SAĞLIK
17 Mart 2026 Salı - 15:19 ’Lejyoner Hastalığı Kontrol Programı Eğitimi" düzenlenecek Akciğerlerde ciddi enfeksiyonlara sebep olan lejyoner hastalığına karşı farkındalığın artırılması ve konaklama birimlerinde su sistemlerinin güvenli yönetiminin sağlanması amacıyla, Afyonkarahisar İl Sağlık Müdürlüğü tarafından "Lejyoner Hastalığı Kontrol Programı Eğitimi" düzenlenecek. Gerçekleştirilecek eğitim programıyla ilgili kurumdan yapılan yazılı açıklamada, "Lejyoner hastalığı, ülkemizde bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalıklar arasında yer almaktadır. Bu çerçevede konaklama birimlerinin, su sistemlerinde legionella bakterisinin çoğalmasını önlemeye yönelik gerekli tedbirleri alması ve bu süreçleri eğitimli sorumlu personel aracılığıyla yürütmesi zorunludur. Eğitim programı, konaklama birimlerinde görev alacak sorumlu personelin mevzuat, risk değerlendirmesi ve su yönetimi planları konularında bilgi ve yetkinliğini artırmayı hedeflemektedir. Eğitim 2 yapılacak olup, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Eğitim Salonunda gerçekleştirilecektir. Eğitime, otel, motel, tatil köyü, misafirhane, kaplıca, huzurevi, alışveriş merkezi gibi su sistemlerinin yoğun kullanıldığı konaklama ve toplu kullanım alanlarından başvurular kabul edilecektir. Yataklı tedavi kurumlarının başvuruları ise resmi yazışma yoluyla alınacaktır. Eğitime katılacak personelin en az lise mezunu olması gerekmekte olup, katılım sağlayacak kişilerin ilgili mevzuat gereği eğitim almış sorumlu personel olarak görevlendirilmesi öngörülmektedir" ifadelerine yer verildi. Öte yandan, lejyoner hastalığının genellikle klimalar, jakuziler ve su sistemlerinden solunum yoluyla bulaşan ciddi bir akciğer enfeksiyonu olduğu belirtildi.
17 Mart 2026 Salı - 14:56 Sağlık-Sen’den tıp bayramında birlik mesajı Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanlığı Cizre ilçe ve işyeri temsilcileri tıp bayramının hafta sonuna denk gelmesinden dolayı ilk mesai gönünde hazırladıkları karanfilleri tüm sağlık çalışanlarını gözeterek birlik ve beraberlik şiarıyla kutladı. Sağlık-Sen Cizre Devlet Hastanesi İşyeri Temsilcisi Mehmet Budak, Cizre ilçe temsilcisi, kadınlar komisyonu ilçe temsilcisi ve gençlik kolları ilçe temsilcisi ile birlikte Cizre Devlet Hastanesinde görev yapan Sağlık çalışanlarına karanfil dağıttı. "Sağlık çalışanlarının hak ve hukuku gözetmenmelidir" Sağlık Sen Cizre Devlet Hastanesi İşyeri Temsilcisi Mehmet Budak, icap nöbeti tutan ancak bu nöbetin ücretini alamayan, malpraktis uygulamasındaki eksiklikler nedeniyle mağdur olan, görevi sırasında şiddete maruz kalan hatta hayattan koparılan sağlık çalışanlarının haklarının mutlaka korunması gerektiğini söyledi. Budak, "Bu konularda sağlık çalışanlarının yetkili sendikası Sağlık-Sen olarak üzerimize düşen her türlü görevi yapacağımızın bilinmesini isteriz. Unutulmamalıdır ki sağlık hizmeti bir ekip işidir. 14 Mart’ın sağlık çalışanları için gerçek bir bayram havasında geçmesi için çalışanlarımızın beklentilerini gerçek anlamda karşılayan açıklamalar yapılması, sorunların çözümü için somut adımlar atılmalıdır" dedi. Karanfil dağıtımına Sağlık-Sen İlçe Temsilcisi Veli Özalp, İşyeri Temsilcisi Mehmet Budak, İlçe Gençlik Kolları Temsilcisi Fikret Sarak, Kadınlar Komisyonu İlçe Temsilcisi Serpil Akcan katıldı.
17 Mart 2026 Salı - 14:30 Fatih Altaylı’nın doktorundan açıklama: "Her iki tümöre yönelik aynı seansta sorunsuz tedavi gerçekleştirildi" Beyin ve Hipofiz Cerrahı Prof. Dr. Türker Kılıç, Gazeteci Fatih Altaylı’nın tedavi sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, "Hastamızın detaylı MR’larında varlığını bildiğimiz 25 mm’lik menengiomaya ilaveten yeni bir 15 mm civarında meningiomanın daha oluşmuş olduğu saptandı. Ve her iki tümöre yönelik bu sabah aynı seansta tedavi gerçekleştirildi. Tedavi sorunsuz gerçekleşti. Kendisi tedavi sonrası taburcu edildi" dedi. Dün tarihçi İlber Ortaylı’nın cenazesine katılan Gazeteci Fatih Altaylı, bugün sabah saatlerinde ameliyata alındı. Altaylı’nın planlı bir operasyon geçirdiği ve işlemin 2,5 saat sürdüğü belirtildi. Fatih Altaylı’nın tedavi sürecine ilişkin Beyin ve Hipofiz Cerrahı Prof. Dr. Türker Kılıç tarafından yapılan açıklamada, "Hastamız Fatih Altaylı’nın daha önce varlığı bilinen, yaklaşık 25 mm civarında meningioma adını verdiğimiz iyi huylu bir urunun varlığı biliniyordu. Tümörün son yıllarda bir miktar büyümesi sebebiyle kendisine bugün için bir tedavi planlaması yapılmıştı. Bu sabah Gamma Knife Işın Cerrahisi Tedavisi’nin yapılabilmesi açısından çekilen detaylı MR’larında varlığını bildiğimiz 25 mm’lik menengiomaya ilaveten yeni bir 15 mm civarında meningiomanın daha oluşmuş olduğu saptandı. Ve her iki tümöre yönelik bu sabah aynı seansta tedavi gerçekleştirildi. Tedavi sorunsuz gerçekleşti. Herhangi bir problemle karşılaşılmadı. Kendisi tedavi sonrası taburcu edildi. Tedavi edilen her iki iyi tümör, önümüzdeki bir yıllık süre içerisinde küçülerek aktif olmayan hale gelecek" ifadelerini kullandı.
Nadir görülen hastalığa yakalanmıştı, başarılı ameliyatların ardından sağlığına kavuştu
16 Ocak 2026 Cuma - 13:51 Nadir görülen hastalığa yakalanmıştı, başarılı ameliyatların ardından sağlığına kavuştu Bingöl’de 2 yıl önce otoimmün miyelit tanısıyla Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesine sevk edilen 14 yaşındaki Aziz Enül, yapılan başarılı tedavilerin ardından 2 yılın sonunda destekli bir şekilde yürümeye başladı. Bingöl’de 2 yıl önce nadir görülen otoimmün miyelit (Omurilik iltihaplanması) tanısı koyulan 14 yaşındaki Aziz Enül Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesine sevk edildi. Hastaneye yatışından sonra solunumu duran hastanın bir süre sonra doktorlar tarafından tedavi için akciğerinin bir lobu alındı. Enül, hastanede bulunan ileri düzey laboratuvar ve multidisipliner sağlık hizmetleriyle 1 yıl boyunca solunum cihazına bağlı olarak hayata tutundu. Hasta, hekimler tarafından yoğun ve titizlikle yürütülen medikal tedavinin yanı sıra, kapsamlı fizik tedavi ve rehabilitasyon programları da aldı. Alanında uzman hekimler, fizyoterapistler, yoğun bakım hemşireleri ve rehabilitasyon ekibinin koordineli çalışması sayesinde hastada aşamalı fakat istikrarlı bir iyileşme gözlemlenmeye başlandı. Başarılı tedavilerin ardından 14 yaşındaki Enül, öncelikle mekanik solunum desteğinden ayrıldı, yeniden konuşma yetisini kazandı ve destekle ayakta durmaya başladı. Hastanede 2 yıl boyunca omurilik iltihabı tedavisi gören Aziz Enül, sedyeyle geldiği hastaneden destekli bir şekilde yürüyerek çıkmanın mutluluğunu yaşadı. "Türkiye’deki 2 veya 3’üncü hastaydı" Hastanın yaklaşık 2 yıl önce Bingöl’den ani solunum ve kalp durması şikayetiyle Çocuk Yoğun Bakım Ünitesine sevk edildiğini aktaran Çocuk Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Serkan Kırık, "Hastanemizin kendi imkanlarıyla beraber oldukça nadir görülen Anti GAD otoimmün miyeliti tanısı aldı. Tanı aldığı zaman Türkiye’deki 2 veya 3’üncü hastaydı. Buna bağlı olarak yoğun bakımda detaylı tedavisi başladı. Bu süreçte 2 kez solunumu durdu ve akciğerinin bir kısmı alındı. Boğazı delinerek ev tipi solunum cihazıyla hasta taburcu edildi. Sonrasındaki süreçte hasta fizik tedavi ünitemizle beraber yoğun imminoterapi dediğimiz bağışıklık sistemini düzenleyen ilaçlarla beraber takip edilerek tedavisi sağlandı. Sonraki süreçte hastanın öncelikle solunum cihazından kurtulması daha sonraki süreçte ise konuşması ve kendiliğinden beslenmesi sağlandı. Daha sonraki süreçte ise, hasta destekli yürüyebilir hale geldi. Bu tabii oldukça nadir bir hastalık. Hem solunum fonksiyonlarını hem de hayati önemi arz etmesi bakımından akut güçsüzlükle gelen hastalarda hastanemiz fizik tedavisiyle, laboratuvarıyla ve servislerdeki sağlanan imkanlarla hastanın takibini tek başına üstlenebilmişti. Bu açıdan Türkiye’de bu tedaviyi sağlayan az klinikten birisiyiz. Aynı zamanda Elazığ Türkiye’de 15 tane bulunan norömskiler hastalık illerine sahip illerden biri olarak yer almaktadır. Çoğu büyükşehirde olmayan imkan ilimizde ve kliniğimizde bulunduğu için de oldukça şanslıyız" dedi. Hastaya erken dönemlerde önce yatak rehabilitasyonu ile başladıklarını aktaran Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Nevsun Pıhtılı Taş, "Daha sonraki süreçte Çocuk Nöroloji kliniğiyle beraber rehabilitasyon sürecini devam ettirdik. Hastayı ilk devraldığımızda konuşması yoktu, yutma güçlüğü vardı ve oturamıyordu. Yoğun bakım sürecini ve geçirdiği hastalığa bağlı bir takım eklemlerde ve kaslarda spastisiteleri mevcuttu. Eklem hareket açıklıklarını tam sağlayamıyorduk. Rehabilitasyon ünitemize sağlarken beraberinde gerekli olan spastisite tedavilerini yaptık. Bu tedavileri medical ilaç ve botilinum toksini enjeksiyonlarıyla hastamızın spastisitesini çözdük. Bütün bu komplikasyonları geri plana çektiğimizde hastamızı şu anda destekle de olsa mobilize olabilir duruma getirdik. Kendi başına oturabiliyor, yiyebiliyor ve konuşabiliyor. Yutma güçlüğünü aştık. Amacımız günlük yaşamını tek başına idame ettirebileceği pozisyona getirebilmektir. Şu anki süreci bizleri mutlu ediyor" ifadelerini kullandı. Sedyeyle geldiği hastaneden destekli bir şekilde yürüyerek çıkmanın mutluluğunu yaşayan Aziz Enül ise "Hocalarımı çok seviyorum. İyi ki varlar. Evime gideceğim için çok mutluyum" ifadelerini kullandı.
Selçuk Üniversitesine 800 yataklı yeni hastane
16 Ocak 2026 Cuma - 13:25 Selçuk Üniversitesine 800 yataklı yeni hastane Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Yeni Bina Projesi, 2026 Yatırım Programı’na alındı. Resmi Gazete’de yayımlanan proje kapsamında 120 bin metrekare kapalı alana sahip, 800 yataklı modern bir hastane binası inşa edilecek. Selçuk Üniversitesi; sağlık alanındaki güçlü konumunu daha ileriye taşımak, Konya ve bölgenin artan sağlık ihtiyacına kalıcı ve nitelikli çözümler üretmek amacıyla kapsamlı bir dönüşüm sürecine giriyor. Yeni hastane binası; ileri teknoloji tıbbi cihazlarla donatılmış, dijital sağlık altyapısı güçlü, hasta güvenliği ve konforunu merkeze alan, aynı zamanda sağlık çalışanlarının verimliliğini artıracak şekilde tasarlanacak. Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, Tıp Fakültesi Hastanesinin bugün geldiği noktada bölgenin en önemli sağlık merkezlerinden biri olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Yılmaz, "Tıp Fakültesi Hastanemiz, 2025 yılında yaklaşık 1,5 milyon hastaya poliklinik hizmeti verilen ve 150 bin ameliyatın gerçekleştirildiği güçlü bir sağlık hizmeti potansiyeline sahiptir. Yeni hastane binamızla birlikte bu kapasiteyi daha da artıracak; tanı, tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinde güncel, yenilikçi ve ileri teknolojik sağlık hizmetlerini daha etkin biçimde sunacağız. Bu yatırım, Konya’nın sağlık alanındaki bölgesel merkez olma konumunu daha da pekiştirecektir" ifadelerini kullandı. Yeni hastane binasının 120 bin metrekare kapalı alanda 800 yatak kapasitesiyle planlandığını belirten Prof. Dr. Yılmaz, "Bu stratejik sağlık yatırımının 2026 Yatırım Programı’na alınmasını sağlayan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı sunuyorum. Aynı şekilde sürece katkı sunan tüm siyasi iradeye, ilgili bakanlıklara, bürokratlarımıza, milletvekillerimize ve bu büyük dönüşüm sürecine destek veren Üniversitemizin tüm akademik ve idari personeline, sağlık çalışanlarımıza ve paydaşlarımıza da teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Yeni hastane binasının tamamlanmasıyla birlikte Konya ve çevre illerde yaşayan vatandaşların nitelikli, erişilebilir ve çağdaş sağlık hizmetlerine ulaşımı önemli ölçüde kolaylaşacak; Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi sağlıkta referans merkezlerden biri olma konumunu daha da güçlendirecek.
Serviks kanseri erken teşhis ile önlenebilir
16 Ocak 2026 Cuma - 12:07 Serviks kanseri erken teşhis ile önlenebilir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Burak Akselim, Ocak ayının Serviks Kanseri Farkındalık Ayı olması dolayısıyla kadın sağlığında erken tanı ve korunmanın hayati önemine dikkat çekti. Serviks (rahim ağzı) kanseri, büyük oranda önlenebilir ve erken evrede tespit edildiğinde tedavi başarısı oldukça yüksek olan kanser türlerinden biridir. Medicana Bursa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr.Mustafa Burak Akselim serviks kanserlerinin neredeyse tamamına yakınının Human Papilloma Virüsü’nün (HPV) yüksek riskli tipleriyle ilişkili olduğunu belirterek şu bilgileri paylaştı: "HPV enfeksiyonu oldukça yaygındır ve çoğu zaman bağışıklık sistemi tarafından temizlenir. Ancak virüsün vücutta kalıcı olması durumunda, yıllar içinde serviks kanserine giden hücresel değişiklikler ortaya çıkabilir. Bu noktada düzenli tarama ve aşılama hayati rol oynar." Belirtiler göz ardı edilmemeli Serviks kanseri erken evrede genellikle belirti vermeyebileceğini belirten Akselim, "Ancak adet dışı veya cinsel ilişki sonrası kanama, menopoz sonrası kanama, kötü kokulu ya da kanlı vajinal akıntı gibi şikâyetlerin mutlaka jinekolojik değerlendirme gerekir. bu belirtilerin farklı jinekolojik hastalıklarda da görülebileceğini ancak kesin teşhis için uzman muayenesinin şart" dedi. Düzenli tarama hayat kurtarıyor Türkiye’de 30-65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir HPV DNA testi ile tarama önerildiğini hatırlatan Doç. Dr. Mustafa Burak Akselim, smear ve HPV testlerinin kanser gelişmeden önce hücresel değişikliklerin tespit edilmesini sağladığını belirtti: "Tarama programları sayesinde serviks kanseri oluşmadan önlenebilir ya da çok erken evrede yakalanarak başarılı şekilde tedavi edilebilir. HPV aşısı serviks kanserine karşı en etkili korunmadır. Uygun yaş grubunda yapılan aşının tarama programlarıyla birlikte ele alındığında toplum genelinde hastalık yükünü ciddi oranda azalttığı görülmüştür. Erken teşhis yalnızca hayat kurtarmaz, kadınların hayat kalitesini de korur. Ocak ayı, bu konuda farkındalık oluşturmak ve tüm kadınları düzenli taramaya davet etmek için önemli bir fırsattır."
Voleybol maçında anlamlı çağrı: Rahim ağzı kanserine karşı tribünler konuştu
16 Ocak 2026 Cuma - 11:52 Voleybol maçında anlamlı çağrı: Rahim ağzı kanserine karşı tribünler konuştu Medicana Sağlık Grubu; Fenerbahçe Medicana Kadın Voleybol Takımı’nın CEV Kadınlar Şampiyonlar Ligi B Grubu maçında, İtalya temsilcisi Igor Gorgonzola Novara ile gerçekleştirdiği karşılaşmada, rahim ağzı kanserine karşı toplumsal bilinci artırmaya yönelik bir adım attı. Sporun birleştirici gücünden ilham alan etkinlikte, tribünlerde açılan ‘Rahim Ağzı Kanserine Karşı Hadi Kızlar Savunmaya’ yazılı pankartla yüzlerce taraftara erken tanı ve korunmanın önemi hakkında mesaj verildi. Medicana International İstanbul, Ataköy, Çamlıca, Kadıköy ve Zincirlikuyu hastanelerinin uzman hekimleri ve çalışanları, İstanbul Burhan Felek Vestel Voleybol Salonu’nda CEV Kadınlar Şampiyonlar Ligi kapsamında oynanan Fenerbahçe Medicana - Igor Gorgonzola Novara maçında 1-31 Ocak Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı’na dikkat çekti. Sporun birleştirici gücünden ilham alan bu etkinlikte, tribünlerde açılan "Rahim Ağzı Kanserine Karşı Hadi Kızlar Savunmaya" yazılı pankartla, yüzlerce taraftara düzenli taramaların önemine dair mesaj verildi. Tribünde farkındalık bandosu Kadın sporcuların sahadaki mücadelesiyle eş zamanlı olarak verilen bu mesajla, erken tanı ve korunmanın önemine dikkat çekilirken tribünlere gelen öğrenci bando takımı enerjik performansıyla salonu ayağa kaldırıp farkındalık mesajının büyük bir kitleye ulaşmasına katkı sağladı. Uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir Etkinliğe ilişkin değerlendirmede bulunan Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Suat Süphan Erşahin, rahim ağzı kanserinin en sık HPV virüsüyle ilişkili görülen jinekolojik bir kanser olduğunu söyleyerek, "Özellikle 30-50 yaş arası, cinsel olarak aktif kadınlarda daha sık karşımıza çıkar. Erken dönemde belirti vermemesi, hastalığın en önemli risklerinden biridir" dedi. Op. Dr. Sevde Çetinkaya ise bu hastalıkla ilgili, "Rahim ağzı kanseri uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir. İleri evrelerde adet dışı kanamalar, ilişki sonrası kanama, kasık ağrısı ve anormal vajinal akıntılar görülebilir. Bu belirtiler ortaya çıktığında hastalık çoğu zaman ilerlemiş olabilir" ifadelerini kullandı. Önlenebilir kanserler arasında yer alıyor Doç. Dr. Cihan Karadağ, "Bir hekim olarak şunu çok net söyleyebilirim; rahim ağzı kanseri, düzenli tarama ve HPV aşısı sayesinde büyük ölçüde önlenebilen bir hastalık. Buna rağmen hâlâ pek çok kadın geç tanı alıyor. Oysa kendiniz için ayıracağınız birkaç dakika, çocuklarınız, sevdikleriniz ve hayalleriniz için çok büyük bir adım. Bugün atacağınız küçük bir adım, yarın tüm hayatınızı koruyabilir" derken, Op. Dr. Murat Koç ise "Rahim ağzı kanseri önlenebilir kanserler arasında yer alır. Düzenli smear ve HPV testleri sayesinde hastalık henüz oluşmadan ya da çok erken evrede saptanabilir. HPV aşısının özellikle ilk cinsel temastan önce yapılması, koruyuculuğu belirgin şekilde artırır" şeklinde görüş verdi. Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Nilay Şengül, "Erken tanı konulan rahim ağzı kanserinde tedavi son derece yüz güldürücüdür. Günümüzde yalnızca hastalıklı dokunun çıkarılmasıyla, doğurganlık korunarak tedavi mümkün olabilmektedir. Tedavilerde ise cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi birlikte gerekebilir" diye konuştu. Kaptan Eda Erdem’den farkındalık mesajı Fenerbahçe Medicana Kadın Voleybol Takım Kaptanı Eda Erdem Dündar, maç sonunda rahim ağzı kanseri farkındalığına dikkat çekerek "Rahim ağzı kanseri erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen ve aşılarla önlemi alınan bir hastalık. Düzenli taramalar çok önemli. Bu nedenle rutin doktor kontrollerini yaptırarak önlem almak gerekmektedir" dedi. Fenerbahçe Medicana Kadın Voleybol Takımı’nın Liberosu Gizem Örge ise, "Sahada nasıl savunma yapıyorsak, sağlığımızı da aynı kararlılıkla savunmalıyız. Rahim ağzı kanseri erken tanıyla önlenebilir bir hastalıktır. Tüm kadınları kontrollerini yaptırmaya ve sağlıklarını ertelememeye davet ediyoruz" şeklinde konuştu. Takımın pasörü Arelya Karasoy "Güçlü kadınlar sahada olduğu kadar hayatın içinde de bilinçli olmalı. Rahim ağzı kanserine karşı atılacak en önemli adım düzenli kontrollerdir" ifadelerini kullandı.
Sağlık çalışanlarına mektuplu kanser tarama hatırlatması
16 Ocak 2026 Cuma - 11:51 Sağlık çalışanlarına mektuplu kanser tarama hatırlatması SAMSUN (İHA) – Serviks kanseri farkındalık ayı etkinlikleri kapsamında Samsun İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı tarafından örnek bir farkındalık çalışmasına imza atıldı. Sağlık müdürlüğü bünyesinde farklı birimlerde görev yapan 372 personele, kişiye özel hazırlanan mektuplarla kanser taraması hatırlatması yapıldı. Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Kanser Birimi tarafından hazırlanan ve Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Duygu Erol Suvacı ile kanser birimi çalışanları tarafından tek tek dağıtılan mektuplarda; serviks kanseri taramasını yaptıran personele teşekkür edilirken, taramasını yaptırmayan ya da zamanı gelen çalışanlara tarama hatırlatması yapıldı. "Seni bahanelerin değil, tercihlerin korur" Yapılan çalışma hakkında bilgi veren Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Duygu Erol Suvacı, "Kanser taramalarının zamanında yapılması, erken teşhis ve tedavi için büyük önem arz ediyor. Erken teşhis için de mutlaka kanser taramalarının zamanında ertelenmeden yapılması, bu anlamda herkeste bir farkındalık oluşturulması gerekiyor. Biz de Samsun İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı olarak öncelikle farkındalığın kendimizden başlaması ve çevreye yayılması düşüncesiyle, ‘Seni Bahanelerin Değil, Tercihlerin Korur’ mottosuyla müdürlük bünyesindeki kurumlarda görev yapan çalışanlarımıza ulaşmayı, serviks kanseri taramalarını hatırlatmayı hedefledik. Bu amaçla kanser tarama birimimiz, serviks kanseri farkındalık ayın nedeniyle, 30-65 yaş arası kadın çalışanlarımızın verilerini tek tek tarayarak tarama yaptırıp yaptırmadıklarını belirledi ve tarama durumlarına göre 3 ayrı mektup hazırladı. Mektuplarda zamanında kanser taraması yaptıran çalışanlarımıza teşekkür ettik, henüz taramasını yaptırmayan ya da daha önce yaptırmış ama tarama tekrarına gelmeyen çalışanlarımıza da tarama zamanlarını geldiğini hatırlattık. Tüm çalışanlarımıza mektuplarımızı tek tek dağıttık. Çok olumlu geri dönüşler aldık ve her çalışanımızdan en az bir kişiye daha ulaşmalarını ve tarama hatırlatması yapmasını rica ettik. Serviks Kanseri Farkındalık Ayı vesileyle erken teşhis ve tedavinin en iyi kanserle mücadele yöntemi olduğunu bir kez daha hatırlatıyor, 30 – 65 yaş arası tüm kadınlarımızı da ücretsiz taramaları yaptırmak üzere KETEM’lerimize ve 1. basamak sağlık kuruluşlarımıza davet ediyoruz" dedi.
Bir fincan şifa derken sağlığınızdan olmayın
16 Ocak 2026 Cuma - 10:43 Bir fincan şifa derken sağlığınızdan olmayın Anadolu’nun kadim bakım ve şefkat geleneği olan bitki çayları, kış aylarında içimizi ısıtırken, bilinçsiz kullanımda ciddi sağlık risklerini de beraberinde getirebiliyor. Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zeynep Altın, geleneksel şifayı bilimsel verilerle harmanlayarak hayati uyarılarda bulundu. Hastalık durumunda ıhlamur kaynatma, boğazımız ağrıdığında adaçayı demleme yaşadığımız kültürün kıymetli parçalarından biri olsa da modern tıp, bu geleneksel uygulamaların her birey ve her şartta aynı derecede güvenli olmayabileceğini hatırlatıyor. Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zeynep Altın, bitki çaylarını tamamen reddetmek yerine doğru bitkinin, doğru kişide ve doğru dozda kullanılması gerektiğini savundu. "Doğal olan zararsızdır" yanılgısı Toplumda bitki çaylarının tamamen zararsız olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunmakla birlikte, bu ürünler de ilaçlar gibi vücuda alındıktan sonra karaciğer ve böbrekler tarafından parçalanan edilen aktif maddeler içeriyor. Kontrolsüz ve uzun süreli tüketim, karaciğerde toksik etkiler oluşturabiliyor. Doç. Dr. Altın, klinik ortamda yeşil çay ekstresi, sinameki ve aloe vera gibi bitkilerin kontrolsüz kullanımına bağlı ciddi karaciğer ve böbrek hasarı olguları takip ettiklerini vurguladı. Şeker ve yüksek ısı şifayı "Yük" haline getiriyor Bitki çaylarının asıl faydası içeriğindeki polifenoller ve antioksidan maddelerden gelir. Ancak bu şifayı yanlış tüketim alışkanlıklarıyla yok edebiliyoruz: - Bal ve pekmez uyarısı: Bal veya pekmez 40-45C’nin üzerindeki sıcaklıklarda eklendiğinde içindeki hassas enzimler kaybolur ve ürün sadece bir şeker yükü haline gelir. - Bağışıklık yanılsaması: Rafine şeker eklenen çaylar kan şekerinde hızlı dalgalanmalara yol açarak bağışıklık sistemini zayıflatabilir ve iyileşme sürecini uzatabilir. - Öneri: Çaylar mümkünse şekersiz, tatlandırılacaksa ılık hale geldikten sonra çok az miktarda bal veya pekmezle tüketilmelidir. Kronik hastalar ve ilaç etkileşimlerine dikkat Vücut denge mekanizmaları hassas olan kronik hastalar için bitki çayları bazen bir tehdit haline gelebilir. - Tansiyon ve kalp hastaları: Meyan kökü, vücutta kortizol benzeri etki yaparak tansiyonu yükseltebilir ve ritim bozukluklarına yol açabilir. - Kan sulandırıcı kullananlar: Adaçayı, zencefil, zerdeçal ve yeşil çay gibi bitkiler kan sulandırıcılarla birlikte tüketildiğinde diş eti veya burun kanaması gibi kanama risklerini artırabilir. - Diyabet hastaları: Tarçın veya aloe vera gibi bitkiler, şeker ilaçlarıyla etkileşime girerek gece saatlerinde tehlikeli olabilecek ani hipoglisemilere (şeker düşmesi) neden olabilir. Ameliyat öncesi 1-2 hafta Cerrahi bir operasyon planlanıyorsa, bitki çaylarının en az 1-2 hafta önceden bırakılması hayati önem taşır. Zencefil, sarımsak ve yeşil çay gibi bitkiler ameliyat sırasında kontrolü zor kanamalara yol açabilirken, bazı bitkiler de anestezi ilaçlarının etkisini öngörülemez hale getirerek kalp ritim problemlerine zemin hazırlayabilir.