SAĞLIK
BEUN Hastanesinden kalp hastalarına umut; Kriyobalon Ablasyon yöntemi ilk kez Zonguldak’ta 17 Mart 2026 Salı - 18:43:31 Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Hastanesi, güçlü akademik kadrosu ve gelişmiş teknolojik altyapısıyla sağlık alanında önemli başarılara imza atmaya devam ediyor. Bu kapsamda kalp ritim bozukluklarının en yaygın türlerinden biri olan atrial fibrilasyonun tedavisinde kullanılan "Kriyobalon Ablasyon Yöntemi", Zonguldak’ta ilk kez BEUN Hastanesi Kardiyoloji Bölümü doktorları tarafından başarıyla uygulandı. Atrial fibrilasyon, kalbin üst odacıklarında oluşan düzensiz elektriksel aktiviteler sonucu ortaya çıkan ve çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik gibi şikâyetlere yol açabilen yaygın bir ritim bozukluğu olarak biliniyor. Tedavi edilmediği durumlarda inme başta olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına neden olabilen bu rahatsızlık, modern kardiyoloji yöntemleriyle kontrol altına alınabiliyor. Zonguldak Bülent Ecevit Hastanesi Kardiyoloji Bölümü ve Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı akademisyenleri tarafından gerçekleştirilen Kriyobalon Ablasyon işlemi, minimal invaziv bir yöntem olarak dikkat çekiyor. İşlem sırasında kalpte ritim bozukluğuna neden olan odaklar, soğuk enerji kullanılarak izole ediliyor ve böylece kalbin normal ritmine dönmesi sağlanıyor. Bu yöntem sayesinde hastalarda ritim kontrolü sağlanırken yaşam kalitesinin de önemli ölçüde artırılması hedefleniyor. BEUN Hastanesinde başarıyla gerçekleştirilen bu işlem, Zonguldak’ta ilk kez uygulanması bakımından büyük önem taşıyor. Yüksek başarı oranı ve kısa işlem süresi ile öne çıkan kriyobalon ablasyon yöntemi sayesinde, uygun hastalar, mega şehirlerdeki ileri merkezlere gitmek zorunda kalmadan modern tedavi imkânlarına Zonguldak’ta ulaşabilecek. Bu gelişme, Batı Karadeniz Bölgesi’nde sağlık hizmetlerinin niteliğini artıran önemli bir adım olacak. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Üniversite Hastanesinde ilk kez gerçekleştirilen kriyobalon ablasyon işlemiyle ilgili yaptığı açıklamada şu sözleri dile getirdi: "Üniversite Hastanemiz, güçlü akademik kadrosu, nitelikli sağlık çalışanları ve gelişmiş teknolojik altyapısıyla sağlık alanında yenilikçi uygulamaları hayata geçirmeye devam etmektedir. Atrial fibrilasyon tedavisinde kullanılan kriyobalon ablasyon yönteminin Hastanemizde başarıyla uygulanması, bölgemizde sunulan sağlık hizmetlerinin niteliğini artıran son derece önemli ve gurur verici bir gelişmedir. Bu başarılı uygulamada emeği geçen Kardiyoloji Bölümümüzün kıymetli hekimleri başta olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımızı yürekten tebrik ediyorum. Bilimsel bilgi birikimini modern tıbbi teknolojiyle bir araya getirerek hastalarımıza en güncel ve güvenilir tedavi imkânlarını sunan değerli sağlık kadromuz, Üniversite Hastanemizin sağlık alanındaki güçlü konumunu her geçen gün daha da pekiştirmektedir. Üniversite Hastanemizde gerçekleştirilen bu nitelikli girişim sayesinde, yalnızca Zonguldak’taki değil Batı Karadeniz Bölgesi’ndeki hastalarımız da büyük şehirlere gitme zorunluluğu duymadan ileri düzey tedavi hizmetlerine bulundukları bölgede ulaşabilme imkânına kavuşmaktadır. Bu vesileyle tedavi gören hastalarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, sağlık hizmeti almak üzere Hastanemize başvuracak tüm hastalarımıza Yüce Allah’tan acil şifalar diliyorum. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi, bölgenin sağlık üssü olma misyonuyla bilimsel gelişmeleri yakından takip ederek modern tıbbın sunduğu en ileri tedavi yöntemlerini vatandaşlarımızla buluşturmaya kararlılıkla devam edecektir."
17 Mart 2026 Salı - 15:19 ’Lejyoner Hastalığı Kontrol Programı Eğitimi" düzenlenecek Akciğerlerde ciddi enfeksiyonlara sebep olan lejyoner hastalığına karşı farkındalığın artırılması ve konaklama birimlerinde su sistemlerinin güvenli yönetiminin sağlanması amacıyla, Afyonkarahisar İl Sağlık Müdürlüğü tarafından "Lejyoner Hastalığı Kontrol Programı Eğitimi" düzenlenecek. Gerçekleştirilecek eğitim programıyla ilgili kurumdan yapılan yazılı açıklamada, "Lejyoner hastalığı, ülkemizde bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalıklar arasında yer almaktadır. Bu çerçevede konaklama birimlerinin, su sistemlerinde legionella bakterisinin çoğalmasını önlemeye yönelik gerekli tedbirleri alması ve bu süreçleri eğitimli sorumlu personel aracılığıyla yürütmesi zorunludur. Eğitim programı, konaklama birimlerinde görev alacak sorumlu personelin mevzuat, risk değerlendirmesi ve su yönetimi planları konularında bilgi ve yetkinliğini artırmayı hedeflemektedir. Eğitim 2 yapılacak olup, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Eğitim Salonunda gerçekleştirilecektir. Eğitime, otel, motel, tatil köyü, misafirhane, kaplıca, huzurevi, alışveriş merkezi gibi su sistemlerinin yoğun kullanıldığı konaklama ve toplu kullanım alanlarından başvurular kabul edilecektir. Yataklı tedavi kurumlarının başvuruları ise resmi yazışma yoluyla alınacaktır. Eğitime katılacak personelin en az lise mezunu olması gerekmekte olup, katılım sağlayacak kişilerin ilgili mevzuat gereği eğitim almış sorumlu personel olarak görevlendirilmesi öngörülmektedir" ifadelerine yer verildi. Öte yandan, lejyoner hastalığının genellikle klimalar, jakuziler ve su sistemlerinden solunum yoluyla bulaşan ciddi bir akciğer enfeksiyonu olduğu belirtildi.
17 Mart 2026 Salı - 14:56 Sağlık-Sen’den tıp bayramında birlik mesajı Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanlığı Cizre ilçe ve işyeri temsilcileri tıp bayramının hafta sonuna denk gelmesinden dolayı ilk mesai gönünde hazırladıkları karanfilleri tüm sağlık çalışanlarını gözeterek birlik ve beraberlik şiarıyla kutladı. Sağlık-Sen Cizre Devlet Hastanesi İşyeri Temsilcisi Mehmet Budak, Cizre ilçe temsilcisi, kadınlar komisyonu ilçe temsilcisi ve gençlik kolları ilçe temsilcisi ile birlikte Cizre Devlet Hastanesinde görev yapan Sağlık çalışanlarına karanfil dağıttı. "Sağlık çalışanlarının hak ve hukuku gözetmenmelidir" Sağlık Sen Cizre Devlet Hastanesi İşyeri Temsilcisi Mehmet Budak, icap nöbeti tutan ancak bu nöbetin ücretini alamayan, malpraktis uygulamasındaki eksiklikler nedeniyle mağdur olan, görevi sırasında şiddete maruz kalan hatta hayattan koparılan sağlık çalışanlarının haklarının mutlaka korunması gerektiğini söyledi. Budak, "Bu konularda sağlık çalışanlarının yetkili sendikası Sağlık-Sen olarak üzerimize düşen her türlü görevi yapacağımızın bilinmesini isteriz. Unutulmamalıdır ki sağlık hizmeti bir ekip işidir. 14 Mart’ın sağlık çalışanları için gerçek bir bayram havasında geçmesi için çalışanlarımızın beklentilerini gerçek anlamda karşılayan açıklamalar yapılması, sorunların çözümü için somut adımlar atılmalıdır" dedi. Karanfil dağıtımına Sağlık-Sen İlçe Temsilcisi Veli Özalp, İşyeri Temsilcisi Mehmet Budak, İlçe Gençlik Kolları Temsilcisi Fikret Sarak, Kadınlar Komisyonu İlçe Temsilcisi Serpil Akcan katıldı.
Prof. Dr. Şirikçi: "İnme, erken müdahale ile kalıcı hasar bırakmadan tedavi edilebiliyor"
13 Ocak 2026 Salı - 10:20 Prof. Dr. Şirikçi: "İnme, erken müdahale ile kalıcı hasar bırakmadan tedavi edilebiliyor" Medical Point Gaziantep Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Akif Şirikçi, girişimsel radyoloji alanındaki ileri tedavi ve inme hastalıkları hakkında bilgi verdi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Akif Şirikçi, inmenin dünyada ve Türkiye’de en sık görülen ölüm ve sakatlık nedenlerinden biri olduğunu belirterek, erken ve doğru müdahalenin hayati önem taşıdığını vurguladı. "Zaman beyindir" İnmenin, beyin damarlarının tıkanması veya kanaması sonucu ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Şirikçi, "İnme tedavisinde en önemli faktör zamandır. Dakikalar içinde yapılan doğru girişimsel müdahaleler, hastanın hayatını ve yaşam kalitesini tamamen değiştirebilir" dedi. Girişimsel Radyoloji ile Ameliyatsız Tedavi Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde uygulanan mekanik trombektomi gibi ileri girişimsel radyoloji yöntemleri sayesinde, tıkalı beyin damarlarının ameliyata gerek kalmadan açılabildiğini belirten Prof. Dr. Şirikçi, "Girişimsel radyoloji yöntemleriyle kasıktan veya el bileğinden girilerek tıkalı damarlar kısa sürede açılabiliyor. Bu sayede felç riski büyük oranda azaltılıyor ve hastalar çok daha hızlı iyileşme sürecine giriyor" ifadelerini kullandı. Kimler risk altında İnme riskinin; yüksek tansiyon, diyabet, kalp hastalıkları, sigara kullanımı ve ileri yaş ile arttığını söyleyen Prof. Dr. Şirikçi, ani konuşma bozukluğu, yüz kayması, kol veya bacakta güçsüzlük gibi belirtiler görüldüğünde derhal en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini hatırlattı. Medical Point Gaziantep Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Akif Şirikçi, "İnme şüphesi olan hastaların vakit kaybetmeden donanımlı merkezlere başvurması büyük önem taşıyor. İnme geliştiğinde, tedavinin etkinliği ve kalıcı hasarın önlenmesi açısından ilk 4-6 saat içinde yapılan müdahale hayati öneme sahiptir. Hastanemizde 7/24 hazır bulunan ekip ve ileri görüntüleme sistemleri sayesinde, hastalarımıza en hızlı ve en doğru tedaviyi sunmayı hedefliyoruz. Erken müdahale ile birçok hastamız günlük yaşamına bağımsız bir şekilde geri dönebiliyor" diye konuştu.
Bilecik’te 2026 yılı sağlık yatırımları programı açıklandı
13 Ocak 2026 Salı - 10:02 Bilecik’te 2026 yılı sağlık yatırımları programı açıklandı Bilecik’te sağlık yatırımları artarken, 2026 yılında hayata geçirilmesi planlanan yeni sağlık yatırımları programı açıklandı. Bilecik İl Sağlık Müdürü Ferhat Damkacı, kentte görev yapan ulusal ve yerel basın mensuplarıyla kahvaltıda bir araya geldi. Bilecik İl Sağlık Müdürlüğü binasında yapılan kahvaltı sonra açıklama yapan Bilecik İl Sağlık Müdürü Ferhat Damkacı, "2025 yılı sağlık hizmetleri verileri doğrultusunda Bilecik genelinde sunulan sağlık hizmetlerinin kapsamı her geçen gün artış gösterdi. Bu kapsamda toplam muayene sayısı 3 milyon 959 bin 812’ye ulaşırken, 17 bin 519 hasta sevk edildi. Yıl içerisinde 54 bin 50 ameliyat gerçekleştirilirken, 112 Acil Sağlık Hizmetleri ekipleri 23 bin 352 vakaya müdahale etti. Sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmaya yönelik çalışmalar doğrultusunda 23 milyon TL’lik tıbbi cihaz yatırımı yapılırken, 608 milyon 573 bin TL tutarında sağlık tesisi yatırımı planlama programına alındı. Bu çerçevede 7 sağlık tesisinin yatırım programına dâhil edildi" dedi. "2026 yılı yatırım planlarımızla vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha hızlı ve etkin şekilde ulaşmasını hedefliyoruz" Damkacı, açıklamasının devamında, "2026 yılında başlanması planlanan yatırımlar kapsamında ise Bilecik Merkez Aile Sağlığı Merkezi, eski hastane yerleşkesinde 2000 metrekarelik 16 yataklı ek bina (kapalı psikiyatri servisi), Osmaneli Haceloğlu Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, Bozüyük ve Gölpazarı’nda yeni 112 Acil Sağlık Hizmetleri istasyonları ile Söğüt ve Bozüyük’te yeni aile sağlığı merkezlerinin hayata geçirilmesi planlanıyor. 2026 yılı yatırım planlarımızla birlikte vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha hızlı ve etkin şekilde ulaşmasını hedefliyoruz. İlimizin sağlık altyapısını güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz" dedi.
‘HPV aşısı ve düzenli kontrol rahim ağzı kanserine karşı güçlü kalkan’
13 Ocak 2026 Salı - 09:52 ‘HPV aşısı ve düzenli kontrol rahim ağzı kanserine karşı güçlü kalkan’ Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Birsen Bilge, düzenli kontrol ve hastalık bulaşmadan HPV aşısı olan kadınların rahim ağzı kanserine yakalanma riskinin yok denecek kadar azaldığını söyledi. "Ocak Ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı" dolayasıyla açıklamalarda bulunan Medicana International Samsun Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Birsen Bilge, rahim ağzı kanserine karşı dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında bilgi verdi. Rahip ağzı kanserini öğrenmek için uyguladıkları yöntemlerden bahseden Opr. Dr. Birsen Bilge, "Hastaları, öyküsünü öğrendikten sonra vajinal muayeneye alıyoruz. Kullandığımız cihazlarla rahim ağzına bir enfeksiyon olup olmadığını görüp, smear ve HPV testini alıyoruz. Hem görsel hem de smear ve HPV testlerinin sonucuna göre tanı koyup, bir yol alıyoruz. HPV testinde kritik olan 15 adet tip var. Bunlardan en önemlisi 16 ve 18 dediğimiz tip. Bunların pozitifliğinde direkt servikal kolposkopik biyopsi işlemi öneriyoruz. Diğer 13 alt tip HPV’ye bazen takip önerebiliyoruz, bazen de onlara da servikal kolposkopik biyopsi işlemi öneriyoruz" dedi. "Hastalık bulaşmadan aşımızı olursak, rahim ağzı kanserinden kurtulmuş oluruz" HPV aşılarının kanseri önlemedeki önemine değinen Opr. Dr. Bilge, "Rahim ağzı kanserinden korunmak için mutlaka düzenli kontroller yaptırılmalı. HPV ve smear testlerini mutlaka aldırmalıyız. Önemli olan bu hastalığın bize hiç bulaşmaması. Bunun için de yapmamız gereken HPV aşılarını düzenli olarak yaptırmak. 9-45 yaş arasında HPV aşısı yapılabiliyor. 9-14 yağ grubunda 2 doz olacak şekilde, 15-45 yaş grubunda 3 doz olacak şekilde aşıları yaptırmalıyız. Rahim ağzı kanserinin en sık sebebi HPV virüsü olarak dikkat çekiyor. HPV tanısı konulduğunda kanser olmadan aslında bu işi çözebiliriz. O yüzden kadınlarda önlenebilir kanserlerin ilk sıralarında rahim ağzı kanserleri geliyor. Testleri düzenli olarak yaptırırsak, kansere yakalanmadan bu işi çözebiliriz. Genetik, beslenme, spor yapmamak ve kötü alışkanlıklar da rahim ağzı sebepleri arasında. Kontrollerimizi düzenli yaparsak, HPV bulaşmadan aşımızı olursak aslında bu hastalıktan büyük oranda kurtulmuş oluyoruz" diye konuştu. "Adet 7 günden uzun sürmesi kanserin habercisi olabilir" Âdet düzensizliğinin bazı kanser türlerinin habercisi olabileceğine değinen Dr. Bilge, "Kadın ve doğum hastalıkları konusunda en sık rastladığımız sorunlardan birisi âdet düzensizliğidir. Herkesin kendi periyodik döngüsü vardır. Tıbbi olarak 21-35 gün arasında adet görmek ve adet döngüsünün 2-7 gün arasında devam ediyor olması gerekiyor. Bu döngü dışındaki her döngüye adet düzensizliği diyoruz. 2 günden daha az süren adetlerde yumurtalık rezervlerinin mutlaka kontrol ettirilmesi gerekiyor. 7 günden daha uzun sürüyorsa da adet kanamasının çok olması anlamına geliyor. Bu durumda ultrason veya biyopsi ile karşımıza çıkabilecek kanser hastalığına erken tanı koymuş olabiliyoruz" şeklinde konuştu.
Çağın hastalığı dijital amnezi
13 Ocak 2026 Salı - 09:42 Çağın hastalığı dijital amnezi Nörolog Nigar Ahmadova, teknolojinin hayatımızdaki yeri arttıkça beraberinde yeni sorunlar getirdiğini söyledi. Uzm. Dr. Ahmadova, "Dijital amnezi" denilen bu sorunun kişinin bilgiyi kendi zihninde tutmak yerine akıllı telefon, bilgisayar ve diğer dijital cihazlara emanet etmesi sonucu ortaya çıktığını kaydetti; "Bilgiyi öğrenmek ve hatırlamak yerine ‘nasıl olsa gerektiğinde bulurum’ yaklaşımının benimsenmesi uzun süreli bellek oluşumunu zayıflatıyor." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nigar Ahmadov, bilgiyi hatırlamak yerine sürekli dijital cihazlara kaydetmenin, beyin fonksiyonları üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çekerek, uyarılarda bulundu. Dijital amnezinin bilimsel literatürde "Google etkisi" olarak da tanımlandığını ifade eden Uzm. Dr. Ahmadov, şöyle konuştu: "Akıllı telefonlara uzun süreli maruz kalma ve bilgisayar başında yoğun çalışma nedeniyle birçok kişi not alma uygulamalarına ve dijital dosyalara bağımlı hale geliyor. Bu alışkanlık dikkat dağınıklığını artırıyor ve bilgilerin bağlamıyla birlikte (nerede, kiminle öğrenildiği gibi) hatırlanmasını zorlaştırıyor. Buna bağlı olarak da kişilerde unutkanlık, öğrenme ve ezberleme yeteneğinin azalmasına yol açıyor, uzun vadede de bilişsel tembellik oluşuyor. Ancak bu durumun şu an için demans gibi nörodejeneratif hastalıklara yol açtığını söyleyemeyiz. Üstelik doğru alışkanlıklarla bu süreç tersine çevrilebilir." Beyin kullanıldıkça güçleniyor Uzm. Dr. Ahmadova, insan beyninin yeni bir bilgiyi öğrenirken öncelikle hipokampusta epizodik belleği kodladığını ve bu bilginin uzun süreli belleğe aktarıldığını söyledi. Bilgi ne kadar sık kullanılırsa, hafızanın o kadar güçleneceğini belirten Ahmadova, "Bir bilgiyi ne kadar sık hatırlayıp kullanırsak, beynimiz o bilgiyi o kadar sağlam şekilde kaydeder. Ancak sürekli hatırlatıcılar ve dijital notlar kullanmak bu süreci zayıflatır." dedi. Yapay zekâ ve dijital araçlara aşırı güvenin, eleştirel düşünme ve problem çözme becerilerini de köreltebildiğini vurgulayan Ahmadova, öğrenmenin yalnızca kaydetme aşamasında yüzeysel kaldığını söyledi. Dijital amneziden korunmak için öneriler Öte yandan nörolog Ahmadova dijital amneziden kaçınmak için önerilerini de şöyle sıraladı: "Okuduğunuz veya dinlediğiniz bilgileri yardım almadan hatırlamaya çalışın, kendinize sorular sorun. Alışveriş listesi gibi basit günlük işleri not almadan yapmayı deneyin. Düzenli ve kaliteli uyku alışkanlığı edinin. Haftada en az 3 gün yürüyüş yapın veya başka bir fiziksel aktiviteyle ilgilenin. Daha önce yapmadığınız, zor ve farklı bir beceri öğrenmeye çalışın (müzik aleti çalmak, yeni bir dil öğrenmek gibi)."
Dr. Öksüz: "Endoskopik sleeve gastroplasti, doğru hasta grubunda oldukça başarılı sonuçlar verir"
13 Ocak 2026 Salı - 09:33 Dr. Öksüz: "Endoskopik sleeve gastroplasti, doğru hasta grubunda oldukça başarılı sonuçlar verir" Cerrahi işlem gerektirmeyen endoskopik sleeve gastroplasti yöntemini anlatan Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Murat Öksüz, "Tüp mide veya gastrik bypass gibi ameliyatlardan farklı olarak mide kesilip çıkarılmaz, sadece içeriden dikişle daraltılır. Gerekirse dikişler gevşetilebilir veya işlem tekrarlanabilir. Anestezi ve enfeksiyon riski daha düşüktür" dedi. Acıbadem Adana Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Murat Öksüz, obezite tedavisinde cerrahi olmayan bir yöntem olan endoskopik sleeve gastroplasti (ESG) hakkında önemli bilgiler verdi. ESG’nin midenin içinden endoskop kullanılarak yapılan, kesme ve çıkarma işlemi gerektirmeyen bir yöntem olduğunu belirten Dr. Öksüz, mideye atılan özel dikişlerle hacmin küçültüldüğünü ve midenin tüp şeklini aldığını söyledi. İşlemin genel anestezi altında yapıldığını ve karında herhangi bir kesi olmadan tamamen ağızdan gerçekleştirildiğini anlatan Dr. Öksüz, ortalama 60 ila 90 dakika süren operasyon sonrasında hastaların genellikle aynı gün veya ertesi gün taburcu olabildiklerini ifade etti. Vücut kitle indeksi belirleyici Bu yöntemin genellikle Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 30-40 arasında olan bireyler için uygun olduğunu vurgulayan Dr. Öksüz, diyet ve egzersize rağmen kilo veremeyen, cerrahi obezite ameliyatına uygun olmayan ya da ameliyat olmak istemeyen hastaların bu tedaviyi tercih edebileceğini dile getirdi. Ayrıca fazla kiloya bağlı şeker, tansiyon ve uyku apnesi gibi sorunları olanlar için de bir seçenek olduğunu ekledi. Uygunluğun mutlaka doktor tarafından değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. İşlem sonrası iyileşme sürecine de değinen Dr. Öksüz, hastaların ilk birkaç gün sıvı ve yumuşak gıda tükettikten sonra birkaç hafta içinde aşamalı olarak normal beslenme düzenine geçebildiklerini belirtti. Öksüz, genellikle 2-3 gün içinde günlük hayata dönülebildiğini, işlem sonrası oluşabilen hafif karın rahatsızlığı veya bulantının ise kısa süreli olduğunu aktardı. "İlk yıl yüzde 20 kayıp" Sonuçların kişiye göre değişmekle birlikte ilk yıl içinde toplam vücut ağırlığının yüzde 15-20’sinin verilmesinin beklendiğini kaydeden Dr. Öksüz, bu kaybın kan şekeri kontrolü, tansiyon, kolesterol ve karaciğer yağlanması gibi sağlık sorunlarında belirgin iyileşme sağladığına dikkat çekti. Daha az yemekle daha hızlı doygunluk sağlandığını belirten Dr. Öksüz, yaşam tarzı değişiklikleri ile birlikte sonuçların çok daha başarılı olacağını vurguladı. "Geri dönüşü olan bir yöntem" Klasik cerrahi yöntemlere göre daha düşük risk taşıyan bu yöntemin geri dönüşlü ve düzeltilebilir olduğunu hatırlatan Dr. Öksüz, "Tüp mide veya gastrik bypass gibi ameliyatlardan farklı olarak mide kesilip çıkarılmaz; sadece içeriden dikişle daraltılır. Gerekirse dikişler gevşetilebilir veya işlem tekrarlanabilir. Anestezi ve enfeksiyon riski daha düşüktür" diye konuştu. Düzenli beslenme desteği ve hekim kontrolünün önemine işaret eden Dr. Öksüz, sözlerini şöyle tamamladı: "Endoskopik sleeve gastroplasti, doğru hasta grubunda oldukça başarılı sonuçlar verir. Cerrahi işlemlere göre daha hızlı iyileşme süreci ve günlük yaşama çabuk dönüş sağlaması önemli avantajlardır."
Zonguldak Valiliğinden KYK yurdundaki zehirlenme iddialarına ilişkin açıklama: "Yemek ve su numuneleri temiz"
12 Ocak 2026 Pazartesi - 21:00 Zonguldak Valiliğinden KYK yurdundaki zehirlenme iddialarına ilişkin açıklama: "Yemek ve su numuneleri temiz" Zonguldak Valiliği, Kozlu ilçesindeki KYK yurdunda zehirlenme iddialarının ardından alınan yemek ve su numunelerinin temiz çıktığını belirterek, şebeke suyunda mikrobiyal kirlilik tespit edildiğini açıkladı. Zonguldak Valiliği, 6 Ocak’ta Kozlu KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda yaşanan ve basına "gıda zehirlenmesi" olarak yansıyan olayla ilgili açıklama yaptı. Alınan yemek numunelerinin Tarım ve Orman Bakanlığı Bolu Gıda Kontrol Laboratuvarı’nda incelendiği belirtilen açıklamada, "Yapılan analizler sonucunda yemek numunelerinde herhangi bir olumsuzluk tespit edilmemiştir. Ayrıca yurtta kullanılan ambalajlı sulara ait analiz sonuçlarında da olumsuz bir bulguya rastlanmamıştır" ifadelerine yer verildi. Açıklamada aynı gün sadece öğrencilerin değil, yurt çevresinde ikamet eden vatandaşların da benzer şikayetlerle sağlık kuruluşlarına başvurduğu belirtildi. Bölgedeki farklı noktalardan alınan şebeke suyu numunelerinde "mikrobiyal kirlilik" tespit edildiği bildirildi. İlgili kurumların şebeke suyundan tekrar numune alarak geniş çaplı inceleme başlattığını duyuran Valilik, vatandaşlara uyarıda bulundu. Açıklamada, "İnceleme süreci tamamlanıncaya kadar Kozlu Merkez Mahallesi’nde şebeke suyunun tedbir amacıyla kaynatılarak tüketilmesi tavsiye edilmektedir" denildi. Öte yandan, olay günü ve takip eden 3-4 gün boyunca artan bulantı ve kusma şikayetlerinin son iki gündür normal seviyelere döndüğü kaydedildi.
Uzmanı uyardı: Kış aylarında artan kusma ve ishal vakalarına dikkat
12 Ocak 2026 Pazartesi - 15:46 Uzmanı uyardı: Kış aylarında artan kusma ve ishal vakalarına dikkat Kış aylarında özellikle çocuklar ve yaşlıları etkileyen kusma ve ishal vakalarının büyük bölümünün viral kaynaklı olduğunu söyleyen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Gökrem, "Özellikle okul, kreş ve toplu yaşam alanlarında virüsler çok hızlı bulaşabiliyor. Aynı tuvaletin kullanılması, yeterince yıkanmayan eller ve ortak eşyalar enfeksiyon zincirini büyütüyor. El hijyeni ve bol sıvı tüketimi salgınlardan korunmada kritik rol oynar" dedi. Soğuk kış aylarıyla birlikte kusma ve ishal vakalarında artış yaşandığını belirten Liv Hospital Samsun İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Gökrem, özellikle son haftalarda çocuklar ve yaşlılar arasında görülen salgınların büyük bölümünün viral kaynaklı mide-bağırsak enfeksiyonlarından oluştuğunu söyledi. Norovirüs ve rotavirüs gibi etkenlerin kış aylarında kapalı alanlarda daha kolay yayıldığına dikkat çeken Gökrem, ani başlayan kusma, sulu ishal, karın ağrısı ve halsizlik şikâyetlerinin bu dönemde sık görüldüğünü ifade etti. "Kapalı alanlar ve hijyen eksikliği bulaşı artırıyor" Uzm. Dr. Gökrem, soğuk havalarda bağışıklık sisteminin zayıflamasının ve el hijyenine yeterince dikkat edilmemesinin salgınların yayılmasını hızlandırdığını belirtti. Uzm. Dr. Gökrem, "Özellikle okul, kreş ve toplu yaşam alanlarında virüsler çok hızlı bulaşabiliyor. Aynı tuvaletin kullanılması, yeterince yıkanmayan eller ve ortak eşyalar enfeksiyon zincirini büyütüyor" diye konuştu. "Bol sıvı tüketimi hayati önem taşıyor" Hastalık süresince bol sıvı tüketiminin büyük önem taşıdığını vurgulayan Gökrem, tedavi sürecinde gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınılması gerektiğinin altını çizdi. Viral enfeksiyonlarda antibiyotiklerin etkili olmadığını hatırlattı. "Bu belirtilerde mutlaka doktora başvurun" Yüksek ateş, şiddetli halsizlik, ağızdan sıvı alamama ve uzun süren ishal durumlarında mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Manolya Gökrem, korunmanın en etkili yolunun el yıkama alışkanlığı, gıdaların iyi yıkanması ve hastalık belirtileri olan kişilerin kalabalık ortamlardan uzak durması olduğunu belirtti.