POLİTİKA
AK Parti’li İnan’dan Özgür Özel’e sert cevap 21 Nisan 2026 Salı - 08:17:10 AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Ataşehir mitinginde yaptığı açıklamalara sosyal medya hesabı üzerinden sert sözlerle karşılık verdi. İnan, paylaşımında CHP yönetimini hedef alarak, "Savunulamayacak boyuta ulaşan rüşvet, irtikap ve yolsuzluk ağları; kamunun helal kaynaklarıyla finanse edilen karanlık özel hayatlar... CHP zihniyetinin içine düştüğü bu yozlaşma, artık mızrağın çuvala sığmadığı ve milletimizin vicdanını kanatan acı bir gerçektir" ifadelerini kullandı. CHP’nin yaşanan tabloyla yüzleşmesi ve özeleştiri vermesi gerektiğini savunan İnan, "Bu çürümüşlükle yüzleşip nedamet getirmek, millî ahlak zemininde bir özeleştiri vermek yerine; hukukun işleyişini siyasi şantaj ve rövanş tehditleriyle gölgelemeye çalışmak, ancak millî değerlerden ve devlet adabından tamamen kopuk bir siyasi aklın ürünü olabilir" değerlendirmesinde bulundu. İnan, açıklamasında CHP Genel Başkanı Özel’i de doğrudan hedef alarak, "İçerideki belediye başkanlarının Özgür Özel’i, Özgür Özel’in ise devletin kurumlarını ve bizleri tehdit etmeye kalkıştığı bu aciz tablo, CHP’nin sürüklendiği siyasi çukurun en net özetidir" dedi. Paylaşımında üç madde halinde değerlendirmelerde bulunan İnan, "Kendisinin belediye başkanlarına diyet borcu var. Bizim kimseye diyet borcumuz yok. Biz siyasi rövanş tehditlerine 1960 darbesinden bu yana şerbetliyiz. Vız gelir. Gündem saptırmaya yönelik ara seçim senaryoları, siyasi rövanş hezeyanları veya Silivri önünde kurduğunuz tiyatro çadırları..." ifadelerini kullandı. İnan, açıklaması şöyle tamamladı: "Şovlarınız ve şantajlarınız; mızrağın çuvalı yırtmasını ve bu yozlaşmış zihniyetinizin kendi kazdığı kuyuya düşmesini durduramayacaktır."
20 Nisan 2026 Pazartesi - 20:57 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır. Güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşmamız mühimdir. Bu noktada siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz" dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Toplantının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullara yönelik gerçekleştirilen saldırılara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, olayların ilk anından itibaren takip ettiklerini ve takip etmeye de devam edeceklerini söyledi. Bu tür olayların kapsamlı bir şekilde araştırılması gerektiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, alınacak yeni tedbirleri de açıkladı. "Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum" Kabine gündeminde geçen haftaki okullara yönelik saldırıların ele alındığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Menfur saldırıların hayattan koparttığı sevgili yavrularımıza ve kendini öğrencilerine siper ederek şehit olan Ayla öğretmenimize Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Öğretmenimizin ve çocuklarımızın kederli ailelerine sabrı cemil diliyorum. Millet olarak hepimiz ailelerimizin hüznünü samimiyetle paylaşıyoruz. Ancak ne yaparsak yapalım, ateşin düştüğü yeri yaktığını, eşini, annesini, evladını, kardeşini yitiren vatandaşlarımızın yüreklerindeki yangının belki de hiçbir zaman sönmeyeceğini çok iyi biliyoruz. Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. "15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor" Okul saldırılarında yaralananlar hakkında da bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Siverek’teki saldırıda yaralanan 19 kardeşimizden 14’ü taburcu edildi. 2 öğretmen ile 3 öğrencimizin tedavisi halen devam ediyor. Hamdolsun yaralılarımızın herhangi bir hayati tehlikesi bulunmuyor. Kahramanmaraş’taki menfur olayda ise 9 vefatımız, 21 yaralımız vardı. 15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor. Rabbimden tüm yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Kahramanmaraş’ın başı sağ olsun. Ülkemize, milletimize geçmiş olsun" diye konuştu. "Siverek’teki saldırı ile ilgili 8 kişi tutuklanırken, Maraş’taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası tutuklandı" Okullara yapılan saldırıların sadece Kahramanmaraş’ı ya da Siverek’i değil, 86 milyonun tamamını etkilediğini ifade eden ve olayın ilk anından itibaren takipçisi olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kahramanmaraş’a düşen ateş diğer 80 vilayetimizin de kalbine düştü. Grup toplantımızdan sonra saldırı haberini alır almaz 4 bakanımızı hemen Kahramanmaraş’a gönderdik. Kabine üyelerimiz, genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimiz ilk andan itibaren ailelerimizin yanında oldu. Bir yandan yaralılarımıza acil müdahaleler yapılırken diğer yandan yargı, emniyet, milli eğitim, siber güvenlik ve istihbarat birimlerimizin çalışmalarını başlattılar. Hiçbir ihtimal dışlanmadan saldırılar tüm yönleriyle araştırılıyor. Her iki saldırganın dijital ayak izleri takip edilerek kimlerle irtibat halinde oldukları, nelerden etkilendikleri kısa sürede ortaya çıkartıldı. Detaylı incelemeler neticesinde çok önemli bulgulara ulaşıldı. Siverek’teki saldırı ile ilgili 8 kişi tutuklanırken, Maraş’taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası tutuklandı. Cumhurbaşkanı olarak ben de ilk andan itibaren süreci bizzat ve yakinen takip ettim. Sonraki süreçleri de yakından takip etmeyi sürdüreceğim" açıklamasında bulundu. "Daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir?" Sosyal medya ve dijital iletişim platformlarında manipülatif ve zararlı içerik yayan hesaplarla ilgili de gerekli önlemleri aldıklarını açıklayan Erdoğan, yaşanan saldırılar üzerinden yapılan eleştirilere değinerek şunları söyledi: "Değerli vatandaşlarım, milletçe gerçekten yabancısı olduğumuz bir durumla karşı karşıyayız. Dijitalleşmenin ve küreselleşmenin sebep olduğu sıkıntıların ülkemize de sirayet ettiği, gençlerimizi de etkisi altına aldığı görülüyor. Her nimetin maalesef bir yan tesiri oluyor. İnternetin, teknolojinin, dünya ile bütünleşmenin yan tesirleri de kimi zaman kendini böylece gösterebiliyor. Şuraya özellikle dikkatlerinizi çekiyorum. Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilenler başta olmak üzere dünyadaki benzer saldırılara baktığımızda, faillerin amaçlarından birinin toplumu terörize etmek olduğunu görüyoruz. Bu tarz caniler sadece masumların kanını dökmeyi değil, bunu yaparak tıpkı terör örgütleri gibi aynı zamanda toplumda infial uyandırmayı, endişe, tedirginlik, korku ve huzursuzluk oluşturmayı da hedefliyorlar. Üzülerek ifade etmek isterim ki bu süreçte kimi medya organlarımız, kimi siyasetçilerimiz, kimi örgütlerimiz pedagojik açıdan sorunlu beyanatları ve yayın çizgileriyle bilerek veya bilmeden saldırganların amacına hizmet etmiş, faillerin ekmeğine adeta yağ sürmüşlerdir. Kimse kusura bakmasın ama daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir? Henüz hiçbir şey belli değilken milli ve manevi değerlerimize bağlı gençler yetiştirmeye çalışan sivil toplum kuruluşları niçin hedef tahtasına konur? Daha vahşice öldürülen yavrularımızın cenazesi bile kalkmadan ‘Olayı 14 yaşındaki çocuğa yıkacaklar’ diyerek niyet okuyuculuğuna girişmek hangi vicdana hangi ahlaka sığar? Milletçe yüreğimiz yanıyor fakat üzülerek gördük ki ana muhalefetin kimi aktörlerinin aklına ilk ‘ramazan etkinliklerini’ eleştirmek geliyor. Sanki böyle bir fırsatı kolluyormuş gibi sorumsuzca açıklamalar yapmak geliyor. Nedir bu telaşınız? Nedir bu aceleniz? Böyle bir acı üzerinden milleti tahrik etmek, öğrencilerimiz arasında korku ve endişe yaymak en hafif tabiriyle sorumsuzluktur. Hangi sebeple olursa olsun kimsenin öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi ve ailelerimizi tedirgin etmeye hakkı yoktur. Saldırıyı tüm boyutlarıyla doğru analiz ettikten sonra infiale kapılmadan sağduyumuzu ve soğukkanlılığımızı yitirmeden ortak aklın ve pedagojinin rehberliğinde hep beraber meselenin üzerine gitmemiz gerekiyor. Nice zorluğun üstesinden gelmiş bir millet olarak Allah’a hamdolsun bunu yapacak birikime de, iradeye de, tecrübeye de ziyadesiyle sahibiz. Vatandaşlarımdan gerilim tuzağına düşmemelerini, serinkanlılıktan ödün vermemelerini bir kez daha istirham ediyorum." "Şiddet olayları asla tek boyutlu değildir" Gerçekleşen şiddet eylemlerinde birçok boyutun ele alınması gerektiğini ve gelişen internet çağı ile çocukların ailelerden daha da uzaklaştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şiddet olayları asla tek boyutlu değildir. Bu doğrultuda okul ikliminden aile dinamiklerine, dijital medya mecralarından farkındalık çalışmalarına, caydırıcılığın güçlendirilmesinden kurumsal işbirliğine uzanan geniş bir yelpazede, bütüncül bir stratejiyle hareket etmemiz önem arz ediyor. Şiddet kültürünü besleyen mikropların teşhisinde ne kadar isabetli olursak tedavi sürecinde de o derece başarı sağlarız. Bunun için aile yapısı, sosyal çevre, okul ortamı, dijital maruziyet, medya içerikleri ve kurumsal müdahale kapasitesini birlikte ele almak zorundayız. Önümüzde okulların adeta kışlaya ve karakola çevrilmesi buna benzer pedagojik açıdan problemli, okulların asli karakterine zarar verecek tekil bir adımla çözülemeyecek kadar çok katmanlı bir sınama bulunuyor. Şu gerçeğin hepimiz farkındayız; Dünya artık eski dünya değil. Biz anne babalar olarak evin bir odasında sohbet ederken veya televizyon seyrederken evin diğer odalarındaki çocuklarımızın sanal alemdeki dijital arkadaşlarıyla tesis ettiği ilişkinin mahiyetinden haberdar değiliz. Öyle ki bugün çocuklarımızın çoğunun anne babasıyla geçirdiği zaman maalesef dijital dünyadaki ekran sürelerinden daha az. Dijital arkadaşlar, dijital öğretmenler hatta dijital ebeveynler evlatlarımızın hayatlarına, evlatlarımızın karakter gelişimine daha fazla etki ediyor. Özellikle bazı dijital paylaşım uygulamalarının çocuklarımızın zihinlerini infial ettiği sosyal medya platformlarının amiyane tabirle kanalizasyona dönüştüğü bir dönemi yaşıyoruz. İnternetin denetimsiz ve sınırsız dünyasına algoritmaların manipülasyon gücünü de eklediğimizde karşımıza karmaşık bir sorun çıkıyor" diye konuştu. "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır" Alınan önlemlerin kapsamının genişletileceğini söyleyen Erdoğan, "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır. Güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşmamız mühimdir. Bu noktada siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz. İnternetin karanlık dehlizlerinde görünür görünmez varlığımızı yapay zekadan da istifade ederek daha da güçlendireceğiz. Okul kolluk işbirliğinin arttırılması, yeni çalışma modellerinin geliştirilmesi yine bu süreçte atacağımız adımlardan biri olacaktır. İhtiyaç duyulan ne varsa tereddütsüz yapılması için ilgili bakanlarımıza bugün gerekli talimatları verdim" dedi. "Okul, aile, rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil, diğer zamanlarda da etkili şekilde kullanılması önem taşıyor" Ailenin kişinin ilk okulu olduğunu ve çocukların gelişiminin ailede başladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Eğitim ailede başlar, sosyalleşme ailede başlar. Adab-ı muaşeret kuralları ailede öğretilir. Birey içinde yaşadığı toplumun bir parçası olmayı önce ailede öğrenir. Aile kültürün, milli ve manevi değerlerin taşıyıcısı, ahlakın, şefkatin, diğer canlılara merhamet ve empatiyle yaklaşmanın öğretildiği ilk mekteptir. Yıllardır güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum dememizin artan saldırılar karşısında aileyi korumaya çalışmamızın sebebi işte budur. Son olaylarda olduğu gibi aile içi iletişimin zayıflaması, sınır koyma ve disiplinin kaybolması çocukları tehditlere karşı kırılgan hale getiriyor. Okul, aile, rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil diğer zamanlarda da etkili şekilde kullanılması önem taşıyor. Hükümet olarak bu doğrultuda bazı ilave adımlar atacağız. Okul ve veli arasındaki iletişimi güçlendirmek için iki yıl önce başlattığımız Veli Randevu Sistemini daha etkin hale getireceğiz. Dijital bağımlılıkla mücadele kapsamında velilerimize yönelik destek ve danışma hattını kısa süre içinde devreye alacağız. Öğretmenlerimize ve okul yöneticilerimize kriz yönetimi ve sınıf içi müdahale eğitimleri vereceğiz. Öğrencilerimiz için psikososyal destek mekanizmalarını güçlendirecek duygu değer temelli dijital esenlik çalışmalarını yaygınlaştıracağız. Riskleri erkenden fark eden, etkili bir şekilde müdahale eden bir yapıyla rehberlik uyarı sistemi çalışmalarını daha hassas hale getireceğiz" ifadelerini kullandı. "Suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf, hatta saygın bir kişi olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor" Gençlerin ve çocukların internetten etkilendikleri kadar televizyonlarda yayınlanan program ve dizilerden de etkilendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şiddetin tırmanmasında bir diğer etken çocuklar üzerinde olumsuz etki uyandıran diziler, filmler, haber sunumları ve popüler kültür ürünleridir. Özellikle suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf hatta saygın bir kişi olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor. Benzer şekilde haber bültenlerinde failin suç işlerken kullandığı yöntemin ayrıntılı biçimde verilmesi son olaylarda olduğu gibi saldırı görüntülerinin tekrar tekrar servis edilmesi çocuklarımız için taklit riskini büyütüyor. Bakınız biz tarihimiz boyunca şefkatli, merhametli, insan ilişkilerinde dayanışmayı yücelten iyiliksever, hamiyetperver bir millet olduk. Milletimizin yüce gönüllülüğünden sadece insanlar değil her türlü canlı da istifade etti. Lakin son yıllarda popüler kültürün de etkisiyle kurucu kodlarımıza sahip çıkma noktasında biraz özensiz ve ihmalkar davranıldı. Şu tabloyla iktidarlarımız boyunca defalarca karşılaştık. Milli ve manevi değerlerimize sahip çıkan her adımımız ülkemizdeki belli kesimler tarafından hayat tarzına müdahale olarak yansıtıldı. Özellikle küresel bir despotizme dönüşen LGBT akımlarıyla mücadelemiz en acımasız eleştirilere maruz kaldığımız konulardan biri oldu. Biz bu musibetin önünü kesmeye çalıştıkça birileri de ellerine geçirdikleri her fırsatı cinsiyetsizleştirme akımlarının önünü açmak için kullandı. Köşelerinden o malum yazarlar bize özgürlük dersi vermeye kalktılar. Özgürlük kavramının arkasına siper alınarak hükümetimizin nesilleri, aileyi, toplumu korumaya dönük politikaları adeta yaylım ateşine tutuldu. Özgürlüğün sorumluluk kavramıyla birlikte geldiği, sorumluluk olmadan özgürlüğün de olmayacağı bu çevreler tarafından ısrarla gözden kaçırıldı. Oysa terazinin bir kefesine özgürlük varsa diğerinde sorumluluk vardır. Mesele bu ikisi arasında altın oranı yakalayabilmektir. Biz her zaman bunu yapmaya çalıştık. İnşallah bundan sonra da bu çizgide yolumuza devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "Reyting kaygısı şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamaz" Şiddet içerikli program ve dizilerin yerine aileyi merkeze alan programların ve dizilerin yapılması gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gençlerimizin ruh ve beden sağlığı söz konusu olduğunda kuru gürültüye pabuç bırakmayacağız. Tabi burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum; Reyting kaygısı şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamaz. Kuşkusuz bu konuda en büyük görev medya kuruluşlarımıza düşüyor. Şiddeti özendiren, çarpık ilişkileri meşrulaştıran, kötülüğü sıradanlaştıran yapımlardan ziyade aileyi merkeze alan, iyiliği, merhameti, şefkati teşvik eden yapımlara ekranlarda daha fazla yer verilmesi gerekiyor. Biz yaşanan bazı kötü tecrübelere rağmen iyiliği hayatının merkezine yerleştirmiş bir milletiz. İçimizi karartan manzaralara rağmen şehit Ayla öğretmenimiz gibi nice güzel insanımız bu milletin mayasında ne olduğunu bizlere hatırlatıyor. RTÜK başta olmak üzere ilgili kurumlarımızla özellikle ekranda şiddet ve yozlaşma meselesinin üzerine daha tavizsiz gitmekte kararlıyız. Farklı alanlarda üretilen verileri birleştirecek, erken uyarı mekanizmalarını güçlendirecek ve şiddet olayı henüz gerçekleşmeden önce müdahale edilmesini sağlayacak sistematik bir yapı kuracağız. Genelleyici ve tek tip çözümlerden ziyade yerel, bölgesel ve vaka bazlı analizlere dayalı bir politika seti üreteceğiz. Bazı bölgelerde aile destek mekanizmalarının güçlendirilmesi için yeni düzenlemeler yaparken bazı alanlarda ise dijital içerik takibinin daha sıkı yapılmasını temin edeceğiz" diye konuştu. "Önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğünü getireceğiz" Dijital dünyada bir içeriğin birkaç dakika içinde çok geniş kitlelere ulaşabildiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dijital dünyaya yönelik yeni tedbirlerin de alınacağını belirterek, "Bu içeriklerin kaldırılması, erişime kapatılması veya yeniden dolaşıma girmesinin engellenmesinde bazen geç kalınabiliyor. Bu gecikmelerin önüne geçilmesi için içerik takibinde tek tek kaldırma mantığıyla değil, hızlı filtreleme araçlarının kullanımı gerekiyor. Aynı şekilde yaş doğrulama kimlik temelli denetim ve VPN ile aşama girişimlerine karşı teknik önlemlerin devreye alınması önem arz ediyor. Meclisimizde görüşmeleri devam eden 15 yaş altı çocuklara sosyal ağı kullanmayı sınırlayan düzeltmenin yürürlüğe girmesiyle birlikte çok önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyorum. Yine önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğünü getireceğiz" dedi. "Silah sahiplerine özellikle silahın çocuk tarafından ele geçirilmesi halinde verilecek cezayı artıracağız" Bir diğer konu olan ateşli silahlar meselesinde de yeni adımların atılacağına duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Zaten bir süredir bu sorunun üzerinde kararlılıkla gidiyorduk. Şimdi mevcut yapılanlara ek olarak dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ateşli silah sahiplerine özellikle silahın çocuk tarafından ele geçirilmesi halinde verilecek cezayı artıracağız. Silah sahipliğinin sınırlandırılması konusunda ilave hukuki düzenlemeleri devreye alacağız. Ayrıca tüm bu alanlarda kapsamlı bir politika belgesini ve eylem planını hayata geçireceğiz. Bugünkü kabine toplantımızda atılacak adımları acil, kısa, orta ve uzun vadeli olarak detaylıca planladık. Devlet olarak bu alanların her birinde yeni uygulanabilir etkin ve caydırıcı önlemleri inşallah kararlılıkla hayata geçireceğiz. Bizim bu ülkenin tüm çocuklarına bir sözümüz var. Onları inşallah vatandaşı olmaktan gurur duyacakları müreffeh, huzurlu, itibarlı, kalkınmış, güvenli bir ülkede yaşamalarını temin edeceğiz. Yüreği yaralı annelerimiz için, bu ülkenin gözleri ışıl ışıl, umutla parlayan çocukları için inşallah bu sorunu büyümeden hal yoluna koyacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Siverekli ve Maraşlı kardeşlerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yavrularımızın ve öğretmenimizin kederli ailelerine Cenab-ı Allah’tan tekrar sabır ve başsağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 19:40 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ateşli silah sahiplerine özellikle silahın çocuklar tarafından ele geçirilmesi halinde verilen cezayı artıracağız" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır. Güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşmamız mühimdir. Bu noktada siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz" dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Toplantının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullara yönelik gerçekleştirilen saldırılara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, olayların ilk anından itibaren takip ettiklerini ve takip etmeye de devam edeceklerini söyledi. Bu tür olayların kapsamlı bir şekilde araştırılması gerektiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, alınacak yeni tedbirleri de açıkladı. "Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum" Kabine gündeminde geçen haftaki okullara yönelik saldırıların ele alındığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Menfur saldırıların hayattan koparttığı sevgili yavrularımıza ve kendini öğrencilerine siper ederek şehit olan Ayla öğretmenimize Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Öğretmenimizin ve çocuklarımızın kederli ailelerine sabrı cemil diliyorum. Millet olarak hepimiz ailelerimizin hüznünü samimiyetle paylaşıyoruz. Ancak ne yaparsak yapalım, ateşin düştüğü yeri yaktığını, eşini, annesini, evladını, kardeşini yitiren vatandaşlarımızın yüreklerindeki yangının belki de hiçbir zaman sönmeyeceğini çok iyi biliyoruz. Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. "15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor" Okul saldırılarında yaralananlar hakkında da bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Siverek’teki saldırıda yaralanan 19 kardeşimizden 14’ü taburcu edildi. 2 öğretmen ile 3 öğrencimizin tedavisi halen devam ediyor. Hamdolsun yaralılarımızın herhangi bir hayati tehlikesi bulunmuyor. Kahramanmaraş’taki menfur olayda ise 9 vefatımız, 21 yaralımız vardı. 15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor. Rabbimden tüm yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Kahramanmaraş’ın başı sağ olsun. Ülkemize, milletimize geçmiş olsun" diye konuştu. "Siverek’teki saldırı ile ilgili 8 kişi tutuklanırken, Maraş’taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası tutuklandı" Okullara yapılan saldırıların sadece Kahramanmaraş’ı ya da Siverek’i değil, 86 milyonun tamamını etkilediğini ifade eden ve olayın ilk anından itibaren takipçisi olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kahramanmaraş’a düşen ateş diğer 80 vilayetimizin de kalbine düştü. Grup toplantımızdan sonra saldırı haberini alır almaz 4 bakanımızı hemen Kahramanmaraş’a gönderdik. Kabine üyelerimiz, genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimiz ilk andan itibaren ailelerimizin yanında oldu. Bir yandan yaralılarımıza acil müdahaleler yapılırken diğer yandan yargı, emniyet, milli eğitim, siber güvenlik ve istihbarat birimlerimizin çalışmalarını başlattılar. Hiçbir ihtimal dışlanmadan saldırılar tüm yönleriyle araştırılıyor. Her iki saldırganın dijital ayak izleri takip edilerek kimlerle irtibat halinde oldukları, nelerden etkilendikleri kısa sürede ortaya çıkartıldı. Detaylı incelemeler neticesinde çok önemli bulgulara ulaşıldı. Siverek’teki saldırı ile ilgili 8 kişi tutuklanırken, Maraş’taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası tutuklandı. Cumhurbaşkanı olarak ben de ilk andan itibaren süreci bizzat ve yakinen takip ettim. Sonraki süreçleri de yakından takip etmeyi sürdüreceğim" açıklamasında bulundu. "Daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir?" Sosyal medya ve dijital iletişim platformlarında manipülatif ve zararlı içerik yayan hesaplarla ilgili de gerekli önlemleri aldıklarını açıklayan Erdoğan, yaşanan saldırılar üzerinden yapılan eleştirilere değinerek şunları söyledi: "Değerli vatandaşlarım, milletçe gerçekten yabancısı olduğumuz bir durumla karşı karşıyayız. Dijitalleşmenin ve küreselleşmenin sebep olduğu sıkıntıların ülkemize de sirayet ettiği, gençlerimizi de etkisi altına aldığı görülüyor. Her nimetin maalesef bir yan tesiri oluyor. İnternetin, teknolojinin, dünya ile bütünleşmenin yan tesirleri de kimi zaman kendini böylece gösterebiliyor. Şuraya özellikle dikkatlerinizi çekiyorum. Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilenler başta olmak üzere dünyadaki benzer saldırılara baktığımızda, faillerin amaçlarından birinin toplumu terörize etmek olduğunu görüyoruz. Bu tarz caniler sadece masumların kanını dökmeyi değil, bunu yaparak tıpkı terör örgütleri gibi aynı zamanda toplumda infial uyandırmayı, endişe, tedirginlik, korku ve huzursuzluk oluşturmayı da hedefliyorlar. Üzülerek ifade etmek isterim ki bu süreçte kimi medya organlarımız, kimi siyasetçilerimiz, kimi örgütlerimiz pedagojik açıdan sorunlu beyanatları ve yayın çizgileriyle bilerek veya bilmeden saldırganların amacına hizmet etmiş, faillerin ekmeğine adeta yağ sürmüşlerdir. Kimse kusura bakmasın ama daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir? Henüz hiçbir şey belli değilken milli ve manevi değerlerimize bağlı gençler yetiştirmeye çalışan sivil toplum kuruluşları niçin hedef tahtasına konur? Daha vahşice öldürülen yavrularımızın cenazesi bile kalkmadan ‘Olayı 14 yaşındaki çocuğa yıkacaklar’ diyerek niyet okuyuculuğuna girişmek hangi vicdana hangi ahlaka sığar? Milletçe yüreğimiz yanıyor fakat üzülerek gördük ki ana muhalefetin kimi aktörlerinin aklına ilk ‘ramazan etkinliklerini’ eleştirmek geliyor. Sanki böyle bir fırsatı kolluyormuş gibi sorumsuzca açıklamalar yapmak geliyor. Nedir bu telaşınız? Nedir bu aceleniz? Böyle bir acı üzerinden milleti tahrik etmek, öğrencilerimiz arasında korku ve endişe yaymak en hafif tabiriyle sorumsuzluktur. Hangi sebeple olursa olsun kimsenin öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi ve ailelerimizi tedirgin etmeye hakkı yoktur. Saldırıyı tüm boyutlarıyla doğru analiz ettikten sonra infiale kapılmadan sağduyumuzu ve soğukkanlılığımızı yitirmeden ortak aklın ve pedagojinin rehberliğinde hep beraber meselenin üzerine gitmemiz gerekiyor. Nice zorluğun üstesinden gelmiş bir millet olarak Allah’a hamdolsun bunu yapacak birikime de, iradeye de, tecrübeye de ziyadesiyle sahibiz. Vatandaşlarımdan gerilim tuzağına düşmemelerini, serinkanlılıktan ödün vermemelerini bir kez daha istirham ediyorum." "Şiddet olayları asla tek boyutlu değildir" Gerçekleşen şiddet eylemlerinde birçok boyutun ele alınması gerektiğini ve gelişen internet çağı ile çocukların ailelerden daha da uzaklaştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şiddet olayları asla tek boyutlu değildir. Bu doğrultuda okul ikliminden aile dinamiklerine, dijital medya mecralarından farkındalık çalışmalarına, caydırıcılığın güçlendirilmesinden kurumsal işbirliğine uzanan geniş bir yelpazede, bütüncül bir stratejiyle hareket etmemiz önem arz ediyor. Şiddet kültürünü besleyen mikropların teşhisinde ne kadar isabetli olursak tedavi sürecinde de o derece başarı sağlarız. Bunun için aile yapısı, sosyal çevre, okul ortamı, dijital maruziyet, medya içerikleri ve kurumsal müdahale kapasitesini birlikte ele almak zorundayız. Önümüzde okulların adeta kışlaya ve karakola çevrilmesi buna benzer pedagojik açıdan problemli, okulların asli karakterine zarar verecek tekil bir adımla çözülemeyecek kadar çok katmanlı bir sınama bulunuyor. Şu gerçeğin hepimiz farkındayız; Dünya artık eski dünya değil. Biz anne babalar olarak evin bir odasında sohbet ederken veya televizyon seyrederken evin diğer odalarındaki çocuklarımızın sanal alemdeki dijital arkadaşlarıyla tesis ettiği ilişkinin mahiyetinden haberdar değiliz. Öyle ki bugün çocuklarımızın çoğunun anne babasıyla geçirdiği zaman maalesef dijital dünyadaki ekran sürelerinden daha az. Dijital arkadaşlar, dijital öğretmenler hatta dijital ebeveynler evlatlarımızın hayatlarına, evlatlarımızın karakter gelişimine daha fazla etki ediyor. Özellikle bazı dijital paylaşım uygulamalarının çocuklarımızın zihinlerini infial ettiği sosyal medya platformlarının amiyane tabirle kanalizasyona dönüştüğü bir dönemi yaşıyoruz. İnternetin denetimsiz ve sınırsız dünyasına algoritmaların manipülasyon gücünü de eklediğimizde karşımıza karmaşık bir sorun çıkıyor" diye konuştu. "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır" Alınan önlemlerin kapsamının genişletileceğini söyleyen Erdoğan, "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır. Güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşmamız mühimdir. Bu noktada siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz. İnternetin karanlık dehlizlerinde görünür görünmez varlığımızı yapay zekadan da istifade ederek daha da güçlendireceğiz. Okul kolluk işbirliğinin arttırılması, yeni çalışma modellerinin geliştirilmesi yine bu süreçte atacağımız adımlardan biri olacaktır. İhtiyaç duyulan ne varsa tereddütsüz yapılması için ilgili bakanlarımıza bugün gerekli talimatları verdim" dedi. "Okul, aile, rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil, diğer zamanlarda da etkili şekilde kullanılması önem taşıyor" Ailenin kişinin ilk okulu olduğunu ve çocukların gelişiminin ailede başladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Eğitim ailede başlar, sosyalleşme ailede başlar. Adab-ı muaşeret kuralları ailede öğretilir. Birey içinde yaşadığı toplumun bir parçası olmayı önce ailede öğrenir. Aile kültürün, milli ve manevi değerlerin taşıyıcısı, ahlakın, şefkatin, diğer canlılara merhamet ve empatiyle yaklaşmanın öğretildiği ilk mekteptir. Yıllardır güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum dememizin artan saldırılar karşısında aileyi korumaya çalışmamızın sebebi işte budur. Son olaylarda olduğu gibi aile içi iletişimin zayıflaması, sınır koyma ve disiplinin kaybolması çocukları tehditlere karşı kırılgan hale getiriyor. Okul, aile, rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil diğer zamanlarda da etkili şekilde kullanılması önem taşıyor. Hükümet olarak bu doğrultuda bazı ilave adımlar atacağız. Okul ve veli arasındaki iletişimi güçlendirmek için iki yıl önce başlattığımız Veli Randevu Sistemini daha etkin hale getireceğiz. Dijital bağımlılıkla mücadele kapsamında velilerimize yönelik destek ve danışma hattını kısa süre içinde devreye alacağız. Öğretmenlerimize ve okul yöneticilerimize kriz yönetimi ve sınıf içi müdahale eğitimleri vereceğiz. Öğrencilerimiz için psikososyal destek mekanizmalarını güçlendirecek duygu değer temelli dijital esenlik çalışmalarını yaygınlaştıracağız. Riskleri erkenden fark eden, etkili bir şekilde müdahale eden bir yapıyla rehberlik uyarı sistemi çalışmalarını daha hassas hale getireceğiz" ifadelerini kullandı. "Suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf, hatta saygın bir kişi olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor" Gençlerin ve çocukların internetten etkilendikleri kadar televizyonlarda yayınlanan program ve dizilerden de etkilendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şiddetin tırmanmasında bir diğer etken çocuklar üzerinde olumsuz etki uyandıran diziler, filmler, haber sunumları ve popüler kültür ürünleridir. Özellikle suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf hatta saygın bir kişi olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor. Benzer şekilde haber bültenlerinde failin suç işlerken kullandığı yöntemin ayrıntılı biçimde verilmesi son olaylarda olduğu gibi saldırı görüntülerinin tekrar tekrar servis edilmesi çocuklarımız için taklit riskini büyütüyor. Bakınız biz tarihimiz boyunca şefkatli, merhametli, insan ilişkilerinde dayanışmayı yücelten iyiliksever, hamiyetperver bir millet olduk. Milletimizin yüce gönüllülüğünden sadece insanlar değil her türlü canlı da istifade etti. Lakin son yıllarda popüler kültürün de etkisiyle kurucu kodlarımıza sahip çıkma noktasında biraz özensiz ve ihmalkar davranıldı. Şu tabloyla iktidarlarımız boyunca defalarca karşılaştık. Milli ve manevi değerlerimize sahip çıkan her adımımız ülkemizdeki belli kesimler tarafından hayat tarzına müdahale olarak yansıtıldı. Özellikle küresel bir despotizme dönüşen LGBT akımlarıyla mücadelemiz en acımasız eleştirilere maruz kaldığımız konulardan biri oldu. Biz bu musibetin önünü kesmeye çalıştıkça birileri de ellerine geçirdikleri her fırsatı cinsiyetsizleştirme akımlarının önünü açmak için kullandı. Köşelerinden o malum yazarlar bize özgürlük dersi vermeye kalktılar. Özgürlük kavramının arkasına siper alınarak hükümetimizin nesilleri, aileyi, toplumu korumaya dönük politikaları adeta yaylım ateşine tutuldu. Özgürlüğün sorumluluk kavramıyla birlikte geldiği, sorumluluk olmadan özgürlüğün de olmayacağı bu çevreler tarafından ısrarla gözden kaçırıldı. Oysa terazinin bir kefesine özgürlük varsa diğerinde sorumluluk vardır. Mesele bu ikisi arasında altın oranı yakalayabilmektir. Biz her zaman bunu yapmaya çalıştık. İnşallah bundan sonra da bu çizgide yolumuza devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "Reyting kaygısı şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamaz" Şiddet içerikli program ve dizilerin yerine aileyi merkeze alan programların ve dizilerin yapılması gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gençlerimizin ruh ve beden sağlığı söz konusu olduğunda kuru gürültüye pabuç bırakmayacağız. Tabi burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum; Reyting kaygısı şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamaz. Kuşkusuz bu konuda en büyük görev medya kuruluşlarımıza düşüyor. Şiddeti özendiren, çarpık ilişkileri meşrulaştıran, kötülüğü sıradanlaştıran yapımlardan ziyade aileyi merkeze alan, iyiliği, merhameti, şefkati teşvik eden yapımlara ekranlarda daha fazla yer verilmesi gerekiyor. Biz yaşanan bazı kötü tecrübelere rağmen iyiliği hayatının merkezine yerleştirmiş bir milletiz. İçimizi karartan manzaralara rağmen şehit Ayla öğretmenimiz gibi nice güzel insanımız bu milletin mayasında ne olduğunu bizlere hatırlatıyor. RTÜK başta olmak üzere ilgili kurumlarımızla özellikle ekranda şiddet ve yozlaşma meselesinin üzerine daha tavizsiz gitmekte kararlıyız. Farklı alanlarda üretilen verileri birleştirecek, erken uyarı mekanizmalarını güçlendirecek ve şiddet olayı henüz gerçekleşmeden önce müdahale edilmesini sağlayacak sistematik bir yapı kuracağız. Genelleyici ve tek tip çözümlerden ziyade yerel, bölgesel ve vaka bazlı analizlere dayalı bir politika seti üreteceğiz. Bazı bölgelerde aile destek mekanizmalarının güçlendirilmesi için yeni düzenlemeler yaparken bazı alanlarda ise dijital içerik takibinin daha sıkı yapılmasını temin edeceğiz" diye konuştu. "Önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğünü getireceğiz" Dijital dünyada bir içeriğin birkaç dakika içinde çok geniş kitlelere ulaşabildiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dijital dünyaya yönelik yeni tedbirlerin de alınacağını belirterek, "Bu içeriklerin kaldırılması, erişime kapatılması veya yeniden dolaşıma girmesinin engellenmesinde bazen geç kalınabiliyor. Bu gecikmelerin önüne geçilmesi için içerik takibinde tek tek kaldırma mantığıyla değil, hızlı filtreleme araçlarının kullanımı gerekiyor. Aynı şekilde yaş doğrulama kimlik temelli denetim ve VPN ile aşama girişimlerine karşı teknik önlemlerin devreye alınması önem arz ediyor. Meclisimizde görüşmeleri devam eden 15 yaş altı çocuklara sosyal ağı kullanmayı sınırlayan düzeltmenin yürürlüğe girmesiyle birlikte çok önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyorum. Yine önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğünü getireceğiz" dedi. "Silah sahiplerine özellikle silahın çocuk tarafından ele geçirilmesi halinde verilecek cezayı artıracağız" Bir diğer konu olan ateşli silahlar meselesinde de yeni adımların atılacağına duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Zaten bir süredir bu sorunun üzerinde kararlılıkla gidiyorduk. Şimdi mevcut yapılanlara ek olarak dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ateşli silah sahiplerine özellikle silahın çocuk tarafından ele geçirilmesi halinde verilecek cezayı artıracağız. Silah sahipliğinin sınırlandırılması konusunda ilave hukuki düzenlemeleri devreye alacağız. Ayrıca tüm bu alanlarda kapsamlı bir politika belgesini ve eylem planını hayata geçireceğiz. Bugünkü kabine toplantımızda atılacak adımları acil, kısa, orta ve uzun vadeli olarak detaylıca planladık. Devlet olarak bu alanların her birinde yeni uygulanabilir etkin ve caydırıcı önlemleri inşallah kararlılıkla hayata geçireceğiz. Bizim bu ülkenin tüm çocuklarına bir sözümüz var. Onları inşallah vatandaşı olmaktan gurur duyacakları müreffeh, huzurlu, itibarlı, kalkınmış, güvenli bir ülkede yaşamalarını temin edeceğiz. Yüreği yaralı annelerimiz için, bu ülkenin gözleri ışıl ışıl, umutla parlayan çocukları için inşallah bu sorunu büyümeden hal yoluna koyacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Siverekli ve Maraşlı kardeşlerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yavrularımızın ve öğretmenimizin kederli ailelerine Cenab-ı Allah’tan tekrar sabır ve başsağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplandı
04 Aralık 2025 Perşembe - 17:14 Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplandı TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 19. toplantısını gerçekleştirdi. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplantısında TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un konuşmasından sonra CHP Grup Başkanvekili Murat Emir söz aldı. Komisyon raporunun geniş bir rapor olması gerektiğini söyleyer Emir, CHP’nin önerilerini şöyle sıraladı: "AYM ve AİHM kararlarının uygulanması amacıyla idari ve siyasi engellerin kaldırılması, hak ve özgürlüklerin kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması, Kürt sorununun çözümü için demokratik siyaset ortamının oluşturulması, kayyım uygulamalarına son verilmesi, siyasetin yargıya müdahalesine son verilmesi, 19 Mart’ta tutuklanan tüm siyasetçilerin serbest bırakılması, kadına ve çocuklara karşı şiddetle etkin mücadele edilmesi, yargı ve infaz sistemindeki antidemokratik uygulamalara son verilmesi, devletin inançlara karşı tarafsız olduğu bir düzenin hayata geçirilmesi ve güvenlik bürokrasisinde çalışan sivil memurların özlük haklarının iyileştirilmesi." TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, İmralı ziyaretinin tutanakları hakkında bilgi sahibi olmadan rapora dair önerilerde bulunmanın doğru olmadığına işaret etti. DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, İmralı görüşmesi hakkında komisyona bilgilendirme yapılmadığını belirterek, komisyona bilgilendirme yapılmasını istedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Trabzon Milletvekili Mustafa Şen, örgütün kendi varlığına son verdiğine devletin ilgili birimlerinin somut delillerle kanaat getirmesiyle, devletin ilgili otoritesinin ‘bundan sonra terör yoktur’ demesiyle Meclis’in süreç kapsamındaki kanunu çıkarılabileceğini kaydetti. Şen, "Örgüt üyeliği bir suç. Örgüt kendini feshettiyse suç ortadan kalkar. Aynı şekilde ’yardım ve yataklık’ suçu da düşer. Yargılama devam ediyorsa da mahkeme düşer. Bu suçlar kapsamında tahliye olanlara ya da hayata katılanlara 5 yıllık adli takip öneriyoruz. Örgüte üyelik dışındaki ‘terör’ faaliyetlerine bulaşmış kişilere dair de Türkiye’de bulunmaları halinde TCK geçerli olacak. Ancak örgütün kendini feshetmesi sebebiyle kamu vicdanını incitmeyecek cezai indirimler öneriyoruz" dedi. Şen ayrıca, "Terör örgütü kendi faaliyetine son vermiştir. Dolayısıyla o sebeple bir belediyeye kayyım atanmışsa, artık o uygulamanın düşmesi gerektiği kanaatimizi paylaşıyoruz." MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız ise, silahların teslim edilerek imha edilmesinin kolluk güçleri tarafından tespit edilmesinden sonraki süreçte bütün sorunların el birliği ile çözüleceğine işaret etti.
Bakan Memişoğlu: "Savunma sanayisi gibi sağlık sanayisini de güçlendiriyoruz"
04 Aralık 2025 Perşembe - 17:13 Bakan Memişoğlu: "Savunma sanayisi gibi sağlık sanayisini de güçlendiriyoruz" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" programı kapsamında ziyaret ettiği Kırıkkale’de sağlık altyapısının yeni yatırımlarla daha da geliştirileceğini belirterek, "Türkiye sağlık teknolojisi konusunda da büyük bir yol katetmeye başladı. Savunma sanayisi gibi sağlık sanayisini de güçlendirmeye çalışıyoruz, o yolda ilerliyoruz" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" programı kapsamında Kırıkkale’yi ziyaret etti. Bakan Memişoğlu, Kırıkkale Valiliği’nde Vali Mehmet Makas, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mehmet Ali Durmuş, Belediye Başkanı Ahmet Önal ve il protokolü tarafından karşılandı. Ziyareti sırasında açıklamalarda bulunan Bakan Memişoğlu, Kırıkkale’de bugüne kadar 17 sağlık merkezinin hizmete açıldığını belirterek, "Kırıkkale sağlık anlamında hem üniversitesi hem de Eğitim ve Araştırma Hastanesiyle güçlü bir hizmet sunuyor. Daha iyi olması için yapılacak çalışmaları görüşecek, ziyaretler gerçekleştirecek ve istişarelerde bulunacağız" dedi. "Savunma sanayisi gibi sağlık sanayisini de güçlendirmeye çalışıyoruz" Türkiye’nin sağlık teknolojileri alanında büyük ilerleme kaydettiğini ifade eden Memişoğlu, Makine Kimya Enstitüsü’nün bulunduğu Kırıkkale’nin sağlık sanayisi için de stratejik bir öneme sahip olduğunu dile getirdi. Memişoğlu, "Şimdiye kadar 17 sağlık merkezi yapılmış. Kırıkkale, Makine Kimya Enstitümüzün merkezi. Savunma sanayisiyle ilgili birçok altyapı, üretim tesislerimiz var. Türkiye sağlık teknolojisi konusunda da büyük bir yol katetmeye başladı. Savunma sanayisi gibi sağlık sanayisini de güçlendirmeye çalışıyoruz, o yolda ilerliyoruz. ASELSAN’dan dijital röntgen cihazlarını teslim aldık" diye konuştu. "Birçok malzemeyi yerli ve milli olarak üretmeyi hedefledik" Türkiye’nin sağlık hizmetleri kadar sağlık bilimi ve teknolojisini de üretebilecek insan gücüne sahip olduğunun altını çizen Bakan Memişoğlu, "İnşallah birçok cihazı, birçok ilacı, birçok malzemeyi yerli ve milli olarak üretmeyi hedefledik. Bu konuda Cumhurbaşkanımızın da söylediği gibi koruyan, geliştiren ve üreten sağlık sistemimizle ’Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’nı oluşturmaya çalışıyoruz. Türkiye, sağlık hizmetleri kadar sağlığın bilimini, teknolojisini üretebilir kapasiteye ve insan gücüne sahip. Bu konuda gece gündüz çalışmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. Öncelikli hedeflerinin toplumun hastalanmadan sağlıklı kalmasını sağlamak olduğunu dile getiren Memişoğlu, doğru beslenme, hareketli yaşam ve bağımlılıktan uzak durmanın önemine dikkat çekerek, "Aile sağlığı ve sağlıklı hayat merkezlerimizle vatandaşımıza destek olacağız. Hastalandıklarında ise en güçlü sağlık ordusu ve altyapısıyla yanlarında olacağız" dedi. Bakan Memişoğlu, açıklamalarının ardından basına kapalı olarak gerçekleştirilen "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı Sağlık Yöneticileri Toplantısı"na katıldı.
Bakan Bolat: "Libya ile ilişkilerimizi güçlendirmek, firmalarımızın sahadaki varlığını artırmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz"
04 Aralık 2025 Perşembe - 16:23 Bakan Bolat: "Libya ile ilişkilerimizi güçlendirmek, firmalarımızın sahadaki varlığını artırmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Libya ile ilişkilerimizi daha da güçlendirmek, firmalarımızın sahadaki varlığını artırmak ve ülkemizin dış ekonomik vizyonuna katkı sunmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi. Bakan Bolat, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Libya Devleti Milli Birlik Hükümeti Ulaştırma Bakanı Muhammed Şahubi ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini duyurdu. Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde müteahhitlikten lojistiğe, ihracattan yatırım iş birliklerine kadar geniş bir alanda Libya ile ilişkileri daha da güçlendirmek, firmaların sahadaki varlığını artırmak için çalışmaları kararlılıkla sürdüreceklerini açıkladı. Bakan Bolat, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Libya Devleti Milli Birlik Hükümeti Ulaştırma Bakanı Sayın Muhammed Şahubi ile bugün verimli bir telefon görüşmesi gerçekleştirdik. Ekim ayında yaptığımız toplantıda, Türk müteahhitlerinin Libya’daki faaliyetlerine ilişkin karşılıklı mutabakatımız çerçevesinde kaydedilen gelişmeleri ele aldık ve kısa vadede birlikt atacağımız somut adımları kararlaştırdık. Türkiye’nin bölgesel kalkınmaya katkı sunan güçlü müteahhitlik birikimi, dost ve kardeş Libya’da da her zaman olduğu gibi karşılıklı kazanç anlayışıyla firmalarımızca sürdürülmeye devam edecektir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde müteahhitlikten lojistiğe, ihracattan yatırım iş birliklerine kadar geniş bir alanda Libya ile ilişkilerimizi daha da güçlendirmek, firmalarımızın sahadaki varlığını artırmak ve ülkemizin dış ekonomik vizyonuna katkı sunmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz."
Karesi’de birleştirilmiş dükkanlardaki ruhsat krizi
04 Aralık 2025 Perşembe - 16:05 Karesi’de birleştirilmiş dükkanlardaki ruhsat krizi Balıkesir’in Karesi ilçesinde geçmişte birleştirilmiş olan dükkanlar Karesi Belediyesi ile ruhsat sorunu yaşarken, belediye yetkilileri dükkanların eski haline getirilmesi ve tadilat ruhsatı alınması gerektiğini belirtti. Balıkesir Ticaret Odası Başkanı Rahmi Kula sorunun bir an önce çözülmesi gerektiğini söylerken, AK Parti’den CHP’li belediyeye tepki geldi. Konunun bakanlıkça çözülmesi gerektiğini ifade eden AK Parti Grup Başkan Vekili Birol Şahin ise, 9 milletvekiline seslendi. Balıkesir’in merkez Karesi ilçesinde birleştirilen dükkanlarda iş yapan marketler, bankalar, kurumsal markalara ev sahipliği yapan dükkanlar, ceza ve kapanma riskiyle karşı karşıya kaldı. Birçok kurumsal markanın Karesi’de yatırımlarını durdurduğu, dükkan açmayı reddettiği iddia edilirken, yaşanan şikayet dalgası ise belediyeye ayrıca bir iş yükü oluşturdu. Kula: "Bir orta yol bulmak gerekiyor" Balıkesir Ticaret Odası Başkanı Rahmi Kula, "Bu konuyla ilgili Karesi Belediye Başkanımız Mesut Akbıyık ile görüştük. Konuyla ilgili 40 civarında şikayet olduğunu söyledi. Neden kaynaklandığını konuştuk. Mesut başkanımız, kanun ve yönetmelikleri söylüyor ancak bazı sıkıntılar var. Balıkesir’de geçmişten bugüne gelen imar planları ile küçük parsellerden gelen küçük dükkanların olduğu yerlerimiz var. Şehrin büyümesi ile birlikte daha büyük iş yerlerine, daha büyük alanlara ihtiyaç oldu. Bunun için de dükkan birleştirmeleri, mevcut şehrin imar yapısı ve bina stoğundan dolayı mecburen bu birleştirmeleri yapmak durumundayız. Gerek ticaret odası üyelerimiz, gerekse Karesi Belediyemiz, burada kanun ve yönetmeliklere uygun şekilde davranmak istiyor. Burada bir orta yol bulmak gerekiyor. Biz Ticaret Odası olarak öneride bulunduk. Bu konuyla ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na görüş sorulmasının uygun olacağını düşündük. Karesi Belediye Meclisi’nde alınacak bir karar ile plan notu ile dükkan birleştirmelerine izin verilebilir mi, bu konuyu bakanlığa soralım diye Mesut Akbıyık başkanımıza ilettik. Kendisi de bunu soracağını ifade etti. Geçmişten gelen izinler, kurulu bir düzen var. Bir iş yeri açmak kolay değil. Ciddi ve büyük yatırımlar bunlar. Dükkanların eski haline getirilmesi çok daha büyük bir maliyet. Konunun hızlı bir şekilde çözüme kavuşmasını bekliyoruz" dedi. Aka: "Şehirde ciddi kaos var" İşadamı AK Parti Karesi İlçe Başkanı Hakan Aka ise, Karesi Belediye Başkanı Akbıyık’a seslendi. Başkan Aka, "Karesi’de dükkan birleştirme, kapatma konusu ile ilgili çok ciddi bir sorun var. Eminiz ki Karesi Belediye Başkanı Mesut Akbıyık elinden geldiği kadar sorunu çözmeye çalışıyordur lakin eksik kalıyor. Biz bu şehirdeki kaosun ortadan kalkması için her türlü adımı atmaya hazırız. Şehirde ciddi bir kaos var, herkes birbirini şikayet eder hale geldi. Bu işin içinden çıkılmaz. Adam dükkan tutmuş yıllar önce ya da birisine devredilmiş. Esnafın birleştirilmiş olduğundan haberi bile yok. Ciddi cezalar kesiliyor. Akabinde eski hale getirilmesi talep ediliyor. Esnaf iş yerini kapatıyor, müteahhitler inşaat yapmıyor. Mesut başkanımız ’Biz üçkağıtçı değiliz’, ’Rantçı değilim’ diyor, biz de biliyoruz rantçı değilsin ama bu sorunu çözmemiz lazım" dedi. Şahin: "Bulaşıcı hastalık gibi tüm Türkiye’ye yayılır" AK Parti Büyükşehir Grup Başkan Vekili Birol Şahin, "Dükkanlar birleştirilerek, tek bağımsız alan gibi kullanılıyor. Bu fiili bir durum. Yasa diyor ki, birbirinden bağımsız bölümleri duvarları yıkıp tek dükkan yaparsanız ruhsatını tadilat ruhsatı yaparak değiştirmeniz gerekir. Şikayet olmadığı için kimse ses etmiyor. Ancak Karesi’de bir şikayet furyası başladığı için ’Onun dükkanı şöyle’, ’Bunun dükkanı böyle’ diye şikayet etmeye başladılar. Doğal olarak da Karesi Belediyesi’nin yetkilileri iş yerlerini kontrol etti ve ruhsatları iptale kadar gitti. Balıkesir Karesi’de şu an yangın var. Karesi’de iş yeri sahipleri mağdur, müteahhitler mağdur, esnaf mağdur, hatta belediye de mağdur. Belediyede büyük bir iş yükü var. Onlar da bu sorumluluğu kanun önünde yerine getirmekle sorumlu. Bunun belediye meclisinde bir plan notu ile çözülmesi söz konusu değil. Bunun çözüm yeri aslında bakanlığın genelgeye bir hüküm eklemesi. Çevre Bakanlığı’nın yönetmeliğin ilgili maddesine ’Deprem risk analiz raporu olumlu ise alınır, olumsuz ise alınamaz’ ibare eklenebilir. Deprem risk analiz raporu yapılır, rapor olumlu ise iki dükkan arasındaki duvar yıkılabilir ve tek hale dönüştürülebilir. O zaman bağımsız bölüm yönetmeliğine gerek yok, proje tadilatına gerek yok. Ruhsat verilebilir diye bir cümlelik ekleme yapılırsa sorun ortadan kalkacak. Bu bulaşıcı hastalık gibi, kanser gibi tüm Türkiye’ye yayılır. Yangına benzin dökmek yerine Ticaret Odası Başkanı, Büyükşehir Belediye Başkanı, 9 milletvekili Ankara’ya giderek bu işi anlatmalı ve yönetmelik değişikliğini yaptırmaları gerekir" dedi. Akbıyık: "Bizde ayrım yoktur" Eleştirilerin odağında bulunan Karesi Belediye Başkanı Mesut Akbıyık ise, sosyal medya üzerinden ’Dertleşme’ başlıklı bir açıklama yaptı. Akbıyık açıklamasında, "Bağımsız bölüm birleştirmeleri ile ilgili belediyemizin yapmış olduğu uygulama aleyhine açılan davada ’yürütmenin durdurulması’ talepleri, sayın idare mahkemesi tarafından reddedilmiştir. Bu aşamada belediyemiz uygulamasına devam edilecektir. Yargı süreci devam etmektedir. Kanuna, Bakanlığımızın görüşüne ve mahkeme kararlarına uygun davranmaya devam edeceğiz. Belediyemizin yapmış olduğu uygulama, kanuna ve bakanlık görüşüne uygundur. Bu tartışma neden çıkıyor? Bu konuda sizinle dertleşmek istiyorum. Paşaalanı Mahallesi’nde yaşam merkezi olarak niteleyebileceğimiz üç tane merkez var. Bunlardan birisi belediyemize müracaat etti ve bağımsız bölüm birleştirmeleri yapmak istiyoruz dediler. İmar Müdürlüğümüz ise ’Bu esaslı bir tadilattır. Tadilat projenizi getirin ve tadilat ruhsatı alarak yolunuza devam edin’ dedi. Son derece kanuna uygun bir durum, onlara sundu. Sen misin bu uygulamayı isteyen, sen misin görmezden gelmeyen, ’Başka belediyeler buna müsaade ediyor’, ’Başka yerde şöyle oluyor’ diyerek bu tartışma başladı. O yaşam merkezinin sahipleri, benzer durumların olduğu diğer iş yerlerini şikayet etmeye başladılar. Biz kanunu uyguladık ve görmezden gelmedik. Tam 46 tane şikayet yapıldı. Burada bazı hususların altını çizmek istiyorum. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanlığımızın bazı tesisleri de şikayet edilmişti. Bizim yetkimiz yoktu, kendilerine durumu bildirdik. Kendileri gerekli işlemleri yürütüyorlar. Tekrar ediyorum. Bizde ayrım yoktur. Adil davranırken, o insan bu insan diye ayrım yapamazsınız. Yaşamım boyunca ayrım yapmayacağım" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "2010’da yaptığımız anayasa değişikliği ile engelli vatandaşlarımıza yönelik ayrımcılığı açıkça yasakladık ve engelli haklarını anayasal güvenceye bağladık"
04 Aralık 2025 Perşembe - 16:01 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "2010’da yaptığımız anayasa değişikliği ile engelli vatandaşlarımıza yönelik ayrımcılığı açıkça yasakladık ve engelli haklarını anayasal güvenceye bağladık" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Engelli vatandaşlarımızın sorunlarını çözüme ulaştırmak hem kendilerinin hem de ailelerinin talep ve beklentileri doğrultusunda yeni adımlar atmak, devlet olarak bizim birincil önceliğimizdir. Türkiye Yüzyılı’nı sizlerle birlikte Engelsiz Türkiye Yüzyılı yapacağız." dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen Engelsiz Türkiye Yüzyılı Dünya Engelliler Günü Buluşması Programında konuştu.Katılımcıları selamlayarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "3 Aralık Dünya Engelliler Günü vesilesiyle düzenlenen bu anlamlı programda sizlerle bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. 81 ilimizdeki engelli kardeşlerimizi temsilen bugün aramızda bulunan misafirlerimize ve programımızı teşrif eden tüm konuklarımıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Ülkemizin, gönül coğrafyamızın ve dünyanın dört bir yanındaki tüm engelli kardeşlerimizin, dostlarımızın, büyüklerimizin Dünya Engelliler Günü’nü canı gönülden tebrik ediyorum. Bu önemli günün, engelli kardeşlerimizle birlikte onların kıymetli aileleri ve milletimizin tamamı için hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Sizlerin vasıtasıyla hayat yolculuğunda ümitsizliğe asla alan açmayan, geleceğe hep güvenle bakan, azim ve sebatlarıyla hepimize örnek olan tüm engellilerimize buradan selamlarımı, sevgilerimi iletiyorum" dedi.AK Parti Sosyal Politikalar Başkanlığına ve programda emeği geçen herkese teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan," Ödüllerini takdim edeceğimiz kurumlarımızı ve yöneticilerini aynı şekilde kutluyor, her birine çalışmalarında başarılar diliyor, engellilerimizin sorunlarına gösterdikleri hassasiyet için ayrıca teşekkür ediyorum. Şunun altını özellikle çizmekte fayda görüyorum: Engelli vatandaşlarımızın sorunlarını çözüme ulaştırmak hem kendilerinin hem de ailelerinin talep ve beklentileri doğrultusunda yeni adımlar atmak, devlet olarak bizim birincil önceliğimizdir. Farkındalık zeminini sürekli genişletmek, dijital teknolojiler de dahil yaşamın her alanında erişilebilirlik ilkesini etkin şekilde uygulamak yine bizim temel mesuliyetimizdir" dedi.Tüm bu çalışmaların doğasının iş birliği ve koordinasyonu zorunlu kılmakta olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Merkezi idaresiyle, yerel yönetimiyle, akademi, sivil toplum ve iş dünyasıyla toplumumuzda bu konuda giderek artan duyarlılığı büyük bir takdir ve memnuniyetle müşahede ediyorum. Engelli vatandaşlarımızın işlerini kolaylaştıran, sosyal çevreye ve iş hayatına katılımlarını sağlayan bu kardeşlerimizle yakından ilgilenen herkese buradan şükranlarımı sunuyorum. Hem hükümet hem AK Parti olarak sosyal hizmetler başlığında, bilhassa da engellilere dönük politika ve faaliyetler bağlamında hamdolsun çok iyi bir karneye sahibiz" açıklamasını yaptı.Cumhurbaşkanı Erdoğan sahadaki tespit ve çalışmaları, yaptıkları hukuki ve idari reformlarla desteklemeye devam ettiklerini kaydetti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, engelli vatandaşların haklarını yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası alanda da güçlü bir şekilde savunduklarını belirterek," Çalışmalarımızı bu istikamette devam ettireceğiz. Şunu da açık ve net ifade etmek durumundayım. Şüphesiz biz, "Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız." buyuran bir peygamberin ümmetiyiz. Milletimize sunduğumuz eser ve hizmetleri de işte bu kavrayışla tatbik eden ve etmeye çalışan bir kadroyuz. Ne yapıyorsak samimiyetle yapıyoruz, aşkla yapıyoruz, doğru bildiğimiz yoldan ayrılmadan hedefe ulaşmaya çalışıyoruz. Tüm bunlara rağmen fark etmeden de hatalarımız, eksiklerimiz, kusurlarımız elbette olabilir. Ama şunu herkesin, bilhassa da engelli kardeşlerimin bilmesini istiyorum: Kırılan kalbi onarılmamış, mahzun edilen gönlü alınmamış, gerekli imkan sağlanmamış tek bir engelli kardeşimiz kalmayıncaya dek fedakarca ve samimiyetle çalışmayı sürdüreceğiz" dedi.Yaşlıların, ihtiyaç sahiplerinin, şehit yakınları ve gazilerin 7 gün, 24 saat esasıyla hizmetine koşmaya, kendilerine gerekli her türlü kolaylığı sağlamaya büyük bir hassasiyetle devam edeceklerini aktaran Erdoğan, "Bugüne kadar nasıl olduysa sosyal hizmet alanındaki sorumluluklarımızı tam bir adanmışlık ruhuyla yerine getireceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.Tarihte ne yaparsanız yapın değiştiremeyeceğiniz hakikatler vardır. Bu gerçekleri muhalif veya muvafık hiçbir çevre, hiçbir görüş, hiçbir ekol görmezden gelemez, yok sayamaz. Bunlardan biri şudur: Bizi dünyanın diğer milletlerinden ayıran, milli seciyemizin alametifarikası olan en temel vasfımız, insan, adalet ve merhamet merkezli bir medeniyet mefkuresine sahip olmamızdır. Kalpler kazanmak, gönüllere girmek, adaleti, iyiliği, güzelliği teşmil etmek için işte bu mefkureyle seferlere çıktık. Selçuklu’dan bugüne tam bin yıldır, Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin o ünlü metaforunda olduğu gibi bir ayağımızı buraya, Anadolu’ya sabitlerken diğeriyle tüm dünyayı, 72 milleti dolaştık. Coğrafyamızın neredeyse her karışında yalnızca şehirleri inşa etmekle kalmadık, aynı zamanda kalpleri de ihya ettik. Şunun bir defa bilinmesi gerekiyor: Asırlardır düşüncemizin merkezinde daima insan vardır. "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" düsturu vardır. Başarılarımızın gerisindeki ana unsur, insana atfettiğimiz değer ve ehemmiyettir" değerlendirmesini yaptı."İşte bu yüzden Ahi teşkilatımızla, bimarhanelerimizle, şifahanelerimizle, vakıflarımız ve eğitim kurumlarımızla insanın, bilhassa da ihtiyaç sahiplerinin üzerine titizlikle eğildik." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Batı’nın gündemine ancak Rönesans ve Reform döneminde gelen insan, kavram olarak bizim medeniyet değerlerimizin halen özünü teşkil ediyor. Kalp kırmaktan, gönül incitmekten daima çekindik. Bundan özellikle imtina ettik. Bugün de aynı hassasiyetle hareket ediyoruz. Asırlar önce yaşamış önemli bir divan şairimiz, milletimizin bu konudaki dikkatini bakınız hangi sözlerle ifade ediyor, "Fukara kalbine her kim dokuna, dokuna sinesi Allah okuna." bizim meseleye baktığımız yer tam olarak da burasıdır" diye konuştu.Bugünkü sosyal devlet geleneğinin asırlardan süzülüp gelen müşfik devlet anlayışının devamı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışta hasta ve engellilerin topluma katılımı teşvik edildiğini, devletin kritik meselelerinin görüşüldüğü Has Oda da dahil, kendilerine hem askeri hem idari bürokraside önemli vazifeler verildiğini bildirdi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, engelli bireylerin sanat ve zanaat sahibi olmaları için hem vakıfların hem de bu alanda eğitim veren kurumların, çok titiz bir eğitim programı uyguladığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Müderrislik, müsahiblik, hafızlık gibi görevler icra eden çok sayıda engelli, gerek topluma gerekse devlete çok mühim katkılar yapmıştır. Bilhassa Sultan II. Abdülhamid, birilerinin edepsizce karaladığı o büyük padişah, 1899’dan itibaren engellilerin çok daha nitelikli bir eğitim alması için yeni okullar açtırmıştır. Sadrazam Kamil Paşa ve Maarif Nazırı Münif Paşa da Sultan Abdülhamid Han döneminde bu eğitim yuvalarının hayata geçirilmesinde çok önemli inisiyatifler üstlenmiştir. Hepsine de rahmet olsun, Rabbim onlardan razı olsun diyorum" dedi.Bu okulların müfredatında müzik ve resmin yanı sıra matematik, coğrafya, kozmografya ve mimari gibi derslerin de yer aldığı kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, buralarda öğrenim gören engelli gençlerin hem bilgi birikimiyle öne çıktığını hem de kimseye muhtaç olmadan memleketlerine hizmet etme imkanı bulduklarını dile getirdi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ahvadı olmakla iftihar ettiğimiz şanlı ecdat, asırlar öncesinden bu kritik adımları atmayı, bu değerleri milletimize kazandırmayı bilmiştir." diyerek, "Biz böylesine kamil bir devletin, böylesine güçlü ve zengin bir geleneğin mirasçılarıyız. Dolayısıyla diğer tüm alanlarda olduğu gibi sosyal hizmet sahasındaki çalışmalarımızı da bu birikimin hakkını verecek şekilde geliştirmek ve uygulamak zorundayız. Hamdolsun bugüne kadar sosyal hizmet ve politikalarda üzerimize ne düşüyorsa yaptık ve yapıyoruz. Verdiğimiz samimi mücadelenin en yakın şahidi sizlersiniz" açıklamasında bulundu.2002’de milletin emanetini devraldıklarında engelli vatandaşların sosyal hayata katılımının oldukça sınırlı olduğunu, eğitimde, istihdamda, erişilebilirlikte çok ciddi sıkıntılar, büyük eksikler olduğunu hatırlatan Erdoğan," Engelli bireylerin haklarını güvence altına alan çağdaş bir sistem ne yazık ki kurulmamıştı. Biz bu tabloyu elimizin tersiyle ittik, bu düzene itiraz ettik ve hiçbir surette kabul etmedik. Sistemi adeta yeni baştan inşa ederek engelsiz bir Türkiye mahsulü olmaktan çıkarıp devlet politikası haline getirdik. Bunu da engelli vatandaşlarımızı himaye edilmesi gereken kişiler olarak değil, bu ülkenin eşit, onurlu, üretken ve güçlü bireyleri olarak gördüğümüz için yaptık. Son 23 senede bu alanda çok güçlü adımlar attık, çok önemli atılımlar yaptık. 2005 yılında Engelliler Hakkında Kanunu yürürlüğe koyarak bu alanda yeni bir dönem başlattık. 2009’da ilk imzacılarından biri olduğumuz Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmeyi onaylayarak uluslararası alanda güçlü bir irade ortaya koyduk" değerlendirmesini yaptı.2010’da yapılan anayasa değişikliğiyle engelli vatandaşlara yönelik ayrımcılığın açıkça yasaklandığını ve engelli haklarının anayasal güvenceye bağlandığını belirten Erdoğan," 2013’te başlattığımız ücretsiz seyahat uygulaması ile şehir içi kara, deniz ve demiryolu ulaşımını yaşlı ve engellilerimiz için ücretsiz hale getirdik. Son 10 yılda 10 milyondan fazla engelli vatandaşımız, yüksek hızlı tren ve ana hat trenlerimizden hiçbir ücret ödemeden istifade etti. Ayrıca, erişilebilirlik alanındaki belgelendirme ve denetim mekanizmalarını geçmişte hiç olmadığı kadar iyileştirdik. Kamuya mahsus binalara, toplu taşıma araçlarına ve açık alanlara tam 3 bin 992 adet erişilebilirlik belgesi verdik. Bu konudaki farkındalığı artırmak amacıyla bu sene Engelliler Haftası’nın son günü olan 16 Mayıs’ı Ulusal Erişilebilirlik Günü ilan ettik. Şunu özellikle bir kez daha burada dile getirmek istiyorum: Engelli vatandaşlarımızın eğitim ve istihdamı bizim için büyük bir önem ve öncelik teşkil ediyor. Bu amaçla özel eğitim okullarımızı yaygınlaştırdık, rehabilitasyon hizmetlerimizi sağlam bir altyapıya kavuşturduk" diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üniversitelerde engelli öğrenci birimleri kurarak yükseköğretimde kapsayıcılığı artırdıklarını bildirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan," Şunu hepimiz çok iyi biliyoruz: Engelli bireylerin toplumsal yaşama eşit ve bağımsız katılımının en güçlü araçlarından biri kuşkusuz istihdamdır. İş imkanlarının oluşturulması noktasında da hamdolsun çok başarılı bir sınav verdik, veriyoruz. 2002’de kamuda sadece 5 bin engelli memur istihdam ediliyordu, bugün bu sayı 15 kattan fazla artışla 83 bine ulaştı. İşverenlere sağladığımız teşviklerle özel sektörde de engelli kardeşlerimizin istihdamını destekledik .Sosyal destekler alanında ise tam bir devrim gerçekleştirdik. Sosyal yardımları ve destek hizmetlerini insan onurunu esas alan bir bakış açısıyla geliştirdik" açıklamasında bulundu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakıma ihtiyaç duyan engelli vatandaşların aileleriyle ve kendi sosyal ortamlarında hayatlarını sürdürmesinin bir başka öncelikleri olduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2002’de yalnızca 5 bin kişi evde bakım yardımından faydalanırken, aylık 11 bin 702 lira ödeme yapılan bu destekten bugün yaklaşık 520 bin vatandaşın yararlandığını dile getirdi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin dört bir yanında sayısı 143’e ulaşan gündüzlü bakım merkezlerinde engelli bireylerin aktif olarak yer aldığı sosyal, kültürel ve sportif faaliyetleri icra edildiğini aktardı. Erdoğan," 106’sı Aile Bakanlığımıza bağlı, 331’i özel sektöre ait toplam 437 bakım merkezinde 40 bine yakın engelli vatandaşımıza yatılı hizmet sunuyoruz. Bakanlığımıza bağlı merkezlerdeki hizmetleri ücretsiz verirken özel merkezlerde kalan vatandaşlarımızın yüzde 94,4’ünün ödemelerini devlet olarak bizzat biz üstleniyoruz. Üzerinde önemle durduğumuz bir başka husus, aile temelli erken müdahale sistemidir. Sizlerin de bildiği üzere, gelişimsel riski ya da engeli olan çocuklarımızın ihtiyaç duyduğu hizmeti mümkün olan en erken teşhisle bir an önce alması hayati önem arz ediyor. Bu amaçla Ankara, Bursa, Kahramanmaraş ve Mersin’de devreye aldığımız Erken Çocukluk Gelişimi Merkezleri’nde bu yavrularımızın sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlerini bütüncül bir şekilde sağlıyoruz. Aileleriyle birlikte süreç içerisinde hangi adımları atabileceğimize beraberce karar veriyor, ardından hep birlikte yola koyuluyoruz. Yani, anne ve babalarımız, ailelerimiz bu sistemin tam kalbinde yer alıyor. Hiçbir çocuğumuzu geride bırakmadan, her yavrumuzun hayatına dokunarak bu uygulamayı inşallah 81 ilimize yaygınlaştıracağız" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan engellilerle ilgili bir müjdeyi paylaşarak," Biliyorsunuz, 2030 Engelsiz Vizyon Belgesi ile engelli politikalarımızı bütüncül bir stratejiye dönüştürmüş, eğitimden istihdama, teknolojiden afet yönetimine kadar pek çok alanda sürdürülebilir hedefler belirlemiştik. Birinci Engelli Hakları Ulusal Eylem Planımızla bu hedeflerin çok önemli bir kısmına başarıyla ulaştık. 2026-2028 yıllarını kapsayan ikinci eylem planımızın hazırlıklarına başlandı. Detaylarını yakında kamuoyuyla paylaşacağız. Yeni eylem planımız, engelli kardeşlerimiz başta olmak üzere ülkemiz ve milletimiz için şimdiden hayırlı, uğurlu olsun diyorum. Buradan hem sizlere hem de farklı platformlar üzerinden bizleri takip eden tüm engelli kardeşlerimize şunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum: Sizler bu ülkenin eşit, güçlü ve onurlu vatandaşlarısınız. Sizlerin hayatını kolaylaştırmak, sizlere en yüksek standartlarda hizmet sunmak, sorunlarınızı çözüme ulaştırmak bizim boynumuzun borcudur. Zira devlet bunun için vardır, biz bunun için bu makamlarda bulunuyoruz. Bugüne kadar nasıl sizin yanınızda olduysak inşallah bundan sonra da en güçlü şekilde size destek vereceğiz, zorlukların üstesinden hep birlikte geleceğiz, sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz. Türkiye Yüzyılı’nı sizlerle birlikte Engelsiz Türkiye Yüzyılı yapacağız. Tüm engelli kardeşlerimin 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü bir kez daha tebrik ediyorum. Erişilebilirlik ödüllerine layık görülen kurumlarımı tekrar kutluyor, programa teşrif eden her bir misafirimize kalpten teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.Görme engelli Zeren Türkyılmaz, Erdoğan’a, yazarı olduğu "Karanlıkta Parlayan Işık Hazreti Muhammed’in Hayatı" kitabını takdim etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a engelliler için yaptığı çalışmalardan dolayı teşekkür eden Türkyılmaz, Erdoğan’a çiçek takdim etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Engelli vatandaşlarımızın sorunlarını çözüme ulaştırmak, talep ve beklentileri doğrultusunda yeni adımlar atmak devlet olarak birincil önceliğimizdir"
04 Aralık 2025 Perşembe - 15:57 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Engelli vatandaşlarımızın sorunlarını çözüme ulaştırmak, talep ve beklentileri doğrultusunda yeni adımlar atmak devlet olarak birincil önceliğimizdir" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Engelli vatandaşlarımızın sorunlarını çözüme ulaştırmak hem kendilerinin hem de ailelerinin talep ve beklentileri doğrultusunda yeni adımlar atmak, devlet olarak bizim birincil önceliğimizdir. Türkiye Yüzyılı’nı sizlerle birlikte Engelsiz Türkiye Yüzyılı yapacağız." dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen Engelsiz Türkiye Yüzyılı Dünya Engelliler Günü Buluşması Programında konuştu.Katılımcıları selamlayarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "3 Aralık Dünya Engelliler Günü vesilesiyle düzenlenen bu anlamlı programda sizlerle bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. 81 ilimizdeki engelli kardeşlerimizi temsilen bugün aramızda bulunan misafirlerimize ve programımızı teşrif eden tüm konuklarımıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Ülkemizin, gönül coğrafyamızın ve dünyanın dört bir yanındaki tüm engelli kardeşlerimizin, dostlarımızın, büyüklerimizin Dünya Engelliler Günü’nü canı gönülden tebrik ediyorum. Bu önemli günün, engelli kardeşlerimizle birlikte onların kıymetli aileleri ve milletimizin tamamı için hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Sizlerin vasıtasıyla hayat yolculuğunda ümitsizliğe asla alan açmayan, geleceğe hep güvenle bakan, azim ve sebatlarıyla hepimize örnek olan tüm engellilerimize buradan selamlarımı, sevgilerimi iletiyorum" dedi.AK Parti Sosyal Politikalar Başkanlığına ve programda emeği geçen herkese teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan," Ödüllerini takdim edeceğimiz kurumlarımızı ve yöneticilerini aynı şekilde kutluyor, her birine çalışmalarında başarılar diliyor, engellilerimizin sorunlarına gösterdikleri hassasiyet için ayrıca teşekkür ediyorum. Şunun altını özellikle çizmekte fayda görüyorum: Engelli vatandaşlarımızın sorunlarını çözüme ulaştırmak hem kendilerinin hem de ailelerinin talep ve beklentileri doğrultusunda yeni adımlar atmak, devlet olarak bizim birincil önceliğimizdir. Farkındalık zeminini sürekli genişletmek, dijital teknolojiler de dahil yaşamın her alanında erişilebilirlik ilkesini etkin şekilde uygulamak yine bizim temel mesuliyetimizdir" dedi.Tüm bu çalışmaların doğasının iş birliği ve koordinasyonu zorunlu kılmakta olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Merkezi idaresiyle, yerel yönetimiyle, akademi, sivil toplum ve iş dünyasıyla toplumumuzda bu konuda giderek artan duyarlılığı büyük bir takdir ve memnuniyetle müşahede ediyorum. Engelli vatandaşlarımızın işlerini kolaylaştıran, sosyal çevreye ve iş hayatına katılımlarını sağlayan bu kardeşlerimizle yakından ilgilenen herkese buradan şükranlarımı sunuyorum. Hem hükümet hem AK Parti olarak sosyal hizmetler başlığında, bilhassa da engellilere dönük politika ve faaliyetler bağlamında hamdolsun çok iyi bir karneye sahibiz" açıklamasını yaptı.Cumhurbaşkanı Erdoğan sahadaki tespit ve çalışmaları, yaptıkları hukuki ve idari reformlarla desteklemeye devam ettiklerini kaydetti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, engelli vatandaşların haklarını yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası alanda da güçlü bir şekilde savunduklarını belirterek," Çalışmalarımızı bu istikamette devam ettireceğiz. Şunu da açık ve net ifade etmek durumundayım. Şüphesiz biz, "Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız." buyuran bir peygamberin ümmetiyiz. Milletimize sunduğumuz eser ve hizmetleri de işte bu kavrayışla tatbik eden ve etmeye çalışan bir kadroyuz. Ne yapıyorsak samimiyetle yapıyoruz, aşkla yapıyoruz, doğru bildiğimiz yoldan ayrılmadan hedefe ulaşmaya çalışıyoruz. Tüm bunlara rağmen fark etmeden de hatalarımız, eksiklerimiz, kusurlarımız elbette olabilir. Ama şunu herkesin, bilhassa da engelli kardeşlerimin bilmesini istiyorum: Kırılan kalbi onarılmamış, mahzun edilen gönlü alınmamış, gerekli imkan sağlanmamış tek bir engelli kardeşimiz kalmayıncaya dek fedakarca ve samimiyetle çalışmayı sürdüreceğiz" dedi.Yaşlıların, ihtiyaç sahiplerinin, şehit yakınları ve gazilerin 7 gün, 24 saat esasıyla hizmetine koşmaya, kendilerine gerekli her türlü kolaylığı sağlamaya büyük bir hassasiyetle devam edeceklerini aktaran Erdoğan, "Bugüne kadar nasıl olduysa sosyal hizmet alanındaki sorumluluklarımızı tam bir adanmışlık ruhuyla yerine getireceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.Tarihte ne yaparsanız yapın değiştiremeyeceğiniz hakikatler vardır. Bu gerçekleri muhalif veya muvafık hiçbir çevre, hiçbir görüş, hiçbir ekol görmezden gelemez, yok sayamaz. Bunlardan biri şudur: Bizi dünyanın diğer milletlerinden ayıran, milli seciyemizin alametifarikası olan en temel vasfımız, insan, adalet ve merhamet merkezli bir medeniyet mefkuresine sahip olmamızdır. Kalpler kazanmak, gönüllere girmek, adaleti, iyiliği, güzelliği teşmil etmek için işte bu mefkureyle seferlere çıktık. Selçuklu’dan bugüne tam bin yıldır, Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin o ünlü metaforunda olduğu gibi bir ayağımızı buraya, Anadolu’ya sabitlerken diğeriyle tüm dünyayı, 72 milleti dolaştık. Coğrafyamızın neredeyse her karışında yalnızca şehirleri inşa etmekle kalmadık, aynı zamanda kalpleri de ihya ettik. Şunun bir defa bilinmesi gerekiyor: Asırlardır düşüncemizin merkezinde daima insan vardır. "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" düsturu vardır. Başarılarımızın gerisindeki ana unsur, insana atfettiğimiz değer ve ehemmiyettir" değerlendirmesini yaptı."İşte bu yüzden Ahi teşkilatımızla, bimarhanelerimizle, şifahanelerimizle, vakıflarımız ve eğitim kurumlarımızla insanın, bilhassa da ihtiyaç sahiplerinin üzerine titizlikle eğildik." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Batı’nın gündemine ancak Rönesans ve Reform döneminde gelen insan, kavram olarak bizim medeniyet değerlerimizin halen özünü teşkil ediyor. Kalp kırmaktan, gönül incitmekten daima çekindik. Bundan özellikle imtina ettik. Bugün de aynı hassasiyetle hareket ediyoruz. Asırlar önce yaşamış önemli bir divan şairimiz, milletimizin bu konudaki dikkatini bakınız hangi sözlerle ifade ediyor, "Fukara kalbine her kim dokuna, dokuna sinesi Allah okuna." bizim meseleye baktığımız yer tam olarak da burasıdır" diye konuştu.Bugünkü sosyal devlet geleneğinin asırlardan süzülüp gelen müşfik devlet anlayışının devamı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışta hasta ve engellilerin topluma katılımı teşvik edildiğini, devletin kritik meselelerinin görüşüldüğü Has Oda da dahil, kendilerine hem askeri hem idari bürokraside önemli vazifeler verildiğini bildirdi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, engelli bireylerin sanat ve zanaat sahibi olmaları için hem vakıfların hem de bu alanda eğitim veren kurumların, çok titiz bir eğitim programı uyguladığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Müderrislik, müsahiblik, hafızlık gibi görevler icra eden çok sayıda engelli, gerek topluma gerekse devlete çok mühim katkılar yapmıştır. Bilhassa Sultan II. Abdülhamid, birilerinin edepsizce karaladığı o büyük padişah, 1899’dan itibaren engellilerin çok daha nitelikli bir eğitim alması için yeni okullar açtırmıştır. Sadrazam Kamil Paşa ve Maarif Nazırı Münif Paşa da Sultan Abdülhamid Han döneminde bu eğitim yuvalarının hayata geçirilmesinde çok önemli inisiyatifler üstlenmiştir. Hepsine de rahmet olsun, Rabbim onlardan razı olsun diyorum" dedi.Bu okulların müfredatında müzik ve resmin yanı sıra matematik, coğrafya, kozmografya ve mimari gibi derslerin de yer aldığı kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, buralarda öğrenim gören engelli gençlerin hem bilgi birikimiyle öne çıktığını hem de kimseye muhtaç olmadan memleketlerine hizmet etme imkanı bulduklarını dile getirdi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ahvadı olmakla iftihar ettiğimiz şanlı ecdat, asırlar öncesinden bu kritik adımları atmayı, bu değerleri milletimize kazandırmayı bilmiştir." diyerek, "Biz böylesine kamil bir devletin, böylesine güçlü ve zengin bir geleneğin mirasçılarıyız. Dolayısıyla diğer tüm alanlarda olduğu gibi sosyal hizmet sahasındaki çalışmalarımızı da bu birikimin hakkını verecek şekilde geliştirmek ve uygulamak zorundayız. Hamdolsun bugüne kadar sosyal hizmet ve politikalarda üzerimize ne düşüyorsa yaptık ve yapıyoruz. Verdiğimiz samimi mücadelenin en yakın şahidi sizlersiniz" açıklamasında bulundu.2002’de milletin emanetini devraldıklarında engelli vatandaşların sosyal hayata katılımının oldukça sınırlı olduğunu, eğitimde, istihdamda, erişilebilirlikte çok ciddi sıkıntılar, büyük eksikler olduğunu hatırlatan Erdoğan," Engelli bireylerin haklarını güvence altına alan çağdaş bir sistem ne yazık ki kurulmamıştı. Biz bu tabloyu elimizin tersiyle ittik, bu düzene itiraz ettik ve hiçbir surette kabul etmedik. Sistemi adeta yeni baştan inşa ederek engelsiz bir Türkiye mahsulü olmaktan çıkarıp devlet politikası haline getirdik. Bunu da engelli vatandaşlarımızı himaye edilmesi gereken kişiler olarak değil, bu ülkenin eşit, onurlu, üretken ve güçlü bireyleri olarak gördüğümüz için yaptık. Son 23 senede bu alanda çok güçlü adımlar attık, çok önemli atılımlar yaptık. 2005 yılında Engelliler Hakkında Kanunu yürürlüğe koyarak bu alanda yeni bir dönem başlattık. 2009’da ilk imzacılarından biri olduğumuz Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmeyi onaylayarak uluslararası alanda güçlü bir irade ortaya koyduk" değerlendirmesini yaptı.2010’da yapılan anayasa değişikliğiyle engelli vatandaşlara yönelik ayrımcılığın açıkça yasaklandığını ve engelli haklarının anayasal güvenceye bağlandığını belirten Erdoğan," 2013’te başlattığımız ücretsiz seyahat uygulaması ile şehir içi kara, deniz ve demiryolu ulaşımını yaşlı ve engellilerimiz için ücretsiz hale getirdik. Son 10 yılda 10 milyondan fazla engelli vatandaşımız, yüksek hızlı tren ve ana hat trenlerimizden hiçbir ücret ödemeden istifade etti. Ayrıca, erişilebilirlik alanındaki belgelendirme ve denetim mekanizmalarını geçmişte hiç olmadığı kadar iyileştirdik. Kamuya mahsus binalara, toplu taşıma araçlarına ve açık alanlara tam 3 bin 992 adet erişilebilirlik belgesi verdik. Bu konudaki farkındalığı artırmak amacıyla bu sene Engelliler Haftası’nın son günü olan 16 Mayıs’ı Ulusal Erişilebilirlik Günü ilan ettik. Şunu özellikle bir kez daha burada dile getirmek istiyorum: Engelli vatandaşlarımızın eğitim ve istihdamı bizim için büyük bir önem ve öncelik teşkil ediyor. Bu amaçla özel eğitim okullarımızı yaygınlaştırdık, rehabilitasyon hizmetlerimizi sağlam bir altyapıya kavuşturduk" diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üniversitelerde engelli öğrenci birimleri kurarak yükseköğretimde kapsayıcılığı artırdıklarını bildirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan," Şunu hepimiz çok iyi biliyoruz: Engelli bireylerin toplumsal yaşama eşit ve bağımsız katılımının en güçlü araçlarından biri kuşkusuz istihdamdır. İş imkanlarının oluşturulması noktasında da hamdolsun çok başarılı bir sınav verdik, veriyoruz. 2002’de kamuda sadece 5 bin engelli memur istihdam ediliyordu, bugün bu sayı 15 kattan fazla artışla 83 bine ulaştı. İşverenlere sağladığımız teşviklerle özel sektörde de engelli kardeşlerimizin istihdamını destekledik .Sosyal destekler alanında ise tam bir devrim gerçekleştirdik. Sosyal yardımları ve destek hizmetlerini insan onurunu esas alan bir bakış açısıyla geliştirdik" açıklamasında bulundu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakıma ihtiyaç duyan engelli vatandaşların aileleriyle ve kendi sosyal ortamlarında hayatlarını sürdürmesinin bir başka öncelikleri olduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2002’de yalnızca 5 bin kişi evde bakım yardımından faydalanırken, aylık 11 bin 702 lira ödeme yapılan bu destekten bugün yaklaşık 520 bin vatandaşın yararlandığını dile getirdi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin dört bir yanında sayısı 143’e ulaşan gündüzlü bakım merkezlerinde engelli bireylerin aktif olarak yer aldığı sosyal, kültürel ve sportif faaliyetleri icra edildiğini aktardı. Erdoğan," 106’sı Aile Bakanlığımıza bağlı, 331’i özel sektöre ait toplam 437 bakım merkezinde 40 bine yakın engelli vatandaşımıza yatılı hizmet sunuyoruz. Bakanlığımıza bağlı merkezlerdeki hizmetleri ücretsiz verirken özel merkezlerde kalan vatandaşlarımızın yüzde 94,4’ünün ödemelerini devlet olarak bizzat biz üstleniyoruz. Üzerinde önemle durduğumuz bir başka husus, aile temelli erken müdahale sistemidir. Sizlerin de bildiği üzere, gelişimsel riski ya da engeli olan çocuklarımızın ihtiyaç duyduğu hizmeti mümkün olan en erken teşhisle bir an önce alması hayati önem arz ediyor. Bu amaçla Ankara, Bursa, Kahramanmaraş ve Mersin’de devreye aldığımız Erken Çocukluk Gelişimi Merkezleri’nde bu yavrularımızın sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlerini bütüncül bir şekilde sağlıyoruz. Aileleriyle birlikte süreç içerisinde hangi adımları atabileceğimize beraberce karar veriyor, ardından hep birlikte yola koyuluyoruz. Yani, anne ve babalarımız, ailelerimiz bu sistemin tam kalbinde yer alıyor. Hiçbir çocuğumuzu geride bırakmadan, her yavrumuzun hayatına dokunarak bu uygulamayı inşallah 81 ilimize yaygınlaştıracağız" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan engellilerle ilgili bir müjdeyi paylaşarak," Biliyorsunuz, 2030 Engelsiz Vizyon Belgesi ile engelli politikalarımızı bütüncül bir stratejiye dönüştürmüş, eğitimden istihdama, teknolojiden afet yönetimine kadar pek çok alanda sürdürülebilir hedefler belirlemiştik. Birinci Engelli Hakları Ulusal Eylem Planımızla bu hedeflerin çok önemli bir kısmına başarıyla ulaştık. 2026-2028 yıllarını kapsayan ikinci eylem planımızın hazırlıklarına başlandı. Detaylarını yakında kamuoyuyla paylaşacağız. Yeni eylem planımız, engelli kardeşlerimiz başta olmak üzere ülkemiz ve milletimiz için şimdiden hayırlı, uğurlu olsun diyorum. Buradan hem sizlere hem de farklı platformlar üzerinden bizleri takip eden tüm engelli kardeşlerimize şunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum: Sizler bu ülkenin eşit, güçlü ve onurlu vatandaşlarısınız. Sizlerin hayatını kolaylaştırmak, sizlere en yüksek standartlarda hizmet sunmak, sorunlarınızı çözüme ulaştırmak bizim boynumuzun borcudur. Zira devlet bunun için vardır, biz bunun için bu makamlarda bulunuyoruz. Bugüne kadar nasıl sizin yanınızda olduysak inşallah bundan sonra da en güçlü şekilde size destek vereceğiz, zorlukların üstesinden hep birlikte geleceğiz, sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz. Türkiye Yüzyılı’nı sizlerle birlikte Engelsiz Türkiye Yüzyılı yapacağız. Tüm engelli kardeşlerimin 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü bir kez daha tebrik ediyorum. Erişilebilirlik ödüllerine layık görülen kurumlarımı tekrar kutluyor, programa teşrif eden her bir misafirimize kalpten teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.Görme engelli Zeren Türkyılmaz, Erdoğan’a, yazarı olduğu "Karanlıkta Parlayan Işık Hazreti Muhammed’in Hayatı" kitabını takdim etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a engelliler için yaptığı çalışmalardan dolayı teşekkür eden Türkyılmaz, Erdoğan’a çiçek takdim etti.
Başkan Yılmaz, gençleri başkentte karşıladı
04 Aralık 2025 Perşembe - 15:39 Başkan Yılmaz, gençleri başkentte karşıladı Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, "Ankara Çıkarması" projesi kapsamında başkente gelen gençlerle Ankara’da bir araya geldi. Sabah saatlerinde şehre ulaşan öğrencileri karşılayan Başkan Yılmaz, gün boyu süren gezi programına eşlik etti. Şehitkamil Belediyesi tarafından Cumhuriyet’in kurulduğu mekanları gençlere yerinde anlatmayı amaçlayan Ankara Çıkarması projesi kapsamında başkente giden gençleri Başkanı Umut Yılmaz karşıladı. Program kapsamında Başkan Yılmaz ve öğrenciler, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Gaziantep Milletvekili Abdulhamit Gül ve Sermet Atay’ı ziyaret etti. TBMM koridorlarını gezen gençler, Genel Kurul Salonu’nda Meclis’in çalışma yapısı ve Cumhuriyet tarihindeki önemi hakkında detaylı bilgi aldı. "Ankara gezileri devam edecek" Gençler, milletvekillerinin tecrübelerini dinlerken, ülke yönetimine dair merak ettikleri soruları sorma fırsatı buldu. Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, projenin büyük ilgi gördüğünü belirterek "Cumhuriyetimizin kurulduğu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının bağımsızlık mücadelesini yürüttüğü bu önemli mekanları gençlerimize göstermek bizim için büyük bir gurur. Şu ana kadar 20 bin gencimizi Ankara’ya getirdik. Gençlerimizin, özellikle de öğrencilerimizin tarihle, kültürle ve devlet kurumlarıyla iç içe bir deneyim yaşamasını istiyoruz. Kısa süre içerisinde 10 bin kişiyi daha Ankara’ya getirmeyi planlıyoruz" dedi. Hem moral hem milli bilinç Yılmaz, projeye katılan gençlerin hem moral bulduğunu hem de milli bilinç kazandığını ifade ederek, "Bu ziyaretler sayesinde gençlerimiz ülkemizin yönetim merkezini yerinde görme fırsatı buluyor. Onlarla birlikte zaman geçirmek, onların heyecanına ortak olmak bizim için büyük bir mutluluk. Bundan sonra da gençlerimizin eğitimine, gelişimine ve geleceğine dokunan projelere devam edeceğiz" şeklinde konuştu. Gün boyu Ankara gezisi TBMM ziyaretinden sonra program Anıtkabir, Birinci ve İkinci Meclis binaları ile başkentin önemli kültürel merkezlerinin gezilmesiyle sürdü. Gün boyu süren Ankara temasları, gençlerin hafızasında unutulmaz hatıralar bırakırken, Şehitkamil Belediyesi’nin gençlere yönelik sosyal projeleri bir kez daha takdir topladı. Gençlere yönelik sürpriz projeler geliyor Başkan Yılmaz, gençlere yönelik sürpriz çalışmaların yakın zamanda başlayacağını müjdeleyerek, "Biz gençlerimizin enerjisine, vizyonuna ve hayallerine güveniyoruz. Onlara kalıcı bir gelecek perspektifi sunmak istiyoruz. Şehitkamil’de gençlerle ilgili tüm planlamalarımızı onların enerjisi, vizyonu ve beklentileri doğrultusunda yapıyoruz. Onlara daha iyi bir gelecek hazırlamak için yeni projelerimizi tamamlıyoruz. Çok yakında gençlerimizle paylaşacağımız yeni sürpriz projeler olacak. Şehitkamil’de gençlerin söz sahibi olduğu, üretime ve gelişime katkı sunduğu güçlü bir gençlik modeli kuruyoruz" ifadelerini kullandı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Herkesin sürecin bundan sonraki en hassas dönemini siyasi pozisyonlarının malzemesi haline getirmemesi lazım"
04 Aralık 2025 Perşembe - 15:24 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Herkesin sürecin bundan sonraki en hassas dönemini siyasi pozisyonlarının malzemesi haline getirmemesi lazım" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Yüz düşünüp bir konuşma, hatta bin düşünüp bir konuşmanın gerektiği günlere giriyoruz. Herkesin öncelikle bu sürecin bundan sonraki en hassas dönemini siyasi pozisyonlarının malzemesi haline getirmemesi lazım. Hepimizin siyaset fikirleri farklı, siyasi partileri farklı, anlayışları, kanaatleri farklı ama herhalde ortak olduğumuz nokta artık bu memlekette silahlar sussun, terör sona ersin, analar ağlamasın, ocaklar sönmesin ve bu milletin geleceği bir şekilde karanlık ellere teslim edilmesin" dedi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Dayanışama, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplantısı öncesinde koordinatör grup başkanvekilleri ve İmralı’yı ziyaret eden milletvekilleri ile toplantı yaptı. Kurtulmuş, daha sonra yaptığı açıklamada sürecin en hassas, en hızlı, en kritik anlarına girdiklerini belirterek, "Şimdiye kadar hassasiyetle çalışmaları yürüttük, bu noktaya kadar geldik. Devlet politikası olarak sürdürülen bu süreç, devletin bütün ilgili kurumları vasıtasıyla sahada ve bir şekilde örgütle yapılan temaslarla bugüne kadar getirildi. Bu sürecin bir al ver süreci olmadığını, bir pazarlık süreci olmadığını, örgütün kendisini feshetme kararını ortaya koyduktan ve silahları teslim etme sürecine sembolik bir törenle başladıktan sonra bu süreç hızlanmış ve siyaset de üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bulunan partilerimizden 11’inin ittifakıyla bu komisyonu kurmuş ve bugüne kadar getirmiştir. Bu tarihi süreci, komisyon da tarihi sorumluluklarını yüklenerek yerine getiriyor. Bundan sonraki süreçte çok daha dikkatli olmamız gereken, çok daha hassas davranmamız gereken bir sürece girdiğimiz aşikardır. Bunu başta kendim olmak üzere her birimize önemli bir uyarı olarak ortaya koymak istiyorum. Şimdiye kadar 130 kişi ve kuruluşu dinledik. En son 18. komisyon toplantımızda toplantıya katılanların beşte üç çoğunluğuyla alınan yani nitelikli çoğunlukla alınan karar gereği komisyonumuzda grubu bulunan partileri temsil eden birer temsilcinin adaya gitmesi yönünde bir karar alındı. Üç siyasi parti temsilcisini gönderdi. Komisyonda bulunan partilerle ziyaret 24 Kasım tarihinde bildiğiniz gibi gerçekleştirildi. Bu ziyaretin gerçekleştirilmesiyle birlikte komisyonumuzun dinleme faslı nihayete ermiştir. Böylece komisyon farklı toplumsal kesimleri, bu konunun tarafı olanları ve bu süreçlerde mağdur olanları da dinlemiş ve bu son ziyaretle birlikte süreç dinleme faslı tamamlanmıştır" ifadelerini kullandı. Komisyonun rapor hazırlamasıyla tarihi sürecin önemli bir eşiğinin geçilmiş olacağını belirten Kurtulmuş, komisyonun hassas bir noktaya geldiğini ifade etti. Kurtulmuş, "Yüz düşünüp bir konuşma, hatta bin düşünüp bir konuşmanın gerektiği günlere giriyoruz. Herkesin öncelikle bu sürecin bundan sonraki en hassas dönemini siyasi pozisyonlarının malzemesi haline getirmemesi lazım. Hepimizin siyaset fikirleri farklı, siyasi partileri farklı, anlayışları, kanaatleri farklı ama herhalde ortak olduğumuz nokta artık bu memlekette silahlar sussun, terör sona ersin, analar ağlamasın, ocaklar sönmesin ve bu milletin geleceği bir şekilde karanlık ellere teslim edilmesin. Onun için özellikle bunun siyasi malzeme yapılmaması konusunu her birinizden istirham ediyorum. Bir başka önemli konu, burada basınımızın da üstüne çok büyük sorumluluklar düşüyor. Zaman zaman bu uyarıyı yaptım ama hissediyoruz buna ihtiyaç var. Sürecin aslı kim ne dedi, nereden geldi, nereye gitti, bütün bunlardan daha önemlisi ortaya hangi somut sonuçlar konuldu? Önemli olan bu siyasi süreçte budur. Yani sürecin magazinleştirilmemesi için de olağanüstü bir gayret sarf etmemiz gerektiği kanaatindeyim. Ayrıca dil, uslup ve davranışlarımıza da bazen dikkat etmemiz gerektiği bir süreçteyiz" dedi.
Başkan Hamamcı "İnönü’nün geleceğine değer katacak çalışmaları kararlılıkla sürdüreceğiz"
04 Aralık 2025 Perşembe - 15:13 Başkan Hamamcı "İnönü’nün geleceğine değer katacak çalışmaları kararlılıkla sürdüreceğiz" İnönü Belediye Başkanı Serhat Hamamcı, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere ilçeye katkı ve destek sağlayanlara teşekkür ederek İnönü’nün geleceğine değer katacak çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı Hamamcı, katıldığını Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) gerçekleştirilen AK Parti Grup Toplantısı’nın ardından bir değerlendirme yaptı. Grup toplantısının ardından bakanlar ve milletvekillerinin katılımıyla düzenlenen değerlendirme toplantısına da iştirak eden Hamamcı, toplantıda İnönü Belediyesi tarafından yürütülen çalışmalar, devam eden projeler ve planlanan yatırımlar hakkında istişarelerde bulundu. "İlçenin geleceğine değer katacak çalışmalar sürecek" İnönü Belediye Başkanı Serhat Hamamcı, ilçeye sağlanan katkı ve desteklerden dolayı başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere; önceki dönem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ve Milletvekili Fatih Dönmez’e, önceki dönem Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı ve Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan’a, Milletvekili Nebi Hatipoğlu’na ve AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak’a teşekkür etti. Başkan Hamamcı, birlik ve beraberlik içerisinde İnönü’nün geleceğine değer katacak çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.