Son Dakika
|
Venezuela'dan Beyaz Saray'a flaş talep: Maduro ve eşi nerede?
Venezuela'da patlama sesleri: Hava üsleri hedef alındı!
Dünya nüfusu 8,2 milyarı aştı
Gaziantep’te aynı aileden 7 kişi karbonmonoksit gazından zehirlendi
Bozcaada ve Gökçeada’ya hafta sonu tüm feribot seferleri iptal edildi
Gökmen Özdenak son yolculuğuna uğurlandı
İstanbul E-5 Saadetdere’de trafiği kilitleyen kaza
İsviçre'de kayak merkezinde 40 kişinin öldüğü yangının başladığı anlar ortaya çıktı
Kayıp Elif olayında yeni gelişme!
Kadıköy’de metruk binada çıkan yangın korkuttu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Radon Thermal Springs Near Bishkek Attract Visitors Year-Round
Venezuela Savunma Bakanı Lopez: "ABD ordusu Maduro'nun güvenlik ekibinin çoğunu öldürdü"
Wang: "Hiçbir ülkenin kendisini dünya polisi veya uluslararası yargıç ilan etmesini kabul etmiyoruz"
ABD’nin Venezuela'ya müdahalesi Almanya’da protesto edildi
Kumar oynatılan mekana kapıyı ikiye bölerek giren polis, çatıdan kaçmaya çalışanları yakaladı
ABD, yeni liderlere baskı için Venezuela’ya yönelik petrol karantinasına devam edecek
ABD’nin Maduro operasyonuna dünya çapında tepki
Kavga esnasında yola savrulan çocuk yürekleri ağza getirdi
POLİTİKA
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü
04 Ocak 2026 Pazar - 20:47:15
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman ile telefonda görüştü. Görüşmede Türkiye ile Suudi Arabistan ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı.
04 Ocak 2026 Pazar - 16:11
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Tuncer’den Özel’e tepki
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı Sevilay Tuncer, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’e tepki göstererek, "Özel ve alkışçıları vizyonsuz, gayr-i ciddi, yetersiz, çelişkiler yumağı siyasetlerini bir kez daha ortaya koymuştur" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı Tuncer, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "En ufak fırsatta uluslararası, dış politika ile ilgili bir meselede dahi, ülkemizin ve milletimizin menfaatlerini öncelemek yerine, bir iç siyaset malzemesi bulmuş gibi hemen polemiğe, saldırıya geçen CHP’nin Genel Başkanı Özgür Özel ve alkışçıları vizyonsuz, gayr-i ciddi, yetersiz, çelişkiler yumağı siyasetlerini bir kez daha ortaya koymuştur. Türkiye’ ye dair, geleceğimize dair hiç bir iddiası olmayan, el kapılarında şikayete koşan, yaşanan hiçbir gelişmeyi doğru okuyamayan bu zihniyetin refleksleri şaşırtmasa da yine de soruyoruz. Hiç mi önce millet, önce memleket diyemeyeceksiniz? Hep mi önce kişisel menfaat siyasi ikbal derdinde olacaksınız? Bu haliniz elbette, muhalefeti destekleyen vatandaşlarımızın vicdanlarında da sorgulanmaktadır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti dün de bugün de daima milletimizle birlikte, darbelerin ve vesayetin karşısında dimdik durmuştur. Uluslararası hukuk ile meşru egemenlik vazgeçilmez bir temelidir. Bir ülkede siyasi meşruiyet, dış müdahalelerle değil yalnızca o ülkenin halkının iradesiyle oluşur. Türkiye, dış politikada güce göre pozisyon alan değil; hukuku, ilkeyi ve halk iradesini esas alan bir duruş sergilemektedir. Bu çizgi, hem tüm dünyada istikrarın hem de adaletin yegâne güvencesidir" ifadelerini kullandı.
04 Ocak 2026 Pazar - 15:47
Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan’a "Yılın En Başarılı İlçe Belediye Başkanı" ödülü
Denizli’nin Çameli ilçesinde hayata geçirdiği başarılı çalışmalarla dikkat çeken Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan, Ege Gazeteciler Federasyonu üyeleri tarafından "2025 Yılının En Başarılı İlçe Belediye Başkanı" seçildi. Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan’a layık görülen ödül, 07 Ocak 2026 Çarşamba günü saat 15.00’te, Muğla Büyükşehir Belediyesi Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi Salonu’nda düzenlenecek törenle takdim edilecek.
04 Ocak 2026 Pazar - 15:18
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Cumhurbaşkanımızın tecrübeli ve dirayetli liderliği dünyamızın ve bölgemizin içinden geçtiği zorlu dönemde büyük bir değerdir"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın tecrübeli ve dirayetli liderliği dünyamızın ve bölgemizin içinden geçtiği zorlu dönemde büyük bir değerdir. Bu gerçeği Suriye, Ukrayna ve Gazze bağlamında yaşanan krizlerde gördük" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, dış politikanın; ana muhalefetin hezeyanlarına, gündelik yaklaşımlarına ve sorumsuz açıklamalarına göre değil, ilkelerin ve gerçeklerin sentezlediği, milli menfaatlerin esas alınarak akılla yönetilen özellikli bir alan olduğunu söyledi. Açıklamasında liderliğin her zaman önemli olduğuna dikkati çeken Yılmaz, küresel sistemde belirsizliklerin, güç siyasetinin ve kaosun hakim olduğum dönemlerde ise bir kat daha önemli ve hayati olduğunu ifade ederek, şu ifadelere yer verdi: "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın tecrübeli ve dirayetli liderliği dünyamızın ve bölgemizin içinden geçtiği zorlu dönemde büyük bir değerdir. Bu gerçeği Suriye, Ukrayna ve Gazze bağlamında yaşanan krizlerde gördük. Venezuela’da yaşanan krizde de Türkiye Cumhuriyeti olarak uluslararası hukukun, milli iradeye saygının ve Venezuela halkının yanında olmaya; tüm taraflarla diyalog içinde istikrarı savunmaya devam edeceğiz."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
03 Ocak 2026 Cumartesi- 14:56
Başkan Doğan: "Gülsan’da yüzde 80 anlaşma oranına geldik"
2
04 Ocak 2026 Pazar- 11:07
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Venezuela halkının ülkelerindeki siyasi egemenliğin yegane sahibi olduğunun altını çiziyoruz"
3
04 Ocak 2026 Pazar- 20:47
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü
4
03 Ocak 2026 Cumartesi- 23:53
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "ABD’nin, Maduro’yu iktidardan haksızca uzaklaştırma girişimi tanıdık bir komplodur"
5
03 Ocak 2026 Cumartesi- 16:07
CHP’den istifa eden Çakır, AK Parti’ye geçeceğini açıkladı
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:34
Bakan Göktaş: "Aileyi korumayı bir medeniyet meselesi, bir gelecek inşası ve bir varlık bilinci olarak görüyoruz"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Biz her zaman ‘Ailemiz geleceğimiz’ diyoruz ve aileyi korumayı bir medeniyet meselesi, bir gelecek inşası ve bir varlık bilinci olarak görüyoruz" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı iş birliğiyle düzenlenen ‘Aile ve Kültür-Sanat Sempozyumu’na katıldı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Millet Kütüphanesi’nde 2 gün sürecek olan sempozyumun açılışında konuşan Bakan Göktaş, programda aile unsurunun ele alınacağını belirterek, bunun yanı sıra medya ve dijital dünya, popüler kültür temsilleri ve zararlı küresel akımların aile üzerine etkilerinin konuşulacağını aktardı. "Modern yaşam pratikleri, aile kurumunun geleceğini derinden etkiliyor" Aileyi konuşurken değişen toplumsal dokuyu da konuştuklarını belirten Göktaş, "Modern dünyanın dayattığı yeni yaşam ritmi bizlere ekranları, algoritmaları, hız ve tüketim kültürünü merkeze alan bir düzeni dayatıyor. Bu düzen, en çok da aileyi hedef alıyor. Bir yanda yalnızlaştırmayı normalleştiren dijital kültür, diğer yanda aidiyet duygusunu aşındıran bireycilik. Bir yanda doğum oranları düşerken, diğer yanda aile içi iletişimi ve kuşaklar arası bağları zayıflatan teknoloji bağımlılıkları. Anne ve baba rollerini belirsizleştiren, genç kuşakları evlilikten uzaklaştıran modern yaşam pratikleri, aile kurumunun geleceğini derinden etkiliyor" dedi. "Bugün bütün ülkeler benzer sorunlarla karşılaşıyor" Bütün ülkelerin aileyi geleceğe nasıl taşıyacağı konusunda benzer sorunlarla karşı karşıya kaldığını dile getiren Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Demografik dönüşümün izleri hanelerimizde belirginleşiyor. Bugün ortalama hane halkı büyüklüğü 3,11’e gerilemiş durumda. Tüm bunlara ek olarak insanın yaradılış hakikatini gölgeleyen, kadın ve erkek kimliğini belirsizleştiren cinsiyetsizleştirme söylemleri, aile yapısının en temel dayanaklarını hedef alıyor. Tüm bu dinamikler, sadece Türkiye’de değil, dünyanın da ortak meselesi olan bir ‘aile erozyonu’na işaret ediyor. Bugün bütün ülkeler benzer sorunlarla karşılaşıyor. Aileyi geleceğe nasıl taşıyacağız? Toplumu ayakta tutan aileyi, küresel kırılganlıklar karşısında nasıl daha dirençli kılacağız? Ve dinamik nüfus yapımızı nasıl güvence altına alacağız? İşte bu soruların cevabı, aile değerlerimizi merkeze alan ve dinamik nüfus yapısını koruyan politikalar geliştirmekten geçiyor. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı, bu amacın stratejik yönünü ve önceliklerini belirleyen temel çerçevemiz oldu. Bu belgeyle aileyi ve dinamik nüfus yapısını korumak, dijital güvenliği sağlamak, küresel risklere karşı aileyi dirençli kılmak, kuşaklar arası dayanışmayı güçlendirmek gibi hedefler ortaya koyduk." "Aileyi korumayı bir medeniyet meselesi, bir gelecek inşası ve bir varlık bilinci olarak görüyoruz" Bakan Göktaş, "‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’ da uzun vadeli politikalarla, elde ettiğimiz tüm kazanımları daha da kalıcı hale getireceğimiz bir dönem olacak" diye konuştu. Göktaş, ailenin toplumun istikametini belirleyen en güçlü yapı olduğuna dikkati çekerek, "Aile güçlü olursa Türkiye güçlü olur. Aile sarsılırsa toplumun özü zayıflar. Bu nedenle biz her zaman ‘Ailemiz geleceğimiz’ diyoruz ve aileyi korumayı bir medeniyet meselesi, bir gelecek inşası ve bir varlık bilinci olarak görüyoruz. Burada ele alacağımız her konu, sadece bir tartışma, bir değerlendirme süreci değil, aynı zamanda ortak bir iradenin, ortak bir vicdanın, ortak bir kültürel duruşun beyanıdır" şeklinde konuştu.
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:30
Bakan Uraloğlu: "Toplam yatırım tutarı 189 milyar lira olan 44 projeyi tamamladık"
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "2025 yılında toplam yatırım tutarı 189 milyar lira olan 44 projeyi tamamlayarak vatandaşımızın hizmetine sunduk" dedi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplandı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve Bakanlığa bağlı Karayolları Genel Müdürlüğü, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun 2026 yılı bütçelerinin görüşüleceği Komisyonda, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu sunum yaptı. Bakan Uraloğlu, yapılan yatırımların üretim maliyetlerini düşürdüğünü, istihdamı artırdırdığını ve seyahat süresini azalttığını vurguladı. Son 23 yılda ulaştırma alanında 300 milyar dolarlık yatırım yapıldığının altını çizen Uraloğlu, bu yatırımların yılda ortalama 1 milyonu aşkın kişiye istihdam sağladığını belirti. 2026 yılı bütçesinde demiryolu yatırımlarının payının yüzde 53, karayolunun ise 39 olduğu bilgisini veren Uraloğlu, Türkiye’de yük ve yolcu taşımacılığının yüzde 91’inin karayoluyla yapıldığını, bu çerçevede demiryolunun payını artırmanın öncelikli konularından biri olduğunu ifade etti. "Kalkınma Yolu’nun Türkiye kesimi, 50 milyar dolar üretim ve 63 bin istihdam katkısı sağlayacak" Bakan Uraloğlu, deniz yoluyla 45 güne kadar süren taşımaların Türkiye üzerinden demir yoluyla 18 günde tamamlandığı bilgisini vererek, "Orta Koridor üzerinden demir yolu ile Çin’den gelen yükleri, Marmaray üzerinden Avrupa’ya ulaştırıyoruz. Türkiye’nin Orta Koridor demir yolu ağı, Kars-Iğdır-Dilucu hattının tamamlanmasıyla iki farklı kapıdan ülkemize bağlanacak. Basra Körfezi’nden Avrupa’ya uzanan Kalkınma Yolu’nun Türkiye kesimi, karayolu ve demir yoluyla kıtalar arası ticaretin omurgasını oluşturuyor. 24 milyar dolarlık yatırımla ülkemize 50 milyar dolar üretim ve 63 bin istihdam katkısı sağlayacak" açıklamasında bulundu. "6 Şubat depremlerinde hasar gören ulaşım sektörlerinin onarımı için yaklaşık 98 milyar liralık seferberlik yürütüyoruz" Afetlere dirençli ulaştırma altyapısı geliştirmenin yalnızca yatırım değil milli güvenlik meselesi olduğuna vurgu yapan Bakan Uraloğlu, "6 Şubat depremlerinin ardından ulaştırma altyapımızın dirençliliği bir kez daha kanıtlanmıştır. Depremden etkilenen illerimizdeki 9 bin 176 kilometrelik karayolu ağının yüzde 98’i hasar görmemiştir. Hasar gören kısımların onarımı içinse tüm ulaşım sektörlerinde yaklaşık 98 milyar liralık büyük bir seferberlik yürütüyoruz. Depremden etkilenen bölgede toplam 274 kilometrelik demiryolu hattımızdaki altyapı ve üstyapı çalışmaları tamamlanarak tren trafiğine açılmıştır. Malatya-Gölbaşı-Narlı kesimindeki elektrifikasyon ve sinyalizasyon çalışmaları devam etmektedir. Deprem bölgesindeki hastanelerimizin bağlantı yollarını tamamlayarak hem sağlık hizmetlerine erişimi hem de lojistiği güçlendirdik. Asrın felaketinin ardından ulaşım ve iletişim altyapımızı hızla yeniden işler hale getirdik. Kara, demir ve havayollarımızda onarımları tamamlayarak, afet bölgesinde ulaşımı kesintisiz hale getirdik" ifadelerine yer verdi. "2028’de demir yolu ağımızın 17 bin 287 kilometreye ulaşmasını hedefliyoruz" Bakan Uraloğlu, Türkiye’deki mevcut demir yolu ağının 7 bin 274 kilometresini elektrikli ve 8 bin 46 kilometresini sinyalli hale getirerek modernize ettiklerini ifade etti. Ayrıca 2 bin 251 kilometre hızlı tren ağı inşa ettiklerini dile getiren Uraloğlu, "2053 hedeflerimiz doğrultusunda mevcut demir yolu koridorlarını geliştiriyor; 4 bin 158 kilometrelik hatta yapım çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 2028’de demir yolu ağımızın 17 bin 287 kilometreye ulaşmasını hedefliyoruz" şeklinde konuştu. "2028 yılına kadar doğrudan hızlı trenle bağlanan il sayımızı 11’den 27’ye çıkartmayı hedefliyoruz" Türkiye nüfusunun yüzde 51’nin hızlı tren kullandığı bilgisini veren Uraloğlu, devam eden demir yolu ağı projelerine ilişkin de bilgi verdi. Bakan Uraloğlu, "Devam eden yatırımlarımızla da demir yolu ağımızı geliştiriyoruz. 2028 yılına kadar doğrudan hızlı trenle bağlanan il sayımızı 11’den 27’ye çıkartmayı hedefliyoruz. Ankara-İzmir hızlı demir yolu hattında Polatlı-Afyon arasını 2027’de, tüm hattı 2028’de tamamlamayı hedefliyoruz. Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep Hızlı Tren hattını 2027’de bitireceğiz inşallah. Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli Hızlı Tren hattında Osmaneli-Bursa arasını 2026’da, Bandırma-Bursa arasını 2028’de hizmete alacağız. Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren hattında Çerkezköy-Kapıkule arasını 2026 yılı içinde, Çerkezköy-Halkalı arasını ise 2028 yılında bitirmeyi hedefliyoruz. Yapımı devam eden Yerköy-Kayseri Hızlı Tren hattı, Karaman-Ulukışla Hızlı Tren hattı ve Kırıkkale-Çorum-Samsun Hızlı Tren projesinin birinci etabı olan Kırıkkale-Delice-Çorum kesiminin 2028 yılı sonuna kadar bitirilmesini hedefledik" diye konuştu. Demiryolu sektöründe devam eden diğer önemli bir projenin ise Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu Demiryolu Hattı olduğunu söyleyen Uraloğlu, Zengezur Yolu bağlantısını sağlayacak bu hattın Türkiye kısmındaki 224 kilometrelik kesiminin yapım çalışmalarına başladığını duyurdu. Bakan Uraloğlu, finansman çalışmaları devam eden Ankara-İstanbul Süper Hızlı Tren projesinin 344 kilometre uzunluğunda olacağını ve bu hatla iki şehir arasındaki seyahat süresinin 80 dakikaya ineceği bilgisini verdi. "Yıl sonuna kadar 10 adet milli elektrikli tren ve 8 adet milli banliyö tren setini hizmete alacağız" TÜRASAŞ tesislerini modernize ederek yerli ve milli tren seti üretimini artırdıklarını söyleyen Uraloğlu, "Yeni nesil elektrikli ve hibrit trenlerle demir yolu teknolojisinde dışa bağımlılığı azaltıyoruz. Hızlı tren fabrikamızı 2026 Eylül ayında tamamlamayı hedefliyoruz. Milli Elektrikli Tren ve milli banliyö tren setlerimizin seri üretimine başladık. 2025 yıl sonuna kadar 10 adet milli elektrikli tren ve 8 adet milli banliyö tren setini hizmete alacağız" dedi. "Halkalı-Başakşehir-İstanbul Havalimanı Metro hattının ikinci etabı 2026 ilk çeyreğinde hizmete girecek" Bakan Uraloğlu, 122 km’lik yeni raylı sistem hattının yapımının devam ettiğini belirterek, kentleri modern toplu taşımayla buluşturacaklarını dile getirdi. Bu çerçevede Halkalı-Başakşehir-İstanbul Havalimanı Metro hattının ikinci etabını 2026 ilk çeyreğinde hizmete açacaklarını söyleyen Uraloğlu, İstanbul’un kuzeyinde hava, kara ve raylı sistem entegrasyonunu güçlendireceklerinin altını çizdi. "Trafik güvenliğinde 100 milyon taşıt-kilometre başına can kaybını yüzde 81 oranında azalttık" Karayollarında elde edilen sektörel gelişime de değinen Uraloğlu, "2003’te 6 bin 100 kilometre olan bölünmüş yol ağımızı 29 bin 947 kilometreye çıkardık. 30 bin kilometrelik dev eşiğe yalnızca bir adım kaldığını büyük bir gururla ifade ediyorum. Yıl sonuna kadar 30 bin kilometreyi aşacağız inşallah. Son 21 yılda araç sahipliği ve karayolu kullanımı yaklaşık üç katına çıkmıştır. Bugün köprü ve viyadük uzunluğumuzu 811 kilometreye, tünel uzunluğumuzu 833 kilometreye ulaştırdık. Trafik güvenliğinde önemli ilerleme kaydettik; 100 milyon taşıt-kilometre başına can kaybını yüzde 81 oranında azalttık. Ulaştırma Elektronik Takip ve Denetim Sistemi ile karayolu yolcu taşımacılığını anlık izliyor, kayıt altına alıyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Otoyol ağımızı 2028 sonunda 4 bin 330 kilometreye ulaşmayı hedefliyoruz" Uraloğlu, akıllı Ulaşım Sistemleri Merkezleri ile karayollarını anlık izleyip yönettiklerini aktararak, "Ülkemizde sayısı 6,9 milyona ulaşan motosiklet kullanıcılarının güvenliği için motorcu dostu bariyer sistemlerini yaygınlaştırıyoruz. 2003’ten bu yana 510 tarihi köprüyü restore ettik. Bu yıl 11 köprümüzü daha ayağa kaldırarak kültürel mirasımızı gelecek nesillere aktarıyoruz. Ülkemizin dört bir yanında otoyol ağımızı genişleterek 3 bin 796 kilometreye çıkardık. 2028 sonunda 4 bin 330 kilometreye ulaşmayı hedefliyoruz" diye konuştu. "58 havalimanı sayımızı Yozgat ve Bayburt-Gümüşhane havalimanlarıyla 60’a çıkaracağız" Havayolu yatırımlarıyla Türkiye’nin küresel bir uçuş merkezi haline geldiğinin altını çizen Uraloğlu, "Ülkemiz, 2024 yılında 231 milyon yolcuyla Avrupa’da 3’üncü, dünyada 7’inci sırada tamamlamıştır. İstanbul, Sabiha Gökçen, Antalya, Esenboğa, Adnan Menderes ve Dalaman Havalimanları, Avrupa ve dünya sıralamalarında elde ettikleri başarılarla ülkemizin havacılık altyapısındaki güçlü konumunu gözler önüne sermiştir. 58 havalimanı sayımızı yapım çalışmaları devam eden Yozgat ve Bayburt-Gümüşhane havalimanlarıyla 60’a çıkaracağız inşallah. 2003’te 60 olan dış hat uçuş noktamızı yüzde 492 artırarak 2025 yılında 355’e çıkardık. Bu konuda dünyanın en yüksek ağına sahip ülkeyiz" şeklinde konuştu. Bakan Uraloğlu, üç etapta yürütülen Trabzon Yeni Havalimanı projesiyle Karadeniz’in en yoğun hava trafiğine sahip merkezine yeni bir kapasite kazandırılacağını ve tamamlandığında Trabzon’u uluslararası bir uçuş merkezi haline getireceklerini dile getirdi. "Esenboğa Havalimanı’nın kapasitesi 30 milyona ulaşacak" Antalya Havalimanı kapasite artırımı projesi ile Türkiye’nin turizm başkentinde yolcu kapasitesini 35 milyondan 82 milyona çıkardıklarını belirten Bakan Uraloğlu, "Ankara’yı bölgesel bir hava taşımacılığı merkezi haline getiriyor, yeni pist ve terminal çalışmalarıyla 30 milyon yolcu kapasitesine ulaşarak başkentimizin havacılık vizyonunu güçlendiriyoruz" şeklinde konuştu. Türkiye’nin denizcilikte de büyük bir yükseliş içinde olduğuna dikkati çeken Uraloğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Yük elleçleme miktarımız 456 milyon tonu aştı. Dünyanın en fazla konteyner elleçleyen ilk 100 limanı arasında olan Ambarlı, Kocaeli, Tekirdağ ve Mersin Limanlarımızın yanına bu yıl ilk kez listeye giren Aliağa Limanımızı da ekledik. Bu yıl denizcilikte ülkemize sınıf atlatan tarihi bir başarı elde ettik. 2002 yılında 17’inci sırada yer alan filomuz, 2025 yılının ilk yarısında 2 bin 203 gemiyle dünya deniz ticaretinde 10’uncu sıraya yükseldi. Montrö Sözleşmesi’ndeki ‘Altın Frank’ güncellemeleriyle boğaz geçiş gelirimiz son üç yılda 38 milyon dolardan 223 milyon dolara yükseldi. Tersanelerimiz gemi inşasının tüm aşamalarını kendi bünyesinde gerçekleştiren bir yapıya ulaştı. Yıllık üretim yaklaşık 300 bin dedveyt ton kapasiteye, ihracat değeri kilogram başına 20 dolara çıktı. Aydıncık Yat Limanı’yla deniz turizmine yeni bir soluk kazandırıyoruz." "5G ihalesinden 3 milyar 534 milyon dolar gelir elde ettik" Bakan Uraloğlu, 5G teknolojisine geçerek iletişim ağını güçlendireceklerini belirterek, "16 Ekim’de yapılan 5G ihalesinden 3 milyar 534 milyon dolar gelir elde ettik. Bu kaynak, altyapı yatırımlarımızı ve Ar-Ge çalışmalarımızı güçlendirecek, ekonomimize katkı sağlayacaktır. 5G ile düşük gecikme ve yoğun bağlantı altyapısıyla akıllı şehirlerden otonom araçlara, sanayiden eğitime kadar her alanda güçlü haberleşme altyapımızla yeni bir çağın kapılarını aralıyoruz" dedi. "Toplam yatırım tutarı 189 milyar lira olan 44 projeyi tamamlayarak vatandaşımızın hizmetine sunduk" 2025 yılının ulaştırma ve haberleşmede büyük atılımların hayata geçtiği bir yıl olduğunu dile getiren Bakan Uraloğlu, "Yollarımız, havalimanlarımız, limanlarımız ve haberleşme altyapımızla Türkiye’nin çehresi değişti. 2025 yılında toplam yatırım tutarı 189 milyar lira olan 44 projeyi tamamlayarak vatandaşımızın hizmetine sunduk" açıklamasında bulundu. Bakan Uraloğlu, sözlerine şöyle devam etti: "10 Ocak’ta Aydın-Denizli Otoyolu’nu, 17 Ocak’ta Konya Çevre Yolu’nun ikinci kesimini, 18 Ocak’ta Antalya Korkuteli-Elmalı Yolu’nu, 24 Ocak’ta Malatya Çevre Yolu’nun ikinci etabını, 25 Ocak’ta Elazığ-Harput Yolu’nu, 31 Ocak’ta Pazarkule-Edirne-TEM Bağlantı Yolu’nu tamamlayarak trafiğe açtık. 14 Mart’ta ilk milli banliyö tren setimizin teslimini gerçekleştirdik. 23 Mart’ta Batman-Hasankeyf Yolu’nu, 12 Nisan’da Antalya Havalimanı’nın yeni terminallerini, 19 Nisan’da Siirt-Kurtalan Yolu’nu tamamlayarak vatandaşımızın hizmetine sunduk. 21 Nisan’da TÜRKSAT 6A’yı hizmete aldık. 25 Mayıs’ta Bolu Göynük Çevre Yolu’nu trafiğe açtık." Sayıştay denetiminde ortaya konan bulguların Bakanlık birimlerince titizlikle ele alındığını söyleyen Uraloğlu, "2024 raporundaki 23 bulgunun 14’ü çözülmüş, 9’u için çalışmalar sürmektedir. Yakından takip ediyoruz. Görmüş olduğunuz tablo 2025 ve 2026 yılı bütçe ödeneklerine ilişkindir. Bakanlığımız, SHGM, KGM ve BTK 2026 yılı toplam bütçe ödeneği 605 milyar lira olarak öngörülmüştür. Geçen seneye oranla yaklaşık yüzde 13’lük bir artış olduğunu görüyoruz" dedi. Toplantı, Bakan Uraloğlu’nun sunumunun ardından Komisyon üyesi vekillerin konuşmaları ile devam etti.
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:28
Bakan Memişoğlu: "(Böcek ailesi) Adli, idari süreç devam ediyor"
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, İstanbul’da hayatını kaybeden Böcek ailesinin tedavisinde sorun saptanmadığını belirterek, "İki hastane de Türkiye’nin en iyi hastaneleri. Bir eksiklik olduğunu düşünmüyoruz ama inceleme yapıyoruz. Adli, idari süreç devam ediyor" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde AK Parti Grup Toplantısı öncesinde basın mensuplarının sorularını cevapladı. İstanbul’da Böcek ailesinin tedavisinde sorun saptanmadığını belirten Bakan Memişoğlu, "İki hastane yeterli hastane, gerekli müdahaleleri arkadaşlar yapmışlar. Ama biz her ihtimale karşı inceleme yapıyoruz. İki hastane de Türkiye’nin en iyi hastaneleri. Bir eksiklik olduğunu düşünmüyoruz ama inceleme yapıyoruz. Adli, idari süreç devam ediyor. Bizim yapabileceğimiz süreçleri beklemek. Baş sağlığı diliyorum aileye, ülkemize. Ama hastane süreçlerinde gördüğümüz kadarıyla bir eksiklik yok. Nasıl kaynaklandığını süreçler bize gösterecek, takip ediyoruz" diye konuştu. Memişoğlu, son dönemde hastanelere gıda zehirlenmesi başvurularının arttığı yönündeki iddialara ilişkin, "İddialarla değil gerçeklerle hareket ediyoruz. Anormal bir durum yok hastanelerimizde. Ama bu sonuçta açıklanması veya araştırılması gereken bir husus. Gerekli merciler bunun araştırmasını yapıp, sonuca çıkaracaklar" şeklinde konuştu.
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:13
Başkan Altun: "Türkiye’deki kadın cinayetleri artık normalize ediliyor"
Saadet Partisi Kayseri İl Başkanı Erdal Altun yaptığı basın açıklamasında, kadın cinayetlerinin son zamanlarda çok fazla arttığını söyleyerek, "Türkiye’deki kadın cinayetleri artık normalize ediliyor" dedi. Kayseri’nin kadın cinayetleri ile bahsedilmesinden rahatsız olduklarını söyleyen Erdal Altun, "Bugün burada yalnızca sorunları sıralamak için değil, bu şehrin ve bu ülkenin gidişatına dair haklı bir itirazımızı ortaya koymak için toplandık. Türkiye, ekonomik darboğazın yanında derin bir toplumsal çürüme yaşıyor. Kayseri de bu tablodan payını fazlasıyla alıyor. Biz, Saadet Partisi olarak bu gerçekleri dile getirmeye devam edeceğiz. Öncelikle geçtiğimiz günlerde yaşadığımız elim kazalar ile kaybettiğimiz 21 şehidimize bir kez daha Allahtan rahmet, yakınlarına ve tüm milletimize sabırlar diliyoruz. Son aylarda ülkenin dört bir yanında kadın cinayetleri artıyor. Bu mesele artık haber bültenlerinin sıradan maddesi haline getirildi; adeta normalize edildi ama biz normalleştirmiyoruz. Hatta sık aralıklar ile şehrimizin bu olaylar ile anılmasından oldukça rahatsızız. Kadınlar, boşanmak istediği için, çalışmak istediği için, hayır dediği için öldürülüyor. Bu tabloyu değiştirmek için hükümetin attığı somut hiçbir adım yok. Koruma kararları uygulanmıyor, şiddet şikayetleri ciddiye alınmıyor, kadın sığınma evleri yetersiz. Buradan net şekilde soruyoruz, bir kadın devletin kapısına sığınıp ‘Beni koruyun’ dediğinde, devlet o kadını korumak zorundadır? Kayseri özelinde de durum farklı değil. Kolluk kuvvetleri, sosyal hizmet birimleri ve yerel yönetimler arasında koordinasyon yok. Kadını koruyacak hızlı reaksiyon mekanizması eksik. Biz bu meseleyi ‘aile yapısı zarar görmesin’ bahanesiyle sümen altı yapan anlayışı reddediyoruz. Aileyi de, kadını da gerçekten koruyacak olan güçlü sosyal politikalardır. Saadet Partisi olarak 2024 yılında "kadına yönelik şiddetin nedenlerinin tespit edilerek bu sebepleri ortadan kaldırmaya yönelik kalıcı çözümler üretilebilmesi" amacıyla bir Meclis araştırması önergesi verdik. Bu önerge kapsamında kurulan komisyona Adalet Bakanlığı, Aile Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı da sunum yaparak katkıda bulundu. Bu araştırma önergesi Saadet Partisi açısından somut bir etki potansiyeli taşıyor: Komisyon kurularak, kadına yönelik şiddetin nedenleri sistematik biçimde ele alındı ve politika önerileri geliştirilmesi hedeflendi. Komisyon raporu, sadece yasal düzenlemeyi değil; zihniyet dönüşümünden kurumsal kapasiteye kadar geniş bir çerçevede öneriler hazırladı. Taslak raporun tamamlanmış olması, sürecin aktif ilerlediğini ve konunun Meclis gündeminde ciddi bir yer tuttuğunu gösteriyor. Ancak "taslak" olması, önerilerin hepsinin kesinleşmediği ve uygulanma sürecinin henüz netleşmediği anlamına da geliyor. Bundan sonrası yaşanan bu acı olaylardan ders çıkartıp kanunlaştırma yetkisini kullanmak zorunda olan AK Parti ve MHP kadrolarına kalıyor" dedi. "Alkollü mekanlar mantar gibi çoğalıyor" Başkan Altun, Kayseri’de özellikle son 1 yıl içerisinde alkollü mekan sayısında dikkat çekici bir artış yaşandığını söyleyerek, "Son bir yıl içinde Kayseri’de alkollü mekân sayısında dikkat çekici bir artış yaşanmıştır. Bu artışın nasıl, neye göre, kime göre yapıldığı ise muamma. Ruhsatların hangi kriterlerle verildiği şeffaf değildir. Mahalle sakinlerinin, esnafın, güvenlik birimlerinin görüşünün alınmadığı ortadadır. Sanki belirli çevreler için özel bir kolaylık sağlanmakta; şehrin değerleri, aile yapısı ve huzuru ikinci plana itilmektedir. Buradan açık bir çağrı yapıyoruz, belediye başkanları, meclis üyeleri, bu ruhsatları kimlere veriyorsunuz? Bu kriterler neden kamuoyuyla paylaşılmıyor? Özellikle yoğun yerleşim bölgelerinde, okullara ve camilere yakın noktalarda bu tip işletmelerin mantar gibi çoğalması Kayseri’nin kültürel kimliğine kast eden bir uygulamadır. Şehrin kimliğini korumak, her belediye başkanının asli sorumluluğudur; siyasi hesaplarla pazarlık konusu yapılacak bir mesele değildir" ifadelerini kullandı. "Şehit acısına saygı duymayı öğrenecekler" Kayseri’de şehit cenazesinin olduğu günün akşamında eğlence programı organize edildiğini söyleyen Başkan Altun, "Bir şehidimizin defnedildiği gün eğlence programı organize edilmesi, bu şehirde yönetim anlayışının nasıl bir vurdumduymazlığa dönüştüğünün açık kanıtıdır. Milletin en kutsal değerlerinden biri şehidine gösterdiği saygıdır. Ülke genelinde ulusal yas konuşulurken, Kayseri’de eğlence yapılması "program vardı, iptal edemedik" denecek bir mesele değildir. Bu, yöneticilerin toplumun nabzından ne kadar uzaklaştığının, hassasiyetleri okuyamadığının, halkın acısıyla dertlenmediğinin göstergesidir. Buradan tekrar uyarıyoruz, Kayseri’nin yöneticileri, bu milletin ortak acılarına saygı duymayı öğrenecek. Bu şehirde böyle bir yanlış bir daha tekrar etmemeli, edilirse bunun hesabını milletimizin soracağından şüphemiz yoktur" dedi. "Gençlerde madde bağımlılığı karşımıza çok çıkıyor" Başkan Altun, Kayseri’nin çoğu mahallesinde gençlerin madde bağımlılığının karşılarına çıktığını söyleyerek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Kayseri’nin birçok mahallesinde gençlerde madde bağımlılığı ciddi şekilde karşımıza çıkıyor. Aileler korkuyor ama çözüme ulaşamıyor, çünkü yalnızlar. Belediyeler park yapıyor ama güvenlik yok. Gençlik merkezi diyorlar ama işlev yok. Sosyal destek diyorlar ama saha çalışması yok. Saadet Partisi olarak diyoruz ki; Valilikten kaymakamlıklara, okul yönetimlerinden emniyete sivil toplum kuruluşlarından siyasi partilere kadar güçlü ve koordineli bir mücadele ağını derhal kurmalıyız. Bu konuda Valiliğin özverili çalışmalarına karşı toplumun her kesimini bu hassas konuya destek vermeye davet etmeliyiz. Kolluk kuvvetlerimize yardımcı olmalı ve hep beraber şehrimizi bu illetten kurtarmalıyız. Biz Saadet Partisi olarak vurdumduymaz tavırları ve duygusuzluğu asla kabul etmiyoruz. "Her şey yolunda" diyenlerin aksine, gerçekleri milletimizin gözünün içine bakarak söylüyoruz. Bu şehrin sorunları ertelenemez. Bu milletin hassasiyetleri görmezden gelinemez. Gençlerimizin, kadınlarımızın, ailelerimizin feryadı duymazdan gelinemez. Buradan tüm yöneticilere sesleniyoruz: Sorumluluğunuzu hatırlayın. Şehrinize sahip çıkın. Milletin değerlerini hafife almayın. Biz bu yolda doğruları söylemeye, yanlışları uyarmaya ve çözümü ortaya koymaya devam edeceğiz. Kayseri’miz için, ülkemiz için, insanımız için hakikatin yanında durmayı sürdüreceğiz."
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:08
Bakan Tekin: "2024 KPSS ile KPSS+mülakat sistemiyle son öğretmen atamasını 24 Kasım’da Cumhurbaşkanımızın katılımıyla yapmış olacağız"
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AK Parti grup toplantısı öncesi basın mensuplarının sorularını cevapladı.
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:04
Bakan Memişoğlu: (Böcek ailesi) "Hastane süreçlerinde gördüğümüz kadarıyla bir eksiklik yok ama yine de her ihtimale karşı incelemeleri yapıyoruz"
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, İstanbul’da Böcek ailesinin tedavisinde sorun saptanmadığını aktararak, "2 hastanede Türkiye’nin en iyi hastaneleri. Bir eksiklik olduğunu düşünmüyoruz ama inceleme yapıyoruz. Adli, idari süreç devam ediyor" dedi.Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde AK Parti Grup Toplantısı öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.İstanbul’da Böcek ailesinin tedavisinde sorun saptanmadığını belirterek, "2 hastane yeterli hastane gerekli müdahaleleri arkadaşlar yapmışlar. Ama biz her ihtimale karşı inceleme yapıyoruz. 2 hastanede Türkiye’nin en iyi hastaneleri. Bir eksiklik olduğunu düşünmüyoruz ama inceleme yapıyoruz. Adli, idari süreç devam ediyor bizim yapabileceğimiz süreçleri beklemek. Baş sağlığı diliyorum aileye, ülkemize. Ama hastane süreçlerinde gördüğümüz kadarıyla bir eksiklik yok. Nasıl kaynaklandığı süreçler bize gösterecek takip ediyoruz" diye konuştu.Memişoğlu, son dönemlerde hastanelere gıda zehirlenmesi başvurularının arttığı yönündeki iddialara ilişkin, "İddialarla değil gerçeklerle hareket ediyoruz. Anormal bir durum yok hastanelerimizde ama bu sonuçta açıklanması veya araştırılması gereken bir husus gerekli merciler bunun araştırmasını yapıp sonuca çıkaracaklar" şeklinde konuştu.
19 Kasım 2025 Çarşamba - 09:11
Fırat’tan İsrailli bakana sert tepki
AK Parti Erzurum Milletvekili Abdurrahim Fırat, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı sosyal medyada hedef alan İsrail Diaspora Bakanı Amichai Chikli’ye sert sözlerle tepki gösterdi. Fırat, "Türkiye’nin kararlı ve stratejik dış politika hamlelerinin Siyonist İsrail yönetiminin dengesini bozduğunu" belirtirken, Chikli’nin açıklamalarına dikkat çekti. İsrailli bakan Chikli’nin, Türkiye’nin ABD ve Batı ülkelerinin politikalarını etkilediğini söyleyerek çaresizliğini itiraf ettiğini vurgulayan Fırat, "Ne oldu Chikli? İsrail’in ABD’deki en etkili lobisi AIPAC artık istediği gibi at koşturamıyor mu?" ifadelerini kullandı. Çaresizliğin itirafı AK Parti Erzurum Milletvekili Abdurrahim Fırat’ın resmi X hesabından yaptığı açıklama şöyle: "Türkiye’nin kararlı ve stratejik dış politika hamleleri, Siyonist İsrail yönetiminin dengesini bozmuş durumda! Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan’ı alçak ifadelerle hedef alan İsrail Diaspora Bakanı Amichai Chikli, Türkiye’nin ABD ve Batı ülkelerinin politikalarını etkilediğini itiraf ederek, çaresizliğini ele verdi! Ne oldu Chikli? İsrail’in ABD’deki en etkili lobisi AIPAC artık istediği gibi at koşturamıyor mu? Siyonist şebeke cezalandırılmalı Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan’a saldıran Netanyahu ve kabinesi, 21. yüzyılın soykırımcı şebekesi olarak tarihe geçmektedir. Gazze’de on binlerce masum sivili katleden bu Siyonist yapı, savaş suçlusu olarak yargılanmalı ve hak ettiği cezayı almalıdır. Bunca katliamın sorumlularının hâlâ açıklama yapabilmesi bile insanlığın vicdanını yaralamaktadır."
19 Kasım 2025 Çarşamba - 00:58
Bakan Fidan: "AB almak istediği zaman yürümeyecek bir süreç yok"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin AB’ye üyelik süreciyle ilgili, "AB almak istediği zaman yürümeyecek bir süreç yok. Belli hatalarımız yok mu? Hatalarımız var. Düzeltilemez mi? Rahat düzeltilir. Ama bu bizim AB’yle olan üyelik ilişkisinde karşılaştığımız anomaliyi değiştirmiyor. Bunların ilk önce bir irade ortaya koyması lazım" dedi. Dışişleri Bakanı Fidan, Türkiye Büyü Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonunda, Bakanlığının 2026 yılı bütçesine ilişkin yapılan görüşmelerde milletvekillerinin sorularını ve eleştirilerine cevap verdi. 2026 yılı bütçesi için Özel Kalem giderlerine ayrılan bütçeye ilişkin kendisine yöneltilen soruya Bakan Fidan, "Ben de hakikaten ‘bu para nedir’ dedim. Ben bu kadar hani ihtiyacım yok. O para şimdi önergeyle değiştireceğiz. NATO Zirvesinin parasını nereye koyalım demişler. Özel kalem tertibine koymuşlar. Antalya Diplomasi Forumu’nu da oraya koymuşlar. Bu paralar oraya ait paralar. Şimdi ben arkadaşlarla dedim. Ben onu orada görmek istemiyorum. Ne gerekiyorsa yapın, Protokol Genel Müdürlüğünün bütçesine atın onları ben özel kalemde görmeyeyim. O kadar parayla zaten bir işimiz yok" ifadelerini kullandı. "Genel müdür olup da sırası gelip büyükelçi olamayan yok" Dışişleri Bakanlığında diplomatik konularla ilgili genel müdürlerin ve genel müdür yardımcılarının hepsinin kariyerden gelen liyakatli atamalar sonucu yerleştiğini vurgulayan Bakan Fidan, "Buradaki arkadaşlar kariyerlerden gelen arkadaşlar. Yardımcıları da kariyerden. Genel müdür olup da sırası gelip büyükelçi olamayan yok. Dışarıdan büyükelçi atamayla ilgili konu, siyasi tasarruf irade meselesi başka bir tarzda konusu demokrasilerde. Bizim bakanlığımızda genel müdür olmuş, sırasını tamamlamış, atanmamış insan yok. Genel müdür yardımcısı olmuş, sırası gelmiş, atanmamış insan yok. Temsilcilik sayımız zaten gereğinden fazla var. Zamanında çok az insan alındığı için bu seçkin diplomatik kadrolar burada. Siyasi dairelere bakan arkadaşların hepsi kariyerden gelen arkadaşlar. Genel müdür arkadaşlar uzmanlık isteyen. Yani bakanlıkta daimi olması gereken Bakanlığın kendi alanında yetiştiremediği arkadaşları ben dışarıdan getirmek zorunda kaldım. Bu benim bu vatana borcum. Bu bakanlıkta sırf makam vermek için birisine bir şey verilmez. Bir bilgi işlemci atayacaksanız bilgi işlemci getirirsiniz" şeklinde konuştu. "En fazla kadın yönetici ve kadın personel yüzdesi olan bakanlık Dışişleri Bakanlığı" Dışişleri Bakanlığında çalışan kadın-erkek eşitliği noktasında Bakan Fidan şu ifadeleri kullandı: "Sistem içerisinde en fazla kadın yönetici ve kadın personel yüzdesi olan bakanlık Dışişleri Bakanlığı ve ben geçen sefer de söyledim ilk defa Dışişleri Bakanlığı tarihinde ben Bakan olduktan sonra en üst unvanı gururla bir meslektaşımızı, Berris Hanım’ı atadık. Daha önce o unvanına gelmiş bir kadın meslektaşımız olmadı." "Vize verirken açıkçası bizden vize isteyen ülkelerin perspektifiyle yaklaşıyoruz" Türkiye’ye her yıl 60 milyondan fazla turistin geldiğini belirten Bakan Fidan, ziyaret eden turistlerin birçoğunun vize uygulaması ile geldiğine işaret ederek, "Turizm Bakanımız (Mehmet Nuri Ersoy) mümkün olduğunca benden vizeyi kaldırmamı istiyor birçok ülkeye. Onunla da zaman zaman istişarelerimiz oluyor. Ama biz de vize verirken açıkçası bizden vize isteyen ülkelerin perspektifiyle yaklaşıyoruz. Diyelim, adam hasta getirmek istiyorum diyor. Gelirken gerçekten hasta, hastaneye mi geliyor yoksa burada başka bir şekilde mi olacak? Çok fazla detaylı konular var. Bu vize meselesi önemli. Bunu daha iyi nasıl yönetiriz diye ilk defa daha önce olmayan bir şey yaptık. Bütün baş konsoloslarımızı topladık. Biliyorsunuz iki sene önce geçirdiğimiz bir kararla teşkilat yapımızı değiştirmiştik. Konsolosluk hizmetlerini yürüten ayrı bir genel müdürlük vize işlemlerini yürüten de ayrı bir genel müdürlük kurduk ki yabancılara ve Türk vatandaşlarına yönelik hizmetleri uzmanlık alanı olarak birbirinden ayırdık. Bu konuda alanda bizim için çalışan en önemli unsurumuz başkonsoloslarımız ve konsoloslarımızı çağırdık. Burada bir çalışta yaptık. Çok detaylı çalıştay yaptık" ifadelerine yer verdi. "AB ülkelerin vize konusunda kendilerinden bir inisiyatif yok" Türkiye pasaportunun ‘değersizleştiği’ iddialarına yönelik Bakan Fidan, "Vizeyle ilgili problemimizin olduğu bir tane kapı var, AB kapısı. Gittiğiniz 27 ülkenin hepsi AB’ye müracaat. Bu ülkelerin kendilerinden bir inisiyatif yok. Hepsi ortak veri tabanından, ortak kriterlerle, ortak kontrol mekanizmalarıyla ve kotalarla size vize veriyorlar. Dolayısıyla ‘Biz her ülkeye gittik. Pasaportumuz itibarsızlaştı, Yüzümüze kapılar kapanıyor’ ifadesi biraz buradan abartma oluyor. Burada böyle bir şey yok. 27 ülke aslında bir tane ülke olmuş. Bir ülke size sınırlama getiriyor. İki sebepten dolayı, genç insanınız gittiği zaman orada kalacağını düşünüyor. Neden öyle düşünüyor? Kendi içerisindeki göç meselesi inanılmaz derecede içerideki siyasi denklemi değiştiren bir husus olmuş. Siyasi yapılar, hükümetler sırf bu meseleden dolayı değişiyor. Aşırı sağın yükselmesini göçmen hareketliğine bağlamışlar. Özellikle, Müslüman göçmen hareketliğiyle belli Müslüman ülkelerden göç almasına. Şimdi Avrupalı tırnak içerisinde modern olduğu için ben Müslüman istemiyorum diyemiyor. Onun için adı konmamış örtülü birtakım uygulamalar getirebiliyor. Biz bunları arazide birebir tespit edip üstüne giderek Avrupalı muhataplarla bir yere getirmeye çalışıyoruz. Ama burada tabii ki sürecin bu kadar karşılıklı bağımlılık geliştirdikten sonra olması gereken aşaması vize serbestisi aşaması olmalıymış. Yani Avrupa’nın normal macerasında böyle bir şey var. Şimdi 230 milyar euroluk karşılıklı ticaretiniz var ve bu ticareti beraber yapıyorsunuz. Onun dışında inanılmaz bir sosyal hareketlilik var, öğrenci hareketliliği var, iş adam hareketliliği var. Orada yaşayan Türkler var. Bu hareketliliği mümkün kılacak tek şey vize serbestisi. Avrupa da bunun bilincinde ama kimlik politikasından dolayı Avrupa Türkiye’yle olan ilişkilerinde gündeme getirdiği kimlik politikasından dolayı belli konuları askıya almış durumda" değerlendirmesinde bulundu. "AB almak istediği zaman yürümeyecek bir süreç yok" Türkiye’nin AB üyeliğinde 2019 yılından sonra hem Suriye’deki olaylar hem de Doğu Akdeniz’deki Türkiye’nin ortaya koyduğu tavır neticesinde sürecin askıya alındığını anımsatan Fidan, "Avrupa Birliği fasılları açtığı zaman bizi fasıllardaki kriterler üzerinden değerlendirmesi kadar normal bir şey yok. Fasıl açar der ki ‘Senin şuran hatalı şunu düzelt. Buran hatalı bunu düzelt’ veya ‘bunları beraber götürelim.’ Fakat bu irade yok. Yani 2007’de bu irade donduruldu. Avrupalılarla ben konuştuğum zaman ‘Sarkozy öncesi döneme’ gitmemiz gerekir diyorum. Sarkozy geldi, Merkel’le beraber o dönem dedi ki ‘Türkiye tarihi bir noktaya gidiyor. Avrupa Birliği üyeliği kaçınılmaz olacak bu süreçte. Biz Avrupa Birliği’ni tanımlarken böyle bir tanımlamaya hazır değildik’ noktasına geldi. Vizyoner değillerdi. İki sebep yani Müslüman bir ülkeyi kendi içlerine almama konusunda bir irade ortaya koydular. Avrupa’nın iki itici gücü. Fransa daha net irade koydu. Almanya burada sessiz kaldı" dedi. AB almak istediği zaman yürümeyecek bir süreç yok. Buradaki partilerin olduğu bir yerde bu kadar irade varken bu kadar istek varken bu kadar aydınlanma varken bir kere bu olur. Belli hatalarımız yok mu? Hatalarımız var. Düzeltilemez mi? Rahat düzeltilir. Ama bu bizim AB’yle olan üyelik ilişkisinde karşılaştığımız anomaliyi değiştirmiyor. Bunların ilk önce bir irade ortaya koyması lazım" dedi. "KKTC’nin varlığı bizim için tarihsel bir zorunluluktur" Kendisine yöneltilen Kıbrıs meselesi sorusuna ilişkin Fidan, DEM Parti tarafından ilk defa dış politika hakkında Suriye dışında bir soru geldiğine dikkati çekerek, "Kıbrıs meselesinde, bizim geldiğimiz noktada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığı bizim için tarihsel bir zorunluluktur. Anlatılırken şöyle anlatılıyor. Aktör eksikliği var. İki tane aktör varmış gibi anlatılıyor. Bu Kıbrıs meselesinde, bir Kıbrıslı Türkler var, bir de Türkiye var. Biz ne istersek o olacak. Şimdi biz bir bakın tekrar yakın tarihi hatırlatmakta fayda görüyorum" diye konuştu.
18 Kasım 2025 Salı - 22:47
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda ortak açıklama
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından yapılan ortak açıklamada, "Başta Meclis Başkanımız olmak üzere, komisyon çalışmalarında özveri ile sorumluluk yüklenenlere yönelik her türlü ithamın karşısında ortak bir tavırla duracağımızı hatırlatıyoruz" denildi. TBMM’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "’Terörsüz Türkiye’ hedefi doğrultusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun bugün gerçekleştirilen 17. toplantısında, son dönemde siyasi nezaket ve üslupla bağdaşmayan bazı söylemlere karşı ortak açıklama metni okunmuş ve oylanarak ittifakla kabul edilmiştir" denildi. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun ortak açıklamasında şunlar kaydedildi: "Kapsamlı istişareler sonucunda geniş bir temsil ve uzlaşı ile kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun çalışmalarını uyum içerisinde sürdürmesinden rahatsızlık duyan bazı kesimlerin Komisyonumuza ve Meclis Başkanımıza yönelik mesnetsiz ithamlarda bulunduklarını üzüntüyle takip etmekteyiz. Bilindiği üzere Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, siyasi partilerimizin genel başkanlarının iradeleri doğrultusunda 11 ayrı siyasi partiden 51 milletvekilimizin katılımıyla kurulmuştur. Toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi, milli birlik ve kardeşliğimizin pekiştirilmesi, özgürlük, demokrasi ve hukuk devleti alanlarında çalışmalar yapmak amacıyla kurulan Komisyonumuzun tek gayesi gelecek nesillere huzur ve barış dolu bir Türkiye bırakmaktır. Şu ana kadar her kesimden farklı fikirlerin serbestçe ifade edildiği ve demokratik olgunluk içerisinde yüksek özveriyle çalışan Komisyonun başarılı olabilmesi için Başkanlık makamının tarafsız ve birleştirici rolü ile Sayın Numan Kurtulmuş’un siyasi nezaketinin ve yapıcı kişiliğinin de büyük bir fırsat olduğunun altını çizmek isteriz. Komisyon çalışmalarının tamamlanmasına yaklaşılan bir dönemde herkesin kullandığı dile ve üsluba azami özen göstermesi gerektiğini vurguluyor, başta Meclis Başkanımız olmak üzere, komisyon çalışmalarında özveri ile sorumluluk yüklenenlere yönelik her türlü ithamın karşısında ortak bir tavırla duracağımızı hatırlatıyoruz."
18 Kasım 2025 Salı - 22:01
İBB Meclisi’nde "iddianame" gerginliği
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclisi’nde yapılan 2026 yılı İETT bütçe görüşmeleri sırasında AK Parti Meclis Üyesi Muhammed Kaynar’ın iddianamedeki İETT ihalelerindeki usulsüzlükler ve HTS kayıtları ile ilgili konuşması üzerine gerginlik yaşandı.
18 Kasım 2025 Salı - 21:56
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 17. toplantısı sona erdi
TBMM’den, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 17’nci toplantısına ilişkin yapılan açıklamada, "Komisyon, bugüne kadar gerçekleştirdiği çalışmaları değerlendirmek, İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumuna gidilmesi konusu da dahil olmak üzere gelecek süreçte yapacağı çalışmaları görüşmek için 21 Kasım 2025 Cuma günü saat 14.00’te toplanacaktır" denildi. "Terörsüz Türkiye" olarak bilinen komisyonun ardından TBMM tarafından yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada şunlar kaydedildi: "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 18 Kasım 2025 Salı günü TBMM Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş’un başkanlığında TBMM Tören Salonu’nda toplanmıştır. Komisyonun 17’nci toplantısında, TBMM Başkanımız açılış konuşması yapmış, kapalı gerçekleşen bölümde ise İçişleri Bakanı Sayın Ali Yerlikaya, Milli Savunma Bakanı Sayın Yaşar Güler ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Sayın İbrahim Kalın sunum yapmış ve milletvekillerinin soruları yanıtlanmıştır. Toplantının açık yapılan kısmında, son dönemde siyasi nezaket ve üslupla bağdaşmayan bazı söylemlere karşı Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun ortak açıklama metni okunmuş ve oylanarak ittifakla kabul edilmiştir. Komisyon, bugüne kadar gerçekleştirdiği çalışmaları değerlendirmek, İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumuna gidilmesi konusu da dahil olmak üzere gelecek süreçte yapacağı çalışmaları görüşmek için 21 Kasım 2025 Cuma günü saat 14.00’te toplanacaktır." Ahmet Umur Öztürk
18 Kasım 2025 Salı - 21:45
Çarşamba Belediye Başkanı’nın OSB davası kesinleşti: Mahkemeden ikinci ret
Samsun’un Çarşamba Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Müteşebbis Heyeti üyelerinin belirlenmesine ilişkin Çarşamba Belediye Meclisi kararı, Belediye Başkanı Hüseyin Dündar’ın tüm itirazlarına rağmen hem idare mahkemesi hem de bölge idare mahkemesi tarafından kesin olarak hukuka uygun bulundu. 2 Mayıs 2024 tarihli meclis toplantısında görüşülen OSB müteşebbis heyeti üyelerinin seçimine dair karar, Belediye Başkanı Hüseyin Dündar tarafından "hukuka aykırı olduğu" gerekçesiyle yeniden görüşülmek üzere meclise iade edildi. Çarşamba Belediye Meclisi, 4 Haziran 2024’te konuyu tekrar ele alarak gizli oylamayla heyette yer alacak üyeleri yeniden seçti ve karar kesinleşti. Ancak Başkan Dündar, "belediye başkanının OSB heyetinin doğal üyesi olması gerektiği" iddiasıyla bu kesinleşmiş kararı yargıya taşıdı. Samsun 1. İdare Mahkemesi, Çarşamba Belediye Meclisi’nin kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı 22 Kasım 2024’te reddetti. Dündar’ın Bölge İdare Mahkemesi’ne yaptığı istinaf başvurusu da reddedildi ve karar kesinleşti. Cumhur İttifakı (AK Parti-MHP) Grubu, davaya katılma talebinde bulunarak süreçte yer aldı ve sunduğu cevap dilekçesinde; "OSB Kanunu’nda belediye başkanının heyetin doğal üyesi olduğuna dair hiçbir hüküm bulunmadığı, heyette yer alacak kişilerin meclis tarafından seçildiği" vurgulandı. "Belediye meclisi tek bir parti mensubu, kişisel husumetle hareket ediyor" iddiası tepki çekti Başkan Dündar’ın mahkemeye sunduğu dilekçede yer alan "Çarşamba Meclisi’nin büyük çoğunluğunun tek bir parti mensubu olduğu, belediye başkanına muhalif davranarak kişisel husumet ve keyfilikle hareket ettikleri" yönündeki ifadeleri dikkat çekti. AK Parti Çarşamba İlçe Başkanı Ersin Sandıkcı, Dündar’ın bu açıklamalarına tepki göstererek meclisin bugüne kadar başkan tarafından getirilen 59 maddenin 58’ini olduğu şekliyle kabul ettiğini hatırlattı. Sandıkcı, "Bunun neresi engellemek, neresi yetki kısıtlamaktır? Meclis neredeyse tüm kararları onaylamışken kişisel husumet iddiası gerçeklikle bağdaşmıyor" dedi. "Asıl kısıtlanan AK Parti iktidarının ilçeye kazandırdığı projelerdir" Sandıkcı, Başkan Dündar’ın göreve gelmesinden bu yana ilçede birçok önemli projenin durduğunu vurgulayarak şu örnekleri sıraladı: "Kaymakamlık Hizmet Binası: Başkan Dündar’ın vekili olan avukatın açtığı dava ile durduruldu, Başkan tarafından mühürlendi; üst mahkeme kararıyla yeniden başladı. TEKSTİLKENT Projesi: 12 fabrika ve 2 bin 500 istihdam hedefiyle tamamlanmak üzereyken Nisan 2024’ten beri hiç ilerleme olmadı. Olimpik Yüzme Havuzu: Nisan 2024’te tamamlanmasına rağmen iki yazdır açılmadı. Yöresel Ürünler Pazarı: İnşaatı bitmesine rağmen hizmete alınmadı. Bilim Merkezi: İnşaatı Nisan 2024’ten bu yana tamamen durdu." Sandıkcı, "Tamamlanmış projeleri hizmete almamak daha büyük bir keyfilik değil midir?" diye sordu. "OSB Kaynaklarını kim kullanamaz?" sorusu gündemde Başkan Dündar’ın istinaf dilekçesinde yer alan, "Belediye Başkanı OSB heyetinde olmazsa bölgenin kaynakları nasıl uygun kullanılacak?" ifadesine de tepki gösteren Sandıkcı, OSB heyetinde bulunan kurumları hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu: "Samsun Valisi, Çarşamba Kaymakamı, İlkadım Kaymakamı, TSO Başkanı ve TSO üyeleri ile Büyükşehir ve Çarşamba Belediye Meclisi üyeleri bu heyette yer almaktadır. Bu kurumların bölgenin ihtiyaçlarını karşılayamayacağını ima etmek büyük bir talihsizliktir." Sandıkcı, Başkan Dündar’ın bu iddiasına açıklık getirmesi gerektiğini ifade etti. Çarşamba Belediye Başkanı Hüseyin Dundar ise konuyla ilgili açıklamada bulunmadı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder