Son Dakika
|
Suudi Arabistan'dan İran'a: "Sabrımız sınırsız değil"
Okan Buruk: "Böyle bir mağlubiyet aldığımız için üzgünüm"
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atama kararları Resmi Gazete’de
UEFA Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finalistler belli oldu
Galatasaray'dan Avrupa'ya buruk veda
Cinayete kurban giden taksicinin acılı kardeşi konuştu!
İran’da dünyanın en büyük doğal gaz sahasındaki rafinerilere saldırı
İstanbul Havalimanı’nda Ramazan Bayramı yoğunluğu
İsrail'in Lübnan saldırısında can kaybı 12'ye yükseldi
MSB açıkladı! Adana'ya yeni Patriot sistemi konuşlandırıldı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ramazan Bayramı dolayısıyla bir video mesaj yayımladı
Beykoz’da İETT otobüsü kaldırıma çarptı: 4 yaralı
Trump’tan İran’a Güney Pars doğalgaz sahası uyarısı
İşgal altındaki Batı Şeria’ya füze saldırısı: 3 ölü, 13 yaralı
İsrail’e balistik füze saldırısı: 1 ölü
Okan Buruk: "Böyle bir mağlubiyet aldığımız için üzgünüm"
UEFA Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finalistler belli oldu
SAĞLIK
Ramazan turnuvasında sağlık standı
19 Mart 2026 Perşembe - 12:10:01
DÜZCE (İHA) – Ramazan’da Sağlık Programı kapsamında Akçakoca İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından ilçede düzenlenen Ramazan turnuvası karşılaşmalarının oynandığı alanda bilgilendirme standı kuruldu. Kurulan stantta vatandaşlara sağlıklı yaşam, dengeli beslenme ve dikkat edilmesi gereken sağlık konularında bilgilendirme yapıldı. Ekipler tarafından çeşitli broşürler dağıtılarak farkındalık oluşturuldu. Turnuva alanında yoğun ilgi gören stantta, vatandaşların soruları da yanıtlanırken, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çekildi. Etkinlik boyunca sporun ve sağlıklı yaşamın bir arada yürütülmesinin önemine vurgu yapıldı. Yetkililer, benzer bilgilendirme çalışmalarının farklı alanlarda da devam edeceğini belirterek, toplum sağlığını korumaya yönelik faaliyetlerin sürdürüleceğini ifade etti.
19 Mart 2026 Perşembe - 11:06
Uzmanından uyarı: "Down sendromu bir hastalık değil genetik bir farklılıktır"
Çocuk Genetik Hastalıkları Uzmanı Ceren Yılmaz, Down sendromunun bir hastalık değil, genetik bir farklılık olduğunu belirtti. Yılmaz, erken eğitim ve doğru destekle bu bireylerin topluma tam anlamıyla kazandırılabileceğini ifade etti. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli Uzman Dr. Ceren Yılmaz, Down sendromu hakkında toplumda yaygın olan yanlış bilgilere dikkat çekti. Down sendromunun temelinde kromozom sayısındaki farklılık olduğunu belirten Yılmaz, normalde insan hücrelerinde 46 kromozom bulunurken, bu bireylerde 21. kromozomdan fazladan bir kopya yer aldığını ifade etti. Bu durumun tıpta Trizomi 21 olarak adlandırıldığını aktaran Yılmaz, vakaların yaklaşık yüzde 95’inin anne karnında hücre bölünmesi sırasında kromozomların doğru şekilde ayrılmamasından kaynaklandığını kaydetti. Ailelerin kendilerini suçlamaması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, hamilelikte yapılan bir davranışın bu duruma neden olduğu düşüncesinin yanlış olduğunu söyledi. Eğitimle yeni beceriler kazanabilirler Down sendromlu bireylerin hiçbir şey öğrenemeyeceği yönündeki inanışın bilimsel olarak doğru olmadığını belirten Yılmaz, uygun eğitim ve destekle bu kişilerin yeni beceriler kazanabildiğini ifade etti. Bu çocukların okula gidebildiğini, spor ve sanatla ilgilenebildiğini söyleyen Yılmaz, toplumun üretken bireyleri olabileceklerini dile getirdi. Down sendromunun gebelik sırasında ve doğumdan sonra çeşitli testlerle belirlenebildiğini aktaran Yılmaz, hamilelik döneminde yapılan kombine test, üçlü-dörtlü tarama testleri ve NIPT gibi yöntemlerin bebeğin risk durumunu gösterebildiğini belirtti. Risk yüksek çıktığında kesin tanı için amniyosentez veya koryon villus örneklemesi gibi ileri testlerin uygulandığını, doğum sonrası şüphe durumunda ise karyotip analizi ile kesin tanı konulabildiğini kaydetti. Fiziksel ve zihinsel gelişim yavaş ilerleyebiliyor Down sendromlu çocukların gelişiminin bazı alanlarda akranlarına göre daha yavaş olabileceğini belirten Yılmaz, özellikle fiziksel gelişim, öğrenme ve dil gelişiminde farklılıklar görülebileceğini ifade etti. Kas gevşekliği nedeniyle oturma, emekleme ve yürüme gibi motor becerilerin daha geç kazanılabildiğini aktaran Yılmaz, konuşma gelişiminin de genellikle daha yavaş ilerlediğini söyledi. Erken müdahalenin gelişimdeki en kritik unsur olduğuna dikkat çeken Yılmaz, fizik tedavi, konuşma terapisi, ergoterapi ve özel eğitim gibi desteklerin yaşamın ilk aylarında başlamasının çocukların gelişimini olumlu etkilediğini ve daha bağımsız bir yaşam sürmelerini sağladığını vurguladı. Düzenli sağlık kontrolleri hayati önem taşıyor Down sendromlu bireylerde doğuştan kalp hastalıkları başta olmak üzere bazı sağlık sorunlarının daha sık görüldüğüne işaret eden Yılmaz, çocukların yaklaşık yüzde 40 ile 60’ının kalp hastalığıyla doğduğunu belirtti. Tiroid hastalıkları, işitme kaybı, görme sorunları, uyku apnesi ve bazı kan hastalıklarının da sık görülebildiğini söyleyen Yılmaz, kalp değerlendirmesi, tiroid testleri, işitme ve göz muayenelerinin belirli aralıklarla yapılması gerektiğini ifade etti. Çocukların gelişiminde ailenin rolünün büyük olduğunu da hatırlatan Yılmaz, sevgi dolu ve sabırlı bir ortamın çocuğun özgüvenini artırdığını dile getirdi. Evde basit yönergeler, görsel materyaller ve oyunlar yoluyla dil gelişiminin desteklenebileceğini kaydeden Yılmaz, çocukların günlük görevleri kendilerinin yapmasının teşvik edilmesi gerektiğini aktardı. Toplumsal farkındalık artırılmalı Down sendromlu bireylerin yaşam kalitesini artırmanın sağlık hizmetlerinin yanı sıra toplumsal farkındalıktan geçtiğini vurgulayan Yılmaz, kaynaştırma eğitiminin önemine dikkat çekti. Çocukların akranlarıyla birlikte eğitim almasının sosyal gelişimleri ve topluma uyumları açısından değerli olduğunu söyleyen Yılmaz, uygun eğitim sağlandığında bu bireylerin çalışma hayatına katılabileceğini ifade etti. Toplumdaki önyargıların en büyük engel olduğunu belirten Yılmaz, "Toplum olarak onları bir hastalık etiketiyle değil, öğrenebilen ve üretebilen bireyler olarak görmeliyiz. Hiçbir çocuk için ’bunu yapamaz’ dememeliyiz. Doğru eğitim, destek ve fırsatlar sağlandığında Down sendromlu bireyler de topluma değer katan bireyler olabilir" dedi.
19 Mart 2026 Perşembe - 11:06
Ramazan sonrası beslenme düzenine geçişte metabolik şok uyarısı
Ramazan ayında değişen beslenme ve uyku düzeninin ardından bayramda aniden aşırı yemek yemek vücutta metabolik şoka yol açabiliyor. Organların aşırı yükten korunması ve normal rutine dönülmesi için kademeli beslenmeye geçilmesi büyük önem taşıyor. Uzun süreli açlık nedeniyle vücudun bazal metabolizma hızı düşüyor. Bayram sabahı aniden yapılan kalori ve şeker yüklemesi, kan şekerinde hızlı dalgalanmalara, mide yanmasına ve yorgunluğa neden oluyor. Bayram sonrasındaki hafta vücut için bir toparlanma süreci işlevi görüyor. Vücudun bozulan sıvı dengesini yeniden kurmak için günde en az 2 litre su tüketilmesi ve bağırsak florası için lifli gıdalara ağırlık verilmesi gerekiyor. Kademeli olarak hafif yürüyüşlere başlanması ve uyku düzeninin sağlanması, bozulan ritmi yeniden normal seviyesine çekiyor. Enerji tasarrufu modu Acıbadem Kent Hastanesi Diyetisyeni Hande Selin Ok, Ramazan ayı boyunca süren uzun süreli açlık ve bozulan uyku döngüsü nedeniyle bazal metabolizma hızının yavaşladığını ve vücudun enerji tasarrufu moduna geçtiğini belirtti. Bayramın ilk günü yapılan ani şeker ve karbonhidrat yüklemesinin vücutta metabolik şok etkisi oluşturduğuna dikkat çeken Ok, "Vücut bu kadar şeker yüklenmesine hazır olmadığından insülin direnci, kan şekerinde dalgalanmalar ve sindirim zorlukları gibi sağlık problemleri ortaya çıkabiliyor. Mide yanması, hazımsızlık, şişkinlik, tansiyon yükselmesi ve yorgunluk gibi birçok organı etkileyen durumlar oluşabiliyor" dedi. Sıvı dengesi ve kademeli geçiş Bu tür olumsuz tabloların önüne geçmek ve bozulan düzeni onarmak için beslenmede kademeli bir geçişin şart olduğuna değinen Diyetisyen Ok, "Geçiş sürecinde hafif öğünlerle, az az, sık sık, lifli ve proteinli gıdalara yer vererek ilerlemek ve su tüketimini artırmak çok daha uygun olur. İki öğünden üç öğüne, ardından dört öğüne çıkılmalı ve Ramazan’da yaşanan dehidrasyonu telafi etmek için su tüketimine büyük özen gösterilmelidir. Ayrıca bu süreci 20-30 dakikalık yavaş fiziksel aktiviteler ve yürüyüşlerle desteklemek oldukça önemlidir" ifadelerini kullandı. Kronik hastalıklarda beslenme kontrolü Bir aylık kısıtlamanın ardından beynin ödüllendirme moduna geçtiğine işaret eden Ok, bireylerin gerçekten aç olup olmadığını sorgulaması gerektiğini kaydetti. Kronik rahatsızlığı bulunan bireylerin normal düzene geçişte daha dikkatli olması gerektiğini hatırlatan Ok, "Bu hastalarımızın şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyve bazlı tatlıları tercih etmeleri, kabak ya da ayva tatlısı gibi az şekerli alternatiflere yönelmeleri daha uygun olur. Tatlı yapımında elma suyu konsantresi, hurma püresi veya toz tatlandırıcılar da kullanılabilir. Hastalarımızın vücutlarına aşırı yüklenmemeleri, organ yükünü ciddi anlamda azaltacaktır" açıklamasında bulundu.
19 Mart 2026 Perşembe - 11:03
Bayburt’ta vatandaşlar böbrek sağlığı ve yaşlı bakımı konularında bilgilendirildi
Dünya Böbrek Günü ile 18-24 Mart Ulusal Yaşlılar Haftası kapsamında Bayburt Devlet Hastanesinde düzenlenen farkındalık etkinliğinde, böbrek hastalıklarının önlenmesi, erken tanının önemi, yaşlı bireylerde sık görülen sağlık sorunları ve bakım prensipleri ele alındı. Poliklinik girişinde açılan stantta ise hasta ve hasta yakınlarına bilgilendirmeler yapıldı. Hastanede gerçekleştirilen etkinlikler çerçevesinde, Uzm. Dr. Nihal İran Dursun tarafından böbrek sağlığı ve korunma başlığı adı altında personele eğitim verildi. Eğitimde, böbrek hastalıklarına karşı alınabilecek önlemler, erken teşhisin sağlık açısından taşıdığı önem ile yaşlı bireylerin sağlık süreçlerinde dikkat edilmesi gereken başlıklar üzerinde duruldu. Öte yandan poliklinik girişinde kurulan stantta hasta ve hasta yakınlarıyla bir araya gelindi. Stantta dağıtılan broşürlerle farkındalık çalışması yürütülürken, katılımcılara yüz yüze bilgilendirme ve danışmanlık desteği de sunuldu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
18 Mart 2026 Çarşamba- 10:48
Uzmanından bayram için ’2 dilim’ uyarısı
2
17 Mart 2026 Salı- 10:14
34 yaşındayken bayram arifesinde kanser olduğunu öğrendi, robotik cerrahiyle sağlığına kavuştu
3
17 Mart 2026 Salı- 12:25
Uzmandan bayram öncesi diş sağlığı uyarısı
4
14 Mart 2026 Cumartesi- 13:54
Maçta kaleciyle çarpışan genç futbolcunun böbreği parçalandı, ameliyatla hayatı kurtuldu
5
13 Mart 2026 Cuma- 11:34
MSKÜ Tıp Fakültesi öğrencilerinden sigara dumanına karşı sosyal farkındalık projesi
10 Ocak 2026 Cumartesi - 09:34
Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi’nde bir yılda 1 milyon 300 binin üzerinde muayene
Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Araştırma Hastanesi’nde yakın zamanda hayata geçirilen kapsamlı yatırımlar ile Uyku Laboratuvarı modern altyapısıyla hizmete açılırken, Çocuk Cerrahisi Kliniği ile Nöroloji Yoğun Bakım Ünitesinin yatak kapasiteleri artırıldığını ifade etti. Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi güncel sağlık standartları doğrultusunda yenilendiğini hatırlatan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, " Gerçekleştirilen bu çalışmalarla hastanenin fiziki ve teknolojik kapa-sitesi güçlendirilerek hasta güvenliği, tedavi kalitesi ve hizmete erişilebilirlik önemli ölçüde artırıldı. Araştırma Hastanemizde ilk kez hizmete alınan ileri teknoloji nöroanjiyografi cihazı, felç ve beyin kanaması başta olmak üzere kompleks beyin damar hastalıklarının tanı ve tedavisinde bölge için çığır açan bir sağlık yatırımı olarak öne çıkıyor. Nöroloji İnme Merkezi ve Beyin Cerrahisi bünyesinde kurulan cihaz; üç boyutlu vasküler görüntüleme, düşük radyasyon dozu ile yüksek görüntü kalitesi ve hızlı işlem süresi gibi üstün teknik özellikleriyle akut inme hastalarında damar içi girişimsel tedavilerin daha hızlı, güvenli ve etkin şekilde uygulanmasına imkân sağlayacak" dedi. 1 milyon 300 binin üzerinde muayene Bölgenin en yüksek hasta sirkülasyonuna sahip sağlık merkezlerinden biri olan Araştırma Hastanemiz, 2025 yılı içerisinde 1 milyon 300 binin üzerinde toplam muayene gerçekleştirildiğini ifade eden Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu,"Bunun yaklaşık 299 bini acil servislerde yapıldı ve acil başvuruların toplam muayeneler içindeki oranı yüzde 23’ü aştı. Poliklinik hizmetlerinde 173 binin üzerinde e-reçete düzenlenerek dijital sağlık uygulamalarının etkinliği artırıldı. Araştırma Hastanemiz bünyesinde 2025 yılında; büyük bütçeli tıbbi cihaz, laboratuvar ekipmanı ve klinik altyapıyı güçlendirmeye yönelik toplam 55 kalem ürün alımı gerçekleştirdik. Söz konusu alımlar; ileri düzey görüntüleme ve tanı sistemlerinden yoğun bakım ve ameliyathane ekipmanlarına, yüksek teknolojili cihazlardan yardımcı donanımlara kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Bu kapsamlı yatırım süreci için toplam 90 Milyon 436 bin 500 TL bütçe ayrılmış olup, gerçekleştirilen harcamalar hastanenin sağlık hizmeti sunum kapasitesini artırmanın yanı sıra akademik ve bilimsel araştırma altyapısını da güçlendirmeyi hedeflemektedir" diye kon uştu.
10 Ocak 2026 Cumartesi - 09:33
Uzmanından virüslere karşı uyarı
Soğuk havalarda çocuklarda görülen hastalıklara karşı uyarılarda bulunan Çocuk Hastalıkları Uzmanı Doktor Şirin Zeynep Haskalp Arıkan, "Eğer 3 günden uzun süren bir ateş varsa, solunum sıkıntısı gelişmişse ve çocuk sıvı alamıyorsa mutlaka doktora başvurulmalı" dedi. Kış mevsimiyle birlikte özellikle okul ve kreş çağındaki çocuklarda solunum yolu enfeksiyonlarının hızla arttığı gözleniyor. Kalabalık ve kapalı ortamlarda uzun süre bir arada kalan çocuklarda virüslerin yayılımı kolaylaşırken, soğuk havalarda etkenlerin bulaş hızı da artınca hastalıklar daha sık görülüyor. Bu dönemde en sık influenza (grip), RSV ve Covid-19 gibi enfeksiyonlar öne çıkıyor. "5 yaşın altında kronik hastalığı olan çocuklarda daha tehlikeli seyredebiliyor" Konuyla ilgili Acıbadem Adana Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Doktor Şirin Zeynep Haskalp Arıkan, İhlas Haber Ajansı muhabirlerine bilgi verdi. Bu dönemde en sık influenza (grip), RSV, Covid-19, adenovirüs ve rinovirüs gibi etkenlerle karşılaşıldığını kaydeden Arıkan, "Çocuklarda ateş, burun akıntısı ve tıkanıklığı, boğaz ağrısı, öksürük, iştahsızlık ile emmede azalma gibi belirtiler görülebilir. Özellikle 5 yaşın altında kronik hastalığı olan kreş ve okul çocuklarında bu virüsler daha tehlikeli seyredebiliyor" ifadelerini kullandı. Ailelerin belirtileri yakından takip etmesi gerektiğini vurgulayan Arıkan, "Eğer 3 günden uzun süren bir ateş varsa, solunum sıkıntısı gelişmişse ve çocuk sıvı alamıyorsa mutlaka doktora başvurulmalı" diye konuştu. "6 aydan sonra grip aşısı yaptırılmalı" Korunmada sık el yıkama, kapalı alanların havalandırılması ve hasta çocukların okula gönderilmemesinin kritik olduğunu anlatan Arıkan, gereksiz antibiyotik ve multivitamin kullanımından kaçınılması gerektiğini belirtti. Arıkan, ayrıca 6 aydan sonra grip aşısının yaptırılmasını önererek, özellikle okul ve kreş gibi kapalı ortamlarda bulunan çocukların aşıyla korunmasının önemli olduğuna dikkat çekti.
10 Ocak 2026 Cumartesi - 09:28
Uzmanından virüslere karşı uyarı
Soğuk havalarda çocuklarda görülen hastalıklara karşı uyarılarda bulunan Çocuk Hastalıkları Uzmanı Doktor Şirin Zeynep Haskalp Arıkan, "Eğer 3 günden uzun süren bir ateş varsa, solunum sıkıntısı gelişmişse ve çocuk sıvı alamıyorsa mutlaka doktora başvurulmalı" dedi. Kış mevsimiyle birlikte özellikle okul ve kreş çağındaki çocuklarda solunum yolu enfeksiyonlarının hızla arttığı gözleniyor. Kalabalık ve kapalı ortamlarda uzun süre bir arada kalan çocuklarda virüslerin yayılımı kolaylaşırken, soğuk havalarda etkenlerin bulaş hızı da artınca hastalıklar daha sık görülüyor. Bu dönemde en sık influenza (grip), RSV ve Covid-19 gibi enfeksiyonlar öne çıkıyor. "5 yaşın altında kronik hastalığı olan çocuklarda daha tehlikeli seyredebiliyor" Konuyla ilgili Acıbadem Adana Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Doktor Şirin Zeynep Haskalp Arıkan, İhlas Haber Ajansı muhabirlerine bilgi verdi. Bu dönemde en sık influenza (grip), RSV, Covid-19, adenovirüs ve rinovirüs gibi etkenlerle karşılaşıldığını kaydeden Arıkan, "Çocuklarda ateş, burun akıntısı ve tıkanıklığı, boğaz ağrısı, öksürük, iştahsızlık ile emmede azalma gibi belirtiler görülebilir. Özellikle 5 yaşın altında kronik hastalığı olan kreş ve okul çocuklarında bu virüsler daha tehlikeli seyredebiliyor" ifadelerini kullandı. Ailelerin belirtileri yakından takip etmesi gerektiğini vurgulayan Arıkan, "Eğer 3 günden uzun süren bir ateş varsa, solunum sıkıntısı gelişmişse ve çocuk sıvı alamıyorsa mutlaka doktora başvurulmalı" diye konuştu. "6 aydan sonra grip aşısı yaptırılmalı" Korunmada sık el yıkama, kapalı alanların havalandırılması ve hasta çocukların okula gönderilmemesinin kritik olduğunu anlatan Arıkan, gereksiz antibiyotik ve multivitamin kullanımından kaçınılması gerektiğini belirtti. Arıkan, ayrıca 6 aydan sonra grip aşısının yaptırılmasını önererek, özellikle okul ve kreş gibi kapalı ortamlarda bulunan çocukların aşıyla korunmasının önemli olduğuna dikkat çekti. (UMT-HİV-
10 Ocak 2026 Cumartesi - 09:15
Mide ve bağırsakları karnının dışında doğan 44 günlük bebek iki ameliyat geçirdi
Diyarbakır’da 44 gün önce mide ve bağırsakları karnının dışında doğan Civan, geçirdiği iki ağır ameliyatın ardından organları yerine yerleştirilerek sağlığına kavuştu. 44 günlük Civan Şen’e, anne karnındayken 25 binde bir görülen Gastroşizis hastalığı teşhisi konuldu. Mide ve bağırsakları karnın dışında gelişen Civan, 44 gün önce dünyaya geldi. Doğar doğmaz bağırsakları steril kompreslerle sarılıp aynı gün ameliyata alınan minik Civan, geçirdiği iki ameliyatın ardından anne ve babasına sağlıklı bir şekilde teslim edildi. Memorial Dicle Hastanesi Çocuk Cerrahı Op. Dr. Taner Kamacı, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine yaptığı açıklamada, bebeğin kendilerine 44 önce geldiğini, doğuştan bağırsakları karnının dışında bir şekilde doğduğunu söyledi. Gastroşizis denilen bir rahatsızlıkla dünyaya gelen hastanın doğduğunda karın duvarında bir yırtık olduğunu belirten Kamacı, bu yırtıktan dolayı çocuğun mide ve bağırsaklarının tamamen karnının dışında olduğunu ifade etti. Kamacı, bebeği doğar doğmaz sıvı ve ısı kaybı olmaması için steril kompreslerle kapattıklarını belirterek, "Doğduğu gün hemen ameliyata aldık. İki seanslı bir ameliyatla tedavisini tamamladık. İlk seansta bağırsakların tamamını karnın içine sığdıramadığımız için silo dediğimiz bir yöntemle bağırsakları korumaya alıyoruz. Daha sonra karın içi basıncı düştükçe, karın genişledikçe ve bağırsakların ödemi azaldıkça ikinci seansta bağırsakların tamamı karın içine yerleştiriliyor. Biz de hastamızı doğduğu gün birinci seans ile bağırsakları silo içine aldık, 10 günlük olduğunda da ikinci seansla artık tamamen bağırsakları karın içine yerleştirebilecek hale geldik ve kapattık" dedi. Bu hastalığın yaklaşık 25 bin doğumda bir nadir görülen anomali ve ölüm oranları da az olmayan hastalıklardan biri olduğunu ifade eden Kamacı, "Ama Allah’a şükür ki hastamız iki seanslı başarılı bir ameliyatla ve iyi bir yoğun bakım tedavisiyle bugüne kadar geldi. 35 haftalık 2 kilo 250 gram olarak doğmuştu. Şu anda 44’üncü gününde 2 kilo 600 gram olarak tamamen sağlıklı, tamamen beslenir bir halde hiçbir sorunu olmadan şifayla hastamızı taburcu ediyoruz" diye konuştu. Özel Memorial Dicle Hastanesinde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uz. Dr. Mehmet Emin Günel ise bebeğin geldiği gün ve sonrası iki kez operasyon geçirdiğini söyledi. Ardından yoğun bakım sürecinin zor ve meşakkatli bir süreç olduğunu aktaran Günel, "Ama gerek hemşirelik hizmetleri, gerekse hastanemizin imkanlarıyla son derece sağlıklı bir şekilde taburcu edeceğiz. 44 gündür bebeğimizi takip ediyoruz. Bu noktada tabii ki cerrahi prosedürler çok çok önemli. Ve ardından hemşirelik hizmetlerinin yapmış olduğu uygun bakımlar çok önemli. Aynı şekilde aile de bize istediğimiz anne sütünü, ilgiyi son derece yeterli düzeyde sağladılar" şeklinde konuştu. Baba Gaffar Okkan Şen de, 4 aylıkken anne karnındayken teşhis konulduğunu dile getirerek, "Doğum olduktan sonra Taner hocayla görüştük. Hocamız, hastalığın tedavisi olduğunu söyledi. Her şeyi Taner hocaya bıraktık. İki ameliyatla bağırsaklar hepsi içeri alındı. Bugün 44’üncü gündür, hayırlısıyla çocuğunuzu kucağımıza alıyoruz. Taner ve Mehmet Emin hocaya, ekiplerine çok teşekkür ediyoruz" dedi.
10 Ocak 2026 Cumartesi - 09:04
"Gebelikte fiziksel değişimler, hastalık olarak algılanmamalı"
"Gebe okullarında verilen eğitim ve destekler, anne adaylarının gebelik sürecini bilinçli, güvenli ve kaygıdan uzak bir şekilde geçirmesine katkı sağlıyor" diyen Nev Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Tayfur Çift, gebe okulu hakkında açıklamalarda bulundu. Doç Tayfur Çift’e göre, "Gebelikte fiziksel değişimler, hastalık olarak algılanmamalı. Gebeler arası iletişim süreci kolaylaştırıyor. Psikolojik destek sürecin ayrılmaz bir parçası.Lohusalık döneminde destek hayati öneme sahip. Nev Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Tayfur Çift, gebe okullarının anne adaylarını bilinçlendirerek gebelik sürecinde yaşanabilecek komplikasyonların önüne geçilmesinde önemli bir rol üstlendiğini söyledi. Gebelik sürecine hazırlığın yalnızca doğuma değil, gebeliğin tamamına yönelik olması gerektiğini vurgulayan Çift, bu sürecin doğru bilgiyle çok daha sağlıklı yönetilebileceğini ifade etti. "Fizyolojik süreçler ile riskli durumlar ayırt ediliyor" Gebe okullarında anne adaylarına gebeliğin fizyolojik süreçleri ile problemli durumların ayrımının öğretildiğini belirten Doç. Dr. Çift, "Anne adaylarının vücutlarında meydana gelen değişimleri tanıması, hangisinin normal hangisinin riskli olduğunu bilmesi büyük önem taşıyor. Olası bir problemde vakit kaybetmeden hastaneye ya da en yakın aile hekimliğine başvurulması sağlanıyor" dedi. "Fiziksel değişimler hastalık olarak algılanmamalı" Gebelikte pek çok fizyolojik değişimin yaşandığını hatırlatan Çift, bu değişimlerin çoğu zaman anne adayları tarafından hastalık olarak algılanabildiğine dikkat çekti. "Bu sürecin gebeliğin doğal bir parçası olduğunun bilinmesi, gebenin kendini daha güvende hissetmesini sağlıyor. Bilgi, kaygıyı azaltan en önemli unsurlardan biri" diye konuştu. "Aile desteği gebelik sürecini güçlendiriyor" Gebe okullarında yalnızca anne adaylarının değil, aile bireylerinin de sürece dahil edildiğini belirten Doç. Dr. Çift, eşlerin ve aile büyüklerinin olumlu geri bildirimlerinin gebelik sürecini doğrudan etkilediğini söyledi. "Olumsuz tutumlar yerine destekleyici bir yaklaşım, gebenin hem fiziksel hem de psikolojik olarak daha sağlıklı bir süreç geçirmesine katkı sağlıyor" ifadelerini kullandı. "Lohusalık döneminde destek hayati öneme sahip" Doğum sonrası dönemin, yani lohusalık sürecinin kadınlar için oldukça zorlayıcı olabildiğini dile getiren Çift, bu dönemde annelerin kendilerini zaman zaman yalnız, dışlanmış ya da soyutlanmış hissedebildiğini belirtti. Yeni doğan bebeğin bakımının annenin zamanının büyük bölümünü aldığını vurgulayan Çift, bu süreçte verilen desteğin anne ruh sağlığı açısından kritik olduğunu söyledi. "Psikolojik destek sürecin ayrılmaz bir parçası" Gebelik ve doğum sonrası dönemde psikolojik desteğin ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Tayfur Çift, gebe okullarında bu alanda da rehberlik sağlandığını ifade etti. Anne adaylarının duygusal dalgalanmalarının normal olduğunun anlatıldığını belirten Çift, bu desteğin annenin kendini yalnız hissetmesini engellediğini söyledi. "Gebeler arası iletişim süreci kolaylaştırıyor" Gebe okullarının en önemli avantajlarından birinin de anne adaylarının birbirleriyle iletişim kurabilmesi olduğunu belirten Çift, "Benzer süreçlerden geçen gebelerin bir araya gelmesi, gebeliği daha kolay, daha keyifli ve daha eğlenceli bir hale getiriyor" dedi. "Amaç: gebeliği kaygı değil güvenle yaşamak" Gebe okullarının temel amacının gebeliğin bir anksiyete ya da stres kaynağı olarak değil, doğru destekle sağlıklı ve güzel bir süreç olarak yaşanmasını sağlamak olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Tayfur Çift, bilinçli ve desteklenen gebeliklerin hem anne hem bebek sağlığına olumlu katkı sunduğunu sözlerine ekledi.
10 Ocak 2026 Cumartesi - 08:19
Servergazi Devlet Hastanesinde hizmet kapsamı genişletildi
Denizli’de sağlık alanında önemli ihtiyaçları karşılayacak olan 23 yatak kapasiteli Palyatif Bakım Merkezi ve 24 saat hizmet verecek Çocuk Acil Servisi düzenlenen çalışmaların ardından Servergazi Devlet Hastanesinde hizmete açıldı. Denizli’de sağlık alanında sunduğu nitelikli hizmetlerle adından söz ettiren Servergazi Devlet Hastanesi’nde iki önemli birim daha hizmete alındı. Uzun süreli tedavi gerektiren hastaların yaşam kalitesini artırmayı amaçlayan 23 yatak kapasiteli Palyatif Bakım Merkeziyle, çocukların acil durumlarda daha hızlı ve etkin sağlık hizmeti alabilmesi adına oluşturulan Çocuk Acil Servisi Denizli halkının hizmetine açıldı. Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk de, Servergazi Devlet Hastanesi’nde açılan yeni birimlerde incelemelerde bulunarak Hastane Başhekimi Op. Dr. Alpaslan Alsoy’dan bilgi aldı. Hastalarla sohbet ederek geçmiş olsun dileklerini iletti. Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk incelemelerden sonra yaptığı açıklamada Denizli’de sağlık hizmetlerinin niteliğini arttırmaya yönelik çalışmalar yürüttüklerini bu doğrultuda da Servergazi Devlet Hastanesi’nde yeni birimleri açtıklarını söyledi. Öztürk; " Sağlık hizmetlerinde insan odaklı yaklaşımları esas alarak, vatandaşlarımızın talepleri doğrultusunda hizmet kapasitemizi güçlendirmeye devam ediyoruz. Bu doğrultuda Servergazi Devlet Hastanesi bünyesinde faaliyete geçirdiğimiz Palyatif Bakam Merkezi’yle yaşamı tehdit eden hastalıklarla mücadele eden bireylerin ağrı ve diğer semptomlarının azaltılması, yaşam kalitelerinin arttırılması, hasta ile birlikte ailelerinin fiziksel, psikolojik, sosyal ve manevi yönden desteklenmesi amaçlamaktadır. 23 yatak kapasitesi ile çalışacak olan Palyatif Bakım Merkezimizde, alanında uzman hekim, hemşire ve sağlık personelinden oluşan multidisipliner bir ekip tarafından hizmet vereceğiz. Yine Hastanemiz bünyesinde acil servise müracaat eden çocuk hastaların daha konforlu, daha erişilebilir ve daha kaliteli sağlık hizmeti alabilmeleri ve çocuklardaki acil durumlara daha hızlı müdahale edilebilmesi amacıyla planlanan Çocuk Acil Servisimiz de hizmete girdi. 24 saat kesintisiz hizmet verecek Çocuk Acil Servisinde 2 muayene odası ve 12 müşahade yatağımız bulunuyor. Yeni açılan birimlerimizin ilimize hayırlı olmasını diliyor, emeği geçen başta hastane yönetimimiz olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum" dedi.
09 Ocak 2026 Cuma - 16:47
Muğla’nın ilk HPV laboratuvarı 12 Ocak’ta hizmete giriyor
Muğla’nın Menteşe ilçesinde Halk Sağlığı Laboratuvarında kurulum çalışmaları tamamlanan Human Papilloma Virüs (HPV) Laboratuvarı 12 Ocak 2026 tarihinden itibaren hizmet vermeye başlıyor. Muğla İl Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, yeni hizmet binasına taşınan Menteşe İlçe Sağlık Müdürlüğü ile Halk Sağlığı Laboratuvarı’nı ziyaret etti. İl Sağlık Müdürü Akça, Halk Sağlığı Laboratuvarı bünyesinde kurulum çalışmaları tamamlanan Human Papilloma Virüs (HPV) Laboratuvarı incelendi. Laboratuvarın, 12 Ocak 2026 tarihi itibarıyla Muğla’da ilk kez hizmet vermeye başlayacağı belirtildi. Bu kapsamda, daha önce Aydın ve Ankara illerine gönderilmekte olan HPV testlerinin bundan böyle Muğla’da gerçekleştirilmesi sağlanarak hem tanı süreçleri hızlandırılacak, hem de hizmete erişim kolaylaştırılacağı açıklandı. Muğla Sağlık İl Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, Ula 3 No’lu Karabörtlen Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nunu da ziyaretinde, istasyonun mevcut fiziki altyapısı, teknik donanımı ve hizmet sunum süreçleri kapsamlı şekilde değerlendirildi. Acil sağlık hizmetlerinin daha etkin, hızlı ve nitelikli bir şekilde sunulabilmesi amacıyla yapılması planlanan çalışmalar ve vatandaşlara sunulan acil sağlık hizmetlerinin kalitesinin artırılması amacıyla istasyonun uygun bir hizmet binasına taşınmasının planlandığı ifade edildi. Ayrıca, acil sağlık hizmetlerinin operasyonel kapasitesinin artırılması, vaka müdahale sürelerinin iyileştirilmesi ve hizmet kalitesinin güçlendirilmesi amacıyla istasyonda görev yapan mevcut 112 Acil Sağlık ambulans aracı yenilendiği açıklandı.
09 Ocak 2026 Cuma - 15:38
Menteşe Belediyesi ve Yeşilay’dan bağımlılıkla mücadelede güç birliği
Menteşe Belediyesi ile Türkiye Yeşilay Cemiyeti Muğla Şubesi arasında tütün, alkol, madde, kumar, alışveriş ve teknoloji bağımlılıkları başta olmak üzere, bağımlılıkla mücadelede koruma, önleme ve rehabilitasyon alanlarında iş birliğini kapsayan protokol imzalandı. İmzalanan protokol ile bağımlılıkla mücadelede toplumsal desteğin güçlendirilmesi, sürecin kamuoyunca benimsenmesi ve mücadele faaliyetlerinin yaygınlaştırılması amaçlanıyor. Protokol kapsamında, ortak projeler geliştirilmesi, eğitim ve farkındalık çalışmaları yürütülmesi ile bağımlılıklarla mücadelede yerel düzeyde etkin adımlar atılması hedefleniyor. Protokol töreninde konuşan Yeşilay Muğla Şube Başkanı Şenol Şengör, 2026 yılının ‘Bağımsızlık Yılı’ ilan edildiğini ifade ederek, "Menteşe Belediye Başkanımız Gonca Köksal Aras ile imzaladığımız bu protokol ile bağımsızlık seferberliğinde öncü olmak istedik. Muğla’mız için hayırlısı olsun" dedi. Başkan Köksal Aras: "Hemşehrilerimizin sağlığı bizim için kıymetlidir" Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras, bağımlılıkların çağımızın en büyük sorunlarından biri olduğunu kaydederek, "Bağımlılıkla mücadele konusunda hassas bir şekilde, büyük bir gayretle çalışmalar devam ediyor. Muğla ölçeğinde de çok ciddi bir yol alındı. Menteşe Belediyesi olarak biz de tabii ki bu çalışmanın önemli bir paydaşı olmamız gerektiğinin farkındayız. Kumar, madde, tütün, alışveriş ve teknoloji bağımlılığı gibi pek çok tür var. Ciddi anlamda sosyal ve ekonomik hayatı, psikolojimizi olumsuz ve ciddi düzeyde etkiliyor. Hemşehrilerimizin sağlığı bizler için çok kıymetli. Bu yüzden bu protokolü hızlıca imzalayarak, etkinlikler düzenlemeye, projeler üreterek ortaklaşa bir çalışma yürütmeye karar verdik." diye konuştu.
09 Ocak 2026 Cuma - 13:53
Belek’te zabıtadan gıda denetimi
Serik’te Belek Zabıta ekipleri Belek Mahallesi’nde, halk sağlığını korumaya yönelik denetimler gerçekleştirdi. Marketlerde gerçekleştirilen denetimlerde, özellikle bebek mamaları ve ek gıdalar mercek altına alındı. Yapılan kontrollerde raflar tek tek incelenirken, çocukların sağlığını doğrudan etkileyen ürünlerde son kullanma tarihine özel hassasiyet gösterildi. Denetimler sonucunda, son kullanma tarihi geçmiş gıdaların satışta olduğu tespit edilen iki market hakkında idari yaptırım tutanağı düzenlendi. Belediye yetkilileri, vatandaşların güvenli gıdaya ulaşmasının öncelikleri olduğunu vurgulayarak, denetimlerin ilçe genelinde aralıksız ve kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti. Yetkililer ayrıca vatandaşlara, şüpheli ürünlerle karşılaşmaları halinde durumu zabıta ekiplerine bildirmeleri çağrısında bulundu.
09 Ocak 2026 Cuma - 13:46
Bilecik’te şap alarmı: Hayvan giriş-çıkışları yasaklandı
Bilecik’in Pazaryeri ilçesinde şap hastalığı tespit edilirken, hayvan giriş-çıkışları yasaklandı. Pazaryeri ilçesinde İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan acil duyuruda, ilçeye bağlı Yeni Mahalle’de şap hastalığı tespit edildiği bildirildi. Salgının yayılmasını önlemek amacıyla ilçe genelinde geniş kapsamlı karantina ve yasaklama kararları alındı. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, 6 mahalle ile birlikte Ahmetler, Demirköy, Karaköy, Fırınlar, Arapdede, Dereköy, Kınık, Bulduk, Gümüşdere, Günyurdu, Dülgeroğlu ve Esemen köyleri yasaklı bölge ilan edildi. Bu bölgelerde büyükbaş ve küçükbaş hayvanların giriş ve çıkışları, ikinci bir duyuruya kadar kesin olarak yasaklandı. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, "Alınan tedbirler hayvan sağlığının korunması ve bölge ekonomisinin zarar görmemesi açısından büyük önem taşıyor. Yasaklara uymayanlar hakkında idari ve cezai işlem uygulanacak. Özellikle hayvan alım-satımı yapan üretici ve tüccarlarımızın kurallara titizlikle uyması istiyoruz. Üreticilerimizin panik yapmadan ancak dikkatli olmaları, şüpheli durumları gecikmeden İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne bildirmeleri çağrısında bulunuyoruz. Karantina sürecinde denetimlerimiz artırılacak. Gelişmelere ilişkin kamuoyunun bilgilendirilmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
09 Ocak 2026 Cuma - 12:09
Soğuk hava şartları anne adaylarını zorluyor
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Hasan Can Toyganözü, hamilelikte bağışıklık sisteminin bebeği korumak amacıyla doğal olarak baskılandığını belirterek, "Bu durum, grip, soğuk algınlığı ve üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskini artırır" dedi. Anne adaylarının içinde bulundukları mevsime özgü riskleri tanıması ve bilinçli davranması hem anne hem de bebek sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Kış aylarında doğru önlemler alındığında gebeliğin güvenle sürdürülebileceğini söyleyen Medline Adana Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Hasan Can Toyganözü, bu dönemi sağlıklı bir şekilde geçirmeye yardımcı olacak önerilerde bulundu. Bağışıklık sistemi etkileniyor Dr. Toyganözü, soğuk havalarda bağışıklık sisteminin daha kolay etkilenebildiğini belirterek, "Hamilelikte bağışıklık sistemi bebeği korumak amacıyla doğal olarak baskılanır. Bu durum, grip, soğuk algınlığı ve üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskini artırır. Özellikle ateşle seyreden enfeksiyonlar, anne adayının genel durumunu bozabileceği gibi bebeğin sağlığı açısından da dikkatle takip edilmelidir. Kış aylarında artan kapalı alan temasları da enfeksiyon riskini yükseltir. Soğuk hava, dolaşım sistemi üzerinde de etkilidir. Düşük sıcaklıklar damarların büzüşmesine neden olarak el ve ayaklarda soğukluk, uyuşma ve bazen kramplara yol açabilir. Hamilelikte artan kan hacmi ve değişen dolaşım sistemi düşünüldüğünde, bu durum anne adaylarını zorlayabilir. Ayrıca uzun süre hareketsiz kalmak, bacaklarda ödem ve varis şikayetlerini artırabilir" diye konuştu. D vitamini seviyesi düşüyor Kış mevsiminin aynı zamanda D vitamini eksikliği açısından da önemli olduğunu ifade eden Toyganözü, "Güneş ışınlarından yeterince faydalanılamaması, hamilelerde D vitamini seviyelerinin düşmesine neden olabilir. D vitamini; bebeğin kemik gelişimi, annenin bağışıklık sistemi ve kas-iskelet sağlığı için oldukça önemlidir. Eksiklik durumunda halsizlik, kemik ağrıları ve bağışıklık zayıflığı görülebilir. Soğuk havalar cilt sağlığını da etkiler. Hamilelikte hormonal değişimlerle birlikte cilt zaten daha hassas bir hale gelir. Kışın nem oranının düşmesi, ciltte kuruluk, kaşıntı ve çatlakların artmasına yol açabilir. Özellikle karın ve göğüs bölgesinde görülen kuruluk, anne adaylarının yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir. Kış aylarında beslenme alışkanlıkları da ister istemez değişir. Sıcak karbonhidrat ağırlıklı ve sıcak yiyeceklere yönelim artar. Ancak hamilelikte dengeli ve yeterli beslenme her mevsimde olduğu gibi kışın da büyük önem taşır. Yetersiz sebze-meyve tüketimi, kabızlık gibi sindirim sorunlarını artırabilirken, aşırı kilo alımı gebelikte istenmeyen sonuçlara yol açabilir" dedi. Kış aylarında hamilelerin günlük yaşamlarında bazı önlemler almasının büyük önem taşıdığını söyleyen Dr. Toyganözü, şunları sıraladı: "Soğuk havalarda vücudu üşütmeyecek, kat kat ve mevsime uygun giyinmeye özen gösterin. Kalabalık ve kapalı ortamlarda uzun süre bulunmaktan kaçının, el hijyenine dikkat edin. Dengeli beslenin; taze sebze ve meyveleri sofranızdan eksik etmeyin. Güneşli günlerde kısa süreli yürüyüşler yaparak hem hareket edin hem de D vitamininden faydalanın. Bol sıvı tüketin, kışın susama hissi azalsa bile su içmeyi ihmal etmeyin. Cilt kuruluğunu önlemek için nemlendirici kullanın. Grip benzeri belirtiler, yüksek ateş veya şiddetli ağrılar durumunda mutlaka doktorunuza başvurun."
09 Ocak 2026 Cuma - 11:55
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Üçte biri sigara içen bir toplumda yaşamak istemiyoruz"
Balıkesir’i ziyaret eden Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sağlıklı topluma işaret ederek başta sigara olmak üzere kötü alışkanlıklarla mücadele ettiklerini açıkladı. Bakan Memişoğlu, "Üçte biri sigara içen bir toplumda yaşamak istemiyoruz" dedi. Bir dizi ziyaret için Balıkesir’e gelen Bakan Memişoğlu’nu Vali İsmail Ustaoğlu makamında ağırladı. Ziyarette AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Belgin Uygur, AK Parti Milletvekilleri Mustafa Canbey ve Ali Taylan Öztaylan hazır bulundu. Burada gazetecilere açıklamada bulunan Memişoğlu, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinden bu yana Balıkesir’e toplam 96 sağlık tesisi yapmışız. 17’si hastane olarak 3 bin 381 yatak kapasitesi ile hizmet veriyoruz. Hem Bandırma, hem Balıkesir Üniversitesi hem de sağlık bilimleri üniversitesinin eğitim anlamında büyük bir hizmeti de var. Bugün sağlık hizmetlerini değerlendireceğiz. Yatırımlarımızı değerlendireceğiz. Balıkesirli vatandaşlarımızın sağlığını korumak ve ihtiyaçlarımızı olan sağlıkla ilgili daha iyi hizmet almaları için toplantılar yapacağız, değerlendirmelerde bulunacağız. Tabii Balıkesir inşaatlarımız var. Özellikle Sındırgı ilçemizde devlet hastanesi inşaatımız vardı. Maalesef inşaat süreci de özellikle müteahhitlerin bırakmasıyla sorunlar yaşadık. Allah’a hamdolsun bu projeleri çözdük. Artık yeni ihalemizi yaptık, yer teslimi de yaptık. Allah nasip ederse 2026’nın ortasında vatandaşımızın hizmetine bu hastaneye sunacağız. Maalesef sorunlar yaşamıştık ama artık problemlerin hepsini çözdük. Özellikle deprem bölgesi, deprem yaşayan bu ilçemize duyurmak istiyorum. İnşallah 2026’nın ortasına bu hastaneyi oradaki vatandaşlarımızın hizmete açacağız. Tabii inşaatlarımız durmuyor. Merkezdeki hastanemizin de inşaatı hızlı bir şekilde devam ediyor. Aynı şekilde Edremit’te hastanemizin de inşaatı devam ediyor. Bunun yanında Kepsut Hastanemizin inşaatı devam ediyor. Bandırmalı hemşehrilerimize özellikle söylemek istediğim bir müjdemiz de var. Bandırma’da inşallah 300-350 yataklı kapasitesi arttırabilecek bir hastanenin ihalesini en kısa zamanda çıkıyoruz. İnşallah 2026’da bitirip hizmete başlayacağız" dedi. Hedef sigarasız toplum Sigara ve kötü alışkanlıklarla ilgili de konuşan Bakan Memişoğlu, "Biz her zaman sağlıkla ilgili problem olduğu zaman, insanlarımız hastalandığı zaman onları tedavi etmeye ve hastalığı iyileştirmeye hazırız. Çünkü Türkiye sağlık hizmetleri anlamında özellikle son 24 senede çok büyük bir yol kat etti. Bugün dünyanın 165 ülkesinden insanlar sağlık hizmeti almak için ülkemize geliyorlar. Ancak bizim en büyük hedeflerimizden bir tanesi toplumumuzu sağlıklı kalması ve hastalanmaması. Onun için ’Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ diyoruz. Toplumumuzun hastalanmadan vatandaşlarımıza bedenlerini bakmasını ve onlara sağlıklı kalmak için kötü alışkanlıklardan, sigara gibi tütün gibi maalesef insanımıza zarar veren bu alışkanlıklardan uzak durmasını ve başlamış olan arkadaşlarımızın da vatandaşlarımızı da bırakması için her türlü yardıma hazır olduğumuzu bir daha ifade etmek istiyorum. Çünkü yaklaşık üçte biri sigara içen bir toplumda yaşamak istemiyoruz. Yani Sağlık Bakanı olarak özellikle topluma beraber bırakılabileceğini sağlığa zarar veren bu alışkanlıktan zaten uzak durması gerektiğini ifade etmek istiyorum. İlacıyla, önerisiyle hekimiyle sigara bırakma insanlarımızın bu kötü alışkanlıklardan kurtulmasını sağlamaya çalışacağız" ifadelerini kullandı. Bakan Memişoğlu, daha sonra AK Parti İl Başkanlığı’nı ziyaret ederek partililerle sohbet etti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder