ÇEVRE - 05 Şubat 2026 Perşembe 12:28

Orman yangınlarına karşı köylerde seferberlik

A
A
A
Orman yangınlarına karşı köylerde seferberlik

Muğla Orman Bölge Müdürlüğü, yangın sezonu öncesi orman köylerinde bilgilendirme toplantılarına başlarken, orman köylerinde yangınların önlenmesi ve alınacak tedbirler vatandaşlara anlatılacak.



Muğla Orman Bölge Müdürlüğü tarafından, orman yangınlarının önlenmesi ve yangınlara karşı alınması gereken tedbirler konusunda orman köylerinde bilgilendirme toplantıları düzenleniyor. Yangın sezonunda yürütülen yoğun mücadele çalışmalarının ardından, kış aylarında kırsalda yaşayan vatandaşların bilinçlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdürüldüğü bildirildi. Bu kapsamda Muğla Orman Bölge Müdürlüğü’nün 2026 yılı köy bilgilendirme toplantıları Ocak ayında başladı. Muğla Orman Bölge Müdürü Mustafa Ülküdür, Fethiye’nin İnlice Mahallesi’nde gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısına katıldı. Ülküdür, yılın büyük bir bölümünün yangınlarla mücadeleyle geçtiğini belirterek, kış aylarında yapılan köy toplantılarıyla vatandaşlarla bir araya geldiklerini ve yangınların önlenmesine yönelik alınması gereken tedbirleri anlattıklarını ifade etti. Ülküdür ayrıca, yangın söndürme çalışmalarında orman ekiplerine destek veren vatandaşlara teşekkür etti. Öte yandan, İnlice’de gerçekleştirilen toplantının yanı sıra köy okulu da ziyaret edildi. Öğrencilere ormanın faydaları ve orman yangınları konusunda bilgilendirici kısa film izletildi. Ziyarette, Muğla Orman Bölge Müdürü Mustafa Ülküdür ile birlikte OYM Şube Müdürü Fedai Erdemli ve Fethiye Orman İşletme Müdürü Hakan Duman öğrencilere çeşitli hediyeler verdi.



Muğla Orman Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, köylerde yaşayan vatandaşlara yönelik bilgilendirme ve bilinçlendirme toplantılarının yangın sezonu öncesine kadar devam edeceği bildirildi. Program kapsamında Muğla ve Aydın illerindeki 12 Orman İşletme Müdürlüğü sorumluluk alanında bulunan tüm orman köylerinde bilgilendirme faaliyetleri gerçekleştirilecek.



Orman yangınlarına karşı köylerde seferberlik

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa 27. Ulusal İmmünoloji Kongresi Bursa’da gerçekleşti Türk İmmünoloji Derneği ve Bursa Uludağ Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen 27. Ulusal İmmünoloji Kongresi, 26-29 Nisan 2026 tarihleri arasında Bursa Uludağ Üniversitesi Görükle Yerleşkesinde, Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Bağışıklık sistemine yönelik çalışmaları bulunan ulusal ve uluslararası iki yüzden fazla bilim insanı kongrede bir araya geldi. İmmünoloji alanında çalışan bilim insanları, hekimler ve araştırmacıları buluşturan kongre, geniş kapsamlı bilimsel programı ve güçlü akademik etkileşim ortamıyla başarıyla tamamlandı. Etkinlik boyunca bilimsel iş birliği ve yenilikçi yaklaşımlar ön plana çıktı. Kongre öncesinde birbiriyle eşzamanlı yürütülen kurslarda translasyonel immünoloji, akan hücre ölçer teknolojileri ve nakil immünolojisi başlıkları ele alındı. Translasyonel immünoloji kursunda tümör mikroçevresi, humanize hayvan modelleri ve otoimmün hastalıkların deneysel yaklaşımları hem teorik hem de uygulamalı olarak incelenerek katılımcılara önemli laboratuvar deneyimi kazandırıldı. Akan hücre ölçer kursunda temel prensiplerden ileri düzey analizlere kadar kapsamlı bilgiler aktarılırken, immünfenotiplendirme ve veri analizi süreçleri detaylandırıldı. Nakil immünolojisine odaklanan kursta ise organ ve kök hücre nakillerinde karşılaşılan immünolojik sorunlar, HLA uyumu ve doku tiplendirme süreçleri bütüncül bir yaklaşımla değerlendirildi. Kongrede immünolojinin farklı alt alanlarını kapsayan çok sayıda güncel ve yenilikçi konu ele alındı. Hedeflenmiş tedaviler kapsamında kompleman sistemine yönelik yeni moleküller ve tedavi alanları öne çıkarken, immün repertuvara ve immün yetmezliklere ilişkin güncel yaklaşımlar ile omik teknolojilerin katkıları hastalıkların moleküler düzeyde anlaşılmasına ışık tuttu. Otoimmün hastalıklarda tolerans indükleyici hücre temelli tedaviler, immün regülasyonda kodlanmayan RNA’ların rolü ve hücresel mekanizmalar detaylı biçimde tartışıldı. Alerjik hastalıklarda ağır astım ve besin alerjilerine yönelik yeni tedavi stratejileri dikkat çekerken; genetik ve immün yanıt ilişkisi, HLA farklılıkları ve GWAS çalışmaları çerçevesinde değerlendirildi. Aşı ve tedavi teknolojilerinde ekstraselüler veziküller ve OMV tabanlı yaklaşımlar öne çıkarken, çevresel faktörlerin immün sistem üzerindeki etkileri de önemli başlıklar arasında yer aldı. Kanser immünolojisi oturumlarında tümör mikroçevresi, doğal lenfoid hücreler ve CAR-T/CAR-NK tedavileri ele alınırken, nöroimmünoloji alanında ise beyin-bağışıklık etkileşimi ve yeni omik yaklaşımlar dikkat çekti. Ayrıca epitelyal bariyer hipotezi gibi güncel kavramlar üzerinden çevresel etkenler ile bağışıklık sistemi arasındaki ilişki yeniden değerlendirildi. Tüm bu bilgi paylaşımı hastalık mekanizmalarının daha iyi anlaşılmasına ve yeni tedavi stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlamanın yanında katılımcılar arasında akademik iş birliklerinin kurulmasına aracılık ederek gelecekteki bilimsel projeler için zemin de hazırladı. "Çeşitlilik ve kapsayıcılığa sosyo-bilimsel bir bakış Çeşitliliğin Gücünü En İyi İmmünologlar Bilir" başlıklı konferansa yer vererek bu konuda öncülük etme özelliği kazanan kongrede bilimsel programın dışında fotoğraf gösterimi, tiyatro oyunu ve konserler gibi sosyal etkinlikler, katılımcılara disiplinler arası bir deneyim sundu. Kongre ayrıca Dünya İmmünoloji Günü kapsamında gerçekleştirilen etkinliklerle bilimsel farkındalığın artırılmasına katkıda bulundu. İmmünoloji alanında bilgi paylaşımını güçlendiren ve yenilikçi araştırmaları destekleyen bu önemli organizasyon, bilimsel üretkenliğe ve ulusal/uluslararası iş birliklerine katkı sunarak başarıyla tamamlandı. Kongre başkan Dr. Öğr. Üyesi Salih Haldun Bal programın ardından yaptığı değerlendirmede, "Kongremizde immünolojinin hem temel bilim hem de klinik uygulamalar açısından en güncel başlıklarını bir araya getirdik. Özellikle hedeflenmiş tedaviler, hücresel tedaviler, omik teknolojiler ve çevresel faktörlerin bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri gibi alanlarda çok değerli bilimsel paylaşımlar gerçekleşti. Bu kongrenin en önemli çıktılarından biri, farklı disiplinlerden gelen araştırmacıların ortak bir zeminde buluşarak yeni iş birliklerinin temellerini atmış olmasıdır. Bilimsel programımızı yalnızca bilgi aktarımıyla sınırlı tutmayıp, uygulamalı kurslarla genç araştırmacıların yetkinliklerini artırmayı da hedefledik. Bunun yanında, ‘çeşitlilik ve kapsayıcılık’ gibi bilimsel olduğu kadar toplumsal yönü de olan konulara yer vererek immünolojinin geniş perspektifini vurguladık. İnanıyoruz ki burada paylaşılan bilgiler ve kurulan iş birlikleri, önümüzdeki dönemde hem hastalıkların daha iyi anlaşılmasına hem de yenilikçi tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesine önemli katkılar sağlayacaktır" dedi. Türk İmmünoloji Derneği başkanı olarak Arzu Aral da, "27. Ulusal İmmünoloji Kongresi ile yalnızca bir bilimsel toplantı gerçekleştirmedik; immünolojinin geleceğini birlikte şekillendirecek güçlü ve bütüncül bir vizyon ortaya koyduk. Temel bilim ile klinik pratiğin gerçek anlamda kesiştiği, translasyonel tıbbın somut karşılık bulduğu bu kongre, hücresel tedavilerden omik teknolojilere, çevresel belirleyicilerden endotel ve epitel bariyer bütünlüğüne uzanan geniş bir perspektifle, immünolojinin hastalıkları yalnızca açıklayan değil, onları önleyen ve dönüştüren bir disiplin olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Bu kongrede özellikle vurgulanan bariyer odaklı yaklaşım, kronik inflamasyonun ve pek çok hastalığın ortak zeminini yeniden düşünmemizi sağlarken, temel bilimciler ile klinisyenler arasında kurulan güçlü köprüler, bu bilginin hastaya nasıl daha hızlı ve etkili yansıtılabileceğini gösterdi. Aynı zamanda, alanın ustaları ile genç araştırmacıların bir araya gelerek ortak bir dil ve heyecan üretmesi, immünolojinin geleceği açısından en kıymetli kazanımlarımızdan biri oldu. Bugün immünoloji, yalnızca hastalıkların tedavisinde değil, sağlıklı ve uzun yaşamın sürdürülebilirliğinde de belirleyici bir bilim alanı haline gelmiştir. Türk immünoloji camiası olarak bizler, bu dönüşümün aktif bir parçası olmaya; bilim üretmeye, iş birliklerini güçlendirmeye ve gelecekte söz sahibi olmaya kararlılıkla devam edeceğiz" şeklinde konuştu. Kongreyi organize eden Burkon Turizm’in Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Eker de, "Ülke genelinden hekimlerimizi Bursa’da ağırladık, konuklarımız çok memnun kaldılar" dedi.
İstanbul Çelik ve Yeşil Dönüşüm Ekosistemi Yeşil Çelik Zirvesi’nde buluştu Çelik sanayi ile teknoloji, enerji, tüketici sektörleri, girdi tedarikçileri, sürdürülebilirlik şirketleri ve kamu temsilcilerini aynı platformda buluşturan 3. Yeşil Çelik Zirvesi, SteelData organizasyonu ve Tosyalı Holding ana sponsorluğunda, İstanbul’da gerçekleştirildi. Zirve, çelik ve yeşil dönüşüm ekosisteminden yaklaşık 250 üst düzey yönetici ve uzmanı bir araya getirdi. Çelik sektörünün düşük karbonlu üretime geçiş sürecini çok boyutlu bir perspektifle ele alan "Yeşil Çelik Zirvesi - Green Steel Summit 2026" 7 İstanbul’da gerçekleştirildi. SteelData organizasyonu ve Tosyalı Holding ana sponsorluğunda düzenlenen zirve, küresel rekabet, regülasyonlar ve teknolojik dönüşüm ekseninde çelik endüstrisinin geleceğine odaklandı. Enerji, teknoloji, finans ve kamu başta olmak üzere farklı disiplinlerden üst düzey temsilcilerin katıldığı etkinlikte; karbonsuzlaşma stratejileri, emisyon yönetimi, döngüsel ekonomi uygulamaları ve sınırda karbon düzenlemeleri kapsamlı şekilde ele alındı. Zirve, SteelData Yöneticisi Şahap Ataman’ın açılış konuşmasıyla başlarken, Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson küresel çelik sektöründe yeşil dönüşümün dinamiklerine ilişkin bir keynote sunum gerçekleştirdi. Günün ilk oturumlarından ‘Yeşil Çelik Endüstrisine Adım Atmak ve Gelecek Beklentileri’ başlıklı CEO paneli, Escarus CEO’su Dr. Kubilay Kavak moderatörlüğünde; Hasçelik CEO ve Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Naci Faydasıçok, Metsims Sustainability CEO’su Dr. Hüdai Kara ve ClimeCo Türkiye CEO’su Volkan Ural’ın katılımıyla gerçekleştirildi. ‘CBAM ve ETS’nin Gerçekleri, Ticaret Yönetimi, Maliyetler ve Tedarik Zinciri’ başlıklı panel ise Tatmetal Satış ve Pazarlama Direktörü Gülçin Şimşek moderatörlüğünde; ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı, Çağ Çelik İcra Kurulu Üyesi Ercüment Ünal, Metalurjist Muammer Bilgiç ve Çolakoğlu Metalurji Sürdürülebilirlik Müdürü Can Ediboğlu’nun katılımıyla düzenlendi. Öğleden sonraki ‘Sıfır Net Emisyon Hedefine Geçiş ve Yeni Dönemde Küresel Çelik Sanayi ve Ticaretinin Dinamikleri’ oturumunda; Dünya Çelik Birliği Endüstri Analizi Direktörü Dr. Barış Çiftçi, C&D Turkey Kıdemli Ticaret Müdürü Tuğçe Ebru Paget, GMK Center CEO’su Stanislav Zinchenko ve SteelWatch Çelik Analisti Constantin Johnson değerlendirmelerde bulundu. Zirvenin son oturumunda ise MY Advisor CEO’su Murat Yapıcı, çelik ticaretinde değişen kurallar ve uluslararası ticaretin dinamiklerine, AKÇT Anlaşması, Serbest Ticaret Anlaşmaları ve AB ile ticari ilişkilere ilişkin görüşlerini paylaştı. Etkinliğin organizasyonunu üstlenen SteelData Yöneticisi Şahap Ataman, çelik sanayi ile yeşil dönüşüm ekosistemini bu yıl üçüncü kez bir araya getirmekten memnuniyet duyduklarını belirterek, "Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, zorunluluk. Çelik sektörü ise bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor. Bu zirve, yalnızca bugünü anlamak için değil, yarını birlikte inşa etmek için de önemli bir fırsat sunuyor. Tüm paydaşları aynı zeminde buluşturarak sektörün dönüşüm yolculuğunda güçlü bir sinerji ve iş birliği ortamı oluşturan bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz" dedi. "Çelik sektöründe rekabetin kuralları yeniden yazılıyor" Zirve kapsamında çelik sektörüne yönelik değerlendirmelerini paylaşan TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, sektörün küresel ölçekte yapısal bir dönüşümden geçtiğine dikkat çekerek, "Son yıllarda çelik sektöründe arz-talep dengesi kalıcı biçimde bozulurken, yüz milyonlarca tonluk âtıl kapasiteye rağmen piyasa dengelenemiyor. Bu tablo bize açık bir gerçekliği gösteriyor. Artık sadece üretmek ve büyümek yeterli değil. Rekabetin doğası köklü biçimde değişiyor. Maliyet avantajı tek başına belirleyici olmaktan çıkarken ticaret politikaları, anti-damping önlemleri ve karbon regülasyonları oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Bugün çeliğin maliyetini demir cevherinden çok karbon emisyonu belirliyor. Bu nedenle çelik sektörü, tüm dünyada stratejik bir alan olarak yeniden konumlanıyor; Avrupa Birliği ve ABD başta olmak üzere birçok ekonomi sektörü korumaya yönelik adımlar atıyor. Bizim de ülke olarak çelik sektörünü stratejik olarak yeniden konumlandırmamız gerekiyor. Bu yeni dönemde rekabet kadar iş birliği ve uyum politikaları da kritik bir belirleyici haline gelecek" ifadelerini kullandı. "Yeşil çelikte Türkiye önemli bir avantaja sahip" Türkiye’nin yeşil çelik dönüşümünde güçlü bir konumda bulunduğunu vurgulayan Fuat Tosyalı, "Türkiye, Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamındaki en kritik tedarikçilerinden biri. AB’ye ton bazında en çok ihracat gerçekleştiren 4. ülkeyiz. SKDM kapsamındaki ithalatta ise, toplam ihracat bedeli üzerinden Ukrayna’nın ardından 2. sırada yer alıyoruz. Demir-çelik sektöründe gerçek veri kullanım oranımız %82 seviyesinde; 1000 ton üzerindeki ihracatlarda ise bu oran %90’ın üzerine çıkıyor. Hurdaya dayalı üretim yapımız ve düşük emisyonlu teknolojilere yaptığımız yatırımlar, bizi yeşil çelik üretiminde güçlü bir konuma taşıyor. Yeter ki bu tabloyu doğru anlatalım. Avrupa ile dengeli ticaret yapımızı, lojistik avantajımızı ve stratejik rolümüzü net bir şekilde ortaya koyabilelim. Bunu başardığımızda Türkiye, yalnızca uyum sağlayan değil, Avrupa’nın yeşil çelik üretiminde kritik bir çözüm ortağı haline gelir. Bu dönüşümü de hep birlikte önemli bir fırsata çevirebiliriz" diye konuştu. "Karbonsuzlaşma, çelik sektöründe rekabetçiliğin temel belirleyicisi haline geldi" Küresel çelik sektöründe yeşil dönüşümün dinamiklerine ilişkin konuşmasında çok kritik konulara değinen Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson, "Çelik sektörü bugün iklim değişikliği, teknolojik dönüşüm, sosyoekonomik değişimler ve jeopolitik kırılmalar gibi dört büyük küresel trendin kesişim noktasında bulunuyor. Bu dönüşüm yalnızca üretim süreçlerini değil; tedarik zincirlerini, enerji sistemlerini, ticaret akışlarını ve şehirlerin geleceğini de yeniden şekillendiriyor. Buna rağmen sektör olarak geleceğe iyimser bakıyoruz. Bugün dünyada yaklaşık 2 milyar ton seviyesinde olan çelik kullanımının önümüzdeki 25 yılda 2,2 ila 2,4 milyar tona ulaşmasını bekliyoruz. Talep artık gelişmiş ekonomilerden gelişmekte olan ülkelere doğru kayıyor; başka bir ifadeyle çelik tüketiminde batıdan doğuya, kuzeyden güneye doğru önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Türkiye ise stratejik konumu, sanayi altyapısı ve üretim gücüyle bu dönüşümün önemli merkezlerinden biri olma potansiyeline sahip" dedi. Karbon azaltımı artık çelik sektörü için yalnızca çevresel bir hedef değil, aynı zamanda rekabetçiliğin ve gelecekteki büyümenin temel belirleyicilerinden biri haline geldi diyerek sözlerine devam eden Basson, "Sektör genelinde elektrifikasyon, hurda kullanımının artırılması, hidrojen bazlı üretim teknolojileri ve karbon yakalama çözümleri gibi çok sayıda yatırım hayata geçiriliyor. 2040 yılına kadar çelik sektörünün CO2 emisyonlarında yaklaşık %30 oranında düşüş sağlayabileceğimize inanıyoruz. 2050’de tam anlamıyla net sıfır bir noktaya ulaşmak kolay olmayabilir ancak bugüne kıyasla çok daha düşük karbonlu bir üretim yapısına yaklaşacağımız konusunda güçlü bir inanca sahibiz. Çelik sektörü ekonomik büyümeyi desteklemeye, istihdam oluşturmaya ve sürdürülebilir şehirlerin dönüşümüne katkı sunmaya devam edecek" ifadelerini kullandı.
Antalya Temizlik işleri ekipleri Alanya’yı bayrama hazırlıyor Alanya Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde kent genelinde kapsamlı temizlik çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Vatandaşların bayramı daha temiz, sağlıklı ve düzenli bir şehir ortamında geçirebilmesi amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, Alanya’nın birçok noktasında mesai harcanıyor. Yol yıkama arasözleri, vakumlu süpürge araçları ve mobil temizlik ekipleriyle gerçekleştirilen çalışmalar, Alanya girişinden başlayan Tosmur Mahallesi’ne kadar uzanan ana yol güzergâhında devam ediyor. Mahalleler de yürütülen çalışmalarla ana arterlerin yanı sıra ara sokaklar, kaldırımlar, refüjler ve vatandaşların yoğun olarak kullandığı alanlarda da detaylı temizlik uygulamaları yapılıyor. "Çalışmalar programlı şekilde devam edecek" Kent estetiğini korumak ve çevre temizliğini en üst seviyeye taşımak amacıyla çalışan ekipler, özellikle trafik yoğunluğunu ve vatandaşların günlük yaşamını etkilememek adına mesailerine gece saatlerinde başlıyor. Gece boyunca sürdürülen çalışmalarda yollar tazyikli suyla yıkanırken, kaldırımlarda biriken toz ve atıklar titizlikle temizleniyor. Süpürge araçları ise ana caddelerde detaylı temizlik gerçekleştirerek sabah saatlerine kadar şehri yeni güne hazırlıyor. Temizlik İşleri Müdürü Adem Demir, bayram öncesinde temizlik çalışmalarının ilçe genelinde programlı şekilde devam edeceğini belirterek, yapılan çalışmalar sayesinde hem kötü görüntülerin önüne geçildiği hem de sıcak yaz günleri öncesinde daha hijyenik bir kent ortamı oluşturulduğunu ifade etti. Temizlik İşleri Müdürlüğü ekiplerinin özverili çalışmaları vatandaşlardan da takdir toplarken, özellikle gece saatlerinde sürdürülen yoğun mesai sayesinde Alanya’nın cadde ve sokakları bayrama hazırlanıyor.
Artvin Karadeniz’deki heyelanlara karşı erken uyarı sistemi geliştirdiler Karadeniz Bölgesi’nde sık sık yaşanan heyelanlara karşı öğrenciler tarafından geliştirilen "Heyelan Erken Uyarı Sistemi", Artvin’in Hopa ilçesinde düzenlenen Bilim Fuarı’nda ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği projeler arasında yer aldı. Artvin’in Hopa ilçesinde Hopa 15 Temmuz Şehitleri Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi tarafından düzenlenen Bilim Fuarı’nda öğrencilerin hazırladığı bilimsel ve teknolojik projeler ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Karadeniz Bölgesi’nde sık sık yaşanan heyelanlara yönelik geliştirilen "Heyelan Erken Uyarı Sistemi" ise fuarın en dikkat çeken projeleri arasında yer aldı. Okulda gerçekleştirilen fuarda öğrenciler, danışman öğretmenleri eşliğinde hazırladıkları 16 projeyi sergiledi. Fuarda heyelan erken uyarı sistemi, atık bitkisel yağlardan sabun yapımı, görme engelliler için 3D yazıcı ile kabartma tabela yapımı, güneş enerjili tır modeli, otomatik sokak lambası sistemi, atık malzemelerden elektrik süpürgesi tasarımı ve akıllı otopark sistemleri gibi projeler sergilendi. Karadeniz Bölgesi’nde sıklıkla meydana gelen heyelanlara dikkat çekmek için hazırlanan "Heyelan Erken Uyarı Sistemi" projesi ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Toprak hareketlerini önceden tespit etmeyi amaçlayan sistemin afet riskine karşı farkındalık oluşturmasının yanı sıra can ve mal kayıplarının önlenmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Fuarda en dikkat çeken projelerden biri ise 16 yaşındaki Embiya Akkaya’nın hazırladığı araç oldu. Akkaya, "150 Dodge Fargo modelinden esinlenerek yaptığımız aracı yüzde 50 demir ve yüzde 50 ahşap kullanarak tasarladık. Araçta 6 adet el arabası tekeri kullandık. Diferansiyel ve şaft sistemi üzerinde çalışıyoruz. Motor olarak çay toplama motoru kullandım. Fren ve şanzıman sistemi eksik olduğu için yürüyüş aksamında bazı sorunlar yaşanıyor. Daha güçlü bir motor kullanarak aracımı geliştirmeyi düşünüyorum" dedi. Bilim Fuarı’nı ziyaret eden Hopa Belediye Başkanı Utku Cihan, "Öğrencilerimizin ortaya koyduğu projeleri gerçekten çok değerli buluyoruz. Özellikle üç boyutlu yazıcı ve tasarım odaklı çalışmalar dikkat çekiyor. Gençlerimizin teknolojiyle üretim odaklı şekilde ilgilenmesi bizleri mutlu ediyor. Belediye olarak uygulanabilir projelere destek vermeye hazırız" diye konuştu. Okul Müdürü Berat Sevinç ise, "Fuarda 11 danışman öğretmen ve 35 öğrencimiz görev aldı. Öğrencilerimizin bilim ve teknoloji alanında ileride önemli çalışmalar yapabilmesi adına altyapı oluşturmaya çalışıyoruz. Mevlana’nın dediği gibi açılmamış kanatların büyüklüğü bilinmez. Öğrencilerimizin açacağı kanatların sorumluluğunu omuzlarımızda hissediyoruz" ifadelerini kullandı.