ÇEVRE - 08 Ağustos 2025 Cuma 12:22

Köylüye ve doğaya hayat veren göletler kuruyor

A
A
A
Köylüye ve doğaya hayat veren göletler kuruyor

Manisa Yuntdağlılar Derneği (Yunt-Der) Başkanı Halil Uyumaz, Yuntdağı bölgesindeki göletlerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, bu alanların acilen bakım ve onarımdan geçirilmesi gerektiğini söyledi.


Yuntdağı’nda çıkan yangınlarda göletlerin helikopterler tarafından aktif şekilde kullanıldığını hatırlatan Uyumaz, birçok gölette artık su kalmadığını ve bu durumun hem hayvancılığı hem de yangınla mücadeleyi olumsuz etkilediğini dile getirdi.


Başkan Uyumaz, Davutlar ile Kale Mahallesi arasında yer alan gölette su seviyesinin ciddi oranda düştüğüne dikkat çekerek, "Gölet, bölgedeki köylerde bulunan büyükbaş hayvanların da su ihtiyacını karşılamaktadır. Su seviyesi iyice azalmış durumda iken, Orman Genel Müdürlüğü, Orman İşletme Müdürlükleri ve belediyelerimiz tarafından el birliğiyle bu göletlerin su havzaları genişletilip derinleştirilerek daha kullanışlı hale getirilmelidir. Sayılarının da Yuntdağı bölgemizde artırılmasıyla, orman yangınlarında helikopterlerin kısa sürede müdahalesi sağlanabilir. Şu an helikopterin alabileceği kadar su maalesef yok. Göletlerin dibinde kalan su adeta çamurlaşmış durumda. Daha derin ve genişletilmiş olursa, yangınlar veya beklenmeyen afetler sırasında buradan helikopter ve tankerlerle su alınarak kısa sürede müdahale edilebilir." diye konuştu.


Kale Göleti kurudu


Yuntdağı bölgesindeki Kale Mahallesi yakınlarında bulunan göletin tamamen kuruduğunu belirten Uyumaz, sözlerine şöyle devam etti: "Kale köyümüzün yol virajında bulunan gölet kurumuş durumda. Hazır bu gölette bir damla su yokken, genişletme ve derinleştirme çalışmaları yapılarak yağacak yağmurlarda daha fazla su birikmesi sağlanabilir."


"Yağmur sularını göletlerde toplayalım"


Su sıkıntısının artık hayatın her alanında hissedildiğini vurgulayan Uyumaz, yer altı sularının da çekildiğini belirtti. Göletlerin bu noktada büyük bir görev üstlenebileceğini dile getiren Uyumaz, "Bir damla suya bile ihtiyacımız olabileceği için bu göletlerin yağmur sularını tasarruf etmek için genişletilmesi ve derinleştirilerek olabilecek yangınlarda kullanılmak üzere hazır tutulması gerekmektedir. Hem bölgemizdeki köylerdeki hayvancılık için hem de afetlere karşı bu göletler büyük önem taşıyor. Göletlerin su seviyeleri düşükken acilen gerekli bakım ve onarım çalışmalarının tamamlanması gerekiyor." dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor" Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde gündeme gelen hantavirüsle ilgili, "İnsandan insana bulaşmıyordu. Bir tane varyantı var, o da Andes varyantı. Bunu çok duyacağınızı öğrenin. Bu And-v virüsü insandan insana bulaşıyor. Ama nasıl bulaşıyor, yakın temasla" dedi. Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde gündeme gelen hantavirüse ilişkin açıklamalarda bulundu. TGRT Haber’de canlı yayına katılan Erbaş, virüsün varyantlarından ve bulaşma yollarından bahsetti. Erbaş, "Hantavirüs bütün dünyada normalde görülen bir virüstü. Normalde hantavirüs kemirgenlerden bulaşıyor. Fare, hamster, sincap bu farelerin tükürüğünde var. Amerika’da bu salgın nasıl oluyordu eskiden. Amerika’da bir kadın kileri süpürür, kilere bizim fare dışkısını yapmıştır. Dışkı kurumuştur, süpürürken de onu solur. Amerika’da şöyle derlerdi; kilerde fare varsa yeri ıslat kalkmasın diye. Kilerleri elektrik süpürgesiyle süpürme. Neden? Çekiyorsun virüs elektrik süpürgesinden çıkıyor. Bu kadın süpürdükten tam 25-30 gün sonra ateşle başlar, bulantı kusma ve sırt ağrısı. Asla farenjit burun akıntısı yapmaz. Direk öksürük yapar. Öksürük ikinci günde seni entübe eder. Öksürürken nefes darlığı olur ve akciğer su toplar. Kendi suyunda boğulursun. Akciğer ödemi diyoruz. Hastaların yüzde 50’si entübe olup ölürdü. İlacı yok. Sadece converesan plazma dediğimiz eskiden hantadan kurtulmuş birinin plazmasını hastaya verdik mi hastanın kurtulma ihtimali yüzde 70’lere çıkar" dedi. Hantavirüsün bulaşma yollarına değinen Erbaş, "Hantavirüs normalde kimden bulaşıyor? Fareden. İnsandan insana bulaşmıyordu. Bir tane varyantı var, o da Andes varyantı. Bunu çok duyacağınızı öğrenin. Bu And-v virüsü insandan insana bulaşıyor. Ama nasıl bulaşıyor, yakın temasla. Buradaki adı, hanta değil artık, hantanın en az 50 alt tipi var. And virüs, Andes virüs. Bu yeni bir virüs. Normalde hiçbir hantta insandan insana bulaşmıyor. Ama bu And-v bulaşıyor, Andes varyantı. Onun için bunu çok duyacaksınız. Bu sene değil, seneye de duyacaksınız, öbür sene de duyacaksınız. Bu bir gün, patlayacak. Çünkü bu, 2018 yılında patladı, bir seyahat gemisinde oldu. İki tane kapma olabilir, Arjantin’den orada aralarından gezinirken farelerin ve sincapların dışkılarını mı soludular, olabilir? İki, bazen de fare geminin içine girer. O zaman gemide fare olursa, onların dışkısı-idrarından bazen de ısırıklarından da bulaşabilir. Ama bunlar gemide fare yok diyorlar. Diyorlar ki, bunlar Arjantin’den kuş gözlemi yaparken kaptı. Peki nasıl bulaşıyor, çok yakın temasta bulaşıyor. Öksürük, aksırıkla ve cinsel ilişkiyle bulaşıyor, vücut salgınından bulaşıyor" diye konuştu. "Amerika’da Meriland’da askeri birliklerde aşısı denendi" Bunun yeni bir salgın olduğunu ve aşısı üzerinde daha önce çalışmalar yapıldığını söyleyen Erbaş, "Şu an vaka sıfır diyorlar. Vaka sıfırın bir özelliği, süper bulaştırıcı, hiper bulaştırıcı denen bir şey var. Normal bir salgın sırasında, bir bulaştırma olayı 8-10 kişiye yayarken, süper bulaştırıcılar 100 kişiye yayıyor. Sıkıntı şu, eğer bu insanlar süper bulaştırıcı ise o zaman yandı. Bir de virüsün inkübasyon dediğimiz, bir belirti vermeden durduğu dönem, 1 ila 6 hafta bazen 8 hafta bir süreç ve 60 güne kadar çıkabiliyor. Yeni bir virüsle karşı karşıyayız, ne halt yediğini bilmiyoruz. Ama Amerikan askerleri bunları Kuzey Amerika’da biliyordu o bölgede. Amerika’da bunun aşısı denendi, Meriland’da, askeri birliklerde. Bunun aşısının bir özelliği var, hiç iğneyi sokmadan, karşıdan tabancayla yapıyorlar, püskürtmeli. Asker kolunu açar, püskürtmeyle 0,5 milimetre basıyor, şak diye aşı içeri giriyor. Bu aşıların yayınları yapılmıştı. Bu, aslında geleceği biliniyordu. Dünyada hanta, solonum virüsü, lassa ateşi, o da farelerden bulaşır, ebola ve birkaç tane marburg gibi virüsler, bunlar Biyogüvenlik Seviyesi 4 (BSL 4) laboratuvarlarda çalışılıyordu. Hatta Çin’de bir laboratuvar 4 virüsü birbirine kenetleyip, yeni bir hibrit virüs yaptım diye yayını yaptı. Böyle bir sıkıntı oldu" ifadelerini kullandı. "Belli gen grubunu öldürüyor" Virüsün belli gen grubunu öldürdüğünü belirten Erbaş, "Hanta virüsünü insandan insana bulaştıran bir varyantıyla beraberiz. Hoş bir şey değil, bir şeyler geliyor demektir. Çok ölümcül bir virüs olduğu biliyoruz. Bir ilaç var, deneniyor ama etkisi çok sınırlı. Bir de bir özelliği daha var. Yaşlıları çok öldürüyor, 70 yaş ve üstü. İki, ek hastalığı olanları çok öldürüyor. Diyabet, koah, akciğer hastalığı olanları çok öldürüyor. Bir de HLA-B8 varsa, belli gen grubunu öldürüyor. Kim bunlar? Tip-1 diyabetliler, çölyaklılar, romatolotojik hastalığı olanlar, haşimatolar, gravesleri bunları çok öldürüyor" şeklinde konuştu.