GÜNDEM - 23 Ocak 2026 Cuma 12:01

Niğde Geven Balı’nın coğrafi işareti tanıtıldı, arıcılık eğitimi verildi

A
A
A
Niğde Geven Balı’nın coğrafi işareti tanıtıldı, arıcılık eğitimi verildi

Şehit Ömer Halisdemir Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Niğde Geven Balı Coğrafi İşaret Tanıtımı ile Arı Yetiştiriciliği ve Hastalıkları Eğitimi Programı geniş katılımla gerçekleştirildi.


Programa Niğde Valisi Nedim Akmeşe, Belediye Başkan Vekili Nurdan Özkul, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Uslu, İl Tarım ve Orman Müdürü Furkan Mete, Niğde İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Niğmetullah Şentürk, alanında uzman akademisyenler, kurum temsilcileri ve çok sayıda üretici katıldı. Programda konuşan Niğde Valisi Nedim Akmeşe, Niğde Geven Balı’nın coğrafi işaret tescilinin ürün kalitesini güvence altına alan ve üreticinin emeğini koruyan önemli bir kazanım olduğunu ifade etti. Niğde’nin yüksek rakımı, temiz çevresi ve zengin florasıyla arıcılık açısından ayrıcalıklı bir konuma sahip olduğunu vurgulayan Vali Akmeşe, il genelinde 44 bin 863 arılı kovan bulunduğunu ve yıllık ortalama 564 ton bal üretimi gerçekleştirildiğini belirterek Niğde Geven Balı’nın yüksek kalitesiyle katma değeri yüksek ve stratejik bir ürün niteliği taşıdığına da dikkat çekti. Vali Akmeşe; bilimsel katkıları ve ev sahipliği dolayısıyla Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Uslu’ya ve üniversitenin akademisyenlerine teşekkür etti.


Vali Akmeşe ayrıca programın düzenlenmesinde emeği geçen Niğde Belediyesi, Niğde İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Ahiler Kalkınma Ajansı, Türk Patent ve Marka Kurumu ile Niğde İli Arı Yetiştiricileri Birliği’ne teşekkür ederek, programın arıcılık sektörü ve Niğde için hayırlı olmasını temenni etti.



Niğde Geven Balı’nın coğrafi işareti tanıtıldı, arıcılık eğitimi verildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Van’da hastanın göğüs kafesi açılmadan akciğerin yarısı çıkarıldı Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk kez uygulanan "Uniportal VATS" yöntemiyle hastanın göğüs kafesinde büyük bir kesi açılmadan sol üst akciğer lobu kapalı yöntemle çıkarıldı. Van’ın İpekyolu ilçesinde yaşayan Nazime Alioğlu (63), göğüs ağrısı şikâyetiyle Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvurdu. Yapılan tetkiklerde hastanın sol akciğerinin üst lobunda kitle tespit edilmesi üzerine cerrahi müdahale kararı alındı. Hastanede gerçekleştirilen operasyonda, sadece tek bir küçük kesiden ilerletilen kamera ve ileri teknolojik cerrahi ekipmanlar kullanıldı. Bu yöntemle hastanın sol üst akciğer lobu (lobektomi) tamamen kapalı olarak başarıyla alındı. Uniportal VATS tekniğinin, klasik açık ameliyatlara kıyasla daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış süresi ve daha hızlı iyileşme gibi avantajlar sunduğu belirtildi. Operasyon sonrası hastanın genel durumunun iyi olduğu ve taburculuğunun planlandığı kaydedildi. Konuya ilişkin konuşan Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Beniz İrem Ersoy Şığva, hastanın göğüs ağrısı şikâyetiyle polikliniğe başvurduğunu belirtti. Op. Dr. Şığva, "Yapılan tetkiklerde hastanın sol akciğerinin üst lobunda kitle tespit edildi. Bunun üzerine cerrahi müdahale kararı alındı. Bölgede nadir yapılan ve hastanemizde ilk kez uygulanan tek kesiden kapalı ameliyat (Uniportal VATS) yöntemiyle hastanın sol akciğer üst lobu başarıyla çıkarıldı" dedi. Ameliyatın kapalı yöntemle gerçekleştirilmesi sayesinde hastanın ameliyat sonrası konforunun arttığını dile getiren Şığva, "Hastanın ağrısı daha az oldu ve hastanede yatış süresi kısaldı. Genel durumu iyi olan hastamızın yarın taburcu edilmesi planlanıyor" ifadelerini kullandı. Uniportal VATS yönteminin dünyada yaygın olarak kullanılan cerrahi tekniklerden biri olduğunu belirten Şığva, "Normalde kapalı akciğer ameliyatları iki ya da üç farklı kesiden yapılırken, teknolojinin gelişmesiyle birlikte hastanemizde bu operasyon tek bir kesiden başarıyla gerçekleştirildi" diye konuştu. Göğüs ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran ve yapılan başarılı ameliyatın ardından annesinin sağlığına kavuştuğunu ifade eden Haşim Alioğlu isimli hasta yakını ise operasyonu gerçekleştiren Op. Dr. Beniz İrem Ersoy Şığva ve Op. Dr. İlknur Aydar’a teşekkür etti.
Kayseri Eğitim sevdası emeklilik tanımadı: 19 köy okulunu yenilediler 42 yıl görev yaptıktan sonra emekli olan öğretmen İsmet Acı; emekliliğinin ardından eğitime desteğini sürdürerek, 19 köy okulunun yenilenmesine öncü oldu. Kayseri’de eğitimci olarak çeşitli kademelerde 42 yıl görev yapan İsmet Acı, emekli olduktan sonrada eğitime desteğini sürdürmeye devam ediyor. Kayseri İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü Elemanları ve hayırseverlerin desteği ile köy okullarına tadilat yaptırdığını belirten Acı, toplam 19 köy okulunda yenileme çalışması yaptıklarını söyledi. Çalışmaları hakkında bilgiler veren İsmet Acı, "1980 yılından 1990 yılına kadar Büyük Toraman Ortaokulu’nda müdürlük yaptım. 1990 yılından 2001 yılına kadar Felahiye İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğü yaptım. 2001 yalında oradan ayrıldım Eskişehir Bağları Şehit Jandarma Komando Er Hacı Aydıncı İlkokulu’nda müdürlük yaptım 6 yıl. Talas Süleymanlı Fatma Aksoy Ortaokulu’nda 2020 yılında emekli oldum ve yaklaşık 42 yıl eğitime hizmet ettim. 2011 yılında Dadaloğlu İlkokulu müdürüyken öğretmenler günümüzü kutladık ve odama çıktım. Öğretmenler odasının önünden geçerken. Öğretmenler odasına birisi büyük bir çelenk göndermiş. Bu adam bize çelenk göndermiş hiç olmazsa gidelim bir teşekkür edelim dedik. Tufan beyin yanına gittik ve teşekkür ederiz dedik. Çaylarımızı içtikten sonra okulumuzun kamerasının olmadığını söyledik. Hemen çalışan birisine haber verdi, okulun keşif özetinin çıkarılmasını istedi ve okula 16 tane güvenlik kamerası taktırdık. Sınıfların içini, kapıları, pencereleri yaptırdık ve bize çok faydası oldu" dedi. "Hayırsever arkadaşlarım var onlar ile okullara birçok yardımda bulunduk" Birçok okula boya ve tadilat yaptırdıklarını aktaran İsmet Acı, denetimli serbestlik elemanlarına ve masrafları karşılayan hayırsevere teşekkür etti. Öğrencilere kılık kıyafet konusunda da yardımcı olduklarını ifade eden Acı, "2021 pandemi döneminde köy okullarına 2 - 3 bin TL yardım etsek nasıl olur dedik. 2 - 3 bin TL ye ne eder? Ancak A4 kâğıdı ve toner alırlar dedim. Pandemi bitmeye yakın yanına gittik ve her ilçeden 1 tane köy okulu boyatalım, öğrencileri giydirelim dedi. Murat Uğur Ulaş ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gittik. 41 hafta sonra protokol imzaladık. 16 ilçeden, her köyden 1 okulu tadilat yaptık, bazen ilçelerden 2 okulu boyadık ve tadilat yaptık. Toplam 19 Köy okulunu tamir ettik. Duvarlarını boyattık, öğrencileri giydirdik. Bu işler bittiğinde ben devam etmeye karar verdim. Hayırsever arkadaşlarım var onlar ile okullara birçok yardımda bulunduk. En son 3 katlı Kanuni Süleyman Ortaokulu’nu boyattık. Yüreğil İlkokulu’nu boyattık. Topsöğüt İlkokulu, Şehit Jand.er Zafer Akkaş İlkokulu, Akmescit Garip Altemel İlk ve Ortaokulu’na boyalarını götürdüm havalar açılınca boyatacağım. İl Milli Eğitim Müdürlüğü’müz ile Denetimli Serbestlik Bürosu’nun yapmış olduğu okul boyamam faaliyetlerini okudum. Nasıl çalıştıklarını gidip bir okulda izledim. En son Osman Zeki Yüceasan Ortaokulu’da boyanacaktı, boyalarını temin ettik. Okulumuz 3 günde boyandı, bugünde son günü. Tüm boya masraflarını Murat Uğur Ulaş tarafından karşılanmıştır. Kendilerine teşekkür ediyorum. Denetimli serbestlik elemanlarına teşekkür ederim. İnşallah bundan sonrada yardımlarımız devam edecek" ifadelerini kullandı.
Denizli Denizli OSB’ye meslek yüksekokulu kazandırılıyor Denizli Organize Sanayi Bölgesi ile Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) arasında, bölgeye Meslek Yüksekokulu (MYO) kazandırılmasına yönelik önemli bir iş birliği protokolü imzalandı. Protokol, Denizli OSB Yönetim Kurulu Başkanı Derya Baltalı ile PAÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmud Güngör arasında imza altına alındı. İmzalanan protokol kapsamında Denizli OSB bünyesinde kurulacak Meslek Yüksekokulu ile teori ve pratiğin iç içe geçtiği, sanayiyle tam entegre bir eğitim modeli hayata geçirilecek. Proje sayesinde öğrenciler, eğitim süreçleri boyunca üretimle doğrudan temas kurarak mezuniyet sonrası istihdama daha hızlı ve donanımlı şekilde katılma imkânı bulacak. Böylece bölge sanayicilerinin nitelikli iş gücü ihtiyacına da önemli ölçüde çözüm sağlanması hedefleniyor. Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmud Güngör, imza töreninde yaptığı açıklamada üniversite-sanayi iş birliklerinin önemine dikkat çekerek, "Bu protokol ile öğrencilerimizi yalnızca teorik bilgiyle değil, uygulama odaklı ve sektörün ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir anlayışla yetiştirmeyi amaçlıyoruz. Denizli OSB ile kurduğumuz bu güçlü iş birliğinin hem üniversitemize hem de bölgemize büyük katkılar sağlayacağına inanıyorum. Rindera İş ve Yaşam Merkezi binasının bir katında oluşturulacak Meslek Yüksekokulumuzda 2 yılın birinci yılı teorik eğitim, ikinci yılı ise Bölgedeki firmaların dahil olacağı uygulamalı eğitim olacaktır. Açılacak bölümler tamamen Denizli OSB’deki sanayicilerin talep ve beklentilerine uygun olacak şekilde planlanacaktır" ifadelerini kullandı. "Sanayiyle tam uyumlu, güçlü bir eğitim ekosistemi inşa ediyoruz" Denizli OSB Yönetim Kurulu Başkanı Derya Baltalı ise mesleki eğitimin bölge için stratejik bir öncelik olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Öncelikle Rindera İş ve Yaşam Merkezi Sahibi Muhanver Gözüm’e teşekkür etmek isterim. Meslek Yüksekokulu projemizden bahsettiğimde binanın bir katını ücret talep etmeksizin tahsis etmeyi kabul etti. Eğitime ve Bölgemize önemli bir kazanımda imzası bulunanlardan biridir kendisi. Yönetim kurulumuzla birlikte mesleki eğitimi, Denizli sanayisinin sürdürülebilir gelişiminin ve nitelikli üretimin temel taşı olarak görüyoruz. Bölgemizde mesleki eğitim alanında önemli başarılar elde eden DOSTEK Kolejimiz ve DOSTEM Mesleki Eğitim Merkezimizin ardından, Denizli OSB’ye kazandıracağımız Meslek Yüksekokulu ile sanayiyle tam uyumlu, uygulama ağırlıklı ve çağın ihtiyaçlarına cevap veren güçlü bir eğitim ekosistemi oluşturuyoruz. Bu adımla gençlerimizi yalnızca meslek sahibi yapmakla kalmayacak, onları mezun olur olmaz üretimin ve istihdamın merkezine taşıyacağız. Aynı zamanda sanayicilerimizin uzun süredir ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağına kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm sunmuş olacağız. Hayata geçireceğimiz Meslek Yüksekokulu projesinin, Denizli’nin üretim gücünü daha da pekiştireceğine ve gençlerimizin geleceğine yön veren örnek bir model olacağına inanıyoruz." Rindera İş ve Yaşam Merkezi Sahibi Muhanver Gözüm ise projeye katkı sunmaktan büyük bir mutluluk duyduğunu ifade ederek, Denizli OSB Meslek Yüksek Okulu’nun şehre, sanayicilere ve Bölgeye hayırlı olmasını diledi.
Bursa Başkan Şadi Özdemir’e Kızılcıklı’da çocuklardan kaykay park talebi geldi Bursa’da "Şadi Başkan Mahallende Söz Sende" programı kapsamında Kızılcıklı Mahallesi’ni ziyaret eden Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, mahalle sakinlerinin taleplerini dinledi. Çocukların kaykay park isteği, Nilüfer Spor Manifestosu’nun gündelik hareket ve aktif yaşam yaklaşımıyla birlikte değerlendirildi. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, katılımcı belediyecilik anlayışı doğrultusunda başlattığı "Şadi Başkan Mahallende Söz Sende" buluşmalarını Kızılcıklı Mahallesi ile sürdürdü. Yoğun ilgi gören programda Başkan Şadi Özdemir’e başkan yardımcıları, meclis üyeleri, birim müdürleri, Kızılcıklı Mahalle Muhtarı Ülkü Celep ve Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar eşlik etti. Vatandaşlarla birebir görüşen Başkan Şadi Özdemir, onların talep ve önerilerini yerinde dinledi. Her yaştan vatandaşla bir araya gelen Başkan Şadi Özdemir, onların oyun parkı, yürüyüş yollarının uzatılması, Nilbel Kafe açılması, otobüs duraklarına engelli rampası kurulması gibi çeşitli alanlardaki isteklerini not aldı. İlgili başkan yardımcısı ve müdürlerin de hazır bulunduğu programda Başkan Şadi Özdemir, yapılabilecekler konusunda da vatandaşları bilgilendirdi. Mahalleye yapılması planlanan projeleri de aktaran Başkan Şadi Özdemir, "Vatandaşlarımızın isteklerini yerine getirmek için büyük bir çaba sarf ediyoruz. Kaynaklarımızı en verimli şekilde kullanarak, Nilüfer’in daha yaşanabilir olması ve halkımızın mutluluğu için çalışıyoruz" dedi. Çocuklardan kaykay park talebi Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in park ve kamusal alanlara verdiği önemi bilen çocuklar, Kızılcıklı Mahallesi’ndeki buluşmaya arkadaşlarıyla birlikte katılarak skate park (kaykay parkı) taleplerini dile getirdi. Birlikte hareket ederek ekip halinde gelen çocuklar, yaşadıkları mahallede açık havada ve özgürce vakit geçirebilecekleri bir alan istediklerini ifade etti. Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer Spor Manifestosu’nun temel yaklaşımı doğrultusunda; gündelik hareketi ve aktif yaşamı destekleyen bu tür alanların çocuklar ve gençler için ekranlardan uzaklaşıp sokakta, açık havada ve arkadaşlarıyla bir arada vakit geçirebilecekleri önemli sosyal ve sportif mekânlar olduğunu vurguladı. Özdemir, bu alanların hareket özgürlüğünü ve sosyalleşmeyi güçlendirdiğine dikkat çekti. Uygun alanların değerlendirilerek çocukların talebine karşılık vermek için ellerinden geleni yapacaklarını belirten Başkan Şadi Özdemir, çocukların kente dair söz söylemesini ve taleplerini doğrudan dile getirmesini çok kıymetli bulduğunu ifade etti. Başkan Özdemir genç sporcuları tebrik etti Program kapsamında SMA hastası Yağız Efe ve ailesi ile de görüşen Başkan Şadi Özdemir, ailenin ihtiyaçları ve destek süreçleri hakkında fikir alışverişinde bulundu. Türkiye şampiyonasına gitmeye hak kazanan Nilüfer Kızılcıklı Spor Kulübü U-16 futbol takımı oyuncularıyla da bir araya gelen Başkan Şadi Özdemir, genç sporcuları tebrik ederek, başarılar diledi.
Bursa Başkan Bozbey: "Su kaynaklarını korumak ortak sorumluluğumuz" Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, iklim krizi ve artan su stresi karşısında su kaynaklarının korunmasının hayati önem taşıdığını belirterek, Bursa’nın geleceği için sürdürülebilir su yönetiminin ortak akılla ele alınması gerektiğini söyledi. Bursa Belediyeler Birliği ev sahipliğinde, Bursa Büyükşehir Belediyesi BUSKİ Genel Müdürlüğü, Mimar ve Mühendisler Grubu ve DSİ Bölge Müdürlüğü’nün destekleriyle düzenlenen ‘Bursa Sürdürülebilir Su Yönetimi Çalıştayı’, Movenpick Hotel’de ilçe belediye başkanları, kamu kurumları, akademisyenler, meslek odaları ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Etkinliğin açılışında konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, su yönetimiyle ilgili çalışmaları yerel yönetim ve genel yönetimin birlikte sürdürmesi gerektiğini söyledi. Dünyanın ciddi bir iklim krizi yaşadığını, mevsimlerdeki ve yağış rejimlerindeki değişikliğin artık yakından hissedildiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, Dünya Meteoroloji Örgütü’nün verilerine göre 2050 yılındaki dünya sıcaklığına 2025’in Temmuz ayında ulaşıldığını dile getirdi. Uluslararası çalışmaların kullanılabilir su miktarının son 2 yılda yüzde 10 azaldığını gösterdiğini de anlatan Başkan Mustafa Bozbey, "Ülkemizin yüzde 88’inin çölleşme riskiyle karşı karşıya kaldığı bildiriliyor. 2030 için alarm zillerinin çaldığı söyleniyor. Türkiye, yılda kişi başına düşen bin 519 metreküplük su miktarıyla su sıkıntısı çeken bir ülke olarak gösteriliyor. Artan nüfusla birlikte kişi başına kullanılabilir yıllık su miktarının 2030 yılında bin 200 metreküpe, 2040 yılında bin 116 metreküpe, 2050 yılında da bin 69 metreküpe kadar düşmesi bekleniyor. Raporlar, Türkiye’nin su kıtlığı çeken bir ülke durumuna geleceğini gösteriyor. Birleşmiş Milletlerin son raporuna göre de Dünya, küresel su iflası sürecine girdi" dedi. Bursa’da son bir yılda barajlardaki su miktarının yüzde 30 civarında azaldığını vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, bilim insanlarının raporuna göre, 2026 yazının 2025’ten daha sıcak geçeceğini ve bir buçuk derece sıcaklık artışının yaşanacağını söyledi. Bursa’nın artık su şehri olmadığını da vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, "Suyu asla siyaset malzemesi yapmamalıyız. Tam tersine suyu nasıl koruyacağımızı, gelecek yıllarda nasıl su sorunu yaşamayacağımızı hep birlikte konuşmalıyız. Projeler ortaya koymalıyız. DSİ tarafından Çınarcık Barajı yapılmamış olsaydı, bugün Bursa için daha kötü günleri bekleyebilirdik. Bugün en büyük havzaya sahip olan Çınarcık Barajı’dır. Bu havzalarımızda maden aramayla ilgili herhangi bir işlemin yapılmaması tarafındayız. Çünkü her açılan ocağın suyumuzu kirlettiğinin farkındayız. Hatta suyun ve Bursa’nın geleceği için bu havzada maden faaliyeti yapan kurumların izinlerinin iptal edilmesinin doğru olacağına inanıyoruz" diye konuştu. Bursa’nın, Uludağ’dan ovaya, derelerden barajlara, yeraltı sularından içme suyu havzalarına kadar çok zengin bir ekosisteme sahip olduğuna değinen Başkan Mustafa Bozbey, ancak bu zenginliğin sınırsız olmadığının da altını çizdi. Su seviyesinin Bursa ovasında 250 metrenin altına indiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, "Bir bilim insanımız, Bursa Ovası ve Konya Ovası’nın her yıl 6 santim çöktüğünü bildirdi. Sebebi, yeraltı su seviyesinin aşağıya inmesidir. Bunların da mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor. Suya olan talep, nüfus, sanayi ve tarımla birlikte her geçen yıl da artıyor. Yerel yönetimler olarak artık suyun nereden geldiğini, nasıl korunduğunu, nasıl kullanıldığını ve nasıl geriye kazanıldığını beraber düşünen bir anlayışla hareket etmeliyiz" dedi. Su kaynaklarının korunmasının ve güvenliğinin önemine dikkat çeken Başkan Mustafa Bozbey, gri su kullanımına artık daha fazla önem verilmesi ve yatırım yapılması gerektiğinin altını çizdi. Yeraltı su kullanımının da çok iyi takip edilmesi gerektiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, "Kayıp kaçakla mücadeleyi bir sorumluluk olarak ele alıyoruz. Bu konuda sürekli yatırım yapıyoruz. Akıllı altyapı sistemlerini, SCADA uygulamalarını, anlık izleme ve erken uyarı mekanizmalarını Bursa’da genelinde yaygınlaştırıyoruz. Kent planlamasından altyapıya, yeşil alanlarından sanayi bölgelerine kadar her başlıkta suya duyarlı kent anlayışıyla hareket ediyoruz. Bursa üretim kentidir, sanayi kentidir. Sanayi bizim için de bir gerçektir. Bunu yok sayamayız. Tarım da bizim güvencemizdir. Ancak üretim ile su arasında yeni bir denge kurmak zorundayız" diye konuştu. Suyun yaklaşık yüzde 70’inin tarımda kullanıldığını dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, yüzde 15’inin sanayide, yüzde 15’inin ise konutlarda kullanıldığını açıkladı. Tarımdaki vahşi sulamayı ortadan kaldırmak gerektiğini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, "Modern sulama tekniklerini hayata geçirmeliyiz. Su verimliliğini artıran uygulamalara öncelik vermeliyiz. Su tasarrufu üretimden vazgeçmek değil, üretimi geleceğe taşımaktır. Daha az suya ihtiyaç duyan ürünlere dönüşümü yapmalıyız. Artık su yönetiminde yeni bir paradigma var. ‘Al, kullan, at’ değil, tam tersine ‘geri kazan, yeniden değerlendir’. Bursa’da atık su arıtma tesislerini bu fikirle ele alıyoruz. Arıtmayı bir kaynak yönetim süreci olarak görüyoruz. Çalıştaydan çıkacak her fikir, düşünce ve söylem, Bursa’nın suyla ilgili yol haritasına katkı sağlayacaktır" dedi. Bursa Belediyeler Birliği ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz da suyun önemine vurgu yaparak insanlık tarihi boyunca medeniyetlerin hep suyun etrafında şekillendiğini anlattı. Son yıllarda yaşanan gelişmelerin suyun da sınırsız bir kaynak olmadığını gösterdiğini vurgulayan Yılmaz, çalıştaydaki her sunumun Bursa ve Türkiye için örnek teşkil edecek bir yol haritasına dönüşmesini temenni ettiklerini söyledi. Önceki dönem Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, su yönetiminin iyi yapılması halinde susuzluk sorununun yaşanmayacağını dile getirdi. Çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Eroğlu, çıkacak sonuçların kuraklıkla mücadeleye katkı sağlamasını diledi. Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan ve Mimar ve Mühendisler Grubu Genel Başkanı Yavuz Sarı’nın konuşmaların ardından çalıştay, uzman isimlerin konuşmacı olduğu oturum bölümleriyle devam etti.