ASAYİŞ - 01 Mayıs 2026 Cuma 09:33

Evini ilaçlatan ailenin 2 yaşındaki kızları ölümden döndü

A
A
A

Konya'da tahta kurusundan dolayı evini ilaçlatan vatandaşın 2 yaşındaki çocuğu zehirlenerek hastanelik oldu. İlaçlama işleminde alüminyum fosfit kullanıldığını öğrenen baba, firma hakkında şikayette bulundu.

Olay, 7 Nisan Salı günü merkez Selçuklu ilçesi Buhara Mahallesi Tevazu Sokak'ta 3 katlı binanın birinci katındaki dairede meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, dairede yaşayan Ertuğrul Öksüz tahta kurularının çocuğunu, eşini ve kendisini ısırmasının ardından evini ilaçlatmak için internet üzerinden bir firma ile anlaştı. Evde ilaçlama için alüminyum fosfit kullanan firma çalışanları, 16 saat sonra eve girilebileceğini belirterek ayrıldı. Ertuğrul Öksüz ve ailesi ilaçlamadan yaklaşık 32 saat sonra eve girdi ve temizlik işlemlerinin ardından yattı. Sabah saatlerinde çocuk ve annesinin kusması üzerine aile hastaneye giderken, 2 yaşındaki çocuk yoğun bakıma alındı. Ertuğrul Öksüz savcılığa giderek şikayetçi oldu.

Evini ilaçlatan ailenin 2 yaşındaki kızları ölümden döndü
Tahta kuruları için evini ilaçlatan Ertuğrul Öksüz, "Leyla'yı tahta kuruları ısırdı, sonra eşimi ısırdı, sonra beni ısırdı. Ben

de internetten araştırarak bu şirketi buldum. Bayağı işte ünlü olduğunu falan okudum internette. Kesin çözüm sunduklarını söylediler tahta kuruları hakkında. Bizler de onlara inanarak, önce iş yerlerini giderek, görerek bu işlemi gerçekleştirdim. Ücret konusunda 5 bin liraya anlaştık kendileriyle ve ücretin ödemesini sağladık. Daha sonrasında tahta kurularını komple bitirdiler, aileyi de komple bitirme yolunda bir adım atmaya çalıştılar. Çok şükür sabah erken müdahalemle bu konu Allah'ın izniyle gerçekleşmedi" dedi.

Evini ilaçlatan ailenin 2 yaşındaki kızları ölümden döndü

"Hastanede organofosfattan dolayı zehirlendiğini dile getirdiler"

Olay gününü anlatan Öksüz, "Geçtiğimiz 7 Nisan Salı günü akşam saatlerinde evi ilaçlama işlemi gerçekleştirdi. Daha sonrasında şahıslar bir gün sonra veya 16 saat sonra eve girebileceğimizi söylediler bizlere. Biz de çarşamba akşamı saat 22.00 sıralarında evi havalandırıp, temizledikten sonra çocuğum ve eşimle beraber eve girdik. Perşembe sabahı kızım Leyla aşırı bir şekilde kusmaya başladı. Eşim de aynı şekilde kustuğunu ve göremediğini söyledi. Bunun üzerine yakın olduğu için hemen Beyhekim Devlet Hastanesi'ne geçtik. Orada direkt Leyla'nın hayati tehlikesinin olduğunu söylediler ve hastanede organofosfattan dolayı zehirlendiğini dile getirdiler. Daha sonrasında ambulansla Şehir Hastanesi'ne kızımın sevki yapıldı. Kızımın 5 gün kadar bir yoğun bakımda yatış süreci gerçekleşti. Bu süreçte sorduğumuz zaman bizlere Leyla'nın organofosfattan dolayı zehirlendiğini, kan değerleri yüksek olduğu için bu şekilde yatacağını söylediler. Aynı zamanda da Leyla'nın yoğun bakımda kaldığı 4. gününde doğum gününü yaptık ufak bir kutlamayla. Bu sonuçta çok büyük ihmaller çerçevesinde gerçekleştirilen bir olay. Şahıslar alüminyum fosfit kullandıklarını bize söylemediler. Zaten evlerde, dairelerde kullanılması yasak olan bir ilacı kullanmışlar. Hatta o gün ben onlarla beraber ev ilaçlamasında da girmiştim. Özellikle kendi cebinden saklayarak çıkardığı gri uzun ince bir kutu vardı, bu kutu içerisindeki ilacı çıkararak koydu odalara. Leyla'nın odasına 7-8 tablet koydu, yatak odasına da aynı şekilde 7-8 adet koydu. Bunların ne olduğunu sorduğumda ‘Önemli bir şey değil, yarım saat ile 45 dakika sonra patlar ve temizlik yaparken bunları mutlaka elektrik süpürgesiyle çekin' dediler. Temizlik yapmam gerektiğini söylediler. Çok şükür Leyla yoğun bakımda 5 gün yattıktan sonra 2 gün de serviste yattı. Şu an pedagoglarla görüşmelerimiz devam ediyor. Leyla'nın psikolojik olarak artık tek başına yoğun bakımda yattığı için korkuları var. İlaçlama şirketlerinin denetimlerinin sıklaşmasını talep ediyorum. Çünkü bugün Leyla kurtuldu, erken müdahale ettik. Fakat başka bir ailenin başına gelmemesi için ilaçlama şirketlerinin evde alüminyum fosfit kullanması veya buna benzer diğer ilaçları kullanması kesin şekilde yasak. Fakat el altından tedarik etmelerine izin verenler var. Komple çok sağlam bir denetime ihtiyaç var. İstanbul'da gurbetçi ailemizin otelde vefat ettiğinde kullandıkları ilacın da zaten alüminyum fosfit olduğu tespit edilmiş. Yani onlarla kullanılan ilaç bizim evde kullanılan ilaçlarla tamamen aynı. Hakeza Konya'daki vefat eden ailemizin çocuğu da aynı ilaç ile zehirlenmiş" şeklinde konuştu.

Evini ilaçlatan ailenin 2 yaşındaki kızları ölümden döndü

"7-8 adet alüminyum fosfitin tabletleri bulundu"

Olayla ilgili gerekli şikayetlerini yaptıklarını anlatan Öksüz, "Şikayetçi olduk. Olay yeri inceleme ekipleri, savcılık talimatıyla evden bu alüminyum fosfitten kalıntı olan külleri gri şeklinde bir kül bırakıyor. İncelemeleri yaptılar, numuneleri her odadan aldılar. Yani hem Leyla'nın odasında hem yatak odasında toplamda 7-8 adet alüminyum fosfitin tabletleri bulundu. Gerekli cezayı almaları için var gücümle savaşacağım" diye konuştu.

Evini ilaçlatan ailenin 2 yaşındaki kızları ölümden döndü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Vali Hatipoğlu: "Barajlarımızın tamamında neredeyse maksimuma yaklaşan doluluk oranlarına erişmiş durumdayız" Bölgenin son 20 yıldaki en yoğun kar yağışını aldığını ve akabinde ilkbahar yağmurlarının önceki dönemlere göre yüksek seyrettiğini dile getiren Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu, "Barajlarımızın tamamında neredeyse maksimuma yaklaşan doluluk oranlarına erişmiş durumdayız. Yine aynı zamanda yıllardır akmaya kuru çeşmeler tekrar akmaya başladı" dedi. Doğu Anadolu bölgesi bu sene son 20 yılın en yoğun kar yağışını aldı. Bahar yağışlarının da yine önceki dönemlere göre yüksek seyretmesi Elazığ’daki baraj ve gölleri doldurdu. Keban Baraj Gölü’nde gözle görülür yüksek bir artış olurken Cip, Bazlama, Kepektaş, Kalecik ve Kanatlı Barajı yüzde 100 seviyesine ulaştı. Bunların dışında Dedeyolu Barajı yüzde 88,7, Seyrantepe Barajı yüzde 88, Hamzabey Barajı 51,5, Tatar HES yüzde 56,2, Beyhan -1 HES yüzde 64,4 seviyesine yükselirken Pembelik HES ise üretim nedeniyle yüzde 83,5’ten yüzde 63,8’e düştü. Öte yandan Hazar Gölü’nün ise yüzde 59,9’a yükseldiği bildirildi. "Dağlık bölgelerde kar eriyişi devam ediyor" Bölgenin son 20 yıldaki en yoğun kar yağışını aldığını dile getiren Vali Numan Hatipoğlu, "Çok bereketli bir kış geçirdik. Akabinde yine ilkbaharda yağmurlar daha önceki dönemlere göre oldukça yüksek oranda seyretti. Bu da yeraltı sularımız başta olmak üzere barajlarımızı ve su kaynaklarımızı olumlu yönde etkiledi. Barajlarımızın tamamında neredeyse maksimuma yaklaşan doluluk oranlarına erişmiş durumdayız. Yine aynı zamanda yıllardır akmaya kuru çeşmeler tekrar akmaya başladı. Buda bizim için sevindirici olan hususlarda birisi olmuştur. İnşallah bu sezon aynı zamanda tarımda da güzel sonuçların ve hasılanın alınacağı bir yıl olur. Biz Keban ve Karakaya barajına sınırız. Her iki barajında su seviyelerinin gözle görünürün üzerinde arttığını ifade etmek isterim. Henüz dağlık bölgelerde kar eriyişi devam ediyor. Bu da barajların daha fazlasıyla dolacağı anlamını taşıyor" diye konuştu.
Muş Muş’ta akademisyenler lalelerle buluştu "Matematik Öğretiminde Örnek Uygulamalar Kongresi" için Muş’a gelen 60 akademisyen, program sonrası Muş Ovası’nda açan laleleri ziyaret etti. Muş’ta 1071 Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen "Matematik Öğretiminde Örnek Uygulamalar Kongresi’ne katılan 60 akademisyen, yoğun geçen programın ardından Muş Ovası’nda açan laleleri ziyaret etti. Başta Trabzon olmak üzere Türkiye’nin farklı üniversitelerinden kongreye katılım sağlayan akademisyenler, baharın gelişiyle birlikte Muş Ovası’nı renklendiren laleleri yerinde görme fırsatı buldu. Doğanın sunduğu görsel şölen karşısında hayranlıklarını gizleyemeyen akademisyenler, bol bol fotoğraf çekerek anı ölümsüzleştirdi. Kongrenin yoğun temposunun ardından lale tarlasında vakit geçiren katılımcılar hem dinlenme hem de doğayla iç içe olma imkânı buldu. Lale tarlasını ziyaret eden Trabzon Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Baki, "Biz aslında Matematik Derneği olarak iki yılda bir düzenlediğimiz kongreler kapsamında öğretmenler ve öğrencilerle bir araya geliyoruz. Bunun hem bilimsel hem de kültürel bir yönü bulunuyor. Bu kapsamda Muş’u da uzun zamandır merak ediyorduk ve ziyaret etme fırsatı bulduk. Burada bizleri çok güzel ağırladılar. Muş’u tanıdıkça sürprizlerle karşılaştık ve şehrin doğal güzelliklerini daha yakından görme imkânı bulduk. Şu anda bulunduğumuz endemik lale bahçesi gerçekten çok etkileyici. Bu lalelerin tamamen doğal ortamda yetişmesi oldukça değerli bir durum. Bizim için çok güzel bir deneyim oldu. Muş’un güzelliklerini keşfettikçe ülkemiz adına da mutluluk duyuyoruz" dedi. Lale tarlasına düzenlenen gezide gördüğü manzara karşısında hayran kaldığını söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Tuğba Öztürk, "Yoğun bir programın ardından buraya geldik. İki günlük kongre için Muş’a geldik. Muş’un ev sahipliğinde gerçekleşen bu akademik buluşmanın ardından, böyle ferah ve güzel bir atmosfere gelmek bizim için oldukça iyi geldi. Burada endemik ve kendiliğinden yetişen laleleri görmek ayrıca bizi cezbetti. Doğal ortamda böylesine özel bitkilerin varlığını görmek gerçekten etkileyici. Muş’a geldiğimizde daha temiz ve daha ferah bir hava aldığımızı da hissettik. Gayet güzel bir deneyim oldu" şeklinde konuştu.
Van Van Gölü Havzası’nda yağış bereketi: Etkisi 2027 yılına kadar sürecek Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, 2026 yılı başında gerçekleşen yoğun kar yağışının yer altı su sistemlerini besleyerek sadece bu yılı değil, 2027 yılını da olumlu etkileyeceğini söyledi. Van Gölü Havzası’nda uzun süredir etkili olan kuraklık ve buna bağlı su çekilmesi, 2026 yılının ilk aylarında kaydedilen rekor yağışlarla birlikte yerini toparlanma sürecine bıraktı. Bölgede son yıllarda kış aylarının yağışsız geçmesi hem içme suyu hem de tarımsal sulama açısından ciddi riskler oluştururken, bu yılın başından itibaren etkili olan kar yağışı havzanın su bilançosuna nefes aldırdı. Özellikle yer altı su kaynaklarının beslenmesi noktasında hayati önem taşıyan bu yağışlar, göl seviyesindeki düşüşün durması ve ekosistemin yeniden canlanması adına stratejik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu yılki karın sadece yüzey sularını değil, toprağın derinliklerindeki su depolarını da uzun vadeli olarak desteklediğini belirtiyor. "Yağışlarda ciddi bir sapma var" İHA muhabirine konuşan Van YYÜ Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, geçmiş yıllara oranla yağış takviminde ciddi sapmalar yaşandığını belirtti. Prof. Dr. Alaeddinoğlu, "Havzayı ilgilendiren iki ekstrem değer var; bunlardan biri kasım, diğeri nisan ayıydı. Havza, geçmişte özellikle kasım ve nisan aylarında yoğun yağış alırdı. Kış aylarında da yağış görülürdü ancak en çok yağış bahar aylarında, özellikle de kasım ve nisan aylarında düşerdi. Ancak günümüzde bu yağışlarda ciddi bir sapma var. Sonbaharda düşen o yağışlar artık maalesef gerçekleşmiyor; burada radikal bir değişiklik söz konusu" dedi. "Yoğun kar yağışının etkisi 2027 yılına da sarkacak" Kar yağışının yağmurdan farklı olarak ekosisteme daha kalıcı fayda sağladığını dile getiren Alaeddinoğlu, "Özellikle havza, bölge ve ülke açısından kar yağışı büyük önem taşıyor. Çünkü kar yağışı, yağmurda olduğu gibi hemen eğim doğrultusunda akışa geçerek akarsular vasıtasıyla denizlere veya göllere dökülmüyor; aksine büyük ölçüde yer altı su sistemlerini besliyor. Böylece yaz aylarındaki ekstrem sıcaklıklarda dahi yer altı su sistemleri korunmuş, yani buharlaşmamış oluyor. Yer altı su sistemleri zayıf noktalardan yüzeye çıkarak kaynak sularını oluşturuyor, bu kaynak suları da akarsuları besliyor. Bu sayede akarsular yıl boyunca akışını sürdürme şansına sahip oluyor. Bu yıl gerçekleşen kar yağışı, havzanın 2026 yılını büyük ölçüde kurtardı. Bu veriler ışığında sorunsuz bir yaz geçireceğimizi söylemek mümkün. Dahası, yer altı su sistemlerini besleyen bu yağışların topraktaki yolculuğu akarsulardaki gibi hızlı değildir. Suyun yer altındaki hareketi toprağın yapısına bağlı olarak günde bir metre ilerleyebilir; bu yolculuk toprak yapısına bağlı olarak bazen 1, bazen 2, bazen de 10 yıl sürebilir. Suyun hemen akışa geçmeyip alt katmanlardaki yolculuğuna devam etmesi nedeniyle, bu yoğun kar yağışının etkisinin aslında 2027 yılına da sarkacağını söyleyebiliriz. Kaynak suları 2027’de de yer altı su sistemlerini ve akarsuları beslemeye devam edecek, dolayısıyla havzanın ihtiyaç duyduğu suyun en azından bir kısmını karşılayacaktır. Yani önümüzdeki yıl alacağımız yağışlar bir yana, bu yıl kar şeklinde düşen yağışları aslında 2027 için de bir fırsat ve avantaj olarak değerlendirmek gerekir" diye konuştu. Dağlık alanlardaki kar örtüsünün henüz tamamen erimediğini ve bunun da bir avantaj olduğunu değerlendiren Alaeddinoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sıcaklığın çok yüksek değerlere çıkmayışı, dağlık sahalardaki karların henüz tam erime safhasına geçmediğini gösteriyor. Bu karların erimesiyle beraber hem akarsu sistemlerinde hem baraj doluluk oranlarında hem de Van Gölü başta olmak üzere tüm göllerde bir iyileşme yaşanacak. Bu yılın, halkımızın arzu ettiği o manzaranın tekrar görünür olmasını sağlayacak bir dönem olacağını değerlendirebiliriz."