POLİTİKA - 04 Aralık 2025 Perşembe 16:05

Karesi’de birleştirilmiş dükkanlardaki ruhsat krizi

A
A
A
Karesi’de birleştirilmiş dükkanlardaki ruhsat krizi

Balıkesir’in Karesi ilçesinde geçmişte birleştirilmiş olan dükkanlar Karesi Belediyesi ile ruhsat sorunu yaşarken, belediye yetkilileri dükkanların eski haline getirilmesi ve tadilat ruhsatı alınması gerektiğini belirtti. Balıkesir Ticaret Odası Başkanı Rahmi Kula sorunun bir an önce çözülmesi gerektiğini söylerken, AK Parti’den CHP’li belediyeye tepki geldi. Konunun bakanlıkça çözülmesi gerektiğini ifade eden AK Parti Grup Başkan Vekili Birol Şahin ise, 9 milletvekiline seslendi.


Balıkesir’in merkez Karesi ilçesinde birleştirilen dükkanlarda iş yapan marketler, bankalar, kurumsal markalara ev sahipliği yapan dükkanlar, ceza ve kapanma riskiyle karşı karşıya kaldı. Birçok kurumsal markanın Karesi’de yatırımlarını durdurduğu, dükkan açmayı reddettiği iddia edilirken, yaşanan şikayet dalgası ise belediyeye ayrıca bir iş yükü oluşturdu.



Kula: "Bir orta yol bulmak gerekiyor"


Balıkesir Ticaret Odası Başkanı Rahmi Kula, "Bu konuyla ilgili Karesi Belediye Başkanımız Mesut Akbıyık ile görüştük. Konuyla ilgili 40 civarında şikayet olduğunu söyledi. Neden kaynaklandığını konuştuk. Mesut başkanımız, kanun ve yönetmelikleri söylüyor ancak bazı sıkıntılar var. Balıkesir’de geçmişten bugüne gelen imar planları ile küçük parsellerden gelen küçük dükkanların olduğu yerlerimiz var. Şehrin büyümesi ile birlikte daha büyük iş yerlerine, daha büyük alanlara ihtiyaç oldu. Bunun için de dükkan birleştirmeleri, mevcut şehrin imar yapısı ve bina stoğundan dolayı mecburen bu birleştirmeleri yapmak durumundayız. Gerek ticaret odası üyelerimiz, gerekse Karesi Belediyemiz, burada kanun ve yönetmeliklere uygun şekilde davranmak istiyor. Burada bir orta yol bulmak gerekiyor. Biz Ticaret Odası olarak öneride bulunduk. Bu konuyla ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na görüş sorulmasının uygun olacağını düşündük. Karesi Belediye Meclisi’nde alınacak bir karar ile plan notu ile dükkan birleştirmelerine izin verilebilir mi, bu konuyu bakanlığa soralım diye Mesut Akbıyık başkanımıza ilettik. Kendisi de bunu soracağını ifade etti. Geçmişten gelen izinler, kurulu bir düzen var. Bir iş yeri açmak kolay değil. Ciddi ve büyük yatırımlar bunlar. Dükkanların eski haline getirilmesi çok daha büyük bir maliyet. Konunun hızlı bir şekilde çözüme kavuşmasını bekliyoruz" dedi.



Aka: "Şehirde ciddi kaos var"


İşadamı AK Parti Karesi İlçe Başkanı Hakan Aka ise, Karesi Belediye Başkanı Akbıyık’a seslendi. Başkan Aka, "Karesi’de dükkan birleştirme, kapatma konusu ile ilgili çok ciddi bir sorun var. Eminiz ki Karesi Belediye Başkanı Mesut Akbıyık elinden geldiği kadar sorunu çözmeye çalışıyordur lakin eksik kalıyor. Biz bu şehirdeki kaosun ortadan kalkması için her türlü adımı atmaya hazırız. Şehirde ciddi bir kaos var, herkes birbirini şikayet eder hale geldi. Bu işin içinden çıkılmaz. Adam dükkan tutmuş yıllar önce ya da birisine devredilmiş. Esnafın birleştirilmiş olduğundan haberi bile yok. Ciddi cezalar kesiliyor. Akabinde eski hale getirilmesi talep ediliyor. Esnaf iş yerini kapatıyor, müteahhitler inşaat yapmıyor. Mesut başkanımız ’Biz üçkağıtçı değiliz’, ’Rantçı değilim’ diyor, biz de biliyoruz rantçı değilsin ama bu sorunu çözmemiz lazım" dedi.



Şahin: "Bulaşıcı hastalık gibi tüm Türkiye’ye yayılır"


AK Parti Büyükşehir Grup Başkan Vekili Birol Şahin, "Dükkanlar birleştirilerek, tek bağımsız alan gibi kullanılıyor. Bu fiili bir durum. Yasa diyor ki, birbirinden bağımsız bölümleri duvarları yıkıp tek dükkan yaparsanız ruhsatını tadilat ruhsatı yaparak değiştirmeniz gerekir. Şikayet olmadığı için kimse ses etmiyor. Ancak Karesi’de bir şikayet furyası başladığı için ’Onun dükkanı şöyle’, ’Bunun dükkanı böyle’ diye şikayet etmeye başladılar. Doğal olarak da Karesi Belediyesi’nin yetkilileri iş yerlerini kontrol etti ve ruhsatları iptale kadar gitti. Balıkesir Karesi’de şu an yangın var. Karesi’de iş yeri sahipleri mağdur, müteahhitler mağdur, esnaf mağdur, hatta belediye de mağdur. Belediyede büyük bir iş yükü var. Onlar da bu sorumluluğu kanun önünde yerine getirmekle sorumlu. Bunun belediye meclisinde bir plan notu ile çözülmesi söz konusu değil. Bunun çözüm yeri aslında bakanlığın genelgeye bir hüküm eklemesi. Çevre Bakanlığı’nın yönetmeliğin ilgili maddesine ’Deprem risk analiz raporu olumlu ise alınır, olumsuz ise alınamaz’ ibare eklenebilir. Deprem risk analiz raporu yapılır, rapor olumlu ise iki dükkan arasındaki duvar yıkılabilir ve tek hale dönüştürülebilir. O zaman bağımsız bölüm yönetmeliğine gerek yok, proje tadilatına gerek yok. Ruhsat verilebilir diye bir cümlelik ekleme yapılırsa sorun ortadan kalkacak. Bu bulaşıcı hastalık gibi, kanser gibi tüm Türkiye’ye yayılır. Yangına benzin dökmek yerine Ticaret Odası Başkanı, Büyükşehir Belediye Başkanı, 9 milletvekili Ankara’ya giderek bu işi anlatmalı ve yönetmelik değişikliğini yaptırmaları gerekir" dedi.



Akbıyık: "Bizde ayrım yoktur"


Eleştirilerin odağında bulunan Karesi Belediye Başkanı Mesut Akbıyık ise, sosyal medya üzerinden ’Dertleşme’ başlıklı bir açıklama yaptı. Akbıyık açıklamasında, "Bağımsız bölüm birleştirmeleri ile ilgili belediyemizin yapmış olduğu uygulama aleyhine açılan davada ’yürütmenin durdurulması’ talepleri, sayın idare mahkemesi tarafından reddedilmiştir. Bu aşamada belediyemiz uygulamasına devam edilecektir. Yargı süreci devam etmektedir. Kanuna, Bakanlığımızın görüşüne ve mahkeme kararlarına uygun davranmaya devam edeceğiz. Belediyemizin yapmış olduğu uygulama, kanuna ve bakanlık görüşüne uygundur. Bu tartışma neden çıkıyor? Bu konuda sizinle dertleşmek istiyorum. Paşaalanı Mahallesi’nde yaşam merkezi olarak niteleyebileceğimiz üç tane merkez var. Bunlardan birisi belediyemize müracaat etti ve bağımsız bölüm birleştirmeleri yapmak istiyoruz dediler. İmar Müdürlüğümüz ise ’Bu esaslı bir tadilattır. Tadilat projenizi getirin ve tadilat ruhsatı alarak yolunuza devam edin’ dedi. Son derece kanuna uygun bir durum, onlara sundu. Sen misin bu uygulamayı isteyen, sen misin görmezden gelmeyen, ’Başka belediyeler buna müsaade ediyor’, ’Başka yerde şöyle oluyor’ diyerek bu tartışma başladı. O yaşam merkezinin sahipleri, benzer durumların olduğu diğer iş yerlerini şikayet etmeye başladılar. Biz kanunu uyguladık ve görmezden gelmedik. Tam 46 tane şikayet yapıldı. Burada bazı hususların altını çizmek istiyorum. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanlığımızın bazı tesisleri de şikayet edilmişti. Bizim yetkimiz yoktu, kendilerine durumu bildirdik. Kendileri gerekli işlemleri yürütüyorlar. Tekrar ediyorum. Bizde ayrım yoktur. Adil davranırken, o insan bu insan diye ayrım yapamazsınız. Yaşamım boyunca ayrım yapmayacağım" dedi.



Karesi’de birleştirilmiş dükkanlardaki ruhsat krizi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Uzmanından "Açlığı taklit eden diyetle hücresel yenilenme mümkün olabilir" açıklaması Son yıllarda sıkça konuşulan FMD diyetini değerlendiren Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, "Fasting Mimicking Diet, tam açlığın zorluklarını ve risklerini bertaraf ederken, vücuda ‘kıtlık varmış’ sinyali gönderir. Bilimsel çalışmalar, periyodik olarak uygulanan FMD diyeti ile enflamasyonun azalmasına, kök hücre bazlı yenilenmenin aktive olmasına ve bilişsel fonksiyonların korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir" dedi. "Açlığı taklit ederek vücutta onarım sürecini tetikliyor" Beslenme biliminin, son on yılda kabuk değiştirdiğini belirten Erden, "Beslenme bilimi artık yalnızca ne yediğimizle değil, yemediğimiz anlarda vücudumuzda neler olduğuyla daha fazla ilgilenmeye başladı. Odak noktamız sadece tartıdaki rakamlar değil, DNA hasarının onarımı, mitokondriyal verimlilik ve hücresel düzeyde sağlığın sürdürülebilirliği. "Fasting Mimicking Diet" adı verilen FMD diyeti de açlığı taklit ederek vücutta onarım sürecini tetikleyen 5 günlük bir program" diye konuştu. "Hücreye ‘büyümeyi durdur, onarıma geç’ talimatı verir" Vücudumuzun, evrimsel süreç boyunca bolluk ve kıtlık dönemlerine uyum sağlayacak şekilde programlandığına dikkat çeken Erden, "Ancak modern dünyadaki kesintisiz kalori alımı, vücudun hayatta kalma mekanizmalarını pasifize etmektedir. Fasting Mimicking Diet, tam açlığın zorluklarını ve risklerini bertaraf ederken, vücuda ’kıtlık varmış’ sinyali göndererek belirli makro besin dengelerine dayalı bir protokoldür. Besin alımının kontrollü kısıtlanmasıyla birlikte vücutta insülin ve IGF-1 seviyeleri düşer. Bu düşüş, hücreye ’büyümeyi durdur, onarıma geç’ talimatı verir. Aynı zamanda vücut, birincil yakıtı olan glikozdan, yağ asitlerinin oksidasyonu sonucu oluşan keton cisimciklerine geçiş yapar" ifadelerini kullandı. "Hücre içinde biriken hasarlı proteinlerin, işlevini yitirmiş yapıların ve metabolik atıkların parçalanarak enerjiye dönüştürülmesini sağlar" Otofaji sürecine dikkat çeken Erden, "FMD’nin kalbinde yatan en kritik süreç otofajidir. Kelime anlamıyla ’kendi kendini yeme’ olan bu mekanizma, hücre içinde biriken hasarlı proteinlerin, işlevini yitirmiş yapıların ve metabolik atıkların parçalanarak enerjiye dönüştürülmesini sağlar. Bilimsel çalışmalar, periyodik FMD uygulamalarının bu temizlik sürecini tetikleyerek enflamasyonun azalmasına, kök hücre bazlı yenilenmenin aktive olmasına ve bilişsel fonksiyonların korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir" dedi. "Harika reçete değil, stratejik bir müdahaledir" Klinik sonuçlara değinen Erden, "İnsanlar üzerinde yapılan klinik denemelerde, ayda bir kez uygulanan FMD protokolünün bel çevresinde azalma, kan basıncında iyileşme ve sistemik enflamasyon göstergelerinde düşüş sağladığı gözlemlenmiştir. Ancak bu yaklaşım bir harika reçete değil, stratejik bir müdahaledir" diye konuştu. "Bilinçsiz uygulanması kas kaybına, hormonal dengesizliklere yol açabilir" Risklere dikkat çeken Erden, "Bu tür kısıtlayıcı protokollerin bilinçsiz uygulanması kas kaybına, hormonal dengesizliklere ve özellikle bazı kronik hastalıklarda ciddi sağlık risklerine yol açabilir. Tip 1 diyabet, ileri böbrek yetmezliği veya yeme bozukluğu öyküsü olan bireylerde bu protokoller hayati tehlike oluşturabilir. Dolayısıyla kalori kısıtlamasıyla hücresel yenilenmenin mümkün olup olmadığı sorusunun yanıtı bilimsel olarak şartlı bir evettir. FMD, doğru metabolik profile sahip bireylerde, uzman gözetiminde ve belirli periyotlarla uygulandığında fayda sağlayabilir" dedi. Sürdürülebilirliğe vurgu yapan Erden, "Beslenme biliminin temel taşı sürdürülebilirliktir. Beş günlük bir disiplin, yılın geri kalanındaki kötü beslenme alışkanlıklarını telafi edemez. Gerçek hücresel sağlık, kısa vadeli müdahaleler ile uzun vadeli dengeli beslenme alışkanlıklarının birlikte yürütülmesiyle mümkündür" diye konuştu.
Samsun Çözünebilir lifler kolesterolü düşürebilir Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yunus Amasyalı, liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzelerin düzenli tüketilmesinin önemli olduğunu, çözünebilir liflerin kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebildiğini söyledi. Liv Hospital Samsun, Kardiyoloji Kliniği’nden Dr. Öğr. Üyesi Yunus Amasyalı, Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla bilgilendirmelerde bulunarak "Kırmızı et yerine balık, derisi hariç kümes hayvanları ve az yağlı etleri tercih edin. Günde en az 5 kez sebze ve meyve tüketin. Bunlarda önemli vitamin ve mineraller mevcuttur. Günde en az 8-10 bardak su için. Liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzeleri düzenli tüketin. Çözünebilir lifler kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebilmektedir" dedi. Kalp sağlığı için sağlıklı bir beslenme alışkanlığının edinilmesi gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, "Kalp hastalıkları için risk oluşturan yüksek kan basıncı (hipertansiyon), fazla kilo ve yüksek kolesterol durumuna sağlıklı beslenme alışkanlığı ile olumlu bir katkıda bulunulabilir. Kan dolaşımındaki kolesterolün yüzde 75’i karaciğerde, yüzde 25’i ise aldığımız gıdalardan emilir. Gıdalarla aldığımız yağın miktarı ve türü kan kolesterol düzeyine önemli ölçüde etki eder. Dolaşımdaki fazla kolesterol, kalbi besleyen damarların iç yüzeylerinde ’plak’ adı verilen birikimler yapar. Bu plaklar da büyüyerek kan dolaşımını engeller. Ancak kalp hastalığına yol açan asıl etken yağın miktarından ziyade yağın türüdür. Ayrıca günde 6 gramdan fazla tuz tüketilmemelidir" diye konuştu. Yapılması gerekenin günlük kalorinin en fazla yüzde 30’unu yağlardan almak ve ’kötü’ yağları ’iyi’ yağlarla değiştirmek olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, "Doymuş ve trans yağların tüketimi ’kötü kolesterol’ olarak bilinen LDL kolesterol düzeyini, dolayısıyla kalp hastalığı riskini artırır. Bu tip yağlardan alınan toplam kalorinin yüzde 10’unu aşmaması gerekiyor. LDL kolesterolü yüksek ya da kalp hastası olanlarda bu oran yüzde 7’nin altına, kolesterol alımı ise günde 200 miligramın atına inmelidir. Margarin, kırmızı et, yumurta sarısı, tam yağlı süt ve ürünleri, kızarmış gıdalar, hamburger ve benzerleri, ticari unlu mamuller bu tür ’kötü’ yağların başlıca kaynaklarıdır. Doymamış yağlar ise LDL kolesterol düzeyini düşürürken ’iyi kolesterol’ olarak adlandırılan HDL kolesterolü artırır. Zeytinyağı, fındık yağı, mısırözü yağı, balık, ceviz, soya fasulyesi bu ’iyi’ yağların kaynaklarıdır ve günlük kalorinin en fazla yüzde 30’u olması gereken yağ tüketiminde bunlara ağırlık verilmelidir" şeklinde konuştu. Kalp sağlığını korumak için yapılması gerekenlerden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, şunları söyledi: "Orta derecede karbonhidratlar, proteinler ve az miktarda ancak sağlıklı yağlardan oluşan dengeli öğünlerle beslenin. Tam yağlı süt ve ürünleri yerine yağı azaltılmış olanları tercih edin. Haftada 4 yumurtadan fazlasını yemeyin. LDL kolesterolü yüksek kişiler yumurta sarısı bakımından daha da dikkatli olmalıdırlar. Kırmızı et yerine balık, derisi hariç kümes hayvanları ve az yağlı etleri tercih edin. Günde en az 5 kez sebze ve meyve tüketin. Bunlarda önemli vitamin ve mineraller mevcuttur. Günde en az 8-10 bardak su içmelisiniz. Liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzeleri düzenli tüketin. Çözünebilir lifler kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebilmektedir."