POLİTİKA
İçişleri Bakanı Çiftçi sınırın sıfır noktasından duyurdu: "Sınır hattında tüm tedbirler alındı" 25 Mart 2026 Çarşamba - 21:35:37 İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, incelemelerde bulunduğu Gürbulak Sınır Kapısı’nda sınır güvenliğine yönelik tüm planlamaların tamamlandığını ve gerekli tedbirlerin alındığını açıkladı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Ağrı Valisi Önder Bozkurt ve beraberindekilerle birlikte Gürbulak Sınır Kapısı’nda incelemelerde bulundu. Burada bulunan Sarısu Ticaret Merkezi’ni de ziyaret eden Bakan Çiftçi, daha sonra sınırın sıfır noktasında bulunan Gürbulak Gümrük Bölge Müdürlüğü’nü ziyaret ederek, yetkililerden sınır güvenliği ve alınan tedbirler hakkında bilgi aldı. İncelemeleri sonrası bir açıklama yapan Bakan Çiftçi, sözlerine dün meydana gelen trafik kazasında şehit olan Yusuf Açay ve Selman Akarsel’e rahmet dileyerek başladı. Şehitlerin ailelerine ve millete başsağlığı dileklerini ileten Çiftçi, benzer acıların bir daha yaşanmaması temennisinde bulundu. "Burada tüm tedbirler alınmış durumda" Bölgede yaşanan gelişmelere dikkat çeken Çiftçi, özellikle sınır hattında güvenliğin en üst seviyede tutulduğunu belirterek, "Bugün serhat şehrimiz, sınır illimiz Ağrı’dayız. Ziyaretler kapsamında bugün öğleden sonra Ağrı’ya geldik ve ilk olarak da yeni göreve başlayan Ağrı Valimizi makamında ziyaret ettik. İlinde yürütülen çalışmalar hakkında kendisinden bilgiler aldık. Ardından AK Parti İl Teşkilatımızı ziyaret ettik. İl teşkilat mensuplarımızla buluşmuş olduk. Ardından da yine Göç İdaremize bağlı olan Geri Gönderme Merkezini ziyaret ettik. Burada kalan yabancıların şartlarını yerinde incelemiş olduk, bilgiler aldık. Daha sonra Ağrı’daki incelemelerimizi tamamladıktan sonra şu anda Gürbulak Sınır Kapısı’ndayız. Sınır kapımızın sıfır noktasındayız. Malumlarınız 28 Şubat tarihinden itibaren sınırın öbür tarafında, İran tarafında, İran ile ABD-İsrail arasında süregelen bir savaş var. Ve savaşın ne kadar daha süreceği, ne zaman sona ereceği konusunda da herhangi bir belirlilik yok. Dolayısıyla biz savaşın muhtemel sonuçlarıyla ilgili kendi tarafımızda alınan tedbirleri gözden geçirdik. Burada Doğubayazıt kaymakamımızdan brifing aldık ve alınan tedbirleri de yerinde incelemiş olduk. Ben şunu rahatlıkla ifade edebilirim ki burada tüm planlamalar, tedbirler alınmış durumda. Herhangi bir sıkıntı yok. Temennimiz inşallah bu savaş kısa süre içerisinde biter, yeniden barış ve huzur ortamına dönmüş oluruz" dedi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 21:16 TBMM’de "basın özgürlüğü" tartışması TBMM’de AK Parti ile DEM Parti arasında tutuklu gazeteciler konusunda çıkan tartışmada "Türkiye-İsrail" polemiği yaşandı. TBMM Genel Kurulu’nda AK Parti ile DEM Parti arasında Türkiye ile İsrail basını polemiği yaşandı. AK Parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan, tutuklu gazetecilerin hiçbirinin gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklu olmadığını belirterek, "Basın özgürlüğü, terör propagandası, nefret söylemi ve toplumu ayrıştıran faaliyetler için bir kalkan olarak kullanılamaz. Türkiye’nin basın özgürlüğünü değerlendirmek için ideolojik saiklerle hareket ettikleri açık olan kuruluşların raporlarına değil, ülkemizdeki cari medya ortamına bakmak gerekmektedir" dedi. Arslan, İsrail’de son iki yılda 250’den fazla gazetecinin hayatını kaybettiğini de belirterek, Basın Özgürlüğü Endeksi’nde İsrail’i Türkiye’den öne alan bir raporu hiçbir vicdanın kabul edemeyeceğini ifade etti. Söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Arslan’ın konuşmasına atıfta bulunarak, "Hiç kimse mesleği nedeniyle tutuklu değildir, çünkü AK Parti’ye karşı haber yapmayı bir meslek olayı olarak görmüyorlar. Böyle bir tablo çizdi. Şimdi İsrail’de Basın Özgürlüğü Endeksi Türkiye’den yukarı, çünkü gerçekten İsrail’de basın özgürlüğü var biliyor musunuz? Oradaki gazeteciler, o soykırımcı Netanyahu hakkında yazıp çizebiliyorlar, haber yapabiliyorlar. Ama bu ülkede binlerce insan Cumhurbaşkanına hakaret nedeniyle hâlâ tutuklanıyor. Böyle bir suç var, böyle bir suç uyduruldu bu ülkede ne yazık ki. Üstelik de bakın hakaret değil, eleştiri yaptığı için. Şimdi belge paylaşmak, haber yapmak, iktidar karşıtı, iktidarı eleştiren haber yapmak, halka haber ulaştırmanın kendisini siz suç olarak tarif ediyorsunuz. Vekilimiz söyledi, Nedim Oruç Cizre’de olay takibi, eylem takibi yapıyordu, polisler darbederek aldılar. Hiçbir suçu yok, ’terör propagandası’ dediniz. Ya bizim gözümüzün önünde gittiğimiz eylemde insanları, gazetecileri döve döve polis gözaltına alıyor, diyor ki ’Örgüt propagandası yaptı.’ Niye? Eylemi fotoğraflıyor, eylemin videosunu çekiyor. Şimdi, gerçekle yüzleşmek lazım. Çünkü bu gerçek aynı zamanda bu ülkenin gerçeği ve sizin iktidarınızın oluşturduğu bir gerçek. Bu gerçekle yüzleşmeden bu ülkede basın özgürlüğü olmaz. Herkesin ağzına bant yapıştırın, gözlerini de kapatın, ondan sonra deyin ki ’Bu ülkede basın özgürlüğü var. Niye yazmıyorsunuz? Niye konuşuyorsunuz?’ Meseleniz budur" şeklinde konuştu. AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, İsrail ile Türkiye’yi karşılaştırmanın doğru olmadığını ve İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemenin kabul edilemeyeceğini belirterek, "Başkanım, Sayın Grup Başkanvkilinin İsrail’i Türkiye’yle mukayese ederek İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemesi asla kabul edilemez. Her gün gazetecilerin hayatına kasteden, bütün basın mensuplarına yönelik saldırılar düzenleyen, çocukları katleden, kadınları katleden, ibadethaneleri bombalayan soykırımcı İsrail’e ’Bu anlamda Türkiye’den daha iyi noktadadır’ demek asla kabul edilebilir bir şey değildir. Bu topraklara ait, bu topraklardan neşet etmiş hiçbir kimse Türkiye’yi soykırımcı İsrail’le mukayese edemez. Mukayese ettiğinde de ’Türkiye her zaman daha iyi noktadadır’ demesi gerekirken bu anlamdaki tavrı, yaklaşımı asla kabul etmiyoruz, doğru bulmuyoruz, tasvip etmiyoruz ve reddediyoruz" diye konuştu. Koçyiğit ise gazetecilerin Netanyahu’yu eleştirebildiklerini söyledi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 19:04 CHP Genel Başkanı Özel: "Trump ve Netanyahu ikilisinin bölgemizi kana bulamasına karşı duruyoruz" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Kendi ülkelerinde siyaseten zor durumda olanlar, sıkışmış olan Trump ve Netanyahu ikilisinin bölgemizi kana bulamasına karşı duruyoruz" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Yürütme Kurulu toplantısına katıldı. Toplantının ardından açıklama yapan Özel, CHP Ekonomi Eşgüdüm Konseyi’nin savaşın ekonomik etkilerine ve risklere karşı önlem paketi hazırladığını belirtti. Özel, "İran’da hayatını kaybeden başta 165 kız öğrenci olmak üzere tüm masumları rahmetle anıyor, saldırı altındaki İran halkına bir kez daha dayanışma duygularımızı ifade ediyoruz. Tüm bölge ülkelerini ve uluslararası toplumu da uluslararası hukuku da hiçe sayan bu saldırılara karşı daha fazla ses yükseltmeye davet ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Trump ve Netanyahu ikilisinin bölgemizi kana bulamasına karşı duruyoruz" İran’daki yönetimin uygulamalarını desteklemediklerini ve bu konudaki eleştirilerini dile getirdiklerini hatırlatan Özel, "Ancak İran’ın geleceğine sadece İran halkının karar vereceği, emperyalist ülkelerin haksız müdahalelerinin son bulacağı bir düzeni savunmak siyasi, ahlaki ve vicdani sorumluluğumuzdur. Biz bu savaşa karşıyız. Kendi ülkelerinde siyaseten zor durumda olanlar, sıkışmış olan Trump ve Netanyahu ikilisinin bölgemizi kana bulamasına karşı duruyoruz. Bu kendini bilmez ikilinin Filistin, Gazze, Suriye, Lübnan ve çok sayıda komşu ülkeye yönelik saldırılarını cesaretle reddetmeye devam edeceğiz. Biz uluslararası toplumun kayıtsızlığından cesaret alan bu pervasızlığa karşı devletlerin egemenlik haklarına saygılı, hukuka, etiğe dayalı uluslararası düzeni savunmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "Savaşın ülkemizin kırılgan ekonomisine olumsuz etkileri endişe verici boyuta ulaşmıştır" İran savaşının tüm yakıcılığı ile devam ettiğini söyleyen Özel, "‘Bu savaşın tüm dünyaya, bölgemize ve özellikle ülkemizin kırılgan ekonomisine olumsuz etkileri endişe verici boyuta ulaşmıştır. Yani ekonomimiz bu savaşa hazırlıksız yakalanmıştır. Ne yazık ki ülkemizde yaşanan ekonomik kriz, siyasi iktidarın yıllardır süren yanlış politikalarının üzerine gelen 19 Mart darbesiyle birlikte çok daha derinleşmiş, ülkemizin her köşesine, her sektörüne yayılmıştır" dedi. Özel, Ekonomi Eşgüdüm Konseyi tarafından hazırlanan önlem paketinin ‘acil önlemler’ ve ‘orta, uzun vadeli tedbirler’ diye iki ana başlık altında olduğunu dile getirerek sözlerine şöyle devam etti: "Akaryakıttaki yüzde 20’lik KDV oranının yüzde 1’e düşürülmesini öneriyoruz. Benzin ve motorinin ÖTV’sinin içindeki KDV’nin ise kalıcı olarak kaldırılmasını, vergiden vergi alan bu Türkiye’ye özgü tuhaf uygulamanın bir an önce sonlandırılmasını öneriyoruz. Gıda enflasyonunda dünya üçüncülüğüne yükselmiş durumdayız. Bu nedenle tarımda ciddi önlemler almak artık bir zorunluluk. Çiftçilere kredi limitlerine bakılmaksızın finansmana erişim olanağı sunulmalı, faizsiz gübre ve akaryakıt kredileri sağlanmalıdır. Özellikle üretiminde yüksek ısıya ve akaryakıta ihtiyaç duyulan gübrenin Türkiye’de tam da ekim dönemi gelirken üretimindeki aksaklıklar, tedarik zincirindeki zorluklar, fiyatındaki artış son derece tehlikeli bir noktaya gelmiştir. Bu konuda gıda güvenliğimiz, gıdanın temini, Türkiye’nin kendi kendine yetebilmesi açısından bir krizin kapıda olduğunu görüp, buna acil önlem alınması gerekmektedir. Çiftçilerimizin kredi borçlarının faizleri silinmeli, ana paraları mutlaka yapılandırılmalıdır. Çiftçilere yönelik haciz işlemleri derhal durdurulmalıdır. Son gelişmelerin enflasyon üzerinde oluşturacağı ek baskıya karşı asgari ücret artışları üç ayda bir gerçekleşmeli, memur ve emekli maaşlarında ek düzenlemeler yapılmalıdır." "Savunma sanayiimiz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarına hızlı yanıt veren bir yapıya dönüştürülmelidir" Orta ve uzun vadeli önlemlerin de acil önlemler kadar önemli olduğunu vurgulayan Özel, "Enerji güvenliğinin sağlanmalı, bunun için gerekli altyapı entegrasyonu oluşturulmalı, arz güvenliğinin takip edilmesi için alternatif tedarik hatları güçlendirilmeli, yerli, yenilenebilir enerji kapasitemiz artırılmalıdır. Tarımda maliyet krizine karşı kalıcı sübvansiyon mekanizmaları oluşturulmalı, üretim artışı ve planlama esas alınmalı, çiftçiye gelir güvencesi sağlanmalıdır. KOBİ’ler ve reel sektör için orta ve uzun vadede enerji maliyetlerini azaltmaya dönük destek programları ve üretimde yeşil, mor dijital dönüşüm programları hayata geçirilmelidir. Orta koridorun etkinliği artırılmalı, alternatif uluslararası ticaret ve ulaştırma koridorları güçlendirilmeli, komşu ülkelerle ulaştırma ve enerji alanında kriz koordinasyon mekanizmaları oluşturulmalıdır. Milletimizin ortak eseri olan savunma sanayiimize etkin destek sağlanmalı, mevcut birikim hızla artırılmalı, milli savunma sanayimiz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarına hızlı yanıt veren bir yapıya dönüştürülmelidir" dedi. "Yolu mahkemeye düşen herkesin adaleti bulduğu bir ülkeyi hedefliyoruz" Özel, iktidara geldiklerinde adaletsizliklere ve haksızlıklara yer olmayacağının altını çizerek, "İktidarımızda devletimizi güçlü, yurttaşlarımızı güvende tutacağız. Adaletsizlikleri, haksızlıkları nihayete erdireceğiz. Tam bir demokrasiyi ve adalet sistemini tesis edeceğiz. Ekonomik dirençliliğin inşası şarttır. Çalışan herkesin kazandığından emin olduğu, yolu mahkemeye düşen herkesin adaleti bulduğu bir ülkeyi hedefliyoruz. Kayırmacılık bitecek, liyakat gelecektir. Bu ülkede gelir adaleti, vergi adaleti, mahkeme adaleti ve sosyal adaleti mutlaka ama mutlaka sağlayacağız. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu siyasi bir darbeyle hapse atılmış olsa bile adalet ve demokrasi mücadelemiz sürmektedir ve kararlılıkla sürecektir" açıklamasında bulundu.
AK Parti Eskişehir İl Yürütme Kurulu’nda görev değişimi
14 Ocak 2026 Çarşamba - 15:18 AK Parti Eskişehir İl Yürütme Kurulu’nda görev değişimi AK Parti Odunpazarı ve Tepebaşı ilçe başkanlıklarına yapılan atamaların ardından İl Yürütme Kurulunda görevlendirilen yeni isimler belli oldu. AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, yürütmede yapılan revizyon kapsamında, Odunpazarı İlçe Başkanı olan Mustafa Kemal Bandırma’nın sürdürdüğü Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanlığı görevine Abdulkadir Sönmez, Tepebaşı İlçe Başkanı olan Serhat Tunç’un sürdürdüğü AR-GE Başkanlığı görevine ise Fatih Mehmet Özlü atandı. Albayrak’ın başkanlığındaki yeni Yürütme Kurulu listesinde görev dağılımı şu şekilde oldu: Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı - Burçin Acar Teşkilat Başkanı - Erkan Koca Seçim İşleri Başkanı - Halide Akay Tanıtım ve Medya Başkanı - Muhsin Cihan Dış İlişkiler Başkanı - Furkan Ay Sosyal Politikalar Başkanı - Halil İbrahim Taşdöner Yerel Yönetimler Başkanı - Şükrü Akbıyık Ekonomi İşleri Başkanı - Serkan Dağ Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanı - Abdulkadir Sönmez Mali ve İdari İşler Başkanı - Halil Karahisar AR-GE Başkanı - Fatih Mehmet Özlü İnsan Hakları Başkanı - Işın Mediha Haskol Şahin Çevre, Şehir ve Kültür Başkanı - Abdullah Törü Bilgi ve İletişim Teknolojileri Başkanı - Fatih Gürbüzer Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı - Metin Bilgesoy Sağlık Politikaları Başkanı - Ayhan İnan Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı - Cevahir Manas İl Sekreteri - Esat Girgin
Başkan Tatık; "Geçici görüntüler değil, kalıcı altyapı üretiyoruz"
14 Ocak 2026 Çarşamba - 14:07 Başkan Tatık; "Geçici görüntüler değil, kalıcı altyapı üretiyoruz" Tavas ilçe merkezinde yıllardır her yağışta yaşanan su taşkınları ve altyapı sorunlarına kalıcı çözüm için çalışmaların sürdüğünü belirten Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık, "Geçici görüntüler değil, kalıcı altyapı üretiyoruz" dedi. Tavas ilçe merkezinde uzun yıllardır yoğun yağışlarla birlikte yaşanan su birikintileri, taşkınlar ve altyapı yetersizlikleriyle ilgili kapsamlı çalışmalar sürüyor. Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık, yürütülen yağmur suyu altyapı ve üstyapı çalışmalarına ilişkin yaptığı açıklamada, projelerin günü kurtarmaya değil, ilçenin önümüzdeki onlarca yılını güvence altına almaya yönelik olduğunu vurguladı. Başkan Tatık, yağmur suyu altyapı çalışmalarının planlı, etaplı ve teknik gerekliliklere uygun şekilde ilerlediğini belirterek, 1. etap çalışmalarının 09 Nisan 2025 tarihinde ihale edildiğini, 02 Mayıs 2025’te sözleşmesinin imzalandığını söyledi. Bu etap kapsamında Şehit Albay Karaoğlanoğlu, Vali Recep Yazıcıoğlu ve Kabristan Caddeleri ile Adalet Sokak’ta yağmur suyu hattı imalatlarının yapıldığını ifade eden Başkan Tatık, çalışmaların 14 Ağustos 2025’te tamamlanmasının planlandığını ve sözleşme bedelinin 11 milyon 883 bin 15 TL olduğunu kaydetti. 2. etap yağmur suyu hattı çalışmalarının ise 07 Kasım 2025’te ihale edildiğini, 11 Aralık 2025’te sözleşmesinin imzalandığını aktaran Başkan Tatık, bu etapta Ramazan Köylü ve Necip Savcı Caddeleri ile 1204, 1221, 3110/1 ve 3120 sokakların kapsama alındığını söyledi. Çalışmaların 250 gün süreceğini ve 11 Eylül 2026’da tamamlanmasının hedeflendiğini belirten Başkan Tatık, ikinci etap sözleşme bedelinin 59 milyon 800 bin TL olduğunu ifade etti. Çalışmaların iki etap halinde yürütülmesinin nedenine de değinen Başkan Tatık, "Asfaltı yapıp tekrar kazmak hem kamu kaynağını israf etmek hem de vatandaşımıza eziyet etmektir. Bu nedenle yağmur suyu hatlarını üstyapıyla uyumlu ve kalıcı olacak şekilde etaplandırdık" dedi. Sarp Deresi Islah Projesi’ne de değinen Başkan Tatık, DSİ tarafından başlatılan ancak güzergâh sorunları nedeniyle yarım kalan proje için gerekli yazışmaların yapıldığını, deşarj noktalarına ilişkin olarak parsel sahiplerinden muvafakat alınması sürecinin başlatıldığını ve çalışmaların tüm kurumlarla koordinasyon içinde yürütüldüğünü belirtti. Geçici su birikintilerinin yanlış yorumlandığını ifade eden Başakan Tatık, henüz işletmeye alınmamış hatlar üzerinden yapılan eleştirilerin teknik gerçeklerle örtüşmediğini vurguladı. Tüm yağmur suyu hatlarının Eylül 2026 itibarıyla tam kapasiteyle işletmeye alınmasının planlandığını söyleyen Başkan Tatık, "Biz fotoğrafla algı değil, mühendislikle çözüm üretiyoruz. Tavas için sabırla, planla ve sorumlulukla çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Başkan Özen: "Memur ve emeklinin kaybı refah payı ile telafi edilmelidir"
14 Ocak 2026 Çarşamba - 13:52 Başkan Özen: "Memur ve emeklinin kaybı refah payı ile telafi edilmelidir" Kamu-Sen Sivas Temsilcisi Dursun Özen, memur ve emekli maaşlarının enflasyon karşısında eridiğini belirterek, "Bu tablo ancak maaşlara ek zam ve refah payı eklenerek tersine çevrilebilir" dedi. Dursun Özen, basın mensuplarıyla bir araya gelerek memur ve emekli maaşlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İl binasında düzenlenen basın açıklamasında konuşan Özen, 2025 yılı enflasyon verileriyle birlikte maaş artışlarının yetersizliğinin bir kez daha ortaya çıktığını söyledi. Resmî verilere göre 2025 yılı enflasyonunun yüzde 30,89 olarak açıklandığını hatırlatan Özen, memur maaşlarına yapılan artışın ise yıl içinde yüzde 22,5 seviyesinde kaldığını belirtti. 2024 yılında da maaşların enflasyonun 15,37 puan gerisinde kaldığını ifade eden Özen, 2025 yılıyla birlikte toplam kaybın 18,53 puana ulaştığını, bu kaybın ancak sonradan verilen enflasyon farklarıyla telafi edilmeye çalışıldığını dile getirdi. Son yıllarda maaş artışlarının sürekli olarak enflasyonun altında kaldığını vurgulayan Özen, "Yapılan düzenlemeler artık zam olmaktan çıkmış, adeta ön ödemeli enflasyon farkı sistemine dönmüştür. Açıklanan rakamlar, memur maaşlarının yalnızca enflasyon karşısında değil; gıda, kira, ulaşım ve temel ihtiyaçlardaki artışlar nedeniyle alım gücü açısından da ciddi biçimde gerilediğini göstermektedir" dedi. Memurların 2026 yılının ilk maaşını alacağını belirten Özen, bordrolarda enflasyon farkıyla birlikte yüzde 18,6 oranında artış, taban aylığa brüt 1000 TL ilave ve unvan bazında tazminat artışlarının yer alacağını ifade etti. Bu artışlarla birlikte en düşük dereceli bekar memurun maaşının yüzde 22,4 artarak 47 bin 500 TL’den 58 bin 200 TL’ye yükseleceğini, ortalama memur maaşının ise yüzde 22 artışla yaklaşık 52 bin 500 TL’den 64 bin 100 TL’ye çıkacağını kaydetti. Buna göre en düşük memura 10 bin 700 TL, ortalama memura ise 11 bin 600 TL artış yapılacağını söyledi. "Refah payı eklenerek tersine çevrilebilir" Özen konuşmasına devam ederek, "Bugün memur maaşları yoksulluk sınırının, emekli maaşları ise açlık sınırının altında kalmıştır. Yoksulluk sınırı 100 bin lira civarında, ortalama maaş 64 bin lira. Özellikle 2023 yılında ödenmeye başlanan ilave ek ödemenin emekli aylığına yansıtılmaması, emeklilik sistemini kökünden sarstı, görev aylığı-emekli maaşı dengesini yerle bir etti. En düşük memur emeklisi aylığı asgari ücretin bile altına düşmüş durumda. Kimse emekli olmak istemiyor. Eskiden mezarda emeklilik getiriliyor diye eleştirdiğimiz sistemde, şimdi memurlar gönüllü olarak gücü yettiğince çalışmak zorunda kalıyor. Bu tablo mutlaka değiştirilmelidir. Bu tablo ancak ve ancak memur ve emekli maaşlarına ek zam yapılarak, maaşlara refah payı eklenerek tersine çevrilebilir" dedi.
CHP Genel Başkanı Özel: "Murat Çalık’ta yeni bir kitle oluştu ve o kitle alındı"
14 Ocak 2026 Çarşamba - 13:41 CHP Genel Başkanı Özel: "Murat Çalık’ta yeni bir kitle oluştu ve o kitle alındı" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Murat Çalık’ın sağlık durumuna ilişkin, "Çalık cezaevinde kalmaya devam ediyor ve o günden bugüne hastalığının nüksetmesine yönelik olarak çok sayıda emare vardı, çok haklı kaygılar vardı. Şimdi yeni bir kitle oluştu ve o kitle alındı. Yüreğimiz ağzımızda, şimdi yine o laboratuvarın sonucunu bekleyeceğiz" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, KKTC’deki Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli ile parti genel merkezinde bir araya geldi. Yaklaşık 1 saat süren görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Özel, dayanışma içinde olduklarını aktararak, "Zaten siyasete, Kıbrıs sorununa aynı perspektiften bakan, dünyada insanların siyasetten beklentilerine aynı bakış açısıyla çözüm üreten, aynı niyetle siyasete girmiş insanlar olarak dayanışmamızı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. Özel, görevden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık ile Gezi davasından tutuklu bulunan Şehir Plancısı Tayfun Kahraman’ın sağlık durumlarıyla ilgili soru üzerine şunları söyledi: "Murat Çalık’ın hastalığı, Tayfun Kahraman’ın da öyle, cezaevi şartlarında beklenilecek bir hastalık değil. İyi beslenme, stresten uzak bir yaşam ve özellikle hem Tayfun Kahraman için hareket kısıtlamasının olmaması, Murat Çalık açısından da düzenli olarak ve özel diyetine dikkat ederek beslenmesi gerektiği doktorlar tarafından defalarca raporlara yazıldı. Murat Çalık için yazılan rapor, ilk rapor tahliyesi için yeterliydi ve tüm kamuoyu bunu bekliyordu. Ama adli tıp kurumunda yaşananlar ve ardından yeni sevk ve o yeni sevk sırasında hastane üzerinde oluşturulan baskı sonucunda ikinci rapor olması gerektiği gibi düzenlenmedi. Çalık cezaevinde kalmaya devam ediyor ve o günden bugüne hastalığının nüksetmesine yönelik olarak çok sayıda emare vardı, çok haklı kaygılar vardı. Şimdi yeni bir kitle oluştu ve o kitle alındı. Yüreğimiz ağzımızda, şimdi yine o laboratuvarın sonucunu bekleyeceğiz." "Tayfun Kahraman suçsuzdur" Gezi olaylarında kendilerinin de bulunduğunu söyleyen Özel, "Oradaki arkadaşlar yatıyorsa hepimiz adına yatıyorlar. Ama en suçsuzlarımız yatıyorlar. Bu kadar net söylüyorum. Gezi, son derece haklı bir hassasiyetle başlayan ’ağaçlar kesilmesin diye’ son derece barışçıl ve son derecede demokratik talepler içeren bir protestoydu. Son günlerinde yaşanan birkaç istisnai olayı hepimize ve özellikle içeride yatan arkadaşlarımıza yüklemeniz doğru değil" dedi. Tayfun Kahraman’ın suçsuz olduğunu savunan Özel, "Gezi olaylarında hepimiz vardık, en suçsuzumuz Tayfun Kahraman’dır. Tutmuş, onu 18 yıl hapse mahkum ettirmiş. Tayfun, oradaki görevi Şehir Plancıları Odası’nın başkanı olarak şehirle ilgili bir duyarlılığı dile getirmiştir" açıklamasında bulundu. "Türkiye ile olan ilişkilerimiz bizim için yaşamsal öneme sahiptir" CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli ise, iki partinin çok fazla ortak değerleri olduğunu aktararak, "Hukukun üstünlüğü, adalet, barış. Bunlar bizim için çok önemli ve temel ilkeler ve temel değerler. Kendi ülkelerimizde de bunun mücadelesini ve çalışmalarını sürdürüyoruz" diye konuştu. Demokratik değerlere daha fazla sahip çıkılması gereken bir dönemden geçildiğini aktaran İncirli, "Biz CTP olarak Türkiye ile olan ilişkilerimize çok büyük bir önem veriyoruz ve bu ilişkilerin doğru zeminde güçlü ve karşılıklı saygıya dayalı bir şekilde ilerlemesi üzerinde de çalışıyoruz. Türkiye ile olan ilişkilerimiz bizim için hayati öneme sahiptir" ifadelerini kullandı. Doğu Akdeniz’de hızla değişen bir jeopolitik yapı olduğunu belirten İncirli, "Bu bizi tedirgin ediyor. Bölgesel barış ve istikrarın anahtarının Kıbrıs’taki çözüm olduğunu da bir kez daha gösteriyor Doğu Akdeniz’deki jeopolitik değişim" şeklinde konuştu.
Başkan İhsan Kurnaz: "Her görüş kıymetli ve değerli"
14 Ocak 2026 Çarşamba - 13:17 Başkan İhsan Kurnaz: "Her görüş kıymetli ve değerli" Vatandaş buluşmalarına devam eden İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, "İlkadım için her görüşe değer veriyor, ilçemizi ortak akılla yönetiyoruz" dedi. Vatandaşların talep ve önerilerini yerinde dinlemeye önem veren İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, Kazım Karabekir Mahallesi’nde mahalle sakinleriyle bir araya geldi. Alemdar Camii’nde gerçekleşen buluşmada mahalle sakinlerinin isteklerini tek tek dinleyerek not alan Başkan İhsan Kurnaz, belediyenin çalışmaları hakkında da bilgilendirmelerde bulundu. Mahalle ziyaretlerinin devam edeceğini belirten Başkan Kurnaz, "Çok verimli bir buluşma gerçekleştirdik" diye konuştu. "Yerinde dinliyoruz" "Her bir hemşehrimizin düşünce, görüş ve önerisi İlkadım için çok kıymetlidir" diyen Başkan İhsan Kurnaz, "Esnaflarımızı iş yerlerinde ziyaret ettiğimiz gibi komşularımızı ve muhtarlarımızı da mahallelerimizde ziyaret etmeye devam ediyoruz. Daha önce gerçekleştirdiğimiz mahalle ziyaretlerimize Kazım Karabekir Mahallesi ile devam ettik. Hemşehrilerimizin ve Kazım Karabekir Mahalle Muhtarımız Yakup Demir’in Samsun, İlkadım ve mahallemizle ilgili görüş, öneri, düşünce ve taleplerini dinledik. Bu buluşmalar, ilçemizin gelişimine katkı sağlıyor; daha yaşanabilir, daha modern ve daha estetik bir görünüme kavuşması için bizlere yol gösteriyor. Komşularımızdan gelen taleplerin acil olanlarını derhal çözüyor, planlama ve koordinasyon gerektiren talepleri ise istişare ve değerlendirmeler yaparak hayata geçirmeye gayret ediyoruz. İlkadım için her görüşe değer veriyor, ilçemizi ortak akılla yönetiyoruz. Bu anlayışla mahalle ziyaretlerimizi sürdürecek, her bir hemşehrimizi can kulağıyla dinlemeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Bakan Kacır: "Savunma sanayimizin ihracatı, geçtiğimiz yıl 10 milyar doları aştı"
14 Ocak 2026 Çarşamba - 13:07 Bakan Kacır: "Savunma sanayimizin ihracatı, geçtiğimiz yıl 10 milyar doları aştı" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, 185 ülkeye ulaştırılan yerli ve milli ürünlerle Türkiye’nin küresel ölçekte yüksek teknoloji markası haline geldiğini belirterek "Yalnızca ülkemizin değil; dostlarımızın ve müttefiklerimizin de güvenliğine katkı sunan savunma sanayimizin ihracatı, geçtiğimiz yıl 10 milyar doları aştı" dedi. Savunma Sanayii Başkanlığı Savunma Sanayii Akademisi tarafından Millî Yetkinlik Hamlesi kapsamında düzenlenen Savunma Sanayii Yetenek Yönetimi Zirvesi’nin ikincisi, 14-15 Ocak tarihlerinde Ankara’da bir otelde gerçekleştiriliyor. "Yeteneğin Lideri, Liderin Yeteneği" temasıyla düzenlenecek zirvede liderlik, insan kaynağı yönetimi, yetkinlikler ve gelecek vizyonu başlıkları ele alınıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, savunma sanayiinde 3 bin 500’ü aşkın şirket, araştırma kurumları ve üniversitelerde yaklaşık 100 bin çalışanın yer aldığı güçlü bir üretim ve teknoloji geliştirme ağına sahip olunduğunu bildirdi. Kacır, Türk savunma ve havacılık firmalarının dünya çapındaki görünürlüğünün her geçen yıl arttığını belirterek, "Yalnızca ülkemizin değil; dostlarımızın ve müttefiklerimizin de güvenliğine katkı sunan savunma sanayimizin ihracatı, geçtiğimiz yıl 10 milyar doları aştı. 185 ülkeye ulaştırdığımız yerli ve milli ürünlerimizle, Türk savunma sanayii markasını küresel ölçekte kalitenin ve yüksek teknolojinin sembolü haline getirdik" şeklinde konuştu. 23 yılda 369 milyar liralık yatırımın önü açıldı Son 23 yılda savunma sanayii alanında 965 yatırımın teşvik edildiğini aktaran Kacır, bu yatırımlarla toplam 369 milyar liralık yatırım hacminin önünün açıldığını ifade etti. Kacır, 2002’den bu yana TÜBİTAK burs ve destek programları aracılığıyla 2 bin 142 savunma sanayii projesine destek sağlandığını belirterek, "4 bin 300 bilim insanımız ve gencimize toplam 64,1 milyar lira kaynak sunduk" değerlendirmesinde bulundu. Kritik savunma projeleri TÜBİTAK bünyesinde geliştirildi TÜBİTAK enstitüleri bünyesinde hayata geçirilen projelere değinen Kacır, GÖKDOĞAN, BOZDOĞAN ve SOM-J gibi milli füzelerin, KUZGUN akıllı mühimmat ailesinin, milli muharip uçak KAAN’ın ana yönetim bilgisayarları ve gerçek zamanlı işletim sisteminin bu çalışmaların somut çıktıları olduğunu söyledi. GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN projelerinin ardından ramjet motorlu uzun menzilli füze GÖKHAN’ın geliştirildiğini kaydeden Kacır, bu projenin Türkiye’nin hava hakimiyetine önemli katkı sağlayacağını ifade etti. Yeni nesil teknolojiler savunma mimarisine entegre ediliyor Milli Teknoloji Hamlesi’nin sağladığı ivmenin kararlılıkla sürdürüleceğini vurgulayan Kacır, "Caydırıcılığımızı en üst seviyeye çıkaracağız. Teknolojiyi sahada en etkin biçimde kullanabilen ülkeler gelecekte söz sahibi olacak" dedi. Bu doğrultuda lazer, elektromanyetik silahlar, otonom ve sürü sistemler, siber güvenlik, uzay, hipersonik ve kuantum teknolojilerinin savunma mimarisine entegre edilmesine yönelik projeler başlatıldığını aktaran Kacır, yenilikçi teknolojilerin öncelikli alanlar arasında yer aldığını kaydetti. Ar-Ge merkezleri ve girişimler destekleniyor Savunma sanayiinde 79 Ar-Ge ve tasarım merkezinde 23 bin 700 kişinin istihdam edildiğini belirten Kacır, teknoparklarda faaliyet gösteren 340 girişimde ise yaklaşık 7 bin 900 çalışanın görev yaptığını söyledi. Her ölçekteki girişimin ihtiyaçlarına yanıt verecek altyapı ve destek mekanizmalarının geliştirildiğini ifade eden Kacır, "Ana yüklenicilerimiz ile girişimler arasındaki iş birliğini güçlendirerek yeni başarı hikâyelerinin filizlenmesini ve hızla ölçeklenmesini sağlayacağız" dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Geçmişte başkalarından parasını vererek alamadığımız ürünleri tüm dünyaya ihraç eder duruma gelmiş durumdayız"
14 Ocak 2026 Çarşamba - 13:06 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Geçmişte başkalarından parasını vererek alamadığımız ürünleri tüm dünyaya ihraç eder duruma gelmiş durumdayız" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Geçmişte başkalarından parasını vererek alamadığımız ürünleri bugün biz tüm dünyaya ihraç eder duruma gelmiş durumdayız" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Ankara’da bir otelde Savunma Sanayii Akademisi tarafından Milli Yetkinlik Hamlesi çerçevesinde düzenlenen Savunma Sanayii Yetenek Yönetimi Zirvesi’ne katıldı. Burada konuşan Yılmaz, Türkiye’nin kalkınma iradesinin bilgi üretme kapasitesini sahaya yansıtan, karar alma süreçlerini güçlendiren ve kurumsal yapıları uzun vadeli hedefler etrafında bütünleştiren bir anlayışla şekillendiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin savunma sanayiindeki gelişimi çok önceden gördüğünü ve önemli mesafeler aldığını kaydeden Yılmaz, "İyi ki yola erken çıkmışız. Dünyamızın bugün içinden geçtiği sürece baktığımız zaman bunun önemini çok daha iyi anlıyoruz. Bugün dünyada güç siyasetinin egemen olduğu bir ortamdayız. Uluslararası kurumların, kuralların zayıfladığı, uluslararası hukukun etkili olamadığı bir dönemdeyiz. Özellikle bu dönemde ülkelerin kendi yetkinliklerine dayalı bir gelişim sergilemeleri çok daha kritik hale gelmiş durumda. Teknoloji ve bilgi üretemeyen, sadece teknolojik ürünler tüketen toplumların geleceği olamaz. Bilim ve teknoloji üretip, bunu kalkınma süreçlerine yaygınlaştıran ülkelerin geleceği inşa ettiğini görüyoruz. Türkiye bu anlamda çok büyük başarı ortaya koymuş durumda. Geçmişte başkalarından parasını vererek alamadığımız ürünleri bugün biz tüm dünyaya ihraç eder duruma gelmiş durumdayız" ifadelerine yer verdi. "Tarihimizde ilk defa savunma sanayiinde çift haneli ihracat rakamlarına ulaşmış olduk" Savunma sanayii ihracatının geçen yıl aralık ayında aylık 2 milyar dolar, yıllık ise 10 milyar doların üstüne çıktığına dikkati çeken Yılmaz, "Tarihimizde ilk defa savunma sanayiinde çift haneli ihracat rakamlarına ulaşmış olduk. Bu hepimize büyük bir gurur verdi. Bu konuda da emeği geçenleri yürekten tebrik ediyoruz. 185 ülkeye ihracat yapıyoruz, 230 kalemde çeşitlilik sağlamış durumdayız ve artık Türkiye küresel bir oyuncu. 3 bin 500’ü aşkın firmamız var, bin 400’ün üzerinde proje yürütülüyor. Bu alanda 100 bin doğrudan istihdam var. 20 milyar doların üzerinde ciro büyüklüğüne ulaşmış durumdayız" diye konuştu. "Ekonomimizin tamamında teknolojiye dayalı yüksek katma değerli bir yapı inşa etmemiz açısından son derece önemli" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, savunma sanayiinde elde edilen yetkinliklerin zamanla ekonominin tamamına sirayet ettiğini belirterek, "Diğer sektörleri de etkiliyor, dönüştürüyor. Buradaki çaba sadece savunma sanayii ile ilgili değil, ekonomimizin tamamında teknolojiye dayalı yüksek katma değerli bir yapı inşa etmemiz açısından son derece önemli. Bu açıdan da daha bütüncül olarak bakıyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Bu fırsatları sadece belli çevrelerdeki insan kaynağına değil, tüm Türkiye’ye taşımamız lazım" Yetenek yönetiminin kamu, üniversiteler ve özel sektör tarafından ortak biçimde sahiplenilmesi gereken bir alan olduğunun altını çizen Yılmaz, "Bu zirvenin en güzel taraflarından biri de bu, işin içinde kamu, özel sektör ve üniversiteler var. Bunu bir araya getirmek işin anahtarı diye inanıyorum. Kamunun rolü; hedefleri ortaya koymak, standartları belirlemek, koordinasyonu sağlamak ve fırsat eşitliğini güçlendirmektir. Ülkemizin neresinde doğmuş olursa olsun, hangi sosyoekonomik geçmişten geliyor olursa olsun tüm gençlerimize bu alanın bir fırsat olarak sunulması lazım. Sadece metropollerde, belli okullarda ve çevrelerdeki insan kaynağına değil bu fırsatları tüm Türkiye’ye taşımamız lazım. Bir çocuğumuz hangi yöremizde doğmuş olursa olsun ‘çalışırsam ben de ileride bu noktaya gelebilirim’ diyebilmelidir. Bunu dedirttirebildiğimiz zaman topyekun kalkınma dediğimiz hadise de gerçekleşmiş olur diye inanıyorum. Bu bakış açısıyla insan kaynaklarına yatırımı Türkiye Yüzyılı hedeflerimizin de en stratejik alanı olarak görüyoruz" dedi. Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Bölgesel kariyer fuarlarının da önemli olduğunu düşünüyoruz. 1 milyondan fazla öğrenci ve mezunumuzu işverenlerle ve kariyer imkanlarıyla bu ortamlarda buluşturduk. Bunlar da çok değerli faaliyetler. TEKNOFEST gibi bir marka haline gelmiş faaliyetlerin de altını çizmek isterim. Orada da benim en önemli gördüğüm husus şu; çocuklarımıza, gençlerimize bu heyecanı tattırmak ve özgüven kazandırmak. Bunu yaptığınız zaman gerisi bir şekilde kendiliğinden geliyor. Bu fuarları yalnızca birer tanıtım alanı değil, karşılıklı etkileşime dayalı bilgilendirme, yönlendirme ve rehberlik alanları olarak konumlandırıyoruz. Böylece gençlerimizin iş dünyasını yakından tanımalarını, beklentileri doğru okumalarını ve kariyerlerini daha bilinçli şekilde yönlendirmelerini sağlayarak istihdam edilebilirliklerini güçlendirmeyi amaçlıyoruz."
Bakan Uraloğlu: "16 Ocak-1 Şubat tarihlerinde ana hat ve bölgesel trenlerimize toplam 408 vagon ilaveyle 20 bin 160 kişilik ilave koltuk kapasitesi sağlayacağız"
14 Ocak 2026 Çarşamba - 11:21 Bakan Uraloğlu: "16 Ocak-1 Şubat tarihlerinde ana hat ve bölgesel trenlerimize toplam 408 vagon ilaveyle 20 bin 160 kişilik ilave koltuk kapasitesi sağlayacağız" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "16 Ocak-1 Şubat tarihlerinde ana hat ve bölgesel trenlerimize toplam 408 vagon ilaveyle 20 bin 160 kişilik ilave koltuk kapasitesi sağlayacağız. Demiryolunda tatil yoğunluğuna hazırız" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, ara tatilde artan yolcu talebine yanıt vermek için Yüksek Hızlı Tren (YHT), ana hat ve bölgesel trenlerde toplam 24 bin 24 kişilik kapasite artışı sağlayacaklarını belirtti. Ara tatildeki seyahat yoğunluğuna karşı teyakkuzda olacaklarını ifade eden Uraloğlu, "Ankara-İstanbul arasında 8 ek YHT seferi gerçekleştireceğiz. 3 bin 864 kişi daha sevdiklerine YHT konforu ile ulaşacak. Ana hat ve bölgesel trenlerimize ise toplam 408 vagon ilaveyle 20 bin 160 kişilik ek koltuk kapasitesi sağlayacağız. Ara tatilde YHT, ana hat ve bölgesel trenlerimizde toplamda 24 bin 24 kişilik kapasite artışı sağlayacağız. Hem yüksek hızlı hem konvansiyonel tren hatlarımızda gerekli planlamaları tamamladık. Ankara-İstanbul arasında 4 günde karşılıklı olarak 8 ek sefer gerçekleştireceğiz. Böylece 3 bin 864 kişi daha sevdiklerine YHT konforu ile ulaşacak. 16 Ocak-1 Şubat 2026 tarihlerinde ana hat ve bölgesel trenlerimize toplam 408 vagon ilaveyle 20 bin 160 kişilik ilave koltuk kapasitesi sağlayacağız. Demiryolunda tatil yoğunluğuna hazırız. Vatandaşlarımızın tatilde sevdiklerine güvenli ve konforlu şekilde ulaşabilmeleri için gerekli tüm planlamaları yaptık" ifadelerini kullandı.
Sivrihisar’dan TBMM çıkartması
14 Ocak 2026 Çarşamba - 11:18 Sivrihisar’dan TBMM çıkartması Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci, Belediye Meclis Üyeleri, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, İlçe Başkanı Faruk Ertaş ve CHP Sivrihisar İlçe Teşkilatı üyeleri TBMM’de ziyaretlerde bulundu. CHP Grup toplantısına katılan Başkan Dökmeci ve beraberindeki heyet, CHP Eskişehir Milletvekilleri İbrahim Arslan ve Utku Çakırözer’in misafirperverliğinde TBMM’de istişarelerde bulundu. CHP Grup Toplantısının ardından ise Başkan Dökmeci ve Sivrihisar teşkilatı CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile bir araya geldi. Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci, Genel Başkan Özgür Özel’e günün anısına Sivrihisar’ın değerlerini oluşturan bir tablo hediye etti. "Sivrihisar’ın yeri bizim için çok özel" Genel Başkan Özgür Özel "Sivrihisar ekibine nazik ziyaretleri için çok teşekkür ederim. 74 yıl sonra aldıkları büyük zaferle bizleri gururlandırdılar. Sivrihisar’ın yeri bizim için çok özel. En kısa süre içerisinde bir program düzenleyerek Sivrihisar’lı hemşehrilerimle bir araya geleceğim" dedi. "Çok değerli ve anlamlı bir görüşme gerçekleştirdik" Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci ise şunları söyledi: "Genel Başkanımıza bizleri kabulleri için çok teşekkür ediyorum. Çok değerli ve anlamlı bir görüşme gerçekleştirdik. Ayrıca bizleri TBMM’de ağırlayan CHP Eskişehir Milletvekillerimiz İbrahim Arslan ve Utku Çakırözer’e de şahsım ve ekibim adına çok teşekkür ederim" dedi.
MHP’den Erzurum Kongre binası açıklaması
14 Ocak 2026 Çarşamba - 10:18 MHP’den Erzurum Kongre binası açıklaması Son günlerde Erzurum Kongre Binası’nın depreme dayanıklılığı gerekçe gösterilerek yıkılmasına yönelik gündeme gelen değerlendirmeler üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Erzurum İl Başkanlığı tarafından açıklama yapıldı. Süreci dikkatle takip ettiklerini, kentsel dönüşüm ve deprem güvenliğinin, Erzurum için önemli ve gerekli olduğunun vurgulandığı açıklamada, "Betonarme yapılarda, güçlendirme maliyetinin yapım maliyetinin belirli oranlarını aşması hâlinde yık-yap yönteminin tercih edilmesi mühendislik açısından kabul edilebilir bir yaklaşımdır. Ancak tarihî kimlik taşıyan yapılar için esas olan yaklaşım, yıkım değil; tarihi dokuyu koruyarak deprem güvenliğini artırmaktır" denildi. Milliyetçi Hareket Partisi Erzurum İl Başkanlığı tarafından yapılan açıklamlamada: Erzurum Kongre Binasının; tarihi eser statüsünde, ana taşıyıcı sistemi yığma taş ve tuğla duvarlardan oluşan ve esas taşıyıcılığı betonarme olmayan tarihî ve simgesel bir yapı olduğu belirtilerek, "Bilimsel olarak yığma yapıların basınç dayanımı yüksek, çekme ve kesme dayanımı düşük; rijitliği yüksek, sünekliği sınırlı olduğu bilinmektedir. Bu tür yapılarda deprem güvenliğini sağlamak için temel ilke; duvarların bir bütün hâlinde çalışmasını sağlamak ve deprem enerjisini uygun bağlantı ve güçlendirme elemanlarıyla sönümlemektir. Bu çerçevede Erzurum Kongre Binası için; Yığma duvarlarda enjeksiyon uygulamaları, Kat seviyelerinde gizli çelik gergi ve ankraj sistemleri, Mevcut ahşap döşemelerde duvar-döşeme bağlantılarını güçlendiren uygulamalar, Zemin ve temel koşullarına bağlı olarak temel altı iyileştirme yöntemleri, gibi çağdaş ve geri dönülebilir güçlendirme çözümleri teknik olarak mümkündür. Nitekim İstanbul Kapalıçarşı, Topkapı Sarayı, Türkiye Büyük Millet Meclisi I. Meclis Binası, Sivas Kongre Binası, Assisi Aziz Francesco Bazilikası ve Atina Akropol Yapıları gibi pek çok tarihî yapı, yıkılmadan güçlendirilerek depreme karşı güvenli hâle getirilmiştir. Bu örnekler açıkça göstermektedir ki; Erzurum Kongre Binası için de yık-yap yaklaşımı zorunlu değildir. Bilimsel raporlar ve uzman görüşleri doğrultusunda, yapı hem tarihî kimliği korunarak hem de depreme karşı güvenli hâle getirilerek yaşatılabilir" ifadelerine yer verildi. Erzurum Kongre Binasının mimari olarak "anıtsal" değil, işlevsel ve sade bir yapı olduğu belirtilen açıklamada şu görüşlere yer verildi; "Bu da güçlendirme uygulamalarını kolaylaştıran bir avantajdır. Milliyetçi Hareket Partisi Erzurum İl Başkanlığı olarak çağrımız; bu sürecin aceleci kararlarla değil, bilimsel veriler, koruma mevzuatı ve tarihî sorumluluk bilinci çerçevesinde yürütülmesidir. Erzurum Kongre Binası’nı korumak, Cumhuriyetimizin hatırasına ve milletimizin ortak değerlerine sahip çıkmak adına ilgili kurumlarımızdan ve idarecilerimizden ricamız şudur ki ; konuyu hassasiyetle ele alarak Cumhuriyeti kuran şehir Erzurum’a yakışır şekilde el birliği ile çözüme kavuşturalım."