POLİTİKA
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "(KKTC ile işbirliği anlaşması) 2026 yılı anlaşması kapsamında, devirlerle birlikte yaklaşık 23 milyar Türk lirası kaynak tahsis edilmektedir" 09 Nisan 2026 Perşembe - 21:35:16 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) arasında imzalanan İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’na ilişkin, "Bugün imzaladığımız 2026 yılı anlaşması kapsamında, 21 milyar lirası yeni ödenek olmak üzere devirlerle birlikte yaklaşık 23 milyar Türk lirası kaynak tahsis edilmektedir" dedi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Basın Toplantı Salonu’nda 2026 Yılı Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) arasında İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması İmza Töreni gerçekleştirildi. Törene, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, KKTC Başbakanı Ünsal Üstel ve beraberlerindeki heyet katıldı. Yılmaz ve Üstel sırasıyla anlaşmaları imzaladı, ardından açılış konuşmalarına geçildi. Yılmaz, Türkiye ile KKTC arasındaki iktisadi ve mali işbirliği anlaşmalarının iki ülke arasındaki güçlü bağların somut göstergesi olduğunu belirterek, Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının özgürlüğü ve refahı için sorumluluklarını sürdürmeye devam edeceğini, ortak hareket edildiği sürece tüm zorlukların aşılabileceğini ifade etti. "2026 yılı anlaşması kapsamında, devirlerle birlikte yaklaşık 23 milyar Türk lirası kaynak tahsis edilmektedir" Yılmaz, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Bugün imzaladığımız 2026 yılı anlaşması kapsamında, 21 milyar lirası yeni ödenek olmak üzere devirlerle birlikte yaklaşık 23 milyar Türk lirası kaynak tahsis edilmektedir. Bu bütçenin yüzde 48’ini altyapı ve reel sektör projelerine, yüzde 10’unu kamu maliyesi desteklerine, yüzde 42’sini ise savunma harcamalarına ayırdık. Vatandaşımıza dokunan birçok projeyi tamamladığımız 2025 yılı anlaşması kapsamında, nisan ayı içerisinde aktaracağımız son kaynak ile birlikte tahsis edilen 21 milyar liranın yaklaşık yüzde 89’unu kullanarak tarihi bir rekor kırıyoruz. Bu çerçevede hayata geçirdiğimiz projeler sayesinde, KKTC’nin eğitim, sağlık, fiziki ve teknolojik altyapısıyla; üniversiteleriyle, AR-GE merkezleriyle, bilişim merkezleriyle Doğu Akdeniz’de parlayan bir yıldız olması hedefimize yönelik büyük atılımları KKTC’li muhataplarımız ile birlikte eşgüdüm içinde yürüttük. Bu kapsamda, Ada’daki KKTC Devleti varlığının birer mührü olarak gördüğümüz Cumhurbaşkanlığı ve Cumhuriyet Meclisi binalarının açılışı, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2025 yılında gerçekleştirildi. Yine aynı anlayışla Millet Bahçesi ve Millet Camiinin yapımını tamamladık ve yakın zamanda aynı bölgede Yüksek Mahkeme binası ile Millet Kütüphanesinin de açılışını yapacağımızın müjdesini vermek istiyorum. Bu belirttiğim yerleşkelerle birlikte bu bölge, KKTC devletinin Adadaki varlığının en önemli nişanesini oluşturmaktadır." "Pamuklu Devlet Hastanesi’nin açılışını 15 Kasım’a yetiştirmeyi planlıyoruz" Sağlık alanında 24 Aralık 1963 Girne Asker Hastanesi ile Maraş Sağlık Merkezinin hizmete açıldığının gururunu yaşadığını belirten Yılmaz, "İnşaatı bu ay tamamlanacak Güzelyurt Devlet Hastanesi’nin yanı sıra inşası süratle devam eden Pamuklu Devlet Hastanesi’nin açılışını da 15 Kasım’a yetiştirmeyi planlıyoruz. Türkiye’deki Şehir Hastanelerinde olduğu gibi her türlü imkanı içerisinde barındıracak, modern bir sağlık merkezi olarak planladığımız Lefkoşa Yeni Devlet Hastanesi’nin yapımı hızla devam etmektedir. İhalesi henüz 6 ay önce yapılan hastanede, kaba inşaatta birinci kata gelmiş durumdayız. Dr. Burhan Nalbantoğlu Sağlık Kampüsü içinde bulunan Sağlık Yapılarının Renovasyonu çalışmaları da yakın bir tarihte başlayacaktır" ifadelerini kullandı. Yılmaz, KKTC’de dijital dönüşüm kapsamında Hekim Randevu Sistemi’nin devreye alındığını, Muhaceret Bilgi Sistemi ile TAKBİS projelerinin 2026’da tamamlanmasının planlandığını belirterek, fiber altyapı çalışmalarıyla ‘Bilişim Adası’ vizyonuna altyapı hazırlandığını ifade etti. "Toplam 822,2 kilometre yol yapımı gerçekleştirilerek Kıbrıs Türk halkının güvenli ve hızlı seyahati için kullanıma alındı" Lefkoşa Kuzey Çevre Yolu Köprülü Kavşağı ve Bağlantı Yolları Projesi başta olmak üzere, KKTC Karayolu Master Planı kapsamında önemli ilerlemeler kaydedildiğini vurgulayan Yılmaz, "Şimdiye kadar 213 kilometre bölünmüş yol, 433 kilometre tek yol, 176,2 kilometre 3’üncü sınıf yol olmak üzere toplam 822,2 kilometre yol yapımı gerçekleştirilerek Kıbrıs Türk halkının güvenli ve hızlı seyahati için kullanıma alındı. Ada halkı için önemli bir güzergah olan, bir kısmı tadilat, bir kısmı da genişleme şeklinde 3 bölüme ayrılan Girne Dağ yolunda çalışmalarımız hızla devam etmektedir. Yıl bitmeden burayı hizmete almayı planlıyoruz. Uzun yıllardır gündemde olan Dipkarpaz- Zaferburnu güzergahında çalışmalarımız tamamlanmış olup, Sadrazamköy- Kayalar güzergahında çalışmalarımızda son aşamaya gelmiştir. Yol yapım çalışmalarının yanı sıra trafik güvenliği kapsamında 2024 yılı sonunda başlamış olduğumuz yatay düşey işaretleme işlerinde bugüne kadar 159 bin metrekare yol çizgi boyası ile 4 bin 600 adet trafik levhasının montajı tamamlanmıştır. Bugüne kadar yapılan yol ihalelerimiz kapsamında 344 bin adet fidanın dikimi yapılmıştır. 16 Ocak tarihinde açılışı gerçekleştirilen KKTC Akıllı Ulaşım Sistemi Elektronik Denetim ve Akıllı Kavşak Projesi kapsamında, 130’u sabit 20’si mobil olmak üzere toplamda 150 cihazın kurulumu yapılmıştır" diye konuştu. "KKTC’deki 156 okulun donanım ve tefrişat ihtiyaçları içinde destek sağlanmaktadır" Eğitim yatırımlarına değinen Yılmaz, "17 okulumuzun bakım onarım çalışmalarını bitirdik, 16’sında ise bakım onarım çalışmalarımız halen sürmektedir. Yine ödeneğini 2025 Yılı Anlaşmasından aktardığımız depremde yıkılma riski taşıyan, Çağlayan Cumhuriyet İlkokulu ana binası ile Gönyeli bölgesinde yapılacak yeni okul yerleşkesinin ihale süreçleri devam etmektedir. Ayrıca, 2 okulda kapasite artırmak amacı ile ilave derslik bina inşaatına başlanmıştır. Öte yandan, KKTC’deki 156 okulun geniş bir yelpazeye yayılan donanım ve tefrişat ihtiyaçları içinde destek sağlanmaktadır. Sosyal hizmet desteğine ihtiyaç duyan bireylerin ve ailelerinin yaşam kalitesini ve mutluluğunu artırmak için Kalkanlı Yaşam Evi, Demirhan Engelsiz Yaşam Evi ve Ali Rıza Vuruşkan Çocuk ve Aile Eğitim ve Danışma Merkezi gibi projelere destek verdik. Önümüzdeki dönemde ise, Otizm Merkezi, Aile Destek Merkezi ve Sosyal Hizmet Merkezi ile ilgili yapılacak çalışmaları destekleyeceğiz" şeklinde konuştu. Yılmaz, Güzelyurt’ta narenciye işleme ve soğuk depolama tesisinin yapımında sona gelindiğini ve yakında hizmete açılacağını belirterek, Ada genelinde su teminine yönelik projelerin de sürdüğünü dile getirdi. Bölgedeki küresel gerilimlerin ekonomiyi olumsuz etkilediğini belirten Yılmaz, KKTC’de mali yapının güçlendirilmesi ve güçlü bir özel sektörün desteklenmesi amacıyla 2026 İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nda reel sektöre öncelik verildiğini bildirdi. "Reel sektöre verilecek katkı tutarını yaklaşık 800 milyon liraya çıkarmış bulunuyoruz" Geçen yılın anlaşmasıyla verilen ve halen devam etmekte olan proje destekli tarım, turizm, sanayi ve girişimcilik kısmi hibe programlarına değinen Yılmaz, "İlk defa bu yıl 2026 yılı Anlaşmasıyla, 5 yeni Faiz Destekli Kredi Programını daha hayata geçiriyoruz. Bu destekler; Faiz Destekli Zirai Kredi Programı, Kobi Yapılanma ve İş Geliştirme Faiz Destekli Kredi Programı, Esnaf ve Hizmet Sektörüne Yönelik Faiz Destekli Kredi Programı, Faiz Destekli Kobi Yatırım Kredi Programı, Orta Ölçekli Turizm Tesislerine Yönelik Faiz Destekli Kredi Programı olacaktır. Diğer projelerin içine dağılmış olarak reel sektöre yönelik katkıların haricinde, bu yılki Anlaşmayla doğrudan reel sektöre verilecek katkı tutarını yaklaşık 800 milyon liraya çıkarmış bulunuyoruz" dedi. "KKTC bölgesel bir teknoloji geliştirme ve ticarileştirme üssü haline gelmesi sağlanacaktır" Türkiye ile KKTC arasında teknoloji, inovasyon ve girişimcilik ekosistemi alanlarında yapısal bir entegrasyon sağlanacağını vurgulayan Yılmaz, "KKTC’nin Doğu Akdeniz bölgesinde bölgesel bir teknoloji geliştirme ve ticarileştirme üssü haline gelmesi sağlanacaktır. Bu doğrultuda KKTC’nin kendi imkanlarıyla büyüyen, küresel şartlara uyum sağlayabilen, rekabet gücü yüksek bir ekonomik yapıya kavuşması için durmadan çabalarımızı sürdürecek, Kıbrıs Türk halkınca bugüne kadar elde edilen kazanımları ileriye götürmek için tam bir mutabakat halinde çalışmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "Tüm Adaya fayda sağlayacak her türlü işbirliği de değerlendirilmelidir" Kıbrıs meselesine adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm bulunmasının en gerçekçi yolunun, Ada’daki iki devletin yan yana var olmasından geçtiği kanısında olduğunu belirten Yılmaz, "İki devlet olmak işbirliği yapmaya engel değildir. Tüm Adaya fayda sağlayacak her türlü işbirliği de değerlendirilmelidir. Ada’nın gerçekleri ve iki tarafın da iradesini yansıtmayan hiçbir önerinin, bizi adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme götürmeyeceği artık uluslararası toplum tarafından da anlaşılmalıdır. Ada’da kalıcı çözümün akabinde barış içinde yan yana yaşayabilmenin yolu, Kıbrıs Türk halkının meşru ve özden gelen haklarının, egemen eşitliğinin tüm taraflarca idraki ve benimsenmesinden geçmektedir. Bu özden gelen hakların asgari tezahürü olarak, Kıbrıs Türk tarafına uygulanan haksız ve insanlık dışı izolasyonlar kaldırılmalıdır" açıklamasında bulundu. "KKTC’nin bir devlet olduğu gerçeğini görmezden gelen her türlü tutum, Türkiye Cumhuriyeti açısında yok hükmündedir" "Bölgemizde son dönemde İsrail’in kışkırtması ile başlayan İsrail/ABD ile İran Savaşı küresel düzenin enerji, finans ve jeopolitik yapısında kritik bir düğüm noktası haline gelmiştir" diyen Yılmaz, "Bu süreçte GKRY’nin, Ada’nın tamamının sahibi gibi hareket ederek aldığı kararlar da Ada’ya yönelik güvenlik risklerini artırmaktadır. GKRY’nin özellikle Kıbrıs Türk halkının iradesini ve egemen eşitliğini yok sayarak aldığı, boyunu aşan kararları, büyük güç rekabetleri içinde kendine rol bulma yaklaşımı, özellikle son dönemde kendi başına girdiği askeri angajmanları ve ittifak arayışları bu süreci tetikleyen temel unsurlardır. Buradan bir kez daha ilan etmek istiyorum; Ada’da KKTC’nin egemen ve eşit bir devlet olduğu gerçeğini görmezden gelen her türlü tutum, Türkiye Cumhuriyeti açısında yok hükmündedir" dedi. "Bazı ülkelerin GKRY’nin sözde güvenlik endişelerini gerekçe göstererek bölgemize askeri yığınak yaptıklarını biliyor, takip ediyoruz" Kıbrıs Türklerinin müsterih olmasını söyleyen Yılmaz, "Rum tarafı ne kadar silahlanırsa silahlansın, Ada’yı istediği kadar üçüncü ülkelerin kullanımına açmaya çalışsın, Türkiye var oldukça güven içinde kendi bayrağınız altında yaşamaya devam edeceksiniz. Bu çerçevede, 9 Mart tarihinde altı adet F-16 savaş uçağımız ve HİSAR hava savunma sistemlerimiz KKTC’de konuşlandırılmış, ayrıca donanma unsurlarımız da Doğu Akdeniz’deki mevcudiyetini arttırmıştır. Bu dönemde bazı ülkelerin GKRY’nin sözde güvenlik endişelerini gerekçe göstererek bölgemize askeri yığınak yaptıklarını da biliyor, takip ediyoruz. Bölgeye konuşlandırılan askeri unsurlar hiçbir şekilde kalıcı olmamalıdır. Aksi halde Kıbrıs Adası’nda var olan hassas dengeler zarar görecektir. Kıbrıs Adası’ndaki barış ve huzur ortamı, Türkiye’nin 1960 Antlaşmalarından doğan garantörlük hakkıyla gerçekleştirdiği 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sayesinde kurulmuştur. Bu sayede, o günden bugüne Ada’da sadece Kıbrıs Türk halkı için değil Rumlar için de barış ve huzur ortamı tesis edilmiştir" dedi. "Dört yanımız ateşler içindeyken huzur içinde yaşıyorsak bu Türkiye sayesindedir" KKTC Başbakanı Üstel ise şu ifadelere yer verdi: "Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki ilişkiler; ortak tarih, ortak kader ve sarsılmaz bir güven üzerine inşa edilmiş köklü bir kardeşlik ilişkisidir. Bu ilişkiler bize atalarımızdan kalan en büyük mirastır. Biz de bu mirasa sahip çıkıyoruz ve çıkacağız. Bölgemizde yaşanan gelişmeleri, savaşları ve artan güvenlik risklerini hep birlikte görüyoruz. Bugün dünyanın 7 ülkesinin savaş gemileri, uçakları ve silahları Kıbrıs’ın güneyinde konuşlandırılmış durumdadır. Rum yönetiminin akıl dışı politikaları nedeniyle Kıbrıs adası adeta savaşın bir parçası haline gelmiştir. Böylesi bir ortamda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde halkımızın huzur ve güven içinde yaşamasını sağlayan tek güç, Türkiye Cumhuriyeti’nin adadaki varlığıdır. Dolayısıyla Türkiye yalnızca finansal destek sağlayan bir ülke değildir; aynı zamanda varlığımızın, güvenliğimizin, huzurumuzun ve devletimizin en güçlü teminatıdır. Dört yanımız ateşler içindeyken huzur içinde yaşıyorsak bu Türkiye sayesindedir. Ve bilinmelidir ki; güvenliğimizden ve garantilerden asla vazgeçmeyeceğiz."
09 Nisan 2026 Perşembe - 21:27 CHP Genel Başkanı Özel: "İran’da yaşananlar, dünyadaki tüm ülkelerin ekonomilerine zarar veriyor" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "İran’da yaşananlar başta İran halkına, bölge halkına çok büyük zararlar vermekle birlikte dünyadaki tüm ülkelerin ekonomilerine zarar veriyor" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, parti ziyaretleri kapsamında Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ı ziyaret etti. Yeniden Refah Partisi Genel Merkezi’nde baş başa görüşen ikili, görüşmenin ardından ortak basın açıklaması düzenledi. ABD/İsrail ve İran arasında yaklaşık 2 aydır süren savaşın Türkiye’deki her kalem ürünün artmasına sebebiyet verdiğini belirten Özel, "İsrail’in Filistin’e yönelik soykırıma varan katliamları, buna karşı her zaman gerek ortak mitinglerde gerek altına ortak imza attığımız bildirilerde Filistin’in yanında ve arkasında her iki partinin de tarihsel tutumlarını, tutarlılıkla sürdürdüklerini teyit ediyoruz. Bunun yanında İran’a yapılan saldırılar, özellikle ilk gün 165 kız çocuğunun ölümüne sebebiyet veren vahşi saldırıyı hep birlikte bütün dünyayı imza kampanyasına davet eden bir metne Davutoğlu’nun daveti üzerine imza koymuştuk. O günden bugüne de gelişmeleri takip ediyoruz. Dün kararlaştırılan ateşkes ne kadar umut vericiyse, İsrail’in yine kural tanımaz, kanun tanımaz, sözüne güvenilmez tutumunu dün akşam bir kez daha yaşadık. İran’da yaşananlar başta İran halkına, bölge halkına çok büyük zararlar vermekle birlikte dünyadaki tüm ülkelerin ekonomilerine zarar veriyor. Türkiye ekonomisi de son derece kırılgan, krizlere dirençsiz, hazırlıksız haliyle maalesef İran’da yaşananların petrol fiyatlarını yukarıya çeken her aşaması Türkiye’de de başta pompa fiyatlarını akaryakıtta, sonra elektrik ve doğalgaza yapılan yüzde 25’lik zamla da iğneden ipliğe tüm ürünlerin fiyatlarını artırıyor" diye konuştu. "Son husus da ara seçim gündemine ilişkindir" CHP olarak Türkiye’nin erken seçim sürecine girmesi gerektiğini ifade eden Özel, "Son husus da ara seçim gündemine ilişkindir. Her ne kadar Sayın Erdoğan ‘Gündemimizde ara seçim yok’ dediyse de bugün Sayın Meclis Başkanı’nın da teyit ettiği gibi anayasada hiç şüphe uyandırmayacak, tartışma oluşturmayacak kesin bir dille ‘Meclis’te boşanan milletvekillerinin yerine ara seçim yapılır’ maddesi vardır ve ara seçim yapılmadığında bir anayasa ihlali bütün Meclis’in sırtındadır" şeklinde konuştu. "İran’daki binlerce sivilin öldürülmesine şiddetle karşı olduğumuzu ifade etmek istiyorum" İran’a yapılan ağır saldırıların kabul edilemez olduğunu, İran ve bölge halklarının daima yanında olduklarını dile getiren Erbakan ise, "Yapılan görüşmede, Amerika ve İsrail tarafından İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı yapılan hukuksuz, haksız ve vahşi saldırılar ele alındı. İran’daki kız çocuklarından tutun, binlerce sivilin öldürülmesine, katledilmesine, şehit edilmesine, şiddetle karşı olduğumuzu, kınadığımızı, lanetlediğimizi ifade etmek istiyorum. Daha önce de bunu Yeniden Refah Partisi olarak ifade ettik. Büyük İsrail hedefleri ve Siyonizm’in hedefleri doğrultusunda, bölgeyi de dünyayı da olumsuz şekilde etkileyen bir olayla karşı karşıyayız. Özgür Özel’in ifade ettiği gibi bu savaşın bölgemize ve özellikle Türkiye’de ekonomiye olan etkilerini de ele aldık. Avrupa ülkelerinde, batılı ülkelerde bizden bu savaş bölgesine çok daha uzaklığı olmalarına rağmen belki daha az etkilenecek olmalarına rağmen nasıl tedbirler alındığına ilişkin fikir alışverişinde bulunduk" ifadelerine yer verdi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 21:26 AK Parti’de devir teslim: Nilhan Ayan göreve başladı AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Çevre ve Şehircilik Başkanlığı görevine getirilen Nilhan Ayan, düzenlenen devir teslim törenin ardından görevine başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Çevre ve Şehircilik Başkanı Sevilay Tuncer’in yerine Nilhan Ayan getirildi. Ayan, AK Parti Genel Merkez binasında düzenlenen devir teslim töreniyle görevine resmen başladı. Genel Başkan Yardımcısı Ayan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tensipleriyle göreve layık görülmenin gururunu yaşadığını ifade ederek, "Şahsıma bu kıymetli göreve tevdi eden Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı sunuyor; çevreye duyarlı, sürdürülebilir ve insan odaklı şehircilik anlayışını daha ileri taşımak için aziz milletimize hizmet yolunda var gücümüzle çalışacağımızı ifade ediyorum. Hizmet bayrağını devraldığım Sayın Sevilay Tuncer Başkanımıza da bugüne kadar göstermiş olduğu gayretleri ve başarılı çalışmalarından dolayı hassaten teşekkür ediyorum. Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda, AK Parti’mizin huzur ve güven veren sancağı altında şehirlerimizi geleceğe taşıyan eser ve hizmet siyaseti anlayışımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" açıklamasında bulundu. Nilhan Ayan kimdir? Ayan, 5 Şubat 1980 yılında İstanbul’da doğdu. 1998’de Acıbadem Özel Doğuş Lisesi’nden, 2002 yılında Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. 2009’da Uluslararası ilişkiler alanında yüksek lisansını tamamladı. 2002-2005 yılları arasında haber editörlüğü ve muhabirliği yaptı. 2011-2012’de sabah ve gece haberlerinde editörlük ve spikerlik yaptı. 2020-2023 yılları arasında Kızılay Kadın İstanbul İl Başkanlığı yaptı. 2021 yılında İstanbul Üniversitesi Kentsel Dönüşümü eğitimi aldı. 2022 yılında IFRC İlk Yardım sertifikası aldı. 2023 yılında Harvard Üniversitesi Early Childhood Development: Global Strategies for Implementation eğitimi aldı. Nilhan Ayan evli ve bir çocuk annesidir. Orta seviyede İspanyolca, ileri seviye’de İngilizce bilmektedir.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye bugün insani duruş ve stratejik akılla düzen kurucu aktör konumundadır"
18 Aralık 2025 Perşembe - 13:03 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye bugün insani duruş ve stratejik akılla düzen kurucu aktör konumundadır" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Türkiye bugün; krizleri izleyen değil, süreçleri şekillendiren, diplomasiyi sahaya yansıtan, insani duruş ve stratejik akılla düzen kurucu bir aktör konumundadır" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sosyal medya hesabından 16. Büyükelçiler Konferansı İstişare Toplantısı’na ilişkin yaptığı paylaşımda, "Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan ile birlikte, ülkemizi görev yaptıkları her coğrafyada başarıyla temsil eden büyükelçilerimizle bir araya geldik. Uluslararası sistemin derin bir dönüşümden geçtiği, belirsizliklerin arttığı bu dönemde; Türkiye eksenli, çok katmanlı, bağımsız ve ilkeli dış politika vizyonumuzun küresel barış, istikrar ve adalet için taşıdığı önem her geçen gün artmaktadır. Türkiye bugün; krizleri izleyen değil, süreçleri şekillendiren, diplomasiyi sahaya yansıtan, insani duruş ve stratejik akılla düzen kurucu bir aktör konumundadır. Kıbrıs’tan Gazze’ye, Suriye’den Ukrayna’ya, Türk Dünyası’ndan Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyada hak, hukuk, insani sorumluluk ve milli menfaatler temelinde kararlı duruşumuzu sürdürüyor, çok yönlü diplomasisiyle küresel vicdanın sesi olmaya ve barışın inşasına katkı sunmaya devam ediyoruz. Bu vesileyle, 16. Büyükelçiler Konferansı İstişare Toplantısı’nı başarılı bir şekilde düzenleyen Dışişleri Bakanlığımızı tebrik ediyor, Büyükelçilerimize görevlerinde başarılar diliyorum" ifadelerine yer verdi.
İletişim Başkanı Duran: "Dezenformasyon hakikate karşı bir tehdittir"
18 Aralık 2025 Perşembe - 12:46 İletişim Başkanı Duran: "Dezenformasyon hakikate karşı bir tehdittir" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, dezenformasyonun sadece yanlış bilgi olmadığını, devletlerin kapasitesine zarar veren varoluşsal bir tehdit olduğunu belirterek, "Dezenformasyon çerçevesindeki tehdit aslında hakikate karşı bir tehdittir ve giderek de uluslararası bir enstrümana dönüşmüştür. Bunlar tabii ki aynı zamanda milli güvenlik, toplumsal istikrar ve uluslararası itibarı doğrudan ilgilendiren stratejik bir alan haline gelmiştir" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca düzenlenen "Türk Devletleri Dezenformasyonla Mücadele Forumu" nda Türk dünyasından medya ve iletişim profesyonelleri bir araya geldi. Forumun açılış konuşmasını gerçekleştiren Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, içinde bulunulan yüzyılın en kritik meselelerinden biri olan dezenformasyonla mücadelede yeni iş birliği kapılarının aralanması ve iletişim cephesinde safların sıklaştırılması gerektiği mesajlarını verdi. Tarihin, zaferlerin, kazanımların, mücadelenin ve geleceğin ortak olduğu Türk dünyasından gelen konukları, Ankara’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek sözlerine başlayan Duran, "15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü"nü kutladı. Ortak alfabe ile yayınlanan "Türk Dünyası Vizyon Belgesi"nin hayırlı olmasını dileyen Duran," Bugün de Aile Meclisimizde, yüzyılımızın en kritik meselelerinden birini, dezenformasyonla mücadeleyi konuşacak; yeni iş birliği kapılarını aralayacak, iletişim cephesinde safları daha da sıklaştıracağız inşallah" dedi. Burhanettin Duran, Türk Devletleri Teşkilatı’nın, dünyanın belirsizliklerle, çatışmalarla, kırılmalarla sarsıldığı, büyük bir sistem krizinin vuku bulduğu bir dönemde kardeşlik bağından güç alan ülkeler olarak bir araya geldiğini ve kurumsallaşma yürütmekte olduğunu belirtti. Teşkilatın 16 yıldır "dilde, fikirde, işte birlik" şiarıyla ekonomik entegrasyondan ulaştırma koridorlarına, savunma iş birliğinden eğitim ve kültür politikalarına pek çok alanda ortak çalışmalar yürüttüğünü hatırlatan İletişim Başkanı Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk Devletleri Teşkilatı 12. Zirvesi’nde yaptığı, "Terörizmden yasa dışı göçe, siber tehditlerden iklim değişikliğine kadar ortak bir duruşla mukabele edebileceğimizi, kendi gök kubbemiz altında kendi güvenliğimizi güçlendirebileceğimizi düşünüyorum" açıklamalarını alıntılayarak verilen mesajların önemli olduğuna vurgu yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "kendi gök kubbemiz altında kendi güvenliğimizi güçlendirmek" ifadesinin çok şey ifade ettiğini kaydeden Duran, "Bizler medya ve iletişim profesyonelleri olarak burada bir araya geldik. Ancak hepimizin bildiği ve mutabık kaldığı hususlar var. Uluslararası bazı çevrelerin iletişim alanında sahip olduğu egemenlik ve zaman zaman tahkim ettiği "söylem tekeli" aslında sadece bizlerin iletişimcilerin konusu değildir" değerlendirmesini yaptı. İletişim alanında karşılaşılan, başta dezenformasyon olmak üzere manipülasyon, siber saldırı, sosyal platformlarda artan nefret dili ve bilgi güvensizliği gibi tehditlerin kamu düzenine karşı doğrudan tehdit oluşturduğunu ifade eden Duran, dezenformasyon çerçevesindeki tehdidin aslında hakikate karşı bir tehdit olduğunu ve giderek de uluslararası bir enstrümana dönüştüğünü aktardı. Burhanettin Duran, bunların aynı zamanda milli güvenlik, toplumsal istikrar ve uluslararası itibarı doğrudan ilgilendiren stratejik bir alan haline geldiğinin altını çizerek" Bu çerçevede zihni bir felaket, algısal bir çürüme veya gerçeğin katli şeklinde ifade edebileceğimiz dezenformasyonun ne kadar büyük bir risk ve tehdit olduğu da anlaşılmıştır" dedi. Duran, dezenformasyonla mücadelenin hem "Türk Dünyası 2040 Vizyonu" belgesinde hem de "2025 Enformasyon Alanındaki Eylem Planı"nda yer almasının tesadüf olmadığını, dezenformasyona karşı ortak mücadelenin vazgeçilmez olduğunu ortaya koyduğunu dile getirdi. Forumun da bu amaca hizmet ettiğinin altını çizen Duran, "Forum dezenformasyonla ortak mücadele azmimizi ve irademizi bir kez daha ortaya koymaktadır. Müşahede ettiğimiz uluslararası sistem krizi ve geçtikçe daha da derinleşen hakikat sorunsalının altında dezenformasyon mefhumu da var" diye konuştu. "Dezenformasyon devletlerin kabiliyet ve kapasitesine zarar verebilen varoluşsal bir tehdit" Dezenformasyonun küresel krizlerin bir sorunu olmakla birlikte, krizleri derinleştiren bir aparat olarak görülebileceğini kaydeden Duran, dezenformasyonun yalnızca yanlış bilgi olmadığını devletlerin kabiliyet ve kapasitesine zarar verebilen varoluşsal bir tehdit olduğunun altını çizdi. Duran, çağımızda savaşların artık yalnızca askeri yöntemlerle yürütülmediğini, hedef ülke, bölge veya halkın istikrarsızlaştırılmasının, önce zihinsel, toplumsal ve kurumsal direncinin aşındırılması boyutuyla aslında iletişim alanında başladığını belirterek, bu itibarla bakıldığında hibrit tehditlerle karşı karşıya olunduğunun açık olduğunu ifade etti. İstikrarsızlaştırma tehdidine karşı yapılacak en önemli işin ortak mücadele olduğunun altını çizen Duran, kasıtlı, hedefli ve koordineli bir dezenformasyon kampanyasıyla karşılaşmanın artık sıradan bir vaka haline geldiğini kaydetti. Duran, "Bu bağlamda kardeş Türk Devletlerini mercek altına aldığımızda; dezenformasyon girişimlerinin kimi zaman ortak hedefler üzerinden eş zamanlı şekilde, kimi zaman ise ülke özelinde ayrışan stratejilerle yürütüldüğünü gözlemliyoruz. Ne yazık ki başta enerji, savunma, ulaşım ve ticaret koridorları alanları olmak üzere bir çok stratejik projelerimize karşı propaganda ve dezenformasyon kampanyaları görüyoruz" değerlendirmesini yaptı. "TRT Avaz kanalımız "bizi bize anlatma misyonuyla" çok mühim bir görev üstlenmekte" İletişim Başkanı Duran, "Türk devletlerinin uluslararası itibarının, ortak kimlik bilincinin, iş birliği mekanizmalarının ve bölgesel dayanışmasının da hedef alındığını belirterek, "Güven aşındırma, meşruiyeti sarsma ve siyasi, stratejik kırılganlık amacı taşıyan bu kötücül girişimlerde; mesele bilgi ile ilgili değil, duygusal tepkiyi tetikleyecek söylemler üretmektir. Ulusal ve uluslararası kamuoylarında belirsizlik ve güvensizlik oluşturacak anlatılar devreye sokmaktır .İşte bu sistematik algı operasyonlarına karşı çalışmalarımızı üç temel boyutta yürütmemizin elzem olduğu kanaatindeyim. Birincisi, halklarımızın elbette birbirini daha yakından tanıması ve anlaması. Burada Türk Devletlerinin ortak sesi olan TRT Avaz kanalımız "bizi bize anlatma misyonuyla" çok mühim bir görev üstlenmektedir. İkincisi, Türk dünyasının uluslararası arenadaki anlatısının bizzat bizler tarafından güçlü bir şekilde inşa edilmesi. Türkiye olarak bizler bu anlamda hem TRT olarak hem Anadolu Ajansı olarak önemli bir faaliyet yürütüyoruz. Üçüncüsü, başta kriz ve afet durumları olması üzere toplumlarımızın dezenformasyona karşı direncini güçlendirme ve ortak mücadele mekanizmalarının kurulmasıdır. Bu forum bu amaca hizmet etmektedir" açıklamasını yaptı. "Bugüne kadar 2 bin 500’e yakın dezenformasyonu gözler önüne serdik" Türkiye’nin bu yöndeki çalışmalarını anlatan Duran, "Başkanlığımız bünyesinde 2022 yılında kurulan Dezenformasyonla Mücadele Merkezimizde yalan haberleri, yanlış bilgileri, kurgusal içerikleri ifşa ediyoruz, algı operasyonlarına karşı mücadele veriyoruz. Bununla birlikte, kurumlar arası koordinasyon, erken uyarı mekanizmaları, kriz dönemlerinde hızlı bilgilendirme ve toplumda medya okuryazarlığının güçlendirilmesi gibi uzun vadeli kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz. Dezenformasyonla mücadelede, hem kurumlarımızla oluşturduğumuz koordinasyon mekanizması hem de e-devlet Dezenformasyon Bildirim Servisi üzerinden milletimizle kurduğumuz iletişim ağı büyük önem taşımaktadır. Oluşturduğumuz bu sistemle bugüne kadar 2 bin 500’e yakın dezenformasyonu gözler önüne serdik; doğrusu bu çabamızın milletimiz tarafından da büyük bir memnuniyetle karşılandığını ifade etmek isterim. dikkat çektik, hakikati anlattık" dedi. Sosyal medyanın çok sayıda bilgi ve iddianın dolaştığı bir alan olduğunu oradaki bilgilerin teyit edilmeden doğru kabul edilmesinin toplumu yanlış yönlendireceğini ifade eden Duran, Türk Devletlerine yönelik çok sayıda yalan içeriğin ifşa edildiğini bildirdi. 2. Karabağ Savaşı sırasında yürütülen dezenformasyonlara karşı da savaş sürecinde ve sonrasında, Azerbaycan’ın Karabağ Zaferini gölgeleme amaçlı çok sayıda dezenformasyon üretildiğini dile getiren Duran, bu konuda Azerbaycan’a destek verildiğini aktardı. Bununla ilgili bir örneği paylaşan Duran, "Karabağ’a giren Azerbaycan askerleri yaşlı Ermeni bir kadınla alay ettiği başlığıyla sunulan bir yalan haber vardı. Burada güya bir asker yaşlı kadına bir bardak su uzatıyor ve kadın suyu içecekken başka bir asker bu suyu döküyor. Halbuki videonun tam halinde açık ve net bir şekilde Azerbaycan askerinin bizzat kendi eliyle Ermeni kadına su içirdiği görülmekteydi. Şimdi tabii görüntüleri keserek biçerek bambaşka bir forma getirmek ne yazık ki artık mümkün. Hatta daha fazlası mümkün" dedi. Duran, yapay zekayla hazırlanan içeriklerin tehlike boyutuna işaret ederek, "Kurgular yapay zekalarla bambaşka bir şekilde gerçekmişçesine ortaya çıkarılabiliyor. İşte böyle bir ortamda iletişimin yeni dinamikleri ve verdiği imkanlarla ortaya ciddi riskler de çıkıyor. Bununla mücadele için ortak stratejileri hayata geçirmemiz gerektiği açıktır. Bize karşı yazılmaya çalışılan hikaye ve inşa edilen anlatıyı ancak biz birlikte çalışarak birlikte ortak anlatımızı oluşturarak aşabiliriz" diye konuştu. "Yapay zeka destekli manipülasyonlara karşı birçok alanda kritik adımlar atıyoruz" Burhanettin Duran dezenformasyona karşı daha somut işbirlikleri geliştirmek zorunda olunduğunu ifade ederek, "Ortak teyit mekanizmaları kurmak durumundayız. Erken uyarı sistemlerini işleterek, birbirimizle paylaşmak durumundayız. Türkiye olarak medya okur yazarlığının arttırılması, çocuklarımızın ve gençlerimizin dijital tehditlere karşı bilinçlendirilmesi, siber güvenlik altyapısının güçlendirilmesi, yapay zeka destekli manipülasyonlara karşı algoritmik izleme araçlarının geliştirilmesi ve kamu kurumları arasında eş güdümlü bilgi paylaşımının kurumsallaştırılması gibi birçok alanda kritik adımlar atıyoruz" şeklinde konuştu. Bu anlamda çok ciddi bir kararlılıkla çalıştıklarını sözlerine ekleyen Burhanettin Duran, "Bu alanda geliştirdiğimiz kapasiteyi büyük bir memnuniyetle kardeş ülkelerle paylaşmaktan ve onlarla birlikte çalışmaktan yanayız. Buna dair ortak bir irademiz var. Bu yaklaşım, Türk dünyasının bütünlüğünü hedef alan her türlü suni ayrıştırma girişimine karşı ortak bir duruşu da gösterecektir. Ben inanıyorum ki ülkelerimiz arasındaki veri paylaşımı, tecrübe aktarımı, ortak teyit mekanizması ve hızlı reaksiyon kapasitesi, Türk dünyasının bilgi alanındaki savunma şemsiyesini oluşturacak önemli unsurlardır. Ülkelerimizi, teşkilatımızı, birliğimizi ve kardeşliğimizi dezenformasyon kampanyalarına karşı korumak durumundayız. Onların yıkıcı etkilerinden korunmak için bir kurumsallaşmaya ihtiyacımız var. Ve bunu da uluslararası ölçekte bir mekanizmayla yürütmek gerekir" açıklamasını yaptı. Duran, sözlerinin sonunda Türk Devletleri Teşkilatı Forumu’na katılan ve katkı sunan isimlere teşekkür etti.
AK Partili Yıldız’dan İzmir Şehir Tiyatroları eleştirisi: "Bir oyuna 4 milyon lirayı aşan harcama yapıldı"
18 Aralık 2025 Perşembe - 09:31 AK Partili Yıldız’dan İzmir Şehir Tiyatroları eleştirisi: "Bir oyuna 4 milyon lirayı aşan harcama yapıldı" İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi AK Parti Grup Başkan Vekili Hakan Yıldız, İzmir Şehir Tiyatroları’nın yönetim şekli, Genel Sanat Yönetmeni Levent Üzümcü’nün açıklamaları ve "Cadı Kazanı" oyunu için yapılan harcamalara ilişkin eleştirilerde bulundu. Yıldız, belediyenin mali zorluklar yaşadığı bir süreçte tek bir oyun prodüksiyonu için 4 milyon liranın üzerinde bütçe ayrılmasının doğru olmadığını vurguladı. İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi AK Parti Grup Başkan Vekili Hakan Yıldız, Şehir Tiyatroları’nın kuruluş amacından saptığını ve sanatsal özerkliğin idari kararlarla zedelendiğini belirterek mevcut yönetime tepki gösterdi. Belediyenin içinde bulunduğu ekonomik tabloya dikkat çeken Yıldız, kadrolu sanatçıların değerlendirilmesi yerine dışarıdan yüksek maliyetli hizmet alımları yapılmasını eleştirdi. İzmir Şehir Tiyatrosu’nun 2021 yılında AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, İYİ Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin oy birliğiyle aldığı kararla kurulduğunu aktaran Yıldız, "Ana amacımız, İstanbul’daki Şehir Tiyatroları gibi İzmir’de 1950’lerde başlayıp yarım kalan bu hikayeyi, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin de bizzat desteğiyle hayata geçirmekti. O dönemde Yücel Erten Genel Sanat Yönetmeniydi. Yapılan sınav sistemini eleştirdim; bu konuda birtakım sıkıntılar yaşandı ve insanlar mahkemeye gitti. Eleştirilerimizin haklı olduğu da ortaya çıktı. Ancak sanatsal içerik bakımından hiçbir zaman bir eleştiri getirmedik. O dönemde özerk bir yönetmelik de hazırlanmıştı ve ben hukuk komisyonundaydım. Bu yönetmeliğe de oy birliğiyle onay verdik. Sanat kurulunun seçtiği eserler noktasında, tamamen sanatçıların belirlediği bir alanı destekledik." dedi. Yıldız: "Toplumun hassasiyetleriyle ve manevi değerleriyle oynamaktır" İlerleyen yıllarda, İzmir Büyükşehir Belediye başkanı Cemil Tugay döneminde Yücel Erten ile şık olmayan bir şekilde bir yol ayrımına gidildiğini belirten Yıldız, "Ardından Levent Üzümcü’nün de içinde olduğu yeni bir yapılanma oluşturuldu ve bu süreçte yeni bir yönetmelik getirildi. Bu yönetmelik, sanatsal özerkliği tamamen ortadan kaldıran, idareye bağlı ve iki kişinin inisiyatifine dayanan bir yapıya dönüştü. Biz bunu da eleştirdik ancak bu eleştirilerimiz pek anlamlandırılmadı. Levent Bey’in ortaya koyduğu sanat faaliyetlerini ve eserleri tartışmak yerine, maalesef sosyal medya paylaşımları ön plana çıktı. Sosyal medya hesabı üzerinden beni çok üzen ve yaralayan bir savaş gemisiyle ilgili attığı ‘Koşun, kıbleniz geldi’ şeklindeki paylaşımı, toplumun hassasiyetleriyle ve manevi değerleriyle oynamaktır. Bu son derece yanlıştır. Bunu Büyükşehir Meclisi’nde de dile getirdim. Kendisinin artık bir bürokrat olduğunu, bu kentin bir bürokratı gibi davranması ve yalnızca kendi alanıyla ilgilenmesi gerektiğini ifade ettim. Ancak bunun da böyle olmadığını gördük." ifadelerini kullandı. "Cemil Tugay’ın Levent Üzümcü tarafından yanıltıldığını ortaya koydu" Geçtiğimiz günlerde ‘Cadı Kazanı’ adlı bir oyun sahnelendiğini ve bu oyun üzerinden de eleştirilerini dile getirdiğini kaydeden Yıldız, "Levent Bey’in aldığı maaşın, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri’nden daha fazla olduğunu, aylık yaklaşık 250-260 bin lira civarında bir ücret aldığını ifade ettim. Ayrıca belediyenin içinde bulunduğu mali tablo ortadayken, bu oyuna bağlı bir prodüksiyon yapıldığını söyledim. Cemil Bey, eleştirilerime karşılık dekorun Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı tarafından yapıldığını ve aşırı bir harcama olmadığını ifade etti. Bunun üzerine yazılı bir önerge verdim. Bana verilen yazılı cevap, benim haklı olduğumu ve Cemil Tugay’ın Levent Üzümcü tarafından yanıltıldığını ortaya koydu. Çünkü bu oyuna 3 milyon lira dekor ücreti, 600 bin lira yönetmenlik ücreti, 350 bin lira ışık tasarımı ücreti ödendiği ve diğer giderlerle birlikte toplamda 4 milyon lirayı aşan bir harcama yapıldığı resmi olarak bildirildi." diye ekledi. "Bu büyüklükte harcamaların yapılmasını doğru bulmuyoruz" Yücel Erten döneminde, eleştirilere ve eksiklerine rağmen, 12 oyuna yaklaşık 4,5 milyon lira harcandığını ifade eden Yıldız, sözlerini şu şekilde noktaladı: "Bugün yalnızca bir oyuna bu kadar para harcanmaktadır. Ayrıca Yücel Hoca döneminde 32 kadrolu sanatçı varken, Levent Bey döneminde 20 sanatçı daha alınmış ve toplam 52 kadrolu sanatçıya ulaşılmıştır. Buna rağmen, sözleşmeli ihalelerle dışarıdan yönetmen, yönetmen yardımcısı ve oyuncu getirilmesi yanlıştır. Ödenekli bir tiyatroda eserlerin, kurumun kendi 52 sanatçısı içerisinden çıkarılması gerekir. Bugün işçilerin maaşlarını alamadığı, insanların avans sistemine mahkum edildiği, emekliliğe zorlanıp kıdem ve ihbar tazminatlarının düzenli ödenmediği bir belediye yapısı varken, bu büyüklükte harcamaların yapılmasını doğru bulmuyoruz."
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Kadınlarla ilgili meseleyi LGBT kontekstinde tartışıyorsanız kadınlara haksızlık yapıyorsunuz"
18 Aralık 2025 Perşembe - 00:25 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Kadınlarla ilgili meseleyi LGBT kontekstinde tartışıyorsanız kadınlara haksızlık yapıyorsunuz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Kadınlarla ilgili meseleyi sadece LGBT kontekstinde tartışıyorsanız kadınlara büyük bir haksızlık yapıyorsunuz. Birincisi bu. İkincisi küreselci söylemlerin etkisi altındasınız ve geçmişe bakarsak oryantalist bir bakış açısıyla kendi toplumunuza bakıyorsunuz" dedi. TBMM Genel Kurulunda Cumhurbaşkanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2026 yılı bütçesi kabul edildi. Genel Kurulda, bütçeler üzerindeki konuşmaların tamamlanmasının ardından soru-cevap bölümüne geçildi. Milletvekilleri tarafından sorulan soruları yanıtlayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Rakamlar sizi doğrulamıyor. Az önce söyledim. Binde 1,1 ya da 1,2 civarında harcama söz konusu. Eski sisteme göre daha düşük bir harcama. Kaldı ki şunu da söylemek zorundayım. Cumhur İttifakı’nın adayı olan Cumhurbaşkanımız değil de rakibi seçilmiş olsaydı, şimdi 6 tane cumhurbaşkanı yardımcısı olacaktı. Kim bilir kaç tane bakan olacaktı; 90’lı yıllarda koalisyon hükümetleri dönemlerinde 35, 36’ları bulmuş. Muhtemelen 30’un üstünde de bakan olurdu. Asıl o zaman cumhurbaşkanlığı makamı israf noktasına dönüşürdü. Bir de resmi resmi ilan edilen cumhurbaşkanı yardımcılarının dışında da kimlere cumhurbaşkanı yardımcılığı sözü verildi onu da bilmiyoruz. Onları da eklerseniz çok daha fazla olur" dedi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi hakkındaki eleştirilere cevap veren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Ben ısrarla aynı şeyi söylüyorum. Bir defa orada bir cami var. Cuma dahil namazlar kılınıyor ve herkes geliyor. Kütüphane 7 gün 24 saat açık. Kongre Merkezi açık. Ayrıca, Külliye’nin daha resmi bölümlerini gezmek isteyenler için belki Ali Mahir (Başarır) Bey de gezmek isteyebilir. O yüzden adresi söyleyeyim: ziyaret.tccb.gov.tr/. Turist olsun, vatandaşımız olsun herkes bu siteye girebilir. ’Gezmek istiyorum’ diyebilir ve bunlar belli bir sistem içinde gezdiriliyorlar. Yani ’vatandaşa açık değil’ ifadeniz doğru değil. Lütfen gezmek istiyorsanız bu siteye girebilirsiniz veya benden randevu istersiniz ben gezdiririm" diye konuştu. Genel bütçenin 10 binde beşinin kullanıldığını vurgulayan Yılmaz, "Nedir bu sınır? ’Bütçe başlangıç ödeneğinin binde 5’ini geçemez’ demiş kanunlarımız. Geçen yıl itibarıyla, 2024 yılında, genel bütçe başlangıç ödeneğinin 10 binde beşini kullanmış Cumhurbaşkanımız. 10 kat daha altında limitin bir kullanım söz konusu. Bu yıl itibarıyla 10 binde üç civarında kullanım. Öyle ifade ettiğiniz gibi sanki bütçenin tamamı büyük bir kısmı bu işlere harcanıyormuş gibi ifadeler doğru değil ama ihtiyaç oldukça da elbette kullanılacak. Tüm ülkelerin kullandığı gibi" şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanlığındaki taşıt sayıları hakkında bilgi veren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Cumhurbaşkanlığında ihtiyaç çıkabilir, acil bir şey olabilir diye 20 taşıt koyuyoruz. Doğru. Ama 2024 yılında sadece 7 taşıt alınmış. 2025 yılında yine 20 taşıt koymuşuz. Şu ana kadar bir tane bile alınmamış. NATO zirvesi geliyor, belki onun için bir ihtiyaç olursa bir alım yapılabilir. Yapılmaz demiyorum ama genelde bu 20 taşıt konuyor. Bir ihtiyat ödeneği olarak konuyor. Acil bir ihtiyaç çıkar kullanılabilir diye konuyor. Ama geçmişe baktığınız zaman bunun pek de kullanılmadığını görüyoruz" ifadelerini kullandı. Kadınlarla ilgili meselelerin sadece LGBT üzerinden tartışılmasının haksızlık olduğuna değinen Yılmaz, "Kadınlarla ilgili meseleyi sadece LGBT kontekstinde tartışıyorsanız kadınlara büyük bir haksızlık yapıyorsunuz. Birincisi bu. İkincisi küreselci söylemlerin etkisi altındasınız ve geçmişe bakarsak oryantalist bir bakış açısıyla kendi toplumunuza bakıyorsunuz. Bu uzun bir entelektüel tartışma. Ama bakış açınıza hiçbir şekilde katılmadığımı, Kürt halkının da sizin bu bakış açınıza en küçük bir prim vermeyeceğini de buradan ifade etmek istiyorum" şeklinde konuştu. Türkiye’de açlık sınırının sadece TÜRK-İŞ’in yaptığı hesaplamalar olduğundan bahseden Yılmaz, "Türkiye’de açlık ve yoksulluk sınırı dediğiniz TÜRK-İŞ’in yaptığı hesaplamalar. Yoksulluk olarak hesapladığı geçen ay gördüm televizyonlardan 97 bin lira. Yani neredeyse 2 bin 500 dolara yakın bir geliri olanı yoksul olarak tarif ediyor. Siz 5 bin dolar da dersiniz. Açık arttırmaya da çıkabilirsiniz. Tüm toplumu da yoksul ilan edebilirsiniz. Ama bir uluslararası ölçüte, istatistiğe dayalı bir yaklaşım değil bu. Sendikal olarak hazırlanmış muhtemelen sendikal taleplerine baz teşkil etmek üzere yapılan çalışmalar. Biz elbette en küçük yoksulluk oranıyla da mücadele etmeye devam edeceğiz. Güçlü bir sosyal politikayla yolumuza devam edeceğiz" dedi. Soru-cevabın ardından Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ, birleşimi, yarın saat 11.00’de toplanmak için kapattı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Gelecek odaklı bir anayasaya ihtiyacımız var"
17 Aralık 2025 Çarşamba - 22:49 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Gelecek odaklı bir anayasaya ihtiyacımız var" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Gelecek odaklı bir anayasaya ihtiyacımız var. Gençler için, gelecek için yeni teknolojiler, dünyanın yeni şartlarını dikkate alan yeni perspektifleri dikkate alan bir anayasaya ihtiyaç duyduğumuza inanıyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen 2026 Merkezi Yönetim ve 2024 Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmelerine katıldı ve milletvekillerine sunum yaptı. Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin iyileştirilmeye, geliştirilmeye her zaman açık bir sistem olduğunu söyleyerek, "İhtiyaçtan yeni ihtiyaçlar ortaya çıktıkça yeni değerlendirmeler yapıldıkça, dinamik bir şekilde kendini geliştiren bir yapı olduğunu ifade etmek isterim" ifadelerini kullandı. Demokratik sistemlerde farklı yönetim biçimlerinin olduğunu belirten Yılmaz, "Bunların hepsi demokratiktir ama yönetim sistemi olarak farklılık arz ederler. Başkanlık sistemi de vardır, parlamenter sistem de vardır, yarı başkanlık sistemi de vardır. Üçü de demokratik dünyada görülen sistemlerdir. Her birinin de farklı alt versiyonları olduğunu biliyoruz. Örneğin İngiltere’deki parlamenter sistemle kıta Avrupa’sındaki parlamenter sistem arasında da belli farklılıklar olduğunu biliyoruz. Nitekim bizim de önceki sistemimizin farklı bir parlamenter sistem olduğunu hep birlikte biliyoruz. Çok çeşitli zaafiyetler içeren bir sistem olduğunu biliyoruz. Halkımızın referandumda onayıyla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dediğimiz Türkiye’nin özel koşullarına uygun, kültürüne uygun bir yapılanmayı gerçekleştirmiş durumdayız. Bu sistem yeni sistem birçok testten başarıyla geçti. Kim ne derse desin. Son beş altı yıl özellikle bir taraftan dünyada belirsizliklerin yükseldiği bir dönem oldu. Risklerin belirsizliklerin yükseldiği bir dönem oldu. Bölgemizde jeopolitik gelişmelerin, savaşların, çatışmaların yoğunlaştığı bir dönem oldu. Pandemi gibi tüm dünyayı sarsan bir hadisenin yaşandığı bir dönem oldu. İçeride yine asıl afeti dediğimiz tarihimizin en büyük afetini yaşadık. Ekonomik şartlarla ilgili yine çeşitli süreçler yaşandı. Bütün bu süreçlerde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin avantajını gördüğümüzü, yaşadığımızı rahatlıkla ifade edebilirim. Hızlı karar alan, uygulayan, etkin bir sistem olarak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kendisini ispat etmiştir. Ama hep altını çiziyorum. Bugün de ifade edeceğim. Bu daha iyileştirilemeyeceği anlamına da gelmiyor. Daha da iyiye, daha gelişmiş bir yapıya doğru dönüşmeyeceği anlamına da gelmiyor. Tam aksine tecrübelerle yaşadığımız süreçlerle birlikte sistem iyileştirilmeye de her zaman açık bir sistem" şeklinde konuştu. Yılmaz, şöyle konuştu: "İyi ki bu küresel ve bölgesel fırtınalı dönemde Cumhur İttifakı gibi güçlü bir ittifakımız var. İyi ki Recep Tayyip Erdoğan gibi güçlü, dirayetli, tecrübeli bir liderimiz var. Liderlik her zaman önemlidir. Ama fırtınalı zamanlarda zor zamanlarda bir kat daha önemlidir. Bugün Türkiye siyasi istikrarıyla dünyadan birçok alanda pozitif ayrışan bir ülkedir. Sorunlarımız da elbette var ama bu sorunları aşma kapasitemiz de var. Bunu da birçok vesileyle ortaya koymuş durumdayız. Cumhurbaşkanlığı’yla ilgili saray ifadesini kullanıyor değerli arkadaşlarımız muhalefetten. Tabii ki saray değil orası. Milletin evi. Biz milletin evi olarak görüyoruz ve orası bir gelip bir gün görürsünüz belki. Ziyaret ederseniz nasıl bir, kurgu var zihninizde bilmiyorum ben, ama orası bir çalışma mekanı. Orada bürokratlarımız var. Çalışanlarımız var. Kamu görevlileri var. Gece gündüz bir mesai harcanıyor. Birçok durumda mesai kavramına bakılmadan bu ülkenin ihtiyaç duyduğu çalışmalar, faaliyetler yürütülüyor. Orası hiçbir partiye ait değil. Hiçbir kişiye de ait değil. Milletin evidir. Milletin gönlüne giren külliyenin kapısından da girer. Milletin gönlüne giremeyen oranın bir saray olarak hayalini kurar." Yılmaz, "Bugünkü Cumhurbaşkanlığımız geçmişteki Cumhurbaşkanlığı değil, bazen karıştırılıyor. Sanki o eski sistemimizdeki Cumhurbaşkanlığı makamıymış gibi değerlendiriliyor. Öyle değil. Bugün yönetimimizin merkezi Cumhurbaşkanlığı. Yasamada milli iradenin tecelli Türkiye Büyük Millet Meclisi’miz, gazi Meclisimiz. Yürütmede de milli iradenin tecelli ettiği makam Cumhurbaşkanlığı makamı. Eskiden doğrudan seçilmiyordu biliyorsunuz. Artık doğrudan halkımızın sandığa gidip seçtiği bir Cumhurbaşkanımız var. Milli iradenin doğrudan yansıdığı bir makam var. Ve burada yürütme makamı olarak Cumhurbaşkanlığı eski sistemdeki Başbakanlıkla Cumhurbaşkanlığının birleşmiş hali. Eskiden iki tane ayrı makam vardı biliyorsunuz. Dolayısıyla ayrı maliyetler, masraflar vardı. Aslında yeni sistem bunları sadeleştirmiş durumda. Yıllar itibariyle fark etmekle birlikte geçmişte Başbakanlıkla Cumhurbaşkanlığı bütçelerini birleştirirseniz toplam bütçenin binde üçüne dördüne denk gelirdi geçmişteki masrafla. Bugün binde biri seviyesinde. Binde bir, binde bir nokta bir, binde bin nokta iki seviyesinde. Geçmişe göre çok daha düşük maliyetle çalışan bir merkezden bir karargahtan bahsediyoruz. Yönetim sistemimizin kalbinden bahsediyoruz. Son derece makul düzeylerde bir maliyetle bu stratejik görevin yerine getirdiğini ifade etmek isterim" diye konuştu. Anayasa konusunda Yılmaz, "Burada bizim yaklaşımımız açıktır. Yeni sivil bir anayasayı savunuyoruz. Seçim beyannamemizde de var. Parti programımızda da var. Aslında bütün partilerin seçim beyannamelerinde bu var. Yani millete böyle daha iyi bir anayasa vaadi hemen hemen tüm partilerin seçim beyan namelerinde, politika belgelerinde var. Biz de bu yönde bir çalışmayı, mutfak çalışmasını sürdürüyoruz. Bütün partilere de çağrı yapıyoruz" dedi. Anayasada vesayetçi zihniyetin etkileri büyük oranda giderildiğini söyleyen Yılmaz, "Hala bazı kalıntıları olduğunu görüyoruz. Ancak çok sayıda değişiklikle iç tutarlılığı bir ölçüde zayıfladığını iç yapısında yeni daha tutarlı bir yaklaşımın faydalı olacağını düşünüyoruz. Bunlardan da belki daha önemlisi gelecek odaklı bir anayasaya ihtiyacımız var. Gençler için, gelecek için yeni teknolojiler, dünyanın yeni şartlarını dikkate alan yeni perspektifleri dikkate alan bir anayasaya ihtiyaç duyduğumuza inanıyoruz. Bu anayasa hem devletin kurumlarını daha etkin çalıştıran daha uyumlu çalıştıran bir anayasa olmalı, hem de birey devlet ilişkilerini daha özgürlükçü, daha hak, hukuk temelli tanımlayan bir anayasa olmalı diye inanıyoruz. Ama bu bizim tek başına yapabileceğimiz veya Cumhur İttifakı olarak yapabileceğimiz bir konu değil. Diğer partilerle birlikte en geniş mutabakatı sağlayarak yapmamız gereken bir alan hem sistem eleştirileri yapıp hem de anayasa çalışmalarına girmeyiz diyenlerin çok tutarlı olduğunu ifade edemem doğrusu. Yani eğer gerçekten burada daha iyi bir anayasa, daha iyi bir sistem istiyorsanız buyurun çağrı yapıyoruz; gelin birlikte çalışalım, ortak akılla çalışalım" ifadelerini kullandı.
Başkan Kul: "Amacımız hızla sonuç üretmektir"
17 Aralık 2025 Çarşamba - 21:25 Başkan Kul: "Amacımız hızla sonuç üretmektir" Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, belediye bünyesinde hizmet veren Çözüm Merkezi’ni ziyaret ederek vatandaşların taleplerini bizzat dinledi. Başkan Kul, "Vatandaşımızın talebi bizim için emirdir, amacımız sadece dinlemek değil, hızla sonuç üretmektir" dedi. Terme Belediyesi, vatandaşla belediye arasındaki iletişimi güçlendirmek ve sorunlara anında müdahale etmek amacıyla kurumsal yapısında önemli bir dönüşüme imza attı. Belediye Başkanı Şenol Kul, Çözüm Merkezi koltuğuna oturarak hem vatandaşlarla samimi bir sohbet gerçekleştirdi hem de gelen taleplerin takip süreçlerini denetledi. Vatandaşla samimi sohbet hızlı çözüm Samimi bir atmosferde geçen görüşmelerde vatandaşların isteklerini not alan Başkan Kul, belediyenin yürüttüğü projeler hakkında da halkı bilgilendirdi.Birimin artık sadece bir "ses kayıt merkezi" olmadığını belirten Kul, "Önceden Çağrı Merkezi adıyla hizmet veren birimimizi artık ’Çözüm Merkezi’ olarak yeniden yapılandırdık. Vatandaşlarımızın tüm taleplerinin en kısa sürede çözüme kavuşturulması amacıyla bu birimi teknolojik ve personel açısından güçlendirdik" açıklamasında bulundu. 7/24 kesintisiz hizmet ve WhatsApp hattı Çözüm Merkezi’nin işleyişi hakkında detaylı bilgi veren Başkan Şenol Kul, "Çözüm Merkezimiz, 444 82 55 numarasıyla haftanın 7 günü, 24 saat kesintisiz hizmet veriyor. Vatandaşlarımız sadece telefonla değil, aynı numara üzerinden WhatsApp hattımız aracılığıyla da bizlere kolaylıkla ulaşabiliyor. Her müdürlüğümüzde Çözüm Merkezimizin bir muhatabı var. Gelen talep anında ilgili birime düşüyor ve personelimiz süreci birebir takip ediyor. Eğer bir sorun hemen çözülebiliyorsa sonuçlandırıyor, farklı bir süreç gerekiyorsa da vatandaşa anlık olarak geri bildirim sağlıyoruz" diye konuştu. "Amacımız şikayeti azaltmak, memnuniyeti çoğaltmak" Terme’de yaşayan her bireyin huzur ve mutluluğuna büyük önem verdiklerini belirten Başkan Kul, "Çözüm Merkezi bizim vitrinimizdir. Vatandaşlarımızın Terme’de daha mutlu ve huzurlu yaşamaları için büyük bir titizlikle çalışıyoruz. Burada verdiğimiz hizmetin kalitesini en üst seviyeye taşımak temel gayemiz. Vatandaşlarımızın şikâyetlerini en aza indirmek ve memnuniyetlerini mümkün olduğunca çoğaltmak için bütün ekip arkadaşlarımızla sahadayız. Biz artık sadece çağrıları karşılamıyoruz, biz sorunları çözüyoruz" şeklinde konuştu.
MHP Etimesgut İlçe Başkanı Muratgül’den AK Parti Etimesgut İlçe Başkanı Şankazan’a ziyaret
17 Aralık 2025 Çarşamba - 18:54 MHP Etimesgut İlçe Başkanı Muratgül’den AK Parti Etimesgut İlçe Başkanı Şankazan’a ziyaret Etimesgut AK Parti İlçe Başkanı olarak atanan Yasin Şankazan’a, Milliyetçi Hareket Partisi Etimesgut İlçe Başkanı İsa Muratgül ve yönetim kurulu üyeleri hayırlı olsun ziyaretinde bulundu. Ziyarette Cumhur İttifakı olarak Etimesgut’ta yapılması planlanan çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. Görüşmede Cumhur İttifakı olarak birlik, beraberlik içerisinde çalışmalara daha güçlü devam edileceğinin mesajı verildi. Toplantıya ilişkin açıklamalarda bulunan Şankazan. "Cumhur İttifakı olarak biriz, beraberiz. Liderlerimizin bizlere gösterdiği hedefe durmadan, yorulmadan, el ele kol kola beraber yürüyeceğiz. Etimesgut Ankara’mızın İncisi, göz bebeği. Hizmet için buradayız. Halka hizmet etmenin, Hakka hizmet etmek olduğunu biliyoruz. Kıymetli ağabeyim, Milliyetçi Hareket Partisi Etimesgut İlçe Başkanımız İsa Muratgül’e ve İlçe Yönetim Üyelerine nazik ziyaretleri için çok teşekkür ederim. Teşrifleri ile bizi onurlandırdı" diye konuştu. Tüm Etimesgut halkının yanında olduklarını belirten Şankazan, "Biz Cumhur İttifakı olarak kapımızı her kesime açık tutacağız. Hemşerilerimiz şunu iyi bilsin ki bize ulaşan Ayşe teyzenin, Ahmet amcanın, Hatice bacının her derdine derman olmak için buradayız. Her kesime kapımızda gönlümüzde açık. Daha güzel bir Etimesgut için canla başla çalışacağız. Gönülleri birleştirmek için varız" dedi. Toplantı sonrası açıklamalarda bulunan Milliyetçi Hareket Partisi Etimesgut İlçe Başkanı İsa Muratgül ise, "İlçemize atanan Kıymetli Yasin kardeşimize hayırlı olsun diyoruz. Hizmet için çıktığımız bu yolda yan yana omuz omuza yürüyoruz. Birlik içerisinde Etimesgut’umuzu Ankara’nın göz bebeği yapacağız" diye konuştu.
Gülşah Durbay’ın ardından Şehzadeler Belediye Meclisi yeni başkanını seçecek
17 Aralık 2025 Çarşamba - 18:46 Gülşah Durbay’ın ardından Şehzadeler Belediye Meclisi yeni başkanını seçecek Manisa’nın ilk kadın Belediye Başkanı olarak CHP’den Şehzadeler Belediye Başkanı seçilen Gülşah Durbay’ın 14 Aralık’ta hayatını kaybetmesinin ardından, Şehzadeler Belediyesi’nde yeni başkanın belirlenmesi için belediye meclisi 19 Aralık’ta olağanüstü toplanacak. Manisa Valiliği tarafından Şehzadeler Belediyesi’ne gönderilen yazıya göre, Şehzadeler Belediye Meclisi 19 Aralık 2025 Cuma günü saat 16.30’da Manisa Kültür Sitesi Meclis Toplantı Salonu’nda olağanüstü toplantı yapacak. Toplantıda, vefat eden Başkan Gülşah Durbay’ın yerine görev yapacak yeni belediye başkanı meclis üyelerinin oylarıyla belirlenecek. Toplam 31 üyeden oluşan Şehzadeler Belediye Meclisi’nde 18 CHP, 5 AK Parti, 4 MHP, 3 İYİ Parti ve 1 bağımsız üye bulunuyor. AK Parti’nin yapılacak başkanlık seçiminde aday çıkarmayacağı öğrenildi. CHP’nin meclis üyeleri Uğur Doğan, Gökay Budak, Serhat Teker (Kontenjan), Ahmet Anıl Ceylan, Yenal Yıldırım, Elif Sümeyye Duygulu, Halil Kırbaş, Yiğit Can Özcan, Mümin Yılmaz, Zerrin İşnel, Cevdet Işık, Müjgan Çınar, Aleyna Nihan Akyürek, Emre Halil Esenkaya, Onur Ceylan, Baki Adıyaman ve Serkan Turbil’den oluşuyor. AK Parti meclis üyeleri Ahmet Songüler, Faruk Erdoğan, Samet Doğuş, Tülay Şentürk ve Burhan Öztürk olurken, MHP’li üyeler Engin Altun, Erdal Tengiz, Sezgin Say ve Mehmet Baskak olarak yer alıyor. İYİ Parti’yi Yunus Koca, Sadık Akçakın ve Umut Erpolat temsil ederken, meclisteki bağımsız üye ise Murat Fural olarak görev yapıyor.