SAĞLIK
BEUN Hastanesinden kalp hastalarına umut; Kriyobalon Ablasyon yöntemi ilk kez Zonguldak’ta 17 Mart 2026 Salı - 18:43:31 Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Hastanesi, güçlü akademik kadrosu ve gelişmiş teknolojik altyapısıyla sağlık alanında önemli başarılara imza atmaya devam ediyor. Bu kapsamda kalp ritim bozukluklarının en yaygın türlerinden biri olan atrial fibrilasyonun tedavisinde kullanılan "Kriyobalon Ablasyon Yöntemi", Zonguldak’ta ilk kez BEUN Hastanesi Kardiyoloji Bölümü doktorları tarafından başarıyla uygulandı. Atrial fibrilasyon, kalbin üst odacıklarında oluşan düzensiz elektriksel aktiviteler sonucu ortaya çıkan ve çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik gibi şikâyetlere yol açabilen yaygın bir ritim bozukluğu olarak biliniyor. Tedavi edilmediği durumlarda inme başta olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına neden olabilen bu rahatsızlık, modern kardiyoloji yöntemleriyle kontrol altına alınabiliyor. Zonguldak Bülent Ecevit Hastanesi Kardiyoloji Bölümü ve Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı akademisyenleri tarafından gerçekleştirilen Kriyobalon Ablasyon işlemi, minimal invaziv bir yöntem olarak dikkat çekiyor. İşlem sırasında kalpte ritim bozukluğuna neden olan odaklar, soğuk enerji kullanılarak izole ediliyor ve böylece kalbin normal ritmine dönmesi sağlanıyor. Bu yöntem sayesinde hastalarda ritim kontrolü sağlanırken yaşam kalitesinin de önemli ölçüde artırılması hedefleniyor. BEUN Hastanesinde başarıyla gerçekleştirilen bu işlem, Zonguldak’ta ilk kez uygulanması bakımından büyük önem taşıyor. Yüksek başarı oranı ve kısa işlem süresi ile öne çıkan kriyobalon ablasyon yöntemi sayesinde, uygun hastalar, mega şehirlerdeki ileri merkezlere gitmek zorunda kalmadan modern tedavi imkânlarına Zonguldak’ta ulaşabilecek. Bu gelişme, Batı Karadeniz Bölgesi’nde sağlık hizmetlerinin niteliğini artıran önemli bir adım olacak. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Üniversite Hastanesinde ilk kez gerçekleştirilen kriyobalon ablasyon işlemiyle ilgili yaptığı açıklamada şu sözleri dile getirdi: "Üniversite Hastanemiz, güçlü akademik kadrosu, nitelikli sağlık çalışanları ve gelişmiş teknolojik altyapısıyla sağlık alanında yenilikçi uygulamaları hayata geçirmeye devam etmektedir. Atrial fibrilasyon tedavisinde kullanılan kriyobalon ablasyon yönteminin Hastanemizde başarıyla uygulanması, bölgemizde sunulan sağlık hizmetlerinin niteliğini artıran son derece önemli ve gurur verici bir gelişmedir. Bu başarılı uygulamada emeği geçen Kardiyoloji Bölümümüzün kıymetli hekimleri başta olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımızı yürekten tebrik ediyorum. Bilimsel bilgi birikimini modern tıbbi teknolojiyle bir araya getirerek hastalarımıza en güncel ve güvenilir tedavi imkânlarını sunan değerli sağlık kadromuz, Üniversite Hastanemizin sağlık alanındaki güçlü konumunu her geçen gün daha da pekiştirmektedir. Üniversite Hastanemizde gerçekleştirilen bu nitelikli girişim sayesinde, yalnızca Zonguldak’taki değil Batı Karadeniz Bölgesi’ndeki hastalarımız da büyük şehirlere gitme zorunluluğu duymadan ileri düzey tedavi hizmetlerine bulundukları bölgede ulaşabilme imkânına kavuşmaktadır. Bu vesileyle tedavi gören hastalarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, sağlık hizmeti almak üzere Hastanemize başvuracak tüm hastalarımıza Yüce Allah’tan acil şifalar diliyorum. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi, bölgenin sağlık üssü olma misyonuyla bilimsel gelişmeleri yakından takip ederek modern tıbbın sunduğu en ileri tedavi yöntemlerini vatandaşlarımızla buluşturmaya kararlılıkla devam edecektir."
17 Mart 2026 Salı - 15:19 ’Lejyoner Hastalığı Kontrol Programı Eğitimi" düzenlenecek Akciğerlerde ciddi enfeksiyonlara sebep olan lejyoner hastalığına karşı farkındalığın artırılması ve konaklama birimlerinde su sistemlerinin güvenli yönetiminin sağlanması amacıyla, Afyonkarahisar İl Sağlık Müdürlüğü tarafından "Lejyoner Hastalığı Kontrol Programı Eğitimi" düzenlenecek. Gerçekleştirilecek eğitim programıyla ilgili kurumdan yapılan yazılı açıklamada, "Lejyoner hastalığı, ülkemizde bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalıklar arasında yer almaktadır. Bu çerçevede konaklama birimlerinin, su sistemlerinde legionella bakterisinin çoğalmasını önlemeye yönelik gerekli tedbirleri alması ve bu süreçleri eğitimli sorumlu personel aracılığıyla yürütmesi zorunludur. Eğitim programı, konaklama birimlerinde görev alacak sorumlu personelin mevzuat, risk değerlendirmesi ve su yönetimi planları konularında bilgi ve yetkinliğini artırmayı hedeflemektedir. Eğitim 2 yapılacak olup, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Eğitim Salonunda gerçekleştirilecektir. Eğitime, otel, motel, tatil köyü, misafirhane, kaplıca, huzurevi, alışveriş merkezi gibi su sistemlerinin yoğun kullanıldığı konaklama ve toplu kullanım alanlarından başvurular kabul edilecektir. Yataklı tedavi kurumlarının başvuruları ise resmi yazışma yoluyla alınacaktır. Eğitime katılacak personelin en az lise mezunu olması gerekmekte olup, katılım sağlayacak kişilerin ilgili mevzuat gereği eğitim almış sorumlu personel olarak görevlendirilmesi öngörülmektedir" ifadelerine yer verildi. Öte yandan, lejyoner hastalığının genellikle klimalar, jakuziler ve su sistemlerinden solunum yoluyla bulaşan ciddi bir akciğer enfeksiyonu olduğu belirtildi.
17 Mart 2026 Salı - 14:56 Sağlık-Sen’den tıp bayramında birlik mesajı Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanlığı Cizre ilçe ve işyeri temsilcileri tıp bayramının hafta sonuna denk gelmesinden dolayı ilk mesai gönünde hazırladıkları karanfilleri tüm sağlık çalışanlarını gözeterek birlik ve beraberlik şiarıyla kutladı. Sağlık-Sen Cizre Devlet Hastanesi İşyeri Temsilcisi Mehmet Budak, Cizre ilçe temsilcisi, kadınlar komisyonu ilçe temsilcisi ve gençlik kolları ilçe temsilcisi ile birlikte Cizre Devlet Hastanesinde görev yapan Sağlık çalışanlarına karanfil dağıttı. "Sağlık çalışanlarının hak ve hukuku gözetmenmelidir" Sağlık Sen Cizre Devlet Hastanesi İşyeri Temsilcisi Mehmet Budak, icap nöbeti tutan ancak bu nöbetin ücretini alamayan, malpraktis uygulamasındaki eksiklikler nedeniyle mağdur olan, görevi sırasında şiddete maruz kalan hatta hayattan koparılan sağlık çalışanlarının haklarının mutlaka korunması gerektiğini söyledi. Budak, "Bu konularda sağlık çalışanlarının yetkili sendikası Sağlık-Sen olarak üzerimize düşen her türlü görevi yapacağımızın bilinmesini isteriz. Unutulmamalıdır ki sağlık hizmeti bir ekip işidir. 14 Mart’ın sağlık çalışanları için gerçek bir bayram havasında geçmesi için çalışanlarımızın beklentilerini gerçek anlamda karşılayan açıklamalar yapılması, sorunların çözümü için somut adımlar atılmalıdır" dedi. Karanfil dağıtımına Sağlık-Sen İlçe Temsilcisi Veli Özalp, İşyeri Temsilcisi Mehmet Budak, İlçe Gençlik Kolları Temsilcisi Fikret Sarak, Kadınlar Komisyonu İlçe Temsilcisi Serpil Akcan katıldı.
Rektör Kent, ADÜ Hastanesi’nde hizmetleri yerinde inceledi
15 Ocak 2026 Perşembe - 10:28 Rektör Kent, ADÜ Hastanesi’nde hizmetleri yerinde inceledi Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent, ADÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi tarafından düzenlenen tenis turnuvasının ardından hastaneyi ziyaret ederek yürütülen hizmetler hakkında bilgi aldı, turnuvada dereceye giren sporculara ödüllerini takdim etti. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent, ADÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi tarafından kurum içi dayanışmayı güçlendirmek amacıyla düzenlenen tenis turnuvasının ardından, 14 Ocak 2026 tarihinde hastaneyi ziyaret etti. Ziyarette Rektör Prof. Dr. Bülent Kent’e; Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cemal İyem, Prof. Dr. Erkan Salan, Prof. Dr. Cengiz Özarslan ile Genel Sekreter V. Prof. Dr. Bertan Akyol eşlik etti. Hastane Başhekimi Prof. Dr. Mücahit Avcil, başhekim yardımcıları ve idari personelin de hazır bulunduğu programda, hastanede yürütülen hizmet süreçleri, kurumsal işleyiş ve sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmaya yönelik çalışmalar ele alındı. Ziyaret kapsamında, 2025 yılı içerisinde hastanede gerçekleştirilen çalışmalar ve sunulan sağlık hizmetlerine ilişkin Rektör Prof. Dr. Bülent Kent’e kapsamlı bir sunum yapıldı. Sunumda, ekip uyumunu ve kurumsal iletişimi destekleyen uygulamalar ile hastane personeline yönelik sosyal ve sportif faaliyetlerin önemi vurgulandı. Programın ardından düzenlenen törende, tenis turnuvasında dereceye giren sporculara ödülleri Rektör Prof. Dr. Bülent Kent tarafından takdim edildi. Erkekler kategorisinde Muhammed Enes Yılmaz birinci, Numan Fikret Demirci ikinci, Ömer Yılmaz üçüncü olurken, kadınlar kategorisinde Begüm Emre birincilik, Demet Sağlam ikincilik, Tülay Büyüktarakçı ise üçüncülük elde etti. Törende konuşan Rektör Prof. Dr. Bülent Kent, bu tür organizasyonların çalışanlar arasındaki dayanışmayı güçlendirdiğini, ekip ruhunu pekiştirdiğini ve kurumsal aidiyet duygusuna önemli katkılar sunduğunu ifade ederek, özveriyle görev yapan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti. Sağlık sektörünün yoğun çalışma temposu ve yüksek sorumluluk bilinci gerektiren yapısına dikkat çeken Kent, sosyal ve sportif etkinliklerin çalışanların motivasyonu açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Hastane Başhekimi Prof. Dr. Mücahit Avcil ise turnuvaya katılan tüm personeli tebrik ederek, hastane bünyesinde çalışan motivasyonunu ve kurumsal dayanışmayı artırmaya yönelik sosyal ve sportif faaliyetlerin artarak devam edeceğini belirtti.
Samsun nefes oldu: İsveç’te cihaza bağlanacaktı, Samsun’da yürüyerek taburcu edildi
15 Ocak 2026 Perşembe - 10:28 Samsun nefes oldu: İsveç’te cihaza bağlanacaktı, Samsun’da yürüyerek taburcu edildi İsveç’te solunum cihazına bağlanma aşamasına gelen 65 yaşındaki hasta, Samsun’da uygulanan KOAH balon tedavisinin ardından nefesi rahatlayarak hastaneden yürüyerek taburcu oldu. Yoğun tütün kullanımına bağlı olarak solunum sıkıntıları yaşayan ve solunum makinesine bağlanma aşamasına gelen Neriman Metiner (65), yaptığı araştırmaların ardından tedavi olmak için Medicana International Samsun Hastanesi’ne geldi. Burada Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hüseyin Ulaş Çınar tarafından KOAH balon tedavisi uygulanan Metiner, hem solunum cihazına bağlanmaktan kurtuldu hem de nefes alıp vermesi eskiye göre oldukça düzeldi. "İsveç’ten gelip, Samsun’da solunum cihazına bağlanmaktan kurtuldum" KOAH balon tedavisinin İsveç’te yapılamadığını dile getiren Neriman Metiner, "İsveç’te oturuyorum. Uzun süredir nefes almakta güçlük çekiyordum. Orada henüz balon tekniği uygulanmıyor. Samsun’da akciğer balon tedavisi oldum. Şu anda sıkıntılarım büyük ölçüde düzeldi. Benim gibi KOAH sınırındaki ve nefes almakta güçlük çeken herkese bu tedaviyi öneriyorum. Burayı internette çok araştırdıktan sonra buldum. Tedavimden çok memnun kaldım. Buraya gelmeden önce solunum makinasına bağlanma aşamasındaydım. Çok şükür, makineye bağlanmadan tedavi olabildim. Operasyon güzel geçti. Eskiye göre nefesim bayağı açıldı. İlerleyen zamanda daha da iyi olacağımı düşünüyorum" dedi. "Hastamız, tedavinin ardından sağlığına kavuştu" Hastaya uygulanan tedavi hakkında bilgi veren Doç. Dr. Hüseyin Ulaş Çınar, "Hastamız İsveç’ten yoğun nefes darlığı, öksürük, balgam ve ciddi solunum yetmezliğine giden bir tabloyla bize geldi. Aktif tütün kullanıcısıydı. Buna bağlı kronik bronşit ve ilerleyen aşamada da KOAH düzeyindeydi. Kendisine pulmoner rehabilitasyon programı ayarladık. Akciğerler belli bir düzeye geldikten sonra da balon tedavisi ile bronşlarındaki tıkanıklığı açtık ve temizledik. İşlem sonrasında özellikle eforla oluşan nefes darlığında ciddi bir gerileme oldu. Hastada ciddi iyileşme kat edildi. Oksijen bağlanma aşamasında gelen hastamız şu anda gündelik işlerini rahatça yapabilecek düzeye geldi. Takiplerine devam edeceğiz. İlerleyen dönemde bazı ek rötuş tedaviler ile güncel durumunu daha da toparlamayı düşünüyoruz" diye konuştu. Hastanın sağlık durumunun ilerleyen süreçte de düzenli takiplerle izleneceği ifade edildi.
Katarakta dikkat: "En yüksek körlük nedeni, mutlaka düzenli muayene yapılmalı"
15 Ocak 2026 Perşembe - 10:14 Katarakta dikkat: "En yüksek körlük nedeni, mutlaka düzenli muayene yapılmalı" Halk arasında "göze perde inmesi" olarak da tanımlanan katarakta yönelik uyarılarda bulunan uzmanlar, "Hasta sisli bir perdenin, buzlu bir camın arkasından görüyormuş gibi bir hisse kapılır. Daha ziyade yaşlılarda görüyoruz ama sadece yaşlılara has bir hastalık değil. Tek tedavisi cerrahi olarak o kesifleşmiş merceğin çıkartılması. Önlemek tamamen mümkün değil, belki geciktirilebilir. En yüksek körlük nedenidir ama geri dönüştürülebilir. Korkmasınlar, göz muayenelerini mutlaka düzenli yaptırsınlar" dedi. Halk arasında "göze perde inmesi" olarak da ifade edilen katarakt, göz merceğinin saydamlığını kaybetmesi sonucu görme kalitesinin bozulduğu bir durum olarak belirtiliyor. Çift görme, ışık saçılması, renklerde soluklaşma, sisli, puslu görme ve gözlük numarasının değişkenlik göstermesi gibi belirtileri olduğu aktarılan hastalığa karşı uzmanlar uyardı. İlerleyen yaş, sigara, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, birtakım ilaçların uzun süre kullanımı gibi durumların katarakt oluşumunda etkili olabildiğine dikkat çeken hekimler, hastalık ve tedavisine ilişkin bilgi verdi. "Katarakt, en yüksek körlük nedenidir" "Katarakt gözümüzün içerisinde mevcut olan lensimizin yani göz içi merceğinin saydamlığını yitirmesi, yani matlaşmasıdır" diyen Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Hatice Nur Topuz, "Lensin şeffaflığını yitirmesiyle hasta sisli bir perdenin, buzlu bir camın arkasından görüyormuş gibi bir hisse kapılır. Görmede azalma, renklerde soluklaşma, ışıklarda saçılma, özellikle gece görüşünde zorluk, araba kullanmada zorlanma ve gözlük numaralarının sık değişimi olarak belirtilerini belirtebiliriz. Katarakt yaşlanmanın aslında doğal bir süreci, daha ziyade yaşlılarda görüyoruz. Sadece yaşlılara has bir hastalık değil, daha erken yaşlarda da, gençlerde de, hatta yeni doğanlarda da görebiliyoruz. Şeker hastalığı olan, sigara kullananlarda, ultraviyole ışınlara sık maruziyette ve bazı ilaçlar, özellikle kortizon ilaçlarının uzun süre kullanılmasına bağlı olarak da daha erken yaşlarda katarakt gelişimini görebiliyoruz. Kataraktın şu an ilaç, damla, hap ya da gözlükle tedavisi mümkün değil. Tek tedavisi cerrahi olarak o kesifleşmiş merceğin çıkartılması. Önlemek tamamen mümkün değil ama belki geciktirilebilir. Ultraviyole korumalı güneş gözlükleri kullanmak, sigaradan uzak durmak, kortizon gibi ilaçları düzensiz kullanmamak ve diyabet kontrolü önemli. Elbette ki ekran maruziyetine sadece katarakt için değil, günümüzün artık en büyük sorunlarından biri olan miyopinin de, kuru gözün de engellenmesi için dikkat etmek gerekmekte. Operasyon yaklaşık 10-15 dakika sürüyor, ağrısız oluyor, lokal anesteziyle yapıyoruz. Aynı gün taburcu edebiliyoruz. Hastaların birçoğunda ertesi gün belirgin bir görme artışı oluyor. Eğer kontrollerine düzenli gelir, ameliyat sonrası verdiğimiz damlaları da düzenli kullanırlarsa birkaç gün içinde net görüşe sahip oluyorlar. Katarakt tekrarlamaz ama ameliyattan aylar, yıllar sonra bizim lensin içine yerleştirdiğimiz bir zar var, o zarın üzerinde bulanıklaşmalar meydana gelebilir. Öyle bir durumda onu lazerle tedavi edebiliyoruz. Katarakt, en yüksek körlük nedenidir ama geri dönüştürülebilir. Korkmasınlar, geciktirmesinler, göz muayenelerini mutlaka düzenli yaptırsınlar" dedi. "Çocuklardaki katarakt ameliyatı çok acil ve elzem" Annesinde de katarakt olduğunu kendisinin fark ettiğini söyleyen İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Nihat Sayın, "Katarakt ameliyatı şu anki teknolojiyle çok kısa sürede yapılan bir ameliyat ama her zaman riskleri var. Enfeksiyon, kanama riski var. O yüzden hastaları katarakt ameliyatından sonra birinci gün, hafta, aylarında muhakkak kontrole çağırıyoruz. Her ne kadar kolay gözükse de komplikasyonları açısından çok riskli bir ameliyat. O yüzden doktorlarının tavsiye ettikleri zamanlarda kontrollerine gelmeliler. Bazı durumlarda göz tansiyonunu artırabilir veya göz arkasındaki muayenemizi engelleyebilir. Bu durumlarda katarakt ameliyatının daha erken zamanlarda yapılması gerekebilir. İki türlü kataraktımız oluyor. Çocuklardaki kataraktı zaten çocuk fark edemiyor, hekim ve anne, baba fark edebiliyor. Erken doğanlarda ve normal yenidoğanda ilk 1 ayında bir göz muayenesinin olmasını, katarakt var mı yok mu açısından istiyoruz. İkincisi erişkinler, onlar da görme keskinliği azalması şikayetiyle geliyor, kendilerini biliyorlar. Çocuklardaki katarakt ameliyatı çok acil ve elzem. Erişkinlerde hastanın şikayetine göre karar veriyoruz. Erken tanı özellikle çocuklarda çok önemli. Çünkü göz tembelliği riski var. Zamanında müdahale edilmezse tembellik yapıyor, ki maalesef belli bir yaştan sonra tedavisi yok" şeklinde konuştu. "Operasyon sonrası iyileşme hızlıdır, hasta genellikle aynı gün evine döner" Operasyon kararının kişi özelinde uzmanlar tarafından yapılan değerlendirme sonrası verildiğini aktaran Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği İdari Sorumlusu Uzm. Dr. Deniz Özalp, kişilerin rutin muayenelerini önemsemesi gerektiğini belirtti. Uzm. Dr. Özalp, hastalığın insanlarda oluşturduğu etkilere yönelik bilgi vererek, "Belirtiler kişiye göre değişebilir ama en sık hastalardan duyduklarımız bulanık görme, gözlerin ışıklardan kamaşması, özellikle güneşte ve gece karşıdan gelen farlardan rahatsızlık duyma. Katarakt var, hemen ameliyat mı, hayır. Her katarakt hemen ameliyat edilemez. Asıl mesele kişinin günlük yaşamında görmesinin ne kadar azaldığı ve ne kadar etkilendiğidir. Operasyon sonrası iyileşme hızlıdır, hasta genellikle aynı gün evine döner. Eşlik eden göz hastalıkları sonuçları etkiler. Katarakt çok sık görülen bir durum ve tedavisi de günümüzde oldukça da yüz güldürücüdür. Muayeneyi ertelememek gerekiyor. Bilgisayar, telefon kullanımları tabii ki gözümüzü olumsuz yönde etkiliyor. Yazın önerim güneşten katarakt oluşmaması için olduğu kadar kaçınmalı" ifadelerini kullandı.  
"Aşırı kalkık burun artık ilgi görmüyor"
15 Ocak 2026 Perşembe - 10:10 "Aşırı kalkık burun artık ilgi görmüyor" Estetik eğilimlerinde son dönemde belirgin bir değişim olduğunu işaret eden Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Yasemin Aydınlı, "Artık aşırı müdahalelerden uzak, yüz ve vücutla uyumlu sonuçlar görülmek isteniyor. Fonksiyonel fayda ile estetik kazanımın bir arada olması bekleniyor. Burun estetiği, hala Türkiye’de sık yapılan estetik ameliyatlardan biri, ancak artık hastalar daha doğal, yüzle uyumlu burunlara sahip olmak istiyor. Aşırı kalkık veya abartılı burunlardan uzaklaşılmış durumda" dedi. Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi alanında hasta beklentilerinin yıllar içinde değiştiğini belirten İstinye Üniversitesi Hastanesi Liv Hospital Bahçeşehir Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Yasemin Aydınlı, estetik cerrahide doğallık, fonksiyonellik ve kişiye özel planlamanın öne çıktığını söyledi. Op. Dr. Aydınlı, son yıllardaki genel eğilimlere bakıldığında estetik cerrahide en sık yapılan işlemler arasında göz kapağı estetiği, liposuction, meme estetiği ve burun estetiğinin yer aldığını belirtti. Op. Dr. Aydınlı, "Rekonstrüktif cerrahide ise tümör sonrası onarımlar, el cerrahisi vakaları, meme kanseri sonrası rekonstrüksiyonlar ve travmaya bağlı yüz kemiklerinin onarımı öne çıkıyor" diye konuştu. "Doğal görünüme yönelim artıyor" Son yıllarda "yapılmış gibi durmayan" sonuçlara olan ilginin arttığını ifade eden Op. Dr. Aydınlı, "Hastalar artık aşırı müdahalelerden uzak, yüz ve vücutla uyumlu sonuçlar talep ediyor. Fonksiyonel fayda ile estetik kazanımın bir arada olması bekleniyor. Ayrıca daha kısa iyileşme süresi olan yöntemler de tercih ediliyor" dedi. "Göz kapağı ve burun estetiği öne çıkıyor" Yüz estetiğinde en sık tercih edilen cerrahi işlemlere değinen Op. Dr. Aydınlı, "Dünya genelinde göz kapağı estetiği ilk sıralarda yer alırken, Türkiye’de burun estetiği en sık yapılan yüz estetikleri arasında bulunuyor. Bunları yüze yağ enjeksiyonları ve yüz germe ameliyatları izliyor" şeklinde konuştu. "Cerrahi ve ameliyatsız uygulamalar birlikte değerlendiriliyor" Yüz gençleştirmede cerrahi ve medikal estetik uygulamaların yaşa göre planlandığını belirten Op. Dr. Aydınlı, "Daha genç yaş grubunda ameliyatsız uygulamalar öne çıkarken, ilerleyen yaşlarda cerrahi girişimler medikal uygulamalarla desteklenebiliyor. Ancak yalnızca dolgu ile yüz germe yaklaşımı artık daha sorgulanan bir yöntem haline geldi" dedi. "Yüzle uyumlu burunlar isteniyor" Burun estetiğinin özellikle Türkiye’de en sık yapılan estetik ameliyatlardan biri olmaya devam ettiğini söyleyen Op. Dr. Aydınlı, "Ancak artık hastalar daha doğal, yüzle uyumlu burunlar talep ediyor. Aşırı kalkık veya abartılı burunlardan uzaklaşılmış durumda" ifadelerini kullandı. "Liposuctionda amaç kilo kaybı değildir" Liposuction ve karın germe ameliyatlarının hâlâ sık uygulanan işlemler arasında yer aldığını dile getiren Op. Dr. Aydınlı, şu bilgileri paylaştı: "Bu tür cerrahiler kilo verme amacı taşımaz. Amaç, vücut hatlarının daha dengeli ve uyumlu hale getirilmesidir. Kombine ameliyatlar artış gösterse de her hasta için uygun olmayabilir." "Meme estetiğinde güncel yaklaşımlar" Meme estetiğinde taleplerin değiştiğine dikkat çeken Op. Dr. Aydınlı, "Daha küçük, doğal görünümlü implantlar ya da yalnızca meme dikleştirme ameliyatlarına ilgi artıyor. Meme küçültme ameliyatlarında ise duruş bozukluğu ve sırt-boyun ağrıları önemli bir başvuru nedeni" diye konuştu. Ameliyatsız estetik uygulamalara ilginin arttığını ancak beklentilerin daha gerçekçi hale geldiğini söyleyen Op. Dr. Aydınlı, "Botoks ya da benzeri işlemler cerrahinin alternatifi değildir. Her işlem, küçük de olsa tıbbi bir müdahaledir ve bu bilinçle değerlendirilmelidir" dedi. "Gerçekçi beklenti tedavinin temelidir" Gerçekçi olmayan beklentilerle gelen hastalara yaklaşımın önemine değinen Op. Dr. Aydınlı, "Hastayla şeffaf ve empatik bir iletişim kurulmalı, tıbbi sınırlar açıkça anlatılmalıdır. Güvenli ve etik sınırların dışına çıkan taleplerde işlem yapmamak en doğru yaklaşımdır" ifadelerini kullandı.
Uzman Dr. Diribaş: "Rahim ağzı kanserinden ölüm, ancak ihmal sonucu yaşanabilir"
15 Ocak 2026 Perşembe - 09:49 Uzman Dr. Diribaş: "Rahim ağzı kanserinden ölüm, ancak ihmal sonucu yaşanabilir" Yıllık smear taramaları ve HPV testiyle erken tanı koymanın mümkün olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Kemal Diribaş, "Bu yüzyılda rahim ağzı kanserlerinden her ölen insan büyük bir ihmal sonucundandır. Herkes en az yılda bir kez pap smear taramasını öneriyoruz. 5 yılda bir de HPV taramasını öneriyoruz" dedi. Elazığ Medilines Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Kemal Diribaş, rahim ağzı kanseri hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Rahim ağzı kanseriyle oldukça sık karşılaşıldığını aktaran Diribaş, kanseri erken dönemde başlangıç aşamasındayken yakalayıp basit tedavilerle yok etme şanslarının olduğunu ifade etti. Yıllık smear taramaları ve HPV testiyle erken tanı koymanın mümkün olduğunu vurgulayan Diribaş, günümüz yüzyılında rahim ağzı kanserlerinden ölen her insanın büyük bir ihmal sonucu ölebileceğini söyledi. Kanser haftası nedeniyle rahim ağzı kanserleri hakkında bilgilendirmelerde bulunan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Kemal Diribaş, "Rahim ağzı kanserleri kadın jinekolojik kanserleri içerisinde oldukça sık karşılaştığımız bir kanser türüdür. Bu nedenle bizim poliklinik pratiğimizde oldukça önem verdiğimiz bir konudur. Karın içi bir organ olmasına rağmen gözle muayene edebilmemiz bizim açımızdan çok önemlidir. Rahim ağzı kanserlerini erken dönemde başlangıç aşamasındayken yakalayıp basit tedavilerle yok etme şansımız olduğu için önleyici anlamda çok önem vermekteyiz. Yıllık smear taramaları ve HPV testiyle erken tanı koymamız mümkündür. Bu yüzyılda rahim ağzı kanserlerinden ölen her insan büyük bir ihmal sonucundandır" diye konuştu. Yılda en az bir kez pap smear taramasını öneren Diribaş, "5 yılda bir de HPV taramasını öneriyoruz. Eğer bunlarda bir risk tespit edilirse bir ileri aşama olan kolposkopie dediğimiz ileri yöntemlerle çok erken evrede öldürücü olan rahim kanserlerini yakalama şansımız vardır. Bu nedenle herkese jinekolojik muayenelerini yaptırıp yıllık smearlarını yaptırmalarını öneriyoruz. Rahim ağzı kanserini erken aşamada yakalayamazsak ileri aşamalarda daha büyük ameliyatlara ve daha zorlayıcı olan kemoterapi ve radyoterapi ile tedavi etme durumuna geçilebiliyor. Bu nedenle mutlaka erken evrede ve yıllık smear takiplerini yaptırarak bu kanserlerde kadınların kendilerinden koruma şansları var. HPV testi pozitif çıkarsa korkmayın. Vücut HPV’nin yüzde 90-95 oranını 5 yıl içerisinde atabiliyor. Bu nedenle bende HPV çıktı diye korkmanın veya çekinmenin bir faydası olmaz. Jinekoloji doktorlarına müracaat ederek erken evrede tedavisini yaptırabilirler. Kanserden korkmayın ama takiplerini mutlaka yaptırın. Rahim ağzı kanserlerinin 30’lu yaşlarda pik yaptığı bir dönem var ama asıl 50 yaşından sonra pik yapmaktadır. Bu nedenle özellikle menapoz dönemi sonrasında yılda en az bir kez, rahim ağzı smearlarını aldırmalarını öneriyoruz" şeklinde konuştu.
87 yaşındaki hastanın karnından 4,5 kilogramlık tümör çıkarıldı
15 Ocak 2026 Perşembe - 09:49 87 yaşındaki hastanın karnından 4,5 kilogramlık tümör çıkarıldı Karın şişliği ve nefes darlığı şikayeti ile Gaziantep Şehir Hastanesi’ne başvuran yaşlı kadının karnından yapılan operasyon sonrası 4,5 kilogramlık tümör çıkartıldı. Gaziantep’te yaşayan 87 yaşındaki Safiye Özoğlu, karnında şişlik, büyüme ve nefes darlığı şikayeti ile yaklaşık iki hafta önce Gaziantep Şehir Hastanesi’ne başvurdu. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Yücel Yüksel tarafından yapılan muayene ve tetkikler sonrasında Özoğlu’nun karnında bir tümör olduğu tespit edildi. Ailenin onayının ardından Özoğlu, Doç. Dr. Yücel Yüksel tarafından yapılan operasyon sonrası karnındaki 4,5 kilogramlık tümörün alınmasıyla sağlığına kavuştu. Karnındaki şişlik ameliyattan sonra inen yaşlı kadın hastanede başarıyla gerçekleştirilen ameliyat sonrası taburcu edilecek. Operasyon hakkında bilgi veren Gaziantep Şehir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Yücel Yüksel, ameliyata aldıkları Safiye Özoğlu’nun karnındaki kitlenin başarıyla alındığını belirtti. Hastanın şişkinliğe bağlı gelişen ağrı ve nefes darlığı gibi şikayetler üzerine hastaneye başvurduğunu belirten Yüksel, "Hastayı rahatlatacak bir ilk ameliyat yapmayı planladık. Ameliyatta işler yolunda gitti. Sağ olsun Doç. Dr. Mehmet Onurgül ve Dr. Kerem Özgür ile beraber ameliyatı çok başarılı bir şekilde yaptık. Hastanın karnında yaklaşık 4,5 kilogramlık 30 santimlik bir tümörü vardı. 2,5 saatlik bir ameliyat sonrası tümörü çıkardık. Hastamız tümörden kurtuldu ve 3 gün yoğun bakımda yattı. Yine hastamız Dr. Barış bey tarafından takip edildi. Bugün 13’üncü günü ve artık yavaş yavaş gitme vakti geldi" dedi. Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. Halil Kalkan ise "Hastanemiz bünyesinde Safiye teyzemize yapılan ameliyat yaşı ve kitlenin büyüklüğü itibariyle çok özellikli ve zor bir işlemdi. Genel cerrahi kliniğimizde bu tarz işlemleri yapmak için mahir bir ekip var. Sağ olsunlar hekimlerimiz buradaki süreci yönettiler. Hekimlerin ameliyat yapmak konusunda çekincelerinin olduğu bir dönemde 87 yaşında bir hastaya bu tarz büyük bir ameliyatın yapılması bizler için de gurur verici bir durum oldu. Emeği geçen tüm hekim arkadaşlarımıza teşekkür ederiz" diye konuştu. Safiye Özoğlu’nun oğlu Beyhan Özoğlu, annesinin ameliyat sonrası rahat bir nefes aldığını belirterek operasyonu gerçekleştiren Doç. Dr. Yücel Yüksel ve ekibi ile hastane personeline teşekkür etti.
Samsun Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde implant dönemi
15 Ocak 2026 Perşembe - 09:42 Samsun Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde implant dönemi Samsun’da ağız ve diş sağlığı alanında önemli bir adım atıldı. Kamu hastanelerinde implant tedavileri resmen başlarken, vatandaşlar artık bu hizmetten kamu güvencesi altında faydalanabilecek. Samsun Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde hayata geçirilen implant uygulamalarıyla birlikte, uzun süredir planlanan altyapı çalışmaları tamamlanarak hizmete açıldı. Randevu sistemi üzerinden yürütülecek uygulamalar, uzman hekimler tarafından yapılan değerlendirmelerin ardından gerçekleştirilecek. Samsun Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi Başhekimi Cihan Kocabaş, implant tedavilerinin başlamasına ilişkin yaptığı açıklamada, "Bugün, hastanemiz ve Samsun halkı adına çok önemli bir gelişmeyi sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Uzun süredir planlanan ve altyapı çalışmaları titizlikle yürütülen implant tedavileri, bugün itibarıyla hastanemizde başarıyla başlatılmıştır. Randevu ile başvuran hastalarımızın implant talepleri, uzman hekimlerimizden oluşan kurul tarafından ayrıntılı şekilde değerlendirilmekte; uygun endikasyonu bulunan hastalarımıza randevu verilerek implant uygulamaları gerçekleştirilmektedir. Hastalarımız, MHRS üzerinden entegre hekimlerimize randevu oluşturabilmektedir. İmplant tedavileri; hem fonksiyonel hem de estetik açıdan hastalarımızın yaşam kalitesini doğrudan etkileyen, çağdaş diş hekimliğinin en önemli uygulamalarından biridir. Bu hizmetin artık hastanemizde sunuluyor olması, vatandaşlarımızın kamu güvencesi altında güvenli ve nitelikli sağlık hizmetine erişimini sağlayacaktır. Bu sürecin hayata geçirilmesinde emeği geçen başta Sağlık Bakanlığımız olmak üzere, İl Sağlık Müdürlüğümüze, hastane yönetimimize, hekimlerimize ve tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. İmplant tedavilerinin Samsun’umuza ve tüm hastalarımıza hayırlı olmasını diliyorum" dedi.
ADÜ’de sağlık çalışanlarına temel yaşam desteği eğitimi
15 Ocak 2026 Perşembe - 09:16 ADÜ’de sağlık çalışanlarına temel yaşam desteği eğitimi Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Araştırma ve Uygulama Hastanesi Radyoloji Bölümünde görev yapan sağlık çalışanlarına, kontrast madde kullanımına bağlı gelişebilecek acil durumlara karşı Temel Yaşam Desteği (CPR) eğitimi verildi. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Araştırma ve Uygulama Hastanesi Radyoloji Bölümünde görev yapan sağlık çalışanlarına yönelik Temel Yaşam Desteği (CPR) eğitimi düzenlendi. Eğitimle, kontrast madde kullanımı sırasında ve sonrasında gelişebilecek muhtemel kardiyak arrest durumlarında doğru ve etkili müdahalenin sağlanması amaçlandı. Eğitim, Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Melih Savaş tarafından teorik ve uygulamalı olarak gerçekleştirildi. Program kapsamında ani kalp durması durumunda yapılması gereken temel müdahaleler, doğru kalp masajı teknikleri ve solunum desteği uygulamaları ayrıntılı şekilde ele alındı. Eğitim süresince acil durumlarda hızlı ve doğru müdahalenin hayati önemi vurgulanırken, katılımcılar uygulamalı çalışmalarla bilgi ve becerilerini pekiştirme imkanı buldu. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Araştırma ve Uygulama Hastanesi yönetimi tarafından yapılan açıklamada, sağlık hizmetlerinin kalitesini ve hasta güvenliğini artırmaya yönelik eğitim faaliyetlerinin tüm birimleri kapsayacak şekilde düzenli olarak devam edeceği belirtildi.
Mide kanseri yıllar içinde gelişiyor, risk faktörleri ve erken belirtiler hayat kurtarıyor
15 Ocak 2026 Perşembe - 09:08 Mide kanseri yıllar içinde gelişiyor, risk faktörleri ve erken belirtiler hayat kurtarıyor Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Adnan Çalık, mide kanserinin çoğu zaman yıllar içerisinde yavaş ilerleyen ve genellikle çeşitli risk faktörlerinin birikmesiyle ortaya çıkan ciddi bir hastalık olduğunu belirtti. Trabzon İmperial Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Adnan Çalık, beslenme alışkanlıklarının mide kanseri riskini doğrudan etkilediğini belirterek, "Aşırı tuzlu, tütsülenmiş, salamura ve işlenmiş gıdalar, mideyi uzun vadede tahriş ederek riski artırır. Buna karşılık taze sebze ve meyveden fakir beslenme koruyucu etkiyi azaltır" dedi. Daha önce kanser dışı nedenlerle mide ameliyatı geçiren kişilerde de yıllar sonra mide kanseri gelişme ihtimalinin arttığına dikkat çeken Çalık, "Uzun süreli mide iltihabı, mide dokusunun incelmesi, mide iç yüzeyinde hücre değişiklikleri, mide polipleri ve özellikle pernisiyöz anemi gibi hastalıklar mide kanserine zemin hazırlayabiliyor. Daha önce kanser dışı nedenlerle mide ameliyatı geçiren kişilerde de yıllar sonra mide kanseri gelişme ihtimali artıyor" diye konuştu. "Mide kanseri çoğu zaman önlenebilir veya erken yakalanabilir bir hastalıktır" Mide kanserinin çoğu zaman önlenebilir bir hastalık olduğunu kaydeden Prof. Dr. Çalık, "Mide kanseri genellikle yıllar içinde yavaş gelişen bir hastalıktır ve çoğu zaman bazı risk faktörlerinin birikmesiyle ortaya çıkar. Toplumun bu riskleri bilmesi, erken tanı açısından büyük önem taşır. Mide kanserinin en önemli nedenlerinden biri, mideye yerleşen ’Helicobacter pylori’ adlı bakteridir. Bu bakteri uzun yıllar midede kaldığında iltihap, doku kaybı ve zamanla kansere giden değişikliklere yol açabilir. Bu nedenle mide şikâyeti olan kişilerin gerekli testleri yaptırması önemlidir. Beslenme alışkanlıkları da mide kanseri riskini doğrudan etkiler. Aşırı tuzlu, tütsülenmiş, salamura ve işlenmiş gıdalar, mideyi uzun vadede tahriş ederek riski artırır. Buna karşılık taze sebze ve meyveden fakir beslenme koruyucu etkiyi azaltır. Sigara kullanımı ve aşırı alkol tüketimi de mide kanseri riskini belirgin şekilde yükseltir. Bazı mide hastalıkları kansere zemin hazırlar. Uzun süreli mide iltihabı, mide dokusunun incelmesi, mide iç yüzeyinde hücre değişiklikleri, mide polipleri ve özellikle ’pernisiyöz anemi’ gibi durumlar risklidir. Daha önce kanser dışı nedenlerle mide ameliyatı geçiren kişilerde de yıllar sonra mide kanseri gelişme ihtimali artabilir. Aile öyküsü önemli bir faktördür. Birinci derece akrabasında mide kanseri olan kişilerde risk daha yüksektir. Kan grubu A olanlarda ve nadiren de olsa bazı kalıtsal genetik hastalıklar, genç yaşta mide kanserine yol açabilir. Mide kanseri erkeklerde, ileri yaşlarda ve düşük sosyoekonomik şartlarda daha sık görülür. Ayrıca obezite özellikle midenin yemek borusuna yakın kısmında gelişen kanserler için risk oluşturur. Sonuç olarak mide kanseri çoğu zaman önlenebilir veya erken yakalanabilir bir hastalıktır. Sağlıklı beslenme, sigaradan uzak durma, mide şikâyetlerinin ihmal edilmemesi ve risk grubundaki kişilerin düzenli kontrollerini yaptırması gerekli durumlarda endoskopi hayat kurtarıcıdır" şeklinde konuştu. "Mide kanseri erken dönemde çoğu zaman belirti vermez" Mide kanserinin erken dönemde çoğu zaman belirti vermediğini belirten Prof. Dr. Çalık, "Mide kanseri erken dönemde çoğu zaman belirti vermez ya da basit mide rahatsızlıklarıyla karışabilecek yakınmalarla seyreder. Bu nedenle hastalık genellikle geç evrede fark edilir. En sık görülen erken belirtiler arasında hazımsızlık, mide yanması, şişkinlik ve çabuk doyma yer alır. Kişi az yemekle doymaya başlar ve yemek sonrası rahatsızlık hissi yaşar. Bu şikâyetler uzun süre geçmezse dikkate alınmalıdır. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte iştahsızlık ve istemsiz kilo kaybı ortaya çıkar. Sürekli bir halsizlik, çabuk yorulma ve günlük yaşamı zorlaştıran bir güçsüzlük hissi gelişebilir. Bunun önemli nedenlerinden biri gizli mide kanamalarına bağlı oluşan kansızlıktır. Mide ağrısı, özellikle geceleri artan, künt ve sürekli bir ağrı şeklinde hissedilebilir. Bazı hastalarda bulantı ve kusma görülür; ileri evrelerde kusmukta kan veya kahve telvesi görünümü olabilir. Dışkının siyah renkte olması da mide kanamasının bir işareti olabilir. Tümör mide çıkışına yakınsa, yemeklerin midede takılıyormuş gibi hissedilmesi, aldığı besinleri içeren kusma görülebilir. Yemek borusuna yakın yerleşimlerde ise yutma güçlüğü ortaya çıkabilir. İleri evrelerde ele gelen karın kitlesi, karında sıvı birikimi, lenf bezlerinde büyüme (özellikle sol köprücük kemiği üstünde sert bezeler) ve nadiren ciltte veya göbek çevresinde sertlikler saptanabilir" ifadelerini kullandı. Ne zaman doktora başvurulması gerektiği konusunda bilgi veren Prof. Dr. Çalık, "Uzun süredir geçmeyen mide şikâyetleri varsa, açıklanamayan kilo kaybı ve iştahsızlık gelişmişse, kansızlık saptanmışsa, siyah dışkı veya kanlı kusma görülmüşse bu belirtiler her zaman mide kanseri anlamına gelmez, ancak mutlaka araştırılmalıdır. Erken tanı, mide kanserinde tedavinin başarısını belirleyen en önemli faktördür" dedi.