SAĞLIK
BEUN Hastanesinden kalp hastalarına umut; Kriyobalon Ablasyon yöntemi ilk kez Zonguldak’ta 17 Mart 2026 Salı - 18:43:31 Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Hastanesi, güçlü akademik kadrosu ve gelişmiş teknolojik altyapısıyla sağlık alanında önemli başarılara imza atmaya devam ediyor. Bu kapsamda kalp ritim bozukluklarının en yaygın türlerinden biri olan atrial fibrilasyonun tedavisinde kullanılan "Kriyobalon Ablasyon Yöntemi", Zonguldak’ta ilk kez BEUN Hastanesi Kardiyoloji Bölümü doktorları tarafından başarıyla uygulandı. Atrial fibrilasyon, kalbin üst odacıklarında oluşan düzensiz elektriksel aktiviteler sonucu ortaya çıkan ve çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik gibi şikâyetlere yol açabilen yaygın bir ritim bozukluğu olarak biliniyor. Tedavi edilmediği durumlarda inme başta olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına neden olabilen bu rahatsızlık, modern kardiyoloji yöntemleriyle kontrol altına alınabiliyor. Zonguldak Bülent Ecevit Hastanesi Kardiyoloji Bölümü ve Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı akademisyenleri tarafından gerçekleştirilen Kriyobalon Ablasyon işlemi, minimal invaziv bir yöntem olarak dikkat çekiyor. İşlem sırasında kalpte ritim bozukluğuna neden olan odaklar, soğuk enerji kullanılarak izole ediliyor ve böylece kalbin normal ritmine dönmesi sağlanıyor. Bu yöntem sayesinde hastalarda ritim kontrolü sağlanırken yaşam kalitesinin de önemli ölçüde artırılması hedefleniyor. BEUN Hastanesinde başarıyla gerçekleştirilen bu işlem, Zonguldak’ta ilk kez uygulanması bakımından büyük önem taşıyor. Yüksek başarı oranı ve kısa işlem süresi ile öne çıkan kriyobalon ablasyon yöntemi sayesinde, uygun hastalar, mega şehirlerdeki ileri merkezlere gitmek zorunda kalmadan modern tedavi imkânlarına Zonguldak’ta ulaşabilecek. Bu gelişme, Batı Karadeniz Bölgesi’nde sağlık hizmetlerinin niteliğini artıran önemli bir adım olacak. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Üniversite Hastanesinde ilk kez gerçekleştirilen kriyobalon ablasyon işlemiyle ilgili yaptığı açıklamada şu sözleri dile getirdi: "Üniversite Hastanemiz, güçlü akademik kadrosu, nitelikli sağlık çalışanları ve gelişmiş teknolojik altyapısıyla sağlık alanında yenilikçi uygulamaları hayata geçirmeye devam etmektedir. Atrial fibrilasyon tedavisinde kullanılan kriyobalon ablasyon yönteminin Hastanemizde başarıyla uygulanması, bölgemizde sunulan sağlık hizmetlerinin niteliğini artıran son derece önemli ve gurur verici bir gelişmedir. Bu başarılı uygulamada emeği geçen Kardiyoloji Bölümümüzün kıymetli hekimleri başta olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımızı yürekten tebrik ediyorum. Bilimsel bilgi birikimini modern tıbbi teknolojiyle bir araya getirerek hastalarımıza en güncel ve güvenilir tedavi imkânlarını sunan değerli sağlık kadromuz, Üniversite Hastanemizin sağlık alanındaki güçlü konumunu her geçen gün daha da pekiştirmektedir. Üniversite Hastanemizde gerçekleştirilen bu nitelikli girişim sayesinde, yalnızca Zonguldak’taki değil Batı Karadeniz Bölgesi’ndeki hastalarımız da büyük şehirlere gitme zorunluluğu duymadan ileri düzey tedavi hizmetlerine bulundukları bölgede ulaşabilme imkânına kavuşmaktadır. Bu vesileyle tedavi gören hastalarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, sağlık hizmeti almak üzere Hastanemize başvuracak tüm hastalarımıza Yüce Allah’tan acil şifalar diliyorum. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi, bölgenin sağlık üssü olma misyonuyla bilimsel gelişmeleri yakından takip ederek modern tıbbın sunduğu en ileri tedavi yöntemlerini vatandaşlarımızla buluşturmaya kararlılıkla devam edecektir."
17 Mart 2026 Salı - 15:19 ’Lejyoner Hastalığı Kontrol Programı Eğitimi" düzenlenecek Akciğerlerde ciddi enfeksiyonlara sebep olan lejyoner hastalığına karşı farkındalığın artırılması ve konaklama birimlerinde su sistemlerinin güvenli yönetiminin sağlanması amacıyla, Afyonkarahisar İl Sağlık Müdürlüğü tarafından "Lejyoner Hastalığı Kontrol Programı Eğitimi" düzenlenecek. Gerçekleştirilecek eğitim programıyla ilgili kurumdan yapılan yazılı açıklamada, "Lejyoner hastalığı, ülkemizde bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalıklar arasında yer almaktadır. Bu çerçevede konaklama birimlerinin, su sistemlerinde legionella bakterisinin çoğalmasını önlemeye yönelik gerekli tedbirleri alması ve bu süreçleri eğitimli sorumlu personel aracılığıyla yürütmesi zorunludur. Eğitim programı, konaklama birimlerinde görev alacak sorumlu personelin mevzuat, risk değerlendirmesi ve su yönetimi planları konularında bilgi ve yetkinliğini artırmayı hedeflemektedir. Eğitim 2 yapılacak olup, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Eğitim Salonunda gerçekleştirilecektir. Eğitime, otel, motel, tatil köyü, misafirhane, kaplıca, huzurevi, alışveriş merkezi gibi su sistemlerinin yoğun kullanıldığı konaklama ve toplu kullanım alanlarından başvurular kabul edilecektir. Yataklı tedavi kurumlarının başvuruları ise resmi yazışma yoluyla alınacaktır. Eğitime katılacak personelin en az lise mezunu olması gerekmekte olup, katılım sağlayacak kişilerin ilgili mevzuat gereği eğitim almış sorumlu personel olarak görevlendirilmesi öngörülmektedir" ifadelerine yer verildi. Öte yandan, lejyoner hastalığının genellikle klimalar, jakuziler ve su sistemlerinden solunum yoluyla bulaşan ciddi bir akciğer enfeksiyonu olduğu belirtildi.
17 Mart 2026 Salı - 14:56 Sağlık-Sen’den tıp bayramında birlik mesajı Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanlığı Cizre ilçe ve işyeri temsilcileri tıp bayramının hafta sonuna denk gelmesinden dolayı ilk mesai gönünde hazırladıkları karanfilleri tüm sağlık çalışanlarını gözeterek birlik ve beraberlik şiarıyla kutladı. Sağlık-Sen Cizre Devlet Hastanesi İşyeri Temsilcisi Mehmet Budak, Cizre ilçe temsilcisi, kadınlar komisyonu ilçe temsilcisi ve gençlik kolları ilçe temsilcisi ile birlikte Cizre Devlet Hastanesinde görev yapan Sağlık çalışanlarına karanfil dağıttı. "Sağlık çalışanlarının hak ve hukuku gözetmenmelidir" Sağlık Sen Cizre Devlet Hastanesi İşyeri Temsilcisi Mehmet Budak, icap nöbeti tutan ancak bu nöbetin ücretini alamayan, malpraktis uygulamasındaki eksiklikler nedeniyle mağdur olan, görevi sırasında şiddete maruz kalan hatta hayattan koparılan sağlık çalışanlarının haklarının mutlaka korunması gerektiğini söyledi. Budak, "Bu konularda sağlık çalışanlarının yetkili sendikası Sağlık-Sen olarak üzerimize düşen her türlü görevi yapacağımızın bilinmesini isteriz. Unutulmamalıdır ki sağlık hizmeti bir ekip işidir. 14 Mart’ın sağlık çalışanları için gerçek bir bayram havasında geçmesi için çalışanlarımızın beklentilerini gerçek anlamda karşılayan açıklamalar yapılması, sorunların çözümü için somut adımlar atılmalıdır" dedi. Karanfil dağıtımına Sağlık-Sen İlçe Temsilcisi Veli Özalp, İşyeri Temsilcisi Mehmet Budak, İlçe Gençlik Kolları Temsilcisi Fikret Sarak, Kadınlar Komisyonu İlçe Temsilcisi Serpil Akcan katıldı.
Uzm. Dr. Şengül Can Duman: "İki doz KKK aşısı yüzde 97 koruma sağlar"
13 Ocak 2026 Salı - 12:21 Uzm. Dr. Şengül Can Duman: "İki doz KKK aşısı yüzde 97 koruma sağlar" Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Şengül Can Duman, kızamık vakalarındaki artışla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Son dönemde tamamen önlenebilir bir hastalık olan kızamık yeniden yükselişe geçti. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve UNICEF’in 2025 verilerine göre, Avrupa Bölgesi’nde 2024 yılında 127 bini aşkın kızamık vakası bildirildi ve bu sayı son 25 yılın en yüksek seviyesi oldu. Türkiye’de de önceki yıllara kıyasla vaka sayılarının belirgin şekilde arttığı belirtiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Şengül Can Duman, kızamık vakalarındaki artışla ilgili değerlendirmelerde bulundu. 5 yaş altı çocuklar risk altında Kızamığın havayoluyla bulaşan viral bir hastalık olduğunu belirten Uzm. Dr. Şengül Can Duman, "Enfekte bir kişi, ortalama 18 kişiye virüsü yayabilir. Belirtiler yüksek ateş, öksürük, burun akıntısı, gözlerde kızarıklık ve karakteristik döküntüyle başlar. Ancak asıl tehlike komplikasyonlardadır. Zatürre, beyin iltihabı (ensefalit) ve nadir olsa da ölümcül sonuçlar doğurabilir. Özellikle 5 yaş altı çocuklar ve bağışıklığı baskılanmış bireyler risk altındadır. DSÖ’ye göre, küresel olarak kızamık hâlâ çocuk ölümlerinin önde gelen nedenlerinden biridir" dedi. "Aşısız çocuklar salgının ana kaynağı" Kızamığın Türkiye’de yıllardır uygulanan aşılama programıyla önemli ölçüde kontrol altına alındığını hatırlatan Duman, "İki doz kızamık-kızamıkçık-kabakulak (KKK) aşısı sayesinde vaka sayıları tek hanelere kadar düşmüştür. Ancak pandemi sonrası aşı kapsama oranlarında yaşanan düşüş ve aşı tereddüdünün yayılması tabloyu değiştirmiştir. Pandemi sırasında yayılan yanlış bilgiler bu eğilimi körüklemiştir. Mitler; örneğin aşıların otizm yaptığı iddiası yıllardır çürütülmüş olsa da sosyal medya üzerinden hızla yayılmıştır. Sağlık Bakanlığı verileri, birinci doz aşı oranlarının yüzde 95 civarında olduğunu gösterse de, bölgesel eşitsizlikler ve eksik dozlar nedeniyle toplum bağışıklığı zayıflamaktadır. Aşısız veya eksik aşılı çocuklar salgının ana kaynağıdır. Ayrıca göç hareketleri ve uluslararası seyahatler ithal vakaları artırmaktadır" şeklinde konuştu. "Aşı karşıtlığı toplumsal sonuçlar doğuruyor" Aşı karşıtlığının yalnızca bireyleri değil tüm toplumu etkilediğini belirten Duman, "Toplum bağışıklığı için yüzde 95’in üzerinde kapsama gerekir; bu eşik altına düşüldüğünde virüs savunmasız gruplara sıçrar. Hastalık geçiren çocuklar zatürre veya ensefalitle hastaneye yatmaktadır. Uzmanlar, aşıların güvenli ve etkili olduğunu binlerce çalışma ile kanıtlamaktadır. İki doz KKK aşısı yüzde 97 koruma sağlar" ifadelerini kullandı. "Gelecek nesillerin kızamıkla tanışmaması bizim elimizde" Aşıların insanlık tarihindeki en büyük sağlık başarılarından biri olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Şengül Can Duman, "Bu salgın, aşıların değerini bir kez daha hatırlatmaktadır. Kızamık gibi yok edilebilir bir hastalığın geri dönmesine izin vermek sadece bireysel bir tercih değil, topluma karşı bir sorumluluk ihmalidir. Ebeveynler, çocuklarının aşı takvimini gözden geçirerek; sağlık çalışanları doğru bilgiyle tereddütleri gidererek; toplum ise dayanışmayla bu zinciri güçlendirerek harekete geçmelidir. Aşılar güvenlidir, etkilidir ve milyonlarca hayat kurtarmıştır. Gelecek nesillerin kızamıkla tanışmaması ailelerin elindedir" dedi.
Özel fizyoterapi kliniklerine ’Ruhsat Denetimi’ uyarısı
13 Ocak 2026 Salı - 12:17 Özel fizyoterapi kliniklerine ’Ruhsat Denetimi’ uyarısı KIRŞEHİR (İHA) – Türkiye Fizyoterapistler Derneği Kırşehir İl Temsilcisi Samet Ardıç; özel fizyoterapi kliniklerinin yönetmeliğe uygun şekilde ruhsatlandırılması konusunda uyarıda bulunarak, Sağlık Bakanlığı’nın denetimlere başlayacağını açıkladı. Ardıç yaptığı yazılı açıklamada; 29 Mart’ta yayımlanan yeni yönetmelik kapsamında fizyoterapistlerin hizmet verdiği özel sağlık meslek hizmet birimlerinin belirlenen standartlara uygun hale getirilerek Sağlık Bakanlığı bünyesinde ruhsatlandırılmasının zorunlu olduğunu belirtti. Özel fizyoterapi kliniklerinin dönüşüm ve ruhsatlandırma sürecinin 1 Ocak itibarıyla sona erdiğini hatırlatan Ardıç, bu tarihten sonra ruhsatsız şekilde hizmet verilmesinin mevzuata aykırı sayılacağını ifade etti. Yeni yönetmelikle birlikte kliniklerin fiziki şartları, donanımı, hasta güvenliği ve hizmet standartlarının net şekilde tanımlandığını vurguladı. Meslektaşlarına çağrıda bulunan Ardıç, klinik sahiplerinin ruhsat başvurularını gecikmeden tamamlamaları gerektiğini belirterek, önümüzdeki süreçte denetimlerin başlayacağını ve ruhsatsız birimlere yaptırım uygulanacağını kaydetti. Vatandaşlara da uyarılarda bulunan Ardıç, fizyoterapi hizmeti alınırken mutlaka Sağlık Bakanlığı’na bağlı, ruhsatlı özel sağlık meslek hizmet birimlerinin tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Ruhsatsız yerlerde sunulan hizmetlerin hasta güvenliğini riske attığını ve hukuki sorunlara yol açabileceğini ifade etti.
Kars Sağlık Müdürü Uzman Dr. Arif Eker’den Karbonmonoksit zehirlenmesi uyarısı
13 Ocak 2026 Salı - 12:17 Kars Sağlık Müdürü Uzman Dr. Arif Eker’den Karbonmonoksit zehirlenmesi uyarısı Kars İl Sağlık Müdürü Uzman Dr. Arif Eker, karbonmonoksit zehirlenmelerine karşı vatandaşları uyardı. Eker, Karbonmonoksit’in renksiz, kokusuz, tatsız ve son derece zehirli bir gaz olduğunu belirterek, oksijenin yetersiz olduğu ortamlarda gerçekleşen yanma sonucu ortaya çıktığını söyledi. Eker, ortama yayılan gazın, fark edilmeden solunarak kısa sürede ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğini kaydetti. Kars İl Sağlık Müdürü Uzman Dr. Arif Eker, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, "Karbonmonoksit, solunum yoluyla akciğerlerden kana geçerek oksijen taşınmasını engeller ve vücudu hızla oksijensiz bırakır. Bu nedenle "görünmez katil" olarak adlandırılmaktadır. Zehirlenme; baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik gibi belirtilerle başlar; maruziyetin devam etmesi halinde bilinç kaybı, koma ve ölümle sonuçlanabilir. Kombi, soba ve şofben gibi yakıtla çalışan cihazların yanlış kurulması ve düzenli bakımının yapılmaması; kapalı alanlarda çalışan motorlu araçlar ve jeneratörler ile tıkanmış ya da hatalı tasarlanmış bacalar karbonmonoksit oluşma riskini artırmaktadır" dedi. Eker, "Kapalı alanlarda kömür veya odun yakılması, mangal yapılması, küçük ve havalandırması yetersiz ortamlarda kamp ocağı ya da gaz lambası kullanılması son derece tehlikelidir. Ayrıca yangın ve patlamalar sonucu ortaya çıkan duman da yoğun miktarda karbonmonoksit içererek hızla zehirlenmeye yol açabilmektedir. Özellikle soba dumanına bağlı karbonmonoksit zehirlenmeleri, toplu ölümlerle sonuçlanabilmekte ve ailelerin yok olmasına neden olabilmektedir. Ancak alınacak basit ve etkili önlemlerle bu zehirlenmelere bağlı ölümler önlenebilir niteliktedir. Vatandaşlarımızın gerekli tedbirleri alması, cihazların bakımını düzenli olarak yaptırması ve kapalı alanlarda havalandırmaya azami özen göstermesi hayati önem taşımaktadır" diye konuştu.
Uzmanından uyarı: "Kar yemek sanıldığı kadar masum değil"
13 Ocak 2026 Salı - 11:37 Uzmanından uyarı: "Kar yemek sanıldığı kadar masum değil" Yurt genelinde etkili olan yoğun kar yağışının ardından uzmanı, sıkça görülen ’kar yeme’ alışkanlığına karşı uyarılarda bulunarak, "Yerdeki kar hayvan dışkısı, bakteri ve parazit içerebilir. Bu da özellikle çocuklar için ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" dedi. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Özge Yurtseven, özellikle çocuklar arasında sıkça görülen kar yeme alışkanlığına karşı aileleri uyardı. Kar yemenin tek başına doğrudan tehlikeli gibi görülmediğini ancak sanıldığı kadar masum da olmadığını belirten Yurtseven, şehir ortamında yağan karın ciddi riskler taşıyabileceğine dikkati çekti. Dr. Yurtseven, şehirlerde yağan karın hava kirliliği nedeniyle egzoz gazlarına maruz kaldığını vurgulayarak, "Bu karların içerisinde ağır metaller birikebilir, çeşitli mikroorganizmalar bulunabilir. Bu nedenle kirlenmiş karların kesinlikle yenilmemesi gerekir" dedi. "Kar yenilmesini önermiyoruz" Yerde biriken karlardaki riskin daha da fazla olduğunu ifade eden Yurtseven, "Yerdeki kar hayvan dışkısı, bakteri ve parazit içerebilir. Bu da özellikle çocuklar için ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle çocukların kar yemesini önermiyoruz" şeklinde konuştu. Çocukların merak duygusu nedeniyle kar yemek isteyebileceğini de dile getiren Yurtseven, bu durumda ailelerin dikkatli olması gerektiğini belirterek, "Eğer çocuk illa kar yemek istiyorsa, mümkünse temiz ve yeni yağdığı düşünülen kardan çok az miktarda denemesine izin verilebilir. Ancak sonrasında mutlaka ağız hijyenine dikkat edilmelidir. Bir çocuk hekimi olarak bana sorarsanız kar yemek güvenli değildir. En güvenlisi hiç yememektir" ifadelerini kullandı.
Bu karışımla kış hastalanmadan geçiyor
13 Ocak 2026 Salı - 10:51 Bu karışımla kış hastalanmadan geçiyor Diyarbakır’daki bir işletmede, yaklaşık 25 farklı bitki türünün harmanlanmasıyla hazırlanan doğal karışım, soğuk algınlığına karşı etkisi ve nefes açıcı özelliğiyle dikkat çekiyor. Tamamen bitkisel içeriklerle hazırlanan ürün, özellikle kış aylarında vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Özenle seçilen bitkilerin bir araya getirilmesiyle elde edilen karışım, bağışıklık sistemini destekleyici özelliğiyle ön plana çıkıyor. Doğal yöntemlerle hazırlanan ürünün, boğaz rahatlatıcı ve solunumu kolaylaştırıcı etkiler sunduğu belirtiliyor. Karışım, farklı tüketim tercihlerine hitap etmesi amacıyla hem macun hem de çay formunda sunuluyor. Macun şeklinde doğrudan tüketilebilen ürün, çay formunda ise sıcak suyla demlenerek içilebiliyor. Sur ilçesinde esnaf olan Ali Baran Çelik, bu karışımın yoğun talep gördüğünü ve ürünü yetiştirmekte güçlük çektiklerini söyledi. Çelik, "2 seçenek halinde hem toz hem de macun şeklinde sunuyoruz. Müşterilerimiz genelde toz halini daha çok tercih ediyor. Tüketilmesi kolay olduğu için genellikle yoğun çalışan vatandaşlarımız macun şeklinde alıp tüketiyor. Genel olarak pratik oluyor. Çantada muhafaza edip istediğiniz zaman çıkarıp yiyebilirsiniz. Ama bir yandan da evde ya da iş yerinde sıcak su imkanı olan vatandaşlarımızda toz halini tüketiyor" dedi. Karışımın faydalarını sıralayan Çelik, şu ifadeleri kullandı: "Soğuk algınlığı, bronşit, nefes darlığı ve sigara içenler için çok faydalıdır. Birçok derde deva oluyor. Özellikle soğuk algınlığına ve nefes darlığı çekenlere iyi geliyor. Müşterilerim bunu kullandıktan sonra bana dua ediyor. İçerisinde 25 çeşit doğal bitki var. Karabaş otu, hatmi çiçeği, zencefil, tarçın ve buna benzer birçok bitkisel ürün bu karışımımızda bulunuyor." Daha önce bu karışımı kullanıp memnun olan müşterilerden Süleyman Pasin, tekrar karışım yaptırmak için geldiğini söyledi. Pasin, "Daha önce de geldik çok memnun kaldık, şimdi tekrar geldik yaptırıyoruz. Gerçekten bu kış soğuk algınlığına yakalanmadık. Herkese de tavsiye ederim. Biz kış çayı olarak toz şeklinde kullanıyoruz. Kış aylarının ilacı kış çayıdır bence. 25 çeşit karışım var içinde" diye konuştu.
Kış aylarında beslenme ve bağışıklık uyarısı
13 Ocak 2026 Salı - 10:36 Kış aylarında beslenme ve bağışıklık uyarısı Kütahya’da görev yapan diyetisyen Sümeyye Korkmaz, kış aylarında bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde bağırsak sağlığının kritik rol oynadığını belirtti. Korkmaz, sağlıklı bir bağırsağın güçlü bir bağışıklık sisteminin temelini oluşturduğunu vurguladı. Bağırsak sağlığının korunması için probiyotik ve prebiyotik açısından zengin beslenmenin önemine dikkat çeken Korkmaz, yoğurt, turşu, lahana, keten tohumu, pirinç ve muz gibi besinlerin bağırsak florasını düzenlediğini, bunun aynı zamanda ruh hali üzerinde de olumlu etkiler sağladığını ifade etti. Korkmaz, "Sağlıklı bir bağırsak florası (mikrobiyota), vücudun savunma sisteminin yaklaşık yüzde 70-80’ini doğrudan etkiliyor. Probiyotik (yararlı bakteriler) ve prebiyotik (bu bakterilerin besini olan lifler) açısından zengin beslenme, kışın artan enfeksiyon riskine karşı etkili bir kalkan oluşturuyor. Yoğurt, ayran doğal probiyotik kaynakları, bağırsak florasını destekler. Turşu (özellikle lahana turşusu), keten tohumu Prebiyotik ve probiyotik etkisiyle sindirimi düzenler. Pirinç, muz muzdaki lifler prebiyotik görevi görür, bağırsak dostudur. Bu besinlerin birlikte tüketilmesi. Bağırsak sağlığını güçlendirirken tatlı isteğini de azaltıyor. Ayrıca bağırsaklarda üretilen serotoninin yaklaşık yüzde 90-95’i burada sentezleniyor. Bu yüzden sağlıklı bir bağırsak, ruh halini de olumlu etkiliyor" dedi. Tatlı isteğinin kontrol altına alınabilmesi için kuru meyveler, bitter çikolata, bal ve pekmez karışımları ile olgun meyvelerin tercih edilebileceği belirten Korkmaz, tarçının da bu konuda etkili olduğu ifade etti.