POLİTİKA - 14 Ocak 2026 Çarşamba 13:06

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Geçmişte başkalarından parasını vererek alamadığımız ürünleri tüm dünyaya ihraç eder duruma gelmiş durumdayız"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Geçmişte başkalarından parasını vererek alamadığımız ürünleri tüm dünyaya ihraç eder duruma gelmiş durumdayız"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Geçmişte başkalarından parasını vererek alamadığımız ürünleri bugün biz tüm dünyaya ihraç eder duruma gelmiş durumdayız" dedi.


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Ankara’da bir otelde Savunma Sanayii Akademisi tarafından Milli Yetkinlik Hamlesi çerçevesinde düzenlenen Savunma Sanayii Yetenek Yönetimi Zirvesi’ne katıldı. Burada konuşan Yılmaz, Türkiye’nin kalkınma iradesinin bilgi üretme kapasitesini sahaya yansıtan, karar alma süreçlerini güçlendiren ve kurumsal yapıları uzun vadeli hedefler etrafında bütünleştiren bir anlayışla şekillendiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin savunma sanayiindeki gelişimi çok önceden gördüğünü ve önemli mesafeler aldığını kaydeden Yılmaz, "İyi ki yola erken çıkmışız. Dünyamızın bugün içinden geçtiği sürece baktığımız zaman bunun önemini çok daha iyi anlıyoruz. Bugün dünyada güç siyasetinin egemen olduğu bir ortamdayız. Uluslararası kurumların, kuralların zayıfladığı, uluslararası hukukun etkili olamadığı bir dönemdeyiz. Özellikle bu dönemde ülkelerin kendi yetkinliklerine dayalı bir gelişim sergilemeleri çok daha kritik hale gelmiş durumda. Teknoloji ve bilgi üretemeyen, sadece teknolojik ürünler tüketen toplumların geleceği olamaz. Bilim ve teknoloji üretip, bunu kalkınma süreçlerine yaygınlaştıran ülkelerin geleceği inşa ettiğini görüyoruz. Türkiye bu anlamda çok büyük başarı ortaya koymuş durumda. Geçmişte başkalarından parasını vererek alamadığımız ürünleri bugün biz tüm dünyaya ihraç eder duruma gelmiş durumdayız" ifadelerine yer verdi.



"Tarihimizde ilk defa savunma sanayiinde çift haneli ihracat rakamlarına ulaşmış olduk"


Savunma sanayii ihracatının geçen yıl aralık ayında aylık 2 milyar dolar, yıllık ise 10 milyar doların üstüne çıktığına dikkati çeken Yılmaz, "Tarihimizde ilk defa savunma sanayiinde çift haneli ihracat rakamlarına ulaşmış olduk. Bu hepimize büyük bir gurur verdi. Bu konuda da emeği geçenleri yürekten tebrik ediyoruz. 185 ülkeye ihracat yapıyoruz, 230 kalemde çeşitlilik sağlamış durumdayız ve artık Türkiye küresel bir oyuncu. 3 bin 500’ü aşkın firmamız var, bin 400’ün üzerinde proje yürütülüyor. Bu alanda 100 bin doğrudan istihdam var. 20 milyar doların üzerinde ciro büyüklüğüne ulaşmış durumdayız" diye konuştu.



"Ekonomimizin tamamında teknolojiye dayalı yüksek katma değerli bir yapı inşa etmemiz açısından son derece önemli"


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, savunma sanayiinde elde edilen yetkinliklerin zamanla ekonominin tamamına sirayet ettiğini belirterek, "Diğer sektörleri de etkiliyor, dönüştürüyor. Buradaki çaba sadece savunma sanayii ile ilgili değil, ekonomimizin tamamında teknolojiye dayalı yüksek katma değerli bir yapı inşa etmemiz açısından son derece önemli. Bu açıdan da daha bütüncül olarak bakıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.



"Bu fırsatları sadece belli çevrelerdeki insan kaynağına değil, tüm Türkiye’ye taşımamız lazım"


Yetenek yönetiminin kamu, üniversiteler ve özel sektör tarafından ortak biçimde sahiplenilmesi gereken bir alan olduğunun altını çizen Yılmaz, "Bu zirvenin en güzel taraflarından biri de bu, işin içinde kamu, özel sektör ve üniversiteler var. Bunu bir araya getirmek işin anahtarı diye inanıyorum. Kamunun rolü; hedefleri ortaya koymak, standartları belirlemek, koordinasyonu sağlamak ve fırsat eşitliğini güçlendirmektir. Ülkemizin neresinde doğmuş olursa olsun, hangi sosyoekonomik geçmişten geliyor olursa olsun tüm gençlerimize bu alanın bir fırsat olarak sunulması lazım. Sadece metropollerde, belli okullarda ve çevrelerdeki insan kaynağına değil bu fırsatları tüm Türkiye’ye taşımamız lazım. Bir çocuğumuz hangi yöremizde doğmuş olursa olsun ‘çalışırsam ben de ileride bu noktaya gelebilirim’ diyebilmelidir. Bunu dedirttirebildiğimiz zaman topyekun kalkınma dediğimiz hadise de gerçekleşmiş olur diye inanıyorum. Bu bakış açısıyla insan kaynaklarına yatırımı Türkiye Yüzyılı hedeflerimizin de en stratejik alanı olarak görüyoruz" dedi.


Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:


"Bölgesel kariyer fuarlarının da önemli olduğunu düşünüyoruz. 1 milyondan fazla öğrenci ve mezunumuzu işverenlerle ve kariyer imkanlarıyla bu ortamlarda buluşturduk. Bunlar da çok değerli faaliyetler. TEKNOFEST gibi bir marka haline gelmiş faaliyetlerin de altını çizmek isterim. Orada da benim en önemli gördüğüm husus şu; çocuklarımıza, gençlerimize bu heyecanı tattırmak ve özgüven kazandırmak. Bunu yaptığınız zaman gerisi bir şekilde kendiliğinden geliyor. Bu fuarları yalnızca birer tanıtım alanı değil, karşılıklı etkileşime dayalı bilgilendirme, yönlendirme ve rehberlik alanları olarak konumlandırıyoruz. Böylece gençlerimizin iş dünyasını yakından tanımalarını, beklentileri doğru okumalarını ve kariyerlerini daha bilinçli şekilde yönlendirmelerini sağlayarak istihdam edilebilirliklerini güçlendirmeyi amaçlıyoruz."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Muş’ta evlat nöbeti devam ediyor Muş’ta DEM Parti İl Başkanlığı önünde evlat nöbeti tutan aileler, çocuklarına teslim olmaları için çağrıda bulundu. Muş’ta çocuklarının terör örgütü PKK tarafından dağa götürüldüğünü öne süren ailelerin DEM Parti İl Başkanlığı önünde başlattığı evlat nöbeti devam ediyor. Ellerinde çocuklarının fotoğraflarını taşıyan anne ve babalar, "Artık yeter", "Yakamızdan düşün" ve "Anneler direniyor" yazılı pankartlarla seslerini duyurmaya çalıştı. Zaman zaman duygusal anların yaşandığı eylemde aileler, çocuklarına güvenlik güçlerine teslim olmaları çağrısında bulundu. Anne Naciye Sönmez Yıldız, "Ben Osman’ın annesiyim. Osman’ın babası yok ama ben buradayım. Bir damla kanım kalana kadar burada, Osman’ın peşindeyim. Osman, sesimi duyuyorsan gel teslim ol oğlum. 11 senedir seni arıyorum. Eğer yaşıyorsan, beni görüyorsan gelin teslim olun. Yeter. Bu dava sizin davanız değil. Oğlum gelin teslim olun" dedi. Oğlu Atilla’ya seslenen anne Şahinaz Özcan ise, "Atilla’nın annesiyim. Oğlumdan hiç haber alamadım. Var mı, yok mu bilmiyorum. Sadece bir kez sesi bize gelseydi, sesini duysaydım içim yine rahat olurdu. 9 yıldır hiç haber alamıyorum. Yaşıyor mu, yaşamıyor mu bilmiyorum. Buna ‘Kürt davası’ diyorlar. Biz de Kürt’üz. Bu Kürt davası değil, İsrail’in davası. Oğlum şimdi devletin elinde, cezaevinde olsaydı her hafta görüşe gider gelirdim. Bu nedir? Ne davası, bilmiyorum. Oğlum Atilla, sesimi duyuyorsan çık gel" ifadelerini kullandı.
İstanbul Mustafa Rakım Efendi vefatının 200. yılında özel sergiyle anılıyor Osmanlı hat sanatının önde gelen isimlerinden Hattat Mustafa Rakım Efendi, vefatının 200. yılında düzenlenen "Mustafa Rakım Efendi Yazı Kalıpları Sergisi" ile anılıyor. Türkiye Yazma Eserler Kurumu (TÜYEK) Başkanı Coşkun Yılmaz, "Kısmen fotoğraflarla, yani mimari eserlere işlenmiş yazıları gösteren fotoğraflarla ama büyük ölçüde bu yazı kalıplarının yer aldığı bir sergi açtık. Bu bir ’ilk’ olma özelliğine sahip ve son derece hem hat tarihimiz açısından hem mimari sanat-hat ilişkisi açısından hem de Mustafa Rakım Efendi açısından çok önemli bir sergi" dedi. 19. yüzyılın en önemli hattatlarından biri olarak kabul edilen Mustafa Râkım Efendi’nin vefatının 200. yılında, anısına Süleymaniye Külliyesi’ndeki TÜYEK Sergi Salonu’nda sergi açıldı. Sergide Türk ve İslam Eserleri Müzesi koleksiyonunda yer alan ve Mustafa Râkım Efendi’nin bizzat hazırladığı iğneli yazı kalıpları ilk kez bir araya getirildi. Söz konusu kalıplar, sanatçının cami, türbe ve çeşitli mimari yapılar için taşa uygulanmak üzere hazırladığı eserlerden oluşuyor. Yazı kalıplarının yalnızca estetik birer unsur olmadığına dikkat çekilen sergide, bu eserlerin hat sanatının mimariyle olan ilişkisini ve yazının taş üzerindeki nihai halini belgeleyen önemli vesikalar olduğu vurgulanıyor. Sergide ayrıca kalıpların günümüzdeki kitabelerle birlikte fotoğrafları da yer alarak, hazırlık aşamasından uygulamaya kadar geçen zaman ziyaretçilere sunuluyor. Sergide Nakşidil Valide Sultan Türbesi’ndeki çeşme kitabesi, Nusretiye Camii için hazırlanan yazılar ve İsmail Zühdi Efendi’nin mezar kitabesine ait kalıplar da yer alıyor. Bunun yanı sıra, farklı yapılarda kullanılan tuğra kalıpları ile henüz taş üzerindeki nihai hali tespit edilemeyen bazı kitabeler de sergide sergileniyor. Sergide sürpriz eserler de bulunuyor. Hezarfen Necmeddin Okyay’ın Mustafa Râkım Efendi için kaleme aldığı mersiye, hattat Macit Ayral tarafından yazılırken, tezhibi ise Süheyl Ünver tarafından yapıldı. Söz konusu eserin fotoğrafları da sergide ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Mustafa Râkım Efendi’nin sanat anlayışını, hat sanatındaki ustalığını ve Osmanlı hat geleneğindeki yerini gözler önüne seren sergi, aynı zamanda yazı ile mimari arasındaki ilişkiyi yakından incelemek isteyenler için önemli bir kaynak niteliği taşıyor. "Mustafa Rakım Efendi’nin tıpkıbasımını yapacağız sınırlı sayıda; çalışmaları devam ediyor" Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Coşkun Yılmaz, "Mustafa Rakım Efendi, özellikle celî sülüste bizim hat tarihimizin en zirve isimlerinden birisi. Kendisi adeta bir mektep, bir ekol olmuş bir isim. Sultan 3. Selim döneminde, Sultan 2. Mahmud döneminde çalışmaları olan ve Sultan 2. Mahmud’un hat hocalığını yapan bir isim. Bu sene onun vefatının 200. senesi. Mustafa Rakım Efendi gibi büyük bir hattatın anılmaması büyük bir eksiklik, büyük bir haksızlık olurdu. Biz de Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı olarak onunla ilgili çok özel bir çalışma veya özel çalışmalar olarak ne yapabiliriz diye düşündük. Yazı tarihimiz açısından çok önemli bir zirve. Ve araştırmalarımız neticesinde, değerlendirmelerimiz neticesinde onun ’Hilye-i Saadet’i var, çok muhteşem bir hilye. Onun tıpkıbasımını yapacağız sınırlı sayıda; çalışmaları devam ediyor. Ama bugün 25 Mart, tam vefatının 200. yılı olduğu için (1826’da vefat ediyor), bu Rakım Efendi’nin hatlarının ’Yazı Kalıpları Sergisi’ni açtık. Bu yazı kalıpları son derece önemli. Aslında mimariye nakşedilen o gördüğümüz hatların önce bir yazılması, sonra da iğne ucuyla milimetrik bir şekilde bütün yazının üç dört tane kağıtla beraber bir ıhlamur kalıba çıkarılması, sonra da onun bir taş ustası tarafından aynı ustalıkla nakşedilmesi anlamına geliyor. Dolayısıyla bu son derece orijinal bir sergi" dedi. Mustafa Rakım Efendi’den daha önceki dönemlerden bugüne ulaşan herhangi bir yazı kalıbı olmadığını belirten Yılmaz, "Dolayısıyla mevcut bilgiler ışığında, belgeler ışığında bu sergide yer alan yazı kalıpları aynı zamanda elimizdeki ilk veya en eski tarihli yazı kalıpları. Hat tarihimiz açısından son derece önemli. Rakım Efendi’nin o hat tarihimizdeki büyüklüğü, dehası, diğer taraftan buradaki kalıpların belgesel değeri son derece önemli, son derece manidar. Kısmen fotoğraflarla, yani mimari eserlere işlenmiş yazıları gösteren fotoğraflarla ama büyük ölçüde bu yazı kalıplarının yer aldığı bir sergi açtık. Bu bir ’ilk’ olma özelliğine sahip ve son derece hem hat tarihimiz açısından hem mimari sanat-hat ilişkisi açısından hem de Mustafa Rakım Efendi açısından çok önemli bir sergi. Biz bir ay boyunca sergimizi açık tutacağız, bütün vatandaşlarımızı bekliyoruz" diye konuştu. "Mustafa Rakım Efendi ne yapsa zaten muhteşem; buradakiler de ayrı bir değer taşıyor" Sergide en çok dikkatini çeken eserleri anlatan Yılmaz, "En çok dikkatimi çeken eser; Nakşidil Valide Sultan Türbesi’nin kapısına yazılan ’Çapraz Müsennâ’, bunlardan birisi. Yine Nusretiye Camii’nin yazı kalıbının orijinali bunlardan birisi. Doğrusu seçim yapmakta çok zorlandığımı, ’hani bu değil de şu olsa’ diyebileceğim bir tablo olmadığının da altını çizmem gerekiyor. Çünkü Mustafa Rakım Efendi ne yapsa zaten muhteşem; buradakiler de ayrı bir değer taşıyor" dedi. "Rakım’ın celî yazı kalıpları korunmuş ve günümüze de kadar gelmiş; onun için çok önemlidir" Hattat Mehmet Özçay ise, "Bu sergi hat sanatımızın en önemli kilometre taşlarından biri olan Mustafa Rakım Efendi’nin celî yazı kalıplarından oluşan sergi. Celî yazı; bilhassa mimaride kullanılan büyük hacimli yazılara, yazı kalemi ile yazılan yazılara celî yazı diyoruz. Bu sergilenen yazı kalıpları da Mustafa Rakım Efendi’nin meşhur İstanbul camilerinde; Fatih Camii olsun, Nusretiye Camii olsun, Tophane’deki camilerde olsun kullanılan, işlenen yazıların orijinal yazı kalıpları. Bunlar bizim için son derece önemli. Bu mimaride bulunan celî yazılarda Rakım öncesindeki kalıplara maalesef biz rastlamayız. Onlar ne hikmetse muhafaza edilmemiş, kaybolmuş. Hiç bugüne kadar rastlamadım. Ama bunda Rakım müstesna. Rakım’ın celî yazı kalıpları korunmuş ve günümüze de kadar gelmiş; onun için çok önemlidir" dedi. Özçay, "Mustafa Rakım Efendi’nin bizim hat sanatı tarihimizdeki yeri için ’Celî sülüs ve tuğra hattında Rakım öncesi ve Rakım sonrası’ diye bir tasnif yapabiliriz. Yani o kadar önemli bir kilometre taşıdır. Celî sülüs yazısında, hattında inkılap yapmış Rakım. Bu celî yazıda ve tuğra sultanların tuğralarında form ve tavır olarak büyük bir inkılap yapmış ve kendinden sonra gelen bütün üstatlar Rakım yolunda eser vermeye başlamışlar. O bakımdan çok çok önemlidir bizim için. Hakikaten bizden sonraki nesillere bu üstadımızı tanıtmamız, aktarmamız için ilgili herkesi bu sergiye davet ediyorum. Gelsinler bu kıymetimizi, bu değerimizi tanısınlar görsünler" diye konuştu.