ASAYİŞ - 24 Ekim 2025 Cuma 09:43

Engelli hakkına engel olana sıkı takip

A
A
A
Engelli hakkına engel olana sıkı takip

Manisa’da engelli rampası ve park yeri ihlallerine yönelik düzenlenen denetimlerde 98 sürücüye toplam 177 bin 934 lira ceza kesildi, 1 araç trafikten men edildi.


Manisa İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ve ilçe trafik birimleri tarafından 23 Ekim günü gerçekleştirilen denetimlerde, engelli rampası ve park yeri ihlallerine yönelik sıkı kontroller yapıldı.


İl genelinde 21 ekip ve 40 personelin katılımıyla yapılan uygulamada toplam 270 araç ve sürücü kontrol edildi. Kusurlu görülen 98 araç ve sürücüsüne toplam 177 bin 934 lira idari para cezası uygulandı. Denetimlerde ayrıca 1 araç trafikten men edildi.


Manisa İl Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, vatandaşların huzur ve güvenliği için trafik denetimlerinin kararlılıkla devam edeceği bildirildi.



Engelli hakkına engel olana sıkı takip

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Mevsimsel alerjiler artışta Mevsim geçişleri ve polen yoğunluğunun artmasıyla birlikte alerjik bünyeye sahip kişilerde şikayetler had safhaya ulaştı. Hapşırma, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, öksürük, nefes darlığı ve gözlerde yaşarma en sık görülen belirtiler arasında yer alıyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Medical Park Karadeniz Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, kıştan yaza ve bahardan yaza geçiş dönemlerinde farklı polenlere bağlı olarak alerjik yakınmaların hızla arttığını belirtti. Hapşırma, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, boğazda gıcıklanma, öksürük, balgam, nefes darlığı, hırıltılı solunum ve gözlerde yaşarma gibi şikayetlerle ortaya çıkan alerjilerin kişiden kişiye değişebildiği ifade eden Özlü, "Kıştan yaza girerken, bahardan yaza girerken farklı polenlere bağlı olarak özellikle alerjik bünyeli kişilerde alerjik yakınmalar hemen artmaya başlıyor. Hapşırma, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, boğazda gıcıklanma, öksürük, balgam, nefes darlığı, hırıltılı solunum, gözlerde yaşarma gibi şikayetlerle kendini gösterir. Hastalar hemen fark ediyor. Mevsimi değişir kişiden kişiye her hastada aynı olmuyor. Bazı hastalar yaz döneminde olabilir bazılarında bahar döneminde olabilir. Mevsimler alerjiler genelde polenle ilişkilidir. Ama bazen de ev tozları ya da funguslar gibi mevsimsel iklim şartlarına bağlı olarak yoğunluk değiştiği için bu tür alerjenlere karşı da semptomlar ve duyarlılık mevsimsel olarak değişebilir. Sonuç ihtimali de bu içinde bulunduğumuz mevsim hakikaten en sıklıkla mevsimsel alerjilerin kontrolden çıktığı, şikayetlerin yoğunlaştığı döneme denk geliyor. Eğer hastalarımızın önceki yıllarda buna benzer mevsimsel alerjik şikayetleri varsa aslında mevsime girmeden önce tedaviye başlamaları ya da tedaviyi arttırmaları gerekiyor. Mevsimden 15-20 gün önce aslında alerji tedavisine başlamak ve yoğunlaştırmakta fayda var. Mevsim bittikten sonra da tedavi azaltılabilir ya da tamamen kesilebilir. Tedavi yanında kaçınmak da önemli. Pek çok alerjenden tamamen hani korunmak mümkün değil. Ama polen alerjileri havada var ve dışarı çıktığınız zaman ister istemez maruz kalıyorsunuz. Özellikle sizin duyarlı olduğunuz polenlerin yoğun olduğu mevsimlerde özetle rüzgarlı havalarda daha dikkatli olmak ve dışarıya çıkmamak gerektiğini söylüyoruz. Evde de olsalar kapıyı, pencereyi açmamalarını balkona çıkmamalarını söylüyoruz. Mümkün olduğu kadar kapalı ortamda polen yükünü geçirmelerinde fayda var. Eğer dışarı çıkmak da gerekiyorsa özellikle filtreli maske dediğimiz N95 ve N97 türü takarlarsa bu polenler maskede tutulur ve kendileri açısından güvenli olur. Mevsimsel alerjiler artık üretilebiliyor yani bu konuda etkili güvenli ilaçlar var. Hastanın ihtiyacına göre bu ilaçları değişen dozlarda ve kombinasyonlarda kullanıyoruz. Genelde iyi sonuçlar alıyoruz" dedi. "Enfeksiyon sonrası da alerjik tetikleniyor" Kıştan kalan viral solunum yolu enfeksiyonlarının etkisinin sürdüğü, bazı şikayetlerin hem enfeksiyon hem de alerji kaynaklı olabildiği kaydeden Özlü, "Henüz kıştan kalma enfeksiyon ve bunlara bağlı şikayetler tam geçmiş değil. Biz viral enfeksiyonları görmeye devam ediyoruz. İnfluenza dediğimiz grip artık yok azaldı. Diğer solunum yolu virüsleri hala yoğun olarak görülüyor. Şu anda ortaya çıkan semptomların bir kısmı alerjenlere bağlı ama bir kısmı da enfeksiyonlara bağlı. Enfeksiyon sonrası da alerjik tetikleniyor yani bu ikisi aslında bir arada da görülebiliyor. Mevsimsel alerjilerde günümüzde süre uzadı ve yoğunluk arttı. Burada küresel ısınmanın da etkisi var. Maalesef küresel ısınma hem havadaki alerjen yükünün daha yoğunlaşmasına neden oluyor hem de alerjenlere maruz kalma süresinin daha çok uzamasına neden oluyor. Bu da mevsimsel alerjileri maalesef arttırıyor" ifadelerini kullandı.
İstanbul Fenerbahçe, Başakşehir’i konuk edecek Fenerbahçe, Trendyol Süper Lig’in 32. haftasında yarın RAMS Başakşehir’i konuk edecek. Trendyol Süper Lig’in 32. hafta maçında Fenerbahçe, yarın saat 20.00’de evinde Başakşehir ile karşı karşıya gelecek. Ligde sarı-lacivertliler, 19 galibiyet, 10 beraberlik ve 2 mağlubiyetle aldığı 67 puanla 2. sırada bulunuyor. Turuncu-lacivertliler ise 14 galibiyet, 9 beraberlik ve 8 mağlubiyet sonucunda topladığı 51 puanla 4. sırada yer alıyor. Son 10 maç Fenerbahçe ile Başakşehir arasında Süper Lig’de oynanan son 10 mücadelede sarı-lacivertliler 7 galibiyet elde ederken, turuncu-lacivertliler de 2 kez kazandı. 1 müsabakada ise berabere tamamlandı. Bu süreçteki maçlarda Kanarya’nın 18 golüne, Başakşehir 8 golle yanıt verdi. İki takım arasında sezonun ilk yarısında Başakşehir’de oynanan karşılaşma 1-1 sona erdi. Takımın başında Zeki Murat Göle olacak Fenerbahçe’de Teknik Direktör Domenico Tedesco ile yolların ayrılmasından sonra kalan 3 haftada takımın başında Yardımcı Antrenör Zeki Murat Göle olacak. Bu sezon ilk haftalardaki Gençlerbirliği maçında takımın başında olan Göle, 1 Mart tarihinde oynanan Antalyaspor karşılaşmasında da Tedesco’nun cezası nedeniyle saha kenarında yer aldı. Zeki Murat Göle, ligin 26. haftasında konuk oldukları Fatih Karagümrük maçında da görev yaptı. Göle, yarınki maçla birlikte 4. kez takımın başında olacak. İç saha karnesi Sarı-lacivertliler, Süper Lig’de bu sezon evinde 15 maça çıktı. Fenerbahçe, 10 galibiyet elde ederken, 5 maçta ise sahadan beraberlikle ayrıldı. Kanarya, iç sahadaki puan kayıplarının 4’ünde öne geçmesine rağmen skoru koruyamadı. Sarı-lacivertliler Kadıköy’de oynadığı müsabakalarda 34 gol atarken, kalesinde 15 gol gördü. Ederson, Guendouzi, Brown ve Mert Müldür cezalı Galatasaray ile oynanan derbide kart gören 4 futbolcu Başakşehir’e karşı forma giyemeyecek. Kırmızı kartla cezalandırılan Ederson’un yanı sıra sarı kart görerek cezalı duruma düşen Archie Brown, Matteo Guendouzi ve Mert Müldür de kadroda olmayacak. 4 futbolcu kart sınırında Fenerbahçe’de Kerem Aktürkoğlu, Nelson Semedo, Anthony Musaba ve Dorgeles Nene sarı kart ceza sınırında yer alıyor. Bu futbolcular karşılaşmada sarı kart görmeleri halinde gelecek hafta oynanacak Konyaspor maçında forma giyemeyecek. Oğuzhan Aksu düdük çalacak Fenerbahçe ile Başakşehir arasında oynanacak müsabakayı hakem Oğuzhan Aksu yönetecek. Aksu’nun yardımcılıklarını Anıl Usta ile Gökhan Barcın yapacak. Maçın dördüncü hakemi ise Gürcan Hasova olacak.
İzmir İzmir’deki taksiciler müşteri memnuniyeti için eğitimden geçiyor İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası tarafından kent içi ulaşımda kalite standartlarını yükseltmek ve müşteri memnuniyetini artırmak amacıyla taksi şoförlerine yönelik kapsamlı bir eğitim programı hayata geçirildi. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası’nda 11 Ocak tarihinde gerçekleştirilen genel kurulun ardından büyük bir destek ve yüksek oy oranıyla başkanlığa seçilen Erkan Özkan liderliğinde başlatılan dönüşüm süreci, oda bünyesinde her geçen gün daha belirgin şekilde hissedilmeye devam ediyor. Bir şoförün mesaiye başladığı ilk andan mesai bitiminde kontak kapattığı ana kadar gün içinde yaşayabileceği tüm detayları barındıran eğitim programı oldukça geniş bir müfredatı kapsıyor. Program çerçevesinde şoförlerin kişisel kılık kıyafet düzeninden başlayarak, yolcuyu araca alma ve güvenli bir şekilde indirme kuralları ile güler yüzlü müşteri karşılama gibi mesleki nezaket adımları titizlikle işleniyor. Seyahat esnasındaki iletişim süreçlerinin de aktarıldığı eğitim sürecini başarıyla tamamlayan şoförlere özel bir katılım belgesi takdim ediliyor. Bu belgeye sahip taksilerin, kent içi ulaşımda kalite standartlarını en üst seviyeye taşıyarak İzmirlilere daha güvenli, saygılı, huzurlu ve vizyoner bir seyahat deneyimi sunması, böylece kent ulaşımında yepyeni bir dönemin başlatılması amaçlanıyor. "Sektör üzerindeki kötü algı ortadan kalkacak" Taksicilik sektöründe bir ilki gerçekleştirdiklerini vurgulayan İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, "İzmir, ilklerin şehri olarak yine bir ilke imza atıyor. Bazı çıkar gruplarının son birkaç yıldır sektörümüze yönelik yürüttüğü negatif politikalara ve oluşturulan algıya rağmen, taksicilerin toplumun aynası olduğunu, eğitime ve yeniliklere açık olduklarını göstermek için bu çalışmayı başlattık. Amacımız, zedelenen taksici imajının yerine halkla ilişkileri kuvvetli, pozitif ve enerjik bir profil inşa etmektir. Anlaştığımız eğitim kurumu aracılığıyla esnafımıza müşteri diyaloğu, kişisel bakım ve araç temizliği gibi konularda 45 ve 45 dakika şeklinde dersler veriyoruz. Bu süreci kararlılıkla devam ettireceğiz. Temel gayemiz, hem müşteri memnuniyetini en üst seviyeye çıkararak olumsuz algıyı kırmak hem de taksici esnafımızın kazancını artırarak ekmeğini büyütmektir" dedi. "Tüm Türkiye’ye örnek olacak" Düzenlenen eğitimin İzmir’den bütün ülkeye örnek olacağını belirten eğitmen Mehmet Nur Yıldız ise, "2026 yılında başkanımız Erkan bey ile birlikte başladığımız eğitimle üyelerimizi geliştirmek, sahada daha etkin hale getirmek ve taksicilik hizmetinin ne kadar değerli bir sektör olduğunu herkese anlatmak için buradayız. Eğitimin içeriğinde taksimizin nasıl olması ve hangi kurallara uyması gerektiği, taksi şoförlerinin etik kuralları, müşterinin ağırlanması ve uğurlanması, hitabet, görünüm ile aracın temizliği yer alıyor. Yeni vizyon bütün Türkiye’deki taksi şoförü arkadaşlarımıza öncülük etmiş olacak. Herkes kendi prestijinin ve öneminin çok daha iyi farkında olacak ve bu eğitim taksicilik sektörünü daha da yükseltecektir" ifadelerini kullandı.
Malatya "Türkiye’de Doğurganlık Çöküşü ile Mücadele" çalıştayı tamamlandı İnönü Üniversitesi ev sahipliğinde Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezi’nde 28-30 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilen Demografik Gelecek Zirvesi’nde "Türkiye’de Doğurganlık Çöküşü ile Mücadele" Çalıştayı, üç gün süren yoğun programın ardından sona erdi. Akademisyenler, kamu kurum temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve farklı disiplinlerden uzmanların katılımıyla gerçekleştirilen çalıştayda, Türkiye’nin nüfus yapısı, doğurganlık oranları, aile, değerler, göç, istihdam ve sosyokültürel dönüşüm konuları çok boyutlu olarak ele alındı. "Demografik yapı Türkiye’nin beka meselesidir" Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İsmet Koç, demografik konuların son yıllarda Türkiye açısından daha kritik hale geldiğini belirtti. Koç, "Özellikle son iki yılda nüfus meselesi Türkiye’de çok önemli bir hale geldi ve giderek bir beka sorununa dönüştü. Bugüne kadar çok fazla çalışmaya katıldım ama ilk kez meseleye tüm boyutlarıyla böyle bütüncül bir şekilde bakan bir çalıştaya katılmış oluyorum" dedi. Çalıştayın çok yönlü yapısına vurgu yapan Koç, "Meselenin millî güvenlik boyutu, istihdam boyutu, barınma boyutu, eğitim boyutu ve sağlık boyutu tüm yönleriyle ele alındı. Alanında uzman isimlerle doğurganlığın azalmasının arkasında yatan tüm faktörleri tartışma imkanımız oldu ve çok önemli politika öncelik alanları belirlendi." şeklinde konuştu. Koç, ortaya çıkan politika başlıklarının kamu kurumları açısından yol gösterici olacağını ifade etti. "Çalıştay çıktıları ülkemizin sorunlarının çözülmesine büyük katkılar verecek" Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Feyziye Çetinkaya da çalıştayın en verimli kısmının tematik gruplar halinde yürütülen tartışmalar olduğunu belirtti. Çetinkaya, "Çalıştayın asıl verimli olan aşaması, gruplara ayrılarak farklı başlıklar altında konuyu tartışmamızdı. Farklı alanlarda hizmet veren akademisyenler, sahadan gelen uzmanlar, Aile Bakanlığından sosyal hizmet uzmanları, psikologlar, iktisadi alanda ve nüfus konusunda çalışanlar gibi çok farklı sektörleri bir araya getirerek ülkemiz açısından sorun alanı oluşturan demografik dönüşümle ilgili konuları tartıştık" dedi. Çetinkaya, ortaya çıkan sonuçlarla politika geliştirilmesinin önemli olduğunu ifade etti. Jeopolitik Öngörü Enstitüsü Başkanı, Emekli Tümgeneral ve Akademisyen Doç. Dr. Güray Alpar, çalıştayın kapsamına dikkat çekerek, "Nüfus yapısıyla ve doğurganlıkla ilgili birçok konunun yanı sıra, yaşlı nüfus ve göç olayı da bu işin içerisinde değerlendiriliyor. Bu çalıştay, nüfus konularında Türkiye’deki en geniş kapsamlı çalışmalardan birisi oldu. Üç gün devam eden süreç içerisinde konuyu birçok yönüyle inceleme ve bu konulardaki uzmanların görüşlerini dinleme fırsatı bulduk. Sağlam bilgilere ve gerçek verilere sahip olmak bundan sonraki planlamalar için bizlere ışık tutuyor; bir altyapı sağlıyor." dedi. Demografik yapının güvenlik boyutuna da değinen Alpar, "Konunun birçok boyutu yanında güvenlik boyutu da oldukça önemli. Sağlam bir nüfus yapısına sahip olmak bir ülkenin geleceği ve bekası açısından oldukça büyük bir önem taşıyor" ifadelerini kullandı. İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Metin Fikret Genç de özellikle göç ve iş gücü konularının çalıştayda öne çıktığını belirtti. "Demografik Gelecek ile ilgili olan bu çalıştay, elde edilen sonuçları itibarıyla politika yapıcılara ve yürütücülere gerçekten yol gösterecektir." diyen Genç, "Türkiye’nin özellikle yeni iş gücüne ihtiyacı olduğu göz önüne alındığında, farklı politikalarla Türkiye’den dışarıya doğru olan beyin göçünün azaltılması konusu çok önemle değerlendirildi. Ülkemizdeki misafirlerin bir kısmı dönecek; bir kısmı ise kalacak. Kalacak olan kişilerin nitelikli hale getirilmesi, meslek sahibi yapılması ve Türk toplumuna entegre edilmelerinin sağlanması önerildi" şeklinde konuştu. "Bir milli güvenlik sorunuyla karşı karşıyayız" İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat ise doğurganlık hızındaki düşüşün oluşturduğu tehlikeye dikkat çekti. Akpolat, "Dünyada olduğu gibi ülkemizde de derin bir demografik krizin eşiğinde bulunuyoruz. Bir ülkenin nüfusunu sürdürebilmesi için gerekli olan yenilenme eşiği 2,1 olarak tanımlanmaktadır. Oysa ülkemizde doğurganlık hızı 1,48’e inmiş durumdadır. Cumhurbaşkanımızın da sık sık ifade ettiği şekliyle bu durum, bu gidişat bir varoluşsal tehdit, bir felaket hatta bir milli güvenlik sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Genç nüfus avantajımızı kaybediyoruz. Nüfusumuz hızla yaşlanıyor. Tedbir almak için zamanımız daralıyor ve bu sürece seyirci kalma lüksümüz yok" dedi. Akpolat, üniversitelerin toplumsal sorunların çözümünde önemli sorumlulukları olduğunu belirterek bu doğrultuda yürütülen tüm çalışmaları desteklemeye devam edeceklerini belirtti. Çalıştay kapsamında oluşturulan tematik masalarda, demografik dayanıklılık, aktif yaşlanma ve teknoloji entegrasyonu, barınma, kentleşme ve aile dostu yerel yönetimler, uluslararası göç, nüfus ikamesi ve uyum, medikal demografi, biyolojik riskler ve üreme sağlığı, kamu maliyesi, iktisadi sürdürülebilirlik ve istihdam, sosyokültürel dönüşüm, değerler ve aile dinamikleri, erken çocukluk bakımı ve kapsayıcılık gibi başlıklar detaylı şekilde ele alındı. Prof. Dr. Ali Özer başkanlığında çalıştay genel kurul toplantısı gerçekleştirildi. Genel kurul toplantısında, düzenleme kurulu üyeleri, masa başkanları, raportörler ve uzmanlar çalıştay süresince hazırladıkları sonuç raporlarını paylaştı. Çalıştay sonunda Rektör Yardımcısı ve Çalıştay Başkanı Prof. Dr. Ali Özer, çalıştayın gerçekleşmesinde güçlü desteklerini, teşviğini ve vizyoner yaklaşımını esirgemeyen İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat’a şükranlarını sundu ve bu başarılı organizasyonun parçası olan tüm paydaşlara teşekkür etti.