SAĞLIK - 15 Ocak 2026 Perşembe 09:08

Mide kanseri yıllar içinde gelişiyor, risk faktörleri ve erken belirtiler hayat kurtarıyor

A
A
A
Mide kanseri yıllar içinde gelişiyor, risk faktörleri ve erken belirtiler hayat kurtarıyor

Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Adnan Çalık, mide kanserinin çoğu zaman yıllar içerisinde yavaş ilerleyen ve genellikle çeşitli risk faktörlerinin birikmesiyle ortaya çıkan ciddi bir hastalık olduğunu belirtti.


Trabzon İmperial Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Adnan Çalık, beslenme alışkanlıklarının mide kanseri riskini doğrudan etkilediğini belirterek, "Aşırı tuzlu, tütsülenmiş, salamura ve işlenmiş gıdalar, mideyi uzun vadede tahriş ederek riski artırır. Buna karşılık taze sebze ve meyveden fakir beslenme koruyucu etkiyi azaltır" dedi.


Daha önce kanser dışı nedenlerle mide ameliyatı geçiren kişilerde de yıllar sonra mide kanseri gelişme ihtimalinin arttığına dikkat çeken Çalık, "Uzun süreli mide iltihabı, mide dokusunun incelmesi, mide iç yüzeyinde hücre değişiklikleri, mide polipleri ve özellikle pernisiyöz anemi gibi hastalıklar mide kanserine zemin hazırlayabiliyor. Daha önce kanser dışı nedenlerle mide ameliyatı geçiren kişilerde de yıllar sonra mide kanseri gelişme ihtimali artıyor" diye konuştu.



"Mide kanseri çoğu zaman önlenebilir veya erken yakalanabilir bir hastalıktır"


Mide kanserinin çoğu zaman önlenebilir bir hastalık olduğunu kaydeden Prof. Dr. Çalık, "Mide kanseri genellikle yıllar içinde yavaş gelişen bir hastalıktır ve çoğu zaman bazı risk faktörlerinin birikmesiyle ortaya çıkar. Toplumun bu riskleri bilmesi, erken tanı açısından büyük önem taşır. Mide kanserinin en önemli nedenlerinden biri, mideye yerleşen ’Helicobacter pylori’ adlı bakteridir. Bu bakteri uzun yıllar midede kaldığında iltihap, doku kaybı ve zamanla kansere giden değişikliklere yol açabilir. Bu nedenle mide şikâyeti olan kişilerin gerekli testleri yaptırması önemlidir. Beslenme alışkanlıkları da mide kanseri riskini doğrudan etkiler. Aşırı tuzlu, tütsülenmiş, salamura ve işlenmiş gıdalar, mideyi uzun vadede tahriş ederek riski artırır. Buna karşılık taze sebze ve meyveden fakir beslenme koruyucu etkiyi azaltır. Sigara kullanımı ve aşırı alkol tüketimi de mide kanseri riskini belirgin şekilde yükseltir. Bazı mide hastalıkları kansere zemin hazırlar. Uzun süreli mide iltihabı, mide dokusunun incelmesi, mide iç yüzeyinde hücre değişiklikleri, mide polipleri ve özellikle ’pernisiyöz anemi’ gibi durumlar risklidir. Daha önce kanser dışı nedenlerle mide ameliyatı geçiren kişilerde de yıllar sonra mide kanseri gelişme ihtimali artabilir. Aile öyküsü önemli bir faktördür. Birinci derece akrabasında mide kanseri olan kişilerde risk daha yüksektir. Kan grubu A olanlarda ve nadiren de olsa bazı kalıtsal genetik hastalıklar, genç yaşta mide kanserine yol açabilir. Mide kanseri erkeklerde, ileri yaşlarda ve düşük sosyoekonomik şartlarda daha sık görülür. Ayrıca obezite özellikle midenin yemek borusuna yakın kısmında gelişen kanserler için risk oluşturur. Sonuç olarak mide kanseri çoğu zaman önlenebilir veya erken yakalanabilir bir hastalıktır. Sağlıklı beslenme, sigaradan uzak durma, mide şikâyetlerinin ihmal edilmemesi ve risk grubundaki kişilerin düzenli kontrollerini yaptırması gerekli durumlarda endoskopi hayat kurtarıcıdır" şeklinde konuştu.



"Mide kanseri erken dönemde çoğu zaman belirti vermez"


Mide kanserinin erken dönemde çoğu zaman belirti vermediğini belirten Prof. Dr. Çalık, "Mide kanseri erken dönemde çoğu zaman belirti vermez ya da basit mide rahatsızlıklarıyla karışabilecek yakınmalarla seyreder. Bu nedenle hastalık genellikle geç evrede fark edilir. En sık görülen erken belirtiler arasında hazımsızlık, mide yanması, şişkinlik ve çabuk doyma yer alır. Kişi az yemekle doymaya başlar ve yemek sonrası rahatsızlık hissi yaşar. Bu şikâyetler uzun süre geçmezse dikkate alınmalıdır. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte iştahsızlık ve istemsiz kilo kaybı ortaya çıkar. Sürekli bir halsizlik, çabuk yorulma ve günlük yaşamı zorlaştıran bir güçsüzlük hissi gelişebilir. Bunun önemli nedenlerinden biri gizli mide kanamalarına bağlı oluşan kansızlıktır. Mide ağrısı, özellikle geceleri artan, künt ve sürekli bir ağrı şeklinde hissedilebilir. Bazı hastalarda bulantı ve kusma görülür; ileri evrelerde kusmukta kan veya kahve telvesi görünümü olabilir. Dışkının siyah renkte olması da mide kanamasının bir işareti olabilir. Tümör mide çıkışına yakınsa, yemeklerin midede takılıyormuş gibi hissedilmesi, aldığı besinleri içeren kusma görülebilir. Yemek borusuna yakın yerleşimlerde ise yutma güçlüğü ortaya çıkabilir. İleri evrelerde ele gelen karın kitlesi, karında sıvı birikimi, lenf bezlerinde büyüme (özellikle sol köprücük kemiği üstünde sert bezeler) ve nadiren ciltte veya göbek çevresinde sertlikler saptanabilir" ifadelerini kullandı.


Ne zaman doktora başvurulması gerektiği konusunda bilgi veren Prof. Dr. Çalık, "Uzun süredir geçmeyen mide şikâyetleri varsa, açıklanamayan kilo kaybı ve iştahsızlık gelişmişse, kansızlık saptanmışsa, siyah dışkı veya kanlı kusma görülmüşse bu belirtiler her zaman mide kanseri anlamına gelmez, ancak mutlaka araştırılmalıdır. Erken tanı, mide kanserinde tedavinin başarısını belirleyen en önemli faktördür" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bilecik Çimsa, şehitlik için 80 yıllık rezervden feragat ediyor Sabancı Holding iştiraki Çimsa, Eskişehir fabrikasının 80 yıllık hammadde ihtiyacını sağlayabilecek rezerve sahip İntikamtepe Şehitliği’ne yakın Bozüyük Beyaz Kalker Sahası’nın ruhsat iptali için gerekli işlemleri başlattı. Sabancı Holding Stratejik Yatırımlar ve Operasyonlar Başkanı ve Çimsa Yönetim Kurulu Başkanı Umut Zenar, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Beyaz kalker dediğimiz aslında beyaz çimentonun hammaddesi. Çimento şirketlerinin Türkiye’nin farklı alanlarında ruhsatlı kalker sahaları bulunur. Buradan tedarik edilen hammadde de fabrikalara taşınır; burada çimento üretiminde kullanılır. Buranın ticari olarak önemi tabii bizim Eskişehir fabrikamıza çok yakın konumda olması. Çimsa Eskişehir Fabrika ve Mersin Fabrikaları’nda yaptığı üretimle dünyanın en büyük 2. beyaz çimento üreticisi. Burada üretilen çimento ile 70’ten fazla ülkeye ihracat yapılıyor. Burası 2022 yılında ihaleye çıkarıldığında, teknik dokümanları inceledik. Çok da büyük bir rezerv söz konusu. Yaklaşık 40 milyon ton. Bu da Eskişehir Fabrikamızın ihtiyacını 80 yıl boyunca karşılayacak bir rezerv anlamına geliyor. Dolayısıyla hem fabrikamıza coğrafi olarak yakınlık hem de rezerv miktarı açısından aslında bizim için son derece stratejik bir yatırım bu saha" dedi. "Rehabilitasyon ve koruma için azami desteği vereceğiz" 2022 yılında bu sahanın işletme ruhsatını aldıklarını ifade eden Umut Zenar, "Ardından da tüm yasal süreçleri doğru şekilde, tamamen düzenlemelere uygun şekilde işlettik. ÇED ve orman izin başvuru süreçlerini sorunsuz şekilde tamamladık. Ardından onaylar tamamlandıktan sonra, geçtiğimiz aylarda tarafımıza bir tebligat yapıldı. Bu tebligatta da dendi ki; bu ruhsat alanının belli bir bölümünün SİT alanı kapsamında olduğu ilan edilmiş. Sonrasında da bu yatırımla ilgili inceleme talebinde bulunduk. Bugün itibarıyla bilirkişi raporu çıkmamasına rağmen, bu bölgenin hassasiyetini gözeterek tüm başvurularımızı geri çektik. Burada gerçekten tarihi kültürel varlıklarla ilgili bir tespit olması durumunda biz, Çimsa olarak buranın rehabilitasyonu, korunması yönünde de azami desteği vereceğiz" şeklinde konuştu. "Bu topraklardan kazandığını bu toprakların insanıyla paylaşmak’, Sabancı’nın 100 yıldır değişmeyen ana ilkesidir" Sabancı Topluluğunun temellerinin 1925 yılında Cumhuriyetin bu topraklara getirdiği güven, cesaret ve inançla temelleri atıldığını ifade eden Umut Zenar şöyle devam etti: "Sabancı’nın hikayesi aslında bir Cumhuriyet hikayesidir. Ve bu hikâyenin var olmasını sağlayan, bu toprakları canı pahasına kahramanca savunan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve onun yüz binlerce silah arkadaşıdır. Dolayısıyla, ne Sabancı, ne Çimsa, ne de Cumhuriyet değerlerini pusula kabul etmiş herhangi bir Topluluk şirketimiz, şehitlerimizin aziz hatırasına gölge düşürecek bir aksiyon içerisinde olmaz. Bu bizim kırmızı çizgimizdir. Çünkü bizim tek önceliğimiz Türkiye’dir. Hiçbir yatırım, ticari fayda; bu önceliği değiştiremez. ‘Bu topraklardan kazandığını bu toprakların insanıyla paylaşmak’, Sabancı’nın 100 yıldır değişmeyen ana ilkesidir. Bu, Sabancı’nın var oluş amacıdır." "Hiçbir fayda şehitlerimizin aziz hatırasının üzerinde değil" Umut Zenar sözlerini şöyle noktaladı: "Son günlerde bu konuda kamuoyunda oluşan hassasiyeti faaliyetlerimizi sınırlayan bir engel olarak değil; aksine ülkemizin ve insanımızın toplumsal birlikteliğinin simgesi, bize bugünleri armağan edenleri el üstünde tutma kültürünün çok değerli bir parçası olarak görüyoruz. Bu hassasiyeti sonuna kadar da paylaşıyoruz. Şunun altını kalın çizgilerle çiziyorum. Hiçbir fayda şehitlerimizin aziz hatırasının üzerinde değil. Bu vesileyle, bir kez daha Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, onun silah arkadaşlarının, tüm kahraman şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Ruhları şad olsun. Bu topraklar onların bize emaneti. Biz de tüm gücümüzle bu emanete sahip çıkmaya devam edeceğiz."
Ankara Geçen yıl standarda uymayan yapı malzemeleri için 154.5 milyon lira ceza uygulandı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2025 yılında yapı malzemeleri üreten firmalara yönelik 23 bin 425 denetim gerçekleştirdi. Denetimlerde standartlara aykırı üretim yapan firmalara 154.5 milyon lira ceza kesildi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, yapı malzemeleri sektöründe ürün güvenliğini sağlamak amacıyla Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü koordinasyonunda 81 ilde görev yapan Piyasa Gözetimi ve Denetimi (PGD) personeli ile birlikte denetimlerini yıl boyunca sürdürdü. Hazır beton, betona ilişkin malzemeler, kagir birimler, ısı ve su yalıtım malzemeleri, sıhhi tesisat gereçleri, yer döşemeleri, plastik boru sistemleri, kapı ve pencereler, sabit yangın söndürme sistemleri, kablolar ve yapıştırıcılar gibi birçok ürün grubuna yönelik toplam 23 bin 425 denetim yapıldı. Denetimlerde ürünlerden deney standartlarına uygun yöntemlerle numuneler alınarak, analiz edilmek üzere laboratuvarlara gönderildi. İncelemelerde hem teknik dosyalarda hem de test ve deney sonuçlarında belirlenen aykırılıklarla ilgili toplam 686 uygunsuzluk belirlendi. Mevzuata aykırı üretim yapan firmalara toplam 154 milyon 563 bin 468 lira ceza uygulandı. En fazla denetim, Ankara, İstanbul, Samsun, Antalya ve Konya’da yapıldı. 207 yeni denetçiye eğitim Bakanlık, 2025 yılının temmuz ve eylül aylarında 81 ilde 207 denetçiye eğitim vererek belgelendirdi. Yeni denetçilerle birlikte denetim faaliyetleri bu yıl da sürdürülecek.
Aydın Doğaseverler Yılancıburnu’nun önemine dikkat çekti Türkiye’nin önemli kıyı kentlerinden Kuşadası’nda yer alan Yılancıburnu Koyu, hem doğal zenginliği hem de arkeolojik değeriyle dikkat çekerken, EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü; "Yılancıburnu doğal ve kültürel kaynak değerleri açısından çok önemli bir alan" dedi. Aydın’da tarihin ve ekosistemin korunması adına önemli çalışmalar yürüten Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) hem arkeolojik hem de denizel biyoçeşitlilik açısından zengin türlere ev sahipliği yapan Kuşadası ilçesindeki Yılancıburnu Koyu’nun önemine dikkat çekti. Kuşadası’nın önemli arkeolojik alanlarından bir tanesi olan arazide kurtarma kazıları haricinde sistemli bir kazı çalışmasının yapılmadığı bilinirken, bölgede son olarak Roma Dönemi’ne ait olduğu değerlendirilen bir postament (kaide altlığı) bulundu. Hacıfeyzullah Mahallesi sınırları içerisinde, 1. Derece Arkeolojik Sit alanı kapsamında yer alan Yılancıburnu sahil bandında, denizin yaklaşık 1,5 metre derinliğinde tespit edilen mermer postamentin, güvenlik riski nedeniyle koruma altına alınarak, Aydın Arkeoloji Müzesi bahçesine taşındı. "Doğal ve kültürel değerleri açısından çok önemli bir alan" Yaklaşık 40 santimetre yüksekliğinde ve 37 santimetre genişliğinde olan postamentin ile birlikte bölgenin Geç Kalkolitik Çağ’dan başlayarak Bizans Dönemi’ne kadar iskan gördüğünün tespit edildiğini ifade eden EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü; "Kuşadası Yılancıburnu mevkiinde bir postament bulundu. Taşjnabilir olduğundan herhangi birinin götürmemesi için Aydın Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu’na bildirdik. Daha sonra güvenlik riski nedeniyle müze uzmanları buraya gelerek, bu eseri Aydın Arkeoloji Müzesi’nin bahçesine taşıdılar. Kuşadası’nın içinde bulunan Yılancıburnu doğal ve kültürel kaynak değerleri açısından çok önemli bir alan. Geçtiğimiz yıl da genç erkek heykel olan Kouros Torsosu, dalgaların kıyıyı aşındırmasıyla bulunmuştu. 1982 yılında da yapılan kurtarma kazılarında genç bir kadın heykeli olan Kore bulunmuştu ve Efes Müzesi’ne taşınmıştı. Yani burada kapsamlı bir kazı çalışması yapılmadan bile çok önemli eserler meydana çıkıyor. Bir kazı yapıldığı takdirde önemli yapıların çıkacağını tahmin ediyoruz. Burası sadece kültür varlıkları açısından değil, aynı zamanda denizel biyoçeşitlilik açısından da çok zengin kaynaklara sahip. Kentin içinde hem doğal hem kültürel zenginlikler ile dolu bu alan Kuşadası’na büyük bir değer katıyor. Bu nedenle bölgenin geleceğe sağlıklı bir şekilde taşınması için herkese görev düşüyor" dedi.
Sivas Başkan Uzun: "DMA odaları sayesinde 57 milyon lira tasarruf sağladık" Sivas Belediyesi, içme suyu şebekesinde kayıp ve kaçakları azaltmak, basıncı kontrol altına almak ve su tasarrufu sağlamak amacıyla hayata geçirilen DMA (District Metered Area – İzole Alt Bölge) sisteminin tanıtımını yaptı. Kurulan DMA odaları sayesinde saniyede 98,5 litre su tasarrufu sağlanırken, arıza oranlarında da yüzde 30’a varan düşüş elde edildi. Sivas Belediyesi Su ve Kanalizasyon İşleri Müdürlüğü (SİBESKİ), içme suyu altyapısında önemli bir dönüşüm sağlayan DMA (District Metered Area – İzole Alt Bölge) sistemine ilişkin basın mensuplarıyla bilgilendirme toplantısı düzenledi. Toplantıda, sistemin çalışma prensipleri ve Sivas’a sağlayacağı katkılar yapılan sunumla anlatıldı. Hayata geçirilen, tamamen yerli ve milli yazımla üretilen DMA sistemi ise içme suyu şebekesinin belirli alt bölgelere ayrılarak her bölgenin ayrı ayrı ölçülmesini, izlenmesini ve kontrol edilmesini sağlıyor. Bu sistem sayesinde şebekedeki basınç dengeleniyor, su kayıp ve kaçakları daha hızlı tespit ediliyor, arızaların sayısı azalıyor ve gereksiz su tüketiminin önüne geçiliyor. Aynı zamanda SCADA sistemiyle entegre çalışan DMA odaları, anlık veri takibi yapılarak suyun nerede, ne kadar ve nasıl kullanıldığının net bir şekilde görülmesine imkân tanıyor. Böylece hem su kaynakları korunuyor hem de ciddi bir ekonomik tasarruf sağlanıyor. Sunumun ardından konuşan Sivas Belediye Başkanı Adem Uzun, göreve geldikleri ilk günden itibaren su yönetimiyle ilgili ciddi eksiklikler tespit ettiklerini ifade etti. Başkan Uzun, "Geldiğimiz ilk gün baktığımızda barajdan çıkan ve depolardan çıkan suyu görebiliyorduk ancak depolara giren suyu bazı noktalarda göremiyorduk. Şebekelerle ilgili ise elimizde sağlıklı bir veri yoktu. Sadece sınırlı noktalarda debimetre ölçümleri yapılıyordu" dedi. Bu eksiklikler üzerine SCADA çalışmalarına ağırlık verdiklerini belirten Uzun, "Planladığımız 36 DMA odasından şu ana kadar 11’ini kurduk. Bu odalar sayesinde öncelikle basıncı kontrol edebilir hale geldik. Basınç kontrolüyle birlikte hatlardaki yük azaldı ve patlak sayılarında yaklaşık yüzde 30 oranında düşüş sağladık. Bu da hem zamandan hem de sudan tasarruf anlamına geliyor" diye konuştu. Gece yapılan dinlemelerle kayıp ve kaçakların tespit edildiğini belirten Başkan Uzun, "Daha önce basınç kontrolü olmadığı için su çok hızlı akıyordu. DMA odaları kurduğumuz bölgelerde basıncı dengeleyerek gereksiz su akışının önüne geçtik ve buradan da önemli bir tasarruf elde ettik. 42 noktada kayıp ve kaçak tespit ettik. Bu çalışmalardan saniyede 21 litre su kazancı sağladık. SCADA ile birlikte yürüttüğümüz diğer çalışmalarla da saniyede 77,5 litre tasarruf elde ettik. Toplamda saniyede 98,5 litre su tasarrufu sağladık. Bunun bugünkü rakamsal karşılığı yaklaşık 57 milyon liradır" dedi. "2027 yılında tamamını tamamlamayı planlıyoruz" Şarkışla’nın tamamına yetecek kadar su tasarrufu sağladıklarını söyleyen Uzun, "Şehrimizin en büyük mahallesi olan Şeyh Şamil Mahallesine yetebilecek bir tasarruf sağladık. Hatta ilçeleri söyleyecek olursam, Şarkışla’ya yetebilecek kadar bir suyu biz bu sene tasarrufla elde ettiğimizi ifade etmek istiyorum. Tabii biz aboneleri, hatları, abonelerin durumu, tüketimleri, hatlardaki su oranların hepsini SCADA ile birlikte görmeye başladık. Tamamladığımız zaman biz onun 2027 yılında tamamlamayı planlıyoruz. Bitirdiğimiz zaman 36 tane DMAodasıyla birlikte aslında bizim sudan sadece SCADA’DAN hedeflediğimiz tasarruf saniyede 200 litre olacak. Bu da baktığımız zaman bizim Pusat’tan aldığımız senelik suyun yaklaşık yüzde 70-75 oranına tekabül ediyor. Bu da bize büyük bir kar sağladı " şeklinde konuştu.