Son Dakika
|
Mücteba Hamaney, iki aracı ülkenin ilettiği teklifi reddetti
Sultangazi’de kuyumcu soygunu girişimi kamerada
Ümraniye’de araca çarpan beton mikseri devrildi: 1 yaralı
İran, İsrail'in merkezini balistik füze ile vurdu
Usta sanatçı Orhan Gencebay, hastaneye kaldırıldı
Antalya Kepez Kaymakamlığında silah sesleri duyuldu
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten İsrail'e Mescid-i Aksa tepkisi!
Liverpool - Galatasaray maçını Szymon Marciniak yönetecek
İsrail’den Lübnan’a "hedefli kara operasyonu"
İsrail ordusu: "Son 24 saatte İran’daki 200’ü aşkın hedef vuruldu"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Barrack: "ABD’nin Suriye’yi Lübnan’a asker göndermeye teşvik ettiği haberleri asılsızdır"
İmamın cemaate telefon tepkisi
İran, Besic Komutanı Süleymani’nin öldürüldüğünü doğruladı
Bakan Gürlek: "Adalet devletin vicdanıdır"
Netanyahu, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Huckabee ile bir araya geldi
ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği’ne saldırı girişimi
Kabil'deki hastane saldırısında can kaybı 408'e yükseldi
SAĞLIK
BEUN Hastanesinden kalp hastalarına umut; Kriyobalon Ablasyon yöntemi ilk kez Zonguldak’ta
17 Mart 2026 Salı - 18:43:31
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Hastanesi, güçlü akademik kadrosu ve gelişmiş teknolojik altyapısıyla sağlık alanında önemli başarılara imza atmaya devam ediyor. Bu kapsamda kalp ritim bozukluklarının en yaygın türlerinden biri olan atrial fibrilasyonun tedavisinde kullanılan "Kriyobalon Ablasyon Yöntemi", Zonguldak’ta ilk kez BEUN Hastanesi Kardiyoloji Bölümü doktorları tarafından başarıyla uygulandı. Atrial fibrilasyon, kalbin üst odacıklarında oluşan düzensiz elektriksel aktiviteler sonucu ortaya çıkan ve çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik gibi şikâyetlere yol açabilen yaygın bir ritim bozukluğu olarak biliniyor. Tedavi edilmediği durumlarda inme başta olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına neden olabilen bu rahatsızlık, modern kardiyoloji yöntemleriyle kontrol altına alınabiliyor. Zonguldak Bülent Ecevit Hastanesi Kardiyoloji Bölümü ve Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı akademisyenleri tarafından gerçekleştirilen Kriyobalon Ablasyon işlemi, minimal invaziv bir yöntem olarak dikkat çekiyor. İşlem sırasında kalpte ritim bozukluğuna neden olan odaklar, soğuk enerji kullanılarak izole ediliyor ve böylece kalbin normal ritmine dönmesi sağlanıyor. Bu yöntem sayesinde hastalarda ritim kontrolü sağlanırken yaşam kalitesinin de önemli ölçüde artırılması hedefleniyor. BEUN Hastanesinde başarıyla gerçekleştirilen bu işlem, Zonguldak’ta ilk kez uygulanması bakımından büyük önem taşıyor. Yüksek başarı oranı ve kısa işlem süresi ile öne çıkan kriyobalon ablasyon yöntemi sayesinde, uygun hastalar, mega şehirlerdeki ileri merkezlere gitmek zorunda kalmadan modern tedavi imkânlarına Zonguldak’ta ulaşabilecek. Bu gelişme, Batı Karadeniz Bölgesi’nde sağlık hizmetlerinin niteliğini artıran önemli bir adım olacak. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Üniversite Hastanesinde ilk kez gerçekleştirilen kriyobalon ablasyon işlemiyle ilgili yaptığı açıklamada şu sözleri dile getirdi: "Üniversite Hastanemiz, güçlü akademik kadrosu, nitelikli sağlık çalışanları ve gelişmiş teknolojik altyapısıyla sağlık alanında yenilikçi uygulamaları hayata geçirmeye devam etmektedir. Atrial fibrilasyon tedavisinde kullanılan kriyobalon ablasyon yönteminin Hastanemizde başarıyla uygulanması, bölgemizde sunulan sağlık hizmetlerinin niteliğini artıran son derece önemli ve gurur verici bir gelişmedir. Bu başarılı uygulamada emeği geçen Kardiyoloji Bölümümüzün kıymetli hekimleri başta olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımızı yürekten tebrik ediyorum. Bilimsel bilgi birikimini modern tıbbi teknolojiyle bir araya getirerek hastalarımıza en güncel ve güvenilir tedavi imkânlarını sunan değerli sağlık kadromuz, Üniversite Hastanemizin sağlık alanındaki güçlü konumunu her geçen gün daha da pekiştirmektedir. Üniversite Hastanemizde gerçekleştirilen bu nitelikli girişim sayesinde, yalnızca Zonguldak’taki değil Batı Karadeniz Bölgesi’ndeki hastalarımız da büyük şehirlere gitme zorunluluğu duymadan ileri düzey tedavi hizmetlerine bulundukları bölgede ulaşabilme imkânına kavuşmaktadır. Bu vesileyle tedavi gören hastalarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, sağlık hizmeti almak üzere Hastanemize başvuracak tüm hastalarımıza Yüce Allah’tan acil şifalar diliyorum. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi, bölgenin sağlık üssü olma misyonuyla bilimsel gelişmeleri yakından takip ederek modern tıbbın sunduğu en ileri tedavi yöntemlerini vatandaşlarımızla buluşturmaya kararlılıkla devam edecektir."
17 Mart 2026 Salı - 16:31
Çarşamba Devlet Hastanesi’nde ameliyat başarısı
Samsun Çarşamba Devlet Hastanesi’nde ameliyathane koordinasyon kurulu toplantısı, Başhekim Dr. Öğr. Üyesi Emre Özgen başkanlığında gerçekleştirildi. Cerrahi branşların sorumlu hekimleri ile hemşirelerin katıldığı toplantıda ameliyathaneye ilişkin sayısal veriler değerlendirildi. Toplantının açılışında konuşan Başhekim Özgen, 2026 yılı Şubat ayında ameliyat masası başına düşen operasyon sayısında önceki yıllara göre önemli artış yaşandığını belirterek, "Bu başarı; ameliyathane ekiplerimizin özverili çalışmaları, disiplinli organizasyon yapımız ve kalite odaklı hizmet anlayışımızın bir sonucudur. Artan iş yüküne rağmen hasta güvenliği ve hizmet kalitesinden taviz verilmemesi en önemli göstergemizdir" dedi. Kaliteli, verimli ve erişilebilir sağlık hizmeti sunma hedefi doğrultusunda çalışmaların sürdüğünü vurgulayan Dr. Özgen, toplantılarda alınan geri bildirimlerin süreçlere yön verdiğini ifade ederek ekipler arası koordinasyonun güçlenmesiyle hizmette iyileşmelerin somut sonuçlarının alındığını dile getirdi. Özgen, ameliyathane bünyesinde görev yapan tüm sağlık personeline teşekkür etti. Hastanede 7 ameliyat salonunda gerçekleştirilen çalışmalarda, A, B ve C grubu kapsamında 829 büyük ameliyat yapılırken, toplam ameliyat sayısının bin 496 olduğu bildirildi.
17 Mart 2026 Salı - 15:19
’Lejyoner Hastalığı Kontrol Programı Eğitimi" düzenlenecek
Akciğerlerde ciddi enfeksiyonlara sebep olan lejyoner hastalığına karşı farkındalığın artırılması ve konaklama birimlerinde su sistemlerinin güvenli yönetiminin sağlanması amacıyla, Afyonkarahisar İl Sağlık Müdürlüğü tarafından "Lejyoner Hastalığı Kontrol Programı Eğitimi" düzenlenecek. Gerçekleştirilecek eğitim programıyla ilgili kurumdan yapılan yazılı açıklamada, "Lejyoner hastalığı, ülkemizde bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalıklar arasında yer almaktadır. Bu çerçevede konaklama birimlerinin, su sistemlerinde legionella bakterisinin çoğalmasını önlemeye yönelik gerekli tedbirleri alması ve bu süreçleri eğitimli sorumlu personel aracılığıyla yürütmesi zorunludur. Eğitim programı, konaklama birimlerinde görev alacak sorumlu personelin mevzuat, risk değerlendirmesi ve su yönetimi planları konularında bilgi ve yetkinliğini artırmayı hedeflemektedir. Eğitim 2 yapılacak olup, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Eğitim Salonunda gerçekleştirilecektir. Eğitime, otel, motel, tatil köyü, misafirhane, kaplıca, huzurevi, alışveriş merkezi gibi su sistemlerinin yoğun kullanıldığı konaklama ve toplu kullanım alanlarından başvurular kabul edilecektir. Yataklı tedavi kurumlarının başvuruları ise resmi yazışma yoluyla alınacaktır. Eğitime katılacak personelin en az lise mezunu olması gerekmekte olup, katılım sağlayacak kişilerin ilgili mevzuat gereği eğitim almış sorumlu personel olarak görevlendirilmesi öngörülmektedir" ifadelerine yer verildi. Öte yandan, lejyoner hastalığının genellikle klimalar, jakuziler ve su sistemlerinden solunum yoluyla bulaşan ciddi bir akciğer enfeksiyonu olduğu belirtildi.
17 Mart 2026 Salı - 14:56
Sağlık-Sen’den tıp bayramında birlik mesajı
Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanlığı Cizre ilçe ve işyeri temsilcileri tıp bayramının hafta sonuna denk gelmesinden dolayı ilk mesai gönünde hazırladıkları karanfilleri tüm sağlık çalışanlarını gözeterek birlik ve beraberlik şiarıyla kutladı. Sağlık-Sen Cizre Devlet Hastanesi İşyeri Temsilcisi Mehmet Budak, Cizre ilçe temsilcisi, kadınlar komisyonu ilçe temsilcisi ve gençlik kolları ilçe temsilcisi ile birlikte Cizre Devlet Hastanesinde görev yapan Sağlık çalışanlarına karanfil dağıttı. "Sağlık çalışanlarının hak ve hukuku gözetmenmelidir" Sağlık Sen Cizre Devlet Hastanesi İşyeri Temsilcisi Mehmet Budak, icap nöbeti tutan ancak bu nöbetin ücretini alamayan, malpraktis uygulamasındaki eksiklikler nedeniyle mağdur olan, görevi sırasında şiddete maruz kalan hatta hayattan koparılan sağlık çalışanlarının haklarının mutlaka korunması gerektiğini söyledi. Budak, "Bu konularda sağlık çalışanlarının yetkili sendikası Sağlık-Sen olarak üzerimize düşen her türlü görevi yapacağımızın bilinmesini isteriz. Unutulmamalıdır ki sağlık hizmeti bir ekip işidir. 14 Mart’ın sağlık çalışanları için gerçek bir bayram havasında geçmesi için çalışanlarımızın beklentilerini gerçek anlamda karşılayan açıklamalar yapılması, sorunların çözümü için somut adımlar atılmalıdır" dedi. Karanfil dağıtımına Sağlık-Sen İlçe Temsilcisi Veli Özalp, İşyeri Temsilcisi Mehmet Budak, İlçe Gençlik Kolları Temsilcisi Fikret Sarak, Kadınlar Komisyonu İlçe Temsilcisi Serpil Akcan katıldı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
14 Mart 2026 Cumartesi- 13:54
Maçta kaleciyle çarpışan genç futbolcunun böbreği parçalandı, ameliyatla hayatı kurtuldu
2
17 Mart 2026 Salı- 12:25
Uzmandan bayram öncesi diş sağlığı uyarısı
3
16 Mart 2026 Pazartesi- 12:32
Usta sanatçı Orhan Gencebay, hastanede tedavi altında
4
17 Mart 2026 Salı- 10:14
34 yaşındayken bayram arifesinde kanser olduğunu öğrendi, robotik cerrahiyle sağlığına kavuştu
5
17 Mart 2026 Salı- 10:53
Profesör uyardı: "Grip aşılarının etkinliği bu sezon düşük"
13 Ocak 2026 Salı - 22:48
Kırklareli’nde 2025 yılı sağlık hizmetleri değerlendirildi
Kırklareli’nde 2025 yılı boyunca yürütülen sağlık hizmetleri, Kırklareli Valisi Uğur Turan’ın başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda ele alındı. İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda, İl Sağlık Müdürlüğü toplantı salonunda düzenlenen 2025 Yılı Sağlık Hizmetleri Değerlendirme Toplantısında; Sağlık Bakanlığı tarafından önceliklendirilen hizmet grupları başta olmak üzere il genelinde sunulan sağlık hizmetlerinin etkinliği değerlendirildi. Toplantıda ayrıca karşılaşılan sorunlar, çözüm önerileri ile 2026 yılına yönelik planlama çalışmaları, hedefler ve öncelikli projeler hakkında istişarelerde bulunuldu. Toplantıda konuşan Kırklareli Valisi Uğur Turan, vatandaş odaklı ve kaliteli sağlık hizmetlerinin önemine vurgu yaparak, sağlık alanında yürütülen çalışmaların titizlikle sürdürüleceğini ifade etti. Sağlık çalışanlarının özverili çalışmalarına teşekkür eden Turan, hizmetlerin daha da geliştirilmesi adına kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Toplantıya; İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Cerit’in yanı sıra ilçe sağlık müdürleri, Toplum Sağlığı Merkezi başkanları, kamu hastanelerinin başhekimleri ve sağlık yöneticileri katıldı.
13 Ocak 2026 Salı - 18:40
Tekirdağ Büyükşehir’den gençlere HPV aşısı desteği
Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, "Sağlıklı Gelecek, Sağlıklı Tekirdağ" sloganıyla başlattığı çalışma kapsamında ihtiyaç sahibi çocuk ve gençlere ücretsiz HPV aşısı uygulamasını hayata geçirdi. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, rahim ağzı kanseri başta olmak üzere birçok kanser türüne karşı en etkili koruma yöntemlerinden biri olan HPV aşısını sosyal belediyecilik anlayışıyla vatandaşlara ücretsiz olarak ulaştırıyor. Sosyal Hizmetler ile Sağlık İşleri Dairesi Başkanlıklarının koordinasyonunda yürütülen projede, ilk doz uygulamaları tamamlandı. Projenin hazırlık ve uygulama süreci titiz bir planlamayla yürütüldü. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından alınan 1 bin 231 kişilik başvuru listesi sosyal incelemeye tabi tutuldu. Sosyal Yardımlar Değerlendirme Kurulu tarafından yapılan detaylı değerlendirmeler sonucunda ihtiyaç sahibi olduğu belirlenen 186 kişi aşı programına dahil edildi. Aşılama maliyetleri ile tıbbi tedarik süreci ise Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından karşılandı. 9-24 yaş aralığındaki çocuk ve gençleri kapsayan koruyucu sağlık hizmeti kapsamında, başvurusu olumlu sonuçlanan 122 kişiye ilk doz HPV aşıları 8 ve 9 Ocak 2026 tarihlerinde Namık Kemal Üniversitesi Hastanesinde uzman sağlık ekipleri gözetiminde uygulandı. Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, HPV aşısının rahim ağzı kanserini önlemede yüzde 90’ın üzerinde başarı sağladığını vurgulayarak yaptığı açıklamada, "Belediye olarak sadece yol, altyapı ve çevre düzenlemesi değil; vatandaşımızın sağlığını da önemsiyoruz. Özellikle dar gelirli ailelerimizin çocuklarının bu hayati aşıya erişimini sağlamak, sosyal belediyeciliğin en temel görevidir. Sağlık ve Sosyal Hizmetler birimlerimizin ortak çalışmasıyla, Tekirdağ’ın çocuklarını ve gençlerini gelecekteki kanser risklerine karşı şimdiden koruma altına alıyoruz" ifadelerini kullandı. Programın, belirlenen takvim doğrultusunda diğer doz uygulamalarıyla devam edeceği, halk sağlığına yönelik önleyici çalışmaların artarak süreceği bildirildi
13 Ocak 2026 Salı - 16:06
Didim Belediyesi, kadın sağlığı için bilinçlendirme semineri düzenleyecek
Aydın’ın Didim ilçesinde kadın sağlığını koruyarak farkındalık oluşturmak amacıyla Didim Belediyesi tarafından seminer düzenlenecek. Didim Belediyesi tarafından kadın sağlığını önceleyen ve toplumda farkındalık oluşturmayı hedefleyen önemli bir etkinlik hayata geçiriliyor. Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında düzenlenecek bilgilendirici seminerde, erken tanının ve düzenli sağlık kontrollerinin önemi ele alınacak. 15 Ocak 2026 Çarşamba günü saat 16.30’da DİGEM’de gerçekleştirilecek olan seminerde, Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Işın Yeşim Yeşilkaya tarafından kapsamlı bir sunum gerçekleştirilecek. Sunumda serviks kanserinin risk faktörleri, korunma yolları, tarama yöntemleri ve erken teşhisin hayat kurtarıcı rolü hakkında detaylı bilgiler paylaşılacak. Etkinliğe tüm kadınları davet eden Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, "Bu tür bilinçlendirici çalışmalar hem bireysel hem de toplumsal sağlık açısından büyük önem taşıyor. Etkinliğimiz kadınlarımızın kendi sağlıklarını koruma konusunda daha bilinçli adımlar atmalarına katkı sağlayacak. Etkinliğimize tüm kadınlarımızı davet ediyorum" dedi.
13 Ocak 2026 Salı - 15:53
Psikolog Yıldırım’dan ’dijital vicdan’ uyarısı
Manisa Şehir Hastanesi psikologlarından Ayşe Nur Yıldırım, Türk Dil Kurumu’nun 2025 yılı kelimesi olarak seçtiği "dijital vicdan" kavramının, dijital ortamlarda etik, empati ve sorumlu davranış bilincinin güçlendirilmesi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Türk Dil Kurumu tarafından 2025 yılının kelimesi olarak seçilen "dijital vicdan" kavramı, dijitalleşmenin birey ve toplum üzerindeki psikolojik etkilerini yeniden gündeme taşıdı. Manisa Şehir Hastanesi psikologlarından Ayşe Nur Yıldırım, dijital vicdan kavramına ilişkin bilgilendirici açıklamalarda bulunarak, dijital ortamlarda etik ve sorumlu davranışın önemine dikkat çekti. Psikolog Ayşe Nur Yıldırım, dijitalleşmenin yalnızca teknolojik bir dönüşüm olmadığını, aynı zamanda bireylerin duygu, düşünce ve davranışlarını da şekillendirdiğini belirtti. Dijital vicdanın, bireyin dijital ortamlarda sergilediği tutum ve davranışları sorgulama becerisi olduğunu ifade eden Yıldırım, özellikle sosyal medya kullanımında bu farkındalığın büyük önem taşıdığını vurguladı. Yıldırım, dijital vicdanın; bir yorum yazmadan önce durabilmek, bir bilgiyi paylaşmadan önce doğruluğunu sorgulamak ve ekranın arkasındaki kişinin gerçek bir hayatı ve duyguları olduğunu hatırlamak anlamına geldiğini söyledi. Dijital ortamda kurulan iletişimin, bireylerin ruh sağlığı üzerinde doğrudan etkili olabildiğine dikkat çeken Yıldırım, "Bir tuşla yazılan cümleler, bir insanın özgüvenini, ruh halini ve hayata bakışını değiştirebilir. Empati kurulmadan yapılan her dijital davranış, toplumun psikolojisini etkileyen bir iz bırakır" dedi. "Bir ekran karşısında değil, bir insanın karşısındaymış gibi davranabilmek gerekir" Dijital vicdanın teknolojiyi suçlamak yerine bireysel sorumluluk almayı gerektirdiğini ifade eden Yıldırım, "Kendi davranışımızın karşı tarafta nasıl bir duygu oluşturacağını düşünebilmek, dijital vicdanın temelidir. Bir ekran karşısında değil, bir insanın karşısındaymış gibi davranabilmek gerekir" şeklinde konuştu. Koruyucu ruh sağlığı yaklaşımı kapsamında toplumun bilinçlendirilmesinin önemine değinen Yıldırım, dijital dünyanın iyi ya da kötü olmasının tamamen kullanıcıların tutumlarıyla şekillendiğini belirtti. Daha şefkatli, etik ve bilinçli bir dijital kültürün inşa edilmesi gerektiğini vurgulayan Yıldırım, "Dijital vicdan, günümüzde her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bir kavram" ifadelerini kullandı.
13 Ocak 2026 Salı - 15:27
SUBÜ Yeşilay Topluluğu öğrencileri, Bağımsızlık Öncüleri Zirvesi’nde yer aldı
SUBÜ Genç Yeşilay Topluluğu öğrencileri, Türkiye Yeşilay Cemiyeti tarafından düzenlenen Bağımsızlık Öncüleri Zirvesi’ne katılım sağladı. Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Genç Yeşilay Topluluğu öğrencileri, Türkiye Yeşilay Cemiyeti tarafından düzenlenen Bağımsızlık Öncüleri Zirvesi’ne katılım sağladı. Zirveye; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, Yeşilay Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk ile Yeşilay Yönetim Kurulu ve Bilim Kurulu üyeleri katıldı. Zirve programı kapsamında Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç tarafından, Yeşilay’ın 2026 yılına yönelik hedefleri ve kurumsal beklentileri hakkında bilgilendirme yapıldı. Başkan Dinç’in bilgilendirme sunumunda bugüne kadar yürütülen faaliyetler değerlendirilirken, önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi planlanan projelere ilişkin yol haritası paylaşıldı. Bağımlılıklarla mücadelede önleyici, kapsayıcı ve sürdürülebilir projelerin arttırılmasının öncelikli hedefler arasında yer aldığı belirtilirken, Bağımsızlık Seferberliği doğrultusunda 2026 yılının ‘Bağımsızlık Yılı’ ilan edildiği ifade edildi. Bu çerçevede Yeşilay’ın önleyici çalışmalarını güçlendirmeye, hizmet kapasitesini arttırmaya ve etki alanını genişletmeye yönelik planlamaların sürdürdüğü aktarıldı. SUBÜ Genç Yeşilay Topluluğu üyeleri, zirve kapsamında gerçekleştirilen oturumları takip ederek Yeşilay’ın güncel çalışmaları ve gelecek dönem hedefleri hakkında bilgi edindi.
13 Ocak 2026 Salı - 15:19
Ağrı’da ilk beyin tümörü ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi
Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen beyin tümörü ameliyatı başarıyla tamamlanırken, hasta sağlığına kavuşma sürecine alındı. Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Polikliniği’ne başvuran 58 yaşındaki kadın hasta T.B., yapılan tetkik ve görüntülemeler sonucunda beyin tümörü teşhisi aldı. Teşhisin ardından yaklaşık iki haftalık hazırlık süreci tamamlanan hasta, elektif şartlarda ameliyata alındı. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanları Op. Dr. Ömür Cemal Kazaz ve Op. Dr. Muhammed Serpi tarafından gerçekleştirilen operasyon başarıyla sonuçlandı. Genel durumu iyi olan hasta, bir günlük yoğun bakım takibinin ardından servise alınarak tedavisine devam edildi. Ağrı’da ilk kez gerçekleştirilen bu ameliyatla birlikte, beyin tümörü teşhisi alan hastaların çevre illere sevk edilmeden kendi illerinde tedavi olabilecekleri belirtildi. Daha önce de kentte ilk kez beyin anjiyografisi işlemini gerçekleştiren hekimler, bu operasyonla birlikte beyin hastalıklarının tanı ve tedavisinde hizmet kalitesini üst seviyeye taşıdı.
13 Ocak 2026 Salı - 14:45
Uzmanı uyardı: "El ve ayaklarda ani mavi-mor renk değişimlerine dikkat"
Romatoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Sayarlıoğlu, stres ve soğuk havalarda el ve ayak parmaklarında görülen ani mavi-mor renk değişikliklerinin Raynaud Fenomeni’nin habercisi olabileceğini belirterek, özellikle en sık genç kadınlarda ortaya çıktığını söyledi. Bazen stresli günlerde bazen de soğuk havalarda el ve/veya ayak parmak uçlarında oluşan mavi-mor renk değişikliklerin Raynaud Fenomeni (Sendromu) belirtisi olabileceğini söyleyen Liv Hospital Samsun’dan Romatoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Sayarlıoğlu, önemli uyarılarda bulundu. Isı değişikliklerine ve strese bağlı olarak ortaya çıkan Raynaud Fenomeni’nin toplumda yüzde 3-5 gibi oranında görüldüğünü belirten Liv Hospital Samsun Romatoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Sayarlıoğlu, "Raynaud Sendromu’nun (RB) en önemli belirtisi, el ve/veya ayak parmak uçlarında bazen soğuğa maruz kalındığında bazen de stresle birlikte oluşan mavi-mor renk değişikliğidir. Hastalık kan damarlarında daralma sonucu ortaya çıkar. Normalde deriye giden kan damarları, soğuk havalarda ısı kaybını azaltmak için daralır. Ancak Raynaud hastalığında bu süreç uzar. Bir süre sonra kanlanmanın bozulmasına bağlı olarak damarlarda oksijen seviyesi düşer ve deride mavi-mor renk değişikliği olur. Bu mavi-mor renk değişikliğini takiben damarlarda bir genişleme meydana gelir. Ardından parmak uçları yeniden pembe-kırmızı hale döner" diye konuştu. "En sık genç kadınlarda ortaya çıkıyor" Raynaud hastalığının bazen tek başına oluşabileceğini ve beraberinde herhangi bir yandaş hastalık olmayabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Sayarlıoğlu, buna birincil-primer RB (PRB) adını verildiğini vurguladı. Raynaud hastalığının başka bir hastalığın bir ön belirtisi şeklinde veya hastalığın seyri sırasında da ortaya çıkabildiğini sözlerine ekleyen Prof. Dr. Mehmet Sayarlıoğlu, buna da ikincil-sekonder RB (SRB) adını verildiğini belirtti. Raynaud hastalığının en sık genç kadınlarda gördüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Sayarlıoğlu, "PRB’nin genetik bir yönü de vardır. PRB olanların yakınlarında da benzer belirtiler olabilir. PRB’de tedaviye cevap genellikle iyidir, önemli bir probleme yol açmaz" şeklinde konuştu. "Romaztizmalı hastalıklarla birlikte görülebilir" İkincil Raynaud sendromunun (SRB) sıklıkla sistemik skleroz (skleroderma), SLE, Sjögren sendromu, anti-fosfolipid sendrom, poli-dermatomyozit, romatoid artrit gibi iltihaplı romatizmalı hastalıkların seyri sırasında da ortaya çıkabileceğini dile getiren Prof. Dr. Mehmet Sayarlıoğlu, "SRB, bunun dışında vücut savunma sisteminden kaynaklanan başka sistemlere ait hastalıklara da eşlik edebilir. Bazı hastalarda kulak kepçesi, burun, yüz, diz, meme uçları da etkilenebilir. Nadiren tüm kol ve bacakta da RB görülebilir. Parmaklarda renk değişiminin yanı sıra iğnelenme, uyuşma, ağrı olabilir. Eğer damarların daralma dönemi uzun sürerse dokular için tehlikeli olabilir. Kanlanma bozukluğuna bağlı parmak uçlarında yaralar gelişebilir" ifadelerini kullandı. Raynaud sendromunun tanısının hastanın tipik yakınmaları (parmaklarda soğuk ve stresle gelişen mavi-mor renk değişikliği, soğukluk, ağrı) ve hastanın muayenesi ile konulduğunu söyleyen Prof. Dr. Mehmet Sayarlıoğlu, şüphelenilen vakalarda değişik görüntüleme yöntemleri kullanılabileceğini ve benzer yakınmalara neden olan diğer sebeplerin dışlanması gerektiğinin altını çizdi.
13 Ocak 2026 Salı - 13:57
Van İl Sağlık Müdürü Tosun: "Şehir hastanesinin 2028’de hizmete açılması planlanıyor"
Van İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun, kentte yapımı süren Van Şehir Hastanesi’nin 2028 yılında tamamlanarak hizmete açılmasının planlandığını söyledi. Van’daki ulusal ve yerel basın mensuplarıyla bir araya gelen İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun, Van Şehir Hastanesi inşaatında çalışmaların devam ettiğini belirtti. İl Sağlık Tosun, "Şehir hastanesinde inşaat çalışmaları sürüyor. Şu an yüzde 15’lerdedir. Arkadaki psikiyatri servisiyle ana makine dairesi dediğimiz alanın kaba inşaatı neredeyse bitmek üzere. 240 bin metrekarelik ana kütlenin de zemin çalışmaları tamamen tamamlandı. Kış aylarından dolayı iki üç ay ara verildi. İnşallah mart ayında çalışmalar yeniden başlayacak. 2028 yılında tamamlanıp hizmete açılması planlanıyor. Valimiz ve milletvekillerimiz de süreci yakından takip ediyor. İnşallah 2028 yılında Van halkının hizmetine sunulur" dedi. Kentte yapılması planlanan diğer sağlık yatırımlarına da değinen Tosun, mevcut Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin bulunduğu alanın büyük bir sağlık kampüsüne dönüşeceğini ifade etti. Tosun, "Hali hazırda 170 bin metrekarelik Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bulunuyor. Şehir hastanesi de üçüncü yapı olarak buraya eklenecek ve yaklaşık 450 bin metrekarelik bir sağlık kampüsü haline gelecek. Şehir Hastanesi’nin yanında İpekyolu Bostaniçi Devlet Hastanesi’ni yapmak için ihaleye çıkıyoruz. İlgili firma bu hafta bakanlığa projesini teslim edecek. Önümüzdeki aylarda inşaat çalışmaları başlayacak. Ayrıca Tuşba ilçesine de bir hastane yapacağız" diye konuştu. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yoğun bir hasta yükü taşıdığını vurgulayan Tosun, "Şu an Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde günlük 15 bine yakın hastaya hizmet veriyoruz. Amacımız bu yükü hafifletmek, bunun için çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. Yeni yapılacak hastanelerle birlikte sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaşacağını belirten Tosun, "Tuşba ve İpekyolu’na yapılacak hastanelerle Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne giden hasta sayısında ciddi bir düşüş olacak. İpekyolu’na yapılacak hastaneyi 2028 yılında bitirip hizmete açmayı hedefliyoruz. Ayrıca 500 yatak kapasiteli bir hastanenin de 2026 yatırım planına alınması için söz aldık. Yatırım planı açıklandığında bir aksaklık olmazsa Kurubaş bölgesine 500 yatak kapasiteli bir hastane kazandıracağız. Yer konusu yatırım planına girdikten sonra netleşecek. Van’ı sağlık alanında en iyi noktaya taşımak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" şeklinde konuştu.
13 Ocak 2026 Salı - 13:56
Prof Dr. Gürok: "Mevsimsel depresyon sonbaharın sonlarında başlıyor, ilkbaharın başlarında azalıyor"
Fırat Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Gürkan Gürok, "Mevsimsel depresyon belirtileri genellikle sonbaharın sonlarında başlıyor ve ilkbaharla birlikte azalıyor. Bu tanının konulabilmesi için şikayetlerin en az iki yıldır benzer dönemlerde tekrar ediyor olması önemlidir" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gürkan Gürok kış aylarında artış gösteren kış depresyonu hakkında açıklamalarda bulundu. Günlerin kısalması ve güneş ışığına maruziyetin azalmasıyla birlikte bazı bireylerde sabahları uyanmakta zorlanma, sürekli uyku isteği, enerji kaybı ve hayattan keyif alamama gibi belirtilerin ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Gürok, durumun basit bir mevsim geçişi ya da moral bozukluğu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Kış depresyonunun sanılandan daha yaygın görüldüğünü aktaran Gürol, "Nüfusun yaklaşık yüzde 5’i bu durumdan etkileniyor. Daha hafif seyreden ve kış hüznü olarak adlandırılan tablo ise toplumun yüzde 10-20’lik kesiminde görülebilir. Bu tablonun ciddi bir duygu durum bozukluğudur. Kapalı havaları sevmiyorum ya da moralim bozuk gibi ifadelerle geçiştirilememelidir" dedi. "D vitamini eksikliği ile mevsimsel depresyon arasında güçlü bir ilişki bulunuyor" Mevsimsel depresyonun yalnızca psikolojik değil, biyolojik nedenleri de bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Gürok, "Güneş ışığına maruziyetin azalmasıyla serotonin hormonunun düşüyor, melatonin üretim ise artarak yanlış zamanlarda salgılanıyor. Buna bağlı olarak gün boyunca yorgunluk, aşırı uyku hali ve motivasyon kaybı yaşanıyor. Kış aylarında azalan ışık vücudun biyolojik saati olan sirkadiyen ritmi bozuyor, bu da ruh halini doğrudan etkiliyor. Bu durumun sabahları uyanamama, akşamları uyuyamama ve gün içinde enerji dalgalanmalarına yol açabilir. D vitamininin serotonin aktivitesini destekleyen önemli bir faktörtür. Güneş ışığının azalması ve kalın giysiler nedeniyle kış aylarında D vitamini üretimi düşüyor. D vitamini eksikliği ile mevsimsel depresyon arasında güçlü bir ilişki bulunuyor. Mevsimsel depresyon herkesi eşit şekilde etkilemiyor. Ekvatora uzak bölgelerde yaşayanlar, kadınlar, 18-30 yaş arası genç erişkinler, ailesinde depresyon öyküsü bulunanlar ve daha önce depresyon ya da bipolar bozukluk tanısı alan bireyler daha yüksek risk altındadır. Mevsimsel depresyon belirtileri genellikle sonbaharın sonlarında başlıyor ve ilkbaharla birlikte azalıyor. Bu tanının konulabilmesi için şikayetlerin en az 2 yıldır benzer dönemlerde tekrar ediyor olması önemlidir. Kalıcı mutsuzluk ve umutsuzluk hissi, enerji kaybı, sabahları uyanmakta zorlanma, aşırı uyuma isteği, aşırı yeme ve kilo alma, ilgi kaybı, konsantrasyon güçlüğü, sosyal geri çekilme ile hareket ve konuşmada yavaşlama en sık görülen belirtiler arasında yer alır" cümlelerini kullandı. Doğru tanı ve uygun tedaviyle mevsimsel depresyonda son derece başarılı sonuçlar elde edilebildiğinin altını çizen Dr. Gürok, "Işık terapisi, tedavide altın standart olarak kabul ediliyor. Bilişsel davranışçı terapi, gerekli görülen hastalarda antidepresan ilaç tedavisi ve D vitamini takviyesi etkilidir. Işık terapisi genellikle sabah saatlerinde uygulanıyor ve birçok hastada birkaç hafta içinde belirgin iyileşme sağlıyor. Kış aylarında ruh sağlığını korumak için güneş ışığından daha fazla faydalanma, perdeleri açmak, gün içinde en az 30 dakika dışarıda vakit geçirmek, düzenli fiziksel aktivite yapmak ve sağlıklı beslenme önemlidir. Omega-3 yağ asitlerinden ve proteinden zengin, işlenmiş karbonhidratlardan uzak bir beslenme düzeninin tedaviye katkı sağlıyor. Ayrıca düzenli uyku saatlerinin korunması, akşam saatlerinde ekran kullanımının azaltılması, gündüz uykularının sınırlandırılması ve sosyal ilişkilerin sürdürülmesi iyileşme sürecini desteklemektedir. Şikayetlerin iki haftadan uzun sürmesi, günlük yaşamı ve işlevselliği ciddi şekilde etkilemesi ya da kendine zarar verme ve intihar düşüncelerinin ortaya çıkması durumunda mutlaka bir psikiyatri hekimine başvurulması gerekiyor. Mevsimsel depresyonun ciddi ancak tedavi edilebilir bir ruh sağlığı sorunudur. Ruh sağlığı fiziksel sağlık kadar önemlidir. Kış aylarında ortaya çıkan belirtilerin ciddiye alınmasının bir zayıflık değil, kişinin kendine verdiği değerin bir göstergesidir" ifadelerini kullandı.
13 Ocak 2026 Salı - 13:52
Prof Dr. Gürok: "Mevsimsel depresyon sonbaharın sonlarında başlıyor, ilkbaharın başlarında azalıyor"
Fırat Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Gürkan Gürok, "Mevsimsel depresyon belirtileri genellikle sonbaharın sonlarında başlıyor ve ilkbaharla birlikte azalıyor. Bu tanının konulabilmesi için şikayetlerin en az iki yıldır benzer dönemlerde tekrar ediyor olması önemlidir" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gürkan Gürok kış aylarında artış gösteren kış depresyonu hakkında açıklamalarda bulundu. Günlerin kısalması ve güneş ışığına maruziyetin azalmasıyla birlikte bazı bireylerde sabahları uyanmakta zorlanma, sürekli uyku isteği, enerji kaybı ve hayattan keyif alamama gibi belirtilerin ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Gürok, durumun basit bir mevsim geçişi ya da moral bozukluğu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Kış depresyonunun sanılandan daha yaygın görüldüğünü aktaran Gürol, "Nüfusun yaklaşık yüzde 5’i bu durumdan etkileniyor. Daha hafif seyreden ve kış hüznü olarak adlandırılan tablo ise toplumun yüzde 10-20’lik kesiminde görülebilir. Bu tablonun ciddi bir duygu durum bozukluğudur. Kapalı havaları sevmiyorum ya da moralim bozuk gibi ifadelerle geçiştirilememelidir" dedi. Mevsimsel depresyonun yalnızca psikolojik değil, biyolojik nedenleri de bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Gürok, "Güneş ışığına maruziyetin azalmasıyla serotonin hormonunun düşüyor, melatonin üretim ise artarak yanlış zamanlarda salgılanıyor. Buna bağlı olarak gün boyunca yorgunluk, aşırı uyku hali ve motivasyon kaybı yaşanıyor. Kış aylarında azalan ışık vücudun biyolojik saati olan sirkadiyen ritmi bozuyor, bu da ruh halini doğrudan etkiliyor. Bu durumun sabahları uyanamama, akşamları uyuyamama ve gün içinde enerji dalgalanmalarına yol açabilir. D vitamininin serotonin aktivitesini destekleyen önemli bir faktörtür. Güneş ışığının azalması ve kalın giysiler nedeniyle kış aylarında D vitamini üretimi düşüyor. D vitamini eksikliği ile mevsimsel depresyon arasında güçlü bir ilişki bulunuyor. Mevsimsel depresyon herkesi eşit şekilde etkilemiyor. Ekvatora uzak bölgelerde yaşayanlar, kadınlar, 18-30 yaş arası genç erişkinler, ailesinde depresyon öyküsü bulunanlar ve daha önce depresyon ya da bipolar bozukluk tanısı alan bireyler daha yüksek risk altındadır. Mevsimsel depresyon belirtileri genellikle sonbaharın sonlarında başlıyor ve ilkbaharla birlikte azalıyor. Bu tanının konulabilmesi için şikayetlerin en az 2 yıldır benzer dönemlerde tekrar ediyor olması önemlidir. Kalıcı mutsuzluk ve umutsuzluk hissi, enerji kaybı, sabahları uyanmakta zorlanma, aşırı uyuma isteği, aşırı yeme ve kilo alma, ilgi kaybı, konsantrasyon güçlüğü, sosyal geri çekilme ile hareket ve konuşmada yavaşlama en sık görülen belirtiler arasında yer alır" cümlelerini kullandı. Doğru tanı ve uygun tedaviyle mevsimsel depresyonda son derece başarılı sonuçlar elde edilebildiğinin altını çizen Dr. Gürok, "Işık terapisi, tedavide altın standart olarak kabul ediliyor. Bilişsel davranışçı terapi, gerekli görülen hastalarda antidepresan ilaç tedavisi ve D vitamini takviyesi etkilidir. Işık terapisi genellikle sabah saatlerinde uygulanıyor ve birçok hastada birkaç hafta içinde belirgin iyileşme sağlıyor. Kış aylarında ruh sağlığını korumak için güneş ışığından daha fazla faydalanma, perdeleri açmak, gün içinde en az 30 dakika dışarıda vakit geçirmek, düzenli fiziksel aktivite yapmak ve sağlıklı beslenme önemlidir. Omega-3 yağ asitlerinden ve proteinden zengin, işlenmiş karbonhidratlardan uzak bir beslenme düzeninin tedaviye katkı sağlıyor. Ayrıca düzenli uyku saatlerinin korunması, akşam saatlerinde ekran kullanımının azaltılması, gündüz uykularının sınırlandırılması ve sosyal ilişkilerin sürdürülmesi iyileşme sürecini desteklemektedir. Şikayetlerin iki haftadan uzun sürmesi, günlük yaşamı ve işlevselliği ciddi şekilde etkilemesi ya da kendine zarar verme ve intihar düşüncelerinin ortaya çıkması durumunda mutlaka bir psikiyatri hekimine başvurulması gerekiyor. Mevsimsel depresyonun ciddi ancak tedavi edilebilir bir ruh sağlığı sorunudur. Ruh sağlığının fiziksel sağlık kadar önemlidir. Kış aylarında ortaya çıkan belirtilerin ciddiye alınmasının bir zayıflık değil, kişinin kendine verdiği değerin bir göstergesidir" ifadelerini kullandı.
13 Ocak 2026 Salı - 13:50
Beyşehir Devlet Hastanesi 2025’te rekor kırdı
Konya’nın Beyşehir İlçe Devlet Hastanesi, 2025 yılı boyunca sunduğu sağlık hizmetleriyle 650 bin vatandaşa şifa oldu. Beyşehir Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Kutay Güven, hastanenin yıllık hizmet verilerini açıkladı. Başhekim Dr. Güven, hastanenin her geçen yıl artan hizmet kapasitesiyle bölge halkının sağlık ihtiyacını karşılamaya devam ettiğini belirtti. 2025 yılı içerisinde hastaneye başvuran 650 bin hastanın; 230 bini Acil Servis, 380 bini poliklinikler, 40 bini Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniklerinde tedavi edildi. Erişkin Yoğun Bakım ünitelerinde bin 100 hasta, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde ise 320 bebek tedavi altına alındı. Aynı yıl içerisinde 468 doğum başarıyla gerçekleştirildi. Tanı ve tedavi süreçlerinde önemli rol oynayan görüntüleme hizmetleri kapsamında; röntgen, ultrason, MR ve tomografi olmak üzere toplam 245 bin işlem gerçekleştirildi. 2025 yılı boyunca hastanede 10 bin 41 ameliyat başarıyla tamamlanırken, bin 500 endoskopi ve kolonoskopi işlemi uygulandı. Hastanede bulunan 11 hemodiyaliz cihazı ile aylık ortalama 41 hastaya düzenli diyaliz hizmeti sunuldu. Evde Sağlık Hizmetleri Birimi ise yıl boyunca 6 bin 200 ev ziyareti gerçekleştirerek bin hastanın başvurusunu değerlendirdi. 2025 yılı içinde yapılan atamalarla birlikte hastanenin sağlık kadrosu da güçlendirildi. Başhekim Dr. Kutay Güven, "Ortaya çıkan bu güzel tablonun arkasında büyük bir emek ve özveri var. 2026 yılında da vatandaşlarımıza en iyi sağlık hizmetini sunmak için hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Bu süreçte fedakarca görev yapan tüm mesai arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum."
13 Ocak 2026 Salı - 13:25
Düzensiz kanama ve kasık ağrısı serviks kanserinin habercisi olabilir
Serviks (rahim ağzı) kanserinin erken evrede çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiğine dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğçe Ersoy, "Adet dışı kanamalar, cinsel ilişki sonrası kanama ve kasık ağrısı gibi belirtiler çoğu zaman ihmal ediliyor. Oysa bu şikayetler serviks kanserinin erken uyarıları olabilir. Düzenli taramalarla hastalık erken evrede yakalanabilir ve tedavi şansı oldukça yüksektir" dedi. VM Medical Park Bursa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğçe Ersoy, dünyada ve ülkemizde kadınlarda sık görülen kanser türlerinden biri olan serviks kanserinin büyük oranda önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekerek önemli açıklamalarda bulundu. Serviks kanserinin sinsi ilerleyebileceğini belirten Op. Dr. Ersoy, "Hastalığın erken dönemlerinde çoğu kadın herhangi bir şikayet yaşamayabilir. Bu nedenle düzenli jinekolojik muayene ve tarama testleri hayati öneme sahiptir. Belirti ortaya çıktığında hastalık ilerlemiş olabilir" şeklinde konuştu. Serviks kanserinin en sık nedeninin HPV olduğunu vurgulayan Op. Dr. Ersoy, "HPV çok yaygın bir virüstür ve çoğu zaman fark edilmeden bulaşır. Özellikle yüksek riskli HPV tipleri, rahim ağzı kanserine zemin hazırlayabilir. Bu nedenle HPV taraması ve aşılamanın önemi çok büyüktür" dedi. "Pap smear ve HPV testi hayat kurtarır" Tarama testlerinin önemine dikkat çeken Op. Dr. Ersoy, "Pap smear ve HPV testleri sayesinde hücresel değişiklikler kanser gelişmeden önce tespit edilebilir. Bu sayede erken müdahale ile serviks kanseri tamamen önlenebilir" ifadelerini kullandı. "HPV aşısı koruyucu bir kalkan sağlar" HPV aşısının serviks kanserine karşı güçlü bir koruma sağladığını belirten Op. Dr. Ersoy, "Aşının ideal olarak cinsel yaşam başlamadan önce uygulanması önerilmekle birlikte; kadın ve erkeklerde, cinsel olarak aktif olsun ya da olmasın koruyuculuk sağlayabilir. Ancak aşı, taramaların yerine geçmez; düzenli kontroller ve tarama programları mutlaka sürdürülmelidir" dedi. "Tedavi hastalığın evresine göre planlanır" Serviks kanserinde tedavinin hastalığın evresine göre belirlendiğini söyleyen Op. Dr. Ersoy, "Erken evrede cerrahi tedavi ile iyi sonuçlar alınabilir. İleri evrelerde ise radyoterapi ve kemoterapi gibi yöntemler devreye girer. Bu nedenle erken teşhis, tedavinin başarısını doğrudan etkiler" diye konuştu. "Düzenli kontrollerle serviks kanseri önlenebilir" Op. Dr. Ersoy, "Düzenli taramalar, HPV aşısı ve bilinçli hareket etmekle bu hastalığın önüne geçmek mümkündür. Kadınların kendi sağlıklarını ertelememeleri ve kontrollerini aksatmamaları en güçlü korunma yoludur" diyerek sözlerini tamamladı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder