SAĞLIK - 16 Ocak 2026 Cuma 13:51

Nadir görülen hastalığa yakalanmıştı, başarılı ameliyatların ardından sağlığına kavuştu

A
A
A
Nadir görülen hastalığa yakalanmıştı, başarılı ameliyatların ardından sağlığına kavuştu

Bingöl’de 2 yıl önce otoimmün miyelit tanısıyla Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesine sevk edilen 14 yaşındaki Aziz Enül, yapılan başarılı tedavilerin ardından 2 yılın sonunda destekli bir şekilde yürümeye başladı.


Bingöl’de 2 yıl önce nadir görülen otoimmün miyelit (Omurilik iltihaplanması) tanısı koyulan 14 yaşındaki Aziz Enül Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesine sevk edildi. Hastaneye yatışından sonra solunumu duran hastanın bir süre sonra doktorlar tarafından tedavi için akciğerinin bir lobu alındı. Enül, hastanede bulunan ileri düzey laboratuvar ve multidisipliner sağlık hizmetleriyle 1 yıl boyunca solunum cihazına bağlı olarak hayata tutundu. Hasta, hekimler tarafından yoğun ve titizlikle yürütülen medikal tedavinin yanı sıra, kapsamlı fizik tedavi ve rehabilitasyon programları da aldı. Alanında uzman hekimler, fizyoterapistler, yoğun bakım hemşireleri ve rehabilitasyon ekibinin koordineli çalışması sayesinde hastada aşamalı fakat istikrarlı bir iyileşme gözlemlenmeye başlandı. Başarılı tedavilerin ardından 14 yaşındaki Enül, öncelikle mekanik solunum desteğinden ayrıldı, yeniden konuşma yetisini kazandı ve destekle ayakta durmaya başladı. Hastanede 2 yıl boyunca omurilik iltihabı tedavisi gören Aziz Enül, sedyeyle geldiği hastaneden destekli bir şekilde yürüyerek çıkmanın mutluluğunu yaşadı.



"Türkiye’deki 2 veya 3’üncü hastaydı"


Hastanın yaklaşık 2 yıl önce Bingöl’den ani solunum ve kalp durması şikayetiyle Çocuk Yoğun Bakım Ünitesine sevk edildiğini aktaran Çocuk Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Serkan Kırık, "Hastanemizin kendi imkanlarıyla beraber oldukça nadir görülen Anti GAD otoimmün miyeliti tanısı aldı. Tanı aldığı zaman Türkiye’deki 2 veya 3’üncü hastaydı. Buna bağlı olarak yoğun bakımda detaylı tedavisi başladı. Bu süreçte 2 kez solunumu durdu ve akciğerinin bir kısmı alındı. Boğazı delinerek ev tipi solunum cihazıyla hasta taburcu edildi. Sonrasındaki süreçte hasta fizik tedavi ünitemizle beraber yoğun imminoterapi dediğimiz bağışıklık sistemini düzenleyen ilaçlarla beraber takip edilerek tedavisi sağlandı. Sonraki süreçte hastanın öncelikle solunum cihazından kurtulması daha sonraki süreçte ise konuşması ve kendiliğinden beslenmesi sağlandı. Daha sonraki süreçte ise, hasta destekli yürüyebilir hale geldi. Bu tabii oldukça nadir bir hastalık. Hem solunum fonksiyonlarını hem de hayati önemi arz etmesi bakımından akut güçsüzlükle gelen hastalarda hastanemiz fizik tedavisiyle, laboratuvarıyla ve servislerdeki sağlanan imkanlarla hastanın takibini tek başına üstlenebilmişti. Bu açıdan Türkiye’de bu tedaviyi sağlayan az klinikten birisiyiz. Aynı zamanda Elazığ Türkiye’de 15 tane bulunan norömskiler hastalık illerine sahip illerden biri olarak yer almaktadır. Çoğu büyükşehirde olmayan imkan ilimizde ve kliniğimizde bulunduğu için de oldukça şanslıyız" dedi.


Hastaya erken dönemlerde önce yatak rehabilitasyonu ile başladıklarını aktaran Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Nevsun Pıhtılı Taş, "Daha sonraki süreçte Çocuk Nöroloji kliniğiyle beraber rehabilitasyon sürecini devam ettirdik. Hastayı ilk devraldığımızda konuşması yoktu, yutma güçlüğü vardı ve oturamıyordu. Yoğun bakım sürecini ve geçirdiği hastalığa bağlı bir takım eklemlerde ve kaslarda spastisiteleri mevcuttu. Eklem hareket açıklıklarını tam sağlayamıyorduk. Rehabilitasyon ünitemize sağlarken beraberinde gerekli olan spastisite tedavilerini yaptık. Bu tedavileri medical ilaç ve botilinum toksini enjeksiyonlarıyla hastamızın spastisitesini çözdük. Bütün bu komplikasyonları geri plana çektiğimizde hastamızı şu anda destekle de olsa mobilize olabilir duruma getirdik. Kendi başına oturabiliyor, yiyebiliyor ve konuşabiliyor. Yutma güçlüğünü aştık. Amacımız günlük yaşamını tek başına idame ettirebileceği pozisyona getirebilmektir. Şu anki süreci bizleri mutlu ediyor" ifadelerini kullandı.


Sedyeyle geldiği hastaneden destekli bir şekilde yürüyerek çıkmanın mutluluğunu yaşayan Aziz Enül ise "Hocalarımı çok seviyorum. İyi ki varlar. Evime gideceğim için çok mutluyum" ifadelerini kullandı.



Nadir görülen hastalığa yakalanmıştı, başarılı ameliyatların ardından sağlığına kavuştu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep GSO Başkanı Ünverdi, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma günü mesajı yayımladı Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajında, "Aziz atalarımız Çanakkale’de birlik, beraberlik ve eşsiz fedakarlıklarla imkansız denileni mümkün kılmıştır" ifadelerini kullandı. Çanakkale Deniz Zaferi’nin Milli Mücadelenin en büyük adımlarından birisi ve bağımsızlığa giden yolun habercisi olduğunu belirten Adnan Ünverdi, "Şanlı ecdadımız 111 yıl önce, aziz vatanımız üzerinde hain emeller etrafında birleşen ve dönemin en gelişmiş silahlarıyla topyekun saldıran düşmana karşı inancı ve üstün cesaretiyle tek yürek olmuş, tüm dünyaya örnek bir mücadele vermiştir. Büyük Önder Atatürk’ün ‘Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum’ sözüyle, tarihin en büyük siper savaşında, az sonra can vereceğini bilerek vatan uğruna gözünü kırpmadan şahadete koşan kahramanların destan yazdığı yerin adı olmuştur Çanakkale. Bugün cennet vatanımızda, ay yıldızlı bayrağımız altında özgürce yaşıyorsak bunu canları pahasına bedel ödeyen aziz atalarımıza borçluyuz. Bize düşen de son dönemde bölgemizde ve dünyada yaşanan savaş ve kaos ortamında birlik ve beraberliğimize her zamankinden daha fazla sahip çıkmaktır. Bizim en büyük gücümüz birlik, kardeşlik ve vatanımıza olan bağlılığımızdır. Tarihi kahramanlıklarla dolu şanlı ecdadımızdan aldığımız ilham ve güçle üstesinden gelemeyeceğimiz bir konu da yoktur. Bu doğrultuda bölgesinin istikrar kalesi olan ülkemizin geleceği için üzerimize düşen ne varsa elimizden geleni yapmaya, önce vatan diyerek ülkemize sahip çıkmaya, her cephede güçlü yarınlarımız için çalışmaya devam edeceğiz. Çanakkale ruhu bizim kanımızda vardır ve bu ruh nice kahramanlıklarla nesilden nesile yaşamaya devam edecektir. Bu duygu ve düşüncelerle, Çanakkale Zaferinin 111’inci yıl dönümünde Çanakkale’yi geçilmez kılarak şanlı bayrağımız altında özgürce yaşamamızı sağlayan Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyorum" ifadelerine yer verdi.
Iğdır Ağrı Dağı’ndan kayan kayakseverler, Ağrı Dağı’nın Iğdır tarafına kayak merkezi yapılması çağrısında bulundu Iğdır’da iki kayaksever, Türkiye’nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı eteklerindeki Korhan Yaylası’nda kayak yaptı. Dağcılar, 5 bin 137 metre rakıma sahip Ağrı Dağı’nın büyük bir kısmının Iğdır sınırları içinde bulunmasına rağmen bölgede bir kayak merkezinin olmamasının kabul edilebilir olmadığını belirterek yetkililere çağrıda bulundu. Iğdır’da iki kayaksever, Türkiye’nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı’nın eteklerinde yer alan Korhan Yaylası’na giderek kayak yaptı. Doğal kar örtüsü ve geniş alanlarıyla dikkat çeken bölgede kayak yapan sporcular, Ağrı Dağı’nın kış turizmi açısından büyük bir potansiyele sahip olduğunu söyledi. Dağcılar, 5 bin 137 metre rakıma sahip Ağrı Dağı’nın Türkiye’nin en yüksek dağı olmasına rağmen Iğdır tarafında herhangi bir kayak merkezinin bulunmamasının önemli bir eksiklik olduğunu dile getirdi. Bölgenin hem doğal yapısı hem de manzarasıyla kış turizmi için uygun olduğunu belirten sporcular, yapılacak bir kayak merkezinin Iğdır turizmine ve ekonomisine büyük katkı sağlayacağını ifade etti. Kayakseverler ayrıca, Ağrı Dağı eteklerinde kış aylarında yeterli kar kalınlığının oluştuğunu ve uygun pist alanlarının bulunduğunu belirterek, Iğdır’a kazandırılacak bir kayak merkezinin hem yerli hem de yabancı turistleri bölgeye çekebileceğini söyledi. Dağcılar, yetkililerin bu potansiyeli değerlendirmesi gerektiğini vurgulayarak, Iğdır’ın kış turizminde de adından söz ettirebilecek bir şehir haline gelebileceğini ifade etti. Dağcılardan Çağatay Turhan, yaklaşık 1,5 saat süren tırmanışın ardından keyifli bir iniş gerçekleştirdiklerini belirterek, dağın yalnızca doğal güzelliğiyle değil, spor imkanlarıyla da dikkat çektiğini ifade ederek; "Bugün de burada Ağrı Dağı’nın yamaçlarında kaymak nasip oldu. Ağrı Dağı, bildiğiniz gibi birçok dinde kutsal kabul edilen bir dağ. Bana göre de çok farklı bir yere sahip. Gerçekten oldukça keyifli bir faaliyetti. Yaklaşık 1,5 saatlik bir tırmanışın ardından güzel bir iniş gerçekleştirdik. Bence insanların bu dağı daha iyi tanıması gerekiyor; açıkçası yeterince tanınmadığını düşünüyorum. Dağın güzelliğine oranla bilinirliği biraz düşük. Herkes Ağrı Dağı’nı biliyor ama burada kaç kişinin spor yaptığına, kaç kişinin kayak yaptığına baktığınızda sayı muhtemelen bir elin parmaklarını geçmeyecektir. Bence buranın bir an önce turizme kazandırılması gerekiyor." dedi. Bölgede ilk kez kayak yaptıklarını dile getiren Iğdır Ağrı Dağı Arama Kurtarma ve Dağcılık Spor Kulübü Başkanı Muhammed Akkuş, amaçlarının Ağrı Dağı’nda kayak turizminin mümkün olduğunu göstermek olduğunu belirtti. Mevcut kar kalınlığının yaklaşık 2 metreye ulaştığı ve Mayıs ayı sonuna kadar kayak yapılabilecek şartların sürdüğünü belirten Akkuş; " İlk defa biz burada kayak yaptık. Bugün burada amacımız şuydu: Ben bir Iğdırlı olarak, "Neden Ağrı Dağı’nda bir kayak merkezi yok? Neden kayak turizmi yapılmıyor?" sorularını gündeme getirmek istiyorum. Biliyorsunuz, Ağrı Dağı dünyaca Everest’ten bile daha çok tanınan bir dağ aslında. Çünkü Everest’i daha çok dağcılar ve yüksek irtifa sporcuları bilir; ancak Ağrı Dağı kutsal bir dağ olduğu için dünyanın birçok insanı tarafından bilinir. Bu dağın bugüne kadar turizme kazandırılmamış olması Iğdır için, bölgemiz için ve ülkemiz için büyük bir kayıp. Biz bugün burada kayak yaparak, aslında burada kayak yapılabildiğini göstermek istiyoruz. Şu anda yaklaşık 2 metre kar var ve Mayıs ayının sonuna kadar burada kayak turizminin yapılabileceğini göstermek istedik. Bugün bu noktayı seçmemizin nedeni de şuydu: Burası, Küp Gölü’nün hemen arka tarafına denk geliyor. Buraya yapılacak bir teleferik hattı sayesinde, aynı zamanda Cehennem Vadisi’nin buzullarıyla kesişen bir noktaya ulaşılabilir. Bu sayede insanlar hem dağ turizmini hem inanç turizmini deneyimleyebilir, aynı zamanda Cehennem Vadisi’nin şelalelerini izleme ve Küp Gölü’nü görme şansı yakalayabilir. Bu nedenle amacımız, Iğdır’da yetkililerin bir an önce burayı turizme açmasıdır. Kayak turizmi, yamaç paraşütü turizmi gibi faaliyetler burada rahatlıkla yapılabilir. Nitekim daha önce düzenlenen bir festivalde burada yamaç paraşütü de yapılmıştı. Bu bölge, yamaç paraşütü için de oldukça uygun bir yer. Buradan tüm dünya dağcılarına, kayakçılara, turizmcilere ve yamaç paraşütü sporcularına çağrımızdır: Gelin, bu eşsiz coğrafyada birlikte faaliyetler gerçekleştirelim" dedi.
Yozgat Yuvalarına dönen leylekler Yozgat’ta baharı müjdeledi Yozgat’ta yuvalarına dönen leylekler vatandaşları sevindirdi. İlkbaharın habercisi olan leylekler köylerde ilgiyle karşılanırken, elektrik direklerindeki yuvaları ve köyde oluşturdukları görüntüler dronla görüntülendi. Yerköy ilçesi Saray köyü ve Aydıngün köyünde yıllardır elektrik direklerine kurdukları yuvalarda yaşayan leylekler bu yıl da köylere geldi. Yuvalarına dönüş yapan onlarca leylek, köylerde dikkat çeken görüntüler oluşturuyor. Köy halkı ise leylekleri yıllardır koruyarak yuvalarına zarar verilmesine izin vermiyor. 1950-51 yıllarında Bulgaristan’dan göç ederek Aydıngün köyüne yerleşen vatandaşlar, leylekleri köyün bir parçası olarak görüyor. Bölgedeki sulak alanlar ve çayırlarda beslenen leylekler, fare, kurbağa ve çeşitli haşeratlarla beslenerek çiftçilere de fayda sağlıyor. "Leylekler bize neşe veriyor" Köy sakini Rıdvan Ayan, leyleklerin her yıl köye geldiğini belirterek, "Bu köyde çiftçilik yapıyorum. Leylekler her sene köyümüze gelirler ve giderler. Köyümüzün insanları tarafından korunur bunlar. Hiç taş falan atılmaz bunlara. Yuvalarına da dokunmak olmaz. Her sene çok şükür geliyorlar. Bize bir neşe veriyorlar. Gelenler de zaten bunlara bakıyorlar" dedi. "Çiftçiye de faydalılar" Leyleklerin doğal yaşama sağladığı katkılardan söz eden Ayan, "Fare olsun, kurbağalar olsun. Yani bütün haşeratları yiyorlar. Çiftçiye de faydalılar o bakımdan. Biraz da toplumumuz şimdi bunlar kışın göç ettikçe sıcak yerlere Suudi Arabistan’a gittiğini falan zannediyorlar. Bunlara bir kutsallık veriliyor. Biraz da ondan dolayı herhalde Hacı Leylek diyorlar" diye konuştu. Her yıl aynı yuvalarına dönen leylekler, köylerde hem doğaya katkı sağlıyor hem de ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Leyleklerin dönüşü bölgede baharın en önemli habercilerinden biri olarak görülüyor.
Ordu Başkan Güler: "Birlik ve beraberlik içerisinde Ordu’yu bir üretim merkezi haline getireceğiz" Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler, sanayi sitesinde kurulan iftar sofrasında esnaflarla buluştu. Başkan Güler, birlik ve beraberlik içerisinde şehri bir üretim merkezi haline getirmek için çalıştıklarını söyledi. Ramazan ayının birlik ve beraberlik ruhu içinde geçtiği Ordu’da, Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan iftar sofralarında herkes bir araya geliyor. İlçelerde devam eden iftar programlarının yanı sıra meslek grupları ile de buluşan Başkan Güler, Büyükşehir Belediyesi’nin iftar organizasyonunda 2. Sanayi Sitesi Kooperatifi ve Madeni Eşya Esnaf ve Sanatkârlar Odası esnaflarıyla bir araya geldi. Yoğun katılımın olduğu iftarda masaları tek tek gezen Başkan Güler, esnaflar ile sohbet ederek talep ve önerilerini dinledi. "Büyük bir aileyiz" Düzenlenen iftar programında konuşan Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler, sanayi esnafının çok kıymetli işler yaptığını söyledi. Ordu’nun bir üretim merkezi haline gelmesi için sanayi esnafı ile birlik ve beraberlik içerisinde ortak çalışma vurgusu yapan Başkan Güler, "Biz büyük bir aileyiz. Ordu üst kimliği ile güzel işler yapan esnaflarımız ile gurur duyuyoruz. Üretim ekonomisi akıl ve alın terine dayanan bir çalışma. Çok kıymetli işler yapıyorsunuz. Sizlerle ortak çalışmalar yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Bu çalışmalarla Ordu’yu çok önemli noktalara getirebiliriz. Ekonomide, üretimde iyi noktalara gelmek için bu birlik ve beraberliğe her zaman ihtiyacımız var. Sizin istekleriniz bizim için hedeftir. Bu sebeple her zaman gücümüzü birleştirip hareket ederek burayı bir üretim merkezi haline getirebiliriz. Belediyemizin tüm imkanları sizin, her şeyimizi ortak kullanabiliriz. Allah ağzımızın tadını bozmasın" dedi. Program, dualarla eşliğinde açılan oruçlar ve hep birlikte yapılan iftarın ardından sona erdi.