle birlikte özellikle okul ve kreş çağındaki çocuklarda solunum yolu enfeksiyonlarının hızla arttığı gözleniyor. Kalabalık ve kapalı ortamlarda uzun süre bir arada kalan çocuklarda virüslerin yayılımı kolaylaşırken, soğuk havalarda etkenlerin bulaş hızı da artınca hastalıklar daha sık görülüyor. Bu dönemde en sık influenza (grip), RSV ve Covid-19 gibi enfeksiyonlar öne çıkıyor. "5 yaşın altında kronik hastalığı olan çocuklarda daha tehlikeli seyredebiliyor" Konuyla ilgili Acıbadem Adana Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Doktor Şirin Zeynep Haskalp Arıkan, İhlas Haber Ajansı muhabirlerine bilgi verdi. Bu dönemde en sık influenza (grip), RSV, Covid-19, adenovirüs ve rinovirüs gibi etkenlerle karşılaşıldığını kaydeden Arıkan, "Çocuklarda ateş, burun akıntısı ve tıkanıklığı, boğaz ağrısı, öksürük, iştahsızlık ile emmede azalma gibi belirtiler görülebilir. Özellikle 5 yaşın altında kronik hastalığı olan kreş ve okul çocuklarında bu virüsler daha tehlikeli seyredebiliyor" ifadelerini kullandı. Ailelerin belirtileri yakından takip etmesi gerektiğini vurgulayan Arıkan, "Eğer 3 günden uzun süren bir ateş varsa, solunum sıkıntısı gelişmişse ve çocuk sıvı alamıyorsa mutlaka doktora başvurulmalı" diye konuştu. "6 aydan sonra grip aşısı yaptırılmalı" Korunmada sık el yıkama, kapalı alanların havalandırılması ve hasta çocukların okula gönderilmemesinin kritik olduğunu anlatan Arıkan, gereksiz antibiyotik ve multivitamin kullanımından kaçınılması gerektiğini belirtti. Arıkan, ayrıca 6 aydan sonra grip aşısının yaptırılmasını önererek, özellikle okul ve kreş gibi kapalı ortamlarda bulunan çocukların aşıyla korunmasının önemli olduğuna dikkat çekti.
10 Ocak 2026 Cumartesi - 09:28
Uzmanından virüslere karşı uyarı
Soğuk havalarda çocuklarda görülen hastalıklara karşı uyarılarda bulunan Çocuk Hastalıkları Uzmanı Doktor Şirin Zeynep Haskalp Arıkan, "Eğer 3 günden uzun süren bir ateş varsa, solunum sıkıntısı gelişmişse ve çocuk sıvı alamıyorsa mutlaka doktora başvurulmalı" dedi. Kış mevsimiyle birlikte özellikle okul ve kreş çağındaki çocuklarda solunum yolu enfeksiyonlarının hızla arttığı gözleniyor. Kalabalık ve kapalı ortamlarda uzun süre bir arada kalan çocuklarda virüslerin yayılımı kolaylaşırken, soğuk havalarda etkenlerin bulaş hızı da artınca hastalıklar daha sık görülüyor. Bu dönemde en sık influenza (grip), RSV ve Covid-19 gibi enfeksiyonlar öne çıkıyor. "5 yaşın altında kronik hastalığı olan çocuklarda daha tehlikeli seyredebiliyor" Konuyla ilgili Acıbadem Adana Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Doktor Şirin Zeynep Haskalp Arıkan, İhlas Haber Ajansı muhabirlerine bilgi verdi. Bu dönemde en sık influenza (grip), RSV, Covid-19, adenovirüs ve rinovirüs gibi etkenlerle karşılaşıldığını kaydeden Arıkan, "Çocuklarda ateş, burun akıntısı ve tıkanıklığı, boğaz ağrısı, öksürük, iştahsızlık ile emmede azalma gibi belirtiler görülebilir. Özellikle 5 yaşın altında kronik hastalığı olan kreş ve okul çocuklarında bu virüsler daha tehlikeli seyredebiliyor" ifadelerini kullandı. Ailelerin belirtileri yakından takip etmesi gerektiğini vurgulayan Arıkan, "Eğer 3 günden uzun süren bir ateş varsa, solunum sıkıntısı gelişmişse ve çocuk sıvı alamıyorsa mutlaka doktora başvurulmalı" diye konuştu. "6 aydan sonra grip aşısı yaptırılmalı" Korunmada sık el yıkama, kapalı alanların havalandırılması ve hasta çocukların okula gönderilmemesinin kritik olduğunu anlatan Arıkan, gereksiz antibiyotik ve multivitamin kullanımından kaçınılması gerektiğini belirtti. Arıkan, ayrıca 6 aydan sonra grip aşısının yaptırılmasını önererek, özellikle okul ve kreş gibi kapalı ortamlarda bulunan çocukların aşıyla korunmasının önemli olduğuna dikkat çekti. (UMT-HİV-
10 Ocak 2026 Cumartesi - 09:15
Mide ve bağırsakları karnının dışında doğan 44 günlük bebek iki ameliyat geçirdi
Diyarbakır’da 44 gün önce mide ve bağırsakları karnının dışında doğan Civan, geçirdiği iki ağır ameliyatın ardından organları yerine yerleştirilerek sağlığına kavuştu. 44 günlük Civan Şen’e, anne karnındayken 25 binde bir görülen Gastroşizis hastalığı teşhisi konuldu. Mide ve bağırsakları karnın dışında gelişen Civan, 44 gün önce dünyaya geldi. Doğar doğmaz bağırsakları steril kompreslerle sarılıp aynı gün ameliyata alınan minik Civan, geçirdiği iki ameliyatın ardından anne ve babasına sağlıklı bir şekilde teslim edildi. Memorial Dicle Hastanesi Çocuk Cerrahı Op. Dr. Taner Kamacı, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine yaptığı açıklamada, bebeğin kendilerine 44 önce geldiğini, doğuştan bağırsakları karnının dışında bir şekilde doğduğunu söyledi. Gastroşizis denilen bir rahatsızlıkla dünyaya gelen hastanın doğduğunda karın duvarında bir yırtık olduğunu belirten Kamacı, bu yırtıktan dolayı çocuğun mide ve bağırsaklarının tamamen karnının dışında olduğunu ifade etti. Kamacı, bebeği doğar doğmaz sıvı ve ısı kaybı olmaması için steril kompreslerle kapattıklarını belirterek, "Doğduğu gün hemen ameliyata aldık. İki seanslı bir ameliyatla tedavisini tamamladık. İlk seansta bağırsakların tamamını karnın içine sığdıramadığımız için silo dediğimiz bir yöntemle bağırsakları korumaya alıyoruz. Daha sonra karın içi basıncı düştükçe, karın genişledikçe ve bağırsakların ödemi azaldıkça ikinci seansta bağırsakların tamamı karın içine yerleştiriliyor. Biz de hastamızı doğduğu gün birinci seans ile bağırsakları silo içine aldık, 10 günlük olduğunda da ikinci seansla artık tamamen bağırsakları karın içine yerleştirebilecek hale geldik ve kapattık" dedi. Bu hastalığın yaklaşık 25 bin doğumda bir nadir görülen anomali ve ölüm oranları da az olmayan hastalıklardan biri olduğunu ifade eden Kamacı, "Ama Allah’a şükür ki hastamız iki seanslı başarılı bir ameliyatla ve iyi bir yoğun bakım tedavisiyle bugüne kadar geldi. 35 haftalık 2 kilo 250 gram olarak doğmuştu. Şu anda 44’üncü gününde 2 kilo 600 gram olarak tamamen sağlıklı, tamamen beslenir bir halde hiçbir sorunu olmadan şifayla hastamızı taburcu ediyoruz" diye konuştu. Özel Memorial Dicle Hastanesinde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uz. Dr. Mehmet Emin Günel ise bebeğin geldiği gün ve sonrası iki kez operasyon geçirdiğini söyledi. Ardından yoğun bakım sürecinin zor ve meşakkatli bir süreç olduğunu aktaran Günel, "Ama gerek hemşirelik hizmetleri, gerekse hastanemizin imkanlarıyla son derece sağlıklı bir şekilde taburcu edeceğiz. 44 gündür bebeğimizi takip ediyoruz. Bu noktada tabii ki cerrahi prosedürler çok çok önemli. Ve ardından hemşirelik hizmetlerinin yapmış olduğu uygun bakımlar çok önemli. Aynı şekilde aile de bize istediğimiz anne sütünü, ilgiyi son derece yeterli düzeyde sağladılar" şeklinde konuştu. Baba Gaffar Okkan Şen de, 4 aylıkken anne karnındayken teşhis konulduğunu dile getirerek, "Doğum olduktan sonra Taner hocayla görüştük. Hocamız, hastalığın tedavisi olduğunu söyledi. Her şeyi Taner hocaya bıraktık. İki ameliyatla bağırsaklar hepsi içeri alındı. Bugün 44’üncü gündür, hayırlısıyla çocuğunuzu kucağımıza alıyoruz. Taner ve Mehmet Emin hocaya, ekiplerine çok teşekkür ediyoruz" dedi.
10 Ocak 2026 Cumartesi - 09:04
"Gebelikte fiziksel değişimler, hastalık olarak algılanmamalı"
"Gebe okullarında verilen eğitim ve destekler, anne adaylarının gebelik sürecini bilinçli, güvenli ve kaygıdan uzak bir şekilde geçirmesine katkı sağlıyor" diyen Nev Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Tayfur Çift, gebe okulu hakkında açıklamalarda bulundu. Doç Tayfur Çift’e göre, "Gebelikte fiziksel değişimler, hastalık olarak algılanmamalı. Gebeler arası iletişim süreci kolaylaştırıyor. Psikolojik destek sürecin ayrılmaz bir parçası.Lohusalık döneminde destek hayati öneme sahip. Nev Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Tayfur Çift, gebe okullarının anne adaylarını bilinçlendirerek gebelik sürecinde yaşanabilecek komplikasyonların önüne geçilmesinde önemli bir rol üstlendiğini söyledi. Gebelik sürecine hazırlığın yalnızca doğuma değil, gebeliğin tamamına yönelik olması gerektiğini vurgulayan Çift, bu sürecin doğru bilgiyle çok daha sağlıklı yönetilebileceğini ifade etti. "Fizyolojik süreçler ile riskli durumlar ayırt ediliyor" Gebe okullarında anne adaylarına gebeliğin fizyolojik süreçleri ile problemli durumların ayrımının öğretildiğini belirten Doç. Dr. Çift, "Anne adaylarının vücutlarında meydana gelen değişimleri tanıması, hangisinin normal hangisinin riskli olduğunu bilmesi büyük önem taşıyor. Olası bir problemde vakit kaybetmeden hastaneye ya da en yakın aile hekimliğine başvurulması sağlanıyor" dedi. "Fiziksel değişimler hastalık olarak algılanmamalı" Gebelikte pek çok fizyolojik değişimin yaşandığını hatırlatan Çift, bu değişimlerin çoğu zaman anne adayları tarafından hastalık olarak algılanabildiğine dikkat çekti. "Bu sürecin gebeliğin doğal bir parçası olduğunun bilinmesi, gebenin kendini daha güvende hissetmesini sağlıyor. Bilgi, kaygıyı azaltan en önemli unsurlardan biri" diye konuştu. "Aile desteği gebelik sürecini güçlendiriyor" Gebe okullarında yalnızca anne adaylarının değil, aile bireylerinin de sürece dahil edildiğini belirten Doç. Dr. Çift, eşlerin ve aile büyüklerinin olumlu geri bildirimlerinin gebelik sürecini doğrudan etkilediğini söyledi. "Olumsuz tutumlar yerine destekleyici bir yaklaşım, gebenin hem fiziksel hem de psikolojik olarak daha sağlıklı bir süreç geçirmesine katkı sağlıyor" ifadelerini kullandı. "Lohusalık döneminde destek hayati öneme sahip" Doğum sonrası dönemin, yani lohusalık sürecinin kadınlar için oldukça zorlayıcı olabildiğini dile getiren Çift, bu dönemde annelerin kendilerini zaman zaman yalnız, dışlanmış ya da soyutlanmış hissedebildiğini belirtti. Yeni doğan bebeğin bakımının annenin zamanının büyük bölümünü aldığını vurgulayan Çift, bu süreçte verilen desteğin anne ruh sağlığı açısından kritik olduğunu söyledi. "Psikolojik destek sürecin ayrılmaz bir parçası" Gebelik ve doğum sonrası dönemde psikolojik desteğin ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Tayfur Çift, gebe okullarında bu alanda da rehberlik sağlandığını ifade etti. Anne adaylarının duygusal dalgalanmalarının normal olduğunun anlatıldığını belirten Çift, bu desteğin annenin kendini yalnız hissetmesini engellediğini söyledi. "Gebeler arası iletişim süreci kolaylaştırıyor" Gebe okullarının en önemli avantajlarından birinin de anne adaylarının birbirleriyle iletişim kurabilmesi olduğunu belirten Çift, "Benzer süreçlerden geçen gebelerin bir araya gelmesi, gebeliği daha kolay, daha keyifli ve daha eğlenceli bir hale getiriyor" dedi. "Amaç: gebeliği kaygı değil güvenle yaşamak" Gebe okullarının temel amacının gebeliğin bir anksiyete ya da stres kaynağı olarak değil, doğru destekle sağlıklı ve güzel bir süreç olarak yaşanmasını sağlamak olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Tayfur Çift, bilinçli ve desteklenen gebeliklerin hem anne hem bebek sağlığına olumlu katkı sunduğunu sözlerine ekledi.
10 Ocak 2026 Cumartesi - 08:19
Servergazi Devlet Hastanesinde hizmet kapsamı genişletildi
Denizli’de sağlık alanında önemli ihtiyaçları karşılayacak olan 23 yatak kapasiteli Palyatif Bakım Merkezi ve 24 saat hizmet verecek Çocuk Acil Servisi düzenlenen çalışmaların ardından Servergazi Devlet Hastanesinde hizmete açıldı. Denizli’de sağlık alanında sunduğu nitelikli hizmetlerle adından söz ettiren Servergazi Devlet Hastanesi’nde iki önemli birim daha hizmete alındı. Uzun süreli tedavi gerektiren hastaların yaşam kalitesini artırmayı amaçlayan 23 yatak kapasiteli Palyatif Bakım Merkeziyle, çocukların acil durumlarda daha hızlı ve etkin sağlık hizmeti alabilmesi adına oluşturulan Çocuk Acil Servisi Denizli halkının hizmetine açıldı. Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk de, Servergazi Devlet Hastanesi’nde açılan yeni birimlerde incelemelerde bulunarak Hastane Başhekimi Op. Dr. Alpaslan Alsoy’dan bilgi aldı. Hastalarla sohbet ederek geçmiş olsun dileklerini iletti. Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk incelemelerden sonra yaptığı açıklamada Denizli’de sağlık hizmetlerinin niteliğini arttırmaya yönelik çalışmalar yürüttüklerini bu doğrultuda da Servergazi Devlet Hastanesi’nde yeni birimleri açtıklarını söyledi. Öztürk; " Sağlık hizmetlerinde insan odaklı yaklaşımları esas alarak, vatandaşlarımızın talepleri doğrultusunda hizmet kapasitemizi güçlendirmeye devam ediyoruz. Bu doğrultuda Servergazi Devlet Hastanesi bünyesinde faaliyete geçirdiğimiz Palyatif Bakam Merkezi’yle yaşamı tehdit eden hastalıklarla mücadele eden bireylerin ağrı ve diğer semptomlarının azaltılması, yaşam kalitelerinin arttırılması, hasta ile birlikte ailelerinin fiziksel, psikolojik, sosyal ve manevi yönden desteklenmesi amaçlamaktadır. 23 yatak kapasitesi ile çalışacak olan Palyatif Bakım Merkezimizde, alanında uzman hekim, hemşire ve sağlık personelinden oluşan multidisipliner bir ekip tarafından hizmet vereceğiz. Yine Hastanemiz bünyesinde acil servise müracaat eden çocuk hastaların daha konforlu, daha erişilebilir ve daha kaliteli sağlık hizmeti alabilmeleri ve çocuklardaki acil durumlara daha hızlı müdahale edilebilmesi amacıyla planlanan Çocuk Acil Servisimiz de hizmete girdi. 24 saat kesintisiz hizmet verecek Çocuk Acil Servisinde 2 muayene odası ve 12 müşahade yatağımız bulunuyor. Yeni açılan birimlerimizin ilimize hayırlı olmasını diliyor, emeği geçen başta hastane yönetimimiz olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum" dedi.
09 Ocak 2026 Cuma - 16:47
Muğla’nın ilk HPV laboratuvarı 12 Ocak’ta hizmete giriyor
Muğla’nın Menteşe ilçesinde Halk Sağlığı Laboratuvarında kurulum çalışmaları tamamlanan Human Papilloma Virüs (HPV) Laboratuvarı 12 Ocak 2026 tarihinden itibaren hizmet vermeye başlıyor. Muğla İl Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, yeni hizmet binasına taşınan Menteşe İlçe Sağlık Müdürlüğü ile Halk Sağlığı Laboratuvarı’nı ziyaret etti. İl Sağlık Müdürü Akça, Halk Sağlığı Laboratuvarı bünyesinde kurulum çalışmaları tamamlanan Human Papilloma Virüs (HPV) Laboratuvarı incelendi. Laboratuvarın, 12 Ocak 2026 tarihi itibarıyla Muğla’da ilk kez hizmet vermeye başlayacağı belirtildi. Bu kapsamda, daha önce Aydın ve Ankara illerine gönderilmekte olan HPV testlerinin bundan böyle Muğla’da gerçekleştirilmesi sağlanarak hem tanı süreçleri hızlandırılacak, hem de hizmete erişim kolaylaştırılacağı açıklandı. Muğla Sağlık İl Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, Ula 3 No’lu Karabörtlen Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nunu da ziyaretinde, istasyonun mevcut fiziki altyapısı, teknik donanımı ve hizmet sunum süreçleri kapsamlı şekilde değerlendirildi. Acil sağlık hizmetlerinin daha etkin, hızlı ve nitelikli bir şekilde sunulabilmesi amacıyla yapılması planlanan çalışmalar ve vatandaşlara sunulan acil sağlık hizmetlerinin kalitesinin artırılması amacıyla istasyonun uygun bir hizmet binasına taşınmasının planlandığı ifade edildi. Ayrıca, acil sağlık hizmetlerinin operasyonel kapasitesinin artırılması, vaka müdahale sürelerinin iyileştirilmesi ve hizmet kalitesinin güçlendirilmesi amacıyla istasyonda görev yapan mevcut 112 Acil Sağlık ambulans aracı yenilendiği açıklandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder