KÜLTÜR SANAT - 02 Mayıs 2026 Cumartesi 10:19

Muş’ta "1071’in İzinden Fotoğraf Maratonu" yoğun katılımla başladı

A
A
A
Muş’ta "1071’in İzinden Fotoğraf Maratonu" yoğun katılımla başladı

Muş’ta düzenlenen "1071’in İzinden Muş Fotoğraf Maratonu", Türkiye’nin dört bir yanından gelen 250 fotoğraf sanatçısının katılımıyla start aldı.


Muş’ta "1071’in İzinden Muş Fotoğraf Maratonu", ülke genelinden 250 fotoğraf sanatçısı ve 11 jüri üyesinin katılımıyla başladı. İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle Muş Genç Fikirler Derneği tarafından organize edilen etkinlik, kentin doğal ve kültürel değerlerini ön plana çıkarmayı amaçlıyor. 1-3 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek maraton kapsamında katılımcılar, Muş’un tarihi mekânlarını, doğal güzelliklerini ve kültürel zenginliklerini fotoğraflayacak. Fotoğrafçılar ayrıca köy yaşamını ve kırsal alanları da objektiflerine yansıtarak farklı kategorilerde yarışacak.


Yarışma süresince çekilen eserler, alanında uzman 11 kişilik jüri tarafından değerlendirilecek. Dereceye giren katılımcılara toplam 170 bin TL ödül verilecek. Etkinlik ile Muş’un turizm potansiyelinin artırılması, doğal ve kültürel mirasının daha geniş kitlelere tanıtılması hedeflenirken, fotoğraf maratonunun kentin tanıtımına önemli katkı sunması bekleniyor.


Jüri üyesi olarak Muş’a gelen Gezgin Foto Dergisi imtiyaz sahibi Adem Meleke, fotoğrafın günümüzde dünyanın en çok konuşulan dillerinden biri olduğunu belirterek, iletişimin en güçlü araçları arasında yer aldığını söyledi. Fotoğrafın ve fotoğrafçının konuşulduğu her ortamın kendileri için son derece değerli olduğunu ifade eden Meleke, "Ama bunun Muş’ta olması, 1071’in İzinde Muş Foto Maratonu organizasyonunda Muş Valiliği’nin davetlisi olarak burada bulunmak, bu güzel lale bahçeleri içerisinde bulunmak, bu güzel dağların arasında bulunmak, en önemlisi de fotoğraf sevdalılarının arasında bulunmak bizim için çok güzel. Umarım güzel bir yarışma olacak. Buradan çok güzel fotoğraflar çıkacağına inanıyorum. Ben de keyifle birkaç gün burada fotoğraf çekeceğim" dedi.


Jüri üyelerinden fotoğraf sanatçısı Mehmet Özcan, Muş’un doğal güzelliklerini fotoğraflamak için kente geldiklerini, aynı zamanda çekilen kareleri değerlendiren jüri üyeleri arasında yer aldığını belirterek, "Fotoğrafları oylayıp değerlendireceğiz. İnşallah güzel kareler çıkar. Muş güzel yerlere gelir, güzel tanıtılır. Çok güzel yerleri var. Muş Ovası’ndan sürekli bahsediliyordu ama ben yeni yeni görmeye başladım. Bu karlı dağlarda bu güzel laleleri çekmek bence birçok insana çok güzel bir keyif verecektir. Tabii tek lale değil, birçok güzel yer var, tarihi yerler var. İnsanların burayı çekerek bu şehre daha çok geleceğine inanıyorum" ifadelerini kullandı.


Muş’a ilk kez geldiğini söyleyen Anadolu Ajansı Görsel Arşiv Haber Müdürü Esra Hacioğlu, "Foto maraton vesilesiyle Ankara’dan Muş’a geliyorum. Bu vesileyle gelmekten de gerçekten çok mutluluk duyuyorum. Muş’un tarihi ve doğal güzelliklerini bu sabahtan itibaren geziyoruz. Eminim foto maratona katılan fotoğrafçılar çok renkli, çok güzel fotoğraflar getirecektir önümüze. Biz de jüri üyeleri olarak bu fotoğrafları heyecanla bekliyoruz" şeklinde konuştu.


Jüri üyelerinden Kızılay İçerik Yönetim Müdürü Fırat Yurdakul, "1071’in İzinde Muş Foto Maratonu"nun kendileri için oldukça sıra dışı bir deneyim olduğunu ifade ederek, "Pek çok fotoğraf sever şu anda burada Muş’u fotoğraflıyor. Muş gerçekten doğasıyla insanları şaşırtan, farklı duygulara taşıyan bir bölge. Pek çok yerde fotoğraf maratonları düzenleniyor ancak Muş’taki maratona oldukça yoğun bir katılım olduğunu gördük. Bunun da aslında Muş’un çok bilinmeyen ve merak edilen yönlerinden kaynaklandığını düşünüyorum. Başarılı geçeceğini düşünüyorum. Çok güzel fotoğraflar geleceğini şimdiden öngörebiliyoruz" diye konuştu.


Fotoğraf sanatçısı Osman Taplamacı, Şanlıurfalı bir fotoğrafçı olarak Muş’a ilk kez geldiğini belirterek, "Çok güzel, çok ilgili bir ekip organizasyonu var. Muş’un doğası çok güzel. Muş ovası fotoğraf için vadi var. Katılım bayağı yoğun. Umuyorum ve diliyorum ki fotoğrafçı arkadaşların çekeceği fotoğraflarla Muş daha iyi tanıtılır. Daha bakir olan ovası ve doğal güzellikler tanınır olur, bilinir olur" dedi.



Muş’ta "1071’in İzinden Fotoğraf Maratonu" yoğun katılımla başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Urla’da 12. Enginar Festivali coşkusu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, 12. Uluslararası Urla Enginar Festivali’nin açılışını yaptı. Renkli bir kortejle başlayan festivalde Urla sokakları sanat ve gastronomiyle doldu taştı. Başkan Tugay, kent turizmi için arkeoloji ve gastronomiyi birleştirme çağrısı yaptı. İzmir’in gastronomi merkezi Urla’nın dünyaca ünlü organizasyonu Uluslararası Urla Enginar Festivali, 12’nci kez kapılarını açtı. 1-3 Mayıs tarihleri arasında Urla’nın tarihi sokaklarını sanatın ve lezzetin buluşma noktasına dönüştüren festivalin açılış töreni Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirildi. Törene, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Cumhuriyet Halk Partisi İzmir milletvekilleri Deniz Yücel, Ednan Arslan, Ümit Özlale, ev sahibi Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan ve ilçe belediye başkanları, geçmiş dönem Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler, dünyaca ünlü şefler ve Türkiye’nin dört bir yanından Urla’ya akın eden binlerce yurttaş katıldı. Çiftçilerden Urla’nın emeğine yakışır kortej Festival gelenekselleşen kortejle başladı. Başkan Cemil Tugay ve protokol, Jandarma Kavşağı’ndan başlayarak festivalin coşkusunu Urla sokaklarına taşıdı. Urla’nın bereketli topraklarını ve kültürel zenginliğini simgeleyen renkli kortej; özel kostümler, çiçeklerle bezeli figürler, minik sporcular, şefler ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Bandosu eşliğiyle karnaval havasında gerçekleştirildi. Kortej Cumhuriyet Meydanı’na ulaştı. Ardından Başkan Tugay ve protokol Urla Belediyesi önünden geçiş yapan çiftçileri selamladı. Çiftçiler atlarla enginar yüklü traktörlerle coşkuyu zirveye taşıdı. Açılış töreni öncesi Cumhuriyet Meydanı’nda halk oyunları gösterisi yapıldı. "İzmir Türkiye’nin en fazla tarım yapılan kentidir" Sözlerine tüm emekçilerin 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlayarak başlayan Başkan Tugay, bahar aylarının İzmir’in dört bir yanında festival ayı olduğunu ifade ederek, "İzmir’in kendi yerel üretim kültürünün önemini vurgulamaya çalışıyoruz. Ve her sene Enginar Festivali’nin biraz daha büyüdüğünü, geliştiğini, daha fazla ilgi gördüğünü hepimiz görüyoruz. İzmir tarihi olarak bir tarım kenti. Havzalarıyla bütün İzmir, en köklü tarımsal gelenekleri olan ve halen de yoğun tarım yapılan topraklar. İzmir şu anda hayvansal üretimde Türkiye’de ikinci sırada. Hem ette hem süt ve süt ürünlerinde böyle. Ama bitkisel tarımda da bazen ikinci, bazen üçüncü oluyor" diye konuştu. "Urla’nın önce kökenini bilmek lazım" Yapılaşma riskine dikkat çeken Başkan Tugay, Urla’nın tarihi ve tarımsal değerlerine vurgu yaptı. Evliya Çelebi’nin bölgeye dair anlatılarına da değinen Tugay, Urla’nın özel bir ekosisteme sahip olduğunu belirterek, "Burası tarım için son derece uygun ve çok kıymetli topraklara sahip. Tarihine baktığımızda, dünyanın ilk şarap üretim merkezlerinden biri olduğunu, üzümcülüğün en eski örneklerinin bu coğrafyada geliştiğini görüyoruz" dedi. Bir kentin geçmişiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Tugay, "Bir yeri gerçekten tanımak için onun hikâyesini de bilmek gerekir. Urla’yı yalnızca yapılaşma alanı olarak görmek büyük bir eksiklik olur. Bu bölgenin güçlü bir tarımsal ve ekolojik geçmişi var; bu değerleri koruyarak hareket etmek zorundayız" diye konuştu. "İzmir’de yaşamaya her zaman özeniyorlar" Başkan Tugay, tarımın yalnızca gıda ihtiyacını karşılayan bir alan olmadığını, aynı zamanda korunması ve geliştirilerek geleceğe taşınması gereken stratejik bir değer olduğunu vurguladı. Tarımın, insanlığın en önemli kültürel birikimlerinden biri olan gastronominin de temelini oluşturduğunu belirten Tugay, "Urla’da bugün gördüğümüz gibi, nitelikli tarım yapıldığında ve insanlar bunun kıymetini bildiğinde, gastronomi de aynı ölçüde gelişiyor. Bu süreçlerin hiçbiri tesadüfen ortaya çıkmıyor; zamanla ve emekle oluşuyor" dedi. İzmir’in 35 coğrafi işaretli ürüne sahip olduğuna dikkat çeken Tugay, bu zenginliğin önemli örneklerinden birinin de sakız enginarı olduğunu ifade etti. Tugay, "Böyle bir zenginliğin içinde yaşıyoruz. Bu zenginlik sadece toprağı ve tarımıyla değil; insanıyla ve kültürüyle de var oluyor. Bu nedenle İzmir, pek çok insan için çekici ve nitelikli bir yaşam alanı sunuyor; insanlar burada yaşamayı her zaman arzu ediyor" diye konuştu. "Biz bu şehrin değerini bilen insanlarız" İzmir ile gurur duyduklarını ifade eden Başkan Tugay, "Biz bu şehirde memleketimizin her tarafından gelen insanlarla hep dostluk, kardeşlik içerisinde yaşadık. Komşuluğun, insanlığın değerini bildik. İzmir halkı her zaman yardımsever oldu. İzmir’le gurur duyuyoruz. Bazı insanlar İzmirlilerin ’İzmir’in dağlarında çiçekler açar’ marşıyla neden coştuğunu anlayamıyorlar. Ya da umuda ihtiyacınız olduğu zaman ’Güzel günler göreceğiz çocuklar’ şarkısında kendimizi bulmamızı da anlayamıyorlar. Ama biz öyle insanlarız. Biz bu şehrin değerini bilen insanlarız; bu şehrin kültürel değerini, insana dair değerini, barışa dair değerini, çevreye dair değerini, yaşama dair değerini her anlamda bilen insanlarız. İzmir, her zaman değerleriyle, güzellikleriyle, mutluluklarıyla, keyfiyle İzmir olarak yaşamaya devam edecek. Bu şehre hizmet etmek bizler için büyük bir onurdur" diye konuştu. "Gelecek toprağıyla bağını koparmayan şehirlerin olacak" Festivalin açılış töreninde konuşan Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, "Gelecek toprağıyla bağını koparmayan şehirlerin olacak. Urla o şehirlerden birisi olacak. Bazı şehirler kalabalığıyla hatırlanır, bazıları ise ürettikleriyle. Urla üreten olmayı tercih eden ilçelerdendir. Tarım sadece üretim değil, bilgiyle, sabırla, doğayla kurulan bir dengedir. Biz bu toprağı korumaya, işlemeye devam ediyoruz. Atalarımızdan aldığımız mirası çocuklarımıza bırakmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Enginar da zeytin ve üzüm gibi bu değerlerin en önemli temsilcisi. Bütün dünya iklim krizi ve gıda güvenliği sorunuyla uğraşıyor. Urla bu yıl krizlere rağmen 6 milyar baş enginar rekoltesine ulaştı. Bu da topraktan bağımızın kopmadığının göstergesidir" diye konuştu. "Urla’da toprak konuşur, emek büyür" Urla Ziraat Odası Başkanı Muharrem Uslucan ise, "Bugün burada sadece bir festivali değil, toprağın sabrını, emeğin değerini selamlıyoruz. Urla tarımının en büyük kahramanlarından birisi sakız enginarıdır. Enginar çiftçiye umut olur. Sadece enginarıyla değil üzümüyle, zeytiniyle, şevketi bostanıyla nice ürünler bu toprakların kültürüdür, değeridir. Toprak varsa hayat var. Urla her geçen gün betonlaşıyor. Kendi elimizle geleceğimizi yok ediyoruz. Urla’da toprak konuşur, emek büyür. Her emek geleceğe bırakılmış bir mirastır" dedi. İzmir’in ilk deniz ürünleri festivali için kollar sıvandı Açılış töreninin ardından Başkan Tugay, Başkan Balkan ve Köstem Zeytinyağı Müzesi Kurucusu Dr. Levent Köstem ile festivalin ilk söyleşisinde konuşmacı oldu. Ahmet Güzelyağdöken’in moderatörlüğünde gerçekleşen "Tarım Gastronomi ve Turizm" başlıklı söyleşide Urla’nın gastronomi geleceği konuşuldu. İzmir’in dört bir yanında gerçekleştirilen festivallere rağmen kentin en büyük değerlerinden deniz ürünlerine dair festivalin olmadığının konuşulması üzerine Başkan Tugay, "İzmir, Türkiye’nin en önemli gastronomi şehirlerinden birisi. İzmir’in zeytinyağlıları var, ot kültürü var ama aynı zamanda deniz ürünleri var. Deniz ürünleriyle ilgili bir festival olması lazım. Foça’da, Karaburun’da ya da kıyı balıkçılığının geliştiği yerlerde bu festivali yapabiliriz" dedi. Başkan Balkan ise Urla olarak deniz ürünleri festivaline talip olduklarını ifade etti. "Ege Bölgesi adeta bir maden" Söyleşide İzmir’in turizmde kalkınma yol haritasına ilişkin soruyu yanıtlayan Başkan Tugay, İzmir için hedeflerinin katma değeri yüksek turizm ve nitelikli turist olduğunu söyledi. Bu doğrultuda İzmir’in iki önemli potansiyelinin bulunduğunu ifade eden Tugay, bunlardan ilkinin antik ve tarihi-kültürel miras olduğunu belirtti. İzmir’in 7 antik kente sahip olduğuna dikkat çeken Tugay, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izin verdiği yaklaşık 200 kazı alanının bulunduğunu, yer altında keşfedilmeyi bekleyen çok sayıda tarihi değer olduğunu söyledi. Bu potansiyelin ortaya çıkarılmasıyla İzmir’in Roma benzeri bir kültürel çekim merkezine dönüşebileceğini ifade etti. İkinci önemli alanın gastronomi olduğunu vurgulayan Tugay, "Yurt dışında bize tattırılan yemeklerin çok daha iyisi bizim mutfağımızda var. İzmir gerçekten bir cennet. Ege Bölgesi gastronomi hammaddesi açısından adeta bir maden" dedi. Bu zenginliğin yeterince değerlendirilemediğine dikkat çekti. Urla sokakları sanat ve gastronomiyle dolup taşacak 12. Uluslararası Urla Enginar Festivali 3 Mayıs’a kadar ziyaretçilerini ağırlayacak. Yerel üreticilerin taze ürünlerinin tezgahları bereketlendireceği festivalde dünyaca ünlü şeflerin mutfak atölyeleriyle gastronomi tutkunlarını ağırlayacak. Üç gün boyunca Urla’nın tarihi sokaklarını sanatın ve lezzetin buluşma noktası haline getirecek festival kapsamında Otopark, Malgaca ve Sanat Çarşısı’nda konserler yer alacak. Ana sahnede ilk gün Grup Papara, ikinci gün Cuba Duo ve Grup Pikap, son gün ise ünlü sanatçı Mehmet Erdem konser verecek. Festival boyunca birbirinden ünlü şefler ana sahnede söyleşiler düzenleyecek. Festivalin sonunda ise Enginarlı Lezzetler Yemek Yarışması’nın ödülleri sahiplerini bulacak.
Diyarbakır Hacıbaba’nın meşhur lezzeti artık tüm şubelerde Hacıbaba Pastanelerinin daha önce Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki şubede sattığı Lübnan künefesi, yoğun talep üzerine künefe tabaklarında tüm şubelerde satışa sunuldu. Hacıbaba Pastanelerinin uzun süredir yalnızca Sur ilçesindeki şubesinde satışa sunduğu ve büyük ilgi gören Lübnan künefesi, artık tüm şubelerde müşterilerle buluşuyor. Diğer şubelere gelen vatandaşların da sık sık bu tatlıyı sorması üzerine harekete geçen işletme, ürünü künefe formuna dönüştürerek yaygınlaştırma kararı aldı. Yeni haliyle hem geleneksel tadını koruyan hem de daha geniş kitlelere ulaşan tatlı, kısa sürede büyük beğeni topladı. Künefe ustası Abdullah Dağ, Hatay bölgesinden temin ettikleri özel peynir ile kendilerinin ürettiği tel kadayıfını özenle birleştirdikten sonra kısık ateş ile pişirip daha sonra hafif şire ile sunumunu yaptıklarını söyledi. 10 yıldır Hacıbaba Pastanelerinde şef garsonluk yapan Mehmet Kayhan ise 5 yıl önce Sur ilçesindeki şubesinde büyük tepsilerde hizmete sundukları tatlıyı tüm şubelere taşıdıklarını ifade etti. Kayhan, "Halkımızdan gelen yoğun istek üzerine diğer şubelerimize nasıl getirebiliriz diye düşünürken bu şekilde küçük porsiyonlar halinde künefe tarzı hazırlayıp sunumuna başladık. Zaten Sur ilçesindeki künefemize yoğun bir talep vardı. Porsiyonlar haline getirip şubelerde de sıcak sıcak servis edince vatandaşlardan ilgi daha da arttı. Kişi geldiği zaman künefe, meyveleri, dondurma, çerez, çay ve su dahi olmak üzere sadece 200 lira gibi bir fiyatı var. Lezzetin yanında fiyatında bu şekilde uygun olması yoğun ilgiyi daha da arttırdı" ifadelerini kullandı.
Antalya Korkuteli’de 103 hacı adayı uğurlandı Korkuteli’nden bu yıl hacca gidecek 103 hacı adayı için uğurlama töreni düzenlendi. İkindi namazı sonrası Çayırlı Camii önünde düzenlenen uğurlama programı sonrası, ilk kafilenin cumartesi gece yola çıkacağı bildirildi. İslam dininin beş şartından biri olan hac görevini, imkanı olan her Müslüman’ın yerine getirmesi gerektiğine işaret eden Korkuteli İlçe Müftüsü Mustafa Kızmaz, "İlçemizden Diyanet İşleri Başkanlığımız ve özel şirketlerle birlikte 103 hacı adayımız Kutsal topraklara gidecek. Cenab-ı Allah yapacağınız ibadetlerinizi kabul eylesin, sağlık ve sıhhat içerisinde gidip gelmeyi nasip etsin. Kura sonucunda seçilen hacı adaylarımız bu görevi yaptıklarında annelerinden doğduğu ilk gün gibi tertemiz günahsız olarak dönme fırsatı yakalamışlardır. Bunu hacı adaylarımızın iyi değerlendirmesi lazım. Hac ibadeti sırasında ve bitiminde ağzınızdan kötü söz çıkmadan sabır göstermek ve bu görevinizi tamamlamak düsturunuz olmalıdır" dedi. Konuşmaların ardından İlçe Müftüsü Mustafa Kızmaz dua etti. Okunan duanın ardından hacı adayları birbirleriyle ve yakınlarıyla vedalaştılar. Vedalaşmada Vatandaşlarla tek tek görüşerek vedalaşan hacı adayları duygulu anlar yaşadılar. Hacı adayları gerekli hac farizalarını yerine getirdikten sonra 25 Mayıs akşamından itibaren Arafat’a çıkacak ve orada vakfeye duracak. Buradan Müzdelife ve Mina yolculuğu yapacak hacılar, Cemeratta şeytan taşladıktan sonra Kâbe’ye giderek tavaf ve say gerçekleştirecek. Daha sonra ihramdan çıkacak hacılar, 27 Mayıs’ta başlayacak Kurban Bayramı’nı kutsal topraklarda idrak edecek. Hacıların yurda dönüş yolculuğu ise 31 Mayıs’ta başlayacak. Kafilelerin dönüşü 25 Haziran’a kadar sürecek.