Son Dakika
|
Kuyumcukent AVM’de 20 milyonluk soygun
ABD Başkanı Trump: "İran’la görüşebilirim"
Esenler’de İBB şantiyesinde yangın: 3 konteyner zarar gördü
Esenler’de 4 katlı binanın çatısı alev alev yandı
Teknik direktör Engin Fırat son yolculuğuna uğurlandı
İran Ordusu, Hayfa’daki petrol ve gaz rafinerisi ile yakıt depolarını hedef aldı
Niğde’deki patlamanın boyutu gün ağarınca ortaya çıktı
İran Meclis Başkanı Galibaf: "Kesinlikle ateşkes peşinde değiliz"
İran’ın İsrail’e saldırılarında ölenlerin sayısı 13’e yükseldi
İzmir’de taksi şoförü ücret tartışmasında öldürüldü
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, Fransa’da
Laricani: "Hürmüz Boğazı ya barış ya da savaş kışkırtıcıları için yenilgi boğazı olacak"
Esenler’de 4 katlı binanın çatısı alev alev yandı
Teknik direktör Engin Fırat son yolculuğuna uğurlandı
İran Meclis Başkanı Galibaf: "Kesinlikle ateşkes peşinde değiliz"
İran’ın İsrail’e saldırılarında ölenlerin sayısı 13’e yükseldi
İzmir’de taksi şoförü ücret tartışmasında öldürüldü
POLİTİKA
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Ülkemiz, bölgesel hadiseleri güç dengesi bakımından değil; insani, hukuki ve siyasi sonuçları itibarıyla gündemine almaktadır"
10 Mart 2026 Salı - 16:56:06
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Ülkemiz, bölgesel hadiseleri güç dengesi bakımından değil; insani, hukuki ve siyasi sonuçları itibarıyla gündemine almaktadır. Devletimiz ilgili tüm kurum ve kuruluşlarıyla ilkeli, serinkanlı, sonuç almaya dönük ve hakkaniyeti esas alan bir diplomasi anlayışıyla hareket etmektedir. Bu anlayış, savaşın diliyle konuşmadan kararlılık gösterebilen ve gerilimi tırmandırmadan adaleti talep edebilen aklın tezahürüdür. Bugün bölgemizde en çok ihtiyaç duyulan da budur. Muhataplarıyla konuşabilen, riskleri görebilen, savaşı normalleştirmeyen ve bölgede sükûneti tesis etmeye çalışan tutumumuz, ülkemizin çözüme en önemli stratejik katkılarından biridir" dedi. TBMM Genel Kurulu’nda İran’a yapılan saldırılar ile ilgili olarak kapalı oturum gerçekleştirildi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in bilgi vereceği Genel Kurul’da kapalı oturum dolayısıyla Genel Kurul bitişiğindeki basın ofisleri de kapatıldı. TBMM Başkanı Kurtulmuş kapalı oturum öncesinde, son günlerde yaşanan hadiselerin uluslararası sistemin mahiyetine ilişkin çok derin sarsıntıları açığa çıkardığını belirterek, "İran’a yönelik son saldırılar bölgemizde zaten kırılgan olan dengeleri daha da hassas hale getirmiştir. Bu saldırılarla oluşan güvenlik kriziyle birlikte uluslararası hukuk, meşruiyet, egemenlik, diplomasi ve caydırıcılık gibi kavramların mevcudu aşındırıldığında bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bugün karşı karşıya bulunduğumuz tabloyu sadece askeri bir gelişme olarak değerlendirmek meselenin esasını kavramakta yetersiz kalınmasını sağlayacaktır. Uluslararası mekanizmaların etkisizleştirildiği açık bir sistem bulundu. Daha açık söylemek gerekirse bugün yaşananlar sistemin hukukla değil kuvvetle tanıdığı bir şey değildir. Bir başka ifadeyle dünya siyaseti giderek orman kanunlarının belirleyici olduğu bir zamana doğru sürüklenmektedir. Uzun yıllar boyunca dünya kamuoyuna kurallara dayalı uluslararası düzen olarak savunulan çerçevede bugün ciddi bir meşruiyet ve işlev kaybına uğradığı görülmektedir. Kurumlar vardır fakat tesirleri neredeyse sıfıra inmiştir. Kurallar vardır fakat çözüme karşı işletilememektedir. Kavramlar vardır içleri boşaltılmıştır. Bu sebeple bugün yaşanan gelişmeler hiç normal adam olarak asla değerlendirilemez" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, açıklamalarına şöyle devam etti: "Açıkça ifade etmek gerekir ki uluslararası sistem niteliği ve işleyişi bakımında ağır bir çözülme sürecine girmiştir. Hukukun yerine kuvveti, ilkenin yerine keyfiliği, müşterek vicdanın yerini stratejik hesapların aldığı ortam oluşmaktadır. Böylesi zamanlarda en ağır bedel her zaman olduğu gibi siviller tarafından ödenmektedir. Gazze’de devam eden katliamların, açlığın, kuşatmanın ve sistematik yıkımını yozlaştığı insani felaket tüm ağırlığıyla sürerken şimdi İran’da hayatını kaybeden sivillerin acısı ile Lübnan’da derinleşen kayıplar, büyük trajedinin yeni halkaları olarak önümüzde durmaktadır. Gazze’de toprağa düşen masumların acısı ile İran’da ve Lübnan’da hayatını kaybeden insanların acısı arasında bir fark yoktur. Her biri aynı hoyratlığı, pervasızlığı ve hukuk tanımaz ehliyetin birbirine eklenen neticelerdir. Gazze’de çocukların acısına, İran’da okulda katledilen çocukların acısı eklenmiştir. Mevcut tablonun parçalar halinde değil, bükülüp bütünlük içerisinde ele alınması gerekir. Gazze’de yaşananları Suriye’den, Suriye’de yaşananları İran’dan bağımsız, İran’da yaşananları Lübnan’dan kopuk, Lübnan’daki sarsıntıyı da Yemen’den, Somali’den ve hatta bölgesel güvenlik denkleminden ayrı değerlendirmek mümkün değildir. Bizim milletçe sahip olduğumuz ahlaki ve siyasi duruş açıktır. Bizim medeniyet birikimimiz, tarih şuurumuz ve millet vasfımız, zulüm karşısında söze yıkılmayı değil, hakkı açık biçimle ifade etmeyi gerekli kılar. Türkiye Cumhuriyeti böyle zamanlarda susamaz, Gazi Meclisimiz böyle zamanlarda susamaz." Kurtulmuş, bugün İsrail yönetiminin izlediği saldırgan çizginin, bölgesel gerilimin en belirleyici unsuru olduğunu ifade ederek, "Gazze’de yaşanan insanlık dışı tablo, sıradan bir askerî operasyon yahut güvenlik tedbiri olarak izah edilemeyecek seviyeye çoktan ulaşmıştır. Sivil hayatı doğrudan hedef alan, açlığı bir baskı aracına dönüştüren, insani yardımı engelleyen ve tüm bunları güvenlik gerekçeleriyle perdelemeye çalışan anlayış, insanlığın müşterek hukuk ve vicdan zeminini tahrip etmiştir. Bu bakımdan Gazze’de gördüğümüz tablo, soykırım siyasetinin son derece ağır ve vahim bir safhaya ulaştığını göstermektedir. Şimdi de bu tehlikeli siyasetin, Amerika Birleşik Devletleri’ni de doğrudan savaşın içine çeken yeni bir boyut kazanmış olması, bölgesel ve küresel ölçekte çok daha büyük felaketlerin habercisi olabilecek mahiyettedir. Böyle bir sürüklenmenin doğuracağı neticeler, bölgedeki ülkelerin sınırlarıyla sınırlı kalmayacaktır. Enerji güvenliğinden ticaret yollarına, göç hareketlerinden toplumsal ve ekonomik istikrara kadar pek çok başlıkta yeni kırılmaların ortaya çıkması kaçınılmaz hale gelecektir. Nitekim savaşın ABD’de dahil ciddi maliyet kaygıları, toplumsal tereddütler ve siyasi tartışmaları çoktan başlamıştır. Ateşin büyümesi, onu uzaktan izleyenleri de bir gün gelir içine çeker. Bu sebeple saldırıların derhal durdurulması ve çatışmanın daha geniş bir felakete dönüşmesinin engellenmesi, bugün herkes için bir zorunluluktur. Türkiye’nin son günlerde ortaya koyduğu yoğun diplomasi trafiğini tam da bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Ülkemiz, bölgesel hadiseleri güç dengesi bakımından değil; insani, hukuki ve siyasi sonuçları itibarıyla gündemine almaktadır. Devletimiz ilgili tüm kurum ve kuruluşlarıyla ilkeli, serinkanlı, sonuç almaya dönük ve hakkaniyeti esas alan bir diplomasi anlayışıyla hareket etmektedir. Bu anlayış, savaşın diliyle konuşmadan kararlılık gösterebilen ve gerilimi tırmandırmadan adaleti talep edebilen aklın tezahürüdür. Bugün bölgemizde en çok ihtiyaç duyulan da budur. Muhataplarıyla konuşabilen, riskleri görebilen, savaşı normalleştirmeyen ve bölgede sükûneti tesis etmeye çalışan tutumumuz, ülkemizin çözüme en önemli stratejik katkılarından biridir" dedi. Kurtulmuş, açıklamalarına şöyle devam etti: "Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin vakarına ve milletimizin vicdanına yakışan tutum; hukuku savunan, diplomasiyi önceleyen ve zulüm karşısında sözünü sakınmayan bir tutumdur. Biz ne savaşın diliyle teslim alınırız ne de suskunluğun konforuna çekiliriz. Biz adaletten vazgeçmeden barışı savunuruz; diplomasiyi savunuruz. Biz zulmü görmezden gelmeden bölgesel istikrarı savunuruz. Temennimiz, saldırıların bir an önce sona ermesi, hukuk dışı müdahalelerin durdurulması, diplomasi masasının sahici biçimde yeniden kurulması ve bölgemizin daha büyük felaketlere sürüklenmeden sükûnet zeminine kavuşmasıdır. Bölgedeki saldırılarda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyor; çatışmaların gölgesinde endişe ve belirsizlik içinde yaşayan tüm halklara geçmiş olsun dileklerimi ifade ediyorum. Bundan sonra da hem ilkeli dış politika çizgisini hem de bölgesel barış yönündeki samimi gayretlerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz."
10 Mart 2026 Salı - 16:13
Muhtarlar konfederasyonu heyeti Isparta’da bir araya geldi
Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Kadir Delibalta ve beraberindeki heyet, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’i makamında ziyaret etti. Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Kadir Delibalta, yönetiminde yer alan Akdeniz Muhtarlar Federasyonu Başkanı Mahmut Gülcü, Isparta Muhtarlar Derneği Başkanı Gökhan Büyükleblebi, Adana Muhtarlar Derneği Başkanı Ata Ürün, Osmaniye Muhtarlar Derneği Başkanı Ali Kama, Adana Çukurova Muhtarlar Derneği Başkanı Sibel Polat, Burdur Muhtarlar Derneği Başkanı Mustafa Aktaş, Adana Seyhan İlçesi Pınar Mahalle Muhtarı Saniye Çelik ve Ispartalı muhtarlar ile birlikte Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’i makamında ziyaret etti. Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Kadir Delibalta ve yönetim kurulu üyeleri, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’i makamında ziyaret etti. Ziyarette konuşan Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Kadir Delibalta, Isparta Muhtarlar Derneği’nin olağan genel kurul toplantısına katılmak üzere kente geldiklerini belirterek, genel kurulda mevcut Başkan Gökhan Büyükleblebi’nin yeniden seçildiğini söyledi. Delibalta, muhtarlar ile yerel yönetimler arasındaki iş birliğinin önemine değinerek, belediyelerin muhtarlarla koordineli çalışmasının hizmetlerin sahaya yansımasında etkili olduğunu ifade etti. Muhtarlarla iş birliği vurgusu Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen ise muhtarların yerel yönetimler açısından önemli bir görev üstlendiğini belirterek, mahallelerdeki sorun ve taleplerin muhtarlar aracılığıyla belediyeye iletildiğini söyledi. Başdeğirmen, vatandaşlarla belediye arasında iletişimin sağlanmasında muhtarların önemli rol üstlendiğini ifade etti. Ziyaret, karşılıklı görüş alışverişinin ardından sona erdi. Ziyarete Delibalta’nın yanı sıra Akdeniz Muhtarlar Federasyonu Başkanı Mahmut Gülcü, Isparta Muhtarlar Derneği Başkanı Gökhan Büyükleblebi, Adana Muhtarlar Derneği Başkanı Ata Ürün, Osmaniye Muhtarlar Derneği Başkanı Ali Kama, Adana Çukurova Muhtarlar Derneği Başkanı Sibel Polat, Burdur Muhtarlar Derneği Başkanı Mustafa Aktaş, Adana Seyhan ilçesi Pınar Mahalle Muhtarı Saniye Çelik ile Ispartalı muhtarlar katıldı.
10 Mart 2026 Salı - 15:21
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Türkiye Cumhuriyeti böyle zamanlarda susamaz"
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Türkiye Cumhuriyeti böyle zamanlarda susamaz"
10 Mart 2026 Salı - 15:18
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Saldırılar durdurulmalı. Uluslararası sistem ağır çözülme içerisinde."
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Saldırılar durdurulmalı. Uluslararası sistem ağır çözülme içerisinde."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
07 Mart 2026 Cumartesi- 17:40
İçişleri Bakanı Çiftçi Şırnak’ta
2
07 Mart 2026 Cumartesi- 16:01
Başkan Er’den Malatyalılara konser müjdesi
3
09 Mart 2026 Pazartesi- 21:50
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Savaş uzadıkça maalesef tablo daha da kötüleşecektir"
4
09 Mart 2026 Pazartesi- 18:12
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu toplantısı sona erdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklama yapması bekleniyor.
5
10 Mart 2026 Salı- 12:17
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Sen balıkları düşündüğün kadar Türkiye’yi düşünseydin bugünkü zırvalarınla rezil olmazdın"
24 Şubat 2026 Salı - 15:34
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Eğer bir ülkenin yazılımları milli değilse, o ülkede güvenli bir gelecekten söz edilemez. Tam bağımsızlık, teknolojik bağımsızlıktan ayrı düşünülemez."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Eğer bir ülkenin yazılımları milli değilse, o ülkede güvenli bir gelecekten söz edilemez. Tam bağımsızlık, teknolojik bağımsızlıktan ayrı düşünülemez."
24 Şubat 2026 Salı - 15:19
DEM Parti grup toplantısı
DEM Parti Genel Başkanı Tulay Hatımoğulları Oruç, "Şimdi sıra devletin de bu eşiğe uygun demokratik bir dönüşümün adımlarını ilan etmesindedir. Nasıl ki Kürt tarafı silahların devreden çıkması ve demokratik siyasetin esas alınması yönünde tarihi bir irade ortaya koyduysa, devlet de buna karşılık çözümü güvenlikçi yöntemlerle değil, hukukta, siyasette, demokratik düzenlemede aradığını açıkça ortaya koymalıdır" dedi. Oruç, partisinin grup toplantısında konuştu. Oruç, Milli Parklar ilke ilgili kanun teklifine değinerek, "Yandaşlarımıza dağılmamız ve rant için geleceklerimizi yok ediyoruz. Bundan derhal vazgeçmelisiniz. Hava, su, toprak, doğa, deniz sizlerin kar edeceği ticari mal değildir. Bu sebeple bizler DEM Parti olarak iktidarın rant tercihleri uğruna, milyonların yoksulluk içinde bırakılmasına, ormanlarımızın ve kıyalarımızın talan edilmesine asla izin vermeyeceğiz. Parlamentoda da alanlarda da meydanlarda da bunun savunmasını sonuna kadar hep beraber yapacağız" şeklinde konuştu. Genç olmanın hayatı sürekli erteleme ile eş değer bir hale geldiğini kaydeden Oruç, "Ev kuramaz çünkü barınamaz. İş kuramaz çünkü güvencesi yok. Kendisi olamaz çünkü denetleniyor ya da hedef gösteriliyor. Siyaset yapamaz çünkü her türlü şiddet ve baskıya maruz kalıyor. Gençlerin kabul etmediği bu tabloyu biz de parti olarak kökten reddediyoruz. Bakın OECD verilerine göre bugün ülkede her 4 gençten biri ne eğitimde ne de istihdamda. Gençlerin yüzde 70’inden fazlası geleceğini bu topraklarda değil, yurt dışında görüyor. Ocak ayında bir araştırma şirketinin yaptığı saha analizinde gençlerin yüzde 79.2’si ülkedeki ekonomi yönetimine asla güvenmiyor. Daha acı bir gerçek şu ki genç kadınların neredeyse yarısı ne okulda ne de işte. 2025’in son çeyreğinde her 5 genç kadından birinin işsiz olduğu tespit edilmiş. Özellikle genç kadınların hayatına dijital kelepçe vurulmak isteniyor" diye konuştu. Oruç şöyle konuştu: "Türkiye tarihin en kritik, en kırılgan ama gerçekçi bir çözüm çizgisinde de ilerlenirse, umut dolu günler vadeden bir dönemden geçiyoruz. Önümüzde duran günler sıradan günler değil. Yüzyıllık bir düğümün çözülüp çözülmeyeceğine karar vereceğimiz günler. Bu çerçevede İmralı heyetimizin 18 Şubat’ta yaptığı açıklamadaki Öcalan’ın ifadesi çok önemli bir siyasi beyan niteliğindedir. Bu beyanda Sayın Öcalan’a ait bir cümlenin altını özellikle çizmek istiyorum. Biz artık nasıl bir araya geleceğimizi ve barış içinde bir arada nasıl yaşayacağımızı tartışmak istiyoruz. Evet, birlikte nasıl yaşayacağız? Bu soru Türkiye’nin temel sorusudur. Bu soru ve cevabı bulmak yeni dönemin pusulasını bulmak demektir. Biz artık zora dayalı yaşamın sonucu olan ölümü değil, rızaya dayalı olan özgür ve demokratik bir yaşam sürmek istiyoruz. Bu soru artık ülkenin ödevidir. Dolayısıyla bu soruya yanık düşünmek, öneri üretmek, katkı vermek 86 milyon yurttaşın ortak sorumluluğudur. Evet değerli arkadaşlar bakın, dönem şiddetin devreden çıktığı, sözün ve siyasetin konuştuğu bir demokratik bütünleşme dönemi olmalıdır. Toplumsal uzlaşıyı esas alan meclis zeminindeki yasal güvenceler hayata geçirilmelidir. Mesele artık aynı evin içinde kuralları nasıl koyacağımızdır. Bunun müzakeresini yürütmenin zamanı geldi de geçti" Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporuna dair Oruç, "Açık söylemeliyim ki komisyon raporunun eksiklikleri, yetersizlikleri var. Toplumsal gerçeklerle uyumlu olmayan yönleri var. Raporda kullanılan dil eski ezberlere dayanıyor. Oysa bu raporun dili çözüm dili olmalıydı. Yeni, yepyeni bir dil olmalıydı. Kürt sorunu terör parantezine sıkıştırılarak ancak kendinizi kandırırsınız. Kürt meselesini sadece bir güvenlik sorunu, bir terör sorunu gibi parantezler içinde sıkıştırmaya kalkmanız kabul edilebilir bir şey değildir. Toplumsal, siyasal, tarihi yangını görmezden gelmek demektir bu. Kürt korkusuna dayalı, hakikatten uzak bir siyaset mantığından artık çıkmanın zamanı geldi de geçti. Biz bu süreçte barış ve demokratik toplum süreci olarak nitelediğimiz bu süreçte muhalefet şerhimizi ortaya koyduk ve bu raporla ilgili değerlendirmelerimiz bu raporda yer aldı. Fakat komisyon raporunda yer alan kimi yasal düzenlemeler ve demokratikleşme çerçevesi de elbette önemlidir. Türkiye’nin sorunlarına derman olmaya adaydır ama gereklilikleri yerine getirilirse tabii. Raporda yer alan yasal ve demokratik öneriler için bayram sonrasını beklemeye gerek yoktur. Öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisi halkların en büyük temsiliyetinin olduğu bir yerse bizler bu rapor ortaya çıkmışken bu rapordan hareketle meclis elini acilen taşın altına koymalıdır. Bu kapsamda tek bir yasal değişikliğe gerek olmayan önerilerin hayata geçmesi için beklemeye gerek yok. Bakın raporda yer alan Ahin ve AYM kararları uygulansın vurgusu için yargı erkinin beklemesini gerektiren hiçbir şey yok. AİHM ve AYM kararlarını hayata geçirmek için bir yasal düzenlemeye gerek yok, beklemeye gerek yok. Bu bekleme son derece keyfi bir beklemedir. Mesela Demirtaş, Yüksekdağ, Kavala, Can Atalay neden hala içeride? Kayyımlar neden hala belediye başkanlarının koltuklarında oturuyor? İmamoğlu ve diğerleri neden hala tutuklu yargılanıyor? Ayrıca Kurtulmuş’un ve diğer iktidar temsilcilerinin işaret ettiği bayram sonrasını beklemenin bir manası yoktur.Gelin bu hayırlı ayda hayırlı işleri hep beraber yapalım. İnfaz kanununu, çerçeve kanun, demokratikleşme kanununu bu ay çıkaralım. Bayramda 86 milyona müjdeler ve mutlulukları armağan edelim.Biz Dem Parti olarak buradayız. Demokrasi, eşitlik, özgürlük perspektifimize güveniyoruz. Dem Parti’nin önü açılmalıdır ve buradan iktidara çağrımızdır. Meclis bu konuda üzerine düşen görev ve sorumlulukları yapmalı. Dem Parti’nin bu konudaki önerilerine açık olunmalı. Dem Parti’nin önü açılmalıdır. Tarihi ve köklü sorunların çözümü için kapıları ardına kadar aralayabiliriz. Biz buna hazırız. Hukukun ve adaletin bu ülkeye her şeyden çok güçlü bir nefes vereceğine dair inancımız sonsuzdur" dedi. 27 Şubat tarihini Kürt meselesinde demokratik siyasetin kapısını aralayan tarihi bir eşit olarak niteleyen Oruç, "Şimdi sıra devletin de bu eşiğe uygun demokratik bir dönüşümün adımlarını ilan etmesindedir. Nasıl ki Kürt tarafı silahların devreden çıkması ve demokratik siyasetin esas alınması yönünde tarihi bir irade ortaya koyduysa, devlet de buna karşılık çözümü güvenlikçi yöntemlerle değil, hukukta, siyasette, demokratik düzenlemede aradığını açıkça ortaya koymalıdır. Peki bu süreçte ne yapmalı? Can alıcı sorulardan biri budur. Kalıcı bir barış için sayın Öcalan’ın statüsü yasal bir düzenlemeyle tanınmalı ve hukuki güvence altına alınmalıdır. Bu süreç sözde kalmamalı TBMM çatısı altında yasal düzenlemeler hızlıca yapılmalı. Kürde barış Türkiye genelineyse demokrasi yaklaşımı hızlıca hayata geçirilmeli. Muhaliflere dönük soruşturmalar derhal son bulmalı. Kayyum düzeni bitmeli. Halkın iradesine ve seçilmişlere kesintisiz saygı esas alınmalıdır. Kürtlerle ilişki terör ve güvenlik parantezinden çıkarılmalı. Eşit yurttaşlık ve demokratik ortaklık zeminine oturmalı. Devlet vatandaş bağı inkarla değil kabul, adalet ve onurlu barış temelinde kurulmalıdır" diye konuştu. Grup toplantısından sonra Oruç gazetecilerin sorularını cevapladı. Oruç, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ‘Öcalan’ın statüsü tartışılmalı’ sözlerine, "Bugün Sayın Bahçeli’nin İmralı ve Sayın Öcalan için özel statü vurgusu son derece önemli bir vurgudur. Bizler bunu defaatle ifade ettik, kürsüde de ifade ettik. Sayın Öcalan, 27 Şubat barış ve demokratik toplum çağrısı ile tarihi bir çağrıyı gerçekleştirmiş, bunun akabinde de çok ciddi somut adımlar atılmıştır Kürt cenahı tarafından, Ancak şu ana kadar Meclis komisyonu oluşturulması ve rapor yayınlanmasının ötesine henüz geçilebilmiş değil. Bu anlamıyla bu surecin daha sağlıklı ilerleyebilmesi için bu süreçteki baş aktör ve baş müzakereci olan Sayın Öcalan’ın bulunduğu şartların düzenlenmesi, özgür yaşayabileceği, özgür çalışabileceği şartların ortaya çıkması gerekiyor"ifadelerini kullandı. Oruç, beklentilerine ilişkin soruya, "Sayın Öcalan’ın özgür yaşayabileceği, özgür çalışabileceği şartların bir yasal çerçeve oluşturularak hukuki güvence altına alınması gerekiyor. Çünkü bundan sonraki surecin daha sağlıklı ilerleyebilmesinin yolu gerçekten hukuksal düzenlemelere ve sorunun adını tam koyup onunla ilgili somut çözüm üretmekle mümkün" şeklinde konuştu. Bahçeli’nin ‘Ahmetler göreve’ sözüne karşılık kayyum atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, "Bugün 27 Şubat’a iki gün kaldı. Bir yıla yakın süre geçti ama henüz bu iktidar tarafından atılmış önemli bir adım yok, somut bir adım yok. Hatta bir güvensizlik gelişti. Bugün bazı adımların atılması için hatta yasal bir hukuki surecin başlamasına da gerek yok. Kayyumlar meselesinde yasal bir düzenlemeye gerek yok. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarının uygulanması için yasal bir sürece gerek yok. Halk bu adımların atılmasını istiyor, bir güven ortamının sağlanmasını istiyor. Kayyum meselesi bizim talebimiz değil, halk iradesine ipotek konulduğu için bu konuda ısrarlıyız. Yoksa birilerinin belediye başkanı olması değil, iradenin ipotek altına alınmasından dolayı halkta müthiş bir güvensizlik gelişti. Bunun ortadan kaldırılması gerekiyor. Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş gibi arkadaşlarımız için AİHM’nin verdiği kararlara uygun adımların atılmasını bekliyoruz" diye konuştu.
24 Şubat 2026 Salı - 14:23
TBMM AK Parti Grubu’nda "Ramazan" süslemesi
TBMM AK Parti Grubu’nun bulunduğu koridor "Ramazan ayı" nedeniyle ay yıldız motifli ışıklarla süslendi. TBMM AK Parti Grubu, Ramazan ayının gelişi nedeniyle bulunduğu koridoru ay yıldız motifli ışıklarla süsledi. Grubun girişine "Hoş geldin Ya Şehr-i Ramazan" yazılı pano yerleştirildi. AK Parti Grubu Başkanı Abdullah Güler, Grup Başkanvekilleri Abdulhamit Gül, Leyla Şahin Usta ve Bahadır Nahit Yenişehirlioğlu koridorun süslenmesine yardım etti.
24 Şubat 2026 Salı - 13:44
Azerbaycan Ankara Büyükelçisi Memmedov: "Tarihimizi unutmadan öne bakıp barışa doğru adımlar atmak mecburiyetindeyiz"
Azerbaycan Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov, Hocalı Soykırımı’nın 34’üncü yılı anma programında yaptığı konuşmada barışı getirmek mecburiyetinde olduklarını belirterek, "Bu çok zor bir yoldur ama sorularımıza cevap arayarak, tarihimizi unutmadan öne bakıp barışa doğru adımlar atmak mecburiyetindeyiz" dedi. Hocalı Soykırımı’nın 34’üncü yıl dönümünde Azerbaycan Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov’un katılımıyla anma programı gerçekleştirildi. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde (HBV) düzenlenen program öncesinde Büyükelçi Memmedov düzenlenen sergiyi gezdi. Program, 2 ülkenin marşlarının okunmasının ardından HBV Güzel Sanatlar Fakültesi’nce hazırlanan ’Hocalı Katliamı: Büyük Cinayet’ kısa belgesel film gösterimiyle devam etti. "Biz çok ağır bir bedel ödedik bağımsızlık ve devlet kurmak için" Daha sonra açılış konuşmasını yapan Büyükelçi Memmedov, "Biz çok ağır bir bedel ödedik bağımsızlık ve devlet kurmak için. Ben her zaman söylüyorum ki birçok devletlere, yaşayan insanlar için yaşadıkları devlet dedelerinden, babalarından kalmış bir devlettir. Bizim için dedelerimizden, babalarımızdan bir devlet kalmıyor. Biz kendimiz, kendi kanımız, canımız bu devleti kurduk" diye konuştu. "Biz bugün bir barış aşamasındayız" Bu gibi olayların yaşanmaması için Hocalı Soykırımı’na bilimsel bakış açısıyla bakılması ve tüm soruların cevaplanması gerektiğini belirten Memmedov, "Biz bugün bir barış aşamasındayız. İşgal savaş bitti. Mücadelemiz neticesinde dünyanın adaletsizliğine bakmayarak Hocalı Soykırımı’na adalet istedik, onu bulamadık. Ama kendi irademiz, ortaya koyduğumuz kendi felsefemiz, kendi siyasetimiz, kendi diplomasimiz neticesinde topraklarımızı azat ettik ve bugün bir barış aşamasındayız" ifadelerini kullandı. "Tarihimizi unutmadan öne bakıp barışa doğru adımlar atmak mecburiyetindeyiz" Tarihi unutmadan hareket etmeleri gerektiğine ve barışı sağlamak mecburiyetinde olduklarına dikkati çeken Memmedov, "Bu çok zor bir yoldur ama sorularımıza cevap arayarak, tarihimizi unutmadan öne bakıp barışa doğru adımlar atmak mecburiyetindeyiz. Ne kadar zor olsa da ne kadar insanlarımızın haklı, adaletli ve çok ağrılı acılı soruları olsa da biz siyasetçiler, barışa da insanlarımızı savaşa hazırladığımız gibi barışa da hazırlamak mecburiyetindeyiz" açıklamasında bulundu.
24 Şubat 2026 Salı - 13:26
(Düzeltme) Eski Edirne Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi botla bahçesinden tahliye edildi
Edirne’de etkili olan sağanak yağışların ardından nehir debilerinin yükselmesiyle taşkın riski artarken, eski Edirne Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi de mahsur kalan isimler arasında yer aldı. Taşkın sularının yükselmesi sonucu bahçesi suyla dolan Sedefçi, bölgeye sevk edilen ekipler tarafından botla evinin bahçesinden alınarak güvenli bölgeye alındı. O anlar çevrede bulunan vatandaşlar tarafından da görüntülendi. Sağlık durumu iyi Tahliyenin ardından açıklamalarda bulunan Sedefçi, sağlık durumunun iyi olduğunu belirtti. Evinde makineye bağlı olarak oksijen cihazı kullandığını ifade eden Sedefçi, "Oksijen makinam jeneratöre bağlı çalışıyor. Jeneratörde sıkıntı yaşanınca belediyeyi arayarak gelip beni almalarını istedim" dedi. Devlet Su İşleri’nin kanal çalışmalarına tepki Son dönemde Devlet Su İşleri tarafından bölgede yapılan kanal çalışmasına da tepki gösteren Sedefçi, taşkın yaşanmayacağı yönünde kendilerine güvence verildiğini söyledi. Sedefçi, "Taşkın olmayacak denildi, biz de orada kalmaya başladık. Ancak yapılan kanal hatalarla dolu. Eğimi hatalı yaptılar, zemin hatalı. Beton olması gereken yerleri kumla doldurdular. Hata üstüne hata var. Bakın bugün bot ile buraya geldim" ifadelerini kullandı. Bölgede önlemler sürüyor Yetkililer, özellikle nehir kenarlarında ve alçak kesimlerde yaşayan vatandaşların dikkatli olması konusunda uyarılarda bulunurken, bölgedeki su seviyesinin yakından takip edildiği bildirildi. Tahliye ve güvenlik önlemleri ise sürüyor.
24 Şubat 2026 Salı - 13:19
Başkan Kılca: "Ramazan ayı birlik ve beraberliğimizi güçlendiriyor"
Konya’nın merkez Karatay İlçe Belediye Başkanı Hasan Kılca, Ramazan ayının birlik ve beraberliği güçlendiren müstesna bir zaman dilimi olduğuna dikkat çekti. Karatay’da Ramazan ayı boyunca düzenlenen iftar ve teravih buluşmaları devam ediyor. Bu kapsamda Doğanlar Kuran Kursu’nda gerçekleştirilen iftar programı, Karatay protokolünü, kurs hocalarını ve kursiyerleri bir araya getirdi. Programa; Karatay Kaymakamı Cengiz Ayhan, Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, AK Parti Karatay İlçe Başkanı Akif Demirci, Karatay İlçe Müftüsü Halil Taş, AK Parti Karatay İlçe Yönetim Kurulu Üyeleri, kurs hocaları ve kursiyerler katıldı. İftar programında konuşan Karatay Kaymakamı Cengiz Ayhan, Ramazan ayının manevi atmosferine vurgu yaparak, tüm vatandaşların Ramazan ayını tebrik etti. Kılca: "Ramazan ayı birlik ve beraberliğimizi güçlendiriyor" Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca ise Ramazan ayının birlik ve beraberliği güçlendiren müstesna bir zaman dilimi olduğuna dikkat çekti. Kur’an Kursu’nun misafiri olmaktan memnuniyet duyduklarını ifade eden Başkan Kılca, kurs hocalarına, İlçe Müftülüğüne ve emeği geçen ekibe teşekkür etti. Kursa belediye olarak destek verdiklerini belirten Hasan Kılca, hayırseverlere de katkılarından dolayı teşekkür ederek mahallelerin kendileri için büyük önem taşıdığını vurguladı. Dernek bünyesinde eğitim alan öğrencilerin güzel faaliyetler gerçekleştirdiğini ifade eden Kılca, tüm kursiyerleri tebrik etti. Çocukların küçük yaşlardan itibaren Kur’an-ı Kerim ve siyer-i nebi eğitimi almasının önemine değinen Kılca, kreşlerden itibaren manevi değerlerle yetişen çocukların geleceğe güçlü adımlarla ilerlediğini söyledi. Konuşmasının sonunda tüm vatandaşların Ramazan ayını tebrik eden Kılca, iftar programının düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti. İftar programının ardından Hasan Kılca ve Akif Demirci teravih buluşmaları kapsamında Kalenderhane Mahallesi’nde vatandaşlarla bir araya geldi. Mahalle sakinleriyle sohbet eden Başkan Kılca, talep ve görüşleri dinleyerek Ramazan’ın bereketini paylaştı.
24 Şubat 2026 Salı - 13:07
Eski Edirne Belediye Başkanı Hamit Sedefçi botla bahçesinden tahliye edildi
Edirne'de etkili olan sağanak yağışların ardından nehir debilerinin yükselmesiyle taşkın riski artarken, eski Edirne Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi de mahsur kalan isimler arasında yer aldı.
24 Şubat 2026 Salı - 13:06
TBMM Başkanı Kurtulmuş, MHP Lideri Bahçeli’yi ziyaret etti
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüştü. TBMM Başkanı Kurtulmuş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi Meclis’teki makamında ziyaret etti. Basına kapalı gerçekleşen görüşme yaklaşık 30 dakika sürdü. Görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamada bulunan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Bundan sonra da komisyonda bulunan partilerin genel başkanlarıyla görüşmelerimizi gerçekleştireceğiz. Hakikaten Türkiye için tarihi bir eşikti. Henüz iş bütünüyle bitmiş değil ama Meclis üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiştir. Daha evvel defalarca terörün bitirilmesi için denenmiş olan çalışmalar ne yazık ki çeşitli nedenlerle Meclis zeminine taşınamamış ve partilerimizin ortak kanaatleriyle belli bir noktaya getirilememişti. Bu sefer geçmiş müktesebatın üzerinde ilerlenerek TBMM’de bulunan partilerin bir tanesi dışında tamamının katıldığı bir komisyon oluşturuldu. Son derece değerli dinlemeler yapıldı. Toplumun farklı kesimleri, farklı siyasi kanaat sahibi olan gruplar dinlendi ve en sonunda uzun müzakereler sonucunda tüm partilerin ortaklaştığı bir metin ortaya çıktı. Metnin yayınlanmasının ardından gördüğümüz şudur; toplumun geniş kesimleri bu metinle ilgili büyük bir memnuniyet içerisindedir. Partilerimiz görüşlerini siyasi tutum belgesi olarak aslında raporlarıyla kamuoyuna takdim ettiler ve Meclisin sitesinde de yer aldı. Raporun ek kısmında da siyasi partilerin görüşleri bildirildi" dedi. "TBMM’nin üzerine düşen yasaları hazırlayarak yasaları olgunlaştırılmasını temenni ediyoruz" Kamuoyu ile paylaşılan raporun tüm partilerin ortak çalışması olduğunu ifade eden Kurtulmuş, "Bu rapor oylandı ve en önemlisi 50 milletvekilinin 47’sinin oyuyla kabul edilmiştir. Hayırlı uğurlu olsun. Bundan sonraki sürecin de titizlikle takip edilmesi, TBMM çatısı altında oluşturulan bu fevkalade olgun demokratik yaklaşımın bundan sonrada sürdürülmesi ve Türkiye’nin bu meseleyi artık ilanihaye tarihin tozlu raflarına göndermesi için hep beraber yine aynı şekilde açıklıkla, samimiyetle ve şeffaf bir biçimde çalışmalarımızı sürdürmemiz lazım. TBMM Genel Kurulu da üzerine düşen yasaları hazırlayarak kısa bir süre içerisinde yasaları olgunlaştırılmasını temenni ediyoruz" şeklinde konuştu.
24 Şubat 2026 Salı - 12:56
Çeşmeli- Kızkalesi Otoyolunda çalışmalar yerinde incelendi
AK Parti Mersin Milletvekili Havva Sibel Söylemez, Çeşmeli-Kızkalesi Otoyolunun Mersin’in ulaşım altyapısına büyük katkı sağlayacağını söyledi. TBMM Başkanlık Divanı Katip Üyesi, AK Parti Mersin Milletvekili Havva Sibel Söylemez, Tarım Komisyonu Katip Üyesi, AK Parti Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır, AK Parti Erdemli İlçe Başkanı Ali Mustafa Poş ve Karayolları Bölge Müdürü İlhan Aytekin ile birlikte Mersin’in en önemli ulaşım yatırımlarından biri olan Çeşmeli-Kızkalesi Otoyolu inşaat çalışmalarını yerinde inceledi. Heyet, yüklenici firma yetkililerinden projenin son durumu hakkında detaylı bilgi aldı. Çalışmaların planlanan takvim doğrultusunda sürdüğü belirtilirken, otoyolun tamamlanmasıyla birlikte özellikle yaz aylarında yoğunlaşan trafik yükünün önemli ölçüde azalacağı ifade edildi. Milletvekili Söylemez, inceleme sonrası yaptığı açıklamada, projenin Mersin’in ulaşım altyapısına büyük katkı sağlayacağını belirterek, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hayata geçirilen bu dev yatırım, hemşehrilerimizin güvenli ve konforlu ulaşımını sağlayacak. Aynı zamanda bölgemizin turizm ve ticaret potansiyelini daha da güçlendirecek" dedi. Projenin, Akdeniz sahil bandındaki turizm merkezlerine erişimi kolaylaştırması ve lojistik anlamda Mersin’in gücünü artırması bekleniyor. Yetkililer, çalışmaların titizlikle sürdürüldüğünü ve hedeflenen sürede tamamlanması için yoğun mesai harcandığını bildirdi. Çeşmeli-Kızkalesi Otoyolunun tamamlanmasıyla birlikte hem şehir içi hem de şehirler arası ulaşımda önemli bir rahatlama sağlanacağı vurgulandı.
24 Şubat 2026 Salı - 12:45
TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan Bahçeli ziyareti sonrası açıklama
TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan Bahçeli ziyareti sonrası açıklama
24 Şubat 2026 Salı - 12:24
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, MHP Genel Başkanı Bahçeli’yi ziyaret etti
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, MHP Genel Başkanı Bahçeli’yi ziyaret etti
24 Şubat 2026 Salı - 12:24
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "ABD’nin olağanüstü askeri yığınağı tehlikenin cesameti hakkında az çok fikir vermektedir"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ABD’nin olağanüstü askeri yığınağı tehlikenin cesameti hakkında az çok fikir vermektedir. Daha vurucu yeni nesil savaş senaryosu bölgesel dinamikleri, küresel ekonomi ve siyaset dengelerini olumsuz yönde ve her zaviyeden etkileyecektir. Tehdit yakın ve sıcaktır" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. MHP Genel Başkanı Bahçeli, Milli Eğitim Bakanlığı’nın "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri" genelgesine destek verdi. Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" hedefi, ABD-İran gerilimi ve futboldaki bahis soruşturmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. "Ramazan ayı bizi biz yapan değerlerin şah damarıdır" Ramazan ayının milli ve manevi hayat açısından önemine vurgu yapan Bahçeli, Milli Eğitim Bakanlığının 12 Şubat 2026 tarihli "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri" genelgesini desteklediğini belirtti. Ramazan ayının dayanışma ve yardımlaşma duygusunun şahikası olduğuna dikkati çeken Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Ramazan ayı bizi biz yapan milli ve manevi değerlerin şah damarıdır. Bilhassa Ramazan ayının mübarek adabını, muazzam ahlakını, muazzez manasını yeni yetişen nesillere öğretmek hepimizin münhasır görevi olmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı 12 Şubat tarihinde; ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri’ konulu bir genelge yayımlamıştır. Yerinde ve kıvamında bir adımla doğrusunu yapmıştır. Takdir ve tebrik ediyoruz. Yine bugünlerde dağa taşa Allah dedirten, her yaş grubunda göz kamaştıran bir akıma dönüşen "Kabe’de Hacılar hu der Allah" isimli ilahiyi ve bu ilahiyi seslendiren kardeşimizi de gönülden alkışlıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı’nın mezkûr genelgesinde özetle; 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 2’nci maddesine atıfla Türk milli eğitimin genel amacının; milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerleri benimseyen, koruyan ve geliştiren; bu değerleri davranış haline getirmiş bireyler yetiştirmek olduğu kaydedilmiştir. Türk milletinin sağduyu ve vicdan sahibi hangi mensubu bu gerçekleri inkar veya ihmal edebilecektir? Genelgede yer alan bir diğer önemli ve altı çizilmesi gereken gerçek de şudur: 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 1’inci maddesi açıktır. Buna göre, ilköğretim; öğrencilerin bedeni, zihni ve ahlaki gelişimlerine hizmet eden temel bir eğitim sürecidir. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli; insanı ruh ve beden bütünlüğü içinde ele alan, bilgiyi ahlaki sorumlulukla bütünleştiren bütüncül bir eğitim sistemine dayanmaktadır. Genelgede ifade edildiği üzere, bu modelin merkezinde; erdem, değer, eylem çerçevesi, değerlerin öğrencilerimiz tarafından benimsenerek günlük yaşamlarında davranışa dönüşmesi esastır. Hülasayı kelam; Ramazan ayı boyunca, öğrencilerimizin paylaşma bilincini geliştirmeye, ihtiyaç sahiplerine yardım etme konusunda farkındalık kazandırmaya, dayanışma duygularını güçlendirmeye yönelik eğitsel, sosyal etkinliklerin planlanarak uygulanmasının önemi anılan genelgede ifade bulmuş ve talimat mahiyetiyle de ilan edilmiştir. Bu genelgenin neresi yanlıştır? Elinizi vicdanınıza götürüp düşününüz, Türkiye’nin Talibanlaştığına dair en ufak bir emare, en küçük bir delil göreniniz var mıdır? Ramazan ayı etkinliklerine Talibanlaşma ve gericilik diye yaygara koparanlar hakiki manada yobaz değiller midir?" "Allah’a iman etmek gericilikse, biz de bal gibi gericiyiz" "Laikliği Birlikte Savunuyoruz" başlıklı bildiriyi imzalayan 168 kişiye de tepki gösteren Bahçeli, "Diyorlar ki laikliği savunmak suç değildir. Diyorlar ki şeriatçı dayatmaları reddediyoruz. Diyorlar ki karanlığa teslim olmayacağız. Alayınız karanlıksınız, alayınız karanlıktasınız haberiniz yok. Milli Eğitim Bakanlığı’nın az evvel ifade ettiğim genelgesinden dolayı, Türkiye’de gerici-şeriatçı bir kuşatma varmış. Allah’a iman etmek gericilikse, biz de bal gibi, buz gibi gericiyiz. Çocuklarımıza Ramazan ayının muteber ahlak ve manasını aktarmak gericilik olarak değerlendiriliyorsa biz de buna sonuna kadar ortağız" dedi. "Ramazan ayımızı sulandırmaya kalkışmayın" Milli Eğitim Bakanlığının söz konusu genelgesini sonuna kadar desteklediğini belirten Bahçeli, "Müslüman Türk milletinin hassasiyetleriyle oynamayın. Ramazan ayımızı sulandırmaya, sorgulamaya, karalamaya sakın ha kalkışmayın. Haddinizi bilin, hududunuzu bilin, ayranımızı kabartmayın, tepemizin tasını attırmayın" diye konuştu. "Sırayı siyasi ve hukuki düzenlemeler almıştır" Bahçeli, TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarına değinerek, yaklaşık 6,5 ay süren çalışmalar sonucunda hazırlanan raporun 50 üyeden 47’sinin oyuyla kabul edildiğini hatırlattı. Oylanan raporu "sefalet manifestosu" olarak niteleyenlere tepki gösteren Bahçeli, "Demokratik, katılımcı ve kapsayıcı bir anlayış ölçeğinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üstlendiği tarihi rolle tabuları yıkmış, ezberleri bozmuştur. Hiç kimse yapılan çalışmaları hafife almamalıdır. Hiç kimse milli birlik ve kardeşliğimizi, barış ve huzur ortamıyla pekiştirme amacını perdelemeye kalkışmamalıdır. Devir Türk ve Türkiye Yüzyılı devridir. Yeni yüzyılda terörsüz ve tereddütsüz Türkiye’yi ihya etmek vatan ve millet sevgisinde buluşan herkesin müşterek gayesi olmalıdır. Sırayı siyasi ve hukuki düzenlemeler almıştır. Kaldı ki bundan sonra nelerin yapılacağı anlaşılır ve açıklayıcı bir üslup hüneriyle raporda takdim ve tespit edilmiştir" şeklinde konuştu. "ABD’nin olağanüstü askeri yığınağı tehlikenin cesameti hakkında az çok fikir vermektedir" Bölgede artan gerilime dikkat çeken Bahçeli, ABD’nin İran’a yönelik muhtemel bir saldırısına ilişkin şu ifadeleri kullan: "ABD’nin İran’a saldıracağı tarih hususunda deyim yerindeyse bahisler oynanmaktadır. Bölgemiz tarihi bir sınamadan geçmektedir. ABD’nin olağanüstü askeri yığınağı tehlikenin cesameti hakkında az çok fikir vermektedir. Daha vurucu yeni nesil savaş senaryosu bölgesel dinamikleri, küresel ekonomi ve siyaset dengelerini olumsuz yönde ve her zaviyeden etkileyecektir. Tehdit yakın ve sıcaktır. ABD’nin İran’a saldırması coğrafyaların ayarını hepten bozacak, tahminlerin ötesinde yaygın bir savaşlar döneminin kapısını kıra kıra açacaktır." "Siyonist lobinin dolduruşuna gelerek İran’a meydan okuması anlaşılır gibi değildir" İsrail yönetimine de değinen Bahçeli, "Gazze’nin yeniden imarı için Washington’da "Barış Kurulu" toplanıyorken, eşzamanlı şekilde İran’a karşı savaş hazırlığı toplantısı icra edilmiştir. İsrail yönetiminin ıslah ve terbiye edilmesi konusunda ön alması gereken Trump’ın, Siyonist lobinin dolduruşuna gelerek İran’a meydan okuması anlaşılır gibi değildir. ABD’nin İsrail büyükelçisinin teolojik ve ideolojik saplantıyla vaat edilmiş topraklar saçmalığını gündeme getirmesi; sınır aşan potansiyel hedeflerin gösterime sokulması, bölge devletlerinin egemenlik haklarının tartışmaya açılması, sonuçta Siyonist yayılmacılığın nasıl bir tehdit oluşturduğunun da deşifresidir" diye konuştu. "PKK’nın kurucu önderinin çağrısı KCK’yı da bağlamaktadır" Dışarda yaşanan gerginliklerden ders çıkarılarak iç siyasette birlik ve beraberliğin sağlanması gerektiğine işaret eden Bahçeli, "Terörsüz Türkiye hedefinin icrasında 27 Şubat 2025 tarihli açıklamasıyla PKK’nın kurucu önderinin büyük bir dahli ve payı vardır. Bu çağrı aynı şekilde KCK’yı da bağlamaktadır. Örgütün üst yapılanmasının feshi ise derhal sağlanmalıdır. Madem 27 Şubat çağrısı barışçıl arayışları destekleyen ve teşvik eden demokratik bir eşiktir; o halde bundan sonrasında planlanan hamlelerin, yapılacak düzenlemelerin gerçekleşmesi için PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır? Eğer böylesi bir sorun varsa, ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacaktır? Terörsüz Türkiye’ye hizmet eden İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır? Samimiyetle bu tartışmanın yapılarak makul, akla ve vicdana müzahir sonucuna kısa sürede ulaşılmalıdır. Diğer taraftan kayyum meselesi herhangi bir kaygı veya çekinceye kapılmadan demokrasi sınırları dahilinde tekrar değerlendirilmeli, iki Ahmet’in makamlarına oturması da sağlanmalıdır. Biz yeryüzüne Ankara’dan bakmak zorundayız. Başka başkentlerin veya merkezlerin tesirinde kalarak yapacağımız yorum ve yaklaşımları savunmak, düşürülmek istenen küresel tuzaklar için bir bahane oluşturacaktır. Ankara’nın ve Türkiye’nin güvenliği en yüksek hassasiyetimizdir." İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ve kamuoyunda futbolda bahis ve şike soruşturması olarak bilinen sürece de değinen Bahçeli, soruşturmanın önemine işaret etti. Bahis oynadığı tespit edilen yöneticilerle ilgili gerekli işlemlerin yapılması gerektiğini belirten Bahçeli, "Türk Futbol Federasyonu’nun başkanı çok sağlıklı bir adım atmıştır, cesurdur, delikanlıdır, yoluna devam etmelidir" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder